Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fransa

Kapsül Haber Ajansı - Fransa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fransa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

OMSAN Lojistik Avrupa’daki Gıda Lojistiği Ağını Güçlendiriyor Haber

OMSAN Lojistik Avrupa’daki Gıda Lojistiği Ağını Güçlendiriyor

OMSAN Lojistik, Sagra’nın Ordu ve Gold Harvest'in Eskişehir'deki tesislerinde üretilen ürünlerin Avrupa’daki depolama ve lojistik operasyonlarını yönetecek. Ordu’dan taşınacak Sagra ürünleri için son teknoloji frigo araçlar kullanılacak. Operasyon kapsamında başta Gold Harvest’ın Master markası ile ürettiği ürünler olmak üzere; OYAK markaları Tamek ve Sagra’ya ait ürünler, Almanya'nın Köln kentindeki ana depoya ulaştırılacak. Buradan Almanya iç dağıtımı ile Belçika & Fransa sevkiyatları OMSAN tarafından gerçekleştirilecek. Operasyon kapsamında aylık ortalama 500 palet ürün taşınırken, yaklaşık 200 sevkiyat gerçekleştirilecek. Avrupa’da Entegre Lojistik Çözümü Proje yalnızca uluslararası taşımayı değil, Avrupa içerisindeki depolama, stok yönetimi ve dağıtım süreçlerini de kapsıyor. OMSAN Lojistik böylece müşterilerine uçtan uca lojistik hizmet sunarak Avrupa’daki etkinliğini daha da artırıyor. OMSAN Lojistik Otomotiv ve Yurt Dışı Ofisler Grup Direktörü Diğdem Liga Avrupa'da büyüyen operasyon ağlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "OMSAN olarak müşterilerimize yalnızca taşıma hizmeti sunmuyor, onların büyüme yolculuklarına lojistik çözüm ortağı olarak eşlik ediyoruz. Avrupa'da kurduğumuz güçlü operasyon ağı sayesinde ürünleri üretim noktasından son müşteriye kadar güvenle ulaştırıyoruz. Gold Harvest ile yürüttüğümüz bu yeni iş birliği de Avrupa'daki entegre lojistik kabiliyetlerimizin önemli bir göstergesi olacak. Özellikle gıda ve hızlı tüketim ürünleri lojistiğinde sunduğumuz yüksek hizmet kalitesiyle müşterilerimizin uluslararası rekabet gücüne katkı sağlamayı sürdüreceğiz." Son dönemde Avrupa'da üst üste yeni operasyonlara imza atan OMSAN Lojistik, uluslararası karayolu, depolama, dağıtım ve tedarik zinciri yönetimi alanlarındaki uzmanlığıyla bölgedeki büyümesini kararlılıkla sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Opera’nın ABD ve Birleşik Krallık’taki Mobil Kullanıcı Sayısı Yüzde 48 Arttı Haber

Opera’nın ABD ve Birleşik Krallık’taki Mobil Kullanıcı Sayısı Yüzde 48 Arttı

Küresel tarayıcı ve yapay zekâ ajanı şirketi Opera, Android ve iOS tarayıcılarının 2026'nın ikinci çeyreğinde aylık aktif kullanıcı (MAU) sayısının geçen yılın aynı dönemine göre Birleşik Krallık'ta yüzde 66, ABD'de ise yüzde 40 arttığını açıkladı. Şirket, bu büyümenin Opera'nın dünyanın en rekabetçi ve en yüksek değerli tüketici pazarlarında daha fazla tercih edildiğini gösterdiğini belirtti. Büyüme yalnızca ABD ve Birleşik Krallık ile sınırlı kalmadı. Opera'nın geçen yıl Avrupa'da açıkladığı ivme de etkisini sürdürdü. Mobil büyüme, Avrupa Birliği'nin 2024 yılında yürürlüğe giren Dijital Piyasalar Yasası'nın (DMA) ardından hız kazandı. Düzenlemeyle birlikte iOS kullanıcıları ilk kez mobil tarayıcılarını özgürce seçebilecekleri bir tercih ekranına kavuşurken, Android kullanıcıları da mevcut tarayıcı alternatiflerini daha görünür şekilde değerlendirme imkânı buldu. Opera One for iOS, son bir yılda Avrupa genelinde yüzde 42 büyürken, en yüksek artış yüzde 103 ile Fransa'da gerçekleşti. ABD ve Birleşik Krallık'ta büyüme ivmesi ABD'de Opera One for iOS'un aylık aktif kullanıcı (MAU) sayısı yıllık bazda yüzde 50, Opera One for Android'in ise yüzde 30 arttı. Birleşik Krallık'ta ise aynı dönemde iOS'ta yüzde 93, Android'de yüzde 50 büyüme kaydedildi. Opera Mobil Başkan Yardımcısı (EVP) Jørgen Arnesen, büyümeye ilişkin değerlendirmesinde, "Büyümemiz, kullanıcıların bizi bilinçli olarak tercih etmesinden kaynaklanıyor. Şimdi gördüğümüz ise bu büyümenin ABD ve Birleşik Krallık'a da yayılması. İnsanlar bizi kendi istekleriyle keşfediyor; bu da ürünümüzün kendini kanıtladığını gösteriyor." ifadelerini kullandı. Kullanıcı deneyimine odaklanıyor Şirket, yıllardır devam eden istikrarlı büyümenin, düzenleyici adımların kullanıcı kazanımını destekleyebileceğini ancak kullanıcı bağlılığını tek başına garanti edemeyeceğini ortaya koyduğunu belirtti. Açıklamaya göre kullanıcılar yeni bir ürünü deneyebiliyor ancak uzun vadeli kullanım için ürünün gerçek bir değer sunması gerekiyor. Kullanıcı geri bildirimleri de Opera'yı ilk kez deneyenlerin, mobil tarayıcı deneyimini farklılaştıran temel özellikler sayesinde uygulamayı kullanmaya devam ettiğini gösteriyor. Bu özellikler arasında şunlar yer alıyor: Kayıt tutmayan, ücretsiz ve sınırsız kullanım sunan, abonelik veya veri kotası gerektirmeyen yerleşik VPN Sayfa yükleme sürelerini kısaltan ve gereksiz içerikleri ortadan kaldıran yerleşik reklam engelleyici Sekme Adaları (Tab Islands) ile otomatik sekme gruplandırma ve anında sekme arama gibi sezgisel sekme yönetimi özellikleri Kullanıcıların uygulama değiştirmeden veya ayrı bir internet sitesi açmadan doğrudan tarayıcı içinde arama yapmasını, içerik oluşturmasını ve sorularına yanıt almasını sağlayan yerleşik tarayıcı yapay zekâsı Opera, kullanıcı deneyimini geliştiren bu temel özellikleri yenilemeye devam ediyor. Şirketin verdiği bilgiye göre Opera One for iOS'un son güncellemesiyle kullanıcılar artık Opera sekmelerini, yer imlerini ve şifrelerini masaüstü bilgisayarları ile iPhone'ları arasında çift yönlü olarak senkronize edebiliyor. Güncellemeyle birlikte sekme arayüzüne medya kontrolleri de eklendi. Böylece kullanıcılar hangi sekmelerin ses oynattığını görebiliyor, bu sekmeleri tek dokunuşla sessize alıp yeniden sesini açabiliyor. Yerleşik tarayıcı yapay zekâsı da yeni yetenekler kazanırken, kullanıcılar artık çok modlu (multimodal) istemler kullanabiliyor ve iPhone'larındaki dosyaları doğrudan yapay zekâya yükleyerek işlem yapabiliyor. Opera for Android ise kısa süre önce 100. sürümüne ulaşmasının ardından, bu yazın futbol heyecanı öncesinde yenilenen başlangıç sayfasını ve futbola özel içerik hub’ı maç merkezini kullanıcıların erişimine açtı. Bu merkez sayesinde canlı skorlar, maç istatistikleri ve oyuncu sayfaları doğrudan tarayıcı üzerinden takip edilebiliyor. Şirketin paylaştığı verilere göre özelliğin kullanıma sunulmasının ardından Opera for Android'deki skorlar bölümünü ziyaret eden kullanıcı sayısı, İngiltere Premier Lig sezonundaki normal seviyelere kıyasla yüzde 70 arttı. Kullanıcılar, gol bildirimleri, maç istatistikleri ve yorumlar gibi içerikleri de aktif şekilde takip ediyor. Şirket, maç merkezinin kullanıcı odaklı ürün geliştirme yaklaşımının bir yansıması olduğunu belirterek, kullanıcıları yeni bir uygulama veya eklenti indirmeye yönlendirmek yerine ihtiyaç duydukları özellikleri doğrudan tarayıcının içine entegre ettiğini ifade etti. Opera One for Android ve Opera One for iOS, Google Play Store ve App Store üzerinden indirilebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuru Meyve Sektörü 2026 Yılı Sonunda 2 Milyar Dolar İhracat Hedefliyor Haber

Kuru Meyve Sektörü 2026 Yılı Sonunda 2 Milyar Dolar İhracat Hedefliyor

Türk kuru meyve sektörü 2026 yılının ilk yarısında, 752 milyon dolarlık ihracat performansı ortaya koyarken bu ihracatın yüzde 62’sine denk gelen 465 milyon dolarlık büyük dilimini Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği gerçekleştirdi. Çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirde dünya lideri olan Türkiye, 2026 yılı sonunda 2 milyar dolar kuru meyve ve mamulleri ihracatı hedefliyor. Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısıda Türkiye'nin, yalnızca üretim kapasitesiyle değil, kalite, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik alanındaki birikimiyle de küresel pazarlarda güvenilir tedarikçi olduğunun altını çizdi. Avrupa Birliği başta olmak üzere ihracat pazarlarında karbon ayak izi, pestisit kalıntısı, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim kriterlerinin her geçen gün daha belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Gabay, "Artık uluslararası pazarlarda yalnızca kaliteli ürün üretmek yeterli olmuyor. Üretimin çevresel sorumluluk, gıda güvenliği ve izlenebilirlik ilkeleriyle desteklenmesi rekabetin temel unsuru haline geldi. Türk kuru meyve sektörü bu dönüşüme Tarım ve Orman Bakanlığı, üreticiler, ihracatçılar, tüccarlar, üniversiteler ve araştırma enstitüleriyle ortaklaşa uzun yıllardır yaptığı yatırımlarla hazır konumda. Dünya’nın her tarafında Türk kuru meyveleri gönül rahatlığıyla tüketiliyor" dedi. TURQUALITY Projesiyle Hindistan’da Türk kuru meyveleri tanıtılıyor Türk kuru meyvesinin küresel marka değerini artırmaya yönelik tanıtım çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini belirten Gabay, Hindistan'a yönelik sürdürdükleri TURQUALITY Projesiyle Hindistan pazarında büyümeyi hedeflediklerini vurguladı. Gabay şöyle devam etti: “Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri geleneksel pazarımız. AB pazarında güçlü konumumuzu korurken Uzak Doğu ve Güney Asya'da büyümeyi hedefliyoruz. Türk kuru meyvelerinde aflatoksin ve okratoksin oluşumunun önüne geçmek için Tarım ve Orman Bakanlığı ile iş birliği içinde üreticilere yönelik eğitimler düzenlediklerini, ekipman destekleriyle güvenilir üretimin yaygınlaştırılmasına katkı sunduklarını paylaşan EKMİB Başkanı Yusuf Gabay, “Kalite zincirinin her halkası aynı sorumluluğu taşımalı. Sektörün bugünkü başarısının altında ihracatçıların yıllardır kalite ve gıda güvenliği alanında yaptığı yatırımlar yatıyor. Üreticiden ihracatçıya, kamu kurumlarından tüm paydaşlara kadar değer zincirinin tamamının ortak hareket etmesiyle başarılı olabiliriz” ifadelerini kullandı. Üniversiteler ve TÜBİTAK’la iklim değişikliğine uyum projeleri yürütülüyor Üniversiteler, TÜBİTAK ve araştırma enstitüleriyle iklim değişikliğine uyum ve sürdürülebilir üretim alanlarında ortak projeler yürüttüklerini aktaran Gabay, bilim ve teknoloji temelli üretimin önümüzdeki dönemde sektörün rekabet gücünü belirleyecek en önemli unsur olacağını ifade etti. Kuru kayısıyı don vurdu, kuru incir ihracatı kuru kayısıyı geçti 2026 yılı ocak – haziran dönemi ihracat verilerini aktaran Başkan Gabay, “Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatımız 215 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korudu. Kuru incir ihracatımız 136 milyon dolar olurken, geçtiğimiz yıllarda ikinci sırada yer alan kuru kayısı ihracatımız bu yıl yaşadığımız don olayı sonrasında 60 milyon dolarda kaldı ve kuru incirin gerisine düştü” ifadelerini kullandı. Kuru meyve sektörü 2026 yıl sonunda 2 milyar dolar ihracat hedefliyor 2026 yılının ikinci yarısında çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirde rekolte artışlarıyla ihracatta toparlanma beklediklerinin altını çizen Gabay, kuru meyve sektörünün Türkiye genelinde 2 milyar dolar, Ege Bölgesi’nde de 1,2 milyar dolar ihracat hacmine ulaşmasını beklediklerini sözlerine ekledi. Kuru meyve ihracatında İngiltere zirvede Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 2026 yılının ilk yarısında 94 ülkeye 465 milyon dolarlık ihracat yaparken, İngiltere 81 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korudu. Almanya 55,2 milyon dolarlık ihracatla Amerika Birleşik Devletleri’ni geçerek ikinci sıraya yükselirken, ABD 54,8 milyon dolarlık Türk kuru meyveleri talebiyle zirvenin üçüncü basamağına tutundu. EKMİB üyeleri Fransa’ya 40,7 milyon dolarlık, İtalya’ya 30,5 milyon dolarlık kuru meyve ürünleri ihraç etti. EKMİB ilk beş ülkeye 262 milyon dolarlık kuru meyve ihraç ederken bu ülkeler toplam ihracattan yüzde 56 pay aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Barış Düzova Pernod Ricard Afrika Klasik Pazarlar Genel Müdürü Oldu Haber

Barış Düzova Pernod Ricard Afrika Klasik Pazarlar Genel Müdürü Oldu

Pernod Ricard Türkiye Satış Direktörü Barış Düzova, 1 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla Afrika Klasik Pazarlar Genel Müdürü olarak atandı. Yeni görevinde Düzova, Güney Afrika ve Nijerya dışındaki Afrika pazarlarını kapsayan yaklaşık 50 ülkeden sorumlu olacak. Vefa Lisesi’ni bitirdikten sonra lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olarak tamamlayan Barış Düzova, satış ve pazarlama alanında üstlendiği farklı sorumlulukların ardından 2013 yılında Pernod Ricard Türkiye’ye katıldı. 2020 yılından bu yana Pernod Ricard Türkiye Satış Direktörü olarak görev yapan Düzova, satış organizasyonunun gelişimine değerli katkılar sağlarken şirketin büyüme yolculuğunda da önemli bir rol oynadı. Yeni görevinde Düzova, Afrika bölgesindeki pazarların büyüme stratejilerine ve operasyonlarına liderlik ederek şirketin bölgedeki hedeflerine yön verecek. Pernod Ricard, Düzova’nın sektördeki güçlü deneyimi ve liderlik yaklaşımının, Afrika operasyonlarının sürdürülebilir büyümesine önemli katkılar sağlayacağını vurguladı. Bu atama, Pernod Ricard’ın global operasyonlarında stratejik öneme sahip bir sorumluluğun üstlenilmesini temsil ederken, Türkiye’den yetişen bir liderin uluslararası arenadaki etkisini ve liderlik gücünü güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Pernod Ricard Türkiye Hakkında Pernod Ricard Türkiye, dünya çapında 160’tan fazla ülkede faaliyet gösteren ve Chivas, Absolut, Ballantines, Beefeater, Jameson, Martell, Mumm, Olmeca, Havana Club, Malibu gibi uluslararası markaların sahibi olan Fransa merkezli Pernod Ricard şirketinin %100 iştirakidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çınar: "Made In Europe" Türk İhracatçısı İçin Zamanlı Bir Bomba Olabilir Haber

Çınar: "Made In Europe" Türk İhracatçısı İçin Zamanlı Bir Bomba Olabilir

Dış Ticaret ve Yönetim Derneği (DIŞYÖNDER) Başkanı Dr. Hakan Çınar, Avrupa Birliği'nin sanayi tabanını yeniden güçlendirmek amacıyla hazırladığı Sanayi Hızlandırıcı Yasası (Industrial Accelerator Act) kapsamındaki "Made in EU" girişimine ilişkin kamuoyunu uyardı . Kamu alımları ve devlet destekli projelerde Avrupa menşeli üretim şartı getirmeyi öngören düzenlemenin, Türkiye'nin Gümrük Birliği statüsü nedeniyle hukuki olarak kapsam içinde değerlendirilmesine rağmen, uygulamada Türk ihracatçısının aleyhine işleyecek bir mekanizmaya dönüşebileceğini belirten Çınar, "Bu düzenlemeyi sadece bir teknik mevzuat değişikliği gibi görmek büyük bir hata olur. Masada konuşulan, Türkiye'nin Avrupa değer zincirindeki konumunun bir gecede sorgulanır hale gelmesidir" dedi. Düzenlemenin Arka Planı Avrupa Birliği'nde imalat sektörünün gayri safi yurt içi hasıla içindeki payı 2000 yılında yüzde 18,4 seviyesindeyken 2024'te yüzde 14,3'e kadar geriledi. Bu gerilemeyi tersine çevirmek isteyen AB Komisyonu, söz konusu oranı 2035 yılına kadar yüzde 20'ye çıkarmayı hedefliyor. Bu kapsamda hazırlanan taslak, başta otomotiv, çelik, alüminyum, çimento, kimya, batarya, rüzgâr t ürbinleri ve fotovoltaik sistemler olmak üzere stratejik sektörlerde kamu alımlarında ve destek programlarında "Avrupa'da üretilmiş olma" ve "düşük karbon" şartı arıyor. Türkiye Kapsamda mı, Kapsam Dışında mı? AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Stéphane Séjourné'nin Brüksel'de duyurduğu teklife göre, AB ile serbest ticaret anlaşması ya da Gümrük Birliği bulunan ülkelerden gelen içerikler AB menşeli sayılacak. Bu düzenleme Türkiye'yi ilke olarak kapsam içine alıyor; ancak kamu alımlarında karşılıklılık ilkesinin uygulanması şart koşuluyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, AB ile yürütülen istişareler sonucunda bu yasal zeminin teyit edilmesini "önemli bir adım" olarak değerlendirdi. Ancak konunun uzmanları, otomatik bir kapsama dahil oluşun söz konusu olmadığı uyarısında bulunuyor. Kapsamın nihai sınırları, ilgili düzenlemenin metni, Türkiye-AB anlaşmaları ve olası eşdeğerlik tanınmasıyla belirlen ecek. Risk Boyutu: Otomotiv Sektörü Alarmda DIŞYÖNDER Başkanı Çınar, riskin boyutunu somut bir örnekle açıklıyor: "Eğer bu düzenleme Türkiye'yi kapsam dışında bırakacak şekilde yasalaşırsa, Türk malı ürünler bir gecede 'ithal ürün' statüsüne düşürülür ve Avrupa ihalelerinden elenir. Bu, lafta kalan bir ihtimal değil; masada somut olarak tartışılan bir senaryo. Özellikle elektrikli araçlarda aranan yerlilik şartı, Türkiye'nin ihracat şampiyonu konumundaki otomotiv ana sanayisini doğrudan tehdit ediyor. Şimdiden hazırlık yapmayan firmalar, kapıda bekleyen bu riski çok geç fark edecek" diye konuştu. Avrupalı Yatırımcı da Bu Riskin İçinde Dr. Hakan Çınar, sorunun yalnızca Türk üreticileri değil, Türkiye'deki Avrupalı yatırımcıları da doğrudan vuracağını sert bir dille vurguluyor: "Türkiye'nin ihracatın ın yaklaşık yüzde 42'si AB'ye gidiyor; ama bu rakamın gerisindeki gerçeği herkes görmeli: Bu ihracatın üçte ikisi, Türkiye'deki Avrupa yatırımı olan fabrikalardan çıkıyor. Yani Brüksel, kendi şirketlerini kendi eliyle cezalandırmak üzere. Son 23 yılda Türkiye'ye gelen yaklaşık 270 milyar dolarlık uluslararası yatırımın yüzde 70'i Avrupa kaynaklı. Bu yatırımcılar bir gecede mağdur edilirse, bunun faturası sadece bize değil, Avrupa'nın kendi sanayisine de çıkar. Brüksel'deki karar alıcıları bu çelişkiyi görmezden gelmeye devam ederse, bedelini iki taraf da ağır şekilde öder" dedi. AB İçinde de Görüş Birliği Yok Konu, AB üyeleri arasında da tartışmalı. Fransa girişimin en güçlü destekçisi olarak öne çıkarken, Almanya ile birlikte Estonya, Finlandiya, Letonya, Litvanya, Hollanda ve İsveç gibi ülkeler yerli üretim şartının yatırımları caydırabileceği, kamu ihalelerinde maliyetleri artırabi leceği ve AB'nin küresel rekabet gücünü zayıflatabileceği görüşünü savunuyor. Almanya, "Made in Europe" tanımının dar kaldığını belirterek ticaret ortaklarını da kapsayan "Made with Europe" yaklaşımının benimsenmesini öneriyor ki bu yaklaşım kabul edilirse Türk ihracatçılar için daha avantajlı bir tablo doğabilir. Uyum Yükü Görmezden Gelinemez Dr. Çınar, konunun sadece "kapsama girer miyiz, girmez miyiz" sorusuna indirgenemeyeceği konusunda da uyarıyor: "Diyelim ki Türkiye kapsama dahil edildi. Bu, işin bittiği anlamına gelmiyor; aksine yeni bir yükümlülükler döneminin başladığı anlamına geliyor. Türk şirketleri artık 'Türkiye'de montaj yaptık' demekle yetinemeyecek. Menşe ispatı, tedarik zinciri şeffaflığı, kayıt tutma, ERP ve gümrük veri altyapısı gibi alanlarda AB standartlarına tam uyum şart olacak. Bu hazırlığı bugünden yapmayan, özellikle tekstil, otomotiv yan sanayi, makine ve batar ya zincirinde çalışan firmalarımız, yarın Avrupa pazarının dışında kalmanın şokunu yaşayabilir. Bunu söylemek benim görevim" dedi. DIŞYÖNDER'den Net Çağrı: "Beklemek Bir Seçenek Değil" Dr. Hakan Çınar, bültenini sert bir çağrıyla noktalıyor: "Hükümetimizin ve sektör kuruluşlarımızın Brüksel nezdinde sürdürdüğü diplomatik çaba elbette değerli. Ancak ihracatçılar, bu süreci masadaki diplomatlara havale edip rahat oturmamalı. Avrupa Parlamentosu'ndaki müzakerelerde taslağın hangi yöne evrileceği henüz netleşmedi. DIŞYÖNDER olarak tüm üyelerimizi ve sektördeki firmaları şimdiden menşe ve tedarik zinciri uyumu konusunda hazırlık yapmaya davet ediyoruz. Bu konuda beklemek, lüks değil; doğrudan rekabet gücümüzü kaybetmek anlamına gelir. Bu uyarıyı yapmak bizim sorumluluğumuz, gerekli adımı atmak ise artık ihracatçımızın elinde." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Avrupa’da Yatırım Çeken Ülkeler Arasında Öne Çıktı Haber

Türkiye Avrupa’da Yatırım Çeken Ülkeler Arasında Öne Çıktı

Uluslararası danışmanlık şirketi EY’ın hazırladığı Avrupa Çekicilik Araştırması’nın (European Attractiveness Survey) sonuçları açıklandı. Araştırma; Avrupa’nın küresel ekonomik ve jeopolitik belirsizliklere rağmen uluslararası yabancı yatırımcılar açısından önemli bir cazibe merkezi olmayı sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de yabancı yatırımlar %20 arttı Avrupa genelindeki düşüş eğilimine rağmen Türkiye, Polonya ve İspanya gibi ülkeler yatırım performanslarıyla dikkat çekti. Bir önceki yıl doğrudan yabancı yatırımda beşinci sırada yer alan Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım projeleri %20 artarak dördüncü sıraya yükseldi ve proje sayısı 383 olarak gerçekleşti. Polonya’da bu oran %10, İspanya’da ise %7 olarak gerçekleşti. Araştırma, bu performansın arkasında; güçlü yetenek havuzları, mevcut iş hacmi, yatırım dostu uygulamalar, vergi teşvikleri, yerel yetkinlik geliştirme programları ve dijital altyapı yatırımlarının bulunduğunu ortaya koyuyor. Fransa, Birleşik Krallık ve Almanya’da yabancı yatırımı geriledi Araştırmaya göre; yabancı yatırımlar geçen yıla kıyasla Fransa’da %17, Birleşik Krallık’ta %14 ve Almanya’da %10 düşüş gösterdi. Fransa’da yaşanan siyasi belirsizlikler, Birleşik Krallık’ta ticari sürtüşmeler ve artan vergi yükleri, Almanya’da ise enerji maliyetleri ve Çin’den gelen talebin zayıflaması yatırımcı güvenini olumsuz etkileyen temel unsurlar arasında yer aldı. Yabancı yatırımcıların Avrupa’ya ilgisi sürüyor Avrupa; zayıf ekonomik büyüme, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, ABD ile yaşanan ticari gerilimler ve Ukrayna’daki gerilim ile Orta Doğu’daki anlaşmazlıkların devam eden etkileri nedeniyle önemli zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Buna rağmen, 2025 yılında doğrudan yabancı yatırım projelerinde görülen sadece %7’lik düşüş, Avrupa’nın temel ekonomik ve kurumsal avantajlarının dirençli kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Öte yandan Avrupa’da doğrudan yabancı yatırım projeleri kapsamında yaratılan istihdam sayısının %25 gerilediği görülüyor. Bu durum, yatırımcıların mevcut ekonomik ortamda daha seçici ve daha küçük ölçekli yatırımlara yöneldiğine işaret ediyor. Yapay zekâ, savunma sanayi ve düşük karbonlu enerji yatırımları yükselişte 2025 yılında Avrupa’da yapay zekâ odaklı doğrudan yabancı yatırım proje sayısı %96 artış gösterdi. Bu projeler 14.000’in üzerinde yeni istihdam yaratarak bir önceki yıla göre %41 daha fazla istihdam sağladı. Savunma sektöründe doğrudan yabancı yatırım proje sayısı %84 artarak yaklaşık 7.000 kişilik yeni istihdam yarattı. Yatırımlarda; hava sistemleri, insansız hava araçları, uzay teknolojileri, mühimmat, füze sistemleri ve kara savunma teknolojileri öne çıkan alanlar arasında yer aldı. Düşük karbonlu enerji sektöründeki yatırımlar ise %25 artış gösterdi. Otomotiv, kimya ve sağlık yatırımları geriledi Yüksek büyüme potansiyeline sahip sektörlerde artış yaşanırken, Avrupa’nın geleneksel sanayi alanlarında düşüş gözlendi. Otomotiv sektöründeki yatırımlar %11, kimya sektöründeki yatırımlar %19 ve sağlık üretimi alanındaki yatırımlar ise %28 oranında geriledi. ABD ve Almanya kaynaklı yatırımlar yavaşlıyor 2019–2025 döneminde ABD ve Almanya’dan Avrupa’ya yapılan yatırımlar sırasıyla %38 ve %28 düştü. ABD’li şirketler, ticaret politikalarındaki belirsizlikler ve yerel yatırımları teşvik eden politikalar nedeniyle Avrupa yatırımlarında daha temkinli davranırken, Alman şirketleri ise artan maliyetler, zayıflayan Çin talebi ve yoğunlaşan küresel rekabet baskısıyla karşı karşıya bulunuyor. Yatırımcılar kısa vadede temkinli, uzun vadede ise iyimser Araştırmaya katılan şirketlerin %54’ü önümüzdeki bir yıl içerisinde Avrupa’da yeni faaliyet kurmayı veya mevcut faaliyetlerini genişletmeyi planlıyor. Katılımcıların %41’i jeopolitik gerilimler ve çatışmaları Avrupa’nın yatırım çekiciliği açısından en önemli risk olarak değerlendirirken; makroekonomik koşullar, ticaret engelleri ve artan regülasyon yükü de öne çıkan diğer risk unsurları arasında yer alıyor. Geçtiğimiz yıla göre regülasyon ve bürokratik karmaşıklığa ilişkin kaygıların yeniden yükselişe geçtiği görülüyor. Bu nedenle Avrupa Birliği, şirketler üzerindeki idari yükü azaltmaya yönelik kapsamlı sadeleştirme çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa uzun vadeli yatırım çekiciliğini koruyor Araştırmaya katılan şirketlerin %60’ı Avrupa’nın önümüzdeki üç yıl içerisinde yatırım çekiciliğinin artacağını öngörüyor. Avrupa’nın geniş ve erişilebilir pazarı, güçlü altyapısı, sürdürülebilirlik alanındaki liderliği, inovasyon kapasitesi ve yüksek nitelikli iş gücü yatırımcıların en çok önem verdiği avantajlar arasında yer alıyor. Katılımcılar aynı zamanda Avrupa’nın rekabetçilik ve verimlilik alanlarında ihtiyaç duyduğu dönüşümü gerçekleştirebileceğine de inanıyor. Şirketlerin %52’si Avrupa’nın yatırım ortamını güçlendirecek stratejik kararları hayata geçireceğini düşünürken, yalnızca %21’i bu konuda olumsuz görüş bildiriyor. Avrupa’nın planlarını uygulamaya dönüştürmesi gerekiyor Araştırma kapsamında görüşülen 500 yatırım lideri, Avrupa’nın küresel rekabet gücünü koruyabilmesi için öncelikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin daha güçlü şekilde desteklenmesi, enerji maliyetlerinin azaltılması ve stratejik sektörlere yönelik teşviklerin artırılması gerektiğini vurguluyor. Bununla birlikte yatırımcılar, vergi sistemlerinin sadeleştirilmesi, dijital inovasyonun hızlandırılması ve rekabetçiliği artıracak politikaların kararlılıkla uygulanmasının Avrupa’nın uzun vadeli yatırım çekiciliğini daha da güçlendireceği görüşünü paylaşıyor. EY-Parthenon Türkiye Başkanı Özge Gürsoy araştırmayla ilgili şunları söyledi: “EY Avrupa Çekicilik Araştırmamızın sonuçları; jeopolitik dalgalanmaların, ticarette artan kısıtlamaların ve ekonomik belirsizliklerin küresel yatırım ortamını yeniden şekillendirdiğini gösteriyor. Ancak tüm bu zorluklara rağmen Avrupa’nın, yabancı yatırımlar açısından dayanıklılığını koruyan ve yatırımcılar için cazibesini sürdüren bir merkez olmaya devam ettiğini görüyoruz. Bu anlamda Türkiye’de oldukça iyi bir ivme kaydetmiş durumda. 2024 yılı sonuçlarında doğrudan yabancı yatırımda beşinci sırada yer alan Türkiye, 2025 yılında dördüncü sıraya yükselerek doğrudan yabancı yatırım projelerini %20 artırdı ve toplam proje sayısını 383’e çıkardı. Araştırmamızdan yatırımların giderek daha seçici hale geldiğini; yapay zekâ, savunma ve enerji gibi yüksek büyüme potansiyeline sahip stratejik alanlara ve güçlü yetkinlik ekosistemlerine sahip şehir ve bölgelere yöneldiğini gözlemliyoruz. Araştırmanın, yatırım kararlarında artık tek bir belirleyici unsurun olmadığı gerçeğini ortaya koyuyor. Teknolojik dönüşüm, insan kaynağına erişim, regülasyonlar, jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri, ham madde ve tedarik zinciri dinamikleri gibi birçok unsur eş zamanlı olarak yatırım stratejilerini etkiliyor. Bu nedenle şirketler için asıl rekabet avantajı, değişimi öngörebilme ve yatırımlarını doğru zamanda, doğru sektöre ve doğru coğrafyalara yönlendirebilme yetkinliğinde yatıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’ye Gelen Doğrudan Yatırımlar Nisan’da 1,1 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Türkiye’ye Gelen Doğrudan Yatırımlar Nisan’da 1,1 Milyar Dolara Ulaştı

12 Haziran 2026'da paylaşılan güncel resmi verilere göre, 2026 yılının Nisan ayında, Türkiye'ye, 1,1 milyar dolar değerinde UDY girişi gerçekleşti. Güncel bu istatistikle beraber, yılın ilk 4 ayında Türkiye'ye gelen toplam UDY miktarı, 3,7 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk 4 ayında 2025'in aynı dönemine kıyasla yüzde 12'lik bir artış kaydedilirken 2003 yılından itibaren Türkiye'ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 291 milyar doları aştı. Nisan ayında gerçekleşen toplam UDY girişi 1,1 milyar dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 706 milyon doları yatırım sermayesi şeklindeydi. Nisan ayındaki toplam UDY'nin 443 milyon doları borçlanma araçları, 164 milyon doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı ay içerisinde yatırım tasfiyelerinin 226 milyon dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle, Nisan ayındaki toplam UDY girişi 1,1 milyar dolar oldu. En fazla yatırım kimyasal ve gıda imalatında gerçekleşti 2026 yılının Nisan ayı içerisinde gerçekleşen 706 milyon dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 145 milyon dolarlık yatırım girişi ile kimyasalların, kimyasal ürünlerin ve temel eczacılık ürünleri ile malzemelerinin imalatı, yüzde 21'lik bir pay aldı. Gıda, içecek ve tütün ürünleri imalatı ve toptan ve perakende ticaret sırasıyla yüzde 19 ve yüzde 12'lik paylarıyla aynı ay içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. Nisan ayında en fazla uluslararası yatırım ABD, Almanya, BK, Avusturya ve Fransa'dan geldi 2003-2025 dönemi toplamında yüzde 59'luk pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2026'in 4'üncü ayında yüzde 49'luk bir pay aldı. Nisan 2026'da ülkeler özelinde, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yüzde 22 ile en büyük paya sahip olurken, onu yüzde 19 ile Almanya, yüzde 12 ile Birleşik Krallık (BK), yüzde 10 ile Avusturya ve yüzde 8 ile Fransa takip etti. Yılın ilk 4 ayının toplamı değerlendirildiğinde ise Türkiye'ye en çok yatırım yapan üç ülke; yüzde 22'lik payı ile Almanya, yüzde 21'lik payı ile ABD ve yüzde 12'lik payı ile BK olarak sıralandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Kadın Yelkencilerden Dünya Şampiyonasında Birincilik  Haber

Türk Kadın Yelkencilerden Dünya Şampiyonasında Birincilik 

Uluslararası yelken yarışlarında başarılı bir performans ortaya koyan Nevra Eker liderliğindeki "Efsane Yoğurt" ekibi, J70 Corinthian Dünya Şampiyonası’nda “Women Helm” kategorisinde birincilik elde etti. Şampiyonada yarışan ve tamamı kadın sporculardan oluşan üç ekipten biri olan "Efsane Yoğurt", 90 tekne arasında mücadele etti. Türk yelkenciliğini uluslararası platformlarda temsil eden “Efsane Yoğurt”, 26-30 Mayıs 2026 tarihleri arasında Fransa’nın Marsilya kentinde düzenlenen J70 Corinthian Dünya Şampiyonası’nda önemli bir başarıya imza attı. Dünyanın en kapsamlı ve prestijli yelken organizasyonları arasında gösterilen şampiyonaya, 20 ülkeden yaklaşık 90 tekne katıldı. Yarışlar, sıcak hava dalgasının etkisiyle oluşan değişken rüzgârlar ve zorlu deniz koşulları nedeniyle yüksek rekabet düzeyine sahne oldu. Ekipler, farklı hava ve deniz şartlarına uyum sağlayarak yarışlarını tamamlarken, “Efsane Yoğurt” teknesi sergilediği istikrarlı performansla öne çıktı. Şampiyonada tamamı kadın sporculardan oluşan yalnızca üç takım yer alırken, bunlardan biri Nevra Eker’in dümenciliğini üstlendiği “Efsane Yoğurt” oldu. Nevra Eker, Melis Baykan, Melike Aşçı, Ceren Celayir ve Feyza Kayran Gül’den oluşan ekip, dünya çapındaki güçlü rakiplerine karşı gösterdiği performans sonucunda “Women Helm” kategorisinde birincilik kürsüsüne çıktı. Nevra Eker: “Seviyemizi her yıl daha da geliştireceğiz” Nevra Eker, elde edilen başarıyla ilgili şunları söyledi: "Ağırlıklı erkek yelkencilerin olduğu rekabetçi J70 sınıfında da daha fazla kadın dümenci ve takımlar olmalı. Tamamen Türk kadın yelkencilerden oluşan bir ekiple J70 sınıfında yarışmaktan gurur duyuyoruz. Seviyemizi her yıl daha da geliştireceğiz." Mücadele gücü, ekip uyumu ve doğru strateji ile fark oluşturan “Efsane Yoğurt”, kazandığı birincilikle Türk sporuna değer katarken, genç kadın yelkenciler için de ilham veren bir başarı hikâyesi yazdı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.