Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fon

Kapsül Haber Ajansı - Fon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadınların Tasarruf Sahipliği Tarihi Zirvesinde Haber

Kadınların Tasarruf Sahipliği Tarihi Zirvesinde

Araştırma sonuçları, tasarruf sahiplerinin ortalama iki farklı tasarruf aracı kullandığını ortaya koydu. Bu çeyrekte tasarruf araçları arasında ilk sırayı yüzde 40 ile yastık altı altın ve değerli madenler alırken, yastık altı döviz ve TL nakit yüzde 38 ile ikinci sırada yer aldı. Altın ve diğer değerli maden hesapları yüzde 24 ile öne çıkan yatırım araçları arasında bulunurken, TL vadeli hesapların tercih edilme oranı yüzde 23, hisse senedi ve borsa yatırımlarının oranı ise yüzde 17 olarak gerçekleşti. Tasarruf sahiplerinin getiri beklentileri incelendiğinde, orta vadeli getiri beklentisinin önceki döneme göre 9 puan artarak yüzde 51'e yükseldiği görüldü. Böylece her iki tasarruf sahibinden birinin orta vadeli getiri beklentisine sahip olduğu belirlendi. En sevilen dijital banka olma hedefiyle ilerleyen ING Türkiye, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında finansal sağlığa katkı sunmak amacıyla NielsenIQ iş birliğiyle gerçekleştirdiği Türkiye'nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması'nın 2026 yılı ikinci çeyrek sonuçlarını paylaştı. Araştırmaya göre Türkiye'de tasarruf sahipliği oranı yüzde 54 seviyesine yükselirken, tasarruf sahibi kadınların oranı 5 puan artış göstererek yaklaşık yüzde 60 ile şimdiye kadarki en yüksek seviyesine ulaştı. Düzenli tasarruf yaptığını belirtenlerin oranı yüzde 82 oldu. Araştırmaya göre tasarruf yapmanın en önemli nedeni yüzde 34 ile geleceğe yatırım yapmak olurken, yüzde 26 ile beklenmedik risklere karşı güvence oluşturma ihtiyacı ikinci sırada yer aldı. Düzenli tasarruf yapanların üçte birinden fazlası, gelirlerinin yüzde 10 ila yüzde 20'si arasında bir kısmını birikime ayırdığını belirtti. Tasarrufu bulunmayanların yüzde 23'ü yakın gelecekte birikim yapmayı planladığını ifade etti. Tasarrufu olmayan kişiler arasında gelecekte tasarruf yapmayı planlayan kadınların oranı yüzde 30 ile erkeklerden 11 puan daha yüksek ölçülürken, tasarruf yapma planının en güçlü olduğu yaş grubu yüzde 29 ile 25-44 yaş aralığı olarak öne çıktı. Tasarruf sahipleri iki farklı araç kullanıyor Araştırma sonuçlarına göre tasarruf sahipleri ortalama iki farklı tasarruf aracı kullanmayı sürdürüyor. Bu çeyrekte ilk sırayı 4 puan düşüşe rağmen yüzde 40 ile yastık altı altın ve değerli madenler aldı. Yastık altı döviz ve TL nakit yüzde 38 ile ikinci sırada yer alırken, altın ve diğer değerli maden hesapları yüzde 24 ile öne çıkan yatırım araçları arasında bulundu. TL vadeli hesapların tercih edilme oranı yüzde 23 olurken, hisse senedi ve borsa yatırımları yüzde 17 seviyesinde gerçekleşti. Yaş grupları bazında incelendiğinde, 45-54 yaş aralığındaki bireylerin yastık altı döviz ve TL tercihinde yüzde 39 ile önceki döneme göre 13 puanlık düşüş görülürken, aynı yaş grubunda yüzde 30 ile TL vadeli hesap tercihinin 4 puan arttığı gözlendi. Genç yatırımcılar arasında ise altın ve diğer değerli maden hesaplarına yönelimin güçlendiği dikkat çekti. 18-24 yaş grubunda bu ürünleri tercih edenlerin oranı yüzde 34 ile 7 puan yükselirken, aynı tasarruf aracını yastık altında tutmayı tercih edenlerin oranı yüzde 30 ile 6 puan geriledi. Araştırma ayrıca kadınların yastık altı altın, döviz ve TL araçlarını erkeklerden daha fazla tercih ettiğini ortaya koyarken; erkeklerin hisse senedi ve borsa, fon, döviz vadeli hesapları, kripto varlıklar, araç, emlak ve katılım hesapları gibi daha çeşitli yatırım araçlarına yöneldiğini gösterdi. Orta vadeli getiri beklentisi güçleniyor Tasarruf sahiplerinin getiri beklentileri incelendiğinde, orta vadeli getiri beklentisinin önceki döneme göre 9 puan artarak yüzde 51'e yükseldiği görüldü. Böylece tasarruf sahibi her iki kişiden birinin getiri beklentisinin orta vadeli olduğu belirlendi. Uzun vadeli getiri beklentisi ise önceki döneme göre 7 puan gerilemesine rağmen toplam beklentilerin yüzde 38'ini oluşturmaya devam etti. Katılımcıların yüzde 37'si yatırım ürünleri konusunda kendini bilgili buluyor Araştırmaya katılanların 10 kişiden 9'unun son bir ay içinde internet veya mobil bankacılık hizmetlerinden yararlandığı görüldü. Yatırım ve birikim ürünleri konusunda bilgili olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 37 seviyesinde gerçekleşirken, bu oran erkeklerde yüzde 42 ile kadınlara göre 9 puan daha yüksek ölçüldü. Katılımcıların yüzde 35'i finansal kararlarından tek başına sorumlu olduğunu belirtirken, yüzde 56’sının finansal kararlarını başkaları ile aldığı görüldü. Her zaman aylık bütçe takibi yaptığını ifade edenlerin oranı ise yüzde 23 ile önceki döneme göre 6 puan artış gösterdi. Sezin Erken: Avrupa’nın en iyi bankası seçilen ING Grubu’ndan aldığımız güçle yatırım deneyimini sürekli ileri taşıyoruz. Araştırma sonuçlarını değerlendiren ING Türkiye Özel Bankacılık ve Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Sezin Erken, şunları söyledi: "Sonuçlar, tasarruf bilincinin güçlenmeye devam ettiğini ve özellikle kadınların tasarruf yapma eğiliminde dikkat çekici bir artış yaşandığını gösteriyor. Bununla birlikte finansal okuryazarlığın artırılması ve bireylerin doğru araçlara erişimin kolaylaştırılması ile yatırım ürünleri konusunda bilgi sahibi olduğunu ifade edenlerin oranının daha çok yükselebileceğini düşünüyoruz. Bu yaklaşımla ING Türkiye olarak biz de ING Mobil’i yalnızca bir bankacılık uygulaması değil; müşterilerimizin yatırım araçlarını analiz edip farklı dönem performanslarını karşılaştırabildiği, daha bilinçli yatırım kararları almasını destekleyen güçlü bir yatırım platformu olarak konumluyoruz. Dünyanın önde gelen finans kuruluşlarından biri olan ve Avrupa’nın en iyi bankası seçilen ING Grubu’ndan aldığımız güçle yatırım deneyimini sürekli ileriye taşımaya devam edeceğiz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye ile Almanya’dan Yapay Zekâda Güç Birliği Haber

Türkiye ile Almanya’dan Yapay Zekâda Güç Birliği

Merkezde, Avrupa’nın en büyük uygulamalı araştırma kuruluşlarından biri olan Fraunhofer Enstitüsü ve IIB ile yapay zekâ alanında iş birliği başta olmak üzere ulusal ve uluslararası çok sayıda teknoloji projesinin yürütülmesi hedefleniyor. Merkezin açılışına Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, Fraunhofer Enstitüsü IOSB Almanya Müdürü Dr. Olaf Sauer, IIB International Institute of Business Enterprises Kurucusu Recep Tanrıkulu, IIB Türkiye Temsilcisi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu ve Teknopark İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Dr. Burak Keskik ile çok sayıda yerli ve yabancı konuk ve öğrenci katıldı. Teknopark İstanbul’daki Yeditepe Üniversitesi Teknoloji Merkez Üssü uluslararası iş birlikleri ve endüstriyel Ar-Ge faaliyetlerinin merkezde yer aldığı bütüncül bir ekosistem olarak kurgulandı. Fikirden pazara uzanan yeni nesil girişimcilik modeli olan Girişim Stüdyosu ile öğrenciler, akademisyenler ve şirketlerin bir araya geldiği ortak bir üretim havuzu oluşturulması hedefleniyor. Bu ekosistemde yeni teknolojilerin geliştirilmesi, startup’ların kurulması, fon sağlayıcı kurumların sürece dahil olması ve fikirden ürüne giden tüm süreçlerin desteklenmesi amaçlanıyor. Bu yapısıyla merkez, sadece araştırma değil, aynı zamanda ticarileşme odaklı bir inovasyon platformu olmayı hedefliyor. Dalan: Yapılan İş Birliği Türkiye için Önemli Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, “Yapılan iş birliği sadece Yeditepe Üniversitesi için değil, Türkiye için de önemlidir. Fraunhofer Enstitüsü, Almanya’da ve dünyada yeni teknolojiler konusunda önde gelen bir kurumdur. Bu kurumdan alınan sertifikalar da dünyanın her yerinde kabul görmektedir. Fraunhofer Enstitüsü ile iş birliğini yapay zekâ alanında başlatıyoruz; ancak ileride diğer tüm teknoloji alanlarında da birlikte çalışma imkânımız olacak. Bu nedenle bunu Türkiye’nin teknolojik gelişimi açısından değerli bir adım olarak görüyorum. Yeditepe Üniversitesi günümüzde Ar-Ge’de uluslararası alanda tanınır bir konumdadır. Bugün de Fraunhofer Enstitüsü ile iş birliğine imza attık. Bu iş birliğiyle çok daha önemli çalışmalar gerçekleştirilecektir” dedi. Prof. Dr. Durman: Fikirlerin Ürünlere Dönüştüğü Çalışmalar Yapılıyor Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman da, “Teknopark İstanbul ile Yeditepe Üniversitesi arasında son zamanlarda güzel iş birlikleri gerçekleşiyor. Teknopark içerisinde üniversitemizin de büyük bir teknoloji üssü bulunuyor. Araştırmalarımızı geleceğe ve girişimciliğe yönelik olarak, öğrenci ve akademisyenlerin bir araya geldiği bir alanda yürütüyoruz. Merkezde, fikirlerin ürünlere dönüştüğü çalışmalar yapıyoruz. Bu süreçte Teknopark yöneticilerinin de değerli desteklerini alıyoruz” diye konuştu. Sauer: Türkiye Bizim için Stratejik Bir Ortak “Türkiye bizim için stratejik bir ortak” diyen Dr. Olaf Sauer ise sözlerini şöyle sürdürdü: “Fraunhofer, Yeditepe Üniversitesi ve IIB çok değerli, uluslararası bir iş birliği başlattı. Yeditepe Üniversitesi, Fraunhofer Enstitüsü’yle iyi bir şekilde birbirini tamamlayan modern altyapıya, Ar-Ge kapasitesine ve fikri mülkiyet (IP) birikimine sahiptir. İş birliği kapsamında başlangıçta Türkiye’deki üretim sanayi ya da Türkiye’de faaliyet gösteren Alman şirketleri için Endüstri 4.0, Veri Yönetimi, Endüstriyel Yapay Zekâ ve dijital ikizler alanlarına odaklanacağız. Elbette iş birliği zamanla diğer alanlara da genişleyebilir. Türkiye, Asya ile Avrupa arasındaki tedarik zincirlerinde stratejik bir konuma sahiptir. Bu nedenle, dayanıklı tedarik zincirleri, üretim ve montaj kapasitelerinin yakın coğrafyalara taşınması ile robotik ve yeşil dönüşüm/döngüsel ekonomi gibi alanlarda çözümler geliştirileceğini ve uygulanacağını öngörüyoruz. Aynı zamanda üretim, montaj, malzeme akışı, lojistik ve ilgili bilişim uygulamaları alanlarında yetkinlik kazanan genç uzmanlar yetişecektir. Gelecekte ihtiyaç duyulan da tam olarak bu yetkinliklerin birleşimidir. Yeditepe Üniversitesi, bu gelişmeler doğrultusunda uluslararası bir Ar-Ge ortağı olarak konumlanabilir ve kendini daha görünür kılabilir. Profesörlerin ve araştırmacıların, örneğin üretim ve otomasyon teknolojileri alanında CIRP, IFAK, IEEE gibi bilimsel topluluklara entegre olması sayesinde Yeditepe Üniversitesi, güçlü ve ilgili yetkinliklere sahip, saygın bir Ar-Ge ortağı olarak konumunu pekiştirebilir.” Prof. Dr. Bayat: Hedefimiz Yapay Zeka ile Küresel Açılım Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat ise şunları söyledi: “YZ UAM (Yapay Zeka Uygulama ve Araştırma Merkezi) ve Girişim Stüdyosu, uluslararası iş birlikleri ve endüstriyel Ar-Ge faaliyetlerinin merkezde yer aldığı bütüncül bir ekosistem olarak kurgulanmıştır. Bu yapı kapsamında, özellikle TÜBİTAK ve Avrupa Birliği projeleri yürüterek yapay zekâ alanında küresel açılım hedefliyoruz. Aynı zamanda teknoloji ve eğitim transferi odaklı çalışmalar yapılacaktır. Yeni nesil Girişim Stüdyosu modeliyle; öğrenciler, akademisyenler ve KOBİ’lerin bir araya geldiği ortak bir üretim havuzu oluşturulacaktır. Bu ekosistemde; yeni teknolojiler geliştirilecek, startup’lar kurulacak, fon sağlayıcı kurumlar sürece dahil olacak ve fikirden ürüne giden tüm süreçler desteklenecektir. Bu yönüyle merkez, sadece araştırma değil, aynı zamanda ticarileşme odaklı bir inovasyon platformu olacaktır. Merkezde öğrenciler, akademisyenler ve sektör temsilcileri; etkinliklerde, girişimcilik derslerinde, ortak proje geliştirme süreçlerinde aktif olarak bir araya getirilecektir. Ayrıca TÜBİTAK 1812 Programı ve girişim sermayesi (venture capital) şirketleri ile iş birliği yapılarak, projeler finansal kaynaklarla desteklenecektir.” Öncelik Sağlık, Robotik ve Otomotivde Prof. Dr. Bayat, “Yeditepe Üniversitesi, başta Fraunhofer Enstitüsü olmak üzere uluslararası partnerlerle birlikte Endüstri 4.0 ve dijitalleşme projeleri yürütmektedir. Bu kapsamda, üretim ve sanayi tesislerinde yapay zeka tabanlı otomasyon çözümlerinin yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Avrupa Birliği projeleri ve uluslararası konsorsiyumlar aracılığıyla; sağlık, robotik, otomotiv, çelik ve alüminyum gibi farklı alanlarda çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Avrupalı partnerlerle birlikte, sanayiye yönelik yapay zeka eğitim programları planlanmaktadır. Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik tarafında ise İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle geliştirilen “Karbon Chatbot” projesi ile karbon yakalama ve yeşil dönüşüm teknolojilerine katkı sağlanmaktadır. Türkiye’nin Avrupa Birliği üretim ekosistemine (Made in EU) entegrasyon sürecinin de bu alanlarda önemli bir ivme yaratması beklenmektedir” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sistem Global, TÜBİTAK Başvurularında ARGESA’yı Hayata Geçirdi Haber

Sistem Global, TÜBİTAK Başvurularında ARGESA’yı Hayata Geçirdi

KOBİ’ler başta olmak üzere, katma değerli üretim hedefleyen her ölçekten şirkete büyüme odaklı iş servisleri ve danışmanlığı sunan Sistem Global, Ar-Ge ve teşvik danışmanlığı alanındaki 30 yıllık uzmanlığını yapay zeka teknolojileriyle birleştirerek geliştirdiği ARGESA platformunu duyurdu. TÜBİTAK Ar-Ge proje raporlarını akıllı bir değerlendirme modeli üzerinden analiz eden ARGESA, başvuru sürecine geçmeden önce proje kalitesini sistematik biçimde güçlendirmeyi ve fon başvurularında başarı olasılığını artırmayı hedefliyor. ARGESA, kullanıcının sisteme yüklediği proje dokümanlarını detaylı biçimde inceleyerek proje başarısını objektif kriterler üzerinden değerlendiriyor. TÜBİTAK değerlendirme kriterlerini yapay zeka destekli analizlerle somut ve ölçülebilir hale getiriyor; proje raporlarında sıkça gözden kaçan yapısal, içeriksel ve kurgusal eksiklikleri erken aşamada tespit ediyor. Ayrıca, raporun fon gerekliliklerine daha yüksek uyum sağlaması için net ve uygulanabilir öneriler sunuyor. Platform, manuel inceleme süreçlerini minimize ederek Ar-Ge ekiplerine zaman ve efor tasarrufu sağlarken, Ar-Ge projelerinde objektif, tutarlı ve tekrar edilebilir bir kalite kontrol mekanizması oluşturuyor. Böylece başvuru süreci yalnızca bir evrak hazırlığı olmaktan çıkıyor, Ar-Ge stratejilerinin daha güçlü, fon uyumu yüksek ve sürdürülebilir biçimde kurgulandığı bir yönetim sürecine dönüşüyor. “Proje başvurularını daha öngörülebilir ve yönetilebilir hale getiriyoruz” Konuyla ilgili açıklamada bulunan Sistem Global Ar-Ge, İnovasyon ve Teknoloji Yönetimi Bölüm Başkan Yardımcısı Emre Sönmez, “Son yıllarda TÜBİTAK programlarına yapılan başvuru sayısında ciddi bir artış görüyoruz ancak projelerin fonlanma oranı beklenen düzeyde değil. Bunun temel nedeni, değerlendirme süreçlerinin giderek daha teknik, çok katmanlı ve denetim odaklı hale gelmesi. Artık yalnızca iyi bir fikir yeterli olmuyor; projenin stratejik çerçevesi, teknik derinliği ve mevzuata uyumu birlikte ele alınmak zorunda. Tam da bu nedenle, 30 yıllık ulusal hibe ve teşvik programları deneyimimizi yapay zeka ile birleştirerek ARGESA’yı geliştirdik. Bu platformu, TÜBİTAK ve benzeri kamu destek programlarına başvuran KOBİ’lerden büyük ölçekli şirketlere, teknoloji girişimlerinden üniversite ve teknoloji transfer ofislerine kadar geniş bir paydaş kitlesi için stratejik bir karar destek aracı olarak konumlandırıyoruz” “ARGESA sayesinde şirketler başvuru öncesinde proje raporlarını objektif biçimde test edebiliyor, eksik alanlarını güçlendirebiliyor ve fon uyumunu artırabiliyor. Amacımız, TÜBİTAK değerlendirme kriterlerini şirketler için daha görünür, ölçülebilir ve yönetilebilir hale getirmek. Çünkü Sistem Global olarak, teşvik süreçlerini yalnızca finansmana erişim aracı olarak görmüyoruz. Doğru kurgulanmış Ar-Ge projeleri, şirketlerin rekabet gücünü ve sürdürülebilir büyümesini doğrudan etkiliyor. ARGESA ile bu süreci daha veri temelli, sistematik ve öngörülebilir bir yapıya taşımayı hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Finans Katılım Bankası 2025 Yılında Ülke Ekonomisine 288 Milyar TL’lik Destek Sağladı Haber

Türkiye Finans Katılım Bankası 2025 Yılında Ülke Ekonomisine 288 Milyar TL’lik Destek Sağladı

2025 yılı mali bilançosunu açıklayan Türkiye Finans Katılım Bankası, güçlü sermaye yapısını 2025’te de sürdürdü. Banka, yasal özkaynaklarını bir önceki yıl sonuna göre artırarak 40,5 milyar TL’ye ulaştırırken, Banka’nın sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 17,23 olarak gerçekleşti. Fon kaynağını genişleterek topladığı fonları yüzde 25 artışla 235,3 milyar TL’ye ulaştıran Banka, artan fon kaynağını finansman hacmini büyütmek için kullandı. Türkiye Finans Katılım Bankası toplam aktiflerini yüzde 35 artırarak 390,4 milyar seviyesine yükseltti. “Topladığımız Fonlarla Üretimi, Ticareti ve Sürdürülebilir Büyümeyi Destekledik” Türkiye Finans Katılım Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Vekili Müge Öner, 2025 yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “2025 yılında katılım finans sisteminin etik ve paylaşımcı modelini reel ekonomiyle daha da bütünleştirerek başarılı bir performans sergiledik. Toplamda 288 milyar TL’lik finansmanla milli ekonomimize doğrudan katkı sağladık. Topladığımız fonları yüzde 25 oranında büyüterek fon kaynağımızı 235,3 milyar TL’ye taşıdık. Bu kaynağın önemli bir bölümünü üretim ve ticareti destekleyen yatırımların, yerli üreticilerin ve KOBİ’lerin kullanımına sunduk. Güçlü sermaye yapımız ve etkin bilanço yönetimimizle toplam aktiflerimizi yüzde 35 artırırken, katılım bankacılığının dönüştürücü gücünü bir kez daha ortaya koyduk. Böylece sürdürülebilir, adil ve kapsayıcı bir büyümeyi destekledik.” ‘Katılım Finansın Sürdürülebilir Değer Üretme Yaklaşımıyla “İnsan Odaklı Bankacılık” Anlayışımızı Yeniden Tanımladık’ Türkiye Finans Katılım Bankası olarak katılım bankacılığı değerleri ile uzun vadeli ilişki ve sürdürülebilir değer üretme anlayışını benimsedikleri belirten Öner, sözlerine şu şekilde devam etti: “Hızlı işlem sunmanın ötesine geçerek; bireysel müşterilerimizin ihtiyaçlarını bütünüyle karşılayan, ticari müşterilerimizin ise iş modellerini uçtan uca anlayan, nakit döngülerini gerçek zamanlı destekleyen ve büyüme yolculuklarına her adımda eşlik eden akılcı çözümler üretiyoruz. İnsan odaklı bankacılık anlayışımızın diğer önemli yansımasını da çalışanlarımız tarafında görüyoruz. Happy Place to Work bilim kurulu değerlendirmesi sonucunda, 'Katılım Bankacılığı' sektöründe Türkiye'nin En Mutlu İş Yerleri listesine girmeye hak kazanmamız, bizim için en az finansal tablolardaki performansımız kadar değerlidir. Çalışan memnuniyetini en üst seviyede tutarak her bir çalışanımızın hayatına olumlu katkı sağlamak ana hedeflerimizden biri. Önümüzdeki dönemde de temel önceliğimiz, katılım bankacılığının sunduğu eşsiz potansiyeli daha geniş kitlelere ulaştırarak, ülkemizin sürdürülebilir ekonomik büyüme yolculuğuna değer katmaya devam etmek olacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Artık BES fonlarını robotlar yönetiyor Haber

Artık BES fonlarını robotlar yönetiyor

Geçtiğimiz yıllarda hayata geçirilen reform ve düzenlemeler ile BES'in birçok avantaj sağladığını belirten Ayhan Sincek, "Katılım Emeklilik olarak yaklaşık 36 milyar TL fon büyüklüğümüz ve faizsiz fonlardaki yüzde 8 pazar payımız ile hedefimiz daha fazla katılımcıyı BES ile tanıştırmak. Ayrıca 18 yaş altı BES'te de 1,5 milyar TL'yi bulan fon büyüklüğümüz ve yüzde 5 pazar payımız ile sektörde önemli bir konumda yer alıyoruz. Bununla birlikte yapay zekâ teknolojilerine fon yönetimimizde daha fazla yer vererek yatırımcıların kararlarını daha hızlı, daha doğru ve risklerden kaçınarak almalarını sağlıyoruz. Şubat ayı verilerine göre 300 milyon liralık varlığımızın yönetimi yapay zekâ (robot) tarafından verilen önerilerle gerçekleştiriliyor. Sektör genelinde BES yatırımcılarının yüzde 15'i fon yönetimini robotlar gerçekleştiriyor" diye konuştu. BES fonlarının getiri performansını da değerlendiren Ayhan Sincek, "BES fonları son yıllarda enflasyonun üzerinde getiri sağlıyor. Geçen yıl BES fonları yüzde 47 ortalama getiri sağlarken faizsiz fonlar tek başına yüzde 49 getiri ile öne çıktı. Faizsiz tarafta katılımcılar, ağırlıklı olarak altın fonlarını tercih etti" ifadesini kullandı. Katılım esaslı fonlar büyüyen pazar payı ile öne çıkıyor Katılım esaslı fonların son yıllarda yüksek getirileri ve büyüyen pazar payı ile dikkat çektiğini söyleyen Sincek, "BES, son yıllardaki güçlü fon performanslarıyla katılımcılar tarafından en çok tercih edilen yatırım enstrümanı haline geldi. 2025 itibarıyla faizsiz fon büyüklüğü pazar payının yüzde 32'nin üzerine çıktığını gözlemledik. Katılım emeklilik olarak katılımcılarımızın tasarruflarını büyüten getiri lideri fon portföyümüzle farklı ihtiyaçlar ve beklentilere yönelik çözümler sunmaya devam ediyoruz. Yatırım stratejisi gereği portföyünde sürekli olarak en az yüzde 80 oranında altın ve altına dayalı sermaye piyasası araçları bulunduran KEF fonumuz yılbaşından itibaren iki ay gibi kısa bir sürede yüzde 15,67'lik bir getiri sağlayarak üst sıralarda yer alıyor. Aynı zamanda kıymetli madenler piyasasındaki fiyat gelişmelerini katılımcılara yüksek oranda yansıtma amacını taşıyan KJM fonumuz da yılbaşından itibaren yüzde 16'lık bir getiri ile en fazla tercih edilen fonlarımız arasında bulunuyor. Ayrıca, portföyümüzü çeşitlendirme amacıyla teknoloji ve katılım sepeti fonlarını da portföyümüze ekliyoruz" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.