Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fotoğraf

Kapsül Haber Ajansı - Fotoğraf haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fotoğraf haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İnternet Gazeteleri İçin Ücretsiz İçerik Haber

İnternet Gazeteleri İçin Ücretsiz İçerik

Bir internet gazetesinin en pahalı kalemi her zaman görünür bir fatura değildir. Çoğu zaman asıl maliyet, haber akışının durduğu anda ortaya çıkar. Editör masasında içerik boşluğu oluştuğunda trafik düşer, ana sayfa zayıflar, kategori sayfaları güncelliğini kaybeder ve okuyucu sadakati sessizce aşınır. Bu yüzden internet gazeteleri için ücretsiz içerik meselesi, sadece bütçe avantajı değil, yayın sürekliliği ve editoryal kapasite konusudur. Dijital yayıncılıkta hız tek başına yeterli değildir. İçerik ücretsiz olsa bile telif riski taşıyorsa, yüzeysel kalıyorsa ya da yayın çizgisine uymuyorsa kısa vadede fayda sağlarken orta vadede kuruma zarar verebilir. Doğru yaklaşım, ücretsiz içeriği boşluk dolduran malzeme gibi değil, iyi kurgulanmış bir yayın zincirinin verimli halkası olarak görmekten geçer. İnternet gazeteleri için ücretsiz içerik neden stratejik bir ihtiyaç oldu? Bugün çok sayıda dijital yayın, sınırlı kadroyla geniş bir haber alanını yönetmeye çalışıyor. Ekonomi, teknoloji, enerji, tarım, savunma sanayii, lojistik, yapay zeka, sürdürülebilirlik ve şirket haberleri gibi başlıkların her biri ayrı uzmanlık gerektiriyor. Her alan için muhabir istihdam etmek çoğu internet gazetesi için gerçekçi değil. Tam bu noktada ücretsiz ve yeniden kullanılabilir içerik, operasyonel bir kaldıraç işlevi görüyor. Editörler, günün sıcak başlıklarını takip ederken aynı zamanda kurumsal gelişmeler, sektör analizleri, röportajlar, fotoğraf galerileri ve video destekli içeriklerle sayfalarını güçlü tutabiliyor. Bu model, özellikle yerel dijital gazeteler, dikey yayın yapan sektör portalları ve sınırlı insan kaynağıyla çalışan haber siteleri için ciddi avantaj sağlıyor. Ancak burada kritik bir ayrım var. Her ücretsiz içerik aynı değeri üretmez. Bazı içerikler yalnızca hacim sağlar, bazıları ise hem hacim hem güven hem de arama görünürlüğü oluşturur. Kurumsal okuyucuya hitap eden bir yayın için fark tam da burada başlar. Ücretsiz içeriğin değeri sadece maliyet avantajı değildir Yayıncıların ücretsiz içeriğe çoğu zaman ilk refleksi maliyet üzerinden olur. Bu anlaşılır bir yaklaşımdır, fakat eksiktir. Esas değer, editoryal üretim yükünü optimize ederken yayın standardını koruyabilmesidir. Nitelikli ücretsiz içerik, haber merkezine üç yönden katkı verir. İlki hızdır. Güncel gelişmelerin düzenli akışı, sitenin boş kalmasını önler. İkincisi çeşitliliktir. Tek bir editoryal ekip ile ulaşılamayacak sektör genişliği yakalanabilir. Üçüncüsü ise ölçeklenebilirliktir. Haber sitesi büyürken her kategori için ayrı ekip kurma baskısı azalır. Buna ek olarak, bazı içerik sağlayıcılar yalnızca metin vermez. Fotoğraf, video, röportaj, köşe yazısı ve çok dilli yayın desteği sunan kaynaklar, dijital gazetelerin hem kullanıcı deneyimini hem de ticari görünürlüğünü güçlendirir. Özellikle reklamverenlerin ve kurumsal paydaşların dikkat ettiği alanlarda, görsel destekli ve sektör odaklı içerik daha yüksek etki üretir. İçerik seçerken ilk bakılması gereken konu telif yapısıdır İnternet gazeteleri için ücretsiz içerik arayışında en sık yapılan hata, “ücretsiz” ifadesini otomatik olarak “güvenle kullanılabilir” şeklinde yorumlamaktır. Oysa ücretsiz erişim ile serbest kullanım aynı şey değildir. Bir içerik okunabiliyor olabilir, fakat yeniden yayınlama hakkı vermiyor olabilir. Bu nedenle yayıncıların ilk kontrol etmesi gereken konu, kullanım izninin açık biçimde tanımlanmış olmasıdır. İçerik kopyalanabilir mi, düzenlenebilir mi, başlık değiştirilebilir mi, kaynak gösterme şartı var mı, görseller de kullanım hakkına dahil mi? Bu sorular net yanıt bulmadan yapılan kullanım, ileride hukuki ve itibar riski doğurur. Profesyonel haber akışında telif konusu gri alana bırakılamaz. Özellikle kurumsal reklam ilişkileri bulunan, resmi kurumlar tarafından takip edilen veya yatırımcı kitlesine hitap eden yayınlar için bu daha da kritiktir. Bir içerik ne kadar hızlı gelirse gelsin, telif çerçevesi net değilse sürdürülebilir değildir. Kalite kontrolü olmadan ücretsiz içerik yayın standardını düşürebilir Ücretsiz içerik, doğru kaynaktan alınmadığında ana sayfayı doldurur ama markayı beslemez. Editoryal açıdan en büyük risk budur. Zayıf başlık kurgusu, doğrulanmamış bilgi, fazlasıyla promosyon dili, anahtar kelime doldurma ve bağlamsız sektör haberleri, kısa sürede yayın kimliğini aşındırır. Karar verici okura hitap eden internet gazeteleri için içerik kalitesi yalnızca dil bilgisi meselesi değildir. Haber değeri, veri disiplini, kaynak güvenilirliği ve bağlamsal isabet gerekir. Örneğin enerji sektörüne yönelik bir içerik, yalnızca şirket açıklamasını aktarmakla yetinmemeli; piyasa etkisi, yatırım yönü veya regülasyon boyutu da sezdirilmelidir. Aynı durum savunma, tarım teknolojileri, yapay zeka veya lojistik gibi alanlar için de geçerlidir. Bu yüzden yayıncılar ücretsiz içerik alırken şu dengeyi kurmalıdır: İçerik hızlı olmalı, evet. Ama aynı zamanda yayın çizgisine uyumlu, düzenlenebilir ve profesyonel bir editör süzgecinden geçmiş olmalıdır. Aksi halde haber odası zaman kazanmaz, tersine düzeltme yükü nedeniyle yeni bir maliyet üretir. Sektör odaklı içerik neden genel haberden daha yüksek değer üretir? Genel haber akışı geniş kitle getirir, fakat sektör odaklı içerik daha nitelikli trafik ve daha güçlü sadakat üretir. Çünkü ekonomi, sanayi, enerji, savunma, girişimcilik ya da yapay zeka gibi başlıkları takip eden okur, çoğu zaman tesadüfi değil amaçlı gelir. Bu kitle karar vericidir, etkileyicidir ve tekrar ziyaret etme olasılığı yüksektir. İnternet gazeteleri için ücretsiz içerik tedarikinde bu nedenle yalnızca sayfa sayısını artırmak değil, kategori kalitesini yükseltmek hedeflenmelidir. Bir yayın, sektör başlıklarında düzenli ve güvenilir akış kurabildiğinde arama motorlarında daha tutarlı görünür, sosyal paylaşım değeri yükselir ve kurumlar tarafından referans alınma ihtimali artar. Özellikle B2B yayıncılıkta bu fark nettir. Şirket haberleri, yönetici röportajları, yatırım ve üretim gelişmeleri, sürdürülebilirlik adımları ve teknolojik dönüşüm içerikleri, basit trafik kalemleri olmaktan öte marka çevresi oluşturur. Böyle bir çevre, yayın organının ticari potansiyelini de büyütür. Doğru içerik modeli nasıl kurulur? En verimli model, tüm yayın akışını dış kaynağa bırakmak değildir. Aynı şekilde her şeyi yalnızca iç ekip ile üretmeye çalışmak da çoğu zaman verimsizdir. Etkili yaklaşım hibrit yapıdır. Stratejik özel haberler, yerel gelişmeler ve yayın kimliğini belirleyen dosyalar kurum içinde kalır. Düzenli sektör akışı, kurumsal gelişmeler ve yeniden kullanılabilir haber setleri ise güvenilir dış kaynaklarla desteklenir. Bu modelde editörün rolü azalmaz, daha kritik hale gelir. Editör artık yalnızca içerik yazan kişi değil, yayın akışını yöneten, önceliklendiren, başlığı optimize eden ve kaynak güvenilirliğini denetleyen kişidir. Ücretsiz içeriğin gerçek değeri, editoryal süreci ikame etmesinde değil, onu daha akıllı kullanılır hale getirmesinde yatar. Burada kategorik planlama da önemlidir. Her haber aynı etkiyi üretmez. Ana sayfa için sıcak ve yüksek ilgi gören içerikler gerekirken, kategori derinliği için daha uzman dosyalar gerekir. Arama trafiği için kalıcı başlıklar, gündem etkisi için hızlı gelişmeler, kurumsal görünürlük için de röportaj ve açıklama bazlı içerikler dengelenmelidir. Güvenilir içerik sağlayıcıda hangi özellikler aranmalı? Bir içerik kaynağının güvenilirliği sadece haber sayısıyla ölçülmez. Düzenli akış, telif açıklığı, konu uzmanlığı ve yayınlanabilirlik seviyesi birlikte değerlendirilmelidir. Haber metninin doğrudan kullanılabilir olması ciddi avantajdır; ancak daha önemlisi, o içeriğin yayın organının kurumsal standardını aşağı çekmemesidir. Bu açıdan bakıldığında, çok sektörlü ama uzmanlık taşıyan ajans modeli öne çıkar. Ekonomi ile birlikte savunma, enerji, tarım, teknoloji, sürdürülebilirlik ve yapay zeka gibi alanlarda içerik üreten yapılar, internet gazetelerine yalnızca hacim değil editoryal çeşitlilik sunar. Eğer içerik seti röportaj, video, fotoğraf galerisi ve çok dilli yayın gibi unsurlarla destekleniyorsa, bu katkı daha da büyür. Kapsül Haber Ajansı gibi telifsiz ve ücretsiz kullanıma uygun haber akışı sunan yapılar, özellikle profesyonel yayınlar için bu ihtiyaca doğrudan yanıt verir. Buradaki temel avantaj, yalnızca haber temin etmek değil, dijital gazetelerin sürdürülebilir, güncel ve sektör duyarlı bir yayın ritmi kurmasına destek olmaktır. Arama görünürlüğü için içerik hacmi değil editoryal isabet gerekir Birçok yayıncı ücretsiz içeriği yalnızca içerik sayısını artırmak için kullanıyor. Bu kısa vadede hareketlilik yaratabilir, fakat kalıcı organik görünürlük için yeterli değildir. Arama motorları artık sadece yeni içerik ekleyen değil, belirli konularda tutarlı otorite kuran yayınları daha güçlü konumlandırıyor. Bu nedenle internet gazeteleri için ücretsiz içerik kullanımında hedef, rastgele çoğalma değil kontrollü genişleme olmalıdır. Aynı konu kümesinde düzenli yayın, doğru başlık yapısı, net kategori eşleştirmesi ve tekrar etmeyen haber seçimi çok daha iyi sonuç verir. Özellikle sektör haberciliğinde bu yaklaşım, genel haber kalabalığı içinde fark yaratır. Yayıncı için pratik gerçek şudur: Daha fazla içerik her zaman daha fazla değer anlamına gelmez. Doğru içerik, doğru kategori ve doğru yayın sıklığı daha yüksek çıktı üretir. Dijital habercilikte güçlü kalmak isteyen her yayın için mesele sadece içerik bulmak değil, kullanılabilir ve güvenilir içerik akışı kurmaktır. Ücretsiz içerik doğru yönetildiğinde maliyet avantajının ötesine geçer; haber merkezine zaman kazandırır, sektör kapsamasını büyütür ve yayın organını daha istikrarlı hale getirir. Asıl farkı yaratan ise şudur: İçeriği çoğaltmak değil, yayın değerini büyüten bir akış kurmak.

Telifsiz Haber İçeriği Nereden Bulunur? Haber

Telifsiz Haber İçeriği Nereden Bulunur?

Telifsiz haber içeriği neden bu kadar kritik? Bir dijital yayın için en pahalı kalem her zaman bütçe değildir. Çoğu zaman asıl maliyet, yanlış içerik kullanımının doğurduğu hukuki risk, editoryal zaman kaybı ve itibar hasarıdır. Özellikle internet gazeteleri, sektörel yayınlar ve kurumsal medya ekipleri için içerik akışını hızlandırmak kadar, o içeriğin güvenle yeniden yayımlanabilir olması da belirleyicidir. Bu nedenle soru yalnızca içerik bulmak değildir. Asıl soru şudur: Telifsiz haber içeriği nasıl bulunur ve bu içerik gerçekten güvenle kullanılabilir mi? Yanıt, birkaç kaynağı rastgele taramaktan ibaret değildir. Doğru model; lisans mantığını anlayan, editoryal kaliteyi koruyan ve yeniden kullanım hakkını açık biçimde tanımlayan bir içerik tedarik sistemidir. Telifsiz haber içeriği nasıl bulunur? İlk adım, "telifsiz" kavramını doğru tanımlamaktır. İnternette açık görünen her haber telifsiz değildir. Bir metnin erişilebilir olması, kopyalanabilir olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde kaynak göstererek yayımlamak da tek başına hukuki koruma sağlamaz. Burada belirleyici olan şey, içeriğin yeniden kullanım izninin açık biçimde verilmiş olmasıdır. Pratikte telifsiz haber içeriği üç ana kanalda bulunur. Birincisi, yeniden yayıma uygun içerik üreten dijital haber ajansları ve dağıtım platformlarıdır. Bunlar genellikle internet gazeteleri, niş yayıncılar ve kurumsal medya ekipleri için haberleri yeniden kullanım mantığıyla paketler. İkincisi, kamu kurumları, bakanlıklar, belediyeler, düzenleyici otoriteler ve resmi kuruluşların duyuru akışlarıdır. Üçüncüsü ise şirket basın bültenleri, sektör derneklerinin açıklamaları ve etkinlik bazlı kurumsal içeriklerdir. Ancak bu üç kaynağın değeri aynı değildir. Resmi açıklamalar güven verir ama haber dili açısından zayıf kalabilir. Şirket bültenleri hızlıdır ama çoğu zaman tek taraflıdır. Ajans tipi telifsiz içerik platformları ise haber akışı, editoryal düzen ve kullanım kolaylığı açısından daha ölçeklenebilir bir yapı sunar. Özellikle ekonomi, teknoloji, savunma, enerji, lojistik ve yapay zeka gibi dikey alanlarda bu fark daha net görünür. Kaynağın güvenilir olup olmadığını nasıl anlarsınız? Bir kaynağın telifsiz olduğunu söylemesi yetmez. Profesyonel yayıncılıkta güven, beyanla değil sistemle ölçülür. Önce şu soruya bakılır: Yeniden kullanım koşulları açık mı? İçeriğin alınıp yayımlanabileceği net biçimde belirtilmiyorsa, orada gri alan vardır. Gri alan ise hız kazandırmaz, tam tersine editoryal riski büyütür. İkinci olarak içerik üretim standardı incelenmelidir. Haberde tarih, yer, kurum adı, konuşan kişi, unvan ve bağlam net değilse o içerik yeniden yayıma uygun görünse bile editoryal açıdan sorun çıkarır. Çünkü telifsiz olmak, kalitesiz olmak anlamına gelmez. Kurumsal okuyucuya hitap eden mecralarda içerik hem serbest kullanılabilir olmalı hem de profesyonel haber standardını karşılamalıdır. Üçüncü unsur, içerik çeşitliliğidir. Yalnızca tek tip bülten yayımlayan bir yapı, günlük yayın temposunu beslemekte zorlanır. Oysa haber merkezleri için metin kadar fotoğraf, video, röportaj, analiz ve sektör bazlı özel dosyalar da önemlidir. İçerik havuzu ne kadar çeşitliyse yayın akışını planlamak o kadar kolaylaşır. Haberle bülteni ayırmak neden önemli? Birçok yayıncı telifsiz içerik ararken aslında yalnızca kopyalanabilir metin arıyor. Bu yaklaşım kısa vadede pratik görünür ama uzun vadede mecrayı zayıflatır. Çünkü basın bülteni ile haber aynı şey değildir. Basın bülteni, kurumun kendisi hakkında anlattığı çerçevedir. Haber ise o gelişmeyi daha geniş bir bağlama yerleştirir. Örneğin bir enerji şirketinin yatırım duyurusu tek başına yayımlanabilir; fakat piyasa etkisi, bölgesel yatırım iklimi, istihdam boyutu ve sektör dengesi eklenmediğinde içerik haber değerinin bir kısmını kaybeder. Bu yüzden telifsiz içerik arayan editörlerin sadece kullanım hakkına değil, haber işlenmişliğine de bakması gerekir. Hazır yayımlanabilir bir içerik, başlık yapısından spot kurgusuna kadar yeniden kullanımı kolaylaştırır. Bu da hem editoryal süreci hızlandırır hem de sayfa kalitesini korur. Hangi kaynaklar gerçekten verimlidir? Verimli kaynak, sadece ücretsiz olan kaynak değildir. Verimli kaynak; hızlı, yeniden kullanılabilir, doğrulanabilir ve düzenli akış sağlayan kaynaktır. Günlük haber operasyonu yürüten bir yayın için asıl mesele budur. Sektörel uzmanlaşması olan telifsiz ajanslar bu nedenle öne çıkar. Çünkü genel gündem içerikleri birçok yerde bulunur, ancak savunma sanayii, sürdürülebilirlik, tarım teknolojileri, lojistik yatırımları ya da yapay zeka tabanlı iş dönüşümü gibi alanlarda hem hızlı hem de yayınlanabilir içerik bulmak daha zordur. Bu noktada uzman editoryal kadro ve kategori bazlı içerik mimarisi ciddi avantaj sağlar. Kamu kurumları da önemli bir kaynaktır, fakat burada editoryal işlem yükü yüksektir. Resmi açıklamayı alıp habere dönüştürmek zaman ister. Kurumsal iletişim ekipleri için bu normal olabilir; ancak yoğun çalışan dijital gazetelerde doğrudan yayımlanabilir içerik daha fazla değer üretir. Bu çerçevede, telifsiz ve ücretsiz haber akışını sektörel derinlikle birleştiren platformlar daha sürdürülebilir bir çözüm sunar. Kapsül Haber Ajansı gibi yapılar, özellikle iş dünyası ve stratejik sektör odaklı yayın yapan mecralar için bu ihtiyaca yanıt verir. Lisans kontrolü yapmadan içerik kullanılır mı? Kısa cevap hayır. İçerik açık görünse bile lisans net değilse risk devam eder. Burada en sık yapılan hata, "zaten internette yayımlanmış" düşüncesidir. Oysa dijital erişim ile yeniden yayın hakkı aynı şey değildir. İçerik kullanmadan önce en az dört noktayı kontrol etmek gerekir. Yeniden yayıma izin var mı, görseller de bu kapsama dahil mi, kaynak gösterme şartı isteniyor mu, içerikte üçüncü taraf materyal bulunuyor mu? Özellikle fotoğraf ve video tarafı metinden daha hassastır. Metin telifsiz olabilir, ama eşlik eden görselin lisansı ayrı olabilir. Bir diğer kritik konu güncelleme sorumluluğudur. Bazı haberler ilk yayımlandığında doğru olsa da saatler içinde revize edilir. Bu nedenle telifsiz içerik kullanan yayınların kaynak akışını izlemeye devam etmesi gerekir. Hızlı olmak önemli, fakat düzeltme disiplini olmadan hız tek başına değer üretmez. Editörler için pratik seçim kriterleri Telifsiz haber içeriği seçerken en iyi yöntem, kaynağı bir içerik deposu gibi değil, operasyon ortağı gibi değerlendirmektir. İçerik düzenli mi geliyor, başlıklar yayınlanabilir mi, sektör kırılımları net mi, tekrar oranı yüksek mi, arşiv taraması kolay mı? Bu sorular günlük iş akışında teoriden daha belirleyicidir. Ayrıca yayınınızın hedef kitlesi ile kaynak yapısının uyumu da önemlidir. Finans ve reel sektör odaklı bir mecranın yalnızca genel gündem akışıyla büyümesi zordur. Benzer şekilde kurumsal itibar iletişimi yapan bir platform için doğrulanmış yönetici açıklamaları, yatırım haberleri, üretim, ihracat, teknoloji ve regülasyon başlıkları daha değerlidir. Burada nicelik ile nitelik arasında denge kurmak gerekir. Çok sayıda içerik sunan ama editoryal standardı düşük bir kaynak, kısa sürede sayfaları doldurur ama marka güvenini aşındırabilir. Daha seçici ama kaliteli bir akış ise uzun vadede daha güçlü sonuç verir. Telifsiz içerik bulurken en sık yapılan hatalar En yaygın hata, sosyal medya paylaşımlarını haber kaynağı sanmaktır. Bir kurum yöneticisinin açıklaması sosyal medyada yer alabilir, ancak bunun yeniden yayıma uygun haber paketi olduğu anlamına gelmez. Doğrulama, bağlam ve lisans boyutu ayrıca ele alınmalıdır. İkinci hata, yalnızca ücretsiz olduğu için içeriği yeterli görmek. Ücretsiz içerik değerlidir, fakat editoryal maliyeti yüksekse gerçek anlamda ekonomik değildir. Başlığı yeniden yazmak, metni temizlemek, bilgileri doğrulamak ve görsel aramak için harcanan süre bazen ücretli ama hazır bir akıştan daha pahalıya gelir. Üçüncü hata ise dikey uzmanlık ihtiyacını küçümsemektir. Savunma, enerji, tarım, lojistik ya da yapay zeka gibi alanlarda terminoloji hatası, yüzeysel anlatım veya eksik bağlam profesyonel okuyucuda hemen fark edilir. Bu yüzden kaynak seçerken sektör okuryazarlığı mutlaka dikkate alınmalıdır. Doğru içerik akışı yayın performansını nasıl etkiler? Telifsiz haber içeriği doğru bulunduğunda sadece maliyet düşmez. Yayın ritmi güçlenir, editörlerin zamanı daha stratejik işlere kalır ve haber çeşitliliği artar. Özellikle çok kategorili dijital yayınlarda bu etki doğrudan görünür. Güncel ekonomi başlıkları ile sektör bazlı özel içerikler aynı havuzda sunulabildiğinde hem okur bağlılığı hem de sayfa verimliliği yükselir. Dahası, yeniden kullanım hakkı net olan içerik akışı kurumsal iş birlikleri açısından da daha güvenli bir zemin oluşturur. Markalar, kurumlar ve medya paydaşları hukuki belirsizlik taşımayan yapılara daha rahat yaklaşır. Bu da sadece editoryal değil, ticari açıdan da avantaj üretir. Telifsiz haber içeriği ararken en doğru yaklaşım, "nerede çok içerik var" sorusundan önce "hangi kaynak benim yayın disiplinime uyuyor" sorusunu sormaktır. Çünkü güçlü yayıncılık çoğu zaman daha fazla içerikle değil, doğru lisanslanmış ve iyi işlenmiş içerikle büyür. Sonuçta haber akışında güven kaybedildiğinde telafi zordur; güvenle kullanılabilen doğru içerik bulunduğunda ise ivme kalıcı hale gelir.

TECNO ve Arm Güçlerini Birleştirdi Haber

TECNO ve Arm Güçlerini Birleştirdi

Akıllı telefon dünyasında yapay zeka artık sadece bir "özellik" olmaktan çıkıp, anlık bir deneyime dönüşüyor. Dünyanın önde gelen teknoloji markalarından TECNO, MWC 2026’da işlemci devi Arm ile yaptığı stratejik iş birliğini duyurarak, mobil yaratıcılıkta yeni bir sayfa açtı. Yeni nesil "Cihaz Üstü Üretken Yapay Zeka" teknolojisi, kullanıcıların internete ihtiyaç duymadan, saniyeler içinde görsel içerik üretmesine olanak tanıyor. Fotoğraf Çekerken "Gecikme" Tarih Oluyor Bugüne kadar yapay zeka ile fotoğraf düzenlemek ya da bir görsel oluşturmak için verilerin buluta gönderilmesi ve geri gelmesi bekleniyordu. TECNO ve Arm’ın geliştirdiği yeni sistem, tüm bu karmaşık işlemleri doğrudan telefonun içinde çözüyor. Bu sayede kullanıcılar, kamera vizörünü hareket ettirdikleri anda yapay zeka efektlerini saniyede 30 kare hızında, yani tamamen akıcı ve gerçek zamanlı olarak görebiliyor. İnternetsiz ve Kesintisiz Yaratıcılık TECNO’nun Edge AI stratejisinin bir parçası olan bu teknoloji, özellikle içerik üreticileri için büyük kolaylık sağlıyor. İnternet bağlantısının zayıf olduğu yerlerde bile çekim kalitesini anında iyileştiren, görüntü restorasyonu yapan ve sanatsal dokunuşlar ekleyen sistem, yüzde yüz cihaz üzerinde çalışarak tam gizlilik ve hız sunuyor. "İş İstasyonu Gücü Cebinize Giriyor" TECNO Görüntüleme Algoritmaları Başkanı Dr. Minjie Chen, bu yeniliğin temel amacını şu sözlerle özetliyor: "Yaratıcılık beklemez. Biz, kullanıcıların beklemeden üretmesini, denemesini ve hemen sonuç almasını istiyoruz." Arm Akıllı Telefon Segmenti Kıdemli Direktörü Steve Raphael ise akıllı telefonların artık hayatımızdaki en önemli yapay zeka cihazı haline geldiğini belirterek; bu iş birliğiyle profesyonel iş istasyonlarında yapılan işlemlerin artık her segmentteki akıllı telefonda mümkün olacağını vurguladı. Barcelona’da sergilenen bu teknoloji, mobil dünyanın "bulut odaklı" yapay zekadan, "cihaz odaklı" anlık yaratıcılığa geçtiğinin en somut kanıtı olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Finalistleri Açıklandı Haber

Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Finalistleri Açıklandı

Yılın Fotoğrafçısı ödülü, 16 Nisan’da Londra’da düzenlenecek prestijli gala töreninde sahiplerini bulacak. 2026 sergisi ise 17 Nisan – 4 Mayıs tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’da sanatseverlerle buluşacak. Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri, 2026 Profesyonel Yarışma kapsamında 30 finalisti ve 65’in üzerinde kısa liste adayını bugün açıkladı. Çağdaş fotoğrafçılığın sınırlarını zorlayan güçlü görsel anlatıları bir araya getiren yarışma, görsel hikaye anlatımının en çarpıcı örneklerini uluslararası platformda görünür kılıyor. Yaklaşık yirmi yıllık köklü mirasıyla öne çıkan Profesyonel Yarışma; teknik ustalığı güçlü bir anlatı vizyonuyla buluşturan, cesur ve bütünlüklü projeler üreten fotoğrafçıları desteklemeyi sürdürüyor. Bu yıl 200’ü aşkın ülke ve bölgeden 430 binin üzerinde fotoğraf başvurusu alındı. 10 kategorinin kazananları, 30 finalist arasından seçilerek 16 Nisan’da Londra’da düzenlenecek özel törende açıklanacak. Prestijli Yılın Fotoğrafçısı unvanının sahibi, kategori kazananları arasından seçilerek aynı gece açıklanacak. Kazanan; 25.000 ABD doları para ödülünün yanı sıra çeşitli Sony Digital Imaging ekipmanları ve çalışmalarını gelecek yıl Londra’da düzenlenecek sergide kişisel bir sunumla sergileme fırsatı elde edecek. Kazananlar ve finalistler ayrıca, sektörün önde gelen isimleriyle özel oturumların gerçekleştirileceği ve kariyer gelişimlerine yönelik uzman rehberliği sunan “Insights” programı kapsamında Londra’ya davet edilecek. Finalist ve kısa listeye kalan fotoğrafçıların eserlerinden oluşan seçki ise ilk olarak 17 Nisan – 5 Mayıs 2026 tarihleri arasında Londra’daki Somerset House’ta düzenlenecek Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Sergisi kapsamında ziyaretçilerle buluşacak; sergi daha sonra farklı lokasyonlarda sanatseverlerle bir araya gelecek. Seçici kurul adına değerlendirmede bulunan Jüri Başkanı Monica Allende, şunları söyledi: “Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Profesyonel Yarışma kategorisinde finale kalan ve kısa listeye seçilen çalışmalar, fotoğraf pratiğindeki dikkat çekici gelişimi ve fotoğrafın güçlü bir hikaye anlatım aracı olarak benimsenmesine yönelik derin bağlılığı ortaya koyuyor. Değerlendirdiğimiz pek çok seri boyunca; sevginin, nezaketin ve çoğu zaman zorlu gerçekliklere dokunan sessiz direncin kutlanışıyla insan deneyiminin farklı katmanlarından derin biçimde etkilendim. En güçlü karelerin birçoğu, gündelik yaşamın içinde saklı kalan samimi anlara ve küçük kahramanlıklara odaklanarak, sıradan akışın içinde varlığını sürdüren gücü ve ruhu görünür kılıyor.” Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri 2026 Profesyonel Yarışma kategorilerinin her birinde finale kalan üç proje ise şöyle sıralanıyor: MİMARLIK VE TASARIM André Tezza’nın (Brezilya) Everyday Structures adlı projesi, Güney Brezilya’daki mahalle bakkallarının mütevazı mimarisine ışık tutuyor. Joy Saha’nın (Bangladeş) Homes of Haor çalışması ise Bangladeş’in Haor bölgesindeki yerel mimariyi belgeliyor; bu bölgede evler, muson döneminde adalara dönüşen yükseltilmiş toprak yığınları üzerine inşa ediliyor. Chen Liang’ın (Çin Ana Karası) serisi ise Çin’in Guangdong Eyaleti’ndeki Jiangmen kentinde bulunan gözetleme kulelerini mercek altına alarak, Çin ve uluslararası mimari etkilerin özgün bir birleşimini ortaya koyuyor. YARATICI Pablo Ramos’un (Meksika) The Black Album adlı projesi, arşiv fotoğraflarından kesilen siluetler aracılığıyla Meksika’daki kayıpları ele alıyor ve görüntüleri yokluğun çarpıcı bir kolektif portresine dönüştürüyor. Ben Brooks (Birleşik Krallık) The Palm, On Piru serisinde Güney Los Angeles’tan rap sanatçılarının ruhani bağlarını ve kolektif kimliklerini yansıtıyor. Citlali Fabian (Meksika) ise Bilha, Stories of My Sisters adlı çalışmasında portreler ile dijital illüstrasyonları bir araya getirerek Güney Meksika’daki ilham verici kadınların hikayelerine hayat veriyor; projede bölgedeki yerli topluluklardan aktivistler ve sanatçılarla iş birliği yapıyor. BELGESEL PROJELERİ Santiago Mesa’nın (Kolombiya) Under the Shadow of Coca adlı projesi, geçimini bu yasa dışı ekonomiye bağlı olarak sürdüren çiftçileri ve Kolombiya’daki kokain ticaretini kontrol eden silahlı grubu takip ediyor. Alexandre Bagdassarian (Fransa), Sixteen and a Half: Eight Months in a Juvenile Prison çalışmasında Fransa’daki bir çocuk cezaevinde tutuklu bulunan gençlerin gündelik yaşamlarını belgeliyor. Colin Delfosse’un (Belçika) Restitution serisi ise Afrika maskelerinin Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ile Belçika arasındaki yolculuğunu, özgün kullanım amaçlarından müzelerdeki sergilenme süreçlerine kadar izleyerek iade tartışmalarını mercek altına alıyor. ÇEVRE Shane Hynan’ın (İrlanda) Beneath | Beofhód adlı serisi — İrlandaca’da “toprağın altındaki yaşam” anlamına geliyor — Kelt geleneğinde bataklıkların ilkel ve köklü önemini, kültürel ve çevresel gerekliliklerin etkileşimi üzerinden ele alıyor. Matteo Trevisan’ın (İtalya) Jinê Land: Where Women Keep the Earth Alive projesi ise Suriye’nin Rojava bölgesinde, kadınların öncülüğünde yürütülen ekolojik ve toplumsal yeniden inşa sürecini belgeliyor; toplulukların geleceğe dair deneysel bir vizyon etrafında bir araya gelişini yansıtıyor. Isadora Romero’nun (Ekvador) Notes on How to Build a Forest çalışması ise ormanları, zaman içinde insan ve insan dışı pek çok topluluğun birlikte şekillendirdiği kültürel alanlar olarak inceliyor. MANZARA Dafna Talmor’un (Birleşik Krallık) Constructed Landscapes adlı çalışması, sanatçının kişisel arşivinden yola çıkarak elde basılmış ve kolajlanmış renkli negatifleri soyut peyzaj temsillerine dönüştürüyor. Andreas Secci’nin (Almanya) serisi, Fransa’nın Normandiya ve Bretanya kıyılarındaki istiridye çiftliklerinin havadan görünümlerinden oluşan soyut manzaralar sunuyor. Michael Blann (Birleşik Krallık) ise fotopolimer gravür tekniğini kullanarak Avrupa’nın ikonik dağ yollarını tasvir ediyor. PERSPEKTİF Hayate Kurisu’nun (Japonya) Living Photographs adlı çalışması, fotoğrafçının ve eşinin ölü doğumla sonuçlanan bir kaybın ardından yaşadıkları deneyimi ve kremasyon öncesinde aile olarak birlikte geçirdikleri günleri belgeliyor. Fredrik Lerneryd (İsveç), Country Music in Kenya projesinde Nairobi’de düzenlenen Uluslararası Kovboy Günü festivalini görüntüleyerek Kenya’daki country müzik tutkunları için önemli bir etkinliği yansıtıyor. Seungho Kim’in (Kore Cumhuriyeti) Sunny Side Up: A Portrait of the Most Average K-Parenting Today serisi ise fotoğrafçının kendi ailesine odaklanarak ebeveynler, köpek ve bebeğin bir araya geldiği ev yaşamının keyifli kaosunu gözler önüne seriyor. PORTRE FOTOĞRAFÇILIĞI Federico Borella (İtalya), Özbekistan’daki Koryo-saram topluluğunu belgeliyor; ‘K-Wave’in etkisi altındaki yeni kuşak Kore kimliklerini yeniden sahipleniyor. Jean-Marc Caimi ve Valentina Piccinni’nin (İtalya) The Faithful adlı çalışması, bir papanın ölümü ile yenisinin seçilmesi arasındaki süreçte Vatikan’daki Aziz Petrus Meydanı’nda toplanan kalabalıklardan portreler sunuyor; adeta hayranlık kültürüne dönüşen bir hac yolculuğunu yansıtıyor. Marisa Reichert’in (Almanya) be:longing serisi ise Endonezya’nın Java Adası’ndaki Yogyakarta’da yaşayan ileri yaşlardaki Müslüman trans bireylerin yaşamlarını belgeliyor; inanç, kimlik ve toplumsal beklentiler arasında kurmaya çalıştıkları dengeyi gözler önüne seriyor. SPOR Todd Antony’nin (Yeni Zelanda) serisi, Farsça’da kelime anlamıyla ‘Buzkashi’ (keçi çekme) anlamına gelen ve Tacikistan’ın sert ve köklü sporlarından biri olan Buzkashi’ye odaklanıyor. Rob Van Thienen (Belçika), It’s a Dog’s Life çalışmasında tazı eğitim seanslarını izleyerek, pistte yapay bir tavşanı kovalayan köpeklerin hareket halindeki dinamik görüntülerinden oluşan bir seri ortaya koyuyor. Morgan Otagburuagu’nun (Nijerya) Beneath the Bridge projesi ise Nijerya’nın Lagos kentinde, profesyonel ringlerin ışıltısından uzak bir noktada amatör boksörlerin antrenman yaptığı derme çatma bir spor salonunu belgeliyor. NATÜRMORT Daniele Vita’nın (İtalya) The Bronte Pistachio adlı çalışması, Sicilya’nın Antep fıstıklarını uzun soluklu bir araştırma kapsamında ele alıyor; her birini tek tek fotoğraflayarak özgün niteliklerini yakından ortaya koyuyor. Gargi Sharma’nın (Hindistan) Experiments in Stillness serisi, nesne ile izleyici arasındaki diyaloğu keşfederek çoklu yorumlara ve dinginlik anlarına alan açıyor. Vilma Taubo’nun (Norveç) Talking Without Speaking projesi ise gündelik nesnelerin protesto sembollerine dönüşmesini konu alan fotoğraflardan oluşuyor. YABAN HAYATI VE DOĞA Wolfgang Duerr’in (Almanya) WILD adlı serisi, hareket sensörleriyle tetiklenen bir kamera aracılığıyla çekildi; siyah beyaz karelerde farklı yaban hayvanları hareket halinde görüntüleniyor. Anita Pouchard Serra’nın (Arjantin) serisi ise Buenos Aires’teki özel bir yerleşim alanında mahallede yaşayan kapibaralar ile site sakinleri arasındaki çatışmayı ele alıyor. Will Burrard-Lucas’ın (Birleşik Krallık) Crossing Point projesi, Kenya’daki Maasai Mara Ulusal Rezervi’nde yaban hayatını görüntülüyor; nesli tehlike altındaki siyah gergedanları izlemek amacıyla kurulan uzaktan kamera tuzağı, sonunda ormanlık nehir geçidinde toplanan çok sayıda hayvanı ortaya çıkarıyor. 2026 Profesyonel Yarışma jürisi şu isimlerden oluşuyor: Monica Allende, Bağımsız Küratör ve Fotoğraf Danışmanı, Jüri BaşkanıDaniel Brena, Direktör, Centro de las Artes de San Agustín, MeksikaYumi Goto, Bağımsız Küratör, Editör, Araştırmacı ve Yayıncı, JaponyaZack Hatfield, Yönetici Editör, Aperture dergisi, ABDPaul Ninson, Kurucu ve İcra Direktörü, Dikan Center, GanaBindi Vora, Sanatçı ve Kıdemli Küratör, Autograph, Birleşik Krallık Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Canon, Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı - Cerebral Palsy Türkiye, Yaratıcılığı Kalıcı Bir Hatıraya Dönüştürdü Haber

Canon, Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı - Cerebral Palsy Türkiye, Yaratıcılığı Kalıcı Bir Hatıraya Dönüştürdü

Yaratıcılığı paylaşım ve birlikte üretme kültürüyle buluşturan Canon, Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı’nda teknoloji ile çocukların hayal gücünü bir araya getiren anlamlı bir buluşmaya imza attı. Canon çalışanlarının gönüllü katılımıyla düzenlenen etkinlikte, vakıftan 6 öğrenci ve aileleriyle Creative Park özel yaratıcı aktiviteleri sonrası bir fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. Çekilen kareler Canon yazıcılarla anında basılarak fiziksel bir anıya dönüştürülürken, Creative Park web sitesi sayesinde çocuklar fotoğraflarını diledikleri gibi süsleyerek kendi yaratıcılıklarını özgürce ifade etme fırsatı buldu. Ortaya çıkan çalışmalar, vakıfta kalıcı olarak konumlandırılan “Canon Hatırası” duvarında bir araya getirilerek hem çocukların emeğini görünür kılarken ziyaretçiler için de ilham verici bir alan oluşturdu. Canon’un ortak fayda için çalışmak ve yaşamak anlamına gelen “Kyosei” felsefesinden ilham alan proje; bireylerin farklılıklarıyla birlikte uyum içinde yaşayarak ortak fayda üretmesini merkeze aldı. Fotoğraf çekiminden tasarım aşamasına kadar sürecin her adımında aktif rol alan çocuklar, eğlenceli bir deneyim yaşamakla kalmadı; aynı zamanda kendilerini görsel anlatım yoluyla ifade etme fırsatı yakaladı. Bu süreç, Canon çalışanları için de sosyal sorumluluk bilincini güçlendiren ve kurum içi bağları destekleyen anlamlı bir deneyime dönüştü. Canon Eurasia Ülke Direktörü Alexandre Emeryk: “Bir çocuğun hayal gücünü desteklemenin geleceğe yapılan en değerli yatırımlardan biri olduğuna inanıyoruz. Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı’nda çocukların fotoğraflarını kendi dokunuşlarıyla yeniden şekillendiğini görmek, Kyosei anlayışımızın en güzel yansımalarından biri oldu. Bu deneyimin hem çocuklar hem de ekip arkadaşlarımız için kalıcı bir ilham kaynağına dönüştüğünü görmek bizim için çok değerli” diyerek düşüncelerini dile getirdi. Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı Genel Direktörü Nigar Evgin, “Çocuklarımızın kendilerini özgürce ifade edebilecekleri yaratıcı alanlar oluşturmak, onların gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Canon’un katkılarıyla hayata geçirilen bu etkinlik sayesinde çocuklarımız hem keyifli vakit geçirdi hem de kendi üretimlerini kalıcı bir hatıraya dönüştürme fırsatı buldu. Bu anlamlı iş birliği, çocuklarımızın potansiyelini destekleyen ve onları cesaretlendiren değerli bir deneyim oldu” diyerek etkinlik hakkındaki duygularını paylaştı. Bu anlamlı iş birliği ile Canon, gelecek nesilleri güçlendiren, kapsayıcı yaratıcılığı teşvik eden ve sürdürülebilir bir topluma katkıda bulunma taahhüdünü bir kez daha yeniledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Contemporary’de Sanat, Doğa ve Bilim Dolu Atölyeler Haber

Borusan Contemporary’de Sanat, Doğa ve Bilim Dolu Atölyeler

Borusan Contemporary, minik sanatseverlerin baharı karşıladığı bu dönemde, yaratıcılıklarını keşfetmelerini sağlayacak zengin bir atölye programı hazırladı. 1, 8, 14, 15 ve 28 Mart tarihlerinde Perili Köşk’te düzenlenecek atölyelerde 4-6, 6-9 ve 8-12 yaş aralığındaki çocuklar; fotoğraf, mimari, ekoloji ve dışavurumcu oyun disiplinleriyle tanışma fırsatı buluyor. 1 Mart Pazar: Doğayla bağ kuran tasarımlar Mart ayı programı, atölyepikolo işbirliğiyle 1 Mart Pazar günü başlıyor. Saat 12.00’de 4-6 yaş grubu çocuklar ve ebeveynleri için düzenlenecek “Güvenli Yerim, Benim Ormanım” atölyesinde, Edward Burtynsky’nin doğa temalı fotoğrafları inceleniyor ve çocukların kendilerini mutlu hissettikleri üç boyutlu orman dioramaları tasarlanıyor. Saat 14.00’te 6-9 yaş arası çocuklar için gerçekleşecek “Bahara Açılan Pencere” atölyesinde ise çocuklar, sergideki “Doğa” bölümünden ilhamla karışık medya tekniğini kullanarak doğanın uyanışını betimleyen bahar manzaraları üretiyor. 8 Mart Pazar: İklim farkındalığı ve kuşbakışı keşif Borusan Contemporary ve Yuvam Dünya Derneği işbirliğinde 8 Mart Pazar günü gerçekleşecek atölyeler, 8-12 yaş arası çocuklara odaklanıyor. Saat 11.00’deki “Kuş Gözlemcisiyim” atölyesi, çocukları Burtynsky’nin fotoğraflarında gördükleri değişen coğrafyalara kuşların perspektifinden bakmaya çağırıyor. Oyun temelli ve interaktif gerçekleşecek bu atölye sonunda katılımcılara kuş gözlemcisi rozeti veriliyor. Saat 12.30’da başlayacak “Enerji Koruyucusu Atölyesi”nde ise çocuklar, yenilenebilir enerji kaynaklarını tartışarak temiz enerjiyle çalışan bir ev maketi tasarlıyor. 14 Mart Cumartesi: Hikâye Evi ile dışavurumcu oyun Borusan Hikâye Evi eğitmeni Dr. Bahar Gürey rehberliğinde 14 Mart Cumartesi günü gerçekleşecek atölyeler, çocukların duygu ve beden farkındalığına odaklanıyor. Saat 11.00’de 4-6 yaş arası çocuklar ve ebeveynleri için düzenlenen “Ormanın Kapısını Kim Çaldı?” atölyesinde, dışavurumcu oyun yöntemi, Orff-Schulwerk yaklaşımı ve bilinçli farkındalık birlikte kullanılıyor. Saat 12.45’te 6-8 yaş arası çocuklar için tasarlanan “Suya Bakan Basamak!” atölyesinde ise çocuklar, Hindistan’daki basamaklı kuyulardan ve Escher’in çizimlerinden ilhamla suyun, dengenin ve mimarinin dünyasını keşfediyor. 15 Mart Pazar: Işık, gölge ve mimari 15 Mart Pazar günü atölyepikolo yürütücülüğünde devam eden programda, saat 12.00’de 6-8 yaş arası çocuklar için “Biraz Daha Işık” atölyesi düzenleniyor. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndaki Erwin Redl eserinden yola çıkan çocuklar, kendi ışık kutularını tasarlıyor. Saat 14.00’te 8-12 yaş arası çocuklar için gerçekleşecek “Bu Basamaklar Nereye İniyor?” atölyesinde ise Edward Burtynsky’nin “Su ve Tuz” serisi incelenerek geometrik formlarla kuyu maketleri üretiliyor. 28 Mart Cumartesi: Ormanın sırları ve yeraltı yolculuğu Mart ayının son etkinlikleri Borusan Hikâye Evi tarafından 28 Mart Cumartesi günü gerçekleştiriliyor. Saat 11.00’de 4-6 yaş arası çocuklar ve ebeveynleri “Yeşil Paltonun Sırrı” atölyesinde masal torbası, müzik ve hareket eşliğinde bir orman ekosistemini canlandırıp teraryumlar tasarlıyor. Saat 12.45’te 6-8 yaş arası çocuklar için düzenlenecek “Sessiz Ama Kıpır Kıpır” atölyesi ise çocukları bir madenin katmanlı yapısını ve yeraltının gizemli dünyasını dışavurumcu oyun ve dansla keşfetmeye yönlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hayaller Direksiyon Başında Gerçek Oluyor Haber

Hayaller Direksiyon Başında Gerçek Oluyor

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraki UlaşımPark’ta görev yapan kadın otobüs sürücüleri, hem mesleklerinden duydukları mutluluğu hem de trafikte aldıkları olumlu geri dönüşleri dile getirdi. Kadın istihdamına verdiği önemle dikkat çeken Büyükşehir Belediyesi, ulaşımda da kadınların gücünü ortaya koyuyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın kadın istihdamını tüm birimlerde artırma konusundaki hassas yaklaşımı da bu başarıda önemli rol oynuyor. “HAYALİMDEKİ MESLEĞİ YAPIYORUM” UlaşımPark ailesine yeni katılan otobüs sürücüsü Zeynep Kara, trafikte aldığı tepkilerin kendisini çok mutlu ettiğini belirterek, “Kocaeli Büyükşehir Belediyemizin sayesinde hayalimdeki mesleği yapıyorum. Tahir Başkanımızın kadın istihdamını her alanda önemsediğini biliyorum ve mesleğimi severek yapıyorum. Trafikte çok fazla tebrik alıyoruz, insanlardan çok güzel geri dönüşler var. Bizden çok memnun olduklarını ve bizimle gurur duyduklarını söylüyorlar. Biz de çok daha mutlu oluyoruz” ifadelerini kullandı. “YOLCULARIN TEPKİLERİ ÇOK GÜZEL” Dört aydır UlaşımPark’ta şoförlük yapan Sibel Karademir ise, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın’a biz kadınlara böyle imkânlar sunduğu için teşekkür ediyoruz. Önümüzü açtığı için mutluyuz ve kendisiyle gurur duyuyoruz. İnsanlar bize daha ılımlı yaklaşıyorlar. Trafiğe uyum ve güzellik getirdiğimizi söylüyorlar. Tepkiler çok güzel. Bunları duyunca biz de çok seviniyoruz ve işimize daha sıkı sarılıyoruz. Yolcular otobüse bindiklerinde bizi görünce önce şaşırıyor sonra bunun çok gurur verici olduğunu söylüyorlar ve biz daha da motive oluyoruz. Mesleğimi severek yapıyorum, çok mutluyum” şeklinde konuştu. “ÇOCUKLARIM BENİMLE GURUR DUYUYOR” Son 3 aydır otobüs şoförlüğü yapan Yıldız Toso, “Benim için çok güzel bir başlangıç oldu. Kadınların sadece şoför olarak değil tüm alanlarda istihdam edilmeleri çok önemli. Cumhurbaşkanımızın dediği gibi kadınlar önce annedir ve bunun göz ardı edilmemesi gerekiyor. Trafikte geri dönüşler çok güzel. Vatandaşlar tarafından çok beğeniliyor ve takdir ediliyorum. Yolcular kadın şoför sayısının daha da artmasını istiyor. İstediğim işi yapıyorum. Çocuklarım da benimle gurur duyuyor” diyerek, Başkan Büyükakın’ın kadın istihdamına verdiği önemi takdir etti. “İLK BAŞVURUYU YAPTI, 1 YILDIR ÇALIŞIYOR” UlaşımPark’ta kadın şoförlük sürecinin öncülerinden olan Ayşen Celep ise öğretmenlikten şoförlüğe uzanan yolculuğunu şu sözlerle anlattı; “Büyük araçlara ilgim olduğu için UlaşımPark’a kadın şoför olarak ilk başvuruyu ben yaptım. Tahir Başkanımıza başvurumu kabul edip, istihdam yolu açtığı için minnettarım. Burada hayallerimizi gerçekleştiriyoruz. Kocaeli halkıyla bütünleştik. Bizi çok güzel kabul ettiler. Kadın istihdamının devamı da geliyor. Çocuklar bizimle fotoğraf çektirmek istiyor. Yolculardan kadın erkek fark etmeksizin her kesimden çok güzel dönüşler alıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Otellerde Kimlik Fotokopisi Dönemi Bitti! Haber

Otellerde Kimlik Fotokopisi Dönemi Bitti!

Avukat Özge Özmen Korkut, KVKK’nın turizm sektörüne yönelik kritik kararı hakkında şu bilgileri verdi: “Resmî Gazete’de yayımlanan 2025/2120 sayılı İlke Kararı ile, konaklama hizmeti sunan tüm tesislerin misafirlerden T.C. kimlik belgesi fotokopisi alması hukuka aykırı kabul edildi ve derhal durdurulması istendi. Karar, sektörde yaygınlaşan şikâyetler, ihbarlar ve veri güvenliğine ilişkin risklerin Kurul tarafından değerlendirilmesi sonucu alındı. KİMLİK BİLGİLERİ KAYDEDİLEBİLİR, FOTOKOPİ ALINAMAZ Kurul, ilgili tüm mevzuatı inceleyerek konaklama tesislerinin misafirin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve oda bilgileri gibi temel kayıtları tutmasının “kanunlarda öngörülen” bir yükümlülük olduğunu vurguladı. Ancak kimlik doğrulaması için gerekli bilgilerin ötesine geçilerek kimlik belgesinin fotokopisinin alınması, saklanması veya sisteme yüklenmesi, Kanun’un 5. ve 6. maddeleri gereğince ölçülülük ilkesine aykırı bulundu. Kararda, kimlik fotokopisindeki fotoğraf, din, kan grubu gibi özel nitelikli kişisel verilerin gereksiz yere işlenmesinin veri güvenliği bakımından ciddi risk oluşturduğu belirtildi. ESKİ FOTOKOPİLER DE İMHA EDİLECEK KVKK, sadece yeni işlemler için değil geçmişte alınmış fotokopiler için de net bir yükümlülük getirdi: Konaklama amacıyla daha önce alınmış tüm T.C. kimlik fotokopilerinin, veri sorumluları tarafından Kanun’un 7. maddesi uyarınca imha edilmesi zorunlu. Bu imha işleminin, teknik ve idari tedbirlerle güvenli şekilde yapılması gerekiyor. “HUKUKİ DAYANAĞI YOK, GEREĞİNDEN FAZLA VERİ İŞLENİYOR” Kurul, otellerin kimlik fotokopisi alma alışkanlığının herhangi bir kanuni dayanağının bulunmadığını açıkça belirtti. Mevzuatta yer alan yükümlülüklerin kimlik fotokopisinden ziyade: Kimlik bilgilerini kayıt altına alma, Kimlik gösterilerek doğrulama yapma, Geliş–ayrılış bilgilerinin kolluğa bildirilmesi şeklinde olduğu ifade edildi. Bu nedenle fotokopi alma uygulaması, Kanun’un “veri minimalizasyonu” ilkesine aykırı olarak değerlendirildi. TURİZM SEKTÖRÜNDE YENİ DÖNEM Kararın ardından Türkiye genelinde tüm konaklama tesisleri artık: T.C. kimlik kartı veya pasaport yalnızca gösterilmek suretiyle doğrulama yapacak, Misafir bilgilerinin kaydını yasal çerçevede tutacak, Kimlik belgesi fotokopisini alamayacak, işleyemeyecek, saklayamayacak, Geçmiş fotokopileri imha edecek. KVKK, karara aykırı hareket eden tesisler hakkında Kanun’un 18. maddesi gereğince yaptırım uygulanacağını hatırlattı. KİŞİSEL VERİ GÜVENLİĞİ GÜÇLENDİRİLİYOR Bu düzenleme ile özellikle tatil bölgelerinde milyonlarca kişinin kimlik verilerinin kötüye kullanım ihtimalinin azaltılması ve sektörde veri güvenliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.”

Miami’de Türkiye İmzası Haber

Miami’de Türkiye İmzası

Bu yıl dokuzuncu kez Art Miami’ye katılan galeri, Türkiye’den sanatçıların eserlerini uluslararası ölçekte tanıtarak onların küresel görünürlüğüne katkı sağlıyor. Dünyanın en büyük sanat fuarlarından biri olarak kabul edilen Art Miami, 20. ve 21. yüzyıla ait modern ve çağdaş eserleri bir araya getiriyor. Her yıl ön izleme günleri, solo sunumlar ve küratöryel sergileriyle binlerce sanatseveri ağırlayan etkinlik, koleksiyonerlerin de en çok tercih ettiği adreslerden biri olarak öne çıkıyor. Fuar, bu yıl da Miami şehir merkezindeki Biscayne Bay kıyısında, One Herald Plaza’da düzenleniyor. Bu yıl Art Miami’de Gama Gallery, fotoğraf, resim ve heykel gibi farklı disiplinlerden seçilmiş çağdaş yapıtları sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Asaf Erdemli, Cristian Hunter, Efren Isaza, Evren Temel, Kristina Culus, Mehmet Öğüt, Melike Kılıç, Serap Kurtuluş, Yeşim Gedik ve Zarife Gizem İbrahimoğlu eserlerinden oluşan seçki, farklı estetik perspektifleri buluşturarak ziyaretçilere zengin bir görsel anlatı sunacak. Gama Gallery Kurucusu Şule Claire Altıntaş, “Art Miami, Art Basel’den sonra dünyanın en önemli fuarı. Sanat dünyasının önde gelen koleksiyonerlerinin ilgi gösterdiği ‘blue chip’ eserlerle, özenle seçilmiş yeni sanatçıları aynı çatı altında buluşturuyor. Böyle saygın bir platformda dokuzuncu kez yer almak bizim için büyük bir gurur kaynağı. Bu istikrarlı varlığımız, Türkiye’nin çağdaş sanat alanındaki güçlü temsilini uluslararası ölçekte sürdürme motivasyonumuzu daha da pekiştiriyor” dedi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.