Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fidye Yazılımı

Kapsül Haber Ajansı - Fidye Yazılımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fidye Yazılımı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kırmızı Kraliçe’ye Dikkat  Haber

Kırmızı Kraliçe’ye Dikkat 

Oysa bu tehdit, basit bir saldırının ötesinde, kendi dinamikleri olan organize bir operasyon ve giderek büyüyen bir endüstri niteliği taşıyor. Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, fidye yazılımının görünen yüzünün ötesine dikkat çekerek değerlendirmelerini paylaştı. Fidye notunda yazmayanlara dikkat çekti. Dışarıdan bakıldığında fidye yazılımı saldırıları, fidye notu bırakılan bir hırsızlık gibi algılanabilir. Saldırgan sisteme sızar, kritik dosyaları şifreler ve ödeme talebinde bulunur. Ancak bu, sürecin yalnızca görünen kısmıdır. Saldırıyı mümkün kılan asıl yapı, arka planda işleyen ve çoğu zaman göz ardı edilen unsurlardan oluşur. Fidye yazılımının arkasında; iş gücü ve araç pazarları, abonelik tabanlı hizmetler, tedarikçiler ve iş ortaklarından oluşan, hizmet seviyesi anlaşmalarını andıran ilişkilerle kurulu bir yapı yer alır. Bu yapı, fidye notu ortaya çıkmadan çok önce saldırıya zemin hazırlar. Kuruluşların fidye yazılımı olaylarını ani ve rastlantısal saldırılar olarak değerlendirmesi, savunma stratejilerinin de eksik kalmasına neden olabilir. Oysa tehdit, yüksek derecede organize, kaynaklı ve tekrarlanabilir bir yapıya sahiptir. ESET’in tespit verileri, 2025’in ilk yarısında yüzde 30’luk bir artışın ardından, ikinci yarıda fidye yazılımı faaliyetlerinin önceki altı aya göre yüzde 13 arttığını gösteriyor. Verizon’un 2025 Veri İhlali Araştırma Raporu (DBIR), fidye yazılımı içeren ihlallerin oranının yüzde 32’den yüzde 44’e yükseldiğini ortaya koyarken ortalama fidye ödemesinin 150 bin dolardan 115 bin dolara gerilediğini gösteriyor. Mandiant’ın analizleri ise saldırganların, savunmaları daha az olgun olan daha küçük ölçekli kuruluşlara yöneldiğine işaret ediyor. Fidye yazılımı operasyonları, bireysel katılımcıların yetkinliklerinden bağımsız olarak ölçeklenebilir şekilde tasarlanır. Bu yapı, katılımcılar arasındaki güvene ve onları bir arada tutan teşvik mekanizmalarına dayanır. Zaman içinde bireysel saldırganlar, organize gruplara; bu gruplar ise pazar payı için rekabet eden, birbirine bağlı uzman ağlarına dönüşmüştür. Geleneksel sektörlerde yıllar süren gelişim süreçleri, siber suç ekosisteminde çok daha kısa sürede gerçekleşmiştir. Kolluk kuvvetlerinin müdahaleleri belirli ölçüde kesinti yaratsa da rekabetçi yapı nedeniyle bir grubun ortadan kalkması pazarı ortadan kaldırmaz. Aynı teşvikler varlığını sürdürdüğü sürece yeni oyuncular ortaya çıkar, mevcut gruplar yeniden yapılanır veya iş birlikleri geliştirir. Bu dinamik, fidye yazılımı ekosisteminin sürekliliğini sağlar. Kırmızı Kraliçe'nin yarışı Siber tehdit ortamı sürekli değişim hâlinde. Geçmişte yaygın olan dosya şifreleme temelli saldırılar, yerini veri hırsızlığı ve ifşa tehdidini içeren çift şantaj yöntemlerine bıraktı. Ancak dönüşüm bununla sınırlı değil. Kısa süre öncesine kadar neredeyse bilinmeyen bazı teknikler, bugün yaygın şekilde kullanılıyor. Örneğin, kullanıcıları sahte hata mesajlarıyla kandırarak kötü amaçlı komutları çalıştırmaya yönlendiren ClickFix yöntemi hem siber suç grupları hem de devlet destekli aktörler tarafından kullanılmaktadır. Bu adaptasyon hızı, bir versiyonunun doğada, aslında sonsuza dek devam ettiğini fark ettiğinizde pek de şaşırtıcı değil. Rekabet içinde olan türler, sadece konumlarını korumak için sürekli olarak adapte olmak zorunda. Avcılar hızlanır, bu yüzden avlar da hızlanır. Avlar kamuflaj geliştirir, bu yüzden avcılar daha keskin bir görüş geliştirir. Biyoloji buna, Lewis Carroll'un Aynanın İçinden kitabındaki, sadece yerinde kalmak için koşmaya devam etmek zorunda olan bir karakterin adını taşıyan Kırmızı Kraliçe etkisi adını verir. Siber güvenlikte de benzer bir dinamik söz konusu: Savunma sistemleri geliştikçe saldırganlar da buna karşılık verir. Bu durumun en somut örneklerinden biri, güvenlik çözümleri ile bu çözümleri devre dışı bırakmaya yönelik araçlar arasındaki rekabette görülür. Uç nokta tespit ve müdahale (EDR) ve genişletilmiş tespit ve müdahale (XDR) çözümleri, saldırgan faaliyetlerini tespit etmede kritik rol oynarken saldırganlar da bu sistemleri etkisiz hâle getirmeye yönelik araçlar geliştiriyorlar. ESET araştırmacıları, aktif olarak kullanılan yaklaşık 90 farklı “EDR katili” aracı izliyor. Bunların 54’ü, güvenlik açığı bulunan ancak meşru bir sürücünün sisteme yüklenmesi ve bu sayede çekirdek seviyesinde ayrıcalık elde edilmesine dayanan aynı tekniği kullanıyor. “Kendi Güvenlik Açığı Bulunan Sürücünü Getir” (BYOVD) olarak bilinen bu yöntem, farklı saldırı araçlarında tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. EDR katili araçlar, tıpkı fidye yazılımı ekosisteminin kendisi gibi, düzenli güncellenen ve abonelik modeliyle sunulan hizmetlerle destekleniyor. Bu araçların seçimi çoğu zaman doğrudan saldırıyı gerçekleştiren operatörlerden ziyade, bağlı kuruluşlar tarafından yapılır. Savunma sistemleri güncellendikçe, bu sistemleri aşmaya yönelik araçlar da aynı hızla evrilir. Bu döngü, siber tehdit ortamında Kırmızı Kraliçe etkisinin somut bir yansımasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaspersky, Dünya Sağlık Günü’nde Dijital Sağlık Hizmetlerine İlişkin Risklere Dikkat Çekiyor Haber

Kaspersky, Dünya Sağlık Günü’nde Dijital Sağlık Hizmetlerine İlişkin Risklere Dikkat Çekiyor

Teletıp, artık yalnızca bir kolaylık unsuru olmaktan çıkarak sağlık hizmet sunumunun temel bileşenlerinden biri haline geldi. Ancak bu hızlı benimsenme, güvenlik modellerinin aynı hızda gelişmesini sağlayamadı ve ortaya çıkan riskler teorik olmaktan çok uzak. Nitekim yakın geçmişte yaşanan olaylar bu risklerin ne kadar somut olduğunu ortaya koyuyor. 2023 yılında, özellikle ruh sağlığı hizmetlerine odaklanan büyük bir teletıp sağlayıcısı olan Cerebral’ın; ruh sağlığı değerlendirmeleri, hasta kabul bilgileri ve kişisel tanımlayıcı veriler dahil olmak üzere hassas hasta verilerini sosyal medya ve reklam ağları gibi üçüncü taraf platformlarla paylaştığı ortaya çıktı. Bu durumdan milyonlarca kullanıcının yıllar boyunca etkilendiği bildirildi. Daha geniş çerçevede ise 2025 yılında yaşanan olaylar, farklı ancak aynı derecede kritik bir riske işaret ediyor: dijital sağlık altyapılarında büyük ölçekli kesintiler. ManageMyHealth hasta portalına yönelik veri ihlali, 120 binden fazla hastanın hassas tıbbi verilerinin açığa çıkmasına neden olurken; SimonMed Imaging’e yönelik saldırı bir milyondan fazla kaydın tehlikeye girmesine ve fidye yazılımı taleplerine yol açtı. Bu vakalar, hem teletıp platformlarının hem de daha geniş dijital sağlık ekosisteminin siber saldırganlar için giderek daha cazip hedefler haline geldiğini gösteriyor. Buna paralel olarak, sağlık temalı dolandırıcılık kampanyaları da giderek daha sofistike hale geliyor. Kullanıcılar, kontrol randevusu veya takip muayenesi daveti gibi görünen içeriklerle hedef alınıyor. Bu tür sahte “sağlık hizmeti” sitelerinin alan adlarının çoğu yalnızca birkaç hafta önce oluşturulmuş oluyor; sayfalardaki sosyal medya bağlantıları çalışmıyor ve Kullanım Koşulları ile Gizlilik Politikası gibi temel içerikler bulunmuyor. Buna karşın bu siteler, telefon numarası, adres, sigorta bilgileri, kullanılan ilaçlar, semptom açıklamaları ve hatta ilgili vücut bölgelerine ait fotoğraflar gibi son derece hassas bilgileri talep ediyor. Sahte marka unsurları, uydurma doktor profilleri ve aciliyet hissi yaratan çağrılarla kullanıcılar ikna edilmeye çalışılıyor. Bu tür durumlarda paylaşılan veriler, dark web’de satılabiliyor, kimlik hırsızlığında kullanılabiliyor ya da ilerleyen süreçte daha hedefli ve gelişmiş saldırılar için istismar edilebiliyor. Hassas verilerin korunması için, kötü amaçlı bağlantılara tıklanmasını engelleyen yapay zekâ destekli kimlik avı (anti-phishing) özelliklerine sahip güvenlik çözümlerinin kullanılması büyük önem taşıyor. Telefon numarası, adres, sigorta numarası, kullanılan ilaçlar, semptom açıklamaları ve hatta kişisel fotoğraflar gibi bilgileri talep eden “teletıp hizmeti” dolandırıcılığı örnekleri Kaspersky Web İçeriği ve Gizlilik Analizi Uzmanı Anna Larkina konuyla ilgili olarak şunları belirtiyor: “Dijital sağlık deneyimi, sağlık hizmetlerine erişimi dönüştürürken, birçok kullanıcının farkında olmadığından daha geniş bir saldırı yüzeyi de yaratıyor. Tıbbi veriler son derece değerli ve dark web’de aktif olarak alınıp satılıyor; bu da hastaları dolandırıcılık ve hedefli kimlik avı saldırıları için öncelikli hedef haline getiriyor. Aynı zamanda sağlık temalı dolandırıcılıklar, aciliyet ve güven duygusunu istismar ederek sahte danışmanlıklar veya indirimli teklifler üzerinden kullanıcıları hassas bilgilerini paylaşmaya yönlendiriyor. Kullanıcıların dijital sağlık hizmetlerine, finansal hizmetlerde olduğu gibi temkinli yaklaşması; hizmet sağlayıcıları doğrulaması, istenmeyen bağlantılardan kaçınması ve verilerinin nasıl kullanıldığını anlaması gerekiyor. Güvenlik ve gizlilik, dijital sağlık deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline gelmeli.” Kaspersky, kullanıcıların güvende kalabilmesi için şu önerilerde bulunuyor: Özellikle aciliyet hissi yaratan veya hassas bilgi talep eden sağlık danışmanlığı kampanyalarına şüpheyle yaklaşın.Randevu oluştururken yalnızca resmi web sitelerini ve uygulamaları kullanın.Sağlık hizmeti sağlayıcılarını doğrulayın; e-posta veya mesajlaşma uygulamaları üzerinden gelen rastgele bağlantılar aracılığıyla hizmetlere erişmekten kaçının.Cihazlarınızda dolandırıcılık girişimlerine karşı sizi uyaracak güvenilir bir güvenlik çözümü kullanın. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Modern Siber Saldırılar İş Sürekliliğini Tehdit Ediyor Haber

Modern Siber Saldırılar İş Sürekliliğini Tehdit Ediyor

Günümüzde siber saldırıların büyük bölümü, doğrudan kurum ağlarını hedef almak yerine tedarikçiler, hizmet sağlayıcılar veya güvenilir erişime sahip iş ortakları üzerinden gerçekleşiyor. Bu yöntem, saldırganların haftalar boyunca fark edilmeden ağ içinde hareket etmesine ve kritik sistemlere erişmesine olanak tanıyor. Uzaktan ve hibrit çalışma modelleri, çalışan cihazlarının ofis dışındaki ağlardan sisteme bağlanmasıyla saldırı yüzeyini daha da genişletiyor. Almanya’da son yıllarda yüzlerce orta ölçekli işletmenin fidye yazılımı saldırıları nedeniyle faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kalması, bu tehdidin somut boyutunu ortaya koyuyor. Bu gelişmeler, siber güvenliğin yalnızca ağın çevresini korumaya odaklanan yaklaşımlarla ele alınmasının yeterli olmadığını gösteriyor. Özellikle tedarik zinciri risklerinin ve uzaktan erişimin yaygınlaştığı bir ortamda, güvenin konuma ya da ağa değil kimliğe ve bağlama dayanması kritik önem taşıyor. Bu nedenle kurumların, saldırıların tamamen engellenemeyebileceğini kabul eden ve olası ihlallerin etkisini sınırlamayı hedefleyen güvenlik modellerine yönelmesi gerekiyor. Zero Trust yaklaşımı, her kullanıcıyı, her cihazı ve her erişimi sürekli olarak doğrulayarak, saldırganların ağ içinde serbestçe hareket etmesini engelleyen bir çerçeve sunuyor. WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez, Zero Trust yaklaşımının siber tehditler karşısında kurumlara daha yüksek görünürlük, daha güçlü kontrol ve operasyonel süreklilik kazandırdığını belirterek, işletmelere sağladığı faydaları paylaşıyor. 1. Ağ segmentasyonu ile tehditlerin yayılması sınırlandırılıyor. Zero Trust mimarisi, ağları küçük ve izole bölümlere ayırarak saldırganların bir sisteme sızması durumunda yatay olarak ilerlemesini engelliyor. Bu sayede olası bir ihlal, tüm altyapıyı etkilemeden sınırlı bir alan içinde kontrol altına alınabiliyor ve kritik sistemlerin güvenliği korunuyor. 2. Her noktada uç nokta koruması sağlanıyor. Ofis içi, uzaktan veya hibrit çalışma fark etmeksizin tüm cihazların sürekli olarak doğrulanması ve izlenmesi, saldırı yüzeyini önemli ölçüde daraltıyor. Uç nokta güvenliği, sadece kurumsal ağ içindeki cihazları değil, sisteme bağlanan tüm kullanıcı uçlarını kapsayarak güvenliği ağın dışına taşıyor. 3. Kişisel ve bağlamsal erişim kontrolleri uygulanıyor. Zero Trust yaklaşımı, kullanıcılara yalnızca ihtiyaç duydukları kaynaklara, ihtiyaç duydukları süre boyunca erişim verilmesini esas alıyor. Kullanıcı kimliği, cihaz durumu, konum ve davranış gibi faktörler birlikte değerlendirilerek yetkilendirme yapılıyor; bu da yetkisiz erişim risklerini ciddi ölçüde azaltıyor. 4. 7/24 izleme ile tehditler erken aşamada tespit ediliyor. Sürekli izleme ve anomali tespiti sayesinde şüpheli hareketler gerçek zamanlı olarak analiz ediliyor. Bu görünürlük, saldırıların henüz operasyonları aksatmadan önce fark edilmesini ve hızlı müdahale edilmesini mümkün kılarak kriz yönetiminin operasyonel bir kesintiye dönüşmeden yürütülmesine ve iş sürekliliğinin korunmasına katkı sağlıyor. ‘’Zero Trust, Operasyonların Kesintisiz Devam Etmesine Katkı Sunan Bir Güvenlik Çerçevesi Oluşturuyor’’ Günümüz tehdit ortamlarında siber güvenliği sadece saldırıları tamamen engellemeye odaklanan bir yapı olarak ele almanın yeterli olmadığını ifade eden WatchGuard Türkiye, Yunanistan ve MEA Bölge Müdürü Yusuf Evmez ‘’Kurumların, ihlallerin gerçekleşebileceği gerçeğini kabul eden ve bu ihlallerin iş sürekliliğine etkisini en aza indirmeyi hedefleyen yaklaşımlara yönelmesi gerekiyor. Zero Trust yaklaşımı, kimlik, cihaz ve erişimleri sürekli doğrulayarak kurumlara daha yüksek görünürlük ve daha güçlü kontrol sağlarken, saldırıların ağ içinde yayılmasını sınırlandıran ve operasyonların kesintisiz devam etmesine katkı sunan bir güvenlik çerçevesi oluşturuyor.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Sigorta Sektörünü Şekillendirecek 10 Stratejik Başlık Haber

2026’da Sigorta Sektörünü Şekillendirecek 10 Stratejik Başlık

2026 yılı, sigorta sektörünün hem küresel hem de yerel dinamikler açısından yeniden şekillendiği bir dönem olarak öne çıkıyor. Yapay zekâ destekli süreçlerin yaygınlaşması, mikro sigortacılık modellerinin hızla büyümesi ve siber risklerin kurumsal gündemin üst sıralarına yerleşmesi, sektörün dönüşümünü belirleyen temel başlıklar arasında yer alıyor. Sağlık sigortasında hibrit modeller ve tele-sağlık entegrasyonunun standart hâle gelmesi, sürdürülebilirlik kriterlerinin fiyatlama ve reasürans yapıları üzerindeki etkisinin artması, 2026’nın dikkat çeken diğer gelişmeleri olarak öne çıkıyor. ‘Çeviklik ve güçlü risk yönetimi öne çıkacak’ IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, “2025 yılında Türk sigorta sektörünün toplam prim üretimi 1,22 trilyon TL seviyesine ulaştı. Yıllık bazda nominal büyüme %45’in üzerine çıkarak son yılların en yüksek oranlarından biri olarak kaydedildi. Bu görünüm, sektörün hacimsel anlamda güçlü bir performans sergilediğini ve fiyatlama dinamiklerinin büyümeyi belirgin şekilde desteklediğini ortaya koyuyor. Diğer yandan sektör; teknolojik dönüşümün hız kazandığı, müşteri beklentilerinin yeniden şekillendiği ve risk yapılarının daha karmaşık hale geldiği yapısal bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu yeni dönemde sürdürülebilir büyüme, yalnızca hacim artışıyla değil; veri odaklı yaklaşımlar, yenilikçi ürünler ve stratejik risk yönetimiyle mümkün hale geliyor. 2026, şirketlerin yalnızca dijitalleşmeye uyum sağladığı değil, aynı zamanda veri odaklı iş modelleriyle rekabet avantajı yarattığı bir yıl olacak. Bu süreçte çeviklik, doğru işbirlikleri ve güçlü risk yönetimi yaklaşımı, sektörün sürdürülebilir büyümesinin temel belirleyicileri arasında yer alacak” dedi. ‘Yapay zeka tüm değer zincirlerine nüfuz edecek’ Murat çiftçi, 2026’da sigorta sektörünü şekillendirecek 10 stratejik başlığı şu şekilde sıraladı: “Dijitalleşmede yeni eşik yapay zekâ. 2026, yapay zekânın operasyonel süreçlerden ürün tasarımına kadar tüm değer zincirine nüfuz ettiği bir yıl olacak. Hasar dosyalarının otomasyonu, risk skorlama modellerinin güçlenmesi ve kişiselleştirilmiş poliçeler sektörün rekabet alanını yeniden tanımlıyor. ikinci olarak mikro sigortacılık ve anlık poliçelerde hızlı büyüme, üçüncü başlık da siber risklerde patlama ve kurumsal talepte artış olarak sıralayabiliriz. Artan fidye yazılımı saldırıları, KOBİ’lerin de siber poliçelere yönelmesini sağlıyor. 2026’da siber sigorta, yangın ve nakliyeden sonra en hızlı büyüyen branşlardan biri olmaya aday. Sağlık sigortasında hibrit modeller ve tele-sağlık entegrasyonu ve sürdürülebilirlik ve iklim risklerinin fiyatlamaya etkisi de sigorta sektörünün 2026 başlıkları arasında yerini alacak.” Gömülü sigorta hizmetlerinin rolü daha da artacak 2026 yılında bağlantılı araçlar ve otonom sistemlerde yeni sigorta modellerinin de çok konuşulacağını aktaran Murat Çiftçi, “Araçlardan gerçek zamanlı veri akışı, sürüş davranışına göre fiyatlamayı standart hâle getiriyor. Otonom sürüş seviyelerinin artması, sorumluluk paylaşımında yeni hukuki tartışmaları beraberinde getiriyor. Öte yandan gömülü sigorta yaygınlaşıyor. Sigortanın ürün ve hizmetlere gömülü şekilde sunulması, özellikle e-ticaret, mobil uygulamalar ve finansal platformlarda büyüyor. Bu model, müşteri kazanım maliyetlerini düşürürken penetrasyonu artırıyor. Bunun yanı sıra regülasyonlarda dijital uyum ve veri koruma önceliği de 2026 yılında en fazla konuşacağımız bir başlık olarak öne çıkıyor. Sigorta–fintek–bankacılık üçgeninde yeni işbirlikleri ve veri odaklı risk yönetimi ve aktüeryal modellerin evrimi de 2026 yılına yön verecek başlıklardan biri olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yenilenebilir Enerjinin Geleceği   Siber Güvenlikten Geçiyor  Haber

Yenilenebilir Enerjinin Geleceği  Siber Güvenlikten Geçiyor 

Siber güvenlik şirketi ESET, yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren KOBİ’ler için siber güvenliğin artık bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu vurguladı. Yenilenebilir enerji sektörü hızlı ilerliyor. Dünya çapında, küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ'ler), güneş enerjisi girişimlerinden topluluk rüzgâr enerjisi geliştiricilerine ve dijital şebeke yenilikçilerine kadar temiz enerjiye geçişi destekleyen yeniliklere öncülük ediyor. Ölçeklendirme yarışında, bu firmaların çoğu kendilerini ve icatlarını tehlikeli bir şekilde riske atıyor. Bir proje geliştiricisine veya hizmet sağlayıcısına yönelik tek bir siber saldırı, finansmanı durdurabilir, kurulumları geciktirebilir ve tüm ekosistemdeki güveni sarsabilir. Enerji sektöründeki siber güvenlik endişeleri büyük kamu hizmetleri etrafında dönüyor ve öncelikle operasyonel teknoloji (OT) risklerine odaklanıyor. Bu anlaşılabilir bir durum çünkü şebeke düzeyinde bir ihlal kaosa neden olur. Bunun en belirgin örneği 2015 yılında Ukrayna'da elektrik şebekesini bozmak için tasarlanmış bilinen bir kötü amaçlı yazılım saldırısıydı. Bu olay, kullanılan kötü amaçlı yazılımın adı olan Industroyer olarak anılır ve endüstriyel kontrol sistemlerini enfekte etmek için özel olarak yazılmış kötü amaçlı yazılımların bir örneğidir. Ancak dikkatler kontrol odaları ve trafo merkezlerine odaklanırken sektörün gerçek zayıf noktası potansiyel olarak gözden kaçırılmaktadır: Sektöre hayati hizmetler sunan KOBİ'lerin BT sistemleri. Bu şirketler tamamen e-posta sunucularına, bulut platformlarına ve müşteri veri tabanlarına bağımlıdır. Bu nedenle saldırganlar, bu şirketleri saldırı için en kolay yol olarak görebilirler. Yenilenebilir enerji alanında yenilik yapan KOBİ'ler benzersiz zorluklarla karşı karşıyadır. Çoğu, ürün ve hizmetlerin yeterince güvenli olmasını sağlayacak şirket içi siber güvenlik uzmanlığına sahip değildir ve işletmenin dayandığı daha düzenli BT hizmetlerinin güvenliğini sağlamaya da odaklanmamaktadır. Önce siber güvenlik Güçlü bir siber güvenlik duruşuna sahip olma ihtiyacını göz ardı etmenin sonucu yıkıcı olabilir; çalışanları kimlik bilgilerini vermeye ikna eden kimlik avı dolandırıcılığı, sessizce yayılan kötü amaçlı yazılım enfeksiyonları, projeleri durma noktasına getiren fidye yazılımı saldırıları ve hatta siber saldırganların şirketin müşterilerine sunduğu ürün ve hizmetlerin tedarik zincirini enfekte etme olasılığı. Yatırımcılar, ortaklar ve düzenleyiciler yakından izlerken basit yapılandırma hataları veya kazara veri sızıntıları bile büyük sonuçlara yol açabilir. Müşteriler, finansörler ve düzenleyiciler, temiz enerji şirketlerinin sadece sürdürülebilirlik değil, aynı zamanda mükemmel bir siber güvenlik duruşu sergilemelerini de giderek daha fazla bekliyor. Burada bir paradoks ortaya çıkıyor; yenilenebilir enerji sektöründeki KOBİ'ler inovasyona odaklanırken çoğu modern siber güvenlik araçlarını benimsemekte tereddüt ediyor. Bazıları maliyetlerden korkarken diğerleri operasyonların karmaşıklaşmasından endişe duyuyor. Ancak harekete geçmemenin riski çok daha büyük. Siber güvenlik, sadece büyük ve zengin kamu hizmetleri kuruluşlarının tekelinde olan bir alan olarak görülmemelidir. Günümüzün araçları, küçük şirketler için erişilebilir, ölçeklenebilir ve pratik olacak şekilde tasarlanmıştır. Şirketlerin içlerinde siber güvenlik konusunda uzman kaynakları bulunmadığı durumlarda, dış kaynaklı çözümler sunan çok sayıda şirket bulunmaktadır. Siber güvenlik için alınacak önlemler Siber güvenlik şirketi ESET, mütevazı adımların bile dayanıklılığı önemli ölçüde artırıp riski azaltabileceğini gördü. İşletmenizin bir sonraki ibret hikâyesi hâline gelmesini önlemek için öncelikle önleme odaklı bir zihniyet benimsemek çok önemlidir. ● En kritik güvenlik açıklarının hızla kapatılması için sağlam yama yönetimi uygulamak, ● Kimlik ve erişim politikalarını sıfır güven yaklaşımıyla güncellemek - ihlal olduğunu varsaymak, en az ayrıcalık politikalarını uygulamak, ● Çok faktörlü kimlik doğrulamayı uygulamak, ● Sunucular, dizüstü bilgisayarlar, bulut hizmetleri ve diğer cihazlar dâhil olmak üzere tüm cihazlara güvenilir güvenlik yazılımı yüklemek, ● En iyi uygulamalara göre hassas dosyaları yedeklemek ve geri yüklemenin denenmiş ve test edilmiş olmasını sağlamak, ● Paydaşlarla birlikte bir olay müdahale planı oluşturmak ve test etmek, ● Ağları ve uç noktaları, güvenlik ihlallerinin erken uyarı işaretleri için sürekli izlemek, ● Personele güncel siber güvenlik farkındalık eğitimi vermek ve kimlik avı simülasyonları gerçekleştirmek; çalışanlar hem şirketin en güçlü varlığı hem de en zayıf halkasıdır. İç uzmanlığa sahip olmayan firmalar için Yönetilen Tespit ve Müdahale (MDR) hizmetleri, uzman güvenlik analistleri tarafından 24 saat izleme ve hızlı müdahale sağlayarak olaylar meydana geldiğinde daha da büyümeden hızlı bir şekilde kontrol altına alınabilmesini sağlar. Güçlü siber güvenlik savunmaları, inovasyon ve büyümeden uzaklaştırmaz; aksine bunları mümkün kılar. KOBİ'lerin yatırımcıların güvenini kazanmasını, AB'nin NIS2 Direktifi gibi çerçeveler altında sıkılaşan düzenleyici gereklilikleri karşılamasını ve start-up'ları bu kadar değerli kılan çevikliği korumalarını sağlar. Şebeke daha akıllı ve daha bağlantılı hâle geldikçe BT ve kritik altyapı arasındaki sınır bulanıklaşıyor. Her KOBİ, daha büyük sistemde çok önemli bir rol oynar ve her boşluk önemli. Temiz enerji, teknolojiye, şebekeye ve geçişi destekleyen şirketlere duyulan güvene bağlıdır. BT veya OT'de siber güvenlik ikinci planda kalırsa bu güven kaybolacaktır. KOBİ'lerin zayıf halka olması için hiçbir mazeret yoktur. Doğru korumalarla, güvenli ve sürdürülebilir bir enerji geleceğinin dayanıklı omurgası olabilirler.

Yapay Zeka Yeni Bir Tehdit Çağının Fitilini Ateşliyor Haber

Yapay Zeka Yeni Bir Tehdit Çağının Fitilini Ateşliyor

ESET Research, ESET telemetrisinde görülen, ESET tehdit algılama ve araştırma uzmanlarının bakış açısıyla 2025 yılının Haziran ayından Kasım ayına kadar olan dönemde tehdit ortamındaki eğilimleri özetleyen en son Tehdit Raporunu yayımladı. ESET, anında kötü amaçlı komut dosyaları oluşturabilen, bilinen ilk yapay zekâ destekli fidye yazılımı olan PromptLock'u keşfetti. Yapay zekâ hâlâ çoğunlukla ikna edici kimlik avı ve dolandırıcılık içerikleri oluşturmak için kullanılıyor olsa da PromptLock ve bugüne kadar tespit edilen diğer birkaç yapay zekâ destekli tehdit, yeni bir tehdit çağının başlangıcını işaret ediyor. ESET Tehdit Önleme Laboratuvarları Direktörü Jiří Kropáč, "Nomani yatırım dolandırıcılıklarının arkasındaki dolandırıcılar da tekniklerini geliştirdiler. Daha yüksek kaliteli deepfake'ler, yapay zekâ tarafından oluşturulan kimlik avı sitelerinin işaretleri ve tespit edilmekten kaçınmak için giderek daha kısa süreli reklam kampanyaları gözlemledik" açıklamasını yaptı. ESET telemetrisinde, Nomani dolandırıcılıklarının tespiti bir önceki yıla göre yüzde 62 arttı ancak bu eğilim 2025'in ikinci yarısında hafifçe azaldı. Nomani dolandırıcılıkları son zamanlarda Meta'dan YouTube dâhil diğer platformlara da yayılmaya başladı. Fidye yazılımı alanında, kurban sayısı yıl sonundan çok önce 2024 toplamını aştı. ESET Research tahminleri, bir önceki yıla göre yüzde 40'lık bir artışa işaret ediyor. Akira ve Qilin şu anda fidye yazılımı hizmet pazarına hakimken düşük profilli yeni gelen Warlock yenilikçi kaçınma teknikleri sundu. EDR katilleri yayılmaya devam etti ve uç nokta tespit ve müdahale araçlarının fidye yazılımı operatörleri için önemli bir engel olmaya devam ettiğini vurguladı. NFC tehditleri büyümeye devam ediyor Mobil platformda, NFC tehditleri ölçek ve karmaşıklık açısından büyümeye devam etti. ESET telemetrisinde yüzde 87'lik bir artış ve 2025'in ikinci yarısında birkaç önemli yükseltme ve kampanya gözlemlendi. ESET tarafından ilk kez keşfedilen NFC tehditleri arasında öncü olan NGate, iletişim bilgilerini çalma şeklinde bir güncelleme aldı ve bu da gelecekteki saldırılar için zemin hazırlıyor olabilir. NFC dolandırıcılık sahnesinde tamamen yeni bir kötü amaçlı yazılım olan RatOn, uzaktan erişim trojanı (RAT) yetenekleri ile NFC aktarım saldırılarını nadir görülen bir şekilde bir araya getirerek siber suçluların yeni saldırı yolları arayışındaki kararlılığını gösterdi. RatOn, sahte Google Play sayfaları ve yetişkinlere yönelik TikTok sürümünü taklit eden reklamlar ve bir dijital banka kimlik hizmeti aracılığıyla dağıtıldı. PhantomCard – Brezilya pazarına uyarlanmış yeni NGate tabanlı kötü amaçlı yazılım – 2025 yılının ikinci yarısında Brezilya'da birçok kampanyada görüldü. Mayıs ayında küresel çapta ortadan kaybolmasının ardından Lumma Stealer bilgi hırsızı, iki kez kısa süreliğine yeniden ortaya çıktı ancak parlak günleri büyük olasılıkla sona erdi. 2025 yılının ikinci yarısında tespitler, yılın ilk yarısına kıyasla yüzde 86 oranında düştü. Lumma Stealer'ın önemli bir dağıtım vektörü olan ClickFix saldırılarında kullanılan HTML/FakeCaptcha truva atı, ESET telemetrisinden neredeyse tamamen kayboldu. GuLoader olarak da bilinen CloudEyE, ESET telemetrisine göre neredeyse otuz kat artışla öne çıktı. Kötü amaçlı e-posta kampanyaları yoluyla dağıtılan bu hizmet olarak sunulan kötü amaçlı yazılım indirici ve şifreleyici, fidye yazılımı dâhil olmak üzere diğer kötü amaçlı yazılımları ve Rescoms, Formbook ve Agent Tesla gibi bilgi hırsızlığı devlerini dağıtmak için kullanılıyor. Polonya, bu tehditten en çok etkilenen ülke oldu ve 2025'in ikinci yarısında CloudEyE saldırı girişimlerinin yüzde 32'si burada tespit edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sektör Alarmda: "Malzeme Siparişi Virüsü" Mailiyle Yeni Oltalama Saldırısı! Haber

Sektör Alarmda: "Malzeme Siparişi Virüsü" Mailiyle Yeni Oltalama Saldırısı!

Son günlerde iş dünyasını hedef alan, özellikle e-ticaret ve lojistik zincirindeki şirketleri vuran yeni ve tehlikeli bir oltalama (phishing) dalgası tespit edildi. Siber güvenlik uzmanları, kurumsal e-posta kutularına gelen, son derece masum görünen ancak tehlikeli yazılımlar içeren e-postalar hakkında acil uyarı yayımladı. Tuzağın Detayı: Güven Veren Başlık Saldırganlar, kurbanların dikkatini çekmek için sıkça kullanılan ticari iletişimi taklit ediyor. Saldırıya uğrayan şirketlerin bildirdiğine göre, e-postalar genellikle şu gibi başlık ve içeriklerle geliyor: “Merhaba malzeme siparişlerimizi check eder misiniz virüs mü?” Veya: “Siparişlerimizde bir aksaklık var, lütfen ekteki dosyayı kontrol edin.” Bu mailler, alıcının iş akışının doğal bir parçasıymış gibi göründüğü için, genellikle şüphelenilmeden açılıyor. E-posta ekindeki dosya (çoğunlukla sahte bir fatura veya sipariş listesi görünümündeki .zip, .doc veya .exe uzantılı dosya), tıklandığı anda şirketin ağına fidye yazılımı (ransomware) veya casus yazılım (spyware) bulaştırıyor. Şirketler Neden Hedefte? Tedarik Zinciri Güvenliği (Supply Chain Security), son dönemin en hassas siber güvenlik konularından biri. Saldırganlar, bir şirketin finansal akışını ve operasyonel verilerini ele geçirerek: Maddi Zarar: Banka hesaplarına erişim veya fidye talepleriyle maddi kayıp yaratır. Operasyonel Durma: Sipariş, stok ve sevkiyat sistemlerini şifreleyerek şirketin çalışmasını tamamen durdurur. İtibar Kaybı: Müşteri ve tedarikçi verilerinin çalınmasıyla itibarını zedeler. Yöneticiler İçin Acil Eylem Planı Kurumsal e-posta güvenliğinizi sağlamak için aşağıdaki adımları hemen uygulayın: Gönderici Adresini Kontrol Edin: Tanıdık bir isim olsa bile, gönderen e-posta adresinin domain adının (alan adı) doğru olduğundan emin olun. Resmi şirket uzantısı yerine kişisel bir adres (@gmail, @hotmail vb.) kullanılmışsa %100 şüpheli kabul edin. Ekleri Tıklamayın: Beklenmeyen veya aciliyet hissi uyandıran ekleri asla açmayın. Özellikle .zip veya makro içeren .doc dosyalarına karşı uyanık olun. Çift Faktörlü Kimlik Doğrulama (MFA): Tüm kurumsal hesaplarda MFA zorunluluğu getirin. Bu, şifreler çalınsa bile sisteme girişi engeller. Personel Eğitimi: Çalışanlarınıza periyodik olarak oltalama simülasyonları ve siber güvenlik eğitimleri verin. İnsan faktörü, en zayıf halkadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Finans Sektörü 2025’te Yapay Zeka, Blokzincir ve Organize Suç Tehditlerinin Hedefi Oldu Haber

Finans Sektörü 2025’te Yapay Zeka, Blokzincir ve Organize Suç Tehditlerinin Hedefi Oldu

Rapora göre finans sektörü, 2025 boyunca mesajlaşma uygulamaları üzerinden yayılan zararlı yazılımlar, yapay zekâ destekli saldırılar, tedarik zinciri ihlalleri ve NFC tabanlı dolandırıcılık gibi hızla değişen bir tehdit ortamında faaliyet gösterdi. Kaspersky Security Network istatistiklerine (Kasım 2024 – Ekim 2025 dönemi) göre finans sektöründeki kullanıcıların yüzde 8,15’i çevrim içi tehditlerle, yüzde 15,81’i ise yerel (cihaz üzerindeki) tehditlerle karşılaştı. Şirketin çözümleri tarafından toplam 1.338.357 bankacılık truva atı saldırısı tespit edildi. Buna ek olarak B2B finans kuruluşlarının yüzde 12,8’i bu dönemde fidye yazılımı saldırısına maruz kaldı; bu oran, 2024’ün aynı dönemine kıyasla benzersiz kullanıcı sayısında yüzde 35,7’lik bir artışa işaret ediyor. Kaspersky uzmanları, 2025’te finans sektörünü şekillendiren başlıca siber güvenlik trendlerini ve vakaları şöyle özetliyor: Büyük ölçekli tedarik zinciri saldırıları: Finans sektörü, üçüncü taraf hizmet sağlayıcılarındaki zafiyetlerin ulusal ödeme ağlarına kadar uzanan zincirleme etkiler yarattığı, eşi görülmemiş tedarik zinciri saldırılarıyla karşılaştı. Bu saldırılar, üçüncü taraflara yönelik bir açığın kritik finansal sistemleri dahi etkileyebileceğini ortaya koydu. Organize suç ve siber suçun kesişimi: Organize suç grupları fiziksel ve dijital yöntemleri birleştirerek daha sofistike ve koordineli saldırılar düzenliyor. Sosyal mühendislik, içeriden manipülasyon ve teknik istismarın birleştiği hibrit tehditler, finans kuruluşları için büyüyen bir risk oluşturdu. Eski zararlı yazılımlar, yeni dağıtım kanalları: Siber suçlular, e-posta kimlik avcılığından sosyal kanallara yönelerek popüler mesajlaşma uygulamalarını kötü amaçlı yazılım yaymak için kullanmaya başladı. Bankacılık truva atları, mesajlaşma platformlarını yeni dağıtım vektörü olarak kullanacak şekilde yeniden yazılıyor ve geniş ölçekli enfeksiyonlara yol açıyor. Yapay zekâ ile ölçeklenen kötü amaçlı yazılımlar: 2025’te yapay zekâ destekli zararlı yazılımlar, otomatik yayılım ve kaçınma yetenekleri kazandı. Bu durum, saldırıların daha hızlı yayılmasını ve daha fazla hedefe ulaşmasını sağlıyor. Otomasyon, kötü amaçlı yazılım üretimi ile dağıtımı arasındaki süreyi de belirgin şekilde kısaltıyor. Mobil bankacılık saldırıları ve NFC dolandırıcılığı: ATS (Automated Transfer System) tekniğini kullanan Android kötü amaçlı yazılımları, kullanıcı fark etmeden işlem tutarlarını ve alıcılarını gerçek zamanlı olarak değiştirebiliyor. NFC tabanlı saldırılar ise hem kalabalık alanlarda fiziksel dolandırıcılık hem de sosyal mühendislik ve sahte banka uygulamaları üzerinden uzaktan dolandırıcılık şeklinde öne çıktı. Blokzincir tabanlı C2 altyapısının yükselişi: Suç grupları, kötü amaçlı yazılımlara ilişkin komutları blokzincir akıllı sözleşmelerine gömerek Web3 ortamını hedef alıyor ve kripto para hırsızlığı yapıyor. Bu yöntem, altyapının kalıcılığını artırıyor ve kaldırılmasını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Blokzincir tabanlı C2 yapıları, geleneksel sunucular kapatılsa dahi saldırganların kontrolü sürdürmesine olanak tanıyor. Fidye yazılımlarının varlığını sürdürmesi: Finans sektöründe fidye yazılımları hâlâ ciddi bir tehdit oluşturuyor. Kasım 2024 – Ekim 2025 döneminde B2B finans kuruluşlarının yüzde 12,8’i bu saldırılardan etkilendi. Bazı zararlı yazılım ailelerinin ortadan kaybolması: Belirli zararlı yazılım ailelerinin, faaliyetleri doğrudan ilgili suç gruplarının operasyonlarına bağlı olduğu için zamanla ortadan kalkması bekleniyor. Kaspersky GReAT Amerika ve Avrupa Birimleri Başkanı Fabio Assolini şunları söyledi: “2025’te finansal siber tehditler hem işletmeleri hem de son kullanıcıları etkileyen son derece karmaşık bir manzara haline geldi. Suç grupları dijital araçları, içeriden erişimi, yapay zekâyı ve blokzinciri bir araya getirerek operasyonlarını ölçeklendirdi. Bu durum, kurumların yalnızca sistemlerini değil, bu sistemleri destekleyen insan ağlarını da güvence altına almasını zorunlu kılıyor.” Kaspersky’nin 2026 finans sektörü için öngörüleri WhatsApp üzerinden dağıtılmak üzere yeniden yazılan bankacılık truva atları: Suç gruplarının bankacılık truva atlarını yeniden yazıp WhatsApp gibi mesajlaşma uygulamaları aracılığıyla dağıtması bekleniyor. Bu yöntem özellikle masaüstü tabanlı çevrim içi bankacılığa bağımlı kurum ve kamu yapıları için risk oluşturacak. Derin sahte/AI tabanlı sosyal mühendislik hizmetlerinde artış: Gerçekçi deepfake üretimi ve yapay zekâ destekli sosyal mühendislik kampanyalarının yeraltı pazarında büyümesi; sahte iş görüşmeleri, sahte teklif dolandırıcılıkları ve KYC doğrulamalarını aşmaya yönelik araçların yaygınlaşması bekleniyor. Bölgesel bilgi hırsızlarının ortaya çıkışı: Lumma, Redline ve diğer bilgi hırsızlarının faaliyetlerinin sürmesiyle birlikte belirli ülke ve bölgeleri hedef alan yeni bölgesel bilgi hırsızlarının ortaya çıkması ve bu alanın hizmet olarak zararlı yazılım (MaaS) modelini genişletmesi bekleniyor. NFC ödemelerine yönelik saldırılarda artış: NFC, ödeme sistemlerinin temel teknolojilerinden biri olmaya devam ettikçe bu alana yönelik araçlar, kötü amaçlı yazılımlar ve saldırı türlerinin çeşitlenmesi öngörülüyor. Agentic AI yapay zekâ kötü amaçlı yazılımlarının yükselişi: Bu yeni nesil kötü amaçlı yazılımlar, çalışma anında davranışını dinamik olarak değiştirebiliyor. Önceden tanımlı komutlara bağlı olmayan Agentic AI zararlılar bulunduğu ortama göre analiz yaparak taktiklerini değiştirebiliyor; bu sayede tek bir zararlı yazılım hem sızma hem veri sızdırma hem de sistem bozma gibi farklı yetenekleri duruma göre sergileyebiliyor. Klasik dolandırıcılık yöntemlerinin yeni dağıtım kanalları: Dolandırıcılık kullanıcılar için önemli bir tehdit olmaya devam edecek, ancak saldırganlar mesajlaşma platformları ve yeni dijital hizmetlere hızla uyum sağlayarak yöntemlerini değiştirecek. Fabrika Çıkışlı (Önceden) Enfekte Cihaz Tehdidinin Sürmesi: Triada gibi truva atlarını barındıran sahte ya da kayıt dışı akıllı cihazların (telefon, TV vb.) piyasaya sürülmesi de devam edecek. Bu cihazlar, bankacılık bilgilerini çalabilen gelişmiş kötü amaçlı yazılımlarla önceden enfekte halde geliyor. Kaspersky uzmanları güvenliği sağlamak için şu önerilerde bulunuyor: Hesaplarınızı ve finansal işlemlerinizi düzenli olarak takip ederek şüpheli aktiviteleri kontrol edin.Uygulamaları yalnızca resmi mağazalardan indirin ve geliştirici bilgilerinin doğruluğunu teyit edin.NFC özelliğini kullanmadığınız durumlarda kapatın ve yetkisiz iletişimi engelleyen cüzdan çözümlerinden yararlanın.Kaspersky Premium’un Safe Money özelliğini kullanarak finansal işlemlerinizi güvence altına alın. Bu özellik, bilinen çevrimiçi ödeme sistemlerinin ve bankacılık sitelerinin doğruluğunu kontrol eder. Finansal kurumlar, insanları, süreçleri ve teknolojiyi bir araya getiren ekosistem temelli bir siber güvenlik stratejisi benimseyebilir: Tüm altyapıyı kapsamlı şekilde değerlendirerek zafiyetleri giderin ve gizli riskleri ortaya çıkarabilecek dış uzmanların desteğini değerlendirin.Tüm saldırı vektörlerinin izlenmesi ve kontrolü için entegre platformlar kullanın; hızlı tespit ve hızlı müdahaleyi mümkün kılın. Bu amaçla Kaspersky Next ürün ailesi, gerçek zamanlı koruma, tehdit görünürlüğü, analiz, EDR/XDR ve ölçeklenebilirlik sağlayarak her büyüklükteki ve her sektördeki organizasyonlar için çözüm sunar.Tehdit ortamını yakından takip etmek için Kaspersky threat intelligence ve analitik hizmetlerinden yararlanın; düzenli farkındalık eğitimleriyle tehditleri tanıyabilen ve güvenlik politikalarını uygulayan bir “insan güvenlik duvarı” oluşturun. Riskleri azaltmaya yönelik uygun siber güvenlik çözümleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için finansal kuruluşlar web sitesini ziyaret edebilir.

2025’te Küresel Üretimde Fidye Yazılımı Tehdidi: Potansiyel Kayıp 18 Milyar Dolar Haber

2025’te Küresel Üretimde Fidye Yazılımı Tehdidi: Potansiyel Kayıp 18 Milyar Dolar

Tahminler, APAC, Avrupa, Orta Doğu, Afrika, BDT ve LATAM bölgelerinde, fidye yazılımı girişimlerinin tespit ve önlenme oranı, her bölgede toplam üretim kuruluşu sayısı, gerçek saldırılarda ortalama kesinti süresi, kuruluş başına ortalama çalışan sayısı ve ortalama saatlik ücret esas alınarak yapıldı. Kaspersky, VDC Research iş birliğiyle yaptığı açıklamada, 2025’in ilk üç çeyreğinde üretim kuruluşlarına yönelik fidye yazılımı saldırılarının 18 milyar dolardan fazla kayba yol açabileceğini duyurdu. Bu rakam, yalnızca üretim hattının durması nedeniyle iş gücünün boşta kalmasının doğrudan maliyetini yansıtıyor; operasyonel ve finansal etkiler ise çok daha yüksek olabiliyor. Kaspersky Security Network verilerine göre, Ocak-Eylül 2025 döneminde üretim sektöründe fidye yazılımı tespitlerinde bölgesel sıralama şu şekilde gerçekleşti: Orta Doğu (%7) ve Latin Amerika (%6,5) ilk sırada yer alırken; APAC (%6,3), Afrika (%5,8), BDT (%5,2) ve Avrupa (%3,8) bu sıralamayı izledi. Bu saldırıların tamamı Kaspersky çözümleri tarafından engellendi. Aşağıdaki potansiyel zarar tahmini, bu saldırılar başarılı olsaydı oluşabilecek finansal etkiyi gösteriyor. Fidye yazılımı üretim tesislerini hedef aldığında, üretim hatları durur ve bu durum, hem iş gücünün boşta kalması nedeniyle anlık gelir kaybına hem de üretimdeki azalma nedeniyle uzun vadeli eksikliklere yol açıyor. Ortalama saldırı süresi 13 gün (Kaspersky Olay Müdahale Raporu temel alınmıştır). 2025’in ilk üç çeyreğinde fidye yazılımı nedeniyle boşta kalan iş gücünün maliyeti bölgeler bazında şu şekilde hesaplanmıştır: Avrupa: 4,4 milyar dolarLATAM: 711 milyon dolarOrta Doğu: 685 milyon dolarBDT: 507 milyon dolarAfrika: 446 milyon dolar Tedarik zinciri aksaklıkları, itibar kaybı ve kurtarma masrafları gibi ek faktörler göz önüne alındığında, gerçek işletme kayıpları çok daha yüksek olabiliyor. VDC Research, Endüstriyel Otomasyon ve Sensörler Araştırma Direktörü Jared Weiner: “Araştırmamız, fidye yazılımının dünya genelindeki üretim sektöründe yaratabileceği finansal etkiyi tahmini olarak ortaya koyuyor. Üretim ortamlarının giderek karmaşıklaşması, uzmanlık açıklarının genişlemesi ve sürekli değişen iş gücü dinamikleri, çoğu kuruluşun siber güvenliği etkin bir şekilde yönetmesini zorlaştırıyor. Ancak bu konuda başarısız olmak, hem finansal kayıplara hem de itibar zedelenmesine yol açabilir. Etkin bir BT, OT ve IIoT koruması için güvenilir siber güvenlik sağlayıcılarıyla iş birliği yapmak kritik önem taşıyor,” yorumunda bulundu Kaspersky GReAT, Rusya ve BDT Araştırma Merkezi Başkanı Dmitry Galov konuya ilişkin şunları söyledi:“Hiçbir bölge fidye yazılımından muaf değil; ister Orta Doğu, LATAM, APAC, BDT, Afrika ya da Avrupa olsun, tüm üretim merkezleri sürekli hedef alınıyor. Daha önce tehdit aktörleri tarafından göz ardı edilebilecek orta ölçekli üreticiler de artık hedefte çünkü güvenlik bütçeleri daha küçük ve tedarik zinciri aksaklıklarının etkisi çoğu kişinin tahmin ettiğinden daha büyük olabiliyor. Üretim sektörü ve diğer tüm kuruluşlar, güvenilir ve kanıtlanmış savunma sistemlerine ve sürekli kullanıcı eğitimi programlarına ihtiyaç duyuyor.” Farklı bölgelerde fidye yazılımı ile ilgili daha fazla bilgi, Kaspersky’nin 2025 Fidye Yazılımı Durum Raporu’nda yer alıyor Kaspersky, kuruluşların fidye yazılımına karşı korunmaları için şu en iyi uygulamaları takip etmelerini öneriyor: Tüm uç noktalarda fidye yazılımı korumasını etkinleştirin. Ücretsiz Kaspersky Anti-Ransomware Tool for Business ,bilgisayar ve sunucuları fidye yazılımı ve diğer kötü amaçlı yazılımlardan korur, istismar girişimlerini engeller ve mevcut güvenlik çözümleriyle uyumludur.Endüstriyel ve kritik sektörlerin kapsamlı korunması için Kaspersky, OT sınıfı teknolojiler, uzman bilgi ve tecrübeyi birleştiren özel bir ekosistem sunar. Bu ekosistemin merkezinde, kritik altyapı koruması için tasarlanmış) is Kaspersky Industrial CyberSecurity (KICS) platformu bulunur. KICS, güçlü ağ trafiği analizi ve uç nokta koruma, tespit ve müdahale yeteneklerini sağlar. Geleneksel BT güvenlik önlemleri ile endüstriyel güvenlik teknolojilerini birleştirerek şirketinizi her türlü tehdide karşı donanımlı hâle getirir.Endüstriyel olmayan sektörlerdeki şirketler, gelişmiş tehdit tespiti, araştırma ve hızlı müdahale yetenekleri sağlayan anti-APT ve EDR çözümlerini kullanabilir. Kuruluşlar ayrıca SOC ekiplerine en güncel tehdit istihbaratına erişim sağlayabilir ve profesyonel eğitimlerle ekiplerini düzenli olarak geliştirebilir. Tüm bunlar Kaspersky Next Expert çatısı altında sunulmaktadır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.