Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Frankfurt

Kapsül Haber Ajansı - Frankfurt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Frankfurt haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Lufthansa Cargo Kısa ve Orta Menzilli Kargo Ağını Güçlendiriyor Haber

Lufthansa Cargo Kısa ve Orta Menzilli Kargo Ağını Güçlendiriyor

Lufthansa Cargo, Avrupa ve çevre bölgelerdeki lojistik kapasitesini artırmak amacıyla kısa ve orta menzilli kargo uçuş ağını genişletiyor. Şirket, A321 freighter uçaklarıyla iki yeni noktayı daha düzenli uçuş programına dahil edeceğini açıkladı. Bu kapsamda 7 Şubat 2026 itibarıyla Roma-Fiumicino Havalimanı (FCO), Lufthansa Cargo’nun düzenli kargo uçuş ağına ekleniyor. Frankfurt (FRA) çıkışlı Roma hattı, cumartesi günleri haftada bir kez LH8344 sefer numarasıyla gerçekleştirilecek. Uçuş, Roma’dan sonra İstanbul (IST) ve Münih (MUC) hub’ına devam edecek. Roma Hub’ının Önemi Artıyor Roma, Aralık 2025’ten bu yana artan talebi karşılamak amacıyla A321 kargo uçaklarıyla dönemsel (ad hoc) olarak hizmet alıyordu. Şehrin artık düzenli kargo uçuş planına dahil edilmesi, Lufthansa Cargo’nun Güney Avrupa’daki yeni hub’ına verdiği stratejik önemi ortaya koyuyor. Roma üzerinden; ITA Airways’in ek kargo kapasitesi, karayolu besleme servisleri (Road Feeder Service) ve artık Lufthansa Cargo’nun kendi kargo uçaklarıyla sağlanan bağlantılar sayesinde müşterilere 120’den fazla destinasyona güvenilir erişim sunuluyor. Bu yapı, Avrupa’daki en yoğun ve entegre kargo ağlarından birini oluşturuyor. A321 Ağı Afrika’ya Genişliyor: Cezayir Eklendi Lufthansa Cargo, A321 freighter ağını Afrika’ya doğru genişletme adımı da attı. Cezayir Havalimanı (ALG), 10 Şubat 2026 itibarıyla uçuş planına dahil edilecek. Frankfurt çıkışlı seferler, salı günleri LH8308 uçuş numarasıyla gerçekleştirilecek. Bu yeni hatla birlikte Lufthansa Cargo, Orta Doğu ve Afrika bölgesinde doğrudan kargo uçuşu yapılan destinasyon sayısını 7’ye çıkarmış olacak. Mevcut ağda Beyrut, Kazablanka, Kahire, Erivan, Tel Aviv ve Tunus yer alıyor. “Daha Hızlı ve Esnek Lojistik Sunuyoruz” Lufthansa Cargo CEO’su Ashwin Bhat, ağın genişletilmesine ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Yılın başında müşterilerimize daha geniş bir kısa ve orta menzilli kargo ağı sunmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Yeni destinasyonlarla, Avrupa genelinde daha hızlı, güvenilir ve esnek lojistik çözümler sağlıyoruz. Beş Avrupa hub’ımız ve farklı taşıma seçeneklerimiz sayesinde, mal akışındaki değişimlere kısa sürede uyum sağlayabiliyoruz.” 350 Destinasyonu Kapsayan Küresel Ağ Lufthansa Cargo’nun kısa ve orta menzilli ağı, 4 adet A321 freighter ile hizmet verilen 22 destinasyondan oluşuyor. Uzun menzilde ise filoda 18 adet B777 freighter bulunuyor. Ayrıca Lufthansa Airlines, Austrian Airlines, Brussels Airlines, Discover Airlines, ITA Airways ve SunExpress’in belly cargo kapasitesi de global ağa entegre ediliyor. Frankfurt, Münih, Viyana, Brüksel ve Roma hub’ları sayesinde Lufthansa Cargo, bugün 100 ülkede yaklaşık 350 destinasyona ulaşan küresel bir lojistik altyapı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2025'te İnternet Değişim Noktalarında Küresel Veri Trafiği Rekoru Haber

2025'te İnternet Değişim Noktalarında Küresel Veri Trafiği Rekoru

Dünyanın lider İnternet Değişim Noktası operatörü DE-CIX, 2025 yılında küresel veri trafiğinde dikkat çekici bir büyüme kaydedildiğini açıkladı. DE-CIX’in dünya genelindeki platformlarında ve 4.000’den fazla bağlı müşteriyle birlikte, yıl boyunca toplam 79 eksabayt (EB) veri değişimi gerçekleşti. Bu rakam, 2024’e kıyasla yüzde 16’lık bir artışa (68 EB) ve 2020’de kaydedilen trafiğin (38 EB) iki kattan fazlasına, yani yüzde 147’nin de üzerinde artışa işaret ediyor. Bu büyüklüğü somutlaştırmak gerekirse, 79 eksabayt; bir futbol maçının Full HD kalitede 2,2 milyon yıl boyunca kesintisiz izlenebilmesine eşdeğer bir veri miktarı anlamına geliyor. Avrupa’nın en büyük İnternet Değişim Noktası olan DE-CIX Frankfurt’ta ise veri trafiği 48 EB’ye ulaştı. Bu seviye, 2024’e göre yüzde 6, 2021’e kıyasla ise yüzde 65’lik bir artışı (29 EB) temsil ediyor. 2025 yılının en yoğun günü olarak kayıtlara geçen gün ise, Türkiye saatiyle saat 22:11’de saniyede 26,99 terabit (Tbit/s) seviyesine ulaşan küresel veri alışverişinin gerçekleştiği 9 Aralık günü oldu. Bu zirve anında yalnızca bir saniyede değiş tokuş edilen veri miktarı kağıda dökülseydi, ortaya çıkan kağıt yığını Everest Dağı’nın yaklaşık 21 katı yüksekliğinde olurdu. UEFA Şampiyonlar Ligi 6. günü maçlarıyla aynı zamana denk gelen bu yoğunluk, canlı spor etkinliklerinin küresel internet kullanımı üzerindeki etkisinin giderek arttığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Aynı anda DE-CIX Frankfurt, 18,73 Tbit/s ile tüm zamanların en yüksek veri trafiğine ulaşarak yeni bir rekor kırdı ve Avrupa ve küresel ölçekteki kritik bağlantı merkezi rolünü bir kez daha pekiştirdi. DE-CIX CEO’su Ivo Ivanov konuyla ilgili şunları söyledi: “Küresel veri trafiğindeki büyüme; yayın platformları, yapay zeka iş yükleri, milyarlarca bağlı cihaz ve dünya genelinde yaygınlaşan uzaktan ve hibrit çalışma modelleri tarafından yönlendiriliyor. Buna büyük canlı etkinlikler, oyun ve yazılım lansmanlarının yarattığı ani yoğunlukları ve küresel ölçekteki önemli gelişmeleri de eklediğimizde, dayanıklı ve yüksek kapasiteli dijital altyapının, birbirine bağlı dünyamız için hiç olmadığı kadar kritik olduğu açıkça görülüyor.” 2025’te Yeni Dijital Merkezler Yükselişte: DE-CIX İstanbul’da Yüzde 30’a Yakın Veri Trafiği Artışı DE-CIX Kuzey Amerika platformlarında 2025 yılı boyunca gerçekleşen veri trafiği 11 eksabayt’a ulaştı. Bu sayı, 2024’teki 7,5 EB seviyesine kıyasla yüzde 46’lık bir büyümeye karşılık geliyor. New York’ta trafik yüzde 16 artarak yıl sonunda 5 EB’ye yükselirken, Dallas yüzde 35’lik büyümeyle 3,5 EB seviyesine ulaştı. Daha genç bir İnternet Değişim Noktası olan Chicago ise yüzde 400’lük dikkat çekici bir artışla 650 petabayt’ın (PB) üzerine çıktı. Avrupa ve Orta Doğu’da Madrid (İspanya) ve Dubai (BAE) 2025 yılında 2,7 EB veri trafiği kaydederken, Lizbon’da (Portekiz) bu sayı 115 PB oldu. İstanbul’da ise 927 PB’lık veri değişimi gerçekleşti; bu da 2024 yılına kıyasla yüzde 28’lik bir artışı temsil ediyor. Güneydoğu Asya’daki dağıtık platformda veri trafiği yüzde 140 büyüyerek 1,2 exksabayt’a ulaşırken, Malezya’da gerçekleşen trafik 93 PB seviyesine çıktı. DE-CIX’in en yeni lokasyonları arasında yer alan Mexico City/Querétaro (Meksika) ve São Paulo (Brezilya) ise faaliyete geçtikleri ilk aylarda sırasıyla 24 PB ve 10 PB veri trafiği kaydetti. 79 eksabayt ne anlama geliyor? Veri iletim hızı, saniye başına terabit (Tbit/s) cinsinden ifade edilir.1 terabit/saniye; 10³ Gbit/s, 10⁶ Mbit/s, 10⁹ kbit/s ya da 10¹² bit/s, yani 1.000.000.000.000 bit/s anlamına gelir. 8 terabit = 1 terabayt (TB), 1.000 TB = 1 petabayt (PB) ve 1.000 PB = 1 eksabayt (EB)’tır.79 eksabayt (EB), yüksek çözünürlükte 2,2 milyon yıl süren bir futbol maçını kesintisiz olarak izlemek için gereken veri miktarına karşılık gelir.

Opel Kadett B Modelinin 60. Yıl Dönümünü Kutluyor! Haber

Opel Kadett B Modelinin 60. Yıl Dönümünü Kutluyor!

Kadett, iki ya da dört kapılı sedan, station wagon ve "Gill Coupé" seçenekleri ile döneminde müşterilere geniş bir ürün gamı ile seçme özgürlüğü sunuyordu. Bununla birlikte Rallye-Kadett, yurt içinde ve yurt dışında sayısız başarıya imza attı. Bu modelle Opel, uygun fiyatlı kompakt spor otomobil gibi niş bir kategoride kendine güçlü bir yer edindi. Ayrıca Kadett B temel alınarak geliştirilen hibrit ve bataryalı elektrikli otomobiller pazara sunuldu. Bugün ise Opel en geniş motor ve sürüş seçeneklerine sahip güncel Astra modeli ile müşterilerini etkilemeye devam ediyor. Rüsselsheim merkezli Alman otomobil üreticisi Opel, 1965'te konsept araç tanıtan ilk Avrupalı marka olarak başlattığı geleneğini günümüzde de sürdürüyor. Opel, 60 yıl önce pazara sunulan Kadett B ile birlikte Experimental GT’nin dünya prömiyerini, o dönemde Frankfurt'ta düzenlenen IAA etkinliğinde kutladı. İki model arasında güçlü bir bağ vardı; GT, üretime geçtiğinde Kadett B’nin teknik temeli üzerine geliştirilmişti. 1965'te tanıtıldıktan kısa bir süre sonra, Kadett B'nin dönemin ruhunu mükemmel biçimde yakaladığı anlaşıldı. Sadece üç yıl önce pazara sunulan ilk neslin başarısını sürdürmekle kalmayıp onu geride bırakacağı da hemen fark edildi. Sonraki yıllarda Kadett B, Opel'in 1 milyon adetlik satış rakamına ulaşan ilk modeli oldu. Bu başarının ardında yatan nedenler ise çok netti: Sedan, station wagon ve coupé versiyonları aileler için çeşitlilik ve çok yönlülük sunarken, efsanevi Rallye-Kadett sportifliği beraberinde getiriyordu. Opel'in 1960'larda Kadett A ve B ile kompakt sınıfta elde ettiği uzun soluklu başarı, bugün Astra'nın yeni nesliyle devam ediyor. Astra her zevke ve ihtiyaca hitap eden geniş bir çeşitlilik sunuyor. Müşteriler, ister sportif ve zarif bir hatchback, ister esnek ve fonksiyonel bir Sports Tourer tercih edebiliyor. Ayrıca Astra’da ergonomik Intelli-Koltuk gibi, müşterilerin genellikle sadece daha üst sınıf araçlardan beklediği yenilikçi teknolojiler ve konfor donanımları yer alıyor. Üstelik Astra'nın en yeni nesli, şu anda hiçbir Opel modelinde olmayan geniş bir motor seçeneği sunuyor. Ürün gamı, verimli içten yanmalı motorlardan şarj edilebilir hibritlere ve 48 volt teknolojisine sahip hibritlere, hatta tamamen elektrikli ve sıfır emisyonlu Astra Elektrik'e kadar uzanıyor. Kadett A'dan üç yıl sonra Kadett B piyasaya sürüldü 1962 yılında Opel, ilk Kadett modeli olan Kadett A ile kompakt sınıftaki başarı öyküsünün temelini attı. Geniş bagaj hacmi, dört kişilik yaşam alanı, yüksek devirli yeni bir motoru ve düşük bakım maliyetleriyle Kadett A, kullanıcılarını kısa sürede etkilemeyi başardı. Ancak Opel yöneticileri o dönemde çoktan geleceği planlamaya başlamıştı ve yalnızca üç yıl sonra Kadett'in bir sonraki nesli tanıtıldı. Yeni nesil Kadett, piyasaya sunulduğu andan itibaren iki veya dört kapılı sedan, üç kapılı station wagon ve şık tasarımlı bir coupé olmak üzere dört farklı gövde seçeneğiyle satışa çıktı. Selefine en fazla dört kişi sığarken, 1965 yılında tanıtılan Kadett sedan ilk kez beş koltuklu olarak tescil edildi. Ayrıca aracın uzunluğu boyu 18 santimetre artarak dört metrenin üzerine çıktı. Dingil mesafesi ve araç genişliği de artırıldı; bu değişiklikler büyük ölçüde iç mekan konforuna katkı sağladı.Bagaj hacmi ise VDA standartlarına göre yüzde 12 artarak 337 litreye ulaştı. Station wagon versiyonu ise arka koltuklar katlandığında 1,57 metreye ulaşan bir yükleme alanı sunuyordu. Modelin IAA'daki dünya prömiyeri, uzmanlar arasında büyük bir heyecan yaratmıştı. Kadett B, selefinden daha fazla gövde çeşidi sunuyordu ve aynı zamanda daha konforlu, daha geniş, daha güvenli ve daha güçlüydü. Üstelik tüm bunlar yalnızca 100 Alman Markı ek ödemeyle mümkün oluyordu. Opel'in Kadett için kullandığı reklam sloganları da bu durumu mükemmel bir şekilde yansıtıyordu:: "Opel Kadett: Kısaca O.K." veya "Opel Kadett. Das Auto" Şıklık, sportiflikle buluşuyor: "Gill Coupé" ve her zaman galip olan Rallye-Kadett Opel tasarımcıları, çarpıcı bir coupé ile Kadett'in yalnızca pratik değil, aynı zamanda son derece çekici bir model olduğunu bir kez daha kanıtladı. Bu model, ABD'deki fastback modellerden ilham alınarak tasarlanmıştı. Hafifçe eğimli arka kısım, coupé'ye dinamik bir çizgi kazandırıyor ve hız vadediyordu. B sütunundaki üç adet hava menfezi ise otomotiv tarihine geçti: Kısa sürede bu çekici iki kapılı modele "Gill Coupé" (Solungaçlı Coupé) lakabı takıldı. Günümüzde Kadett'in bu özel versiyonu koleksiyonerler arasında hala büyük ilgi görüyor. Diğer yandan, Rallye-Kadett birçok otomobil tutkunu ve motor sporları hayranları için ulaşılabilir bir arzu nesnesi haline geldi. Bu modelle Opel, uygun fiyatlı kompakt spor otomobil gibi niş bir kategoriyi ele geçirmiş oldu. Mat siyah kaputu ve dekoratif şeritleriyle görsel olarak çarpıcı olan coupé, başlangıçta tüm varyantlarda sunulan 1,1 litrelik motorun 44 kW (60 HP) çift karbüratörlü versiyonuyla satışa sunuldu ve 1967'den itibaren de 1,9 litrelik üniteyle donatıldı. 66 kW (90 HP) gücündeki bu motor, coupé'yi 170 km/s maksimum hıza ulaştırırken, sportif şasi de ek güvenlik sağlıyordu. Sportif donanımı ve mükemmel sürüş performansıyla Rallye-Kadett, popüler spor araçlar için mükemmel bir temel oluşturdu. Mat siyah kaput yalnızca tasarımsal bir tercih değil, güçlü güneş ışığında sürücünün gözlerinin kamaşmasını önleyen işlevsel bir detaydı. Bu fikir,o dönemin ralli deneyimlerinden ilham almıştı. Aracın bu özel rengi, kısa sürede Rallye-Kadett'in alametifarikası haline geldi. Rallye-Kadett, yurt içinde ve yurt dışında tüm pistlerde elde ettiği sayısız başarıyla dikkatleri üzerine çekti. Zaferler listesi hızla uzarken bu güvenilir ve uygun fiyatlı spor araç; Stuttgart-Lyon-Charbonnières Rallisi, Hessen Rallisi, Trifels Rallisi ve Tour de Luxembourg'da elde ettiği sonuçlarla adından söz ettirdi.. Opel araçlarını modifiye eden Günther Irmscher, 1967 yılında Tour d'Europe galibi oldu. Aynı yıl Kadett, o güne kadarki en büyük başarısını kutladı: Lambart/Vogt ekibi Monte Carlo Rallisi'nde kendi klasmanında birinciliğe ulaştı. 1968 yılının istatistikleri, Rallye-Kadett'in ne kadar popüler ve başarılı olduğunu açıkça gösteriyordu: Toplam 238 etkinlikte yer alan bu model, sınıfında 222 kez zafere ulaşırken 345 altın ve 287 gümüş madalyanın sahibi oldu. Kişisel tarzını yansıtmak isteyenler için Opel Kadett'in zarif kardeşi Olympia sunuldu Eylül 1967'de Kadett B temel alınarak geliştirilen premium model Olympia A pazara sunuldu. Böylece Opel, Rekord ile Kadett'in arasındaki boşluğu doldurarak niş araçlar konusundaki öncülüğünü bir kez daha gösterdi. Dönemin Opel basın bültenlerinde bu model şöyle tanılmanıyordu: "Olympia, başarılı Kadett konseptinin mantıklı bir uygulamasıdır. Aynı derecede kompakt dış ölçülere sahip olan Olympia, yüksek performansı, olağanüstü donanımı ve sürüş konforuyla göz dolduran bir modeldir." 44, 55 ve 66 kW (60, 75 ve 90 HP) olmak üzere üç farklı güç seçeneğiyle sunulan lüks kompakt model, zengin donanımıyla öne çıkıyordu. Özel işlemeli halılar ve "kaliteli ahşap görünümlü" döşemelere sahip gösterge paneli iç mekanın premium karakterini güçlendiriyordu. Dış tasarımda ise çamurluk çevresindeki krom şeritler, modifiye edilmiş radyatör ızgarası, dikdörtgen ön farlar ve büyütülmüş arka yan camlar dikkat çekiyordu. Sekiz farklı gövde, dört farklı motor silindir hacmi ve elektrikli güç aktarma seçeneği Olympia'nın o dönemde üç hatchback versiyonu sunulurken kardeş modeli Kadett, üretiminin son yıllarında etkileyici bir şekilde sekiz farklı gövde seçeneğiyle satıştaydı: İki ve dört kapılı notchback sedan, iki kapılı "Solungaçlı" Coupé, üç ve beş kapılı station wagon, iki ve dört kapılı "LS" hatchback sedan ve iki kapılı "LS" coupé. Öte yandan, Kadett B serisi kendini kanıtlamış dört farklı silindir hacmine (1,1 litre, 1,2 litre, 1,7 litre ve 1,9 litre) sahip, uzunlamasına monte edilmiş sıralı dört silindirli motorlarla sunuluyordu. Ayrıca Kadett B, elektrikli araçlar için gerçek bir öncü niteliğindeydi. Zira Opel'in elektrikli güç aktarma sistemine sahip ilk araçları olan 1969 tarihli "Stir-Lec I" hibrit test aracı ve 1970 tarihli tamamen elektrikli Kadett XEP de bu başarılı model temel alınarak geliştirilmişti. Kadett B modelinin eşsiz kariyeri, dünya çapında 120'den fazla ülkede satılan gerçek bir "dünya otomobili" olarak Temmuz 1973'te sona erdi. Halefiyse çoktan başlangıç çizgisinde yerini almıştı. Kadett B sadece kendi adını tarihe yazmakla kalmamış, aynı zamanda teknik bir platform sağlayarak Opel GT için başarıya giden yolu açmıştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Frankfurt’ta Türk Sinemasının 25. Yılı Onur ödülleri töreniyle başladı Haber

Frankfurt’ta Türk Sinemasının 25. Yılı Onur ödülleri töreniyle başladı

Avrupa’daki en köklü Türk sinema etkinliklerinden biri olan Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali, 25. yılına özel anlam yüklü bir açılış töreniyle başladı. Kültürlerarası diyaloğun ve sinema sanatının ortak hafızası haline gelen festival, bu yıl da sanatçıları, sinemaseverleri ve iki ülke toplumlarını bir araya getirdi. Frankfurt Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri, T.C. Frankfurt Başkonsolosluğu’nun himayesi ve çok sayıda sponsorun katkısıyla düzenlenen festivalin açılış gecesi, sinemanın sektöründen çok sayıda kıymetli ismi ağırladı. Etkinliğin sunuculuğunu Türkçe olarak Gökhan Mumcu, Almanca olarak ise Ebru Susur üstlendi. Sunucular, gecenin açılışında duygusal ve güçlü ifadelerle konukları selamladı: “Bugün burada yalnızca bir festivali değil, aynı zamanda 25 yıllık bir emeği, birikimi ve kültürler arası kurulan bir köprüyü kutluyoruz. Sinema; sınırları aşan, dilleri ve kalpleri birleştiren evrensel bir dildir.” İlk konuşmayı, festivalin kurucusu ve Başkanı Sn. Hüseyin Sıtkı yaptı. “Böylesine bir festival kendiliğinden ortaya çıkmaz. Bu yüzden bugün perde arkasında büyük bir tutkuyla, sabırla ve yaratıcılıkla çalışan tüm ekip arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Özellikle Türkiye koordinatörümüz Serap Gedik’e ve Türkiye ekibimiz Mahiye Sabuncuoğlu ve Caner Ural’a, Frankfurt Ekibimizde ise Mustafa Küçük, Derya Üçek, Songül Bilhan, Nebahat Gündaş, Lale Heilmann, Sinem Demir, Eray Güçlü, Erhan Eren… Siz olmasaydınız bu festival olmazdı. Emekleriniz, inancınız ve özveriniz için teşekkür ederim. Ayrıca bizlere yıllardır destek veren kurumlara da gönül borcumuz var: • Frankfurt Belediyesi’ne, • Hessen Eyaleti’ne, • Hessen Bilim ve Kültür Bakanlığı’na, • Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’na... Ve tabii ki zamanını, enerjisini ve sevgisini bu festivale adayan herkese, bizleri yıllardır yalnız bırakmayan izleyicilerimize, ve bugün aramıza ilk kez katılanlara: Kim bilir, belki sizin için de bugün Türk sinemasıyla yeni bir bağın başlangıcı olur. Bu festival sadece bir kültür etkinliği değil , bir hafıza mekânı, bir buluşma alanı, bir ortak gelecek hayalidir. Gelin, sinemayla ördüğümüz 25 yıllık birikimi, kültürlerarası diyaloğu ve çoğulcu sesi birlikte kutlayalım. Yalnızca beyazperdedeki hikâyeleri değil, bizi bir araya getiren güveni ve birlikte başarmanın gücünü de. Herkese çok teşekkürler…“ Festivalin bu uzun yolculuğunda her zaman destek veren T.C. Frankfurt Başkonsolosluğu adına Sn. Nagihan İlknur Akdevelioğlu sahneye çıktı. “Değerli konuklar, Festivalin 25. yılında Türkiye Cumhuriyeti Frankfurt Başkonsolosu olarak aranızda olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Kültürümüzün uluslararası alanda doğru bir şekilde temsil edilmesi son derece önemli ve bu anlamda 25 yıldır büyük bir özveriyle emek veren Sayın Hüseyin Sıtkı’yı ve tüm ekibi gönülden tebrik ediyorum. Türk sinemasının dünya çapında artan etkisi, dizilerimizin yurt dışında gördüğü ilgi, ülkemizin tanıtımı açısından büyük değer taşıyor. Bugün onur ödülünü alan değerli yönetmen Biket İlhan ve usta oyuncu Şerif Sezer’in başarıları da Türk kadınının sanattaki gücünü ortaya koyuyor. Festivalin sürdürülebilirliği için verilen tüm destekler kıymetli; bu vesileyle sponsorlarımıza da teşekkür ediyorum.” Ardından, festivalin destekçileri arasında yer alan Frankfurt Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Mike Josef, Türk sinemasının Avrupa’daki temsiline dair görüşlerini paylaştı. “Frankfurt Belediye Başkanı olarak, bu yıl dönümünde Türk Film Festivali’nin himayesini üstlenmekten ve sizlerle birlikte sinemayı ve kültürlerarası diyaloğu kutlamaktan onur duyuyorum. Festival, Frankfurt’un kültürel yaşamının ayrılmaz bir parçası olup, Kültür Dairesi tarafından desteklenmektedir. 25. Uluslararası Frankfurt Türk Film Festivali’ne başarılar diliyor, siz değerli konuklara ilham verici ve düşündürücü sinema günleri temenni ediyorum. Açılış filmi “CHORDS OF CHANGE”, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün döneminde geçiyor ve sanat ile kültürün çoğu zaman siyasi bir bağlamı olduğunu gösteriyor. Tam da bu dönemde demokrasi tarihine eğilmek büyük önem taşıyor. Festival Direktörü Hüseyin Sıtk’ya, özverili ekibine ve gönüllü destekçilerine en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Onların bitmeyen çabaları ve tutkuları olmadan bu festival mümkün olmazdı. Festivalin gelecekte de Frankfurt’u daha renkli, daha canlı ve daha yaşanabilir bir şehir haline getirmeye katkıda bulunmasını diliyorum.“ Festivalin uzun yıllardır medya görünürlüğüne katkı sağlayan basın mensuplarına ve destekçilerine teşekkür plaketleri takdim edildi. Ayrıca festivalin Türkiye Koordinatörlüğünü 18 yıldır sürdüren, yapımcı-yönetmen Serap Gedik, “Emek Ödülü” ile onurlandırıldı. Gecede, 2021 yılında kaybettiğimiz usta sanatçı Rasim Öztekin adına ailesine “Vefa Ödülü” sunuldu. Ödülü kızı Pelin Öztekin teslim aldı. Öztekin, ödülü alırken duygulu anlar yaşadı. “Bu, babam adına aldığım ikinci ödül. İlkini aldığımda hayattaydı… Şimdi ise bambaşka duygular içindeyim. Herkese yürekten teşekkür ederim.” Bu yıl Festivalin geleneksel “Onur Ödülleri” sinemaya gönül vermiş dört usta isme takdim edildi: Usta oyuncu Şerif Sezer Oyuncu ve ressam Güven Kıraç Yönetmen Biket İlhan Türkiye’de sinema kariyerine başlayan, Almanya’da da sanat hayatını sürdüren usta oyuncu Erden Alkan Ödüle layık görülen sanatçılar, festivallerin kendileri için ortak bir buluşma zemini olduğunu ifade ederek coşkuyla 'Yaşasın sinema!' diye seslendiler. Her bir sanatçının kısa video biyografileri gösterildikten sonra, ödülleri sahnede takdim edildi. Gecenin özel konuklarından biri de, açılış filmi “Bir Cumhuriyet Şarkısı”nın başrol oyuncusu Salih Bademci oldu. Sanatçıya, festival yönetimi tarafından teşekkür plaketi sunuldu. “Bir festivali 25 yıl sürdürüp bugünlere getirmek çok zor bir iş. Bu yüzden emeği geçen herkese başta bufikri hayata geçiren Festival başkanı Hüseyin Sıtkı’ya minnet ve şükranlarımı belirtmek isterim.” Açılış programı, Cumhuriyet’in 100. yılına ithafen çekilen “Bir Cumhuriyet Şarkısı” filmiyle sona erdi. Gösterim öncesinde ödül alan tüm sanatçılar sahneye davet edilerek toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. 25 yıl önce yalnızca 8 filmle yola çıkan festival, bugün Avrupa’daki en itibarlı Türk sinema buluşmalarından biri haline geldi. Festival, gösterimler, paneller ve yan etkinliklerle 18 Haziran’a kadar Frankfurt’ta sinema tutkunlarını ağırlamaya devam edecek.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.