Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Finansal Okuryazarlık

Kapsül Haber Ajansı - Finansal Okuryazarlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansal Okuryazarlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 TEB’den Ekonomiye 518 Milyar TL Destek Haber

 TEB’den Ekonomiye 518 Milyar TL Destek

TEB’in ekonomiye ve müşterilerine sağladığı desteğin en önemli göstergesi olan kredileri toplam aktiflerinin yüzde 61,63’ünü oluşturdu. Her dönem olduğu gibi risk yönetimine ve aktif kalitesine öncelik veren TEB’in toplam kredileri yılın ikinci çeyreğinde 518 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken aynı dönemde toplam mevduatı ise 560 milyar TL oldu. 2026 yılında güçlü sermaye yapısıyla birlikte istikrarlı büyümeyi sağlayan ve kârlılığını sürdürülebilir bir şekilde devam ettiren TEB’in öz kaynakları 67,3 milyar TL olurken, sermaye yeterlilik rasyosu hedef rasyo olan yüzde 12’nin üstünde, yüzde 16,81 oranında gerçekleşti. Türk Ekonomi Bankası (TEB), 2026 yılının ikinci çeyreğinde büyüme stratejisini dijitalleşme ve müşteri odaklı yaklaşımıyla başarılı bir şekilde sürdürdü. Müşterilerine çeşitli yatırım fonlarına erişim imkânı sunan TEB, ticari müşterilerinin finansal süreçlerini geleceğin dijital altyapısıyla yeniden şekillendiriyor. Bu sayede işletmeler finansal operasyonlarını çok daha hızlı, izlenebilir ve esnek bir yapıda yönetiyor. Banka aynı zamanda kadınların ekonomideki yerini güçlendirme hedefiyle kadın bankacılığı çalışmalarını genişletmeye devam ediyor. İGE iş birliğiyle kadın ihracatçılara 40 milyon TL'ye varan kredi imkânı tanıyan TEB, EBRD ile yürütülen TurWIB projesi kapsamında alınan 50 milyon Euro'luk fonun ilk 25 milyon Euro’luk diliminin yüzde 75’i kadın girişimcilere kullandırıldı ve kadın işletmecilere verilen kredilerde yüzde 16 oranında büyüme kaydedildi. Banka, kadın bankacılığı çalışmalarına bir yenisini ekleyerek EBRD iş birliği ve JPMorganChase desteğiyle Geleceğe Yön Veren Kadınlar Programı’nı da başlattı. TEB yeni programıyla önümüzdeki dönemde dijital dönüşüm, finansal yönetim, marka yönetimi, pazarlama, ihracat, verimlilik ve büyüme stratejileri gibi alanlarda uzman danışmanlardan grup danışmanlığı desteği vererek kadın işletmecileri geleceğe hazırlayacak. Kurulduğu 2012 yılından bu yana 21 milyonu aşkın bireye ulaşan TEB Aile Akademisi ise finansal kapsayıcılık vizyonuyla faaliyetlerine hız kesmeden devam etti. 2026 yılı Haziran ayı itibarıyla finansal okuryazarlık, iklim okuryazarlığı ve girişimci kadın liderlik eğitimleri kapsamında 5 bini aşkın kişiye ücretsiz olarak yüz yüze ve online eğitimler verildi. Girişim Bankacılığı çalışmaları kapsamında yenilikçi iş fikirlerini ekonomiye kazandırmaya ve girişimcilik ekosistemini güçlendirmeye devam eden TEB; ODTÜ Teknokent ve La French Tech İstanbul iş birliğiyle girişimcileri Paris’te düzenlenen ve Avrupa’nın en büyük Teknoloji fuarlarından biri olan VivaTech’te ağırlayarak, küresel pazarlarda görünürlük kazanmalarına destek oldu. Diğer yandan, uygulayıcı kuruluşlarından biri olduğu TÜBİTAK BiGG’de, dört kurum ortaklığında gerçekleştirilen U4Venture programının jüri ve Investor Day süreçlerini üstlenerek girişimcileri yatırımcılarla buluşturdu. Banka, TİM TEB Girişim Evi 2026 yılı programları kapsamında yeni girişimcileri hızlandırma programlarına dahil ederek girişimcilerin yeteneklerini ve potansiyellerini en iyi şekilde değerlendirebilmeleri için de çalışmalarına devam ediyor. Kurumsal bankacılık alanında işletmelere sağladığı finansman desteğini küresel iş birlikleriyle güçlendiren TEB, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın (EBRD) Türkiye’de ilk kez TEB aracılığıyla kullandırdığı Dijital Dönüşüm Finansman Programı (DTFF) kapsamında toplam 25 milyon Euro tutarındaki iki dilimli kredi anlaşmasının 15 milyon Euro’luk ikinci dilimini temin ederek, KOBİ’lerin dijital dönüşüm süreçlerindeki finansman ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla kullanıma sundu. Öte yandan, uluslararası fonlama kapasitesini artırmaya devam eden TEB, Mart 2026’da kurulumunu tamamladığı 2 milyar ABD doları tutarına kadar olan Euro Medium Term Note (EMTN) programı kapsamında, Haziran 2026 sonu itibarıyla yurt dışı piyasalarda 11 tahvil ihraç işlemini başarıyla gerçekleştirerek 333,5 milyon ABD doları karşılığı finansman sağladı. Farklı vade ve para birimlerinde esnek ihraç imkânı sunan bu program, bankanın küresel sermaye piyasalarındaki görünürlüğünü daha da güçlendirdi. TEB’e uluslararası kuruluşlardan 3 ödül birden Müşteri odaklı hizmet anlayışı ve yenilikçi çözümleriyle TEB, 2026 yılının ikinci çeyreğinde de küresel çapta saygın finans yayınları tarafından ödüllerle taçlandırıldı. Bu kapsamda TEB, KOBİ Bankacılığı’na yönelik çalışmalarına istinaden uluslararası finans dünyasının önde gelen yayınlarından Euromoney’nin düzenlediği Mükemmellik Ödülleri’nde "Türkiye'nin En İyi KOBİ Bankası" seçildi. Varlık yönetimi alanındaki uzmanlığıyla öne çıkan TEB Özel Bankacılık, World Finance Dergisi tarafından üst üste sekizinci kez “Türkiye’deki En İyi Özel Bankacılık” ödülünü kazanarak sektördeki istikrarlı başarısını ve öncü konumunu bir kez daha tescillemiş oldu. Banka Sermaye Piyasası ve TL Muhabir Hesap Hizmetleri kapsamında ise, Global Finance Dergisi tarafından gerçekleştirilen değerlendirmede “Dünyanın En İyi Alt-Saklama Bankası 2026” kapsamında Türkiye’nin en iyisi unvanına layık görüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi   1 Yaşında Haber

AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi 1 Yaşında

AgeSA’nın Sabancı Gençlik Seferberliği kapsamında Fırat Üniversitesi’nde hayata geçirdiği AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi, kuruluşunun birinci yılını geride bıraktı. Gençlerin teknoloji, inovasyon, sigortacılık, girişimcilik ve kariyer gelişimi gibi alanlarında yeni yetkinlikler kazanmasını hedefleyen merkez, ilk yılında öğrenciler için yalnızca bir eğitim alanı değil; birlikte düşünme, üretme, deneyimleme ve sektörle temas kurma noktası haline geldi. İlk yıl boyunca atölye, eğitim, seminer ve sosyal aktiviteden oluşan toplam 17 etkinlik düzenlendi. Bu çalışmalarla 1.000’in üzerinde öğrenciye ulaşılırken, süreçlere 80 AgeSA gönüllüsü aktif katkı sundu. Üniversite–Özel Sektör İş Birliği İçin Kalıcı Bir Yapı Oluşturuldu Merkezin yolculuğu, öğrencilerin ve akademisyenlerin beklentilerini anlamaya yönelik AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi Vizyon Çalıştayı ile başladı. Bu süreçte merkez; öğrencilerin bir araya geldiği, fikir geliştirdiği, sektör profesyonelleriyle temas kurduğu ve kendi potansiyelini keşfettiği yaşayan bir buluşma noktası olarak kurgulandı. Fırat Üniversitesi’nde 600’den fazla kişinin katılımıyla gerçekleşen açılış ise AgeSA’nın gençlerle teknoloji, inovasyon ve yetenek gelişimi ekseninde kurduğu uzun vadeli iş birliği modelinin güçlü bir başlangıcı oldu. Gençlere Gerçek İş Deneyimi Sağlandı Merkez, ilk yılında staj programlarıyla öğrencilerin iş dünyasını yakından tanımasına imkân sağladı. Yaz stajı ve uzun dönem staj programları kapsamında gençler; sigortacılık, bireysel emeklilik, çevik çalışma ve kurumsal iş süreçlerine dair deneyim kazanırken, AgeSA ekipleriyle birlikte gerçek iş problemleri üzerinde çalışma fırsatı buldu. Böylece öğrenciler teorik bilgilerini pratiğe dönüştürürken, iş hayatına daha bilinçli ve donanımlı şekilde hazırlanma imkânı yakaladı. İki farklı staj programına katılan 8 öğrenci, AgeSA ekipleriyle birlikte çalışma fırsatı elde etti. Teknoloji, Sigortacılık ve Girişimcilik Aynı Zeminde Buluştu AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi, girişimcilik ve inovasyon odağındaki programlarıyla gençlerin fikir üretme becerilerini destekledi. Fikirden Girişime Eğitim Programı, AgeSA Insurtech Ideathon Challenge, AgeSA Insurtech CodeNight ve AgeSA Insurtech CX Ideathon gibi çalışmalarla öğrenciler; sigortacılık, teknoloji, finansal okuryazarlık, müşteri deneyimi ve veri odağında çözüm geliştirme süreçlerine dahil oldu. Eğitim, mentorluk ve uygulama adımlarını bir araya getiren bu programlar, gençlerin sektörün gerçek problemlerine yaratıcı ve uygulanabilir fikirlerle yaklaşmasına alan açtı. Eğitim ve Webinarlarla Gelişim Alanı Desteklendi Merkezde yürütülen webinar ve eğitim serileri de farklı disiplinlerden öğrencilerin gelişimine katkı sundu. Tasarım odaklı düşünme, insan merkezli inovasyon, kurumsal IT dünyası, teknoloji trendleri ve kariyer planlama gibi başlıklarda gerçekleştirilen programlarla gençlerin hem teknik hem de kişisel yetkinlikleri desteklendi. Geleceğin IT Liderleri eğitim serisi ve Kariyer 360° etkinliği, öğrencilerin kariyer yolculuklarını daha bilinçli planlamalarına katkı sağladı. Merkez bünyesinde gerçekleştirilen 4 eğitim toplam 52 saat, 4 atölye ise toplam 38 saat sürerken; ayrıca 3 seminer ile öğrencilere 6 saatlik ilave gelişim içeriği sunuldu. Merkez, Öğrenciler için Yaşayan Bir Buluşma Alanına Dönüştü AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi, yalnızca eğitim ve proje geliştirme odağıyla değil, öğrenciler arasında sosyal bağları güçlendiren etkinlikleriyle de öne çıktı. Game Night ve Insurtech Quiz Night gibi oyunlaştırılmış buluşmalar, merkezin öğrenciler için daha sıcak, katılımcı ve sahiplenilen bir alan haline gelmesini sağladı. Quiz Night kapsamında başarılı olan öğrencilerin İstanbul’da AgeSA ofisini ziyaret etmesi ve sektör etkinliklerine katılması ise bu deneyimi daha geniş bir öğrenme yolculuğuna dönüştürdü. Merkezde gerçekleştirilen 3 sosyal etkinlik ve 3 gün süren teknik gezi de öğrencilerin sektörle etkileşimini güçlendirirken, teorik bilgilerini saha deneyimiyle pekiştirmelerine katkı sundu. Etki Alanı Yeni Programlarla Büyüyecek AgeSA Teknoloji ve Etki Merkezi, ilk yılında oluşturduğu güçlü zemini önümüzdeki dönemde yeni programlarla daha da genişletmeyi hedefliyor. Merkez; teknoloji, müşteri deneyimi, insan kaynakları, girişimcilik, tasarım, veri ve sigortacılık alanlarında gençlere farklı gelişim fırsatları sunmaya devam edecek. AgeSA, bu çalışmalarla gençlerin yalnızca bugünün iş dünyasını tanımasına değil, geleceğin problemlerine çözüm üretebilen, teknolojiyle düşünen ve toplumsal etki perspektifiyle hareket eden bireyler olarak gelişmesine katkı sunmayı amaçlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Finansal Okuryazarlık Karnesi Açıklandı Haber

Türkiye’nin Finansal Okuryazarlık Karnesi Açıklandı

Odeabank’ın KONDA Araştırma ve Danışmanlık iş birliğiyle, Türkiye’de kent ve metropol alanlarında yaşayan 1425 kişiyle 9-12 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirdiği “Türkiye’nin Finansal Okuryazarlık ve Yatırım Alışkanlıkları Araştırması”, Türkiye’de bireylerin finansal bilgi düzeyleri, yatırım tercihleri ve birikim davranışlarına ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Araştırma, yatırım davranışlarında alışkanlıkların ve birikim reflekslerinin etkisini koruduğunu gösterdi. Finansal başarıda bilgi, zamanlama ve disiplin öne çıkıyor Araştırma, finansal okuryazarlığın yalnızca teorik bilgiden ibaret olmadığını; dijital finans araçlarının kullanımı, deneyim ve sabır ile disiplin gibi kişisel özelliklerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Toplumun yalnızca yüzde 12’si bu alanların tamamında güçlü bir profile sahipken, eğitimli gençlerin bilgiyi pratiğe dönüştürmekte zorlandığı, bazı ileri yaş gruplarının ise sınırlı teknik bilgiye rağmen bütçelerini başarılı şekilde yönettiği görülüyor. Katılımcıların yüzde 27’si finansal başarının temelinde bilgi ve analizin yer aldığını belirtirken, yüzde 25’i doğru zamanlamayı, yüzde 24’ü ise sabır ve disiplini ön plana çıkarıyor. Ekonomik bilgi seviyes arttıkça, başarıyı bilgi ve analiz (yüzde 38) ile doğru zamanlama (yüzde 34) faktörlerine bağlama eğilimi de güçleniyor. Altın güvenli liman olmayı sürdürüyor Araştırma, yatırım algısında da önemli bir kırılmaya dikkat çekiyor. Düzenli yatırım veya birikim yaptığını söyleyenlerin oranı yüzde 34 olurken, yatırım araçlarından en az birine sahip olanların oranı yüzde 52’ye yükseliyor. Bu farkın merkezinde ise altın yer alıyor. Katılımcıların yüzde 35’i altın yatırımı yaptığını belirtmesine rağmen, yalnızca altına yatırım yapan her 5 kişiden 2’si bunu “yatırım” olarak tanımlamıyor. Araştırma sonuçları, altının toplum nezdinde bir yatırım aracından çok “güvende hissetme” ve “kötü gün için birikim yapma” davranışıyla ilişkilendirildiğini ortaya koyuyor. Araştırmada modern yatırım araçlarının kullanım oranlarının ise hâlâ sınırlı olduğu görülüyor. Borsa yatırımı yapanların oranı yüzde 7, yatırım fonu kullananların oranı yüzde 3, kripto varlık sahibi olanların oranı ise yüzde 2 seviyesinde bulunuyor. Araştırma, katılımcıların yatırım tercihlerinde yüksek kazançtan çok güvenilirlik, erişilebilirlik ve düşük risk beklentisinin belirleyici olduğuna dikkat çekiyor. Genel toplum refleksi “önce harcamak, kalanla birikim yapmak” şeklinde ilerliyor. Bu durum, yatırım kültürünün proaktif değil daha çok reaktif biçimde geliştiğine işaret ediyor. Kadınlar ve gençler yatırım ekosisteminde daha görünür hale geliyor Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri de kadınların yatırım ekosistemindeki yükselen rolü oldu. Son üç ay içinde yatırım yapmaya başlayanların yüzde 71’ini kadınlar oluştururken, gençlerin yatırım dünyasına ilgisinin de giderek arttığı görülüyor. Özellikle 18-33 yaş grubunun yeni yatırımcılar arasında önemli bir paya sahip olması, finansal okuryazarlıkta kuşaklar arası davranış değişimine işaret ediyor. Finansal bilgi seviyesi genç ve orta yaş grubunda zirveye ulaşırken, finansal özgüven skorunun erkeklerde çok daha yüksek olduğu gözlemleniyor. Erkekler borsa, fon ve kripto gibi modern yatırım araçlarında daha baskın bir profil çizerken; kadınların sisteme daha çok altın üzerinden dahil olduğu görülüyor. Beyaz yakalı ve üniversite mezunu kesim daha fazla finansal ürün çeşitliliğine yönelirken; işçi, esnaf ve çiftçi gruplarında araba ve gayrimenkul gibi somut yatırımlar öne çıkıyor. Finansal bilinç artıyor, alışkanlıklar aynı hızda değişmiyor Katılımcıların yüzde 48'i yatırım kararında en çok "kendi bilgi ve analizine" güveniyor. Araştırmanın finansal okuryazarlık profillerine ilişkin sonuçları da dikkat çekiyor. Katılımcıların yüzde 40'ı temel finansal sorulara (enflasyon ve faiz hesabı gibi) doğru yanıt verirken bu bilgiye sahip olanların büyük çoğunluğu, finansal davranışlarını buna göre şekillendiremiyor. Katılımcıların yalnızca yüzde 12’si finansal bilgi, davranış ve tutum ekseninde güçlü performans sergileyerek “bütüncül olarak güçlü finansal okuryazarlık” profiline giriyor. Yüzde 15’i güçlüye yakın finansal okuryazarlık profiline dahil olurken, yüzde 14’ü finansal konularda bilgili ancak bu bilgisini yatırım davranışına dönüştüremiyor. Araştırma sonuçlarını değerlendiren Odeabank Genel Müdürü Mert Öncü, şunları söyledi: “Finansal okuryazarlık bugün yalnızca finansal kavramları bilmekle sınırlı olmayan, bireylerin günlük hayatlarını doğrudan etkileyen önemli bir yetkinlik alanı haline geldi. Özellikle kadınların ve gençlerin yatırım ekosistemine artan ilgisini çok değerli buluyoruz. Odeabank olarak, uzun süredir yatırım odaklı bankacılık yaklaşımımızla, toplum genelinde finansal okuryazarlığı geliştirmek ve yaymak amacıyla çalışmalar yürütüyoruz. Odea Radyo’da finansal okuryazarlık odaklı hazırladığımız programlar, Yatırım Odaklı Podcast serimiz ve dijital mecralarımızda oluşturduğumuz içeriklerle bilgi temelli bir yatırım ekosisteminin gelişimini destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde de bireylerin finansal kararlarını daha bilinçli ve sürdürülebilir bir şekilde almasına katkı sağlamayı sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi “Geleceğin Önder Çiftçileri”ni Yetiştiriyor Haber

İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi “Geleceğin Önder Çiftçileri”ni Yetiştiriyor

Gıda güvenliği ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından olan tarım sektörünün önemi her geçen gün artıyor. Küresel iklim değişikliği, yüksek girdi maliyetleri, kırsal nüfusun yaşlanması ve gençlerin tarımdan uzaklaşması önemli gibi gelişmelere rağmen sektör, akıllı tarım uygulamaları, veri odaklı üretim modelleri ve sürdürülebilir yaklaşımlar ile yenilikçi bir yapıya kavuşma potansiyeli taşıyor. “Geleceğin Önder Çiftçileri Eğitim Programı”, bu dönüşümün gelecekteki öncüleri olacak genç üreticileri desteklemek amacıyla İş Bankası ve Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirildi. 31 Mayıs’a kadar başvuruların devam edeceği program kapsamında; bitkisel ve/veya hayvansal üretimle ilgilenen, teknolojiye ve yeni nesil tarım uygulamalarına ilgi duyan ziraat fakültelerinin ikinci sınıf öğrencileri arasından 20 genç çiftçi seçilecek. Türkiye’nin farklı bölgelerinden katılması beklenen öğrenciler, bir hafta boyunca eğitimler alacak. Teori ve pratik bir arada İki aşamalı bir yapı üzerine kurgulanan programın ilk aşamasında genç çiftçilere finansal okuryazarlık, tarım politikaları, katma değerli üretim ve ürün hikâyesi, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik, tarımsal finans, kooperatifçilik, üretim ve pazarlamada dijital uygulamalar, iş modeli geliştirme başlıklarında disiplinler arası içerikler sunulacak. Programın devamında öne çıkan katılımcılar, ikinci yıl planlanan uygulama aşamasına dahil edilecek. İkinci aşama, teorik kazanımların toprakla buluştuğu bir basamak olarak kurgulanıyor. Bu süreçte genç çiftçilerin örnek çiftlikler, tarımsal işletmeler, girişimler ve kooperatiflerle bir araya gelerek ekosistem deneyimi kazanması hedefleniyor. Ayrıca, yeni nesil tarım teknolojileri ve çözümleri, verimlilik artırıcı uygulamalar konusunda saha deneyimi edinmeleri planlanıyor. Böylece katılımcılar yalnızca teorik bilgiyle değil, uygulama deneyimiyle de desteklenecek. Uzun vadeli ve çok boyutlu bir gelişim modeli olarak tasarlanan programın; tarım sektöründe insan kaynağının güçlendirilmesine, teknolojik dönüşümün desteklenmesine ve sürdürülebilir üretim anlayışının yaygınlaşmasına katkı sunması amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Binance TR Teknolojide Kadın Akademisi’nin 3 Binden Fazla Mezunu Web3 Yolculuğuna Başladı Haber

Binance TR Teknolojide Kadın Akademisi’nin 3 Binden Fazla Mezunu Web3 Yolculuğuna Başladı

Kadınların finansal okuryazarlık alanındaki bilgisini derinleştirmek ve Web3 ekosisteminde kendilerine yer bulmalarını desteklemek için Binance TR ve Wtech ortaklığıyla kurulan akademi, düzenlenen kapanış buluşmasında yüzlerce kadını ağırladı. Etkinlikte blokzincir ve teknoloji alanında yetkinlik kazanan katılımcılar sertifikalarını aldı. 198 saatlik kapsamlı bir müfredat Akademi, bir farkındalık çalışması olmanın ötesine geçerek katılımcılara teknik ve teorik açıdan ileri düzey bir donanım kazandırdı. Program kapsamında 9 ayrı çevrimiçi eğitim üzerinden toplam 164 saatlik modüler içerik aktarıldı. Hatay, Gaziantep, İzmir ve İstanbul’da yapılan 4 fiziksel program kapsamında ise 34 saatlik yüz yüze atölye çalışması gerçekleştirildi. Toplamda 198 saate ulaşan müfredat sayesinde katılımcılar NFT, siber güvenlik, yapay zeka entegrasyonu ve algoritmik ticaret başta olmak üzere geniş bir alanda yetkinlik kazandı. Türkiye’nin birçok şehrine ulaşıldı Paylaşılan güncel veriler, akademinin toplamda 3.246 kişiye ulaştığını ortaya koydu. Katılımcı profilinde 1.779 üniversite mezunu ile 1.411 üniversite öğrencisi öne çıktı. Programa lise mezunlarının, yüksek lisans öğrenci ve mezunlarının, doktora öğrenci ve mezunlarının yanı sıra NEET kategorisindeki kadınların da katılması, akademinin farklı eğitim ve istihdam profillerinden kadınlara erişim sağladığını ve nitelikli iş gücüne anlamlı bir katkı sunduğunu açıkça gösterdi. Şehir dağılımına bakıldığında İstanbul, İzmir ve Ankara’nın yanında Gaziantep ile Hatay’ın da ilk beş içinde yer aldığı görüldü. Bu tablo, akademinin deprem bölgesindeki kadınları teknolojiyle güçlendirme hedefinin kararlı bir biçimde sürdürüldüğünü ortaya koyuyor. Mücahit Dönmez: “Hedefimiz Türkiye’yi tüketiciden üretici konumuna taşımak” Mezuniyet töreninde konuşan Binance TR Genel Müdürü Mücahit Dönmez, projenin yarattığı etkiden duyduğu gururu şu sözlerle ifade etti: “Türkiye, 2026’nın ilk çeyreğinde küresel kripto varlık benimsemesinde 5’inciliğe yükselerek dev bir pazar olduğunu kanıtladı. Ancak bizim için asıl mesele, bu büyük tabloda sadece kullanıcı mı yoksa üretici mi olacağımızdır. Kripto, geleneksel finansın aksine hiyerarşilerin henüz kemikleşmediği genç bir sektör; yani kapı açık, masa boş ve kim erken gelirse o masanın sahibi o olacak. Binance TR Teknolojide Kadın Akademisi ile temel amacımız, kadınların bu masada yerlerini almalarını sağlayarak Türkiye’yi sadece yabancı protokollere likidite sağlayan bir pazar olmaktan çıkarıp, küresel projeler inşa eden bir üretim merkezine dönüştürmektir. Bugün ulaştığımız 3 bini aşkın kadın, bu ekosistemin sadece birer parçası değil, geleceğin kurucuları ve liderleri olma yolundaki en büyük gücümüzdür.” Zehra Öney: “Geleceği kadınlarla birlikte inşa ediyoruz” Teknolojide Kadın Derneği (Wtech) Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney ise törende yaptığı konuşmada şunları söyledi: “2026 yılı ve sonrası, alıştığımız ‘konfor alanlarının’ yıkıldığı ve ekonominin dijital bir DNA ile yeniden tanımlandığı bir dönemin eşiği. Yapay zekanın blokzincir ağlarında artık sadece birer asistan değil, bağımsız karar verici ‘ajanlar’ haline geldiği bu yeni düzende, kadınların en güçlü pasaportu dijital kimlikleri ve finansal özgürlükleridir. Teknolojide Kadın Derneği olarak Binance TR ile başlattığımız bu zihniyet devrimi; bugün PSM ve Stevie Global gibi dünya çapındaki prestijli ödüllerle başarısını kanıtlayarak küresel bir model haline geldi. İzmir’den Hatay’a, Gaziantep’ten İstanbul’a uzanan bu teknoloji seferberliğinin meyvesi olan 3.246 mezunumuz; artık sadece teknolojiyi kullanan değil, sıfır sermaye ile dünyaya değer ihraç eden gerçek birer ‘oyun kurucu’dur. Biz bu akademiyle sadece bir eğitim programını tamamlamadık; Türkiye’nin küresel dijital rekabetteki yerini kadınların zekası ve emeğiyle yeniden inşa ettik. Gelecek artık tahmin edilen bir şey değil; bizim mezun ettiğimiz bu güçlü kadınların ellerinde bizzat yazılan bir gerçektir.” İlham veren konuşmacılar ve yeni hedefler Etkinlikte düzenlenen panellerde teknoloji, iş dünyası ve girişimcilik alanında başarılarıyla tanınan ilham veren kadın konuşmacılar deneyimlerini paylaştı. Katılımcılara rol model sunan oturumlar, mezunların kariyer yolculuklarına ışık tuttu. 2025 hedeflerini rekorla tamamlayan, 3 yılda 3000’den fazla kadına ulaşan akademi, 2026 vizyonu kapsamında “102 Eğitimleri” ile uzmanlık seviyesini daha da derinleştirmeyi ve 5 yılda 5.000 kadına ulaşma hedefine emin adımlarla ilerlemeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

L'Oréal Türkiye, 50+ Tekno Kadın Guru Programı” ile Toplumsal Dönüşüme Katkısını Sürdürüyor Haber

L'Oréal Türkiye, 50+ Tekno Kadın Guru Programı” ile Toplumsal Dönüşüme Katkısını Sürdürüyor

L’Oréal Türkiye çalışanları, gönüllülük esasına dayanan katkıları ve dijital konulardaki uzmanlıklarıyla katılımcılara rehberlik ediyor. Programın ikinci yılında, yapay zekâ başta olmak üzere güncel dijital ve sosyal beceriler kazandırmayı amaçlayan 25 farklı başlıkta kapsamlı eğitimler düzenlendi. Bu yıl programa 5.000’in üzerinde 50 yaş üstü kadın katıldı. Tekno-güzellik devi L’Oréal Türkiye, 50 yaş ve üzeri kadınların gerçek potansiyellerine ulaşmalarını, istihdamın aktif bir parçası olmalarını ve nesiller arası sinerjiyle güçlenmelerini desteklemek amacıyla hayata geçirdiği “L'Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı”nın ikinci dönem mezunlarını açıkladı. Güzelliği yalnızca inovatif ürün ve servisleri ile değil, bireyleri özgüvenlerini ve potansiyellerini açığa çıkaran bir güç olarak tanımlayan; sürdürülebilir ve kapsayıcı dijital deneyimleri herkes için erişilebilir kılmayı ilke edinen şirket, SistersLab - Bilim ve Teknolojide Kadın Derneği iş birliğiyle hayata geçirdiği bu program kapsamında 2026 mezunlarını çevrimiçi bir törende mezuniyet sertifikalarıyla buluşturdu. Program, SistersLab'in bu yaş grubuna yönelik bugüne kadar hayata geçirdiği en kapsamlı girişim olma özelliğini de taşıyor. İlk yılında hedefini %250 aşarak 3.000’den fazla kadına ulaşan program, 12 ücretsiz çevrimiçi eğitim modülü ve L'Oréal Türkiye çalışanlarının eğitimci olarak sunduğu katkıyla toplumsal etkisini güçlü biçimde ortaya koymuştu. L'Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı, bu yıl ise 5.000’in üzerinde toplam katılıma ulaştı. Bu yılki başvuruların %86’sını programa ilk kez katılan kadınlar oluşturdu. Programa en yoğun katılım sağlayan 3 il ise İstanbul, İzmir ve Ankara oldu. Programa en çok üniversite mezunu kadınlar ilgi gösterirken yurt dışından sırasıyla Almanya, Hollanda ve ABD’den katılım gösterildi. Çevrimiçi düzenlenen mezuniyet töreninde kadınların yoğun ilgisiyle karşılaşan L’Oréal Kurumsal İletişim ve Etkileşim Direktörü & Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu “L’Oréal Türkiye olarak, teknoloji ve dijital dönüşümün ancak kapsayıcı olduğunda gerçek anlamda değer yarattığına inanıyoruz. ‘Önce İnsan’ yaklaşımımızla, 50 yaş ve üzeri kadınları dönüşümün gerisinde kalan bireyler olarak değil; bilgi, deneyim ve yaşam birikimleriyle bu dönüşümün aktif bir parçası olan güçlü aktörler olarak görüyoruz. L’Oréal Türkiye 50+ Tekno Kadın Guru Programı’nı da bu anlayışla hayata geçirdik. Programımızla kadınların gerçek potansiyellerini görünür kılmayı, dijital ve sosyal becerilerini güçlendirmeyi, istihdamda daha aktif rol almalarını desteklemeyi ve kuşaklar arası etkileşimi artırmayı amaçlıyoruz. İkinci yılında %70’e varan erişim artışıyla bir ihtiyaca karşılık verdiğimizi ve doğru yolda ilerlediğimizi güçlü biçimde ortaya koyuyor. Katılımcılarımızdan aldığımız geri bildirimlerle içeriğimizi sürekli geliştirirken, tersine mentörlük yaklaşımımızla kuşaklar arası bilgi birikimi paylaşımını daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bizim için bu program, yalnızca bugüne dokunan bir eğitim süreci değil; kadınların geleceğe daha güçlü, daha görünür ve daha özgüvenli adımlarla ilerlemelerine eşlik eden uzun soluklu bir yolculuk.” şeklinde belirtti. 40.yıla özel tersine mentörlük sistemi ve zenginleşen eğitim içerikleri ile yaş alan kadınlarla birlikte güçleniyor L’Oréal Türkiye, 40. yılında 50 yaş ve üzeri kadınları dijital dünyanın “öğrencileri” değil, aktif oyuncuları olarak konumlandırıyor. Programın ikinci yılında, şirketin 40. yılına özel olarak hayata geçirilen tersine mentörlük sistemi kapsamında katılımcılar; özellikle dijital alanda güçlü bilgi birikimine sahip genç kadın çalışanlar ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde eğitimlerini sürdüren üniversite öğrencileriyle bir araya geliyor. 18–35 yaş aralığındaki; ilgi alanları, yetkinlikler ve beklentiler doğrultusunda gerçekleştirilecek, eşleşmeler ise belirlenen kriterlere göre oluşturulacak. 6 ay sürecek mentörlük sürecinde, ayda bir kez çevrim içi görüşmeler gerçekleştirilerek genç ve 50 yaş üzeri kadınlar birbirleriyle deneyimlerini paylaşacak. Bu modelle; genç kadınların güncel dijital bilgi ve pratik deneyimleri, 50 yaş ve üzeri kadınların derin yaşam ve iş birikimiyle buluşturularak nesiller arası güçlü bir bilgi köprüsü inşa edilmesi ve bilgiye erişimde fırsat eşitliğinin pekiştirilmesi hedefleniyor. Bu yıl, programın ilk döneminden elde edilen deneyimler ve katılımcı geri bildirimleri doğrultusunda içerik yapısı daha da güçlendirildi. İlk yılda oluşturulan eğitim çerçevesi zenginleştirilirken, 25 modüllük programın içeriği derinleştirilerek yapay zekâ, dijital üretim, gelir modelleri, dijital marka yaratma, finansal okuryazarlık ve dijital ortamda güvenli ve bilinçli var olma gibi alanlarda daha kapsamlı hale getirildi. Program, aynı zamanda 50 yaş ve üzeri kadınları öz güven, öz saygı ve zihinsel iyi oluş perspektifiyle destekleyen bütüncül bir yaklaşım benimsedi. Böylece katılımcıların dijital dünyaya yalnızca adım atmaları değil, bu alanda aktif biçimde üretmeleri, görünür olmaları ve sürdürülebilir fırsatlara hazır hale gelmeleri de desteklendi. Programdaki L’Oréal eğitimci sayısı bu yıl 4 katına çıktı. Eğitim içerikleri ayrıca dijital platformda da yayına alınarak daha geniş ve sürdürülebilir bir erişim modeli desteklenecek. Program kapsamında oluşturulacak Mezunlar Ağı sayesinde ise katılımcılar eğitim sonrasında da etkileşimde kalmaya, deneyim paylaşmaya ve birbirlerini desteklemeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

11’inci Bilim ve Fikir Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu Haber

11’inci Bilim ve Fikir Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

Üsküdar Üniversitesi tarafından İstanbul, Bursa, Kocaeli, Sakarya ve Yalova İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle düzenlenen 11. Bilim ve Fikir Festivali’nde lise öğrencileri geliştirdikleri projelerle yarıştı. Türkiye’nin ilk bilim ve fikir festivali olma özelliğini taşıyan organizasyonda bu yıl 188 okuldan yaklaşık 3 bin öğrenci, takım halinde hazırladıkları 750 bilimsel projeyle yer aldı. Festival, Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbn-i Sina Oditoryumunda gerçekleştirildi. “Başımıza İcat Çıkar” mottosuyla düzenlenen festival kapsamında öğrenciler, Fen ve Teknoloji, Sosyal Bilimler ile Sağlık Bilimleri kategorilerinde hazırladıkları projeleri jüri üyelerine sundu. Projeler, alanında uzman 185 akademisyen ile İl Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından görevlendirilen 15 öğretmenin yer aldığı iki aşamalı değerlendirme sürecinden geçti. Ödül töreninde, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Safa Koçoğlu Gürsoy, İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, BFF Koordinatörü Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel ve geçen yıl Fen ve Teknoloji kategorisinde birincilik elde eden öğrenci Asaf Emir Özdemir birer konuşma yaptı. Törene Ümraniye Kaymakamı Yüksel Çelik de katıldı. Doç. Dr. Safa Koçoğlu Gürsoy: “Gençlere alan açıldığında önemli başarılara imza atıyorlar” Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Safa Koçoğlu Gürsoy, gençlerin düşünme, üretme ve problem çözme becerilerini destekleyen projelerin Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, gençlere alan açıldığında önemli başarılara imza attıklarını söyledi. Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen Bilim ve Fikir Festivali’nin uzun yıllardır başarıyla sürdürülmesini çok kıymetli bulduklarını ifade eden Koçoğlu, “Bir şeyi başlatmak kolay değil, onu sürdürebilmek ise hiç kolay değil. Bugün festivalin 11’incisinde bir arada olmak gerçekten çok anlamlı.” dedi. Festivalin farklı şehirlerden gençleri, öğretmenleri ve akademisyenleri ortak bir heyecanda buluşturduğunu kaydeden Koçoğlu, “İstanbul’dan Bursa’ya, Kocaeli’nden Sakarya’ya, Yalova’ya kadar farklı şehirlerden öğrencilerin ve öğretmenlerin bu heyecanın bir parçası olması çok kıymetli.” diye konuştu. “Gençlerimiz üretmek, düşünmek ve katkı sunmak istiyor” Festivalde yer alan projelerin yalnızca teknik çalışmalar olmadığını vurgulayan Bakan Koçoğlu, gençlerin aynı zamanda umut, fikir ve sorumluluk duygusu geliştirdiğini söyledi. “Gençlerimiz üretmek, düşünmek ve katkı sunmak istiyor. Yeter ki gençlere alan açılsın, güvenilsin ve imkan verilsin.” diyen Koçoğlu, bilgiyi insanlık yararına dönüştürmenin önemine dikkat çekti. Koçoğlu, “Burada sadece projeler hazırlanmıyor. Aynı zamanda geleceğe dair fikir, umut ve sorumluluk üretiliyor. Gençler bir problem görüyor ve onun çözümüne odaklanan çalışmalar ortaya koyuyor.” dedi. Konuşmasında Gençlik Haftası’na da değinen Koçoğlu, sabah saatlerinde Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile birlikte Anıtkabir’i ziyaret ettiklerini belirtti. Koçoğlu, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün huzurunda, gençliğe emanet edilen bu ülkenin yarınlarına dair sorumluluğumuzu bir kez daha hatırladık.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye Yüzyılı gençliğin yüzyılı olacak” sözünü hatırlatan Koçoğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak gençlerin yalnızca akademik değil sosyal ve üretken yönlerini de desteklediklerini söyledi. “Gençlerimizin topluma katkı sunma kapasitelerini de güçlendirmeye çalışıyoruz” Koçoğlu, “Gençlerimizin sadece akademik başarısını değil; fikir üretme, problem çözme, proje geliştirme ve topluma katkı sunma kapasitelerini de güçlendirmeye çalışıyoruz.” dedi. Bakanlığın gençlere yönelik çalışmalarına da değinen Koçoğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde gençlik merkezleri, DENEYAP atölyeleri, genç ofisler, gönüllülük faaliyetleri ve gençlik kamplarıyla gençlere çok yönlü destek sağlandığını anlattı. Üniversite öğrenci topluluklarının projelerine destek veren ÜNİDES programına da dikkat çeken Koçoğlu, “Gençlik merkezlerimiz, spor tesislerimiz ve gençlik kamplarımız sizler için var. Önümüzdeki yıllarda bu imkanlardan yararlanan genç sayısının daha da artmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı. Vali Yardımcısı Gözen: “Proje tabanlı öğrenme kültürü Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek” İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, gençlerin bilim ve fikir üretimine yönlendirilmesinin toplumsal gelişim açısından büyük önem taşıdığını belirterek, proje tabanlı öğrenme kültürünün Türkiye’nin geleceğini şekillendireceğini söyledi. Konuşmasına İstanbul Valisi Davut Gül’ün selamlarını ileterek başlayan Gözen, Bilim ve Fikir Festivali’nin üniversite ile lise öğrencilerini aynı platformda buluşturmasının çok kıymetli olduğunu ifade etti. Gözen, “Bugün burada çok güzel bir etkinlikte bir aradayız. Bilim ve fikir festivalinin bir arada olması oldukça anlamlı. Bunun yanında üniversite ile lise öğrencilerinin aynı projede buluşması da çok önemli bir kazanım.” dedi. Türkiye’de yaşanan birçok toplumsal sorunun temelinde gençlere güçlü bir ideal sunulamamasının bulunduğunu kaydeden Gözen, İstanbul Valiliği olarak gençleri bilimsel, kültürel ve sosyal faaliyetlere yönlendiren projeler yürüttüklerini anlattı. Gençlerin boş zamanlarını verimli alanlara yönlendirmesi önemli Gençlerin boş zamanlarını verimli alanlara yönlendirmesinin önemine dikkat çeken Gözen, “Gençlerimizi bir ideale yönlendirmek ve onları boş zamanı olmayan bireyler haline getirmek istiyoruz. Çünkü boş zamanı kontrolsüz kalan insanlar zamanla topluma zarar verebilecek farklı meşguliyetlerin içine sürüklenebiliyor.” diye konuştu. Yapay zekâ ve dijitalleşmenin doğru kullanıldığında büyük fayda sağlayabileceğini ancak risklerinin de bulunduğunu ifade eden Gözen, “Üniversite ortamında yapay zekâ ve dijitalleşme çok faydalı amaçlar için kullanılabilirken, bunun zararlı sonuçlarını önleyecek tedbirlerin de alınması gerekiyor.” dedi. Yapay zekânın artık suç ve suçluyla mücadelede de aktif rol oynadığını belirten Gözen, İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından kullanılan dijital takip sistemlerine dikkat çekti. Gözen, “Yapay zekâ artık suçu ve suçluyu takip edebilen bir seviyeye geldi. İstanbul Emniyeti’nin kullandığı ‘Avcı’ isimli program sayesinde sanal ortamda işlenen suçlardan uyuşturucu kullanımına ve bağımlılığa kadar birçok konuda tespitler yapılabiliyor.” ifadelerini kullandı. Bilimsel gelişimin manevi değerlerle desteklenmesi gerektiğini de vurgulayan Gözen, “Bilim ve fikrin yanına zikri ve şükrü de ekleyebilirsek geleceğe çok daha sağlam adımlarla yürüyebiliriz.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Festivalin temelinde beyin temelli eğitim yaklaşımı bulunuyor” Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Bilim ve Fikir Festivali’nin ortaya çıkış hikâyesini anlatarak, festival fikrinin bilim üretmeyi gençler için eğlenceli ve kalıcı hale getirme arayışından doğduğunu söyledi. Festivalin temelinde “beyin temelli eğitim” yaklaşımının bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “İnsan beyninin nasıl öğrendiğine ilişkin nörobiyolojik çalışmalar şunu gösteriyor; insan bir konuda hem eğleniyor hem disiplinli çalışıyorsa bilgi beyinde kimyasal kayıt olarak kalıcı şekilde yer ediyor.” dedi. “Bilim ve Fikir Festivali’ni aynı heyecanla sürdürmeye devam ediyoruz” Gençlere bilim üretmeyi nasıl cazip hale getirebileceklerini düşündüklerini belirten Prof. Dr. Tarhan, “Öğrencilere bilim üretmeyi, fikir geliştirmeyi nasıl eğlenceli hale getiririz diye literatürü araştırdık. Türkiye’de bilim ile festival kavramını bir araya getiren bir çalışma yoktu. Dünyada da yalnızca ABD’de Utah Üniversitesinde benzer bir örnek gördük. Bunun üzerine ‘Bilim ve Fikir Festivali yapalım’ dedik. 2013 yılında kararını aldık, 2014 yılında ilkini gerçekleştirdik.” Prof. Dr. Tarhan, “O dönemin İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Bey, öğrencilerin büyük heyecanla projelere katıldığını görünce bunun Türkiye çapında yapılabileceğini söyledi. Bakanlığa yazıldı. Sonrasında bizim beklediğimizden daha büyük bir gelişme oldu ve Teknofest başladı. Teknofest de bilim ile festivalin sentezini yaparak çok büyük bir heyecan oluşturdu. Biz de Bilim ve Fikir Festivali’ni aynı heyecanla sürdürmeye devam ediyoruz.” diye konuştu. “Yapay zekâ yalnızca meslekleri değil insan davranışlarını ve toplumsal yapıyı da dönüştürüyor” Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yapay zekânın yalnızca meslekleri değil insan davranışlarını ve toplumsal yapıyı da dönüştürdüğünü belirterek, gelecekte fark oluşturacak en önemli unsurun “sağlam karakter” olacağını söyledi. Teknolojik dönüşümlerin tarih boyunca insanlığı değiştirdiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Matbaa insanlıkta dönüşüm yaptı, elektrik dönüşüm yaptı, şimdi de yapay zekâ dönüşüm yapıyor.” diye konuştu. Yapay zekânın gelişim sürecinin bilim insanlarının ısrarlı çalışmalarıyla ortaya çıktığını anlatan Prof. Dr. Tarhan, yapay zekânın hayatı hızla değiştirdiğini ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, teknoloji çağında karakterin daha önemli hale geldiğini belirterek, “Geçen hafta Elon Musk’ın bir paylaşımına rastladım. ‘Zekâ çok ucuzladı, karakter çok pahalandı’ diyordu. Gerçekten çok doğru bir söz. Önümüzdeki dönemde bazı meslekler dönüşecek ama insanlık da dönüşecek. Sağlam karakterli insanlarla sağlam karakteri olmayan insanları yapay zekâ çok hızlı ayıracak.” ifadelerini kullandı. “Dijital demans, dijital otizm gibi kavramlardan söz ediyoruz” Yoğun ekran maruziyetinin gençler üzerinde ciddi psikolojik etkiler oluşturabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Dijital demans, dijital otizm gibi kavramlardan söz ediyoruz. Yapay zekâ artık gerçeğin ve kimliğin sınırlarını değiştiren yeni bir gerçeklik alanı oluşturdu.” dedi. Yapay zekânın sunduğu hız ve kolaylığın doğru kullanılmadığında ciddi riskler doğurabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Yapay zekâ bazı gençlerde gerçeklik algısını bozabiliyor. Bu nedenle yapay zekâ çağında karakterli kalmak, bugün her gencin en önemli meselesi haline geldi. Eskiden bilgelik daha ileri yaşlarla ilişkilendirilirdi. Şimdi ise genç yaşta bilge olma yolunda çabalamak gerekiyor.” dedi. Festival kapsamında sergilenen projelerden etkilendiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerin ortaya koyduğu çalışmaların patent, faydalı model ve akademik makale potansiyeli taşıdığını ifade etti. Prof. Dr. Tarhan, “Bu yılki projeler gerçekten bizi şaşırttı. Çok güçlü çalışmalar var. Birçok projede patent alınabilirlik, faydalı model ya da akademik makaleye dönüşebilme potansiyeli gördüm. Bilim bir yolculuktur. Siz de bu yolculuğa çıkmışsınız. Aynı heyecanla devam edin. Önünüzde hiç ummadığınız fırsatlar açılacak.” dedi. Prof. Dr. Ergüzel: “Amaç; proje geliştirme tutkusu taşıyan gençlere bir ekosistem oluşturmaktır” Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı, BFF Koordinatörü Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, festivalin gençlerin proje geliştirme tutkusunu destekleyen bir ekosistem oluşturmayı amaçladığını vurguladı. Prof. Dr. Ergüzel, “Bilim ve Fikir Festivalimizin gayesi, aramızdaki çok sayıda Asaf Emir’i bulmak ve destek ihtiyacı olan, sağlıkta, mühendislikte, sosyal bilimlerde öğrenme ve proje geliştirme tutkusu taşıyan gençlere bir ekosistem oluşturmaktır.” dedi. Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, Dünya Ekonomik Forumu’nun “Geleceğin Meslekleri” raporuna dikkat çekerek 2030 yılına kadar mevcut mesleklerin yaklaşık yüzde 63’ünün dönüşmesinin beklendiğini söyledi. Geleceğin iş dünyasında teknik bilginin yanında farklı yetkinliklerin ön plana çıkacağını ifade eden Ergüzel, “2030 yılı itibarıyla dönüşen mesleklerde ekip çalışması yapabilme, yaratıcı düşünebilme, teknolojiyi konumlandırabilme, fikirleri uygulanabilir çözümlere dönüştürme ve problemleri sistematik şekilde ele alıp projelendirebilme gibi beceriler öne çıkacak.” dedi. Bilim ve Fikir Festivali’nin temel amaçlarından birinin gençlerin zaman, beceri, öğrenme kapasitesi ve mevcut kaynaklarını etkin şekilde kullanmalarını sağlamak olduğunu vurgulayan Ergüzel, festivalin proje geliştirme kültürünü yaygınlaştırmayı hedeflediğini ifade etti. Genç mucitten duygulandıran MS hikâyesi Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen 11. Bilim ve Fikir Festivali’nde konuşan Atatürk Fen Lisesi öğrencisi ve geçen yılın Fen ve Teknoloji kategorisinde birincilik elde eden öğrenci Asaf Emir Özdemir açılışta yaptığı konuşmada, geliştirdikleri yapay zekâ projesiyle bir çocuğun MS hastalığının erken fark edilmesine katkı sağladıklarını anlattı. Özdemir, projenin uluslararası patent sürecinde Üsküdar Üniversitesinin kendilerine destek verdiğini belirterek, “Geçen sene elde ettiğimiz derece sonucunda projemizin uluslararası alanda patentlenmesi için bize sınırsız destek olan Üsküdar Üniversitesine ve tüm öğretim üyelerine teşekkür ediyorum.” dedi. Geliştirdikleri yapay zekânın nörolojik ve ortopedik hastalıkları tespit etmeye yönelik olduğunu ifade eden Özdemir, “Yaklaşık bir buçuk sene önce bir yapay zekâ geliştirmiştik. Bu yapay zekâ, nörolojik ve ortopedik hastalıkları tespit edebiliyordu. Yapay zekânın çalışıp çalışmadığını anlamak için sağlıklı ve sağlıksız insanlardan oluşan iki kontrol grubu ile bir deney oluşturduk.” diye konuştu. Deney sırasında 7 yaşındaki bir çocukta yapay zekânın MS hastalığına işaret ettiğini aktaran Özdemir, “Sağlıklı olarak tanımladığımız 7 yaşındaki bir çocukta yapay zekâ MS hastalığı teşhisi koymuştu. Biz bunu ilk başta yapay zekânın bir hatası olarak düşündük. Ama ne olur ne olmaz diyerek çocuğun ebeveynlerine bildirdik. Daha sonra gerçekten de bu çocukta MS hastalığı çıktı.” dedi. Özdemir, çocuğun annesinden dün aldığı teşekkür mesajının kendisini çok etkilediğini belirterek, mesajı salondakilerle paylaştı. Özdemir; “İyi ki o zaman sizi küçük görüp umursamamak yerine dikkate almışız. Doktorlar hastalığın büyük ölçüde yenildiğini söyledi. Size ne kadar teşekkür etsem az, çünkü bir annenin yavrusuna kavuşmasını asla anlayamazsınız.” İfadelerini kullandı. Gençlere proje yapmaları çağrısında bulunan Özdemir, “Hem toplumu daha iyi bir refah seviyesine kavuşturmak, hem insanların yüreğine dokunmak, hem de problemlere çözüm üretmek istiyorsanız size tek bir şey öneriyorum: Proje yapın, proje yapın, proje yapın.” Şeklinde konuştu. Ödüller… Üsküdar Üniversitesi 11. Bilim ve Fikir Festivali’nde projeler Sağlık Bilimleri, Sosyal Bilimler, Fen ve Teknoloji olmak üzere üç kategoride yarıştı. Festivalde dereceye giren projeler ödüllendirildi. İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Yalova genelinde 188 okuldan öğrencinin takımlar halinde 750 proje ile başvurduğu 11. Bilim ve Fikir Festivali kapsamında dereceye giren projelere toplam 600 bin TL ödül verildi. Bunun 400 bin TL’si öğrencilere, 200 bin TL’si ise danışman öğretmenlere ayrıldı. Her kategoride dereceye giren ilk 3 projeye Üsküdar Üniversitesi tarafından “Patentleme desteği” verilecek. Her kategoride ayrı ayrı olmak üzere ilk 3 dereceye giren öğrencilerden, Üsküdar Üniversitesi'nin ücretli, yüzde 25 ve yüzde 50 indirimli programlarını ilk beş tercihine yazıp bu tercihlerinden birine yerleşenlerin indirim oranı yüzde 75’e tamamlanıyor. Fen ve Teknoloji kategorisinde kazananlar… Fen ve Teknoloji kategorisinde İstanbul Atatürk Fen Lisesi öğrencileri BİYO-MİHA adlı projeyle birinci, TÜBİTAK Fen Lisesi öğrencileri “Biyokütle Tabanlı Kaolin ve Karbon Kuantum Noktası Katkılı Biyopolimer Hidrojel ile Kuraklık Koşullarında Tohum Kaplama” adlı projeyle ikinci, İstanbul Atatürk Fen Lisesi öğrencileri “FROSTGUARD - Biyobazlı ve Mobil Yapay Zekâ Destekli Akıllı Soğuk Zincir Uyarı Etiketi” üçüncülük ödülü aldı. Sağlık Bilimleri kategorisinde dereceye giren projeler… Sağlık Bilimleri kategorisinde İstanbul Fuat Sezgin Bilim ve Sanat Merkezi öğrencileri “Kontrollü Salınım Sağlayan GelMA-NCQDs Tabanlı Mikroiğne Yara Örtüsü İskelesi Tasarımı ve İn Vitro Değerlendirilmesi” adlı projesiyle birinci, Validebağ Fen Lisesi öğrencileri “Çok Modaliteli Derin Öğrenme ile Hasta Sağlık Yörüngesi Tahmini” başlıklı projesiyle ikinci, İstanbul Atatürk Fen Lisesi “Kortikal Yayılım Depresyonunun (CSD) In Slico Simülasyonu ve Sentetik EEG Sinyali Üretimi” başlıklı projesiyle üçüncülük ödülünü aldı. Sosyal Bilimler kategorisinde dereceye girdiler Sosyal Bilimler kategorisinde Halil Rıfat Paşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri “Ekranın Arkasında Ne Var? Yapay Zekâ Destekli Siber Zorbalık Farkındalık ve Rehberlik Modeli” projesi birinci oldu. TÜBİTAK Fen Lisesi öğrencileri “Birlikte Olmanın Bütünleştirici Gücü: Prososyal Harmoni” adlı projesiyle ikinci, 75. Yıl Cumhuriyet Ticaret Meslek Lisesi ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri de “Finans Rehberim: Yapay Zekâ Destekli Mobil Uygulamanın Lise Öğrencilerinin Finansal Okuryazarlık Düzeylerine Etkisi” projesiyle üçüncü oldu. Sürdürülebilir Proje Ödülü Öte yandan tüm kategorilerde geçerli olmak üzere 6-10 arasında yer alan projelere “İyi Fikir, Özgün Yöntem, Sürdürülebilir Proje” ödülü verildi. Tüm katılımcı öğrencilere katılım belgesi, katılan tüm okullara da plaket veya teşekkür belgesi verildi. Üsküdar Üniversitesi Televizyonu (ÜÜ TV) ve Üsküdar Üniversitesi resmi Youtube hesabından canlı yayınlanan tören katılımcıların birlikte hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Finansman Tercihlerinde Toplam Maliyet, Erişilebilirlik ve Öngörülebilirlik Öne Çıkıyor Haber

Finansman Tercihlerinde Toplam Maliyet, Erişilebilirlik ve Öngörülebilirlik Öne Çıkıyor

. Tasarruf finansman sektörünün 34 yıllık köklü kuruluşu Fuzul’ün verilerine göre, katılımcıların yarısından fazlası karar vermeden önce farklı finansman türlerinin toplam maliyetlerini kıyasladıktan sonra tasarruf finansmanını tercih ediyor. Türkiye’de son yıllarda artan finansal okuryazarlık, konut ve araç sahibi olmak isteyen tüketicilerin karar alma süreçlerini daha analitik hale getiriyor. Bununla birlikte yüksek faiz ortamı ve krediye erişimde yaşanan zorluklar tüketicilerin alternatif finansman modellerine yönelmesine sebep oluyor. Tasarruf finansmanı; toplam maliyet, erişilebilirlik, öngörülebilirlik ve ödeme planı esnekliğini birlikte sunan yapısıyla rasyonel bir seçenek olarak daha görünür hale geliyor. Tasarruf finansmanına gösterilen talebin artması, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) denetiminde faaliyet gösteren sektörün büyümesine önemli bir hız kazandırdı. Finansal Kurumlar Birliği (FKB) 2025 yılı verilerine göre, tasarruf finansman sektörünün işlem hacmi yıllık yüzde 261,8 artışla 1,21 trilyon TL’ye, aktif büyüklüğü ise yüzde 251 artışla 323 milyar TL’ye ulaştı. Aktif katılımcılarının sayısı 1 milyonu aşan tasarruf finansmanı, Türkiye’de finansal sistem içerisindeki ağırlığını güçlendirdi. Karar sürecinde toplam maliyet, erişilebilirlik ve esneklik birlikte öne çıkıyor Tasarruf finansman sektörünün 34 yıllık köklü kuruluşu Fuzul tarafından paylaşılan verilere göre, tasarruf finansman modelini tercih eden müşteri profilinde son iki yılda önemli bir değişim yaşandı. Beyaz yakalı çalışanlar, girişimciler, ilk evini almak isteyen genç aileler ve büyükşehirler çevresindeki Anadolu illerinden gelen yeni katılımcılar belirgin biçimde artış gösterdi. Bu kitlenin karar sürecinde toplam maliyet hesabı önemli bir yer tutarken; erişilebilirlik, ödeme planı esnekliği ve öngörülebilirlik de tercih motivasyonunu güçlendiren unsurlar arasında öne çıkıyor. 2023-2025 döneminde Fuzul’e başvuran müşterilerin yüzde 60’ı banka kredisi ve diğer finansman seçeneklerinin toplam maliyetlerini kıyaslayarak görüşmeye geldi. Önceki döneme göre yaklaşık yüzde 25 artışa işaret eden bu oran, finansal okuryazarlığın karar sürecindeki etkisinin güçlendiğini gösteriyor. Öngörülebilir ve esnek ödeme planı karar kriteri oldu Tasarruf finansman modelini tercih eden tasarruf sahipleri teslimat hızından önce ödeme planı esnekliğini soruyor. Tasarruf finansman modelinin tercih edilmesinde, sabit taksitlerin sağladığı güven duygusu kadar, müşterilerin kendi bütçelerine en uygun ödeme planını oluşturabilme esnekliği de öne çıkıyor. Modelin planlı birikim disiplini sağlaması ve ödeme sürecini öngörülebilir hale getirmesi de tüketicilerin tercih motivasyonunu güçlendiriyor. Dijital kanallar üzerinden sunulan şeffaf takip imkânı, taksitlerin ve teslim planının anlık görüntülenebilmesini sağlayarak müşterilerin karar sürecini kolaylaştırıyor. Tüm bu unsurları bir araya getiren tasarruf finansmanı, katılımcılar için sürdürülebilir ve öngörülebilir bir finansman modeli sunuyor. Finansal okuryazarlığın artmasıyla birlikte tasarruf finansman modeline yönelik farkındalığın ve güvenin güçlenmesi, müşteri görüşmelerine de yansıyor. Fuzul’ün ortalama müşteri görüşme süreleri kısalırken, bu görüşmelerin sonucunda alınan katılım kararlarının oranları da önceki yıllara kıyasla yükseldi. Fuzul Tasarruf Finansman AŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Furkan Akbal, finansal okuryazarlığın sektörün büyümesindeki en önemli itici güçlerden olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Eskiden müşterilerin ilk sorusu çoğunlukla aylık taksit tutarı olurdu. Bugün ise bilinçli tasarruf sahipleri ‘toplam maliyetim ne olacak?’ sorusunu daha fazla gündeme getiriyor. Bu çok önemli bir değişim. Artan finansal okuryazarlık, müşterilerin finansman seçeneklerini yalnızca aylık ödeme üzerinden değil; toplam maliyet, erişilebilirlik, öngörülebilirlik ve ödeme planı esnekliğiyle birlikte değerlendirmesini sağlıyor. Mevcut piyasa koşullarında tasarruf finansmanı, krediye erişimin zorlaştığı ve finansman maliyetlerinin yükseldiği bir ortamda daha görünür bir seçenek haline geliyor. Özellikle beyaz yakalılar, girişimciler ve genç ailelerin artan ilgisi, tasarruf finansmanının daha bilinçli ve planlı bir finansman tercihine dönüştüğünü gösteriyor.” Fuzul’ün finansal okuryazarlığı destekleyen dijital dönüşüm ve teknoloji yatırımlarını hız kesmeden sürdürdüğünü belirten Akbal, “Müşterilerimizin şeffaflık, anlık takip ve kişiselleştirilmiş finansal rehberlik beklentilerini teknoloji yatırımlarımızın merkezine aldık. Yapay zekâ destekli tasarruf planlama önerileri, ödeme davranışı analitiği ve mobil teslim simülasyonları gibi gelişmiş araçlar üzerinde çalışıyoruz. Sunduğumuz finansman çözümleriyle müşterilerimizi gelecek planlarına ulaştırırken, aynı zamanda onları güçlü bir eğitim ve farkındalık ekosistemiyle desteklemeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bu Proje ile Kadın Üreticilerin Pazara Erişimi Güçlenecek Haber

Bu Proje ile Kadın Üreticilerin Pazara Erişimi Güçlenecek

Compass Group Foundation ve Türetim Ekonomisi Derneği’nin birlikte hayata geçireceği “Adil Topraklar Projesi” ile tarım ve gıda alanında emek veren kadın üreticilerin bilgiye, dayanışma ağlarına ve pazara erişimini güçlendirilecek.. Proje kapsamında katılımcılara yalnızca eğitim değil, aynı zamanda birbirlerinden öğrenmeye ve desteklemeye yönelik de bir destek mekanizması kurgulanacak. 10 hafta sürecek program kapsamında katılımcılar; Türetim Ekonomisi ve pratikleri, sosyal medya iletişimi, hikâye anlatımı, müşteri ilişkileri, finansal okuryazarlık, kriz yönetimi ve yapay zekâ kullanımı gibi başlıklarda çevrim içi eğitimler alacak. Eğitimlerin ardından sunulacak mentorluk desteğiyle, katılımcıların edindikleri bilgi ve becerileri üretim süreçlerine ve iş modellerine entegre etmeleri hedefleniyor. Proje süresince düzenlenecek çevrimiçi buluşmalarda, tarım ve gıda alanında çalışan farklı paydaşlar deneyimlerini katılımcılarla paylaşacak. Bu oturumlarda doğa ve insan için adil üretim örnekleri, saha deneyimleri ve ilham verici başarılı uygulamalar ele alınacak. Türetim’den projenin sorumlusu Büşra Yar Yılmaz, Adil Topraklar Projesi’nin yaklaşımını şu sözlerle anlatıyor: “Tarım ve gıda alanında üretim yapan kadınların yalnız olmadıklarını hissettikleri, bilgi ve deneyim paylaşımıyla güçlendikleri bir dayanışma alanı oluşturmak istiyoruz. Adil Topraklar Projesi ile kadın üreticilerin hem kapasitelerini geliştirmelerini hem de sürdürülebilir ve adil üretim pratiklerini başarıyla uygulamalarını hedefliyoruz. Bu alanda çalışan kadınların birbirlerinin sesini duyması, hikâyelerini dinleyebilmesi, ortaklaşabilmesi büyük bir ihtiyaç.” Sofra/Compass Group Türkiye CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kartal ise projeye verdikleri desteği şöyle tanımlıyor: “Gıda sektöründe yarattığımız değerin, yalnızca sunduğumuz hizmetle sınırlı kalmaması gerektiğine inanıyoruz. Üretimin en başında, toprağa ve emeğe dokunabilmek bu yaklaşımın en önemli parçası. Adil Topraklar Projesi ile kadın üreticilerin bilgiye, pazara ve sürdürülebilir iş modellerine erişimini desteklerken, aynı zamanda daha adil ve dayanıklı bir gıda sistemine katkı sunmayı hedefliyoruz. Compass Group Foundation’ın küresel vizyonuyla hayata geçirilen bu iş birliğinin, Türkiye’de kalıcı bir etki yaratacağına inanıyoruz.” Compass Group Vakfı, Compass Group’un faaliyet gösterdiği Türkiye dahil olmak üzere çeşitli ülkelerdeki kar amacı gütmeyen kuruluşlara finansal destek sağlamaktadır. Programın sonunda gerçekleştirilecek fiziksel etkinlikle restoran şefi kadınlar ile projeye katılan üretici kadınların bir araya gelmesi planlanıyor. Bu buluşma sayesinde türeticiler arasında doğrudan temas kurulması ve adil türetim hikâyelerinin daha geniş kitlelere ulaşması hedefleniyor. Projeye katılım kriterleri şu şekilde belirlendi: ● Tarım veya gıda alanında aktif olarak üretim yapmak, ● Bireysel, topluluk temelli ya da işletme yapısında faaliyet göstermek ● Kadın liderliğinde ya da kadın emeğinin yoğun olduğu bir üretim yapısı içerisinde yer almak ● Başvurularda yaş sınırı aranmamaktadır. Adil Topraklar Projesine başvurular 22 Haziran 2026 tarihine kadar devam ediyor. Projeye katılmak isteyen üretici kadınlar başvurularını çevrimiçi olarak gerçekleştirebilecekler. Başvuru Formu: https://forms.gle/p9swU83WWgncJcwY8 Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.