Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Filtrasyon

Kapsül Haber Ajansı - Filtrasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Filtrasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hastane İklimlendirmesinde Sağlık, Güvenlik ve Enerji Verimliliğini Birlikte Yönetmenin   5 Kritik Unsuru Haber

Hastane İklimlendirmesinde Sağlık, Güvenlik ve Enerji Verimliliğini Birlikte Yönetmenin 5 Kritik Unsuru

Hastaneler; 7 gün 24 saat işletilmeleri kritik alanlarda yüksek hijyen, iç hava kalitesi ve basınç kontrolü gerektirmeleri nedeniyle enerji tüketimi açısından yüksek potansiyele sahip yapılardır. Ameliyathane, yoğun bakım, izolasyon odası, laboratuvar, görüntüleme alanları, hasta odaları ve poliklinikler gibi farklı bölümlerin iklimlendirme ihtiyaçları birbirinden ayrışırken, sistemlerin kesintisiz ve güvenilir şekilde çalışması gerekiyor. Bu nedenle hastanelerde enerji verimliliği, tek bir ekipmanın verimlilik değerinden ziyade binanın tüm HVAC sisteminin yıllık çalışma performansı üzerinden değerlendirilmelidir. Klima santralleri, soğutma grupları, pompalar, fanlar, soğutma kuleleri ve otomasyon sistemlerinin birbiriyle uyumlu çalışması hem enerji tüketiminin optimize edilmesi hem de işletme sürekliliğinin sağlanması açısından kritik önem taşıyor. Hastanelerde iklimlendirme sistemlerinin enerji performansının sistem tasarımından işletme stratejilerine kadar bütüncül bir şekilde ele alınması gerektiğini belirten Form Endüstri Ürünleri Ürün Yönetimi ve Marka Müdürü Pınar Gürler, “Hastanelerde enerji verimliliğini cihazın tam yük kapasite ve verileri üzerinden değerlendirmek yeterli değil. HVAC sistemleri yıl boyunca değişken yüklerde çalışıyor. Bu nedenle ekipmanların kısmi yük verimlilikleri, basınç kayıpları, debilerin kontrolü, kapasite kademelendirmesi ve otomasyon stratejileri de toplam enerji tüketimini doğrudan etkiliyor.” dedi. Form Endüstri Ürünleri, merkezi iklimlendirme alanındaki deneyimi ve geniş ürün portföyüyle hastanenin iklimlendirme sistemi için entegre bir çözüm yaklaşımı sunuyor. Pınar Gürler, hastane projelerinde entegre iklimlendirme yaklaşımının öne çıkan 5 unsurunu şöyle sıralıyor: 1. HVAC proje ve sistem ihtiyaçlarına uygun ürün ve sistem çözümü sunuyor. Form Endüstri Ürünleri, proje ihtiyaçları doğrultusunda merkezi soğutma sistemleri, klima santralleri, fancoiller, soğutma kuleleri, kuru soğutucular ve farklı HVAC uygulamalarına yönelik ürün ve sistem çözümlerinin teminini gerçekleştiriyor. Form’un sunduğu çözümlerin önemli bir parametresi ise satış sonrası teknik destek ve servis hizmetleri oluşturuyor. Ekipmanların doğru şekilde devreye alınması, işletme sürecinde performanslarının korunması ve ihtiyaç halinde teknik servis desteğinin sağlanması, hastaneler gibi 7 gün 24 saat çalışan tesislerde sistemlerin güvenilirliği ve işletme sürekliliği açısından önem taşıyor. 2. Klima santralleriyle kritik alanlarda güvenli ve verimli hava yönetimi sağlıyor. Hastanelerde hava tarafındaki ekipmanların enerji performansı, HVAC sisteminin toplam işletme maliyetleri açısından önemli bir rol oynuyor. Form Endüstri Ürünleri, proje ihtiyaçlarına uygun standart ve hijyenik klima santralleri ile hava tarafında gerekli debi, filtrasyon ve hijyen koşullarının karşılanmasına yönelik çözümler sunuyor. Klima santrallerinde kullanılan yüksek verimli fan teknolojileri ve değişken hızlı sürücüler, ihtiyaç duyulan hava debisinin çalışma koşullarına göre kontrol edilmesine ve fan enerji tüketiminin optimize edilmesine katkı sağlıyor. Özellikle hastane gibi kritik mahallerde, gerekli hava kalitesi ve hijyen koşullarından ödün vermeden enerji verimliliğinin sağlanması esas oluyor. Bu nedenle klima santralinin kapasitesi, fan seçimi, filtrasyon kademeleri ve sistemin çalışma koşulları birlikte değerlendirilerek, enerji performansı ile kritik mahallerin ihtiyaçları arasında optimum dengenin kurulması gerekiyor. 3. Kısmi yüklerde yüksek verimlilik ve yüksek kapasiteli soğutma çözümleri sunuyor. Hastanelerde mevsimsel koşullar, bina doluluk oranı, tıbbi cihazlar ve farklı mahallerin kullanım senaryoları, soğutma ve ısıtma yüklerinin sürekli değişmesine neden oluyor. Bu nedenle soğutma grubu, ısı pompası ve diğer HVAC ekipmanlarının nominal yükteki verimliliklerinin yanı sıra, kısmi yük koşullarındaki performansları da cihaz seçiminde özellikle dikkate alınıyor. Bu ihtiyaç, özellikle şehir hastaneleri gibi yüksek kapasiteli ve kesintisiz işletilen tesislerde daha da belirgin hale geliyor; zira merkezi soğutma sistemi bu tür projelerde toplam enerji tüketiminin önemli bileşenlerinden birini oluşturuyor. Özellikle şehir hastaneleri gibi yüksek kapasite ve kesintisiz işletme gerektiren yapılarda santrifuj soğutma grupları toplam enerji tüketimi ve işletme maliyetleri açısından kritik bir rol üstleniyor. Form Endüstri Ürünleri'nin satışını yaptığı Clivet VFD'li Santrifüj Soğutma Grupları, hastane projelerinde özellikle yüksek kapasite ve yüksek verimlilik değerleri nedeniyle tercih ediliyor. Clivet, Full Falling Film evaporatör teknolojisine sahip iki kademeli santrifüj kompresörlü soğutma grupları 10MW’a kadar kapasite aralığında soğutma sağlayan bu gruplar; fabrikalar, havaalanları, sergi salonları ve hastaneler gibi yüksek soğutma yüküne ihtiyaç duyan binalarda yaygın olarak tercih ediliyor. Patentli Full Falling Film evaporatör teknolojisi, soğutucu gaz şarj miktarını %40'a kadar azaltarak hem çevreci bir çözüm sunuyor hem de CO2 emisyonlarının önemli ölçüde düşmesini sağlıyor. 6,58'e kadar COP ve 10,69'a kadar IPLV değerleriyle yüksek enerji tasarrufu sunarken, 20'den fazla patentli tasarımıyla teknolojide öncü konumda yer alıyor. Ayrıca daha az soğutucu gaz kullanımı ve daha düşük ses seviyesiyle çevre dostu bir yapı sunan sistemler, daha kompakt boyutları ve daha geniş çalışma limitleriyle de projelere esneklik kazandırıyor. 4. Güvenilir sistemler, güçlü servis desteğiyle güvence sağlıyor. Hastanelerde HVAC sistemlerinin kesintisiz ve güvenilir şekilde çalışması, sağlık hizmetlerinin sürekliliği açısından kritik önem taşıyor. Özellikle kritik alanlarda olası arızalara karşı dayanıklılık ve sistem sürekliliği, tasarımın temel kriterleri arasında yer alıyor. Kapasite kademelendirmesi, yedek ekipman stratejisi, bağımsız devreler, bakım kolaylığı ve hızlı servis müdahalesinin birlikte değerlendirilmesi, hastane işletmesinin sürekliliğini destekliyor. Bu noktada, ekipman seçiminin ötesinde güçlü bir satış sonrası hizmet altyapısı da belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Form Endüstri Ürünleri, yıllardır sektöre sunduğu ürün ve çözümlerin yanı sıra teknik servis, yedek parça temini ve saha desteğiyle de hastane projelerinde işletmecilere güvence sağlıyor. Türkiye genelinde çok sayıda hastane projesinde yer alan geniş referans portföyü, markanın kritik sağlık tesislerindeki uygulama deneyimini ve güvenilirliğini ortaya koyuyor. Form'un yıllardır sürdürdüğü bilinirlik ve sektördeki köklü konumu, hastane işletmecileri için hem ekipman hem de hizmet sürekliliği açısından uzun vadeli bir güvence oluşturuyor. 5. Otomasyon destekli işletme ile geleceğin ihtiyaçlarına uyumlu altyapı sağlıyor. Enerji verimli bir HVAC sistemi yalnızca doğru ekipmanlardan oluşmuyor. Ekipmanların gerçek zamanlı ihtiyaçlara göre kontrol edilmesi ve sistem performansının izlenmesi de enerji tüketiminin optimize edilmesinde önemli rol oynuyor. Soğutma gruplarının, pompaların, fanların ve klima santrallerinin çalışma koşullarının merkezi otomasyon üzerinden izlenmesi; sıcaklık, basınç, debi ve çalışma süreleri gibi parametrelerin takip edilmesi, sistemin gereksiz enerji tüketmesini önlemeye yardımcı oluyor. Bu yaklaşım aynı zamanda bakım ihtiyaçlarının erken tespit edilmesine ve ekipmanların optimum çalışma aralıklarında tutulmasına katkı sağlıyor. Ayrıca, hastanelerin iklimlendirme altyapısının açılış dönemindeki ihtiyaçlar ve uzun vadeli işletme perspektifi birlikte değerlendirilerek tasarlanması gerekiyor. Yeni polikliniklerin açılması, yatak kapasitesinin artırılması, yeni tıbbi cihazların devreye alınması veya alanların kullanım amacının değişmesi gibi ihtiyaçlar zaman içerisinde sistemin genişletilmesini gerektirebiliyor. Modüler ve genişlemeye uygun tasarlanan merkezi sistemler, gelecekteki renovasyon ve kapasite artışlarının daha kolay karşılanmasına katkı sağlıyor. Farklı HVAC Bileşenlerini Tek Bir Sistem İçerisinde Birleştiriyor Form Endüstri Ürünleri'nin hastanelere sunduğu çözüm yaklaşımında geniş ürün portföyünün yanı sıra, farklı ürünlerin proje ihtiyaçları doğrultusunda bir sistem içerisinde konumlandırılabilmesi öne çıkıyor. Merkezi soğutma tarafında Clivet santrifüj veya vidalı soğutma grupları, hava tarafında Form yerli üretim Eurovent sertifikalı hijyenik ve standart klima santralleri ve fancoiller, su tarafında Eurovent ve CTI sertifikalı yerli üretimimiz Form Freva soğutma kuleleri ve kuru soğutucular ile özel uygulamalarda ısı pompaları ve hassas kontrollü klima çözümleri birlikte değerlendirilebiliyor. Bu yaklaşımın önemli örnekleri arasında Tekirdağ Kapaklı Devlet Hastanesi ve Dicle Devlet Hastanesi projeleri yer alıyor. Tekirdağ Kapaklı Devlet Hastanesi'nde toplam 21 adet klima santrali, bunların 9 adedinde hijyenik klima santrali uygulaması, 2 adet soğutma grubu ve 420 adet dört borulu gizli tavan tipi fancoil kullanıldı. Dicle Devlet Hastanesi'nde ise 7 adedi hijyenik olmak üzere toplam 21 adet klima santrali, 2 adet VFD'li vidalı soğutma grubu ve 322 adet gizli tavan tipi fancoil kullanıldı. Pamukkale Üniversitesi'nin 400 yataklı Hastanesi, Tıp Fakültesi ve Fakülte binalarının tamamında 23,5 MW kapasiteye sahip 24 adet Eurovent sertifikalı Clivet multifonksiyonel ısı pompası ile yeni nesil R513A gazlı Clivet VFD vidalı soğutma grupları kullanıldı. Yüksek kapasiteli sağlık tesislerinde merkezi soğutma çözümlerinin ölçeklenebilirliğini ortaya koyan referanslar arasında ise Samsun, Mardin, Sakarya ve Sancaktepe şehir hastaneleri bulunuyor. Samsun Şehir Hastanesi'nde 900 yatak, 200 yoğun bakım yatağı ve 40 ameliyathanenin ihtiyaç duyduğu soğutma altyapısında santrifüj soğutma grupları, VFD'li hava soğutmalı vidalı soğutma grupları, Form Freva soğutma kuleleri ve kuru soğutucular birlikte kullanıldı. Mardin Şehir Hastanesi'nde toplam 4.500 kW kapasiteli VFD'li, iki kademeli santrifüj chiller sistemi; Sakarya Şehir Hastanesi'nde ise 1.000 yataklı tesisin merkezi soğutma sisteminde santrifüj soğutma grupları tercih edildi. Sancaktepe Şehir Hastanesi'nde kullanılan 14 adet santrifüj soğutma grubu da önemli referanslar arasında yer alıyor. “Doğru İklimlendirme, Sağlık Hizmetinin Sürekliliğine Katkı Sağlıyor” Hastane projelerinde geleceğin iklimlendirme yaklaşımının yalnızca yüksek verimli cihazlardan oluşmadığını vurgulayan Form Endüstri Ürünleri Ürün Yönetimi ve Marka Müdürü Pınar Gürler, “Geleceğin hastanelerinde iklimlendirme yaklaşımının; yüksek verimli cihazların yanı sıra entegre mühendislik, doğru sistem tasarımı, merkezi kontrol, enerji yönetimi, hijyen ve güçlü satış sonrası hizmetin birleşimiyle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Geniş ürün portföyümüz, merkezi iklimlendirme alanındaki deneyimimiz ve hastane projelerindeki referanslarımız, bu bütüncül yaklaşımın önemli yapı taşlarını oluşturuyor. Çünkü hastanelerde doğru iklimlendirme yalnızca konfor sağlamıyor; sağlık hizmetinin güvenilir, sürdürülebilir ve kesintisiz şekilde devam etmesine de katkı sağlıyor.” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kahve Dünyasında Yeni Dönem: İsveçli Teknoloji Şirketi Bluewater’dan Lezzeti ve Makine Performansını Değiştirecek Hamle Haber

Kahve Dünyasında Yeni Dönem: İsveçli Teknoloji Şirketi Bluewater’dan Lezzeti ve Makine Performansını Değiştirecek Hamle

Şirketin geliştirdiği özel mineral dengeli su formülü “Coffee Rock”, yalnızca kahvenin aromasını güçlendirmeyi değil, aynı zamanda profesyonel kahve makinelerinin ömrünü uzatmayı hedefliyor. Yeni nesil ürün, özellikle üçüncü nesil kahve akımının hızla büyüdüğü Avrupa pazarında baristalar ve kafe işletmeleri için önemli bir yenilik olarak değerlendiriliyor. Kahve hazırlığında çoğu zaman geri planda kalan su kalitesi, aslında fincandaki tadın belirleyici unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bluewater’ın geliştirdiği yeni teknoloji de tam olarak bu noktaya odaklanıyor. Şirket, mineral yapısı bilimsel olarak optimize edilmiş özel formülü sayesinde kahve çekirdeklerinden daha dengeli ve yoğun aroma elde edilmesini sağlıyor. Kahvenin Gizli Kahramanı: Su Kalitesi Kahve sektöründe uzun yıllardır çekirdek kalitesi, kavurma profili ve demleme teknikleri konuşulurken, suyun kimyasal yapısı çoğu zaman ikinci planda kaldı. Ancak uzmanlara göre hazırlanan kahvenin yüzde 98’den fazlasını oluşturan su, tat profilini doğrudan etkiliyor. Bluewater tarafından geliştirilen Coffee Rock formülü, özellikle magnezyum ve kalsiyum oranı üzerine kurulu hassas bir mineral dengesi içeriyor. Şirketin açıkladığı verilere göre 6’ya 1 oranındaki magnezyum-kalsiyum dengesi, kahvede tatlılık hissini artırırken aromatik katmanların daha belirgin hale gelmesini sağlıyor. Böylece kahve çekirdeğinin karakteristik özellikleri çok daha net şekilde ortaya çıkıyor. Uzmanlar, doğru mineral yapısına sahip suyun; asidite, gövde, berraklık ve aromatik yoğunluk üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirtiyor. Özellikle nitelikli kahve tüketiminin arttığı günümüzde, suyun kimyasal dengesi artık profesyonel baristalar için vazgeçilmez kriterlerden biri haline geliyor. Kafeler İçin Sadece Lezzet Değil, Maliyet Avantajı da Sunuyor Yeni ürünün öne çıkan bir diğer yönü ise espresso makinelerinde sık karşılaşılan kireçlenme ve aşınma problemlerine çözüm sunması oldu. Geleneksel su yapılarında yüksek sıcaklık altında oluşan mineral tortuları, zamanla makinelerde performans kaybına ve ciddi bakım maliyetlerine yol açabiliyor. Bluewater, Coffee Rock’un özel termal stabiliteye sahip mineral yapısı sayesinde kireç oluşumunu önemli ölçüde azalttığını belirtiyor. Bu durum yalnızca ekipman ömrünü uzatmıyor, aynı zamanda kahve makinelerinin daha istikrarlı performans göstermesine de katkı sağlıyor. Kafe işletmeleri açısından düşünüldüğünde bu teknoloji, bakım giderlerinin azalması ve operasyonel verimliliğin yükselmesi anlamına geliyor. Özellikle yoğun servis yapan işletmeler için makine arızalarının önüne geçmek büyük önem taşıyor. Londra’daki Festivalde Avrupa Tanıtımı Yapıldı Bluewater’ın yeni ürünü ilk kez mayıs ayının başında Bangkok’ta düzenlenen World of Coffee etkinliğinde uluslararası sektör temsilcileriyle buluştu. Avrupa lansmanı ise Londra’da gerçekleştirilen Bloomtown Festival kapsamında yapıldı. Islington bölgesinde düzenlenen etkinlikte kurulan özel Bluewater Café Station sistemiyle ziyaretçilere canlı kahve demleme deneyimi sunuldu. Şirket, burada Coffee Rock teknolojisinin kahve ekstraksiyonu üzerindeki etkilerini uygulamalı olarak gösterdi. Festival boyunca sektör profesyonelleri, farklı kahve çekirdekleri üzerinde gerçekleştirilen demlemelerde ürünün aroma dengesi ve tat profiline katkısını deneyimleme fırsatı buldu. İki Yıllık Ar-Ge Süreciyle Geliştirildi Coffee Rock’un geliştirme sürecinin yaklaşık iki yıl sürdüğü belirtiliyor. Projenin arkasında Bluewater Baş Bilim İnsanı Dr. Ahmed Fawzi ile ürün geliştirme lideri Maximillian Lundin yer aldı. Şirket yetkilileri, ürünün yalnızca teorik laboratuvar çalışmalarıyla değil, gerçek kafe ortamlarında yapılan testlerle de şekillendirildiğini ifade ediyor. Böylece hem bilimsel hassasiyet hem de günlük kullanım ihtiyaçları aynı noktada buluşturuldu. Lundin yaptığı değerlendirmede, kahve lezzetinin artık çok daha kontrollü şekilde yönetilebildiğini belirterek, doğru mineralizasyon sayesinde her kahve çekirdeğinin kendi karakterini daha net ortaya koyabildiğini söyledi. Dr. Fawzi ise su kimyasının kahve sektöründe halen yeterince anlaşılmadığını ancak aslında en kritik değişkenlerden biri olduğunu vurguladı. Yeni formülün bilimsel doğruluk ile operasyonel verimliliği aynı yapıda bir araya getirdiğini ifade etti. Bluewater Küresel Pazarda Büyümeyi Hedefliyor İsveçli girişimci Bengt Rittri tarafından kurulan BLUE AB çatısı altında faaliyet gösteren Bluewater, sürdürülebilir su teknolojileri alanındaki yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Rittri, daha önce dünya çapında tanınan hava temizleme markası Blueair’i kurmuş ve şirketi büyüttükten sonra Unilever’e satmıştı. Bluewater ise özellikle gelişmiş filtrasyon teknolojileriyle öne çıkıyor. Şirketin SuperiorOsmosis™ adı verilen sistemi, su içerisindeki kirleticilerin büyük bölümünü temizlerken geleneksel ters ozmoz sistemlerine kıyasla daha düşük su tüketimi sağlıyor. Coffee Rock’un ilk etapta İngiltere, İsveç, Kuzey Amerika, Asya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde satışa sunulduğu açıklandı. Uzmanlara göre ürün, yalnızca kahve zincirleri için değil, premium kahve deneyimi sunmak isteyen bağımsız kafeler için de yeni bir standart oluşturabilir. Kahve sektöründe kalite rekabetinin giderek arttığı bir dönemde, su teknolojilerine yapılan yatırımların önümüzdeki yıllarda çok daha kritik hale gelmesi bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

GEA Küçük ve Orta Kapasiteli Hatlar İçin Yeni Salamura Enjektörünü Tanıtıyor Haber

GEA Küçük ve Orta Kapasiteli Hatlar İçin Yeni Salamura Enjektörünü Tanıtıyor

MultiJector 500, GEA'nın MultiJector ailesine katılıyor ve 450 mm genişlik kategorisindeki önceki sistemlerin yerini alıyor. Bu sistem; üretim kapasitesini artırmak, ürün yelpazesini genişletmek veya salamura tutuşunu iyileştirmek için hassas enjeksiyon, daha sıkı hijyen standartları, güvenlik ve sürdürülebilirlik gereksinimlerine yanıt olarak ekipmanlarını güncellemek isteyen üreticilere yöneliktir. Uygulamaya özel enjeksiyon ihtiyaçları etrafında inşa edildi Yeni sistemin merkezinde uygulamaya özel bir iğne konfigürasyonu yer alıyor. Üreticiler, ürüne ve süreç hedefine bağlı olarak 2 mm veya 4 mm OptiFlex iğnelere yönlendiriliyor. Enjektör teknolojisinde iğne çapı ve iğne yoğunluğu, enjeksiyon desenini yani enjeksiyon noktalarının ürün yüzeyindeki dağılımını belirler. Daha yoğun bir desen, salamura dağılımını iyileştirebilir; bu durum özellikle düzensiz kürlemenin mikrobiyolojik risklere, verim kaybına veya tutarsız ürün kalitesine yol açabileceği durumlarda kritik önem taşır. Sistem ayrıca, üreticilerin uzun değişim süreleri olmadan ürün kategorileri arasında geçiş yapmasına olanak tanıyan, uygulamalar arası nispeten hızlı geçiş yapacak şekilde tasarlanmıştır. GEA Ürün Müdürü Willem Poos, "Küçük ve orta kapasite aralığındaki üreticiler, daha fazla reçete çeşitliliği nedeniyle baskı altındalar bu durum daha fazla ve daha kısa süreli üretim turlarına ve aynı zamanda daha dar işletme marjlarına neden oluyor," dedi. "MultiJector 500, çalışma süresini, salamura tutuşunu ve temizlik zahmetini en çok etkileyen süreç faktörlerini optimize ederken daha uyarlanabilir bir enjeksiyon platformu sağlamak üzere geliştirildi." Enjeksiyon – Prosesteki zorlu bir adım Endüstriyel et işlemede enjeksiyon, basit bir dozajlama işleminden çok daha fazlasıdır. Ürün güvenliği, verim, salamura tutuşu ve nihai ürün tekdüzeliği üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir. Verim, ileri işlemlerden sonra ürünün doğru kompozisyona sahip olmasını ifade eder. Tutuş ise ürünün tamburlama (tumbling), ısıl işlem veya paketleme gibi sonraki aşamalarda enjekte edilen salamurayı ne kadar iyi muhafaza ettiğini tanımlar. Salamura tutuşu zayıf olduğunda, üreticiler damlama kaybı veya sıvı salımı (enjeksiyon sonrası serbest sıvı çıkışı) ile karşılaşabilir; bu da ürünün görünümünü ve raf ömrünü olumsuz etkiler. MultiJector 500, revize edilmiş bir tahrik konsepti, iyileştirilmiş salamura dağıtımı ve OptiFlex iğne teknolojisinin geliştirilmiş kullanımı yoluyla bu etkileri en aza indirecek şekilde mühendislik sürecinden geçirilmiştir. Tahrik konsepti...enjektör kafasını kontrol eden hareket sistemini ifade eder; artık 2 mm ve 4 mm uygulamalar için esnek hale getirilmiş olup ürün üzerindeki mekanik stresi azaltır ve tutarlı bir enjeksiyon sonucunu destekler. Temiz etiketli (cleaner-label) pastırma, salamura dağılımına yönelik talepleri artırıyor Formülasyon trendleri değiştikçe bu yetenekler daha önemli hale geliyor. Örneğin, pastırma işlemede üreticiler; sodyum ve nitrit seviyelerini düşüren temiz etiketli formülasyonlarla giderek daha fazla çalışıyorlar. Bu değişiklikler, kürleme sırasında suyun ve çözünmüş maddelerin et dokusu boyunca doğal hareketi olan ozmotik etkiyi zayıflatabilir. Bu koşullar altında salamura eşitsiz dağılırsa, yetersiz kürleme meydana gelebilir; bu da gözle görülür renk farklılıklarına, daha düşük verime ve artan mikrobiyolojik riske yol açabilir. Bu uygulamalar için GEA, dağıtım doğruluğunu artırmayı amaçlayan daha sıkı bir enjeksiyon desenine sahip 2 mm'lik bir iğne seçeneği sunmaktadır. Kümes hayvanları uygulamaları filtrasyon üzerinde daha büyük bir yük oluşturur Kümes hayvanları işleme süreci, farklı bir dizi proses talebi sunar. Doku yapısı nispeten hassas olduğundan, işleme sırasındaki protein salımı devridaim eden salamurayı daha hızlı kirletebilir. Filtrasyon performansı sınırlı olduğunda iğneler tıkanabilir; bu durum planlanmamış duruş sürelerine ve hat kullanılabilirliğinin azalmasına neden olur. Bunu çözmek için, 2 mm iğnelerle çalışan MultiJector 500, daha zorlu uygulamalarda salamura temizliğini korumak üzere geliştirilen yeni Modüler Enjektör Filtresi'nin (Modular Injector Filter) ScreenFilter modülü ile yapılandırılabilir. Filtrasyon ve temizlik ön plana çıkıyor Temel mühendislik eklemelerinden biri Modüler Enjektör Filtresi'dir. Filtrasyon, enjektör performansında merkezi bir rol oynamaktadır; çünkü tıkanan iğneler hem ürün kalitesini hem de üretim akışını sekteye uğratabilir. Filtre; et, kümes hayvanları ve deniz ürünleri uygulamaları için tasarlanmıştır ve seçilen uygulama modeli, işlenen ürüne göre belirlenir. Willem Poos, "Filtrasyon performansı proses stabilitesi üzerinde doğrudan bir etkiye sahiptir," dedi. "İğneler tıkanmaya başladığında, sonuçlar sadece bakım ile sınırlı kalmaz. Bu durum enjeksiyon doğruluğunu, vardiya sürekliliğini ve nihayetinde ürün tutarlılığını etkiler. Modüler filtre konsepti, salamura kalitesini kontrol altında tutarken temizliği basitleştirmek için geliştirildi." GEA ayrıca, 10 dakikadan kısa sürede aletsiz temizliğe olanak tanıyan özel bir bant çıkarma sistemini de vurgulamaktadır. Operasyonel açıdan bu; birçok tesiste iş gücü tüketen, su kullanımını artıran ve gereksiz salamura imhasına yol açan ara temizlik yükünü azaltmayı amaçlamaktadır. Jambon ve şarküteri işleme esneklik gerektirir İşlemcilerin genellikle daha geniş ürün çeşitliliği ve daha küçük parti hacimlerini yönettiği jambon ve şarküteri uygulamalarında GEA, 4 mm'lik bir iğne konfigürasyonu sunmaktadır. Bu versiyon; optimize edilmiş yükseklik ayarı ve pürüzsüz iğne kafası hareketinden faydalanarak üretim süresini artırırken, GEA'nın meşhur sıyırıcı plaka (stripper plate) teknolojisi ile ürünün daha nazikçe işlenmesini destekler. Makinenin hijyenik tasarımı ayrıca ürünler arasında hızlı durulamaya, iğne ve iğne bloklarının ise son derece hızlı değiştirilmesine olanak tanır; bu durum özellikle sık ürün değişimi yapılan operasyonlarda kritik öneme sahip olabilir. Gıda İşlemedeki Güncel Baskılara Yanıt Vermek Bu lansman, üreticilerin ürün kalitesini daha yalın formülasyonlar ve daha sıkı kaynak yönetimi ile bağdaştırma konusunda artan baskılarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde gerçekleşiyor. Et, kümes hayvanları ve balık uygulamalarında; düzensiz salamura dağılımı, yetersiz kürleme, tıkanmış iğneler, tekrarlanan ara temizlik işlemleri ve tüm makine bileşenlerinin zaman alan sanitasyonu gibi sorunlarla sıkça karşılaşılmaktadır. Bu sorunlar yalnızca üretim kapasitesini değil; aynı zamanda su tüketimini, atık oluşumunu ve iş gücü dağılımını da doğrudan etkilemektedir. GEA, MultiJector 500'ü bu birleşik baskılara bir yanıt olarak konumlandırıyor. Şirket tarafından belirtilen bir çalışma senaryosunda, filtre temizliği veya iğne değişimi için durmaksızın sekiz saatlik bir vardiya boyunca yapılan kesintisiz üretim, bir ila iki saatlik üretim zamanı kaybından tasarruf sağlayabilir. Ek kazanımlar; daha düşük su ve salamura kayıpları ile kirlenmiş salamuranın daha az atılmasından elde edilebilir. Patentli iğne bloğu sistemi ve daha da geliştirilmiş OptiFlex iğneleri, özellikle sağlam ve dayanıklı olacak şekilde tasarlanmıştır. İğnelerin yüksek mekanik mukavemeti, değişim aralıklarının uzatılmasına ve ilgili işletme maliyetlerinin azaltılmasına yardımcı olur. Daha geniş bir marinasyon hattı konseptinin parçası MultiJector 500 ve 700; buz çözme, salamura hazırlama, enjeksiyon, sallama/yumuşatma ve tamburlamayı kapsayan daha büyük GEA marinasyon hatlarında hattın merkezinde yer alır. Bu, üreticilerin enjeksiyonu bağımsız bir proses adımı olarak değerlendirmek yerine, tüm hatları belirli kapasite hedefleri ve ürün karmaları etrafında yapılandırmasına olanak tanır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’nın Desteğiyle Su Verimliliğine Dair Yeni Bir Araştırma Haber

Garanti BBVA’nın Desteğiyle Su Verimliliğine Dair Yeni Bir Araştırma

Garanti BBVA’nın Türkiye Bilişim Vakfı’nın Başlangıç Noktası platformu iş birliğiyle hayata geçirdiği “Sanayide Su Verimliliği” araştırması, Türkiye’de su tüketiminin en yoğun olduğu üç ana sektörü –gıda, tekstil ve kâğıt üretimi– mercek altına aldı. Çalışma, hem Türkiye’nin 25 havzasının su potansiyelini hem de bu sektörlerin bölgesel dağılımlarını analiz ederek, su stresi yaşayan bölgelerdeki üretim risklerini ortaya koyuyor. Rapor, suyun sürdürülebilir yönetimi ile rekabet gücü arasında doğrudan bir ilişki olduğunu gösteriyor. Sektörlerin büyük kısmı suyun kritik öneminin farkında olsa da, yatırımlar henüz potansiyel seviyeye ulaşmış değil. Araştırmanın tamamına linkten ulaşabilirsiniz. Sürdürülebilir su yönetimi ile rekabet gücü arasında doğrudan bir ilişki var Araştırma bulgularına göre, imalat sektöründe kullanılan suyun %88’i doğrudan üretim sürecinde, proses suyu olarak kullanılıyor. Bu oran, suyun yalnızca yardımcı bir kaynak değil, üretimin temel girdilerinden biri olduğunu ortaya koyuyor. Buna karşın, sektörlerin büyük kısmı suyun kritik öneminin farkında olmasına rağmen, yatırımlar henüz potansiyel seviyesine ulaşmış değil. Türkiye’de gıda endüstrisinin %30’u, tekstil sektörünün %40’ı ve kâğıt endüstrisinin %7’si su kıtlığı çeken havzalarda faaliyet gösteriyor. Bu oranlar, sanayi üretiminin su stresi altındaki bölgelerde yoğunlaşmaya başladığını gösteriyor. Veriler, su verimliliğinde dönüşümün kaçınılmaz olduğuna işaret ediyor Türkiye genelinde soğutma suyu hariç deşarj edilen atıksu oranı %93’ün üzerinde. Bu oran, üretim süreçlerinde kullanılan suyun neredeyse tamamının geri dönüşüme kazandırılmadan sistemden çıktığı anlamına geliyor. Su kıtlığı riski açısından Marmara ve Küçük Menderes havzaları nüfus yoğunluğu ve büyüme hızı bakımından en hassas bölgeler olarak öne çıkıyor. İmalat sanayisi toplam su çekiminin yaklaşık üçte birini oluşturuyor Araştırma ayrıca, imalat sanayisinin toplam su çekiminin yaklaşık %13’ünü oluşturduğunu, buna rağmen su verimliliği odaklı teknolojik yatırımların sınırlı kaldığını ortaya koyuyor. Endüstriyel tesislerin önemli bir kısmı hâlâ geri kazanım sistemlerini yalnızca yasal zorunluluklar çerçevesinde uyguluyor. Ancak proses sularının arıtma ve filtrasyon sonrası tekrar kullanımı ile su maliyetinin düşürülebileceği ve verimliliği artıracağı vurgulanıyor. Cemal Onaran: “Su, sadece çevresel bir zorunluluk değil ekonomik dayanıklılığın da temeli” Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran, araştırmayla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Sanayi üretiminde suyun doğru yönetimi, sadece çevresel bir zorunluluk değil; ekonomik dayanıklılığın da temelini oluşturmakta. ‘Sanayide Su Verimliliği’ Araştırması, su verimliliğinin işletmelerin rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Sanayide dönüşümün merkezinde enerji kadar suyun da yer aldığı bu dönemde, farkındalığı artırmak ve somut çözümler geliştirmek büyük bir önem taşıyor. Su kaynaklarımızın sürdürülebilir yönetimi odağımızdaki konulardan biri. Müşterilerimizin su verimliliği yatırımlarını yenilikçi sürdürülebilir finansman modellerimiz ile destekliyoruz. Deniz ekosisteminin korunmasına katkı sunduğumuz Mavi Nefes projesiyle, su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda bilim, sivil toplum ve teknolojiyi bir araya getiriyoruz. Müsilajla mücadeleden su altı ekosisteminin iyileştirilmesine uzanan bu proje, suyun yalnızca endüstride değil, tüm yaşam döngüsünde korunması gerektiğini hatırlatıyor. Nihai amacımız, işletmelerin ve bireylerin bu alandaki dönüşümünü hem bilgi hem finansal destekle hızlandırmak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.