Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Finansman

Kapsül Haber Ajansı - Finansman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Rüzgâr Enerjisinde Planlı, Öngörülebilir ve Uzun Vadeli Büyüme Yol Haritası Haber

Rüzgâr Enerjisinde Planlı, Öngörülebilir ve Uzun Vadeli Büyüme Yol Haritası

Toplantıda, rüzgâr enerjisinin Türkiye’nin enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve sanayi yatırımlarının sürdürülebilirliği açısından taşıdığı stratejik rol öne çıktı. TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, rüzgâr enerjisinin Türkiye’de ani sıçramalarla değil, net hedefler ve takvimlerle tanımlanmış, öngörülebilir bir planlama modeli doğrultusunda büyümesi gerektiğini ifade ederken; TÜREB Kamu İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı da sektörün üretim, yatırım ve sanayi boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden başkanlığında gerçekleştirilen basın toplantısında; TÜREB Başkan Yardımcıları Ebru Arıcı, Ufuk Yaman, Samet Güldoğan ve Erinç Kısa ile TÜREB Saymanı Çağrı Güven değerlendirmelerde bulundu. Yapılan değerlendirmelerde, sektörün kısa vadeli hedefler yerine öngörülebilir, programlı ve sürdürülebilir bir gelişim modeli doğrultusunda ilerlediği vurgulandı. RÜZGÂR VE GÜNEŞ ENERJİSİNDE BÜYÜMENİN STRATEJİK ÇERÇEVESİ Basın toplantısında yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının her geçen yıl artmaya devam ettiği ifade edildi. Hidroelektrik kaynaklarda teknik potansiyelin büyük ölçüde kullanıldığına dikkat çekilirken, önümüzdeki dönemde büyümenin ana taşıyıcılarının rüzgâr ve güneş enerjisi olacağı aktarıldı. Bu kapsamda, rüzgâr ve güneş yatırımlarının kısa vadeli kurulum hedeflerinden ziyade, uygulama ve sonuç odaklı bir yaklaşımla, çok yıllı bir planlama perspektifi doğrultusunda ele alındığı belirtildi. Yapılan değerlendirmelerde, özellikle 2026 ve sonrasının rüzgâr enerjisinde sahaya yansıyan yatırımların hız kazandığı bir dönem olarak konumlandığı; enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve sanayi altyapısının güçlendirilmesi hedefleriyle birlikte bütüncül şekilde ele alındığı vurgulandı. YEKA İHALELERİYLE OLUŞAN ÖNGÖRÜLEBİLİR YATIRIM TAKVİMİ Rüzgâr enerjisinde planlı büyümeyi destekleyen temel mekanizmalar arasında yer alan YEKA ihalelerine de toplantıda değinildi. Paylaşılan bilgilere göre, son üç yılda her yıl yaklaşık 1.100–1.200 MW büyüklüğünde YEKA ihaleleri gerçekleştirildi. Bu sürekliliğin, yatırımcılar açısından güçlü bir öngörülebilirlik sağladığı belirtilirken; söz konusu takvimin hem yerli hem de yabancı yatırımcıların uzun vadeli planlama yapabilmesine imkân tanıdığı ifade edildi. Düzenli şekilde sürdürülen YEKA ihalelerinin, sanayi tarafında kapasite yatırımlarının planlanmasına, finansman tarafında ise kredi ve kaynak yapılandırmasının daha sağlıklı biçimde yürütülmesine katkı sunduğu; bu yapının önümüzdeki dönemde uygulama odaklı yatırımların artmasına zemin hazırladığı aktarıldı. RÜZGÂR ENERJİSİNDE PLANLI VE ÖNGÖRÜLEBİLİR BÜYÜME TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler ve küresel tedarik zinciri kırılmaları, yenilenebilir enerjiyi yalnızca iklim hedefleri açısından değil, enerji arz güvenliği ve enerji bağımsızlığı açısından da stratejik bir başlık haline getirdi. Türkiye, rüzgâr ve güneşte potansiyeli yüksek, yatırım imkânı güçlü bir ülke konumunda. Yatırımcı açısından en kritik konu öngörülebilirlik; devletimizin her yıl düzenli şekilde kapasite tahsisleri ve YEKA ihalelerini sürdürmesi bu alandaki kararlılığı net biçimde gösteriyor. Depolamalı tarafta yaklaşık 33.000 MW’lık kapasite tahsisi yapılmış durumda; bunun 18.500 MW’ı depolamalı rüzgâr projelerinden oluşuyor. Bu projeler hızla geliştirme aşamasında ve ilk tesislerin bu yıldan itibaren peyderpey devreye girmesini bekliyoruz. 2025, izin süreçleri ve yatırımlar için bir hazırlık yılıydı; 2026’yı ise rüzgâr santrallerini devreye alma, ilk depolamalı tesisleri hayata geçirme ve sanayide somut sonuçlar görme yılı olarak öngörüyoruz. Bunun yanında YEKA projeleri zaten 2024-2025 devreye giriyordu peyderpey, ihaleyi kazanan şirketler tarafından hayata geçiriliyordu. Bu yıl onların da devam edeceğini göreceksiniz. Türkiye’de rüzgârda elektriksel kurulu güç 14.700 MW’a, mekanik kurulu güç ise 15.000 MW’ın üzerine çıktı; son bir yılda yaklaşık 2.000 MW’lık kurulum tamamlandı ve bu son 15 yılın en güçlü performanslarından biri. ‘Süper izin’ düzenlemeleriyle amaç mevzuatı ortadan kaldırmak değil, mükerrer adımları sadeleştirerek izin süreçlerini eşgüdümlü ve yönetilebilir hale getirmek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, enerji tesislerinde imar düzenlemesi yapma ve ruhsatlandırmaya dönük çok değerli bir yetki aldı. Bu da inşallah bu sene hayata geçecek. Bu da, eldeki büyük rüzgar portföyünü, yenilenebilir portföyünü, bundan sonraki yıllarda da her yıl daha da artacak şekilde, yıllık kullanımları daha da artacak şekilde, destekleyecek. Bu da yatırım ortamında önemli bir öngörülebilirlik ve hızlanma sağlayacak diye düşünüyoruz. 2026’nın ilk yarısında en az iki yeni kanat fabrikasının faaliyete geçmesini bekliyoruz. Sanayimiz de türbinleri, aksamları yerli yapmak üzere yatırımlara girişiyor. Şu an ülkemizde, 2, hatta 3 olacak, kanat fabrikasının hayata geçmesine dönük çalışmalar var. Bu yılın ilk ve ikinci çeyreğinde, bu fabrikaların en azından 2’sinin hayata geçtiğini beraberce duyuracağız. YEKA projelerinde %55’in üzerinde yerlilik oranına ulaştık; bu Türkiye’yi Avrupa’nın en güçlü rüzgâr sanayi ülkeleri arasına taşıyor. Globalde ticari çekişmeleri, ekonomik savaşları, Çin ile Amerika ve Avrupa Birliği arasında yaşanan çekişmeleri ve dünyada rüzgar imalatında Çin’in gücünü dikkate aldığınızda, Türkiye’nin Avrupa ve Batı dünyası için önemli bir türbin ve aksam tedarikçisi olması, hem bugün yadsınamaz bir gerçek hem de bundan sonra bunun kuvvetlenmesi çok daha mümkün.” Deniz üstü rüzgarda devam eden çalışmalara da değinen Erden, “Dünya Bankası’yla önemli işbirlikleri yapıyoruz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız bu yılın sonuna doğru en kötü ihtimalle, umuyorum bir sonraki seneye kalmaz, ilk deniz üstü rüzgar santrali ihalesinin yarışmasını gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda Karadeniz’de, Marmara Denizi’nde, Ege Denizi’nde çeşitli teknik çalışmalar yapıldı. Bakanlığımız da uluslararası görüşmelere bu çerçevede devam ediyor” dedi. Erden, 2026 yılında 1.000–1.500 MW aralığında yeni rüzgar YEKA ihalelerinin yapılmasını beklediklerini ve önümüzdeki 4-6 yıl boyunca yıllık kurulumların 2.000 MW’ın altına düşmeyeceğini belirterek, söz konusu ivmenin 2030’a kadar korunacağını öngördüklerini, her 2.000 MW’lık yeni rüzgar türbini kurulumunun Türkiye’ye 2–2,5 milyar dolarlık yeni yatırım anlamına geldiğini kaydetti. RÜZGÂR ENERJİSİNDE İZİN SÜREÇLERİNDE SADELEŞME VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK ‘Süper İzin’ düzenlemesinin mevzuatı ortadan kaldırmadığını, mükerrer süreçleri sadeleştirerek izin mekanizmalarını eşgüdümlü, öngörülebilir ve yönetilebilir hale getirmeyi amaçladığını vurgulayan TÜREB Kamu İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, “Rüzgâr enerjisinde izin süreçlerini hızlandırmak amacıyla kamuoyunda ‘süper izin’ olarak anılan düzenleme, herhangi bir mevzuatı ortadan kaldırmıyor; mükerrer adımları sadeleştirerek süreçleri eşgüdümlü ve yönetilebilir hale getiriyor. Bugün Türkiye’de 292 işletmede rüzgâr santralimiz bulunuyor, buna ek olarak 408 proje hâlen izin süreçlerinde ilerliyor. Bu projeler Çevre, Enerji ve ilgili diğer kamu kurumları nezdinde çok sayıda aşamadan geçiyor; dolayısıyla yapılacak her sadeleştirici düzenleme hem kamu tarafındaki yükü azaltıyor hem de yatırımcı açısından öngörülebilirliği artırıyor. Halihazırda izinlerini tamamlamış yaklaşık 1.000 MW’lık santral portföyü bulunurken, kapasite artışları, ön lisans süreçleri ve yeni YEKA ihaleleriyle birlikte 25.000 MW’ı aşan bir proje stoğu da arkadan geliyor. ÇED süreçlerine ilişkin önemli düzenlemeler zaten daha önce hayata geçirilmişti; EPDK bu alanda ilk adım atan kurum oldu. Orman izinleriyle ilgili talimat yayımlandı, ikincil mevzuat hazırlıkları sürüyor. En kritik başlıklardan biri olan imar planı ve yapı ruhsatı yetkisinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na devredilmesine ilişkin düzenlemenin ise en geç mart ayı sonuna kadar devreye girmesini bekliyoruz. Bu adımlar, sahadaki yatırımların hızlanmasına doğrudan katkı sağlayacak.” ifadelerini kullandı. FİNANSMAN: “DESTEK GÜÇLÜ, SEÇİCİLİK VE ÖZ KAYNAK İHTİYACI ARTIYOR” Konuşmasında, rüzgâr yatırımlarının bugüne kadarki büyümesinde yerli ve yabancı bankaların kritik rol oynadığını belirten, TÜREB Sayman, Finansal Kurum Paydaşlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Çağrı Güven, “Rüzgâr yatırımlarının bugüne kadarki büyümesinde yerli ve yabancı finans kuruluşlarının desteği belirleyici oldu; 15.000 MW’lık kurulu güce ulaşılmasında bankaların proje finansmanı tecrübesi kritik rol oynadı ve pek çok projede %80’e varan kredi, %20 öz kaynak yapılarıyla finansman sağlandı. Ancak 2035 hedeflerine ilerlerken depolamalı projelerin daha yüksek yatırım bütçeleri gerektirmesi, gelir modellerine ilişkin belirsizlikler ve fiyat öngörülerinin zorlaşması finansman tarafında seçiciliği artırıyor. Bazı projelerde yatırımcıdan daha yüksek öz kaynak katkısı talep edilebiliyor. Bu noktada YEKA ve destek mekanizmaları öngörülebilirlik sağlıyor; hedeflere ulaşmak için finans kuruluşlarının güçlü ilgisinin sürmesi büyük önem taşıyor.” dedi. YEKA VE YERLİ AKSAM: “SANAYİNİN TAŞIYICI MEKANİZMALARI” Sanayi başlığında değerlendirmelerde bulunan TÜREB Sanayiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Samet Güldoğan, “YEKA ve yerli aksam destekleri, Türkiye rüzgâr sanayisinin büyümesinde iki temel mekanizma olarak öne çıkıyor. YEKA projelerinde kule, kanat ve jeneratör gibi ana aksamlar için getirilen yerlilik şartları, sanayiye talep sürekliliği sağlıyor ve yerli üretimi güçlendiriyor. Depolamalı projelerde yerli aksam kullanan yatırımcılar ek desteklerden faydalanıyor; mekanizmada yapılan güncellemeler olumlu olmakla birlikte kapsayıcılığın artırılması sanayinin ivmesini daha da yükseltecektir. Sanayi Bakanlığı’nın yatırım teşvikleri ile Ticaret Bakanlığı’nın koruyucu tedbirleri, yerli rüzgâr sanayisinin gelişimine önemli katkı sunuyor.” dedi. OFFSHORE RÜZGÂR: “HEDEF 5 GW, İLK PROJELER 2030’A KADAR” Deniz üstü rüzgâr başlığında konuşan TÜREB Deniz Üstü Rüzgar Enerjisinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ufuk Yaman, “Türkiye’nin 2035 perspektifinde 5 GW deniz üstü rüzgâr hedefi bulunuyor ve bu hedef doğrultusunda teknik çalışmalar sürüyor. Dünya Bankası finansmanıyla Marmara Denizi’nde yürütülen ölçüm kampanyasında ilk ölçümler 2025 Mart’ında başladı; 2026 ilkbaharında tamamlanmasıyla birlikte finansmana uygun fizibilite altyapısı güçlenecek. Ancak 5 GW hedef için Marmara’daki kapasite tek başına yeterli değil; bu nedenle yatırımcı belirsizliklerini azaltacak, ölçüm almadan da kapasite tahsisine imkân tanıyan inovatif modeller üzerinde çalışılıyor. Amaç, deniz üstü rüzgârda ilk projelerin planlandığı şekilde 2030’a kadar hayata geçirilmesi.” dedi.

Akbank’tan Tarımın Geleceğine Yatırım Haber

Akbank’tan Tarımın Geleceğine Yatırım

Bu alanda sağladığı finansmanı son bir yılda yaklaşık %55 artıran ve tarımda nakit akışını güçlendiren Banka, yatırım ve işletme sermayesi kredilerinden sürdürülebilir tarım finansmanına uzanan geniş ürün yelpazesiyle üreticilerin yanında yer aldı. Traktör ve tarımsal ekipman finansmanında da stratejik iş birliklerini pekiştiren Akbank, tarımı uçtan uca kapsayan çözümler sunmayı sürdürdü. Akbank, 2025 yılı boyunca Türkiye’nin farklı bölgelerinde düzenlenen ulusal ve bölgesel tarım fuarlarına katılarak tarım bankacılığı çözümlerini KOBİ’ler ile paylaştı. İzmir’den Konya’ya, Gaziantep’ten Bursa’ya uzanan geniş bir coğrafyada üreticilerle bire bir temas kuran Akbank, tarımın finansmanına güç katarken, sektör paydaşlarıyla iş birliklerine de ivme kattı. Fuar katılımları kapsamında Akbank; traktör, tarımsal ekipman ve işletme sermayesi kredilerinden sürdürülebilir tarım yatırımlarına, lisanslı depoculuk ve sigorta çözümlerinden modern tarım teknolojilerine kadar uzanan geniş ürün ve hizmet yelpazesini üreticilerle buluşturdu. Bu temaslarla, çiftçilerin gerçek ihtiyaçlarının yerinde dinlenmesi ve sahaya uygun finansman modellerinin geliştirilmesi hedeflendi. Hedeflerinin tarımın geleceğine yatırım yapmak olduğunu belirten Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, “Akbank olarak, tarımın stratejik öneminin bilinciyle çiftçilerimizin emeğini ve üretimini merkeze alan, tarımda uçtan uca her halkasına dokunan finansman modelleri geliştiriyoruz. 2025 boyunca katıldığımız tarım fuarları, üreticilerle bire bir temas kurmamıza, ihtiyaçlarını sahada dinleyerek çözüm üretmemize imkân sağladı. Tarım bankacılığı yaklaşımımızla, çiftçilerimizin finansmana erişimini kolaylaştıran yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunmaya, tarımın geleceğine uzun vadeli değer yaratacak şekilde yatırım yapmaya devam edeceğiz.” Akbank, 2025 yılı boyunca Türkiye’nin tarımsal üretim merkezlerinde düzenlenen önemli fuarlarda yer aldı. Yılın ilk döneminde İzmir ve Gaziantep’teki tarım fuarları ile başlayan saha buluşmaları, Konya, Sandıklı ve Yozgat gibi üretimin yoğun olduğu bölgelerde devam etti. Sonbahar döneminde Akşehir, Sivas, Dinar ve Bursa’da düzenlenen tarım fuarlarına katılan Akbank, yılı Antalya Tarım Fuarı ile tamamladı. Bu geniş coğrafi kapsama sahip fuar takvimi sayesinde Banka, farklı ihtiyaçlara sahip üreticilerle doğrudan temas kurarak tarımın sahadaki dinamiklerini yakından izleme ve çözümlerini yerinde anlatma imkânı buldu. Tarımın finansmanında güçlü büyüme Akbank tarım bankacılığındaki yenilikçi ve kapsayıcı yaklaşımıyla sektörün finansmanında önemli bir rol oynuyor. 2025 yılı sonu itibariyle bankanın toplam tarım kredisi bakiyesi son bir yılda yaklaşık %55 arttı. Traktör gibi tarımın gelişiminde kritik rol oynayan makinelerin finansmanı toplam bakiyenin yüzde 51’ini oluşturdu. Akbank, tarım bankacılığı alanında tohumdan gübreye, ilaçtan sulamaya kadar tüm tarımsal girdiler için hasat dönemine kadar geri ödemesiz işletme kredileri sunarken, traktör ve tarımsal ekipman alımlarında 60 aya varan vadelerle finansman sağlıyor. Dokuz farklı traktör markasıyla yapılan anlaşmalar kapsamında bayi destekli ve sıfır faizli seçenekler de üreticilere sunuluyor. Arsa, tarla ve bahçe alımlarında 7 yıla kadar vadeli krediler, sera yapımı ve modernizasyonu için uzun vadeli finansman çözümleri ile sürdürülebilir tarım yatırımları destekleniyor. Bunun yanı sıra, GES yatırımları, tarımsal amaçlı drone alımları, soğuk hava deposu gibi ihtiyaca özel projeler de esnek ödeme planlarıyla finanse edilirken; Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) kredileriyle ürünlerin lisanslı depolarda değerlendirilmesine olanak tanınıyor. TARSİM sigortalarıyla da doğal afet risklerine karşı çiftçilerin ürünleri güvence altına alınıyor. Akbank, tarım sektöründe çevresel, sosyal ve ekonomik dengeyi gözeten yaklaşımıyla üreticilerin sürdürülebilir büyümesini desteklemeyi ve Türkiye’de tarımın küresel rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.

Akbank’tan KOBİ ve Esnafa Yeni Yıla Hazırlık Desteği Haber

Akbank’tan KOBİ ve Esnafa Yeni Yıla Hazırlık Desteği

36 aya varan vade ve esnek ödeme seçenekleri ile Akbank Yeni Yıl Kredisi, işletmelerin nakit akışına uyumlu bir geri ödeme yapısı sağlıyor. Üstelik kredi haftalık veya aylık vadelerde geri ödenebiliyor. Ek olarak, Yeni Yıl Kredisi ile diğer banka borçlarını uygun faiz ve ödeme seçenekleri ile Akbank’a taşıma imkanı da bulunuyor. Kredi, dijital kanallar üzerinden de hızlı ve kolay bir şekilde kullanılabiliyor. Akbank, yeni yıla girerken artan iş hacmi ve değişken nakit akışına uyum sağlamak isteyen KOBİ ve esnafa yönelik Yeni Yıl Kredisini sunuyor. 36 aya varan vade ve esnek geri ödeme seçenekleri sunan kredi, işletmelerin finansman ihtiyaçlarını karşılarken nakit akışlarını daha öngörülebilir biçimde yönetmelerine hizmet ediyor. Akbank Yeni Yıl Kredisi; aylık eşit taksit, haftalık taksit ya da 3 aya kadar ödemesiz dönem seçenekleriyle işletmelerin kendi nakit akışlarına uygun bir ödeme planı oluşturmalarına imkân tanıyor. Böylece KOBİ’ler, yeni yıl döneminde artan finansman ihtiyacını daha dengeli bir şekilde karşılayabiliyor. Kredi, KOBİ’ler tarafından dijital kanallar üzerinden de uçtan uca kullanılabiliyor. “KOBİ’lerin nakit akışına uyumlanan çözümler geliştiriyoruz” İşletmelerin değişen ihtiyaçlarına yönelik ürün ve hizmetler geliştirmeye odaklandıklarını belirten Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Alper Bektaş, “KOBİ’lerin nakit akışını yönetirken, sağladıkları finansmanı nasıl ve hangi esneklikte geri ödeyebilecekleri büyük önem taşıyor. Yeni Yıl Kredisi ile amacımız, işletmelerin nakit akışındaki dalgalanmaları dikkate alan, geri ödeme tarafında onlara esneklik tanıyan bir çözüm sunmak. Böylece KOBİ’lerin yeni yıla daha güçlü bir bilanço ve daha öngörülebilir bir finansman yapısıyla girmelerini desteklemeyi hedefliyoruz.” Akbank, KOBİ’lerin ihtiyaçlarına özel tasarlanan, esnek ve erişilebilir finansman çözümleri geliştirmeyi sürdürecek.

Togg'un 2025 Yılında Kullanıcı Sayısı 88 Bini Aştı  Haber

Togg'un 2025 Yılında Kullanıcı Sayısı 88 Bini Aştı 

2025 yılının bir değerlendirmesini yapan Togg Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, Türkiye’de başarısını kanıtlayan Togg’un 2025 yılında Almanya ile Avrupa yolculuğunun başladığını hatırlatarak, şunları söyledi: “7 yıl boyunca planlarımız doğrultusunda ilerleyerek, tarihimizde ilk defa, fikri mülkiyet haklarının tamamı ülkemize ait akıllı bir otomobil üretmeyi başardık. Doğuştan elektrikli ilk akıllı otomobilimiz T10X’in ardından ikinci modelimiz T10F’i de kullanıcılarımızla buluşturmanın mutluluğunu yaşadık. Ne mutlu ki T10X ve T10F modellerimiz Euro NCAP’in güvenlik testlerinden en yüksek derece olan 5 yıldızı aldı. Bu derecelendirmeyle T10X ve T10F, Avrupa’nın en güvenli üç otomobilinden ikisi oldu. Hem T10X hem T10F modelimizi ülkemizin yanı sıra Almanya’da da kullanıcılarla buluşturduk. Türkiye’nin yükselen elektrikli araç ekosistemiyle birlikte Avrupa pazarının da en çok tercih edilen markalarından biri olmak için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. 2025 yılı için kontrollü bir planla ilerlediğimiz Almanya’da kasım ve aralık aylarında 240 satış sözleşmesi yapıp, yıl sonu itibarıyla 100’den fazla aracımızı teslim ettik. Teslimatlarımız hala devam ediyor. Özellikle ‘Avrupalı bir üretici’ olarak görülmemiz, uzaktan güncellenebilme özelliğimizle sürekli yeni ve güncel olan yazılımımız, sade dijital deneyimimiz ve Euro NCAP’ten aldığımız 5 yıldız Alman kullanıcılar tarafından beğeniyle karşılanıyor. Trumore üzerinden yürüttüğümüz uçtan uca dijital satın alma süreci de beklentilerle örtüşen, şeffaf ve takip edilebilir bir deneyim sunuyor. Kullanıcılarımızın satış öncesi test sürüşü randevuları, satış, ödeme, finansman, satış sonrası işlemler gibi süreçleri takip edebildikleri Trumore uygulamamızı indirenlerin sayısı ise Almanya’da şu ana kadar 50 bin kişiyi aştı.” “İki modelimiz T10X ve T10F’le elektrikli araç pazarı lideriyiz” Togg’un elektrikli araç pazarındaki liderliğine de dikkat çeken Tosyalı, şöyle devam etti: “T10X, 2025 yılında da hem markamızın hep pazarın lokomotif modellerinden biri olmayı sürdürdü. Eylül ayı itibarıyla pazara sunduğumuz T10F’e de ilgi büyük. T10X’in pazardaki istikrarı ile T10F’in oluşturduğu yeni ilgi birbirini tamamladı. Bu da bize, ürün gamımızı genişletirken doğru zamanda, doğru adımlarla ilerlediğimizi gösteriyor. 2025 yılında daha fazla performans sunan çift motorlu dört tekerlekten çekişli 4More serimizi de kullanıcıların beğenisine sunduk. T10X 4More Obsidiyen özel serisi, obsidiyen taşının siyah tonundan ilham alan detaylarıyla öne çıktı. 2026 yılında da hem T10X hem T10F için yeni renk seçeneklerimiz olacak. Ayrıca önümüzdeki yıllarda farklı sınıflarda yeni modellerle kullanıcılarımıza sunacağımız Togg seçeneklerini artırmaya odaklanıyoruz. Bizim için asıl değerli olan, otomobillerimizin kullanıcılarla uzun vadeli bir güven ilişkisi kurarak büyümesi.” “İyileştirme çalışmalarıyla kaliteyi daha da yukarı taşıyoruz” Tosyalı, T10X’te hayata geçirilen sürekli iyileştirmelerin kullanıcıya yansıyan kalite seviyesini belirgin biçimde yükselttiğini vurgulayarak, şunları söyledi: “T10X modelimizde yürüttüğümüz sürekli iyileştirme çalışmaları sonucunda, kullanıcı kaynaklı kalite geri bildirimlerinde bir önceki yıla kıyasla önemli bir iyileşme sağladık. Sürekli olarak ölçtüğümüz kullanıcı memnuniyet anketlerinde kalite algısına ilişkin göstergelerde %34’lük bir iyileşme kaydettik. İkinci akıllı cihazımız T10F’i ise, T10X’in ilk devreye alındığı döneme kıyasla kalite göstergeleri açısından daha iyi bir başlangıç seviyesinde devreye aldık. Bu da ürün geliştirme, üretim ve kalite yönetim süreçlerimizde elde ettiğimiz öğrenimlerin somut bir sonucu.” “Trugo 5 milyon başarılı şarj gerçekleştirdi” Türkiye’de 81 ilin tamamında ultra hızlı şarj cihazlarıyla tüm elektrikli araç kullanıcılarına kesintisiz ve konforlu bir hizmet sunan Trugo’nun da pazar lideri olduğunu belirten Fuat Tosyalı, şöyle konuştu: “Trugo, lisanslı şarj ağı operatörü olarak 2023 yılı nisan ayından bu yana 5 milyon başarılı şarj işlemine ulaştı. 81 ilde iş birlikleriyle birlikte 2200’ün üzerinde istasyon ve 4000’in üzerinde soketle tüm elektrikli araçlara hizmet veriyor ve ultra hızlı şarj cihazlarında yüzde 100 yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerji kullanıyor. Kesintisiz enerji, yaygın şarj ağımız ve yüksek hızlı şarj çözümlerimizle Türkiye’nin elektrik dönüşümüne de güç katmayı sürdürüyoruz.” “Temsilci bayiliklerle de kullanıcılarımızın yanındayız” Togg’un daha fazla kullanıcıyla temas etmek için deneyim ve servis noktaları ağını yeni iş birlikleriyle büyüttüğünü de vurgulayan Tosyalı, şunları söyledi: “Togg, bugün 14’ü sabit 8’i mobil olmak üzere toplam 22 deneyim merkezi; 41’si fiziksel 35’i mobil olmak üzere 76 servis noktasıyla 81 ilimizdeki Togg kullanıcılarına hizmet sunuyor. Önceliğimiz, kullanıcılarımıza her temas noktasında en iyi deneyimi sunmak. Aralık ayıyla birlikte pilot uygulama olarak Antalya, Bursa, Gaziantep, Trabzon ve Tekirdağ’da yeni temsilci bayilik ve servis noktalarımız devreye girdi. Kullanıcılarımızın ihtiyaç duyduklarında hızla ulaşabilecekleri güvenilir bir çözüm noktasının yakınlarında olduğunu bilmeleri bizim için çok değerli. Bu yeni yapılanmayla Togg ekosistemimizi daha da güçlendirerek, tüm bölgelerde kullanıcılarımıza daha etkin bir şekilde ulaşmayı hedefliyoruz. 2026 yılına ilişkin genişleme planlarımızı da tamamen kullanıcı geri bildirimleri, saha verileri ve ekosistemin ihtiyaçları doğrultusunda oluşturuyoruz.” “Kullanıcı güveni, kalite ve sürdürülebilirlik odağında büyüyeceğiz” Togg’un 2026 yılında dengeli ve sürdürülebilir bir yaklaşımla büyüyeceğini ifade eden Fuat Tosyalı, şöyle dedi: “Türkiye pazarında T10X ve T10F satışlarımızı ve pazar payımızı istikrarlı biçimde büyütme hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ürün tarafında yeni renk, versiyon ve model çalışmalarımızla kullanıcı tercihlerini genişleten çalışmalarımız devam edecek. Temsilci bayilik anlaşmalarıyla satış ve satış sonrası hizmet ağımızı genişletmeyi planlıyoruz. Almanya’da ise pazardaki ikinci takvim yılımızda ivme kazanmayı amaçlıyoruz. Özetle; 2026’yı bir derinleşme, olgunlaşma ve büyüme yılı olarak görüyoruz. Ürünlerimizi yazılım ve dijital hizmetlerle sürekli geliştirmeye, Avrupa’da kontrollü ama kararlı bir şekilde büyümeye devam edeceğiz. Önceliğimiz her zaman kullanıcı güveni, kalite ve sürdürülebilirlik olacak.”

Kadın Girişimciler için Halkbank ve Türkiye Sigorta’dan Güçlü İş Birliği Haber

Kadın Girişimciler için Halkbank ve Türkiye Sigorta’dan Güçlü İş Birliği

Türkiye Sigorta ile Halkbank’ın yeni iş birliği, kadın girişimciliğini güçlendiriyor. Proje kapsamında, kadın girişimcilerin finansal kaynaklara, mentörlük ve sektörel bilgiye erişimini sağlamak; kadın girişimciliğinin ve istihdamının artmasına katkı sunmak amaçlanıyor. Proje dahilinde kadın girişimcilerin Halkbank aracılığıyla Türkiye Sigorta acentesi olma süreci kolaylaştırılacak. Proje, 40 yaşını aşmamış; şirketini kurmuş ya da kuruluş sürecinde olan kadın girişimcilere hitap etmektedir. Acente yetki belgesi sahibi olup şirket kuruluşunu veya devrini en fazla geriye dönük 12 ay içerisinde tamamlamış olan kadın girişimciler, Türkiye Sigorta acenteliği için projeye başvurabilecek. Şirket kuruluşunu henüz gerçekleştirmemiş adaylardan; üniversitelerin dört yıllık sigortacılıkla ilgili bölümlerinden mezun olanlar, iki yıllık sigortacılıkla ilgili bölümlerden mezun olup en az iki yıllık mesleki deneyime sahip olanlar veya dört yıllık herhangi bir bölümünden mezun olup en az 18 aylık mesleki deneyime sahip olanlar başvuru yapabilecek. Mentörlük, teminat mektubu komisyon indirimi, kredi kartı, POS ve iş yeri açılış kredisi desteği verilecek olan projede; ilk yıl için 100 girişimci kadının acente açması, 3 yıl sonunda 500 acenteye ulaşılması ve bu vesileyle asgari 1000 kişiye istihdam sağlanması hedefleniyor. Başvurular 10 Mart 2026 tarihine kadar Halkbank ve Türkiye Sigorta web siteleri üzerinden yapılabilecek. Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan, projeyle ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu: “Bu projeyi hayata geçirirken çıkış noktamız; sigortacılık sektöründe kadın temsiline ilişkin önemli bir potansiyelin bulunduğunu ve bu alandaki eksikliğin, doğru destek mekanizmalarıyla giderilebileceğini görmemiz olmuştur. Bu ihtiyacı tespit ederek, kadınların sektöre daha güçlü ve sürdürülebilir şekilde katılımını sağlayacak kapsayıcı bir modeli projelendirdik. Bankamız, kadın acentelerin ihtiyaç duyacağı nakdi ve gayri nakdi finansman çözümleriyle projeyi desteklemektedir. Proje özelinde Bankamız tarafından kadın acente başına sunulacak olan 1 milyon TL üst limitli finansman paketi ile kadın girişimcilerin işlerine sağlam bir başlangıç yapmalarını mümkün kılmayı hedefliyoruz. Paket kapsamında; 6 ay ödemesiz dönem olmak üzere toplam 36 ay vadeli nakit krediyi, kadın girişimcilere uyguladığımız avantajlı faiz oranlarıyla sunacağız. Nakit kredinin yanı sıra, ödemelerinde kullanılmak üzere Paraf Üreten Kadın Kredi Kartı ve 100.000 TL üst limitli acentelik teminat mektubu ürünlerini de hizmete alacağız. Ayrıca, Paraf Üreten Kadın POS ürünümüzü de avantajlı komisyon oranı ile kadın acentelere sunacağız.” Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak da iş birliğiyle ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Kurulduğumuz günden bu yana tüm çalışmalarımızı sigortacılığın temel değeri olan ‘güven’ esasıyla sürdürüyoruz. Bu güven, kadınların olduğu yerde daha çok anlam kazanıyor. Kurum olarak sektörümüzde kadın girişimciliğinin artmasını, güçlenmesini ve kadın istihdamına katkı sağlamayı önemsiyoruz. Rakamlar da bu yaklaşımımızı net biçimde ortaya koyuyor. Toplam 3.795 acentemizin 1.253’ü kadın girişimciler tarafından yönetiliyor. Söz konusu tablo, kadınların sigortacılık sektöründe üstlendikleri rolün ve bu alandaki etkinliklerinin ne denli güçlü olduğunu ve bu projenin potansiyelini ortaya koyuyor. İki büyük kurumun güçlü iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz bu proje kapsamında kadın girişimcileri desteklemeyi hedefliyoruz. Proje kapsamında kadın girişimci acentelerimizin acente açma sürelerini kolaylaştırıyor, sigortacılık alanında eğitim ve mentörlük vermenin yanı sıra acentelik teminatlarında yüzde 50 indirim sunuyoruz. Aynı zamanda bu proje ile kadın girişimciliğinin ve kadın istihdamının artırılmasına, toplumsal kalkınmaya katkı sunmaktan gurur duyuyoruz. Halkbank ile birlikte yürüttüğümüz bu anlamlı projenin, yalnızca bugünü değil geleceği de şekillendirecek şekilde çok sayıda kadın girişimciye ulaşmasını ve ilham verici başarılara zemin hazırlamasını temenni ediyoruz.”

Deniz Portföy’den Girişimcilik Ekosistemine Güçlü Yatırım Haber

Deniz Portföy’den Girişimcilik Ekosistemine Güçlü Yatırım

Erken aşama teknoloji girişimlerine odaklanan Çağla GSYF, finansmanın yanı sıra mentörlük, ticarileşme ve ekosistem entegrasyonunu destekleyerek, küresel ölçekte rekabet edebilecek girişimlerin ortaya çıkmasını ve Türkiye’nin teknoloji üretim kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. “Türkiye’nin teknoloji üretim gücüne uzun vadeli kaynak sağlıyoruz” Deniz Portföy Genel Müdürü Haldun Alperat konuyla ilgili değerlendirmesinde: “Deniz Portföy olarak, girişim sermayesi fonlarımız aracılığıyla ülkemizin yenilikçi fikirlerine uzun vadeli ve nitelikli kaynak sağlamayı; Türkiye’de inovasyonun ve girişimcilik ekosisteminin güçlü ve dengeli biçimde gelişimine katkı sunmayı önceliklendiriyoruz. Teknopark İstanbul ile hayata geçirdiğimiz Çağla GSYF, yalnızca finansman sunan bir yapı olmanın ötesinde, girişimlerin ürün geliştirme süreçlerini de mentörlük ile destekleyen ve ekosistemde yatırım akışını güçlendiren bütüncül bir model olarak tasarlandı. Fintech, oyun, yeşil teknoloji, mobilite ve yapay zeka gibi alanlarda tohum öncesi ve tohum aşamasındaki girişimlere yatırım yaparak, Türkiye’nin teknoloji üretimine ve erken aşama başarı hikayelerine katkı sağlayacak olmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi. “Ekosistemin gücüne güç katmaya devam edeceğiz” Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Çağla GSYF ile girişimcilerimize sadece finansal kaynak sağlamakla kalmıyor, erken aşama girişimlerin ürün geliştirme süreçlerine ivme kazandıran kapsamlı ve sürdürülebilir bir destek mekanizması sunuyoruz. Savunma, biyoteknoloji, fintech, oyun ve yapay zeka gibi kritik alanlardaki tohum öncesi ve tohum aşaması projeleri destekleme vizyonumuz kapsamında firmalarımızı belirledik ve bunlara değişen oranlarda toplamda 500 bin dolara yakın yatırım kararı aldık. Birkaç yıl içerisinde toplamda 10 milyon dolara ulaşacak fon hacmimizle, girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırarak, Teknopark İstanbul ekosisteminin gücüne güç katmaya devam edeceğiz.”

İş Bankası ve OSBÜK ile İkiz Dönüşüm Buluşmaları İstanbul’da Haber

İş Bankası ve OSBÜK ile İkiz Dönüşüm Buluşmaları İstanbul’da

2024 yılında MEXT iş birliği ile “100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu Projesi”ni başlatan İş Bankası, ülkemizde dijital ve yeşil dönüşümün tüm OSB’lere yayılmasını destekleme hedefiyle geçtiğimiz yıl Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) ile protokol imzalayarak “OSB'lerde İkiz Dönüşüm Buluşmaları”nı başlattı. Konya, Gaziantep, İzmir ve Ankara’nın ardından İstanbul’da KOBİ’leri bir araya getirdi. “İşletmelerimizde %10-20 arasında verimlilik artışı…” İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Cumhuriyetimizin 100. yılında başlattıkları 100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu projesi ile seçilen firmalara yol haritaları oluşturduklarını ve gerekli adımların hayata geçirilmesi için bir finansman paketi de sunduklarını belirtti. Aran, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne mutlu bize ki bugün bu işletmelerimizde %10 ile %20 arasında bir verimlilik artışı olduğunu görüyoruz. %12'den başlayan %50'ye kadar çıkan bir kapasite artışına tanıklık ettik. Üretim süreçlerinde %8 ile %35 arasında bir hata azaltımı mümkün oldu. Dijital kanallardan yapılan satışlarda %10 ile %20 arasında artış gerçekleşti. Enerji verimliği tarafında, özellikle sınırda karbon düzenlemesinden etkilenmeden Avrupa Birliği'ne ihracata devam edebilme kısmında %14-20 arasında enerji maliyetinde tasarruf, %5’ten %18’e varan atık azaltımı, %12’ye varan su tüketiminde azaltım, %9-11 arasında Kapsam 1 ve 2 emisyon azaltımı gerçekleşti. Ayrıca %10-15 arasında kaynak verimliliği artışı gerçekleşti. KOBİ’ler düzeyinde elde edilen bu faydaların ülkemizin küresel rekabet gücünde teknoloji, doğru metot, doğru finansmanla birleşirse hangi boyuta ulaşabileceğini göstermek adına çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.” Aran, OSBÜK’le Haziran 2024'te imzalanan protokol ile 100 KOBİ’ye 2.356 KOBİ daha eklemeyi başardıklarını, bu dönemde kullandırdıkları 2,9 milyar lira krediye OSBÜK’le yapılan anlaşma kapsamında 20 milyar lirası nakdi olmak üzere toplam 41 milyar liralık daha kredi desteği verebildiklerini söyledi. Bu rakamların makul, karşılanabilir seviyelerde olduğunu; büyük adımlar atmadan da bu tarz dönüşümlerin başarılabildiğini söyleyen Aran, bu proje ile teknolojiyi doğru şekilde kullanarak küresel rekabete ayak uydurabilecek dönüşümün yapılabileceğini gösterdiklerine inandığını belirtti. “OSB’lerde daha dijital, daha yeşil, daha verimli, daha rekabetçi bir üretim ekonomisi inşa edeceğiz” Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü ise organize sanayi bölgelerinin Türkiye’nin sanayi haritasını şekillendirdiğinin altını çizerek, “68 bin fabrikamızda 2 milyon 700 bin insanımıza doğrudan istihdam sağlıyoruz. Ülkemizin toplam sanayi üretiminin yarısını organize sanayi bölgelerimiz gerçekleştiriyor” dedi. Ekonomide yaşanan zorlukların OSB’lerdeki üretimi de etkilediğini ancak OSB’lerin her şeye rağmen rotayı üretimden çevirmediğini anlatan Kütükcü, “Bugün dünya ekonomisinde rüzgarlar sert esiyor. Ülkemizdeki ve dünyadaki toparlanma süreci beklenenden daha uzun sürdü. Finansmana erişimdeki zorluklar işletmelerimizi doğrudan etkilemeyi sürdürüyor. Ancak biz bu zorlukları aşacağız. Bazen rüzgarlar sert esecek, hatta fırtınaya dönecek; direneceğiz. Ne olursa olsun, üreteceğiz, ihracat yapacağız ve Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine hep birlikte çıkaracağız” şeklinde konuştu. Türkiye’nin OSB alt yapısının Avrupa’nın en büyük üretim ağlarından biri olduğuna işaret eden Kütükcü, ikiz dönüşüm sürecinin önemine dikkat çektiği konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yeşil sanayide, dijital dönüşümde Türkiye’ye rol model oluyoruz. Yeşil OSB Sertifikası alan organize sanayi bölgesi sayımız 27’ye ulaştı. Bu sayı daha da artacak. OSB sanayicilerimizin, ikiz dönüşüm sürecinde finansmana erişim, teknolojiye erişim ve veriye dayalı yönetim konusunda daha fazla desteğe ihtiyacı var. OSBÜK olarak tüm bunlarla ilgili çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Organize sanayi bölgelerimizde daha dijital, daha yeşil, daha verimli, daha rekabetçi bir üretim ekonomisi inşa edeceğiz.” 100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu İçgörü Raporu İş Bankası İktisadi Araştırmalar Müdürü Alper Gürler ve MEXT Genel Müdürü Efe Erdem de “100 KOBİ’nin İkiz Dönüşüm Yolculuğu” projesinin içgörü raporuna ilişkin detayları katılımcılarla paylaştı. İş Bankası ve MEXT tarafından başlatılan projeye 16’sı küçük, 71’i orta, 13’ü büyük ölçekli olmak üzere toplam 100 firma dahil edildi. İçgörü raporu, Türkiye genelinde 24 ilde yerleşik bulunan ve imalat, ulaşım, ileri imalat, kimya, tekstil, metal-maden, elektronik, hızlı tüketim ürünleri, ilaç-sağlık, enerji, kağıt, biyoenerjiden oluşan 12 sektörde faaliyet gösteren firmaların bir yıllık ilerleme süreçlerinin takip edilmesiyle hazırlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Deprem Sonrası Toparlanma ve Yenilenebilir Enerjiye 325 Milyon Dolar Eşdeğerinde Finansman  Haber

Deprem Sonrası Toparlanma ve Yenilenebilir Enerjiye 325 Milyon Dolar Eşdeğerinde Finansman 

Yarım asrı aşkın süredir Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınması ve ekonomik büyümesine katkı sunmaya devam eden Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB), uluslararası finansman anlaşmaları kapsamında önemli bir iş birliğine imza atarak Asya Kalkınma Bankası (ADB) ile ilk kredi anlaşmasını hayata geçirdi. Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği başta olmak üzere altyapı, iklim finansmanı, gıda güvenliği, emisyon azaltımı ve batarya depolama gibi pek çok alanda sağladığı finansmanlarla Türkiye’nin kalkınması sürecinde etkin rol üstlenen TKYB, 6 Şubat depreminden etkilenen bölgelerdeki ekonomik kalkınmayı desteklemek amacıyla projelere finansman sağlama çalışmalarına devam ediyor. TKYB ile ADB arasında imzalanan ilk finansman niteliği taşıyan bu anlaşmayla, depremden etkilenen bölgelerde yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması ve imalat sektörünün rekabet gücünün güçlendirilmesi amacıyla 150 milyon ABD doları ve 150 milyon avro olmak üzere toplam 325 milyon ABD doları eşdeğerinde ve 25 yıl vadeli finansman desteği sağlanacak. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın geri ödeme garantisi altında temin edilen bu kredinin en az yüzde 50’sinin, doğrudan depremden etkilenen illerde yürütülecek projelere tahsis edilmesi planlanıyor. Banka olarak ilk günden bu yana deprem bölgesinin kalkınması amacıyla desteklerini kararlılıkla sürdürüldüklerini belirten TKYB Genel Müdürü İbrahim Öztop, “6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerin yeniden kalkınmasını stratejik önceliklerimiz arasında konumlandırıyor; uzun vadeli, kapsayıcı ve sürdürülebilir finansman çözümlerimizle bölgenin ekonomik ve sosyal toparlanmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda Asya Kalkınma Bankası ile ilk iş birliğimizi gerçekleştirmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu kredi birçok açıdan kalkınma bankacılığı hedeflerimizi destekliyor olacak. ADB ile imzaladığımız bu kredi anlaşması ile hem deprem bölgesinde hem de Türkiye’nin deprem riski taşıyan diğer bölgelerinde yenilenebilir enerji yatırımlarını destekleyeceğiz. Türkiye’nin ihracat gücünün sembolü olan imalat sektörünün rekabet gücünü artırılması için orta ve uzun vadeli finansman sağlamaya devam edeceğiz’’ ifadelerine yer verdi. Konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan Asya Kalkınma Bankası (ADB) Orta ve Batı Asya Genel Direktörü Leah Gutierrez, “Türkiye’nin toparlanması, yalnızca mevcut kapasitenin yeniden tesis edilmesini değil, aynı zamanda üretken kapasitenin geliştirilmesini, nitelikli istihdam yaratılmasını ve gelecekteki şoklara karşı dayanıklılığın güçlendirilmesini sağlayacak sürekli yatırımları gerektirmektedir. Türkiye’nin önde gelen kalkınma ve ihracat kredi bankalarıyla gerçekleştirilen iş birliği sayesinde bu projeler, yenilenebilir enerji, imalat ve KOBİ’ler için daha uzun vadeli finansmana erişimi genişletirken, finansal sistemde afetlere ve toplumsal cinsiyete duyarlı risk yönetiminin güçlendirilmesine de katkı sağlayacaktır” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.