Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Finansmana Erişim

Kapsül Haber Ajansı - Finansmana Erişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Finansmana Erişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ağır Ticari Araç Pazarı, 2026’nın İlk Çeyreğini Kontrollü Bir Daralma İle Kapattı  Haber

Ağır Ticari Araç Pazarı, 2026’nın İlk Çeyreğini Kontrollü Bir Daralma İle Kapattı 

Ağır Ticari Araçlar Derneği (TAİD) tarafından açıklanan Mart ayı verileri, pazar genelinde bir yavaşlama eğilimi görülse de daralmanın kontrollü seviyelerde kaldığını gösteriyor. 2026 yılı ilk çeyrekte toplam ağır ticari araç pazarı, bir önceki yılın aynı dönemine göre %12 oranında azalarak 6.967 adet olarak gerçekleşti. Segment bazında incelendiğinde; çekici satışları 3.177 adet, 16 ton ve üstü kamyon satışları 2.804 adet ve 16 ton altı kamyon satışları ise 986 adet şeklinde kaydedildi. Mart ayı özelinde değerlendirildiğinde ise toplam 2.965 araç satışı gerçekleştirildi. Dönemsel daralmaya rağmen sektör, uzun vadeli perspektifte dengeli bir seviyede seyretti. 16 ton ve üstü kamyon ile çekici segmentleri kapsamında ağır ticari araç pazarı, son 10 yıllık Mart ayı ortalamalarına göre %5 oranında artış gösterdi. Bu dönemde kamyon segmenti %20 büyüme kaydederken, çekici segmenti ise %5 oranında geriledi. Semi-treyler pazarı da benzer bir eğilim sergileyerek, 2026 yılı Ocak-Mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre %8 oranında daraldı ve toplam 2.348 adede ulaştı. İlk çeyrekteki sonuçlar, küresel dinamiklerin doğal bir yansıması Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan TAİD Yönetim Kurulu Başkanı Burak Hoşgören, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmeler, ekonomik dalgalanmalar ve finansmana erişim koşullarının sektör üzerinde belirleyici olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “2026 yılının ilk çeyreğinde pazarda gözlenen daralma, yalnızca Türkiye’ye özgü değil; küresel ticaret akışları ve ekonomik görünümle doğrudan bağlantılı bir sürecin yansıması. Buna karşın, uzun dönem ortalamalarına baktığımızda sektörümüzün temel dinamiklerinin güçlü kaldığını görüyoruz. Özellikle kamyon segmentinde gözlenen performans, iç pazarın ihtiyaçlarına yönelik sürdürülebilir bir talebin devam ettiğine işaret ediyor.” Hoşgören sözlerine şöyle devam etti: “Taşımacılık, lojistik ve altyapı yatırımları gibi alanlar, ağır ticari araçların hizmet sunduğu sektörler. Bu alanlarda sürdürülen faaliyetler, sektörümüz için orta ve uzun vadede olumlu bir zemin oluşturmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde daha dengeli, planlı ve ihtiyaca yönelik filo yatırımlarının öne çıkmasını bekliyoruz.” Ekonominin taşıyıcı gücü: Ağır ticari araç sektörü TAİD olarak sektörün; üretim, ihracat ve lojistik faaliyetlerin temel taşı olmaya devam ettiğini vurgulayan Hoşgören, ağır ticari araçların ekonomik aktivitenin en önemli göstergelerinden biri olduğunun altını çizdi; “Mevcut tabloyu geçici dalgalanmalar çerçevesinde değerlendiriyoruz. Sektörümüz, geçmişte olduğu gibi bugün de değişen koşullara hızla adapte olabilen güçlü bir yapıya sahip. Kamu, özel sektör ve tüm paydaşlarımızla birlikte, sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek adımların önümüzdeki dönemde daha belirgin şekilde etkisini göstereceğine inanıyoruz.”, Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nde Çağlar Bağcı dönemi Haber

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nde Çağlar Bağcı dönemi

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nde 2018-2026 yılları arasında Yönetim Kurulu Başkanlığı yapan Burak Sertbaş, görevi Çağlar Bağcı’ya devretti. Sertbaş, 2026-30 döneminde TİM Genel Kurulu Delegesi olarak Çağlar Bağcı’nın listesinde yer aldı. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini Çağlar Bağcı’ya devreden Burak Sertbaş genel kurul konuşmasında, 2018-2026 döneminde hayata geçirdikleri projeleri paylaştı. 26 fuara 563 firmayla katıldık “Uluslararası tanıtım ve pazarlama faaliyetlerimizi kararlılıkla sürdürdük” diyen Sertbaş; “Milli katılım organizasyonlarımızla firmalarımızı dünyanın en önemli platformlarında görünür kılmaya devam ettik. 563 firma katılımıyla 26 milli katılım organizasyonu, 3 sanal fuar katılımı ve 4 yurt içi sektörel fuar organizasyonu gerçekleştirdik” dedi. 2025 yılının hazır giyim sektörü açısından rekabetçiliğin yeniden tanımlamak zorunda kalındığı bir yıl olduğunu dillendiren Sertbaş şöyle devam etti: “Küresel talepteki zayıflama ve alıcıların artan fiyat baskısı; içeride yükselen üretim maliyetleri ve finansmana erişimdeki sıkılık ile birleşince, ihracatımız hem değer hem de miktar açısından zorlandı. 2025 yılı ihracatımız 2024 yılına göre yüzde 8 oranında azalarak 1 milyar 268 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu süreçte tek tesellimiz ihracat birim fiyatımızın 21,19 $/kg seviyesinde tutunması oldu. 2025 yılının bütününde 1191 üye firmamız 163 ülkeye ihracat gerçekleştirdi. İhracatta ilk 5 ülke İspanya, Almanya, Hollanda, İngiltere ve İtalya oldu.” Tasarıma yatırımda 20 yılı geride bıraktık EİB Moda Tasarım Yarışmasını her yıl daha da güçlenen bir vizyonla sürdürerek, 20’ncisini gerçekleştirdiklerini aktaran Sertbaş, EİB Moda Tasarım Yarışmasının yalnızca Ege Bölgesi’nin değil, Türkiye’nin en istikrarlı ve en güçlü moda platformlarından biri haline getirdiklerinin altını çizdi. Sürdürülebilirlik alanında da öncü bir adım atarak, birlikler arasında ilk Sürdürülebilirlik UR-GE’sini hayata geçirdikleri bilgisini veren Sertbaş “Firmalarımızın bu alandaki dönüşüm kapasitesini güçlendiren önemli bir yapı oluşturduk. Avrupa Birliği projeleriyle Birliğimizin uluslararası iş birliği ağını genişlettik; proje geliştirme kapasitemizi güçlendirerek bu alanda da görünür ve etkili bir konuma ulaştık. Koordinatör veya partner olarak 2 ulusal, 11 uluslararası proje başvurusu gerçekleştirdik” diyerek sözlerini noktaladı. Bağcı; “Net ihracatçı sektörüz” Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanlığına seçilen Çağlar Bağcı yaptığı konuşmada hazır giyim sektörünün zor bir dönemden geçiyor olmasına karşın Türkiye’nin en köklü, eğitimli, öncü ve güçlü sektörü olduğuna vurgu yaptı. “Hazır giyim sektörü olarak net ihracatçı bir sektörüz. Sektörümüz katma değer üreten bir güç” diyerek hazır giyim sektörünü tanımlayan Bağcı, “İhraç birim fiyatımız Türkiye ortalamasının on kat üzerinde, bu da gücümüzü ortaya koyan en net göstergedir. Sektörün deneyimine, potansiyeline, krizler karşısında hızlı aksiyon alabilme kabiliyetine, tasarım gücüne güvenim tam. Ve en önemlisi… Bu çatı altında çok büyük bir aileyiz. Bu birlikteliğimiz gücümüzün en önemli kaynağıdır. Deneyimimiz var. Hızlı hareket etme kabiliyetimiz var. Tasarım gücümüz var. İnanıyorum ki; birlikte hareket ettiğimiz sürece aşamayacağımız hiçbir zorluk yok” şeklinde konuştu. Mesleki eğitime ağırlık vereceğiz 2026-30 dönemi için EHKİB üyelerine seslenen Bağcı sözlerini şöyle sürdürdü; “Kapım da açık olacak, aklım da açık olacak, tüm gayretim de sizlerle birlikte olacak. Sektörümüzü ileri taşıyan, ülkemize değer katan her ulusal ve uluslararası projede hep birlikte çalışacağız. Özellikle eğitim alanında meslek liseleri, meslek yüksek okulları, üniversitelerin Tekstil mühendisliği bölümleri ile dirsek temasında ve onların önünü açacak çalışmalarımıza devam edeceğiz. Oluşturduğumuz dış pazar stratejileri geliştirme, yarışma, eğitim kurumları ve sanayi iş birliği, finansmana erişim ve mevzuat, yapay zekâ, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik, yurt içi fuarlar ve üye ilişkileri komitelerimizle sektörümüzün bu zorlu süreci atlatması için sonsuz gayret göstereceğiz.” EHKİB Yönetim Kurulu’nda 4 kadın yer aldı Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Genel Kurulu’nda 2026 yılı iş programı ve bütçesinin kabulünden sonra yapılan seçimlerde Yönetim Kurulu Başkanlığına Çağlar Bağcı seçilirken, Yönetim Kurulu; “Melis Vekiloğlu, Serhan Ünsal, Mehmet Peköz, Ertan Aslan, Seray Seyfeli, Tolga Narbay, Mert Telyas, Yasin Akçakaya, Gizem Batur ve Tuğba Hazar” isimlerinden oluştu. Denetim Kurulu’nda; “Fırat Özdemir, Ahmet Özcan ve Fesih Demirer” yer aldı. TİM Genel Kurulu Delegeliklerine Burak Sertbaş ve Mukadder Özden seçildi. Çağlar Bağcı kimdir? 1980 yılında Ankara’da doğan Çağlar Bağcı, 2003 yılında Bilkent Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden mezun olduktan sonra profesyonel kariyerine MEBA Giyim San. ve Tic. Ltd. Şti.'nde adım atmıştır. Akademik gelişimini 2010 yılında İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde tamamladığı İşletme yüksek lisansı (MBA) ile pekiştiren Bağcı, mühendislik disiplini ile işletme vizyonunu birleştirerek aile şirketinde stratejik sorumluluklar üstlenmiştir. Günümüzde MEBA Giyim’in Yönetim Kurulu’nda görev yapan Bağcı, 22 yılı aşkın sektörel tecrübesiyle sürdürülebilir üretim ve ihracat odaklı bir vizyonla çalışmalarını sürdürmektedir. Sektörel sivil toplum kuruluşlarında uzun yıllardır aktif roller üstlenen Çağlar Bağcı, 2019—2025 yılları arasında üç dönem Ege Giyim Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. Çağlar Bağcı, 2021-2025 yılları arasında Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB) bünyesinde Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürütmüştür. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı uyum süreçleri, dijital dönüşüm ve üniversite-sanayi iş birliği projelerinde sektöre rehberlik eden Bağcı, eğitim kurumları destek komitelerinde de başkanlık yaparak nitelikli iş gücü gelişimine katkı sağlamıştır. İleri düzeyde İngilizce ve Almanca bilen Çağlar Bağcı, evli ve iki çocuk babasıdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tarım sektöründe kadın girişimciler ne değiştiriyor? Haber

Tarım sektöründe kadın girişimciler ne değiştiriyor?

Türkiye'de kırsalda üretim çoğu zaman kadın emeğiyle ayakta kalıyor, ancak karar masasında aynı ağırlık her zaman görülmüyor. Tam da bu nedenle tarım sektöründe kadın girişimciler yalnızca yeni işletmeler kuran bir profil değil, aynı zamanda üretim modeli, tedarik zinciri ve kırsal kalkınma yaklaşımını yeniden şekillendiren bir ekonomik aktör olarak öne çıkıyor. Konu sosyal etki başlığının ötesine geçmiş durumda. Bugün mesele, verimlilikten markalaşmaya, ihracattan gıda güvenliğine kadar uzanan net bir iş gündemi. Kadın girişimciliğinin tarımdaki yükselişi birkaç temel dinamikten besleniyor. Tüketici tarafında izlenebilir, yerel, sürdürülebilir ve katma değerli ürüne talep artıyor. Üretici tarafında ise küçük ölçekli işletmelerin tek başına fiyat rekabetiyle ayakta kalması zorlaşıyor. Bu sıkışmada farklılaşanlar öne çıkıyor. Kadın girişimciler de özellikle niş ürünler, doğrudan satış, kooperatifleşme, iyi tarım uygulamaları ve dijital pazarlama alanlarında dikkat çekici bir alan açıyor. Tarım sektöründe kadın girişimciler neden stratejik bir başlık? Bu sorunun yanıtı yalnızca temsilde eşitlik değil. Tarım, Türkiye için gıda arzı, istihdam, ihracat ve bölgesel kalkınma açısından stratejik bir sektör. Kadınların üretimde görünür olduğu ancak mülkiyet, finansman ve yönetim tarafında daha sınırlı yer aldığı bir yapıda, girişimcilik kapasitesinin tam kullanılamaması doğrudan ekonomik kayıp anlamına geliyor. Kadın girişimciler sahada çoğu zaman farklı bir iş modeli kuruyor. Sadece ham ürün satmak yerine işlenmiş ürün, coğrafi işaret potansiyeli, yerel marka, e-ticaret ve deneyim odaklı tarım turizmi gibi alanlara yöneliyorlar. Bu yaklaşım, tarımsal gelirin birim başına artmasını sağlayabiliyor. Özellikle zeytinyağı, tıbbi aromatik bitkiler, süt ürünleri, kurutulmuş gıda, fide üretimi, organik pazarlar ve yerel tohum girişimleri bu dönüşümün görüldüğü alanlar arasında. Burada kritik nokta şu: Tarımda kadın girişimciliği sadece sosyal sorumluluk projesi gibi ele alındığında etkisi sınırlı kalıyor. Oysa kurumsal alıcılar, perakende zincirleri, finans kuruluşları ve kamu politikaları bu başlığı bir verimlilik ve tedarik güvenliği meselesi olarak okuduğunda tablo değişiyor. Sahadaki dönüşüm: Üreticiden marka sahibine Klasik tarım yapısında kadın emeği çoğu zaman görünmeyen iş gücü olarak tanımlanır. Hasattan paketlemeye kadar pek çok aşamada aktif rol alınır, ancak işletmenin hukuki sahibi ya da ticari karar vericisi çoğu zaman başka biridir. Son yıllarda bu denklem kademeli olarak değişiyor. Yeni kuşak kadın girişimciler iki farklı kanaldan geliyor. Birinci grup, kırsalda üretimin içinden gelen ve mevcut aile işletmesini profesyonelleştiren girişimciler. İkinci grup ise şehirde eğitim ve kariyer geçmişi olan, sonrasında tarım teknolojisi, iyi tarım, dikey üretim, agro-gıda markası ya da kırsal yatırım alanına yönelen kurucular. İki profilin ortak noktası, tarımı yalnızca ekim-dikim faaliyeti olarak değil, veri, marka, lojistik ve müşteri deneyimiyle birlikte ele almaları. Bu yaklaşımın sahadaki yansıması oldukça somut. Ürünün paketlenmesi, depolanması, hikayeleştirilmesi, sosyal medya üzerinden pazarlanması ve doğrudan tüketiciye satılması artık girişimin toplam değerini belirliyor. Kadın girişimciler bu zincirde özellikle müşteri odaklılık ve ürün farklılaştırma alanlarında güçlü sonuçlar üretebiliyor. Ancak her örneği romantize etmek doğru olmaz. Başarı hikayeleri kadar, ölçeklenemeyen ve finansman duvarına çarpan çok sayıda girişim de bulunuyor. Hangi alanlarda daha hızlı büyüme görülüyor? Katma değerli gıda üretimi öne çıkıyor. Reçel, sirke, peynir, erişte, kurutulmuş meyve-sebze gibi geleneksel ürünlerin modern ambalaj, standart kalite ve düzenli dağıtım ile birleştiği modeller daha hızlı ticarileşiyor. Bunun yanında seracılık, fidecilik, mantar üretimi, arıcılık ve aromatik bitki yetiştiriciliği de düşükten orta ölçeğe geçişte daha erişilebilir alanlar sunuyor. Teknoloji tabanlı girişimler de dikkat çekiyor. Akıllı sulama, sensör destekli izleme, tarımsal veri analizi, dijital pazar yerleri ve üretici ağlarını bir araya getiren platformlar, tarım sektöründe geleneksel profilin dışına çıkan kadın kurucular için yeni fırsatlar yaratıyor. Bu segment henüz sınırlı ama büyüme potansiyeli yüksek. En kritik eşik: Finansmana erişim Tarımda girişimcilik konuşulurken en fazla atlanan başlık sermaye yapısı oluyor. Araziye erişim, ekipman yatırımı, sulama altyapısı, soğuk zincir, sertifikasyon ve işletme sermayesi bir araya geldiğinde maliyet tablosu hızla büyüyor. Kadın girişimciler için bu tablo daha da zorlaşabiliyor; çünkü teminat yapısı, mülkiyet ilişkileri ve kredi geçmişi gibi faktörler çoğu zaman eşit başlamıyor. Hibe ve teşvik programları önemli, fakat tek başına yeterli değil. Sorun yalnızca kaynağa ulaşmak değil, kaynağın zamanlaması ve kullanım esnekliği. Tarım sezonu beklemiyor. Geç gelen destek, kaçırılmış üretim döngüsü anlamına gelebiliyor. Ayrıca birçok girişimci için küçük tutarlı ama hızlı finansman, büyük ama bürokratik destekten daha işlevsel olabiliyor. Bu nedenle bankalar, kalkınma ajansları, kooperatifler ve alım garantisi sunan özel sektör yapıları arasındaki koordinasyon belirleyici hale geliyor. Riskin tek bir kurum üzerinde kalmadığı hibrit modeller, kadın girişimcilerin işini kolaylaştırabilir. Burada performans ölçütünün yalnızca kredi adedi değil, işletmenin üçüncü yıl sonunda ayakta kalma oranı olması daha gerçekçi bir yaklaşım olur. Kooperatifler ve ortak hareket kapasitesi Tarım sektöründe kadın girişimciler için kooperatifleşme hâlâ en güçlü araçlardan biri. Özellikle küçük ölçekli üretimde tek başına pazara çıkmak, standart kaliteyi korumak ve düzenli alıcı bulmak zor. Kooperatif modeli bu zorluğu azaltabiliyor. Fakat kooperatif denince yalnızca geleneksel dayanışma yapısını anlamak eksik olur. Bugünün başarılı örnekleri, profesyonel yönetim, ortak marka, dijital satış ve kalite kontrol mekanizması kurabilen yapılar. Kooperatiflerin en büyük avantajı ölçek yaratması. En büyük riski ise yönetişim zafiyeti. Şeffaf olmayan karar süreçleri, gelir paylaşımında güven sorunu ve profesyonel kadro eksikliği, iyi niyetli yapıları kısa sürede zayıflatabiliyor. Bu yüzden kadın kooperatiflerinin sürdürülebilirliği, sadece kuruluş sayısıyla değil, ticari performansıyla ölçülmeli. Teknoloji kullanımı fark yaratıyor Tarım artık sahada başlayan ve ekranda yönetilen bir sektör haline geliyor. Hava durumu verisi, sulama planlaması, hastalık takibi, stok yönetimi ve sipariş akışı dijital araçlarla daha etkin yönetilebiliyor. Kadın girişimcilerin bu araçlara erişimi arttıkça rekabet gücü de yükseliyor. Ancak burada da bir eşitsizlik katmanı var. Cihaz, bağlantı, eğitim ve teknik destek eksikliği teknoloji yatırımlarını sınırlayabiliyor. Dijitalleşme sadece uygulama indirmekten ibaret değil. Veriyi yorumlamak, maliyeti hesaplamak ve üretim kararına dönüştürmek gerekiyor. Tarım danışmanlığı hizmetleri ile saha eğitiminin birlikte sunulması bu nedenle kritik. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı yayınların görünürlük sağladığı örnekler de burada önem kazanıyor. Çünkü iyi uygulamaların yayılması, sadece ilham üretmiyor; yatırımcı, alıcı ve kurumlar için de referans oluşturuyor. Politika seti nasıl olmalı? Bu alanda etkili sonuç almak için tek bir müdahale yeterli değil. Mülkiyet hakkından eğitime, pazara erişimden sigortaya kadar birbirini tamamlayan bir çerçeve gerekiyor. Özellikle arazi kullanım hakkı, kadınların işletme sahibi olarak kayıt altına alınması ve üretici kimliğinin resmi sistemlerde görünür hale gelmesi temel öncelikler arasında. Bunun yanında eğitim programlarının teorik değil, iş geliştirme odaklı tasarlanması gerekiyor. Bir girişimci için üretim tek başına başarı ölçütü değil. Satış kanalı, fiyatlama, mevzuat, ambalaj standardı ve nakit akışı yönetimi en az üretim kadar belirleyici. Kamu kurumları, odalar, üniversiteler ve özel sektör bu noktada daha bütünlüklü bir ekosistem kurabilir. Tarım sektöründe kadın girişimciler için hangi yaklaşım daha gerçekçi? En gerçekçi yaklaşım, herkesi aynı modele zorlamamak. Her bölgenin ürünü, iklimi, lojistiği ve pazar erişimi farklı. Bazı girişimler yerel pazarda güçlü olurken bazıları e-ihracat için uygun olabilir. Bazıları kooperatif yapısıyla büyürken bazıları butik marka olarak kalmayı tercih edebilir. Başarıyı sadece ölçekle tanımlamak bu nedenle yanıltıcıdır. Asıl ihtiyaç, girişimcinin hangi aşamada olduğunu doğru tespit etmek. Fikir aşamasındaki üreticiye verilen destek ile pazara girmiş ama kapasite artıramayan işletmenin ihtiyacı aynı değil. Politika ve finansman araçları bu ayrımı yapabildiği ölçüde etkili olur. Tarımda kadın girişimciliği artık iyi niyetli bir yan başlık değil, Türkiye'nin üretim kapasitesini ve gıda ekonomisini doğrudan ilgilendiren bir ana gündem. Karar vericiler için mesele temsil oranı kadar, tedarik zincirinin dayanıklılığı ve kırsal alanın ekonomik canlılığı. Sahadaki kadın girişimciler destek mekanizmalarına eriştikçe yalnızca kendi işletmelerini büyütmüyor; yerel istihdamı, ürün çeşitliliğini ve bölgesel değeri de büyütüyor. Bundan sonrası için asıl soru, bu potansiyelin farkında olup olmadığımız değil; onu ne kadar hızlı ve akıllı biçimde ölçekleyebildiğimiz.

Türkiye Tüketimle Değil, Üretim ve İhracatla Büyümelidir Haber

Türkiye Tüketimle Değil, Üretim ve İhracatla Büyümelidir

EGİAD Uluslararası İlişkiler ve Dış Ticaret Komisyonu öncülüğünde düzenlenen toplantıda; ihracata yönelik finansman olanakları, devlet destekleri, küresel ticarette değişen dinamikler ve Türk şirketlerinin uluslararası pazarlarda sürdürülebilir büyüme stratejileri kapsamlı biçimde ele alındı. Toplantıya; Türk Eximbank Ege Bölge Müdürü Gülom Kudal, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Eximbank ve EİB yöneticileri ile EGİAD Dış Ticaret Elçileri ve Konsey üyeleri katılım sağladı. Toplantının “Onur Konuğu” olarak yer alan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 40 yılı aşan ihracat birikimi ve liderlik tecrübesiyle, küresel ticaretin dönüşen dinamiklerine ilişkin stratejik değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Türkiye tüketimle değil, üretim ve ihracatla büyümelidir Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, ihracatı bir ülkenin kalkınma iradesi olarak tanımlayarak, “Türkiye gibi gelişmekte olan bir ekonomi için üretim kadar önemli olan şey, o üretimi dünya pazarlarında değerli hale getirebilmektir. İhracat, döviz kazandırır, istihdam yaratır, firmaları disipline eder, kaliteyi yükseltir, verimliliği artırır ve ülkeyi küresel rekabetin bir parçası yapar. İhracat yapmayan bir şirket sadece kendi büyüme fırsatını kaçırmış olmaz. Aynı zamanda ülkenin dış ticaret dengesine, üretim kapasitesine, teknoloji gelişimine ve döviz gelirine de katkı sunmamış olur. Ben her zaman şuna inandım: Türkiye tüketimle değil, üretim ve ihracatla büyümelidir. Sağlıklı büyümenin yolu budur.” dedi. Türk ihracatçısı bu kırılma anlarının her birinde adapte olmayı başardı Jak Eskinazi, Türk şirketlerinin dünyaya açılmasında gerçek anlamda ‘oyunu değiştiren’ kırılma anlarını şöyle sıraladı; “İlk olarak Turquality bize markalaşmayı öğretti. İkincisi 2008 krizi bize pazar çeşitlendirmeyi öğretti. Üçüncüsü pandemi bize yakın üretimin değerini hatırlattı. Dördüncüsü de bugünkü ekonomik şartlar ise bize katma değer üretmeden ayakta kalamayacağımızı gösteriyor. Türk ihracatçısı bu kırılma anlarının her birinde adapte olmayı başardı. Bundan sonra da başarı, bu adaptasyon kabiliyetini ne kadar stratejik bir şekilde kullanabildiğimize bağlı olacak.” Türkiye’nin kendi ülke algısı marka olmalı Türk şirketlerinin global pazarlarda büyümesini sınırlayan en büyük üç hatadan bahseden Başkan Eskinazi, “Ülke olarak marka olamamamız ilk hatamız. Bugün dünyada birçok ülke, kendi ülke algısını bir marka gibi yönetiyor. Sadece şirketlerin değil, Türkiye’nin de marka olması gerekiyor. İkinci hata, pazara uygun üretim yapmamak. Her pazarda aynı ürün karşılık bulmaz. Avrupa’nın beklentisi farklıdır, Amerika’nın farklıdır. Başarılı olmak için üretimi pazara göre şekillendirmek gerekir. Üçüncü önemli eksik ise satış sonrası hizmet ve sürdürülebilir ilişki yönetimi. Müşteri sizinle sadece bir sipariş için değil, uzun vadeli güven ilişkisi için çalışır. Türk ihracatçısının DNA’sında rekabetçilik, pratiklik, çabuk kavrama ve adaptasyon, müşteri ilişkilerinde güçlü bir refleks var.” dedi. Çin ve Hindistan ile maliyet yarışına giremeyiz ama hızda, kalitede ve tasarımda onları geçebiliriz Çin, Hindistan ve Uzak Doğu rekabetinde Türkiye’nin geride kalmasını değerlendiren Eskinazi, “Türkiye, Çin ve Hindistan ile aynı kulvarda değil. Onlar ölçek ekonomisiyle, düşük maliyetle, çok büyük hacimlerle rekabet ediyor. Bizim o yarışa girmemiz doğru değil, mümkün de değil. Bizim rekabet alanımız: tasarım, kalite, hız, esneklik, güven olmalı. Yani Türkiye, “en ucuz üretici” değil, “en akıllı ve en hızlı çözüm ortağı” olmalı. Bugün siparişlerin Çin, Hindistan ve Uzak Doğu’ya kaymasının en önemli nedeni maliyet avantajı. Türkiye’nin geri kaldığı noktalardan biri de burada: küresel ticaret sistemine yeterince entegre olamamak. Özellikle Hindistan–AB Serbest Ticaret Anlaşması bu açıdan çok kritik, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çok kritik. Çin ve Hindistan ile maliyet yarışına giremeyiz ama hızda, kalitede ve tasarımda onları geçebiliriz.” diye konuştu. E-ticarette, dijital markalarda çok ciddi bir büyüme yakalayabiliriz Toplantıda öne çıkan bir diğer başlık ise dijitalleşme oldu. Başkan Eskinazi, “Artık 10 yıllık projeksiyon yapmak eskisi kadar kolay değil. Dünya çok hızlı değişiyor. Ben bundan 5 yıl önce şunu söylemiştim: “Mevcut işlerin en az %30’u ortadan kalkacak.” Bugün baktığımızda bunun gerçekleşmeye başladığını görüyoruz. Çünkü artık oyunun içinde çok güçlü bir faktör var: yapay zeka ve dijital dönüşüm. En büyük fırsat Bence Türkiye’nin en büyük avantajı şu: Genç ihracatçılarımız dünyayı iyi tanıyor. Daha global bakıyorlar, daha hızlı adapte oluyorlar, teknolojiyi daha iyi kullanıyorlar. Eğer bu bakış açısını doğru yönlendirirsek, özellikle: tüketici odaklı sektörlerde, e-ticarette, dijital markalarda çok ciddi bir büyüme yakalayabiliriz. Bugün dünyada tüketici şunu istiyor: zahmetsiz, hızlı, kaliteli ürün ve hizmet. Bu talebe cevap verebilen herkes kazanacak. Çünkü artık dünya şuna evrildi: hız + teknoloji + deneyim. Bu üçlü yoksa, rekabet de yok. Bugün 30 yaşında bir ihracatçı olsaydım, dijitalleşmeyi merkeze alırdım. E-ihracat, dijital markalaşma, veri odaklı satış, hızlı teslimat altyapısı bunlara yatırım yapardım. Pazar olarak; Avrupa hâlâ ana pazar, ABD yüksek katma değerli fırsatlar sunuyor, dijital sayesinde artık “pazar” kavramı da değişiyor. Doğru ürünü doğru platformda sunduğunuzda, dünya zaten sizin pazarınız oluyor.” dedi. Yeni Pazarlara Açılmanın Stratejik Platformu Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, küresel ticaretin artık sadece üretim ve satış değil; strateji, finansman ve risk yönetimi boyutlarıyla ele alınması gereken çok katmanlı bir süreç haline geldiğine dikkat çekti. Özhelvacı konuşmasında, Dış Ticaret Konseyi’nin yalnızca bir toplantı platformu değil, üyelerin küresel rekabet gücünü artıracak kalıcı bir yapı olarak tasarlandığını vurgulayarak, “Bugün hayata geçirdiğimiz Dış Ticaret Konseyi ile amacımız; yalnızca güncel gelişmeleri takip etmek değil, üyelerimizin yeni pazarlara açılmasına, riskleri daha iyi yönetmesine ve fırsatları daha hızlı değerlendirmesine katkı sağlayacak güçlü bir yapı oluşturmaktır.” dedi. İhracatın artık klasik bir ticari faaliyet olmaktan çıktığını belirten Özhelvacı, “Bugün ihracat; sadece ürün satmak değil, teknoloji üretmek, sürdürülebilir değer yaratmak ve küresel rekabette doğru konum almak anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Ortak Akıl ve İş Birliği Kültürü Güçleniyor Toplantının sonunda konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, Dış Ticaret Konseyi’nin iş dünyasında kolektif öğrenme ve stratejik iş birliği kültürünü güçlendireceğini belirterek şu mesajı verdi: “Bugün burada yapılan paylaşımların yalnızca bilgi düzeyinde kalmayacağına, üyelerimizin iş süreçlerine doğrudan katkı sağlayacak somut çıktılar üreteceğine inanıyoruz.” EGİAD: Bölgesel Kalkınmanın ve Küresel Açılımın Güçlü Aktörü Konuşmasında EGİAD’ın 35 yıllık kurumsal birikimine de değinen Özhelvacı, derneğin ekonomik ve sosyal etkisine dikkat çekerek, “1990 yılında 47 genç iş insanının ortak bir ideal etrafında kurduğu EGİAD, bugün 900’ün üzerinde üyesi ve temsil ettiği binlerce şirket ile yalnızca bir dernek değil; bölgesel kalkınmaya yön veren güçlü bir ekonomik aktördür.” dedi. Özhelvacı, dış ticaretin Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine de vurgu yaparak, özellikle finansmana erişim ve doğru pazar stratejilerinin kritik hale geldiğini ifade etti. İhracata Yönelik Destek Mekanizmaları Masaya Yatırıldı Toplantının ilk bölümünde Türk Eximbank tarafından sunulan finansman ve sigorta mekanizmaları detaylı biçimde ele alındı. Türkiye’nin resmi ihracat destek kuruluşu olan Eximbank’ın sunduğu kredi ve sigorta programları kapsamında; 5 yıla varan vadeli ihracat kredileri, sevk öncesi ve sevk sonrası finansman modelleri, döviz kazandırıcı hizmetlere yönelik kredi imkanları, ihracat alacak sigortası ve risk yönetimi çözümleri katılımcılarla paylaşıldı. Ayrıca toplantıda, ihracatçı firmaların pazara giriş süreçlerini destekleyen devlet teşvikleri de kapsamlı biçimde ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Figofinans’tan İlk Yılda 5,4 Milyar TL’lik Finansman Hacmi Haber

Figofinans’tan İlk Yılda 5,4 Milyar TL’lik Finansman Hacmi

KOBİ’lerin finansmana erişimini hızlandırmak amacıyla yüzde 100 hissesi Figopara’ya ait olan Figofinans, faaliyetinin henüz başlarında olmasına karşın 2025 yılında güçlü bir büyüme performansı sergileyerek 5,4 milyar TL’lik finansmana aracılık etti. Figofinans, kısa sürede ulaştığı bu hacimle, dijital altyapı ve teknoloji odaklı iş modeli sayesinde faktoring sektöründe dikkat çeken oyuncular arasında yerini aldı. Figofinans’ın müşteri portföyünde toptan ticaret ve inşaat sektörleri öne çıkarken, tekstil ve sanayi dahil olmak üzere farklı sektörlerden işletmelere finansman sağlanıyor. Şirket, önümüzdeki dönemde ihracat faktoringi, fatura finansmanı ve ciroya dayalı finansman gibi yeni nesil çözümlerle ürün gamını genişletmeyi hedefliyor. Dijital altyapı ile uçtan uca faktoring deneyimi KOBİ’lerin işletme sermayesi ihtiyaçlarına hızlı, kolay ve kesintisiz çözümler sunma hedefiyle kurulan Figofinans, güçlü dijital altyapısı sayesinde finansmana erişim süreçlerini önemli ölçüde hızlandırıyor. Şirket, hukuki düzenlemelerin dijital akışın tam uygulanmasına olanak tanıyacağı yeni döneme de teknik ve operasyonel olarak hazır. Geliştirdiği Figosmart ürünüyle dijital analiz ve karar sistemleri sayesinde, geleneksel faktoring süreçlerinde günler sürebilen limit tahsis ve finansman süreçlerini dakikalar seviyesine indiren şirket, bu sayede işletmelere, nakit akışlarını kesintiye uğratmadan ticari faaliyetlerini sürdürme imkânı sunmak üzere tüm hazırlıklarını tamamladı. İlgili düzenlemelerin hayata geçmesiyle birlikte şirket, bu hizmetleri de müşterilerine sunmaya başlayacak. KOBİ’nin her ihtiyacına tek durakta kesintisiz hizmet Şirketin, Figopara’nın KOBİ’lere sunduğu finansmana aracılık modelini tamamlayacak şekilde ve kendi bilançosu üzerinden de kredi sağlayabilmesi adına kurulduğunu vurgulayan Figofinans Yönetim Kurulu Başkanı Koray Bahar, amaçlarının KOBİ’lerin her ihtiyacını “kesintisiz hizmet” anlayışıyla tek durakta hızlıca sağlamak olduğunun altını çizdi. Figofinans’ın, Figopara’nın güçlü teknolojik alt yapısını kullanarak nakit ihtiyacı olan KOBİ’leri dakikalar içerisinde ihtiyacına uygun olan finans kurumları ile buluşturabildiğini ifade eden Bahar, “Henüz 1 yıllık bir şirket olmamıza rağmen bilanço tarafında güçlü bir büyüme kaydettik. Ancak bizim için asıl önemli olan, dijital akışı hazır bir altyapıyı kurmuş olmamız. Figofinans olarak faturalı alacakların finansmanı konusunda uçtan uca dijital süreci tamamladık. Türkiye genelinde daha geniş bir KOBİ kitlesine ulaşmak ve dijital faktöring uygulamasını yapabilen ilkler arasında yer almak istiyoruz. 2026 yılında 17 milyar TL finansman hacmine ulaşmayı hedefliyoruz. Amacımız, KOBİ’lerin ihtiyaç duydukları finansmana hızlı, kolay ve sürdürülebilir şekilde erişmelerini sağlamak” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otomobile Erişim Finansman  Engeline Takıldı! Haber

Otomobile Erişim Finansman Engeline Takıldı!

Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, Son üç yılda araç fiyatları, genel enflasyonun da üzerinde artış gösterdiğine dikkat çekerken, “Bugün Türkiye’de ortalama bir sıfır otomobilin fiyatı yaklaşık 2 milyon TL seviyesine ulaşırken, bireysel tüketicilerin kullanabildiği taşıt kredisi limiti 300.000 TL ile sınırlı kalmaktadır. Bu tablo, milyonlarca vatandaş için otomobil sahibi olmayı erişilmez bir noktaya getirdi. Kredi kartı alternatifi de büyük oranda ortadan kalktı, zira birçok tüketicinin limiti dolmuş durumda. Tüketici, peşinat yüzdelerinde ve vadede esneklik bekliyor. İkinci el tarafındaysa talep yok görüşlerine katılmıyoruz. Talep çok, ancak finansmana erişim yok.” dedi. Otomobil sahibi olmanın sosyo-ekonomik boyutuna da değinen Otomerkezi.net CEO’su Muhammed Ali Karakaş, “Özellikle büyükşehirler dışında yaşayan milyonlarca vatandaş için otomobil; işe gitmenin, çocuklarını okula bırakmanın, sağlık hizmetlerine ulaşmanın ve ticari faaliyetleri sürdürebilmenin temel aracı. Ancak bugün gelinen noktada bireysel tüketicinin otomobile erişimi fiilen imkânsız hale geldi.” şeklinde konuştu. Talep çok ancak sürdürülebilir finansman yok Geçtiğimiz 2 ay boyunca Türkiye’deki birçok il ve ilçede saha gözlemleri yaptıklarını paylaşan Karakaş, “Sahada gözlemlenen en net gerçek, otomobil talebinin ortadan kalkmadığı. Aksine, talep erteleniyor. Tüketici otomobil almak istiyor; ancak bunu sürdürülebilir bir finansman modeliyle gerçekleştirebileceği bir seçenek bulamıyor. Kredi kartı limitleri büyük ölçüde dolmuş durumda, vadeler kısa ve kredi tutarları araç fiyatlarıyla kıyaslandığında son derece yetersiz kalıyor.” ifadelerine yer verdi. İkinci el piyasası da erişim sorunu yaşıyor Öte yandan yaşanan finansman sorunları, yalnızca sıfır otomobil pazarını değil, ikinci el otomobil piyasasını da doğrudan etkiliyor. İkinci el piyasasında yaşanan yavaşlama çoğu zaman “talep düşüşü” olarak yorumlansa da, Karakaş birçok sektör temsilcisinin bu görüşe katılmadığını belirtti. “Asıl gördüğümüz tablo talep eksikliği değil, finansmana erişim eksikliği” diyen Karakaş, ticari müşteriler için 48 aya varan kredi vadeleri bulunurken, bireysel tüketiciler için 12 ay – 24 ay gibi sınırlı vadelerin bulunduğunu da hatırlattı. 2026’nın ilk çeyreği sektör için kritik Sektör temsilcilerinin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan (BDDK) beklentilerini aktaran Karakaş, “Bireysel otomobil kredilerinde kredi tutarının, araç kasko değerinin en az %70’ine çıkarılması, vade sürelerinin yeniden 36 aya kadar uzatılması ve bu düzenlemenin 2026 yılının ilk çeyreğinde hayata geçirilmesi tüm sektörün beklentisi haline eldi. Bugün ticari tarafta mümkün olan vadeler bireysel tarafta mümkün değil. Kontrollü, ölçülü ama gerçekçi bir finansman modeli hem tüketiciyi rahatlatır hem de piyasayı sağlıklı şekilde canlandırır.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konya, Anadolu’yu  Besleyen Ticari Bir Üs Haber

Konya, Anadolu’yu Besleyen Ticari Bir Üs

Konya Ticaret Odası (KTO)’nda sektörlerin sorunlarının ve çözüm önerilerinin masaya yatırıldığı Meslek Komiteleri istişare toplantıları sürüyor. Bu kapsamda 33. Metal Cevherleri ve Demir, Çelik, Yassı Metal Ürünlerin Toptan Ticareti Meslek Komitesi İstişare Toplantısı KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk başkanlığında KTO Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. KTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fahrettin Doğru ve KTO Yönetim Kurulu Üyesi Serhat Yaya’nın da hazır bulunduğu toplantıda 33. Metal Cevherleri ve Demir, Çelik, Yassı Metal Ürünlerin Toptan Ticareti Meslek Komitesi üyelerinin görüş ve önerileri dinlendi. KALICI ÇÖZÜMLER İÇİN ÇALIŞIYORUZ Toplantıda konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk, Konya iş âleminin sorunlarını masaya yatırmak, KTO’nun yürüttüğü faaliyetleri istişare etmek amacıyla KTO üyeleriyle sık sık bir araya geldiklerini söyledi. Bu anlayışla Meslek Komiteleri İstişare Toplantısı’nın 28.’sini gerçekleştirdiklerini ifade eden Başkan Öztürk; “Konya Ticaret Odası olarak, yürüttüğümüz tüm çalışmalarda istişareyi, yani ortak aklı merkeze alan bir anlayışı esas alıyoruz. Çünkü biliyoruz ki; sektörlerin gerçek sorunları masada değil, sahada şekilleniyor. Bu sorunlara kalıcı ve doğru çözümler üretmenin yolu da, siz değerli üyelerimizin tecrübelerini, taleplerini ve beklentilerini doğrudan dinlemekten geçiyor” dedi. KTO’YU HEP BİRLİKTE DAHA İLERİ TAŞIYACAĞIZ Konya Ticaret Odası’nın Selçuklu Başşehri Konya’nın köklü ticaret kültürü ve ahilik geleneği üzerine inşa edilmiş, 35 bini aşkın üyesiyle Türkiye’nin en büyük ve en etkin odalarından biri haline geldiğine vurgu yapan Başkan Öztürk, şöyle devam etti; “Odamız, yalnızca yasal hizmetleri yerine getiren bir yapı olmanın ötesinde; Konya’nın ekonomik vizyonuna yön veren, üretimi, ticareti ve ihracatı destekleyen büyük bir ekosistemi yönetmektedir. Bu kapsamda; KTO Karatay Üniversitemiz, KTO Eğitim ve Sağlık Vakfımız, Teknoloji ve Eğitim Kampüsümüz, Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezimiz, Tahkim ve Arabuluculuk Merkezimiz, Akıllı Teknolojiler Merkezimiz, Uçuş Akademimiz ve Konya Uluslararası Fuar Merkezimiz ile şehrimizin geleceğine yatırım yapıyoruz. Bu büyük yapının merkezinde ise her zaman siz değerli üyelerimiz yer alıyor. Sizlerden aldığımız güç ve geri bildirimlerle, bu ekosistemi daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz.” SEKTÖRÜMÜZ ZORLU SÜREÇLERİ BÜYÜK BİR DİRAYETLE YÖNETİYOR Metal cevherleri ile demir, çelik ve yassı metal ürünlerinin ticareti sektörünün; sanayinin temelini oluşturan stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Başkan Öztürk; “İnşaattan makine imalatına, otomotivden savunma sanayine kadar geniş bir yelpazede üretimin bel kemiğini oluşturan bu sektör, aynı zamanda dış ticaretimiz açısından da büyük bir öneme sahiptir. Son yıllarda küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar ve finansmana erişim koşulları; metal ve çelik piyasalarında fiyat istikrarını ve tedarik süreçlerini doğrudan etkilemektedir. Buna rağmen sektörümüz; esnek yapısı, güçlü ticaret ağı ve tecrübesi sayesinde bu zorlu süreçleri büyük bir dirayetle yönetmektedir” ifadelerini kullandı. KONYA; MERKEZ ŞEHİR Sektörde Konya’nın gücüne de değinen Başkan Öztürk şöyle devam etti; “Konya; sahip olduğu güçlü sanayi altyapısı, organize sanayi bölgeleri, yaygın üretim kültürü ve coğrafi konumunun sağladığı lojistik avantajlarla, yalnızca kendi ihtiyacını karşılayan bir şehir değil; İç Anadolu başta olmak üzere geniş bir coğrafyanın metal tedarikinde önemli bir merkez konumundadır. Şehrimizdeki metal ticareti, büyük ölçüde reel üretime dayalıdır ve makine imalatından tarım makinelerine, otomotiv yan sanayinden inşaat sektörüne kadar birçok alanda üretimin kesintisiz devam etmesini sağlamaktadır.” 33. Metal Cevherleri ve Demir, Çelik, Yassı Metal Ürünlerin Toptan Ticareti Meslek Komitesi adına konuşan Komite ve KTO Meclis Üyesi Veli Şen de, gerçekleştirilen istişare toplantısının sektörleri açısından büyük önem taşıdığına değindi. Komite olarak sektörün ve KTO üyelerinin sorunlarına dönük çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden Şen, bu süreçteki destekleri ve katkıları için KTO Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Öztürk ve KTO Yönetim Kurulu Üyelerine teşekkür etti. Konuşmaların ardından KTO üyelerine söz verilerek sorun, talep ve beklentileriyle ilgili istişarelerde bulunuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’dan Trendyol’da  Masrafsız Online Alışveriş Kredisi Haber

Garanti BBVA’dan Trendyol’da Masrafsız Online Alışveriş Kredisi

Garanti BBVA, Türkiye’nin lider e-ticaret platformu Trendyol ile gerçekleştirdiği iş birliği sayesinde müşterilerine alışverişlerini çok daha kolay, hızlı ve avantajlı şekilde tamamlama imkânı sunuyor. Trendyol kullanıcıları artık sepetlerindeki ürünler için Garanti BBVA’nın tamamen dijital ve masrafsız Online Alışveriş Kredisi’nden yararlanabilecek. Müşteriler, ödeme adımında Garanti BBVA Alışveriş Kredisi’ni seçerek dosya masrafı ya da hayat sigortası ödemeden, dakikalar içinde başvurularını tamamlayabilecek. Onaylanan krediler anında kullanıma sunulurken, tüketiciler yasal vade koşullarına göre kendi bütçelerini belirleyerek alışverişlerini ertelemeden gerçekleştirebilecek. Garanti BBVA Tüketici Finansmanı Direktörü Koray Öztopçu, iş birliğiyle ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Garanti BBVA olarak müşterilerimize her an ve her yerde finansmana erişim kolaylığı sağlamak için yenilikçi çözümler sunuyoruz. Trendyol ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde milyonlarca kullanıcı, tamamen dijital ve masrafsız alışveriş kredisi deneyimiyle tanışacak. Bu çözümün, geniş kitleler, özellikle de gençler tarafından hızla benimseneceğine ve alışveriş alışkanlıklarına değer katacağına inanıyoruz.” Türkiye’de online alışveriş deneyimine yeni bir boyut kazandıran bu iş birliği ile Garanti BBVA ve Trendyol, müşterilerine hızlı, güvenli ve kullanıcı dostu bir ödeme seçeneği sunmayı hedefliyor.

Türk Ticaret Bankası Bursa Şubesi Hizmete Açıldı Haber

Türk Ticaret Bankası Bursa Şubesi Hizmete Açıldı

Türkiye'nin ihracat odaklı büyümesinde etkin rol alma ve ihracatçının ana bankası olma hedefiyle faaliyetlerine yeniden başlayan Türk Ticaret Bankası'nın Bursa Şubesi hizmete açıldı. Açılışa Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, Türk Ticaret Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü İlker Yeşil, Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Koordinatör Başkanı Baran Çelik'in yanı sıra bölgede faaliyet gösteren çok sayıda ihracatçı katıldı. Volkan Ağar: "Türk Ticaret Bankası Bursa şubesinin şehrimize katkı sunmasını temenni ediyorum" Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar açılış töreninde yaptığı konuşmada, Bursa'nın dünyanın dört bir yanına ihracat yapan önemli bir üretim merkezi olduğunu söyledi. Bursa'yı ihracatta daha da ileriye taşımak istediklerini belirten Ağar, "Açılışını gerçekleştirdiğimiz Türk Ticaret Bankası'nın Bursa Şubesi'nin de şehrimizin ekonomik dinamizmine ve ihracat kapasitesine uzun vadeli katkılar sunmasını temenni ediyorum. İhracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak bu tür adımların, firmalarımızın küresel pazarlarda rekabet gücünü artıracağına ve ülkemizin ihracat hedeflerine önemli katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi. İlker Yeşil: "'Fijital' bankacılıkla ihracatçılarımıza en hızlı şekilde ulaşmak istiyoruz" Türk Ticaret Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü İlker Yeşil de konuşmasında, Bursa'nın üretim ve ihracattaki öneminin altını çizdi. En çok ihracat yapan iller arasında yer alan Bursa'da şube açmaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Yeşil, şöyle devam etti: "Türk Ticaret Bankası olarak ilk şubelerimizden birini Bursa'da açmamız, yalnızca bankamız için değil ülke ekonomimiz için de büyük önem taşıyor. Biz ihracatçılarımıza hem geleneksel hem de dijital bankacılık sunuyoruz. 'Fijital' bankacılık dediğimiz modeli uygulayarak, en hızlı şekilde ihracatçılarımıza ulaşmayı planlıyoruz. Yıl sonuna kadar finansman desteği vereceğimiz ihracatçı sayısını 1.000'e, toplam finansman desteğini de 75 milyar TL'ye yükseltmeyi hedefliyoruz. Finansman desteğinin yanı sıra zor pazarlar, değişen mevzuat gibi konularda küresel rekabette avantaj sağlayabilmeleri için firmalara danışmanlık vereceğiz." Baran Çelik: "Türk Ticaret Bankası'nın yeniden ekonomiye kazandırılması stratejik bir adım" UİB Koordinatör Başkanı Baran Çelik ise, Türk Ticaret Bankası'nın yeniden ekonomiye kazandırılmasını, ihracatçı sektörler için stratejik bir adım olarak değerlendirdi. Bursa'nın 17 milyar dolar ihracat hacmiyle, Türkiye'nin üretim ve dış ticaretinin lokomotif kentlerinden biri olduğunu vurgulayan Çelik, şunları söyledi: "Bu güçlü ekosistemin sürdürülebilirliği için finansmana erişim, teminat ve nakit akışı yönetimi hayati önem taşıyor. Türk Ticaret Bankası'nın Bursa'da faaliyete başlamasını, ihracatçılarımıza yeni çözümler sunacak önemli bir kazanım olarak görüyoruz. Kurumumuzla kurulacak iş birliklerinin, sektörlerimizin küresel rekabet gücüne katkı sağlayacağına inanıyorum. Bankanın şehrimize ve ülke ihracatına hayırlı olmasını diliyorum." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.