Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Finansal Performans

Kapsül Haber Ajansı - Finansal Performans haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansal Performans haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sanovel’de Yeni CFO Gökdeniz Gür Oldu Haber

Sanovel’de Yeni CFO Gökdeniz Gür Oldu

Lisans eğitimini Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nde tamamlayan Gökdeniz Gür, kariyer yolculuğuna 1995 yılında Garanti Bankası’nda adım attı. Ardından PwC bünyesinde denetim ve danışmanlık alanlarında çeşitli görevler üstlenerek stratejik finans ve dönüşüm projelerini başarıyla yönetti. Kariyeri boyunca TUI AG iştiraki Turcotel ve Akfen GYO’da CFO, Hidromek’te Finans Stratejisi Danışmanı ve Beyçelik Holding’de Stratejik Planlama Direktörü olarak üst düzey sorumluluklar üstlenen Gökdeniz Gür, son olarak 2019-2025 yılları arasında Florence Nightingale Hastaneleri’nde Kurumsal Verimlilik ve İç Denetimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı. Gür, bu süreçte finansal performans, süreç iyileştirme, raporlama sistemleri ve iç denetim alanlarında pek çok önemli projeye liderlik etti. Sanovel Hakkında Türk ilaç sektörünün lider şirketlerinden Sanovel, 1983 yılında Eczacı Erol Toksöz tarafından kurulmuştur. 60’tan fazla marka ve 180’i aşkın üründen oluşan güçlü portföyü ve kilit terapötik alanlardaki ürün çeşitliliği ile Sanovel, yılda 200 milyon kutu üretim kapasitesine sahiptir. European cGMP (İyi Üretim Uygulamaları) sertifikası ve Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (FDA) onayına sahip Sanovel; güçlü Ar-Ge’si, patent/fikri haklar alanlarındaki yetkinlikleri ve başarılarıyla da ilaç sektörü ve tüm sektörler bazında öne çıkmaktadır. Ürünlerini 5 kıtada 50’yi aşkın ülkeye ulaştıran Sanovel, ihracatıyla uluslararası pazarlardaki gücünü her geçen gün artırmaktadır. Birçok tedavi alanında pazara ilk eşdeğer ürün sunan şirket olan Sanovel, Türk ilaç endüstrisine ve ülke ekonomisine katkı sağlamaya ve yaklaşık 2.000 çalışanı ile toplumların bir ömür sağlığı için var gücüyle çalışmaya devam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadın CEO'lar Cam Tavanları Kırıyor Haber

Kadın CEO'lar Cam Tavanları Kırıyor

Rapora göre, kadın CEO'lar tarafından yönetilen şirketler; yönetim kurullarına ve üst yönetim kademelerine kadınların atanmasında, erkek CEO'lar tarafından yönetilen şirketlere kıyasla açık ara daha başarılı performans gösteriyor. Araştırma, kadın CEO'ların şirketlerde güçlü bir "çarpan etkisi" yaratarak liderlik kadrolarında çeşitliliği hızlandırdığını ortaya koyuyor. Dünya genelinde "Kadınlar için Davos" olarak anılan ve 4-6 Haziran tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek Küresel Kadın Zirvesi öncesinde, "Kadın CEO'lar: Yönetim Kurullarına ve Üst Yönetim Kademelerine Açılan Kapılar" başlıklı 2026 Küresel Kadın Direktörler Raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Kurumsal Kadın Direktörler Uluslararası (Corporate Women Directors International – CWDI) tarafından hazırlanan araştırma, kadın CEO'ların şirketlerde liderlik dönüşümünü hızlandıran en önemli faktörlerden biri olduğunu ortaya koydu. Araştırma kapsamında incelenen 3.222 büyük ölçekli halka açık şirketin yalnızca 215'inde, yani yüzde 6,7'sinde kadın CEO bulunuyor. Ancak rapor, sayıları sınırlı olsa da kadın CEO'ların görev yaptığı şirketlerin yönetim kurullarında ve üst yönetim ekiplerinde kadın temsilini önemli ölçüde artırdığını gösteriyor. Kadın CEO Etkisi: Rakamlar Ne Söylüyor? Rapora göre bir şirketin başına kadın CEO geçtiğinde, liderlik kademelerinde dikkat çekici bir dönüşüm yaşanıyor. Kadın CEO'ların görev yaptığı şirketlerde kadın yönetim kurulu üyelerinin oranı yüzde 38,3'e ulaşırken, bu oran küresel ortalamada yüzde 28,9 seviyesinde kalıyor. Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise CEO değişimlerinde ortaya çıkıyor. Erkek bir CEO'nun ardından göreve gelen kadın CEO'ların liderliğinde, yönetim kurullarındaki kadın oranı ortalama yüzde 34,5'ten yüzde 56,1'e yükseliyor. Üst Yönetimde de Güçlü Bir Dönüşüm Yaşanıyor Kadın CEO etkisi yalnızca yönetim kurullarıyla sınırlı kalmıyor. Kadın CEO'lar tarafından yönetilen şirketlerde üst düzey kadın yöneticilerin oranı yüzde 36,8'e ulaşırken, küresel ortalama yüzde 21 seviyesinde bulunuyor. Eşit Temsile Ulaşan Şirketlerin Sayısı Artıyor Rapor, kadın CEO'ların görev yaptığı şirketlerin cinsiyet dengesi konusunda önemli ilerlemeler kaydettiğini ortaya koyuyor. Kadın CEO'ların yönettiği şirketlerin yaklaşık dörtte birinde yönetim kurulları kadın-erkek eşitliğine ulaşmış veya kadın çoğunluğa sahip hale gelmiş durumda. Benzer şekilde, bu şirketlerin yüzde 22,3'ünde üst yönetim ekiplerinin en az yarısını kadınlar oluşturuyor. CWDI'nin büyük ölçekli şirketler arasında belirlediği "İlk 10" listesinde yer alan kadın CEO'lu şirketlerin tamamında kadın yönetim kurulu üyeleri çoğunlukta bulunuyor. Kadın Liderler Kadın Liderler Yetiştiriyor Araştırma, kadın liderlerin sürdürülebilir bir liderlik kültürü oluşturduğunu da ortaya koyuyor. Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri Hollanda merkezli Wolters Kluwer oldu. Uzun yıllar CEO olarak görev yapan Nancy McKinstry'nin ardından Şubat 2026'da göreve Stacy Caywood getirildi. Bir diğer örnek ise Hong Kong merkezli Hang Seng Bank oldu. Mevcut CEO Luanne Lim, daha önce CEO olarak görev yapan Diana Cesar'ın yerini aldı. Cesar da görevi daha önce Louisa Cheang'dan devralmıştı. Böylece banka üst üste üç dönem boyunca kadın CEO tarafından yönetilmiş oldu. Kota Uygulamaları Tek Başına Yeterli Değil Raporun dikkat çeken bir diğer bulgusu ise yönetim kurulu kotalarına ilişkin oldu. Dünya genelinde 45 ülke ve Avrupa Birliği, kadınların yönetim kurullarındaki temsilini artırmak amacıyla kota uygulamaları yürütüyor. Ancak araştırma, bu düzenlemelerin kadın CEO sayısını artırmada doğrudan etkili olmadığını ortaya koyuyor. Buna göre kota uygulaması bulunmayan ülkelerde kadın CEO oranı yüzde 8,4 seviyesindeyken, kota uygulayan ülkelerde bu oran yüzde 4,5 olarak ölçüldü. Bununla birlikte, kota uygulamalarının bulunduğu ülkelerde görev yapan kadın CEO'ların üst yönetim ekiplerinde çeşitliliği artırma konusunda daha başarılı olduğu görüldü. "Kadın CEO'lar Sembolik Değil, Yapısal Dönüşümün Motoru" CWDI Başkanı Irene Natividad, araştırma sonuçlarını değerlendirirken şunları söyledi: "Veriler son derece açık. Kadın CEO'lar yalnızca sembolik liderler değil; kurumlarda yapısal dönüşüm yaratan güçlü değişim aktörleri. Çoğu zaman göz ardı edilen yetenek havuzlarını görünür hale getiriyor ve yeni liderlerin yetişmesine katkı sağlıyorlar. Ayrıca çok sayıda küresel araştırma, kadın liderliğinin daha yüksek finansal performans ve daha güçlü risk yönetimi ile ilişkili olduğunu gösteriyor." Kadın Liderliği Finansal Performansı da Destekliyor Raporda yer verilen güncel araştırmalar, kadın liderliğinin yalnızca eşitlik açısından değil, şirket performansı açısından da önemli avantajlar sunduğunu gösteriyor. 2025 yılında yayımlanan araştırmalara göre: Cinsiyet çeşitliliğine sahip yönetim kurulları ve liderlik ekipleri bulunan şirketlerin, piyasa dalgalanmalarının yoğun olduğu dönemlerde daha yüksek kârlılık açıklama olasılığı yüzde 21 daha yüksek.Kadın CEO'lar tarafından yönetilen şirketler, hisse performansı açısından da birçok pazarda genel endekslerin üzerinde sonuçlar elde ediyor. CWDI'den Şirketlere Dört Öneri Rapor, kadınların üst düzey liderlik pozisyonlarına erişimini hızlandırmak için şirketlere şu önerilerde bulunuyor: Yüksek potansiyele sahip kadın çalışanların kâr-zarar sorumluluğu ve operasyon yönetimi içeren görevlere atanması. Cinsiyet dengesinin kariyerin ilk yönetim basamaklarından itibaren sağlanması. Mentorluk ve sponsorluk programlarının kurumsal olarak yapılandırılması. Kadın liderliğinin finansal performans üzerindeki olumlu etkisini ortaya koyan araştırmaların yönetim kurulları tarafından daha fazla dikkate alınması. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim ve Doğa Liderleri Sahneye Çıktı Haber

İklim ve Doğa Liderleri Sahneye Çıktı

Türkiye operasyonlarını Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu çatısı altında yürüten, dünyanın en büyük çevre raporlama platformu CDP, Türkiye’deki şirketlerin 2025 yılı iklim değişikliği ve doğa raporlaması kapsamındaki performansını CDP Türkiye 16. İklim Değişikliği ve Doğa Konferansı’nda paylaştı. Garanti BBVA’nın ana sponsorluğunda Türkiye faaliyetlerini gerçekleştiren CDP Türkiye, 2025 yılına ait analiz ve bulguları içeren “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”nun sonuçlarını ve CDP’nin Global Derecelendirme Metodolojisine göre belirlenen CDP Liderleri’ni, 15 Mayıs’ta gerçekleştirilen 16. Türkiye konferansında açıkladı. Bu yıl, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesi çevresel verinin kalitesi, karşılaştırılabilirliği ve karar alma süreçlerine entegrasyonu iş dünyasının dönüşümünde belirleyici bir rol oynuyor. Bu noktada CDP, yalnızca bir raporlama platformu olmanın ötesinde, şirketlerin uygulama kapasitesini görünür kılabilecek ve hesap verebilirliği güçlendirebilecek önemli bir araç olarak öne çıkıyor. “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”, Türkiye’deki şirketlerin çevresel raporlamayı rekabet gücüne dönüştürebilme kapasitesini ortaya koyuyor. Rapor, COP31 öncesinde şirketlerin raporlamadan uygulamaya geçişteki hazırlık seviyesini ortaya koyan güçlü bir çerçeve sunuyor. Türkiye çevresel raporlamada güçlü bir konuma ulaştı CDP aracılığıyla 2025 yılında 22.100’den fazla şirket, çevresel verilerini raporlarken bu sürece 1.000’den fazla şehir ve bölge de eklendi. 2025 yılında, neredeyse 900 şirket CDP’nin en yüksek derecelendirme seviyesi olan Küresel A Listesi’ne girdi. Türkiye’den ise toplam 45 şirket en az bir Küresel A Listesi’nde yer aldı. İklim, su ve ormansızlaşma kategorilerinin üçünde birden en yüksek liderlik seviyesi olan “Triple A” listesine giren dünyadaki 27 şirketten 5’i ise Türkiye’den. Diğer 17 şirket şirket ise iki ayrı kategoride liderlik sergileyerek “Double A” statüsü elde etti. Türkiye bu başarısıyla, CDP ekosisteminde çevresel raporlama ve performans alanında küresel ölçekteki en güçlü pazarlardan biri haline geldi. Türkiye’nin liderlik performansı ortalamaların üzerinde CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu’na göre, Türkiye’den raporlama yapan şirketler Avrupa ve küresel ortalamaların üzerinde performans göstererek “Yönetim” ve “Liderlik” seviyelerinde iklim değişikliğinde %82, su güvenliğinde %87 ve ormansızlaşma temasında %70’e ulaştı. Bu tablo, çevresel yönetimin artık yalnızca öncü şirketlere özgü bir alan olmadığını, giderek daha geniş bir şirket grubunun kurumsal sistemlerine entegre edildiğini gösteriyor. Çevresel liderlik ile finansal performans arasındaki ilişki giderek güçleniyor Bu yılki raporun bir kısmı, A ve A– notu alan lider şirketlerin çevresel risk ve fırsatları finansal açıdan nasıl yönettiğini, daha düşük derecelendirme notlarına sahip şirketlerle karşılaştırmalı olarak analiz ediyor. Bu fark özellikle fırsatlar tarafında daha net görülüyor. Lider şirketler, çevresel girişimler kapsamında yaptıkları her 1 dolarlık yatırımın yaklaşık 4 dolar finansal değer yaratma potansiyeli olduğunu raporlarken, daha düşük performans gösteren şirketlerde bu değer yaklaşık 0,07 dolar seviyesinde. Bu durum, fırsatların belirlenmesi ve finansal değere dönüştürülmesi konusunda ciddi bir verimlilik farkına işaret ediyor. Benzer bir ayrışma risk yönetiminde de görülüyor. Lider şirketlerde maliyet-risk oranına bakıldığında, maliyeti 1 dolar olan bir riski yönetmek için yaklaşık 0,43 dolar harcamanın yeterli olacağı görülüyor. Buna karşılık, daha düşük performans gösteren şirketlerde aynı riski yönetmek için yaklaşık 5,9 dolar harcamak gerektiği görülmekte. Bu durum, lider şirketlerin finansal açıdan önemli riskleri görece daha düşük maliyetle yönetebildiğini ve potansiyel olarak daha hedefli bir risk yönetimi yaklaşımına sahip olduğunu gösteriyor. Raporlamaların derinlik ve uygulama düzeyi artırılmalı Temel iklim raporlama göstergeleri açısından bakıldığında, Türkiye’deki şirketler yüksek ve tutarlı bir olgunluk düzeyi sergiliyor. Ancak taahhütlerin derinliği ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş araçlarının uygulanma düzeyi incelendiğinde daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Şirketlerin %70’i 1,5°C ile uyumlu bir iklim geçiş planı raporlarken, yalnızca %33’ü fosil yakıtlardan çıkışa yönelik açık bir taahhütte bulunuyor. Net-sıfır hedefleri yaygın olmakla birlikte (%62), bunların yalnızca %12’si Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulanmış vaziyette. Bu durum, hedef koyma ile bilim temelli uyum arasında önemli bir fark olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, dahili karbon fiyatlandırması giderek yaygınlaşsa da uygulama kapsamı halen sınırlı; çoğu zaman tüm karar süreçlerini kapsayan zorunlu bir mekanizma olarak kullanılmıyor. Yenilenebilir enerji kullanımı önemli ölçüde artmış olsa da toplam enerji tüketimi içinde yenilenemeyen kaynaklar hala baskın durumda. Genel olarak bu tablo, iklim yönetimi için gerekli temel yapıların kurulduğunu; ancak bu yapıların karar alma süreçlerine tutarlı, kapsamlı ve bağlayıcı şekilde yansıtılması için daha fazla ilerlemeye ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. İklim teması şirket yönetim sistemlerine entegre edilirken doğa ile ilgili konularda ilerleme sınırlı kaldı Rapor genelinde ortaya çıkan en önemli yapısal bulgulardan biri, iklim değişikliği konusundaki olgunluk ile diğer doğa temelli konular arasındaki belirgin fark. İklim değişikliği için riskleri belirleme ve yönetmeye yönelik yaklaşımlar tüm şirketlerde (%100) yerleşmiş durumdayken, bu oran su yönetimi alanında %78’e, biyoçeşitlilikte %36’ya, plastiklerde %24’e ve ormansızlaşmada %11’e kadar düştü. Benzer bir ayrışma değer zinciri etkileşiminde de görüldü. Bu oran iklimde %98 iken, plastiklerde %18 ve ormansızlaşmada %10 seviyesinde kaldı. Bu tablo, iklim konularının şirket sistemlerine derinlemesine entegre edildiğini, buna karşılık doğa ile ilgili konuların halen sınırlı bir kapsamda ele alındığını gösterdi. Genel olarak doğa temelli raporlamalar farkındalık aşamasından daha yapılandırılmış bir yönetime doğru ilerliyor. İklim ve su alanlarında görülen olgunluk seviyesine ulaşabilmek için özellikle veri altyapısının güçlendirilmesi, hedef belirleme yaklaşımlarının geliştirilmesi ve doğa ile ilgili konuların stratejik karar alma süreçlerine daha fazla entegre edilmesi gerekiyor. Türkiye’deki şirketlerin zorunlu raporlama çerçeveleriyle uyumu giderek artıyor Türkiye’de CDP kapsamında yapılan raporlamalar, zorunlu sürdürülebilirlik çerçeveleriyle yüksek ve artan bir uyuma işaret ediyor. 2025 itibarıyla Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (TSRS) ile uyum %83’e, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (ESRS) ile uyum ise %71’e ulaştı. Zorunlu raporlama çerçevelerine hazırlık açısından Türkiye iyi bir konumda, ancak şirketlerin önünde üç temel gelişim alanı bulunuyor: üretilen bilgiyi finansal sistemlerle ilişkilendirmek, karar alma süreçlerine dahil etmek ve geçiş planlarıyla bağlantılı hale getirmek. Bu aşamalar raporlamadan uygulamaya geçiş için kritik önem taşıyor. CDP verileri COP31 öncesinde güçlü bir referans Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e yaklaşırken, kurumsal çevresel raporlamaların önemi daha da artıyor. CDP verileri, şirketlerin uygulama kapasitesini değerlendirmek için güçlü ve güvenilir bir referans sunuyor. Enerji dönüşümü, su, doğa, döngüsel ekonomi, geçiş planlaması ve iklim finansmanı gibi CDP raporlamasında öne çıkan başlıklar, COP31 eylem gündeminin temel öncelikleriyle doğrudan örtüşüyor. Bulgular, Türkiye’den raporlama yapan şirketlerin yalnızca raporlama ölçeğini büyütmekle kalmayıp, bunu istikrarlı biçimde güçlü bir performansa dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bu çerçevede CDP verileri, şirketlerin uygulamaya ne ölçüde hazır olduğunu değerlendirmek, ulusal ve küresel iklim hedefleriyle uyum düzeyini analiz etmek açısından somut ve pratik bir referans niteliği taşıyor. Ana konuşmacılar ve Rapor Sunumu “COP31’e Doğru: Raporlama İvmesini Küresel Rekabet Avantajına Dönüştürmek” temasıyla düzenlenen konferansın açılışında konuşan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran “Garanti BBVA’da sürdürülebilirlik, iş modelimizin ayrılmaz bir parçası. 2025 CDP değerlendirmesinde iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma alanlarının tamamında A notu alarak Triple A seviyesine ulaşmamız bu yaklaşımın bir sonucu. İklim, su ve doğa artık ekonomik dayanıklılığın belirleyicisi. Bu doğrultuda finansman gücümüzle dönüşümü desteklemeyi sürdürüyoruz.” dedi. COP30 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Dan Ioschpe konferansa video mesajla katıldı. Ioschpe mesajında “25 yıl önce niş olan çevresel raporlama, bugün iş dünyası için küresel bir standart ve temel gereklilik haline gelmiş; veri, şeffaflık ve raporlama sürdürülebilir kalkınmayı ve etkili karar almayı mümkün kılmıştır. Bu yapı sayesinde, bugün CDP tarafından ödüllendirilen kuruluşlar yalnızca bir standardı karşılamıyor, aynı zamanda uygulamanın nasıl hayata geçtiğini gösteren öncüler olarak öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı. Deloitte Global Sürdürülebilir Finans Lideri Hans-Juergen Walter konuya küresel bir perspektiften bakarak “Şirketler yalnızca mevzuata uyumla sınırlı kalmamalı. Raporlamayı bir zorunluluk olarak değil, rekabet avantajı yaratmanın bir aracı olarak görmeliler. Nitelikli çevresel raporlama; sermayeyi cezbeden, pazardaki konumu güçlendiren ve hızla dönüşen küresel ortamda gerçekten dayanıklı, geleceğe hazır iş modelleri inşa etmeyi mümkün kılan stratejik bir kaldıraçtır.” dedi. CDP Politika ve Büyüme Direktörü Pietro Bertazzi ise, “Yaklaşan COP31’in uygulama odağıyla birlikte, Türkiye’deki şirketlerin CDP aracılığıyla yaptığı raporlamalar, lider şirketlerin çevresel performans konusunda yüksek bir standart belirlerken aynı zamanda ticari kazanımlar da elde ettiğini gösteriyor. Hızla değişen küresel ekonomide geleceğe en güçlü şekilde hazırlanan şirketler; şeffaflığı somut aksiyona dönüştürebilen, çevresel verileri stratejik karar alma süreçlerine entegre eden ve dünyamız için olumlu büyümeyi yönlendiren şirketler olacak.” dedi. CDP Türkiye 2025 İklim ve Doğa Raporu’nun sonuçlarını paylaşan CDP Türkiye Ülke Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş şu değerlendirmede bulundu: “Raporun sonuçlarına baktığımızda, Türkiye’de çevresel yönetim yapılarının güçlü bir kurumsal temele oturduğu açıkça görülmekte, fakat bu yapının tüm çevresel temalar ve şirketler genelinde henüz dengeli ve bütüncül bir şekilde yaygınlaşmadığı görülüyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin önceliği, mevcut raporlama altyapısını daha derin entegrasyon, daha geniş çevresel kapsama ve daha tutarlı uygulama çıktılarıyla güçlendirmek olmalı.” 2026 Triple A Liderler Paneli Konferans kapsamında Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Türkiye Direktörü Ozan Duygulu moderatörlüğünde “2026 Triple A Liderler Paneli” düzenlendi. Panele, Garanti BBVA Yönetim Kurulu Üyesi Mevhibe Canan Özsoy, Akbank CFO’su Türker Tunalı ve CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu katıldı. Sürdürülebilir finansman ve sürdürülebilirliğin stratejik yönetimi konularının ele alındığı panelde Mevhibe Canan Özsoy, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun değil; fiziksel, finansal ve itibara yönelik riskler barındıran küresel bir dönüşüm meselesi olduğunu belirtti. Türker Tunalı, düşük karbonlu ekonomiye geçişte finans sektörü, reel sektör ve teknoloji ekosisteminin birlikte hareket etmesinin kritik önem taşıdığını söyledi. Kutay Kartallıoğlu ise konuşmasında gıda perakendesinin iklim değişikliğinden kaynaklanan risklerden doğrudan etkilendiğine dikkat çekerek Türkiye’nin Akdeniz havzasındaki konumu nedeniyle gıda güvenliği ve tedarik zincirleri açısından önemli çevresel risklerle karşı karşıya olduğunu vurguladı. CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni Programın sonunda gerçekleştirilen CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni’nde CDP Global A listelerine girmeyi başaran 45 şirket ödüllerini aldı. Ödül töreninde TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu, ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü birer konuşma gerçekleştirdi ve şirketlere ödüllerini takdim etti. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu konuşmasında “Jeopolitik gelişmelerin yoğunlaştığı bu dönemde iklim krizinin bilimsel bir gerçek olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Önümüzdeki COP31 sürecini Paris Anlaşması kapsamında gündeme getirilen başlıkların yeniden canlandırılması açısından kıymetli görüyoruz. Bu süreçte, iş dünyasının sürdürülebilirlik raporlamalarına güçlü biçimde eğilmesini ve odağına almasını kritik önemde görüyoruz. Bugün bu önemli gelişmelere tanıklık etmemizi sağlayan CDP Türkiye’ye ülkemizde sürdürülebilirlik raporlaması konusunda bilinçlendirme ve iş dünyasının dönüşümü alanında sağladığı katkılar için teşekkür ediyorum” dedi. Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü ise "Sürdürülebilirlik raporlaması, finansal raporlama ile sürdürülebilirlik yönetimi disiplinlerinin entegrasyonu sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu entegrasyonun temelinde, çevresel ve sosyal faktörlerin operasyonel riskler ve finansal fırsatlar üzerindeki belirleyici rolü yatmaktadır. Bu perspektifle hazırlanan raporlar, yatırımcıların sermaye tahsisi kararlarında kullandığı 'önemlilik' arz eden bilgilere odaklanmaktadır." dedi. Triple A ödülleri (5 şirket) Double A ödülleri (17 şirket) Global A ödülleri (23 şirket) CDP Şehirler A Liderleri ödülleri Konferans kapsamında ayrıca “CDP Cities A List”e girmeyi başaran iki belediyeye de ödülleri takdim edildi. Ödüllerini almak üzere törene, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Serhat Taşkınsu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın En Büyük Çevre Raporlama Platformu CDP’nin 2025 Türkiye Sonuçları ve Lider Şirketler Açıklandı Haber

Dünyanın En Büyük Çevre Raporlama Platformu CDP’nin 2025 Türkiye Sonuçları ve Lider Şirketler Açıklandı

Garanti BBVA’nın ana sponsorluğunda Türkiye faaliyetlerini gerçekleştiren CDP Türkiye, 2025 yılına ait analiz ve bulguları içeren “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”nun sonuçlarını ve CDP’nin Global Derecelendirme Metodolojisine göre belirlenen CDP Liderleri’ni, 15 Mayıs’ta gerçekleştirilen 16. Türkiye konferansında açıkladı. Bu yıl, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesi çevresel verinin kalitesi, karşılaştırılabilirliği ve karar alma süreçlerine entegrasyonu iş dünyasının dönüşümünde belirleyici bir rol oynuyor. Bu noktada CDP, yalnızca bir raporlama platformu olmanın ötesinde, şirketlerin uygulama kapasitesini görünür kılabilecek ve hesap verebilirliği güçlendirebilecek önemli bir araç olarak öne çıkıyor. “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”, Türkiye’deki şirketlerin çevresel raporlamayı rekabet gücüne dönüştürebilme kapasitesini ortaya koyuyor. Rapor, COP31 öncesinde şirketlerin raporlamadan uygulamaya geçişteki hazırlık seviyesini ortaya koyan güçlü bir çerçeve sunuyor. Türkiye çevresel raporlamada güçlü bir konuma ulaştı CDP aracılığıyla 2025 yılında 22.100’den fazla şirket, çevresel verilerini raporlarken bu sürece 1.000’den fazla şehir ve bölge de eklendi. 2025 yılında, neredeyse 900 şirket CDP’nin en yüksek derecelendirme seviyesi olan Küresel A Listesi’ne girdi. Türkiye’den ise toplam 45 şirket en az bir Küresel A Listesi’nde yer aldı. İklim, su ve ormansızlaşma kategorilerinin üçünde birden en yüksek liderlik seviyesi olan “Triple A” listesine giren dünyadaki 27 şirketten 5’i ise Türkiye’den. Diğer 17 şirket şirket ise iki ayrı kategoride liderlik sergileyerek “Double A” statüsü elde etti. Türkiye bu başarısıyla, CDP ekosisteminde çevresel raporlama ve performans alanında küresel ölçekteki en güçlü pazarlardan biri haline geldi. Türkiye’nin liderlik performansı ortalamaların üzerinde CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu’na göre, Türkiye’den raporlama yapan şirketler Avrupa ve küresel ortalamaların üzerinde performans göstererek “Yönetim” ve “Liderlik” seviyelerinde iklim değişikliğinde %82, su güvenliğinde %87 ve ormansızlaşma temasında %70’e ulaştı. Bu tablo, çevresel yönetimin artık yalnızca öncü şirketlere özgü bir alan olmadığını, giderek daha geniş bir şirket grubunun kurumsal sistemlerine entegre edildiğini gösteriyor. Çevresel liderlik ile finansal performans arasındaki ilişki giderek güçleniyor Bu yılki raporun bir kısmı, A ve A– notu alan lider şirketlerin çevresel risk ve fırsatları finansal açıdan nasıl yönettiğini, daha düşük derecelendirme notlarına sahip şirketlerle karşılaştırmalı olarak analiz ediyor. Bu fark özellikle fırsatlar tarafında daha net görülüyor. Lider şirketler, çevresel girişimler kapsamında yaptıkları her 1 dolarlık yatırımın yaklaşık 4 dolar finansal değer yaratma potansiyeli olduğunu raporlarken, daha düşük performans gösteren şirketlerde bu değer yaklaşık 0,07 dolar seviyesinde. Bu durum, fırsatların belirlenmesi ve finansal değere dönüştürülmesi konusunda ciddi bir verimlilik farkına işaret ediyor. Benzer bir ayrışma risk yönetiminde de görülüyor. Lider şirketlerde maliyet-risk oranına bakıldığında, maliyeti 1 dolar olan bir riski yönetmek için yaklaşık 0,43 dolar harcamanın yeterli olacağı görülüyor. Buna karşılık, daha düşük performans gösteren şirketlerde aynı riski yönetmek için yaklaşık 5,9 dolar harcamak gerektiği görülmekte. Bu durum, lider şirketlerin finansal açıdan önemli riskleri görece daha düşük maliyetle yönetebildiğini ve potansiyel olarak daha hedefli bir risk yönetimi yaklaşımına sahip olduğunu gösteriyor. Raporlamaların derinlik ve uygulama düzeyi artırılmalı Temel iklim raporlama göstergeleri açısından bakıldığında, Türkiye’deki şirketler yüksek ve tutarlı bir olgunluk düzeyi sergiliyor. Ancak taahhütlerin derinliği ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş araçlarının uygulanma düzeyi incelendiğinde daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Şirketlerin %70’i 1,5°C ile uyumlu bir iklim geçiş planı raporlarken, yalnızca %33’ü fosil yakıtlardan çıkışa yönelik açık bir taahhütte bulunuyor. Net-sıfır hedefleri yaygın olmakla birlikte (%62), bunların yalnızca %12’si Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulanmış vaziyette. Bu durum, hedef koyma ile bilim temelli uyum arasında önemli bir fark olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, dahili karbon fiyatlandırması giderek yaygınlaşsa da uygulama kapsamı halen sınırlı; çoğu zaman tüm karar süreçlerini kapsayan zorunlu bir mekanizma olarak kullanılmıyor. Yenilenebilir enerji kullanımı önemli ölçüde artmış olsa da toplam enerji tüketimi içinde yenilenemeyen kaynaklar hala baskın durumda. Genel olarak bu tablo, iklim yönetimi için gerekli temel yapıların kurulduğunu; ancak bu yapıların karar alma süreçlerine tutarlı, kapsamlı ve bağlayıcı şekilde yansıtılması için daha fazla ilerlemeye ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. İklim teması şirket yönetim sistemlerine entegre edilirken doğa ile ilgili konularda ilerleme sınırlı kaldı Rapor genelinde ortaya çıkan en önemli yapısal bulgulardan biri, iklim değişikliği konusundaki olgunluk ile diğer doğa temelli konular arasındaki belirgin fark. İklim değişikliği için riskleri belirleme ve yönetmeye yönelik yaklaşımlar tüm şirketlerde (%100) yerleşmiş durumdayken, bu oran su yönetimi alanında %78’e, biyoçeşitlilikte %36’ya, plastiklerde %24’e ve ormansızlaşmada %11’e kadar düştü. Benzer bir ayrışma değer zinciri etkileşiminde de görüldü. Bu oran iklimde %98 iken, plastiklerde %18 ve ormansızlaşmada %10 seviyesinde kaldı. Bu tablo, iklim konularının şirket sistemlerine derinlemesine entegre edildiğini, buna karşılık doğa ile ilgili konuların halen sınırlı bir kapsamda ele alındığını gösterdi. Genel olarak doğa temelli raporlamalar farkındalık aşamasından daha yapılandırılmış bir yönetime doğru ilerliyor. İklim ve su alanlarında görülen olgunluk seviyesine ulaşabilmek için özellikle veri altyapısının güçlendirilmesi, hedef belirleme yaklaşımlarının geliştirilmesi ve doğa ile ilgili konuların stratejik karar alma süreçlerine daha fazla entegre edilmesi gerekiyor. Türkiye’deki şirketlerin zorunlu raporlama çerçeveleriyle uyumu giderek artıyor Türkiye’de CDP kapsamında yapılan raporlamalar, zorunlu sürdürülebilirlik çerçeveleriyle yüksek ve artan bir uyuma işaret ediyor. 2025 itibarıyla Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (TSRS) ile uyum %83’e, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (ESRS) ile uyum ise %71’e ulaştı. Zorunlu raporlama çerçevelerine hazırlık açısından Türkiye iyi bir konumda, ancak şirketlerin önünde üç temel gelişim alanı bulunuyor: üretilen bilgiyi finansal sistemlerle ilişkilendirmek, karar alma süreçlerine dahil etmek ve geçiş planlarıyla bağlantılı hale getirmek. Bu aşamalar raporlamadan uygulamaya geçiş için kritik önem taşıyor. CDP verileri COP31 öncesinde güçlü bir referans Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e yaklaşırken, kurumsal çevresel raporlamaların önemi daha da artıyor. CDP verileri, şirketlerin uygulama kapasitesini değerlendirmek için güçlü ve güvenilir bir referans sunuyor. Enerji dönüşümü, su, doğa, döngüsel ekonomi, geçiş planlaması ve iklim finansmanı gibi CDP raporlamasında öne çıkan başlıklar, COP31 eylem gündeminin temel öncelikleriyle doğrudan örtüşüyor. Bulgular, Türkiye’den raporlama yapan şirketlerin yalnızca raporlama ölçeğini büyütmekle kalmayıp, bunu istikrarlı biçimde güçlü bir performansa dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bu çerçevede CDP verileri, şirketlerin uygulamaya ne ölçüde hazır olduğunu değerlendirmek, ulusal ve küresel iklim hedefleriyle uyum düzeyini analiz etmek açısından somut ve pratik bir referans niteliği taşıyor. Ana konuşmacılar ve Rapor Sunumu “COP31’e Doğru: Raporlama İvmesini Küresel Rekabet Avantajına Dönüştürmek” temasıyla düzenlenen konferansın açılışında konuşan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran “Garanti BBVA’da sürdürülebilirlik, iş modelimizin ayrılmaz bir parçası. 2025 CDP değerlendirmesinde iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma alanlarının tamamında A notu alarak Triple A seviyesine ulaşmamız bu yaklaşımın bir sonucu. İklim, su ve doğa artık ekonomik dayanıklılığın belirleyicisi. Bu doğrultuda finansman gücümüzle dönüşümü desteklemeyi sürdürüyoruz.” dedi. COP30 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Dan Ioschpe konferansa video mesajla katıldı. Ioschpe mesajında “25 yıl önce niş olan çevresel raporlama, bugün iş dünyası için küresel bir standart ve temel gereklilik haline gelmiş; veri, şeffaflık ve raporlama sürdürülebilir kalkınmayı ve etkili karar almayı mümkün kılmıştır. Bu yapı sayesinde, bugün CDP tarafından ödüllendirilen kuruluşlar yalnızca bir standardı karşılamıyor, aynı zamanda uygulamanın nasıl hayata geçtiğini gösteren öncüler olarak öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı. Deloitte Global Sürdürülebilir Finans Lideri Hans-Juergen Walter konuya küresel bir perspektiften bakarak “Şirketler yalnızca mevzuata uyumla sınırlı kalmamalı. Raporlamayı bir zorunluluk olarak değil, rekabet avantajı yaratmanın bir aracı olarak görmeliler. Nitelikli çevresel raporlama; sermayeyi cezbeden, pazardaki konumu güçlendiren ve hızla dönüşen küresel ortamda gerçekten dayanıklı, geleceğe hazır iş modelleri inşa etmeyi mümkün kılan stratejik bir kaldıraçtır.” dedi. CDP Politika ve Büyüme Direktörü Pietro Bertazzi ise, “Yaklaşan COP31’in uygulama odağıyla birlikte, Türkiye’deki şirketlerin CDP aracılığıyla yaptığı raporlamalar, lider şirketlerin çevresel performans konusunda yüksek bir standart belirlerken aynı zamanda ticari kazanımlar da elde ettiğini gösteriyor. Hızla değişen küresel ekonomide geleceğe en güçlü şekilde hazırlanan şirketler; şeffaflığı somut aksiyona dönüştürebilen, çevresel verileri stratejik karar alma süreçlerine entegre eden ve dünyamız için olumlu büyümeyi yönlendiren şirketler olacak.” dedi. CDP Türkiye 2025 İklim ve Doğa Raporu’nun sonuçlarını paylaşan CDP Türkiye Ülke Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş şu değerlendirmede bulundu: “Raporun sonuçlarına baktığımızda, Türkiye’de çevresel yönetim yapılarının güçlü bir kurumsal temele oturduğu açıkça görülmekte, fakat bu yapının tüm çevresel temalar ve şirketler genelinde henüz dengeli ve bütüncül bir şekilde yaygınlaşmadığı görülüyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin önceliği, mevcut raporlama altyapısını daha derin entegrasyon, daha geniş çevresel kapsama ve daha tutarlı uygulama çıktılarıyla güçlendirmek olmalı.” 2026 Triple A Liderler Paneli Konferans kapsamında Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Türkiye Direktörü Ozan Duygulu moderatörlüğünde “2026 Triple A Liderler Paneli” düzenlendi. Panele, Garanti BBVA Yönetim Kurulu Üyesi Mevhibe Canan Özsoy, Akbank CFO’su Türker Tunalı ve CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu katıldı. Sürdürülebilir finansman ve sürdürülebilirliğin stratejik yönetimi konularının ele alındığı panelde Mevhibe Canan Özsoy, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun değil; fiziksel, finansal ve itibara yönelik riskler barındıran küresel bir dönüşüm meselesi olduğunu belirtti. Türker Tunalı, düşük karbonlu ekonomiye geçişte finans sektörü, reel sektör ve teknoloji ekosisteminin birlikte hareket etmesinin kritik önem taşıdığını söyledi. Kutay Kartallıoğlu ise konuşmasında gıda perakendesinin iklim değişikliğinden kaynaklanan risklerden doğrudan etkilendiğine dikkat çekerek Türkiye’nin Akdeniz havzasındaki konumu nedeniyle gıda güvenliği ve tedarik zincirleri açısından önemli çevresel risklerle karşı karşıya olduğunu vurguladı. CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni Programın sonunda gerçekleştirilen CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni’nde CDP Global A listelerine girmeyi başaran 45 şirket ödüllerini aldı. Ödül töreninde TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu, ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü birer konuşma gerçekleştirdi ve şirketlere ödüllerini takdim etti. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu konuşmasında “Jeopolitik gelişmelerin yoğunlaştığı bu dönemde iklim krizinin bilimsel bir gerçek olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Önümüzdeki COP31 sürecini Paris Anlaşması kapsamında gündeme getirilen başlıkların yeniden canlandırılması açısından kıymetli görüyoruz. Bu süreçte, iş dünyasının sürdürülebilirlik raporlamalarına güçlü biçimde eğilmesini ve odağına almasını kritik önemde görüyoruz. Bugün bu önemli gelişmelere tanıklık etmemizi sağlayan CDP Türkiye’ye ülkemizde sürdürülebilirlik raporlaması konusunda bilinçlendirme ve iş dünyasının dönüşümü alanında sağladığı katkılar için teşekkür ediyorum” dedi. Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü ise "Sürdürülebilirlik raporlaması, finansal raporlama ile sürdürülebilirlik yönetimi disiplinlerinin entegrasyonu sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu entegrasyonun temelinde, çevresel ve sosyal faktörlerin operasyonel riskler ve finansal fırsatlar üzerindeki belirleyici rolü yatmaktadır. Bu perspektifle hazırlanan raporlar, yatırımcıların sermaye tahsisi kararlarında kullandığı 'önemlilik' arz eden bilgilere odaklanmaktadır." dedi. Triple A ödülleri (5 şirket) Double A ödülleri (17 şirket) Global A ödülleri (23 şirket) CDP Şehirler A Liderleri ödülleri Konferans kapsamında ayrıca “CDP Cities A List”e girmeyi başaran iki belediyeye de ödülleri takdim edildi. Ödüllerini almak üzere törene, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Serhat Taşkınsu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gelecek Varlık’tan İlk Çeyrekte 402,5 Milyon TL’lik Net Kâr Haber

Gelecek Varlık’tan İlk Çeyrekte 402,5 Milyon TL’lik Net Kâr

Gelecek Varlık Yönetimi Genel Müdürü Sezin Ünlüdoğan, sonuçların sürdürülebilir büyüme hedefleriyle uyumlu olduğunu ifade ederek insana ve teknolojiye olan yatırımlarını artıracaklarını belirtti. Gelecek Varlık Yönetimi, 2026 yılının ilk üç ayında önemli büyüme kaydetti. Yılın ilk çeyreğinde Gelecek Varlık’ın tahsilat tutarı 1 milyar 529 milyon TL’ye ulaşarak bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,4 artış gösterdi. Aynı dönemde şirketin düzeltilmiş FAVÖK’ü 861,9 milyon TL olarak gerçekleşti ve yüzde 28,5’lik bir büyüme kaydetti. Şirketin net kârı 402,5 milyon TL ile yüzde 14,5 oranında yükselirken, özkaynakları 4 milyar 247 milyon TL seviyesine çıkarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39,2 büyüme gösterdi. 2026 yılı ilk çeyreğinde satın alınan alacak tutarı 4,5 milyar TL oldu. Böylelikle toplam satın alınan alacak tutarı 55,3 milyar TL seviyesine ulaştı. Yatırım tarafında da güçlü bir performans sergileyen Gelecek Varlık, bu dönemde 678,5 milyon TL yatırım gerçekleştirdi. Şirketin toplam yatırım tutarı ise 11,4 milyar TL olarak gerçekleşti. “ İnsana ve teknolojiye yatırımlarımızı artıracağız” Gelecek Varlık Yönetimi Genel Müdürü Z. Sezin Ünlüdoğan, 2026 yılı ilk çeyreğine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Gelecek Varlık olarak sergilediğimiz finansal performans, dengeli büyüme stratejimizin başarısını gösteriyor. Sektördeki 20 yılı aşkın liderliğimizi korumak ve güçlendirmeye devam etmek her zaman ilk önceliğimiz. 5 yıllık planımızda yatırmlarımızı doğru ve karlı alanlara yaparak büyümemizi güçlendirmek, yeni kredi, işlem tipleri ve yeni pazarlarla iş alanlarımızın çeşitliliğini arttırmak ve insana ve teknolojiye yatırımlarımızı artırmak bulunuyor. Türkiye’deki gücümüzü ve bilgi birikimimizi taşıyabileceğimiz ayrıca bizim de onlardan öğrenebileceğimiz yeni pazarlar üzerinde çalışmaya devam ediyoruz.” dedi. Dijitalleşmeyle operasyonel verimliliği ve müşteri deneyimini güçlendiriyor Dijitalleşme yatırımlarıyla süreçlerini daha erişilebilir ve yönetilebilir hale getirdiklerini ifade eden Ünlüdoğan, şöyle devam etti; “ Müşterilerimizin ödeme ve yapılandırma süreçlerini self servis bir şekilde dijital kanallar üzerinden kolayca yönetebilmeleri, hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de müşteri deneyimini güçlendiriyor. Ayrıca yarattığımız ekonomik değeri, toplumsal fayda üreten projelerle taçlandırıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

FDN Grubu’nda Üst Düzey Atama Haber

FDN Grubu’nda Üst Düzey Atama

Kariyeri boyunca Renault Group, Tofaş, LeasePlan Türkiye, Hedef Filo ve İnci GS Yuasa gibi sektörün önde gelen şirketlerinde üst düzey yöneticilik görevleri üstlenen Aytar; satış, filo yönetimi ve ticari strateji alanlarında kapsamlı deneyime sahip. Özellikle araç değer yönetimi, filo yatırımları ve finansal performans optimizasyonu konularındaki uzmanlığıyla öne çıkıyor. Filo ve Sermaye Yönetiminde Yeni Dönem FDN Grubu bünyesinde filo varlıklarının etkin yönetimi, sermaye verimliliğinin artırılması ve sürdürülebilir büyüme stratejilerinin hayata geçirilmesinden sorumlu olacak olan Aytar’ın, şirketin operasyonel kârlılığına ve finansal performansına önemli katkı sağlaması hedefleniyor. Yeni görevine ilişkin değerlendirmede bulunan Barbaros Aytar, “Otomotiv ve mobilite sektörünün hızlı bir dönüşümden geçtiği bir dönemde FDN Grubu’na katılmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Filo varlıklarının doğru yönetimi ve sermaye verimliliğinin artırılması, rekabet gücünün en kritik unsurları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda, veri odaklı karar alma süreçlerini güçlendirerek ve sürdürülebilir finansal yapıyı destekleyen stratejiler geliştirerek FDN Grubu’nun büyüme yolculuğuna katkı sağlamayı hedefliyorum” dedi. Galatasaray Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olan Aytar, yüksek lisansını İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Enerji İlk Entegre Faaliyet Raporu’nu Yayımladı Haber

Enerjisa Enerji İlk Entegre Faaliyet Raporu’nu Yayımladı

Türkiye’nin lider elektrik dağıtım ve perakende şirketi Enerjisa Enerji; müşteri çözümleri ve e-mobilite alanlarındaki faaliyetleriyle birlikte Türkiye’nin enerji altyapısının güçlendirilmesine ve enerji dönüşümüne katkı sağlamayı sürdürüyor. Şirket, bugüne kadar finansal ve operasyonel performansını Faaliyet Raporu ile, sürdürülebilirlik alanındaki öncelik ve hedeflerini ise ayrı bir Sürdürülebilirlik Raporu ile kamuoyuyla paylaşıyordu. Bu yıl ise Enerjisa Enerji, raporlama yaklaşımında önemli bir adım atarak söz konusu iki raporu tek bir çatı altında birleştirdi ve ilk Entegre Faaliyet Raporu’nu yayımladı. Şirket, finansal sonuçlarını ve sürdürülebilirlik performansını tek bir yapı içerisinde ele alarak uzun vadeli değer yaratım yaklaşımını daha bağlantılı ve şeffaf bir çerçevede paylaşıyor. TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu da yayımlandı Enerjisa Enerji, Entegre Faaliyet Raporu ile eş zamanlı olarak Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu da yayımladı. Bu rapor aracılığıyla şirket, iklim ve sürdürülebilirlik ile ilgili risk ve fırsatları, stratejik yönetim ve risk yönetimi süreçlerine entegre ettiğini ortaya koyarak, konuyu finansal önemlilik ilkesi ile ele alıyor. Sınırlı güvence denetiminden geçen TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu, şirketin sürdürülebilirlik performansını ölçülebilir ve karşılaştırılabilir bir çerçevede sunuyor. Ulbrich: ‘Daha İyi Bir Gelecek’ için attığımız adımları güçlü ve şeffaf bir şekilde ortaya koymaya devam edeceğiz Enerjisa Enerji CFO’su Philipp Ulbrich, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “İlk Entegre Faaliyet Raporumuz, finansal performans ile sürdürülebilirliği uzun vadeli hedeflerimizin iki temel unsuru olarak birlikte ele alma kararlılığımızın güçlü bir yansımasıdır. Bu yaklaşımımız, bu iki alanın birbirine rakip değil, sağlam bir stratejinin birbirini tamamlayan unsurları olduğu yönündeki inancımıza dayanıyor. Entegre raporlama yaklaşımımızın yatırımcılarımız nezdinde güveni pekiştirdiğine ve şirketimizin uzun vadeli değer yaratma kapasitesini desteklediğine inanıyoruz. Bu rapor, birçok ekip ve uzman danışmanlık kuruluşunun katkısıyla, içeriğinden tasarımına kadar büyük bir özenle hazırlandı. Amacımız; yatırımcılarımızın şirketimizin finansal dayanıklılığını, operasyonel gücünü ve sürdürülebilir büyüme stratejisini tek bir dokümanda net, karşılaştırılabilir ve erişilebilir şekilde görebilmesini sağlamaktı. Entegre raporlama yaklaşımımız sayesinde, temiz ve güvenli enerjiye erişim konusunda daha iyi bir gelecek için attığımız adımları güçlü ve şeffaf bir şekilde ortaya koymaya koyabiliyoruz.” Taşcıoğlu: “Sürdürülebilirlik yalnızca bir raporlama başlığı değil, iş yapış biçimimizin ve karar alma süreçlerimizin doğal bir unsuru” Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu, değerlendirmesinde şunları söyledi: “Entegre Faaliyet Raporumuz ile yalnızca finansal sonuçlarımızı değil; iklim, insan kaynağı, doğal kaynak kullanımı, toplumsal etki ve yönetişim alanlarındaki performansımızın finansal sonuçlarımızla nasıl bağlantılı olduğunu da bütüncül bir şekilde ortaya koyuyoruz. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliğin Enerjisa Enerji’de ayrı bir başlık değil, iş modelimizin ve karar alma süreçlerimizin ayrılmaz bir parçası olduğunu gösterirken paydaşlarımız için şeffaflık düzeyini de önemli ölçüde artırıyor. Çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansımızı uluslararası kabul görmüş çerçeve ve raporlama standartları doğrultusunda paylaşıyoruz. Bu raporlar aracılığıyla orta vadeli ESG hedeflerimize başarıyla ulaştığımızı ortaya koyarken, daha iyi bir gelecek vizyonumuz doğrultusunda sürdürülebilirliği tüm faaliyetlerimizin merkezinde konumlandırmaya devam ediyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ebebek, 2025’te hasılat ve FAVÖK’te güçlü büyüme kaydetti  Haber

ebebek, 2025’te hasılat ve FAVÖK’te güçlü büyüme kaydetti 

Anne ve bebek sektörünün öncü markası ebebek, enflasyon muhasebesi uygulamaları kapsamında hazırlanan 2025 yılı finansal sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Yıl boyunca hayata geçirilen operasyonel dönüşüm adımları ve maliyet optimizasyonu çalışmaları sayesinde şirket hem karlılığını hem de ölçeğini güçlendirdi. Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan konsolide finansal tablolara göre ebebek, 2025 yılı toplamında hasılatını bir önceki yıla göre enflasyonun üstünde yüzde 15,4 artırarak 27,7 milyar TL seviyesine taşıdı. Aynı dönemde FAVÖK yüzde 25,5 artışla 3,5 milyar TL’ye yükselirken, FAVÖK marjı 1 puan iyileşerek yüzde 12,8 olarak gerçekleşti. Toplam satış adedi ise yüzde 16,4 artış göstererek büyümenin tabana yayıldığını ortaya koydu. Şirket, 2025’in dördüncü çeyreğinde de büyüme ivmesini korudu. Son çeyrekte hasılat enflasyonun üstünde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,4 artışla 7,5 milyar TL olurken, FAVÖK yüzde 32,3 yükselişle 1 milyar TL seviyesine ulaştı. FAVÖK marjındaki 1,1 puanlık iyileşme, yıl boyunca sürdürülen mali disiplin ve verimlilik odaklı yönetimin son çeyreğe de güçlü şekilde yansıdığını gösterdi. 2025: Verimlilik, dijitalleşme ve güçlü nakit akışı yılı ebebek, Yönetim Kurulu tarafından belirlenen uzun vadeli hedefler doğrultusunda 2025 yılı boyunca operasyonel yapısını güçlendiren stratejik adımları hayata geçirdi. Otomasyon ve dijital dönüşüm odaklı yapısal iyileştirmeler hem finansal performansa hem de bebeveyn deneyimine doğrudan katkı sağladı. Yıl içerisinde tüm kategorilerde yavaş devir hızına sahip ürünlere yönelik gerçekleştirilen stok optimizasyon çalışmalarıyla durağan stok oranı düşürülürken nakit akışı güçlendirildi. İş ortaklarıyla yürütülen stratejik tahminleme ve planlama süreçleri ürün bulunurluğunu artırdı ve tüketici memnuniyetini destekledi. Mağaza içi tekstil reyon yönetimi, iade ve sezon geçiş planlamaları ile fiyatlandırma ve promosyon süreçleri, ticari ve operasyonel ekiplerin koordineli çalışması sayesinde daha etkin bir yapıya kavuşturuldu. Depo ve lojistik operasyonlarında da önemli bir dönüşüm gerçekleştirildi. Ankara Netlog 3PL deposu kapatılarak Uşak Beylerhan deposu şirket yönetimi altında devreye alındı. Gebze lojistik merkezinde tekstil ve e-ticaret süreçlerinde otomasyon sistemleri aktif şekilde kullanılmaya başlandı. Bu adımlar, operasyonel çevikliği artırırken maliyet yönetimine de katkı sundu. Mağaza operasyonlarında, bebeveyn deneyimini kesintisiz kılmak amacıyla çevrimdışı çalışabilen yeni kasa sistemi devreye alındı. Operasyonel iş yükünü azaltan dijital etiket gibi teknolojik projelerin pilot uygulamaları başarıyla tamamlandı. Çalışan bağlılığını güçlendirmek amacıyla tam zamanlı çalışan oranı artırılarak saha operasyonlarında istikrar desteklendi. Dijital kanallarda ise ebebek.com, tekstil mağazacılığını da kapsayan bütüncül bir platform yapısına dönüştürüldü. Yeni cüzdan uygulaması devreye alınırken, yılın ikinci yarısından itibaren saat 16.00’ya kadar verilen siparişlerin aynı gün kargoya teslim edilmesi standardı korunarak yüksek hizmet seviyesi sürdürüldü. Net Promoter Score (NPS) odaklı yaklaşım kapsamında bebeveynlerden haftalık olarak alınan geri bildirimler sistematik biçimde analiz edilerek teknik iyileştirmeler ve deneyimi güçlendiren uygulamalar hayata geçirildi. 2026’nın üçüncü çeyreğinde lansmanı planlanan yeni sadakat programının teknik altyapı çalışmaları başlatılırken, veri analiz fazı 2025 yıl sonu itibarıyla tamamlandı. Bebeveyn Sadakat Merkezi’nin kapasitesi artırılarak her gün saat 00.00’a kadar kesintisiz destek sunan bir yapıya geçildi. “Geçmiş yıllarda attığımız adımların meyvelerini finansal sonuçlarımızda gördük” Ebebek Mağazacılık A.Ş. Genel Müdürü Can Karadeniz, 2025 yılı sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “2025 yılını, orta vadeli stratejik planlamalarımız doğrultusunda ortaya koyduğumuz hedeflere ulaşarak tamamlamanın memnuniyetini yaşıyoruz. Geçmiş yıllarda temellerini attığımız pek çok projenin çıktısını bu yıl finansal sonuçlarımızda daha belirgin şekilde görmeye başladık. Operasyonel verimliliği artıran yapısal dönüşümlerimiz, güçlü mali disiplin anlayışımız ve bebeveyn deneyimini odağına alan iş modelimiz sayesinde hem hasılat hem de FAVÖK tarafında sağlıklı ve sürdürülebilir bir büyüme kaydettik. Yıl sonu itibarıyla Türkiye genelinde 300’e ulaşan mağaza sayımız, 65 bin metrekareyi bulan depo alanımız, güçlendirilmiş bilgi işlem altyapımız, yetkin ve yetişmiş insan kaynağından oluşmuş kıymetli ekiplerimizle önümüzdeki döneme hazırız. Bu yolculukta bize güvenen sermayedarlarımıza, bebeveynlerimize, iş ortaklarımıza ve tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.