Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fırsat

Kapsül Haber Ajansı - Fırsat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fırsat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Büyükşehir Girişimcilik Ekosistemini Antalya’da Buluşturdu Haber

Büyükşehir Girişimcilik Ekosistemini Antalya’da Buluşturdu

Antalya Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Antalya’nın girişimcilik vizyonunu geliştirmek amacıyla genç girişimcileri destekleyen proje ve eğitimlerini sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi “Antalya Girişimcilik ve Mentorluk Kampı” ile İstanbul Ticaret Odası’nın iştiraki Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM TEKMER) ve ZindeZihin iş birliğiyle girişimcilik dünyasını Antalya’da buluşturdu. ABB Gençlik Kampı ve Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte genç girişimciler alanında uzman mentorlar ile buluştu. Başvurusu onaylanan yerel girişimciler üç gün süren yoğun bir gelişim kampına katıldı. Sınırlı kontenjanla gerçekleştirilen kampa katılan girişimciler belirsizlikte yol alma, kriz anında liderlik ve mentor yönetimi gibi kritik konularda Sami Bugay, Tufan Çetiner ve Murat Ünver gibi alanında uzman isimlerden eğitim aldı. ANTALYA’DA GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİNİ GELİŞTİRECEĞİZ Büyükşehir Belediyesi Gençlik Hizmetleri Şube Müdürü Hayat Ekici, Büyükşehir Belediyesi olarak genç girişimcilere yönelik çalışmaları sürdürdüklerini belirterek, “İş kurma ve planlardan bahsederken bir girişimcinin mental sağlığı ile ilgili çalışmalardan bahsedilmiyor. Bu kampımızda girişimcilik ve mentorluk alanına ağırlık verdik. İstanbul’dan Antalya’ya bir köprü kurarak hem girişimcilik ekosistemine katkı sağladı, hem de girişimcilik networkünü geliştirmelerine imkân sağladı. Üç günlük kamp programında keyifli fikirler ortaya çıktı” dedi. YENİ GİRİŞİMCİLERE ALAN AÇILMASI ÇOK ÖNEMLİ Eğitmenlerden Sami Bugay ise “Büyükşehir Belediyesi’nin burada gençlere, girişimciliğe sahip çıkıyor olması çok değerli. Geleceğimizi inşa edecek bu gençlerimize alan açıyor olması kadar kıymetli bir şey yok. Ancak bu şekilde biz birlikte daha ileriye doğru gidebilir yükselebiliriz” diyerek Büyükşehir Belediyesi genç girişimcilere verdiği destekten dolayı teşekkür etti. FARKLI BAKIŞ AÇILARI KAZANDIM Kampa Antalya’dan katılan girişimci Melisa Karaca da, “Bu programa Antalya Büyükşehir Belediyemizin ilanlarından görerek projemle birlikte başvuruda bulundum. Daha önceden Antalya’da bu kapsamda gençlere yönelik bir girişimcilik programı görmemiştim. Eğitimler çok güzel ve oldukça verimli geçti. Farklı illerden birçok girişimci arkadaşlarla tanışma fırsatı buldum. Kişisel gelişim olarak farklı bakış açıları kazandım, vizyonumun geliştiğine inanıyorum. Büyükşehir Belediyemize girişimcilere verdiği bu güzel fırsat için çok teşekkür ederim” diye konuştu. KRİZ YÖNETİMİ VE KARAR ALMA EĞİTİMLERİ VERİLDİ Atölyelere katılan girişimciler, yoğun iş temposunda zihinsel berraklık kazanma tekniklerini, kriz yönetimi ve girişimcilerin karar alma mekanizmalarını güçlendirecek eğitimler aldı. Eğitim ve atölye çalışmalarının yanı sıra kamp ateşi sohbetleriyle network ağını genişleten katılımcılar, programın son gününde Antalya’nın tarihi mirası Kaleiçi ve Yat Limanı’nın da düzenlenen kültürel turla kampı tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Fırsatlara Erişimin Anahtarı Oturum ve Vatandaşlık Hakları Haber

Küresel Fırsatlara Erişimin Anahtarı Oturum ve Vatandaşlık Hakları

Endeks, önde gelen küresel ekonomilere erişim sağlayan oturum ve vatandaşlık haklarının, üst düzey eğitimin uzun vadeli değerini nasıl katladığını ortaya koyuyor. Henley Education Report 2026 kapsamında yayımlanan ve her yıl güncellenen endeks; kazanç potansiyeli, kariyer gelişimi, üst düzey istihdam olanakları, kaliteli eğitim, ekonomik hareketlilik ve yaşam kalitesi olmak üzere altı temel kriter üzerinden ülkeleri analiz ediyor. Bu kapsamlı yaklaşım, akademik başarının sürdürülebilir kariyer ve ekonomik avantajlara dönüştüğü en güçlü ekosistemleri ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, dünya standartlarında bir diploma tek başına güçlü bir avantaj sunarken, bu diplomanın gerçek getirisi büyük ölçüde mezunların hangi ülkelerde yaşama ve çalışma hakkına sahip olduğuna bağlı olarak şekilleniyor. Henley Opportunity Index, yatırım ve liyakat temelli en etkili oturum ve vatandaşlık yollarını değerlendirerek, bireylere sadece kaliteli eğitim değil; aynı zamanda güçlü ekonomi, kariyer fırsatları ve küresel mobilite sunan ülkeleri sıralıyor. 2026’nın En Güçlü Fırsat Ekosistemleri 2026 sıralamasına göre, yatırım veya liyakat yoluyla oturum ya da vatandaşlık hakkının en verimli şekilde elde edilebildiği ve bu hakların yaşam fırsatlarını en güçlü biçimde artırdığı ilk 15 ülke açıklandı. İsviçre, 86 puanla listenin zirvesinde yer alırken; 81 puanla Singapur ikinci, 80 puanla Avustralya ise üçüncü sırada yer alıyor. Birleşik Krallık ve ABD 79 puanla dördüncü sırayı paylaşırken, Kanada ise beşinci sırada yer alıyor. Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Yeni Zelanda, Hong Kong, İtalya, Letonya, Malta, Portekiz ve Yunanistan ise listede yer alan diğer ülkeler arasında bulunuyor. Henley & Partners Özel Müşteriler Grup Başkanı Dominic Volek, endeksin küresel ölçekte hareketli aileler için kritik bir gerçeğe işaret ettiğini belirtiyor: “Eğitim ve vatandaşlık artık birbirinden bağımsız değil; birlikte değer üreten, nesiller boyunca büyüyen stratejik varlıklar haline geldi. Aynı diploma, bulunduğu ekosisteme bağlı olarak tamamen farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle önemli olan yalnızca eğitim değil, o eğitimin hangi fırsat ortamında değerlendirileceğidir.” Eğitimde Getiri, Ekosistemle Belirleniyor Endekste ilk sırada yer alan İsviçre; güçlü ekonomik yapısı, dünya çapındaki eğitim kurumları ve Zürih ile Cenevre gibi finans ve araştırma merkezleri sayesinde öne çıkıyor. Singapur, Asya ile küresel ekonomi arasında köprü görevi gören stratejik konumuyla yüksek kazanç potansiyeli sunarken; Avustralya ise güçlü üniversiteleri ve yaşam kalitesi ile dikkat çekiyor. Birleşik Krallık ve ABD, dünyanın en prestijli üniversiteleri ve inovasyon merkezleri ile öne çıkarken, Kanada ise uluslararası iş gücü piyasası ve eğitim sistemiyle güçlü bir alternatif oluşturuyor. Çoklu Ülke Erişimi: Yeni Nesil Stratejik Avantaj Henley & Partners Türkiye Yönetici Ortağı Burak Demirel’e göre, günümüzde vatandaşlık yalnızca hukuki bir statü değil, aynı zamanda stratejik bir ekonomik araç niteliği taşıyor: “Birden fazla ülkeye erişim sağlayabilen bireyler, eğitim, kariyer ve yatırım fırsatlarını farklı coğrafyalarda değerlendirme esnekliğine sahip oluyor. Bu da uzun vadeli başarı ihtimalini önemli ölçüde artırıyor.” Ailelerin genellikle çocuklarını en iyi üniversitelere yerleştirmeye odaklandığını paylaşan Burak Demirel “Oysa asıl fark yaratan, mezuniyet sonrası o ülkede kalıp kariyer inşa edebilme imkânıdır. Eğitim, doğru vatandaşlık veya oturum stratejisiyle birleştiğinde gerçek değerini ortaya koyar.” diyerek konunun stratejik boyutuna da dikkat çekti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai’de Savaş Gölgesine Rağmen Konut Satışları Sürdü Haber

Dubai’de Savaş Gölgesine Rağmen Konut Satışları Sürdü

Gerilimin yoğun şekilde hissedildiği son 3 haftada 9,4 milyar dolarlık gayrimenkul satışı yapılırken, Türk yatırımcılar da Dubai’de alımlarını sürdürdü. Angel Shine Property Kurucusu ve Uluslararası Gayrimenkul Uzmanı Betül Işık, Dubai’nin güçlü altyapısı, hızlı kriz yönetimi ve uluslararası yatırımcı güveni sayesinde bölgesel risklere rağmen dayanıklılığını koruduğunu belirtti. Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan, İran’ın misillemeleriyle bölgesel ölçekte daha da derinleşen gerilim, yatırım piyasalarında yakından takip edilirken, Dubai gayrimenkul sektöründe satışların durmadığı görüldü. Birleşik Arap Emirlikleri Arazi ve Emlak Dairesi verileri ile sektörün haftalık piyasa özetlerine göre 28 Şubat-22 Mart 2026 dönemini kapsayan üç haftalık süreçte Dubai gayrimenkul piyasasında toplam işlem hacmi 34,5 milyar dirhemi aştı. ABD dolarına sabit kurla bağlı olan BAE dirheminde 1 doların 3,6725 dirheme eşit olması dikkate alındığında bu tutar yaklaşık 9,4 milyar dolara karşılık geliyor. Aynı dönemde 2-8 Mart haftasında 8,29 milyar dirhem (yaklaşık 2,26 milyar dolar), 9-15 Mart haftasında 15,66 milyar dirhem (yaklaşık 4,26 milyar dolar) ve 16-22 Mart haftasında 10,54 milyar dirhem (yaklaşık 2,87 milyar dolar) seviyesinde işlem hacmi oluştu. Söz konusu üç haftalık görünüm, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilime rağmen Dubai emlak piyasasında yatırım iştahının tamamen ortadan kalkmadığını, aksine piyasanın güçlü işlem kapasitesini koruduğunu ortaya koydu. Gerilimin en yoğun hissedildiği günlerden biri olan 2 Mart tarihinde, Dubai’ye füze düştüğü yönündeki haberlerin gündeme gelmesine rağmen yaklaşık 670 milyon dolarlık gayrimenkul satışı gerçekleşti. Sektör temsilcileri, bu verilerin Dubai emlak piyasasının kriz dönemlerinde dahi yatırımcı talebini koruyabildiğini gösterdiğine işaret ediyor. Türk yatırımcı ilgisi devam etti Bölgedeki gelişmelere rağmen Türk yatırımcıların Dubai’ye ilgisinde belirgin bir zayıflama yaşanmadı. Sektörden edinilen bilgilere göre Türk vatandaşları söz konusu bir haftalık dönemde iki ayrı projeden, biri villa olmak üzere yaklaşık 10,5 milyon dolarlık gayrimenkul satın aldı. Bu alımların 7’sini lüks segmentte yer alan stüdyo daireler oluşturdu. Türk yatırımcıların son yıllarda Dubai gayrimenkul piyasasındaki ağırlığının giderek arttığını belirten Betül Işık, 2025 yılında Türk vatandaşlarının Dubai’den konut satın alan yabancılar arasında ikinci sıraya yükselmesinin de bu eğilimi açık şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. “Panik satışları ya da iptal dalgası görmüyoruz” Angel Shine Property Kurucusu ve Uluslararası Gayrimenkul Uzmanı Betül Işık, jeopolitik gelişmelerin yatırımcı psikolojisi üzerinde kısa vadeli etkiler oluşturabileceğini ancak bunun piyasada sert bir kırılmaya dönüşmediğini belirterek, “Bölgede yaşanan gelişmeler doğal olarak yatırımcıların karar süreçlerinde daha temkinli hareket etmesine neden oluyor. Ancak sahada gördüğümüz tablo, panik satışları ya da yaygın iptal talepleri yönünde değil. Türk yatırımcılar başta olmak üzere birçok alıcı, süreci yakından izliyor fakat yatırımlarını tamamen askıya almıyor.” değerlendirmesinde bulundu. Mevcut projelerde inşaat faaliyetlerinin sürdüğünü, satış süreçlerinde belirgin bir duraksama yaşanmadığını ve yatırımcıların daha çok seçici davranarak hareket ettiğini vurgulayan Işık, Dubai piyasasının kriz anlarında refleks gösterme kapasitesinin yüksek olduğunu söyledi. “Dubai yatırımcı güvenini koruyan bir merkez” Betül Işık, Dubai’nin yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte güçlü bir yatırım merkezi haline geldiğine dikkati çekerek şunları kaydetti: “Dubai, kriz dönemlerinde dahi işleyen sistemi, güçlü altyapısı ve yatırımcı dostu yapısıyla öne çıkıyor. Günlük hayatın büyük ölçüde normal akışını koruması, projelerin planlandığı şekilde ilerlemesi ve resmi kurumların hızlı aksiyon alabilmesi yatırımcı açısından güven veriyor. Bu nedenle kısa vadeli jeopolitik dalgalanmalar, alım iştahını tamamen ortadan kaldırmıyor.” Dubai’nin uluslararası yatırımcılar açısından cazibesini korumaya devam ettiğini belirten Işık, vergi avantajları, döviz bazlı kira geliri, yüksek talep ve güçlü likiditenin bu dayanıklılığı destekleyen temel unsurlar arasında yer aldığını söyledi. “Birçok yatırımcı için Dubai artık yalnızca bölgesel bir pazar değil, küresel ölçekte güvenli ve erişilebilir bir yatırım merkezi. Bu nedenle belirsizlik dönemlerinde dahi talep tamamen kaybolmuyor. Hatta bazı yatırımcılar bu tür süreçleri, doğru proje ve doğru fiyatla pozisyon almak adına fırsat olarak değerlendirebiliyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Tek Kullanımlık Plastik Düzenlemesi Sanayide Dönüşümü Başlatıyor: Haber

Yeni Tek Kullanımlık Plastik Düzenlemesi Sanayide Dönüşümü Başlatıyor:

Sıfır Atık yaklaşımı doğrultusunda hazırlanan düzenleme, plastik kullanımını azaltmayı hedeflerken, alternatif malzemelerin önemini de yeniden gündeme taşıyor. Bu dönüşüm sürecinde plastik türleri arasındaki ayrımın doğru yapılması kritik önem taşıyor. Türkiye’nin ilk TÜV sertifikalı, nişasta bazlı biyopolimer üreticisi Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle, çevreye duyarlı ürünleri sanayiyle buluşturuyor. Şirketin geliştirdiği biyoplastik ürünler doğada 180 gün içerisinde tamamen çözünerek özel işleme gerek kalmadan toprağa geri dönüyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın planlanan yeni plastik yönetmeliğinde biyobozunur plastiklerin diğer plastiklerden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu bu durumu stratejik bir fırsat olarak paylaştı. “Her plastik aynı değildir” Geleneksel petrol türevi plastikler doğada yüzlerce yıl varlığını sürdürebilirken, oksobozunur plastikler parçalanma sürecinde mikroplastik oluşturarak ekosistem üzerinde kalıcı etkiler oluşturuyor. Günümüzde okyanuslarda biriken milyonlarca ton mikroplastik ve insanların haftalık ortalama plastik maruziyeti, sorunun ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını açıkça gösteriyor. Buna karşın, nişasta temelli biyopolimerler gibi yeni nesil malzemeler uygun koşullar altında 90–180 gün içinde biyolojik olarak çözünebiliyor; mikroplastik oluşturmuyor ve yenilenebilir kaynaklardan elde edildikleri için karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. Bu çerçevede sektör temsilcileri, plastik konusundaki tartışmaların artık petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve biyoplastikler arasındaki farklar üzerinden ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. "Aynı sepete konması teknik bir hata" Biyobozunur malzemelerin petrol bazlı plastiklerle aynı sepete konmasını ‘teknik bir hata’ olarak değerlendiren Çomu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Planlanan yeni yönetmelik, çevresel etkilerin azaltılması açısından oldukça önemli ve yerinde bir adımdır. Çevresel etki profilleri farklı olan malzemelerin aynı kapsamda değerlendirilmesi, bazı teknolojik çözümlerin gelişimini sınırlayabilir. Biyoplastikler, petrol bazlı tek kullanımlık plastiklerin yerine geçebilecek en güçlü ve en çevre dostu alternatiflerden biridir.” Avrupa yaklaşımı: ayrıştır, teşvik et Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren Packaging and Packaging Waste Regulation ile biyoplastikler ilk kez net bir yasal çerçevede tanımlanıyor. Biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler belirli kriterlere göre sınıflandırılıyor ve kullanım alanlarına göre yönlendiriliyor. Özellikle organik atıklarla birlikte toplanabilen ambalajlar, gıda ile temas eden ürünler ve geri dönüşümün zor olduğu alanlarda biyoplastik çözümler teşvik ediliyor. Bu yaklaşım sayesinde hem çevresel etkiler azaltılıyor hem de döngüsel ekonomi hedefleri destekleniyor. Biyobozunur ve kompostlanabilir ambalajların ne anlama geldiğini belirleyen EN 13432 standardı ise bu süreçte önemli bir referans noktası olarak öne çıkıyor. Türkiye’de petrol bazlı plastikler, oksobozunur plastikler ve bu standarda uygun gerçek biyobozunur malzemelerin net bir şekilde birbirinden ayrılması gerekiyor. Burada temel fark, malzemenin uygun koşullar altında tamamen doğaya geri dönebilme özelliği gösteriyor olması. Bu nedenle düzenlemeye uyumlu ve sertifikalı biyoplastiklerin ayrı bir kategori olarak ele alınması ve yerli üretimi destekleyecek teşviklerin geliştirilmesi büyük önem taşıyor. “Sunar NP olarak, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği destekliyoruz” Türkiye, nişasta bazlı hammaddeleri ve güçlü üretim altyapısıyla biyoplastik alanında önemli bir potansiyele sahip. Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP, 2014 yılında başlattığı Ar-Ge çalışmalarıyla Türkiye’de nişasta bazlı biyopolimer üretimini hayata geçiren ilk şirket. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Mustafa Nuri Çomu, “Biyoplastik, plastik kullanımına sadece bir alternatif değil; doğru malzemenin geleceğe uyarlanmış halidir. Sunar NP olarak, doğaya geri dönebilen biyopolimerlerimizle çevresel etkiyi azaltırken, yerli üretimi ve ekonomik sürdürülebilirliği de destekliyoruz. Türkiye’de biyoplastiklerin doğru politikalarla teşvik edilmesi hem çevrenin korunmasına katkı sağlar hem de sanayide katma değer yaratır. Aynı zamanda ithal petrokimya bağımlılığını azaltır ve ülkemizi uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşır” ifadelerini kullandı. Bu açıdan bakıldığında biyoplastikler, yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir fırsat alanı olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülker’e Eşit İşe Eşit Ücret Sertifikası Haber

Ülker’e Eşit İşe Eşit Ücret Sertifikası

Türkiye’nin lider gıda şirketi Ülker, “Eşitİş, Eşitİz / Equal Work, Equal Worth” anlayışıyla fırsat eşitliğini, adil ve şeffaf ücretlendirme politikalarını kurum kültürünün ayrılmaz parçası olarak konumlandırıyor. Kapsayıcı ve sürdürülebilir insan kaynakları uygulamalarıyla iş dünyasına örnek olmayı hedefleyen Ülker, İsviçre merkezli Uluslararası Eşit Ücret Derneği (EQUAL-SALARY Foundation) tarafından yürütülen kapsamlı değerlendirme sürecini başarıyla tamamladı. Kadın ve erkek çalışanlar için eşit işe eşit ücret ilkesi uygulandığını; ücret farklarının objektif kriterlerle açıklandığını bağımsız denetimle uluslararası düzeyde belgeleyen Ülker, Türkiye’de 5 binin üzerinde çalışanı bulunan tüm şirketler arasında Eşit Ücret Sertifikası (Equal-Salary Sertifikası) alan ilk şirket oldu. Şirket ayrıca, dünya genelinde atıştırmalık sektöründe 5 binin üzerinde çalışanı bulunan Eşit Ücret sertifikalı ilk şirket unvanını elde etti. Ücret eşitliği, kapsamlı analizlerle ortaya kondu Bağımsız bir denetim firması tarafından yürütülen sürece, beyaz ve mavi yaka toplam 5 bin 379 Ülker çalışanı dahil edildi. Kadın ve erkek çalışanlara eşit işe eşit ücret ilkelerinin uygulandığı; ücret farklılıklarının da objektif ve anlamlı göstergelerle açıklandığı ortaya konmuş oldu. Ülker İnsan Kaynakları Başkan Yardımcısı Eylem Özgür, eşit işe eşit ücret yaklaşımının uluslararası bir sertifikayla belgelenmesinin, kapsayıcılık ve eşitlik anlayışlarının bir göstergesi olduğunu belirtti. Özgür, ayrıca şu değerlendirmelerde bulundu: “Fırsat eşitliği ve kapsayıcılık, Ülker’in sürdürülebilirlik yaklaşımının temel unsurları arasında yer alıyor. Bu uluslararası ve bağımsız tescil, Ülker’de fırsat eşitliği ve kapsayıcılığın bir hedeften öte yerleşmiş ve ölçülebilir bir kurum standardı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Eşit Ücret Sertifikası’na hak kazanmakla, yalnızca kendi kurumumuz adına değil, faaliyet gösterdiğimiz alanda da güçlü bir örnek oluşturduk. Bu başarı, küresel ölçekte sektörün kapsayıcılık, çeşitlilik ve eşitlik odağında somut göstergelerle dönüşümüne katkı sağlayacaktır. Ülker olarak geleceğin iş dünyası standartlarını da belirleyen, eşitliği kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getiren öncü uygulamalar geliştirmeyi kararlılıkla sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Meta AI Türkiye’de Kullanıma Sunuldu Haber

Meta AI Türkiye’de Kullanıma Sunuldu

Bugünden itibaren, Türkiye’deki kullanıcılar, kendileri etkileşime geçmek istedikleri takdirde Meta’nın konuşmaya dayalı yapay zeka asistanı Meta AI’yı deneyimleyebilecek. Meta’nın uygulamalarından en az birini her gün kullanan 3,5 milyar kişilik küresel bir topluluğu birbirine bağlayan bu özel yapay zeka asistanına Türkiye’den de ücretsiz olarak erişilebilecek. Meta bugün itibarıyla, yapay zeka asistanı Meta AI’ın Türkiye’deki kullanıcılar için Türkçe dil desteğiyle ücretsiz olarak kullanıma sunulmaya başladığını duyurdu. Meta AI kullanıcılara her anı en iyi şekilde değerlendirmeleri için öğrenme, üretme ve bağlantı kurma aracı sunmayı amaçlıyor. İnsanların halihazırda bildiği ve sevdiği Facebook, Instagram, WhatsApp ve Messenger dahil tüm Meta ürünlerinin yanı sıra https://www.meta.ai/ adresi üzerinden de ulaşılabilen Meta AI, kullanıcıların dilerlerse Meta uygulamaları içinde bulunan mavi daire simgesine dokunmasıyla veya arkadaşlarıyla kullanmak üzere bir grup mesajında “@Meta AI” yazmasıyla kolayca erişilebiliyor. Meta, gündelik işleri kolaylaştırmak için tasarlanmış yapay zeka asistanı Meta AI’ın önerilerde bulunabileceğinden, neyin nasıl yapıldığı hakkında ipuçları almak için kullanılabileceğinden bahsetti. Aynı zamanda kodlama veya ödevlerde yardımcı olabileceğini, içerik oluşturabileceğini, soruları yanıtlayabileceğini ve aktive edildiğinde ilgili bilgilerle grup sohbetlerinde içinden çıkamadığınız sorulara cevap bulabileceğini vurguladı. Örneğin, arkadaşlarıyla bir hafta sonu gezisi planlayan ve İstanbul’a maksimum üç saatlik sürüş mesafesindeki sahiller için fikir arayan kullanıcılar, grup sohbetinde kolayca @Meta AI’yı çağırabilecek ve asistan, gruba gerçek zamanlı, kişiselleştirilmiş bir öneri listesi sunabilecek. Doğrudan Metin Oluşturma, Görsel Yaratma Ve Hareketlendirme Yeteneklerine Sahip Meta AI’ın, doğrudan metin oluşturma, görsel yaratma ve hareketlendirme yeteneklerine de sahip olduğunu açıklayan Meta, kullanıcıların, oluşturmak istedikleri görüntünün ayrıntılı bir açıklamasını yazarak Meta AI’ın görüntü oluşturma özelliğini deneyimleyebileceklerini belirtti. Örneğin, kullanıcılar “Kafede çay içen yelekli bir kaplan hayal et” yazarak, Meta AI’ın bu görüntüyü oluşturmasını ve hatta hareketlendirmesini sağlayabilecek. Meta Kuzey Avrupa (Türkiye, Benelüks, Nordik) Bölge Direktörü İlke Toptaş, Meta AI ile ilgili olarak, “Meta AI’ı Türkiye’ye getirmekten dolayı büyük heyecan duyuyoruz. Bu lansman, Meta AI’ı insanların her gün kullandığı WhatsApp, Instagram, Facebook ve Messenger gibi ürünlerimize entegre ederek dünya genelindeki kullanıcılar için daha erişilebilir ve yerel ihtiyaçlara daha iyi cevap verebilir hale getirme misyonumuzda önemli bir adım.” dedi. “Meta AI’ın, Türkiye’deki insanların öğrenme, üretme ve bağlantı kurma biçimlerini dönüştürerek her anı daha verimli ve eğlenceli hale getireceğine inanıyoruz. İçerik üretmekten yeni fikirler keşfetmeye, tartışmaları sonuca bağlamaktan gerçek zamanlı yardım almaya kadar bu asistan, kullanıcılarımıza sadece bir dokunuş veya etiketleme ile zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmeleri ve meraklarını gidermeleri için destek sağlıyor.” Şirket, Meta AI’ın kullanıcı dostu bir deneyim sunacak şekilde tasarlandığını ve Türkiye’deki kullanıcılar için günlük yaşamı zenginleştirecek birçok fırsat sunmayı amaçladığının altını çizdi. Meta AI, şu anda dünya genelinde 200'den fazla ülke ve bölgede kullanımda ve aylık 1 milyar aktif kullanıcıya sahip. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğe Yazılım Projesi, Konya’daki Öğrencileri Teknolojiyle Buluşturdu Haber

Geleceğe Yazılım Projesi, Konya’daki Öğrencileri Teknolojiyle Buluşturdu

36 yılı aşkın süredir katılım finans ilkeleri doğrultusunda faaliyet gösteren Kuveyt Türk, teknoloji iştiraki Architecht ile birlikte yürüttüğü Geleceğe Yazılım projesi kapsamında öğrencilerle buluşmaya devam ediyor. Çocukların erken yaşta teknolojiyle üretken biçimde tanışmalarını sağlamak amacıyla oluşturulan proje için bu kez de Konya’daki öğrencilerle bir araya geldi. 24 Ekim Cuma günü gerçekleştirilen buluşmada, Erdem Beyazıt Ortaokulu ve Seyit Ulugülyağcı İmam Hatip Ortaokulu öğrencileri, uygulamalı robotik ve kodlama eğitimlerine katılarak teknolojiyle üretmenin heyecanını yaşadı. “Projemizi bir eğitim yatırımı olarak değil, geleceğe yapılan bir yatırım olarak görüyoruz” Konya’da düzenlenen etkinlikte konuşma yapan Kuveyt Türk İnsan Kaynakları ve Stratejiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Semih Sel, “Teknoloji iştirakimiz Architecht ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu proje, sizin gibi genç zihinleri teknolojiyle, özellikle robotik ve kodlama ile tanıştırıyor. Çünkü biz biliyoruz ki, geleceğin dünyasında yalnızca teknoloji kullananlar değil, onu üreten ve dönüştüren çocuklar fark oluşturacak. ‘Hayallerimizdeki geleceği, değerlerimizle kodluyoruz’ derken tam olarak bunu kastediyoruz. Bizim için teknoloji sadece bilgisayar ekranları ve kablolar demek değil; paylaşmak, birlikte üretmek ve değerlerimizle geleceği şekillendirmek demek. Bu projeyi sadece bir eğitim yatırımı olarak değil, geleceğe yapılan bir yatırım olarak görüyoruz. Her birinizin kendi fikirlerini yazılıma dönüştüreceği, üretken bireyler olarak yetişeceğine yürekten inanıyoruz.”Geleceğe Yazılım Projesi hakkında 2018 yılında "Geleceği Değerlerimizle Kodlayalım" anlayışıyla başlatılan ve 2023 itibarıyla "Geleceğe Yazılım" adıyla kapsamı genişletilen proje, Türkiye genelinde devlet okullarında bilgisayar laboratuvarları kurarak öğrencilerin teknolojiyle erken yaşta tanışmalarını hedefliyor. Kuveyt Türk, Geleceğe Yazılım projesiyle 2024 PRİDA İletişim Ödülleri'nin “UNICEF Çocuklara Umut Dağıtan Kampanyalar” kategorisinde ödüle layık görüldü. Bu ödül, projenin yalnızca bir eğitim girişimi olmadığını; aynı zamanda çocuklara umut, ilham ve fırsat sunan bir toplumsal değer projesi olduğunu gösteriyor.Bugüne kadar 174 okulda bilgisayar laboratuvarı kurulan projede 2400’ün üzerinde bilgisayar bağışlandı. 2023 yılında kapsamı genişletilen Geleceğe Yazılım projesiyle 50 binin üzerinde öğrenciye dolaylı olarak ulaşıldı. “Hayallerimizdeki geleceği, değerlerimizle kodluyoruz” anlayışıyla yedi yıldır sürdürülen projelerle bugüne dek Türkiye genelinde 80 bine yakın çocuğun eğitim hayatına katkı sağlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye için yeni bir fırsat: Tıbbi kenevir Haber

Türkiye için yeni bir fırsat: Tıbbi kenevir

Türkiye'de son yıllarda yeniden gündeme gelen kenevir üretimi; birçok sektöre sağladığı katkılar ve çevre dostu özellikleriyle dikkat çekiyor. Tarımsal verimliliği yüksek olan kenevir, toprağı havalandırması ve böcek ilacı gerektirmemesi gibi avantajlarının yanı sıra, kısa sürede yetişmesiyle de çiftçiler için cazip bir alternatif oluşturuyor. Tıbbi kenevir üretiminde edindiği global başarıyı Türkiye'ye getirerek 360 derece danışmanlık ve sürdürülebilir tesis çözümleri sunan Enerama Çevre Teknolojileri, tıbbi kenevir sektöründe yeni bir dönemi başlatıyor. Dünya genelinde yıllık binlerle ton tıbbi kenevir üretildiğini ve bunun üçte birinin uluslararası ticarete konuolduğunu söyleyen Enerama Çevre Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Cem Güvendiren,"Türkiye'de uzun yıllar gerileyen kenevir üretimi son yıllarda artış gözlemlense de hâlâ yeterli seviyeye ulaşmış değil. Kenevirin kullanım alanları oldukça geniş. Kağıttan kumaşa, izolasyon malzemelerinden kozmetik ürünlerine kadar pek çok sektörde değerlendirilen bu bitki, otomotivden biyoyakıta kadar yenilikçi alanlarda da kendine yer buluyor. Üstelik, kenevir lifi cam elyafına alternatif olarak otomotiv bileşenlerinde kullanılabilirken, tohumu ise gıda ve ilaç sektöründe önemli hammaddeler arasında gösteriliyor" dedi Enerama, Tıbbi Kenevir Üretimine Teknolojik Çözümler Sunuyor Kenevirin geçmişte önemli bir üretim alanına sahip olduğunu ancak işleme tesislerinin kapanmasıyla üretimin de gerilediğini söyleyen Güvendiren, "Ülkemiz, dünyanın önde gelen tarım ülkelerinden ve sayılı ileri teknoloji sera üretim merkezlerinden biridir. Enerama olarak, örtülü ileri teknoloji tarım üreticilerinin projelerini hayata geçirme konusunda kararlıyız. Üreticilere, günümüzde ileri teknoloji örtülü tarımın önemini, sunduğu verimlilik ve kalite farkını anlatmak en büyük hedefimiz. Enerama, bugüne kadar yurt dışında tıbbi kenevir için toplam 860.000 m² sera ve iç mekân üretim ile kurutma tesisi kurmuş, bakım ve yönetimini üstlenmiştir. Sektörde ileri teknolojiye ve tecrübeye sahibiz. ABD'de en büyük 10 üreticinin de içinde olduğu yetiştirme ve kurutma tesislerinin kurulumlarını gerçekleştirdik. Tıbbi kenevir üretiminde enerjide yüzde 30 ile 50 arasında tasarruf ve verimde de yüzde 100 artış sağlıyoruz. İstanbul Tuzla'daki fabrikamızda 4 bin 800 metrekare kapalı 2 bin metrekare de açık alanda üretim yapıyoruz. İstanbul'dan kurduğumuz bütün tesisleri 7/24 takibini yapıyoruz.Ülkemizde yalnızca kenevir değil; tüm odunsu olmayan bitkilerin de doğa koşullarından etkilenmeden, temiz, lezzetli, organik ve hızlı büyütülmesine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Ayrıca düşük ısılarda hassas kurutma teknikleriyle tarım ürünlerinin kalitesini koruyarak işlenmesini destekliyoruz. Enerama olarak global deneyimimiz ve yenilikçi teknolojimiz ile tıbbi kenevir üretiminde lideriz. Tesis kurulumu ve danışmanlık hizmetleri, nem kontrolü ve kurutma çözümleri ile ürün verimliliği sağlarken, donanımlı cihazlarımız sayesinde yüksek verimli ekstraksiyon ve hava dezenfeksiyon teknolojileri sunmaktayız. Yalnızca Dragon İklimlendirme Sistemi ile değil; seralar için Karbondioksit Jeneratörü, Otomatik Sulama ve Besleme Sistemi, Uzaktan Yönetim ve Takip Sistemi, Düşük Isıda Meyve Kurutma Sistemi, Air Purifier Hava Dezenfeksiyon Sistemi ve Pyramid Garden Aeroponics Dikey Tarım Sistemi gibi yenilikçi çözümlerimizle de üreticilerin yanındayız" açıklamasında bulundu. Türkiye'de tıbbi kenevir sektörünün iç pazarın yanı sıra ihracat fırsatları da oluşturduğuna değinen Güvendiren, "1.000 metrekarelik bir yetiştirme ve kurutma tesisi için ortalama 1 milyon dolarlık yatırım maliyeti öngörülüyor. Yüksek kaliteli üretim için uluslararası standartlara uyum, özellikle GMP (Good Manufacturing Practices) standartlarının sağlanması, tıbbi kenevir üretiminde kritik bir öneme sahip. Üretim sürecinin profesyonel bir ekip tarafından yönetilmesi, kaliteyi artırırken aynı zamanda olası riskleri minimize etme açısından büyük bir avantaj sağlıyor. Türkiye'de tıbbi kenevir üretimi, öncelikli olarak ilaç fabrikaları ve eczaneler gibi belirli bir hedef kitleye yöneliktir. Ancak ihracat fırsatlarını da değerlendiriyor ve Avrupa pazarını bu alanda önemli bir potansiyel olarak görüyoruz. Sektörün kısa vadede ekonomik katkısının sınırlı olacağı düşünülse de, uzun vadede yüksek katma değerli ürünlerle ilaç sektörüne ve yerel ekonomilere önemli bir katkı sunmasını bekliyoruz. Türkiye'nin tıbbi kenevir sektöründe global bir oyuncu haline gelmesi, ancak doğru stratejiler ve sürdürülebilir yatırımlarla mümkün olabilir. Tıbbi kenevir sektörüne yapacağımız her bir yatırımı hem yerel ekonomiyi desteklemek hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzü artırmak için büyük bir fırsat olarak görüyoruz" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.