Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fırsat Eşitliği

Kapsül Haber Ajansı - Fırsat Eşitliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fırsat Eşitliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

‘Dijitalde Hayat Kolay’ Projesinde Mentörlük ve Hibe Başvuruları Başladı Haber

‘Dijitalde Hayat Kolay’ Projesinde Mentörlük ve Hibe Başvuruları Başladı

Türk Telekom’un; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Habitat Derneği iş birliğiyle yürüttüğü “Dijitalde Hayat Kolay” projesinde yeni dönem mentörlük ve hibe programı başvuruları başladı. Proje kapsamında girişimci kadınların dijital yetkinliklerinin geliştirilmesi ve işlerini büyütmeleri hedeflenirken, mentörlük programını başarıyla tamamlayan kadın girişimciler arasından seçilecek 20 girişimciye toplam 3 milyon TL hibe desteği verilecek. Türk Telekom İletişim, TV ve Dijital Platformlar Genel Müdür Yardımcısı Arif Sancaktaroğlu, “İnsanı merkeze alan ‘Türkiye’ye Değer’ vizyonumuz doğrultusunda, sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunan ve teknolojinin fırsat eşitliği sağlayan gücünü toplumun farklı kesimleriyle buluşturan projeler geliştirmeye devam ediyoruz. 2019 yılından bu yana başarıyla yürüttüğümüz ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesiyle kadınların dijital yetkinliklerini artırarak ekonomik ve toplumsal hayatta daha güçlü ve aktif rol almalarına katkı sunuyoruz. Yeni dönem mentörlük ve hibe programının tüm katılımcılarımız için verimli geçmesini ve yeni başarı hikâyelerine zemin hazırlamasını diliyorum” dedi. Teknolojiyi iyilik ve faydaya dönüştürme anlayışıyla “Türkiye’ye Değer” katan Türk Telekom; TOBB, UNDP ve Habitat Derneği iş birliğinde yürüttüğü “Dijitalde Hayat Kolay” projesiyle kadınların dijital yetkinlikler kazanarak girişimlerini büyütmelerini ve bu yol ile ekonomik ve toplumsal hayatta daha güçlü yer almalarını destekliyor. Projenin 2026 yılı yeni dönemi başladığından bu yana düzenlenen yüz yüze ve çevrim içi eğitimler ile atölyelere 8 binin üzerinde kadın katılım sağladı. Eğitim sürecini, projenin mentörlük ve hibe programı takip ediyor. 18 yaş ve üzeri tüm kadınların başvurabileceği program kapsamında, girişimci kadınların projeleri; “Dijital Çözümler ve Yapay Zekâ”, “Yaratıcı Endüstriler”, “Sosyal Girişim”, “Yerel Kalkınma ve Geleneksel El Sanatları” ve “Sürdürülebilirlik ve Çevre” olmak üzere beş farklı kategoride değerlendirilecek. Mentörlük ve hibe programına başvurular 13 Eylül tarihine kadar devam edecek. Türk Telekom İletişim, TV ve Dijital Platformlar Genel Müdür Yardımcısı Arif Sancaktaroğlu, “İnsanı merkeze alan ‘Türkiye’ye Değer’ vizyonumuz doğrultusunda, sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunan ve teknolojinin fırsat eşitliği sağlayan gücünü toplumun farklı kesimleriyle buluşturan projeler geliştirmeye devam ediyoruz. 2019 yılından bu yana başarıyla yürüttüğümüz ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesiyle bugüne kadar 60 bine yakın kadının dijital yetkinliklerini artırarak ekonomik ve toplumsal hayatta daha güçlü ve aktif rol almalarına katkı sağladık. Proje kapsamında sunduğumuz eğitimler, atölyeler, mentörlük ve hibe destekleriyle kadınların dijital dünyanın sunduğu fırsatlardan daha etkin yararlanmalarını ve girişimlerini geliştirmelerini destekliyoruz. Kapsayıcı bir anlayışla yürüttüğümüz çalışmalarımızla kadınların yalnızca teknolojik araçları kullanmalarına değil, aynı zamanda kendi başarı hikâyelerini yazmalarına da katkı sağlamayı hedefliyoruz. Yeni dönem mentörlük ve hibe programının tüm katılımcılarımız için verimli geçmesini ve yeni başarı hikâyelerine zemin hazırlamasını diliyorum” dedi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı Hatice Güner Kal, “Kadın girişimcilerin dijital dönüşüm sürecine güçlü bir şekilde dâhil olmaları, hem ekonomik kalkınmanın hızlanması hem de daha kapsayıcı bir girişimcilik ekosisteminin oluşması açısından büyük önem taşıyor. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu olarak, kadınların değişen iş dünyasının ihtiyaçlarına uyum sağlayabilmeleri için bilgiye, teknolojiye ve doğru iş birliklerine erişimlerini desteklemeyi önceliklerimiz arasında görüyoruz. ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesi, yıllar içerisinde binlerce kadın girişimcinin dijital yetkinliklerini geliştirmesine katkı sağlayan, somut çıktılar üreten ve kadınların işlerini geleceğe taşımalarına destek olan örnek bir iş birliği modeli haline geldi. Eğitim, mentörlük ve hibe desteğini bir araya getiren bütüncül yapısıyla proje, kadın girişimcilerimizin yalnızca dijital becerilerini geliştirmekle kalmıyor; aynı zamanda işlerini büyütmelerine, yeni pazarlara açılmalarına ve rekabet güçlerini artırmalarına da önemli katkılar sunuyor. Bu programın yeni dönemde de daha fazla kadın girişimcinin potansiyelini ortaya çıkarmasına, ilham veren başarı hikâyelerinin çoğalmasına ve ülkemizin girişimcilik ekosistemine değer katmaya devam edeceğine inanıyoruz. Güçlenen her kadın girişimcinin üretime, istihdama ve sürdürülebilir kalkınmaya sağladığı katkının bilinciyle, kadınlarımızın yanında olmaya ve onları destekleyen projeler geliştirmeye devam edeceğiz” dedi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino, “Dijitalde Hayat Kolay projesi, kadın girişimcileri dijital dünyanın sunduğu fırsatlarla buluşturarak Türkiye genelinde kadınların ekonomiye katılımını artırıyor. Türk Telekom desteğiyle sağlanan hibeler aracılığıyla; UNDP’nin TOBB ve Habitat Derneği ortaklığında yürüttüğü bu proje ile kadınların geleceğin dijital ekonomisinin öncüleri olma potansiyelini açığa çıkarıyoruz” dedi. Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu, “Habitat Derneği olarak, kadınların dijital dönüşüm sürecinde daha aktif rol almasını desteklemek amacıyla yürüttüğümüz çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bu kapsamda hayata geçirdiğimiz Dijitalde Hayat Kolay projesinin yeni döneminde de girişimci kadınlara yönelik mentörlük ve hibe programını başlatmaktan mutluluk duyuyoruz. Alanında uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimlerle katılımcıların dijital yetkinliklerinin geliştirilmesini hedeflerken, mentörlük desteği ve sağlanan hibeler aracılığıyla kadın girişimcilerin işlerini büyütmeleri, dijitalleşme süreçlerini güçlendirmeleri ve sürdürülebilir bir büyüme yakalamalarını amaçlıyoruz” dedi. Eğitimden hibeye uzanan destek programı “Dijitalde Hayat Kolay” projesi kapsamında girişimci kadınlara sunulan destek, eğitim ve atölyelerle sınırlı kalmıyor. Mentörlük ve hibe programı ile kadınların girişimlerini geliştirmeleri, işlerini büyütmeleri ve dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmaları hedefleniyor. Başvuruların ardından gerçekleştirilecek mülakatlar sonucunda belirlenecek 40 kadın girişimciye, uzmanlar eşliğinde iki hafta sürecek mentörlük desteği sağlanacak. Mentörlük sürecinde katılımcılara; ürün veya hizmetleri için doğru hedef kitlenin belirlenmesi, etkili görsel ve yazılı içeriklerin oluşturulması, rakip analizlerinin yapılması, başarılı ve başarısız örneklerin değerlendirilmesi, dijital reklam kampanyalarının oluşturulması, çevrim içi pazar yerlerine giriş süreçleri, doğru fiyatlandırma, satış kanallarının belirlenmesi ve bütçe yönetimi gibi konularda uygulamalı eğitimler verilecek. Mentörlük programını başarıyla tamamlayan kadın girişimciler arasından jüri değerlendirmesiyle belirlenecek 20 girişimciye, işlerini geliştirmeleri amacıyla toplam 3 milyon TL hibe desteği sağlanacak. Başvurular https://www.turktelekom.com.tr/turkiyeyedeger/dijitalde-hayat-kolay adresi üzerinden gerçekleştirilecek ve 13 Eylül tarihine kadar devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Team Binance TR Sporcusu Kübra Denizci Keskin, Barum’da Rally5 Sınıfının Birincisi Oldu Haber

Team Binance TR Sporcusu Kübra Denizci Keskin, Barum’da Rally5 Sınıfının Birincisi Oldu

Team Binance TR sporcusu Kübra Denizci Keskin, Avrupa Ralli Şampiyonası’nın köklü organizasyonlarından Barum Czech Rally Zlín’de Türkiye adına önemli bir başarıya imza attı. Dünyanın ilk ve tek engelli kadın ralli pilotu olan Denizci Keskin, co-pilotu Kerem Deveci ile birlikte Ford Fiesta Rally5 otomobiliyle mücadele ettiği yarışta Rally5 sınıfının birincisi, Kadın Pilotlar klasmanının ise üçüncüsü oldu. 14-16 Ağustos 2026 tarihlerinde Çek Cumhuriyeti’nin Zlín kentinde düzenlenen Barum Czech Rally Zlín, yüksek tempolu asfalt etapları, değişken yol karakteri ve dar orman yollarıyla Avrupa Ralli Şampiyonası’nın en zorlu yarışları arasında gösteriliyor. Mekanik soruna rağmen iki klasmanda podyum Avrupa’nın farklı ülkelerinden güçlü ekiplerin katıldığı organizasyonda Denizci Keskin, elden gaz ve fren sistemiyle özel olarak donatılmış Ford Fiesta Rally5 otomobiliyle yarıştı. Co-pilotu Kerem Deveci ile birlikte yarış boyunca istikrarlı ve rekabetçi bir performans ortaya koyan Denizci Keskin, son iki etapta yaşanan mekanik sorunlar nedeniyle ciddi bir performans kaybıyla karşı karşıya kaldı. Mücadeleyi bırakmayan ekip, yaşanan soruna rağmen otomobili finişe taşımayı başararak Rally5 sınıfındaki birinciliğini ve Kadın Pilotlar klasmanındaki üçüncülüğünü korudu. Kübra Denizci Keskin, yarışın ardından yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Barum, parkur karakteri ve yüksek temposuyla her yıl sınırları zorlayan bir yarış. Son iki etapta yaşadığımız mekanik sorun finişe ulaşmamızı ciddi biçimde güçleştirdi. Ancak Kerem’le birlikte sakin kalıp mücadelemizi son metreye kadar sürdürdük. Rally5 sınıfını birinci, Kadın Pilotlar klasmanını üçüncü tamamlamak ve burada üst üste üçüncü kez podyuma çıkmak benim için çok kıymetli. Roma’nın ardından Barum’da da sınıf birinciliğine ulaşmamız, sezon başından bu yana verdiğimiz emeğin önemli bir karşılığı oldu. Bu yolculukta yanımda olan ana sponsorum Binance TR’ye, co-pilotum Kerem Deveci’ye ve tüm ekibimize teşekkür ediyorum.” Denizci Keskin, 2024 ve 2025 yıllarında da farklı klasmanlarda podyuma çıktığı Barum Czech Rally Zlín’de bu başarısını üçüncü yıla taşıdı. Rally di Roma Capitale’nin ardından Barum’da da Rally5 sınıfını birinci tamamlayan Denizci Keskin, 2026 sezonundaki Avrupa performansını ikinci sınıf birinciliğiyle sürdürdü. Ortak değerler etrafında bir yol arkadaşlığı Binance TR ile Kübra Denizci Keskin arasında 2025 yılında başlayan iş birliği, 2026 sezonunda ana sponsorluk düzeyine taşındı. Hız, teknoloji, özgürlük, azim ve sınırları aşma ortak paydasında şekillenen iş birliği, sportif başarının yanı sıra kapsayıcılık, fırsat eşitliği ve görünür temsiliyete de katkı sağlamayı amaçlıyor. Binance TR Genel Müdürü Mücahit Dönmez, elde edilen başarıya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Binance TR'de özgürlük, alçakgönüllülük ve kararlılık değerlerimizin, Kübra'nın hikâyesinde güçlü bir yankı bulduğuna inanıyoruz. Barum kadar zorlu bir rallide, mekanik sorunlara rağmen pes etmeyi reddetmek, başarının hazırlık, disiplin ve direnç üzerine inşa edildiğini bir kez daha gösterdi. Ralli ve kripto ekosistemi, teknoloji, veri ve zamanlama söz konusu olduğunda ortak bir dil paylaşıyor. Kübra'nın teknoloji ve irade gücüyle fiziksel engelleri aşması, bizim de insanların finansal dünyada karşılaştıkları engelleri kaldırma hedefimizle güçlü bir şekilde örtüşüyor. Paylaşılan değerlere dayandığı için bu iş birliğine büyük önem veriyoruz. Kübra'ya, yardımcı pilotu Kerem Deveci'ye ve tüm ekibe en içten tebriklerimi sunuyorum." Team Binance TR çatısı altında hem Türkiye’de hem de Avrupa’da mücadelesini sürdüren Kübra Denizci Keskin, 2026 sezonunun kalan yarışlarında yeni podyumlar için direksiyon başına geçmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çelebi Havacılık’ın Kapsayıcı Çalışma Kültürüne İki Uluslararası Ödül Haber

Çelebi Havacılık’ın Kapsayıcı Çalışma Kültürüne İki Uluslararası Ödül

Şirketin Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık (DEI - Diversity, Equity & Inclusion) Komitesi ve bu alandaki çalışmaları, Stevie International Business Awards’ta “Diversity, Equity & Inclusion (DEI) Program of the Year” kategorisinde Gümüş Stevie Ödülü, Brandon Hall Group HCM Excellence Awards kapsamında ise “Best in Leading Diversity, Equity, Inclusion and Belonging Initiatives” kategorisinde Bronz Ödül kazandı. Beş ülkede faaliyet gösteren Çelebi Havacılık, farklı yaş, cinsiyet, kültür ve deneyimlerden gelen çalışanlarının potansiyellerini ortaya koyabildiği, kapsayıcı ve eşitlikçi bir çalışma ortamı oluşturmayı hedefliyor. Çalışanlarının yüzde 27’sini kadınların, yüzde 53’ünü ise 30 yaş altı genç profesyonellerin oluşturduğu şirket, çeşitliliği somut uygulamalarla destekliyor. Bu kapsamda 2025 yılında yerel DEI komiteleri ve çalışan kaynak grupları oluşturulurken; kapsayıcı işe alım uygulamaları, kültürel farkındalık eğitimleri, tersine mentorluk programları ve kadın çalışanların liderlik pozisyonları ile geleneksel olarak erkeklerin ağırlıkta olduğu görevlerdeki temsilini artırmaya yönelik çalışmalar hayata geçirildi. Çalışanlarının ihtiyaç ve beklentilerini doğrudan dinlemeyi DEI yaklaşımının önemli bir parçası olarak gören Çelebi Havacılık; bağlılık araştırmaları, odak grup toplantıları, Z Kuşağı Komitesi, çalışan buluşmaları ve birebir görüşmelerin yanı sıra kadın, engelli ve operasyonel çalışanlara yönelik platformlar aracılığıyla düzenli geri bildirim topluyor. “Dinliyor, anlıyor ve aksiyon alıyoruz” yaklaşımıyla elde edilen içgörüler, çalışan deneyiminin geliştirilmesine yönelik uygulamalara yön veriyor. Çalışan deneyiminde ölçülebilir gelişim Çelebi Havacılık’ın DEI alanındaki çalışmalarının sonuçları çalışan deneyimi göstergelerine de yansıdı. Şirketin 2025 DEI araştırmasına göre çalışanların kurum kültürüne ilişkin kapsayıcılık algısı 2024’te yüzde 53 seviyesindeyken 2025’te yüzde 71’e yükseldi. Çalışanların iş ortamında “kendileri olabildiklerini” belirtenlerin oranı yüzde 84’ten yüzde 90’a, psikolojik güvenlik algısı yüzde 74’ten yüzde 83’e çıktı. Eşit kariyer gelişimi fırsatlarına ilişkin olumlu değerlendirmeler ise yüzde 35’ten yüzde 58’e yükseldi. Şirket, çalışan deneyiminin yanı sıra adil ücretlendirme, fırsat eşitliği ve kapsayıcı liderlik alanlarına da odaklanıyor. “Eşit işe eşit ücret” yaklaşımını destekleyen Çelebi Havacılık, işe alım süreçlerinde çeşitlilik ve adaleti güçlendirmeye yönelik uygulamalar yürütüyor. 2025 yılında 120 yönetici Birincil Kademe Liderlik Gelişim Programı’na, 230 yönetici ise Kapsayıcı Liderlik Programı’na katıldı. İnsan kaynakları ekiplerine de çeşitlilik ve kapsayıcılık odağında işe alım eğitimleri verildi. Kadınların iş hayatında ve liderlik pozisyonlarında daha güçlü temsilini desteklemek de şirketin öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’nin (Women’s Empowerment Principles – WEPs) imzacısı olan Çelebi Havacılık, bu doğrultuda kadın çalışanların gelişimini ve karar alma mekanizmalarındaki temsilini destekleyen uygulamalarını sürdürüyor. “Asıl başarı, çalışan deneyiminde yarattığımız kalıcı değişim” Çelebi Havacılık İnsan Kaynakları Kıdemli Başkan Yardımcısı Evrim Ünal Gökce, iki uluslararası ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çalışanlarımızın farklılıklarıyla var olabildiği, kendilerini özgürce ifade edebildiği ve kariyer yolculuklarında eşit fırsatlara erişebildiği bir çalışma ortamını sürdürülebilir başarımızın temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Bu anlayışı işe alımdan liderlik gelişimine, çalışan deneyiminden günlük çalışma kültürümüze kadar tüm süreçlerimize entegre ediyoruz. Stevie International Business Awards ve Brandon Hall Group HCM Excellence Awards’tan aldığımız bu iki ödül, attığımız adımların uluslararası ölçekte takdir görmesi açısından bizim için çok değerli. Ancak bizim için asıl başarı, çalışanlarımızın deneyiminde yarattığımız kalıcı ve ölçülebilir değişim.” Çelebi Havacılık, önümüzdeki dönemde de çalışanlarını dinlemeye, ihtiyaç ve beklentilerini anlamaya ve elde ettiği geri bildirimleri somut aksiyonlara dönüştürmeye devam ederek, herkesin potansiyelini eşit fırsatlarla ortaya koyabildiği daha kapsayıcı bir çalışma ortamı yaratmaya yönelik çalışmalarını sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Kalkınmasında Gençlere Özel Sektör Desteği Öne Çıkıyor Haber

Türkiye’nin Kalkınmasında Gençlere Özel Sektör Desteği Öne Çıkıyor

Türkiye’de 15-24 yaş grubundaki genç işsizlik oranı 2025 yılında yüzde 15,3 olurken, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23,3 olarak gerçekleşti. Bu tablo, gençlerin ekonomik hayata daha güçlü katılımı için özel sektörün üstlenebileceği rolü yeniden gündeme taşıyor… Türkiye’nin sahip olduğu genç nüfus, ekonomik ve sosyal kalkınmanın önemli dinamiklerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak genç nüfus avantajının sürdürülebilir ekonomik değere dönüşmesi, gençlerin eğitimden istihdama, girişimcilikten teknolojiye kadar farklı alanlarda desteklenmesini gerektiriyor. TÜİK verilerine göre 2025 yılında 15-24 yaş grubundaki gençlerin istihdam oranı yüzde 40,3’e yükseldi. Aynı yaş grubunda genç işsizlik oranı yüzde 15,3 olurken, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 23,3 seviyesinde gerçekleşti. Genç kadınlarda bu oranın yüzde 30,9’a çıkması ise genç kadınların iş gücüne katılımını artıracak mekanizmaların önemini ortaya koyuyor. Bu süreçte kamu politikalarının yanı sıra özel sektörün de sorumluluğu giderek artıyor. Şirketlerin gençlere yönelik staj ve istihdam imkanlarını genişletmesi, mesleki gelişimi desteklemesi, mentorluk programları oluşturması ve genç girişimcilere alan açması, Türkiye’nin nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesine katkı sağlayabilir. Mehmet Konuralp Yılmaz, gençlerin ekonomik hayata katılımının yalnızca istihdam rakamları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, gençlerin fikir üreten, girişim geliştiren ve ekonomik değer yaratan aktörler olarak desteklenmesinin önemini ortaya koyuyor. Gençlerin iş dünyasına geçişi güçlendirilmeli Eğitim ile iş dünyası arasındaki bağın güçlendirilmesi, gençlerin kariyer yolculuğunda önemli bir rol oynuyor. Üniversite döneminde edinilen teorik bilginin sektör deneyimiyle desteklenmesi, gençlerin iş hayatına daha hazırlıklı başlamasını sağlarken şirketlerin de ihtiyaç duyduğu yetkinliklere sahip insan kaynağına erişimini kolaylaştırıyor. Bu noktada özel sektörün üniversiteler, meslek kuruluşları ve gençlik platformlarıyla geliştireceği iş birlikleri önem kazanıyor. Staj, mentorluk, proje bazlı çalışmalar ve işbaşı eğitimleri gibi uygulamalar, gençlerin çalışma hayatıyla daha erken tanışmasına olanak sağlıyor. TÜİK’in 2025 verileri, gençlerin istihdamında hizmet sektörünün yüzde 57,9 ile ilk sırada bulunduğunu, bunu yüzde 30,5 ile sanayi ve yüzde 11,6 ile tarım sektörünün izlediğini gösteriyor. Bu dağılım, gençlerin farklı sektörlerde ihtiyaç duyulan becerilerle daha erken buluşturulmasının önemini ortaya koyuyor. Yılmaz’ın değerlendirmeleri doğrultusunda, gençlerin yalnızca mevcut iş gücü ihtiyacını karşılayacak kişiler olarak değil, geleceğin girişimcileri, yöneticileri ve üreticileri olarak ele alınması gerekiyor. Bu yaklaşım, gençlerin kariyer planlamasının yanı sıra Türkiye’nin uzun vadeli insan kaynağı politikaları açısından da önem taşıyor. Genç girişimciler için yeni fırsat alanları gerekiyor Türkiye’nin kalkınma hedefleri açısından genç girişimciliğin desteklenmesi de kritik başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Teknoloji ve dijitalleşmenin iş modellerini hızla değiştirdiği bir dönemde gençlerin yeni fikirler geliştirmesi ve bu fikirleri ekonomik değere dönüştürebilmesi, Türkiye’nin rekabet gücüne katkı sağlayabilir. Genç girişimcilerin fikirlerini hayata geçirebilmesi için finansmana erişimin yanı sıra deneyim paylaşımı, mentorluk, iş bağlantıları ve pazar erişimi gibi alanlarda da destek mekanizmalarının geliştirilmesi gerekiyor. Özel sektörün sahip olduğu bilgi birikimi ve iş bağlantıları, bu noktada genç girişimciler için önemli bir kaynak oluşturabilir. Mehmet Konuralp Yılmaz’ın hem iş dünyasındaki deneyimi hem de Nefa Gençlik ve Ticaret Platformu çatısı altında gençlerle yürüttüğü çalışmalar, gençlerin ticaret ve girişimcilik ekosistemiyle daha güçlü bağlar kurmasının önemini ortaya koyuyor. Teknolojik Dönüşüm Gençler İçin Fırsata Dönüştürülmeli Yapay zekâ ve dijital teknolojiler, çalışma hayatında yeni mesleklerin ve iş modellerinin ortaya çıkmasına neden olurken, gençlerin bu dönüşümün aktif bir parçası haline gelmesi önem taşıyor. Gençlerin yalnızca teknolojiyi kullanan değil, teknoloji üreten ve yeni iş modellerine dönüştüren bir nesil olarak yetişmesi, Türkiye'nin küresel rekabetteki konumunu güçlendirebilecek unsurlar arasında yer alıyor. Bu nedenle özel sektörün teknoloji eğitimleri, girişimcilik programları ve yenilikçi projeler aracılığıyla gençlerin gelişimine katkı sunması önem taşıyor. Bu dönüşüm aynı zamanda özel sektör açısından da yeni bir sorumluluk alanı yaratıyor. Şirketlerin gençlerin teknolojiye erişimini artırması, dijital becerilerini geliştirmesine destek olması ve yenilikçi fikirlerini hayata geçirebilecekleri ortamlar oluşturması, geleceğin iş dünyasının şekillenmesine katkı sağlayabilir. Özel Sektörün Gençlere Yatırımı Türkiye’nin Geleceğine Yatırım Türkiye’nin genç nüfusunu ekonomik güce dönüştürmesi, gençlerin sahip olduğu potansiyelin doğru kanallarla desteklenmesine bağlı. Bu noktada özel sektörün rolü yalnızca istihdam yaratmakla sınırlı kalmıyor; gençlerin bilgi, beceri ve deneyim kazanabileceği bir ekosistemin oluşturulması da iş dünyasının sorumluluk alanlarından biri haline geliyor. Özellikle gençlerin iş gücüne katılımında kadın-erkek arasındaki fark, öncelikli alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. 2025 yılında 15-24 yaş grubundaki genç erkeklerin istihdam oranı yüzde 53 olurken, genç kadınlarda bu oran yüzde 26,7 olarak gerçekleşti. Benzer şekilde genç kadınlarda işsizlik oranı yüzde 22,1 seviyesinde bulunuyor. Bu tablo, özel sektörün gençlere yönelik politikalarının yalnızca istihdam yaratmakla sınırlı kalmaması; fırsat eşitliği, yetenek gelişimi ve kadınların iş gücüne katılımı gibi başlıkları da kapsaması gerektiğine işaret ediyor. Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve Nefa Gençlik ve Ticaret Platformu Kurucusu Mehmet Konuralp Yılmaz’ın yaklaşımı da özel sektörün gençlerin gelişiminde daha aktif rol üstlenmesi gerektiğine işaret ediyor. Gençlerin ekonomik hayatın aktif aktörleri haline gelmesi, bireysel kariyer fırsatlarının yanı sıra Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma hedeflerine de katkı sağlayabilir. Türkiye’nin kalkınmasında gençlerin potansiyelini ortaya çıkarmak, yalnızca gençlere fırsat sunmak değil; ülkenin gelecekteki üretim, girişimcilik ve inovasyon kapasitesine yatırım yapmak anlamına geliyor. Gençlerin sahip olduğu potansiyelin eğitim, istihdam, girişimcilik ve teknoloji ekseninde desteklenmesi, özel sektörün bugün atacağı adımların Türkiye’nin yarınki ekonomik gücüne dönüşmesini sağlayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hepsiburada’dan Gençlere Dijital Kariyer Desteği Haber

Hepsiburada’dan Gençlere Dijital Kariyer Desteği

Hepsiburada’nın 2023 yılından bu yana sürdürdüğü ve bugüne kadar 500’ün üzerinde üniversite öğrencisine ulaştığı “Yarınlara Söz” Programı, 4. dönemiyle etki alanını büyütmeye devam ediyor. Özellikle Anadolu’daki devlet üniversitelerinin mühendislik ve ilgili fakültelerinde öğrenim gören öğrencileri hedefleyen program; gençlere e-ticaret, dijital pazarlama, yapay zeka, girişimcilik ve kariyer hazırlığı gibi kritik alanlarda kapsamlı yetkinlikler kazandırmayı amaçlıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Fırsat Eşitliği Odakta Teknoloji ve mühendislik alanlarında kadın temsilini artırmayı hedefleyen programda %80 kadın kotası uygulanıyor. Bugüne kadar programa kabul edilen 500'ü aşkın öğrencinin 370’ini kadın öğrenciler oluştururken; yeni dönemde kabul edilecek 250 öğrencinin de 200'ünün kadın öğrenciler olması planlanıyor. Program kapsamında katılımcılara; web tasarımı, prompt yazımı, LinkedIn kullanımı, mülakat teknikleri, etkili iletişim ve çalışma hayatında temel haklar gibi iş hayatına geçişi kolaylaştıracak geniş bir yelpazede eğitim ve atölye imkanı sunuluyor. Hepsiburada Kurumsal İletişim ve Sosyal Etki Grup Direktörü Canan Binal Yılmaz: Yarınlara Söz Programı daha fazla öğrenciyi dijital dünyaya hazırlayacak Programın yeni dönemine ilişkin görüşlerini açıklayan Hepsiburada Kurumsal İletişim ve Sosyal Etki Grup Direktörü Canan Binal Yılmaz programın yeni dönemi ile ilgili şunları söyledi: "Gençlerin dijital ekonominin sunduğu fırsatlara eşit erişebilmesi, sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşıyor. Yarınlara Söz Programı ile gençlere bir eğitim programı sunmanın ötesinde; onların özgüven kazanmalarını, kariyerlerini daha bilinçli planlamalarını ve iş hayatına güçlü bir başlangıç yapmalarını destekliyoruz. Bugüne kadar yüzlerce gencin gelişim yolculuğuna eşlik ettik. Dördüncü dönemde de daha fazla öğrenciyi dijital dünyanın sunduğu fırsatlarla buluşturarak sosyal etkiyi büyütmeyi hedefliyoruz." Başarılı katılımcılara Hepsiburada’dan özel destek Yarınlara Söz Programı’nın 4. döneminde programı başarıyla tamamlayan ilk 10 öğrenciye Hepsiburada hediye çeki verilecek. Ayrıca bu öğrenciler, Hepsiburada İnsan Kaynakları profesyonelleriyle birebir mülakat simülasyonu deneyimi kazanacak. Programı tamamlayan tüm katılımcılara ise katılım sertifikası sunulacak. Yarınlara Söz Programı’nın 4. dönem başvuruları 12 Ağustos – 9 Eylül 2026 tarihleri arasında Yarınlara Söz web sitesi üzerinden kabul edilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan İnsan Hakları Taahhüdünü Yeni Politikasıyla Güçlendirdi Haber

Borusan İnsan Hakları Taahhüdünü Yeni Politikasıyla Güçlendirdi

"Önce İnsan, Öncü ve Güvenilir Borusan” vizyonuyla geleceğe yürüyen Borusan, bu vizyonun odağındaki "Önce İnsan" yaklaşımını tüm iş süreçlerine taşıyor. Grup şirketlerinde olduğu kadar tedarik zincirinde de güvenli, adil, şeffaf ve kapsayıcı bir çalışma ekosistemi oluşturma hedefiyle çalışan Borusan, tüm değer zincirini kapsayan insan haklarını politikasını yayımladı. Borusan Holding İnsan, İletişim ve Sürdürülebilirlik Grup Başkanı Nursel Ölmez Ateş, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Borusan’da insan haklarına saygıyı, iş yapış şeklimizin ve kurumsal kültürümüzün temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Her bireyin onuruna yakışır, güvenli, kapsayıcı ve adil koşullarda yaşama ve çalışma hakkına sahip olduğuna inanıyoruz. Bu anlayış doğrultusunda, faaliyet gösterdiğimiz her alanda ayrımcılığı önlemeyi, fırsat eşitliğini desteklemeyi ve çalışanlarımızın seslerini özgürce ifade edebilecekleri bir ortam yaratmayı hedefliyoruz. Günümüz dünyasında insan hakları sorumluluğu kendi operasyonlarımızla sınırlı değil. Teknolojiden iklim krizine kadar pek çok yeni gelişme, insan haklarına çok daha geniş bir perspektiften bakmamızı zorunlu kılıyor, tedarikçilerimizi, iş ortaklarımızı ve tüm değer zincirimizi kapsayan daha geniş bir yaklaşım gerektiriyor. Bu nedenle İnsan Hakları Politikamız ile uluslararası ilke ve standartlarla uyumlu bir çerçeve ortaya koyuyor, faaliyetlerimizden etkilenebilecek tüm paydaşlarımızın haklarını gözetmeyi taahhüt ediyoruz. Amacımız, Borusan’ın değer yarattığı her noktada insan onuruna saygıyı, adil muameleyi ve sorumlu iş uygulamalarını güçlendirmek, temel hak ve özgürlükleri güvence altına almak.” Borusan ekosisteminin tamamını kapsıyor Kurum kültürünün merkezine insanı koyan Borusan, yeni politika ile bu yaklaşımını stratejik ve bağlayıcı bir taahhüde dönüştürüyor. Çalışan esenliğini ve adil çalışma koşullarını sürdürülebilir başarının anahtarı olarak gören Grup, bu dokümanla kapsayıcılık, eşitlik ve sürekli gelişim ilkelerini tüm operasyonlarında kurumsallaştırıyor. Köklü kurumsal mirasını koruyarak geleceğe dönüştürme iradesini ortaya koyan Borusan; insan potansiyelinin hem kalkınmayı hem de sürdürülebilirliği yönlendirdiği, güven odaklı bir çalışma ortamı sunuyor. Borusan Holding ve tüm Grup şirketlerinde geçerli olan politika, yalnızca çalışanlar için değil; tedarikçiler, iş ortakları ve yüklenicilerden oluşan tüm değer zinciri için asgari standartları belirliyor. Borusan, ekosistemindeki tüm paydaşların bu ilkelere uyum sağlamasını bekliyor ve bu süreci risk temelli değerlendirmelerle destekliyor. Yeni politikada neler öne çıkıyor? Borusan Grubu’nun uluslararası standartları referans alarak hazırladığı İnsan Hakları Politikası, geleneksel iş gücü haklarının yanı sıra günümüz iş dünyasının gelişen ve dönüşen ihtiyaçlarına yanıt veren güncel öncelikleri de kapsıyor: Fırsat eşitliği ve kapsayıcılık: İşe alım, terfi ve ücretlendirmede sadece liyakat ve performans esas alınıyor. Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık (ÇEK) yaklaşımıyla tüm farklılıklar bir değer olarak korunuyor.Yapay zekâ ve algoritmik ayrımcılık: Teknolojik dönüşüm süreçlerinde algoritmik ayrımcılık riskleri, veri minimizasyonu, insan denetimi ve veri gizliliği gibi yeni nesil haklar güvence altına alınıyor.İklim ve adil geçiş: İklim değişikliği ve enerji dönüşümünün çalışanlar ve yerel topluluklar üzerindeki etkileri adil geçiş ilkeleri çerçevesinde ele alınıyor.Adil ücret ve çalışma saatleri: "Eşit İşe Eşit Ücret" prensibi gözetilerek adil ücretlendirme, yasal çalışma saatlerine uyum ve esnek çalışma modelleri destekleniyor.Sıfır tolerans ilkeleri: Çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, insan ticareti, taciz, şiddet ve mobbinge karşı tavizsiz bir duruş sergileniyor. Borusan Grubu, politikanın kâğıt üzerinde kalmaması için sistematik bir "İnsan Hakları Durum Tespiti" süreci de işletiyor. Olası riskler düzenli olarak analiz edilerek önleyici adımlar atılıyor. Çalışanlar, iş ortakları ve tüm paydaşlar, politikaya aykırı olduğunu düşündükleri durumları güvenli, gizli ve gerektiğinde anonim olarak "Turuncu Etik" başvuru kanalları üzerinden bildirebiliyor. Bildirim süreçlerinde gizlilik ve misillemeye karşı koruma ilkeleri titizlikle uygulanıyor. Yılda en az bir kez gözden geçirilmesi hedeflenen İnsan Hakları Politikası, Borusan’ın çalışanları, değer zinciri ve toplum için pozitif etki yaratarak büyüme kararlılığını simgeliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerjisa Üretim’in Womentum Programı 11 Bin Gence Ulaştı Haber

Enerjisa Üretim’in Womentum Programı 11 Bin Gence Ulaştı

Türkiye'nin yenilenebilir enerji dönüşümüne öncülük eden Enerjisa Üretim'in 2022 yılında başlattığı Womentum Programı'nın beşinci dönemi tamamlandı. Enerjisa Üretim'in ana partnerliğinde, imeceLAB'in yürütücülüğünde hayata geçirilen program; üniversite ve meslek yüksekokulu öğrencisi genç kadınları geleceğin iş dünyasına hazırlayan bütüncül bir gelişim modeli olarak yolculuğuna başladı. Bugün ulaştığı ölçek ve yarattığı etkiyle, genç kadınların potansiyellerini güçlendiren, fırsat eşitliğini destekleyen ve geleceğin liderlerini yetiştiren güçlü bir gelişim ekosistemi olarak yoluna devam ediyor. Beş Yılda Güçlü Bir Gelişim Ekosistemi Bugüne kadar yaklaşık 20 bin başvuru alan programa yaklaşık 11 bin genç kadın kabul edilirken, 5 binden fazla katılımcı Womentum mezunu olarak kariyer yolculuğuna önemli bir adım attı. Kurulduğu günden bu yana büyüyerek gelişen program, genç kadınların kişisel gelişimlerini desteklemenin yanı sıra teknoloji, sürdürülebilirlik, liderlik ve yenilikçilik alanlarında yetkinlik kazanmalarını sağlayarak Türkiye'nin yarının ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikli iş gücünün gelişimine katkı sunuyor. Enerji Dönüşümüne Genç Kadınlardan Yenilikçi Çözümler Programın bu yılki en önemli çalışma başlığı, katılımcıları enerji teknolojilerinin geleceği üzerine düşünmeye davet eden stratejik proje süreci oldu. Katılımcılar geliştirmek istedikleri teknoloji alanlarına göre Enerjisa Üretim uzmanlarıyla eşleştirilirken, şirket mentorları 22 proje ekibine iki hafta boyunca mentorluk desteği sundu. Ara değerlendirme sürecinde proje ekipleri çözüm değeri, uygulanabilirlik, etki, proje planı ve anlatım başlıklarında değerlendirildi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda 22 takım arasından seçilen 7 takım, İstanbul'da gerçekleştirilen büyük finale katılmaya hak kazandı. Finalde 35 genç kadın, geliştirdikleri projeleri Enerjisa Üretim yöneticileri ve jüri üyelerine sunarak enerji dönüşümüne katkı sağlayacak yenilikçi çözüm önerilerini paylaştı. Birinci seçilen ekip, projelerini hayata geçirmeye yönelik bir aylık prototipleme desteğinin yanı sıra mentorluk ve staj imkânı kazandı. Böylece Womentum, başarılı fikirlerin geliştirilerek hayata geçirilmesinin de desteklendiği bir öğrenme ve inovasyon platformu olma yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu. Finale kalan diğer başarılı ekipler de mentorluk ve staj destekleriyle gelişim yolculuklarını sürdürme fırsatı yakaladı. Womentum'un beş yılda ulaştığı etkiyi ve fırsat eşitliği vizyonunu değerlendiren, Enerjisa Üretim İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Gürkale, "Beş yıl önce 'Genç kadınların kariyer yolculuğuna nasıl katkı sağlayabiliriz?' sorusuyla yola çıktık. İlk hedefimiz 500 genç kadına ulaşmaktı. O gün attığımız küçük adım, bugün Türkiye'nin 81 iline yayılan ve 5 binden fazla genç kadının gelişim yolculuğuna eşlik eden güçlü bir öğrenme ekosistemine dönüştü. Womentum'un beşinci yılında İstanbul'da bir araya gelerek eğitimlerini tamamlayan ve 'Bir Meselem Var' proje sürecini başarıyla tamamlayan genç kadınların fikirlerini dinledik. Bir kez daha gördük ki; genç kadınlara fırsat verildiğinde ortaya çıkan etki, hayal ettiğimizden çok daha büyük oluyor. Genç kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almaları, seslerini duyurmaları ve kendi yollarını cesaretle çizmeleri için yanlarında olmaya devam edeceğiz. Womentum, bu yolculukta onlara verdiğimiz uzun soluklu bir destek ve fırsat eşitliği taahhüdü. Bu beş yıllık yolculuğa emeği, fikri ve cesaretiyle katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyor, Womentum'un yeni döneminde yeniden buluşmayı heyecanla bekliyoruz." Programın teknoloji odaklı öğrenme yaklaşımını ve geleceğin yetkinliklerine katkısını vurgulayan, Enerjisa Üretim İşletme ve Yeni Teknolojiler Genel Müdür Yardımcısı Alper Serçe "Womentum ile genç kadınların akademik gelişimlerinin yanı sıra yenilikçi düşünme, problem çözme ve geleceği öngörebilme yetkinliklerini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu nedenle eğitim sürecimizi, katılımcılarımızın proje geliştirirken bugünün ihtiyaçlarının yanı sıra, kendi kariyerlerine, iş dünyasının dönüşümüne, Türkiye'nin geleceğine ve küresel gelişmelere de geniş bir perspektiften bakabilecekleri şekilde kurguladık. Gerçek ihtiyaçlardan beslenen bu öğrenme deneyimi, genç kadınların fikirlerini somut çözümlere dönüştürmelerini ve enerji sektörüne değer katacak yetkinlikler kazanmalarını sağlıyor. Genç kadınların potansiyellerini keşfederek geleceğin enerji teknolojilerine yön veren liderler arasında yer almalarını desteklemekten büyük mutluluk duyuyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Abdi İbrahim ilaç sektöründe bir ilke imza attı: Eşit ücret politikası belgelendirildi Haber

Abdi İbrahim ilaç sektöründe bir ilke imza attı: Eşit ücret politikası belgelendirildi

Abdi İbrahim, kadın ve erkek çalışanlara aynı veya eşit değerdeki iş karşılığında eşit ücret verilmesine yönelik uygulamalarıyla Equal Pay sertifikasını aldı. Şirket, EQUAL-SALARY Foundation tarafından verilen uluslararası sertifikaya sahip ilk Türk ilaç şirketi oldu. Abdi İbrahim, ücret eşitliğine yönelik politika ve uygulamalarını uluslararası sertifikayla belgelendirdi. İsviçre merkezli EQUAL-SALARY Foundation tarafından yürütülen bağımsız değerlendirme sürecini tamamlayan şirket, Equal Pay sertifikasını almaya hak kazandı. Şirketin açıklamasına göre bu sonuçla Abdi İbrahim, Türk ilaç sektöründe Equal Pay sertifikası alan ilk şirket oldu. Sertifika, kadın ve erkek çalışanların aynı veya eşit değerdeki işler için eşit ücret almasını sağlayan kurumlara veriliyor. Equal Pay sertifikası nedir? Equal Pay sertifikası, şirketlerde cinsiyete dayalı ücret farklılıklarını ve eşit değerdeki işlere uygulanan ücret politikalarını değerlendiren uluslararası bir sertifikasyon programı olarak uygulanıyor. Süreç kapsamında şirketlerin çalışanlarına ilişkin ücret ve yan hak verileri bağımsız bir denetim kuruluşu tarafından analiz ediliyor. Yalnızca temel maaşlar değil, ücretlendirme yapısının farklı bileşenleri ve şirketin eşitlik politikalarını nasıl uyguladığı da değerlendirmeye dahil ediliyor. Yapılan incelemelerin ardından kurumun ücret politikalarının belirlenen uluslararası standartlarla uyumlu olup olmadığı tespit ediliyor. Gerekli koşulları karşılayan şirketler, kadın ve erkek çalışanlara aynı ya da eşit değerdeki işler için eşit ücret sunduğunu belgeleyen sertifikayı almaya hak kazanıyor. Ücret ve yan hak verileri bağımsız denetimden geçti Abdi İbrahim’in sertifikasyon sürecinde ücretlendirme ve yan hak uygulamaları kapsamlı bir analize tabi tutuldu. Şirketin eşit işe eşit ücret yaklaşımı, bağımsız denetim sürecinin ardından uluslararası standartlara uygun bulundu. Abdi İbrahim, ücrette adalet, fırsat eşitliği ve kapsayıcı çalışma ortamı oluşturma ilkelerini insan kaynakları politikasının temel bileşenleri arasında konumlandırıyor. Şirket, kadın ve erkek çalışanların aynı ya da eşit değerdeki görevler için eşit ücret almasını yalnızca bir insan kaynakları uygulaması olarak değil, kurum kültürü ve sürdürülebilirlik stratejisinin parçası olarak değerlendiriyor. “Adil çalışma anlayışı kurum kültürümüzün temel unsuru” Abdi İbrahim CEO’su Süha Taşpolatoğlu, şirketin Türkiye ilaç sektöründe bu sertifikayı alan ilk kuruluş olmasından memnuniyet duyduklarını söyledi. Türkiye’nin büyük işverenlerinden biri olmanın önemli bir sorumluluk getirdiğini belirten Taşpolatoğlu, adil ve eşitlikçi çalışma anlayışını kurum kültürlerinin temel unsurlarından biri olarak benimsediklerini ifade etti. Kadın ve erkek çalışanların aynı veya eşit değerdeki iş karşılığında eşit ücret almasını sürdürülebilirlik yaklaşımlarının vazgeçilmez ilkeleri arasında gördüklerini vurgulayan Taşpolatoğlu, sertifikanın mevcut uygulamaların bağımsız bir değerlendirmeyle doğrulanması anlamına geldiğini kaydetti. 114 yıllık kurum kültürüne uluslararası doğrulama Abdi İbrahim’in 114 yıllık geçmişine dikkat çeken Taşpolatoğlu, şirketin bir asrı aşan başarı yolculuğunun kadın ve erkek çalışanların ortak katkısıyla şekillendiğini belirtti. Eşitlikçi ve kapsayıcı çalışma anlayışlarının bağımsız bir kuruluş tarafından tescillenmesini gelecekteki çalışmalar açısından önemli bir motivasyon kaynağı olarak değerlendiren Taşpolatoğlu, bu standardı korumayı ve geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Sertifikasyon sürecinin uygulamaları düzenli olarak ölçmenin, şeffaf biçimde değerlendirmenin ve sürekli iyileştirmenin önemini gösterdiğini ifade eden Taşpolatoğlu, şirketin sektöre örnek oluşturacak uygulamalar geliştirmeyi sürdüreceğini dile getirdi. BM Küresel İlkeler Sözleşmesi ile uyumlu yaklaşım Abdi İbrahim, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadeleyi kapsayan 10 ilkesini stratejisine ve iş süreçlerine entegre ediyor. Şirket; eşitlik, kapsayıcılık ve adaleti bu kurumsal yaklaşımın temel unsurları arasında değerlendiriyor. Equal Pay sertifikası da ücret politikalarının ölçülebilir, denetlenebilir ve uluslararası standartlarla karşılaştırılabilir hâle getirilmesi açısından önem taşıyor. HEAL2050 sürdürülebilirlik hedeflerine katkı Equal Pay sertifikası, Abdi İbrahim’in HEAL2050 sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında öncelik verdiği Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarıyla da doğrudan ilişkilendiriliyor. Sertifikasyonun katkı sağladığı temel amaçlar şöyle sıralanıyor: Sürdürülebilir Kalkınma Amacı Abdi İbrahim’in yaklaşımı SKA 5: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ücretlendirmede cinsiyete dayalı eşitsizliklerin önlenmesi SKA 8: İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme Adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir çalışma ortamı SKA 10: Eşitsizliklerin Azaltılması Eşit değerdeki işe eşit ücret uygulanması Bağımsız sertifikasyon süreci, şirketin bu alanlarda yürüttüğü uygulamaların uluslararası ölçütlerle uyumunu ortaya koyarken HEAL2050 kapsamındaki hedeflere yönelik ilerlemesini de destekliyor. Abdi İbrahim, gelecek dönemde ücret eşitliği standardını korumayı, uygulamalarını düzenli olarak ölçmeyi ve kapsayıcı çalışma kültürünü geliştirmeyi planlıyor.

Maruderm GRI Uyumlu İlk Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı Haber

Maruderm GRI Uyumlu İlk Sürdürülebilirlik Raporu’nu Yayımladı

Bilimin rehberliğinde geliştirdiği sürdürülebilir güzellik anlayışını iş stratejisinin merkezine taşıyan Maruderm, Global Reporting Initiative (GRI) Standartları ile uyumlu olarak hazırladığı ilk 2025 Sürdürülebilirlik Raporunu kamuoyuyla paylaştı. Rapor, şirketin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) alanındaki performansını şeffaf bir şekilde ortaya koyarken; Maruderm Gezegeni, Maruderm Topluluğu ve Maruderm Güvencesi olmak üzere üç temel eksen üzerine inşa edilen 3M sürdürülebilirlik yaklaşımını da ilk kez kapsamlı şekilde açıklıyor. "Cildin senin hikâyen, gelecek hepimizin" yaklaşımıyla faaliyetlerini sürdüren Maruderm, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil; ürün geliştirmeden tedarik zincirine, insan kaynağından yönetişim anlayışına kadar tüm süreçlerini şekillendiren stratejik bir yönetim modeli olarak konumlandırıyor. GRI Standartları doğrultusunda hazırlanan ve 1 Ocak-31 Aralık 2025 dönemini kapsayan rapor, şirketin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik uygulamalarını, toplumsal fayda çalışmalarını ve kurumsal yönetişim yaklaşımını uluslararası raporlama standartları çerçevesinde paydaşlarıyla buluşturuyor. Sürdürülebilirlik stratejisinin merkezinde 3M yaklaşımı yer alıyor Maruderm, sürdürülebilirlik stratejisini Maruderm Gezegeni, Maruderm Topluluğu ve Maruderm Güvencesi olmak üzere üç temel başlık altında yönetiyor. Maruderm Gezegeni; iklim değişikliğiyle mücadele, enerji ve kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir ambalaj uygulamaları ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmaları kapsıyor. Maruderm Topluluğu; çalışanlardan tedarikçilere, iş ortaklarından müşterilere kadar tüm paydaşlarla birlikte sosyal değer yaratmayı, fırsat eşitliğini güçlendirmeyi ve toplumsal fayda sağlamayı hedefliyor. Maruderm Güvencesi ise ürün güvenliği, içerik şeffaflığı, etik iş yapış biçimi ve güçlü yönetişim anlayışıyla tüketici güvenini güçlendiren uygulamaları bir araya getiriyor. Şirket, sürdürülebilirliği yalnızca belirli projelerle sınırlı bir yaklaşım yerine, değer zincirinin tamamına yayılan kurumsal bir dönüşüm modeli olarak ele alıyor. Karbon ayak izi ISO 14064-1 standardına göre hesaplandı İklim değişikliğiyle mücadeleyi öncelikli çalışma alanlarından biri olarak gören Maruderm, 2025 yılında kurumsal karbon ayak izini ISO 14064-1 Standardı kapsamında hesapladı. Kapsam 1, Kapsam 2 ve Kapsam 3 emisyonlarını analiz eden şirket, karbon emisyonlarını bundan sonraki süreçte her yıl düzenli olarak hesaplayacağını, elde edilen veriler doğrultusunda emisyon azaltım stratejilerini uygulayacağını ve çevresel performansını sürekli geliştireceğini açıkladı. Şirket ayrıca enerji verimliliğini artıran uygulamalar, lojistik optimizasyonu ve döngüsel ekonomi yaklaşımıyla kaynak kullanımını azaltmaya yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Ambalaj dönüşümünde somut sonuçlar Raporda yer alan verilere göre Maruderm, "Az ama Öz" yaklaşımı doğrultusunda 15 farklı ürününde kutu ambalaj kullanımını kaldırarak kaynak tüketimini azaltan önemli adımlar attı. Bu uygulama sayesinde yaklaşık 108 ağacın korunmasına, 16 ton CO₂e sera gazı emisyonunun önlenmesine ve 6,4 ton ambalaj kullanımının azaltılmasına katkı sağlandı. Şirket ayrıca 2025 itibarıyla tüm ürün kutularında FSC sertifikalı kâğıt kullanımına geçerken, önümüzdeki dönemde kargo ambalajlarında da aynı dönüşümü tamamlamayı hedefliyor. Kadın liderliği sürdürülebilir büyümenin önemli bir parçası İnsan odaklı kurum kültürünü sürdürülebilirlik anlayışının temel bileşenlerinden biri olarak gören Maruderm'de çalışan ekibinin yüzde 66'sını kadınlar oluşturuyor. Şirket, kadınların karar alma mekanizmalarındaki temsilini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürürken, 2030 yılına kadar kadın çalışan oranını daha da yükseltmeyi hedefliyor. Çeşitlilik ve kapsayıcılığı kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası olarak değerlendiren Maruderm, çalışan gelişimi, fırsat eşitliği ve iyi olma hâli uygulamalarını da sürdürülebilir büyümenin temel unsurları arasında görüyor. Sosyal etki odağında STK iş birlikleri güçlenecek Maruderm, sürdürülebilirlik stratejisinin sosyal boyutunda sivil toplum kuruluşlarıyla geliştirilecek iş birliklerine daha fazla odaklanmayı hedefliyor. Türk Kanser Derneği, Haytap ve İhtiyaç Haritası gibi kuruluşlarla yürüttüğü projeleri önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaştırmayı planlayan şirket; kadınların güçlenmesi, cilt sağlığı farkındalığı, çevre bilinci, hayvan refahı ve yerel kalkınma alanlarında sosyal etki yaratan projeleri artırmayı amaçlıyor. Yeni dönemde STK iş birlikleriyle geliştirilecek projeler, Maruderm'in sürdürülebilirlik yol haritasının önemli yapı taşlarından biri olacak. "Sürdürülebilirliği büyüme stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz" Maruderm CEO'su ve Kurucusu Altuğ Aynur, raporla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Maruderm'i kurarken yalnızca etkili dermokozmetik ürünler geliştirmeyi değil, doğaya, insana ve geleceğe karşı sorumluluk alan bir marka oluşturmayı hedefledik. Bugün yayımladığımız GRI uyumlu ilk Sürdürülebilirlik Raporumuz, bu yaklaşımımızın en somut göstergelerinden biri. Sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin merkezine yerleştiriyor; çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki çalışmalarımızı Maruderm Gezegeni, Maruderm Topluluğu ve Maruderm Güvencesi olarak tanımladığımız 3M yaklaşımıyla yönetiyoruz. Bu kapsamda kurumsal karbon ayak izimizi ISO 14064-1 Standardı doğrultusunda hesapladık. Bundan sonraki dönemde karbon emisyonlarımızı her yıl düzenli olarak ölçerek emisyon azaltım stratejilerimizi kararlılıkla uygulayacağız. Aynı zamanda kadınların liderliğini destekleyen kapsayıcı kurum kültürümüzü güçlendirirken, sivil toplum kuruluşlarıyla kuracağımız iş birliklerini artırarak sosyal etkimizi daha da büyütmeyi hedefliyoruz. Güzellik sektöründe sürdürülebilir dönüşümün önemli aktörlerinden biri olma hedefiyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz." “Rapor önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerimizi de ortaya koyuyor” Maruderm Kıdemli Sürdürülebilirlik Uzmanı Ece Nur Balcı ise rapora ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Maruderm'de sürdürülebilirliği yalnızca çevresel uygulamalarla sınırlı değil, iş yapış biçimimizin tamamına yön veren bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. GRI Standartları doğrultusunda hazırladığımız ilk Sürdürülebilirlik Raporumuz, çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki performansımızı şeffaflıkla paylaşırken, önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerimizi de ortaya koyuyor. 3M yaklaşımımız doğrultusunda karbon yönetiminden toplumsal etki çalışmalarına, ürün güvenliğinden kapsayıcı kurum kültürüne kadar tüm süreçlerimizi sürekli geliştirmeye ve paydaşlarımızla birlikte daha sürdürülebilir bir gelecek için değer üretmeye devam edeceğiz." İlk sürdürülebilirlik raporuyla birlikte Maruderm, uluslararası raporlama standartlarına uyumlu, şeffaf ve hesap verebilir sürdürülebilirlik yönetimini kurumsal yapısının önemli bir parçası haline getirirken; çevresel etkisini azaltan, toplumsal fayda üreten ve etik yönetişimi güçlendiren uygulamalarını önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaştırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.