Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Garanti Bbva

Kapsül Haber Ajansı - Garanti Bbva haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Garanti Bbva haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tami ve Kivi e-Dönüşüm’den Güçlü İş Birliği Haber

Tami ve Kivi e-Dönüşüm’den Güçlü İş Birliği

Tami, ERP sistemleri alanında öne çıkan Kivi e-Dönüşüm ile iş birliğini hayata geçirdi. Tamamlanan entegrasyon sayesinde Kivi ERP kullanan işletmeler, tüm finansal süreçlerini tek platform üzerinden yönetirken Tami’nin sanal POS altyapısıyla kolay, hızlı ve güvenli şekilde ödeme alabilecek. İş birliği kapsamında işletmeler, Kivi ERP sistemi üzerinden e-fatura oluşturduklarında aynı anda ödeme linki yaratabilecek. Oluşturulan bu linkte Tami Sanal POS altyapısı çalışacak ve firmalar tahsilatlarını tek adımda gerçekleştirebilecek. Bu yapı, işletmelere pürüzsüz bir müşteri deneyimi sunarken tahsilat süreçlerini önemli ölçüde hızlandıracak. Tami Sanal POS’un çoklu banka altyapısı sayesinde işletmeler, tek entegrasyonla tüm bankalardan ödeme alabilirken anlaşmalı bankaların kredi kartlarına ait taksit seçenekleri ve kampanyalarından da faydalanabilecek. Tami Genel Müdürü Melda Çetin iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Tami’yi kurarken çıkış noktamız, işletmelerin ödeme süreçlerini daha kolay, hızlı ve güvenli hale getirmekti. ‘Tam istediğin gibi’ yaklaşımımızla, her ölçekte işletmenin finansal süreçlerini sadeleştiren esnek çözümler sunuyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, sunduğumuz altyapıyla işletmelerin tahsilat süreçlerini tek bir platformdan yönetebilmesini sağlıyoruz. Kivi e-Dönüşüm ile hayata geçirdiğimiz bu entegrasyon sayesinde e-fatura ve tahsilat süreçlerini tek bir akışta birleştiriyoruz. Bu yapının, işletmelere hız ve operasyonel verimlilik kazandıracağına inanıyoruz. Ekosistem iş birlikleri, Tami’nin büyüme stratejisinin önemli bir parçası olmaya devam ediyor. Kivi e-Dönüşüm ile gerçekleştirdiğimiz bu entegrasyon da işletmelere ticaretin farklı aşamalarını kapsayan bütünsel çözümler sunma vizyonumuzu güçlendiriyor. Önümüzdeki dönemde de işletmelerin hayatını kolaylaştıran, onların ihtiyaçlarına doğrudan yanıt veren yenilikçi çözümler geliştirmeye ve güçlü iş birlikleriyle ekosistemimizi büyütmeye devam edeceğiz.” Kivi e-Dönüşüm Kurucusu Malik Hakyemez ise, iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “İşletmeler için en büyük verimsizliklerden biri, finansal süreçlerin parçalı halde ilerlemesi. Faturanın ayrı, tahsilatın ayrı, operasyonun ayrı yönetildiği bu yapı hem zaman kaybına hem de nakit akışında gecikmelere yol açıyor. Kivi SuperApp ile bu dağınık yapıyı ortadan kaldırarak; ödeme alma, ön muhasebe, POS yönetimi, e-ticaret ve stok takibi gibi tüm kritik süreçleri tek platformda birleştirdik. Amacımız, işletmelerin birden fazla sistemle uğraşmadan tüm operasyonlarını sade ama güçlü bir yapı üzerinden yönetebilmesi. Tami ile gerçekleştirdiğimiz entegrasyon ise bu vizyonun önemli bir parçası. Artık kullanıcılarımız, e-fatura oluşturdukları anda tahsilat sürecini de başlatabiliyor ve işlemi tek akışta tamamlayabiliyor. Bu yaklaşım, özellikle KOBİ’ler için hız ve tahsilat disiplini açısından ciddi bir fark yaratıyor. Bugün 10 binden fazla işletmenin aktif olarak kullandığı Kivi SuperApp’i, iş ortaklıklarıyla daha da güçlendirerek işletmelerin tüm finansal süreçlerini tek noktadan yönetebileceği bir platform haline getirmeye devam edeceğiz.” Kivi e-Dönüşüm’ün sunduğu kapsamlı yapı ile işletmeler; e-fatura, e-arşiv ve diğer e-belge süreçlerini yönetirken, banka hesaplarını takip edebiliyor, gider yönetimini gerçekleştirebiliyor ve tahsilatlarını doğrudan sistem üzerinden yapabiliyor. Platform; stok yönetiminden sipariş ve sevkiyata, finansal raporlamadan banka entegrasyonlarına kadar uçtan uca bir finans yönetim deneyimi sunuyor. Tami’nin Garanti BBVA teknolojisi ve güvencesiyle sunduğu altyapı, işletmelere yüksek güvenlik standartlarında hizmet sunarken tamamen dijital başvuru süreci, hızlı kurulum ve kolay entegrasyon avantajı sağlıyor. Bu iş birliğiyle birlikte Tami, fintek ekosistemindeki büyümesini sürdürürken çözüm ortaklarını da genişletiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’dan Ödeme İste API ile Tahsilatta Yeni Dönem Haber

Garanti BBVA’dan Ödeme İste API ile Tahsilatta Yeni Dönem

Garanti BBVA, ödeme ve tahsilat süreçlerinde dijitalleşmeyi ileri taşıyan yeni çözümü BKM entegrasyonlu Ödeme İste API’yi canlı ortamda kullanıma aldı. Uludağ Elektrik ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında hayata geçirilen uygulama sayesinde Uludağ Elektrik müşterileri banka uygulamalarına iletilen Ödeme İste taleplerini tek bir onayla hızlı ve güvenli bir şekilde tamamlayabiliyor. Yeni çözüm sayesinde firmalar, Garanti BBVA dijital kanallarına girmeye gerek kalmadan kendi sistemleri üzerinden Garanti BBVA Ödeme İste API aracılığıyla ödeme isteği oluşturabiliyor; böylece tahsilat süreçleri daha hızlı, esnek ve operasyonel olarak daha verimli hale geliyor. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Servis bankacılığı vizyonumuz doğrultusunda, müşterilerimizin iş yapış biçimlerine doğrudan entegre olan çözümler geliştirmeyi öncelikli odak alanlarımız arasında görüyoruz. BKM entegrasyonlu Ödeme İste API ile firmalar tahsilat süreçlerini kendi sistemleri üzerinden yönetebilirken, müşteriler de çok daha hızlı ve kesintisiz bir ödeme deneyimi yaşayabiliyor. Uludağ Elektrik ile birlikte hayata geçirdiğimiz bu uygulamanın, ödeme süreçlerinin dijitalleşmesi ve müşteri deneyiminin iyileştirilmesi açısından önemli bir örnek oluşturduğuna inanıyoruz. Bu çözümün firmaların nakit akışını daha etkin yönetmelerine, operasyonel verimliliklerini artırmalarına ve dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmalarına katkı sağlayacağını düşünüyoruz.” Ödeme süreçlerinde daha hızlı ve kesintisiz deneyim Uludağ Elektrik, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve BKM ortaklığında geliştirilen FAST altyapılı “Ödeme İste” hizmetini kendi sistemlerine entegre ederek kullanıcı dostu yeni bir tahsilat modeli geliştirdi. Yeni sistem kapsamında belirli kriterleri karşılayan müşterilere otomatik ödeme talebi iletiliyor. Müşteriler, banka uygulamalarına gelen bildirimi onaylayarak faturalarını tek adımda ödeyebiliyor. Böylece unutulan faturalar, yetersiz bakiye nedeniyle gerçekleşmeyen otomatik ödeme talimatları ve manuel ödeme süreçlerinden kaynaklanan aksaklıkların azaltılması hedefleniyor. Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, uygulamayla ilgili yaptığı açıklamada: “Dijitalleşmeyi yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, müşteri deneyimini iyileştiren bütüncül bir dönüşüm olarak ele alıyoruz. Garanti BBVA iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz bu yeni yapı sayesinde müşterilerimizin ödeme süreçlerini daha pratik, hızlı ve güvenli hale getiriyoruz. ‘Ödeme İste’ çözümünün ödeme alışkanlıklarını dönüştüren önemli bir adım olduğuna inanıyoruz,” dedi. Firmalara operasyonel kolaylık sağlıyor Ödeme İste API çözümüyle firmalar, BKM’nin sunduğu Kolay Adres Sistemi (KOLAS) altyapısı üzerinden bireysel veya kurumsal müşterilerine hızlı ve güvenli ödeme talebi gönderebiliyor. Böylece IBAN paylaşımı gibi manuel süreçlere ihtiyaç duyulmadan tahsilatlar kolaylaştırılıyor. Özellikle KOBİ, ticari ve kurumsal firmalara yönelik geliştirilen API çözümü; tahsilat süreçlerinin firmaların operasyonel akışlarına entegre edilmesine imkân tanırken, firmalar Garanti BBVA Developer Portal üzerinden başvurularını gerçekleştirerek sistemlerini uçtan uca dijital bir süreçle canlı ortama taşıyabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’ya Global Finance’tan Türkiye’nin En İyi Bankası Ödülü Haber

Garanti BBVA’ya Global Finance’tan Türkiye’nin En İyi Bankası Ödülü

Bu yıl 33’üncüsü düzenlenen ödül programında, dünya genelinde 150’den fazla ülke ve bölgedeki bankalar; kârlılık, büyüme, stratejik vizyon, inovasyon kapasitesi ve müşteri ihtiyaçlarına yanıt verme becerisi gibi kriterlere göre değerlendiriliyor. Garanti BBVA, bu kapsamlı değerlendirme sonucunda Türkiye’nin en iyi bankası unvanını elde etti. “Hem ülkemiz hem de müşterilerimiz için değer yaratmayı sürdürüyoruz” Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Böylesine saygın bir programda Türkiye’nin en iyi bankası seçilmekten büyük gurur duyuyoruz. Bu ödül; güçlü finansal performansımızın, sürdürülebilir büyüme yaklaşımımızın ve müşterilerimize sunduğumuz yenilikçi deneyimin bir yansıması. Türk lirası kredilerdeki lider konumumuz, kredi kartları ve tüketici finansmanındaki öncü rolümüzle ekonomiye değer yaratmayı sürdürüyoruz. 30 milyonu aşan müşteri tabanımız ve 18 milyonu aşan aktif mobil müşterimizle, dijital bankacılığı büyüme stratejimizin merkezine alıyoruz. Perakende satışlarımızın %89’unu dijital kanallar üzerinden gerçekleştiriyor olmamız, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri. Tüm bu dönüşümü, müşterilerimizin ihtiyaçlarını merkeze alan Radikal Müşteri Perspektifimiz doğrultusunda; empati, kişiselleştirme ve akıcı deneyim odağıyla şekillendiriyoruz. Yapay zekâ ve veri odaklı teknolojilerle müşteri deneyimini ve iş yapış şekillerimizi dönüştürmeye devam ediyoruz. Sürdürülebilirliği büyümenin temel itici gücü olarak konumlarken, 2018-2029 dönemi için belirlediğimiz 3,5 trilyon TL sürdürülebilir finansman hedefimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Kadın girişimcilere sağladığımız finansman desteğiyle kapsayıcı büyümeye katkı sunmayı sürdürüyoruz. Bu başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza ve bize güvenen müşterilerimize teşekkür ediyorum. ‘Birlikte Yaparız’ diyerek çıktığımız bu yolda, ülkemiz ve müşterilerimiz için değer yaratmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim ve Doğa Liderleri Sahneye Çıktı Haber

İklim ve Doğa Liderleri Sahneye Çıktı

Türkiye operasyonlarını Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu çatısı altında yürüten, dünyanın en büyük çevre raporlama platformu CDP, Türkiye’deki şirketlerin 2025 yılı iklim değişikliği ve doğa raporlaması kapsamındaki performansını CDP Türkiye 16. İklim Değişikliği ve Doğa Konferansı’nda paylaştı. Garanti BBVA’nın ana sponsorluğunda Türkiye faaliyetlerini gerçekleştiren CDP Türkiye, 2025 yılına ait analiz ve bulguları içeren “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”nun sonuçlarını ve CDP’nin Global Derecelendirme Metodolojisine göre belirlenen CDP Liderleri’ni, 15 Mayıs’ta gerçekleştirilen 16. Türkiye konferansında açıkladı. Bu yıl, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesi çevresel verinin kalitesi, karşılaştırılabilirliği ve karar alma süreçlerine entegrasyonu iş dünyasının dönüşümünde belirleyici bir rol oynuyor. Bu noktada CDP, yalnızca bir raporlama platformu olmanın ötesinde, şirketlerin uygulama kapasitesini görünür kılabilecek ve hesap verebilirliği güçlendirebilecek önemli bir araç olarak öne çıkıyor. “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”, Türkiye’deki şirketlerin çevresel raporlamayı rekabet gücüne dönüştürebilme kapasitesini ortaya koyuyor. Rapor, COP31 öncesinde şirketlerin raporlamadan uygulamaya geçişteki hazırlık seviyesini ortaya koyan güçlü bir çerçeve sunuyor. Türkiye çevresel raporlamada güçlü bir konuma ulaştı CDP aracılığıyla 2025 yılında 22.100’den fazla şirket, çevresel verilerini raporlarken bu sürece 1.000’den fazla şehir ve bölge de eklendi. 2025 yılında, neredeyse 900 şirket CDP’nin en yüksek derecelendirme seviyesi olan Küresel A Listesi’ne girdi. Türkiye’den ise toplam 45 şirket en az bir Küresel A Listesi’nde yer aldı. İklim, su ve ormansızlaşma kategorilerinin üçünde birden en yüksek liderlik seviyesi olan “Triple A” listesine giren dünyadaki 27 şirketten 5’i ise Türkiye’den. Diğer 17 şirket şirket ise iki ayrı kategoride liderlik sergileyerek “Double A” statüsü elde etti. Türkiye bu başarısıyla, CDP ekosisteminde çevresel raporlama ve performans alanında küresel ölçekteki en güçlü pazarlardan biri haline geldi. Türkiye’nin liderlik performansı ortalamaların üzerinde CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu’na göre, Türkiye’den raporlama yapan şirketler Avrupa ve küresel ortalamaların üzerinde performans göstererek “Yönetim” ve “Liderlik” seviyelerinde iklim değişikliğinde %82, su güvenliğinde %87 ve ormansızlaşma temasında %70’e ulaştı. Bu tablo, çevresel yönetimin artık yalnızca öncü şirketlere özgü bir alan olmadığını, giderek daha geniş bir şirket grubunun kurumsal sistemlerine entegre edildiğini gösteriyor. Çevresel liderlik ile finansal performans arasındaki ilişki giderek güçleniyor Bu yılki raporun bir kısmı, A ve A– notu alan lider şirketlerin çevresel risk ve fırsatları finansal açıdan nasıl yönettiğini, daha düşük derecelendirme notlarına sahip şirketlerle karşılaştırmalı olarak analiz ediyor. Bu fark özellikle fırsatlar tarafında daha net görülüyor. Lider şirketler, çevresel girişimler kapsamında yaptıkları her 1 dolarlık yatırımın yaklaşık 4 dolar finansal değer yaratma potansiyeli olduğunu raporlarken, daha düşük performans gösteren şirketlerde bu değer yaklaşık 0,07 dolar seviyesinde. Bu durum, fırsatların belirlenmesi ve finansal değere dönüştürülmesi konusunda ciddi bir verimlilik farkına işaret ediyor. Benzer bir ayrışma risk yönetiminde de görülüyor. Lider şirketlerde maliyet-risk oranına bakıldığında, maliyeti 1 dolar olan bir riski yönetmek için yaklaşık 0,43 dolar harcamanın yeterli olacağı görülüyor. Buna karşılık, daha düşük performans gösteren şirketlerde aynı riski yönetmek için yaklaşık 5,9 dolar harcamak gerektiği görülmekte. Bu durum, lider şirketlerin finansal açıdan önemli riskleri görece daha düşük maliyetle yönetebildiğini ve potansiyel olarak daha hedefli bir risk yönetimi yaklaşımına sahip olduğunu gösteriyor. Raporlamaların derinlik ve uygulama düzeyi artırılmalı Temel iklim raporlama göstergeleri açısından bakıldığında, Türkiye’deki şirketler yüksek ve tutarlı bir olgunluk düzeyi sergiliyor. Ancak taahhütlerin derinliği ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş araçlarının uygulanma düzeyi incelendiğinde daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Şirketlerin %70’i 1,5°C ile uyumlu bir iklim geçiş planı raporlarken, yalnızca %33’ü fosil yakıtlardan çıkışa yönelik açık bir taahhütte bulunuyor. Net-sıfır hedefleri yaygın olmakla birlikte (%62), bunların yalnızca %12’si Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulanmış vaziyette. Bu durum, hedef koyma ile bilim temelli uyum arasında önemli bir fark olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, dahili karbon fiyatlandırması giderek yaygınlaşsa da uygulama kapsamı halen sınırlı; çoğu zaman tüm karar süreçlerini kapsayan zorunlu bir mekanizma olarak kullanılmıyor. Yenilenebilir enerji kullanımı önemli ölçüde artmış olsa da toplam enerji tüketimi içinde yenilenemeyen kaynaklar hala baskın durumda. Genel olarak bu tablo, iklim yönetimi için gerekli temel yapıların kurulduğunu; ancak bu yapıların karar alma süreçlerine tutarlı, kapsamlı ve bağlayıcı şekilde yansıtılması için daha fazla ilerlemeye ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. İklim teması şirket yönetim sistemlerine entegre edilirken doğa ile ilgili konularda ilerleme sınırlı kaldı Rapor genelinde ortaya çıkan en önemli yapısal bulgulardan biri, iklim değişikliği konusundaki olgunluk ile diğer doğa temelli konular arasındaki belirgin fark. İklim değişikliği için riskleri belirleme ve yönetmeye yönelik yaklaşımlar tüm şirketlerde (%100) yerleşmiş durumdayken, bu oran su yönetimi alanında %78’e, biyoçeşitlilikte %36’ya, plastiklerde %24’e ve ormansızlaşmada %11’e kadar düştü. Benzer bir ayrışma değer zinciri etkileşiminde de görüldü. Bu oran iklimde %98 iken, plastiklerde %18 ve ormansızlaşmada %10 seviyesinde kaldı. Bu tablo, iklim konularının şirket sistemlerine derinlemesine entegre edildiğini, buna karşılık doğa ile ilgili konuların halen sınırlı bir kapsamda ele alındığını gösterdi. Genel olarak doğa temelli raporlamalar farkındalık aşamasından daha yapılandırılmış bir yönetime doğru ilerliyor. İklim ve su alanlarında görülen olgunluk seviyesine ulaşabilmek için özellikle veri altyapısının güçlendirilmesi, hedef belirleme yaklaşımlarının geliştirilmesi ve doğa ile ilgili konuların stratejik karar alma süreçlerine daha fazla entegre edilmesi gerekiyor. Türkiye’deki şirketlerin zorunlu raporlama çerçeveleriyle uyumu giderek artıyor Türkiye’de CDP kapsamında yapılan raporlamalar, zorunlu sürdürülebilirlik çerçeveleriyle yüksek ve artan bir uyuma işaret ediyor. 2025 itibarıyla Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (TSRS) ile uyum %83’e, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (ESRS) ile uyum ise %71’e ulaştı. Zorunlu raporlama çerçevelerine hazırlık açısından Türkiye iyi bir konumda, ancak şirketlerin önünde üç temel gelişim alanı bulunuyor: üretilen bilgiyi finansal sistemlerle ilişkilendirmek, karar alma süreçlerine dahil etmek ve geçiş planlarıyla bağlantılı hale getirmek. Bu aşamalar raporlamadan uygulamaya geçiş için kritik önem taşıyor. CDP verileri COP31 öncesinde güçlü bir referans Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e yaklaşırken, kurumsal çevresel raporlamaların önemi daha da artıyor. CDP verileri, şirketlerin uygulama kapasitesini değerlendirmek için güçlü ve güvenilir bir referans sunuyor. Enerji dönüşümü, su, doğa, döngüsel ekonomi, geçiş planlaması ve iklim finansmanı gibi CDP raporlamasında öne çıkan başlıklar, COP31 eylem gündeminin temel öncelikleriyle doğrudan örtüşüyor. Bulgular, Türkiye’den raporlama yapan şirketlerin yalnızca raporlama ölçeğini büyütmekle kalmayıp, bunu istikrarlı biçimde güçlü bir performansa dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bu çerçevede CDP verileri, şirketlerin uygulamaya ne ölçüde hazır olduğunu değerlendirmek, ulusal ve küresel iklim hedefleriyle uyum düzeyini analiz etmek açısından somut ve pratik bir referans niteliği taşıyor. Ana konuşmacılar ve Rapor Sunumu “COP31’e Doğru: Raporlama İvmesini Küresel Rekabet Avantajına Dönüştürmek” temasıyla düzenlenen konferansın açılışında konuşan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran “Garanti BBVA’da sürdürülebilirlik, iş modelimizin ayrılmaz bir parçası. 2025 CDP değerlendirmesinde iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma alanlarının tamamında A notu alarak Triple A seviyesine ulaşmamız bu yaklaşımın bir sonucu. İklim, su ve doğa artık ekonomik dayanıklılığın belirleyicisi. Bu doğrultuda finansman gücümüzle dönüşümü desteklemeyi sürdürüyoruz.” dedi. COP30 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Dan Ioschpe konferansa video mesajla katıldı. Ioschpe mesajında “25 yıl önce niş olan çevresel raporlama, bugün iş dünyası için küresel bir standart ve temel gereklilik haline gelmiş; veri, şeffaflık ve raporlama sürdürülebilir kalkınmayı ve etkili karar almayı mümkün kılmıştır. Bu yapı sayesinde, bugün CDP tarafından ödüllendirilen kuruluşlar yalnızca bir standardı karşılamıyor, aynı zamanda uygulamanın nasıl hayata geçtiğini gösteren öncüler olarak öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı. Deloitte Global Sürdürülebilir Finans Lideri Hans-Juergen Walter konuya küresel bir perspektiften bakarak “Şirketler yalnızca mevzuata uyumla sınırlı kalmamalı. Raporlamayı bir zorunluluk olarak değil, rekabet avantajı yaratmanın bir aracı olarak görmeliler. Nitelikli çevresel raporlama; sermayeyi cezbeden, pazardaki konumu güçlendiren ve hızla dönüşen küresel ortamda gerçekten dayanıklı, geleceğe hazır iş modelleri inşa etmeyi mümkün kılan stratejik bir kaldıraçtır.” dedi. CDP Politika ve Büyüme Direktörü Pietro Bertazzi ise, “Yaklaşan COP31’in uygulama odağıyla birlikte, Türkiye’deki şirketlerin CDP aracılığıyla yaptığı raporlamalar, lider şirketlerin çevresel performans konusunda yüksek bir standart belirlerken aynı zamanda ticari kazanımlar da elde ettiğini gösteriyor. Hızla değişen küresel ekonomide geleceğe en güçlü şekilde hazırlanan şirketler; şeffaflığı somut aksiyona dönüştürebilen, çevresel verileri stratejik karar alma süreçlerine entegre eden ve dünyamız için olumlu büyümeyi yönlendiren şirketler olacak.” dedi. CDP Türkiye 2025 İklim ve Doğa Raporu’nun sonuçlarını paylaşan CDP Türkiye Ülke Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş şu değerlendirmede bulundu: “Raporun sonuçlarına baktığımızda, Türkiye’de çevresel yönetim yapılarının güçlü bir kurumsal temele oturduğu açıkça görülmekte, fakat bu yapının tüm çevresel temalar ve şirketler genelinde henüz dengeli ve bütüncül bir şekilde yaygınlaşmadığı görülüyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin önceliği, mevcut raporlama altyapısını daha derin entegrasyon, daha geniş çevresel kapsama ve daha tutarlı uygulama çıktılarıyla güçlendirmek olmalı.” 2026 Triple A Liderler Paneli Konferans kapsamında Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Türkiye Direktörü Ozan Duygulu moderatörlüğünde “2026 Triple A Liderler Paneli” düzenlendi. Panele, Garanti BBVA Yönetim Kurulu Üyesi Mevhibe Canan Özsoy, Akbank CFO’su Türker Tunalı ve CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu katıldı. Sürdürülebilir finansman ve sürdürülebilirliğin stratejik yönetimi konularının ele alındığı panelde Mevhibe Canan Özsoy, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun değil; fiziksel, finansal ve itibara yönelik riskler barındıran küresel bir dönüşüm meselesi olduğunu belirtti. Türker Tunalı, düşük karbonlu ekonomiye geçişte finans sektörü, reel sektör ve teknoloji ekosisteminin birlikte hareket etmesinin kritik önem taşıdığını söyledi. Kutay Kartallıoğlu ise konuşmasında gıda perakendesinin iklim değişikliğinden kaynaklanan risklerden doğrudan etkilendiğine dikkat çekerek Türkiye’nin Akdeniz havzasındaki konumu nedeniyle gıda güvenliği ve tedarik zincirleri açısından önemli çevresel risklerle karşı karşıya olduğunu vurguladı. CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni Programın sonunda gerçekleştirilen CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni’nde CDP Global A listelerine girmeyi başaran 45 şirket ödüllerini aldı. Ödül töreninde TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu, ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü birer konuşma gerçekleştirdi ve şirketlere ödüllerini takdim etti. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu konuşmasında “Jeopolitik gelişmelerin yoğunlaştığı bu dönemde iklim krizinin bilimsel bir gerçek olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Önümüzdeki COP31 sürecini Paris Anlaşması kapsamında gündeme getirilen başlıkların yeniden canlandırılması açısından kıymetli görüyoruz. Bu süreçte, iş dünyasının sürdürülebilirlik raporlamalarına güçlü biçimde eğilmesini ve odağına almasını kritik önemde görüyoruz. Bugün bu önemli gelişmelere tanıklık etmemizi sağlayan CDP Türkiye’ye ülkemizde sürdürülebilirlik raporlaması konusunda bilinçlendirme ve iş dünyasının dönüşümü alanında sağladığı katkılar için teşekkür ediyorum” dedi. Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü ise "Sürdürülebilirlik raporlaması, finansal raporlama ile sürdürülebilirlik yönetimi disiplinlerinin entegrasyonu sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu entegrasyonun temelinde, çevresel ve sosyal faktörlerin operasyonel riskler ve finansal fırsatlar üzerindeki belirleyici rolü yatmaktadır. Bu perspektifle hazırlanan raporlar, yatırımcıların sermaye tahsisi kararlarında kullandığı 'önemlilik' arz eden bilgilere odaklanmaktadır." dedi. Triple A ödülleri (5 şirket) Double A ödülleri (17 şirket) Global A ödülleri (23 şirket) CDP Şehirler A Liderleri ödülleri Konferans kapsamında ayrıca “CDP Cities A List”e girmeyi başaran iki belediyeye de ödülleri takdim edildi. Ödüllerini almak üzere törene, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Serhat Taşkınsu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın En Büyük Çevre Raporlama Platformu CDP’nin 2025 Türkiye Sonuçları ve Lider Şirketler Açıklandı Haber

Dünyanın En Büyük Çevre Raporlama Platformu CDP’nin 2025 Türkiye Sonuçları ve Lider Şirketler Açıklandı

Garanti BBVA’nın ana sponsorluğunda Türkiye faaliyetlerini gerçekleştiren CDP Türkiye, 2025 yılına ait analiz ve bulguları içeren “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”nun sonuçlarını ve CDP’nin Global Derecelendirme Metodolojisine göre belirlenen CDP Liderleri’ni, 15 Mayıs’ta gerçekleştirilen 16. Türkiye konferansında açıkladı. Bu yıl, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesi çevresel verinin kalitesi, karşılaştırılabilirliği ve karar alma süreçlerine entegrasyonu iş dünyasının dönüşümünde belirleyici bir rol oynuyor. Bu noktada CDP, yalnızca bir raporlama platformu olmanın ötesinde, şirketlerin uygulama kapasitesini görünür kılabilecek ve hesap verebilirliği güçlendirebilecek önemli bir araç olarak öne çıkıyor. “CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu”, Türkiye’deki şirketlerin çevresel raporlamayı rekabet gücüne dönüştürebilme kapasitesini ortaya koyuyor. Rapor, COP31 öncesinde şirketlerin raporlamadan uygulamaya geçişteki hazırlık seviyesini ortaya koyan güçlü bir çerçeve sunuyor. Türkiye çevresel raporlamada güçlü bir konuma ulaştı CDP aracılığıyla 2025 yılında 22.100’den fazla şirket, çevresel verilerini raporlarken bu sürece 1.000’den fazla şehir ve bölge de eklendi. 2025 yılında, neredeyse 900 şirket CDP’nin en yüksek derecelendirme seviyesi olan Küresel A Listesi’ne girdi. Türkiye’den ise toplam 45 şirket en az bir Küresel A Listesi’nde yer aldı. İklim, su ve ormansızlaşma kategorilerinin üçünde birden en yüksek liderlik seviyesi olan “Triple A” listesine giren dünyadaki 27 şirketten 5’i ise Türkiye’den. Diğer 17 şirket şirket ise iki ayrı kategoride liderlik sergileyerek “Double A” statüsü elde etti. Türkiye bu başarısıyla, CDP ekosisteminde çevresel raporlama ve performans alanında küresel ölçekteki en güçlü pazarlardan biri haline geldi. Türkiye’nin liderlik performansı ortalamaların üzerinde CDP Türkiye 2025 İklim Değişikliği ve Doğa Raporu’na göre, Türkiye’den raporlama yapan şirketler Avrupa ve küresel ortalamaların üzerinde performans göstererek “Yönetim” ve “Liderlik” seviyelerinde iklim değişikliğinde %82, su güvenliğinde %87 ve ormansızlaşma temasında %70’e ulaştı. Bu tablo, çevresel yönetimin artık yalnızca öncü şirketlere özgü bir alan olmadığını, giderek daha geniş bir şirket grubunun kurumsal sistemlerine entegre edildiğini gösteriyor. Çevresel liderlik ile finansal performans arasındaki ilişki giderek güçleniyor Bu yılki raporun bir kısmı, A ve A– notu alan lider şirketlerin çevresel risk ve fırsatları finansal açıdan nasıl yönettiğini, daha düşük derecelendirme notlarına sahip şirketlerle karşılaştırmalı olarak analiz ediyor. Bu fark özellikle fırsatlar tarafında daha net görülüyor. Lider şirketler, çevresel girişimler kapsamında yaptıkları her 1 dolarlık yatırımın yaklaşık 4 dolar finansal değer yaratma potansiyeli olduğunu raporlarken, daha düşük performans gösteren şirketlerde bu değer yaklaşık 0,07 dolar seviyesinde. Bu durum, fırsatların belirlenmesi ve finansal değere dönüştürülmesi konusunda ciddi bir verimlilik farkına işaret ediyor. Benzer bir ayrışma risk yönetiminde de görülüyor. Lider şirketlerde maliyet-risk oranına bakıldığında, maliyeti 1 dolar olan bir riski yönetmek için yaklaşık 0,43 dolar harcamanın yeterli olacağı görülüyor. Buna karşılık, daha düşük performans gösteren şirketlerde aynı riski yönetmek için yaklaşık 5,9 dolar harcamak gerektiği görülmekte. Bu durum, lider şirketlerin finansal açıdan önemli riskleri görece daha düşük maliyetle yönetebildiğini ve potansiyel olarak daha hedefli bir risk yönetimi yaklaşımına sahip olduğunu gösteriyor. Raporlamaların derinlik ve uygulama düzeyi artırılmalı Temel iklim raporlama göstergeleri açısından bakıldığında, Türkiye’deki şirketler yüksek ve tutarlı bir olgunluk düzeyi sergiliyor. Ancak taahhütlerin derinliği ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş araçlarının uygulanma düzeyi incelendiğinde daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Şirketlerin %70’i 1,5°C ile uyumlu bir iklim geçiş planı raporlarken, yalnızca %33’ü fosil yakıtlardan çıkışa yönelik açık bir taahhütte bulunuyor. Net-sıfır hedefleri yaygın olmakla birlikte (%62), bunların yalnızca %12’si Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından doğrulanmış vaziyette. Bu durum, hedef koyma ile bilim temelli uyum arasında önemli bir fark olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, dahili karbon fiyatlandırması giderek yaygınlaşsa da uygulama kapsamı halen sınırlı; çoğu zaman tüm karar süreçlerini kapsayan zorunlu bir mekanizma olarak kullanılmıyor. Yenilenebilir enerji kullanımı önemli ölçüde artmış olsa da toplam enerji tüketimi içinde yenilenemeyen kaynaklar hala baskın durumda. Genel olarak bu tablo, iklim yönetimi için gerekli temel yapıların kurulduğunu; ancak bu yapıların karar alma süreçlerine tutarlı, kapsamlı ve bağlayıcı şekilde yansıtılması için daha fazla ilerlemeye ihtiyaç duyulduğunu gösteriyor. İklim teması şirket yönetim sistemlerine entegre edilirken doğa ile ilgili konularda ilerleme sınırlı kaldı Rapor genelinde ortaya çıkan en önemli yapısal bulgulardan biri, iklim değişikliği konusundaki olgunluk ile diğer doğa temelli konular arasındaki belirgin fark. İklim değişikliği için riskleri belirleme ve yönetmeye yönelik yaklaşımlar tüm şirketlerde (%100) yerleşmiş durumdayken, bu oran su yönetimi alanında %78’e, biyoçeşitlilikte %36’ya, plastiklerde %24’e ve ormansızlaşmada %11’e kadar düştü. Benzer bir ayrışma değer zinciri etkileşiminde de görüldü. Bu oran iklimde %98 iken, plastiklerde %18 ve ormansızlaşmada %10 seviyesinde kaldı. Bu tablo, iklim konularının şirket sistemlerine derinlemesine entegre edildiğini, buna karşılık doğa ile ilgili konuların halen sınırlı bir kapsamda ele alındığını gösterdi. Genel olarak doğa temelli raporlamalar farkındalık aşamasından daha yapılandırılmış bir yönetime doğru ilerliyor. İklim ve su alanlarında görülen olgunluk seviyesine ulaşabilmek için özellikle veri altyapısının güçlendirilmesi, hedef belirleme yaklaşımlarının geliştirilmesi ve doğa ile ilgili konuların stratejik karar alma süreçlerine daha fazla entegre edilmesi gerekiyor. Türkiye’deki şirketlerin zorunlu raporlama çerçeveleriyle uyumu giderek artıyor Türkiye’de CDP kapsamında yapılan raporlamalar, zorunlu sürdürülebilirlik çerçeveleriyle yüksek ve artan bir uyuma işaret ediyor. 2025 itibarıyla Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (TSRS) ile uyum %83’e, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlaması Standartları (ESRS) ile uyum ise %71’e ulaştı. Zorunlu raporlama çerçevelerine hazırlık açısından Türkiye iyi bir konumda, ancak şirketlerin önünde üç temel gelişim alanı bulunuyor: üretilen bilgiyi finansal sistemlerle ilişkilendirmek, karar alma süreçlerine dahil etmek ve geçiş planlarıyla bağlantılı hale getirmek. Bu aşamalar raporlamadan uygulamaya geçiş için kritik önem taşıyor. CDP verileri COP31 öncesinde güçlü bir referans Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e yaklaşırken, kurumsal çevresel raporlamaların önemi daha da artıyor. CDP verileri, şirketlerin uygulama kapasitesini değerlendirmek için güçlü ve güvenilir bir referans sunuyor. Enerji dönüşümü, su, doğa, döngüsel ekonomi, geçiş planlaması ve iklim finansmanı gibi CDP raporlamasında öne çıkan başlıklar, COP31 eylem gündeminin temel öncelikleriyle doğrudan örtüşüyor. Bulgular, Türkiye’den raporlama yapan şirketlerin yalnızca raporlama ölçeğini büyütmekle kalmayıp, bunu istikrarlı biçimde güçlü bir performansa dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Bu çerçevede CDP verileri, şirketlerin uygulamaya ne ölçüde hazır olduğunu değerlendirmek, ulusal ve küresel iklim hedefleriyle uyum düzeyini analiz etmek açısından somut ve pratik bir referans niteliği taşıyor. Ana konuşmacılar ve Rapor Sunumu “COP31’e Doğru: Raporlama İvmesini Küresel Rekabet Avantajına Dönüştürmek” temasıyla düzenlenen konferansın açılışında konuşan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Cemal Onaran “Garanti BBVA’da sürdürülebilirlik, iş modelimizin ayrılmaz bir parçası. 2025 CDP değerlendirmesinde iklim değişikliği, su güvenliği ve ormansızlaşma alanlarının tamamında A notu alarak Triple A seviyesine ulaşmamız bu yaklaşımın bir sonucu. İklim, su ve doğa artık ekonomik dayanıklılığın belirleyicisi. Bu doğrultuda finansman gücümüzle dönüşümü desteklemeyi sürdürüyoruz.” dedi. COP30 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Dan Ioschpe konferansa video mesajla katıldı. Ioschpe mesajında “25 yıl önce niş olan çevresel raporlama, bugün iş dünyası için küresel bir standart ve temel gereklilik haline gelmiş; veri, şeffaflık ve raporlama sürdürülebilir kalkınmayı ve etkili karar almayı mümkün kılmıştır. Bu yapı sayesinde, bugün CDP tarafından ödüllendirilen kuruluşlar yalnızca bir standardı karşılamıyor, aynı zamanda uygulamanın nasıl hayata geçtiğini gösteren öncüler olarak öne çıkıyor.” ifadelerini kullandı. Deloitte Global Sürdürülebilir Finans Lideri Hans-Juergen Walter konuya küresel bir perspektiften bakarak “Şirketler yalnızca mevzuata uyumla sınırlı kalmamalı. Raporlamayı bir zorunluluk olarak değil, rekabet avantajı yaratmanın bir aracı olarak görmeliler. Nitelikli çevresel raporlama; sermayeyi cezbeden, pazardaki konumu güçlendiren ve hızla dönüşen küresel ortamda gerçekten dayanıklı, geleceğe hazır iş modelleri inşa etmeyi mümkün kılan stratejik bir kaldıraçtır.” dedi. CDP Politika ve Büyüme Direktörü Pietro Bertazzi ise, “Yaklaşan COP31’in uygulama odağıyla birlikte, Türkiye’deki şirketlerin CDP aracılığıyla yaptığı raporlamalar, lider şirketlerin çevresel performans konusunda yüksek bir standart belirlerken aynı zamanda ticari kazanımlar da elde ettiğini gösteriyor. Hızla değişen küresel ekonomide geleceğe en güçlü şekilde hazırlanan şirketler; şeffaflığı somut aksiyona dönüştürebilen, çevresel verileri stratejik karar alma süreçlerine entegre eden ve dünyamız için olumlu büyümeyi yönlendiren şirketler olacak.” dedi. CDP Türkiye 2025 İklim ve Doğa Raporu’nun sonuçlarını paylaşan CDP Türkiye Ülke Yöneticisi Mirhan Köroğlu Göğüş şu değerlendirmede bulundu: “Raporun sonuçlarına baktığımızda, Türkiye’de çevresel yönetim yapılarının güçlü bir kurumsal temele oturduğu açıkça görülmekte, fakat bu yapının tüm çevresel temalar ve şirketler genelinde henüz dengeli ve bütüncül bir şekilde yaygınlaşmadığı görülüyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin önceliği, mevcut raporlama altyapısını daha derin entegrasyon, daha geniş çevresel kapsama ve daha tutarlı uygulama çıktılarıyla güçlendirmek olmalı.” 2026 Triple A Liderler Paneli Konferans kapsamında Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu Türkiye Direktörü Ozan Duygulu moderatörlüğünde “2026 Triple A Liderler Paneli” düzenlendi. Panele, Garanti BBVA Yönetim Kurulu Üyesi Mevhibe Canan Özsoy, Akbank CFO’su Türker Tunalı ve CarrefourSA CEO’su Kutay Kartallıoğlu katıldı. Sürdürülebilir finansman ve sürdürülebilirliğin stratejik yönetimi konularının ele alındığı panelde Mevhibe Canan Özsoy, iklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun değil; fiziksel, finansal ve itibara yönelik riskler barındıran küresel bir dönüşüm meselesi olduğunu belirtti. Türker Tunalı, düşük karbonlu ekonomiye geçişte finans sektörü, reel sektör ve teknoloji ekosisteminin birlikte hareket etmesinin kritik önem taşıdığını söyledi. Kutay Kartallıoğlu ise konuşmasında gıda perakendesinin iklim değişikliğinden kaynaklanan risklerden doğrudan etkilendiğine dikkat çekerek Türkiye’nin Akdeniz havzasındaki konumu nedeniyle gıda güvenliği ve tedarik zincirleri açısından önemli çevresel risklerle karşı karşıya olduğunu vurguladı. CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni Programın sonunda gerçekleştirilen CDP Türkiye 2026 Ödül Töreni’nde CDP Global A listelerine girmeyi başaran 45 şirket ödüllerini aldı. Ödül töreninde TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu, ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü birer konuşma gerçekleştirdi ve şirketlere ödüllerini takdim etti. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Fatih Kemal Ebiçlioğlu konuşmasında “Jeopolitik gelişmelerin yoğunlaştığı bu dönemde iklim krizinin bilimsel bir gerçek olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Önümüzdeki COP31 sürecini Paris Anlaşması kapsamında gündeme getirilen başlıkların yeniden canlandırılması açısından kıymetli görüyoruz. Bu süreçte, iş dünyasının sürdürülebilirlik raporlamalarına güçlü biçimde eğilmesini ve odağına almasını kritik önemde görüyoruz. Bugün bu önemli gelişmelere tanıklık etmemizi sağlayan CDP Türkiye’ye ülkemizde sürdürülebilirlik raporlaması konusunda bilinçlendirme ve iş dünyasının dönüşümü alanında sağladığı katkılar için teşekkür ediyorum” dedi. Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’ndan Başkan Yardımcısı Murat Yünlü ise "Sürdürülebilirlik raporlaması, finansal raporlama ile sürdürülebilirlik yönetimi disiplinlerinin entegrasyonu sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu entegrasyonun temelinde, çevresel ve sosyal faktörlerin operasyonel riskler ve finansal fırsatlar üzerindeki belirleyici rolü yatmaktadır. Bu perspektifle hazırlanan raporlar, yatırımcıların sermaye tahsisi kararlarında kullandığı 'önemlilik' arz eden bilgilere odaklanmaktadır." dedi. Triple A ödülleri (5 şirket) Double A ödülleri (17 şirket) Global A ödülleri (23 şirket) CDP Şehirler A Liderleri ödülleri Konferans kapsamında ayrıca “CDP Cities A List”e girmeyi başaran iki belediyeye de ödülleri takdim edildi. Ödüllerini almak üzere törene, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Serhat Taşkınsu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler katıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA’ya Dünyanın En İyi Yatırım Bankaları 2026 Ödülleri’nde 3 Ödül Birden Haber

Garanti BBVA’ya Dünyanın En İyi Yatırım Bankaları 2026 Ödülleri’nde 3 Ödül Birden

Banka borçlanma araçları ve altyapı finansmanı alanındaki güçlü performansı, uluslararası yatırımcılarla kurduğu güçlü ilişki ve gerçekleştirdiği işlemlerle bölgedeki konumunu pekiştirdi. Global Finance tarafından açıklanan “Dünyanın En İyi Yatırım Bankaları Orta ve Doğu Avrupa 2026 Ödülleri” (World’s Best Investment Banks 2026: Central & Eastern Europe) kapsamında Garanti BBVA, üç farklı kategoride ödüle layık görüldü. Yatırım bankalarının 2025 yılı performanslarının değerlendirildiği listede Garanti BBVA; En İyi Borçlanma Araçları Bankası, Altyapı Finansmanı Alanında En İyi Banka ve Türkiye’nin En İyi Yatırım Bankası ödüllerinin sahibi oldu. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sinem Edige, “Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde üç farklı kategoride kazandığımız bu ödülleri, yatırım bankacılığı alanındaki uzmanlığımızın ve uluslararası yatırımcılarla kurduğumuz güçlü ilişkilerin bir yansıması olarak görüyoruz. Borçlanma araçları ve yapılandırılmış finansman alanındaki çözümlerimizle müşterilerimizin ihtiyaçlarına uygun, sürdürülebilir ve uzun vadeli değer yaratan finansman modelleri geliştiriyoruz. Türkiye’nin uluslararası piyasalardaki konumuna katkı sağlamayı ve yatırımcı güvenini desteklemeyi sürdüreceğiz,” dedi. Yatırım alanında güçlü performans Banka, 2025 yılı boyunca gerçekleştirdiği borçlanma araçları ihraçlarında uluslararası yatırımcılardan güçlü talep gördü. 500 milyon dolar tutarındaki Tier-2 ihraç yaklaşık 2 milyar dolar talep toplarken, yıl içinde gerçekleştirilen 700 milyon dolar tutarındaki ikinci ihraç da yaklaşık 1,8 milyar dolar talep gördü. Tier-2 ihraçları başta olmak üzere gerçekleştirilen işlemler, yüksek talep ve talep fazlasıyla öne çıktı. Garanti BBVA ayrıca enerji, altyapı ve sanayi sektörlerinde toplam 20 işlemde yaklaşık 890 milyon dolar finansman sağlayarak çok sayıda büyük ölçekli işlemde aktif rol aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA Ekonomik Araştırmalar Ekibine FocusEconomics’ten İki Ödül Haber

Garanti BBVA Ekonomik Araştırmalar Ekibine FocusEconomics’ten İki Ödül

Garanti BBVA’nın Ekonomik Araştırmalar ekibi BBVA Research, dünyanın önde gelen ekonomistlerinin tahminlerini bir araya getiren FocusEconomics tarafından düzenlenen Analist Tahmin Ödülleri 2026 (Analyst Forecast Awards 2026) kapsamında iki önemli başarıya imza attı. Ekip, Türkiye ekonomisine yönelik makroekonomik tahmin performansıyla Türkiye Genel Görünüm (Turkey Overall) kategorisinde birinci, Türkiye GSYH (Turkey GDP) kategorisinde ise ikinci sırada yer aldı. FocusEconomics, her ay ulusal ve uluslararası bankalar, finans kuruluşları ve ekonomik araştırma kurumlarından 1.500’ün üzerinde uzmanı kapsayan anketlerle Uzlaşı Tahmini (Consensus Forecast) verilerini oluşturuyor. Anketlere verilen yanıtlar doğrultusunda 100’den fazla ülkede temel makroekonomik göstergeler kapsamında en başarılı tahmin ekiplerini değerlendiriyor. Ödül metodolojisinde tahminlerin doğruluğu, gerçekleşen makroekonomik veri ile tahmin arasındaki mutlak fark üzerinden ölçülüyor; panelistler 22 aylık değerlendirme döneminde sundukları tahminlerin ortalama hata oranına göre sıralanıyor. “Genel Görünüm” kategorisinde ise ülke bazındaki genel performans, farklı göstergeler üzerinden ağırlıklandırılmış bir sıralama ile belirleniyor. Türkiye ekonomisini en iyi tahmin eden ekip Garanti BBVA Baş Ekonomisti Seda Güler Mert, ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “BBVA Research ekibi olarak, Türkiye ekonomisine ilişkin analiz ve tahminlerimizi veri odaklı, sistematik ve bütüncül bir yaklaşımla sürdürüyoruz. Ekonomik göstergeleri değerlendirirken yalnızca açıklanan verileri değil; piyasalardaki gelişmeleri, para ve maliye politikalarındaki adımları, sektörel dinamikleri ve değişen küresel trendleri birlikte ele alıyoruz. FocusEconomics gibi uluslararası ölçekte takip edilen bir platform tarafından, artan belirsizliklere ve hızlı değişen koşullara rağmen Türkiye ekonomisini en iyi tahmin eden araştırma ekibi seçilmek bizim için son derece değerli. Bu başarı, ekibimizin analitik kapasitesinin, metodolojik tutarlılığının ve uzun vadeli emeğinin güçlü bir göstergesi. Önümüzdeki dönemde de müşterilerimize, yatırımcılara ve karar alıcılara güvenilir, derinlikli ve zamanlı içgörüler sunmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Kadın Girişimcileri 19. Kez Ödüllerine Kavuştu Haber

Türkiye’nin Kadın Girişimcileri 19. Kez Ödüllerine Kavuştu

Garanti BBVA’nın, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) iş birliğiyle bu yıl 19.sunu gerçekleştirdiği Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nın sonuçları açıklandı. 28 Nisan akşamı gerçekleştirilen ödül töreninde, beş kategorinin birincileri ödüllerini aldılar. Yarışmada, Gurvita kurucusu Bahar Şamhili Tanju, “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” seçildi. Bahar Alan, Novavera girişimiyle “Türkiye'nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi”, Hülya Tomak Blueit girişimiyle “Türkiye'nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” oldu. İpek Tüysüzoğlu, Yugen girişimiyle “Türkiye'nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” seçilirken, “Türkiye'nin Kadın Kooperatifi” ödülünü ise Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi adına Sıla Elevli aldı. “Her hikaye kendi içinde eşsiz ve değerli” Ödül töreninde konuşan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, “Bu akşam sadece bir ödül töreni için değil, 20 yıla yayılan güçlü bir dönüşümün parçası olarak buradayız. Kadın girişimciliğini geçmişten bugüne hep bütünsel bir yaklaşımla ele aldık. Finansman, eğitim, pazar erişimi ve cesaretlendirme olmak üzere dört temel alanda kurguladığımız modelimizle somut etki yaratmayı hedefledik ve bu yolda emin adımlarla yürüyoruz. Son beş yılda kadın girişimcilere sağladığımız finansman 350 milyar TL’yi aştı. Türkiye Kadın Girişimci Akademisi ile 6.000 kadın girişimciye ulaştık; Ticaretin Kadınları platformu ile onları yeni pazarlara taşıdık. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması da bu yaklaşımımızın en güçlü yansımalarından biri. 2007 yılında 103 başvuruyla başlayan bu yolculuk bugün 50 bini aşkın başvuruya ulaşarak ekosistem içinde başlı başına bir markaya dönüştü. Başvuruların ve ilginin her geçen gün artması, bize bu alanda yapacak daha çok işimiz olduğunu da gösteriyor. Bugün girişimcilik daha erken başlıyor, yeni nesil girişimciler ise daha en başından global düşünüyor. Verdiğimiz desteklerin yanı sıra, kadın girişimcileri küresel ağlarla buluşturarak uluslararası başarı hikâyelerine katkı sağlamayı da hedefliyoruz. İnanıyoruz ki kadınların ekonomiye eşit katılımı yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda güçlü bir kalkınma meselesi. Bu akşam burada gördüğümüz tüm girişimciler yalnızca kendi başarılarını değil, başka kadınlara ilham veren güçlü hikâyeleri temsil ediyor. Biz de bu yolculuğun bir parçası olmaktan büyük bir gurur duyuyor, ‘Birlikte yaparız’ diyerek bu hikâyeyi birlikte büyütmeye devam ediyoruz.” dedi. KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, “Garanti BBVA ve Ekonomist Dergisi ile birlikte sürdürdüğümüz iş birliğinin, kadın girişimciliğini destekleyen güçlü ve sürdürülebilir bir etki alanına dönüşmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması, 19 yılı geride bırakırken bir yarışma olmanın ötesine geçerek; kadınların potansiyelini görünür kılan, ilham veren ve cesaretlendiren güçlü bir platform haline gelmiştir. 2007 yılında 103 kadının ‘ben de varım’ diyerek başvurduğu bu yolculuk, bugün 50 bini aşkın girişimcinin hikâyesine ev sahipliği yapıyor. Bugün her başvuruyla birlikte karşımıza çıkan hikâyeler, kadınların üretme gücünü, kararlılığını ve dönüşüm yaratma kapasitesini açıkça ortaya koyuyor. Kadın girişimciler yalnızca ekonomik değer üretmekle kalmıyor; geliştirdikleri yenilikçi, sürdürülebilir ve kapsayıcı iş modelleriyle de toplumsal fayda yaratarak daha kapsayıcı bir geleceğin inşasına katkı sağlıyor. Ödüllendirdiğimiz her başarı; cesaretin, azmin ve istikrarlı emeğin güçlü bir yansıması olurken, başka kadınlara ilham veren ve “ben de yapabilirim” duygusunu pekiştiren çok kıymetli örnekler de sunuyor. KAGİDER olarak inancımız çok net: Kadınların iş dünyasında daha güçlü temsil edilmesi sürdürülebilir kalkınmanın en önemli anahtarlarından biridir. Bu nedenle kadın girişimcilerin yolculuklarını desteklemeye, onları görünür kılmaya ve başarı hikâyelerini çoğaltmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki; kadınların güçlenmesi yalnızca bugünü değil, geleceği de dönüştürür” dedi. Ekonomist Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Talip Yılmaz, “Ekonomist Dergisi, kadın konusuna ayrıca önem veren, önceliklendiren bir yayın politikası izliyor. Kadının iş hayatındaki yerini önceliklendiren haber ve araştırmalar hazırlıyor. Etkinlikler düzenliyor. Bu kapsamda Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması, alanında Türkiye’nin en uzun soluklu çalışması. Garanti BBVA ve KAGİDER gibi çok değerli iki kuruluşla birlikte hayata geçirdiğimiz ve 19 yaşında olan bu yarışma, Türkiye’nin kadın girişimciliği ekosisteminin gelişmesine büyük katkı sundu. Bu güne kadar 50 binin üzerinde kadın girişimci yarışmayı katıldı. Kadın girişimciliği ekosisteminin girişimcilik ekosisteminden aldığı pay yüzde 3-4’erden aradan geçen yıllar içinde yüzde 18’lere yükseldi. Yine kadın girişimciliğinde geleneksel sektörlerin yanında bugün e-ticaret, oyun teknoloji, bilimin farklı dallarında alanında işler olduğunu görüyoruz. Bu başarıda muhakkakki topluma rol model olan yarışmanın ve yarışmacılarımızın büyük etkisi oldu,” dedi. Kazananlar hakkında Bahar Şamhili Tanju – “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” / Gurvita Gurvita, geleneksel üretim yöntemlerini modern tüketim alışkanlıklarıyla buluşturarak katma değerli gıda ürünleri geliştiren bir girişim olarak öne çıkıyor. Kemik suyu gibi yüksek besin değerine sahip ürünleri daha erişilebilir ve sürdürülebilir bir modelle Türkiye’de ve yurt dışında başarıyla sunuyor. Bahar Alan – “Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” / Novavera Zeytinyağı Novavera, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla yüksek kaliteli zeytinyağı üretimi gerçekleştirerek hem yerel kalkınmaya katkı sağlıyor hem de uluslararası pazarlarda Türkiye’yi temsil ediyor. Hülya Tomak – “Türkiye’nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” / Blueit Blueit, su tüketimi ve yönetimi konusunda farkındalık yaratmayı hedefleyen teknoloji tabanlı çözümleriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına ve daha yaşanılabilir bir dünyaya katkı sunuyor. İpek Tüysüzoğlu – “Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” / Yugen Yugen, nar kabuğu gibi doğal atıklardan alternatif deri üretimi gerçekleştirerek döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim alanında yenilikçi bir model ortaya koyuyor. Sıla Elevli – “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” / Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi fındık tarımını geleneksel sınırlarının ötesine taşıyarak modern teknolojiler ve sürdürülebilir üretim modelleriyle yeniden kurgulayan bir yapı sunuyor. Yürütülen çalışmalarla bölge tarımını veri odaklı ve yüksek verimli bir yapıya dönüştürürken, kadın üreticilerin ekonomik hayata katılımını güçlendiren ve yerel kalkınmaya somut katkı sağlayan kapsayıcı bir model geliştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Holding’de Finans Grup Başkanlığı Görevine Mustafa Aydın Atandı Haber

Sabancı Holding’de Finans Grup Başkanlığı Görevine Mustafa Aydın Atandı

1 Haziran 2026 itibarıyla, Sabancı Holding Finans Grup Başkanlığı görevini ise Mustafa Aydın üstlenecek. 2013 yılından bu yana Sabancı Topluluğu’nun farklı kademelerinde yöneticilik görevlerinde bulunan Mustafa Aydın, son olarak Topluluk şirketlerinden Çimsa’da Finans ve Dijital Teknolojilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyordu. Mustafa Aydın ayrıca, mevcut rollerine ek olarak, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla Çimsa’da vekaleten Genel Müdür olarak atanmıştı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Sabancı Holding CEO’su Kıvanç Zaimler, şu ifadeleri kullandı: “Orhun Köstem, Topluluğumuzdaki kariyeri boyunca değerli katkılar sağlamış; Sabancı Holding’in stratejik finansal yol haritasının oluşturulması ve yönetilmesinde kritik rol üstlenmiştir. Görev süresi boyunca, Topluluğun global, dijital ve sürdürülebilirlik odağındaki büyüme ve dönüşümüne finansal perspektiften güçlü bir şekilde liderlik etmiş; sermaye yönetimi, kaynak tahsisi ve değer yaratımı alanlarında önemli inisiyatifleri hayata geçirmiştir. Sabancı Topluluğunun büyümesine yönelik katkıları, disiplinli yaklaşımı ve iş birliği kültürünü güçlendiren liderliği ile paydaşlarımıza önemli kazanımlar sağlamıştır. Kendisine bugüne kadar verdiği tüm katkılar için teşekkür ediyor; çıkacağı yeni yolda kendisine başarılar diliyorum. 1 Haziran itibarıyla Finans Grup Başkanlığı görevini üstlenecek Mustafa Aydın da bugüne kadar hem Holding’de hem de Topluluk şirketlerimizde önemli görevlerde bulunmuştur. Mannok satın alımı, ABD gri çimento yatırımı, EBRD ve IFC anlaşmaları gibi konularda ortaya koyduğu liderlik profiliyle Çimsa’nın son yıllardaki küresel büyüme yolculuğuna ve stratejik dönüşümüne çok önemli katkılar sağlamıştır. Çimsa’daki başarılarının yanında, geçmiş yıllarda enerji sektöründe edindiği tecrübe ve Holding deneyimi, Topluluğumuzun operasyonel faaliyetlerine ve gelecek hedeflerine de kıymetli destekler sunacaktır. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyor; bu bayrak değişiminin, tüm Topluluğumuza hayırlı olmasını temenni ediyorum.” Mustafa Aydın Hakkında Mustafa Aydın, Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi bölümleri lisans eğitiminin ardından Sabancı Üniversitesi’nde Executive MBA programını tamamlamış ve kariyerine Garanti BBVA’da Müfettiş olarak başlamıştır. Sonrasında Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu’nda Hesap Uzmanı olarak görev almış, ardından Sabancı Holding bünyesinde Mali Müşavir olarak kariyerine, vergi, yapılandırma ve finansal regülasyonlar alanında direktörlük görevine kadar yükselerek devam etmiştir. Ardından Enerjisa Üretim’de Mali İşler ve Dijitalleşmeden Sorumlu Grup Müdürü olarak görev yapan Mustafa Aydın, bugün itibarıyla Çimsa’da Finans ve Dijital Teknolojilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı görevini yürütmektedir. Ayrıca Mustafa Aydın, Çimsa’da mevcut görevlerine ek olarak, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla vekaleten Genel Müdür olarak görevini sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.