Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Farkındalık

Kapsül Haber Ajansı - Farkındalık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Farkındalık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Parkisonda Sabır, Anlayış ve Doğru Tedavi Hayat Değiştiriyor  Haber

Parkisonda Sabır, Anlayış ve Doğru Tedavi Hayat Değiştiriyor 

Parkinson beynin derinlerinde sessizce başlayan ve zamanla yaşamın birçok alanını etkileyen kompleks bir nörolojik süreçtir. Parkinson hastalarının çoğu zaman yavaş hareket ettikleri, mimikleri azaldığı ya da konuşmaları değiştiği için yanlış anlaşılabildiğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Nöroloji Uzmanı Dr. Tuğba Okluoğlu “Biraz sabır ve anlayış bazen en etkili destek olabilir. Parkinson hastalığı doğru yaklaşım, erken tanı ve kişiye özel tedavi ile birlikte yönetilebilen bir yolculuktur. Ve en güçlü tedavilerden biri de farkındalıktır” diyor. Uzm. Dr. Tuğba Okluoğlu parkinson hastalığı hakkında bilgi verdi. Parkinson sadece hareket hastalığı değildir Parkinson hastalığı, beynin hareketleri düzenleyen bölgelerinde dopamin üreten hücrelerin kaybı ile ortaya çıkar. Bu kayıp hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertlik ve titreme gibi belirtilere yol açar. Ancak çoğu zaman gözden kaçan gerçek şudur: Parkinson sadece bir hareket hastalığı değildir. Belirtileri nelerdir? Uyku bozuklukları, koku kaybı, kabızlık, depresyon ve bilişsel değişiklikler… Tüm bu belirtiler hastalığın aslında çok daha geniş bir etki alanına sahip olduğunu gösterir. Hatta bazı hastalarda bu bulgular, motor belirtilerden yıllar önce başlayabilir. Erken tanı hastalığın seyrini değiştirir Parkinson hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebilecek en önemli adımdır. Çünkü doğru zamanda başlanan tedavi, yalnızca belirtileri kontrol etmekle kalmaz. Hastanın günlük yaşamını, bağımsızlığını ve hatta sosyal ilişkilerini korumasına yardımcı olur. Tedavi sadece ilaçtan ibaret değil Parkinson hastalığını tamamen ortadan kaldıran bir tedavi henüz yok. Ama hastalığı yönetmek için güçlü ve giderek gelişen seçenekler var. İlaç tedavileri temel yaklaşımı oluştururken, ileri evrelerde uygulanan beyin pili (derin beyin stimülasyonu) önemli bir dönüm noktasıdır. Bununla birlikte son yıllarda, özellikle gün içinde belirgin dalgalanmalar yaşayan hastalarda sürekli ilaç veren pompa tedavileri öne çıkıyor. İnce bağırsağa yerleştirilen sistemlerle uygulanan intestinal levodopa tedavisi veya deri altından sürekli ilaç verilmesini sağlayan cilt altı pompa sistemleri, hastaların gün içindeki “iyi ve kötü dönem” geçişlerini azaltarak daha stabil bir yaşam sunabiliyor. Tüm bu gelişmeler parkinson tedavisinin artık tek tip değil, kişiye özel ve dinamik bir süreç olduğunu gösteriyor. Egzersiz tedavinin ayrılmaz bir parçası Bilimsel veriler, egzersizin parkinson hastalığında yalnızca kasları değil, doğrudan beyni etkilediğini ortaya koyuyor. Düzenli fiziksel aktivite; dengeyi, yürüyüşü ve koordinasyonu geliştirmenin ötesinde, beynin kendini yeniden organize etme kapasitesini artırıyor. Yani egzersiz, bu hastalıkta sadece öneri değil, tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Anlayış en büyük destektir Sonuç olarak parkinson hastalığı, sadece titreme ile kısıtlı bir tablo değil; erken tanı, doğru tedavi ve yüksek farkındalıkla yürünmesi gereken uzun bir yolculuktur. Hastalara sunulacak en büyük ilaç, onların bu yavaşlayan dünyasına gösterilecek anlayış ve erken tanının sunduğu imkanlardır. Farkındalıkla atılan her adım parkinsonlu bir bireyin hayatında yeni bir hareket alanı açar. Farkındalık hastalar için en az ilaçlar kadar hayati bir destektir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Contemporary’den Doğa ile Sesin Buluştuğu Bir Deneyim: Kuş Gözlemi ve Dijital Müzik Atölyesi Haber

Borusan Contemporary’den Doğa ile Sesin Buluştuğu Bir Deneyim: Kuş Gözlemi ve Dijital Müzik Atölyesi

Borusan Contemporary’nin Kuş Kolektifi yürütücülüğünde hayata geçireceği "Kuş Gözlemi ve Dijital Müzik Üretimi" başlıklı yetişkin atölyesi, gözlem ve üretim süreçlerini bir araya getirerek katılımcıların doğayla kurdukları duyusal bağı güçlendirmeyi amaçlıyor. Kuş Kolektifi kurucusu Yaz Güvendi ile müzisyen ve besteci Akın Orbay yürütücülüğünde gerçekleşecek atölyeye katılmak isteyenler 12 Nisan Pazar veya 19 Nisan Pazar günlerinden birini seçebilir. Her iki günde de 16.00’da başlayacak ve iki saat sürecek atölye, Rumelihisarı çevresinde ve Perili Köşk terasında gerçekleştirilen kısa bir kuş gözlem turuyla başlıyor. Çevresel seslere odaklanılan bu süreç, doğayla yeniden bağ kurmayı sağlayan bir farkındalık çalışması olarak öne çıkıyor. Açık havadaki gözlem deneyiminin ardından program, Borusan Contemporary’deki “Edward Burtynsky: Dönüşen Yeryüzü” sergisinden hareketle ekolojik dönüşüm, insan müdahalesi ve çevresel aşınma konularının ele alınması ile devam edecek. Katılımcılar, kuşların yaşam alanlarında yaşanan değişimleri, sanatçının objektifinden yansıyan manzaralar ve kendi gözlem deneyimleriyle ilişkilendirerek değerlendirme fırsatı buluyor. Atölyenin üretim odaklı son bölümünde ise katılımcılar, müzisyen ve besteci Akın Orbay eşliğinde dijital ortamdaki kuş seslerini ve farklı müzikal dokuları dinliyor. Doğanın sunduğu bu eşsiz sesleri birlikte seçip düzenleyen katılımcılar, kolektif bir dijital müzik çalışması üreterek atölyeyi tamamlıyor. Kuş Gözlemi ve Dijital Müzik Üretimi Yetişkinlere yönelik atölye Tarih: 12 Nisan 2026, Pazar ve 19 Nisan 2026, Pazar Saat: 16.00 Süre: 2 saat Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ANTGİAD Runtalya’da Otizm Farkındalığı İçin Koştu Haber

ANTGİAD Runtalya’da Otizm Farkındalığı İçin Koştu

ANTGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Yavaş, maraton sonrasında yaptığı açıklamada, iş dünyasının rolüne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Biz iş insanları olara üretmek, yatırım yapmak ve ekonomik değer oluşturmakla sorumluyuz. Aynı zamanda toplumsal farkındalığı büyütmek, duyarlılığı artırmak ve sosyal sorumluluk alanlarında aktif rol almak gibi önemli bir sorumluluğumuz da var, bunun bilincindeyiz. “ “BU KOŞU BİR SPOR ETKİNLİĞİNDEN DAHA FAZLASI” Runtalya Maratonu’na katılımlarının özel bir anlam taşıdığını vurgulayan Yavaş, bu organizasyonun sosyal boyutuna dikkat çekti: “Bugün burada attığımız her adım, aslında bir farkındalık adımıdır. Bu koşu, bir spor etkinliği olmasının yanı sıra, otizmli bireylerin hayatına dokunma, onları daha görünür kılma ve toplum olarak daha kapsayıcı bir bakış açısı geliştirme çağrısıdır.” “HER BİREYİN EŞİT VE ONURLU YAŞAM HAKKI VAR” Otizmli bireylerin toplumda eşit şekilde yer almasının önemine değinen Yavaş, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Otizm bir eksiklik değil, farklılıktır. Bu farklılığı anlamak, kabul etmek ve hayatın doğal bir parçası olarak görmek hepimizin sorumluluğudur. Her bireyin toplumsal yaşamda eşit, görünür ve onurlu bir şekilde yer alma hakkı vardır.” ANTGİAD’DAN GÜÇLÜ SOSYAL SORUMLULUK VURGUSU ANTGİAD olarak sosyal sorumluluğu kurumsal bir refleks haline getirmeyi önemsediklerini ifade eden Yavaş, bu tür projelerin artarak devam edeceğini belirtti: “ANTGİAD olarak bizler; sadece iş dünyasında değil, toplumsal hayatta da değer üreten bir anlayışla hareket ediyoruz. Bugün burada attığımız bu adım, bu anlayışın somut bir yansımasıdır. Bundan sonra da topluma dokunan, farkındalık oluşturan ve sosyal fayda üreten projelerde aktif şekilde yer almaya devam edeceğiz.” DAYANIŞMA VE FARKINDALIK AYNI ÇİZGİDE BULUŞTU ANTGİAD üyeleri, Runtalya Maratonu boyunca sergiledikleri güçlü katılım ve yüksek motivasyonla hem sporun birleştirici gücünü hem de sosyal sorumluluğun dönüştürücü etkisini bir arada ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin İklim Yol Haritası Masaya Yatırıldı Haber

Türkiye’nin İklim Yol Haritası Masaya Yatırıldı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Söyleşilerin 2026 yılı ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlendi ve bu yılın ilk söyleşisi, Türkiye’nin katkısıyla Birleşmiş Milletlerce kabul edilen 30 Mart Dünya Sıfır Atık Günü’nde, yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Gazeteciler Cemiyeti Dış Medya ve Meclis Başkan Vekili Ahmet Coşkunaydın’ın üstlendiği çevrim içi söyleşinin konuşmacıları ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz ve Eskişehir Teknik Üniversitesi İklim Elçisi Saliha Şebnem Şen oldular. Mete İmer: “Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, dünyada Sıfır Atık uygulaması yaygınlaşırsa yılda 1,5 gigaton salım önlenebilir” Her yıl bir ülkede yapılmakta olan iklim ile ilgili BM Taraflar Konferansları’nın bu yıl Antalya’da gerçekleşecek 31.’sinde ilk kez Sıfır Atık kavramının gündeme geleceğinin belirtildiğini vurgulayan Mete İmer “Sıfır Atık, aslında, döngüsel ekonominin getirdiği bir hedeftir. Bir başka deyişle, ürünlerin yaşam döngüsünde değerlendirilemeyen en az atığa ulaşma hedefidir. Türkiye’de bir devlet politikası haline gelen Sıfır Atık, Türkiye’nin gayretleriyle Birleşmiş Milletler’ce de tanınmış bir slogan ve kavram haline gelmiştir,” dedi. ÇEVKO Vakfı’nın atık yönetiminde uzmanlaşmış bir vakıf olduğunu hatırlatan İmer bu gözle yaptığı değerlendirmede: “Sıfır Atık özellikle tüketim sonucu oluşan tüm atıkların kaynağında ayrı toplanarak değerlendirilmesi anlamına gelmektedir. Tüketim sonrası oluşan atıkların toplanmasında ülkemizde yasal olarak belediyeler görevlendirilmiştir. Sıfır atığa ulaşmak için, evlerimizden, iş yerlerimizden çıkan atıklar bakımından, “geri dönüştürülebilir” ve “kompostlanabilir” halde ikili biriktirme ve toplama yöntemi, en basit ve pratik çözümdür. Atıkların artık birer hammadde olması nedeniyle sanayi de sorumluluk altına girmiş ve dünyada belediyelerle iş birliği içinde çalışan Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) sistemleri, finansal ve yönetsel bir model olarak ortaya çıkmıştır,” dedikten sonra Sıfır Atık uygulamasında başarı, sürdürülebilirlik ve yüksek verim elde etmek için alt yapının tamamlanması, özellikle Avrupa’da uzun yıllardır uygulanmakta olan ve on beş yıl boyunca ülkemizde de uygulanmış bulunan GÜS modelinin yeniden uygulamaya alınması gerektiğini savundu. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Sıfır Atık uygulamasının dünyada yaygınlaşması durumunda iklim mücadelesindeki somut karşılığını şu çarpıcı verilerle ortaya koydu: "Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, Sıfır Atık çalışmalarının dünya genelinde aktif hale gelmesi 1,5 gigatonluk bir salım azaltımı sağlayabilir; bu miktar Almanya ve Japonya’nın toplam yıllık salımlarına eşittir ve 2025 verilerine göre dünyadaki yıllık sera gazı salımlarının yaklaşık yüzde 3’üne karşılık gelmektedir." Prof. Dr. Levent Kurnaz: “Artık krizi durdurmayı değil, ayakta kalmayı konuşuyoruz; Türkiye olarak “dirençlilik” kavramına odaklanmalıyız” Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, konuşmasında iklim krizinin ulaştığı noktayı IPCC gibi hükümetler arası yapıların "kontrollü" açıklamalarının ötesine geçen çarpıcı verilerle ortaya koydu. Atmosferdeki karbondioksit seviyesinin sanayi öncesi dönemdeki 280 ppm’den bugün 430 ppm’e yükseldiğini hatırlatan Kurnaz, bu gidişatın dünya genelinde 4-5 C’lik korkunç bir ısınmaya doğru evrildiğini vurguladı. Özellikle 1,5 C eşiğinin aşılmasıyla Bangladeş'te yaklaşık 40 milyon insanın sular altında kalacak yerleşim yerlerinden göç etmek zorunda olacağını belirten Kurnaz, bu hareketliliğin komşu ülkelerle birlikte 60-80 milyon kişilik bir mülteci dalgası olarak Türkiye sınırlarına dayanabileceği uyarısında bulundu. Uluslararası iklim müzakerelerindeki "oy birliği" kuralının ciddi kararlar alınmasını imkansız kıldığını ifade eden Kurnaz, mevcut yapının işlevsizliğini "İklim müzakerelerine dair tüm umutlarımı Bakü’de bıraktım" sözleriyle eleştirdi. Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesindeki tabloyu da değerlendiren Prof. Dr. Levent Kurnaz, Antalya sokaklarındaki vatandaştan iş dünyasına kadar geniş bir kesimde farkındalık eksikliği olduğunu belirten Kurnaz, hazırlıkların sadece lojistik ve konaklama odaklı kalmaması gerektiğini vurguladı. Politika geliştirme süreçlerinin yeterince kapsayıcı ilerlemediğini ifade eden Kurnaz, Türkiye'nin çabasının büyük kısmını "Belalar başımıza gelmeden önce kendimizi nasıl koruruz?" sorusuna, yani “dirençlilik” kavramına ayırması gerektiğini söyledi. Kamu, sivil toplum ve iş dünyasının samimi ve gerçek bir ajanda ile bir araya gelmesi gerektiğini hatırlatan Kurnaz, iklim konusunun sadece zirve dönemlerinde değil, sonrasında da kalıcı bir devlet politikası olarak içselleştirilmesi gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı. Saliha Şebnem Şen: “Gençler sadece farkındalık çalışmalarında değil, karar alma mekanizmalarında da aktif rol almak istiyor” Eskişehir Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği öğrencisi, İklim Elçisi ve İklim Elçileri Koordinatör Yardımcısı olan Saliha Şebnem Şen, Türkiye’deki üniversitelerde 2021 yılından bu yana her kurumun temsilciler belirleyerek iklim farkındalığını artırmaya yönelik kapasite geliştirme eğitimleri aldığını ve politika süreçlerinde aktif rol üstlendiğini belirtti. COP31’in Türkiye ev sahipliğinde gerçekleşecek olmasının genç nesil için büyük bir heyecan ve fırsat olduğunu ifade eden Şen, iklim elçiliğini bir unvan değil, çözüm odaklı somut çıktılar üreten aktif bir sorumluluk olarak gördüklerini vurguladı. COP31 sürecinde gençlerin sesini duyurmak için yürütülen çalışmalara da dikkat çekti. Bu yıl düzenlenecek zirvenin bir ‘Gençlik COP’u’ olması hedeflendiğini ve katılımcıların en az yüzde 10’unun gençlerden oluşmasının planlandığına dair beklentiyi paylaşan İklim Elçileri Koordinatör Yardımcısı Şebnem, Bizler için önemli olan, yaptığımız çalışmaların sadece yerelde kalmayıp COP31 gibi uluslararası süreçlerde doğrudan karşılık bulmasıdır dedi. Gençliğin iklim mücadelesinde sadece bir figür değil, öncü bir aktör olduğu bir toplum vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu kapsamda ailemizden başlayarak yakın çevremize, esnafımıza ve tüm topluma bu bilinci aktarmayı bir görev biliyoruz. Hedefimiz, gençlerin sesini daha görünür kılarak karar alma süreçlerine doğrudan katkı sağlamak ve geleceğimizi şekillendirecek politikalarda bizzat masada yer almaktır diye ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alternatif Bank, Mart Ayına Yayılan Etkinliklerle “Birlikte Daha Eşit” Dedi Haber

Alternatif Bank, Mart Ayına Yayılan Etkinliklerle “Birlikte Daha Eşit” Dedi

“Birlikte Daha Eşit” yaklaşımıyla kurgulanan etkinlik serisi, farklı perspektifleri bir araya getirerek eşitlik konusunda çok boyutlu bir diyalog zemini oluşturdu. “Berber Dükkanı Sohbetleri”nde Erkeklik Normları ve Eşitsizlik Verileri Tartışıldı Program kapsamında, Yanındayız Derneği iş birliğiyle düzenlenen “Berber Dükkanı Sohbetleri”, toplumsal cinsiyet eşitliğine erkek perspektifinden yaklaşan dikkat çekici bir buluşma oldu. Erkeklik normlarının sembolik olarak temsil edildiği bir berber dükkanı kurgusunda gerçekleşen söyleşiye BK Partnership Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Karaçam, Esas Gayrimenkul CEO’su Cem Eriç ve Alternatif Bank Yapılandırma, Yasal Takip Genel Müdür Yardımcısı Seçkin Mutlubaş katıldı. Söyleşide toplumsal cinsiyet eşitliği, erkeklik kalıpları, iş hayatındaki görünmez engeller ve gündelik dile yerleşmiş önyargılar üzerinden ele alındı. Söyleşide paylaşılan veriler, eşitsizliğin boyutunu çarpıcı şekilde ortaya koydu. Kadınların iş gücüne katılım oranının erkeklerin yarısı seviyesinde kaldığı, üst yönetimlerde ise kadın temsilinin belirgin şekilde düştüğü vurgulandı. Ayrıca iş hayatında “cam tavan” olarak tanımlanan görünmez engellerin, kadınların kariyer yolculuğunu nasıl şekillendirdiği örneklerle ele alındı. Katılımcılar, eşitlik için erkeklerin üstlenmesi gereken rolün altını çizerek; dil kullanımından gündelik davranışlara kadar birçok alanda dönüşümün gerekliliğine dikkat çekti. Biz Bize Sohbetler, AppleTürkiye Ülke Müdürü Resan Yüner’i Ağırladı Etkinlik serisinin bir diğer buluşmasında, Alternatif Bank CEO’su Ozan Kırmızı’nın moderatörlüğünde AppleTürkiye Ülke Müdürü Resan Yüner ağırlandı. “Biz Bize Sohbetler” başlığıyla gerçekleşen buluşmada, Yüner’in bankacılıktan teknoloji sektörüne uzanan kariyer yolculuğu ve liderlik deneyimi katılımcılarla paylaşıldı. Yüner, kariyerinin erken dönemlerinde erkek egemen ortamlarda çalışmanın getirdiği zorluklara değinirken, kadınların iş hayatında daha talepkâr ve cesur olması gerektiğinin altını çizdi. Kadın liderlerin birbirini desteklemesinin önemine dikkat çeken Yüner, kapsayıcılık ve psikolojik güvenliğin güçlü kurum kültürlerinin temel unsurları arasında yer aldığını vurguladı. A’dan Z’ye Kadın Sağlığı Konuşuldu Alternatif Bank, farkındalık çalışmalarını yalnızca iş hayatıyla sınırlı tutmayarak kadın sağlığına da odaklandı. Acıbadem Hastanesi iş birliğiyle düzenlenen “A’dan Z’ye Kadın Sağlığı” webinarında, Dr. Ecem Eren kadınların yaşam döngüsü boyunca karşılaşabileceği sağlık konularını uzman bakış açısıyla ele aldı. “Daha eşit ve kapsayıcı bir kurum kültürünü güçlendirmeye devam edeceğiz.” Etkinliklerle ilgili bir değerlendirme yapan Alternatif Bank İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Bike Tarakcı şunları söyledi: “Alternatif Bank olarak eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılığı kurum kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Cinsiyet, yaş, deneyim ya da farklı bakış açıları gözetmeksizin herkesin kendini değerli hissettiği, potansiyelini ortaya koyabildiği ve eşit fırsatlara erişebildiği bir çalışma ortamı yaratmayı önemsiyoruz. Bizim için kapsayıcı bir kurum kültürü, yalnızca doğru politikalarla değil; çalışanların sesinin duyulduğu, farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü ve herkesin kendini özgürce ifade edebildiği bir anlayışla mümkün. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında çalışanlarımızla buluştuğumuz bu etkinlik serisini de bu yaklaşımın güçlü bir yansıması olarak görüyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğini farklı boyutlarıyla ele alan, kadın liderliğine, iş hayatında kadın temsiline ve kadın esenliğine dikkat çeken bu buluşmalar, kurumumuz içinde farkındalığı artırırken daha kapsayıcı ve daha eşit bir gelecek için ortak bir diyalog alanı yarattı. Önümüzdeki dönemde de çeşitlilik ve kapsayıcılık alanında farkındalık yaratan çalışmalar hayata geçirmeye, daha eşit ve daha kapsayıcı bir kurum kültürünü güçlendirmeye devam edeceğiz.” Alternatif Bank Kadınları Eşitlik Mesajını Özel Bir Video ile Anlattı Alternatif Bank, Dünya Kadınlar Günü kapsamında gerçekleştirdiği etkinliklerin yanı sıra, kurum içindeki kadınların rolünü, katkısını ve gücünü görünür kılan özel bir video çalışmasına da imza attı. Banka çalışanlarının sesiyle hayat bulan video; cesaret, emek, karar alma ve dayanışma gibi değerler etrafında şekillenirken, kadınların iş hayatındaki çok boyutlu rolüne dikkat çekildi. Videoda, “Ben bir liderim”, “Ben bir bankacıyım”, “Ben bir anneyim” ve “Ben bir ekip arkadaşıyım” ifadeleriyle kadınların farklı kimlikleri bir arada taşıdığı vurgulanırken; strateji geliştirmeden dijital dönüşüme, risk yönetiminden satışa kadar bankanın tüm kritik fonksiyonlarında kadınların aktif rol aldığı güçlü bir anlatımla ortaya kondu. Alternatif Bank’ın kadın çalışan oranlarına da yer verilen videoda, çalışanların %52’sinin, satış ekiplerinin %57’sinin kadın olduğu; yönetim kademesinde ise kadın temsilinin %33, icra kurulunda ise %44 seviyesinde bulunduğu paylaşıldı. Video, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir” sözüyle son buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Atıksız Üsküdar, Atıksız Mutfak" Projesi Hayata Geçirildi Haber

"Atıksız Üsküdar, Atıksız Mutfak" Projesi Hayata Geçirildi

Program, saat 13.00’te farkındalık kortejiyle başladı. Ellerinde gıda israfına dikkat çeken pankartlarla yürüyüş, yapan vatandaşlar cadde boyunca esnaflarla etkileşim kurarak sıfır atık mesajını sahaya taşıdı. Etkinlik kapsamında öğrencilerin aktif rol aldığı uygulamalı atölye çalışması gerçekleştirildi. Katılımcılar, gruplara ayrılarak şefler eşliğinde sınırlı malzemelerle “MasterChef” formatında atıksız tabaklar hazırladı. Gastronomi dünyasının tanınmış şeflerinin katılımıyla “Gıda İsrafını Önleme ve Atıksız Mutfak” söyleşisi düzenlendi. Söyleşide hem sektör profesyonellerine hem de bireylere yönelik uygulanabilir çözüm önerileri paylaşıldı. Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Nihat Doğan, gıda israfının günümüzün en önemli çevresel ve toplumsal sorunlarından biri olduğuna dikkati çekerek, “Sıfır Atık yaklaşımını sadece bir çevre politikası olarak değil, bir yaşam kültürü olarak görüyoruz. Burada hazırlanan her atıksız tabak, paylaşılan her değerli bilgi daha yaşanabilir bir Üsküdar ve daha sürdürülebilir bir dünya için umut verici bir adım oldu.” ifadelerini kullandı. Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu ise dünya genelinde üretilen gıdanın yaklaşık üçte birinin israf edildiğini belirterek, bu tür etkinliklerin farkındalık oluşturma açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Üsküdar Belediyesi tarafından hayata geçirilen proje ile gıda israfının azaltılması, toplumda bilinç ve davranış değişikliği oluşturulması ve sürdürülebilir yaşam kültürünün yaygınlaştırılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.