Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fransa

Kapsül Haber Ajansı - Fransa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fransa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Deri Sektöründe İhracatın Lokomotifi Ayakkabı Haber

Deri Sektöründe İhracatın Lokomotifi Ayakkabı

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 2026 yılının ocak-eylül döneminde 120 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken ayakkabı sektörü 79 milyon dolarlık ihracatla sektörün ihracatından yüzde 66 pay aldı. Ege Bölgesi’nde deri sektörünün 9 aylık ihracat performansı hakkında bilgi veren Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, “Deri ve deri mamulleri ihracatımız 2025 yılının 9 aylık döneminde 121 milyon dolar iken, bu yıl sadece yüzde 1 gerisindeyiz. Deri ayakkabı ihracatı yüzde 5,2 artışla 62,1 milyon dolara ulaştı. Deri ve kürk konfeksiyon 19,4 milyon dolarla ikinci sırada yer alırken, saraciye ihracatı 15,4 milyon dolar olarak kaydedildi” şeklinde konuştu. Ege deri sektörü ABD ve Rusya pazarlarında büyüyor Ege Bölgesi’nden deri ve deri mamulleri ihracatında ilk sırada 14 milyon dolarlık tutarla Almanya’nın yer aldığı bilgisini veren Gündoğdu şöyle devam etti: “Amerika Birleşik Devletleri’ne yapılan ihracat yüzde 35 artışla 8,8 milyon dolardan 12 milyon dolara ulaştı. Üçüncü sırada yer alan Rusya'ya ihracatımız ise yüzde 47,6 artışla 7,3 milyon dolardan 10,9 milyon dolara yükseldi. Bu ülkeleri Hollanda ve Fransa izledi.” Türkiye genelinde ihracat 1,1 milyar dolar oldu Türk deri sektörünün zorlu koşullara rağmen ihracat performansını büyük ölçüde koruduğunun altını çizen Başkan Gündoğdu, deri sektörünün Türkiye geneli ihracatta 1,1 milyar dolara imza attığını ifade etti. Gündoğdu sektörün ihracatındaki kırılımı şöyle özetledi; “Ayakkabı ihracatı 573 milyon dolarlık tutarla Türkiye genelinde de zirvede yer aldı. Terlik ihracatı yüzde 41,2’lik sıçrama ve 54 milyon dolarlık ihracatla 2026 yılının yıldızı oldu. Türkiye genelinde deri ve kürk konfeksiyon ihracatı yüzde 14 artışla 184,8 milyon dolara, mamul deri ve kürkler ihracatı yüzde 13,4 artışla 167,1 milyon dolara yükseldi.” İtalya’da “Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı”na milli katılım ABD'ye ticaret heyeti yapılacak Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği olarak, ihracatçıların yeni alıcılarla buluşmasını sağlamak ve mevcut pazarlardaki payını artırmak amacıyla ticaret diplomasisi faaliyetlerini sürdürdüklerini aktaran Gündoğdu, “2027 yılı ocak ayında İtalya'da düzenlenecek “Expo Riva Schuh & Garda Bags Fuarı”na ayakkabı ve saraciye sektörlerinden 45 firmanın katılımıyla milli katılım organizasyonu gerçekleştireceğiz. Nisan 2027'de ise ABD'nin New York kentinde gerçekleştirilecek heyetle, sektörün bu pazardaki büyüme ivmesinin güçlendirilmesini hedefliyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eker Süzme’den Fransa’da Tarihî Şampiyonluk! Haber

Eker Süzme’den Fransa’da Tarihî Şampiyonluk!

Fransa’nın Saint-Tropez kentinde ilk kez düzenlenen Cape 31 Gold Cup’ta mücadele eden Eker Süzme Yelken Takımı, 10 yarış sonunda en yakın rakibine 17 puan fark atarak şampiyonluğa ulaştı. Ahmet Eker’in sahibi olduğu ekip, 12 ülkeden 28 teknenin katıldığı organizasyonda dünya şampiyonu olurken Cape 31 Gold Cup tarihinin de ilk şampiyonu olarak adını yazdırdı. 12–17 Ekim 2026 tarihleri arasında Fransa’nın Saint-Tropez kentinde gerçekleştirilen Cape 31 Gold Cup, 12 ülkeden 28 tekneyi bir araya getirdi. Cape 31 sınıfında ilk kez düzenlenen organizasyonda Türkiye’yi temsil eden Eker Süzme Yelken Takımı, dört yarış günü boyunca sergilediği istikrarlı performansla dünya şampiyonluğuna ulaştı. Yüksek rekabete sahne olan şampiyonada 10 yarışın her birini farklı bir takım kazandı. Bu sonuç, organizasyonun zorluk seviyesini ve filodaki rekabetin gücünü ortaya koyarken Eker Süzme’nin istikrarlı performansını da daha anlamlı hale getirdi. Eker Süzme Yelken Takımı, yarışları toplam 41 net puanla tamamlayarak 58 puanla ikinci sırada yer alan Django’nun 17 puan önünde zirveye yerleşti. Alman Hatari takımı ise 63 puanla üçüncü oldu. Zorlu koşullarda gelen şampiyonluk Saint-Tropez Körfezi’nde değişken rüzgâr koşullarında gerçekleştirilen yarışlarda Eker Süzme, özellikle yarış haftası boyunca ortaya koyduğu istikrarlı performansla rakiplerinden ayrıştı. Final gününe 17 puanlık avantajla giren Türk ekibi, hafif ve değişken rüzgârın taktiksel mücadeleyi zorlaştırdığı son iki yarışta dokuzuncu ve onuncu sırayı alarak liderliğini korudu. Cape 31 sınıfında uluslararası düzeyde deneyimli ekiplerin karşı karşıya geldiği organizasyonda elde edilen bu başarı, Eker Süzme’nin takım uyumunu, yarış stratejisini ve zorlu koşullarda gösterdiği mücadele gücünü bir kez daha ortaya koydu. Ahmet Eker: “Bu başarının arkasında iki yıllık istikrarlı bir takım çalışması var” Şampiyonluğun ardından değerlendirmelerde bulunan Eker Süzme Yelken Takımı’nın sahibi Ahmet Eker, başarının arkasındaki en önemli unsurun ekip uyumu ve süreklilik olduğunu vurguladı. “Bizim için gerçekten çok güzel bir organizasyon ve unutulmaz bir hafta oldu. Farklı ve zaman zaman oldukça zorlu hava koşullarında yarıştık. Özellikle son gün bizim için kolay geçmedi ancak mücadeleyi bırakmadık ve şampiyonluğa ulaşmayı başardık. İki yıldır aynı ekiple birlikte yarışıyoruz. Takımımızda herhangi bir değişiklik yapmadan, her yarışta birbirimizi daha iyi tanıyarak ve birlikte gelişerek bugünlere geldik. İstikrarlı çalışmamızın karşılığını bu önemli şampiyonlukla almak hepimiz için büyük bir mutluluk. Bu başarıda emeği olan tüm ekip arkadaşlarımı ve antrenörümüzü gönülden kutluyorum. Cape 31 sınıfının her geçen gün büyüdüğünü ve rekabetin daha da güçlendiğini görmek de ayrıca heyecan verici. Böyle güçlü bir uluslararası filoda Türkiye’yi temsil ederek ilk Gold Cup şampiyonluğunu kazanmak bizim için ayrı bir gurur.” Eker Süzme’nin başarısı uluslararası yelken basınında Eker Süzme Yelken Takımı’nın tarihî şampiyonluğu, uluslararası yelken medyasında da geniş yer buldu. Yelken dünyasının önemli yayınlarından Sail-World, Live Sail Die, Afloat ve Almanya merkezli YACHT, şampiyonluğu haberleştirerek Türk ekibinin performansına dikkat çekti. Uluslararası yayınlarda özellikle Eker Süzme’nin yarış haftası boyunca sergilediği istikrar, güçlü rakipleri karşısında elde ettiği 17 puanlık üstünlük ve iki yıldır birlikte yarışan ekibin başarısı vurgulandı. Şampiyonayı üçüncü sırada tamamlayan Hatari takımının sahibi ve dümencisi Marcus Brennecke de Eker Süzme’nin başarısını takdir ederek, Türk ekibinin hafta boyunca yalnızca bir yarış dışında çok istikrarlı bir performans gösterdiğini ve şampiyonluğu hak ettiğini ifade etti. Bu değerlendirmeler, Eker Süzme’nin elde ettiği başarının uluslararası yelken camiasındaki karşılığını da ortaya koydu. Türk yelkenciliği adına uluslararası bir başarı Eker Süzme Yelken Takımı’nın Cape 31 Gold Cup’ta elde ettiği dünya şampiyonluğu, Türk yelkenciliğinin uluslararası yarışlardaki başarılarına yeni ve güçlü bir halka ekledi. Yüksek rekabetin, teknik becerinin, stratejik kararların ve ekip uyumunun belirleyici olduğu Cape 31 sınıfında kazanılan bu şampiyonluk, uzun soluklu takım çalışmasının ve istikrarlı gelişimin güçlü bir sonucu oldu. Eker Süzme Yelken Takımı, Saint-Tropez’de elde ettiği bu tarihî zaferle dünya şampiyonu olurken Cape 31 Gold Cup’ın ilk şampiyonu olarak kupayı Türkiye’ye kazandırdı ve Türk yelkenciliğinin uluslararası arenadaki görünürlüğüne önemli bir katkı sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Market Dolaplarını Isıtan Siber Saldırı Uzaktan  Erişim Riskini Ortaya Koydu Haber

Market Dolaplarını Isıtan Siber Saldırı Uzaktan Erişim Riskini Ortaya Koydu

ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban uzaktan erişim güvenliği ile ilgili dikkat edilmesi gereken konuları değerlendirdi; yaşanabilecek riskleri göz önüne alarak dikkat edilmesi gereken noktaları paylaştı. Bir marketteki soğutma sistemleri, kimi zaman tek bir kontrol paneli üzerinden yönetiliyor. Bu panel, dolapların ne zaman soğutacağını, ne zaman buz çözeceğini ve sıcaklık sınırı aşıldığında kime alarm göndereceğini belirliyor. Bakım hizmeti veren ekipler de arızalara müdahale edebilmek için bu sistemlere uzaktan bağlanabiliyor. Ancak güvenli yapılandırılmayan bu bağlantılar, siber saldırganlara fiziksel sistemler üzerinde kontrol imkânı verebiliyor. 11 Ekim’i 12 Ekim’e bağlayan gece Fransa’da yüzlerce marketin soğutma sistemleri siber saldırının hedefi oldu. Kontrol ayarlarının değiştirilmesiyle buz çözme işlemi zorlandı ve bazı dolaplarda sıcaklıklar 50 dereceye kadar yükseldi. Bazı mağazalarda yangın çıkarken taze ve dondurulmuş ürünler kullanılamaz hâle geldi. Olay, siber saldırıların yalnızca veri kaybına değil, işletmelerin günlük faaliyetlerini doğrudan etkileyen fiziksel zararlara da yol açabileceğini gösterdi. Saldırganlar dolabı değil, ayarını değiştirdi Fransa’nın siber olaylara müdahale merkezi CERT-FR’nin yayımladığı uyarıya göre olayda, soğutma tesisatlarını uzaktan yönetmek için kullanılan kontrol cihazları hedef alındı. Saldırganlar, cihazların ayarlarını değiştirerek buz çözme döngüsünü zorladı. Böylece soğutma sistemleri işlevini yerine getiremez hâle geldi ve sıcaklıklar yükseldi. Haber ajanslarının aktardığı bilgilere göre olaydan farklı market zincirlerine bağlı yüzlerce mağaza etkilendi. Bazı mağazalarda ürün kayıpları yaşandı ve yangın çıktı. Saldırının arkasında kimin bulunduğu ise henüz açıklığa kavuşmadı. Olayda dikkat çeken unsurlardan biri, etkilenen cihazların bir bölümünün eski yazılımlar kullanması ve artık güncelleme almamasıydı. Bu durum, internete bağlı fiziksel sistemlerin de düzenli güvenlik kontrollerine ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu. İşletmeler açısından risk, yalnızca bilgisayarlara veya kurumsal ağlara yönelik saldırılarla sınırlı değil. Soğutma, iklimlendirme ve üretim gibi kritik işlevleri yöneten sistemler de siber güvenliğin bir parçası. KOBİ’ler tedarik zinciri kaynaklı riskleri gözden kaçırabiliyor ESET’in 4 bin 400 küçük ve orta ölçekli işletmeyle gerçekleştirdiği KOBİ Siber Hazırlık Endeksi 2026 araştırması, tedarik zinciri kaynaklı saldırıların işletmelerin öncelikli endişeleri arasında yeterince yer bulmadığına işaret ediyor. Araştırmaya göre bu riski öne çıkaran işletmelerin oranı yalnızca yüzde 14. Fransa’daki olay, işletmelerin kendi sistemlerinin yanı sıra hizmet aldıkları şirketlerin uzaktan erişim bağlantılarını da değerlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Bakım ve teknik destek amacıyla kurulan bağlantılar, gerekli güvenlik önlemleri alınmadığında işletmeler için bir risk oluşturabiliyor. ESET Türkiye Ürün ve Pazarlama Müdürü Can Erginkurban, siber güvenlik yaklaşımının fiziksel sistemleri de kapsaması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Fransa’da yaşanan olay, siber saldırıların yalnızca bilgisayarları ve verileri değil, işletmelerin günlük faaliyetlerini sürdürmek için kullandığı fiziksel sistemleri de hedef alabileceğini gösteriyor. Bir soğutma sisteminin kontrol paneline uzaktan erişilebilmesi, bakım ve işletme süreçleri açısından kolaylık sağlıyor. Ancak bu erişimin kimler tarafından, hangi yöntemle ve hangi güvenlik koşulları altında kullanıldığı mutlaka kontrol edilmeli. Yaptığımız incelemede, Türkiye’de uzaktan soğutma kontrol sistemleriyle ilişkili olabilecek toplam 136 internet erişimli kayıt olabileceğini tespit ettik. Ancak bu kayıtların tamamının marketlerde kullanıldığını, aynı güvenlik açıklarına sahip olduğunu veya doğrudan saldırıya açık bulunduğunu söylemek mümkün değil. Bazıları soğuk hava depoları ya da üretim tesisleri gibi farklı alanlarda kullanılan sistemlere ait olabilir. Aynı cihazın birden fazla servis üzerinden görünmesi de mümkün. Bu veriler, işletmelerin uzaktan erişim yapılandırmalarını, cihazlarının güncelleme durumunu ve alarm sistemlerini gözden geçirmeleri gerektiğini hatırlatıyor. Siber güvenlik yatırımlarını yalnızca verileri korumakla sınırlamamak, iş sürekliliğini sağlayan fiziksel sistemleri de bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor.” Uzaktan erişim güvenliği üç soruyla başlıyor Fransa’daki olay, internete açık kontrol panellerinin, güncel olmayan yazılımların ve bağımsız sıcaklık uyarılarının bulunmamasının bir araya geldiğinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. İşletmelerin bu riskleri azaltmak için üç temel konuya odaklanması gerekiyor. 1. Kontrol paneline kimler, nasıl erişiyor? Uzaktan bakım bağlantıları, kontrol panelini doğrudan internete açmak yerine VPN gibi yalnızca yetkili kişilerin erişebildiği güvenli kanallar üzerinden kurulmalı. İşletmeler, servis sağlayıcılarından kullanılan bağlantı yöntemini ve erişim yetkilerini öğrenmeli. Güvenlik duvarında yalnızca belirli IP adreslerine izin verilmesi ek bir önlem sağlayabilir; ancak tek başına yeterli bir güvenlik yaklaşımı olarak görülmemeli. 2. Kontrol cihazı güncel mi? Üretici desteği sona eren cihazlarda yeni ortaya çıkan güvenlik açıkları giderilemeyebilir. Bu nedenle işletmeler yalnızca soğutma sisteminin fiziksel durumunu değil, sistemi yöneten kontrol panelinin modelini, yazılım sürümünü ve güncelleme durumunu da kontrol etmeli. Gerektiğinde cihazın yenilenmesi veya güvenli bir yapılandırmaya geçirilmesi değerlendirilmeli. 3. Sıcaklık yükseldiğinde alarm çalışıyor mu? Kontrol paneli ele geçirildiğinde sıcaklık uyarıları da etkisiz kalabilir. Kritik soğutma sistemlerinde kontrol panelinden bağımsız çalışan sıcaklık sensörleri ve alarm mekanizmaları kullanılması, olası bir sorunun geç fark edilmesini önleyebilir. Böylece ürün kayıplarının ve operasyonel aksaklıkların büyümesi engellenebilir. Fransa’daki olayın gösterdiği gibi siber güvenlik, yalnızca bilgisayarlara ve veriye açılan bağlantıları korumakla sınırlı değil. İşletmelerin üretimini, depolamasını ve günlük faaliyetlerini sürdüren sistemlere uzaktan erişimin de güvenli biçimde yönetilmesi gerekiyor. Çünkü bazen bir işletmenin en önemli güvenlik riski, duvardaki kontrol paneline açılan bağlantıda saklı olabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Senaristlerin Hikâyeleri Fransa’da Dünya Sahnesine Çıkacak Haber

Türk Senaristlerin Hikâyeleri Fransa’da Dünya Sahnesine Çıkacak

Türkiye’de geliştirilen mini dizi projeleri, uluslararası ortak yapım ve yatırım fırsatları için hazırlanacak. Serial Bridges Istanbul: Uluslararası Dizi Market Hazırlık Programı ile Türk senaristler ve yapımcılar dünya dizi sektörünün profesyonelleriyle buluşturulacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ile Series Mania Institute ortaklığında, m2 Film Lab ve TESİYAP yürütücülüğünde gerçekleştirilecek programın başvuruları başladı. Seçilecek 6 proje, İstanbul’daki atölye sürecinin ardından Fransa’da düzenlenecek Series Mania Forum’da sunulacak. Mini Dizi Projeleri İçin Başvurular Açıldı Programa, Türkiye’de yaşayan senaristler başvurabilecek. Dijital platformlara ve uluslararası pazara yönelik projelerin tek sezonluk olması, 4-8 bölümden oluşması ve bölüm sürelerinin 25-60 dakika arasında bulunması gerekecek. Başvurular bireysel veya senarist ekibi olarak yapılabilecek. Yapımcısı bulunan projelerin yapımcıları da program etkinliklerine katılabilecek. Uluslararası süreç İngilizce yürütülecek. Bu nedenle en fazla iki kişiden oluşabilecek ekiplerin en az bir üyesinin ileri seviyede İngilizce bilmesi zorunlu olacak. Senaristin ve varsa yapımcının daha önce en az bir profesyonel dizi, televizyon veya sinema filminde görev almış olması şartı aranacak. Daha önce senarist olarak profesyonel eser vermemiş yazarlar ise bandrollü kitap veya sahnelenmiş tiyatro eseriyle başvurabilecek. Son Başvuru 7 Aralık! Seçilecek Projeler Ocak'ta Açıklanacak Başvuru dosyaları İngilizce hazırlanacak. Dosyada en fazla 5 sayfalık ön proje dosyası (pre-bible), logline, sezon sinopsisi, karakter tanıtımları, hikâye arkları, yaratıcı görüş ve ekip özgeçmişleri bulunacak. Pilot bölüm senaryosu ile tüm bölümlerin kısa özetleri de başvuruya eklenecek. Başvurular, 7 Aralık’a kadar m2 Film Lab üzerinden projenin senaristi tarafından yapılacak. Seçici Kurul, 11 Ocak 2027’de toplanacak. Programa seçilen 6 proje, 12 Ocak 2027’de ilan edilecek. İstanbul’da Hazırlanacak, Yerli Yapımcılara Sunulacak Seçilen projelerin senaristleri ve varsa yapımcıları, 25-29 Ocak 2027’de İstanbul’da düzenlenecek atölyeye katılacak. Ekipler, uluslararası mentorlarla projelerini geliştirecek. Atölyede hikâye geliştirme, İngilizce anlatım, hikâyelerin farklı kültürlere aktarılabilirliği, görsel sunum materyalleri ve proje sunumuna hazırlık üzerinde çalışılacak. Son gün projeler, Sinema Genel Müdürlüğünün davetiyle Türkiye’deki dizi sektörü profesyonellerine sunulacak. Senaristlerin yerli yapımcılarla tanışması ve olası iş birlikleri kurması teşvik edilecek. 6 Proje Fransa’da Yatırımcı ve Yapımcılarla Buluşacak Atölyenin ardından 6 proje, 23-25 Mart 2027’de Fransa’da düzenlenecek Series Mania Forum’a taşınacak. Ekipler, forum kapsamındaki özel Türkiye oturumunda projelerini uluslararası dizi sektörü profesyonellerine anlatacak. Senaristler ve varsa yapımcılar; yabancı yatırımcı, yayıncı ve ortak yapımcılarla bir araya gelecek. Bu görüşmelerde projeleri için uluslararası iş birliği ve ortak yapım fırsatlarını değerlendirebilecek. Her proje ekibinden en fazla iki kişinin foruma katılımı program kapsamında sağlanacak. Yapımcısı bulunmayan projelerde ise senarist ekibinden bir temsilci katılabilecek. Program, Türkiye’de üretilen özgün hikâyelerin uluslararası dolaşımını güçlendirmeyi ve Türk senaristlerle yapımcıları dünyanın önde gelen dizi profesyonelleriyle buluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğal Taş İhracatçılarına Çin’de Xiamen Fuarı’nda Yerinizi Alın Çağrısı Haber

Doğal Taş İhracatçılarına Çin’de Xiamen Fuarı’nda Yerinizi Alın Çağrısı

Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin ihracatında doğal taş 610 milyon dolarla lokomotif görevi üstlendi. EMİB, Türkiye doğaltaş ihracatındaki payını yüzde 37,8'den yüzde 38,3'e çıkardı. Ege Bölgesi’nden Çin'e yapılan doğal taş ihracatının 2026 yılının ocak – eylül döneminde yüzde 35’lik artışla 75 milyon dolardan 101 milyon dolara çıktığı bilgisini veren Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, Türk doğal taş ihracatçılarını 16-19 Mart 2027 tarihlerinde düzenlenecek Xiamen Doğal Taş ve Teknolojileri Fuarı’na katılmaya davet etti. “Ege Maden İhracatçıları Birliği olarak 16-19 Mart 2027 tarihlerinde Xiamen Doğaltaş Fuarı'nda Türkiye Milli Katılım Organizasyonu gerçekleştireceğiz” diyen Alimoğlu, “Son birkaç yıldır Xiamen Fuarı sadece Çinli alıcılar tarafından değil, ABD, Avustralya, Hindistan, Rusya, Güney Kore ve Malezya gibi büyük pazarlardan alıcılar için buluşma noktası niteliğindeydi. 2027 yılında Çin’deki alım iştahının artmasıyla Çinli alıcıların da fuara büyük bir ilgi göstereceğini düşünüyoruz. Çin'deki alıcılarla yüz yüze görüşmek ve bu artışı yeni anlaşmalara dönüştürmek isteyen tüm doğal taş ihracatçılarımızı 16-19 Mart 2027 tarihlerinde Xiamen'de düzenlenecek fuara bizim organizasyonumuzda katılıma davet ediyorum” ifadelerini kullandı. EMİB’in 2026 yılı ihracat hedefi 1 milyar 650 milyon dolar Maden ihracatının 2026 yılı dokuz aylık verilerini de değerlendiren Alimoğlu şöyle devam etti; “Türkiye’nin maden ihracatı 2026 yılının ocak – eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20,1 artarak 5 milyar 410,5 milyon dolara yükseldi. Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin ihracatı ise 2026 yılının 9 aylık döneminde yüzde 18,1 artışla 1 milyar 40 milyon dolardan 1 milyar 229 milyon dolara ulaştı. 9 aylık dönemde ihracatımızı 189 milyon dolar artırmayı başardık. Ege Maden İhracatçıları Birliği olarak 2026 yıl sonu ihracat hedefimizi 1,5 milyar dolardan 1 milyar 650 milyon dolara yükselttik” şeklinde konuştu. 2026 yılının ocak-eylül döneminde; Ege Maden İhracatçıları Birliği üyelerinin maden ihracatında ilk sırada 454,8 milyon dolarla Çin yer alırken, doğal taş ihracatında 177,4 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri zirvedeki yerini korudu. Çin, Ege Bölgesi’nin maden ihracatının yüzde 37'sini oluşturdu. Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin maden ürünleri ihracatında ikinci sırada 195,1 milyon dolarla ABD ve 77,4 milyon dolarla İspanya yer aldı. Doğal taş ihracatında ikinci ülke 101 milyon dolarla Çin ve 33,5 milyon dolarla Fransa üçüncü basamağın sahibi oldu. Maden ihracatında miktar düştü, ortalama ihraç fiyatı attı Ege Maden İhracatçıları Birliği’nin 2026 yılı ocak – eylül dönemindeki ihracatı miktar bazında yüzde 12,1 azalırken ihracatın değeri yüzde 18,1 arttı. Ege'de blok doğal taşın birim değeri ton başına yüzde 16’lık artışla 175 dolardan 203 dolara, işlenmiş doğal taşın birim değeri yüzde 10’luk yükselişle 440 dolardan 483 dolara çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Spotify Açıkladı: Gençler Arabeskten Vazgeçmiyor Haber

Spotify Açıkladı: Gençler Arabeskten Vazgeçmiyor

Arabesk onlarca yıldır duyguların en güçlü tercümanlarından biri. Kasetlerle, radyolarla, büyük konserlerle, dolmuş hoparlörleriyle büyüyen müzik türü, bugün genç kuşaktan dinleyicilerin kulaklığında çalmaya devam ediyor. Bu güçlü bağ rakamlara da yansıyor. Spotify verilerine göre; arabesk dinlenmeleri 2020’den bu yana yüzde 435 büyürken her yıl yüzde 31’in üzerinde büyüme kaydetti. Arabesk, 2020’den bu yana bu büyüme temposunu kesintisiz sürdüren Türkiye’deki en büyük müzik türlerinden biri olarak Türk müziğindeki en istikrarlı büyüme hikayelerinden birini oluşturuyor. Yıldan yıla hız kesmeden devam eden bu ivme, bir trendin ötesinde daha derin bir değişime işaret ediyor: Arabesk, yeni bir nesil için kalıcı bir dinleme alışkanlığına dönüşüyor. Arabeskin yeni kuşaklarda da söyleyecek sözü var Bu yükselişin arkasında ise ağırlıklı olarak gençler var. Spotify verilerine göre Türkiye’de dinlemelerin yüzde 77’si 30 yaş altındaki arabesk hayranlarından geliyor. Arabeski en çok dinleyenler ise yüzde 44 ile 18–24 yaş grubu. Arabesk müziğin Spotify’daki yolculuğu Türkiye sınırlarını da aşıyor; Almanya, Türkiye’den sonra dünyada en çok arabesk dinlenen ikinci ülke konumundayken onu Hollanda ve Fransa takip ediyor. Türkiye dışındaki arabesk dinlenmelerinin yüzde 61’i ise 30 yaş altındaki dinleyicilerden oluşuyor. İşte tüm zamanların en çok dinlenen Arabesk sanatçıları Tüm zamanların en çok dinlenen arabesk sanatçıları sıralamasının zirvesinde yeni kuşağın temsilcisi Semicenk yer alırken onu arabeskin iki efsane ismi Müslüm Gürses ve Ahmet Kaya takip ediyor. Ebru Gündeş ve İbrahim Tatlıses’in de bulunduğu ilk beşte, arabeskin farklı dönemlerinden isimler yan yana duruyor. Aynı tablo, Türkiye’deki dinleyicilerin sosyal medya aracılığıyla arkadaşlarıyla paylaştığı şarkılarda da karşımıza çıkıyor. En çok paylaşılan arabesk şarkı; Semicenk ve Büken’den “Çıkmaz Bir Sokakta” olurken diğer paylaşılan şarkılar arasında Müslüm Gürses’ten “Nilüfer”, Ebru Gündeş’ten “Beyaz”, Poizi’den “Çok güzel gülüyorsun”, Ahmet Kaya’dan “Şiire Gazele”, İbrahim Tatlıses’ten “Neden” dikkat çekiyor. Arabesk Hits çalma listesinin görsel dünyası yenilendi Spotify, yeni kuşağın seslerini onlarca yıldır hafızalarda yer eden yorumcularla bir araya getiren Arabesk Hits çalma listesi için yenilenmiş bir görsel kimliği tanıttı. Yenilenen görsel kimlik, arabeskin tarihinden, tipografisinden, albüm kapaklarından ve süsleme geleneğinden beslenerek bu mirası bugünün diline taşıyor ve nesillerin buluşmasını görsel olarak da güçlü bir şekilde yansıtıyor. Spotify MENAT+ Genel Müdürü Akshat Harbola, “Genç dinleyiciler, arabesk bayrağını adeta ebeveynlerinin bıraktığı yerden alıp taşımaya devam ediyor. Dahası, gençler bugünün yeni sesleri ile ikon haline gelmiş arabesk sanatçılarını birlikte dinleyerek türün geçmişinden kopmadan arabeski sahiplenmeye devam ediyor. Biz de Spotify olarak bu tutkuya eşlik eden Arabesk Hits çalma listesine, bu türün zamana yenik düşmeyen ruhunu yansıtan yeni bir görsel kimlik kazandırdık.” dedi. Akşam altıda herkes biraz arabesk Türkiye’de arabesk dinlenmeleri 18.00’de zirveye ulaşıyor; 14.00–19.00 arasında ise geniş bir zaman dilimi boyunca yüksek seviyesini koruyor. Öğleden sonra başlayıp akşama uzanan bu dinleme alışkanlığı, arabeskin günün sona yaklaştığı saatlere eşlik ettiğini gösteriyor. Arabesk Hits’in yenilenen görsel dünyasına göz atmak ve çalma listesini dinlemek için Arabesk Hits sayfasını ziyaret edebilirsiniz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Milli Heyecana Kocaeli Büyükşehir’den Konforlu Ulaşım Haber

Milli Heyecana Kocaeli Büyükşehir’den Konforlu Ulaşım

OCAELİ’DE MİLLİ MAÇ HEYECANI YAŞANDI A Milli Futbol Takımımızın Fransa ile oynadığı karşılaşmaya ev sahipliği yapan Kocaeli’de milli maç heyecanı kentin dört bir yanına yayıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin maç öncesinde hazırladığı ulaşım planı, yoğun taraftar hareketliliğine rağmen ulaşımın düzenli şekilde sürmesini sağladı. Maçı izlemek için Turka Kocaeli Stadyumu’na akın eden taraftarlar, Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz tramvay ve ring seferlerinden yararlanarak tribünlerdeki yerlerini aldı. TARAFTARLAR STADYUMA RAHAT ULAŞTI Karşılaşma öncesinde kent genelinde gerekli ulaşım tedbirlerini alan Büyükşehir Belediyesi, taraftarların stadyuma ulaşımını ücretsiz toplu taşıma seçenekleriyle kolaylaştırdı. Şehir merkezinden Turka Kocaeli Stadyumu’na gitmek isteyen vatandaşlar, saat 18.00’den itibaren ücretsiz hizmet veren tramvaylardan yararlandı. Bu sayede binlerce taraftar, özel araçlarını kullanmadan stadyuma rahat ve kolay bir şekilde ulaştı. OTOPARKTAN STADYUMA ÜCRETSİZ RİNG Kocaeli’nin farklı noktalarından ve çevre illerden özel araçlarıyla gelen taraftarlar için oluşturulan ücretsiz otopark alanları da maç günü ulaşımı rahatlattı. Araçlarını belirlenen otoparklara bırakan vatandaşlar, Büyükşehir’in ücretsiz ring seferleriyle doğrudan stadyuma taşındı. Böylelikle stadyum çevresinde oluşabilecek araç yoğunluğunun önüne geçilirken, taraftarlar da trafik sıkıntısı yaşamadan stadyuma vardı. MAÇ SONRASI DA ULAŞIM KONTROLLÜYDÜ Büyükşehir Belediyesi’nin ulaşım planlaması maç öncesiyle sınırlı kalmadı. Karşılaşmanın sona ermesiyle birlikte stadyumdan ayrılan taraftarların ulaşımı da yine ring ve toplu taşıma seferleriyle kontrollü şekilde sağlandı. Yoğun insan ve araç hareketliliğine rağmen ulaşımda ciddi bir aksaklık yaşanmazken, taraftarlar karşılaşmanın ardından stadyumdan güvenli ve rahat şekilde ayrıldı. MİLLİ HEYECANA YAKIŞAN ULAŞIM ORGANİZASYONU Türkiye-Fransa karşılaşmasıyla milli maç coşkusunun yaşandığı Kocaeli’de Büyükşehir Belediyesi, ulaşım planlamasıyla da organizasyonun sorunsuz ilerlemesine katkı sundu. Ücretsiz tramvay, otopark ve ring seferleri sayesinde Kocaeli ve çevre illerden gelen taraftarlar, ulaşım sıkıntısı yaşamadan milli maç heyecanına ortak oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Moda Endüstrisi 2027 İçin İki Koldan Pazarlama Atağında Haber

Moda Endüstrisi 2027 İçin İki Koldan Pazarlama Atağında

Türkiye’nin istihdam ve ihracatta lokomotif sektörlerden biri olan Moda endüstrisi, 2027 yılı pazarlama çalışmalarına start verdi. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB), 2027 yılı ocak ayında ABD ve Fransa’da düzenlenecek PV moda fuarlarına Türkiye Milli Katılım Organizasyonu gerçekleştirmek için kolları sıvadı. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, 19-20 Ocak 2027 tarihlerinde gerçekleşecek olan Premiere Vision (PV) Manufacturing New York Fuarı ve 26-28 Ocak 2027 tarihleri arasında Fransa’da PV Paris Fuarı olacak. Bağcı: “2027 ve sonrasından umutluyuz” Emek yoğun bir sektör olan hazır giyim sektöründe maliyetler/enflasyondaki artış ile kurdaki artış oranı arasındaki dengenin çok önemli olduğunu dile getiren Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, 2027-2029 dönemi için açıklanan Orta Vadeli İstikrar Programı’nda 2027’de döviz kuru ile enflasyon arasındaki makasın daralacağını, 2028 ve 2029’da da kur artışının enflasyon ile neredeyse aynı düzeye geleceğinin öngörüldüğünü, bu tablonun gerçekleşmesi halinde ihracatçının en büyük rahatsızlıklarından olan maliyet-kur dengesi sorununun azalacağını bu sayede hazır giyim sektöründe bir rahatlama beklediklerini ve 2027 ve sonrasından umutlu olduklarını vurguladı. Dış taleple ilgili olarak İran-ABD arasında yakın zamanda olası bir anlaşmanın küresel piyasalar üzerinde olumlu bir etki yaratacağı tespitinde bulunan Bağcı, “Savaşın sona ermesi özellikle ana pazarımız Avrupa Birliği’nde talep yeniden canlanabilir. Diğer önemli pazarımız ABD’ye yönelik faaliyetlerimizin olumlu seyretmesi için de ABD tarafından getirilen yüzde 12,5 ek verginin kaldırılması kritik önemde, bununla ilgili üst düzeyde girişimlerde bulunulmasını ve sonuç alınmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Dünya hazır giyim talebinin 2027 yılında küresel ölçekte yukarı yönlü bir grafik çizmesinin beklendiğine dikkati çeken Bağcı, şöyle devam etti; “2027 yılında küresel hazır giyim pazarı beklentilerle uyumlu yukarı yönlü bir seyir izlerse tam bir "toparlanma ve büyüme yılı" olacak. Bu toparlanmadan Türk moda endüstrisinin daha fazla pay alması için Türk ihracatçı firmalarına 2027 yılı ocak ayında ABD ve Fransa’daki fuarlara yoğun katılım göstermelerini tavsiye ediyoruz.” Fuarlarda ikili iş görüşmeleri de organize ediyoruz Tüketicilerin çevre dostu, geri dönüştürülmüş materyallerden üretilen kıyafetleri daha fazla talep ettiği bilgisini veren EHKİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Dış Pazar Stratejileri Geliştirme Komitesi Başkanı Seray Seyfeli ABD’deki PV New York Fuarı’nda fuarla eş zamanlı olarak B2B organizasyonu gerçekleştireceklerini dile getirdi. Türk moda endüstrisinin 4 yıldır kan kaybettiğini vurgulayan Seyfeli, “2027 yılından itibaren ihracatımızda ibrenin yukarı yönlü olması için çaba göstereceğiz. Spor giyim ve uzun ömürlü ve kombin yapılabilen kapsül gardırop olarak nitelendirilen kıyafetlerin öne çıktığı bir yıl bekleniyor. Tüketicinin tercihlerini doğru okuyarak, Fransa ve ABD’den başlayarak 2027 yılında pazarlama faaliyetlerimizle sektörümüzün yanında olacağız” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı ABD’nin önemli hazır giyim fuarlarından biri olan Première Vision New York, her yıl Ocak ve temmuz aylarında olmak üzere iki edisyon halinde düzenleniyor. Fuar her yıl 2 binin üzerinde profesyonel tarafından ziyaret ediliyor. EHKİB, PV New York Fuarı’nın 2026 temmuz ayındaki ayağına 13 firmayla katılmıştı. Tekstil ve hazır giyim sektörünün önemli uluslararası buluşma noktalarından biri olan Première Vision Paris, yılda iki kez düzenlenerek iplik, kumaş, deri, hazır giyim, aksesuar ve tasarım sektörlerini bir araya getiriyor. 2026 yılı Eylül ayında 887 firmanın katıldığı fuar, yaklaşık 20.000 profesyonel tarafından ziyaret edildi. EHKİB, 1-3 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen fuara 19 firmayla katılım sağlamıştı. Fuarlara ilişkin detaylı bilgiye ve kayıt bağlantılarına EİB web sitesi duyurular bölümünden ulaşılabilmekte olup, sorularınız için konfeksiyon@eib.org.tr adresine mail atılabilmektedir. Murat Demircan

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi Haber

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi

Cennet meyvesi kuru incirin 2026 ürünü yeni mahsul ihracat yolculuğu için ilk yükleme/ihraç tarihi 28 Eylül 2026 Pazartesi olarak belirlendi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, yeni sezon öncesinde kuru incirde kalite ve gıda güvenliği arttırmak amacıyla yoğun bir mesai verdiklerini dile getirdi. Üreticilere örnek olması ve sergi yerlerinden aflatoksinli kuru incirlerin seçilerek ayıklanabilmesi amaçlı üretim bölgelerindeki muhtarlar aracılığıyla taşınabilir UV el lambaları Aydın ve İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlükleri koordinasyonunda dağıttıklarını aktaran Gabay, “Sağlıklı hasat ve kurutma sağlanabilmesi için yine Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonun kurutma kerevetleri ve üretici bilgilendirme broşürleri dağıttık. Türkiye’nin en prestijli ürünlerinden kuru incirde güzel bir sezon geçirmek adına yoğun mesai veriyoruz” dedi. Türkiye’nin 2025/26 sezonununda 15 Ekim 2025-08 Eylül 2026 tarihleri arasında 2025 ürünü 55 bin ton kuru incir ihraç ederek 343 milyon dolar döviz geliri elde ettiği bilgisini veren Gabay şöyle devam etti; “Sezon sonunda 350 milyon doları aşacağımıza inanıyoruz. 2026-27 sezonunda kuru incir ihracatında 60 bin tonun üzerine çıkmayı hedefliyoruz.” Uzakdoğu’nun payı yüzde 16’ya yükseldi Türkiye’nin kuru incir ihraç ettiği pazarlarla ilgili bilgi veren Başkan Gabay, Avrupa Birliği’nin 17 bin 775 ton kuru incir talebiyle yüzde 32 pay aldığını ve liderliğini sürdürdüğüne işaret etti. Gabay; “Amerika kıtasına yaklaşık 16 bin ton kuru incir ihraç ettik. Uzakdoğu ülkelerine ihracatımız yüzde 29’luk artışla 7 bin tondan 8 bin 795 tona yükseldi. Uzakdoğu ülkelerinin ihracatımızdaki payı yüzde 13’ten yüzde 16’ya çıktı. Hindistan, Çin, Japonya gibi ülkelerde yaptığımız tanıtım çalışmalarının meyvelerini aldığımızı görüyoruz. Uzakdoğu pazarında hedefimiz ihracatımızın yüzde 25’ini bu ülkelere yapabilir konuma gelmek” ifadelerini kullandı. Kuru incir ihracatında Amerika Birleşik Devletleri 58 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korurken, ikinci sırada 44,5 milyon dolarla Almanya ve üçüncü sırada 44 milyon dolarla Fransa yer aldı. Türkiye’den kuru incir talebini yüzde 249’luk artışla 5 milyon dolardan 17,7 milyon dolara çıkaran Çin, Türkiye’nin en çok kuru incir ihraç ettiği ülkeler sıralamasında dördüncü sıraya tırmandı. Kanada 13,5 milyon dolarlık kuru incir ihracatıyla beşinci oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.