Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fiyat Artışı

Kapsül Haber Ajansı - Fiyat Artışı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fiyat Artışı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Akaryakıt İstasyonlarına Yönelik Şikayetler 3 Haftada Yüzde 71 Arttı Haber

Akaryakıt İstasyonlarına Yönelik Şikayetler 3 Haftada Yüzde 71 Arttı

Çözüm platformu Şikayetvar verilerine göre, akaryakıt istasyonlarına yönelik şikayetler aylık bazda yüzde 26 artarken, son üç haftada artış oranı yüzde 71’e ulaştı. Yıllık artış ise yüzde 8 seviyesinde gerçekleşti. En çok şikayet edilen konular neler? Zam beklentisiyle satış yapılmaması: İstasyonların fiyat artışı öncesinde yakıt satışını durdurduğu veya müşterileri beklettiği, satışın ise zamlı tarifeden yapıldığı ifade ediliyor. Fiyat dalgalanmaları ve istasyonlar arası farklar: Aynı gün ve aynı bölgede dahi litre fiyatlarında ciddi farklılıklar görülmesi, tüketicilerde güven sorununa yol açıyor. Ani ve sık fiyat değişimleri: Fiyatların gün içinde hızlı ve öngörülemez şekilde değişmesi, kullanıcıların planlama yapmasını zorlaştırıyor. Yakıt olmasına rağmen satış yapılmaması: Bazı istasyonlarda depoda yakıt bulunmasına rağmen satış yapılmadığı yönünde şikayetler öne çıkıyor. Yakıt bulunamaması ve bilgilendirme eksikliği: İstasyona giden kullanıcıların yakıt olmadığı gerekçesiyle geri çevrildiği ve bu durumun önceden bildirilmemesi mağduriyet yaratıyor. Şeffaflık eksikliği: Fiyatlandırma politikalarının açık olmaması ve fiyat değişimlerinin gerekçesinin paylaşılmaması tüketici memnuniyetini olumsuz etkiliyor. Hizmet kalitesinde düşüş: Yoğunluk, operasyonel sorunlar veya personel kaynaklı nedenlerle hizmet kalitesinde dalgalanmalar yaşanıyor. Konuyla ilgili platforma yansıyan şikayetlerden bazıları ise şöyle sıralandı: “Ankara Yenimahalle’deki benzin istasyonunda yakıt almak için durduğumda, pompa görevlisi aracımı önce 200 TL’lik yakıtla doldurdu, ardından aracımın yakıt pompasının arızalı olduğunu söyleyerek devamında yakıt vermeyi reddetti. Daha sonra aynı istasyonda, 28.03.2026 gecesi mazota gelecek 6 TL’lik zam nedeniyle yakıt verilmediğini ve ‘pompa arızalı’ bahanesinin bu gerekçeyle öne sürüldüğünü öğrendim. Bu durumun hem müşteriyi yanıltıcı hem de keyfi bir uygulama olduğunu düşünüyorum.” “09.03 tarihinde Kocaeli Körfez’de bir akaryakıt istasyonunda yakıt almak istediğimde, saat 23.45 sonrası görevliler zam beklendiğini söyleyerek beni araçta bekletti. Zamlı fiyat yürürlüğe girdikten sonra yakıt verildi ve bu nedenle daha yüksek fiyattan işlem yapıldı. 00.06’da yaklaşık 4 bin 400 TL tutarında motorin aldım. Hesaplamama göre yaklaşık 325 TL fazladan ödeme yaptım. Müşterinin bilinçli şekilde bekletilerek fiyat artışına maruz bırakılmasının haksız ve etik dışı olduğunu düşünüyorum.” “08 Mart 2026’da Gaziantep Şahinbey’de bir akaryakıt istasyonunda LPG almak istedim. Görevli, depoda LPG olmasına rağmen maliyetler nedeniyle satış yapmadıklarını söyleyerek beni geri çevirdi. Yakıt bulunmasına rağmen satış yapılmaması nedeniyle başka istasyona gitmek zorunda kaldım; bu durum zaman kaybına yol açtı ve ailemle birlikte mağduriyet yaşamama neden oldu.” “27.03.2026 akşamı saat 19.49’da bir akaryakıt istasyonundan aracımı 69,98 TL/L fiyatla motorin ile doldurdum. Aynı gün başka bir istasyonda aynı ürünün 68,47 TL/L’den satıldığını öğrenince durumu sorguladım. Müşteri hizmetlerinden, bayilerin serbest piyasa koşullarında farklı fiyat belirleyebildiği bilgisi verildi. Ancak aynı ürün için bu kadar fiyat farkı olması güven sarsıcı ve tüketici açısından rahatsız edici bir durum. Bu fiyat farklılıklarının nedenine dair kamuoyunun bilgilendirilmesini ve müşterileri mağdur etmeyecek daha şeffaf bir fiyat politikası uygulanmasını talep ediyorum.” “29.03.2026 saat 22.20 civarında bir akaryakıt istasyonuna motosikletimle yakıt almak için gittim. Yolda benzinin bitmesi nedeniyle yaklaşık 2 km motoru iterek ulaştım ancak istasyonda benzin olmadığı söylenerek yakıt verilmedi. Yakıt bulunmaması ve önceden herhangi bir bilgilendirme yapılmaması nedeniyle mağdur oldum. Bu istasyona güvenerek güzergâhımı planlamışken yakıt bulamamak ciddi bir sorun yarattı.” “27 Mart gecesi 23.45 civarında Manisa Salihli’de bir akaryakıt istasyonunda mazot almak istedim. Görevli, zam beklendiğini söyleyerek yaklaşık 20 dakika beklemem gerektiğini belirtti ve yakıt satışı yapılmadı. İstasyondan ayrıldıktan sonra yakın bir başka istasyondan kısa sürede sorunsuz şekilde mazot alabildim. Zam beklentisiyle müşteriye yakıt verilmemesinin kabul edilemez olduğunu ve mağduriyet yarattığını düşünüyorum.” “24 Mart akşamı saat 23:30 civarında Ankara bir akaryakıt istasyonunda motorin almak istedim. Zam beklentisi nedeniyle yakıt satışı durduruldu ve benimle birlikte birçok kişi mağdur edildi. Görevliler önce nöbet değişimini gerekçe gösterdi, ardından talimat gereği motorinin sadece saat 00.00’dan sonra verileceğini ifade etti. Ödeme yöntemi fark etmeksizin yakıt almak istememe rağmen satış yapılmadı. Zam gerekçesiyle satış yapılmamasının kabul edilemez olduğunu düşünüyor, konunun incelenmesini ve benzer mağduriyetlerin önlenmesi için gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyorum.” “22 Mart gecesi 23.50 civarında İstanbul Sancaktepe’de bir akaryakıt istasyonuna benzin almak için gittim ancak ‘gün sonu’ gerekçesiyle satış yapılmayacağı, 00.05’te başlanacağı söylenerek yakıt alamadım. Gece saatlerinde acil ihtiyaca rağmen satış yapılmaması mağduriyete neden oldu. Bu uygulamanın standart bir prosedür mü yoksa istasyona özel bir durum mu olduğunun açıklanmasını istiyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orta Doğu’daki Çatışma Emtia Fiyatlarının Hızla Yükselmesine Neden Oluyor Haber

Orta Doğu’daki Çatışma Emtia Fiyatlarının Hızla Yükselmesine Neden Oluyor

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface sektör ekonomisti Simon Lacoume, “Orta Doğu’daki mevcut tırmanış emtia piyasalarını sert biçimde etkiliyor. Çatışmanın kilitlenip kilitlenmeyeceği, değer zincirinin aşağı yönlü kısmındaki mevcut şokun boyutunu belirleyecek” dedi. Petrol fiyatları: uzun süreli bir şok mu? Katar’daki Ras Laffan gaz kompleksine yönelik son saldırılar enerji emtialarının fiyatında ilave bir artışı tetikledi. Geçen hafta varil başına 119 dolarla zirve yapan Brent petrol, bir ayda yüzde 50 yükseldi. Bu artış homojen değil. Umman DME ham petrolü varil başına 160 doların üzerine çıkarken, ABD WTI petrolü varil başına yaklaşık 100 dolar seviyesinde seyrediyor; bu durum fiyatlar üzerindeki etkinin bölgeye ve ürüne göre son derece eşitsiz olduğunu yansıtıyor. Çatışma uzadıkça bu artış değer zinciri boyunca yayılmaya başladı. ABD’de perakende benzin fiyatları tarihi bir zirveye ulaştı (galon başına 3,96 dolar, aylık bazda yüzde 35 artış). Asya’da dizel fiyatları (Singapur) çatışmanın başlangıcından bu yana neredeyse üç katına çıkarak varil başına 256 dolara ulaştı; Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’ne (IATA) göre küresel jet yakıtı fiyatları ise iki katına çıktı. Arz kesintilerinin merkezinde doğal gaz var Artış doğal gazda da görülüyor. Avrupa’da gaz vadeli işlem kontratları (Hollanda TTF endeksi) bir ayda yüzde 85 yükselerek megavat saat başına 55 avroya çıktı; Asya referans fiyatı (LNG Japonya/Kore Marker) aynı dönemde iki katına çıktı ve bu durum ithalatçı piyasaların kalıcı kırılganlığını yansıtıyor. Buna kıyasla ABD piyasası arz kesintilerine daha az maruz görünüyor. Buna rağmen ABD Henry Hub fiyatı güçlü bir yukarı yönlü baskı altında (aylık bazda yüzde 36 artış); bu durum enerji gerilimlerinin halihazırda küresel ölçekte yayıldığını gösteriyor. Sonuç olarak birçok petrokimyasal bileşiğin fiyatları katlanarak artıyor. Körfez ülkeleri, tüm plastik endüstrisi için kritik olan petrokimyasal ürünlerin Asya’daki başlıca tedarikçileri konumunda. Singapur’da naftanın tonu 1.000 dolara ulaştı; bu, çatışmanın başlangıcından bu yana yüzde 60’ın üzerinde artış anlamına geliyor. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve Asya’daki tarihsel olarak düşük stok seviyeleri (2 ila 3 hafta), polimer fiyatlarını (polipropilen, polietilen, polistiren, PVC) şimdiden yükseltti. Bu durum artık tüm değer zinciri boyunca yayılma riski taşıyor. Bu eğilim, bakır ve nikel cevherinin liçi için temel bir girdi olan kükürdü de etkiliyor. Tek bir ayda yüzde 25’lik fiyat artışı, Şili, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Endonezya gibi bu girdiye yüksek ölçüde bağımlı madencilik üreticilerini risk altına sokuyor. Elverişli bir tarım takvimine rağmen gübre fiyatları hızla yükseliyor Ucuz yerli enerji arzı sayesinde Körfez ülkeleri bu piyasalarda merkezi bir konuma sahip; küresel azotlu gübre ihracatının yaklaşık yüzde 19’unu ve küresel üre hacminin yüzde 36’sını oluşturuyor. Suudi Arabistan ise fosfatın dördüncü büyük ihracatçısı konumunda. Bununla birlikte doğal gaz, azotlu gübre üretim maliyetlerinin yüzde 80’ine kadarını oluşturuyor. Gaz fiyatlarındaki sıçrama bu nedenle otomatik olarak gübre fiyatlarının artmasına yol açıyor: granül ürenin tonu (FOB Orta Doğu) çatışmanın başlangıcından bu yana yüzde 37 artarak 665 dolara çıktı. Ancak uygun zamanlama nedeniyle etki şimdilik sınırlı kalıyor. Şu an yalnızca ABD’li tahıl üreticileri etkilenmiş görünüyor; fakat kesintilerin sürmesi durumunda Brezilya, Hindistan hatta Avrupa daha fazla maruz kalabilir. Olumsuz etkiler doğrudan gübre akışlarının ötesine de uzanabilir – azotlu gübre ithalatlarının sırasıyla yüzde 63’ünü, yüzde 24’ünü ve yüzde 21’ini Körfez ülkelerinden karşılayan Hindistan, Brezilya veya ABD’ye – ayrıca Körfez ülkelerinden ihraç edilen kükürde yüksek ölçüde bağımlı olan dünyanın en büyük fosfat kayası üreticisi Fas gibi üçüncü ülkeleri de etkileyebilir. En yüksek risk altındaki metal: Alüminyum Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte, küresel alüminyum üretiminin yüzde 8’ini oluşturan Körfez ülkeleri, iç üretimlerini ihraç edemiyor veya izabe tesislerinin ihtiyaç duyduğu ham maddeleri (boksit ve alümina) ithal edemiyor. 16 Mart Pazartesi günü bölgedeki alüminyumun yüzde 25’ini üreten Aluminum Bahrain (Alba), bu nedenle üretiminin yüzde 19’unu askıya aldığını açıkladı; bu oran bölgenin alüminyum üretiminin yüzde 5’ine karşılık geliyor. Orta Doğu’daki kargaşadan uzakta ise Mosal, aşırı yüksek görülen enerji maliyetlerini gerekçe göstererek Mozambik’teki operasyonlarını durdurduğunu duyurdu. Bu olumsuz tablo karşısında alüminyum fiyatları yukarı yönlü bir eğilim izlemeye devam ediyor (aylık bazda yüzde 11,5 artış) ve 12 Mart’ta ton başına 3.500 dolarla zirve yaptı; son bir yıldaki artış ise yaklaşık yüzde 25 oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otomobil Piyasasında Reel Fiyatlarda Gerileme Sürüyor Haber

Otomobil Piyasasında Reel Fiyatlarda Gerileme Sürüyor

Şubat ayı verileri incelenerek hazırlanan rapora göre, otomobil talep endeksi geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 5,6 artış gösterirken bir önceki aya göre yüzde 8,1 azaldı. Ortalama reel fiyatlar geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,9, bir önceki aya göre ise yüzde 2 düşüş kaydetti. Satılık otomobillerin ilanda kalma süresi bir önceki aya kıyasla 1,6 gün kısalarak 21,3 güne geriledi. Otomobil fiyatlarında C sınıfı öne çıktı Ortalama otomobil fiyatı B sınıfında 753 bin 500 TL, C sınıfında 1 milyon 16 bin TL, D sınıfında 1 milyon 463 bin TL ve E sınıfında 2 milyon 436 bin TL olarak gerçekleşti. Yıllık fiyat değişimine bakıldığında ise B sınıfında yüzde 24,7, C sınıfında yüzde 26,1, D sınıfında yüzde 25,3 ve E sınıfında yüzde 23,9 artış görüldü. Yakıt türüne göre ortalama otomobil fiyatlarında değişiklik Şubat ayı verilerine göre yakıt türüne göre ortalama otomobil fiyatları incelendiğinde benzinli araçlarda ortalama fiyat 1 milyon 418 bin TL, benzin & LPG’li araçlarda 605 bin 450 TL, dizel araçlarda 1 milyon 117 bin TL, hibrit araçlarda 2 milyon 580 bin TL ve elektrikli araçlarda 3 milyon 833 bin TL olarak gerçekleşti. Yıllık değişim oranlarına bakıldığında ise benzinli araçlarda yüzde 20,7, benzin & LPG’li araçlarda yüzde 19,2, dizel araçlarda yüzde 18,7, hibrit araçlarda yüzde 18,9 ve elektrikli araçlarda yüzde 9,1 artış görüldü. 2014-2018 model araçlarda fiyat artışı öne çıktı Yaşlı araç grubunda 2004–2008 model otomobillerin ortalama fiyatı 489 bin 614 TL, 2009–2013 model araçlar 811 bin 23 TL, 2014–2018 model araçlar ise 1 milyon 246 bin TL olarak gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına kıyasla fiyat değişimleri 2004–2008 model araçlarda yüzde 9,3, 2009–2013 model araçlarda yüzde 16,1 ve 2014–2018 model araçlarda yüzde 17,2 oldu. Genç araç grubunda ise 2019 model otomobillerin ortalama fiyatı 1 milyon 419 bin TL, 2020 model araçlar 1 milyon 663 bin TL, 2021 model araçlar 1 milyon 675 bin TL, 2022 model araçlar 1 milyon 785 bin TL, 2023 model araçlar 2 milyon 54 bin TL ve 2024 model araçlar 2 milyon 144 bin TL olarak kaydedildi. Yıllık değişim oranları 2019 model araçlarda yüzde 13,6, 2020 model araçlarda yüzde 16,2, 2021 model araçlarda yüzde 14,1, 2022 model araçlarda yüzde 6,8, 2023 model araçlarda yüzde 8,2 ve 2024 model araçlarda yüzde 11,9 oldu. Yıllık talepte artış Otomobil talep endeksi bir önceki aya göre yüzde 8,1 düşüş, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 5,6 artış gösterdi. Satılık ilan sayısı bir önceki aya kıyasla yüzde 1,8, satılan ilan sayısı ise yüzde 6 düştü. Bu gelişmeler sonucunda satılan otomobil sayısının satılık ilan sayısına oranı 1 puan azalarak yüzde 21,3 oldu. Satılık otomobillerin ilanda kalma süresi ise bir önceki aya göre 1,6 gün kısalarak 21,3 güne indi. ,Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konutta Erişilebilirlik İçin Yeni Adımlar Haber

Konutta Erişilebilirlik İçin Yeni Adımlar

Türkiye’de konut fiyatları ve inşaat maliyetlerindeki yükseliş, barınmayı daha geniş kesimler için önemli bir gündem maddesine dönüştürürken; sektör temsilcileri, konuta erişimin yeniden mümkün hale gelmesi için maliyetleri düşürecek yapısal adımların, finansman modellerinin ve üretimi artıracak planlamanın birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor… Türkiye’de konut piyasasında fiyat artışı ve erişilebilirlik sorunu giderek derinleşirken, resmi veriler de maliyet baskısının sürdüğüne işaret ediyor. TÜİK verilerine göre İnşaat Maliyet Endeksi 2024 yılında yıllık bazda yüzde 67’nin üzerinde artış gösterirken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın açıkladığı Konut Fiyat Endeksi aynı dönemde Türkiye genelinde yıllık yüzde 75’e yaklaşan bir yükseliş kaydetti. Sektör temsilcileri, bu tabloyla birlikte hem üretim maliyetlerinin hem de satış fiyatlarının hızla yükseldiğini; bunun da konuta erişimi özellikle orta gelir grubu açısından daha da zorlaştırdığını belirtiyor. SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, konut piyasasında yaşanan yükselişin yalnızca fiyat artışıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda ciddi bir erişilebilirlik sorunu yarattığını vurgulayarak, “İnşaat maliyetlerindeki artış, konut fiyatlarına doğrudan yansıyor. Arsa, işçilik, malzeme ve finansman maliyetleri bir araya geldiğinde konut üretimi ciddi bir mali baskı altında gerçekleşiyor. Bu tablo fiyatları yukarı taşırken, konutun geniş kesimler için erişilebilirliğini her geçen gün azaltıyor. Konut fiyat endeksindeki artış, piyasadaki baskının devam ettiğini gösteriyor ancak bence asıl sorun fiyatların yükselmesi değil; konutun orta gelir grubunun dahi erişemeyeceği noktaya gelmesi. Buna rağmen doğru adımlar atıldığında konutun yeniden erişilebilir hale gelebileceğini düşünüyorum. Bu nedenle uzun vadeli, sürdürülebilir ve daha ulaşılabilir finansman modellerine ihtiyaç var. Kamu-özel sektör iş birlikleri, uygun vadeli kredi mekanizmaları ve yeni nesil finansman çözümleri, orta gelir grubunun konuta erişimini yeniden güçlendirebilir. Öte yandan konut arzı artmadığı sürece fiyatlarda kalıcı bir denge sağlanmasının mümkün olmadığını da görüyoruz. Üretimi hızlandıracak planlama süreçleri, ruhsat aşamalarında sadeleşme ve şeffaflık sektörün önünü açacaktır. Türkiye’de konutun yeniden erişilebilir hale gelmesi için maliyetleri düşüren, üretimi artıran, finansmana erişimi kolaylaştıran ve planlamayı güçlendiren bütüncül bir modele ihtiyaç var. Bu dönüşümün sadece sektör için değil; şehirlerin daha sağlıklı büyümesi, yaşam kalitesinin artması ve toplumsal refahın güçlenmesi açısından da önemli bir fırsat sunduğuna inanıyorum” ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konut Piyasasında Talep Var, Karar Süreci Uzuyor Haber

Konut Piyasasında Talep Var, Karar Süreci Uzuyor

projedefirsat.com platformunda izlenen güncel proje ve ilan hareketleri ise bu görünümü teyit ediyor; piyasada bir duraksama değil, alıcıların daha uzun değerlendirme yaptığı ve karar kriterlerini sıkılaştırdığı yeni bir denge dönemine işaret ediyor. Bu hafta açıklanan TÜİK ve TCMB verileri, konut piyasasında fiyat artış hızının yavaşladığını ancak satış ve işlem hacminin korunduğunu ortaya koydu. TCMB Konut Fiyat Endeksi’ne göre yıllık fiyat artışı yüzde 29 seviyesine gerilerken, TÜİK verileri 2025 yılı genelinde konut satışlarının yüzde 14’ün üzerinde arttığını gösterdi. Açıklanan rakamlar, piyasada bir durgunluktan ziyade alıcı davranışlarının değiştiğine işaret ederken, projedefirsat.com platformunda izlenen güncel proje ve ilan hareketleri konut alıcısının hızlı karar döneminden uzaklaştığını ortaya koyuyor. Konut Alıcılarının Yüzde 60’ı Karar Öncesinde En Az Üç Projeyi Karşılaştırıyor projedefirsat.com verilerine göre platform kullanıcılarının yaklaşık yüzde 60’ı, konut kararı öncesinde en az üç farklı projeyi karşılaştırıyor. Aynı dönemde proje sayfalarında geçirilen ortalama inceleme süresindeki artış, alıcıların hızlı karar döneminden uzaklaştığını ve satın alma sürecini daha fazla analiz ve karşılaştırma üzerinden yürüttüğünü gösteriyor. Bu eğilim, konut alıcısının piyasadan çekilmediğini ancak karar kriterlerini sıkılaştırdığı yeni bir döneme işaret ediyor. “Piyasada Talep Var Ama Karar Süreci Uzadı” Gayrimenkul piyasasında yaşanan bu dönüşümü değerlendiren projedefirsat.com Genel Müdürü İrfan Erkmen, alıcı davranışlarındaki değişimin sahada net biçimde hissedildiğini söyledi. Erkmen, “Son dönemde piyasanın durduğuna dair bir algı var ancak platform verilerimiz bu algıyı doğrulamıyor. Talep tamamen ortadan kalkmış değil; buna karşılık alıcılar daha fazla karşılaştırma yapıyor ve karar süresini uzatıyor” dedi. Erkmen’e göre fiyatın tek başına belirleyici olduğu dönem geride kalırken, lokasyon, yapı güvenliği ve uzun vadeli değer potansiyeli gibi kriterler öne çıkıyor. “Bugün konut alıcısı acele etmiyor. Daha bilinçli, daha karşılaştırmalı ve daha seçici bir satın alma süreci yürütüyor. Bu tablo, piyasada bir frenden ziyade vites değişimine işaret ediyor” ifadelerini kullandı. Teslim Süresi ve Lokasyon Belirleyici Hale Geldi projedefirsat.com verilerine göre son dönemde platform kullanıcılarının arama ve filtreleme davranışlarında teslim tarihi ve lokasyon kriterlerinin kullanımında belirgin artış yaşanıyor. Kullanıcıların önemli bir bölümünün, fiyat karşılaştırmasından önce projenin teslim süresini ve bulunduğu bölgeyi incelemeye aldığı görülüyor. Bu eğilim, konut alıcısının kısa vadeli fırsatlardan ziyade planlama, güvenlik ve uzun vadeli değer odaklı karar vermeye başladığını ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye 2025’in İlk Yarısında 25 Milyondan Fazla Turist Ağırladı Haber

Türkiye 2025’in İlk Yarısında 25 Milyondan Fazla Turist Ağırladı

Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri firması EY (Ernst&Young) çatısı altında faaliyet gösteren EY-Parthenon’un (EYP) gerçekleştirdiği Türkiye Turizm ve Konaklama Sektörü Görünümü çalışması yayımlandı. Sektörün 2024 ve 2025 yılları arasındaki büyüme ve değişimini baz alan araştırma, 2025 yılının tamamı için beklentileri de ortaya koyuyor. Sektörün 2025 sonu hedefi 65 milyon uluslararası turiste ulaşarak 64 milyar dolar gelir elde etmek EYP çalışmasına göre; Türkiye 2025’in ilk yarısında, 25 milyondan fazla uluslararası ziyaretçi ağırlayarak bir önceki yılın aynı dönemine göre %1,7’lik bir artış kaydetti. Ziyaretçilerin yaklaşık %57’sinin Antalya, %17’sinin İstanbul ve %11’inin Muğla’yı tercih etmesi, turizm hareketliliğinin ağırlıklı olarak bu üç ilde yoğunlaştığını gösteriyor. 2025 yılı ilk yarısında geçen senenin aynı dönemine kıyasla Nevşehir’de %60, Mardin’de %51, Çanakkale’de %23 ve Trabzon’da %17 oranında da artış kaydedildi. Bu eğilim, Türkiye’ye gelen ziyaretçilerin deniz-kum-güneş turizmi ile birlikte kültür, tarih ve yerel deneyimlere dayalı seyahatlere de yöneldiğini gösteriyor. 2024’te 62 milyon olan uluslararası ziyaretçi sayısının, 2025 yılında 65 milyona yükselmesi bekleniyor. Çalışmaya göre Türkiye, turizm gelirlerinde de ciddi oranda artış sağladı. 2025 yılının ilk yarısında 25,4 milyar dolara ulaşan turizm gelirleri, 2024 yılının aynı dönemine göre %7,4 oranında artış gösterdi. 2024 yılında 61,1 milyar dolar olan toplam turizm gelirinin, 2025 yılında %4,7 artışla 64 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Turizm gelirindeki artışta kişi başı harcama düzeyindeki yükseliş belirleyici unsur oldu. 2025 yılının ilk yarısında kişi başına ortalama harcama günlük 996 dolara ulaşarak %5,6 oranında artış gösterdi. Bu eğilim, geçmiş yıllara kıyasla daha yüksek harcama kapasitesine sahip turist segmentlerine doğru kademeli bir geçiş olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin fiyatları uluslararası standartlara yaklaştı Çalışmada yer alan ve TÜİK tarafından açıklanan Haziran 2025 verilerine göre “Lokanta ve Oteller” grubunda yıllık fiyat artışı TL bazında %35,59 olarak gerçekleşti ve hizmetler genelinde artış %50,34’e ulaştı. Bu durum, Türkiye’nin fiyat seviyelerinin uluslararası standartlara yaklaştığını ve daha rekabetçi bir konumda olma yolunda ilerlediğini gösteriyor. Özellikle Akdeniz bölgesi, uluslararası lüks otel ve konaklama markalarının gelmesiyle önemli bir destinasyon haline geldi. Almanya, Rusya ve diğer Avrupa ülkeleri, 2025’in ilk yarısında Türkiye’yi en çok ziyaret eden başlıca ülkeler arasında yer aldı. Uluslararası talep istikrarlı seyrediyor Çalışmaya göre; 2024 yılının ilk yarısında %2,3 oranında büyüyen GSYH’nin, 2025 yılının aynı döneminde %4,8’lik artış kaydetmesi, ekonominin dayanıklılığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte, makroekonomik görünümün yanı sıra bölgesel ekonomik ve siyasi gelişmelerin turizm sektörünü etkilediği görülüyor. İstanbul ve Antalya yeni yatırımların merkezi konumunda Yatırımcı ilgisi, Antalya ve Muğla gibi kıyı destinasyonlarda ve İstanbul gibi kentsel merkezlerde yoğunlaşmaya devam ediyor. Süregelen seyahat talebinin yanı sıra MICE (Kongre turizmi) segmentindeki toparlanma da bu yoğunluğa katkı sağlıyor. İstanbul ve Antalya, 19.038 odalık 130 otel projesi ile yeni yatırımların merkezi konumunda yer alıyor. Bu arzın %40’ı İstanbul’da yer almakta olup, şehirde 49 proje kapsamında 7.903 yeni oda planlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılı haziran ayı itibarıyla doluluk oranları Antalya’da %84,35, İstanbul’da %49,54 ve Muğla’da ise %65,61 olarak gerçekleşti. Şubat 2025 itibarıyla geçtiğimiz 1 yılda mevcut oda başına gelirde (RevPAR) Türkiye’de %20, İstanbul’da ise %25’lik artış görüldü. Çalışmaya göre, lüks ve üst segment resort varlıklarının, kişi başına harcamadaki artışın da desteğiyle uluslararası yatırımcılar açısından cazibesini koruduğu gözlemlendi. Yüksek inşaat maliyetleri yenileme projelerini temel yatırım stratejisi haline getiriyor Çalışmaya göre; sürdürülebilirlik ve ESG (çevresel, sosyal ve kurumsal yönetim) standartları, yatırım kararlarını giderek daha fazla şekillendirirken; enerji verimliliği ve yeşil sertifikasyonlar, yatırımcı ilgisini çeken önemli farklılaştırıcı unsurlar haline geliyor. “Türkiye hâlâ lüks segment otel grupları için cazip bir yatırım destinasyonu” EY-Parthenon Türkiye Ticari Gayrimenkul İşlemleri Kıdemli Direktörü Gün Gökkaya, Türkiye turizm ve konaklama sektörü için şu değerlendirmelerde bulundu: “EY Parthenon olarak hazırladığımız çalışmaya göre; makroekonomik dalgalanmalara karşın Türkiye hâlâ lüks segment otel grupları için cazip bir yatırım destinasyonu olma özelliğini koruyor. Bu durumun da etkisiyle Türkiye, turizm ve konaklama sektörü dayanıklı yapısını koruyarak dengeli bir büyüme ivmesi sergiliyor. Yukarı yönlü gelir performansı, çeşitlenen destinasyon yapısı ve sürdürülebilirlik temelli yatırımlar, sektörün uzun vadede rekabet gücünü destekliyor. Bu noktada, artan maliyetler ve hizmet fiyatlarındaki yükselişin, Türkiye’nin fiyat avantajını bir miktar azalttığını belirtmemiz gerekiyor. Buna karşın, lüks ve üst segment tesislere yönelik artan talep görüyoruz. Güçlü turizm gelirleri, sektörde nakit akışı istikrarını ve borç ödeme kapasitesini destekleyerek kredi dinamiklerini destekliyor. Yerel bankaların; mevcut varlıkların renovasyon ve yenileme projelerine finansman sağlamayı, yeni otel geliştirme projelerine göre daha fazla tercih etmesi, artan inşaat maliyetleri ile birlikte yeni projeleri daha maliyetli hale getiriyor. Bu durum yatırımcıların daha fazla alternatif finansman modellerine yönelmesine sebep olurken, özellikle ortak girişimler, özel sermaye fonları ve gelir paylaşımı anlaşmaları öne çıkıyor. Uluslararası turistlere yönelik tatil bölgelerinde işletmeler, döviz kuru riskini azaltmak için döviz üzerinden fiyatlama yaparak, kur sabitleme gibi yöntemlerle gelirlerini güvence altına alıyor.”

Arsahane'den 2025 Raporu: "Nitelikli Arsa, Dolar ve Altını Geride Bıraktı" Haber

Arsahane'den 2025 Raporu: "Nitelikli Arsa, Dolar ve Altını Geride Bıraktı"

Ekonomik dalgalanmaların yaşandığı 2025 yılında, yatırımcılar güvenli liman arayışını sürdürdü. Arsahane'nin açıkladığı verilere göre, doğru lokasyonda, imarı ve altyapısı tamamlanmış "Smart Parsel" modelindeki araziler, enflasyon karşısında yatırımcısına reel getiri sağlayan en önemli araçlardan biri oldu. Son 5 Yıllık Getiri Analizi: Arsa Yatırımı, Altını İkiye Katladı TCMB (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) verilerine ve portföy analizlerine dayanarak hazırlanan 2019-2025 dönemi karşılaştırmalı getiri raporu çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Rapora göre; Ocak 2019 ve Ocak 2025 tarih aralığı baz alınarak incelendiğinde dolar kuru %700’ü aşan değer artışı kaydederken, gram altın %1400’ün üzerinde getiri sağladı. Türkiye genelinde imarlı arsalardaki fiyat artışı ise istatistiklere göre %1300’ü bulurken, Arsahane'nin geliştirdiği, hukuki süreçleri tamamlanmış, imarlı, ifrazlı, yolu açılmış yani değer artışı hızlandırılmış arsalarında bu oran %2600'ün üzerine çıkıyor. Veriler, nitelikli arsa yatırımının, son 5 yılda altının getirisini neredeyse ikiye katladığını gösteriyor. Bu rekor getiri oranındaki en büyük çarpan etkisi ise "ham toprak" ile "geliştirilmiş arsa" arasındaki nitelik farkından kaynaklanıyor. Hukuki riskleri barındıran, altyapısı belirsiz araziler yerine; imar durumu netleşmiş ve yaşam kurgusu hazırlanmış projelere odaklanılması, değer artışını tesadüf olmaktan çıkarıp matematiksel bir kesinliğe dönüştürüyor. Arsahane modeli, yatırımcıyı bürokratik süreçlerin getirdiği zaman maliyetinden kurtararak doğrudan sonuca odaklıyor. Arsahane, şimdiye dek toplamda 600 bin metrekareyi aşan arsa geliştirdi ve binlerce parseli yatırımcısına kazandırdı.

Konut Satışları Artıyor, Fiyatlar Reelde Geriliyor Haber

Konut Satışları Artıyor, Fiyatlar Reelde Geriliyor

Konut satış adetlerine baktığımızda Ekim ayında 164 bin 306 konut satıldığı görülüyor. Bu rakam ile konut satış adedi geçen senenin Ekim ayına göre %0,5 oranında düşüş göstermiş oldu. 2025 yılının Ocak-Ekim döneminde ise konut satışları geçen senenin aynı dönemine göre %16,2 artarak 1 milyon 293 bin 33 olarak gerçekleşti. Geçen senenin Ocak-Ekim dönemi ile karşılaştırıldığında, en dikkat çekici artışın %64,0 ile ipotekli (kredili) konut satışlarında olduğu görülüyor. Endeksa Genel Müdürü ve Kurucu Ortağı Görkem Öğüt, rapora ilişkin şunları söyledi: “Ekim ayında satış adetlerinde küçük bir gerileme görülse de yılın ilk 10 ayında kaydedilen %16,2’lik artış, konut talebinin güçlü seyrini koruduğunu gösteriyor. 2025 sonunda konut satışlarının 1,5 milyon adedin üzerine çıkmasını bekliyoruz. Buna karşın fiyat tarafında daha dengeli bir görünüm var. Konut satış fiyatları yıllık bazda nominal olarak yükselse de enflasyondan arındırıldığında Şubat 2024’ten beri reel gerileme devam ediyor; kira piyasasında da benzer bir eğilim görüyoruz. Bu tablo, pandemiden sonraki hızlı değer artışlarının ardından piyasanın normalleştiğini, yatırım amaçlı alımların yerini kullanıcı odaklı talebin aldığını gösteriyor. Önümüzdeki dönemde faiz indirimleri ve kredi maliyetlerindeki düşüş, talebi destekleyerek fiyatların reel anlamda yeniden yukarı yönlü hareketine zemin hazırlayabilir.” En fazla değer artışı olan iller: Diyarbakır, Çanakkale ve Samsun Endeksa verilerine göre, ekim ayında en çok konut satışının olduğu ilk 30 il değerlendirildiğinde yatırımcıya en çok kazandıran şehirler sırasıyla Diyarbakır, Çanakkale ve Samsun oldu. Diyarbakır’da konut fiyatları son bir yılda %54,6 artarken enflasyon etkisinden arındırıldığında artış oranı %16,1 olarak hesaplandı. Bu ilde ortalama konut metrekare satış fiyatı 29 bin 954 TL, ortalama konut satış fiyatı ise 4,6 milyon TL. Çanakkale’de konut satış fiyatlarında nominal değer artışı %42,0 reel değer artışı ise %6,7 oldu. Bu ilde ortalama konut metrekare satış fiyatı 48 bin 335 TL, ortalama konut fiyatı ise 5,7 milyon TL. Samsun’da ise konut satış fiyatlarında nominal değer artışı %41,2 iken reel değer artışı %6,1 seviyesinde. Samsun’da ortalama konut metrekare satış fiyatı 31 bin 42 TL, ortalama konut fiyatı 3,7 milyon TL oldu. En çok konut satışının olduğu ilk 30 içinde satılık konut fiyatlarının bir yılda en az yükseldiği iller ise sırasıyla Hatay, Muğla ve Aydın oldu. Hatay’da satılık konutların fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre %14,7 yükselirken enflasyondan arındırılmış verilere göre fiyatlar reel olarak %13,8 geriledi. Hatay’da ortalama konut metrekare satış fiyatı 24 bin 691 TL, ortalama konut fiyatı ise 3,7 milyon TL. Muğla’da ise satış fiyatları nominal olarak %20,6 yükselirken reel olarak %9,3 oranında düşüş gösterdi. Türkiye genelindeki en yüksek gayrimenkul fiyatlarına sahip olan Muğla’da ortalama konut metrekare satış fiyatı 75 bin 788 TL, ortalama konut fiyatı ise 9,8 milyon oldu. Aydın’da konut satış fiyatları nominal olarak %23,2 yükselirken reel olarak %7,4 düştü. Bu ilde ortalama konut metrekare satış fiyatı 48 bin 461 TL, ortalama konut fiyatı ise 6,5 milyon TL. 4 büyük şehir arasında Ankara fiyat artışında birinci Türkiye’nin en büyük 4 ili arasında satılık konut fiyatlarının bir yılda en fazla yükseldiği il Ankara oldu. Ankara’da nominal fiyat artışı %37,1 olurken, reel bazda %3,0’lık bir artış yaşandı. Başkentte konut metrekare fiyatı 32 bin 459 TL’ye, ortalama konut fiyatı ise 4,2 milyon TL’ye yükseldi. İstanbul’da fiyatlar nominal olarak %29,8 artarken enflasyon etkisinden arındırıldığında fiyatlarda %2,4 düşüş gözlendi. İstanbul’da konut metrekare fiyatı 55 bin 181 TL, ortalama konut fiyatı ise 6,3 milyon TL oldu. İzmir’de satılık konut fiyatları yıllık bazda %27,8 nominal artış gösterirken reel olarak %3,9 geriledi. İzmir’de ortalama konut metrekare fiyatı 46 bin 902 TL, ortalama konut fiyatı ise 5,9 milyon TL olarak kaydedildi. Bursa’da ise yıllık nominal değişim %27,0 olurken reelde %4,6 düşüş yaşandı. Bu ilde ortalama metrekare fiyatı 31 bin 73 TL, ortalama satış fiyatı ise 4 milyon TL. Türkiye genelinde kiralar %28,7 arttı Endeksa’nın güncel verilerine göre, Türkiye genelinde kiralık konut fiyatları yıllık bazda %28,8 yükselirken aylık bazda ise %0,5 düşüş gösterdi. Enflasyon etkisinden arındırılmış verilere göre kiralar bir yılda reel olarak %3,2, bir önceki aya göre ise reelde %3,3 düşüş kaydetti. Türkiye genelinde konutların ortalama metrekare kira fiyatı 229 TL, ortalama kira ise 24 bin 923 TL seviyesinde. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.