Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Farkındalık

Kapsül Haber Ajansı - Farkındalık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Farkındalık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anavarza Bal, Dünyanın En Büyük Arı Oteli ile Guinness Dünya Rekoru’nun Sahibi Oldu Haber

Anavarza Bal, Dünyanın En Büyük Arı Oteli ile Guinness Dünya Rekoru’nun Sahibi Oldu

Guinness Dünya Rekorları hakeminin sertifikasını teslim ettiği, 15 metreyi aşan dünyanın en büyük ekolojik arı oteli arı ekosistemi için güvenli bir habitat oluştururken, biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliği ve arı ölümlerine karşı küresel farkındalık yaratılması amacıyla hayata geçirilen örnek doğa koruma projesi olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin köklü ve yenilikçi bal markalarından Anavarza Bal, arıların ve polinatörlerin korunmasına yönelik örnek projeyi hayata geçirerek küresel çapta ses getiren bir başarıya imza attı. Marka bünyesinde kurulan “Yaşasın Arılar” departmanının öncülüğünde Adana’nın Kozan ilçesindeki çevreci üretim tesisinde kurulan Dünyanın En Büyük Arı Oteli, Guinness Dünya Rekorları tarafından resmi olarak tescil edilerek dünya rekoru ünvanını kazandı. Guinness Dünya Rekorları Hakemi ve Türkiye Temsilcisi Şeyda Subaşı Gemici tarafından gerçekleştirilen ölçüm ve incelemelerin ardından rekor sertifikası, düzenlenen törenle Anavarza Bal Genel Müdürü Can Sezen’e teslim edildi. 15 metreyi aşan uzunluğu ve 3 metreye ulaşan yüksekliğiyle (15,11 x 3,2 x 0,50 m) dikkat çeken yapı, dünya genelinde giderek artan arı ölümlerine ve habitat kaybına karşı oluşturulmuş kalıcı bir ekolojik farkındalık anıtı olarak konumlanıyor. Arı otelleri, özellikle ekosistem için hayati öneme sahip olan ancak koloni halinde yaşamayan yalnız arı türleri için gece sığınağı, yuvalama alanı ve kış koruması sağlıyor. Yapının inşasında sedir, meşe, ceviz, dut ve kızılçam gibi doğal ve dayanıklı ağaçlar kullanılırken, kamış ve doğal odunsu materyallerle de farklı arı türlerine hitap eden çok katmanlı yaşam alanları oluşturuldu. Can Sezen: “Bu Rekorun Gerçek Sahipleri Arılar” Guinness Dünya Rekoru sertifikasını teslim alan Anavarza Bal Genel Müdürü Can Sezen, konuyla ilgili olarak “Guinness Dünya Rekoru’nu almamız için bize ilham veren, doğanın en çalışkan canlılarından biri olan arıların yaşam hakkına dikkat çekiyoruz. Çeşitli ülkelerde arı hakları için oluşturulan protokollerin bir adımı olarak, Türkiye için uyguladığımız bu projeyle, ‘arılar varsa yaşam var, tarım var, gıda var’ mottosunu hayata geçirmiş olduk. Bu nedenle dünyanın en büyük arı otelini kurarken amacımız bir rekor kırmaktan çok daha fazlasıydı. Bu yapıyı, arıların ve polinatörlerin karşı karşıya olduğu tehditlere karşı güçlü bir farkındalık çağrısı olarak tasarladık. Yabani türdeki arılar, gıda üretimi ve ekosistemin en önemli kahramanlarından biri. Özellikle yabani arıların yaşam alanları giderek azalıyor. Dünya Arı Günü kapsamında hem farkındalık yaratacak hem de arılara gerçek bir yaşam alanı sağlayacak kalıcı bir proje hayal ettik. Bu fikir zamanla dünyanın en büyük arı oteline dönüştü. Guinness Dünya Rekoru bize uluslararası görünürlük kazandırdı, ancak bu rekorun gerçek sahipleri burada yaşam alanı bulacak binlerce arı olacak” dedi. Guinness Dünya Rekorları Hakemi ve Türkiye Temsilcisi Şeyda Subaşı Gemici de: “Anavarza Bal’ın hayata geçirdiği arı oteli, Guinness Dünya Rekorları kriterlerini başarıyla karşılayarak resmi olarak dünyanın en büyüğü ünvanını kazandı. Rekorun arkasında etkileyici bir yapı ve arıların korunmasına, biyolojik çeşitliliğe dikkat çeken güçlü bir farkındalık vizyonu bulunuyor. Bu yönüyle proje, küresel çapta örnek gösterilebilecek çevresel girişimler arasında yer alıyor. 2011 yılında rekorun sahibi İngiltere idi, Adana Kozan’da yapılan Anavarza Bal’ın arı oteli 2026 yılında Türkiye’ye bu rekoru getirmiş oldu” açıklamasında bulundu. Bir Rekordan Daha Fazlası Arılar İçin Yaşam Alanı Son yıllarda kentleşme, yoğun tarım uygulamaları, pestisit kullanımı ve doğal yaşam alanlarının azalması nedeniyle birçok yalnız arı türü uygun yuvalama alanı bulmakta zorlanıyor. Anavarza Bal tarafından hayata geçirilen dünyanın en büyük arı oteli, özellikle doğadaki tozlaşma döngüsünün görünmez kahramanları olan yalnız yaşayan arılar için güvenli bir habitat sunuyor. Arı otelleri koloni oluşturmayan, bal depolamayan ve her dişisi kendi yuvasını kuran yabani arılar için gece sığınağı, yuvalama alanı ve kış koruması sağlıyor. Bu yönüyle proje, biyolojik çeşitliliğin korunmasına somut katkı sunmayı hedefliyor. Tarım İçin de Kritik Öneme Sahip Bilim insanlarına göre dünya üzerindeki çiçekli bitkilerin yaklaşık yüzde 75’i ve tarımsal ürünlerin önemli bir bölümü polinatörlere ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle yabani arıların korunması yalnızca doğa için değil, gıda güvenliği açısından da büyük önem taşıyor. Anavarza Bal’ın hayata geçirdiği dünyanın en büyük arı otelinin, bölgedeki doğal tozlaşmayı destekleyerek tarımsal verimliliğe de katkı sağlaması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ağaçlar Fısıldıyor Projesiyle Yaklaşık 500 Kişiye Doğa Okuryazarlığı Eğitimi Haber

Ağaçlar Fısıldıyor Projesiyle Yaklaşık 500 Kişiye Doğa Okuryazarlığı Eğitimi

İklim krizinin etkileri orman ekosistemlerini her geçen gün daha kırılgan hale getirirken, doğayı anlamak ve onunla uyum içinde hareket etmek her zamankinden daha büyük önem taşıyor. “Ağaçlar Fısıldıyor” projesi de bu anlayıştan yola çıkarak, ormanların yalnızca ağaçlardan ibaret olmadığını; toprağın altında işleyen görünmeyen bir yaşam ağıyla birbirine bağlı, dirençli ve hassas bir ekosistem olduğunu hatırlatıyor. Boyner, Discovery Expedition, Yuvam Dünya Derneği ve Warner Bros. Discovery iş birliğiyle hayata geçirilen proje; saha ve üniversite eğitimleri, belgesel, kapsül koleksiyon ve farklı temas noktalarıyla doğa okuryazarlığını daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlıyor. Bu kapsamda Çanakkale’nin Bigalı Köyü’nde yerel halk ve öğrencilerle başlayan eğitim yolculuğu, Behramlı Köyü’nde yerel halk buluşmasıyla daha da derinleşti. Ormanla iç içe yaşayan toplulukların gündelik hayatına temas eden buluşmada, iklim değişikliğinin doğa üzerindeki etkileri, yangın riski, ekosistem dengesi ve doğa okuryazarlığı başlıkları ele alındı. Katılımcılara ormanı korumanın yalnızca yangın sonrasında verilen mücadeleyle değil, riskleri önceden gören ve doğayla daha bilinçli bağ kuran bir yaklaşımla mümkün olduğu anlatıldı. Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü tarafından Çanakkale Bölgesel Turist Rehberleri Odası’na bağlı profesyonel turist rehberlerine verilen eğitimle projenin etkisi artırılırken, ‘orman yangınlarıyla mücadele gönüllüleri’ eğitimiyle saha ekibi güçlendirildi. Boyner çalışanları ile Warner Bros. Discovery çalışanlarına yönelik eğitim buluşmaları ise projenin kurum içindeki farkındalık alanını genişletti. Böylece proje, farklı hedef grupları kapsayan eğitimlerle yaklaşık 500 kişiye ulaşarak güçlü bir farkındalık ağı oluşturdu. Turist Rehberleri Doğa Okuryazarlığı Elçilerine Dönüşüyor Projenin saha eğitimleri kapsamında Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın katkı ve desteğiyle Anadolu Hamidiye Tabyası Hangar Müze Kompleksi’nde, Çanakkale Bölgesel Turist Rehberleri Odası’na bağlı turist rehberlerine, Çanakkale Orman Bölge Müdürlüğü tarafından “Yangınla Mücadele ve Farkındalık” eğitimi verildi. Bölgeyi ziyaret eden milyonlarca turistle doğrudan temas kuran tur rehberleri, eğitimlerin ardından orman ekosistemleri, iklim krizi, yangın farkındalığı ve doğanın görünmeyen iletişim ağına ilişkin bilgileri ziyaretçilere aktaran önemli birer farkındalık elçisi haline geldi. Sahaya Ekipman Desteği Proje kapsamında bölgede meydana gelebilecek olası yangınlara hızlı ve doğru müdahale edilebilmesi için gönüllülerden oluşan ekibe de destek sağlandı. Bölgenin yangınla mücadele kapasitesini güçlendirmek amacıyla Bigalı Köyü’ne su tankeri kazandırıldı. Maske, eldiven, baret, gözlük, ilk yardım çantası, el feneri, kafa lambası, örme başlık ve benzeri ekipmanlardan oluşan toplam 227 farklı malzeme de gönüllü ekibin kullanımına sunuldu. “Ağaçlar Fısıldıyor” projesi sahadaki etkiyi eğitimlerle güçlendirirken; seçili Boyner’lerde ve Boyner Online’da satışa sunulacak Discovery Expedition kapsül koleksiyonu, Warner Bros. Discovery tarafından hazırlanacak belgesel dizisi ve üniversite buluşmalarıyla doğa okuryazarlığı ve farkındalığını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Miniklerden İklim Seferberliği Haber

Miniklerden İklim Seferberliği

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çocuk Meclisi Doğa ve Ekoloji Komisyonu üyesi çocukların kararı doğrultusunda, kent genelinde çocuklara ve gençlere yönelik iklim eylemi odaklı eğitim ve farkındalık çalışmalarını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen “Yerelde İklim Eylemi ve Çocuk Sempozyumu” serisini tamamladı. Sürdürülebilirlik Eğitimleri Planlama Komisyonu tarafından, Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışma kapsamında, sekiz pilot okulda eğitim gören çocuklara iklim krizi ve çoklu krizler konusunda farkındalık kazandırmaya yönelik eğitimler verildi. Sempozyumlar kapsamında 549 öğrenciyle tam zamanlı eğitim çalışmaları gerçekleştirildi. Eğitimlerin ardından okullar, belirlenen temalar doğrultusunda komisyonun rehberliğinde iklim odaklı kampanyalar yürüttü. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen kapanış toplantısında ise projeye katılan okullar, yıl boyunca gerçekleştirdikleri iklim odaklı çalışmaları birbirleriyle paylaştı. Önemli bir farkındalık sürecine katkı sunan çocuklara program sonunda sertifikaları takdim edildi. İklim dostu etkinlikler Sempozyum programında; tohum, toprak, tarımsal faaliyetler ve su döngüsü ekseninde iklim değişikliği eğitimlerinin yanı sıra iklim krizi ile çocuk hakları arasındaki ilişkiyi ele alan farkındalık ve savunuculuk çalışmaları gerçekleştirildi. Eğitimlerin ardından okullar, “Su Kahramanları”, “Enerji Dedektifleri”, “Atıksız Okul”, “İklim Elçileri”, “Geri Dönüşüm Savaşçıları” ve “Hayvan Dostu Okul” başlıkları arasından seçim yaparak yıl boyunca belirledikleri alanda çalışmalar yürüttü. Bu kapsamda boş sınıflarda ışıkların kapatılması, gün ışığından daha fazla yararlanılması, su tasarrufu için muslukların kontrol edilmesi ve sızıntıların tespit edilmesi, tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, atık pillerin toplanması, beslenme çantalarında sürdürülebilir tüketim farkındalığının artırılması, geri dönüşüm kutularının doğru kullanılması, geri dönüştürülmüş malzemelerle sanat çalışmaları yapılması ve okul bahçelerinde hayvanlar için su ve mama kapları hazırlanması gibi çok sayıda etkinlik hayata geçirildi. Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları doğrultusunda çalışmalar yürüten AIESEC’in Dünya'nın En Büyük Dersi (World’s Largest Lesson-WLL) projesi kapsamında, Sürdürülebilirlik Eğitimleri Planlama Komisyonu tarafından 30 gence yönelik eğitici eğitimi düzenlendi. AIESEC İzmir iş birliğiyle yürütülen proje sayesinde bin 500 çocuğa ulaşıldı. Çalışmalar kapsamında toplam 2 bini aşkın öğrenciyle birebir temas kurulurken, veliler ve öğretmenlerin de sürece dahil olmasıyla yaklaşık 10 bin kişiye erişim sağlandı. “İklim için birlikte hareket etmeliyiz” Sempozyum serisinin kapanış toplantısında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, çocukların yalnızca geleceğin değil, bugünün de önemli aktörleri olduğunu vurgulayarak, “Çocuklar genellikle gelecekle ilişkilendirilir. Oysa onlar tam da bugün şekilleniyor ve değişimin bir parçası oluyor. Sizler, yaşadığınız dünyaya bugün sahip çıkmanız açısından da çok değerlisiniz. Atılan küçük adımlar süreklilik kazandığında büyük değişimlere dönüşebilir. Bu farkındalığı ailelerinize, arkadaşlarınıza ve çevrenize taşıyacaksınız. Etki dalga dalga büyür ve bunu kalıcı hale getirebilirsek, iklim krizi gibi küresel sorunlarla hep birlikte mücadele edebiliriz” dedi. “Farkındayız ve çaba harcıyoruz” Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Şube Müdürü Emre Uysal ise, “Yerel yönetimler olarak iklim krizi ve onun yarattığı çoklu krizlere karşı gerekli dönüşümleri gerçekleştirmek zorundayız. Bu noktada en önemli hedef kitlemiz çocuklar. Çünkü kullandığımız kaynaklar aslında siz çocukların geleceğine ait. Biz büyükler olarak bunun farkındayız ve daha yaşanabilir bir dünya için çözüm üretmeye çalışıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak okullarda yürütülen bu eğitimleri çok değerli buluyoruz” dedi. “Biz değişirsek toplum değişir” İzmir Kent Konseyi Başkanı Özgür Topaç da sürdürülebilirliğin yalnızca çevreyle sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Genellikle sürdürülebilirlik denildiğinde akla ilk olarak çevre geliyor. Oysa sürdürülebilirliğin çevresel, ekonomik ve toplumsal olmak üzere üç temel boyutu bulunuyor. Bunlar arasında en önemlilerinden biri de toplumsal sürdürülebilirlik. Çocuklar; yönetime katılmanız, fikirlerinizi dile getirmeniz ve bizlere yol göstermeniz çok kıymetli. Siz değişirseniz bizi değiştirirsiniz, biz değişirsek toplum değişir” ifadelerini kullandı. İklim kahramanları sahnedeydi Toplantıda, Çocuk Meclisi Doğa ve Ekoloji Komisyonu üyeleri Poyraz Karagöz ve Lidya Mina Alpargu da söz alarak görüşlerini paylaştı. Projeye katılan öğrenciler ise sahneye çıkarak dönem boyunca yürüttükleri iklim dostu çalışmaları ve elde ettikleri kazanımları anlattı. Farkındalığın ve paylaşımın öne çıktığı etkinlikte, canlı müzik performansı da katılımcılara keyifli anlar yaşattı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ISG’den Çevre Bilincini Güçlendiren İlginç Farkındalık Haber

ISG’den Çevre Bilincini Güçlendiren İlginç Farkındalık

ISG, Sıfır Aık Festivali'nde kurduğu özel stantta ziyaretçilerle buluştu. "Bazı yolculukların geri dönüşü yok. Plastiğe hayır" mesajıyla farkındalık oluşturan Sabiha Gökçen Havalimanı, sürdürülebilir yaşam ve çevre bilincine dikkat çekiyor. Emine Erdoğan Hanımefendi’nin liderliğinde yürütülen Sıfır Atık Hareketi kapsamında düzenlenen festival, Sıfır Atık Vakfı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı iş birliğinde "Enerjide Verimlilik, Gelecekte Dönüşüm" temasıyla 4-7 Haziran tarihleri arasında Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştiriliyor. Enerji verimliliğinden döngüsel ekonomiye, teknolojiden sanata uzanan kapsamlı içeriğiyle Sıfır Atık Festivali, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve çocuk-yaşlı sayısız katılımcıyı bir araya getirirken; Türkiye’nin sürdürülebilir gelecek vizyonuna katkı sunan uygulamalara da ev sahipliği yapıyor. Sabiha Gökçen Havalimanı da sıfır atık ve sürdürülebilir çevre farkındalığı yaratan projelerini hem festival alanında açtığı stantta hem de terminalde sergilediği dikkat çekici enstalasyonlarla sunuyor. "Bazı yolculukların geri dönüşü yok!" ISG, Sıfır Atık Haftası kapsamında havalimanı terminali içinde ‘temiz gelecek’ mesajı ile dikkat çekici bir farkındalık etkinliği kurguladı. İç ve dış hat terminallerindeki bagaj alım karusellerine (bantlarına) yerleştirilen ve içi terminalde bırakılan plastik atıklarla doldurulmuş şeffaf valizler, bavullarını bekleyen yolcuların ilgi odağı oldu. Bagaj karusellerindeki enstalasyonlarda yer alan "Bazı yolculukların geri dönüşü yok. Plastiğe hayır" mesajları ile yolcuların bagaj bekleme süresi, çevresel farkındalık deneyimine dönüştürüldü. ISG gönüllüleri tarafından yürütülen iletişim çalışmaları sayesinde, doğaya bırakılan atıkların görünmeyen ancak uzun vadeli etkilerine dikkat çekildi. Küçük görünen bireysel hataların küresel çevre sorunlarına dönüşebileceği vurgulandı. Sabiha Gökçen standına yoğun ilgi Çevre bilinci, geri dönüşüm ve sürdürülebilir yaşam konularında farkındalık oluşturmayı amaçlayan festival, her yaştan ziyaretçiye hitap eden etkinlikleriyle dikkat çekiyor. Festivalde yer alan Sabiha Gökçen Havalimanı, sosyal projeleriyle festival katılımcılarının ilgisini çekiyor. "Plastiğe Hayır" sloganıyla hazırlanan stantta, özellikle seyahatlerde tüketilen yiyecek-içecek ambalajları, pipetler ve su şişeleri ile farkında olmadan artan plastik atık miktarına dikkat çekiliyor. Sıfır Atık Festivali kapsamında yeniden kullanım kültürünü teşvik eden çeşitli deneyim alanları oluşturulurken, ziyaretçilerle etkileşimli aktiviteler de gerçekleştiriliyor. Sürdürülebilirlik temasını günlük yaşama taşıyan özel tasarım “I ♥ SAW” ve “SAWcycle” baskılı bez çantaların yanı sıra “I SAW Istanbul” temalı bucket şapka dağıtımları yapılırken, çevre dostu yaşam alışkanlıklarının görünür hale gelmesi hedefleniyor. ISG çalışanlarından Çevre Haftası’nda temizlik seferberliği Pendik Belediyesi tarafından, Çevre Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen Ömerli Barajı çevre temizliği ve uçurtma şenliği, gönüllülerin katılımıyla başladı. Etkinliğe destek veren ISG çalışanları, baraj havzasında çevre temizliği yaparak, etkinliğe gönüllülük desteği sağladı. Doğaya bırakılan atıkların toplandığı etkinlikte, sürdürülebilir bir gelecek ve sıfır atık yaklaşımının önemine vurgu yapıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dikilililer Dünya Çevre Günü’nde sahil temizliğinde buluştu Haber

Dikilililer Dünya Çevre Günü’nde sahil temizliğinde buluştu

Özellikle çocukların ve gençlerin yoğun katılım gösterdiği etkinlikte, öğrenciler ve vatandaşlar sahil boyunca atıkları toplayarak temiz bir çevre için örnek bir duyarlılık sergiledi. Etkinlik sonunda toplanan tüm atıklar, geri dönüşüm süreçlerine kazandırılmak üzere titizlikle ayrıştırıldı. ÇEVRE YATIRIMLARI DEVAM EDİYOR Dikili Belediyesi, yalnızca çevre farkındalığı oluşturan etkinliklerle değil, kalıcı projelerle de doğa dostu belediyecilik anlayışını sürdürüyor. Bu kapsamda, uzun yıllar boyunca evsel atıkların etkisi altında kalan Sülüklü Deresi, yürütülen kapsamlı rehabilitasyon çalışmalarıyla yeniden doğal yapısına kavuşturuldu. İlçenin önemli çevre sorunlarından biri olan derenin temizlenmesiyle bölgedeki ekolojik yaşamın korunmasına büyük bir katkı sağlandı. Bununla birlikte, Dünya Bankası finansmanıyla Demirtaş Mahallesi’nde kurulan 1,4 megawatt kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali (GES) ile belediyenin enerji ihtiyacının önemli bir bölümünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedefleniyor. Çevre dostu enerji üretimi sayesinde kentin karbon salımının azaltılması noktasında da tarihi bir adım atılıyor. “ÇOCUKLARIMIZA YAŞANABİLİR BİR DİKİLİ BIRAKACAĞIZ” Dünya Çevre Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz, çevrenin korunmasının ve bu doğrultuda sürdürülen uzun soluklu mücadelenin gelecek kuşaklara karşı en önemli görevlerden biri olduğunu belirterek şunları söyledi: Bugün tüm dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük tehdit, kapımızdaki küresel iklim krizidir. Mevsimlerin dengesinin bozulduğu, su kaynaklarımızın ve biyoçeşitliliğin ciddi bir risk altında bulunduğu gerçeğini yadsıyamayız. Yerel yönetimler olarak üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Ancak bu krizle sadece kurumların yatırımlarıyla tek başına baş edemeyiz. Bu, sadece bugünden yarına çözülecek bir mesele de değil; kesintisiz, uzun soluklu bir farkındalık ve mücadele sürecidir. İşte bu yüzden tüm toplum olarak, her bir bireyimizle bu mücadelenin içinde yer almak, bu kararlılığı büyütmek zorundayız. Geleceğimizi korumak, topyekun bir kararlılık ve ortak bir bilinç gerektiriyor. İşte bugün burada yalnızca sahilimizi temizlemiyoruz; küresel iklim krizine karşı yerelden, omuz omuza güçlü bir duruş sergiliyor, farkındalığımızı eyleme dökerek çocuklarımıza, gençlerimize ve geleceğimize karşı sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz. Doğamızı korumak, denizlerimize sahip çıkmak ve çevre bilincini büyütmek hepimizin ortak görevidir. Dikili’mizin doğal güzelliklerini korumak için çevre yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Sülüklü Deresi’nin temizlenmesinden yenilenebilir enerji yatırımlarına kadar attığımız her adımda daha yeşil, daha sağlıklı ve iklim krizine karşı daha dirençli bir kent hedefiyle çalışıyoruz. Çocuklarımıza temiz denizleri, temiz havası ve korunmuş doğal alanlarıyla örnek bir Dikili bırakmak istiyoruz. Bu anlayışla çevreye duyarlı projeler üretmeye ve doğamıza sahip çıkmaya devamececeğiz. Etkinliğe katılarak bu hayati mücadeleye ortak olan, çevre meşalesini büyüten tüm öğrencilerimize ve hemşehrilerime yürekten teşekkür ediyor, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü kutluyorum. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünya MS Günü’nde Hareketin Gücüne Dikkat Çekildi Haber

Dünya MS Günü’nde Hareketin Gücüne Dikkat Çekildi

Dünya MS Günü kapsamında Türkiye MS Derneği ve Merck'in iş birliğiyle İstanbul Ataşehir Let’s Club Spor Kulübü’nün ev sahipliğinde gerçekleştirilen farkındalık etkinliğinde, Multipl Skleroz (MS) ile yaşayan bireyler için hareketin ve fiziksel aktivitenin yaşam kalitesine katkısı uzman hekimlerin katılımıyla değerlendirildi. Merkezi sinir sistemini etkileyen kronik bir hastalık olan Multipl Skleroz (MS), dünya genelinde yaklaşık 3,5 milyon, Türkiye’de ise 70 binin üzerinde bireyi etkiliyor. Genellikle 20-40 yaş arası genç yetişkinlerde görülen ve hastaların günlük yaşamlarını fiziksel, duygusal ve sosyal açıdan etkileyen bu hastalığa dikkat çekmek için düzenlenen etkinlikte, fiziksel aktivitenin MS hastalarının yaşam kalitesi üzerindeki etkileri ele alındı. Toplantıda, hareketin yalnızca fiziksel değil psikolojik açıdan da destekleyici rolü vurgulandı. Etkinliğin moderatörlüğünü İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Prof. Dr. Yeşim Beckmann üstlenirken; Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Sedat Şen, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Haluk Gümüş ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Cihat Uzunköprü konuşmacı olarak programa katıldı. Program kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda; MS belirtileri, tanı süreci, günlük yaşam yönetimi ve güncel tedavi yaklaşımlarına dair önemli bilgiler paylaşıldı. Soru-cevap bölümünün ardından katılımcılar, düzenlenen spinning aktivitesiyle hareketin gücünü deneyimleme fırsatı buldular. Etkinliğin açılış ve moderasyonunu üstlenen Prof. Dr. Yeşim Beckmann, “MS, her bireyde farklı belirtilerle seyredebildiği için yalnızca tedavi süreci değil, günlük yaşam yönetimi de büyük önem taşıyor. Hareket etmek, düzenli fiziksel aktiviteyi yaşamın bir parçası haline getirmek ve sosyal hayattan kopmamak; MS ile yaşayan bireylerin yaşam kalitesini destekleyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor.” dedi. “MS’de İlk Pedal: Hastalar Hangi Semptomlarla Yola Çıkıyor?” başlıklı konuşmasında erken tanının önemine değinen Doç. Dr. Sedat Şen, “MS’in erken dönem belirtileri kişiden kişiye değişiklik gösterebiliyor ve zaman zaman uyuşma, halsizlik veya görme bozuklukları gibi semptomlar başka sağlık sorunlarıyla karıştırılabiliyor. Bu nedenle hem toplumdaki farkındalığın artması hem de bireylerin belirtileri doğru şekilde değerlendirmesi erken tanı açısından kritik önem taşıyor.” açıklamasında bulundu. “MS ile Günlük Hayat: Rutinler Nasıl Vites Değiştiriyor?” oturumunda hastalığın sosyal boyutuna dikkat çeken Prof. Dr. Haluk Gümüş, “MS ile yaşamak yalnızca fiziksel belirtileri yönetmek anlamına gelmiyor. Günlük rutinlerin sürdürülebilmesi, sosyal yaşamın devam etmesi ve bireyin aktif kalabilmesi de hastalık yönetiminin ayrılmaz bir parçası. Düzenli egzersiz ve hareket, bu noktada hastalarımız için destekleyici bir rol üstleniyor.” şeklinde konuştu. “MS Tedavisinde İleri Vites: Bugün Neredeyiz?” başlığı altında güncel tıbbi yaklaşımları aktaran Doç. Dr. Cihat Uzunköprü ise, “MS tedavisinde son yıllarda çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Günümüzde hastaların yaşam kalitesini korumaya ve hastalığın ilerlemesini kontrol altına almaya yönelik daha kapsamlı yaklaşımlar uygulanabiliyor. Ancak tıbbi tedaviler kadar toplumsal farkındalık, doğru yaşam alışkanlıkları ve multidisipliner yaklaşım da büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı. Dünya MS Günü kapsamında gerçekleştirilen ve büyük ilgi gören etkinlikte verilen ortak mesaj; MS ile yaşayan bireylerin sosyal yaşamdan kopmadan, aktif, hareketli bir yaşam sürmelerinin önemine dikkat çekmek ve hastalığa yönelik toplumsal bilinci daha da güçlendirmek oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gıda Sektörü Kuruluşları ve Tüketici Platformlarından "Gıda Okuryazarlığı Seferberliği" Haber

Gıda Sektörü Kuruluşları ve Tüketici Platformlarından "Gıda Okuryazarlığı Seferberliği"

Türkiye genelinde her yıl çöpe giden 14 milyon ton gıdanın ve milli servetin korunmasını hedefleyen taraflar, gıda etiketlerinin doğru okunması ve mutfaktaki gizli israfın önlenmesi için kitlesel bir "Gıda Okuryazarlığı Seferberliği" başlattıklarını duyurdu. Bu kavramlarının doğru anlaşılmasıyla gıda farkındalığının artacağına ve israfın azalacağına vurgu yapılan ortak bildiride şunlara değinildi: Bugün Türkiye’de ev, perakende ve hizmet sektörünü kapsayan doğrudan tüketim aşamasındaki yaklaşık 14 milyon ton gıdayı her yıl kendi ellerimizle çöpe atıyoruz. Çöpe attığımız sadece gıda değil; su, enerji, emek, zaman ve geleceğimiz. Evlerimizde yaşanan gıda israfının en büyük ve en gizli faili ise gıda etiketlerini doğru yorumlayamıyor olmamız. Türkiye’nin %72’si Son Tüketim Tarihi (STT) ile Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) arasındaki farkı bilmiyor Toplumumuzda her 10 kişiden 7’si etiketlerin üzerindeki iki kritik kavram arasındaki farkı bilmiyor. Bu bilgisizlik, henüz tüketilebilir durumda olan milyonlarca ton güvenilir gıdanın, arkasındaki devasa emek ve kaynakla birlikte gereksiz yere çöpe gitmesine neden oluyor. Bizler, gıda sektörünün, bilim dünyasının, tüketici haklarının ve sürdürülebilirlik hareketinin temsilcileri olarak; korku kültürüyle değil, bilimsel gerçeklerle hareket eden bilinçli bir tüketici topluluğu inşa etmek için Gıda Okuryazarlığı Seferberliği başlatıyoruz. Kamuoyuna ve tüm tüketicilere ilan ediyoruz: 1. TETT İsrafı Önler, Milli Serveti Korur! Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT); makarna, bakliyat, konserve ve bisküvi gibi dayanıklı gıdaların kalite ve lezzet göstergesidir. TETT bir tehlike alarmı değildir. Uygun koşullarda saklanan, ambalajı sağlam ve görüntü, koku, tat gibi duyusal özelliklerinde herhangi bir sorun tespit edilmeyen ürünler, TETT’si geçse dahi güvenle tüketilebilir. TETT'si geçen gıdayı kontrol etmeden çöpe atmak, milli serveti çöpe atmaktır. 2. STT Hayat Kurtarır, Taviz Verilemez! Son Tüketim Tarihi (STT); et, süt, balık ve yumurta gibi çabuk bozulabilen yüksek riskli gıdaların güvenlik sınırıdır. STT’si geçmiş bir ürünün tadı, kokusu veya görüntüsü değişmemiş olsa bile içinde görünmez patojenler üreyebilir ve sağlık riski oluşturabilir. Sağlığı korumak israf değildir; STT’si geçen gıdalar asla tüketilmemelidir. 3. Gıda İsrafı Küresel İklim Krizinin Tetikleyicisidir! Eğer gıda israfı bir ülke olsaydı, ABD ve Çin’den sonra dünyanın en büyük üçüncü sera gazı emisyon kaynağı olacaktı. TETT farkındalığı yaratmak, sadece mutfakta tasarruf sağlamak değil, iklim kriziyle mücadelenin en ön safında yer almaktır. 4. Bu Bir Tasarruf Meselesinden Çok Bilinçli ve Sorumlu Tüketim Hareketidir! Gelişmiş dünya ülkelerinde TETT’si yaklaşan veya geçen gıdaları ekonomiye kazandırmak yalnızca ekonomik değil; çevresel ve etik sorumluluğun bir parçası olarak görülüyor. Tüketilebilir durumdaki gıdaların çöpe gitmesini önlemek; bilinçli tüketimin, sürdürülebilir yaşamın ve gıda okuryazarlığının önemli göstergelerinden biri kabul ediliyor. Türkiye de gıda okuryazarlığı bilincini geliştirerek israf yerine bilinçli tüketimi merkeze alan yeni bir tüketim kültürü oluşturmak zorundadır. Tüm Paydaşlara Açık Çağrımızdır: Sürdürülebilirlik ve Çevre Derneklerini Göreve Çağırıyoruz: İklim kriziyle mücadeleyi sadece işletmelerde değil, evlerin mutfaklarındaki bu gizli israfla savaşarak büyütelim. Tüketici Derneklerini Göreve Çağırıyoruz: Tüketicilerimize sadece fiyat odaklı değil, doğru etiket okuma ve gıda okuryazarlığı eksenli hak ve sorumluluk eğitimlerini hep birlikte verelim. Üreticileri ve Gıda Perakendecilerini Göreve Çağırıyoruz: Tedarik zincirindeki gıda kaybını önlemek için, TETT’si yaklaşan ürünlerin indirim rafları, gıda bankacılığı ve sosyal sorumluluk modelleri aracılığıyla hızla yeniden ekonomiye kazandırılmasını sağlayacak altyapıları kuralım; ambalajlarda gıda okuryazarlığını destekleyici açık ifadelere yer verelim. Medyayı ve Kamuoyunu Göreve Çağırıyoruz: Bilimsel gerçekleri görünür kılarak, bilinçli tüketim kültürüne dayanan bu farkındalık çağrısını kitleselleştirelim. Gıda güvenliğinden asla taviz vermeden, bilimi ve etik sorumluluğu mutfağımıza taşıyalım. Kokusunda, tadında, dokusunda bozulma yoksa; TETT’si geçmiş gıdanı çöpe atma, geleceğini koru! Gıdanı Koru, Yarınını Kurtar! #gıdanıkoruyarınınıkurtar #gıdanıkoru #gıdaseferberliği #gıdaokuryazarlığı İMZACILAR / DESTEKLEYEN KURULUŞLAR Gıda Güvenliği Derneği Gıda Perakendecileri Derneği Güvenilir Ürün Platformu Sürdürülebilirlik Akademisi Sürdürülebilir Gıda Platformu Temel İhtiyaç Derneği Tüketici Başvuru Merkezi Tüketiciyi Koruma Derneği Tüketici Şikayetleri Federasyonu Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.