Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Finansal Dayanıklılık

Kapsül Haber Ajansı - Finansal Dayanıklılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansal Dayanıklılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Form Grup Sürdürülebilir Büyüme Stratejisini Güçlendiriyor Haber

Form Grup Sürdürülebilir Büyüme Stratejisini Güçlendiriyor

2026’nın ilk yarısında ihracat odaklı iş kolları, merkezi klima sistemleri ve VRF çözümlerinde hedefleriyle uyumlu sonuçlar elde eden Form Grup, yılın ikinci yarısında ihracatın büyüme içindeki payını artırmaya, operasyonel verimliliğini güçlendirmeye ve enerji dönüşümünü destekleyen yatırımlarına devam etmeye odaklanacak. Bu kapsamda üretim süreçlerinin iyileştirilmesi, otomasyon yatırımlarının sürdürülmesi ve mevcut dış pazarlardaki konumun güçlendirilmesi öncelikli çalışma alanları arasında yer alacak. İlk Yarıda Merkezi Klima ve VRF Sistemleri Öne Çıktı Form Grup, 2026’nın ilk yarısında özellikle ihracat odaklı iş kolları, merkezi klima sistemleri ve VRF çözümlerinde olumlu bir seyir izledi. Isı pompaları, klima santralleri, soğutma grupları grubun büyüme alanları arasında öne çıktı. Bireysel klima segmentinde yılın ilk aylarında daha dengeli bir performans kaydedilirken yaz sezonuyla birlikte bu alandaki faaliyetler hız kazandı. İkinci Yarıda Verimlilik ve Finansal Dayanıklılık Öne Çıkacak Yıllık euro bazında yüzde 10 büyüme hedefini koruyan Form Grup, ikinci yarıda büyümeyi kârlılık, nakit akışı ve kaynak kullanım verimliliğiyle birlikte yönetecek. Üretim süreçlerinde verimlilik sağlayacak otomasyon uygulamaları, enerji tüketimini azaltan yatırımlar ve talep planlamasını geliştiren dijital sistemler bu dönemin öncelikleri arasında bulunuyor. Grup, stok yönetimi, üretim planlaması ve tedarik zincirinde atacağı adımlarla operasyonel ve finansal dayanıklılığını destekleyecek. Dış Pazarlarda Kalıcı ve Güçlü Bir Yapılanma Hedefleniyor Form Grup, ihracatın büyüme içindeki payını artırırken faaliyet gösterdiği dış pazarlardaki konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Katma değerli ürünleri ve mühendislik çözümleriyle özellikle Avrupa başta olmak üzere mevcut pazarlarda uzun vadeli iş birliklerini geliştirecek olan grup, yeni coğrafyalardaki fırsatları stratejik uyum ve kalıcı değer yaratma potansiyeli doğrultusunda değerlendirecek. “Enerji Verimli Teknolojiler Büyümenin Önemli Alanları Arasında Yer Alacak” 2026’nın ilk yarısını ve sektörün yılın geri kalanına ilişkin görünümünü değerlendiren Form Şirketler Grubu Yürütme Kurulu Başkanı Tunç Korun, “İlk yarıyı hedeflerimizle uyumlu bir performansla tamamladık. İhracat odaklı iş kollarımız, merkezi klima sistemleri ve VRF çözümlerimiz olumlu bir seyir izlerken enerji verimliliği yüksek ürünler de büyümemizi destekledi. Yılın ikinci yarısında mevcut ihracat pazarlarımızdaki konumumuzu güçlendirmeye, katma değerli çözümlerimizin payını artırmaya ve operasyonel süreçlerimizi daha verimli hale getirmeye odaklanacağız. İklimlendirme sektöründe ihracat pazarlarındaki gelişmeler ve makroekonomik koşullar, ikinci yarıda daha seçici ve temkinli bir yaklaşımı öne çıkarıyor. Buna karşılık enerji verimliliği, merkezi sistemler, VRF çözümler, ısı pompaları ve düşük karbonlu teknolojiler büyüme potansiyelini koruyor. Özellikle ısı pompalarına yönelik artan talebin, üreticilerin ürün geliştirme ve yatırım gündeminde bu alanı daha fazla önceliklendirmesini bekliyoruz. Form Grup olarak yıllık euro bazında yüzde 10 büyüme hedefimizi güçlü nakit akışı, finansal disiplin ve uzun vadeli değer yaratma yaklaşımıyla sürdürmeyi hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'de Her 10 KOBİ'den 7’si Sigortasız Haber

Türkiye'de Her 10 KOBİ'den 7’si Sigortasız

Birleşmiş Milletler tarafından KOBİ'lerin ekonomik kalkınma ve sürdürülebilir büyümedeki kritik rolüne dikkat çekmek amacıyla ilan edilen 27 Haziran KOBİ (Mikro, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler) Günü, Türkiye ekonomisinin temel yapı taşlarını oluşturan işletmelerin karşı karşıya olduğu riskleri de yeniden gündeme taşıyor. TÜİK'in 2024 yılına ilişkin yayımladığı son verilere göre Türkiye'de faaliyet gösteren 3 milyon 928 bin KOBİ, toplam girişimlerin %99,6'sını oluştururken, istihdamın %68,5'ini ve ekonomide yaratılan katma değerin %41,2'sini sağlıyor. Kadınlar, gençler ve dezavantajlı gruplar için önemli bir istihdam ve gelir kaynağı olan KOBİ'ler, aynı zamanda yerel kalkınmanın da en önemli aktörleri arasında yer alıyor. Ancak günümüzde işletmeler ekonomik dalgalanmaların yanı sıra iklim krizinden siber saldırılara, tedarik zinciri kesintilerinden artan maliyetlere kadar çok daha karmaşık ve birbirini tetikleyen risklerle karşı karşıya kalıyor. KOBİ'ler büyüme, dijitalleşme ve ihracat hedeflerine odaklanırken, karşı karşıya oldukları riskler de giderek çeşitleniyor. Allianz Risk Barometresi 2026 sonuçlarına göre Türkiye'de iş dünyasının en önemli riskleri arasında makroekonomik gelişmelerin ardından siber olaylar ikinci, doğal afetler ise dördüncü sırada yer alıyor. Yapay zekâ ise bu yıl ilk kez Türkiye'nin risk gündemindeki ilk 10 risk arasında yer alarak yedinci sıradan listeye girmiş durumda. KOBİ'lerin yaklaşık yüzde 68'i sigorta güvencesine sahip değil Artan ve karmaşıklaşan risklere rağmen Allianz Türkiye'nin değerlendirmelerine göre Türkiye'deki KOBİ'lerin yaklaşık %68'i sigorta güvencesi olmadan faaliyet gösteriyor. Oysa artan doğal afetler, yangınlar, sel ve fırtına gibi iklim kaynaklı olaylar ile siber tehditler, işletmelerin faaliyetlerini kesintiye uğratabilecek ciddi riskler oluşturuyor. Bu ortamda risk yönetimi ve finansal dayanıklılık da işletmelerin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıyor. "Risk yönetimi artık KOBİ'ler için rekabet avantajının bir parçası" Allianz Türkiye Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, konuyla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "KOBİ'ler ülkemiz ekonomisinin omurgasını oluşturuyor. Ancak günümüzün belirsizliklerle dolu iş ortamında işletmeler yalnızca geleneksel risklerle değil; siber saldırılar, iklim kaynaklı afetler, tedarik zinciri sorunları ve faaliyet kesintileri gibi yeni nesil risklerle de karşı karşıya. Allianz Risk Barometresi 2026 sonuçları da işletmelerin risk gündeminin hızla değiştiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle işletmeler için sigorta koruması kadar riskleri önceden tespit etmek ve dayanıklılıklarını artırmak da kritik önem taşıyor. Bu noktada risk yönetimini yalnızca bir maliyet unsuru olarak değil, işletmenin sürdürülebilirliğini ve rekabet gücünü destekleyen stratejik bir unsur olarak görmek gerekiyor. Özellikle son yıllarda yaşadığımız deprem, sel, yangın ve aşırı hava olayları, risklere hazırlıklı olmanın önemini bir kez daha ortaya koydu. İşletmelerin faaliyetlerini kesintisiz sürdürebilmeleri için koruma mekanizmalarını güçlendirmeleri artık hayati önem sahip”. Riskleri gerçekleşmeden yönetmek mümkün Artan afet riski ve iklim değişikliğinin etkileri, sigortacılıkta teknik uzmanlığı ve bilimsel yaklaşımı her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Allianz Grubu desteğiyle 2019 yılında hayata geçirilen Allianz Teknik, bugün Türkiye'nin uluslararası akreditasyon standartlarına uygun ilk ve tek akredite deprem laboratuvarı olarak faaliyet gösteriyor. Aynı zamanda Yangın Test & Eğitim Merkezi olan kurum, afet ve çevresel risklerle mücadelede öncü bir rol üstleniyor. Yapı güvenliğini artırmaya yönelik sunduğu testler, mühendislik hizmetleri, eğitim programları ve danışmanlık çalışmalarıyla bireysel ve kurumsal farkındalığı artırmayı hedefleyen Allianz Teknik, farklı sektör ve ölçeklerden işletmelerin maruz kalabileceği risklerin analiz edilmesine, dayanıklılıklarının artırılmasına ve olası kayıpların azaltılmasına katkı sağlıyor. KOBİ'lere özel koruma çözümleri Allianz Türkiye’nin KOBİ’lere özel geliştirdiği İşyerim Sigortası ile yangın, deprem, sel, hırsızlık, elektronik cihaz arızaları, makine kırılması ve sorumluluk gibi birçok risk tek bir poliçe kapsamında güvence altına alınıyor. İşletmeler ayrı ayrı poliçeler almak yerine, kapsayıcı, faaliyetlerine ve ihtiyaçlarına uygun ekonomik paketlerle güvence sağlayabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Katılımevim, Dünyanın En Hızlı Büyüyen Şirketleri Arasında İlk 50’de Haber

Katılımevim, Dünyanın En Hızlı Büyüyen Şirketleri Arasında İlk 50’de

Halka açık 1.000 prestijli şirketin yer aldığı listede Katılımevim, dünya genelinde 45’inci, Türk şirketleri arasında ise 5’inci sırada yer aldı. TIME ve Statista tarafından gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirmede; şirketlerin son beş yıldaki gelir artışı, çalışan sayısındaki büyüme ve sürdürülebilir ölçeklenme kabiliyetini içeren operasyonel performansları esas alındı. Araştırmaya dahil edilen halka açık şirketler; kârlılık, borçluluk düzeyi, nakit akışı ve Finansal dayanıklılık gibi kriterlerin yanı sıra hisse getirisi, piyasa değeri artışı ve volatilite gibi göstergeler üzerinden de değerlendirildi. Yalnızca en hızlı büyüyen şirketleri değil, aynı zamanda güçlü mali yapıya ve sağlıklı piyasa performansına sahip sürdürülebilir büyüme liderlerini belirlemeyi amaçlayan bu listede üst sıralarda yer almak, Katılımevim’in verimli iş modelinin, güçlü organizasyon yapısının ve sürdürüebilir büyüme yaklaşımının uluslararası ölçekte takdir gördüğünü ortaya koydu. Katılımevim tarafından yapılan açıklamada, uluslararası alanda kazanılan bu başarının şirketin sürdürülebilir büyüme vizyonunu daha da güçlendirdiği vurgulanırken; "Birlikte büyüyoruz, birlikte güçleniyoruz" felsefesiyle bu önemli başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarına, iş ortaklarına ve paydaşlara teşekkür edildi. 2023 yılından bu yana Borsa İstanbul’da KTLEV koduyla işlem gören Katılımevim, tasarruf Finansman sektöründe halka açık tek şirket olarak faaliyetlerini sürdürürken, istikrarlı büyüme performansını uluslararası platformlarda da tescillemeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kocaer Çelik'ten 2025 Yılında Satış ve Üretim Rekorları Haber

Kocaer Çelik'ten 2025 Yılında Satış ve Üretim Rekorları

Küresel çelik piyasalarında talep dalgalanmalarının ve fiyat baskılarının öne çıktığı bir yılda şirket, esnek üretim kabiliyeti, dengeli ihracat yapısı ve katma değer odaklı ürün stratejisi sayesinde operasyonel dayanıklılığını korudu. 2025 yılında toplam satış hacmini bir önceki yıla göre %17,6, üretimini ise %26 artıran Kocaer Çelik, tarihinin en yüksek satış ve üretim seviyesine ulaştı. Söz konusu satış performansı; geniş coğrafi dağılıma sahip ihracat ağı, mevcut pazarlarda derinleşme ve yeni pazarlara erişim kabiliyetinin etkisiyle gerçekleşti. Şirket, küresel demir-çelik sektöründe sıkça değişen ticaret politikaları, kotalar, vergiler, tarifeler ve benzeri korumacı uygulamalara rağmen büyümesini sürdürdü. Aynı dönemde net satışlar 24,1 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken, düzeltilmiş FAVÖK 3,1 milyar TL oldu. Elde edilen bu sonuçlar, şirketin hacim büyümesini kârlılık odaklı yapısal dönüşümle birlikte yönettiğini ortaya koydu. İhracat Gücü ve Katma Değerli Ürün Stratejisi Performansı Destekledi Altmış yılı aşan sanayi deneyimiyle bugün 6 kıtada 140 ülkeye ihracat gerçekleştiren Kocaer Çelik, 2025 yılında 457 milyon ABD doları (USD) seviyesinde ihracat ve ihraç kayıtlı satış gerçekleştirdi. Aynı dönemde yabancı para cinsinden satışların payı %90–95 bandında gerçekleşti. A1 ve A2 fabrikalarında tamamlanan yatırımların ardından devreye alınan yeni nesil ürünler, ürün karmasında belirgin bir iyileşme sağladı. Katma değerli çelik profillerin toplam satış hacmi içindeki payı 2023’te %39, 2024’te %42 iken 2025’te %43’e yükseldi. Ürün karmasındaki bu dönüşüm kârlılık göstergelerine de olumlu yansıdı. Finansal Dayanıklılık ve Operasyonel Verimlilikte Güçlü İyileşme 2025 yılında 2024 yılına göre net kârın artış göstermesi, Kocaer Çelik’in ürün karması optimizasyonu, maliyet disiplini ve operasyonel verimlilik odağında doğru kaldıraçları devreye aldığını ortaya koydu. Bu yaklaşım, ciro odaklı büyüme yerine sürdürülebilir kârlılık hedefinin önceliklendirildiğini de teyit etti. Şirketin bilanço kalitesi de yıl içinde belirgin şekilde güçlenip, net finansal borç rasyosu 0,79x’ten 0,65x seviyesine geldi. 2025 sonuçlarını değerlendiren Kocaer Çelik Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kocaer, küresel ölçekte artan korumacılık eğilimlerine ve piyasa baskılarına rağmen şirketin çevik ve dayanıklı iş modelini koruduğunu belirtti. Modernizasyon yatırımları ve ürün karmasındaki dönüşümün uzun vadeli stratejilerle uyumlu ilerlediğini vurgulayan Kocaer, teknolojik dönüşüm adımlarının şirketi geleceğe hazırladığını ifade etti. Kocaer Çelik, teknoloji ve sürdürülebilirlik odağındaki büyümesine devam etmekte Kocaer Çelik, güneş enerjisi alt yapısı, enerji nakil hattı, yapısal çelik, ulaşım, madencilik, tünel, gemi inşa, tarım, makine imalat ve savunma sanayi sektörlerinde faaliyet gösteren müşterilerine yönelik çözümler geliştirmeyi sürdürürken önümüzdeki dönemde küresel pazarlardaki etkinliğini daha da artırmayı hedeflemekte. Şirket, yalın ve düşük karbonlu üretim yaklaşımını derinleştirirken; teknoloji, sürdürülebilirlik ve katma değerli üretim odağındaki büyüme stratejisini kararlılıkla ilerletmekte. Toplumsal sorumluluğu iş modelinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandıran Kocaer Çelik, eğitim, gençlerin gelişimi ve sporun desteklenmesi başta olmak üzere farklı alanlarda yürüttüğü çalışmalarla sosyal fayda üretmeye devam etmekte. Çevresel duyarlılığı kurumsal önceliklerinin merkezine yerleştiren şirket, doğal kaynakların korunması ve biyoçeşitliliğin desteklenmesini uzun vadeli sürdürülebilirlik vizyonunun ayrılmaz bir unsuru olarak ele almakta. 2025 yılında elde edilen güçlü operasyonel ve finansal sonuçlar, Kocaer Çelik’in yüksek marjlı ve katma değer odaklı büyüme modelinin sürdürülebilirliğini teyit ederken; şirketin yeşil, yalın ve dijital dönüşüm yolculuğunu daha sağlam bir zemin üzerine taşıdığını ortaya koymakta. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"2026 Kripto Piyasalarında Hız Değil Dayanıklılık Yılı Olacak" Haber

"2026 Kripto Piyasalarında Hız Değil Dayanıklılık Yılı Olacak"

SAFEbit CEO’su Emrah Aktaş, 2026’da piyasada spekülasyondan çok sürdürülebilir, regülasyon uyumlu ve gerçek kullanım alanı sunan projelerin öne çıkacağının altını çizdi. ABD Merkez Bankası’nın (FED) yılın ilk faiz kararının ardından küresel piyasalarda dengeler yeniden şekillenirken, gözler yüksek likiditeye duyarlılığıyla bilinen kripto varlıklara çevrildi. SAFEbit CEO’su Emrah Aktaş, mevcut para politikası ortamının kripto ekosistemi için bir yavaşlama değil, aksine bir olgunlaşma ve ayrışma süreci anlamına geldiğini ifade ediyor. “FED’in 2026 yılındaki ilk faiz kararı, yalnızca ABD para politikasına değil, küresel ölçekte tüm finansal varlıklara yönelik önemli sinyaller verdi. Üç faiz indiriminin ardından faizlerin sabit bırakılması, piyasalara dengeli ama net bir mesaj niteliği taşıyor. Likidite tamamen kapanmış değil, ancak artık kolay ve sınırsız para döneminde de değiliz. Bu tablo, risk iştahının tamamen ortadan kalkmadığı fakat daha kontrollü ve seçici bir yapıya evrildiği bir döneme işaret ediyor. Piyasa artık hikâyeleri değil, sağlamlığı sınar Bu tarz makro dönemlerde piyasa davranışları da değişir. Hisse senetlerinden emtialara, kripto varlıklardan diğer alternatif yatırım araçlarına kadar geniş bir yelpazede ‘Ne bulursam alayım’ yaklaşımı zayıflar. Bunun yerine finansal dayanıklılık, sürdürülebilir gelir, güçlü bilançolar ve etkin risk yönetimi gibi unsurlar daha belirleyici hâle gelir. Başka bir ifadeyle, piyasa artık hikâyeleri değil, sağlamlığı sınar. Kripto varlıklar da bu küresel iklimin dışında kalmıyor. Hatta likiditeye en hassas varlık gruplarından biri olduğu için FED’in yönlendirmelerini çok daha hızlı ve doğrudan fiyatlıyor. Faizlerin sabit kaldığı ve belirsizliklerin tam olarak dağılmadığı bir ortamda kripto piyasasında genel yükselişten ziyade projeler arası ayrışma öne çıkar. Bu süreçlerde Bitcoin’in görece güçlü duruş sergilemesi tesadüf değil. Çünkü belirsizlik dönemlerinde Bitcoin, kripto ekosisteminin doğal çekim merkezi gibi çalışır. Altcoin tarafında ise tablo daha seçici; temeli zayıf, sürdürülebilirliği olmayan projeler zaman içinde ilgi kaybeder. Bu nedenle 2026’yı kripto piyasaları açısından bir ivmelenme yılı olarak değil, daha çok bir eleme ve güçlenme dönemi olarak görmek gerekiyor. Ayakta kalacak projelerin bazı ortak özellikleri olacak. Sadece anlatı üreten değil, gerçek bir probleme çözüm sunan, ürün geliştiren ve kullanıcı bağlılığı yaratabilen yapılar öne çıkacak. Gelir modeli net olmayan ve varlığını yalnızca token fiyat performansına dayandıran projeler için ise şartlar daha zorlayıcı olacak. Burada belirleyici unsur süreklilik. Kısa süreli popülerlik değil, uzun vadeli varlık gösterebilme kapasitesi değer yaratacak. Önümüzdeki dönemde regülasyonlar da kripto piyasalarının yönünü belirleyen temel faktörlerden biri olmaya devam edecek. Regülasyon çoğu zaman kriptonun önünde bir engel gibi algılansa da gerçekte kurumsal sermayenin sisteme girişini mümkün kılan ana unsurlardan biri. Kuralların netleşmesi bazı oyuncular için kısa vadede zorlayıcı olabilir, ancak orta ve uzun vadede piyasa güvenilirliğini güçlendirir. Güven ortamı büyüdükçe kalıcı ve kurumsal sermaye de piyasaya daha rahat dahil olur. Bu nedenle 2026’da regülasyonla uyumlu hareket eden projeler ve platformlar belirgin bir avantaj sağlayacak. 2026’da regülasyona uyumlu projeler ve platformlar avantaj sağlayacak Ayrıca kripto ekosisteminde gündemin giderek daha fazla gerçek finansal ihtiyaçlara çözüm üreten alanlara kaydığını görüyoruz. Gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu, güçlü finansal altyapılar, güvenli saklama çözümleri ve mevzuata uyumlu ürünler daha fazla konuşulacak başlıklar arasında yer alacak. Piyasa olgunlaştıkça, spekülasyondan çok somut fayda üreten bu tür çözümler daha görünür ve değerli hâle gelecek. Özetle 2026 kripto piyasaları için bir son değil, ancak kolay kazanç dönemi de olmayacak. Bu yıl hızdan çok doğru konumlanmanın, agresif risk almaktan çok risk yönetiminin ve kısa vadeli fırsatlardan çok uzun vadeli dayanıklılığın ödüllendirildiği bir dönem olacak. Kripto ekosistemi büyümeyi sürdürecek fakat bu büyüme daha sessiz, daha seçici ve daha disiplinli bir karakter taşıyacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şarj Altyapısında Yeni Dönem: Eşarj, İkinci Fazın Standartlarını Belirliyor Haber

Şarj Altyapısında Yeni Dönem: Eşarj, İkinci Fazın Standartlarını Belirliyor

Elektrikli araç pazarı Türkiye’de ve dünyada hızla büyürken, şarj altyapısı da yeni bir evreye giriyor. Türkiye’de kurulan ilk elektrikli araç şarj ağı operatörü olan Eşarj, ekosistemin oluşumunda öncü rol üstlenmiş bir marka olarak, bu yeni dönemin ihtiyaçlarını okuyarak dönüşümde aktif rol almayı hedefliyor. Enerjisa Enerji’nin tamamına sahip olduğu Eşarj, elektrikli araç kullanımını daha erişilebilir ve cazip hale getirme hedefiyle hayata geçirdiği yatırımlarla, pazarda önemli bir deneyim birikimi oluşturdu. Bugün Eşarj, Türkiye genelinde yaklaşık 1.500 istasyon ve 2.500’e yakın soketle faaliyet gösterirken, şarj altyapısının yaklaşık yüzde 85’ini hızlı (DC) şarj istasyonları oluşturuyor. Bu yapı, kullanıcıların günlük kullanımda ve uzun yolculuklarda ihtiyaç duyduğu pratikliği destekleyen bir şarj deneyimi sunuyor. Bir kahve süresinde sorunsuz şarjlanma Eşarj’ın yaklaşımı, yalnızca hızlı büyümeye değil; çalışırlık, süreklilik ve kullanıcı deneyimine odaklanıyor. Yaklaşık 200 operatörün faaliyet gösterdiği pazarda, güvenilir ve sorunsuz bir şarj deneyimi kullanıcılar için giderek daha belirleyici hale gelirken; Eşarj, güçlü operasyonel yapısı, geniş teknik ekibi ve stabil dijital altyapısıyla bu ihtiyaca yanıt vermeyi amaçlıyor. Genel kullanım koşullarında, DC şarj istasyonlarında araçların yüzde 20’den yüzde 80 doluluk seviyesine ortalama bir kahve molası süresinde ulaşabilmesi, bu yaklaşımın sahadaki yansıması olarak öne çıkıyor. Aydilek: “E-mobilitenin başarısını belirleyecek en önemli unsur güven ve sürdürülebilirlik” Türkiye’de ve dünyada elektrikli araç pazarının çok hızlı büyüdüğünü belirten Eşarj Genel Müdürü Yakup Aydilek, sektörün geleceği hakkında şunları söyledi; “Uluslararası projeksiyonlar, önümüzdeki yıllarda satılan araçların büyük bir bölümünün elektrikli olacağını gösteriyor. Bu büyüme, şarj altyapısında da yalnızca daha fazla istasyon kurmayı değil; daha sağlam, daha güvenilir ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı zorunlu kılıyor. Bugün şarj altyapısı, ikinci fazına girmiş durumda. Artık sadece ‘kaç istasyon var’ sorusu değil; bu istasyonların ne kadar çalışır olduğu, nasıl işletildiği ve kullanıcıya ne kadar güven verdiği konuşuluyor. Bu dönüşümün önemli adımlarından biri de EPDK’nın hayata geçirdiği lisans düzenlemeleri. Lisanslama süreciyle birlikte sektör daha net kurallara kavuşurken, operasyonel kapasite, finansal dayanıklılık ve marka itibarı çok daha belirleyici hale geliyor. Eşarj olarak 2 milyon 650 bin şarjlanmayı aşmış durumdayız. Sektörün ilk oyuncularından biri olmanın getirdiği deneyimle, bu dönüşümü uzun süredir öngörüyoruz. Amacımız hızlı büyümenin ötesinde; kullanıcıların yolda kalmadığı, hizmetin kesintisiz sürdüğü ve her noktada aynı güven duygusunun yaşandığı bir şarj ekosistemi oluşturmak. Önümüzdeki dönemde elektrikli mobilitenin başarısını belirleyecek en önemli unsurun da bu güven ve sürdürülebilirlik yaklaşımı olacağına inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ipekyol Group, 2024 Sürdürülebilirlik Raporu ile Dönüşümde Liderlik İddiasını Güçlendirdi Haber

Ipekyol Group, 2024 Sürdürülebilirlik Raporu ile Dönüşümde Liderlik İddiasını Güçlendirdi

Şirket, 2024’te Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne (UNGC) üye olarak küresel taahhüdünü güçlendirirken, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) tarafından yapılan sürdürülebilirlik derecelendirmesinde “kredi verilebilir” seviyede değerlendirilerek uluslararası alanda önemli bir başarı elde etti. Çevresel alanda ise Edirne fabrikasında devreye alınan güneş enerjisi yatırımıyla 2024 yılında 1.238.798 kWs elektrik üretimi gerçekleştirildi. “Life Friendly” koleksiyonuyla organik, geri dönüştürülmüş ve sürdürülebilir hammaddelerin ve ambalajların kullanımını artıran grup, daha sorumlu tasarım yaklaşımını güçlendirdi. Sosyal etkide ise kız çocuklarının eğitimi ve kadınların güçlenmesi öncelikli alanlardan biri oldu; Türk Eğitim Vakfı(TEV) iş birliği ile yürütülen program kapsamında 500 kız öğrenciye burs ve mentorluk desteği sağlanırken, şirket bünyesinde %82 kadın çalışan oranına ulaşıldı. CEO Uğur Ayaydın’dan Mesaj “Ipekyol Group olarak sürdürülebilirliği yalnızca bugünün gerekliliği değil, yarının rekabet gücü ve topluma karşı sorumluluğumuzun temel parçası olarak görüyoruz. Doğaya saygılı üretimden kadınların güçlenmesine, sosyal etki projelerinden kurumsal gönüllülüğe uzanan çok yönlü dönüşümümüz; güçlü ekibimiz ve paydaşlarımızla birlikte kararlılıkla devam edecek.” Ipekyol Group, sürdürülebilirlik vizyonunu uzun vadeli bir yolculuk olarak konumlandırmaya ve sektörde kalıcı etki yaratacak projelere yatırım yapmaya devam edecek. Sürdürülebilirlik Çerçevesini Güçlendiren Yeni Adımlar… Kurumsal Taahhüt ve Uluslararası Güven Ipekyol Group, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne imza atarak küresel sürdürülebilirlik taahhüdünü güçlendirdi. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve TSKB ile yürütülen çalışmalar sonucunda sürdürülebilirlik derecelendirmesinde kredi verilebilir seviyede değerlendirilmesi ise uluslararası alanda önemli bir güven göstergesi olarak öne çıktı. Sorumlu Üretim ve Sürdürülebilir Ürün YaklaşımıIpekyol Group, sürdürülebilir üretim yaklaşımı doğrultusunda ana hammaddelerde sürdürülebilir materyal kullanımını artırarak; ambalaj ve etiket gibi yardımcı malzemelerde ise sürdürülebilir hammadde kullanım oranını %60’ın üzerine çıkararak sorumlu moda anlayışını güçlendirdi ve ürün portföyünde daha yüksek bir sürdürülebilirlik performansı elde etti.ESG Odaklı Tedarik Zinciri Yönetimi Tedarik zinciri yönetiminde ESG kriterlerinin entegrasyonu kapsamında Tedarikçi Sosyal ve Çevresel Uygunluk Taahhütnamesi hazırlanarak tedarikçilerle paylaşılmış; önemli oranda geri dönüş sağlanmış ve mevcut durum kayıt altına alınmıştır. 2025 yılında katılım oranlarının daha da artırılması hedeflenmektedir. Yenilenebilir Enerji ve Enerji Dönüşümü Edirne fabrikasında başlayan yenilenebilir enerji kullanımı, merkez ve mağazalara yaygınlaştırılarak sürdürülebilir enerji dönüşümünün grup genelinde hayata geçirilmesi hedeflenmiş olup bu hedef doğrultusunda önemli ilerleme kaydedilmiştir. Sürdürülebilir Büyüme ve Finansal Dayanıklılık Grup, sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda finansal dayanıklılığını güçlendirmeye devam ederken, kârlılık hedeflerinde istikrarlı bir artış sağlayarak belirlenen uzun vadeli hedeflere yaklaşmıştır. Dijital Dönüşüm ve Operasyonel Verimlilik Dijital dönüşüm kapsamında mağaza süreçlerini dijitalleştiren El Terminali Projesi ve çalışan performansını oyunlaştırma yaklaşımıyla güçlendiren Koza platformu ile operasyonel verimlilik artırıldı. Koza'nın çalışan etkileşimine ve satışlara sağladığı olumlu katkı, şirket içinde dönüşümü hızlandırdı. Ayrıca dijital projelerle ulusal ödül programlarında önemli başarılar elde edildi. Gelecek Nesiller İçin Sosyal Etki Eğitim ve toplumsal gelişim alanındaki sorumluluk yaklaşımı kapsamında yürütülen meslek lisesi atölye projesi ile gençlerin istihdama katılımını destekleyen, nitelikli iş gücü oluşturmayı amaçlayan çalışmalar sürdürüldü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.