Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fidye Yazılımı

Kapsül Haber Ajansı - Fidye Yazılımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fidye Yazılımı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

E-posta Bombardımanı Gerçek Tehdidi Gizliyor Haber

E-posta Bombardımanı Gerçek Tehdidi Gizliyor

E-posta bombardımanı saldırıları genellikle aynı düzeni izler. Önce saldırgan e-posta adresinizi ele geçirir. Bunu geçmişteki veri ihlallerinden, pazarlama veri tabanlarından, internete sızdırılmış verilerden, hatta daha önceki bir oltalama saldırısından elde edebilir. Adresinizi ele geçirdikten sonra bültenler, abonelikler, e-posta listeleri, ücretsiz denemeler ve yarışmalar gibi yüzlerce hatta binlerce meşru çevrim içi hizmete kaydolmak için botlarla çalışan otomatik araçlar kullanır. Bunların her biri bir hoş geldiniz e-postası veya benzeri bir mesaj gönderir. Bunlar genellikle meşru hizmetler olduğu için çoğu zaman spam filtrelerine takılmaz. Sonuç olarak gelen kutunuz mesajlarla dolup taşar. E-posta bombardımanı girişimlerinin çoğunun ardında iki neden yatar: 1. Dolandırıcı, yapay olarak oluşturulan tüm bu e-postaların arasında gerçek bir e-postayı görmemesi için kurbanın dikkatini dağıtmaya çalışır. Hesaplarınızdan birini ele geçirip parolasını sıfırlamış ve bu da gelen kutunuza bir bildirim düşmesine yol açmış olabilir. Ya da adınıza sahte bir satın alma yapmış ve faturası daha sonra size e-postayla gönderilmiş olabilir. Asıl amaç, daha ciddi dolandırıcılıkla ilgilenmenizi engelleyen bir sis perdesi oluşturmaktır. 2. Bilgisayar korsanı daha sonra teknik destek mühendisi gibi davranarak sizinle iletişime geçebilir. E-posta “sorununuzu” çözebileceğini iddia edip bunun için ücret talep edebilir ya da bilgisayarınıza göz atabilmek için sizi kandırarak uzaktan erişim yazılımı yükletebilir. Bu da tarayıcıda kayıtlı parolalar gibi bilgisayarınızdaki hassas bilgileri çalmasına, hatta ek kötü amaçlı yazılımlar yüklemesine olanak tanıyabilir. Kurumsal bir senaryoda saldırgan büyük olasılıkla siber güvenlik ekibinin dikkatini veri ihlali, iş e-postası ele geçirme (BEC) ya da fatura dolandırıcılığı girişimi gibi daha ciddi bir saldırıdan uzaklaştırmaya çalışıyordur. Şantaj için koz elde etmek amacıyla operasyonları aksatmaya çalışıyor olabilir: Fidye yazılımı ortakları, uzaktan erişim elde etmek için sahte bir BT yardım masası iletişiminin öncesinde e-posta bombardımanını kullanabilir. Hatta saldırgan memnuniyetsiz bir çalışan veya eski bir çalışan bile olabilir. E-posta bombardımanına uğradıysanız yapmanız gerekenler: · Oturum açtığınızda gelen kutunuzun mesajlarla dolduğunu görürseniz paniğe kapılmayın. · Kaydedildiğiniz tüm rastgele hizmetlerin aboneliğinden çıkmaya çalışmak yerine enerjinizi, saldırganın gizlemek istediği tehdidi bulmaya yoğunlaştırın. Güvenlik uyarılarını, yeni cihaz girişlerini, e-posta veya telefon numarası değişikliklerini, parola değişikliklerini, sıfırlamalarını veya satın almaları arayın. · Mesaj spam klasörüne düşmüş olabileceği için gelen kutunuzun yanı sıra spam klasörünüzü de inceleyin. · Olağan dışı bir şey görmüyorsanız en hassas hesaplarınızı tek kontrol edin. · Şüpheli faaliyetlere bakın. Eklenen yeni cihazlar veya ödeme yöntemleri, değiştirilmiş olabilecek parolalar veya değiştirilmiş kurtarma bilgileri. E-posta yönlendirme kurallarınızı ve gönderilmiş veya silinmiş öğeler klasörlerinizi de olağan dışı bir şey olup olmadığına karşı kontrol etmekte fayda var. · Olağan dışı bir şey fark ederseniz parolayı benzersiz ve güçlü bir parolayla değiştirerek bilgisayar korsanını hesabın dışında bırakmaya çalışın ve ek oturum açma güvenliği için iki faktörlü kimlik doğrulamayı (2FA) etkinleştirin. · Doğru kurtarma e-posta adresinin/telefon numarasının kayıtlı olduğundan emin olun. · Dolandırıcılıktan endişe ediyorsanız doğrudan ilgili şirketle iletişime geçin. · Olası bir hesap ele geçirme veya dolandırıcılık girişimiyle ilgili her şeyi saklamayı unutmayın. · Mesajları ancak tehlikenin geçtiğinden emin olduğunuzda temizleyin. · Biri sizi arayıp e-posta sorununuzu çözebilecek bir teknoloji uzmanı olduğunu iddia ederse telefonu hemen kapatın. E-posta bombardımanı nasıl önlenir? Elbette önlemek genellikle tedavi etmekten iyidir. E-posta adresinizin kötü niyetli kişilerin eline geçmesini her zaman engelleyemeseniz de sosyal medya profilleri gibi herkese açık web sayfalarında yer almamasını sağlayarak zararı sınırlayabilirsiniz. Oltalama saldırılarından korunmak için ayrıca en iyi güvenlik uygulamalarını izleyin. En hassas hesaplarınızı olabildiğince güvende tutun. Buna, diğer çevrim içi hesaplarınızdan gelen parola sıfırlama mesajlarını almak için kullanılacak birincil e-posta adresiniz de dâhildir. Tüm hesaplarınızın güçlü ve benzersiz parolalara sahip olmasını sağlamak için bir parola yöneticisi kullanın. Ek bir güvenlik katmanı için de 2FA'yı etkinleştirin. Alışveriş, seyahat ve diğer boş zaman etkinlikleri gibi daha az önemli yazışmalar için ikincil bir e-posta adresi kullanmak da faydalı olabilir. Böylece bu hesap bir e-posta bombardımanına maruz kalırsa en azından en önemli mesajlarınız güvende olur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard 2026 İlk Yarı Küresel Tehdit Raporunu Açıkladı Haber

WatchGuard 2026 İlk Yarı Küresel Tehdit Raporunu Açıkladı

Bütünleşik siber güvenlik alanında dünya lideri olan WatchGuard Technologies, ağ ve uç nokta güvenliği ürünlerinden elde edilen anonimleştirilmiş tehdit istihbaratına dayanan ve yılda iki kez yayımlanan raporunun son sonuçlarını açıkladı. Raporun en dikkat çekici bulgularından biri, incelenen dönemde uç nokta tehditlerinin yaklaşık yüzde 96'sının yalnızca tek bir cihazda görülmesi oldu. WatchGuard, birbirinden ayrışan bu sinyallerin saldırganların hizmet olarak zararlı yazılım modellerini, otomasyonu ve yapay zekayı kullanarak daha fazla ağda daha fazla güvenlik açığını test ettiğine, belirli kurbanlara özel yükleri ölçekli biçimde ürettiğine ve geleneksel kontrolleri aştığına işaret ettiğini belirtiyor Sessizleşen Ağlar Daha Geniş Bir Alanda Taranıyor Rapora göre ortalama ağ saldırı sayısı düşerken benzersiz IPS imzalarının sayısı arttı ve en yaygın on saldırının toplam faaliyet içindeki payı geriledi. Genel bir web shell imzası dünyanın en yaygın ağ saldırısı haline gelirken Belçika'da cihazların yüzde 75'ine, İtalya ve ABD'de ise yaklaşık yüzde 60'ına ulaştı. Saldırganlar eski güvenlik açıklarından da kazanç sağlamayı sürdürüyor. En sık görülen 50 ağ saldırısı imzasının referans verdiği güvenlik açıklarının ortanca açıklanma yılı 2014 olurken, CVE referanslı 44 imzanın 31'i en az on yıllık açıkları hedef alıyor. SQL enjeksiyonu tek başına ağ saldırısı tespitlerinin yüzde 17'sinden fazlasını oluşturuyor. Başlangıç erişim tekniklerinde de belirgin bir değişim yaşanıyor. PowerShell tespitleri keskin bir düşüş gösterirken saldırganların güvenilen hesapları ve sistemin kendi araçlarını kullanarak güvenlik katmanlarını aşmaya yöneldiği görülüyor. Yılın ilk yarısında kimlik bilgisi erişimi, kalıcılık, uzaktan erişim ve savunmadan kaçınma tehdit avcılığının en öne çıkan başlıkları oldu. Şifreli Trafik Zararlı Yazılımların Ana Dağıtım Yolu Olmayı Sürdürüyor Zararlı yazılımların yüzde 95'i TLS üzerinden ulaşırken kurulu cihazların yalnızca yüzde 20'si şifreli trafiği inceliyor. Atlatmaya yönelik zararlı yazılımlar genel tespitlerin yaklaşık üçte birini, gelişmiş zararlı yazılım savunması kullanan cihazlarda TLS incelemesiyle yakalanan tespitlerin ise yüzde 36'sını oluşturuyor. Fidye yazılımı ekosistemi ise hem konsolide oluyor hem de yeni oyuncuları çekmeye devam ediyor. Kamuya açık şantaj faaliyetleri rekor seviyeye ulaşırken uç noktalardaki fidye yazılımı tespitleri yıllık bazda yüzde 68'in üzerinde azaldı. WatchGuard ilk yarıda 41 yeni fidye yazılımı grubunu takip etti ve en büyük sekiz grup yaklaşık 5 bin kamuya açık şantaj iddiasının yarısından fazlasını üstlendi. WatchGuard, bulguların saldırı önleme, gelişmiş uç nokta koruması, kimlik güvenliği ve sürekli izlemeyi birleştiren katmanlı savunmalara duyulan ihtiyacı güçlendirdiğini vurguluyor. Şirket, güvenlik ekiplerinin ve MSP'lerin eski güvenlik açıklarını ve desteği sona ermiş uç cihazları önceliklendirmesini, çok faktörlü kimlik doğrulama ve Zero Trust erişim kontrollerini uygulamasını ve uyarı hacminin yanı sıra saldırıların erişimini ve çeşitliliğini de ölçmesini öneriyor. "Saldırganlar Daha Seçici ve Daha Hassas Hale Geliyor Uyarı sayılarındaki düşüşün saldırganların daha az tehlikeli hale geldiği anlamına gelmediğini belirten WatchGuard Bilgi Güvenliği Direktörü (CISO) Corey Nachreiner, "Saldırganlar daha seçici ve daha hassas hareket edebilmek için ellerindeki her aracı kullanıyor. Son bulgular, tekrar kullanılabilen yüklerden ve yüksek hacimli taramalardan tek tek sistemlere özel zararlı yazılımlara, geniş çaplı ve sinsi taramalara ve çevre savunmalarını aşabilen kimlik bilgisi tabanlı erişime doğru bir geçişi gösteriyor. MSP'ler için bütünleşik görünürlük, TLS incelemesi, yapay zeka destekli tespit, güçlü kimlik kontrolleri ve sürekli müdahale, müşterileri ölçekli biçimde korumanın vazgeçilmez unsurları haline geliyor." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaspersky, Dosyaları Şifrelemeden Kurumsal Cihazların Kontrolünü Ele Geçiren Yeni ‘Payload’ Fidye Yazılımını Ortaya Çıkardı Haber

Kaspersky, Dosyaları Şifrelemeden Kurumsal Cihazların Kontrolünü Ele Geçiren Yeni ‘Payload’ Fidye Yazılımını Ortaya Çıkardı

Kaspersky Global Acil Durum Müdahale Ekibi (GERT), Payload fidye yazılımı ailesinin yeni ve gelişmiş bir saldırı yöntemini analiz eden yeni bir rapor yayımladı. Orta Doğu’daki bir üretim şirketine yönelik olay müdahalesi sırasında tespit edilen saldırı, siber suçlarda yaşanan önemli bir değişime işaret ediyor. Saldırganlar, geleneksel bir fidye yazılımı şifreleyicisi kullanmadan şirketin ağı üzerinde tam kontrol sağladı; bilgisayarların kilitlenmesini, fidye notlarının görüntülenmesini ve masaüstü duvar kâğıtlarının değiştirilmesini sağladı. Bu olay, Kaspersky’nin bu yılın başlarında yayımladığı State of Ransomware 2026 (Fidye Yazılımlarının Durumu 2026) raporunda dikkat çekilen trendlerden birini ortaya koyuyor: Saldırganlar geleneksel dosya şifreleme yöntemlerinden giderek uzaklaşıyor. Bunun yerine “dosya şifrelemesine dayanmayan fidye saldırıları” yöntemlerine yönelerek, mağdurlardan ödeme almak için kriptografik anahtarlara güvenmek yerine operasyonların doğrudan kesintiye uğratılmasına ve çalınan hassas verilerin dark web’de yayımlanmasına odaklanıyor. İlk Sızma: Ön Kapıdan Sessizce İçeri Girdiler Saldırganlar ağa sızmak için karmaşık zararlı yazılımlar kullanmak yerine, doğrudan yönetici (admin) yetkilerini ele geçirerek ilk savunma hatlarını aştı. Muhtemelen oltalama (phishing) yoluyla yüksek ayrıcalıklı kullanıcı kimlik bilgilerini temin eden failler; standart uzak erişim ve VPN giriş noktaları üzerinden kurumsal ağa doğrudan giriş yaptı. Saldırganların güvenlik izleme sistemlerine rutin görevlerini yürüten yetkili BT personeli gibi görünmesi nedeniyle bu süreç hiçbir engele takılmadan ilerledi. Saldırının Gelişimi: Ağın Kendi Kuralları Silaha Dönüştürüldü Saldırganlar, saldırıyı ilerletmek için şirketin güvenilir yönetim araçlarını kullandı. Kurumsal ağın temel bileşenlerinden biri olan Active Directory’yi hedef alarak kötü amaçlı bir Grup İlkesi Nesnesi (Group Policy Object – GPO) kuralı oluşturdular. GPO’lar, ağ yöneticilerinin binlerce çalışan bilgisayarındaki ayarları anında yapılandırmasını sağlayan araçlardır. Grup İlkesi, meşru ve yüksek ayrıcalıklı bir yönetim mekanizması olduğundan, ele geçirilmiş ayrıcalıklı hesaplar üzerinden gerçekleştirilen kötü amaçlı değişiklikler meşru BT faaliyetleriyle benzer görünebilir. Saldırganlar tüm saldırıyı “PAYLOAD” adını verdikleri kötü amaçlı bir GPO kuralının içine yerleştirerek sessizce ilerledi. Kural, sistemlerin güncellenen politikaları işlemesiyle birlikte yerel yönetici hesaplarını devre dışı bıraktı, fidye notlarını dağıttı ve tüm bilgisayarların masaüstü duvar kâğıdı ile kilit ekranını ele geçirerek fidye mesajını gösterdi. Verilerin dark web’e sızdırılması Saldırganlar, çalışmalarını şirketin değerli verilerini ele geçirmeye odakladı. Veri hırsızlığı tamamlandıktan ve yönetici hesaplarına yönelik erişim kısıtlamaları devreye alındıktan sonra, ele geçirilen veriler şantaj girişiminin son aşaması olarak dark web’de yayımlandı. Kaspersky Global Acil Durum Müdahale Ekibi güvenlik uzmanı Elsayed Elrefaei, saldırıyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “PAYLOAD’ın arkasındaki yöntemler, siber suçluların kullandığı taktiklerde yeni bir gelişmeye işaret ediyor. Saldırganlar merkezi ağ kurallarının kontrolünü ele geçirdiğinde, kötü amaçlı Grup İlkesi aktif olduğu sürece yalnızca geleneksel uç nokta kötü amaçlı yazılım taraması yeterli olmayabilir. Kuruluşlar, kötü amaçlı politikaları kaynağında engellemeye, yönetici kimlik bilgilerini sıkı şekilde korumaya ve savunma yaklaşımını yalnızca kötü amaçlı yazılım taramasına değil, davranışların izlenmesine dayandırmaya öncelik vermeli.” Kaspersky, benzer tehditlere karşı korunmak için aşağıdaki güvenlik önlemlerini öneriyor: Ağ yöneticileri, tüm GPO oluşturma ve değişikliklerini yakından izlemeli. Kurumsal ağın köküne yeni bir kural bağlandığı anda tetiklenecek güvenlik uyarıları yapılandırılmalı.Ağın yönetim sistemlerine ve VPN giriş noktalarına erişimde yüksek güvenlikli, kimlik avına dayanıklı çok faktörlü kimlik doğrulama kullanılmalı. Örneğin fiziksel güvenlik anahtarları tercih edilebilir.Yönetici yetkileri için katı sınırlar uygulanmalı. Genel BT yöneticilerinin tüm iş istasyonlarına ve sunuculara aynı anda erişim sağlayan “ana anahtarlara” sahip olmasına izin verilmemeli. Son derece yüksek ayrıcalıklara sahip “Domain Admin” hesapları yalnızca özel ve izole sistemlerle sınırlandırılmalı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOBİ'ler Siber Suçluların Radarında Haber

KOBİ'ler Siber Suçluların Radarında

KOBİ sektöründeki BT ve BT güvenliği uzmanlarıyla gerçekleştirilen ankete göre; küresel çaptaki katılımcıların %58'i, Orta Doğu ve Afrika (META) bölgesindekilerin ise %82'si geçtiğimiz yıl en az bir siber olay yaşadığını ifade ediyor. Türkiye'de ise bu oran %58 olarak kaydedildi. Mısır'da %99, Suudi Arabistan'da %93 ve Güney Afrika'da %78 olarak ölçülen oran, Türkiye'de her ne kadar diğer META ülkelerine kıyasla daha düşük olsa da KOBİ'lerin siber olaylarla karşılaşma riskinin önemli ölçüde devam ettiğini gösteriyor. Katılımcıların en fazla zarar veren tehditler arasında gösterdiği başlıca saldırı türleri; kimlik avı saldırıları, yazılım ve web uygulamalarındaki güvenlik açıklarının istismarı, kitlesel kötü amaçlı yazılım saldırıları, fidye yazılımları, harici uzaktan erişim ve yapay zekâ güvenlik açıklarını hedef alan saldırılar oldu. En ciddi sonuçlardan biri olarak öne çıkan maddi kayıp, dünya genelindeki katılımcıların %22'si, META bölgesindeki katılımcıların ise %26'sı tarafından belirtildi. Türkiye kırılımında en ciddi siber olayın sonucu olarak maddi kayıp bildirenlerin oranı %26 oldu. Bu oran Suudi Arabistan'da %35, Güney Afrika'da %16 ve Mısır'da %15 olarak kaydedildi. Katılımcılar, saldırganların doğrudan maddi etkinin ötesinde, veri hırsızlığına yoğun şekilde odaklandığını belirtti. En sık hedef alınan bilgiler arasında müşterilere ait veriler (%35), finansal kimlik bilgileri ve hukuki belgeler gibi hassas kurum içi bilgiler (%38), çalışanların kimlik bilgileri (%25) ve kuruluşun iş stratejisi (%23) yer aldı. Bu tablo, saldırganların paraya dönüştürülebilen veya daha sonraki saldırılarda kullanılabilecek değerli verileri ele geçirmeye yönelik stratejik bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. Türkiye'deki katılımcıların yanıtlarında müşterilere ait kişisel verilerin çalınması (%35) ve çalışanlara ait kişisel verilerin çalınması (%35) en sık karşılaşılan saldırgan motivasyonları arasında ilk sırada yer aldı. Bunları %30 ile para sızdırılması izledi. Bu tablo, saldırganların paraya dönüştürülebilen veya daha sonraki saldırılarda kullanılabilecek değerli verileri ele geçirmeye yönelik stratejik bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. Veriler, siber suçluların öncelikli olarak teknik ekipleri hedef aldığını ortaya koyuyor. En ciddi saldırıların %61'i BT departmanlarına, %46'sı ise BT güvenliği birimlerine yöneliyor. Türkiye verileri de benzer bir tabloya işaret ediyor: En fazla hedef alınan departmanlar %61 ile BT, %39 ile BT Güvenliği ve %22 ile Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) oldu. Muhasebe ve finans departmanları ise %24 ile en fazla hedef alınan üçüncü alan olarak öne çıkıyor. En ciddi siber olaylarda ortalama üç departmanın aynı anda etkilendiği görülüyor. Dikkat çekici bir diğer bulgu ise KOBİ'lerin müşteri hizmetleri kanalları üzerinden saldırıya uğrama oranının %21 ile orta ölçekli şirketlerdeki %15 ve büyük işletmelerdeki %17'lik orandan daha yüksek olması. Son dönemde yaşanan ihlaller, şirketleri süreçler, insan kaynağı ve teknoloji genelinde ek siber güvenlik önlemleri almaya yöneltti. Küresel ölçekte öncelikli adımların başında %24 ile BT güvenliği izleme çözümlerinin devreye alınması gelirken, bunu %23 ile üçüncü taraflara yönelik uyumluluk gerekliliklerinin güçlendirilmesi ve kimlik bilgisi yönetimi uygulamalarının iyileştirilmesi izliyor. Türkiye'de öne çıkan önlemler arasında ise tüm çalışanlar için zorunlu BT güvenliği eğitimlerinin başlatılması veya güncellenmesi (%39) ve çok faktörlü kimlik doğrulamanın devreye alınması (%39) ilk sırada yer alıyor. Bunları %35 ile parola politikasının başlatılması veya güncellenmesi izliyor. Küresel ölçekte kuruluşların %22'si ise tüm çalışan cihazlarında güvenlik yazılımlarını devreye almaya ve BT ekiplerinin uzmanlığını geliştirmeye yönelik özel eğitimlere yatırım yapmaya odaklanıyor. Kaspersky Birleşik Platform Ürün Grubu Başkanı İlya Markelov bulgulara ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Siber olaylar, küçük ve orta ölçekli şirketlerde büyük holdinglere kıyasla çoğu zaman çok daha yıkıcı izler bırakıyor; hatta kısıtlı kaynaklara sahip bu işletmeler için doğrudan bir varoluş tehdidine dönüşebiliyor. KOBİ'lerin farklılaşan yoğun tehditler, operasyonel sınırlandırmalar ve ticari büyüme hedefleri karşısında acil olarak ölçeklenebilir ve ihtiyaçlarına özel geliştirilmiş çözümlere ihtiyacı var. Bu segmentteki amiral gemimiz Kaspersky Next Optimum, büyüyen işletmelerin esnek ve uzman seviyesindeki bir güvenliğe kolayca erişebilmesi için tasarlandı. Kullanıcılar, yeni özelleştirilebilir ek Güvenlik Modülleri sayesinde ana ürünün yeteneklerini genişleterek ortaya çıkan yeni risk ve ihtiyaçlara karşı savunma hatlarını güçlendirebiliyor.” Siber olayların neden olabileceği kayıpların riskini en aza indirmek için Kaspersky, küçük ve orta ölçekli işletmelere aşağıdaki adımları değerlendirmelerini öneriyor: Gelişmiş saldırılara karşı bütçeye, işletmenin büyüklüğüne ve sektörel gereksinimlere uygun özel çözümler: Kaspersky Small Office Security Premium gibi kullanımı kolay yapısıyla uç noktalarda kötü amaçlı yazılımlar ve fidye yazılımları dahil gelişmiş tehditlere karşı koruma sağlarken çalışanlara yönelik güvenlik farkındalığı eğitimlerine erişim sunuyor. Bu özellikleriyle mikro işletmeler için ideal bir çözüm olarak öne çıkıyor. Farklı tehditlere karşı daha gelişmiş güvenlik yeteneklerine ihtiyaç duyan küçük ve orta ölçekli işletmeler ise Kaspersky Next Optimum çözümünü değerlendirebilir. Çözüm, gelişen saldırıları önlemeye, tehditleri erken aşamada tespit etmeye, olayları araştırmaya ve daha ciddi iş sonuçlarına yol açmadan önce müdahale etmeye yardımcı olan temel koruma özellikleri sunuyor. Günlük yedekleme: Yedekleme rutinlerini operasyonların bir parçası haline getirerek kritik bilgileri acil durumlara ve fidye yazılımı saldırılarına karşı güvence altına alın. Dahili süreçler oluşturun: Kurumsal kaynaklara ve bulut hizmetlerine erişim için sıkı erişim kontrolleri uygulayın; çalışanların işten ayrılması durumunda erişim yetkilerinin BT ekibi tarafından zamanında kaldırılmasını sağlayın. İnsan kaynaklı riskleri yönetin: Teknik kontrolleri güvenli internet kullanımı ve parola güvenliği konusunda sürekli eğitimlerle destekleyin ve yeni yazılımların yüklenmesi için BT onayını zorunlu hale getirin. Çalışanların sürdürülebilir siber güvenlik alışkanlıkları geliştirmesine yardımcı olmak için etkileşimli çevrim içi eğitimler ve simüle edilmiş kimlik avı kampanyaları sunan Kaspersky Automated Security Awareness Platform çözümünden yararlanın. Kaspersky ile GITEX AI Türkiye 2026'da buluşun 9-10 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenecek GITEX AI Türkiye 2026 kapsamında şirket, KOBİ'lerin karşı karşıya olduğu temel siber güvenlik sorunlarına ilişkin içgörülerini paylaşacak ve kuruluşların güvenliklerini güçlendirmelerine yardımcı olabilecek yaklaşım ve teknolojileri aktaracak. Kaspersky, Türkiye pazarındaki önde gelen iş ortağı Redington Türkiye ile birlikte H2-B50 numaralı stantta GITEX AI Türkiye 2026'da yer alacak. Etkinlik boyunca Kaspersky uzmanları, müşteriler ve iş ortaklarıyla bilgi güvenliğindeki temel zorluklar, yeni ortaya çıkan siber güvenlik trendleri ve modern güvenlik teknolojileri hakkında görüş alışverişinde bulunacak. Ziyaretçiler, mevcut güvenlik önceliklerini Kaspersky uzmanlarıyla değerlendirme ve Kaspersky'nin siber güvenlik çözümleri hakkında daha fazla bilgi edinebilcek. *Küresel araştırma; Brezilya, Meksika, Kolombiya, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Rusya, Hindistan, Endonezya, Malezya, Çin, Tayland, Vietnam, Mısır, Güney Afrika, Suudi Arabistan ve Türkiye olmak üzere 18 ülkeden 1800 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Toplam örneklem içerisinde KOBİ segmenti 616 temsilci ile yer almıştır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fidye Yazılımı Saldırısına Uğrayan İşletmeler   İçin 6 Önemli Adım Haber

Fidye Yazılımı Saldırısına Uğrayan İşletmeler İçin 6 Önemli Adım

Çoğu saldırının tek bir oltalama e-postası, çalınmış bir şifre veya güncellenmemiş bir cihazla başladığını belirten Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, işletmelerin fidye notu ile karşılaştığında atması gereken 6 kritik adımı paylaşıyor. Fidye yazılımı saldırılarının büyük bölümü, bir oltalama e-postasına tıklanmasıyla, çalınan bir parolayla veya güncellenmemiş bir cihaz üzerinden başlıyor. Saldırının ardından dakikalar içinde önemli dosyalar şifrelenirken çalışanlar sistemlere erişimini kaybediyor ve ekranda ödeme talep eden bir fidye notu beliriyor. Hiçbir işletme sahibinin karşılaşmak istemeyeceği bu durumda ilk adımların doğru atılması, saldırının yayılmasını durdurmak ve kalan verileri korumak açısından belirleyici oluyor. Bu noktada Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, işletmelerin panikle hareket etmemesi ve kaybı sınırlamak için doğru sırayla adım atması gerektiğini vurguluyor. "Fidyeyi Ödemek Dosyalarınızı Geri Alacağınızın Garantisi Değildir" Fidye yazılımı saldırısında en kritik hatanın panikle verilen kararlar olduğunu belirten Bitdefender Türkiye Distribütörü Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, "Ekranda beliren bir geri sayım sayacı veya yüksek bir ödeme talebi işletme sahiplerini korkutabiliyor. Oysa fidyeyi ödemek, dosyaların geri geleceği anlamına gelmiyor. Bazı işletmeler çalışan bir şifre çözme anahtarına hiçbir zaman ulaşamıyor. Bazıları ise ödeme yaptıktan sonra daha yüksek taleplerle karşılaşıyor. Dosyalar geri gelse dahi, saldırganların şifreleme öncesinde hassas verileri kopyalamadığından emin olunamıyor. Bu nedenle ilk adım her zaman sakin kalmak olmalı. Ardından enfekte cihaz ağdan izole edilerek saldırının yayılması durdurulmalı. Doğru sıralamayla ve bir uzman desteğiyle hareket etmek, kaybı sınırlamanın en etkili yoludur." dedi. Alev Akkoyunlu, fidye yazılımı notu alan işletmelerin atması gereken 6 adımı paylaşıyor: 1. Panik yapmayın ve fidyeyi hemen ödemeyin. Saldırganların yarattığı zaman baskısına kapılmayın. Ödeme yapmak dosyalarınızın geri geleceğini garanti etmediği gibi, sizi tekrar hedef haline getirebilir. Seçeneklerinizi anlamadan hiçbir ödeme kararı vermeyin. 2. Enfekte cihazı derhal ağdan ayırın. Bir bilgisayarın virüs bulaştığından şüpheleniyorsanız, onu mümkün olan en kısa sürede internetten ve yerel ağdan koparın. Ethernet kablosunu çekin veya Wi-Fi'yi kapatın, harici diskleri ayırın ve o cihazdan paylaşılan ağ klasörlerini kullanmayı bırakın. Bu, fidye yazılımının diğer bilgisayarlara ve sunuculara yayılmasını önlemeye yardımcı olur. 3. Dosyaları silmeyin ve tüm kanıtları saklayın. Her şeyi silip baştan başlamak cazip gelse de bunu yapmayın. Fidye notu, şifrelenmiş dosyalar ve hata mesajları, hangi fidye yazılımı ailesiyle karşı karşıya olduğunuzu belirlemede uzmanlara değerli ipuçları sunar. Fidye notunun ekran görüntüsünü alın, saldırıyı ilk fark ettiğiniz zamanı kaydedin ve enfeksiyonu başlatmış olabilecek şüpheli e-postaları muhafaza edin. 4. Vakit kaybetmeden profesyonel destek alın. İşletmenizde profesyonel IT ekibi veya sorumlusu yoksa bu tip durumlar için Bitdefender MDR servisinden yararlanarak profesyonel yardım alabilirsiniz. 7/24 teknoloji alt yapılarınızın güvenliğini gözlemleyen ve olası bir saldırı anında müdahale ile sorunu çözen bir hizmetten yararlanmak her zaman işinizi kolaylaştırır. 5. Saldırıyı yetkili mercilere bildirin. Durum kontrol altına alındığında saldırıyı ülkenizdeki yetkili birimlere raporlayın. Türkiye'de siber olaylar için USOM ve Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele birimlerine başvurabilirsiniz. Siber sigortanız varsa, poliçeniz hızlı bildirim gerektirebileceğinden sigortacınızı da en kısa sürede bilgilendirin. 6. İşletmenizi yalnızca temiz yedeklerle geri yükleyin. Temiz ve etkilenmemiş yedekleriniz varsa, bunlar en hızlı kurtarma yolu olabilir. Ancak dosyalarınızı geri yüklemeden önce fidye yazılımının sistemlerinizden tamamen temizlendiğinden emin olun. Zararlı yazılım hâlâ aktifken veri geri yüklemek, dosyalarınızın yeniden şifrelenmesine yol açabilir. Bitdefender Ultimate Small Business Security gibi çözümler, oltalama e-postaları ve zararlı web siteleri dahil fidye yazılımına yol açan pek çok saldırıya karşı işletmenizi koruyarak tüm cihazları tek bir panelden yönetmenize olanak tanır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siber Saldırılarda Yapay Zeka Etkisi Dikkat Çekiyor  Haber

Siber Saldırılarda Yapay Zeka Etkisi Dikkat Çekiyor 

Rapora göre 2026’nın ilk yarısı, saldırganların operasyonlarının verimliliğini ve ölçeklenebilirliğini nasıl geliştirmeye devam ettiklerini gösteriyor. Yapay zekâ (AI), bu gelişmede giderek daha önemli bir rol oynuyor. ESET, yapay zekâ ajanları tarafından kullanılan küçük işlevsel bileşenler olan yaklaşık 900 bin yapay zekâ becerisini analiz etti. On binlerce şüpheli ile binlerce açıkça kötü amaçlı örneği tespit etti. Yapay zekâ, kötü amaçlı yazılımların içinde de görülmeye başlıyor: ESET araştırmacıları, yürütme akışında üretken yapay zekâ kullanan bilinen ilk Android kötü amaçlı yazılımı olan PromptSpy’ı tespit etti. ESET Tehdit Önleme Laboratuvarları Direktörü Jiří Kropáč “Saldırganlar, tamamen yeni yöntem ve araçlara güvenmek yerine, yerleşik teknikleri yeni platformlara, teknolojilere ve kullanıcı davranışlarına hızla uyarlamaktadır. Bu yeni ekosistemdeki yapay zekâ becerilerinin sayısı şu anda hızla artıyor ve bu da saldırı yüzeyini daha da genişletiyor. Öte yandan, PromptSpy gelecekteki tehditlerde esnekliğin artma potansiyelini gösteriyor – ancak LLM’lerde kötüye kullanıma karşı dâhil edilen koruma önlemleri, bu teknolojinin benimsenmesini muhtemelen yavaşlatıyor” açıklamasını yaptı. Yapay zekâ becerileri, bir AI ajanına hangi hizmetleri veya araçları kullanacağı ve hangi verilere erişeceği dâhil olmak üzere belirli bir görevi nasıl yerine getireceğini söyleyen küçük eklentiler veya talimat setleridir. Yayımlanan rapor, Mimikatz veya Impacket gibi üçüncü taraf hackleme araçlarını kullanan kötü amaçlı yapay zekâ becerileri ile kalıcılık mekanizması (JSON dosyası) oluşturmak üzere tasarlanmış şüpheli, kendini değiştiren beceriler ve kendini değiştirmeye yarayan bir araç (Python kodu) hakkındaki ayrıntıları ele alıyor. Bu durum, ajanın öngörülemez davranışlarına veya bir saldırgan tarafından kötüye kullanılmasına yol açabilir. Son olarak, güvenlik tarayıcıları olarak pazarlanan, sahte bir güvenlik hissi yaratan ancak yalnızca temel tarama tekniklerini uygulayan (1990’ların antivirüs araçları gibi) ya da VirusTotal’da hash’lerin, URL’lerin ve IP adreslerinin itibarını sorgulayan, zararsız ancak sorunlu beceriler de bulunmaktadır. Sahte hata mesajlarından yararlanan bir sosyal mühendislik tekniği olan ClickFix, sahte CAPTCHA uyarılarının ötesine geçerek yapay zekâ temalı yardım sayfalarına, tarayıcı uzantılarına ve bulut kimlik doğrulama senaryolarına yayılmış durumda. AI-fix, saldırganların üretken yapay zekâya duyulan güveni nasıl istismar ettiğini göstermektedir; saldırganlar, yapay zekâ devlerinin alan adlarını kötüye kullanan sayfalarda, var olmayan sorunlara yönelik yapay zekâ tarafından üretilmiş sorun giderme içeriklerine ClickFix saldırı zincirlerini yerleştiriyor. ConsentFix ise kimlik bilgilerini çalma gereği duymadan bulut hesaplarını ele geçirmek için ClickFix tarzı etkileşimi OAuth yetkilendirme suistimaliyle birleştiren ve genellikle çok faktörlü kimlik doğrulamayı (MFA) atlayarak tamamen meşru oturum açma iş akışlarına dayanan, token hırsızlığına doğru bir evrimi vurgulamaktadır. ESET’in bu vektöre ilişkin tespitleri, 2025’in ikinci yarısı ile 2026’nın ilk yarısı arasında iki katından fazla artmış olup, bu durum faaliyetlerin devam ettiğini ve saldırganların uyum sağladığını göstermektedir. QR kodu kimlik avı rekor seviyelere ulaştı Oltalama kampanyaları da kullanıcı davranışlarına yanıt olarak gelişiyor. “Quishing” olarak da bilinen QR kodu oltalama, ESET telemetri verilerinde rekor seviyelere ulaştı saldırganlar, denetimleri atlatmak ve kullanıcı etkileşimini mobil cihazlara kaydırmak için QR kodlarına kötü amaçlı bağlantılar yerleştiriyor, aynı zamanda birçok kişinin kare desenli barkodlara duyduğu örtük güveni istismar ediyor. 2026 yılının ilk yarısında tespit edilen tüm kimlik avı e-postalarının yaklaşık yüzde 11’i QR kodlarını kullanıyordu ve QR kodu kimlik avı tehditleri en çok ABD’de (tespitlerin %19’u), İspanya’da (%17) ve Meksika’da (%6) yaygındı. Fidye saldırıları devam ediyor Fidye yazılımı faaliyetlerinde herhangi bir yavaşlama belirtisi görülmedi; saldırılar sırasında güvenlik yazılımlarını devre dışı bırakmak üzere tasarlanmış EDR katilleri kullanımına devam edildi. ESET Research, gerçek ortamda kullanılan 100'den fazla farklı EDR katili belgeledi ve yeni varyantlar düzenli olarak ortaya çıkmaya devam ediyor. 2026 yılının ilk yarısında fidye yazılımı saldırılarının sayısı artmaya devam etse de ödeme yapmaya istekli kurbanların sayısı tüm zamanların en düşük seviyesine ulaştı. Son zamanlarda yayımlanan üç sektör raporu, ödeme yapan kurbanların oranının yüzde 14–28 arasında olduğunu bildirerek bu düşüş eğilimini doğruladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa’da Siber Hasar Bildirimlerinin Yüzde 73'ü Gizlilik Olayları Kaynaklı Haber

Avrupa’da Siber Hasar Bildirimlerinin Yüzde 73'ü Gizlilik Olayları Kaynaklı

Küresel siber risklerin seyri değişiyor: Dünyanın lider sigorta brokeri ve risk danışmanı Marsh, Avrupa genelindeki risk haritasını ortaya koyan çarpıcı "Global Siber Hasar Trendleri Raporu"nu yayımladı. Raporun en dikkat çekici bulgusuna göre; 2026 yılında Avrupa genelindeki siber hasar sayısında bir önceki yıla göre bir düşüş kaydedildi. Ancak Marsh müşterilerinin 2025 yılı boyunca yaptığı siber hasar ve olay bildirimlerini analiz eden rapor, bu niceliksel düşüşe rağmen siber tehditlerin niteliğinin korkutucu boyutlara ulaştığını gösteriyor; olay sayılarındaki gerilemeye karşın siber şantaj, gizlilik ihlalleri, artan üçüncü taraf güvenlik açıkları ve siber olayların yol açtığı devasa maddi zararlar konusundaki endişeler tüm ciddiyetiyle sürüyor. Avrupa’da Siber Hasarlarda Düşüş Yayımlanan raporda yer alan başlıca bulgular, siber risklerin sektörel dağılımına ve hasar türlerine ışık tutuyor. Buna göre, büyük ölçekli sistematik olayların azalması ve siber güvenlik uygulamalarındaki sürekli iyileşmelerin bir yansıması olarak, Avrupa’daki siber hasarların sayısında bir önceki yıla göre düşüş kaydedildi. Yapılan siber hasar bildirimlerinin yaklaşık %73'ünün gizlilik olaylarıyla ilgili olduğu raporlanırken, küresel ortalamanın önemli ölçüde üzerinde seyreden bu durumun, Avrupa’nın kendine özgü düzenleme ve uyum ortamıyla da ilişkili olduğu değerlendiriliyor. Tedarik Zinciri Kaynaklı Siber Vakalarda Artış Sürüyor Rapora göre; gasp/fidye yazılımı ve veri hırsızlığı tehditlerini de içeren siber şantaj kaynaklı hasarlar, toplam bildirimlerin yaklaşık %15'ini oluşturarak müdahale, toparlanma maliyetleri ve iş kesintisi kayıplarının önemli bir nedeni olmaya devam ediyor. Üçüncü taraf ve tedarik zinciri kaynaklı siber vakalardaki artış trendi sürerken; hasar bildirimlerinin %14’ünün dijital hizmet sağlayıcıları, iş ortakları ve tedarikçiler dahil olmak üzere üçüncü taraflarla bağlantılı olduğu görülüyor. Sektörel bazda incelendiğinde ise siber hasar bildirimlerinin yaklaşık %20’sinin üretim sektörü kaynaklı olduğu ve bu oranın geçen yıla göre arttığı belirtiliyor. Gıda ve içecek sektöründe de dikkat çekici bir hasar artışının kaydedildiği raporda, bu tablonun söz konusu sektörlerin bilişim teknolojileri (BT) ve operasyonel teknoloji risklerine karşı artan maruziyetini yansıttığı vurgulanıyor. Siber Tehditlere Karşı Güçlü Bir Dayanıklılık Stratejisi Kurmak Şirketler İçin Bir Gereklilik Raporda ayrıca, şirketlerin GDPR gerekliliklerini yerine getirme ve Avrupa Birliği genelinde yeni bildirim ile dayanıklılık yükümlülükleri getiren NIS2 yönergesine uyum sağlama sürecinde, yasal düzenleme hazırlıklarının artan önemi vurgulanıyor. Bu bulgular, şirketler için güçlü siber güvenlik kontrollerinin, olay anında bant dışı iletişim yeteneğini de kapsayan müdahale hazırlığının, üçüncü taraf risk yönetiminin ve uygun sigorta korumasının bir arada yürütüldüğü siber dayanıklılık stratejilerinin zorunlu olduğunu gösteriyor. “Gizlilikle İlgili Riskler Siber Riskleri Şekillendirmeye Devam Ediyor” 2025 yılında Avrupa genelinde siber hasar sayısının azaldığını ancak olayların ciddiyetinin hala önemli bir endişe kaynağı olmayı sürdürdüğünü belirten Marsh Türkiye CEO’su Yeşim Aksüt, “Gizlilikle ilgili riskler, Avrupa’daki siber riskleri şekillendirmeye devam ederken; şantaj, sosyal mühendislik ve üçüncü taraf olayları giderek daha karmaşık ve maliyetli hasar senaryolarına yol açıyor. Siber tehditler geliştikçe ve yasal düzenlemelere yönelik beklentiler arttıkça, şirketler sadece olayları önlemekle kalmamalı; olaylar meydana geldiğinde etkili bir şekilde müdahale etmeye ve durumu düzeltmeye de hazırlıklı olmalıdır. Siber sigortalar, bu süreç boyunca şirketlere destek olarak kritik bir rol üstleniyor ve bir siber olayın öncesinde, olay sırasında ve sonrasında risk uzmanlığına, olay müdahale araçlarına ve finansal korumaya erişim sağlıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kırmızı Kraliçe’ye Dikkat  Haber

Kırmızı Kraliçe’ye Dikkat 

Oysa bu tehdit, basit bir saldırının ötesinde, kendi dinamikleri olan organize bir operasyon ve giderek büyüyen bir endüstri niteliği taşıyor. Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, fidye yazılımının görünen yüzünün ötesine dikkat çekerek değerlendirmelerini paylaştı. Fidye notunda yazmayanlara dikkat çekti. Dışarıdan bakıldığında fidye yazılımı saldırıları, fidye notu bırakılan bir hırsızlık gibi algılanabilir. Saldırgan sisteme sızar, kritik dosyaları şifreler ve ödeme talebinde bulunur. Ancak bu, sürecin yalnızca görünen kısmıdır. Saldırıyı mümkün kılan asıl yapı, arka planda işleyen ve çoğu zaman göz ardı edilen unsurlardan oluşur. Fidye yazılımının arkasında; iş gücü ve araç pazarları, abonelik tabanlı hizmetler, tedarikçiler ve iş ortaklarından oluşan, hizmet seviyesi anlaşmalarını andıran ilişkilerle kurulu bir yapı yer alır. Bu yapı, fidye notu ortaya çıkmadan çok önce saldırıya zemin hazırlar. Kuruluşların fidye yazılımı olaylarını ani ve rastlantısal saldırılar olarak değerlendirmesi, savunma stratejilerinin de eksik kalmasına neden olabilir. Oysa tehdit, yüksek derecede organize, kaynaklı ve tekrarlanabilir bir yapıya sahiptir. ESET’in tespit verileri, 2025’in ilk yarısında yüzde 30’luk bir artışın ardından, ikinci yarıda fidye yazılımı faaliyetlerinin önceki altı aya göre yüzde 13 arttığını gösteriyor. Verizon’un 2025 Veri İhlali Araştırma Raporu (DBIR), fidye yazılımı içeren ihlallerin oranının yüzde 32’den yüzde 44’e yükseldiğini ortaya koyarken ortalama fidye ödemesinin 150 bin dolardan 115 bin dolara gerilediğini gösteriyor. Mandiant’ın analizleri ise saldırganların, savunmaları daha az olgun olan daha küçük ölçekli kuruluşlara yöneldiğine işaret ediyor. Fidye yazılımı operasyonları, bireysel katılımcıların yetkinliklerinden bağımsız olarak ölçeklenebilir şekilde tasarlanır. Bu yapı, katılımcılar arasındaki güvene ve onları bir arada tutan teşvik mekanizmalarına dayanır. Zaman içinde bireysel saldırganlar, organize gruplara; bu gruplar ise pazar payı için rekabet eden, birbirine bağlı uzman ağlarına dönüşmüştür. Geleneksel sektörlerde yıllar süren gelişim süreçleri, siber suç ekosisteminde çok daha kısa sürede gerçekleşmiştir. Kolluk kuvvetlerinin müdahaleleri belirli ölçüde kesinti yaratsa da rekabetçi yapı nedeniyle bir grubun ortadan kalkması pazarı ortadan kaldırmaz. Aynı teşvikler varlığını sürdürdüğü sürece yeni oyuncular ortaya çıkar, mevcut gruplar yeniden yapılanır veya iş birlikleri geliştirir. Bu dinamik, fidye yazılımı ekosisteminin sürekliliğini sağlar. Kırmızı Kraliçe'nin yarışı Siber tehdit ortamı sürekli değişim hâlinde. Geçmişte yaygın olan dosya şifreleme temelli saldırılar, yerini veri hırsızlığı ve ifşa tehdidini içeren çift şantaj yöntemlerine bıraktı. Ancak dönüşüm bununla sınırlı değil. Kısa süre öncesine kadar neredeyse bilinmeyen bazı teknikler, bugün yaygın şekilde kullanılıyor. Örneğin, kullanıcıları sahte hata mesajlarıyla kandırarak kötü amaçlı komutları çalıştırmaya yönlendiren ClickFix yöntemi hem siber suç grupları hem de devlet destekli aktörler tarafından kullanılmaktadır. Bu adaptasyon hızı, bir versiyonunun doğada, aslında sonsuza dek devam ettiğini fark ettiğinizde pek de şaşırtıcı değil. Rekabet içinde olan türler, sadece konumlarını korumak için sürekli olarak adapte olmak zorunda. Avcılar hızlanır, bu yüzden avlar da hızlanır. Avlar kamuflaj geliştirir, bu yüzden avcılar daha keskin bir görüş geliştirir. Biyoloji buna, Lewis Carroll'un Aynanın İçinden kitabındaki, sadece yerinde kalmak için koşmaya devam etmek zorunda olan bir karakterin adını taşıyan Kırmızı Kraliçe etkisi adını verir. Siber güvenlikte de benzer bir dinamik söz konusu: Savunma sistemleri geliştikçe saldırganlar da buna karşılık verir. Bu durumun en somut örneklerinden biri, güvenlik çözümleri ile bu çözümleri devre dışı bırakmaya yönelik araçlar arasındaki rekabette görülür. Uç nokta tespit ve müdahale (EDR) ve genişletilmiş tespit ve müdahale (XDR) çözümleri, saldırgan faaliyetlerini tespit etmede kritik rol oynarken saldırganlar da bu sistemleri etkisiz hâle getirmeye yönelik araçlar geliştiriyorlar. ESET araştırmacıları, aktif olarak kullanılan yaklaşık 90 farklı “EDR katili” aracı izliyor. Bunların 54’ü, güvenlik açığı bulunan ancak meşru bir sürücünün sisteme yüklenmesi ve bu sayede çekirdek seviyesinde ayrıcalık elde edilmesine dayanan aynı tekniği kullanıyor. “Kendi Güvenlik Açığı Bulunan Sürücünü Getir” (BYOVD) olarak bilinen bu yöntem, farklı saldırı araçlarında tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. EDR katili araçlar, tıpkı fidye yazılımı ekosisteminin kendisi gibi, düzenli güncellenen ve abonelik modeliyle sunulan hizmetlerle destekleniyor. Bu araçların seçimi çoğu zaman doğrudan saldırıyı gerçekleştiren operatörlerden ziyade, bağlı kuruluşlar tarafından yapılır. Savunma sistemleri güncellendikçe, bu sistemleri aşmaya yönelik araçlar da aynı hızla evrilir. Bu döngü, siber tehdit ortamında Kırmızı Kraliçe etkisinin somut bir yansımasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.