Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fiziksel Aktivite

Kapsül Haber Ajansı - Fiziksel Aktivite haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fiziksel Aktivite haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Böbrek Sağlığı Korumak için 8 Altın Kural Haber

Böbrek Sağlığı Korumak için 8 Altın Kural

Buna rağmen böbrek hastalıkları dünyada giderek artan bir halk sağlığı sorunudur. Kronik böbrek hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık %10’unu etkileyen yaygın bir hastalık olup, çoğu zaman erken dönemde belirti vermez. Diyabet ve hipertansiyon ise son dönem böbrek yetmezliğinin en sık nedenleri arasında yer almaktadır. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Adil Güçal Güçlü,‘’12 Mart Dünya Böbrek Günü’’ nedeniyle böbrek sağlığının korunması için önemli önerilerde bulundu. Böbrek sağlığının korunması için günlük yaşamda bazı önlemler alınmalıdır. Bunlar şöyle özetlenebilir: Yeterli Su Tüketimi: Böbrekler, vücuttaki atık maddeleri, idrar yoluyla uzaklaştırmak için suya ihtiyaç duyar. Günde ortalama 2-3 litre su içmek, toksinlerin atılmasını hızlandırır ve böbrek taşı oluşumunu mekanik olarak engeller. Böbrek Hastalığı Belirtilerini Bilmek: İdrarda gözle görülür kanama, şiddetli ve kıvrandırıcı yan ağrısı veya sık tekrarlayan idrar yolu iltihapları varsa acilen bir üroloji bölümüne başvurulmalıdır. Düzenli Taramalar: Özellikle 50 yaş üstü erkekler, idrar yapma zorluğu hissetmeseler bile böbrek ve prostat sağlığının kontrolü için yılda bir kez üroloji muayenesi ve ultrasonografi yaptırmalıdır. Kan Şekeri Kontrolü: Diyabet (şeker hastalığı), dünyada son dönem böbrek yetmezliğinin bir numaralı nedenidir. Kanda sürekli yüksek seyreden şeker, böbreğin süzgeç görevi gören ince damar yumaklarına zarar verir. Şeker hastaları kan şekerini katı şekilde kontrol altında tutmalıdır. Tansiyon Kontrolü ve Tuz Kısıtlaması: Yüksek tansiyon (hipertansiyon), böbrek yetmezliğinin ikinci en sık nedenidir. Basıncı artmış kan akımı böbrek damarlarını yırtar ve daraltır. Günlük tuz tüketimi 5 gramın (1 çay kaşığı) altında tutulmalıdır. Bilinçsiz İlaç Kullanımından Kaçınmak: Reçetesiz satılan ve toplumda sık kullanılan ağrı kesiciler (romatizma ilaçları, NSAİİ grubu), uzun süreli veya yüksek dozda kullanıldığında doğrudan böbrek hücrelerini öldüren zehirli etki gösterir. İlaçlar hekim onayı olmadan kullanılmamalıdır. Sigara ve Tütün Ürünlerinden Uzak Durmak: Sigara, böbreklere giden kan damarlarını daraltarak böbreğin oksijensiz kalmasına neden olur. Aynı zamanda böbrek hücrelerinin DNA yapısını bozarak böbrek kanserine doğrudan zemin hazırlar. Düzenli Egzersiz ve Kilo Kontrolü: Obezite, böbreklerin vücudu temizleyebilmek için normalden fazla çalışmasına neden olur. Bu aşırı çalışma hali zamanla böbreği yorar ve tüketir. Düzenli fiziksel aktivite hem kilo kontrolü sağlar hem de tansiyon ve diyabet riskini düşürür. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Günleriniz Otomatik Pilotta Gibi Geçiyorsa Dikkat! İşlevsel Donma Yaşıyor Olabilirsiniz! Haber

Günleriniz Otomatik Pilotta Gibi Geçiyorsa Dikkat! İşlevsel Donma Yaşıyor Olabilirsiniz!

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, işlevsel donmanın ne olduğu, kronik stres ve sinir sistemi ile ilişkisi ile belirtileri hakkında bilgi verdi. Dış işlevsellik korunurken içsel regülasyon bozuluyor! İşlevsel donmanın, bireyin dış dünyadaki sorumluluklarını sürdürebilmesine rağmen içsel denge ve regülasyonunun bozulduğu; zihin, duygu ve beden arasındaki entegrasyonun zayıfladığı, iyilik hâlinin askıya alındığı bir durum olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Bu hâl, travmatik bir deneyimle ilişkili olabileceği gibi travma dışı, kronik stres temelli de gelişebilir. Kişi günlük işlevselliğini korur ancak içsel olarak donukluk, kopukluk ve otomatik pilotta yaşama hissi yaşar.” dedi. Stresin, bireyin bedensel ve psikolojik bütünlüğünü tehdit eden uyaranlar karşısında ortaya çıkan zihinsel, duygusal, fiziksel ve davranışsal tepkilerin bütünü olduğunu hatırlatan Aytop, “Hans Selye’ye göre stres, bedenin değişim talebidir; stresörü izleyen bu tepkiler uyum sağlamaya yöneliktir. Bedenin stresle başa çıkma kapasitesi allostaz olarak tanımlanır. Ancak stres kronikleştiğinde allostatik yük birikir ve bu durum fiziksel ve psikolojik yıpranmaya yol açar.” şeklinde konuştu. İşlevsel donma, akut ve geçici bir donma tepkisinden farklı olarak süreğen bir hâli tanımlar! Akut stres durumlarında beyin ve beden alarm sisteminin devreye girdiğini aktaran Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Kortizol, adrenalin ve noradrenalin salınımı artar ve ‘savaş, kaç, donma ya da ödün verme’ tepkileri ortaya çıkar. Donma tepkisi, başlangıçtaki yüksek uyarılmanın ardından sinir sisteminin aktivasyonu belirgin biçimde azaltmasıyla oluşur. Hareket, duygu ve düşünce yavaşlar; dikkat dağılır, bedende ağırlık ve uyuşma hissi ön plana çıkar.” dedi. Polyvagal teoriye göre bu tepkinin, parasempatik sinir sisteminin dorsal vagal yoluyla ilişkili olduğunu dile getiren Aytop, şunları söyledi: “Evrimsel olarak en ilkel savunma yanıtlarından biridir. İşlevsel donma, akut ve geçici bir donma tepkisinden farklı olarak süreğen bir hâli tanımlar. Kişi iş, okul ve sosyal yaşamını sürdürebilir; ancak içsel olarak kopuk, donuk ve regülasyonu bozulmuş hisseder. Günler otomatik pilotta geçiyormuş gibi yaşanır; başlanmış işleri sürdürmek görece kolayken yeni başlangıçlar zorlayıcıdır. Zihinsel olarak dikkat ve karar verme zorlaşır; duygulara erişim azalır. Bedensel olarak yorgunluk ve ağırlık hissi görülür. Bu durum çoğu zaman dışarıdan fark edilmez ve kişi de yaşadığı kopukluğu net biçimde tanımlayamayabilir. Uzun vadede yaşam kalitesi, ilişkiler ve kişisel gelişim olumsuz etkilenir.” Bazı bireylerde alarm sistemi kapanmaz ve işlevsel donma gelişebilir! Travmanın gerçek ya da tehdit edilen ölüm, ciddi yaralanma veya cinsel şiddete maruz kalma durumlarını kapsadığını kaydeden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Travmatik yaşantılar tek seferlik, kronik veya karmaşık biçimde ortaya çıkabilir. Travma sonrası belirtiler, olayın kendisinden çok beynin ve bedenin verdiği stres yanıtlarıyla ilişkilidir.” dedi. Bazı bireylerde bu alarm sisteminin tehdit ortadan kalksa bile kapanmadığına; stresin kronikleştiğine ve işlevsel donmanın bu süreçte ortaya çıkabilen durumlardan biri hâline geldiğine işaret eden Aytop, bu tablonun depresyon ve travma ile ilişkili bozukluklarla birlikte ya da bağımsız olarak görülebildiğini aktardı. Modern yaşam koşulları, beyin ve bedeni işlevsel donma moduna itebilir! İşlevsel donmanın, erken dönem ihmal ve istismar, güvensiz bağlanma, kronik stres, tekil ya da karmaşık travmalar, yetersiz psikolojik dayanıklılık ve öz-değer gibi faktörlerle ilişkili olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Modern yaşam koşulları da bu durumu tetikleyebilir. Dijital yük, sürekli ekran ve haber maruziyeti, yoğun iş temposu, belirsizlik, ekonomik kaygılar ve yüksek beklentiler beynin ve bedenin kendini koruma amacıyla işlevsel donma moduna geçmesine zemin hazırlayabilir.” dedi. İşlevsel donmanın, depresyon ve tükenmişlik sendromu ile benzer belirtiler gösterebileceğini vurgulayan Aytop, “Ancak temel fark işlevsellik düzeyidir. Depresyon ve tükenmişlikte işlevsellik belirgin biçimde azalırken, işlevsel donmada kişi dışarıdan ‘iyi işleyen’ biri gibi görünebilir. Bu nedenle tanınması daha zordur.” açıklamasını yaptı. Sorun motivasyon eksikliği değil, sinir sisteminin aşırı yük altında olması! İşlevsel donmada sorunun motivasyon eksikliği değil, sinir sisteminin aşırı yük altında olması olduğunu ifade eden Klinik Psikolog Emine Akın Aytop, “Daha fazla çabalamak, zaten yorgun olan sistemi zorlayarak donma hâlini derinleştirebilir ve ek psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilir.” dedi. İşlevsel donma fark edildiğinde, daha çok zorlamak yerine regülasyonu yeniden inşa etmek gerektiğinin altını çizen Aytop, sözlerini şöyle tamamladı: “Topraklama, farkındalık, nazik fiziksel aktivite, ekran ve stres yükünü azaltma, sosyal destek ve gerektiğinde profesyonel yardım, sinir sisteminin güvenliğe yeniden dönmesini destekler. Psikolojik destek, bireyin içsel kaynaklarını güçlendirmesine, regülasyon becerilerini geliştirmesine ve travmatik ya da kronik stres deneyimlerini güvenli bir bağlamda işlemesine olanak tanır. Bu süreç yalnızca belirtileri hafifletmekle kalmaz; kişinin kendisiyle, ilişkileriyle ve yaşamıyla yeniden temas kurmasını sağlayarak travma sonrası büyümeyi mümkün kılar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakanlıktan Ebeveynlere Dijital Uygulamalarda “Ekran Süresi” Uyarısı Haber

Bakanlıktan Ebeveynlere Dijital Uygulamalarda “Ekran Süresi” Uyarısı

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca, çocukların dijital dünyadaki risklerden korunması ve ebeveynlere rehber olması için hazırlanan "Çocuklar Güvende" internet sitesinde, 6 yaşındaki çocuklar için ekran süresinin günde en fazla 1 saat olması gerektiği belirtildi. Bakanlık, çocukların dijital alanlarda karşılaşabilecekleri risklerin neler olduğu ve bu risklere karşı hangi tedbirlerin alınabileceği konusunda ebeveynlerin ve toplumun bilgilendirilmesi amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, çocukların dijital dünyada güvenliğine katkı sağlaması için "Çocuklar Güvende" internet sitesi ve mobil uygulaması hayata geçirildi. Ebeveynlerin rehberliğinde çocuklar için güvenli dijital ortam oluşturma hedefiyle uygulamaya konulan internet sitesinde, "Çevrimiçinde çocukları hedef alan tehlikeler", "Oyun dünyasındaki tuzaklar", "Ekran süresi", "Dijital ebeveyn olmak" ve "Çocuklar için güvenli içerik seçimi" başta olmak üzere birçok bilgilendirici içerik bulunuyor. “Çocuklar Güvende" internet sitesinin, "Ekran süresi: Sağlıklı Kullanım Önerileri" bölümünde, ekran kullanımının çocukların gelişim süreçlerini olumsuz etkileyebileceği, bu nedenle çocukların yaşına uygun sürelerin belirlenmesi ve sınırlar konularak kontrollü kullanımın sağlanması gerektiği vurgulandı. 3 yaşına kadar çocuklar ekrandan uzak tutulmalı 0-3 yaş arası dönemin, çocukların beyin ve sosyal gelişimi açısından kritik süreç olduğunun altı çizilerek ekran kullanımının bu gelişimi olumsuz etkileyebileceğinden, 3 yaşına kadar çocukların ekrandan tamamen uzak tutulması önerisinde bulunuldu. İnternet sitesinde, 3-6 yaş arasındaki çocuklarda ekran süresinin sınırlandırılması ve yaş ilerledikçe bu sürenin aşamalı olarak artırılması tavsiye edilerek video izleme, dijital oyunlar ve televizyon gibi aktivitelerin de bu süreye dahil edilmesi gerektiğine işaret edildi. Ekran süresinin çocukların yaşlarına uygun şekilde belirlenmesi gerektiği belirtilerek, "3 yaşındaki çocuklar için ekran kullanımı günde en fazla 30 dakika olmalıdır. 4 yaşında bu süre 40 dakika, 5 yaşında ise 50 dakika olmalıdır. 6 yaşındaki çocuklar için ise ekran süresi günde en fazla 60 dakika olarak belirlenmelidir. Ekran kullanımında sınırlar, çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve aile dinamiklerine göre belirlenmelidir. Bu süre, çocuğun fiziksel aktivite, uyku düzeni ve sosyal etkileşim gibi diğer önemli alışkanlıklarıyla dengelenmelidir." tavsiyelerine yer verildi. Yemek sırasında, uyku öncesinde ve çocuk odasında dijital araçların kullanılmamasının önemi vurgulanan bölümde öneriler şu şekilde sıralandı: "Ebeveynler, kurallara uyarak çocuklara örnek olmalıdır. Kurallar net ve anlaşılır olmalı, süre bitmeden önce hatırlatmalar yapılmalıdır. Ekran süresi sona erdiğinde, çocuğun duygularına empati gösterilip, dikkatini başka bir aktiviteye yönlendirmek için önerilerde bulunulmalıdır. Ebeveyn rehberliğiyle, çocukların ekran alışkanlıkları sağlıklı bir şekilde yönlendirilebilir ve kontrollü ekran süreleri, çocukların dijital dünyanın faydalarından yararlanırken, risklerden korunmalarına yardımcı olur."

İstanbullu Kadınlara Özel: 1 TL’ye Spor Haber

İstanbullu Kadınlara Özel: 1 TL’ye Spor

Kampanyanın tanıtım toplantısında konuşan İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “Bugünleri aşmalıyız ve mücadele etmeliyiz. Bugünleri birlikte aşacağız. Ekrem İmamoğlu'yla aşacağız, onun yol arkadaşlarıyla aşacağız. Bu kötülükleri aşarken de asla kötülük yapmayacağız. Kalbi kötü olan, kara olanlardan olmayacağız. Kötü olmayacağız. Kötülerden olmayacağız. Kötülüğü iyilikle yeneceğiz. Her kötülüğe karşılık, biz, iyi yanımızı göstereceğiz. Onlar kötülüğünün içinde -kim kötüyse, kim kendi ruhunda, kalbinde kötüyse- kendi kalbinin, ruhunun içinde boğulacak. Biz, her kötülüğe karşılık, mutlaka iyilikle cevap vereceğiz. İyiliği büyütmek içinse hizmetlerimizi çoğaltacağız,” dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), İstanbul'da kadınların spor hizmetlerine erişimini artırmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını desteklemek amacıyla, 1 Ocak itibarıyla "Kadınlara Gündüz Seanslarında 1 TL’ye Spor Desteği Kampanyası"nı hayata geçirdi. Kampanyanın tanıtım toplantısı Haliç Su Sporları Merkezi’nde; İBB Başkanvekili Nuri Aslan ve Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen’in katılımlarıyla gerçekleştirildi. Tanıtım toplantısında, Aslan ile İBB Genel Sekreter Yardımcısı Zeynep Nevza Akçabay birer konuşma yaptı. ASLAN: MİLYONLARCA EKREM İMAMOĞLU VAR “Dayanışmayı büyüten, birbirimize daha sıkı tutunduğumuz yeni bir hizmetimizi paylaşmak için bir aradayız,” diyen Aslan, özetle şunları söyledi: “Sözlerime başlamadan önce, hepinize, göreve geldiği ilk günden itibaren varlığını, halkın varlığına adayan, aylardır haksız ve hukuksuz biçimde Silivri zindanında tutulan İstanbul'un seçilmiş Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nun selamlarını iletmek istiyorum. Ekrem Başkanımız, bugün burada olmayı çok isterdi. Çünkü onun en büyük hayali, kadınların korkmadan yürüdüğü, yalnız kalmadığı, hayattan vazgeçmek zorunda bırakılmadığı bir şehir inşa etmekti. Ve bunun için de büyük bir mücadele verdi. Onun bu hayali yarım kalmış gibi düşünüyor olabilirsiniz, ama herkes biliyor ki on binlerce, yüz binlerce, milyonlarca Ekrem İmamoğlu var. Bu emanet bizdedir. Ve Ekrem İmamoğlu Bey gelene kadar, bu emanete sahip çıkacağız ve bu vizyonu devam ettireceğiz.” “BUGÜNLERİ BİRLİKTE AŞACAĞIZ” “Dünya bugün, derin bir sosyal eşitsizlik krizinde, derin bir adaletsizlik krizinde. Ülkemiz de bu tablonun dışında değil, tam da ortasında. Derin bir adaletsizlik, derin bir sosyal eşitsizlik ve ekonomik krizle boğuşuyoruz. Bu krizlerin birleştiği yerde, hepimizi sarsan bir gerçek duruyor: Güvenlik krizi. Daha geçtiğimiz hafta, Şişli'de, bir çöp kutusunda bir kadın cesedi bulundu. Bu haberi gördüğümde, bir yönetici olarak değil, bir insan olarak kalbim acıdı, sızladı. Ben bir annenin evladıyım. Bir eşim var ve bir kız babasıyım. Ne zaman bir kadının eziyet gördüğünü, katledildiğini duysam, kalbim aynı yerden sızlıyor. Ve her seferinde kendime bir söz veriyorum: Bugünleri aşmalıyız ve mücadele etmeliyiz. Bugünleri birlikte aşacağız. Ekrem İmamoğlu'yla aşacağız, onun yol arkadaşlarıyla aşacağız. Onlarca, yüzlerce tutuklu arkadaşımız var, belediye başkanlarımız var, kardeşlerimiz var, bürokratlarımız var.” “KALBİ KÖTÜ OLAN, KARA OLANLARDAN OLMAYACAĞIZ” “Bu kötülükleri aşarken de asla kötülük yapmayacağız. Kalbi kötü olan, kara olanlardan olmayacağız. Kötü olmayacağız. Kötülerden olmayacağız. Kötülüğü iyilikle yeneceğiz. Her kötülüğe karşılık, biz, iyi yanımızı göstereceğiz. Onlar kötülüğünün içinde -kim kötüyse, kim kendi ruhunda, kalbinde kötüyse- kendi kalbinin, ruhunun içinde boğulacak. Biz, her kötülüğe karşılık, mutlaka iyilikle cevap vereceğiz. İyiliği büyütmek içinse hizmetlerimizi çoğaltacağız. Girilmedik gönül, çalınmadık kapı bırakmayacağız. Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü'nde ve İstanbul'da ne yaptıysa, aynısını yapmaya, her kapıyı çalmaya, her ananın elinden öpmeye, her çocuğun elinden tutmaya devam edeceğiz. Bugün burada buluşmamız da iyilik çemberini genişletmek içindir. Bugün burada olmamız eşitsizliğe, yok sayılmaya, görmezden gelinmeye verdiğimizi bir yanıttır. Kadınların güçlenmesi için attığımız bir adımdır bu. Sadece bu mu? Değil. Dün onlarca adım attı Ekrem İmamoğlu. Bugün bunu atıyoruz, yarın atmaya devam edeceğiz.” “SPOR, ‘BEN BURADAYIM’ DEME HALİDİR” “Bugün itibariyle İstanbul'da yaşayan, Anne Kart sahibi olan ve sosyal güvencesi olmayan kadınlar, İBB Spor tesislerimizden, gündüz seanslarımızda, fitness, yüzme ve grup egzersizlerinde tam 1 TL'ye, akşam ve tam gün üyeliklerindense yüzde 50 indirimle yararlanabilecekler. Çünkü spor, yeniden nefes almaktır. Spor, insanın kendisiyle yeniden bağ kurmasıdır. Spor, ‘Ben buradayım’ deme halidir. Bir kadının kendisi için ayırabildiği bir saat, bazen hayatını yeniden kurabildiği tek alandır. Biz, bu alanları çoğaltmak için mücadele ediyoruz. Ve bunun için buradayız. Ekrem Başkanımız burada olsa, bize şu sözünü yeniden hatırlatırdı: ‘İstanbul'da 8 milyon kadını, yani yaşamın, emeğin, bereketin yarısını yok sayan bizden değildir.’ Yani kadını yok sayan, kadının emeğini, varlığını yok sayan bizden değildir. İBB ailesinden değildir. Ekrem İmamoğlu'nun yol arkadaşı değildir. Cumhuriyete inanan ve sahiplenen değildir. Kadın vardır ve gerçektir. Biz; emeğe, berekete ve yaşama sahip çıkıyoruz.” “DÜNYA BİLİYOR EKREM İMAMOĞLU'NUN VE YOL ARKADAŞLARININ YAPTIKLARINI” İBB’nin 2019 yılından bu yana kadınlara yönelik hizmetlerinin kısa bir özetini yapan Aslan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Yaptıklarımızı sadece İstanbul'da yapmaya devam etmeyeceğiz. Tüm Türkiye halkı biliyor ki, artık sınırları aştık. İstanbul'u aştık. Türkiye'yi aştık. Dünya biliyor Ekrem İmamoğlu'nun ve yol arkadaşlarının yaptıklarını düşünün. Burada Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezi açtığımız için, bir devlet kurumu, bir vatandaşına hizmet yeri açtığı için suçlanıyor. Biz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir kurumuyuz. Şu an içinde bulunduğumuz tesis, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, bu devletin bir kurumudur. Herkes bizimle övünürken, bazı insanlar bizi eleştiriyor. Ama sağ olsun dünyada kıymetimizi bilenler de var. New York Belediye Başkanı ‘Yuvamız New York'lar açıyor. Zagreb Belediye Başkanı başka bir şeyi örnek alıyor, Budapeşte Belediye Başkanı başka bir şey, Sofya Belediye Başkanı başka bir şey. Asla kıskanmıyoruz. Biz, iyiyiz. İyilikle yarışmaya devam edeceğiz. Kötüleri, iyilikle boğacağız ve yok edeceğiz. Kim bizim fikrimizi, projemizi, düşüncemizi, vizyonumuzu kullanmaya kalkarsa ve bizimle beraber iyilikle mücadele etmeye varsa, biz onun yanındayız.” “HİÇ KİMSE BU ÜLKEDEN UMUDUNU KESMESİN” “Kimse bu ülkede ve İstanbul'da kendini yalnız hissetmesin. İyiler var. Ekrem İmamoğlu var ve onun yol arkadaşları var. Bu projede de emeği geçen tüm yol arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Hep birlikte dünyayı daha adil bir hale getireceğiz. İyilerin egemen olduğu, iyilerin güçlü olduğu, namusluların, şereflilerin, onurluların, hizmet edenlerin, çocukların, gençlerin, kadınların yanında yer alanların özgür olduğu, hukukun üstün olduğu, demokrasinin üstün olduğu bir ülkeyi, Türkiye'deki iyilerle beraber inşa edeceğiz. Hep birlikte başaracağız. Hiç kimse bu ülkeden umudunu kesmesin. Kimse bu ülkeyi terk etmesin. Bu Cumhuriyet var olduğu sürece -ki ilelebet var olacak- iyiler var. Kötüler bile bize emanet. Biz, asla kötülük yapmayacağız. Kötü kendisini biliyor. Ama onların bile teminatı biziz. Çünkü biz varız, iyiler var. Ekrem İmamoğlu var. Yol arkadaşları var.” KAMPANYANIN DETAYLARI Geçtiğimiz yıl emeklilerle 65 yaş ve üzeri vatandaşlara gündüz seanslarında 1 TL’ye spor yapma olanağı sunan İBB, “Kadınlara Gündüz Seanslarında 1 TL’ye Spor Desteği Kampanyası” ile yelpazeyi daha da genişletti. İBB Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile iştiraki Spor İstanbul koordinasyonunda yürütülen kampanya kapsamında; SGK ve Bağ-Kur güvencesi olmayan kadınlar ile Anne Kart sahibi kadınlar, yüzme, fitness ve grup egzersizi branşlarının gündüz seanslarından yalnızca 1 TL karşılığında faydalanabilecek. Kadınlar, akşam seanslarında da yüzde 50 indirimle yararlanabilecek. Kampanyanın temel amaçları; İstanbul'daki kadınların İBB Spor Tesislerinden daha uygun koşullarda faydalanmasını sağlamak, kadınların fiziksel ve psikolojik sağlığını iyileştirmek, aktif Anne Kart sahibi ve SGK/Bağ-Kur sigortası olmayan kadınların spor hizmetlerine erişimini artırmak olarak sıralandı. ÖĞRENCİLERE YÜZDE 50 İNDİRİME DEVAM Öte yandan İBB’nin 31 ilçedeki 73 tesisinde geçen yıl öğrencilere yönelik 34 branşta başlattığı yüzde 50 indirim kampanyası, 2026 yılı boyunca da devam edecek. 2025 yılında 14 bin emekli, 65 yaş ve üstü vatandaş, toplam 275 bin kez 1 TL kampanyasını kullanırken, yüzde 50 öğrenci indiriminden de 137 bin 400 kişi, 1 milyon 485 kez kullanarak faydalandı. 2019 yılında İstanbul’un yüzde 13 olan fiziksel aktivite oranı 3 kat artarak bugün yüzde 37’yi geçmiş durumda. İBB, 74 tesisinin yanı sıra, 300’ü aşkın açık alanda düzenlediği etkinliklerle da İstanbulluların daha ekonomik ve kaliteli standartlarda spor ve egzersiz yapması için çalışıyor. “Kadınlara Gündüz Seanslarında 1 TL’ye Spor Desteği Kampanyası”na dair detaylı bilgilere online.spor.istanbul adresinden ulaşılabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Çözümler ve Yaşlanan Nüfus ile Evde Bakım Talebi Artıyor Haber

Dijital Çözümler ve Yaşlanan Nüfus ile Evde Bakım Talebi Artıyor

Uluslararası danışmanlık, denetim, kurumsal finansman, strateji ve vergi hizmetleri şirketi EY (Ernst &Young), Küresel Tüketici Sağlığı Araştırması’nı yayımladı. Küresel çapta 50 yaş ve üzeri 4 bin 500 tüketici, 30’dan fazla sağlık yöneticisi ve yaşlı bakım uzmanı ile yapılan görüşmelere dayanan araştırma, yaşlanmanın geleceğini ve sağlık sektörünün bu alandaki ihtiyaçlarını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre; katılımcıların %60’ı yaşlı bakım sistemini “orta” ile “zayıf” arasında derecelendiriyor. Bu oran, genel sağlık sistemi ve ruh sağlığı hizmetlerine kıyasla yaşlı bakım sistemine karşı daha olumsuz bir algıya işaret ediyor. Aynı zamanda evde, dijital destekle bakıma olan talep artarken bakım sağlayan kişilerde tükenmişlik riskinin yükseldiği görülüyor. Katılımcıların %75’i akıllı evlerde yaşamayı tercih ediyor Katılımcıların %75’i, sensörler ve teknolojik cihazlarla donatılmış, olası acil durumlarda sağlık ekibi ve ailesini uyaran akıllı evlerde yaşamayı tercih edeceğini belirtiyor. Katılımcılar, yaşlanma sürecine destek sağlayan dijital araçları kullanmaya açık olduklarını belirterek, sağlık ve yaşam tarzı ihtiyaçlarını destekleyen dijital çözümleri kullanmaya isteklerinin arttığını söylüyor. Bu dijital çözümlerle birlikte ise özel ve ortak yaşam alanlarına, erişilebilir imkânlara sahip olarak bağımsız yaşamak istedikleri ortaya çıkıyor. Sağlık ve bakımda teknoloji kullanımı yükseliyor Katılımcıların %67’si, tansiyon gibi sağlık verilerini toplayarak sağlık ekibine ileten dijital teknolojileri kullanmaya orta düzeyden çok yüksek düzeye kadar istekli olduğunu belirtirken, %64’ü hem sanal hem yüz yüze seçenekler sunan dijital destekli sağlık hizmetlerine açık olduğunu söylüyor. Sağlık verilerini analiz ederek yaşlandıkça artması beklenen sağlık risklerini belirleyen ve uygun tedaviler öneren yapay zekâ teknolojilerini kullanmaya olumlu yaklaşanların oranı %49’u bulurken, 50 ila 59 yaş aralığındaki katılımcılar, daha ileri yaş gruplarına kıyasla evde hasta bakım programları, giyilebilir teknolojiler, sanal bakım, sesli asistanlar ve yapay zekâ gibi teknolojilerin sağlıkta farklı alanlarda kullanılmasına daha yüksek ilgi gösteriyor. Öte yandan bakım ihtiyacı, teknoloji kullanımını aşan derecede arttığında, tüketicilerin %70’i evde hastane programlarını değerlendirebileceğini ifade ediyor. Bu programlar için en yüksek beklentiler ise günlük aktivitelerin tamamlanabilmesi için destek sağlanması, ilaç yönetimi, hemşirelik hizmetleri ve ev içi güvenlik ekipmanlarının kurulumu olarak sıralanıyor. Bakım sağlayan kişilerde tükenmişlik artıyor Araştırma, mevcut sistemlerin büyük ölçüde bakım sağlayan kişilerin karşılıksız emeğine dayandığını ortaya koyuyor. Bakım sağlayan katılımcıların %20’si, yaşlanan bir yakınının bakımına haftada 31 saatten fazla zaman ayırdığını belirtirken %80’i ise haftada en az beş saatini hasta bakımı için harcadığını söylüyor. Bakım sağlayan katılımcıların neredeyse yarısı (%48), bakım sistemi içinde yer almanın çok zor olduğunu değerlendirirken, durumu zor olarak nitelendiren kadınların oranının erkeklere kıyasla daha yüksek olduğu gözlemleniyor. Sağlık yöneticileri, önceliği sağlıklı yaşam olan bir modele geçiş çağrısı yapıyor Sağlık yöneticileri küresel sağlık sistemlerindeki mevcut tedavi odaklı modelden, önceliği sağlıklı yaşam olan bir modele geçiş çağrısı yapıyor. Bulgular; sağlıklı yaşlanmada beslenme, sosyalleşme, fiziksel aktivite ve bilişsel faaliyetlerin önemine işaret ediyor. Bunlarla birlikte, bazı uzmanlar bilişsel taramaların birinci basamak sağlık hizmetlerinin rutin bir parçası haline gelmesi gerektiğini destekliyor. Buna karşın araştırma, katılımcıların yalnızca %25’inin sosyal kulüplere katıldığını, %26’sının kişiselleştirilmiş beslenme programı uyguladığını, %43’ünün bir egzersiz planını takip ettiğini ve %50’sinin bilişsel faaliyetlerde bulunduğunu ortaya koyuyor. Bu sonuçlar sağlıklı yaşlanmayı etkileyen konularda sağlık kurumları için gelişim fırsatlarına işaret ediyor. EY Türkiye Sağlık ve Yaşam Bilimleri Sektör Lideri ve Şirket Ortağı Av. Ahmet Sağlı, EY Tüketici Sağlığı Araştırması hakkında şu değerlendirmelerde bulundu: “Araştırma sonuçları; artık hayatın pek çok alanında dijital deneyimlere alışkın olan tüketicilerin, dijitalleşmeyi hasta bakım alanında ve sağlık hizmetlerinde daha fazla görmek istediğini ortaya koyuyor. Günümüzde akıllı sağlık teknolojileri, süreçleri dönüştürerek sağlık ve hasta bakım deneyimini optimize etmeye yardımcı oluyor. Bu da sağlık sektörü için uzun vadeli gelecek açısından önemli bir fark ve değer sunarak, yeni fırsatlar doğuruyor. Buna ek olarak, giyilebilir teknolojik cihazlardan sosyal ve ekonomik göstergelere kadar mevcut kaynakların zenginliğinden elde edilen verileri birleştirmek ve analiz etmek; sağlık hizmetlerinin daha kişisel, daha etkili ve daha verimli hale getirebilir. Bu doğrultuda sağlık hizmetleri; hızla gelişen teknoloji, yaşlanan nüfus ve büyük veri ekosistemiyle giderek daha iyi yönetilmesi gereken bir yapıya evrilirken, sağlık sektöründeki şirketler dönüşen sağlık ekosisteminde daha etkili deneyimler sağlamak adına yeni bir stratejik vizyon belirleyerek ve geleceğe yönelik uygulamaları hayata geçirerek öne çıkabilir. Teknoloji, stratejik planlama, organizasyonel tasarım ve süreç dönüşümünü bir arada değerlendiren kuruluşlar, hasta bakım süreçlerinin geleceğine önemli bir rol oynayabilir. ” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Diyabete Karşı Seferberlik Haber

Diyabete Karşı Seferberlik

Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kent Konseyi ve Bursa Tip1 Diyabetliler Derneği iş birliği ile Dünya Diyabet Günü’nde diyabet farkındalığını artırmak, erken teşhisin ve düzenli kontrolün önemine dikkat çekmek amacıyla farkındalık yürüyüşü düzenlendi. Cumhuriyet Caddesi’nden Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’ne uzanan yürüyüşe, Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Düşünsel Şentürk, Bursa Kent Konseyi Genel Sekreteri Elvan Atay Özkan, Tip 1 Diyabet Derneği Başkanı Yadigar Aydın, Bursa Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu ve Gençlik Meclisi üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Diyabet farkındalığını vurgulayan sloganlar eşliğinde yürüyen kalabalık, Çarşıbaşı Meydanı’na ulaştığında umut ve farkındalığın simgesi olan mavi balonlar hep birlikte gökyüzüne bırakıldı. “Farkındalık, yarınların anahtarıdır” Program kapsamında basın açıklaması yapan Bursa Kent Konseyi Sağlık Çalışma Grubu Temsilcisi Uzm. Dr. Metin Yurdakoş, etkinliğin temel amacının vatandaşları diyabet konusunda bilgilendirmek toplumsal bilinci güçlendirmek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek olduğunu söyledi. Diyabet, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen kronik bir hastalık olduğuna değinen Yurdakoş, “Ancak düzenli takip, dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve erken tanı ile diyabetle sağlıklı bir yaşam sürmek mümkündür. Gerçekleştirdiğimiz farkındalık yürüyüşü, daha bilinçli bir toplum için hep birlikte attığımız güçlü bir adımdır. Etkinliğimizin hayata geçirilmesinde katkılarından dolayı başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey olmak üzere, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığımıza, Bursa Kent Konseyi’ne, Tip 1 Diyabetliler Derneği’ne, bizlerle birlikte olan kentlilerimize, gönüllülerimize, genç sağlıkçılarımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Erken teşhis hayat kurtarır. Farkındalık ise sağlıklı yarınların anahtarıdır” diye konuştu. Açıklamanın ardından, Büyükşehir Belediyesi tarafından Hanlar Bölgesi Çarşıbaşı Meydanı’nda kurulan bilgilendirme ve ücretsiz şeker ölçüm stantları gün boyu vatandaşlara hizmet verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung, Geliştirdiği Sensör Teknolojisiyle Giyilebilir Cihazlarda Yeni Dönemi Başlattı Haber

Samsung, Geliştirdiği Sensör Teknolojisiyle Giyilebilir Cihazlarda Yeni Dönemi Başlattı

Bilim insanları, sağlık uzmanları ve Samsung mühendislerinin Galaxy Watch8 için geliştirdiği inovasyonla sadece başparmak taramasıyla antioksidan seviyesi 5 saniyede ölçülebiliyor. Samsung'un geliştirdiği teknoloji, uzmanlar tarafından gelecekteki araştırmalar için de bir referans noktası olarak kabul ediliyor. Samsung, Galaxy Watch8’de sunduğu, meyve ve sebze tüketiminin bir göstergesi olabilen cildin karotenoid seviyelerini ölçen yeni Antioksidan İndeksi özelliği tanıttı. Giyilebilir sağlık teknolojileri alanının bu yeni ölçütü; yıllarca süren yoğun Ar-Ge çalışmaları, sayısız prototip ve kapsamlı denemeler sonucunda hayata geçirildi. Yaşam süresi uzadıkça odak noktası yaşam kalitesini iyileştirmeye yöneldi. Beslenmenin sağlığa nasıl etki ettiğini ölçmenin kolay ve herkes için erişilebilir bir yolunu sunmaya odaklanan Samsung, 2018 yılında başlattığı kapsamlı inovasyon çalışmalarını giyilebilir cihaz alanında bir ilk olan sensör teknolojisine dönüştürdü. Laboratuvar ortamından bileğe taşındı Yaşam kalitesini artırmak için antioksidanların önemine dikkat çeken Seul Ulusal Üniversitesi Halk Sağlığı ve Beslenme Uzmanı Dr. Hyojee Joung, “Antioksidasyon, yaşlanmayı yavaşlatmak konusunda doğal olarak öne çıkıyor. Antioksidan yönetimi ihmal edilirse, Reaktif Oksijen Türleri (ROS) vücutta birikiyor ve kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve kanser gibi kronik hastalıkların riski artıyor” dedi. Samsung mühendisleri ve bilim insanları, karotenoidlere (meyve ve sebze alımının kanıtlanmış göstergeleri olan önemli antioksidanlara) odaklanarak, kullanıcının bileğine takabileceği kadar küçük ancak karmaşık antioksidan verilerini herkes için basit ve uygulanabilir sağlık bilgilerine dönüştürebilecek kadar güçlü bir cihaz geliştirdi. İlk prototipin geliştirilmesinden bu yana 7 yıl süren testlerin ve optimizasyon çalışmalarının ardından ekip, laboratuvar düzeyindeki teknolojiyi madeni para büyüklüğünde bir sensöre sığdırmayı başardı. Çoklu dalga boyu yayan LED'leri özel bir fotodedektör dizilimiyle birleştirerek kompakt bir tasarım içinde doğru karotenoid okumaları sağlayan bu teknoloji, sağlık takibi alanında da yeni bir dönemi başlatıyor. Samsung mühendisleri parmak uçlarında daha az melanin bulunmasından yola çıkarak farklı cilt tonlarında doğruluğu sağlamak amacıyla Antioksidan İndeks sensörünü bilek yerine başparmak ucundan ölçüm alacak şekilde tasarladı. Yapılan taramalar sırasında başparmağa hafif basınç uygulamanın kan akışını ve hemoglobin kaynaklı etkileşimi azaltarak daha hassas ve tutarlı ölçümler sağladığı da kanıtlandı. Samsung Medical Center bünyesinde yüzlerce katılımcıyla gerçekleştirilen kapsamlı denemeler de sensörün performansını doğruladı. Bu gelişme, laboratuvardan çıkıp dünya çapında kullanıcılara sorunsuz bir şekilde ulaşan ve günlük kullanım için tasarlanmış kapsayıcı bir çözüm sunan özelliğin yolunu açtı. Nasıl çalışıyor? Meyve ve sebzelerde doğal kırmızı, sarı ve yeşil pigmentler olarak bulunan karotenoidleri vücudumuz kendi başına üretemiyor. Bu nedenle vücutta depolanan karotenoid seviyeleri, bir kişinin ne kadar meyve ve sebze yediğinin net bir görüntüsünü sunuyor. Bu noktada, karotenoid seviyelerini yansıtan Antioksidan İndeksi skor sistemi devreye giriyor: Çok düşük: DSÜ’nün günlük 400 g önerisinin %50'sinden düşük Düşük: %50 ile %100 arasında Optimal: %100 veya daha yüksek Dr. Hyojee Joung, bu konuyu şöyle açıkladı: “Cilt karotenoidleri dokularda yavaş metabolize olur ve birikir, bu nedenle meyve ve sebze yendiği andaki kısa vadeli değişiklikler skorda hemen görünmez. Araştırmalarımız, karotenoid alımından yaklaşık bir ila iki hafta sonra ciltteki karotenoid seviyelerinde anlamlı bir artış olduğunu gösteriyor. Bu da Antioksidan İndeksini, uzun vadeli beslenme alışkanlıklarını takip etmek için tutarlı ve değerli bir araç haline getiriyor.” Sağlık takibinde bütünsel yaklaşım Uyku kalitesi, stres seviyesi ve fiziksel aktivite gibi yaşam tarzıyla ilgili faktörler de İndeksi etkiliyor ve onu kapsamlı bir genel sağlık göstergesi olarak konumlandırıyor. Uyku Koçluğu, Aktivite Takibi ve Vasküler Yük gibi diğer Galaxy Watch8 özelliklerinin yanında Antioksidan İndeksi, kullanıcıya sağlığı hakkında bütünsel bir bakış sunarak daha sağlıklı bir yaşlanma için daha akıllı kararlar alınmasını mümkün kılıyor. Galaxy Watch8'in sunduğu Antioksidan İndeksi, sektördeki mevcut gelişmelerinin ötesine geçerek anlamlı bir inovasyon sunuyor. Kullanıcıların riskleri erken tespit etmesine ve daha sağlıklı olmak için proaktif adımlar atmasına yardımcı olan Samsung, sağlık konusunda daha akıllı ve proaktif yaklaşımların önünü açıyor ve önleyici sağlık hizmetlerinde giyilebilir cihazların rolünü yeniden tanımlıyor.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.