Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Farkındalık

Kapsül Haber Ajansı - Farkındalık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Farkındalık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mardin'in Tarihi Konaklarında Görkemli Buluşma Haber

Mardin'in Tarihi Konaklarında Görkemli Buluşma

Moda, sanat ve toplumsal farkındalığı aynı podyumda buluşturan "Women on Stage" etkinliği, Mardin ve Midyat'ın büyüleyici atmosferinde büyüledi. Kadın Liderler Kulübü, Fikir Annesiyim ve Pembe Rota öncülüğünde gerçekleştirilen organizasyonda, dünyaca ünlü isimler ve farklı meslek gruplarından kadınlar aynı amaç için yürüdü. Mardin'in binlerce yıllık tarihi, bu kez moda ve sanatın muhteşem buluşmasına ev sahipliği yaptı. "Women on Stage" etkinliği, magazin ve sanat dünyasından pek çok ünlü ismi bir araya getirdi. Tarihi Darius Konağı ve Midyat'taki Hercai Konağı'nda gerçekleştirilen organizasyon, hem büyüleyici görselliğiyle hem de taşıdığı anlamlı mesajla adından uzun süre söz ettireceğe benziyor. Şahmeran Efsanesi Podyumda Yeniden Hayat Buldu Ünlü modacı Perihan Demirdelen'in bu özel etkinlik için hazırladığı tasarımlar göz kamaştırırken, podyumda profesyonel mankenlerin yanı sıra farklı meslek gruplarından kadınların da yürümesi büyük alkış topladı. Gecenin en dikkat çekici anlarından biri ise Miami'den gelen Elif Pisacane'nin, Perihan Demirdelen imzalı Şahmeran kostümüyle podyuma çıkması oldu. Mezopotamya'nın kadim efsanesini moda sanatıyla yeniden yorumlayan bu özel tasarım, Mardin'in kültürel mirasına güçlü bir gönderme yaptı. Öte yandan Serpil Başar'ın tasarladığı özel yelpazeler defileye ayrı bir zarafet kattı. Sanat Dünyası Mardin'de Akın Etti Kültürlerin buluşma noktası olan Mardin'deki bu uluslararası organizasyona sanat dünyasından tanınmış isimler de katılarak destek verdi. Lübnanlı ünlü oyuncu ve yönetmen Rindala Kodeih, Türk sinemasının sevilen ismi Yalçın Dümer ve Mardinli sanatçı Vural, etkinliğin renkli simgeleri arasında yer aldı. Meme Kanseri Farkındalığı İçin Güçlü Mesaj Yalnızca bir moda gösterisinin ötesine geçen etkinlik, Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla çok anlamlı bir misyon üstlendi. Erken teşhisin ve meme sağlığı konusunda bilinçlenmenin hayati önemine dikkat çekilen gecede, kadınların dayanışması, gücü ve yaşam mücadelesi ön plana çıkarıldı. Farklı ülkelerden gelen kadın liderlerin ortak bir amaç etrafında kenetlendiği bu uluslararası platform, kadınların hayatın her alanında ne kadar güçlü bir şekilde var olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Mardin'in kadim taşları, bu kez kadınların cesaretine ve geleceğe bıraktıkları unutulmaz izlere tanıklık etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akkuyu Nükleer A.Ş. Bölgedeki Öğrencilere Yönelik Çevre Etkinliği Düzenledi Haber

Akkuyu Nükleer A.Ş. Bölgedeki Öğrencilere Yönelik Çevre Etkinliği Düzenledi

AKKUYU NÜKLEER A.Ş., Silifke ilçesine bağlı Sömek Mahallesi’ndeki ortaokul öğrencileriyle birlikte ormanların korunması ve yangınların önlenmesi konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla çevre etkinliği düzenledi. Açık havada gerçekleştirilen eğitimler, Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) itfaiye ve çevre koruma birimlerinde görev yapan uzmanlar tarafından verildi. Etkinliğe 10-14 yaş arasındaki öğrenciler, öğretmenler, AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Gençlik Konseyi üyeleri ve şirketin ilgili birimlerinde görev yapan çalışanlar katıldı. İtfaiye ekipleri, öğrencilere orman yangınlarının önlenmesi için alınması gereken tedbirleri anlattı. Eğitimin uygulamalı bölümünde ise öğrencilere yangın söndürme tüplerinin ve yangın hortumlarının nasıl kullanılacağı gösterildi. Eğitim kapsamında, Türkiye Orman Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılında ülkede meydana gelen orman yangınlarının %42’sinin ihmal veya dikkatsizlikten kaynaklandığına ilişkin veriler dikkate alınarak yangınların önlenmesine yardımcı olacak şekilde doğada uyulması gereken kurallara özellikle dikkat çekildi. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Çevre Koruma Birimi temsilcisi, öğrencilere ormanların iklim açısından taşıdığı önemi anlatarak ormanların kirlilik ve yangınlara karşı korunmasının gerekliliğini aktardı. Öğrenciler, etkinlik kapsamında düzenlenen bilgi yarışmasında öğrendiklerini pekiştirme fırsatı buldu. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, etkinliğe ilişkin şunları söyledi: “Nükleer enerji sektöründe çalışanlar için eylemlerinin sonuçlarını değerlendirebilmek ve süreçleri birkaç adım sonrasını öngörerek planlayabilmek, mesleki kültürün bir parçasıdır. Bu yaklaşım, derin bilgi birikimine, deneyime ve ortak sonuca yönelik bireysel sorumluluk bilincine dayanıyor. Öğrencilere yönelik düzenlediğimiz etkinliklerde, bu yaklaşımın günlük yaşamda nasıl uygulanabileceğini anlatıyoruz. Akkuyu NGS ekibinin mesleki deneyiminin bölge halkına da fayda sağlaması gerektiğine inanıyoruz. İtfaiye ekiplerimiz, orman teşkilatına ve belediye ekiplerine yangınlarla mücadelede destek veriyor. Uzmanlarımız, öğrencilerle düzenli olarak bir araya geldikleri etkinliklerde mesleklerinin özelliklerini anlatıyor, çevrelerindeki dünyayı daha iyi anlamalarına ve doğaya karşı duyarlı bir yaklaşım geliştirmelerine yardımcı olacak bilgileri paylaşıyor.” Etkinlik, AKKUYU NÜKLEER A.Ş.’nin Mersin'de yürüttüğü çevre koruma çalışmalarının devamı niteliğini taşıyor. Şirket, temmuz ayında çalışanlarının çocuklarına yönelik deniz kaplumbağalarını koruma etkinliği düzenlemiş; bu etkinlik kapsamında öğrenciler, bölgede yaşayan nadir deniz kaplumbağalarının özellikleri hakkında bilgi almıştı. Kıyı temizliği çalışmalarına katılan öğrenciler kaplumbağaların yuvalama döneminde sahillerde uyulması gereken kuralları içeren bilgilendirme levhalarının yerleştirilmesine yardımcı olmuştu. Aynı ay, Akkuyu NGS projesi çalışanları ve bölge sakinlerinden oluşan 120’den fazla gönüllü, Taşucu Mahallesi’nin kıyı şeridinde düzenlenen evsel atık temizliği etkinliğine de katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lösemi Tedavisinde Göz Sağlığı Takibi Hayati Önem Taşıyor Haber

Lösemi Tedavisinde Göz Sağlığı Takibi Hayati Önem Taşıyor

Her yıl 2 – 8 Kasım tarihleri arasında idrak edilen Lösemili Çocuklar Haftası, çocukluk çağı kanserleri arasında en sık görülen lösemiye karşı toplumda farkındalık yaratmayı hedefliyor. Çocukların bu zorlu mücadelede başarıya ulaşmasında erken tanı ve bütüncül tedavi yaklaşımı hayati önem taşırken, göz sağlığı takibi de bu sürecin en kritik unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Lösemi Gözü Nasıl Etkiler? Löseminin doğrudan göz dokularını etkileyebileceğine veya kullanılan ağır tedavilerin yan etkisi olarak göz problemlerine yol açabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Mehmet Bülent Doğu, hastalık sürecinde gözde meydana gelebilecek olası belirtileri şu şekilde sıraladı: Retina Kanamaları ve Damar Değişiklikleri: Lösemiye bağlı kanda gelişen alyuvar ve trombosit düşüklükleri, retina tabakasında kanamalara veya damar yapılarında tıkanıklıklara neden olabilir. Göz İçi Enfeksiyon Riski: Tedavi sürecinde bağışıklık sisteminin baskılanması sebebiyle, çocukların gözü fırsatçı enfeksiyonlara karşı oldukça hassas hale gelir. Kortizon ve Tedavi Kaynaklı Yan Etkiler: Tedavi protokollerinde yer alan ilaçların veya kemoterapinin uzun süreli kullanımı; göz tansiyonu (glokom) yükselmesi, katarakt oluşumu ve kuru göz gibi rahatsızlıkları tetikleyebilir. Lösemik Tutulum (İnfiltrasyon): Nadir de olsa lösemi hücreleri göz sinirine, retinaya veya göz çevresi dokularına yerleşerek ciddi görme kayıplarına yol açabilir. Rutin Göz Muayeneleri İhmal Edilmemeli Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Op. Dr. Doğu, lösemi tanısı alan çocukların tedavi öncesinde, sırasında ve sonrasında düzenli göz muayenesinden geçmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi: "Lösemili çocuklarımızın şifa bulması için yürütülen bu mücadelede göz sağlığını korumak, onların gelecekteki yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir. Gözde meydana gelebilecek küçük bir kanama ya da görme sinirindeki bir etkilenme, bazen hastalığın seyri hakkında da önemli ipuçları verebilir. Bu nedenle, minik hastalarımızın çocuk hematolojisi ve çocuk göz hastalıkları uzmanları tarafından multidisipliner bir anlayışla takip edilmesi şarttır. Ailelerin, çocuklarında fark ettikleri çapaklanma, kızarıklık, ışığa hassasiyet veya görme netliğinde azalma gibi şikâyetlerde zaman kaybetmeden bir göz hekimine başvurması büyük önem taşır." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği ve Boehringer Ingelheim Türkiye, İnmede Erken Müdahalenin Önemine Dikkat Çekiyor Haber

Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği ve Boehringer Ingelheim Türkiye, İnmede Erken Müdahalenin Önemine Dikkat Çekiyor

Dünya genelinde ölüm ve kalıcı engellilik nedenleri arasında ilk sıralarda yer alan inme, erken müdahalenin hayati önem taşıdığı ciddi bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Dünya İnme Örgütü verilerine göre, 25 yaş üzerindeki her dört kişiden biri yaşamı boyunca inme geçirme riskiyle karşı karşıya kalırken, dünyada her yıl yaklaşık 12 milyon yeni inme vakası meydana geliyor.[1] Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği, “İnmede Çare Erken Müdahale” mesajıyla, 29 Ekim Dünya İnme Günü’nde inme belirtilerinin zamanında fark edilmesi ve hızlı müdahalenin önemi konusunda toplumsal bilinci artırmayı amaçlıyor. İnmede Her Dakika Hayati Önem Taşıyor Halk arasında beyin felci olarak da bilinen inme, beyne giden kan akışının bir damar tıkanıklığı veya kanama nedeniyle bozulması sonucu meydana geliyor. Beynin yeterli oksijen ve besine ulaşamaması, kısa sürede beyin dokusunda hasara yol açabiliyor. Yüzde ani kayma, kol veya bacakta güçsüzlük, konuşmada bozulma, ani görme kaybı ve denge sorunları inmenin başlıca belirtileri arasında yer alıyor. Bu belirtilerin aniden ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması, hastanın doğru tedaviye zamanında ulaşabilmesi açısından kritik önem taşıyor. İnme belirtilerini bilmenin yanı sıra bu belirtiler karşısında hızlı hareket etmenin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Semih Giray, “İnme söz konusu olduğunda zaman, tedavinin başarısını belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Beyne giden kan akışının bozulduğu her dakika, beyin dokusunda geri dönüşü olmayan hasarlar meydana gelebilir. Ancak uygun hastalarda zamanında gerçekleştirilen tıbbi müdahaleler sayesinde kalıcı hasar riskini azaltmak mümkün olabiliyor. Bu nedenle toplumda yalnızca inme belirtilerinin bilinmesini değil, bu belirtiler karşısında nasıl hareket edilmesi gerektiğinin de öğrenilmesini önemsiyoruz. Yüzde kayma, kol veya bacakta güç kaybı ya da konuşmada ani bozulma gibi belirtiler fark edildiğinde geçmesini beklemeden 112 aranmalı. Çünkü inmede kaybedilen zaman, sağlıklı bir geleceği de etkileyebilir” dedi. İnme Her Yaşta Görülebiliyor Toplumda sıklıkla ileri yaşlarla ilişkilendirilen inme, genç ve orta yaş grubundaki bireyleri de etkileyebiliyor. Dünya İnme Örgütü verilerine göre, her yıl meydana gelen inmelerin yaklaşık %63’ü 70 yaşın altındaki kişilerde görülüyor.[2] Türkiye'de yapılan epidemiyolojik çalışmalar da inmenin yalnızca ileri yaş gruplarıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. 2019 yılı verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 125 bin yeni inme vakası meydana gelirken, inme geçiren kişilerin %17,4’ünü 50 yaşın altındaki bireyler oluşturuyor.[3] Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, kalp ritim bozuklukları, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme ve fiziksel hareketsizlik, inme riskini artıran başlıca faktörler arasında bulunuyor. Düzenli sağlık kontrolleri, mevcut hastalıkların kontrol altında tutulması, dengeli beslenme ve fiziksel aktivite gibi sağlıklı yaşam alışkanlıkları ise inme riskinin azaltılmasında önemli rol oynuyor. İnme riskinin azaltılmasında sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Semih Giray, “İnme riskini artıran faktörlerin önemli bir bölümü, yaşam tarzında yapılacak değişiklikler ve düzenli sağlık kontrolleriyle kontrol altına alınabilir. Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve kalp ritim bozuklukları inme riskini artıran başlıca sağlık sorunları arasında yer alırken; sigara kullanımı, sağlıksız beslenme ve fiziksel hareketsizlik de bu riski artırabiliyor. Bu nedenle dengeli beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, sigaradan uzak durmak ve mevcut hastalıkları hekim kontrolünde takip etmek büyük önem taşıyor. İnme konusunda farkındalığın yalnızca belirtileri tanımakla sınırlı kalmaması, hastalık ortaya çıkmadan önce alınabilecek önlemleri de kapsaması gerektiğine inanıyoruz. Unutmamalıyız ki inme riskini azaltmak için bugün atacağımız adımlar, gelecekte sağlığımızı korumamızda önemli bir fark yaratabilir” dedi. İnme Farkındalığını Güçlendirmek İçin Anlamlı İş Birliği İnmenin yalnızca bireylerin sağlığını değil, ailelerini ve sosyal yaşamlarını da derinden etkileyebilen bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği ve Boehringer Ingelheim Türkiye, “İnmede Çare Erken Müdahale” kampanyasıyla erken müdahale bilincinin toplumun her kesimine yayılmasını hedefliyor. Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü & İnsan Sağlığı Direktörü Okan Güner, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Boehringer Ingelheim Türkiye olarak, insanların yaşamlarını olumlu yönde değiştirme hedefimiz doğrultusunda, yenilikçi tedavilerin geliştirilmesine katkı sunmanın yanı sıra toplumsal sağlık bilincinin güçlendirilmesini de önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. İnme gibi erken müdahalenin hayati önem taşıdığı sağlık sorunlarında, doğru bilginin insanlara ulaşmasının büyük bir fark yaratabileceğine inanıyoruz. Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği ile yürüttüğümüz bu değerli iş birliği kapsamında, inme belirtilerine yönelik farkındalığı artırmayı ve toplumda hızlı müdahale bilincini güçlendirmeyi amaçlıyoruz. ‘İnmede Çare Erken Müdahale’ mesajımızla, herkesin hem kendisi hem de sevdikleri için belirtileri tanımasının ve doğru zamanda harekete geçmesinin önemini vurguluyoruz. Toplum sağlığına katkı sunan farkındalık çalışmalarını desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. İnmede Çare Erken Müdahale İnme konusunda doğru bilginin yaygınlaştırılması ve erken müdahale bilincinin güçlendirilmesi amacıyla sürdürülen “İnmede Çare Erken Müdahale” kampanyası, Dünya İnme Günü kapsamında farkındalık mesajlarını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği, Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz desteğiyle inme belirtilerinin tanınması, risk faktörlerine yönelik bilinç oluşturulması ve erken müdahalenin öneminin anlatılması için çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Enerjini Geleceğe Taşı” Projesi 74 Bini Aşkın Öğrenciye Ulaştı Haber

“Enerjini Geleceğe Taşı” Projesi 74 Bini Aşkın Öğrenciye Ulaştı

Güney Marmara Bölgesi’ndeki Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Yalova’da yürütülen proje kapsamında ilk ve ortaokul öğrencileri, sanal gerçeklik (VR) teknolojisi aracılığıyla enerji kaynaklarının bilinçli ve bilinçsiz kullanımının geleceğe etkilerini deneyimliyor. Projeyle çocukların enerji tasarrufu ve verimliliği konusunda edindikleri bilgileri günlük yaşamlarına aktarmaları ve aileleri aracılığıyla toplumsal farkındalığın yaygınlaşmasına katkı sağlamaları hedefleniyor. Enerji tasarrufu eğitiminde teknoloji dönemi Uludağ Enerji tarafından hayata geçirilen “Enerjini Geleceğe Taşı” projesi, enerji kaynaklarının verimli kullanımının önemini çocuklara eğlenceli ve etkileşimli bir eğitim deneyimiyle anlatıyor. Milli Eğitim Müdürlükleri aracılığıyla belirlenen okullarda gerçekleştirilen uygulamalarda öğrenciler, VR gözlükler yardımıyla 100 yıl sonrasına uzanan iki farklı dünya senaryosunu deneyimliyor. Bu deneyim sayesinde öğrenciler, enerji kullanımına ilişkin bugünkü tercihlerin geleceği nasıl etkileyebileceğini görüyor. Öğrencilerin öğrendiklerini günlük yaşamlarına aktarmalarını da amaçlayan proje, interaktif yapısıyla çocukların eğitime aktif katılımını sağlıyor. Böylece evde, okulda ve günlük yaşamda enerjinin doğru kullanılması konusunda erken yaşta farkındalık oluşturulması hedefleniyor. “Geleceğin enerji bilinci bugünün çocuklarıyla şekilleniyor” Uludağ Enerji Grup Kurumsal İletişim Direktörü Yusuf Ziya Yüce, projenin önemine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Enerji tasarrufu ve güvenliği, gelecek nesillerin yaşam alışkanlıklarını şekillendirmekle ilgilidir. Bu bilincin çocuk yaşta kazanılmasının çok önemli olduğuna inanıyoruz. ‘Enerjini Geleceğe Taşı’ projemizle çocuklarımıza enerji kaynaklarını verimli kullanmanın neden önemli olduğunu anlatırken bunu onların ilgisini çeken, eğlenerek öğrenebilecekleri bir deneyime dönüştürüyoruz. VR teknolojisi sayesinde enerjinin doğru kullanıldığı ve bilinçsizce tüketildiği iki farklı geleceği deneyimleyen çocuklarımız, bugün aldığımız kararların yarın nasıl sonuçlar doğurabileceğini daha iyi kavrıyor. 2022 yılından bugüne kadar 553 okulda 74 bini aşkın öğrenciye ulaşmış olmak, bu yaklaşımın daha fazla çocuğa ulaşması açısından bizim için çok değerlidir. Ancak bizim için asıl önemli olan, çocuklarımızın burada öğrendiklerini evlerine taşıması ve enerji tasarrufunu aileleriyle birlikte günlük yaşamın bir parçası haline getirmesi. Enerji kaynaklarının daha bilinçli kullanıldığı bir gelecek için çocuklarımızla buluşmaya ve toplumsal farkındalığı artırmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Krizi Çocukların Gelişimini De Tehdit Ediyor! Haber

İklim Krizi Çocukların Gelişimini De Tehdit Ediyor!

Üsküdar Üniversitesi tarafından kurulan COP31 Koordinatörlüğü; bilimsel bilgi üretimi, proje geliştirme, toplumsal farkındalık ve disiplinlerarası çözüm üretimi vizyonuyla tüm akademik ve idari birikimini küresel iklim eylemi ile bütünleştirmek amacıyla sürdürüyor. Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31), küresel iklim müzakereleri ile saha çözümlerini buluşturan en kritik platformlardan biri olurken, Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri de alandaki çalışmalarını yoğunlaştırdı. Koordinatörlük bu kapsamda bilimsel etkinliklerle konuyu farklı disiplinlerden ele alıyor, farkındalık oluşturuyor. COP31 faaliyetleri kapsamında “İklim Eyleminde Disiplinlerarası Yaklaşımlar” başlıklı çevrim içi etkinlik düzenlendi. İklim krizinin çocukların fiziksel ve zihinsel gelişiminden insan sağlığına, genetik mühendisliğinden yeşil bilişime kadar geniş bir çerçevede değerlendirildi. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Müdür Yardımcısı, Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller moderatörlüğündeki programa, Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan ve İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülcan Ayral konuşmacı olarak katıldı. Etkinlikte iklim krizine genetik mühendisliği, biyoteknoloji, yeşil bilişim ve çocuk gelişimi eksenlerinde disiplinlerarası bir bakış sunuldu. Prof. Dr. Hikmet Koçak: “Bugünkü toplantı bir başlangıç oldu” Etkinlik kapsamında değerlendirmelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi COP31 Koordinatörü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hikmet Koçak, toplantının iklim değişikliği konusunda farkındalık oluşturması açısından önemli bir başlangıç olduğunu belirterek çocukların geleceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Koçak; “Çocuk gelişiminin hamilelikle başlayıp adölesan çağına kadar devam eden süreci en önemli noktalardan biri. Biz çocukları iyi yetiştirir ve hayata hazırlarsak bu hem insanlığın hem de ülkelerin geleceği açısından büyük önem taşıyor. COP31 kapsamında Antalya’daki sunumların yanı sıra farkındalık oluşturacak diğer toplantılarımızın da verimli geçmesini diliyorum. Bugünkü toplantı bir başlangıç oldu. Bundan sonra da seminerlerimiz devam edecek.” şeklinde konuştu. Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller: “İklim krizi sadece atmosferik bilimlerin çözebileceği bir sorun değil” Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, programda yaptığı açılış konuşmasında iklim krizinin artık tek bir disiplinin çözebileceği bir sorun olmaktan çıktığını vurguladı. Adiller; “COP31 sürecine doğru ilerlerken çok net bir gerçekle karşı karşıyayız aslında. İklim krizi artık sadece atmosferik bilimlerin tek başına çözebileceği bir sorun değil. Çünkü iklim değişikliğini geri almanın yanında iklim değişikliğine uyum süreci içerisindeyiz. O yüzden de iklim değişikliği sağlık, bilişim, genetik, ekonomi, sosyoloji ve eğitim gibi yaşamın tüm katmanlarını doğrudan etkileyen en büyük multidisipliner krizlerden biri. Bu anlayışla Üsküdar Üniversitesi olarak iklim eylemini tek taraflı bir mücadele olarak değil farklı disiplinlerin ortak akılla ürettiği bütüncül ve çözüm arayışı olarak ele alıyoruz.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Nurper Ülküer: “1 milyara yakın çocuk susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya” Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurper Ülküer, iklim değişikliğinin çocukların gelişimi ve sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Prof. Dr. Ülküer; “Aşırı sıcaklık aslında beyin gelişimine etki ediyor. Beyin aşırı sıcaklığı kendi iyilik haline bir tehdit olarak görüyor ve buna karşı da stres tepkisi sistemi geliştiriyor. Hamilelik ve erken çocukluk döneminde stres sisteminin aşırı harekete geçmesi çocuğun duygu düzenleme bağlantılarını olumsuz şekilde etkiliyor. İklim değişikliğinin çocuklar üzerinde başka etkileri de var. 1 milyara yakın çocuk susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya, 470 milyon çocuk ise kuraklıkla karşı karşıya. Orman yangınları, dumanından biyolojik ortamın kaybolmasına kadar her alanda çocukların gelişimini, çocuk sağlığını ve insan sağlığını etkiliyor. Bütün bunlar çocukların gelişimini ve aileleriyle olan bağlarını etkileyecek. Bunlar için çok acil tedbirler alınması ve çocuklarla ilgili her türlü iklim projesinin ve programının ortaya konulması gerekiyor.” ifadelerini kullandı. “İklim değişikliği her çocuğu aynı şekilde etkilemiyor” İklim değişikliğinin çocuklar arasındaki mevcut eşitsizlikleri de derinleştirdiğini ifade eden Prof. Dr. Ülküer; “İklim değişikliği her çocuğu aynı şekilde etkilemiyor. Sosyoekonomik açıdan daha şanslı olan çocukların iklimin bu olumsuz etkilerinden daha az etkilendiğini ve daha çabuk da bu ortamdan kurtulduğunu görüyoruz ama kırılgan grupların, sosyoekonomik açıdan daha şanssız ortamlarda ve daha zor koşullarda olan çocukların iklim koşullarından daha fazla etkilendiğini ve böylelikle de var olan eşitsizliğin sosyal, ekonomik ve kültürel eşitsizliğin giderek daha da arttığını görüyoruz. 0-6 yaş döneminde çocukların beyin gelişimi, bağışıklık sistemi, enfeksiyonlara karşı duyarlılık ve akciğer gelişimi gibi alanlar çevresel problemlerden etkileniyor. Adölesan dönemi de gelişim açısından önemli bir risk zamanı. Bu nedenle UNICEF ve çocuk hakları konusunu savunanlar iklim krizinin aslında bir çocuk hakları krizi olduğunu söylüyorlar.” şeklinde konuştu. “Daha etkin çalışmalara ihtiyacımız var” Prof. Dr. Ülküer, Türkiye’de çocukların iklim değişikliğinden nasıl korunabileceğine yönelik araştırmaların artırılması gerektiğini dile getirerek, “Çocuğun gelişimiyle ilgili iklim çalışmalarına baktığımız zaman araştırmaların büyük bir kısmının Amerika'da ve Çin'de olduğunu görüyoruz. Türkiye'de ise büyük bir kısımda hala çocuğun gelişimine yönelik araştırmalar yok. Araştırmaların büyük odağı sağlıkla ilgili çalışmalar. Çocukların iklim değişikliğinin etkilerinin nasıl azaltılması gerektiğiyle ilgili çalışmalar daha az, ama ne tür etkileri olduğu ile ilgili çalışmalar daha fazla. Bizim biraz daha iklim değişikliklerinin çocuğun doğum öncesinden başlayarak adölesan dönemine kadar hangi alanlarda nasıl etkilediği ve bunların azaltılması, önlenmesi için neler yapılması gerektiğiyle ilgili daha etkin, aktif çalışmalara ihtiyacımız var.” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan: “Çevresel stres altında üretimi korumak bizim için çok önemli” Üsküdar Üniversitesi Transgenik Hücre Teknolojileri ve Epigenetik Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, iklim eyleminde genetik mühendisliği ve biyoteknolojinin rolüne değinerek insan sağlığı, tarım ve uzay biyolojisi alanlarında yürütülen çalışmaları anlattı. Dr. Taştan; “İklim eylemine sadece çevre odaklı değil, aslında insan sağlığına etki edebilecek tüm odakları bir araya getirmek suretiyle bakmak istedik. Çünkü uyum konusunda özellikle çevresel stres altında sağlığı ve üretimi korumak bizim için çok önemli. Ortak çalışmamız burada ‘Biyolojik dayanıklılık nasıl olmalı?’ sorusu üzerine şekilleniyor. Biz bunu insan sağlığı, tarım ve uzay biyolojisi kapsamında ele almaya çalışıyoruz.” dedi. “Kişiye özel tedavi insan sağlığını doğru anlayıp kontrol edebilmemize imkân sağlıyor” Dr. Taştan, genetik mühendisliği teknolojilerinin insan sağlığı ve iklim değişikliği arasındaki ilişkinin anlaşılmasına katkı sunduğunu belirterek, kişiye özel tedavi ve yeni nesil tedavi yöntemlerinin önemine dikkat çekti. Dr. Taştan; “Gelişen CRISPR gibi genetik mühendislik yaklaşımlarıyla vücudumuzda gerçekleşen hastalıkların temelinde yatan nedenleri yeni hastalık modelleriyle anlayabiliyoruz. Daha az maliyetle ve daha hızlı bir şekilde insan sağlığını ve kalitesini artırabilecek yeni ilaçlar ve tedavi yöntemleri geliştirmeye başlıyoruz. Özellikle aşırı sıcaklığın ve hava kirliliğinin üzerimizde oluşturduğu yan etkiler, gıda, su ve enfeksiyon riskleri iklim değişikliğiyle birlikte insan sağlığını beraber ele almamız gereken konular. Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalıklara sahip bireyler için kişiye özel tedavi ve kişiye özel tanı yöntemlerini kullanmak, iklim değişikliğiyle beraber insan sağlığını da doğru şekilde anlayıp kontrol edebilmemize imkân sağlıyor.” şeklinde konuştu. “İklimlendirme odası ve laboratuvar kurduk” Tarım alanındaki çalışmalarına da değinen Dr. Taştan, iklim koşullarına dayanıklı üretim modellerinin geliştirilmesine yönelik araştırmalar yürüttüklerini ifade etti. Dr. Taştan; “Türkiye'nin en büyük tarımsal faaliyetlerinden biri pamuk üretimi. Türkiye'nin sadece Urfa değil Hatay, Adana, Aydın gibi birçok farklı yerinde özellikle lif kalitesi ve stres altında pamuk üretimiyle ilgili birçok farklı sorun ve şikâyet var. Biz de bunun için büyük bir iklimlendirme odası ve laboratuvar kurarak, özellikle Üsküdar Üniversitesi içerisinde biyolojik dayanıklılığı tarım alanında yeni nesil genetik mühendisliği teknolojileri kullanarak nasıl yapabileceğimizi araştırıyoruz.” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Gülcan Ayral: “İklim eylemi değişen koşullara hazırlanmayı gerektiriyor” Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Gülcan Ayral, iklim değişikliğinin şirketler açısından yalnızca çevresel değil, aynı zamanda yönetsel bir mesele olduğunu belirterek, yeşil bilgi sistemleri üzerine gerçekleştirdiği araştırmanın bulgularını paylaştı. Seminerler devam ediyor 14 Ekim'de gerçekleştirilen ikinci webinarda ise Prof. Dr. İbrahim Özdemir, “İklim Eyleminde Disiplinlerarası Yaklaşımların Anlamı ve Önemi” başlıklı konuşmasında konuyu Üsküdar Üniversitesi örneği üzerinden ele aldı. Bu kapsamda 21 Ekim 2026 Çarşamba günü de Doç. Dr. Feride Kulalı Özdek tarafından “Nükleerden Hidrojene: Üretim Teknolojileri ve Gelecek Perspektifi” başlıklı seminer gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB’den Afetlere Karşı Farkındalık Koşusu Haber

ABB’den Afetlere Karşı Farkındalık Koşusu

Ankara Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Daire Başkanlığı tarafından, Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü’nde Göksu Parkı’nda “Afet Farkındalık Koşusu” düzenlendi. Afetlere karşı toplumsal bilinci artırmayı amaçlayan etkinlikte, vatandaşlara yönelik temel ilk yardım ve afet farkındalık eğitimleri verildi. AFETLERE KARŞI BİLİNÇLİ TOPLUM VURGUSU Etkinlikte afetlere karşı hazırlıklı olmanın yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk olduğu vurgulandı. Vatandaşların afet öncesinde, sırasında ve sonrasında doğru davranış biçimleri konusunda bilinçlendirilmesi hedeflendi. Programda konuşan Afet İşleri ve Risk Yönetimi Daire Başkanı Özkan Erel, “Afetler, acil durumlar, depremler ülkemizin maalesef ki beraber yaşadığımız bir parçası hâline geldi. Afetlere karşı, depremlere karşı her zaman hazırlıklı olmak zorundayız. Bunun için bizler de risk azaltma planlarımızı yapıyoruz, riskleri azaltıyoruz ve afetler olmadan öncesinde eğitimlerimizi yapıyoruz, tatbikatlarımızı yapıyoruz. Risk azaltma planlarımızı yaptık, müdahale planlarımızı yaptık.” Program kapsamında Sağlık İşleri Daire Başkanlığı personelleri tarafından temel ilk yardım eğitimi verildi. Ankara Kulübü Seymen ekibinin gösterisiyle renklenen etkinlikte katılımcılar, afetlere karşı hazırlıklı olmanın, dayanışmanın ve birlikte hareket etmenin önemine dikkat çekmek amacıyla parkurda bir araya geldi. Afet bilincini güçlendirmek ve toplumsal dayanışmayı desteklemek amacıyla gerçekleştirilen etkinliğe katılanlar memnuniyetlerini şu sözlerle dile getirdi: -Eda Alkan (Göksu Community Kurucusu): “Bugün burada hafif ısınacağız müzik eşliğinde. Belki dans edebiliriz vaktimize göre ayarlayacağız. Sonrasında da koşumuzu gerçekleştireceğiz. Göksu Community olarak 7 aydır Göksu'da zaten haftanın 4 günü koşu, yürüyüş ve yoga yapıyoruz. Bugün de Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ortaklaşa burada olmaktan çok mutluyuz. “ -Fatma Altundemir: “Böyle bir organizasyonda olmaktan da ekstra mutluyuz. İnşallah olmaz tabii afetler ama olduğu zaman hazırlıklı olmak adına farkındalık çok yüksek olmalı. “ -Ümit Özkan: “Vallahi çok olumlu buluyorum ben herkesin hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum, bilinçli olması gerektiğini düşünüyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Farkındalığın Temsilcisi Cemre Baysel Oldu Haber

Farkındalığın Temsilcisi Cemre Baysel Oldu

Kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, yaşamı boyunca her 8 kadından birini etkiliyor. Vakaların yaklaşık yüzde 80’inin belirli bir risk faktörü bulunmayan kadınlarda görülmesi, düzenli taramaların önemini ortaya koyuyor. Tam bu yüzden Pembe Top, 13 yıldır olduğu gibi Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda meme sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak ve düzenli taramaların önemini hatırlatmak için sahadaki yerini aldı. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi ve Anadolu Efes Spor Kulübü iş birliğiyle hayata geçirilen projenin bu yılki gönüllü destekçisi Cemre Baysel, ikonikleşen hava atışını Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi’nde oynanan Anadolu Efes – Bayern Münih karşılaşmasında Pembe Top ile yaptı. Baysel, kadınları hayatın yoğun temposuna bir mola vererek sağlıklarına zaman ayırmaya ve taramalarını ertelememeye davet etti. Cemre Baysel: “Önceliğimiz sağlık olmalı” Günlük hayatın koşuşturması içinde sağlığa zaman ayırmanın önemini vurgulayan Cemre Baysel, “Bir oyuncu olarak ben de yoğun bir tempoda yaşıyorum. Gün içinde yetişmemiz gereken işler, planlarımız ve sorumluluklarımız derken sağlığımızı bazen geri plana atabiliyoruz. Oysa bir sağlık sorunuyla karşılaştığımızda, öncelik verdiğimiz bütün bunların önemini nasıl yitirdiğini görüyoruz. Bunu bilsek de günlük hayatın içinde o dengeyi gözden kaçırabiliyoruz. Pembe Top’un 13’üncü yılında tam da bu nedenle kadınları hayatın temposuna kısa bir mola vermeye, sağlıklarına zaman ayırmaya ve taramalarını ertelememeye davet ediyorum” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fersan ve MEMEDER’den Anlamlı İş Birliği Haber

Fersan ve MEMEDER’den Anlamlı İş Birliği

Fersan, Pembe Kurdele’yi sirke ürünlerinin ambalajlarına taşıyarak erken tanı mesajının daha geniş kitlelere ulaşmasına destek oluyor. Kadınların meme sağlığı konusunda doğru bilgiye ulaşmasına ve erken tanının önemine dikkat çekilmesine katkı sağlamayı amaçlayan Fersan ve MEMEDER arasında resmi iş birliği protokolü imzalandı. Türkiye’de her yıl yaklaşık 27 bin kadın meme kanseri tanısı alırken, erken tanı tedavi başarısının artırılmasında hayati bir rol oynuyor. Bu gerçekten hareketle Fersan ve MEMEDER, imzalanan protokol çerçevesinde kadınların kendi bedenlerini tanımalarını, değişiklikleri fark etmelerini ve düzenli kontrollerini ihmal etmemelerini hatırlatan “Kontrol Sende” mesajını toplum geneline yaymayı hedefliyor. Fark etmek kendini tanımakla başlar Bir yıl süresince devam edecek iş birliği protokolü kapsamında hazırlanan “Kontrol Sende” iletişiminde kadınların kendi meme yapılarını tanımalarının ve olası değişiklikleri fark edebilmelerinin önemi anlatılıyor. Çalışmada ayrıca Türkiye’de uygulanan ulusal tarama programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerildiği ve KETEM’lerde meme kanseri taramalarının ücretsiz olarak yapıldığı bilgisi paylaşılıyor. Pembe Kurdele sofralara taşınıyor İmzalanan protokol çerçvesinde Fersan, MEMEDER’in kadınların erken tanı konusunda bilinçlenmesine, tarama olanaklarına erişimin desteklenmesine ve meme sağlığı farkındalığının daha geniş kitlelere ulaşmasına yönelik çalışmalarına katkı sağlıyor. Marka, bu kapsamda Pembe Festival’e verdiği desteğin yanı sıra Pembe Kurdele’yi sirke ürünlerinin ambalajlarına da taşıyor. Her gün sofralarda yer alan Fersan sirke şişelerindeki Pembe Kurdele, kadınlara düzenli kontrolün ve erken tanının önemini hatırlatan güçlü bir farkındalık çağrısına dönüşüyor. Ekim ayı boyunca devam edecek iletişim çalışmalarıyla “Kontrol Sende” mesajının daha fazla kadına ulaşması ve meme sağlığı konusunda toplumsal bilincin güçlenmesi amaçlanıyor. "Sofralardaki varlığımızı toplumsal farkındalığa dönüştürüyoruz" İmzalanan iş birliği protokolünün önemine dikkat çeken Fersan Yönetim Kurulu Başkanı & CEO’su Gürhan Güven, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "Fersan olarak 1978'den bu yana her gün milyonlarca hanenin sofrasına konuk oluyoruz. Bu yakınlığın bize yüklediği büyük sorumlulukla, toplumsal sağlığa katkı sunmayı en öncelikli görevlerimizden biri olarak görüyoruz. MEMEDER ile imzaladığımız bu anlamlı iş birliği protokolü doğrultusunda; sirke ambalajlarımız, saha çalışmalarımız ve iletişim faaliyetlerimiz aracılığıyla 'Kontrol Sende' mesajını milyonlarca kadına ulaştıracağız. Erken tanının hayat kurtaran gücüne inanıyor, bu ortaklıkla kadın sağlığı konusunda güçlü ve sürdürülebilir bir farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz." İş birliği protokolüne ilişkin açıklamalarda bulunan MEMEDER Kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen ise şunları dile getirdi: “Meme kanserinde erken tanı, tedavi başarısını en üst seviyeye çıkaran ve hayat kurtaran en kritik faktördür. MEMEDER olarak 2007 yılından bu yana kadınların doğru bilgiye ulaşması ve erken tanı bilincinin yaygınlaşması amacıyla aralıksız çalışıyoruz. Fersan ile imzaladığımız iş birliği protokolü sayesinde, günlük yaşamın en doğal ve sıcak parçası olan sofralarımız aracılığıyla kadınlara doğrudan ulaşma fırsatı yakalıyoruz. Fersan’ın 'Kontrol Sende' çağrısıyla Pembe Kurdele’yi ürün ambalajlarına taşıması ve derneğimizin çalışmalarına sunduğu destek, toplumsal farkındalığı büyütmek adına son derece kıymetli." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.