Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fizibilite

Kapsül Haber Ajansı - Fizibilite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fizibilite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 Türkiye’nin Enerji Depolama Haritası Tanıtıldı Haber

 Türkiye’nin Enerji Depolama Haritası Tanıtıldı

Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) üyelerinin son bir yılda farklı görev ve sorumluluklarla katkı sunduğu projeler, toplam 935 MWh batarya enerji kapasitesine ulaştı. EDSİS ve Enerjide Dijitalleşme Derneği (EDİDER) tarafından Ankara’da düzenlenen 4. Enerji Depolama Sistemleri Zirvesi ESS Summit 2026’da açıklanan bu kapasitenin yanı sıra, Türkiye genelindeki enerji depolama yatırımlarını görünür kılmayı amaçlayan Türkiye Depolama Haritası da tanıtıldı. Zirvede enerji depolama yatırımlarının teknik, ticari ve düzenleyici boyutları sektörün önde gelen temsilcileri tarafından değerlendirildi. Enerji depolama sektörünün kamu, yatırımcı, üretici ve teknoloji sağlayıcılarını bir araya getiren 4. Enerji Depolama Sistemleri Zirvesi ESS Summit 2026, 8 Ekim’de JW Marriott Ankara’da gerçekleştirildi. Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) ve Enerjide Dijitalleşme Derneği (EDİDER) iş birliğiyle düzenlenen zirvede, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik sistemine entegrasyonundan depolama tesislerinin yatırım ve işletme süreçlerine kadar sektörün öncelikli gündem maddeleri masaya yatırıldı. Enerji depolamanın yalnızca yeni bir yatırım alanı değil, üretilen elektriğin daha verimli değerlendirilmesini ve şebeke esnekliğinin artırılmasını sağlayan stratejik bir teknoloji olduğu vurgulandı. TEMİZ ENERJİYİ ÜRETMEK BİR BAŞARI, İHTİYAÇ DUYULDUĞUNDA KULLANILABİLİR KILMAK İSE BU BAŞARININ DEĞERİNİ BÜYÜTÜYOR Zirvenin açılış konuşmasını gerçekleştiren EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, Türkiye’nin enerji dönüşümünde yeni bir aşamaya geçtiğine dikkat çekerek enerji depolama sistemlerinin artan önemini değerlendirdi. Tutaşı: “Enerji dönüşümünde artık yalnızca ne kadar elektrik ürettiğimizi konuşmamız yeterli değil. Ürettiğimiz elektriğin ne zaman, nerede ve ne kadar etkin kullanılabildiğini de konuşmalıyız. Temiz enerjiyi üretmek bir başarıdır; onu ihtiyaç duyulduğu anda kullanılabilir kılmak, bu başarının değerini büyütür. Enerji depolamanın önemini tam da burada görüyoruz” dedi. Yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin daha etkin değerlendirilmesi ve üretimle tüketimin zaman açısından dengelenmesinin enerji dönüşümünün önemli bir parçası olduğunu belirten Tutaşı, depolama yatırımlarının yalnızca kapasite büyüklüğüyle değil, enerji sistemine sağladığı katkıyla da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bataryaların ham maddesinden üretimine, kullanım ömründen geri dönüşümüne kadar tüm yaşam döngüsünün dikkate alınmasının önemine işaret eden Tutaşı, uluslararası rekabette kalite, güvenlik, izlenebilirlik ve çevresel sorumluluğun giderek daha belirleyici hâle geleceğini vurguladı. EDSİS ÜYELERİNİN KATKI SUNDUĞU PROJELER 935 MWH’YE ULAŞTI Zirvede açıklanan verilere göre, EDSİS üyelerinin son bir yılda yatırım, üretim, mühendislik, teknoloji tedariki, uygulama ve denetim gibi farklı alanlarda sorumluluk üstlendiği projeler, toplam 935 MWh batarya enerji kapasitesini temsil ediyor. İşletmedeki tesislerin yanı sıra devreye alma ve yapım aşamasındaki projeleri de kapsayan bu portföy, enerji depolama sektöründe farklı uzmanlıkların ortak çalışmasıyla ortaya çıkan proje ölçeğini gösteriyor. Sektörün gelişiminde üreticilerden yatırımcılara, mühendislik şirketlerinden hizmet sağlayıcılara kadar tüm paydaşların katkısının bulunduğunu belirten EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı, “Bilgimizi tasarıma, üretim kabiliyetimizi ürüne, yatırım irademizi sahaya ve uzmanlığımızı çalışan sistemlere dönüştürüyoruz. Bugün paylaştığımız 935 MWh, bu yaklaşımın ortak proje portföyündeki karşılığıdır. EDSİS imzası; ortak emeğin, uzmanlığın ve sahada alınan sorumluluğun imzasıdır” ifadelerini kullandı. TÜRKİYE’NİN ENERJİ DEPOLAMA YATIRIMLARI İLK KEZ ORTAK BİR HARİTADA BULUŞUYOR ESS Summit 2026’nın öne çıkan gelişmelerinden biri de EDSİS tarafından hazırlanan Türkiye Depolama Haritası oldu. Türkiye’nin farklı bölgelerinde hayata geçirilen ve geliştirme süreçleri devam eden enerji depolama projelerini bir araya getiren çalışma, sektörün mevcut durumuna ilişkin kapsamlı bir görünüm sunmayı hedefliyor. Haritada işletmede bulunan, devreye alma çalışmaları sürdürülen ve yapım aşamasındaki projeler mevcut durumlarıyla yer alıyor. Böylece yatırımların hangi bölgelerde yoğunlaştığı, projelerin ilerleme aşamaları ve enerji depolama sektörünün bölgesel gelişimi daha görünür hâle geliyor. Yatırımcılar, üreticiler ve hizmet sağlayıcılar açısından ortak bir bilgi kaynağı oluşturması amaçlanan haritanın, sektör paydaşlarının katkılarıyla güncellenerek geliştirilmesi planlanıyor. EDSİS, çalışmayı kamuoyunun erişimine açarak enerji depolama yatırımlarının daha geniş bir kesim tarafından takip edilebilmesini hedefliyor. PAZARDA RAKİP OLABİLİRİZ AMA SEKTÖRÜN GELECEĞİNDE YOL ARKADAŞIYIZ Enerji depolama yatırımlarının başarısında farklı teknolojilerin uyumlu biçimde çalışmasının belirleyici olduğunu ifade eden Tutaşı: “Ürünleri yan yana getirmek bir tesisi kurar; onları birlikte çalıştırabilmek, o tesise değer kazandırır. Elbette ticari olarak rekabet ediyoruz. Daha iyi ürün, daha iyi hizmet ve daha güçlü çözümler sunmak için çalışıyoruz. Ama sektörümüzün gelişimi söz konusu olduğunda birlikte çalışma kültürümüzü de büyütüyoruz. Pazarda rakip olabiliriz ama bu sektörün geleceğinde yol arkadaşıyız” dedi. ENERJİ SEKTÖRÜNÜN TEMSİLCİLERİ DEPOLAMANIN GELECEĞİNİ DEĞERLENDİRDİ ESS Summit 2026 kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda, enerji depolama yatırımlarının planlama aşamasından ticari işletmeye uzanan süreçleri kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla ele alındı. EDİDER Başkanı Elif Düşmez Tek’in moderatörlüğünde düzenlenen Dernekler Özel Oturumu, enerji sektörünün farklı alanlarını temsil eden kuruluşların yöneticilerini buluşturdu. EDSİS Başkan Yardımcısı Dr. Alper Terciyanlı, Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı Dr. İbrahim Erden, Elektrik Üreticileri Derneği (EÜD) Başkanı Tamer Çalışır ve Enerji Ticareti Derneği (ETD) Yönetim Kurulu Üyesi Cem Aşık’ın katıldığı oturumda enerji depolamanın sektörün geleceğindeki yeri gündeme geldi. Yatırımların hayata geçirilmesinde doğru teknik tasarımın ve ekonomik fizibilitenin önemine odaklanan Enerji Depolama Tesislerinde Tasarım: Teknik-Ticari Fizibilite ve Boyutlandırma oturumu ise MRC Türkiye Genel Müdürü Mehmet Kocaoğlu moderatörlüğünde gerçekleştirildi. YEO Teknoloji İş Geliştirme ve Satıştan Sorumlu Başkan Yardımcısı Barış Esen, inavitas CEO’su Erman Terciyanlı, Chint Power Systems Türkiye BESS Satış Direktörü Fatih İskit ve Solinved CEO’su Yücel Alaman, depolama projelerinin tasarım ve yatırım süreçlerini değerlendirdi. ŞEBEKE ENTEGRASYONUNDAN GELİR OPTİMİZASYONUNA YATIRIMIN TÜM AŞAMALARI MASAYA YATIRILDI Enerji depolama projelerinin uygulama süreçlerinin ele alındığı oturumda, tesislerin elektrik şebekesine entegrasyonu, teknik gereklilikler ve kabul aşamalarındaki deneyimler öne çıktı. AKSA Yenilenebilir Enerji Genel Müdür Yardımcısı Erinç Kısa’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yatırımlar Dairesi Başkanı Aziz Kömürcü, TEİAŞ Yük Tevzi Dairesi Başkanı Sıttık Ünal, EPRA Enerji CEO’su Osman Bülent Tör ve EGESA Enerji İş ve Proje Geliştirme Müdürü Ümit Aygün yer aldı. Depolama yatırımlarının ekonomik sürdürülebilirliğine odaklanan Enerji Depolama Tesislerinde İşletme: Örneklerle Ticari İşletme ve Gelir Optimizasyonu oturumunda ise ticari işletme modelleri ve gelir optimizasyonu başlıkları değerlendirildi. inavitas CSO’su Murat Kirazlı moderatörlüğünde düzenlenen oturumda Polat Enerji CEO’su Evren Güvenç, AKSA Elektrik Genel Müdürü Ferrudun İtergen ve Aplus Enerji Yönetici Ortağı Volkan Yiğit, enerji depolama yatırımlarının işletme süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Enerji depolama yatırımlarının teknik, ticari ve düzenleyici boyutlarını aynı platformda buluşturan ESS Summit 2026, sektörün farklı alanlarında faaliyet gösteren kurum ve şirketler arasında bilgi paylaşımına ve yeni iş birliklerine zemin hazırladı. Zirvede açıklanan 935 MWh’lik ortak proje kapasitesi ve tanıtılan Türkiye Depolama Haritası, Türkiye’de enerji depolama sektörünün sahadaki gelişimini görünür kılan iki önemli çıktı olarak öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Kazanan Şirket, Denemiş Olan Şirkettir”  Haber

“Kazanan Şirket, Denemiş Olan Şirkettir” 

Cenk Çiğdemli, “Bir pazaryerine ürün koymak ya da web sitesini İngilizceye çevirmek e-ihracat yapmak anlamına gelmiyor” diyen Çiğdemli, şirketlere önce hedef pazara uygun iş modelini kurmalarını, ardından teknolojiyi seçmelerini önerdi. Çiğdemli’nin büyümek isteyen şirketlere bir diğer mesajı ise “Kazanan şirket, denemiş olan şirkettir” oldu. Toplam 6,1 trilyon dolarlık ticaret hacmini yöneten dünyanın önde gelen e-ticaret pazaryerleri, 3-5 Eylül tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen İstanbul Küresel E-İhracat Zirvesi’nde (IGEXX 2026) buluştu. Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) iş birliğiyle gerçekleştirilen zirve; Amazon, Alibaba, Walmart Marketplace, eBay, TikTok Shop, SHEIN, Tmall ve JD.com’un da aralarında bulunduğu 50’ye yakın küresel e-ticaret platformunu İstanbul’da bir araya getirdi. Zirve kapsamında düzenlenen panelde konuşan TOBB E-ticaret Meclis Üyesi ve Ticimax Kurucu CEO’su Cenk Çiğdemli, Türkiye’den dünyaya açılmak isteyen şirketlerin yaptığı hataları ve sürdürülebilir büyümenin kritik noktalarını anlattı. “Web sitesini İngilizce yapmak e-ihracat için yeterli değil” Ticimax olarak sahada yüzlerce şirketle çalıştıklarını ve binlerce şirketin ihtiyaçlarını dinlediklerini belirten Çiğdemli, e-ihracatta karşılaştığı en büyük yanılgının teknolojiyle işe başlamak olduğunu söyledi. “Benim gördüğüm en büyük hata, bir işletmenin iş modelinden önce teknolojiyi seçmesi” diyen Çiğdemli, Türkiye’de başarıyla çalışan bir e-ticaret modelinin aynı şekilde başka bir ülkeye taşınmasının sonuç vermeyebileceğine dikkat çekti. Çiğdemli, “Bir işletme yurt dışındaki bir pazaryerine ürünlerini koyduğunda ‘Ben e-ihracat yapıyorum’ zannediyor. Veya kendi web sitesini açıp dilini İngilizce yaptığında, döviz kurunu eklediğinde tamamen e-ihracata hazır olduğunu düşünüyor. Oysa Almanya’daki kullanıcının beklediği teslim süresi ve iade koşullarıyla Körfez ülkelerindeki tüketicinin alışkanlıkları ve ödeme yöntemleri birbirinden farklı” dedi. E-ihracata başlamadan önce bu 5 soruya cevap verin Şirketlerin teknoloji yatırımından önce hedef pazarın dinamiklerini çözmesi gerektiğini vurgulayan Çiğdemli’ye göre e-ihracata çıkmadan önce beş temel sorunun yanıtlanması gerekiyor: Hangi ülkeye satış yapacağım? Kime satacağım? Hangi ödeme yöntemiyle satacağım? Ürünü kaç günde teslim edeceğim? İade sürecini kaç günde tamamlayacağım? Bu soruların cevaplarının kullanılacak teknolojiyi de büyük ölçüde belirleyeceğini ifade eden Çiğdemli, “Eğer bu soruların cevabını verebiliyorsak, cevaplar zaten hangi teknolojiyi kullanmamız gerektiğini söylüyor. Veremiyorsak sorun teknoloji değil, iş modelinin henüz belirlenmemiş olmasıdır” diye konuştu. “Yarın olmak istediğiniz şirket hangi altyapıyı kullanıyor?” E-ticaret şirketlerinin teknoloji altyapısını yalnızca bugünkü ihtiyaçlarına göre seçmemesi gerektiğini belirten Çiğdemli, şirketlere üç-beş yıl sonrasını düşünerek hareket etmelerini önerdi. “Ben üç yıl sonra olmak istediğim yerde bulunan, benden beş kat büyük bir şirketi kendime örnek alıyorsam, ‘O şirket hangi altyapıyı kullanıyor?’ diye bakmam lazım” diyen Çiğdemli, teknoloji sağlayıcılarının sunduğu uzun özellik listelerinden çok, bu özelliklerin gerçek şirketler tarafından nasıl kullanıldığına bakılması gerektiğini söyledi. Yaklaşık 21 yıldır e-ticaret teknolojileri geliştirdiklerini belirten Çiğdemli, “Size yüzlerce özellik gösterebilirim. Broşürlerde veya web sitesinde ‘Bizde şu özellikler var’ diyebilirsiniz. Ama asıl soru şu; Müşteri bunları gerçekten kullanıyor mu ve o altyapıyla hedeflediği büyüklüğe ulaşabiliyor mu? Bence en iyi kriterlerden biri bu” dedi. İkinci ülkeyle birlikte e-ihracat “mühendislik işine” dönüşüyor Tek bir ülkeye satış yapmanın görece daha kolay olduğunu ifade eden Çiğdemli’ye göre asıl sınav ikinci ve üçüncü pazara açılırken başlıyor. “Birinci ülke pazarlama, ikincisi artık mühendislik işi” diyen Çiğdemli, her yeni pazarın farklı sipariş, ödeme, lojistik, depo ve iade sistemleri anlamına geldiğine dikkat çekti. Çiğdemli, “Amerika’ya satış yapacağım, Amazon depolarını kullanacağım. Bunlara entegre olabiliyor muyum? Fransa’ya gireceğim; oranın kültürüne ve farklı ödeme sistemlerine uyum sağlayabiliyor muyum? Bunların hepsini sorgulamak gerekiyor” ifadelerini kullandı. Büyüme sürecinde gözden kaçırılan konulardan birinin teknoloji maliyetleri olduğunu söyleyen Çiğdemli, şirket hacmi büyüdükçe toplam teknoloji maliyetinin artmasının doğal olduğunu ancak birim maliyetin düşmesi gerektiğini vurguladı. Çiğdemli, “Bu altyapıda büyüdükçe, satışım arttıkça maliyetim ne olacak? İşletmenin hacmi büyüdükçe birim fiyatının düşmesi lazım. Toplam maliyet elbette artacaktır ama birim fiyatları düşerek artmalı” dedi. Altyapınızı değiştirmeniz gerektiğini gösteren 3 sinyal Çiğdemli’ye göre şirketlerin mevcut e-ticaret altyapılarının büyümelerine artık yetişemediğini gösteren üç temel sinyal bulunuyor: Operasyonu yönetebilmek için sürekli daha fazla insana ihtiyaç duyulması, ihtiyaç duyulan özelleştirmelerin yapılamaması ve dönüşüm oranlarının yükselmemesi. “Belirli bir hacme geldiniz ve kendinizi artık bir kalıbın içinde hissediyorsunuz. Bazı özelleştirmelere ihtiyacınız var ve altyapı sağlayıcınız ‘Ben bu kadarım’ diyorsa artık değiştirmeniz gerekiyor” diyen Çiğdemli, buna karşılık şirketin büyüme hızına ayak uydurabilen ve yeni ihtiyaçlara çözüm geliştirebilen altyapıların değiştirilmesine gerek olmadığını söyledi. “Kazanan şirket, denemiş olan şirkettir” E-ihracatta teknolojinin ve doğru iş modelinin yanında üçüncü bir unsurun daha kritik olduğuna dikkat çeken Çiğdemli, bunu “cesaret” olarak tanımladı. Ancak cesaretin kontrolsüz yatırım anlamına gelmediğinin altını çizen Çiğdemli, “Hiçbir fizibilite yapmadan, pazarı araştırmadan, ürün gerçekten uygun fiyata satılabilecek hale gelmeden para yakmaya başlarsanız çok sayıda başarısız işletme örneği görürsünüz. Fizibilitenin düzgün yapıldığı ve ürünlerin gerçekten kârlı biçimde satılabildiği noktada ise cesaretle gelen çok büyük başarılar gördük” dedi. Türkiye’de şirketlerin artık e-ticarete girme konusunda önemli bir çekince yaşamadığını ancak aynı cesaretin e-ihracatta henüz oluşmadığını söyleyen Çiğdemli, şirketlere küçük ölçekli denemelerle yeni pazarlara açılma çağrısında bulundu: “Kazanan şirket, denemiş olan şirkettir. Çok fazla para yakmadan deneyin, test edin, farklı stratejiler uygulayın. Olmuyorsa geri dönersiniz. Ucuza geri dönmek başka bir şeydir; hiç cesaret etmemek başka bir şey. E-ihracatta başlamak, cesaret etmek ve ilerlemek değerli.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SOCAR’dan Master Plan İçin Stratejik Adım Haber

SOCAR’dan Master Plan İçin Stratejik Adım

Dünyanın önde gelen enerji şirketlerinden biri olan SOCAR, Türkiye’deki uzun vadeli petrokimya vizyonu doğrultusunda yatırım yapmayı sürdürdüğü Petkim’de stratejik bir adım daha attı. SOCAR ile küresel çapta deneyim ve bilgiye sahip mühendislik firması Technip arasında 9 Temmuz tarihinde Bakü’de İyi Niyet Anlaşması (MoU) imzalandı. 61 yıllık deneyimiyle Türkiye’nin ilk ve tek entegre petrokimya üreticisi olan Petkim’de yürütülen Master Plan projesi kapsamında Pre-FEED (Ön Uç Mühendislik Tasarımı Hazırlığı) sürecinin 2025 yılı sonunda başarıyla tamamlanmasının ardından FEED (Ön Uç Mühendislik Tasarımı) aşamasına geçilmesi için hazırlıklar başlamıştır SOCAR’ın Technip ile imzaladığı İyi Niyet Anlaşması’nı takiben Petkim’in FEED süreci ile ilgili anlaşmaları 2026 yılının 3. çeyreğinde tamamlayarak FEED çalışmasına başlanması planlanıyor. FEED süreci, büyük ölçekli sanayi projelerinde nihai yatırım kararı öncesindeki en kritik mühendislik aşamalarından biri olarak kabul ediliyor. Bu süreçte projenin teknik tasarımı, mühendislik çözümleri, teknoloji seçimi, maliyet tahminleri, uygulama planı ve ekonomik fizibilitesi detaylı şekilde değerlendirilecek. Çalışmalardan elde edilecek çıktılar, Petkim Master Plan kapsamında değerlendirilecek olası yatırım kararına teknik ve ticari temel oluşturacak. Petkim Genel Müdürü ve SOCAR Türkiye Rafineri ve Petrokimya İş Birimi Başkanı Kanan Mirzayev, “Petkim Master Plan projesi, Türkiye'nin en köklü ve en büyük petrokimya üreticisi Petkim'i önümüzdeki 50 yıla hazırlama ve Türkiye’nin petrokimya gücünü gelecek nesillere taşımayı hedefleyen bir stratejik yatırım projesidir. Petkim Master Plan ile Petkim'i, sektörün uzun vadeli ihtiyaçları doğrultusunda daha rekabetçi, daha sürdürülebilir ve daha yüksek katma değerli bir üretici yapmayı hedefliyoruz. Petkim’in mevcut altyapısına entegre şekilde tasarlanan bu projeyi aynı zamanda yeni teknolojiler, çevre dostu üret im modelleri, yerli hammadde kullanımı ve rafineri entegrasyonunu esas alan bir sanayi dönüşümü olarak görüyoruz. Bu çalışmayı yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, Türkiye petrokimya sektörünün uzun vadeli geleceğine yönelik stratejik bir dönüşüm vizyonu olarak değerlendiriyoruz. Master Plan projesi, başladığımız ilk günden bu yana planladığımız doğrultuda başarıyla devam ediyor. FEED sürecine geçişi de en önemli adımlardan biri olarak görüyor, Technip ile imzalanan bu iyi niyet anlaşmasının hayırlı olmasını diliyoruz. Bu süreçte Petkim Master Plan’ın teknik ve ekonomik parametrelerini uluslararası standartlarda detaylandırmayı, olası yatırım kararına sağlam bir mühendislik ve fizibilite altyapısı oluşturmayı amaçlıyoruz. Projemizin, Türkiye’nin petrokimya sektöründe liderliğimizi pekiştireceğine, global ölçekte ise daha da güçlü bir oyuncu olmamıza katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi. Master Plan projesi ile Petkim’in mevcut üretim altyapısının uzun vadeli sürdürülebilirliği desteklenirken, rafineri-petrokimya entegrasyonunun güçlendirilmesi amaçlanıyor. Aynı zamanda üretim teknolojilerinin modernizasyonu ve Türkiye'nin petrokimya alanındaki rekabet gücünün artırılması hedefleniyor. FEED sürecine geçilmesi ise bu vizyonun hayata geçirilmesi yolunda önemli bir kilometre taşı niteliği taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lisanssız GES’te Saatlik Mahsuplaşma Dönemi: Yatırım Kriterleri Yeniden Şekilleniyor Haber

Lisanssız GES’te Saatlik Mahsuplaşma Dönemi: Yatırım Kriterleri Yeniden Şekilleniyor

EPDK tarafından yapılan düzenlemelerle lisanssız elektrik üretiminde mahsuplaşma yapısı önemli ölçüde değişti. 2 Nisan 2026 tarihli ve 33212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği ve 30.04.2026 tarihli ve 14531 sayılı EPDK Kurul Kararı’nın 05.05.2026 tarihli ve 33244 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla, mesken aboneleri hariç lisanssız üretim tesislerinde mahsuplaşma işlemlerinin saatlik bazda yapılacağı yeni bir dönem başladı. Yeni düzenleme ile lisanssız GES yatırımlarında elektrik üretimi ve tüketiminin saatlik bazda ne ölçüde örtüştüğünün önemli hale geldiğini belirten Üçay Mühendislik Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, GES fizibilitelerinde dikkat edilmesi gereken hususları paylaştı. Lisanssız elektrik üretiminde saatlik mahsuplaşma uygulaması, ticari ve endüstriyel güneş enerjisi santrali (GES) yatırımlarında fizibilite yaklaşımını yeniden şekillendiriyor. Mesken abonelerinde aylık mahsuplaşma uygulaması korunurken; sanayi, ticarethane, tarımsal sulama ve benzeri abone/tüketim gruplarında üretim ve tüketim miktarları saatlik bazda değerlendirilecek. Bu nedenle yatırım planlamasında; kurulu güç, yıllık üretim tahmini ve toplam tüketimin yanında saatlik tüketim profili, öz tüketim oranı ve ihtiyaç fazlası enerjinin ekonomik etkisi birlikte analiz edilecek. Konula ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üçay Mühendislik Enerji Projeleri ve Yatırımlar Direktörü Oğuzhan Yıldız, saatlik mahsuplaşma uygulamasının işletmeleri daha detaylı enerji analizi yapmaya yönlendireceğini belirterek şunları söyledi: “Geçmişte GES yatırımlarının ön fizibilitelerinde yıllık üretim ve yıllık tüketim dengesine bakmak çoğu zaman yeterli oluyordu. Ancak yeni düzenlemelerle birlikte üretim ile tüketimin aynı saatlerde ne ölçüde örtüştüğü önem kazandı. İşletmelerin güneşten ürettikleri elektriği, üretildiği saatlerde tüketebilmeleri, yatırımın ekonomik verimliliğini artıran en önemli unsur haline geldi.” Tüketim ve üretimde saatlik uyum önem kazanıyor Düzenleme, yalnızca yeni kurulacak projeleri değil, 12 Mayıs 2019 tarihinden itibaren bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu almaya hak kazanan ve mesken aboneliği kapsamı dışında kalan lisanssız üretim tesislerini de etkiliyor. Bu kapsamda işletmeler açısından saatlik üretim-tüketim uyumu, yatırım geri dönüş süresi ve enerji maliyeti yönetimi üzerinde doğrudan etkili olacak. Yatırım kriterleri değişiyor İşletmeleri kendi ürettikleri elektriği mümkün olduğunca eş zamanlı tüketmeye teşvik eden yeni uygulama, öz tüketim oranı yüksek tesislere önemli avantaj sağlayacak. Gündüz saatlerinde yoğun elektrik tüketen sanayi kuruluşları, lojistik merkezleri, alışveriş merkezleri ve ticari işletmeler GES yatırımlarından daha yüksek verim elde edebilecek. Buna karşılık elektrik tüketiminin büyük bölümünün akşam ve gece saatlerinde gerçekleştiği işletmelerde, yatırımın verimliliğini artırmak için enerji yönetimi ve gerektiğinde depolama çözümleri gündeme gelecek. İhtiyaç fazlası enerjinin yönetimi önem kazanıyor Saatlik mahsuplaşma uygulamasının ihtiyaç fazlası enerjinin yönetimini de yatırım süreçlerinin merkezine taşıdığını belirten Yıldız, şu değerlendirmede bulundu: “Saatlik mahsuplaşmayı yalnızca mevzuatsal bir değişiklik olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bu düzenleme, işletmelerin enerji tüketim alışkanlıklarını daha yakından analiz etmelerini sağlayacak ve enerji yönetiminde verimlilik odaklı yeni bir yaklaşımın gelişmesine katkı sunacaktır. Yeni sistemde kapasite kadar, üretim ile tüketimi doğru zamanda eşleştirebilme becerisi de önem taşıyor.” Yeni dönemde yatırımcıların, ürettikleri elektriğin ne kadarını eş zamanlı olarak tüketebileceklerine ve sisteme verilecek ihtiyaç fazlası enerjinin ekonomik etkilerine odaklanması gerekiyor. Mevzuat kapsamında bedelli üretim limitinin dikkate alınması, yatırımın geri dönüş süresi açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle saatlik tüketim verisinin detaylı şekilde analiz edilmesi; özellikle ticari ve endüstriyel tesisler, birden fazla tüketim noktası bulunan işletmeler ve farklı lokasyonlarda tüketim portföyü yöneten şirketler için fizibilitenin temel bileşenlerinden biri haline geliyor. Öz tüketim ve depolama çözümleri öne çıkıyor Yeni dönemde enerji depolama sistemleri, lisanssız GES projelerinde stratejik bir tamamlayıcı olarak öne çıkıyor. Özellikle üretim ile tüketim saatlerinin örtüşmediği yapılarda depolama sistemleri, öz tüketim oranını artırarak GES yatırımlarının ekonomik performansını destekleyebiliyor. 26 Şubat 2026 tarihli ve 14353 sayılı EPDK Kurul Kararı ile lisanssız üretim kapasite tahsislerine ilişkin yeni çerçevenin açıklanması da yatırım planlamasında kapasite, tüketim profili ve bağlantı stratejisinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Saatlik mahsuplaşma uygulamasıyla şekillenen yeni dönemde yatırımcılara anahtar teslim çözümler sunduklarını ifade eden Oğuzhan Yıldız, şunları söyledi: “Üçay Mühendislik olarak, iş ortaklarımızın yatırım kararlarını en doğru verilerle alabilmeleri için fizibilite süreçlerini saatlik tüketim analizlerine uygun olarak yönetiyoruz. Projelendirme aşamasından saha uygulamalarına, devreye alma süreçlerinden enerji depolama sistemlerinin entegrasyonuna kadar tüm aşamalarda kapsamlı mühendislik desteği sunuyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.