Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Farkındalık

Kapsül Haber Ajansı - Farkındalık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Farkındalık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ICF Türkiye ve ATSO’dan Antalya’da Liderlik Odaklı Koçluk Buluşması Haber

ICF Türkiye ve ATSO’dan Antalya’da Liderlik Odaklı Koçluk Buluşması

Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği (ICF) Türkiye ile Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) iş birliğinde düzenlenen ‘Koçlukla Güçlenen Düşünce ve Liderlik’ etkinliği, Antalya’da geniş katılımla başarıyla gerçekleştirildi. Etkinlikte, koçluk yaklaşımının liderlik yetkinliklerine, öz farkındalığa, etkili iletişime ve sağlıklı karar alma süreçlerine katkısı kapsamlı oturumlarla ele alındı. ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ın açılış konuşmasını gerçekleştirdiği programa; Antalya Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürü İlhan Çolakoğlu, ATSO Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleri, sektör temsilcileri, eğitimciler ve öğrenciler katıldı. “Koçluk Temelli Düşünce Liderliği: Yön Vermekten Yolu Açmaya” Programın birinci oturumunda konuşan ICF Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Beyza Erdem Balcı, “Koçluk Temelli Düşünce Liderliği: Yön Vermekten Yolu Açmaya” başlıklı sunumunda modern liderlik anlayışının dönüşümüne dikkat çekti. Balcı, günümüz liderliğinin artık yalnızca karar alan ve yön gösteren bir modelden ibaret olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Gerçek liderlik, insanların potansiyelini ortaya çıkarabilecek alanı açabilmektir. Koçluk yaklaşımı; öz farkındalık, güçlü soru sorma, etkin dinleme ve sorumluluk bilinciyle bireyin kendi çözümünü üretmesini destekler. Bu da sürdürülebilir başarıyı mümkün kılar. Koçluk yaklaşımı iş dünyasında; hedef belirleme süreçlerini netleştirir, karar alma kalitesini artırır, iletişim kültürünü güçlendirir, kurumlarda güven ve sorumluluk bilincini yaygınlaştırır. Liderliğin geleceği ‘farkındalık temelli’ bir anlayışla şekillenecek.” Farkındalık, kurumsal gelişim ve deneyim paylaşımları ele alındı! Etkinlikte Dr. Murat Kaplan, farkındalık temalı sunumuyla katılımcılara yeni ve derinlikli perspektifler kazandırdı. Antalya OSB Eğitim Müdürü Sehel Türk ise gelişim süreçlerinde koçluğun rolü ve kurumlara sağladığı katkılar üzerine değerlendirmelerde bulundu. Genç Liderler ve Girişimciler Derneği (JCI) Antalya Şubesi üyeleri de koçluğun profesyonel yaşamlarına etkisini deneyimsel paylaşımlarla aktararak programa uygulama odaklı bir boyut kazandırdı. Meslek Liselerinde Koçluk ve Mentorluk Modeli Etkinliğin ikinci bölümünde ise “Rol Modelden Yol Arkadaşlığına – ATSO Meslek Liseleri Koçluk & Mentorluk Projesi” ele alındı. Oturumun moderatörlüğünü Anda Eğitim ve Koçluk Kurucusu, ICF Üyesi Profesyonel Koç Melike Yayla üstlendi. Sektör temsilcileri, mentorlar, öğretmenler ve öğrenciler; meslek liselerinde yürütülen koçluk ve mentorluk çalışmalarının gençlerin kariyer farkındalığı, özgüveni ve gelecek vizyonu üzerindeki etkilerini paylaştı. Program, koçluğun yalnızca iş dünyasında değil, eğitim alanında da güçlü bir gelişim aracı olduğunu ortaya koydu. “Koçlukla Güçlenen Düşünce ve Liderlik” etkinliği, ICF Türkiye’nin koçluk kültürünü farklı paydaşlarla buluşturma ve liderlik anlayışını dönüştürme vizyonunun güçlü bir yansıması oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB’den Ekran Bağımlılığı ve Obezite Farkındalık Paneli Haber

İBB’den Ekran Bağımlılığı ve Obezite Farkındalık Paneli

İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, bağımlılıkla mücadele kapsamında hizmet veren Sosyal Uyum Destek Merkezleri’nin (SUDEM) sayısının 2029 yılına kadar 9’dan 15’e çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Şube Müdürlüğü ev sahipliğinde, Üsküdar Belediyesi paydaşlığında “Görünmeyen Riskler: Ekran Bağımlılığı ve Obezite” paneli gerçekleştirildi. Panele, İBB Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, İBB Sağlık ve Hıfzıssıhha Şube Müdürü Mustafa Hakan Yılmaztürk ile Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Şube Müdürü Mustafa Erata katıldı. Panel, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, belediye personeli ve üniversite öğrencilerinin katılımıyla gerçekleşti. SOSYAL UYUM DESTEK MERKEZLERİ’NİN 2029’A KADAR 15’E ÇIKARILMASI HEDEFLENİYOR Panelin açılışında konuşan Dr. Öğretim Üyesi Önder Yüksel Eryiğit, teknolojinin hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirterek aşırı ekran kullanımının sosyal ilişkileri zayıflattığını, dikkat dağınıklığına yol açtığını ve zihinsel sağlığı olumsuz etkilediğini söyledi. Eryiğit, hareketsiz yaşamın obeziteyi tetiklediğine dikkat çekerek, bu iki sorunun birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Bağımlılıkla mücadele kapsamında 2020 yılından bu yana Bağcılar, Sultanbeyli, Esenyurt, Sultangazi, Ataşehir, Arnavutköy, Beyoğlu, Sancaktepe ve Tuzla’da hizmet veren Sosyal Uyum Destek Merkezleri (SUDEM) aracılığıyla çalışmalar yürütüldüğünü belirten Eryiğit, mevcut 9 merkezin sayısının 2029 yılına kadar 15’e çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti. UZMANLAR EKRAN BAĞIMLILIĞI VE OBEZİTE İLİŞKİSİNİ ELE ALDI İki oturum halinde gerçekleştirilen panelde ekran bağımlılığı ile obezite arasındaki ilişki bilimsel, psikososyal ve toplumsal boyutlarıyla ele alındı. Uzmanlar, uzun süreli ekran maruziyetinin kilo artışı, uyku bozuklukları ve davranış değişiklikleriyle bağlantısına dikkat çekti. Moderatörlüğünü Dr. Öğretim Üyesi Belma Yön’ün yaptığı ilk oturumda; Prof. Dr. Cemal Onur Noyan, Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Tekden ve Psikolog Dr. Aslı Başabak Bhais sunum gerçekleştirdi. Oturumda çocukluk döneminden yetişkinliğe uzanan bağımlılık süreci, beynin ödül mekanizması ve dijital alışkanlıkların yeme davranışları üzerindeki etkileri ele alındı. İBB Bağımlılıkla Mücadele Şube Müdürlüğü de sahadaki deneyimlere dayanan vaka örnekleri paylaştı. ATÖLYE ÇALIŞMALARIYLA FARKINDALIK YARATILDI Panel kapsamında düzenlenen atölye çalışmalarında ekran bağımlılığı, sağlıklı beslenme, otokontrol ve hareketli yaşam konularında katılımcılara farkındalık kazandırılması amaçlandı. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği etkinliklerde dijital alışkanlıkların günlük yaşam üzerindeki etkileri uygulamalı olarak ele alındı. ÖNLEME VE KORUMA STRATEJİLERİ MASAYA YATIRILDI İkinci oturumda ise hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenmenin obezite üzerindeki etkileri ile önleme ve koruma stratejileri değerlendirildi. Obezite ve Bariatrik Cerrahi Diyetisyeni Hafize Kovancı ile Doç. Dr. Ali Durmuş, ekran bağımlılığının beslenme alışkanlıkları ve fiziksel sağlık üzerindeki sonuçlarını anlattı. Panelin sonunda konuşmacılara teşekkür belgesi takdim edildi, program toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi. Etkinlik, “Bağımlılık ekranda başlar, bedende iz bırakır” mesajıyla tamamlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zeka Test Aşamasını Geçti: Türkiye’de Pazarlama Liderlerinin %72’si Dönüşüme Hazır! Haber

Yapay Zeka Test Aşamasını Geçti: Türkiye’de Pazarlama Liderlerinin %72’si Dönüşüme Hazır!

Araştırma sonuçlarına göre Türkiye, %72’lik “ileri düzeyde bilgi sahibi” oranıyla yapay zeka farkındalığında MENA (%64) ve Güney Afrika (%62) bölgelerini geride bırakarak ilk sıraya yerleşti. Bölge genelinde yapay zekanın nasıl kullanıldığına dair farkındalık oranı %66 seviyesinde. Bu sonuçlar, Türkiye’de yapay zekanın yalnızca teorik bir gündem olmaktan çıkarak, stratejik karar alma süreçlerine entegre edilmeye başlandığını gösteriyor. Yapay Zeka Artık Ölçeklendiriliyor: Denemeden Kurumsal Etkiye Araştırma, yapay zekanın Türkiye’de test ve pilot aşamasını büyük ölçüde geride bıraktığını ortaya koyuyor. Kuruluşların %46’sı, yapay zeka kullanımını pilot projelerin ötesine taşıyarak kurum geneline yaydığı “ölçeklendirme” aşamasına geçmiş durumda. Türkiye’de araştırmaya katılan kuruluşların tamamı yapay zekayı en az test aşamasında kullanırken, “henüz başlamadık” diyen kurum oranı %0. Bu tablo, pazarlamada yapay zekanın artık verimlilik artıran bir araçtan, iş sonuçlarını doğrudan etkileyen stratejik bir kaldıraç haline geldiğini gösteriyor. Farkındalıktan İş Sonuçlarına: Yapay Zekanın Stratejik Rolü Pazarlama liderlerinin yapay zekadan beklentileri, teknolojinin yalnızca operasyonel hız değil, ölçülebilir iş çıktıları üretmesine odaklandığını ortaya koyuyor: Temel Hedefler: Veri analitiği ve içgörü üretimini güçlendirmek (%64), operasyonel verimlilik ve kârlılığı artırmak (%62), müşteri deneyimini iyileştirmek (%56).Uygulama Alanları: Reklam ve medya planlama (%79) ile en hızlı dönüşüm yaşanan alan olurken, strateji ve planlama (%46) ile müşteri deneyimi, operasyon ve üretim (her biri %41) alanları takip ediyor.Vizyon ve Yönetişim: Kuruluşların %64’ü, yapay zekanın pazarlama ve müşteri deneyiminde kullanımına yönelik, üst yönetim tarafından desteklenen bir vizyon veya yol haritasına sahip. Bu bulgular, yapay zekanın pazarlamada farkındalıktan doğrudan iş sonuçlarına uzanan bir değer zinciri yarattığını ortaya koyuyor. Kültürel Hazırlık Güçlü, Yetkinlik Dönüşümü Kritik Türkiye’de şirket kültürlerinin yapay zekaya karşı bilgili ve kabul edici yaklaşım oranı %82 gibi yüksek bir seviyede. Ancak araştırma, farkındalık ile sürdürülebilir yetkinlik arasında hâlâ kapatılması gereken bir boşluk olduğuna işaret ediyor: Eğitim Olgunluğu: Kuruluşların %44’ünde yapay zekaya yönelik eğitim bulunuyor ancak bu eğitimler çoğunlukla rol ve yetkinlik bazında özelleştirilmiş değil. Yalnızca %13’ünde, kurumsal stratejiyle tam uyumlu ve olgun eğitim programları mevcut.Yetenek Stratejisi: Kuruluşların %82’si yapay zeka yetkinliği için mevcut çalışanların gelişimine (upskilling) öncelik verirken, yeni yetenek istihdamı %23 seviyesinde kalıyor. MMA Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Didem Namver, raporun stratejik sonuçlarını ve MMA'in vizyonunu şu sözlerle özetliyor: "MMA olarak en temel misyonumuz, hızı kesmeden sürdürdüğümüz araştırmalarımızla sektöre kanıta dayalı bir rehberlik sunmaktır. Bu araştırma gösteriyor ki; yapay zeka artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur. Kurumların bu yeni dönemde ayakta kalabilmesi için AI okuryazarlığını bir kurum kültürü haline getirmesi, veri güvenliği protokollerini ivedilikle oluşturması ve küçük ölçekli denemelerden büyük ölçekli entegrasyonlara geçmesi gerektiğine inanıyoruz. MMA olarak, insan yaratıcılığının yapay zeka ile yer değiştirmeyeceğini, aksine bu teknolojinin insan zekası için bir çarpan etkisi yaratacağını savunuyoruz. Kanıta dayalı araştırmalarımızla sektöre ışık tutmaya ve üyelerimizi bu büyük teknolojik sıçramada doğru adımlarla buluşturmaya kararlılıkla devam edeceğiz." MMA Academy: Farkındalıktan Yetkinliğe, Yetkinlikten Etkiye Araştırmanın ortaya koyduğu bu dönüşüm ihtiyacına paralel olarak MMA Türkiye, MMA Academy çatısı altında pazarlama liderlerini ve ekiplerini yapay zeka çağının gerektirdiği yetkinliklerle buluşturmayı hedefliyor. MMA Academy; yapay zekayı yalnızca bir teknoloji başlığı olarak değil, strateji, organizasyon, karar alma ve iş sonuçlarıyla entegre bir liderlik yetkinliği olarak ele alan eğitim ve gelişim programları sunuyor. MMA Academy programları, pazarlama ekiplerinin yapay zekayı: farkındalık düzeyinden,uygulamaya,ölçeklenebilir kullanım modellerineve ölçülebilir ticari etkiyetaşımasını desteklemeyi amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NG Kütahya Seramik'ten İlham ve Deneyim Buluşması Haber

NG Kütahya Seramik'ten İlham ve Deneyim Buluşması

Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen açılışta konuşma yapan NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, “Sektörde inovasyonun öncüsü olan,katma değeri yüksek ürünlerimizle mimariye yön veren profesyonellere hayal güçlerini özgürce yansıtabilecekleri yüzeyler sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde yeni teknoloji ve tasarımlarımızla projelere değer katmaya devam edeceğiz” dedi. Etkinlik, Türk pop müziğinin güçlü yorumcularından Aşkın Nur Yengi’nin gala gecesinde verdiği konserle taçlandı. Fark yaratan yeni nesil tasarımları, inovatif ebatlı ürünleri ve üstün teknolojisiyle seramik sektöründe global bir marka olan NG Kütahya Seramik, 6-8Şubat 2026 tarihlerinde Sapanca’daki NG Enjoy Otel’de düzenlediği Month of Love etkinliğinde mesleğinin zirvesinde olan mimar, iç mimar ve sektör yatırımcıları ile bir araya geldi. Tasarımın, mimarinin ve inovasyonun buluştuğu bu özel etkinlik; NG Kütahya Seramik’in ev sahipliğinde, Türkiye’nin tüm bölgelerinden yaklaşık 500 mimar, iç mimar müteahhit ve sektör profesyonelinin katılımıyla gerçekleşti. Erkan Güral: “İlham veren koleksiyonlarımızın uygulama alanı hızla artıyor” Sanat, estetik ve deneyimle harmanlanan bu özeletkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, sektörün önde gelen profesyonelleriyle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, “Yolumuz uzun, daha yapacak çok işimiz var. Mimarlarımız yeni eserlerini hayata geçirirken, biz de NG Kütahya Seramik olarak bu yolculukta onların çözüm ortağı olmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de farkındalık yaratan, katma değeri yüksek ürün gamıyla, mimarlarımızın hayal güçlerini besleyen, özgün fikirlerini özgürce yansıtabilecekleri yüzeyler sunmaya; ilham veren tasarımlarımızla projelerine değer katmaya devam edeceğiz” dedi. Geçtiğimiz yıllarda Month of Love etkinliklerinde NG Stone ve NG Slim koleksiyonlarını tanıtmaktan duydukları heyecanı hatırlatan Güral, “Sektörde inovasyonun öncüsü olan bukoleksiyonlarımızın sahada uygulama alanları hızla artıyor. Bu ürünlerdeki yeniliklerimizi ve en yeni yüzey teknolojilerimizi mimarlarımızın deneyimleme imkanı bulduğu bu etkinliği, aynı zamandaonlarla bilgi alışverişinde bulunmak açısındanönemli bir kazanım olarak görüyoruz. Seramik sektörünün en büyük ve en ileri teknoloji altyapılarından birine sahip olarak sektöre yön veren profesyonellerin çözüm ortağı olmayı sürdüreceğiz” diye konuştu. Devecioğlu: “Teknolojik üretim gücümüz ile sektörün güçlü bir paydaşıyız” ‘NG Kütahya Seramik’in Teknolojik Üretim Gücü’ başlığı altında yaptığı sunumla şirketin üretim altyapısını ve teknolojik yetkinliklerini katılımcılarla paylaşan NG Kütahya Seramik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Fabrika Genel Müdürü Ahmet Devecioğlu ise, şu değerlendirmede bulundu: “Mimarlık sadece yapıları değil, yaşam biçimlerini ve geleceği tasarlamak. NG Kütahya Seramik olarak amacımız ise bu önemli yolculuğun güçlü bir paydaşı olmaya devam etmek.Türkiye’de ilk kez 160x320 cm ebatlarında çok büyük ebatlı seramik karo üretimini gerçekleştirdiğimiz NG Stone vesadece 3 mm kalınlığıyla ultra ince, dayanıklı ve esnek bir dış cephe kaplama çözümü sunan NG Slim, teknolojik üretim gücümüzü yansıtıyor. Bunlara NG Kütahya Seramik özelinde 100x100 cm, NG Slim özelinde 120x360 cm ve NG Performa özelinde 80x80 cm ölçülerinde yeni ebatlar ilave ettik. Türkiye’de ilk kez uyguladığımız DDG (DeepDigitalGlaze) gibi teknolojilere ilave olarak ise SHP Mat (Dijital Rölyef Teknolojisi), BLT Mat (Büyük Ebat Rölyef Yüzeyler) ve Yüksek Efektli Lappato (HG Lappato) gibi yeni yüzey teknolojilerini ekledik. Ürünlerimiz, bir yüzey çözümünden öte, mimari vizyonun da güçlü bir tamamlayıcısı.” Bedesten Info Mağazası’nda inovatif ürünler detaylı olarak incelendi Month of Love etkinliği, toplantının ardından katılımcıların NG Kütahya Seramik’in Sapanca’daki Bedesten Info Mağazası’nda ağırlanmasıyla devam etti. NG Slim ve NG Stone çözümlerinin mimari bakış açısıyla incelendiği Bedesten Info Mağazası, ürünlerin yalnızca teknik özelliklerinin değil, aynı zamanda mimari tasarım süreçlerindeki kullanımının da somut örnekler üzerinden aktarıldığı bir buluşma noktası oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Günleriniz Otomatik Pilotta Gibi Geçiyorsa Dikkat! İşlevsel Donma Yaşıyor Olabilirsiniz! Haber

Günleriniz Otomatik Pilotta Gibi Geçiyorsa Dikkat! İşlevsel Donma Yaşıyor Olabilirsiniz!

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, işlevsel donmanın ne olduğu, kronik stres ve sinir sistemi ile ilişkisi ile belirtileri hakkında bilgi verdi. Dış işlevsellik korunurken içsel regülasyon bozuluyor! İşlevsel donmanın, bireyin dış dünyadaki sorumluluklarını sürdürebilmesine rağmen içsel denge ve regülasyonunun bozulduğu; zihin, duygu ve beden arasındaki entegrasyonun zayıfladığı, iyilik hâlinin askıya alındığı bir durum olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu hâl, travmatik bir deneyimle ilişkili olabileceği gibi travma dışı, kronik stres temelli de gelişebilir. Kişi günlük işlevselliğini korur ancak içsel olarak donukluk, kopukluk ve otomatik pilotta yaşama hissi yaşar.” dedi. Stresin, bireyin bedensel ve psikolojik bütünlüğünü tehdit eden uyaranlar karşısında ortaya çıkan zihinsel, duygusal, fiziksel ve davranışsal tepkilerin bütünü olduğunu hatırlatan Aytop, “Hans Selye’ye göre stres, bedenin değişim talebidir; stresörü izleyen bu tepkiler uyum sağlamaya yöneliktir. Bedenin stresle başa çıkma kapasitesi allostaz olarak tanımlanır. Ancak stres kronikleştiğinde allostatik yük birikir ve bu durum fiziksel ve psikolojik yıpranmaya yol açar.” şeklinde konuştu. İşlevsel donma, akut ve geçici bir donma tepkisinden farklı olarak süreğen bir hâli tanımlar! Akut stres durumlarında beyin ve beden alarm sisteminin devreye girdiğini aktaran Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Kortizol, adrenalin ve noradrenalin salınımı artar ve ‘savaş, kaç, donma ya da ödün verme’ tepkileri ortaya çıkar. Donma tepkisi, başlangıçtaki yüksek uyarılmanın ardından sinir sisteminin aktivasyonu belirgin biçimde azaltmasıyla oluşur. Hareket, duygu ve düşünce yavaşlar; dikkat dağılır, bedende ağırlık ve uyuşma hissi ön plana çıkar.” dedi. Polyvagal teoriye göre bu tepkinin, parasempatik sinir sisteminin dorsal vagal yoluyla ilişkili olduğunu dile getiren Aytop, şunları söyledi: “Evrimsel olarak en ilkel savunma yanıtlarından biridir. İşlevsel donma, akut ve geçici bir donma tepkisinden farklı olarak süreğen bir hâli tanımlar. Kişi iş, okul ve sosyal yaşamını sürdürebilir; ancak içsel olarak kopuk, donuk ve regülasyonu bozulmuş hisseder. Günler otomatik pilotta geçiyormuş gibi yaşanır; başlanmış işleri sürdürmek görece kolayken yeni başlangıçlar zorlayıcıdır. Zihinsel olarak dikkat ve karar verme zorlaşır; duygulara erişim azalır. Bedensel olarak yorgunluk ve ağırlık hissi görülür. Bu durum çoğu zaman dışarıdan fark edilmez ve kişi de yaşadığı kopukluğu net biçimde tanımlayamayabilir. Uzun vadede yaşam kalitesi, ilişkiler ve kişisel gelişim olumsuz etkilenir.” Bazı bireylerde alarm sistemi kapanmaz ve işlevsel donma gelişebilir! Travmanın gerçek ya da tehdit edilen ölüm, ciddi yaralanma veya cinsel şiddete maruz kalma durumlarını kapsadığını kaydeden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Travmatik yaşantılar tek seferlik, kronik veya karmaşık biçimde ortaya çıkabilir. Travma sonrası belirtiler, olayın kendisinden çok beynin ve bedenin verdiği stres yanıtlarıyla ilişkilidir.” dedi. Bazı bireylerde bu alarm sisteminin tehdit ortadan kalksa bile kapanmadığına; stresin kronikleştiğine ve işlevsel donmanın bu süreçte ortaya çıkabilen durumlardan biri hâline geldiğine işaret eden Aytop, bu tablonun depresyon ve travma ile ilişkili bozukluklarla birlikte ya da bağımsız olarak görülebildiğini aktardı. Modern yaşam koşulları, beyin ve bedeni işlevsel donma moduna itebilir! İşlevsel donmanın, erken dönem ihmal ve istismar, güvensiz bağlanma, kronik stres, tekil ya da karmaşık travmalar, yetersiz psikolojik dayanıklılık ve öz-değer gibi faktörlerle ilişkili olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Modern yaşam koşulları da bu durumu tetikleyebilir. Dijital yük, sürekli ekran ve haber maruziyeti, yoğun iş temposu, belirsizlik, ekonomik kaygılar ve yüksek beklentiler beynin ve bedenin kendini koruma amacıyla işlevsel donma moduna geçmesine zemin hazırlayabilir.” dedi. İşlevsel donmanın, depresyon ve tükenmişlik sendromu ile benzer belirtiler gösterebileceğini vurgulayan Aytop, “Ancak temel fark işlevsellik düzeyidir. Depresyon ve tükenmişlikte işlevsellik belirgin biçimde azalırken, işlevsel donmada kişi dışarıdan ‘iyi işleyen’ biri gibi görünebilir. Bu nedenle tanınması daha zordur.” açıklamasını yaptı. Sorun motivasyon eksikliği değil, sinir sisteminin aşırı yük altında olması! İşlevsel donmada sorunun motivasyon eksikliği değil, sinir sisteminin aşırı yük altında olması olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Daha fazla çabalamak, zaten yorgun olan sistemi zorlayarak donma hâlini derinleştirebilir ve ek psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilir.” dedi. İşlevsel donma fark edildiğinde, daha çok zorlamak yerine regülasyonu yeniden inşa etmek gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı: “Topraklama, farkındalık, nazik fiziksel aktivite, ekran ve stres yükünü azaltma, sosyal destek ve gerektiğinde profesyonel yardım, sinir sisteminin güvenliğe yeniden dönmesini destekler. Psikolojik destek, bireyin içsel kaynaklarını güçlendirmesine, regülasyon becerilerini geliştirmesine ve travmatik ya da kronik stres deneyimlerini güvenli bir bağlamda işlemesine olanak tanır. Bu süreç yalnızca belirtileri hafifletmekle kalmaz; kişinin kendisiyle, ilişkileriyle ve yaşamıyla yeniden temas kurmasını sağlayarak travma sonrası büyümeyi mümkün kılar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ankara'da Tekerler Farkındalık İçin Döndü Haber

Ankara'da Tekerler Farkındalık İçin Döndü

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), epilepsi hastalığına yönelik toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla bu yıl da Dünya Epilepsi Günü’nde anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. ABB Sağlık İşleri Daire Başkanlığı ve Epilepsi ve Yaşam Derneği iş birliğiyle düzenlenen “Epilepsililer İçin Teker Çevir” etkinliğinde tekerler dayanışma ve farkındalık için döndü. Bisiklet, motosiklet ve Wolkwagen tutkunlarının katılımıyla gerçekleşen etkinlik, Birinci Meclis’ten başlayarak Anıtpark’ta seymenlerin gösterisiyle sona erdi. YAVUZ: “EPİLEPSİ BİR ENGEL DEĞİL” Etkinlikte konuşan ABB Sağlı İşleri Daire Başkanı Mümtaz Yavuz, epilepsinin doğru tedavi yaklaşımla yönetilebilen nörolojik bir hastalık olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Dünyada 65 milyon epilepsi hastası yaşamaktadır. Toplumda yanlış anlaşılmalar nedniyle bu insanlar doğru tedavi alamamaktadır. Doğru tedavi ve yaklaşımla normal hayatını sürdürebilecek nörolojik bir hastalıktır. Bugün burada toplanmamızın temel amacı spor etkinliğinin ötesinde toplumsal bir dayanışmadır. Burada attığımız her bir pedal sizleri önemsiyoruz demektir. Epilepsi bir engel değil toplumdaki farkındalığın eksikliğidir.” ÖRNEK OLAN BELEDİYE ANKARA BÜYÜKŞEHİR Epilepsi ve Yaşam Derneği Başkanı Ebru Öztürk ise ABB’nin bu konudaki duyarlılığına dikkat çekerek, “Epilepsililerin yaşadığı sorunları bir günde olsa dile getirmek istiyoruz. Çünkü biz dünyada engel derecesi saptanamayan ve aynı zamanda işsizlikte birinci sırada olan hastalıkla uğraşıyoruz. Bazen duyarlı olan belediyelerimiz çıkıyor. 3 sene önce ilk kez Büyükşehir ile beraber yaptık. Bu sene onları örnek göstererek Türkiye'deki 21 tane belediyeye söyledim ve 21 belediye de bu çalışmayı yapmaya başladı. Yani örnek olan belediye Ankara Büyükşehir Belediyesi oldu” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de RSV Alarmı: Bebekler Risk Altında Haber

Türkiye’de RSV Alarmı: Bebekler Risk Altında

Bebeklerin neredeyse tamamının 2 yaşına kadar karşılaştığı RSV, her yıl dünya genelinde yaklaşık 33 milyon bebekte alt solunum yolu enfeksiyonuna ve 3,6 milyon bebekte hastane yatışına yol açıyor. Virüs ayrıca ilerleyen dönemde astım gelişme riskini 3 kat artırıyor. Prof. Dr. Simten Malhan, halk sağlığı açısından gizli bir tehlike olan RSV hakkında bilgilendirme seferberliğine ihtiyaç olduğunu, farkındalığın yükselmesiyle hastalıktan önce önlem alınabileceğini ve böylece kamusal bağışıklığın arttırılabileceğini vurguluyor. Her yıl dünyada milyonlarca bebeği etkileyen ve küçük çocuklarda ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabilen RSV (Respiratuar Sinsityal Virüs), Türkiye’de hâlâ “görünmez” bir tehdit olmaya devam ediyor. Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Simten Malhan ve Doç Dr Rukiye Numanoğlu Tekin tarafından gerçekleştirilen kapsamlı araştırma, RSV’nin ne olduğu, kimleri etkilediği ve nasıl önlenebileceği konusunda toplumda büyük bir bilgi eksikliği bulunduğunu gözler önüne serdi. Kadın ve erkeklerin dengeli temsil edildiği, genç yetişkinlerin ağırlıkta olduğu, eğitim profili çoğunlukla lise ve üniversite mezunlarından oluşan 2.825 kişiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, katılımcıların %67,4’ü RSV’yi hiç duymadığını belirtirken, yalnızca %11,8’i “RSV’yi biliyorum” dedi. Hastane yatışlarına ve kalıcı etkilere neden oluyor Bebeklerin solunumunu zorlaştırabilen ve hastane yatışlarına kadar ilerleyebilen bu önemli enfeksiyonla ilgili toplumsal farkındalığın düşük olması, korunma yaklaşımlarında da gecikmelere ve kalıcı etkilerin oluşmasına neden oluyor. Yaşamın ilk aylarında basit bir soğuk algınlığı gibi başlayıp kısa sürede hayati risk yaratabilecek bir enfeksiyona dahi dönüşebilen RSV, bazı bebeklerde ilerleyen dönemlerde tekrarlayan hırıltı, astım benzeri solunum sorunları ve akciğer hassasiyeti gibi kalıcı etkiler bırakabiliyor. Prof. Dr. Simten Malhan, bu tabloyu halk sağlığı açısından gecikmeden ele alınması gereken önemli bir uyarı olarak değerlendiriyor. “Bu veriler, acil bir bilgilendirme seferberliği ihtiyacını gösteriyor” Araştırma sonuçlarının yalnızca toplumsal farkındalığı ölçen bir tablo olmadığını, aileleri ve bebekleri doğrudan etkileyen önemli bir bilgi eksikliğini ortaya koyduğunu vurgulayan Prof. Dr. Simten Malhan, elde edilen bulguları şu sözlerle değerlendirdi: “Bu araştırma bize çok net bir gerçeği gösteriyor: RSV, toplumun büyük bir kesimi için hâlâ ‘bilinmeyen’ gizli bir tehlike ve halk sağlığı açısından önemli bir risk. Katılımcıların üçte ikisinden fazlası virüsü hiç duymamış durumda. Korunma yöntemlerine karşı yine bilgi eksikliğinden kaynaklanan kararsızlık oldukça yaygın. Bu tablo, sorunun doğru, güvenilir ve anlaşılır bilgiye erişim meselesi olduğunu açıkça söylüyor. Sağlık okuryazarlığını güçlendiren, kanıta dayalı ve hedef gruplara göre tasarlanmış bir bilgilendirme seferberliğine ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Sistemli bir bilgilendirme süreci hayata geçirilmeden, RSV gibi risklerin etkin şekilde yönetilmesi mümkün değil. Özellikle bebekler, küçük çocuklar ve kırılgan gruplar için doğru bilgiye zamanında erişim, koruyucu sağlık yaklaşımının en kritik basamağıdır.” RSV’nin bebekler için bir tehdit olduğu bilinmiyor Araştırma, RSV’nin en çok kimi etkilediği konusunda da net bir algı bulunmadığını ortaya koyuyor. Katılımcıların sadece %34,1’i RSV’nin en çok bebekleri ve küçük çocukları etkilediğini düşünürken, %35,7’si virüsün her yaş grubunu eşit etkilediğini belirtiyor. Bu sonuçlar, RSV’nin özellikle bebekler ve kırılgan gruplar üzerindeki etkisine dair toplumsal bilginin parçalı kaldığına işaret ediyor. Bu algı dağınıklığı, özellikle ebeveynler açısından dikkat çekici bir risk oluşturuyor. RSV’nin hastaneye yatışlara yol açabileceğini düşünenlerin oranı %45,7. Ancak “emin değilim” diyenlerin oranı da %43,4 ile neredeyse aynı seviyede. Kadınlarda “RSV hastane yatışlara yol açabilir” diyenlerin oranı %49,6 iken erkeklerde %40,7. Erkeklerde hiç duymadım diyenlerin oranı ise %71,7. Bu farklar, cinsiyete göre de algının değiştiğini gösteriyor. Eğitim farkındalığı artırıyor ama “bilgi açığı” her grupta devam ediyor Araştırmaya göre eğitim düzeyi yükseldikçe RSV farkındalığı artıyor, ancak sorun yalnızca düşük eğitim düzeyiyle sınırlı değil. Lisansüstü grupta RSV’yi bildiğini söyleyenlerin oranı %58,6 iken, lise mezunlarında bu oran %7,7. Buna rağmen farklı eğitim gruplarında da aşıya yönelik kararsızlık dikkat çekiyor. Ebeveyn olmak da farkındalığı artırmıyor Araştırmanın bir diğer çarpıcı sonucu, çocuk sahibi olmanın RSV farkındalığını otomatik olarak yükseltmemesi. Çocuk sahibi olanlarda “RSV’yi hiç duymadım” diyenlerin oranı %69, çocuk sahibi olmayanlarda %65,6. Bu tablo, RSV’nin özellikle bebekleri ilgilendiren bir konu olmasına rağmen, ebeveynlerde dahi bilgi boşluğunun sürdüğünü ortaya koyuyor. Prof. Dr. Simten Malhan: “Bilgi boşluğu kapanmadan risk yönetilemez” Araştırma bulguları, RSV’nin toplumda yeterince bilinmemesi nedeniyle riskin görünmez kaldığını, buna bağlı olarak da korunma kararlarının belirsizlikle şekillendiğini gösteriyor. Prof. Dr. Simten Malhan, özellikle bebekler ve risk gruplarında RSV’ye yönelik farkındalık çalışmalarının ve doğru bilgilendirme içeriklerinin yaygınlaştırılmasının hem ailelerin hem de sağlık sisteminin yükünü azaltmada kritik olduğunu vurguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Sinemasının Sultanı Türkan Şoray’dan TEGV’e Destek Çağrısı Haber

Türk Sinemasının Sultanı Türkan Şoray’dan TEGV’e Destek Çağrısı

“Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir” mottosuyla nitelikli eğitimi Türkiye’nin dört bir yanındaki çocuklarla buluşturan Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), 31. kuruluş yıl dönümünde yeni kamu spotu filmini yayınladı. “Bu Bir Gelecek Çağrısıdır” adlı filmde, Türk sinemasında “Sultan” unvanıyla gönüllerde taht kuran usta sanatçı Türkan Şoray’ın, TEGV’in İstanbul’daki Zeyrek Öğrenim Birimi’ni ziyareti sırasında çekilen görüntülere yer verildi. Usta sanatçı Türkan Şoray, TEGV’in İstanbul’daki Zeyrek Öğrenim Birimi’ni ziyaret ederek çocuklarla unutulmaz bir gün geçirmişti. Ziyareti sırasında Türkan Şoray’ı çocuklar, büyük bir sevgi seliyle, çiçeklerle karşıladı. Gün boyunca çocukların etkinliklerine katılan sanatçı, onların enerjisine ve neşesine ortak oldu. TEGV’in 30. yıl dönümünde gerçekleşen bu anlamlı ziyarette Şoray, çocuklarla atölyelere katıldı, onlarla sohbet etti ve “Hep birlikte TEGV’e destek olalım, çocukları nitelikli eğitimle buluşturalım” çağrısında bulundu. Değerli sanatçının, eğitimin geleceği şekillendiren gücünü içten bir anlatımla vurgulaması, bu filmi güçlü bir farkındalık anlatısına dönüştürdü. TEGV’in 30 yılı aşan eğitim yolculuğunda özel bir yere sahip olan kamu spotu; çocukların hayallerine, nitelikli eğitimin iyileştirici etkisine ve dayanışmanın yarattığı umuda dikkat çekiyor. “Çocukların parıldayan gözlerini, neşesini, enerjisini gördüm” TEGV’in yeni kamu spotu filminde Şoray’ın bu ziyaretinin görüntülerine, çocuklarla birlikte yer aldığı etkinliklerin gösterimlerine yer verildi. Filmde TEGV’e destek çağrısında bulunan Türkan Şoray, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “TEGV etkinlik noktalarında, çocuklar çeşitli faaliyetlerde kendi potansiyellerini keşfediyor, teknoloji ile tanışıyor, kendi dünyalarını tasarlıyorlar. Burada çocukların parıldayan gözlerini, neşesini, umudunu, enerjisini gördüm. Eğitim… Bir toplumun geleceğini aydınlatan en güçlü ışık. Haydi, hep birlikte TEGV’e destek olalım, çocukları nitelikli eğitimle buluşturalım. Unutmayın: Bir Çocuk Değişir, Türkiye Gelişir!” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.