Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Finans Fonksiyonu

Kapsül Haber Ajansı - Finans Fonksiyonu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finans Fonksiyonu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CFO’ların Yeni Gündemi Yapay Zekâ ve Değer Yaratmak Haber

CFO’ların Yeni Gündemi Yapay Zekâ ve Değer Yaratmak

Araştırma, şirketlerin giderek daha karmaşık hale gelen bir ortamda değer oluşturma ve değeri ölçme konusunda karşılaştıkları zorluklar doğrultusunda CFO rolünün nasıl evrildiğini ele alıyor. Katılımcı CFO'ların %60'ı CFO'nun şirkete uzun vadeli değer oluşturmada liderlik etmek istediğini belirtirken, araştırma yalnızca %25'inin kritik yatırım kararlarına liderlik ettiğini ve %26'sının değer yaratımına ilişkin tartışmalara öncülük ettiğini ortaya koyuyor. CFO’ların %68’i mevcut performans göstergelerinin yeniden tanımlanması gerektiğini ifade ediyor Araştırma bulgularına göre; CFO’ların potansiyellerini tam anlamıyla ortaya koymalarının önündeki temel engellerden biri, değerin ölçülmesi konusundaki zorluklar olarak öne çıkıyor. CFO’ların %49’u, geleneksel metriklerin teknoloji, veri, yeni roller ve hatta uzun vadeli yatırımların getirdiği değeri yeterince yansıtmadığını düşünüyor. %50’si ise yatırım getirisinin (ROI) önceden tanımlanmasındaki güçlüğün önemli bir engel olduğunu belirtiyor. CFO’ların %68’i ise mevcut performans göstergelerinin yeniden tanımlanması gerektiğini ifade ediyor. Yapay zekâ büyüme tahminlemesinde önemli bir rol oynayabilir CFO’lar, dönüşüm çabalarında ekipleri genelinde yeni teknolojilere ilişkin yetkinlik ve bakış açısı eksikliği nedeniyle de zorluklarla karşılaşıyor. CFO’ların sadece %21’i, finans fonksiyonlarının yapay zekâya hazırlık seviyesini diğer şirketlerle kıyaslandığında lider veya ileri düzey olarak değerlendiriyor. Ayrıca %15’ten daha azı, ekiplerinin yapay zekâ da dahil olmak üzere yeni teknolojileri kullanma konusunda yüksek düzeyde uyum sağlayabildiğine veya kendine güvendiğine inanıyor. Araştırma, CFO’ların %49’u yapay zekânın veri analizi, %45’i büyüme tahminlemesi ve %41’i dinamik fiyatlandırma gibi alanlarda güçlü bir potansiyele sahip olduğunu düşündüğünü ortaya koyuyor. Yapay zekâya tamamen hazır olduklarını belirten CFO’ların %71’i yapay zekânın büyüme tahminlemesinde önemli bir rol oynayabileceğine inanıyor. Diğer yandan, katılımcıların %61’i veri kalitesiyle ilgili sorunları öne çıkarırken, %51’i yapay zekânın sağlayacağı faydaları net bir şekilde açıklamakta zorlandığını ifade ediyor. CFO’ların %50’si ise bu teknolojiden tam anlamıyla yararlanabilmek için gerekli yetkinliklere veya kapasiteye ekipleri genelinde sahip olmadıklarını belirtiyor. Araştırma sonuçları, CFO rolünün dönüşen gereklilikleri doğrultusunda liderlik yetkinliklerinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. CFO’ların %38’i, finans fonksiyonunun daha hızlı dönüşüm geçirdiğini belirtirken, %68’i, etkinliklerini sürdürebilmek için yeni beceriler ve farklı liderlik yaklaşımları geliştirmeleri gerektiğine inanıyor. %50’si ise görev devri risklerini önlemek amacıyla liderlik gelişimi programlarının tüm finans ekibine yaygınlaştırılmasını istiyor. EY Türkiye Finansal Muhasebe ve Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı Ozan Özarıkça araştırma sonuçlarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “EY CFO’nun DNA’sı araştırmamız, CFO rolünün küresel ölçekte köklü bir dönüşüm geçirdiğini ortaya koyuyor. CFO’lar artık yalnızca raporlama ve kontrol fonksiyonlarını yerine getiren yöneticiler değil, şirketlerin nasıl değer sunduğunu şekillendiren stratejik liderler olarak konumlanıyor. Finans fonksiyonu stratejik ortak olma yolunda ilerlerken, CFO’lar da organizasyon içindeki stratejik rolünü büyütüyor. CFO’lardan artık; teknoloji, yetenek ve liderliği bir araya getirerek şirket değerini aktif biçimde yönlendirmeleri bekleniyor. Ancak stratejik karar alma noktasında bu beklenti nispeten geride kalıyor. Şirketlerin büyük bölümünde finans ekipleri, değer oluşturmaktan çok kontrol ve operasyon odaklı birim olarak konumlandırılıyor. Günümüz CFO’larının işletmeler için stratejik iş ortakları olarak konumlanan, dayanıklı ve yenilikçi finans fonksiyonları oluşturmaları gerekiyor. Somut çıktılar üretmek, kısa ve uzun vadeli yatırım kararlarına liderlik etmek isteyen CFO’ların değer ölçümüne yönelik yaklaşımlarını yeniden tasarlaması ve kritik yatırım kararlarının sahipliğini üstlenmesi gerekiyor. Yine güçlü veri temelleri ve yetkinlik yatırımlarıyla yapay zekâya hazırlık seviyesini artırması, insan ve kurum kültürünü temel öncelikleri arasına alması, yeni teknolojiler karşısında uyum yeteneğini, iş birliğini ve güveni güçlendirmesi gerekiyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Teknoloji Sektörü, 2026’da Hiper-Hızlı Bir Yapay Zekâ Dönemine Giriyor Haber

Teknoloji Sektörü, 2026’da Hiper-Hızlı Bir Yapay Zekâ Dönemine Giriyor

Araştırma, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında inovasyona öncelik vererek büyümeyi hızlandırabileceklerine dikkat çekiyor. Aynı zamanda stratejik ortaklıklarla büyük ölçekte yapay zekâ uygulamalarının iş modellerine entegre edilmesi de sektörde büyümeyi hızlandırabilen bir diğer faktör olarak ön plana çıkıyor. Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY, teknoloji şirketlerinin 2026 yılında büyümeyi ve operasyonel verimliliği artırmak için odaklanabileceği kritik alanları ele aldığı “Teknoloji Şirketleri için En Büyük 10 Fırsat” araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırma, teknoloji sektörünün hiper-hızlı bir yapay zekâ dönemine girdiğini ortaya koyarken, bu yeni dönemde lider konumda olmak isteyen şirketlere net bir yol haritası sunuyor. Araştırmaya göre; 2026’da başarıyı belirleyen temel unsur günümüz iş dünyasında hızlı aksiyon almak olacak. Yapay zekâ odaklı inovasyonun ivme kazanmasıyla birlikte teknoloji şirketlerinin; stratejik iş birlikleri yoluyla daha hızlı büyüme ve verimlilik elde etmesi öne çıkıyor. Aynı zamanda belirli amaçlar doğrultusunda otonom karar alabilen yapay zekâ sistemleri (Agentic AI), platformlar ve bulut sistemleri arasında birlikte çalışabilirlik ile fiziksel yapay zekâ ve robotik çözümler, yeni rekabet avantajlarının merkezinde yer alıyor. EY araştırmasında, yapay zekânın hız kazanmasıyla birlikte güvenilir yapay zekânın artık yalnızca bir uyum başlığı değil, gelir ve itibarın korunması açısından operasyonel bir zorunluluk haline geldiği vurgulanıyor. Bu kapsamda, yönetişimin iş süreçlerine entegre edilmesi, liderlerin daha etkin bir rol üstlenmesi ve güçlü veri altyapılarının oluşturulması kritik önem taşıyor. EY, 2026’da teknoloji şirketlerinin göz önünde bulundurması gereken 10 fırsat alanını şöyle sıralıyor: 1. Hiper-hızlı yapay zekâ döneminde stratejik iş birlikleriyle büyüme hızlandırılmalı Yapay zekâ odaklı stratejik iş birlikleri, birleşme-satın alma işlemleri veya ortak girişim yaklaşımları ile, teknoloji şirketlerinin daha hızlı ölçeklenmesini sağlayacak. Yönetişimden ödün vermeden, stratejik iş birliklerini güçlendiren teknoloji şirketleri, değişen regülasyonlara daha çevik uyum sağlayarak sürdürülebilir rekabet avantajı elde edebilir. 2. Platformlar arası entregre çalışabilirlik ve fiziksel yapay zekâya geçiş önceliklendirilmeli Ürünlere entegre yapay zekâ artık standart hale gelirken, platformlar ve bulutlar arasında sorunsuz çalışan sistemler fark yaratıyor. Yapay zekâ, robotik ve otonom çözümlerle birleşen bu yaklaşım, yazılım ile fiziksel dünyayı yakınlaştırarak yeni büyüme alanları sunma fırsatı taşıyor. Bu yetkinliklere yatırım yapan teknoloji şirketleri rekabet avantajı elde edebilir. 3. Güvenli ve güvenilir yapay zekâ operasyonel hale getirilmeli Yapay zekânın yaygınlaşması arttıkça güvenilirlik ve etiklik konuları tercih olmanın ötesine geçerek operasyonel gereklilik haline geliyor. Teknoloji şirketlerinin; iş akışlarına ve risklere en yakın konumda bulunan fonksiyonları güçlendirerek, sınırları tanımlama, risk alanlarını belirleme ve güvenilirlik uygulamalarını günlük operasyonlara entegre etme modeline yönelmesi gerekiyor. Güçlü sınırlar olmadan, şirketler zincirleme başarısızlığa yol açabilecek ve iş hedeflerini sekteye uğratabilecek risklerle karşı karşıya kalıyor. İş fonksiyonlarının güçlendirilmesi ve yönetişimin günlük süreçlere entegre edilmesi, bu büyümenin sürdürülebilir şekilde yönetilmesini sağlayabilir. Bunu başaran teknoloji şirketleri, mevzuata ve itibara ilişkin riskleri azaltırken operasyonel verimliliği artırabilir. 4. Yapay zeka döneminde ticari konulara ilişkin strateji yeniden ele alınmalı Yapay zekâ temelli şirketler, yazılımların fiyatlandırılması, hazırlanması ve satın alınması süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Geleneksel modeller yerini sonuç ve değer odaklı fiyatlandırmaya bırakıyor. Müşteriler artık erişimden çok sorunsuz deneyimler ve ölçülebilir fayda bekliyor. Araştırmaya göre; 2026’da lider şirketlerin, fiyatlandırmayı doğrudan sağlanan çıktı ve değerle ilişkilendiren modellerle öne çıkacağı öngörülüyor. Bu sonuç odaklı modeller, müşteriler için tercih edilen bir satın alma deneyimi sunmayı hedefliyor. 5. Esneklik için yapay zekâ model seçimi optimize edilmeli Açık ve kapalı yapay zekâ modelleri arasındaki doğru denge, maliyet, performans ve uyum açısından kritik hale geliyor. Açık model ekosistemi hızla gelişerek daha düşük giriş bariyerleri, daha hızlı süreçler ve çoğu zaman maliyetin çok küçük bir kısmıyla iş akışlarına derin bir entegrasyon potansiyeli sunuyor. Kapalı modeller ise daha yüksek maliyetler, tedarikçiye bağımlılık ve yerelleştirme veya uyum açısından daha sınırlı esneklik gibi riskleri beraberinde getirebiliyor. 2026’da bu modelleri iş operasyonları ve regülasyon ihtiyaçlarına göre doğru yöneten teknoloji şirketleri, hız ve esneklik avantajı elde edebilir. 6. Dijital egemenlik odaklı tasarım ve etkin iş gücü modeli benimsenmeli Regülasyonlar ve jeopolitik gelişmeler, yapay zekâda yerelleşmeyi zorunlu kılıyor. Avrupa Birliği’nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA), Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Yapay Zekâ Yasası gibi düzenlemeler şirketlerin planlarını etkilerken, dijital egemenlik yaklaşımı daha çok önem kazanıyor. Bu konu; yeteneklerin nerede konumlandığını, hesaplama süreçlerinin nerede gerçekleştiğini ve temel modellerin ulusal değerleri, etik yaklaşımları ve gelenekleri nasıl yansıttığını kapsıyor. Stratejilerine farklı bölgesel perspektifleri ve regülasyon gerekliliklerini entegre eden şirketler, hızdan ödün vermeden uyum sağlayarak, giderek farklılaşan bu ortamda küresel ölçekte büyümeyi sürdürebilebilir. 7. Yapay zekâ zorlukları, alanında uzmanlarla yönetilmeli Yapay zekâ uygulamaları karmaşıklaştıkça, ilgili uzmanların doğrudan iş birimlerinde görev alması önem kazanıyor. Teknik yetkinliğin doğrudan iş birimlerine veya proje ekiplerine dahil edilmesi, bu teknolojinin kullanımını hızlandırırken uygulama kalitesini ve sürekliliği artırıyor. Bu rolleri değeri en üst düzeye çıkaracak şekilde yapılandıran teknoloji şirketleri, avantaj elde edebilir. 8. Dijital altyapı ve yapay zekâ dönemi için vergi stratejisi yeniden ele alınmalı Küresel ölçekte büyüyen teknoloji şirketleri için vergi, stratejik bir karar alanı haline geliyor. Nerede yatırım yapılacağı, fikri mülkiyet sahipliğinin nasıl yapılandırılacağı ve maliyetler ile kârların sınırlar arasında nasıl dağıtılacağına ilişkin kararların proaktif olarak değerlendirilmesi önem kazanıyor. Bu doğrultuda, vergi stratejisinin dijital dönüşümün temeline entegre edilmesi gerekiyor. Vergi yaklaşımını dijital dönüşümün merkezine yerleştiren şirketler, büyüme sürecinde uyum ve çeviklik sağlayabilir. 9. AI destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımlarıyla finans fonksiyonu, stratejik bir itici güce dönüştürülmeli Yapay zekâ destekli FinOps (Financial Operations) yaklaşımları, finans fonksiyonunu raporlamanın ötesine taşıyor. Gerçek zamanlı görünürlük ve akıllı kaynak yönetimi, daha hızlı ve isabetli karar almayı mümkün kılıyor. Doğru şekilde hayata geçirildiğinde finans, bir raporlama fonksiyonu olmaktan çıkarak marj artışını destekleyen, sermaye kullanımını optimize eden ve kurum genelinde karar süreçlerini iyileştiren stratejik bir itici güç haline geliyor. 10. Yapay zekâ çağında, kurumsal güvenlik yeniden gözden geçirilmeli Teknoloji şirketlerinin, temel güvenlik seviyesinin ötesine geçerek daha proaktif ve yapay zekâ destekli siber güvenlik ve veri güvenliği yaklaşımlarını benimsemesi gerekiyor. Bu kapsamda; iyileştirme hizmet seviyesi anlaşmalarının haftalardan saatlere indirilmesi, siber tehdit tespiti ile müdahalesinin otomatikleştirilmesi ve sürekli kimlik doğrulamanın entegre edilmesi gibi alanlar öne çıkıyor. Kimlik, veri ve yapay zekâ modellerini bütüncül şekilde koruyan teknoloji şirketleri, büyümeyi kesintisiz ve güvenli biçimde sürdürebilir. EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı, Telekomünikasyon, Medya ve Teknoloji Sektör Lideri Emre Beşli araştırma ile ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu: “Teknoloji sektörü, 2026 yılında yapay zekânın hızla yaygınlaştığı ve ölçülebilir değer üretmenin her zamankinden daha kritik hale geldiği bir döneme giriyor. Teknoloji şirketleri bugün yapay zekânın potansiyelini konuşmaktan çok, bu potansiyeli güvenli ve güvenilir şekilde nasıl hayata geçireceklerine ve etkili çözümlerle nasıl sürdürülebilir değer elde edebileceklerine odaklanıyor. Öte yandan “dijital egemenlik” kavramı da belirleyici bir unsur olarak hayatımıza girdi. Üst yönetim gündeminde artık ‘yapabilir miyiz?’ sorusunun yerini, ‘nasıl daha hızlı ve etkili uygularız?’ sorusu almış durumda. Otonom sistemlerin operasyonel süreçleri desteklediği, liderlerin ise stratejik yönlendirmeye odaklandığı bu yeni iş modelinin, rekabet avantajının temelini oluşturacağını söylemek mümkün. Araştırmamızda ortaya koyduğumuz fırsatlar, teknoloji şirketlerinin deneme ve pilot süreçlerden operasyonel olgunluğa geçişini desteklerken; yapay zekâ temelli stratejileri benimseyen, yönetişimi dönüştüren ve iş modellerini yeniden kurgulayan şirketlerin kazanan konumda olacağına işaret ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.