Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fonksiyon Testleri

Kapsül Haber Ajansı - Fonksiyon Testleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fonksiyon Testleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vertigo ile Baş Dönmesi Aynı Şey mi? Haber

Vertigo ile Baş Dönmesi Aynı Şey mi?

Vertigo ve baş dönmesi günlük yaşamda sıklıkla birbirinin yerine kullanılan kavramlar olsa da tıbbi açıdan aynı anlama gelmez. Baş dönmesi, kişinin sersemlik, bayılacak gibi olma, dengesizlik veya hareket hissi yaşamasını kapsayan geniş bir tanımdır. Vertigo ise kişinin kendisinin veya çevresinin hareket ettiğini hissetmesiyle karakterize, daha özgül bir baş dönmesi türüdür. Dr. Ody. Emel Uğur, baş dönmesi şikâyetlerinin doğru tanımlanmasının denge sistemi değerlendirmesinde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulamaktadır. Hastaların yaşadıkları hissi ayrıntılı biçimde anlatmaları, şikâyetin kaynağının belirlenmesine ve uygun incelemelerin seçilmesine yardımcı olur. Baş Dönmesi Nedir? Baş dönmesi, farklı sağlık sorunlarının sonucunda ortaya çıkabilen genel bir belirtidir. Bazı kişiler başlarının hafiflediğini veya bayılacakmış gibi olduklarını ifade ederken bazıları yürürken dengesizlik hissettiklerini belirtir. Baş dönmesinin olası nedenleri arasında tansiyon değişiklikleri, sıvı kaybı, bazı ilaçların yan etkileri, kalp ritim bozuklukları ve nörolojik hastalıklar bulunabilir. Bu nedenle her baş dönmesi şikâyetini doğrudan iç kulak hastalıkları ile ilişkilendirmek doğru değildir.Mutlaka ayırıcı tanısal değerlendirmelerin yapılması gereklidir. Vertigonun Baş Dönmesinden Farkı Nedir? Vertigonun ayırt edici özelliği, gerçekte bulunmayan bir hareketin hissedilmesidir. Hasta, çevresindeki nesnelerin döndüğünü veya kendi bedeninin hareket ettiğini düşünebilir. Özellikle yatakta sağa veya sola dönerken, başı yukarı kaldırırken ya da öne eğilirken meydana gelen kısa süreli dönme atakları pozisyonel vertigoyu düşündürebilir. Buna karşılık ayağa kalkınca göz kararması ve bayılacak gibi olma hissi, tansiyon veya dolaşım sistemiyle ilişkili bir soruna işaret edebilir. Ancak belirtilerin niteliği tek başına kesin tanı koymak için yeterli değildir. Baş Dönmesinin Süresi Tanıda Neden Önemlidir? Baş dönmesinin süresi, altta yatan neden hakkında önemli bilgiler sağlayabilir. Birkaç saniye süren ve belirli baş pozisyonlarıyla tetiklenen ataklar BPPV ile ilişkili olabilir. Dakikalar veya saatler boyunca devam eden vertigo atakları ise vestibüler migren ya da Ménière hastalığı gibi farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Günler boyunca süren şiddetli vertigo, vestibüler nörit gibi periferik vestibüler hastalıklarda görülebileceği gibi merkezi sinir sistemi kaynaklı sorunlarda da ortaya çıkabilir. Bu nedenle atakların süresi, sıklığı ve eşlik eden diğer şikâyetler birlikte değerlendirilmelidir. İç Kulak Kaynaklı Baş Dönmesi Nasıl Anlaşılır? İç kulakta bulunan vestibüler sistem, baş hareketlerinin algılanmasından ve dengenin korunmasından sorumludur. Bu sistemin etkilenmesi, vertigo ve dengesizlik şikâyetlerine neden olabilir. İç kulak kaynaklı sorunlardan şüphelenildiğinde işitme testleri, denge değerlendirmeleri ve vestibüler fonksiyon testleri uygulanabilir. Ancak her vestibüler hastalıkta işitme kaybı görülmez. Örneğin vestibüler nörit genellikle belirgin işitme kaybı olmadan ortaya çıkarken Ménière hastalığında işitme belirtileri eşlik edebilir. Baş Dönmesi Ne Zaman Ciddiye Alınmalıdır? Tekrarlayan, günlük aktiviteleri engelleyen veya düşmeye neden olan baş dönmeleri mutlaka değerlendirilmelidir. Özellikle ani başlayan baş dönmesine yüz veya uzuvlarda güçsüzlük, konuşma güçlüğü, çift görme, bilinç değişikliği ya da yürüyememe eşlik ediyorsa acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır. Baş dönmesi ve vertigo arasındaki farkın doğru anlaşılması, hastaların uygun sağlık birimine yönlendirilmesine yardımcı olur. Belirtilerin ayrıntılı değerlendirilmesi sayesinde gereksiz tedavi uygulamalarından kaçınılabilir ve sorunun kaynağına yönelik daha etkili bir yaklaşım benimsenebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fazla Kilolu Her 10 Kişiden 7’sinde Karaciğer Yağlanması Görülüyor Haber

Fazla Kilolu Her 10 Kişiden 7’sinde Karaciğer Yağlanması Görülüyor

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, hastalığın ileri siroz gelişmemişse yaşam tarzı değişiklikleri ve destek tedavilerle büyük oranda geriletilebildiğini belirterek, “Tedavinin olmazsa olmazı doğru beslenme ve düzenli egzersiz. Karaciğer enzimi yüksekliği olan bazı hastalarda enginar, silymarin yani deve dikeni ve kolin içeren preparatlardan da yararlanılabiliyor” dedi. Karaciğer yağlanması, karaciğer hücrelerinin içinde yağ damlacıklarının birikmesiyle ortaya çıkıyor. Basit yağlanmada hücrelerde izole yağ birikimi görülürken, metabolik yağlı karaciğer hastalığında yağ birikimine hücreler arası inflamasyon ve buna bağlı hücre hasarı da eşlik edebiliyor. Tüm karaciğer hastalıklarında olduğu gibi yağlı karaciğer hastalığının da yıllarca çok fazla belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülfikar Polat, “Yıllar içinde karaciğer hücrelerinde meydana gelen hasar ve bunun sonucunda oluşan fibrozis yani tamir dokusu, karaciğerde küçülme ve sertleşmeye neden olabiliyor. Bu süreç portal hipertansiyon ve siroza kadar ilerleyebiliyor. Siroz oluştuktan sonra da nedeni ne olursa olsun karaciğer kanseri gelişme riski artıyor” dedi. Her 10 diyabetliden 9’unda görülüyor Hareketsiz yaşam, masa başı çalışma ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarıyla obezite, diyabet ve insülin direncinin toplumda daha sık görüldüğüne dikkat çeken Polat, “Kilo fazlası olan veya obezite sınırına giren kişilerin yüzde 70’inde, diyabetlilerin ise yüzde 90’ında karaciğer yağlanması görülüyor. Özellikle MASH olarak adlandırılan metabolik yağlı karaciğer hastalığı; obezite, insülin direnci, hipertansiyon ve ürik asit yüksekliğiyle seyreden metabolik sendromun bir bileşeni. Bu tablo aynı zamanda kalp ve damar hastalıkları açısından da risk oluşturuyor” açıklamasında bulundu. Tedavinin vazgeçilmez ikilisi hareket ve beslenme düzeni İleri siroz gelişmemiş hastalarda karaciğer yağlanmasının yaşam tarzı değişiklikleri ve destek tedavilerle büyük oranda geriletilebildiğini vurgulayan Polat, “Tedavinin olmazsa olmaz koşulları yaşam tarzı değişikliği, doğru beslenme ve düzenli egzersiz. Yağlanmanın kökeninde insülin direnci bulunuyor. İnsülin direncini azaltabilmek için insülini en çok kullanan dokulardan olan çizgili kasları çalıştırmak gerekiyor. Vücudumuzdaki çizgili kasların önemli bir bölümü bacaklarımızda bulunduğu için düzenli yürüyüş veya bisiklete binmek önemli” dedi. Polat, karaciğer enzimi yüksekliği bulunan bazı hastalarda insülin direncinin azaltılması amacıyla ilaçlardan da yararlanılabildiğini ifade etti. Fazla meyve tüketimi karaciğerde yağlanmaya yol açabiliyor Karaciğer yağlanmasında yalnızca yağlı yiyeceklerin suçlu olmadığının altını çizen Polat, “Doğrudan yağlı beslenmesek bile fazla tüketilen şekerli gıdalar karaciğerde yağa dönüşebiliyor. Meyve bile fazla miktarda tüketildiğinde içeriğindeki fruktoz nedeniyle karaciğer yağlanmasına katkıda bulunabiliyor. Bu nedenle özellikle fazla miktarda hamur işi ve çok yağlı yemeklerden kaçınmak, daha çok Akdeniz tipi beslenmeyi tercih etmek önemli” dedi. Karaciğer yağlanmasının yalnızca fazla kilolu kişilerde görülmediğine de dikkat çeken Polat, “Obez kişilerde karaciğer yağlanması yüzde 70’in üzerinde görülürken, hastaların yaklaşık yüzde 10’unda obezite ve metabolik sendrom olmadan da yağlanma ortaya çıkabiliyor. Bu kişiler araştırıldığında karaciğer yağlanmasına neden olabilen çeşitli mutasyonlar saptanabiliyor” dedi. Basit tetkiklerle takip edilebiliyor Karaciğer yağlanmasının tanı ve takibinde basit yöntemlerden yararlanılabildiğini paylaşan Polat, “Karaciğer fonksiyon testleri, ultrasonografi ve insülin direnci ölçümlerinden yararlanıyoruz. Karaciğer enzimleri yüksek seyreden ve riskli grupta bulunan hastalarda ise FibroScan adı verilen cihazla karaciğerde hasar olup olmadığını ve yağlanmanın derecesini değerlendirebiliyoruz” diye konuştu. Karaciğer vücudun temizlik merkezi Karaciğer sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu hatırlatan Polat, “Karaciğer yedi gün 24 saat durmaksızın çalışan bir organ. Vücudumuzun adeta temizlik merkezi ve fabrikası. Gastrointestinal sistemden gelen besinleri ve metabolitleri alıyor, işliyor, detoksifiye ediyor ve vücuda yararlı hale getirerek kan dolaşımına veriyor. Bu nedenle beslenme düzeni, kilo kontrolü ve düzenli egzersiz yaşamımızın bir rutini haline gelmeli” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.