Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Finansman Giderleri

Kapsül Haber Ajansı - Finansman Giderleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansman Giderleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TürkTraktör 2026 Yılı İlk Yarıyıl Finansal Sonuçlarını Açıkladı Haber

TürkTraktör 2026 Yılı İlk Yarıyıl Finansal Sonuçlarını Açıkladı

Türkiye otomotiv sektörünün faaliyetteki en köklü üreticisi TürkTraktör, 2026 yılının ilk yarıyılına ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı. TürkTraktör, yılın ilk altı ayında toplam 10 bin 15 adet traktör üretirken, Türkiye’deki traktör üretiminin yüzde 58’ini, ihracatının ise yüzde 74’ünü karşıladı. Şirket, aynı dönemde yurt içi pazara 3 bin 797 adet traktör satışı gerçekleştirirken, 6 bin 564 adet traktörü ihraç etti. New Holland ve Case IH markalarının toplam pazar payı haziran ayı sonu itibarıyla yüzde 41,8 olarak gerçekleşti. 2026 yılının ilk yarıyılında TürkTraktör’ün toplam cirosu 23 milyar 680 milyon TL olurken, şirketin FAVÖK marjı yüzde 2,5, net zararı ise 669 milyon TL olarak kaydedildi. Pazar koşullarındaki zayıf seyir ve maliyet baskılarının devam ettiği dönemde şirket; fiyatlandırma disiplini, maliyet kontrolü ve operasyonel verimlilik alanlarına odaklandı. Türkiye traktör pazarı, 2025 yılında kaydedilen yüzde 36’lık daralmanın ardından 2026 yılının ilk yarıyılında da küçülmeye devam etti. Pazar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 55 oranında daraldı. Talepteki zayıflık, yüksek finansman giderleri ve artan girdi maliyetleri, sektörün ilk yarıyıl performansında belirleyici oldu. TürkTraktör Şirket Lideri Matthieu Séjourné, finansal sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye traktör pazarında bir süredir devam eden daralma, 2026 yılının ilk yarıyılında da etkisini sürdürdü. Talepteki zayıflık ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler, sektör genelindeki satış adetlerini baskılamaya devam ediyor. TürkTraktör olarak bu dönemde New Holland ve Case IH markalarımızla toplam yüzde 41,8 pazar payına ulaşarak lider konumumuzu koruduk. Mevcut koşulları dikkatle takip ederken, fiyatlandırma disiplini, maliyet kontrolü ve hem şirketimizin hem de bayilerimizin işletme sermayesi yönetimi başta olmak üzere kritik alanlardaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” Pazar koşullarına kısa vadeli değil, uzun vadeli bir bakış açısıyla yaklaştıklarını belirten Séjourné, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yılın ilk yarıyılında Türkiye’deki traktör üretiminin yüzde 58’ini, ihracatın ise yüzde 74’ünü karşılamamız, üretim ve ihracattaki önemli konumumuzu ortaya koyuyor. Pazar koşullarına uyum sağlamak amacıyla uyguladığımız stok optimizasyonu doğrultusunda bayi stok seviyelerini azalttık. Zorlu koşullara rağmen çiftçilerimizin ihtiyaçlarına yanıt vermeye, bayi ve servis ağımızla sahadaki varlığımızı sürdürmeye devam ediyoruz. 2026 yılında tarımsal çıktıyı etkileyen güçlü yağışlarla birlikte çiftçilerimizin önceki yıla kıyasla daha güçlü bir hasada ulaştığını görüyoruz. İş makineleri alanındaki faaliyetlerimizi de planlarımız doğrultusunda yürütüyoruz. Yılın ikinci yarıyılında pazar dinamiklerini yakından izleyerek operasyonel verimliliğimizi ve maliyet yapımızı yönetmeye odaklanacağız. Orta ve uzun vadeli hedeflerimiz doğrultusunda Türkiye tarımına, üretime ve teknolojiye katkı sunmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İSO “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı Haber

İSO “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı

İSO İkinci 500 araştırması, her yıl olduğu gibi bu yıl da söz konusu kuruluşların karşı karşıya kaldığı ekonomik ve finansal koşulların yanı sıra ihracat, AR-GE ve teknoloji faaliyetleri açısından performanslarına ilişkin önemli sonuçlar ortaya koydu. Hiç kuşkusuz bu sonuçları değerlendirirken dezenflasyon süreci ve zorlu küresel koşulların sanayi kuruluşlarımıza etkilerini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Zira 2025, sanayi firmalarının artan finansman maliyetleri, zayıflayan iç talep, kur ve maliyet dengesi, yatırım iştahındaki yavaşlama ve rekabet gücünü koruma ihtiyacı arasında zorlu bir denge kurmaya çalıştıkları bir yıl olarak tarihe geçti. İSO İkinci 500’ün sıralama kriteri olan üretimden satışlar, 2024 yılında 1 trilyon 393 milyar lira iken 2025’te yüzde 25,7 artışla 1 trilyon 750 milyar liraya yükseldi. Söz konusu artış; 2020 sonrasındaki en düşük oran olarak dikkat çekti. Buna karşılık 2025’te yüzde 25,4 olan yıllık ortalama Yurt İçi Üretici Fiyatları Endeksi (Yİ-ÜFE) ile arındırıldığında; üretimden satışların reel olarak binde 2 ile çok sınırlı bir artış kaydettiği görülüyor. Böylece 2022’de yüzde 10,4; 2023’te yüzde 5,2 ve 2024’te binde 1 olan üretimden satışlardaki reel düşüş eğilimi, İSO 500’de olduğu gibi İSO ikinci 500’de de üç yılın ardından çok ılımlı düzeyde de olsa artışa dönmüş bulunuyor. İSO İkinci 500’ün en büyük üç şirketi Üretimden satışlar baz alınarak yapılan 2025 yılı İSO İkinci 500 sıralamasına göre Teksan Jeneratör 5 milyar 317 milyon TL ile ilk sırayı aldı. Onu 5 milyar 308 milyon TL ile Norm Salihli Vida ve Cıvata takip ederken, Biska Tekstil 5 milyar 306 milyon TL ile üçüncü oldu. 2025 yılı İSO İkinci 500 sıralamasına üretimden satışları 5 milyar 317 milyon TL ile 2 milyar 220 milyon TL arasında kalan şirketler girebildi. İSO İkinci 500’ün 2024 yılı listesinde yer alan şirketlerin üretimden satışları 4 milyar 186 milyon TL ile 1 milyar 821 milyon TL bandında gerçekleşmişti. 2025 yılında 69 yeni kuruluş İSO İkinci 500 sıralamasında yer alma başarısı gösterdi. 26 kuruluş, 2024 araştırmasında İSO 500’de iken 2025’te İSO İkinci 500’e geriledi. 405 kuruluş ise son iki yılda da İSO İkinci 500 sıralamasında yer aldı. Zorlu küresel talep koşullarına rağmen Türkiye’nin ihracatı 2025 yılında yüzde 4,4 artışla 273,2 milyar dolara yükselmiş; sanayi malları ihracatı ise yüzde 4,5 artarak 263,4 milyar dolara ulaşmıştı. 2025 yılında İSO 500’ün ihracatı yüzde 8,4 artışla 104,7 milyar dolara çıkarken, İSO İkinci 500’ün ihracatı yüzde 0,3 düşüş gösterdi ve 15,9 milyar dolar bandını aşamadı. Bu durum, İSO İkinci 500’ün yoğunlaşan küresel rekabet ortamında pazar payını korumakta ve genişletmekte zorlandığına işaret etti. Bu gelişmeler sonucunda İSO İkinci 500’ün Türkiye sanayi ihracatı içindeki payı 2025 yılında 0,3 puan azalarak yüzde 6’ya geriledi. 2025 yılında uygulanan dezenflasyon politikaları ve dış pazarlardaki durgunluk satış gelirleri üzerinde baskı yaratırken, yüksek faiz oranları ve artan finansman yükleri, karlılık göstergelerini sınırlamaya devam etti. Buna karşılık, şirketlerin maliyet yönetiminde sağladığı göreli başarı, karlılığın ılımlı düzeyde de olsa korunmasında etkili oldu. İSO 500’e benzer şekilde İSO İkinci 500’de de sanayi kuruluşlarının karları, 2024 yılındaki sert düşüşlerin ardından 2025’te güçlü nominal artışlar kaydetti. Ancak bu iyileşmede, 2024 yılı karlılık büyüklüklerinin oldukça düşük seviyelerde gerçekleşmesinin yarattığı baz etkisi belirleyici oldu. Bununla birlikte, 2025 yılında tüm karlılık rasyoları 2015-2024 ortalamasının altında kaldı. 2024’ten 2025’e İSO İkinci 500’ün faaliyet karı yüzde 35,4 oranında artarak 118 milyar liradan 160 milyar liraya yükseldi. Buna paralel olarak faaliyet karlılığı oranı da yüzde 7,3’ten yüzde 7,7’ye çıktı. Yine de söz konusu oran, son 10 yıl ortalaması olan yüzde 10,9’un oldukça altında kaldı. Aynı dönemde İSO İkinci 500’ün vergi öncesi kar ve zarar toplamı yüzde 34 artışla 34 milyar liradan 46 milyar liraya çıktı. Vergi öncesi dönem karlılığı yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çok sınırlı bir artış gösterirken, bu oran da 2015-2024 ortalaması olan yüzde 6,6’ya göre çok daha düşük gerçekleşti. Bir diğer önemli karlılık göstergesi olan faiz, amortisman ve vergi öncesi kar/zarar toplamı ise yüzde 28,8’lik artışla 205 milyar liradan 264 milyar liraya yükseldi. Buna karşılık FAVÖK karlılığı oranı 0,1 puan artışla yüzde 12,7’den yüzde 12,8’e yatay seyretti. Söz konusu oran da son 10 yıl ortalaması olan yüzde 14’ün altında seyretti. 2025’te karlardaki güçlü nominal artışlara rağmen İSO 500’de olduğu gibi İSO İkinci 500’de de zarar eden kuruluş sayısı yüksek kalmaya devam etti. İSO İkinci 500’de vergi öncesi dönem karı/zararı büyüklüğüne göre; 2024’te 159 ile rekor seviyesine ulaşan zarar eden kuruluş sayısı, 2025’te ılımlı bir düşüşle 155’e geriledi. Ancak yine de bu sayı, 2008 küresel kriz yılından bu yana ikinci en yüksek değer olarak dikkat çekti. Diğer taraftan, operasyonel karlılığı gösteren faiz, amortisman ve vergi öncesi kar/zarar büyüklüğünde ise zarar eden firma sayısı 3 adet azalarak 27’ye indi. Ancak bu rakam da 2013 sonrasındaki dönemin en yüksek ikinci seviyesinde gerçekleşti. İSO İkinci 500’de karlılığın üretim faaliyeti dışı gelir ve giderlerden nasıl etkilendiğini yansıtan bu tablo incelendiğinde; 2023 ve 2024’ün ardından 2025 yılında da net kambiyo zararının oluştuğu görüldü. Net kambiyo zararı geçen yıla göre 4 kat artarak 26 milyar TL’ye yükselirken, kambiyo zararı dışındaki diğer faaliyetlerden elde edilen net kar 55 milyar TL düzeyine çıktı. Sonuçta 28 milyar TL’lik üretim faaliyeti dışı net gelir elde edilirken, bu rakamın net satışlara oranı da yüzde 0,9’dan yüzde 1,4’e yükseldi. Üretim faaliyeti dışı gelir ve giderler içerisinde faiz, temettü, iştirak gelirleri, menkul kıymet ve duran varlık satışları, komisyon vb. gibi birçok kalem yer alıyor. Finansman giderleri geçmiş yıllarda olduğu gibi 2025’te de hem İSO 500’de hem de İSO İkinci 500’de sanayi kuruluşlarının karlılıklarında temel belirleyicilerden biri olmayı sürdürdü. İSO İkinci 500’ün finansman giderleri yüzde 45,2 oranında artarak 138 milyar TL’ye yükseldi. Aynı yılda faaliyet karı ise yüzde 35,4 artışla 160 milyar TL’ye yaklaştı. Böylece finansman giderlerinin faaliyet karına oranı 5,8 puan daha artarak yüzde 86,7’ye yükseldi. Bu oranın 2015-2024 ortalamasının yüzde 47,3 olduğu düşünüldüğünde, yıllardan beri hep işaret edildiği üzere sanayiciler ana faaliyetlerinden elde ettiği karın çok büyük bir bölümünü finansman giderlerin ayırma gerçeğinden uzaklaşamadı. Bilindiği üzere, yaklaşık 20 yıl aradan sonra uygulanan enflasyon muhasebesi nedeniyle 2023 yılında özkaynaklar ve aktifler başta olmak üzere bilanço göstergeleri önemli artışlar kaydederken, 2024 yılında bu etki çok daha sınırlı gerçekleşmişti. 2025’te ise karlılığın düşük seyrini koruması ve enflasyon muhasebesinin uygulanmamasının da etkisiyle özkaynaklardaki artışın sınırlı kaldığı görülüyor. Verilere bakıldığında; İSO İkinci 500’de aktif tarafta dönen varlıklar yüzde 36,8; duran varlıklar yüzde 22,6 oranında büyüdü. Böylece aktif toplamındaki artış yüzde 29,9 olarak gerçekleşti. Pasif tarafta ise özkaynaklar yüzde 13,3 ile sınırlı bir artış gösterirken, toplam borçlardaki artış yüzde 50,2 ile çok daha yüksek seyretti. İSO İkinci 500 borç ve özkaynakların dağılımı açısından da çarpıcı veriler sunuyor. Hatırlatmak gerekirse, 2023’te uygulanan enflasyon düzeltmesi, İSO İkinci 500’ün kaynak yapısını esas itibarıyla özkaynaklar üzerinden etkilemiş ve kaynak dağılımını iyileştirici rol oynamıştı. 2024’te de özkaynakların payı hafif bir artış göstermişti. 2025’te ise durum tersine dönmüş ve borçların aktifler içindeki payı 7 puanlık artışla yüzde 51,8’e yükselirken, özkaynakların payı yüzde 48,2’ye gerilemiş bulunuyor. Zayıf seyreden karlılık performansı özkaynak artışını sınırlarken, hızlı borçlanma eğiliminin sürmesi nedeniyle kaynak yapısı yeniden hafif borç ağırlıklı hale gelmiş gözüküyor. İSO İkinci 500’de 2024 yılında yüzde 32,2 artan toplam borçlar, 2025’te yüzde 50,2 ile daha hızlı büyüdü. Alt kalemler incelendiğinde; 2024 yılında yüzde 45,1 olan mali borçlardaki artış, 2025 yılında yüzde 52,1’e yükseldi. Diğer borçlar ise 2024 yılındaki yüzde 20,6’lık sınırlı artışın ardından 2025’te yüzde 48,2 ile daha hızlı bir artış gösterdi. Böylece 2021-2023 döneminin aksine, 2024 ve 2025 yıllarında mali borçlar diğer borçların üzerinde büyüdü. 2025’te tüm borçlanma türlerinde artışın hızlanması, kredi maliyetlerindeki yükselişe rağmen nispeten daha küçük ve orta ölçekli kuruluşların finansal ihtiyaçlarını karşılamak için daha fazla borçlanmak zorunda kaldığına işaret etti. Borçların vadelerine göre gelişiminde ise uzun vadeli mali borçların kısa vadelilere göre daha hızlı artmasının etkisiyle kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payı üst üste üçüncü yıl azalarak 2025’te yüzde 54’e geriledi. Buna rağmen, İSO İkinci 500’ün borç stoku kısa vade ağırlıklı yapısını korudu ve kısa vadeli mali borçların payı 2022 öncesine göre yüksek kalmaya devam etti. Sanayicilerin uzun yıllardır dile getirdiği ve makul bir çözüm bulunması noktasında çeşitli öneriler sunduğu devreden KDV alacakları sorunu, gerek İSO 500’de gerekse İSO İkinci 500’de hala devam ediyor. Hatırlanacağı üzere devreden KDV yükü, İSO 500 için 2025 yılında yüzde 42,1 artışla 120 milyar TL’nin üzerine çıkmıştı. İSO İkinci 500’de de devreden KDV bir önceki yıla göre yüzde 25,2 oranında artarak 22 milyar TL’ye yaklaşmış durumda. Sanayiciler bu döngüyü uzun zamandır devlete sıfır faiz ve sonsuz vade ile borç verilmesi olarak nitelendiriyor. Özellikle finansmana erişimin zorlaştığı, finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği ve firmaların işletme sermayesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu mevcut ekonomik koşullarda, sanayiciler açısından önemli bir kaynağın devreden KDV yoluyla sistem içinde kilitli kalmaya devam ettiği görülüyor. Sanayimizin rekabet gücünü desteklemek ve işletmelerimizin finansman imkanlarını güçlendirmek için devreden KDV yükünün azaltılmasına yönelik somut ve kalıcı adımların hayata geçirilmesi gerekiyor. İSO İkinci 500’ün dikkat çeken bir başka göstergesi de teknoloji yoğunluklarına göre yaratılan katma değer dağılımı. Bu verilere bakıldığında, 2013’ten bu yana olduğu gibi 2025 yılında da yaratılan katma değer itibarıyla en yüksek payın yüzde 40,8 ile düşük teknoloji yoğunluklu sanayilere ait olduğu görülüyor. Ancak bu grubun payı geçen yıla göre 0,2 puan düşüş gösterdi. Aynı yılda orta-düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı 0,6 puan azalışla yüzde 27,1’e; orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı ise 0,8 puan azalışla yüzde 27,2’ye gerilemiş durumda. Buna karşılık yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payı ise yüzde 3,3’ten yüzde 4,9’a çıkmış ve 2015 sonrasındaki en yüksek düzeyine ulaşmış bulunuyor. Bu veriler, özellikle orta-yüksek ve yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin toplam payının 2024’te yüzde 31,3 iken, 2025’te 0,8 puan daha artarak yüzde 32,1 ile rekor seviyesine çıktığına işaret ediyor. Öte yandan, küresel rekabetin geleceğine dijitalleşme ve yeşil dönüşümün damga vuracağı gerçeği göz önüne alındığında, ulaşılan noktanın yeterli olmadığı ve sanayi sektörünün bu alana daha fazla odaklanması gerektiği görülüyor. Sanayi kesiminin rekabetçiliği için AR-GE faaliyetleri hayati önemini korusa da İSO İkinci 500’de 2024’teki yükselişin ardından 2025’te AR-GE harcaması yapan kuruluş sayısı 238’den 229’a gerilemiş bulunuyor. İSO İkinci 500’ün 2024 yılında 8,6 milyar TL olan toplam AR-GE harcamalarının ise 2025’te yüzde 16’lık sınırlı bir artışla 10 milyar TL’ye yükseldiği görülüyor. Buna paralel olarak, AR-GE harcamalarının üretimden satışlara oranı da yüzde 0,62’den yüzde 0,57’ye gerileyerek hafif bir ivme kaybına işaret ediyor. Söz konusu veriler, İSO İkinci 500’ün bu alana kaynak ayırmakta zorlandığını gösteriyor. Bu durum, üretim kapasitesini korumanın tek başına yeterli olmadığını, uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artıracak, verimliliği yükseltecek ve yüksek katma değer yaratacak dönüşüm adımlarının desteklenmesinin önemini bir kez daha teyit ediyor. 2025 yılında İSO İkinci 500 istihdamının yüzde 2,2 düşüşle 285 bin kişiye gerilediği görülüyor. İstihdamdaki düşüş, hem özel hem de kamu kuruluşlarında gerçekleşmiş bulunuyor. Aynı yılda tam istihkak olarak ödenen brüt maaş ve ücretler yüzde 37,3 oranında artarken, bu artış yüzde 2,2’lik istihdam düşüşü ile birlikte değerlendirildiğinde, çalışan başına ödenen brüt maaş ve ücretlerdeki artış yüzde 40,4’e çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye AVM Sektöründe Yeni Dönem Haber

Türkiye AVM Sektöründe Yeni Dönem

Bu soruya verilen yanıtlar çoğu zaman talep tarafı üzerinden okunuyor. Oysa bugünkü tabloyu doğru değerlendirmek için konuyu öncelikle yatırım matematiği üzerinden ele almak gerekiyor. AVM yatırımı, kısa vadeli dalgalanmalardan ziyade uzun vadeli nakit akışı, öngörülebilirlik ve sürdürülebilir değer üretimi üzerine kurulu bir yapı gerektirir. Bugün gelinen noktada artan inşaat maliyetleri, yüksek finansman giderleri ve operasyonel harcamalar, yeni projelerin fizibilite çerçevesini belirgin biçimde daraltmış durumda. Bu durum yeni AVM yatırımlarını “yapılamaz” olmaktan ziyade, ekonomik rasyonalitesi daha dikkatle sorgulanan projeler haline getiriyor. Perakende tarafında büyüme hızının sınırlanması da bu tabloyu güçlendiriyor. Talep tamamen ortadan kalkmış değil; ancak yatırımcı açısından bu talebin yeni bir projeyi uzun vadede taşıyacak güçte olup olmadığı artık çok daha seçici bir bakışla değerlendiriliyor. Bu nedenle sektör, yeni yatırımlardan çok mevcut varlıkların daha verimli yönetildiği, dönüştürüldüğü ve güçlendirildiği bir döneme girmiş durumda. Bugün yapılmayan yeni AVM yatırımlarını bir geri çekilme olarak değil; sermaye disiplininin ve temkinli yatırım yaklaşımının doğal bir sonucu olarak okumak daha sağlıklı. AVM’lerde yaratılan gelir ne kadar sürdürülebilir? AVM sektörü açısından asıl kritik başlık, yalnızca yeni yatırım yapılmaması değil. Bugünün temel sorusu, yaratılan gelirin ne kadar sürdürülebilir olduğu. Son dönemde perakende tarafında özellikle bazı kategorilerde indirim kampanyalarının ağırlığının artması, satış hacmini desteklerken karlılığı baskılayan bir durum ortaya koyuyor. Karlılığı sınırlı kalan perakendeci ile AVM yatırımcısı arasında sözleşmesel kira artışları ve yeni kira belirleme süreçlerinde uyuşmazlık yaşanabiliyor. İndirimlerle taşınan satışlar, ciro üretse dahi ciroya bağlı gelirlerin sağlıklı ve kalıcı biçimde artmasını her zaman mümkün kılmıyor. Öte yandan AVM’lerin enerji, bakım, güvenlik, personel ve finansman gibi sabit ve kaçınılmaz giderleri, enflasyonun da üzerinde artmaya devam ederken, kira artışları, sektör genelinde zorlanan perakendeciler nedeniyle çoğunlukla enflasyon seviyesinde ya da bunun altında kalıyor.. Bu noktada esas konu, ciro üretmekten çok; gelir maliyet dengesini uzun vadede koruyabilecek bir yapı kurabilmek haline geliyor. Bu tablo, AVM yatırımlarında gelir maliyet dengesinin artık daha dikkatli ve uzun vadeli bir perspektifle yönetilmesini zorunlu kılıyor. Sürdürülebilir bir zeminin oluşabilmesi ise gerçekçi kontrat yapıları, dengeli mağaza karması ve gelir tarafını destekleyecek istikrarlı bir ticari performansla mümkün. Tam da bu nedenle, AVM sektörü için yeni bir büyüme döneminden söz edilecekse, bu büyümenin adresi yeni metrekareler değil; mevcut varlıklar olmak zorunda. Bugünün koşullarında değer yaratmanın yolu, portföyü büyütmekten çok, portföyün derinliğini artırmaktan geçiyor. Mevcut AVM’lerin yenilenme sürecinde; perakendenin ofis, konaklama ve benzeri tamamlayıcı fonksiyonlarla bir arada kurgulandığı karma konseptler, hem çekim gücünü artıran hem de sürdürülebilir ticari yapıların oluşmasını destekleyen yeni bir dönüşüm alanı olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşım yalnızca fiziksel bir yenileme meselesi değil; aynı zamanda yatırımcının sermayesini daha verimli kullanma refleksi. Türkiye AVM sektörü bugün, büyümeyi yeni projelerle değil; aynı metrekareden daha fazla değer üreterek tanımlamak durumunda. Benzer şekilde perakendeciler de mağaza adedi veya metrekare büyümelerinde daha temkinli davranarak; küçülme, yeniden konumlanma ya da mevcut alanlarda ürün gamı ve müşteri kitlesi uyumuna göre daha karlı ve adet satışı yüksek modellere yönelmek zorunda kalıyor. Önümüzdeki dönemi belirleyecek olan da, bu dönüşümün ne kadar doğru okunabildiği ve gelir sürdürülebilirliğinin ne kadar sağlıklı kurulabildiği olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SUWEN’den 2025’in 3. Çeyreğinde de İstikrarlı Büyüme Haber

SUWEN’den 2025’in 3. Çeyreğinde de İstikrarlı Büyüme

Sektörde yaşanan dalgalı ekonomik koşullara rağmen artan sepet büyüklüğü, güçlü müşteri sadakati ve dijital kanallarda yakalanan ivme ile SUWEN yılın üçüncü çeyreğinde de istikrarlı büyümesini sürdürdü. Enflasyon muhasebesine (TMS 29) göre düzenlenmiş finansal tablolarda, üçüncü çeyrekte ciro %4,3 artışla 1,8 milyar TL’ye ulaşarak büyüme trendini korudu; yılın ilk dokuz ayı toplamında ise %6,6 artışla 4,4 milyar TL seviyesine ulaştı. Kârlılığı Destekleyen Operasyonel Verimlilik SUWEN’in brüt kâr marjı üçüncü çeyrekte %49,3 seviyesine yükselerek geçen yılın aynı dönemine göre 60 baz puanlık artış kaydetti. Şirketin dokuz aylık dönemdeki brüt kârı ise %2,4 artışla 2,2 milyar TL oldu. Operasyonel verimlilik ve etkin maliyet yönetimi, kârlılıkta sürdürülebilir performansın temel unsurları olarak öne çıktı. Üçüncü çeyrekte FAVÖK (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr) %4,9 artışla 380 milyon TL olarak gerçekleşti. FAVÖK marjı ise yıllık bazda sınırlı bir artışla %21,5 seviyesine yükseldi. Dokuz aylık dönemde toplam FAVÖK 843 milyon TL’ye ulaşarak şirketin operasyonel gücünü bir kez daha ortaya koydu. Üçüncü çeyrekte net kâr 38 milyon TL, dokuz aylık dönemde ise 109milyon TL seviyesinde ve %2,2 net kâr marjıyla gerçekleşti. Kâr marjındaki düşüşte, artan yatırımların etkisiyle, daha yüksek seyreden finansal borçlanma düzeyi ve buna bağlı olarak yükselen finansman giderleri etkili oldu. E-ticaret Kanalında Çift Haneli Büyüme Ürün koleksiyonları, marka strateji ve iletişimleri, pazarlama satış faaliyetleri kapsamında 2025’in ilk dokuz ayında toplam satış adetleri %7 artışla 8,2 milyon adede ulaştı. Bu dönemde yurtiçi mağazacılık kanalı %6,5 büyüme kaydederek toplam hacimde ana itici güç olmayı sürdürdü. E-ticaret kanalı ise satış adetlerinde %12,3 artış yakalayarak büyümeye en güçlü katkıyı sağlayan kanal oldu. SUWEN’in dijital mağazası www.suwenshop.com, üçüncü çeyrekte 5,5 milyon ziyaretle rekor seviyeye ulaştı. Dokuz aylık toplam ziyaret sayısı ise %13,7 artışla 13,8 milyon olarak kaydedildi. Şirket çok kanallı bir satış stratejisi ile sürdürülebilir bir büyüme hedeflendiğinden bir yandan mağaza ağını büyütürken diğer yandan da e-ticaret deneyimine yatırımlar yaptı. Faaliyet gösterdiği sektöre paralel olarak operasyonlarında sezonsallık yaşayan SUWEN’in satışlarının %60’ından fazlasını yılın ikinci yarısında gerçekleştirdiği görülüyor. SUWEN Genel Müdürü Ali Bolluk: “İstikrarlı Büyüme Yolculuğumuz Sürüyor” SUWEN Genel Müdürü Ali Bolluk, 2025 dokuz aylık finansal sonuçlarıyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Piyasa koşulları zorlayıcı, fakat buna rağmen stratejik planlarımız doğrultusunda istikrarlı büyümemizi sürdürüyoruz. Artan sepet büyüklüğü, perakende ile dijital kanallarımızda sağladığımız yüksek dönüşüm oranları ve müşteri odaklı yaklaşımımız performansımıza güçlü bir katkı sundu. Operasyonel karlılığımızı başarılı bir şekilde yönettik. Önümüzdeki dönemde finansal disiplinimizi koruyarak, operasyonel mükemmeliyet ve çok kanallı büyüme stratejimizle hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda SUWEN markasını daha da güçlendirmeye devam edeceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.