Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fiziksel Aktivite

Kapsül Haber Ajansı - Fiziksel Aktivite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fiziksel Aktivite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yaz Aylarında Gebelikte Havuz Kullanımına Dikkat! Haber

Yaz Aylarında Gebelikte Havuz Kullanımına Dikkat!

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte birçok anne adayının serinlemek, rahatlamak ve hafif egzersiz yapmak için havuza girmeyi tercih ettiğini belirten Nev Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Bahadır Codal, sağlıklı seyreden gebeliklerde havuz kullanımının genellikle güvenli olduğunu ifade etti. Codal, “Gebelikte havuza girmek bebeğime zarar verir mi?” sorusunun sıkça sorulduğunu belirterek, uygun şartlar sağlandığında havuz kullanımının hem anne hem de bebek açısından genellikle risk oluşturmadığını söyledi. “Gebelikte Havuzun Faydaları” Gebelik ilerledikçe artan kilo, büyüyen karın ve değişen vücut dengesi nedeniyle anne adaylarında bel ağrısı, bacaklarda yorgunluk ve hareket kısıtlılığı görülebildiğini belirten Codal, suyun kaldırma kuvvetinin bu noktada önemli bir avantaj sağladığını ifade etti. Codal, “Suyun kaldırma kuvveti sayesinde vücut ağırlığının önemli bir kısmı desteklenir ve eklemlere binen yük azalır” diyerek, havuzda yüzme ve su egzersizlerinin bel ve sırt ağrılarını azaltabileceğini, bacaklardaki şişlik hissini hafifletebileceğini, kan dolaşımını destekleyebileceğini, anne adayının kendini daha enerjik hissetmesine yardımcı olabileceğini ve stres ile gerginliği azaltabileceğini söyledi. “Havuz Suyu Bebeğe Zarar Verir mi?” Havuz suyunun bebeğe ulaşmasının mümkün olmadığını vurgulayan Codal, bebeğin rahim, amniyon sıvısı ve zarlar tarafından korunduğunu belirtti. Codal, “Havuz suyu bebeğe zarar vermez. Ancak hijyen koşulları yetersiz olan havuzlar bazı enfeksiyon risklerini artırabilir. Bu nedenle havuz seçimi oldukça önemlidir” dedi. “Hangi Durumlarda Havuza Girilebilir?” Codal, doktor tarafından özel bir kısıtlama getirilmediği sürece gebeliğin büyük bölümünde havuz kullanımının mümkün olduğunu ifade etti. Codal, “Düşük tehdidi olmayan, vajinal kanaması bulunmayan, erken doğum riski taşımayan, suyu gelmemiş ve istirahat önerilmemiş anne adayları güvenle havuza girebilir” dedi. Hangi Durumlarda Havuz Önerilmez? Bazı durumlarda havuz kullanımının uygun olmadığını belirten Codal, vajinal kanama, erken doğum tehdidi, amniyon sıvısının gelmesi, rahim ağzında açıklık olması veya doktor tarafından fiziksel aktivite kısıtlaması bulunan durumlarda havuza girilmemesi gerektiğini söyledi. Codal, “Bu gibi durumlarda mutlaka hekime danışılmalıdır” uyarısında bulundu. “Enfeksiyon Riski ve Dikkat Edilmesi Gerekenler” Temizliği düzenli yapılan havuzlarda enfeksiyon riskinin düşük olduğunu ifade eden Codal, hijyen koşullarının yetersiz olduğu ortamlarda mantar ve vajinal enfeksiyon riskinin artabileceğini belirtti. Codal, “Havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayo ile uzun süre kalınmamalı, duş alınmalı, kişisel havlu ve mayo kullanılmalı ve temizliğinden emin olunmayan havuzlar tercih edilmemelidir” dedi. “Kaplıca ve Çok Sıcak Havuzlar” Termal su, kaplıca ve jakuziler konusunda da uyarıda bulunan Codal, vücut sıcaklığını artırabilecek çok sıcak su ortamlarının gebelikte önerilmediğini söyledi. Codal, özellikle ilk trimesterde yüksek vücut ısısının bazı risklerle ilişkilendirildiğini belirterek, “Bu nedenle yüzme havuzları tercih edilmeli, aşırı sıcak sulardan kaçınılmalıdır” dedi. Op. Dr. Bahadır Codal, sağlıklı bir gebelikte temiz ve bakımlı bir havuzda yüzmenin hem anne hem de bebek için genellikle güvenli olduğunu belirterek, “Hatta gebelik boyunca karşılaşılan birçok fiziksel rahatsızlığın hafiflemesine yardımcı olabilir” dedi. Codal, yine de her gebeliğin kendine özgü olduğunu vurgulayarak, riskli durumlarda mutlaka hekime danışılması gerektiğini söyledi ve “Gebelik bir hastalık değil, hayatın doğal bir dönemidir. Doğru önlemlerle yaz ayları güvenle geçirilebilir” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Halı Saha Maçlarında Gizli Risk:Hazırlıksız Yüksek Efor Haber

Halı Saha Maçlarında Gizli Risk:Hazırlıksız Yüksek Efor

Sosyal medyanın yaygınlaşması ve saha kameralarının artmasıyla bu tür olayların daha görünür hale geldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, “Bu vakalar, özellikle hareketsiz yaşam süren kişilerin hazırlıksız şekilde yüksek tempolu sporlara başlamasının ciddi riskler doğurabileceğini bir kez daha hatırlatıyor” dedi. Modern yaşamın getirdiği hareketsizlik nedeniyle birçok kişinin günün büyük bölümünü masa başında geçirdiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, “Uzun süre hareketsiz kalan bireylerin hazırlıksız şekilde yüksek efor gerektiren aktivitelere başlaması kalp üzerinde ciddi yük oluşturabilir. Özellikle halı saha gibi kısa sürede yüksek tempo gerektiren sporlarda kalp hızının ve tansiyonun ani yükselmesi, altta yatan kalp-damar hastalıklarını tetikleyebilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir” şeklinde konuştu. Bu belirtiler varsa fiziksel aktivite sonlandırılmalı Kalp krizinin en tipik belirtisinin göğsün orta kısmında hissedilen baskı, sıkışma, ağırlık veya yanma hissi olduğunu vurgulayan Özen, “Özellikle egzersiz sırasında ortaya çıkan ve kişiyi durup dinlenmeye zorlayan göğüs ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı. Ani nefes darlığı, baş dönmesi, göz kararması, baygınlık hissi ve soğuk terleme gibi belirtiler de önemli uyarı işaretleri arasında. Bu şikâyetlerden herhangi biri görüldüğünde fiziksel aktivite derhal sonlandırılmalı ve vakit kaybetmeden tıbbi değerlendirme alınmalı” dedi. İlk dakikalar hayat kurtarıyor Olası bir kalp krizi veya ani kalp durması durumunda ilk yapılması gerekenin 112'yi aramak olduğunu hatırlatan Özen, “Bu tür durumlarda kişinin bilinci ve solunumu hızla değerlendirilmeli. Bilinç kaybı ve nabız yokluğu varsa vakit kaybetmeden kalp masajına başlanması hayati önem taşır. Ani kalp durmalarının önemli bir kısmında ölümcül ritim bozuklukları rol oynar ve otomatik eksternal defibrilatör (AED) cihazlarının erken dönemde kullanılması hayatta kalma şansını belirgin şekilde artırabilir. Bu nedenle spor ve egzersiz yapılan alanlarda AED cihazlarının yaygınlaştırılması önemli bir halk sağlığı yaklaşımıdır. Ani kalp durmalarında ilk birkaç dakika içinde yapılan doğru müdahale hem yaşam kurtarır hem de kalıcı beyin hasarı riskini azaltabilir” dedi. Risk yaşa göre değişiyor Spor sırasında ortaya çıkan kalp problemlerinin nedenlerinin yaşa göre farklılık gösterebileceğini dile getiren Özen, “Özellikle 35 yaş altındaki bireylerde; yapısal kalp hastalıkları, genetik ve doğumsal anomaliler, hipertrofik kardiyomiyopati gibi kalp kası hastalıkları, doğumsal ritim bozuklukları ve koroner damar anomalileri ön plana çıkar. Daha ileri yaş gruplarında ise vakaların büyük çoğunluğundan koroner arter hastalığı ve damar sertliği sorumludur. Sigara kullanımı, yüksek kolesterol, hipertansiyon, ailede erken yaşta kalp krizi öyküsü ve diğer kronik hastalıklar da riski artıran önemli faktörler arasındadır. Bu nedenle özellikle düzenli egzersiz alışkanlığı bulunmayan kişilerin yoğun fiziksel aktiviteye başlamadan önce sağlık kontrollerini ihmal etmemesi büyük önem taşır” uyarısında bulundu. Her kalp krizi ölümle sonuçlanmaz Ani kalp krizinin, kalbi besleyen koroner damarlardan birinin ya da birkaçının aniden tıkanması sonucu kalp kasının yeterli oksijen alamaması ve hasar görmesiyle ortaya çıktığını açıklayan Özen, “Ani kardiyak ölüm ise kalbin elektrik sisteminde gelişen ciddi ritim bozuklukları nedeniyle kan dolaşımının aniden durması sonucu meydana gelir. Ani kardiyak ölümlerin en önemli nedenlerinden biri kalp krizi olsa da her kalp krizi ani kardiyak ölüme yol açmaz. Bu nedenle iki tablonun farklı mekanizmalarla geliştiğini bilmek önemli” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Spor, Gelişimi Destekleyen Güçlü Bir Araç! Haber

Spor, Gelişimi Destekleyen Güçlü Bir Araç!

Çocukları spora yönlendirirken en önemli hedefin çocukların bu süreci keyif alarak sürdürmesi olduğunu dile getiren Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Sporu bir yaşam stili haline getirmemiş gençler için süreç haftada bir günle başlatılabilir. Temel amaç bu aktiviteleri eğlenceli bir hale getirerek onların isteyerek ve keyif alarak devam etmelerini sağlamak olmalı.” dedi. Günümüzde yapılan bilimsel testlerle çocukların motor becerileri ve spor eğilimlerinin net şekilde belirlenebildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kilit, sporun hem kilo kontrolü hem de çeşitli sağlık ve gelişim sorunlarında destekleyici bir yöntem olarak kullanılabileceğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, çocuk ve ergenlerin spora yönlendirilmesinin önemi ile sporun fiziksel, zihinsel ve gelişimsel açıdan destekleyici rolü hakkında bilgi verdi. Çocukları spora başlatırken temel amaç, keyif alarak devam etmelerini sağlamak olmalı! Sporun, istisnasız bütün yaş gruplarındaki insanlar için son derece gerekli bir aktivite olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Ancak özellikle gelişim ve yetişme aşamasında olan çocuk ve ergenler için önemi çok daha fazladır.” dedi. Spor yapmayı sevmeyen çocuk ve ergenlerin nasıl teşvik edilebileceğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Kilit, “Sporu bir yaşam stili haline getirmemiş gençler için süreç haftada bir günle başlatılabilir. Temel amaç bu aktiviteleri eğlenceli bir hale getirerek onların isteyerek ve keyif alarak devam etmelerini sağlamak olmalı.” şeklinde konuştu. Teknoloji sayesinde uygun fiziksel aktivite net olarak belirlenebiliyor! Sporun sadece performans için yapılmadığını aktaran Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Kişinin kilo vermesi veya kilo alması için de spor yapılabiliyor ve ne tür aktiviteler yapılması gerektiği de artık bilimsel olarak belirlenebiliyor. Hatta bu süreci bir tür terapiye dönüştürmek bile mümkün.” dedi. Günümüz teknolojisinin doğru spor dalının seçilmesine nasıl katkı sağladığı hakkında bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Kilit, şunları söyledi: “Artık herkese uygun fiziksel aktiviteleri bulabilme ve uygulayabilme imkanına sahibiz. Yapılan modern testler sayesinde; çocuğun ince ve kaba motor becerileri, esnekliği ve hangi spor dalına yatkın olduğu net bir şekilde tespit edilebilmektedir.” Spor tüm hastalık grupları için destekleyici olarak kullanılabilir! Her yaş grubundaki çocuk ve ergenler için uygun spor eğitimi ve aktivite çalışmaları bulunduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Bu programlar tüm hastalık grupları için destekleyici olarak kullanılabilir. Özellikle; nörogelişimsel rahatsızlıklar, genel gelişim geriliği, ince ve kaba motor becerilerinde sıkıntı yaşayan çocuklar, kaygı bozukluğu ve duygu durum dengesizliği yaşayan gençler ile spor ve beslenme konusunda problem yaşayan ergenlerde daha sık tercih edilir.” dedi. Kilo fazlalığı de kilo eksikliği de ciddi bir sağlık sorunu! Kilo problemleri yaşayan çocuklar ve gençler için sporun önemine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, sözlerini şöyle tamamladı: “Günümüzde hem kilo fazlalığı hem de kilo eksikliği ciddi bir sağlık sorunu. Spor, sağlıklı bir şekilde kilo vermek isteyenler için olduğu kadar, sağlıklı kilo almak isteyenler için de gerekli ve geçerli bir yöntem.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmit'te Otizm Spor ve Yaşam Evi 500’den Fazla Çocuğun Hayatına Dokundu Haber

İzmit'te Otizm Spor ve Yaşam Evi 500’den Fazla Çocuğun Hayatına Dokundu

İzmit Belediyesi tarafından otizm spektrum bozukluğu olan bireylerin gelişimini desteklemek amacıyla hayata geçirilen Otizm Spor ve Yaşam Evi, 3-25 yaş arası bireylerin spor, motor beceri, bilişsel, sosyal ve duygusal gelişimlerine katkı sunmaya devam ediyor. Açıldığı 2023 yılından bu yana 500’den fazla çocuğun hayatına dokunan merkez, özel gereksinimli bireylerin sosyal yaşama uyumunu güçlendirmeyi hedefliyor. SOSYAL GELİŞİME KATKI Otizm Spor ve Yaşam Evi’nden hizmet alan Yiğit’in annesi Yasemin Çakır, yaşadıkları değişimi şu sözlerle anlattı: “Tek oğlum hafif düzeyde otizm spektrum bozukluğuna sahip. Şubat ayından bu yana bu kurumdan hizmet alıyoruz. Buraya gelebilmek için tuvalet eğitimiyle çok uğraştık ve sonunda başardık. Sporu yalnızca fiziksel aktivite olarak görmüyorum. Çocuğun sosyal gelişimine, topluma uyumuna çok büyük katkı sağlayan bir araç olduğunu düşünüyorum. “YİĞİT’LE ARTIK EL ELE HER YERE GİDEBİLİYORUZ” Buraya gelmeden önce Yiğit’i sanki bir uzay boşluğundaymış gibi düşünebilirdik. Sürekli hareket halindeydi, elinden tutup rahatça bir ortama giremiyordum. Ama buraya geldikten sonra Yiğit’le el ele her yere gidebiliyoruz. Öğretmenlerimiz onun ihtiyaçlarına göre özel parkurlar hazırlıyor. Tırmanma, zıplama, çevresinin farkına varma gibi birçok konuda gelişim gösterdiğine inanıyorum. Bu kurumu bizlere kazandıran Başkanımız Fatma Kaplan Hürriyet’e ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum.” “METEHAN SPORLA BİRLİKTE KENDİNİ İFADE ETMEYE BAŞLADI” Merkezden 4 aydır faydalandıklarını ifade eden Metehan Tavacı’nın annesi Meral Tavacı ise oğlunun yaşadığı gelişimi şu sözlerle anlattı: “Oğlum bu süreçte sporla tanıştı. Kendini ifade etme ve göz teması kurma gibi becerilerinde ilerleme kaydettik. Spor yaptığı için kilo problemi de çözüldü. Düzenli olarak her hafta geliyoruz. Burada birebir eğitim alıyor. Masa tenisi oynuyor, spor aletlerini kullanıyor, golf oynuyor, bisiklet sürüyor. Öğretmenlerimiz bizleri çok destekliyor. Çok memnunuz.” 500’DEN FAZLA ÇOCUĞA ULAŞILDI İzmit Belediyesinin özel gereksinimli bireyler ve aileleri için hizmete sunduğu Otizm Spor ve Yaşam Evi’nde masa tenisi, basketbol, mini golf, bisiklet, parkur çalışmaları ve duyu bütünleme etkinlikleri gerçekleştiriliyor. Kurumda özel eğitim öğretmeni, beden eğitimi öğretmenleri ve duyu bütünleme eğitmeni görev yapıyor. Eğitime başladığı günden bu yana 500’den fazla çocuğa ulaşan merkez, yalnızca İzmit’ten değil çevre illerden de başvuru alıyor. Başvuruların ardından Kocaeli Üniversitesi Çocuk Psikiyatri Bölümü, Tabipler Odası ve ilgili paydaşların desteğiyle değerlendirme süreci yürütülüyor. Uygun görülen bireyler, 6 ay boyunca eğitim programlarından faydalanabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye İş Bankası İstanbul Yarı Maratonu 21. Kez Koşulacak! Haber

Türkiye İş Bankası İstanbul Yarı Maratonu 21. Kez Koşulacak!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Spor İstanbul tarafından düzenlenen ve dünyanın en hızlı parkurlarından birine sahip olan Türkiye İş Bankası İstanbul Yarı Maratonu, Tarihi Yarımada’da 19 Nisan Pazar günü 21. kez koşulacak. Maraton’un tanıtım toplantısı Sütlüce’de bulunan Dijital Deneyim Müzesi’nde yapıldı. Toplantıya İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, Türkiye Atletizim Federasyonu Başkanı Dr. Ahmet Karadağ ve Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle ile spor camiasından çok sayıda seçkin davetli katıldı. Açılış konuşmasını sırasıyla Prof. Dr. Volkan Demir, Dr. Ahmet Karadağ, Sezgin Lüle ve İBB Başkanvekili Nuri Aslan yaptı. Aslan açılış konuşmasında şunları ifade etti. “MARATONUMUZUN EN BÜYÜK KOŞUCUSU DA İSTANBUL’UMUZUN SEÇİLMİŞ BELEDİYE BAŞKANI, CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ SAYIN EKREM İMAMOĞLU’DUR” “19 Nisan’da, dünyanın dört bir yanından gelecek yaklaşık 2 bin yabancı atletle birlikte 20 binin üzerinde katılımcı, bu özel yarı maratonda koşacak. Bu buluşma, İstanbul’un uluslararası marka değerini güçlendiren çok kıymetli bir organizasyondur. Biz maratonlara ev sahipliği yapmayı çok seviyoruz. Ancak bizim en büyük maratonumuz, İstanbul İçin Gece Gündüz Çalışma Maratonudur. Maratonumuzun en büyük koşucusu da İstanbul’umuzun seçilmiş belediye başkanı, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’dur. Kendisi bugün fiziken aramızda değil ama ruhu, kalbi hep bizimle. Hepinize selamlarını iletiyorum.” “OLİMPİYATLARA EV SAHİPLİĞİ YAPMA HEDEFİMİZLE ÇOK ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYORUZ” “İstanbul’umuzu dünyanın spor başkenti yapma hedefimizle, Olimpiyatlara ev sahipliği yapma hedefimizle çok çalışmaya devam ediyoruz. Bir maraton; kısa, orta ve uzun vadeli planlama, azim, disiplin ve kararlılık gerektirir. Ve elbette zorluklar karşısında pes etmeden hedefe ulaşmayı ister. İstanbul için çalışmak da tam olarak böyle bir maraton mücadelesidir. Önümüze çıkan tüm engellere rağmen, İstanbul için ilk günkü heyecan ve kararlılıkla çalışıyor ve çalışmaya devam ediyoruz. 2019’dan bugüne daha hareketli bir İstanbul için olanaklar yaratmayı önceliğimiz olarak benimsedik. Spor tesislerimizin sayısını 48’den 75’e çıkardık. Önceki hafta Türkiye’de bir ilke imza atarak, Çırpıcı tesislerimizin içinde amatör sporcuların yararlanacağı bir sporcu sağlık merkezini hizmete açtık. Dün de baştan sona yenilediğimiz Kuştepe tesisimizi faaliyete aldık. Ve yakın bir zamanda da Bağcılar’da olimpik yüzme havuzumuzu, Bahçelievler’de Kocasinan stadımızı açacağız.” “2019’DA YÜZDE 13 OLAN İSTANBUL’UN FİZİKSEL AKTİVİTE ORANI, BUGÜN YÜZDE 37’NİN ÜZERİNE ÇIKTI” “Evdeki yaşlımızdan özel gereksinimli bireylerimize, çocuklardan gençlerimize, okul sporlarından amatör spor kulüplerine kadar yaklaşık 1 milyon kişiye 13 milyon kez kullanım hizmeti sunuyoruz. 2019’da yüzde 13 olan İstanbul’un fiziksel aktivite oranı, bugün yüzde 37’nin üzerine çıktı. Hedefimiz, yeni yatırımlarımızla bu oranı yüzde 50’nin üzerine taşımak. Ülkemiz, Avrupa sıralamasında TİP 2 diyabette Özbekistan’dan sonra ikinci sırada yer alıyor; obezitede ise ne yazık ki ilk sıradayız. Türkiye’nin bu vahim tabloyu değiştirmesi gerekiyor. Aktif yaşam ve egzersiz, bireysel ve toplumsal sağlık için elimizdeki en etkili ve ekonomik araçtır. Biz, hareketli yaşamı ve egzersizi İstanbul halkı için bir “önleyici sağlık hizmeti” olarak görüyoruz. Bu anlayışla 75 spor tesisimiz ve yüzlerce açık alanda, 3 yaşından itibaren toplumun her kesimine spor ve egzersiz imkânı sunuyoruz. Bu çerçevede çok önemli projeleri hayata geçirdik. 2025 yılı itibarıyla emekliler ve 65 yaş üstü İstanbullulara, sadece 1 TL karşılığında tesislerimizi açtık. Bu yılın başından itibaren Anne Kart sahibi kadınlar ve SGK ile Bağ-Kur güvencesi olmayan kadınlara 1 TL’ye egzersiz imkânı sunmaya başladık. Öğrencilerimiz de tesislerimizden yüzde 50 indirimle faydalanmaya devam ediyor.” “İSTANBUL, GELECEKTEKİ BÜYÜK BİR ORGANİZASYONA DA HAZIRLANIYOR” “Bir dünya başkenti olan İstanbul, kültürden sanata, siyasetten ekonomiye ve spora kadar uluslararası bir şehir kimliğine sahiptir. Geçmişte İstanbul’umuz iki defa UEFA Şampiyonlar Ligi finali, birer kez UEFA Kupası ve UEFA Süper Kupa finali, birer kez Dünya ve Avrupa Basketbol Şampiyonası, iki kez EuroLeague finali, bir kez Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası ve 9 kez Formula 1 yarışı gibi çok sayıda uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptı. UEFA Avrupa Ligi finaline de bu yıl ev sahipliği yapacak. Ayrıca uluslararası prestiji yüksek iki organizasyona daha sahip: Türkiye İş Bankası İstanbul Maratonu ve Türkiye İş Bankası İstanbul Yarı Maratonu. 47 kez düzenlenen İstanbul Maratonu, dünya çapında iki kıta arasında koşulan tek maraton. Bu yıl 21.’sini gerçekleştireceğimiz İstanbul Yarı Maratonu ise, Türkiye’de atletizm alanında bir dünya rekorunun kırıldığı ilk organizasyon olma özelliğine sahip. Bir yanda İstanbul Boğazı, bir yanda Haliç… Süleymaniye’nin gölgesi, diğer yanda Ayasofya ve Sultanahmet… İstanbul Yarı Maratonu’nda sadece bir parkuru değil, binlerce yıllık bir tarihi koşuyorsunuz. Maratonlarımızın yanı sıra, İstanbul, gelecekteki büyük bir organizasyona da hazırlanıyor: 2027 Avrupa Oyunları. Bu organizasyon ile 5 bini aşkın sporcu, onlarca branşta yarışacak; bir ‘yarı olimpiyat’ deneyimi yaşayacağız. Avrupa Oyunları, aday olduğumuz 2036 Yaz Olimpiyatları için de büyük bir prova niteliğinde olacak ve geride değerli bir miras bırakacak. İBB, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi başta olmak üzere, birçok paydaşla hazırlıklarımızı sürdürüyoruz.” “19 NİSAN’DA REKOR TAZELENECEK” “Avrupa’nın ilk üç, dünyanın da ilk on yarı maratonu arasında yer alan Türkiye İş Bankası 21. İstanbul Yarı Maratonu her yıl büyüyor. Geçen yıl rekor sayıda katılımcıyla koşuldu; 19 Nisan’da bu rekor tazelenecek. Bu çok değerli etkinliğe, İstanbul Yarı Maratonu’na destek veren Türkiye Atletizm Federasyonu’na, isim sponsorumuz Türkiye İş Bankası’na, İstanbul Valiliği’ne, İstanbul Emniyeti’ne ve organizasyonda görev alan tüm İBB birimlerine teşekkür ediyorum. Yarı maratona katılacak tüm sporculara başarılar diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.” “VATANDAŞLARIMIZI DA 19 NİSAN’DA İSTANBUL YARI MARATONU’NA BEKLİYORUZ” İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir de açılış konuşmasında, “Bu büyük organizasyon için emek veren, katkı sunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Valiliği ve ilçe belediyeleri çalışanlarına ve gönüllülere; katkıda bulunan markaların değerli temsilcilerine 16 milyon İstanbullu adına en içten teşekkürlerimi sunuyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak İstanbul’un; sporun özünde yer alan dostluk, barış ve kardeşliği en derin şekilde yaşatan bir spor kenti haline gelmesi bizim en büyük hedeflerimizden biri. Daha sağlıklı ve hareketli bir İstanbul için tüm vatandaşlarımızı da 19 Nisan’da İstanbul Yarı Maratonu’na bekliyoruz.” İfadelerini kullandı. Konuşmaların ardından konuşmacılar göğüs numarası ve formalarıyla anı fotoğrafı çektirdi. 20 BİN KOŞUCUNUN KATILMASI BEKLENİYOR Hem elit atletlerin hem de koşuseverlerin her yıl yoğun ilgi gösterdiği İstanbul Yarı Maratonu’na bu yıl 8 bini 21K, 12 bini 10K olmak üzere toplam 20 bin koşucunun katılması bekleniyor. Hızlı parkuruyla elit atletler için ayrı bir albenisi olan ve 2021’de dönemin dünya rekoruna ev sahipliği yapan İstanbul Yarı Maratonu’na bu yıl 4’ü tempocu olmak üzere toplam 60 elit atlet katılacak. Dünya Atletizm Birliği’nin (World Athletics) “Gold Label” statüsündeki Avrupa’nın 3, dünyanın 10 yarı maratonundan biri olan Türkiye İş Bankası 21. İstanbul Yarı Maratonu’nda son şampiyonlar Alex Nzioka Matata ve Miriam Chebet, ünvanlarını korumak için yarışacak. Bu yılın elit atlet listesinde dikkat çeken bir diğer detay ise hem erkeklerde hem de kadınlarda ikiz sporcuların yarışacak olması. YARIŞ BAŞLANGIÇ NOKTASINDA SONLANACAK Türkiye İş Bankası’nın isim sponsorluğunu üstlendiği 21. İstanbul Yarı Maratonu’nda yarışçılar 19 Nisan Pazar günü Yenikapı’dan başlayarak Tarihî Yarımada’yı turladıktan sonra yine başlangıç noktasında parkuru tamamlayacak. Yarış, ana sponsor Sportive, tedarik sponsorları Kahve Dünyası, Züber, MG, Hamidiye, Red Bull, medya sponsoru Metro FM ve mekân sponsoru Kanyon’un katkılarıyla koşulacak. Türkiye İş Bankası 21. İstanbul Yarı Maratonu ile ilgili tüm detaylara istanbulyarimaratonu.com adresinden erişilebilirken, kayıtlar 13 Nisan tarihine dek devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Böbrek Sağlığı Korumak için 8 Altın Kural Haber

Böbrek Sağlığı Korumak için 8 Altın Kural

Buna rağmen böbrek hastalıkları dünyada giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Kronik böbrek hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık %10’unu etkileyen yaygın bir hastalık olup, çoğu zaman erken dönemde belirti vermez. Diyabet ve hipertansiyon ise son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri arasında yer almaktadır. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘’12 Mart Dünya Böbrek Günü’’ nedeniyle böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu. Böbrek sağlığının korunması için günlük yaşamda bazı önlemler alınmalıdır. Bunlar şöyle özetlenebilir: Yeterli Su Tüketimi: Böbrekler, vücuttaki atık maddeleri, idrar yoluyla uzaklaştırmak için suya ihtiyaç duyar. Günde ortalama 2-3 litre su içmek, toksinlerin atılmasını hızlandırır ve böbrek taşı oluşumunu mekanik olarak engeller. Böbrek Hastalığı Belirtilerini Bilmek: İdrarda gözle görülür kanama, şiddetli ve kıvrandırıcı yan ağrısı veya sık tekrarlayan idrar yolu iltihapları varsa acilen bir üroloji bölümüne başvurulmalıdır. Düzenli Taramalar: Özellikle 50 yaş üstü erkekler, idrar yapma zorluğu hissetmeseler bile böbrek ve prostat sağlığının kontrolü için yılda bir kez üroloji muayenesi ve ultrasonografi yaptırmalıdır. Kan Şekeri Kontrolü: Diyabet (şeker hastalığı), dünyada son dönem böbrek yetmezliğinin bir numaralı nedenidir. Kanda sürekli yüksek seyreden şeker, böbreğin süzgeç görevi gören ince damar yumaklarına zarar verir. Şeker hastaları kan şekerini katı şekilde kontrol altında tutmalıdır. Tansiyon Kontrolü ve Tuz Kısıtlaması: Yüksek tansiyon (hipertansiyon), böbrek yetmezliğinin ikinci en sık nedenidir. Basıncı artmış kan akımı böbrek damarlarını yırtar ve daraltır. Günlük tuz tüketimi 5 gramın (1 çay kaşığı) altında tutulmalıdır. Bilinçsiz İlaç Kullanımından Kaçınmak: Reçetesiz satılan ve toplumda sık kullanılan ağrı kesiciler (romatizma ilaçları, NSAİİ grubu), uzun süreli veya yüksek dozda kullanıldığında doğrudan böbrek hücrelerini öldüren zehirli etki gösterir. İlaçlar hekim onayı olmadan kullanılmamalıdır. Sigara ve Tütün Ürünlerinden Uzak Durmak: Sigara, böbreklere giden kan damarlarını daraltarak böbreğin oksijensiz kalmasına neden olur. Aynı zamanda böbrek hücrelerinin DNA yapısını bozarak böbrek kanserine doğrudan zemin hazırlar. Düzenli Egzersiz ve Kilo Kontrolü: Obezite, böbreklerin vücudu temizleyebilmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu aşırı çalışma hali zamanla böbreği yorar ve tüketir. Düzenli fiziksel aktivite hem kilo kontrolü sağlar hem de tansiyon ve diyabet riskini düşürür. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Günleriniz Otomatik Pilotta Gibi Geçiyorsa Dikkat! İşlevsel Donma Yaşıyor Olabilirsiniz! Haber

Günleriniz Otomatik Pilotta Gibi Geçiyorsa Dikkat! İşlevsel Donma Yaşıyor Olabilirsiniz!

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, işlevsel donmanın ne olduğu, kronik stres ve sinir sistemi ile ilişkisi ile belirtileri hakkında bilgi verdi. Dış işlevsellik korunurken içsel regülasyon bozuluyor! İşlevsel donmanın, bireyin dış dünyadaki sorumluluklarını sürdürebilmesine rağmen içsel denge ve regülasyonunun bozulduğu; zihin, duygu ve beden arasındaki entegrasyonun zayıfladığı, iyilik hâlinin askıya alındığı bir durum olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu hâl, travmatik bir deneyimle ilişkili olabileceği gibi travma dışı, kronik stres temelli de gelişebilir. Kişi günlük işlevselliğini korur ancak içsel olarak donukluk, kopukluk ve otomatik pilotta yaşama hissi yaşar.” dedi. Stresin, bireyin bedensel ve psikolojik bütünlüğünü tehdit eden uyaranlar karşısında ortaya çıkan zihinsel, duygusal, fiziksel ve davranışsal tepkilerin bütünü olduğunu hatırlatan Aytop, “Hans Selye’ye göre stres, bedenin değişim talebidir; stresörü izleyen bu tepkiler uyum sağlamaya yöneliktir. Bedenin stresle başa çıkma kapasitesi allostaz olarak tanımlanır. Ancak stres kronikleştiğinde allostatik yük birikir ve bu durum fiziksel ve psikolojik yıpranmaya yol açar.” şeklinde konuştu. İşlevsel donma, akut ve geçici bir donma tepkisinden farklı olarak süreğen bir hâli tanımlar! Akut stres durumlarında beyin ve beden alarm sisteminin devreye girdiğini aktaran Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Kortizol, adrenalin ve noradrenalin salınımı artar ve ‘savaş, kaç, donma ya da ödün verme’ tepkileri ortaya çıkar. Donma tepkisi, başlangıçtaki yüksek uyarılmanın ardından sinir sisteminin aktivasyonu belirgin biçimde azaltmasıyla oluşur. Hareket, duygu ve düşünce yavaşlar; dikkat dağılır, bedende ağırlık ve uyuşma hissi ön plana çıkar.” dedi. Polyvagal teoriye göre bu tepkinin, parasempatik sinir sisteminin dorsal vagal yoluyla ilişkili olduğunu dile getiren Aytop, şunları söyledi: “Evrimsel olarak en ilkel savunma yanıtlarından biridir. İşlevsel donma, akut ve geçici bir donma tepkisinden farklı olarak süreğen bir hâli tanımlar. Kişi iş, okul ve sosyal yaşamını sürdürebilir; ancak içsel olarak kopuk, donuk ve regülasyonu bozulmuş hisseder. Günler otomatik pilotta geçiyormuş gibi yaşanır; başlanmış işleri sürdürmek görece kolayken yeni başlangıçlar zorlayıcıdır. Zihinsel olarak dikkat ve karar verme zorlaşır; duygulara erişim azalır. Bedensel olarak yorgunluk ve ağırlık hissi görülür. Bu durum çoğu zaman dışarıdan fark edilmez ve kişi de yaşadığı kopukluğu net biçimde tanımlayamayabilir. Uzun vadede yaşam kalitesi, ilişkiler ve kişisel gelişim olumsuz etkilenir.” Bazı bireylerde alarm sistemi kapanmaz ve işlevsel donma gelişebilir! Travmanın gerçek ya da tehdit edilen ölüm, ciddi yaralanma veya cinsel şiddete maruz kalma durumlarını kapsadığını kaydeden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Travmatik yaşantılar tek seferlik, kronik veya karmaşık biçimde ortaya çıkabilir. Travma sonrası belirtiler, olayın kendisinden çok beynin ve bedenin verdiği stres yanıtlarıyla ilişkilidir.” dedi. Bazı bireylerde bu alarm sisteminin tehdit ortadan kalksa bile kapanmadığına; stresin kronikleştiğine ve işlevsel donmanın bu süreçte ortaya çıkabilen durumlardan biri hâline geldiğine işaret eden Aytop, bu tablonun depresyon ve travma ile ilişkili bozukluklarla birlikte ya da bağımsız olarak görülebildiğini aktardı. Modern yaşam koşulları, beyin ve bedeni işlevsel donma moduna itebilir! İşlevsel donmanın, erken dönem ihmal ve istismar, güvensiz bağlanma, kronik stres, tekil ya da karmaşık travmalar, yetersiz psikolojik dayanıklılık ve öz-değer gibi faktörlerle ilişkili olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Modern yaşam koşulları da bu durumu tetikleyebilir. Dijital yük, sürekli ekran ve haber maruziyeti, yoğun iş temposu, belirsizlik, ekonomik kaygılar ve yüksek beklentiler beynin ve bedenin kendini koruma amacıyla işlevsel donma moduna geçmesine zemin hazırlayabilir.” dedi. İşlevsel donmanın, depresyon ve tükenmişlik sendromu ile benzer belirtiler gösterebileceğini vurgulayan Aytop, “Ancak temel fark işlevsellik düzeyidir. Depresyon ve tükenmişlikte işlevsellik belirgin biçimde azalırken, işlevsel donmada kişi dışarıdan ‘iyi işleyen’ biri gibi görünebilir. Bu nedenle tanınması daha zordur.” açıklamasını yaptı. Sorun motivasyon eksikliği değil, sinir sisteminin aşırı yük altında olması! İşlevsel donmada sorunun motivasyon eksikliği değil, sinir sisteminin aşırı yük altında olması olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Daha fazla çabalamak, zaten yorgun olan sistemi zorlayarak donma hâlini derinleştirebilir ve ek psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilir.” dedi. İşlevsel donma fark edildiğinde, daha çok zorlamak yerine regülasyonu yeniden inşa etmek gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı: “Topraklama, farkındalık, nazik fiziksel aktivite, ekran ve stres yükünü azaltma, sosyal destek ve gerektiğinde profesyonel yardım, sinir sisteminin güvenliğe yeniden dönmesini destekler. Psikolojik destek, bireyin içsel kaynaklarını güçlendirmesine, regülasyon becerilerini geliştirmesine ve travmatik ya da kronik stres deneyimlerini güvenli bir bağlamda işlemesine olanak tanır. Bu süreç yalnızca belirtileri hafifletmekle kalmaz; kişinin kendisiyle, ilişkileriyle ve yaşamıyla yeniden temas kurmasını sağlayarak travma sonrası büyümeyi mümkün kılar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakanlıktan Ebeveynlere Dijital Uygulamalarda “Ekran Süresi” Uyarısı Haber

Bakanlıktan Ebeveynlere Dijital Uygulamalarda “Ekran Süresi” Uyarısı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca, çocukların dijital dünyadaki risklerden korunması ve ebeveynlere rehber olması için hazırlanan "Çocuklar Güvende" internet sitesinde, 6 yaşındaki çocuklar için ekran süresinin günde en fazla 1 saat olması gerektiği belirtildi. Bakanlık, çocukların dijital alanlarda karşılaşabilecekleri risklerin neler olduğu ve bu risklere karşı hangi tedbirlerin alınabileceği konusunda ebeveynlerin ve toplumun bilgilendirilmesi amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, çocukların dijital dünyada güvenliğine katkı sağlaması için "Çocuklar Güvende" internet sitesi ve mobil uygulaması hayata geçirildi. Ebeveynlerin rehberliğinde çocuklar için güvenli dijital ortam oluşturma hedefiyle uygulamaya konulan internet sitesinde, "Çevrimiçinde çocukları hedef alan tehlikeler", "Oyun dünyasındaki tuzaklar", "Ekran süresi", "Dijital ebeveyn olmak" ve "Çocuklar için güvenli içerik seçimi" başta olmak üzere birçok bilgilendirici içerik bulunuyor. “Çocuklar Güvende" internet sitesinin, "Ekran süresi: Sağlıklı Kullanım Önerileri" bölümünde, ekran kullanımının çocukların gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği, bu nedenle çocukların yaşına uygun sürelerin belirlenmesi ve sınırlar konularak kontrollü kullanımın sağlanması gerektiği vurgulandı. 3 yaşına kadar çocuklar ekrandan uzak tutulmalı 0-3 yaş arası dönemin, çocukların beyin ve sosyal gelişimi açısından kritik süreç olduğunun altı çizilerek ekran kullanımının bu gelişimi olumsuz etkileyebileceğinden, 3 yaşına kadar çocukların ekrandan tamamen uzak tutulması önerisinde bulunuldu. İnternet sitesinde, 3-6 yaş arasındaki çocuklarda ekran süresinin sınırlandırılması ve yaş ilerledikçe bu sürenin aşamalı olarak artırılması tavsiye edilerek video izleme, dijital oyunlar ve televizyon gibi aktivitelerin de bu süreye dahil edilmesi gerektiğine işaret edildi. Ekran süresinin çocukların yaşlarına uygun şekilde belirlenmesi gerektiği belirtilerek, "3 yaşındaki çocuklar için ekran kullanımı günde en fazla 30 dakika olmalıdır. 4 yaşında bu süre 40 dakika, 5 yaşında ise 50 dakika olmalıdır. 6 yaşındaki çocuklar için ise ekran süresi günde en fazla 60 dakika olarak belirlenmelidir. Ekran kullanımında sınırlar, çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve aile dinamiklerine göre belirlenmelidir. Bu süre, çocuğun fiziksel aktivite, uyku düzeni ve sosyal etkileşim gibi diğer önemli alışkanlıklarıyla dengelenmelidir." tavsiyelerine yer verildi. Yemek sırasında, uyku öncesinde ve çocuk odasında dijital araçların kullanılmamasının önemi vurgulanan bölümde öneriler şu şekilde sıralandı: "Ebeveynler, kurallara uyarak çocuklara örnek olmalıdır. Kurallar net ve anlaşılır olmalı, süre bitmeden önce hatırlatmalar yapılmalıdır. Ekran süresi sona erdiğinde, çocuğun duygularına empati gösterilip, dikkatini başka bir aktiviteye yönlendirmek için önerilerde bulunulmalıdır. Ebeveyn rehberliğiyle, çocukların ekran alışkanlıkları sağlıklı bir şekilde yönlendirilebilir ve kontrollü ekran süreleri, çocukların dijital dünyanın faydalarından yararlanırken, risklerden korunmalarına yardımcı olur."

İstanbullu Kadınlara Özel: 1 TL’ye Spor Haber

İstanbullu Kadınlara Özel: 1 TL’ye Spor

Kampanyanın tanıtım toplantısında konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “Bugünleri aşmalıyız ve mücadele etmeliyiz. Bugünleri birlikte aşacağız. Ekrem İmamoğlu'yla aşacağız, onun yol arkadaşlarıyla aşacağız. Bu kötülükleri aşarken de asla kötülük yapmayacağız. Kalbi kötü olan, kara olanlardan olmayacağız. Kötü olmayacağız. Kötülerden olmayacağız. Kötülüğü iyilikle yeneceğiz. Her kötülüğe karşılık, biz, iyi yanımızı göstereceğiz. Onlar kötülüğünün içinde -kim kötüyse, kim kendi ruhunda, kalbinde kötüyse- kendi kalbinin, ruhunun içinde boğulacak. Biz, her kötülüğe karşılık, mutlaka iyilikle cevap vereceğiz. İyiliği büyütmek içinse hizmetlerimizi çoğaltacağız,” dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), İstanbul'da kadınların spor hizmetlerine erişimini artırmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını desteklemek amacıyla, 1 Ocak itibarıyla "Kadınlara Gündüz Seanslarında 1 TL’ye Spor Desteği Kampanyası"nı hayata geçirdi. Kampanyanın tanıtım toplantısı Haliç Su Sporları Merkezi’nde; İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen’in katılımlarıyla gerçekleştirildi. Tanıtım toplantısında, Aslan ile İBB Genel Sekreter Yardımcısı Zeynep Nevza Akçabay birer konuşma yaptı. ASLAN: MİLYONLARCA EKREM İMAMOĞLU VAR “Dayanışmayı büyüten, birbirimize daha sıkı tutunduğumuz yeni bir hizmetimizi paylaşmak için bir aradayız,” diyen Aslan, özetle şunları söyledi: “Sözlerime başlamadan önce, hepinize, göreve geldiği ilk günden itibaren varlığını, halkın varlığına adayan, aylardır haksız ve hukuksuz biçimde Silivri zindanında tutulan İstanbul'un seçilmiş Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun selamlarını iletmek istiyorum. Ekrem Başkanımız, bugün burada olmayı çok isterdi. Çünkü onun en büyük hayali, kadınların korkmadan yürüdüğü, yalnız kalmadığı, hayattan vazgeçmek zorunda bırakılmadığı bir şehir inşa etmekti. Ve bunun için de büyük bir mücadele verdi. Onun bu hayali yarım kalmış gibi düşünüyor olabilirsiniz, ama herkes biliyor ki on binlerce, yüz binlerce, milyonlarca Ekrem İmamoğlu var. Bu emanet bizdedir. Ve Ekrem İmamoğlu Bey gelene kadar, bu emanete sahip çıkacağız ve bu vizyonu devam ettireceğiz.” “BUGÜNLERİ BİRLİKTE AŞACAĞIZ” “Dünya bugün, derin bir sosyal eşitsizlik krizinde, derin bir adaletsizlik krizinde. Ülkemiz de bu tablonun dışında değil, tam da ortasında. Derin bir adaletsizlik, derin bir sosyal eşitsizlik ve ekonomik krizle boğuşuyoruz. Bu krizlerin birleştiği yerde, hepimizi sarsan bir gerçek duruyor: Güvenlik krizi. Daha geçtiğimiz hafta, Şişli'de, bir çöp kutusunda bir kadın cesedi bulundu. Bu haberi gördüğümde, bir yönetici olarak değil, bir insan olarak kalbim acıdı, sızladı. Ben bir annenin evladıyım. Bir eşim var ve bir kız babasıyım. Ne zaman bir kadının eziyet gördüğünü, katledildiğini duysam, kalbim aynı yerden sızlıyor. Ve her seferinde kendime bir söz veriyorum: Bugünleri aşmalıyız ve mücadele etmeliyiz. Bugünleri birlikte aşacağız. Ekrem İmamoğlu'yla aşacağız, onun yol arkadaşlarıyla aşacağız. Onlarca, yüzlerce tutuklu arkadaşımız var, belediye başkanlarımız var, kardeşlerimiz var, bürokratlarımız var.” “KALBİ KÖTÜ OLAN, KARA OLANLARDAN OLMAYACAĞIZ” “Bu kötülükleri aşarken de asla kötülük yapmayacağız. Kalbi kötü olan, kara olanlardan olmayacağız. Kötü olmayacağız. Kötülerden olmayacağız. Kötülüğü iyilikle yeneceğiz. Her kötülüğe karşılık, biz, iyi yanımızı göstereceğiz. Onlar kötülüğünün içinde -kim kötüyse, kim kendi ruhunda, kalbinde kötüyse- kendi kalbinin, ruhunun içinde boğulacak. Biz, her kötülüğe karşılık, mutlaka iyilikle cevap vereceğiz. İyiliği büyütmek içinse hizmetlerimizi çoğaltacağız. Girilmedik gönül, çalınmadık kapı bırakmayacağız. Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü'nde ve İstanbul'da ne yaptıysa, aynısını yapmaya, her kapıyı çalmaya, her ananın elinden öpmeye, her çocuğun elinden tutmaya devam edeceğiz. Bugün burada buluşmamız da iyilik çemberini genişletmek içindir. Bugün burada olmamız eşitsizliğe, yok sayılmaya, görmezden gelinmeye verdiğimizi bir yanıttır. Kadınların güçlenmesi için attığımız bir adımdır bu. Sadece bu mu? Değil. Dün onlarca adım attı Ekrem İmamoğlu. Bugün bunu atıyoruz, yarın atmaya devam edeceğiz.” “SPOR, ‘BEN BURADAYIM’ DEME HALİDİR” “Bugün itibariyle İstanbul'da yaşayan, Anne Kart sahibi olan ve sosyal güvencesi olmayan kadınlar, İBB Spor tesislerimizden, gündüz seanslarımızda, fitness, yüzme ve grup egzersizlerinde tam 1 TL'ye, akşam ve tam gün üyeliklerindense yüzde 50 indirimle yararlanabilecekler. Çünkü spor, yeniden nefes almaktır. Spor, insanın kendisiyle yeniden bağ kurmasıdır. Spor, ‘Ben buradayım’ deme halidir. Bir kadının kendisi için ayırabildiği bir saat, bazen hayatını yeniden kurabildiği tek alandır. Biz, bu alanları çoğaltmak için mücadele ediyoruz. Ve bunun için buradayız. Ekrem Başkanımız burada olsa, bize şu sözünü yeniden hatırlatırdı: ‘İstanbul'da 8 milyon kadını, yani yaşamın, emeğin, bereketin yarısını yok sayan bizden değildir.’ Yani kadını yok sayan, kadının emeğini, varlığını yok sayan bizden değildir. İBB ailesinden değildir. Ekrem İmamoğlu'nun yol arkadaşı değildir. Cumhuriyete inanan ve sahiplenen değildir. Kadın vardır ve gerçektir. Biz; emeğe, berekete ve yaşama sahip çıkıyoruz.” “DÜNYA BİLİYOR EKREM İMAMOĞLU'NUN VE YOL ARKADAŞLARININ YAPTIKLARINI” İBB’nin 2019 yılından bu yana kadınlara yönelik hizmetlerinin kısa bir özetini yapan Aslan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Yaptıklarımızı sadece İstanbul'da yapmaya devam etmeyeceğiz. Tüm Türkiye halkı biliyor ki, artık sınırları aştık. İstanbul'u aştık. Türkiye'yi aştık. Dünya biliyor Ekrem İmamoğlu'nun ve yol arkadaşlarının yaptıklarını düşünün. Burada Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezi açtığımız için, bir devlet kurumu, bir vatandaşına hizmet yeri açtığı için suçlanıyor. Biz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir kurumuyuz. Şu an içinde bulunduğumuz tesis, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, bu devletin bir kurumudur. Herkes bizimle övünürken, bazı insanlar bizi eleştiriyor. Ama sağ olsun dünyada kıymetimizi bilenler de var. New York Belediye Başkanı ‘Yuvamız New York'lar açıyor. Zagreb Belediye Başkanı başka bir şeyi örnek alıyor, Budapeşte Belediye Başkanı başka bir şey, Sofya Belediye Başkanı başka bir şey. Asla kıskanmıyoruz. Biz, iyiyiz. İyilikle yarışmaya devam edeceğiz. Kötüleri, iyilikle boğacağız ve yok edeceğiz. Kim bizim fikrimizi, projemizi, düşüncemizi, vizyonumuzu kullanmaya kalkarsa ve bizimle beraber iyilikle mücadele etmeye varsa, biz onun yanındayız.” “HİÇ KİMSE BU ÜLKEDEN UMUDUNU KESMESİN” “Kimse bu ülkede ve İstanbul'da kendini yalnız hissetmesin. İyiler var. Ekrem İmamoğlu var ve onun yol arkadaşları var. Bu projede de emeği geçen tüm yol arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Hep birlikte dünyayı daha adil bir hale getireceğiz. İyilerin egemen olduğu, iyilerin güçlü olduğu, namusluların, şereflilerin, onurluların, hizmet edenlerin, çocukların, gençlerin, kadınların yanında yer alanların özgür olduğu, hukukun üstün olduğu, demokrasinin üstün olduğu bir ülkeyi, Türkiye'deki iyilerle beraber inşa edeceğiz. Hep birlikte başaracağız. Hiç kimse bu ülkeden umudunu kesmesin. Kimse bu ülkeyi terk etmesin. Bu Cumhuriyet var olduğu sürece -ki ilelebet var olacak- iyiler var. Kötüler bile bize emanet. Biz, asla kötülük yapmayacağız. Kötü kendisini biliyor. Ama onların bile teminatı biziz. Çünkü biz varız, iyiler var. Ekrem İmamoğlu var. Yol arkadaşları var.” KAMPANYANIN DETAYLARI Geçtiğimiz yıl emeklilerle 65 yaş ve üzeri vatandaşlara gündüz seanslarında 1 TL’ye spor yapma olanağı sunan İBB, “Kadınlara Gündüz Seanslarında 1 TL’ye Spor Desteği Kampanyası” ile yelpazeyi daha da genişletti. İBB Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile iştiraki Spor İstanbul koordinasyonunda yürütülen kampanya kapsamında; SGK ve Bağ-Kur güvencesi olmayan kadınlar ile Anne Kart sahibi kadınlar, yüzme, fitness ve grup egzersizi branşlarının gündüz seanslarından yalnızca 1 TL karşılığında faydalanabilecek. Kadınlar, akşam seanslarında da yüzde 50 indirimle yararlanabilecek. Kampanyanın temel amaçları; İstanbul'daki kadınların İBB Spor Tesislerinden daha uygun koşullarda faydalanmasını sağlamak, kadınların fiziksel ve psikolojik sağlığını iyileştirmek, aktif Anne Kart sahibi ve SGK/Bağ-Kur sigortası olmayan kadınların spor hizmetlerine erişimini artırmak olarak sıralandı. ÖĞRENCİLERE YÜZDE 50 İNDİRİME DEVAM Öte yandan İBB’nin 31 ilçedeki 73 tesisinde geçen yıl öğrencilere yönelik 34 branşta başlattığı yüzde 50 indirim kampanyası, 2026 yılı boyunca da devam edecek. 2025 yılında 14 bin emekli, 65 yaş ve üstü vatandaş, toplam 275 bin kez 1 TL kampanyasını kullanırken, yüzde 50 öğrenci indiriminden de 137 bin 400 kişi, 1 milyon 485 kez kullanarak faydalandı. 2019 yılında İstanbul’un yüzde 13 olan fiziksel aktivite oranı 3 kat artarak bugün yüzde 37’yi geçmiş durumda. İBB, 74 tesisinin yanı sıra, 300’ü aşkın açık alanda düzenlediği etkinliklerle da İstanbulluların daha ekonomik ve kaliteli standartlarda spor ve egzersiz yapması için çalışıyor. “Kadınlara Gündüz Seanslarında 1 TL’ye Spor Desteği Kampanyası”na dair detaylı bilgilere online.spor.istanbul adresinden ulaşılabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.