Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Faiz Oranları

Kapsül Haber Ajansı - Faiz Oranları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Faiz Oranları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor Haber

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor

İşletme kredilerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir faiz artışı ise küresel iflas artışını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye’de lider konumda bulunan Coface, 2026 yılına ilişkin iflas görünümünde kalıcı bir toparlanmadan çok temkinli ve kırılgan bir dengeye işaret etti. Coface’in Kuzeybatı Avrupa (Birleşik Krallık ve İrlanda, Benelüks ve Nordik ülkeler) Ekonomisti Jonathan Steenberg’in değerlendirmelerine göre, 2026 yılında küresel ölçekte ticari iflasların yüzde 2,8 artması bekleniyor ancak bu tablo gerçek bir toparlanmadan çok geçici bir duraklamaya işaret ediyor. Steenberg’in değerlendirmelerine göre; Fransa ve Birleşik Krallık’ta iflas artışı yüzde 2 seviyesinde gerçekleşirken, ABD’de gümrük vergileri gibi son politika adımlarından etkilenen sektörlerin etkisiyle bu oran yüzde 4’e ulaşabilir. Almanya’da kamu teşviklerine rağmen özel sektör faaliyetlerindeki zayıflık nedeniyle artışın yüzde 1 ile sınırlı kalması öngörülürken, aktif şirket sayısındaki düşüşün etkisiyle İtalya’da yüzde 2 oranında artış, güçlenen makroekonomik ivmenin desteğiyle İspanya’da ise yüzde 3 oranında gerileme bekleniyor. “2026’da iflaslar azalmayacak, sadece artış hızı yavaşlayacak” 2026’nın bir iyileşme yılından ziyade, geçici bir nefes alma dönemi olacağını vurgulayan Coface’in Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, iflas sayısının düşmeyeceğini, sadece artış hızının duracağını, faizlerin beklenenden daha yavaş gevşemesi halinde ise bu istikrarın hızla ortadan kalkacağını belirtti. Üç yıl süren güçlü artışların ardından, 2026’nın bir sakinleşme dönemi olmasının beklendiğini söyleyen Jonathan Steenberg, şöyle devam etti: “İflaslar artmaya devam edecek, ancak daha yavaş bir hızda; bunu faiz oranları ve kredi koşullarındaki kademeli gevşeme destekleyecek. Ancak bu istikrar kırılganlığını koruyor, borç seviyeleri yüksek kalmaya devam ediyor, kâr marjları baskı altında ve en fazla risk altındaki sektörler gerilim belirtileri göstermeyi sürdürüyor” dedi. “Avrupa’da istikrar finansman maliyetlerine bağlı” Avrupa’da 2026 görünümünün ülkeden ülkeye farklılık gösterse de ortak noktada finansman maliyetlerine yüksek bağımlılık taşıdığını vurgulayan Jonathan Steenberg, Almanya’da iflasların yüzde 1 artmasının, Fransa ve Birleşik Krallık’ta bu oranın yüzde 2 seviyesinde kalmasının beklendiğini, İspanya’nın ise daha güçlü makroekonomik ivme sayesinde yüzde 3’lük bir gerilemeden faydalanacağını belirtti. İtalya’da yüzde 2’lik düşüşün ağırlıklı olarak usul reformlarının yarattığı istatistiksel etkilerden kaynaklandığını ifade eden Jonathan Steenberg, Hollanda’da beklenen yüzde 4’lük artışın pandemi öncesi seviyelere kademeli bir dönüşü yansıttığını söyledi. Kıtanın kredi maliyetine son derece duyarlı olmaya devam ettiğini vurgulayan Steenberg, 2026’daki gidişatın büyük ölçüde finansman koşulları tarafından belirleneceğini belirterek şöyle devam etti: “Bu tablo, Avrupa’nın kredi maliyetlerine ne kadar hassas olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Finansman koşullarındaki en küçük değişim bile ülkeler ve sektörler arasındaki dengeleri kısa sürede yeniden şekillendirebilecek bir etkiye sahip.” “Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te tek bir tablo yok: İflas eğilimleri ayrışıyor” Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te 2026 görünümünün yüzeyde bir rahatlama hissi yaratsa da bölgesel dinamiklerin belirgin biçimde ayrıştığını ifade eden Jonathan Steenberg, ABD’de iflasların yüzde 4 artmasının yavaşlayan ekonomi ve yükselen gümrük tarifelerinin şirketler üzerindeki baskısını yansıttığını, Kanada’da ise uzun süren büyüme döngüsünün ardından yüzde 5’lik bir gerilemeyle daha belirgin bir düşüş sürecine girileceğini belirtti. Asya-Pasifik tarafında Japonya’nın yüzde 7’lik artışla kalıcı biçimde yüksek seyreden faiz oranları ve kırılgan sektörlerin etkisini hissetmeye devam edeceğini, Avustralya’nın ise pandemi sonrası güçlü normalleşmenin ardından yüzde 0,5 ile daha yatay bir seyir izlemesinin beklendiğini söyleyen Steenberg, bu tabloyu şöyle değerlendirdi: “Bu dinamikler, 2026 yılında iflasların seyrinin küresel bir trendden çok, yerel şoklar tarafından belirleneceğini açıkça ortaya koyuyor. Parasal, sektörel ya da düzenleyici nitelikteki her gelişme, ülkelerin risk görünümünü farklı yönlerde şekillendirmeye devam edecek.” “25 baz puanlık bir artış, tüm dengeleri tersine çevirebilir” 2026 için öngörülen görece istikrarın, faiz oranlarında kesintisiz bir gevşemeye bağlı olduğunu vurgulayan Coface Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, şirketlerin uzun süredir devam eden yüksek borçluluk nedeniyle kredi maliyetlerine son derece hassas hale geldiğine dikkat çekti. Steenberg, borçlanma faizlerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir artışın küresel iflas oranlarını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu tablo, 2026 yılında iflasların seyrinin büyümeden çok parasal uyumun hızına bağlı olacağını açıkça gösteriyor. Finansman maliyeti, gelecek yılın gerçek belirleyicisi olacak ve en küçük faiz hareketi bile küresel dengeleri hızla değiştirebilecek bir dinamiğe sahip olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Konut Piyasasında Denge Arayışı Öne Çıkacak Haber

2026’da Konut Piyasasında Denge Arayışı Öne Çıkacak

Parcel Estates CEO’su Özden Çimen, Türkiye konut piyasasının 2025 performansını ve 2026 yılına yönelik beklentilerini değerlendirdi. 2025’te konut sektöründe kontrollü bir hareketlilik yaşandığını ifade eden Çimen, faiz oranları ve finansman koşullarının alıcı davranışlarını belirleyici rol oynadığını vurguladı. 2026’da ise piyasanın belirsizlikten çok denge arayışıyla şekilleneceğini belirten Çimen, yatırımcılar açısından doğru lokasyon, sürdürülebilir getiri ve uzun vadeli değer yaratmanın her zamankinden daha kritik hale geleceğini dile getirdi. Özden Çimen, Türkiye konut piyasasının 2025 performansını ve 2026 yılına ilişkin beklentilerini değerlendirdi. 2025 yılının sektör açısından temkinli toparlanma yılı olduğunu belirten Çimen, 2026’da ise finansman koşulları ve talep dengesinin belirleyici olacağını vurguladı. “2025, bekleme sürecinin öne çıktığı bir yıl oldu” 2025 yılını genel hatlarıyla değerlendiren Özden Çimen, konut piyasasında yıl boyunca kontrollü bir hareketlilik yaşandığını ifade etti. Çimen, “2025, alıcıların kararlarını ertelediği, satıcıların ise piyasa koşullarına uyum sağlamaya çalıştığı bir yıl oldu. Talep tamamen kaybolmadı ancak daha seçici ve temkinli bir yapıya büründü,” dedi. “Talebi belirleyen ana unsur finansman koşullarıydı” 2025’te konut talebini etkileyen en kritik faktörün finansman olduğunu vurgulayan Çimen, “Faiz oranları, ödeme planları ve erişilebilir kredi imkanları, alıcı davranışlarını doğrudan belirledi. İhtiyaç amaçlı alımlar devam ederken, yatırım amaçlı alımlarda daha temkinli bir yaklaşım gördük,” ifadelerini kullandı. “Faizler, alıcıyı daha küçük ve erişilebilir konutlara yöneltti” Konut kredisi faizlerinin alım kararlarını ciddi şekilde etkilediğini belirten Çimen, “2025’te alıcılar daha ulaşılabilir fiyatlı, metrekare olarak daha küçük ve amortisman süresi daha kısa konutlara yöneldi. Bu durum, segmentler arası talep dağılımını da değiştirdi,” diye konuştu. “Yabancı yatırımcı ilgisi tamamen bitmedi, şekil değiştirdi” Yerli ve yabancı yatırımcı ilgisine de değinen Özden Çimen, “Yabancı yatırımcı ilgisi 2025’te önceki yıllara kıyasla daha sınırlı olsa da tamamen ortadan kalkmadı. Daha çok uzun vadeli değer koruma ve kira geliri potansiyeli sunan projelere odaklanan, daha bilinçli bir yatırımcı profili öne çıktı,” değerlendirmesinde bulundu. “2026’da denge ve seçicilik öne çıkacak” 2026 yılına ilişkin beklentilerini paylaşan Çimen, konut piyasasında denge arayışının belirleyici olacağını söyledi. Çimen, “Faiz politikaları, enflasyon görünümü ve ekonomik istikrar 2026’nın seyrini belirleyecek. En büyük risk belirsizlik, en güçlü beklenti ise kontrollü bir normalleşme süreci,” dedi. “Yatırımcı için doğru proje ve doğru lokasyon her zamankinden daha önemli” Parcel Estates’in 2026 stratejisine de değinen Özden Çimen, yatırımcılara net bir mesaj verdi. Çimen, “Artık her konut yatırım değildir. 2026’da yatırımcılar için doğru lokasyon, doğru proje ve sürdürülebilir getiri her zamankinden daha kritik olacak. Biz Parcel Estates olarak yatırımcılara kısa vadeli beklentilerden ziyade, uzun vadeli değer ve güven odaklı bir yaklaşım sunmaya devam edeceğiz,” ifadelerini kullandı.

YEO ve GE Vernova’dan 110 MW Öz Tüketim GES Projesine Finansman Destekli İş Birliği Haber

YEO ve GE Vernova’dan 110 MW Öz Tüketim GES Projesine Finansman Destekli İş Birliği

YEO, 110 MW Öz Tüketim Güneş Enerjisi Santrali Projesi kapsamında GE Vernova ile finansmanlı ekipman tedarik sözleşmesi kapsamında iş birliği anlaşmamızı imzaladı. Konuyla ilgili olarak YEO'nun sosyal medya hesabından şu ifadelere yer verildi: "110 MW Öz Tüketim Güneş Enerjisi Santrali Projesi kapsamında GE Vernova ile, finansmanlı ekipman tedarik sözleşmesi kapsamında iş birliği anlaşmamızı imzaladık. İmzalanan bu sözleşme ile GE Vernova ile ortaklaşa geliştirilen finansal çözüm üzerinden, yurtiçindeki bir müşterimize ait güneş santralinin finansmanı için CESCE (İspanyol İhracat Kredi Ajansı) aracılığıyla, müşterimize uygun faiz oranları ile uzun vadeli kredi sağlanacaktır. Firmamız ve GE Vernova tarafından sunulan bu çözüme bağlı olarak müşterimizle olan 66.000.000 USD+KDV sözleşme bedeli 7.848.684 USD+KDV artırılmış ve toplam sözleşme bedeli 73.848.684 USD+KDV olmuştur. Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliğinin 5.1.h maddesi kapsamındaki projemizde proje geliştirme dahil anahtar teslim sözleşme kapsamında tesislerin inşa edileceği arazilerin bulunması, kullanım haklarının alınması, çağrı mektuplarının alınması, ÇED raporlarının hazırlanması, imar süreçlerinin takibi, yapı ruhsatlarının alınması, izin ve ruhsatlarının alınması, güneş santralinin inşası, yüksek gerilim trafo merkezi ve enerji iletim hatlarının yapımı işlerine ek olarak finansal çözümü de müşterimize sunmaktayız.n yapımı işlerine ek olarak finansal çözümü de müşterimize sunmaktayız."

2026’da İşletme Sermayesi Yönetimine Odaklanan Şirketler Kazanacak Haber

2026’da İşletme Sermayesi Yönetimine Odaklanan Şirketler Kazanacak

Octet Türkiye CEO’su Derya Ekemen Fidan’a göre, işletme sermayesini doğru yöneten şirketler önümüzdeki dönemin kazananları olacak. OECD’nin 2025 KOBİ Finansmanı ve Girişimcilik Görünümü raporuna göre küçük ve orta ölçekli işletmeler, artan faiz oranları ve küresel belirsizlikler nedeniyle giderek sıkılaşan finansman koşullarıyla karşı karşıya. Dünya Bankası’nın 2024 tarihli Enterprise Surveys (İşletmeler Anketi) verilerine göre, Türkiye’de işletmelerin %33’ü finansmana erişimi en büyük zorluk olarak görüyor. Bu tablo, şirketlerin nakit akışlarını yönetmesinin kritik önemini gözler önüne seriyor. Araştırmalara dayalı bu tabloyu değerlendiren Octet Türkiye CEO’su Derya Ekemen Fidan, “İşletme sermayesini çevik bir yaklaşımla yöneten kurumlar, ekonomideki belirsizliklere karşı daha dayanıklı hale geliyor. Uzayan vadeler ve artan finansman maliyetleri ise şirketlerin sürdürülebilirliğini olumsuz etkiliyor. 2026’da işletme sermayesini etkin yöneten işletmeler kayda değer bir rekabet avantajı sağlayacak” dedi. Son dönemde şirketlerin finansal önceliklerinin değiştiğini söyleyen Ekemen Fidan, sözlerine şöyle devam etti: “2020 ve sonrasında işletmeler için en büyük risk, nakit akışındaki kırılganlık oldu. Artık her ölçekten firma, ödeme ve tahsilat süreçlerini gerçek zamanlı izlemek ve yönetmek istiyor. Fintek çözümleri tam da bu noktada devreye giriyor.” “Vadeye dayalı işlemler artık sadece finansal değil, stratejik bir tercih” Octet verilerine göre ödeme süreçlerinde taksit sayısını artırma eğiliminin arttığı gözlemleniyor. 2024’ün üçüncü çeyreğine kıyasla 2025’in aynı döneminde tek çekim işlemlerin payı azalırken, 3 ve 12 taksitli işlemlerde belirgin bir artış görüldüğüne işaret eden Ekemen Fidan, 3 taksitli işlemlerin yüzde 59; 12 taksitli işlemlerin ise yüzde 52 oranında büyüdüğünü ve bu tablonun, işletmelerin daha kontrollü hareket ettiğini kanıtladığını belirtiyor. Bu eğilimin işletmelerin nakit akışını yayarak yönetmeyi ve ödeme vadelerini stratejik biçimde planlamayı tercih ettiğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Ekemen Fidan “Vadeye dayalı işlemler artık yalnızca finansal değil, stratejik bir tercih. Şirketler satışlarını artırırken aynı zamanda nakit dönüş hızlarını optimize etme ve işletme sermayelerini sürdürülebilir biçimde yönetme hedefiyle hareket ediyor.” diyor. Tahsilat hızını artırmak işletmelerin sürdürülebilirliğini belirliyor Derya Ekemen Fidan’a göre, işletmelerin yeni büyüme alanının odağında finansal teknolojiler var: “Tahsilat süreçleri geciktikçe işletmelerin esnek hareket edebilme kabiliyeti azalıyor. Bu kapsamda tahsilat hızını artırmak, işletmelerin büyüme stratejilerinin temel unsuru haline geldi. Biz de Octet Türkiye olarak, tahsilat ve ödeme çözümlerimizle şirketlerin nakit akışlarını rahatlatıyor ve işletmelerin operasyonel sürdürülebilirliğine katkı sağlıyoruz.”

Global Yatırım Holding’in Konsolide Net Karı İlk Dokuz Ayda 2,1 Milyar TL’ye Ulaştı Haber

Global Yatırım Holding’in Konsolide Net Karı İlk Dokuz Ayda 2,1 Milyar TL’ye Ulaştı

Çeşitli iş kollarında yatırımlarıyla 4 kıta ve 19 ülkede faaliyet gösteren Global Yatırım Holding (GYH), güçlü konsolide gelir, kar ve FAVÖK’ünü yılın üçüncü çeyreğinde de devam ettirdi. Yayınlanan mali tablolara göre; 1 Ocak-30 Eylül 2025 döneminde konsolide gelirler 17.5 milyar TL (IFRIC 12 etkisi hariç), konsolide FAVÖK 7,6 milyar TL, konsolide net kar ise 2,1 milyar TL seviyelerinde gerçekleşti. Reel büyümesine devam eden grubun tüm iş kollarının gelirleri enflasyon muhasebesi uygulanmamış hali ile yüzde 26 ile yüzde 48 arasında arttı. Holding’in konsolide gelirleri yılın ilk dokuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 43 artış gösterirken, FAVÖK’ü yüzde 51 ile enflasyonun üstünde büyüme yakaladı ve rekor seviyelere ulaştı. Global Yatırım Holding, karlılıkta da rekor kırdı. Grubun 2024’ün ilk dokuz ayında yaklaşık 1,5 milyar TL olan net karı, bu yılın aynı döneminde yüzde 42 artışla 2,1 milyar TL’yi buldu. Söz konusu kar rakamının içerisinde 2 milyar 365,6 milyon TL tutarında amortisman gideri, 253,3 milyon TL tutarındaki net kur farkı geliri ile 4.2 milyon TL tutarında TMS29 uygulaması kaynaklı parasal kazanç olmak üzere toplamda 2 milyar 108,1mn TL’lik nakit çıkışı gerektirmeyen giderler yer aldı. ‘Gelecek döneme temkinli iyimserlikle bakıyoruz’ Yılın ilk dokuz ayında küresel piyasaların kalıcı enflasyon baskıları, yüksek faiz oranları ve artan jeopolitik risklerden etkilenmeye devam ettiğini kaydeden Global Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Kutman, “Türkiye’de ise ekonomik dengelenme süreci ve devam eden dezenflasyon programı üçüncü çeyrek boyunca sürdü. Hükümetin para ve maliye politikalarında sürdürdüğü kararlı disiplin, yatırımcı güveninde kademeli bir toparlanmayı destekleyerek daha öngörülebilir piyasa koşullarının zeminini hazırladı. Yüksek faiz oranları ve maliyet enflasyonu özellikle enerji yoğun sektörler için zorluklar yaratsa da, bu durum aynı zamanda bizim gibi verimlilik ve sürdürülebilirlik temelli iş modellerinin önemini daha da artırdı. Tüm bu zorluklara rağmen, grubumuzun çeşitlendirilmiş iş modeli ve disiplinli uygulamaları güçlü finansal sonuçlar üretmeye devam etti” dedi. Liman ve gaz iş kollarının güçlü talep, verimlilik artışı ve stratejik yatırımlarla holdingin büyümesinde itici güç olduğunu anlatan Kutman, şöyle devam etti: “Bu sonuçlar, ihtiyatlı risk yönetimi, sermaye disiplini ve sürdürülebilir değer yaratımına odaklanmaya devam ettiğimizin bir göstergesi. Tüm faaliyet alanlarımızda, finansal güç ve operasyonel çevikliğimiz rehberliğinde uzun vadeli stratejimizi ilerletmeye kararlıyız. Önümüzdeki döneme temkinli bir iyimserlikle bakıyoruz. Küresel ekonomik belirsizliklerin 2026’ya da taşınması muhtemel olmakla birlikte, Türkiye’deki normalleşme sürecinin uzun vadeli büyümeyi destekleyeceğini öngörüyoruz. Odak noktamız, sürdürülebilir kârlılık, dikkatli risk yönetimi ve disiplinli sermaye tahsisiyle uzun vadeli hissedar değeri yaratmak olacaktır.” ‘Yatırımcılarımız için değer yaratmaya devam edeceğiz’ GYH Mali İşler Grup Başkanı Ferdağ Ildır ise, “Global Yatırım Holding, 2025’in ilk dokuz ayında tüm ana iş kollarında güçlü ve dengeli sonuçlar elde etti. Zorlu makroekonomik ortama rağmen gelir ve kârlılığımızı artırdık. Mali yönetimimiz ve sağlam bilançomuz ile birlikte sürdürülebilir büyüme trendini yakaladık. Bugüne kadar olduğu gibi gelecek dönemde de doğru ve hızlı adımlarla stratejimize bağlı kalıp, yatırımcılarımız için değer yaratmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.