Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gartner

Kapsül Haber Ajansı - Gartner haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gartner haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Telekom’un Milli İnovasyonuna Uluslararası Birincilik Ödülü Haber

Türk Telekom’un Milli İnovasyonuna Uluslararası Birincilik Ödülü

Türk Telekom tarafından tamamen milli kaynaklarla geliştirilen, mobil şebekede yapay zeka destekli, dinamik ve otomatik bir enerji yönetim sistemi sunan M-NEO (Mobil Şebeke Enerji Yönetim Platformu) dünyanın önde gelen teknoloji araştırma şirketlerinden Gartner tarafından her yıl düzenlenen, ‘Gartner Eye on Innovation Awards’ kapsamında operatörler kategorisinde Avrupa birincisi oldu. Akü kullanımında 3 katın üzerinde tasarruf sağlayan platform, COP31’in Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji destekçisi olan Türk Telekom’un iklim değişikliğiyle mücadele vizyonunu destekliyor. Türk Telekom Network Genel Müdür Yardımcısı Zafer Orhan, “Türk Telekom olarak güçlü fiber ve mobil ağımızla yeni nesil teknolojiler için güçlü bir dijital omurga sunarken, geleceğin teknoloji ihtiyaçlarına yanıt verecek milli yetkinlikler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bilim temelli Ar-Ge gücümüz ve yenilikçi vizyonumuzla, şebekelerimizi daha akıllı daha otonom ve sürdürülebilir bir hale getirirken; yapay zekadan yeni nesil ağ teknolojilerine geniş bir alanda kendi mühendislik kabiliyetlerimizle çözümler üretiyoruz. Mobil şebekemizde erişim sürekliliği ve enerji yönetimine yapay zeka desteğiyle dinamik ve proaktif şekilde katkı sunan M-NEO projemiz dünyadaki nadir örneklerden biri. Türk mühendislerin geliştirdiği bu inovasyonlarla son üç yılda Avrupa’daki operatörler arasında iki kez birincilik elde ederek ülkemizin teknoloji ekosisteminin gücünü somut biçimde ortaya koyduk. Milli kaynaklarla yenilikçi çözümler üretmeye; güçlü, verimli, çevreci ve sürdürülebilir altyapımızla dijital geleceğin inşasına yön vermeye devam edeceğiz” dedi. Türkiye’nin dijital dönüşümünün öncüsü Türk Telekom, teknoloji ve inovasyon alanındaki çalışmalarını uluslararası ölçekte prestijli bir ödülle taçlandırdı. Türk Telekom, dünyanın önde gelen teknoloji araştırma ve danışmanlık şirketlerinden Gartner tarafından her yıl düzenlenen, Garter Eye on Innovation Awards kapsamında M-NEO projesiyle Avrupa’daki operatörler arasında birincilik ödülüne layık görüldü. Tamamen milli kaynaklarla geliştirilen M-NEO, mobil baz istasyonlarında yapay zeka destekli, dinamik ve otomatik bir enerji yönetim sistemi sunuyor. Akü kullanımında 3 katın üzerinde tasarruf sağlayan platform, COP31 Küresel Dijital Dönüşüm ve Teknoloji destekçisi olan Türk Telekom’un iklim değişikliğiyle mücadele vizyonunu destekliyor. Bu başarı ile yenilikçi yaklaşımını, Ar-Ge gücünü, inovasyon kabiliyetini ve sürdürülebilirlik perspektifini uluslararası ölçekte tescilleyen Türk Telekom, Türkiye’nin kendi teknolojisini geliştirme, kritik altyapılarda ve operasyonlarda milli yetkinlikleri artırma ve küresel teknoloji ekosisteminde standartları belirleme vizyonunu somut biçimde ortaya koydu. Türk mühendislerin küresel teknoloji ekosistemindeki yetkinliklerinin göstergesi Türk Telekom Network Genel Müdür Yardımcısı Zafer Orhan, “Türk Telekom olarak güçlü fiber ve mobil ağımızla yeni nesil teknolojiler için güçlü bir dijital omurga sunarken, geleceğin teknoloji ihtiyaçlarına yanıt verecek milli yetkinlikler geliştirmeye odaklanıyoruz. Bilim temelli Ar-Ge gücümüz ve yenilikçi vizyonumuzla, şebekelerimizi daha akıllı daha otonom ve sürdürülebilir bir hale getirirken; yapay zekadan yeni nesil ağ teknolojilerine geniş bir alanda kendi mühendislik kabiliyetlerimizle çözümler üretiyoruz. Ürettiğimiz projeleri farklı teknoloji katmanlarına entegre ederek somut değere dönüştürüyoruz. Mobil şebekemizde erişim sürekliliği ve enerji yönetimine odaklanan M-NEO projemiz dünyadaki nadir örneklerden biri. Türk mühendislerin geliştirdiği inovasyonlarla son üç yılda Avrupa’daki operatörler arasında iki kez birincilik elde ederek ülkemizin küresel teknoloji ekosisteminin gücünü somut biçimde ortaya koyduk. Milli kaynaklarla yenilikçi çözümler üretmeye; güçlü, verimli, çevreci ve sürdürülebilir altyapımızla dijital geleceğin inşasına yön vermeye devam edeceğiz” dedi. Türk Telekom’un Ar-Ge ve inovasyon gücü uluslararası standartların zirvesinde Türkiye’nin milli teknoloji hamlesine katkı sunmak amacıyla milli çözümler geliştirmeye odaklanan Türk Telekom, son iki yıldır milli patent başvurusunda zirvede yer alıyor. Bilim temelli Ar-Ge yaklaşımını benimseyen Türk Telekom, Web of Science 2026 verilerine göre akademik yayınları ve atıf sayısıyla uluslararası standartlara katkı sunan operatörler arasında ilk sıralarda yer alıyor. 2024 yılında ‘Gartner Eye on Innovatioan Awards’ kapsamında yapay zeka destekli fiziksel hat analizi gerçekleştiren NOVA ALFA (Advance Line Fault Analytics) projesiyle birincilik ödülü kazanan Türk Telekom, son üç yılda elde ettiği iki uluslararası birincilikle Ar-Ge ve inovasyon gücünün uluslararası standartların zirvesinde olduğunu tescilledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin Satış Verisi Var, Müşteri Hikayesi Yok Haber

Şirketlerin Satış Verisi Var, Müşteri Hikayesi Yok

Şirketler yapay zeka yatırımlarını hızla artırırken, AI projelerinin beklenen değeri üretmesinin önündeki en önemli sorunlardan biri giderek daha görünür hale geliyor: Teknolojiye erişim kolaylaşıyor ancak şirketlerin kendi verilerini AI’ın kullanabileceği bir kurumsal hafızaya dönüştürmesi aynı hızda ilerlemiyor. Gartner’ın dünya genelindeki üretken yapay zeka harcamalarının 2025 yılında 644 milyar dolara ulaşacağını öngörmesine karşın, Ocak 2026 tarihli değerlendirmesine göre GenAI projelerinin en az yarısı PoC aşamasından sonra terk ediliyor. Veri kalitesi, maliyet, risk yönetimi ve belirsiz iş değeri bu projelerin sürdürülememesindeki başlıca nedenler arasında gösteriliyor. Bu tablo, şirketlerin yalnızca “Hangi AI modelini kullanacağız?” sorusuna değil, “AI’ın öğrenebileceği hangi veriye sahibiz?” sorusuna da yanıt vermesi gerektiğini ortaya koyuyor. Binovist & Robosme Kurucu Ortağı Engin Alan, özellikle satış ve pazarlama tarafında şirketlerin önemli miktarda veriye sahip olmasına rağmen bu verinin çoğunlukla müşterinin satın alma sonrasındaki davranışlarını kapsadığını belirtiyor: “Şirketler geçmişte ne sattığını oldukça iyi biliyor. Hangi müşterinin hangi ürünü ne zaman aldığı, ne kadar satın aldığı, hangi bölgede ne kadar satış yaptığı ERP sistemlerinde kayıtlı. Ancak satış açısından daha kritik olan soruların önemli bir bölümü burada yok. O müşteri bizi nasıl buldu? İlk temas nasıl gerçekleşti? Hangi ihtiyacı vardı? Hangi içerikle ilgilendi? Hangi teklifleri değerlendirdi? Satış döngüsü ne kadar sürdü ve neden bizi tercih etti? AI’ın öğrenmesi gereken ticari hikaye tam olarak burada başlıyor.” Alan’a göre bu fark, özellikle yeni müşteri kazanımı söz konusu olduğunda kritik hale geliyor. Geçmiş satış verileri AI ile mevcut müşterilerin segmentasyonu, çapraz satış fırsatlarının belirlenmesi, müşteri kaybı ihtimalinin analiz edilmesi veya sonraki satın alma davranışlarının tahmin edilmesi için kullanılabilirken, yeni müşterileri öngörebilmek için farklı bir veri katmanına ihtiyaç duyuluyor. Potansiyel müşterilerin özellikleri, ilk temas noktaları, gösterdikleri ilgi, dijital davranışları, kampanyalara verdikleri tepkiler, satış aktiviteleri, teklif geçmişleri ve fırsatların neden kazanıldığı veya kaybedildiği gibi verilerin sistematik biçimde biriktirilmesi, AI’ın yalnızca “Geçmişte kim satın aldı?” sorusunu değil, “Henüz müşterimiz olmayanlardan kim satın alma ihtimali en yüksek?” sorusunu da yanıtlayabilmesinin önünü açıyor. Doğru Kurgulanmış CRM, Şirketin Ticari Hafızasını Oluşturur. Gartner’ın 2025 araştırmasına göre kuruluşların yüzde 63’ü AI için doğru veri yönetimi uygulamalarına sahip olmadığını ya da sahip olup olmadığından emin olmadığını belirtiyor. Gartner, AI-ready veriyle desteklenmeyen projelerin önemli bölümünün terk edilme riski taşıdığına dikkat çekiyor. IBM’in 2.000 CEO ile gerçekleştirdiği 2025 araştırması da veri ile AI yatırımlarının sonucu arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor. CEO’ların yüzde 72’si kuruma özgü veriyi üretken yapay zekadan değer yaratmanın anahtarı olarak görürken, AI girişimlerinin yalnızca yüzde 25’i beklenen yatırım getirisini sağlayabilmiş ve yalnızca yüzde 16’sı kurum genelinde ölçeklenebilmiş durumda. Engin Alan’a göre bu noktada CRM’in rolü de yeniden tanımlanıyor: “CRM’i yalnızca satış ekibinin müşteri bilgilerini girdiği bir yazılım olarak görürsek gerçek değerini küçültürüz. Doğru kurgulanmış CRM, şirketin ticari hafızasını oluşturur. Hangi fırsatların neden kazanıldığını veya kaybedildiğini, müşterilerin hangi ihtiyaçlarla geldiğini ve satın alma kararına giden yolun nasıl ilerlediğini kayıt altına alır. Bu veriler yıllar içinde biriktiğinde, şirketin AI’a öğretebileceği en değerli kurumsal varlıklardan birine dönüşebilir.” Şirketler ticari ilişki geçmişine sahip değil! AI çağında rekabet avantajının yalnızca kullanılan modelde değil, şirketlerin kendi geçmişlerini ne kadar iyi veri haline getirebildiklerinde oluşması bekleniyor. Her şirket benzer büyük dil modellerine ve benzer AI araçlarına erişebilirken, hiçbir rakip başka bir şirketin yıllar içinde oluşturduğu müşteri görüşmelerine, kazanılan ve kaybedilen fırsatlara, teklif geçmişine, kampanya sonuçlarına ve ticari ilişki geçmişine sahip değil. Binovist’in CRM danışmanlığı çalışmalarında ve Robosme CRM’in ürün yaklaşımında bu dönüşümü merkeze aldıklarını belirten Alan, şirketlerin AI yatırımlarına yaklaşımında da bir değişime ihtiyaç olduğunu ifade ediyor: “Bir dönem şirketler ‘CRM almalıyız’ diyordu, bugün ‘AI yapmalıyız’ diyorlar. İki yaklaşımın ortak riski, işe amaçtan değil araçtan başlamak. Yönetimin önce ‘AI ile hangi iş sonucunu değiştirmek istiyoruz?’ diye sorması gerekiyor. Daha fazla potansiyel müşteri mi bulacağız, satış ekibinin doğru şirketlere odaklanmasını mı sağlayacağız, teklif dönüşümünü mü artıracağız, müşteri kaybını mı azaltacağız? Bu cevaplandıktan sonra asıl soru geliyor: Bunu öğrenebilmesi için AI’a hangi veriyi vereceğiz? Önümüzdeki dönemde AI yatırımlarının başarısını belirleyecek temel sorulardan biri, kullanılan modelden çok şirketlerin kendi kurumsal hafızasının niteliği olacak. AI çok güçlü bir motor olabilir. Ancak AI’ın şirketiniz hakkında bilmediği şeyi yalnızca daha güçlü bir model kullanarak çözemezsiniz. Önümüzdeki dönemde asıl rekabet avantajlarından biri, şirketin kendi geçmişini doğru, anlamlı ve AI tarafından kullanılabilir bir kurumsal hafızaya dönüştürebilmesi olacak” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Huawei Cloud, Gartner’ın 2026 Araştırmasında Lider Şirketler Arasında Haber

Huawei Cloud, Gartner’ın 2026 Araştırmasında Lider Şirketler Arasında

Gartner’ın 2 Eylül’de yayımladığı rapor, küresel bulut hizmet sağlayıcılarını yeni bulut tabanlı uygulamalar, mevcut uygulamaların konteyner altyapısına taşınması, yapay zekâ eğitim ve çıkarım iş yükleri, uç bilişim ve hibrit uygulamalar gibi temel kullanım senaryoları üzerinden değerlendiriyor. Huawei Cloud; genel bulut, dağıtık bulut, hibrit bulut ve uç bilişim senaryolarını kapsayan konteyner çözümleriyle internet, finans, üretim ve ulaşım gibi farklı sektörlerin dijital dönüşümünü destekliyor. Huawei Cloud, yapay zekâ uygulamalarının daha hızlı geliştirilmesi ve büyütülmesi için ‘Agentic Infra’ yaklaşımını öne çıkarıyor. Şirketin sektörde ilk kez ortaya koyduğu bu yaklaşım, yapay zekâ sistemlerinin ihtiyaç duyduğu işlem gücü, kaynak yönetimi ve çalışma ortamlarını tek bir altyapıda buluşturmayı amaçlıyor. Huawei Cloud’un CCE çözümü de 100 binin üzerinde GPU/NPU kaynağını ortak bir kaynak havuzunda yöneterek büyük yapay zekâ modellerinin daha verimli çalışmasını destekliyor. Bu altyapının bir diğer bileşeni olan CCE VolcanoNext, farklı iş yüklerini daha verimli şekilde dağıtarak kaynak kullanımını yüzde 30’un üzerinde artırabiliyor. AgentSphere ise yapay zekâ ajanlarının güvenli ve hızlı şekilde çalışmasını sağlıyor; çok kısa sürede devreye girerek büyük ölçekli uygulamaların aynı anda çalıştırılmasına imkân tanıyor. Huawei Cloud, açık kaynak teknolojilerindeki çalışmalarını da sürdürüyor. Şirket, Volcano, KubeEdge ve Karmada gibi projelerle küresel cloud-native ekosistemine katkı sunarken, yapay zekâ uygulamalarının daha kolay ölçeklenebileceği açık, verimli ve güvenilir altyapılar geliştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric, 2026 Gartner® Supply Chain Top 25 sıralamasında üst üste dördüncü kez birinci oldu Haber

Schneider Electric, 2026 Gartner® Supply Chain Top 25 sıralamasında üst üste dördüncü kez birinci oldu

Schneider Electric, geçtiğimiz yıl boyunca tedarik zincirini üç temel öncelik etrafında güçlendirmeye devam etti: insan, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik. Şirket, uçtan uca dijital yetkinliklerini ve yapay zekâ destekli karar alma süreçlerini ölçeklendirerek dönüşümünü ileri taşıdı; küresel ağı genelinde görünürlüğü, güvenilirliği ve operasyonel performansı artırdı. Aynı dönemde, büyüyen iş hacmini destekleyebilecek, amaç odaklı ve geleceğe hazır bir iş gücü oluşturmaya yatırım yaptı. Sürdürülebilirlik ise iş değeri yaratan stratejik bir unsur olarak şirketin yaklaşımına tamamen entegre edildi; verimliliği ve dayanıklılığı artırarak müşteriler için uzun vadeli değer yarattı ve şirketin geniş ölçekte etkili, sürdürülebilir inovasyon sunma taahhüdünü pekiştirdi. Schneider Electric Tedarik Zinciri Başkanı Mourad Tamoud, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: "Zorluklar ve aksaklıklarla dolu bir yılı daha geride bırakmamıza rağmen Gartner Supply Chain Top 25 sıralamasında üst üste dördüncü kez yer aldık. Her yıl kendi koşullarını beraberinde getiriyor ve bu koşullar, tedarik zincirimizi müşterilerimiz ve iş ortaklarımız için daha iyisini hedeflemeye, yenilik yapmaya ve dönüşmeye zorluyor. İşimizin önemli bir ivme kazandığı bu dönemde insan, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik önceliklerine odaklanmayı sürdürdük. Bu çabaların takdir görmesinden büyük onur duyuyoruz." Gartner Supply Chain Top 25* sıralaması iki temel unsura dayanıyor: iş performansı ve sektör görüşü. İş performansı; kamuya açık finansal veriler ile çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) verileri kullanılarak değerlendiriliyor ve şirketlerin son üç yıldaki performansına ışık tutuyor. Sektör görüşü bileşeni ise sektör profesyonellerinin ve Gartner uzmanlarının değerlendirmelerini yansıtarak şirketlerin gelecekteki potansiyelini ve tedarik zinciri ekosistemi içindeki liderliğini ortaya koyuyor. Bu iki unsur bir araya getirilerek tek bir bileşik puan oluşturuluyor. Impact Supply Chain Programı Impact Supply Chain programının son aşamasına giren Schneider Electric, bu dönemde insan yetkinliklerini daha da güçlendirmeye, dijital çözümler ile yapay zekânın benimsenmesini hızlandırmaya ve sadeleştirilmiş, bağlantılı, bölgesel açıdan dengeli operasyonlar yoluyla daha yüksek verimlilik, dayanıklılık ve müşteri değeri yaratmaya odaklanıyor. Şirket, bu adımlarla tedarik zinciri dönüşümünü daha geniş ölçekte yaygınlaştırmayı hedefliyor. Program dört stratejik odak üzerine kuruluyor: İnsan: Schneider Electric’in tedarik zinciri çalışanlarına her gün yenilik yapma ve müşteriler için olumlu etki yaratma gücü kazandırmak.Gezegen: Schneider Electric’in sürdürülebilirlik taahhütlerini destekleyen, sorumlu ve net sıfıra hazır bir tedarik zincirini geliştirmek.Müşteriler: Güçlü ve çevik bir tedarik zinciriyle sektör lideri kalite ve güvenilirlik sunmak.Performans: İleri teknolojiler, sadeleştirilmiş süreçler, bölgeselleştirilmiş ekosistemler ve iş birliğine dayalı tasarım yoluyla operasyonel mükemmelliği güçlendirmek. *GARTNER, Gartner, Inc. ve/veya bağlı kuruluşlarının ABD'de ve uluslararası alanda tescilli ticari markası ve hizmet markasıdır; burada izinle kullanılmaktadır. Tüm hakları saklıdır. Gartner, The Gartner Supply Chain Top 25, 19 Mart 2025, https://www.gartner.com/en/supply-chain/research/supply-chain-top-25 Gartner, araştırma yayınlarında yer alan hiçbir tedarikçiyi, ürünü veya hizmeti onaylamaz ya da tavsiye etmez ve teknoloji kullanıcılarına yalnızca en yüksek puanı veya benzeri bir derecelendirmeyi alan tedarikçileri seçmelerini önermez. Gartner araştırma yayınları, Gartner araştırma organizasyonunun görüşlerinden oluşur ve olgusal beyanlar olarak yorumlanmamalıdır. Gartner, ticarete elverişlilik ya da belirli bir amaca uygunluk garantileri de dâhil olmak üzere bu araştırmaya ilişkin açık veya zımni tüm garantileri reddeder. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Huawei Cloud, Gartner'ın 2026 Bulut Yapay Zeka Altyapısı Raporunda "Lider" Olarak Konumlandırıldı Haber

Huawei Cloud, Gartner'ın 2026 Bulut Yapay Zeka Altyapısı Raporunda "Lider" Olarak Konumlandırıldı

Dünyanın önde gelen teknoloji araştırma ve danışmanlık şirketlerinden Gartner, 6 Temmuz 2026 tarihinde yayımladığı 2026 Magic Quadrant for Cloud AI Infrastructure raporunda Huawei Cloud'u "Lider" kategorisinde değerlendirdi. Rapor, dünya genelindeki önde gelen bulut hizmeti sağlayıcılarını "Uygulama Yeteneği" ve "Vizyon Bütünlüğü" kriterleri üzerinden ele alıyor. Çin pazarındaki başarısını küresel ölçeğe taşıyan Huawei Cloud, kanıtlanmış yeteneklerini farklı kurumsal ihtiyaçlara göre şekillendirdiği esnek stratejilerle dünya genelindeki müşterilerine sunuyor. Şirketin bu başarısında yazılım, donanım ve çip sinerjisi, kapsamlı yapay zeka ürün ve çözümleri ile güçlü hibrit bulut dağıtım yetenekleri belirleyici oldu. Yazılım, donanım ve çipi tek mimaride buluşturuyor Huawei Cloud, derin dikey entegrasyonu sistem düzeyinde inovasyonla birleştirerek yeni nesil yapay zeka altyapısının evrimine öncülük ediyor. Şirketin yüksek hızlı UnifiedBus ağı; CPU, NPU, bellek, depolama ve DPU kaynaklarının tek bir havuzda birleştirilmesine olanak tanıyor. UnifiedBus üzerinde çalışan yeni nesil AI Cluster Service (AICS), binlerce NPU'dan oluşan bulut süper düğümlerinin yanı sıra yüz binlerce NPU'ya ölçeklenebilen ultra büyük kümeleri destekliyor. Elastic Memory Service (EMS), ultra uzun bağlamlı çıkarım işlemlerinde yüzde 95'e varan önbellek isabet oranı sağlıyor. CCE Volcano ise yapay zeka konteyner kümelerinde topoloji duyarlı zamanlama ve dağıtık çıkarım hızlandırma sunarak büyük ölçekli kurumsal yapay zeka iş yüklerinin performansını ve verimliliğini önemli ölçüde artırıyor. Eğitimden çıkarıma uçtan uca yapay zeka portföyü Huawei Cloud; yapay zeka altyapısından ModelArts ile model eğitimi ve çıkarımına, AI DataLake ile yapay zekaya hazır veri işlemeden DataArts ile veri yönetişimine ve tam kapsamlı yapay zeka güvenliğine uzanan eksiksiz bir portföy sunuyor. Bu kapsamlı yapı, kurumların büyük ölçekli eğitimden üretim düzeyinde çıkarıma kadar tüm yapay zeka yaşam döngüsünü yönetmesine imkan tanırken dağıtım ve operasyon karmaşıklığını önemli ölçüde azaltıyor, uçtan uca güçlü bir yapay zeka güvenliği sağlıyor. Şirket ayrıca ekosistem iş birliklerini güçlendirerek ve müşterilerin gerçek dünya sorunlarını yapay zeka ile çözmesine destek olarak sektörlerde yapay zeka kullanımını hızlandırmayı amaçlayan Industry AI Foundry’yi hayata geçirdi. Bu kapsamda bugüne kadar akıllı sağlık ve bedenlenmiş yapay zeka gibi alanlara özel bölgeler devreye alındı. Hibrit bulutta güçlü dağıtım yetenekleri "Bulut + Veri + Yapay Zeka" stratejisi doğrultusunda hareket eden Huawei Cloud Stack; HCF, HCS ve HCSD'yi içeren kapsamlı portföyüyle hibrit bulutu ajan tabanlı yapay zeka çağı için yeniden tanımlıyor. Buluta geçişi hızlandırmak, bulut yerlisi mimarileri tam anlamıyla benimseyerek modernleşmek ya da sektörel bulutlar ve ulusal egemen bulutlar kurmak isteyen kurumlar, Huawei Cloud Stack ile ihtiyaçlarına en uygun çözüme ulaşabiliyor. Yapay zeka öncelikli strateji rekabet gücünü artırıyor Huawei Cloud’un “Lider” olarak konumlandırılması hem şirketin teknolojik liderliğini hem yapay zeka altyapısı pazarındaki artan etkisini ortaya koyuyor. 2025 yılının sonundan bu yana iş ve Ar-Ge kaynaklarını yapay zeka öncelikli bir strateji etrafında hızla bütünleştiren şirket, yapay zeka inovasyonunun temelini oluşturmak için altyapı yatırımlarını sürdürüyor. AICS, Agentic Memory Storage (AMS) ile genel amaçlı ve yapay zeka işlem gücünü birleştiren zamanlama çözümlerini içeren yeni nesil yapay zeka altyapısı ürünleriyle yazılım, donanım ve çip sinerjisindeki rekabet gücünü belirgin biçimde artıran Huawei Cloud; bu temeli ModelArts platformu, kurumsal yapay zeka ajan platformu AgentArts ve Industry AI Foundry ile birleştirerek finans ve sağlık başta olmak üzere kilit sektörlerde yapay zeka kullanımını hızlandırıyor ve yapay zeka destekli sektörel dönüşümde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Group-IB, Gartner® Magic Quadrant™ raporunda Lider olarak seçildi Haber

Group-IB, Gartner® Magic Quadrant™ raporunda Lider olarak seçildi

Dijital suçları soruşturmak, önlemek ve bunlarla mücadele etmek için kullanılan öngörücü siber güvenlik teknolojilerinin önde gelen geliştiricisi Group-IB, 2026 Gartner® Magic Quadrant™ Siber Tehdit İstihbaratı Teknolojileri kategorisinde Lider olarak seçildi. Bu seçimle birlikte Group-IB, Gartner®'ın tehdit istihbaratı pazarı için ilk kez yayımladığı ve on sekiz satıcıyı vizyonlarının bütünlüğü ve uygulama kabiliyetleri açısından değerlendiren Magic Quadrant™'ta Lider statüsüne ulaşan beş satıcıdan biri oldu. Bu seçim, yirmi yılı aşkın süredir yürütülen düşman odaklı araştırmaların, Birleşik Risk Platformunun kapsamı ile gelişmişliğinin, benzersiz tehdit istihbaratı kaynakları ile 21 yıllık tescilli telemetri, kolluk kuvvetleriyle yapılan 1.500'den fazla ortak soruşturma ve 7/24 kesintisiz dark web izleme faaliyetlerine dayanan öngörücü tehdit istihbaratı avantajının bir kanıtıdır. Gartner®, 2026 Gartner® Magic Quadrant™ Siber Tehdit İstihbaratı Teknolojileri raporunda Group-IB'nin dikeyleştirilmiş istihbaratını kilit bir güç olarak vurguladı. Özellikle de platformun karanlık web ve kapalı grup erişimi, olay müdahalesi doğrulaması, tescilli dolandırıcılık telemetrisi, BGP (Sınır Geçit Protokolü) tehdit izleme ve Siber Dolandırıcılık Birleştirme modeli gibi benzersiz olanakları bir araya getirme becerisine dikkat çekti. Bu olanaklar Group-IB'ye özellikle finansal hizmetler, telekomünikasyon, kamu ve kolluk kuvvetleri sektörlerinde bir derinlik kazandırmaktadır. Gartner® ayrıca Group-IB'nin tehdit istihbaratı, dolandırıcılık, Yönetilen XDR, korumalı alan oluşturma ve soruşturmalarına yönelik birleşik bir istihbarat veri havuzu olan Birleşik Risk Platformu'nun kapsamını ve maliyet açısından öngörülebilirliğini de takdir etti. Group-IB'nin inovasyon rotası da ayrıca dikkate alınmış ve Gartner®, yol haritasında tespitten tahmin odaklı savunmaya doğru kendini açıkça ifade eden bir geçiş olduğunu belirtmiştir. Group-IB CEO'su Dmitry Volkov, "Siber Tehdit İstihbaratı Teknolojilerine yönelik ilk Gartner® Magic Quadrant™ raporunda Lider olarak seçilmek Group-IB için bir dönüm noktası ve 2003 yılından bu yana ilerlediğimiz yönün ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Siber güvenlik artık tepkisel olamaz ve kuruluşlar, saldırıları gerçekleşmeden önce öngörmelerine yardımcı olacak benzersiz tehdit istihbaratı kaynaklarından elde edilen düşman odaklı, öngörücü istihbarata ihtiyaç duymaktadır. Bu seçim, Birleşik Risk Platformumuzun gücünü, tescilli telemetrimizin derinliğini ve müşterilerimizin, iş ortaklarımızın ve kolluk kuvvetlerinin siber suçluların bir adım önünde olmalarına yardımcı olmak için her gün çalışan küresel ekiplerimizin uzmanlığını yansıtıyor." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Operasyonel Körlük Şirketlere Her Yıl 12,9 Milyon Dolara Mal Oluyor Haber

Operasyonel Körlük Şirketlere Her Yıl 12,9 Milyon Dolara Mal Oluyor

Ancak asıl tehlike, bilançolarda açıkça görülmeyen ve operasyonel süreçlerin derinliklerinde gizlenen verimsizliklerde yatıyor. Gartner’a göre, entegre olmayan sistemlerin ve düşük veri kalitesinin organizasyonlara yıllık maliyeti ortalama 12,9 milyon doları buluyor. Uzmanlar, bu kârlılık sızıntılarını durdurmanın yolunun finans departmanlarını operasyonu anlık izleme ve geleceği öngörme kabiliyetleriyle donatmaktan geçtiğini belirtiyor. Günümüz iş dünyasında hala birçok finans yöneticisi kararlarını ay sonlarında önlerine gelen finansal tablolara bakarak veriyor. Bu tablolar çoğu zaman sadece sonuçları gösterirken, bu sonuçları doğuran nedenleri ortaya koymakta yetersiz kalabiliyor. Bir üretim bandındaki beklenmedik enerji artışı, lojistik rotasındaki verimsizlik veya depolardaki yüksek fire oranı, finansal raporlara yansıdığında genellikle iş işten geçmiş oluyor. Operasyonel ve finansal veriler arasındaki bu kopukluk, şirketlerin milyonlarca dolarlık kârlılık sızıntıları yaşamasına neden oluyor. Operasyon ve finans arasındaki duvarları yıkmak Kurumsal kaynak planlama pazarının liderlerinden Industrial Application Software (IAS), geliştirdiği bütünsel çözümlerle finans ve operasyon dünyaları arasındaki bu duvarı yıkıyor. IAS, finans departmanlarını yalnızca geçmişi raporlayan birimler olmaktan çıkarıp, tüm organizasyonun röntgenini gerçek zamanlı çeken stratejik karar merkezlerine dönüştürüyor. Şirketlerin görünmez maliyetleri yönetebilmesi için bütünsel bir dijital altyapının sağladığı görünürlüğün şart olduğunu vurgulayan IAS Yetkinlik Merkezi Müdürü Engin Murat Bölükbaşı, bu kabiliyetin iş yapma şekillerini nasıl değiştirdiğini şöyle açıkladı: “Birçok şirkette finans departmanı ve üretim sahası farklı dilleri konuşur. Biri ‘kâr-zarar’ derken, diğeri ‘adet-fire’ der. Biz Canias ERP ile bu iki dünyayı tek bir dilde, gerçek zamanlı olarak konuşturuyoruz. Böylece şirketler finansal check-up’larını yaparak sızıntı noktalarını tespit edebiliyor. Bir ürünün maliyetinin neden arttığını, hangi makinenin enerji tüketiminin saptığını veya hangi tedarikçinin risk yarattığını anlık olarak görebilen bir finans yönetimi, kriz anlarında reaktif değil, proaktif kararlar alabilir.” Reaktif raporlamadan proaktif öngörüye Canias ERP’nin entegre yapısı, finansal yönetimi olanı izleyen reaktif bir pratikten, geleceği kurgulayan proaktiviteye taşıyor. Finans modüllerinin üretim, satış ve tedarik zinciriyle entegre çalışması sayesinde şirketler, senaryoları karşılaştırarak olası risk ve fırsatları daha operasyon gerçekleşmeden analiz edebiliyor. Bütçe üzerinde yapılacak farklı senaryo çalışmaları ile kur dalgalanmaları, hammadde fiyat artışları veya talep değişiklikleri gibi olasılıkların nakit akışına ve kârlılığa etkisi hesaplanabiliyor. Canias ERP’nin şirketlere kazandırdığı stratejik çevikliğin altını çizen Bölükbaşı, sözlerini şöyle noktaladı: “Bugün şirketler veri eksikliğinden ziyade veriyi zamanında değerlendirememekten kaybediyor. Günümüzde sürdürülebilir kârlılığın yolu, veriyi işlevsel içgörü ve öngörüye dönüştürmekten geçiyor. Geçmişin bilançosuna bakan geleneksel finans yönetimi, bu nedenle günümüzün proaktif ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Canias ERP ile sağladığımız entegre yapı ise Kurumsal Karne Yönetimi modülü alt yapısı ile farklı perspektifler üzerinden ileriye dönük mevcut durumun yorumu yapılarak stratejik değişiklikler yapmayı ve geleceğin haritalanmasını mümkün kılıyor.”

E-ticarette Yapay Zekâ Dönemi Haber

E-ticarette Yapay Zekâ Dönemi

Türkiye, yapay zekâ ve e-ticaret alanında hızla büyüyen bir pazar konumunda. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de e-ticaret hacmi 2024 yılında bir önceki yıla göre %61,7 artarak 3 trilyon 162 milyar TL'ye ulaştı. Bu süreçte yapay zekâ da e-ticaretin temel taşlarından biri haline gelerek, müşteri memnuniyetini artırma, operasyonel verimliliği optimize etme ve satışları artırma konularında şirketlere eşi benzeri görülmemiş fırsatlar sunuyor. Yapay zekâ algoritmaları, büyük veri setlerini analiz ederek müşteri davranışlarını anlıyor, kişiye özel ürün önerileri sunuyor ve satın alma süreçlerini daha akıcı hale getiriyor. Bu durum, online alışverişi sadece bir işlem olmaktan çıkarıp, her bir kullanıcı için özelleştirilmiş, akıllı ve otonom bir deneyime dönüştürüyor. Yeni Bir Döneme Giriliyor E-ticaret hacmindeki büyüme ve kullanıcı deneyimindeki değişim Agentic Commerce gibi yenilikçi yaklaşımlarla daha da ivme kazanmaya hazırlanıyor. Geleneksel alışveriş süreçlerinde kullanıcılar birçok site ve platform arasında bölünmüş, zaman alıcı bir yolculuk yaşarken; Agentic Commerce ile bu süreç, amaca ve niyete odaklı, akıllı AI agentlar tarafından baştan sona entegre edilmiş, akışkan ve kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüşüyor. Bu agentlar, kullanıcı ihtiyaçlarını önceden algılıyor, pazarlık yapıyor, seçenekler arasında geziniyor ve işlemleri otonom bir biçimde gerçekleştiriyor. McKinsey’in projeksiyonuna göre, yalnızca ABD’de 2030'a kadar agentic commerce ile yönetilen B2C pazarında yıllık 1 trilyon dolara yakın yeni gelir oluşturulması, küresel çapta ise bu rakamın 3-5 trilyon dolar seviyelerine ulaşması bekleniyor. "Yapay zekâ, online alışverişin DNA'sını yeniden yazıyor" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Cerebrum Tech İş Geliştirme ve Üründen Sorumlu Başkan Yardımcısı Tolga Tunç, yapay zekânın sadece bir teknoloji trendi olmadığını, aynı zamanda bir iş yapış biçimi devrimi olduğunu vurguladı. Tunç, şunları söyledi: "Yapay zekâ, online alışverişin DNA'sını yeniden yazıyor. Artık müşterilere sadece ürün satmıyoruz; onlara akıllı, kişiselleştirilmiş ve sorunsuz bir deneyim sunuyoruz. Cerebrum Tech olarak, geliştirdiğimiz yenilikçi yapay zekâ çözümleriyle hem işletmelerin bu dönüşüme adapte olmalarını sağlıyor hem de son kullanıcıların hayatını kolaylaştırıyoruz. Geleceğin perakendesi, veriyi anlayan, yorumlayan ve bu veriden değer üreten yapay zekâ sistemleri üzerine kurulacak." SEO'dan GEO'ya: Görünürlüğün yeni kuralları Agentic Commerce'in yükselişi, markaların dijital pazarlama stratejilerini de temelden değiştiriyor. Klasik SEO’nun etkisi zayıflarken, GEO (Generative Engine Optimization) öne çıkıyor. Markaların artık kataloglarını ve içeriklerini üretken yapay zekâ platformları tarafından kolayca okunup işlenebilecek şekilde hazırlaması gerekiyor. Gartner’ın verilerine göre, 2026’ya kadar geleneksel arama motoru kullanımı %25 azalacak; çünkü kullanıcılar ürün araştırması ve satın alma için giderek daha fazla yapay zekâ tabanlı çözümleri tercih ediyor. Araştırmalara göre, kullanıcıların yüzde 44’ü yapay zekâ destekli aramaları ana kaynağı olarak görüyor; klasik arama motorlarını tercih edenlerin oranı ise yüzde 31’de kalıyor. Bu ortamda Ayakta kalmak isteyen e-ticaret firmalarının; dijital stratejilerini dönüştürerek SEO’dan GEO’ya bütçe ve öncelik kaydırması; yapay zekâ sohbetlerini ve platformlarını yakından takip etmesi; tüm satış ve destek süreçlerini yapay zekâ sohbetine entegre etmesi kaçınılmaz bir hal alıyor. Cerebrum Tech İş Geliştirme ve Üründen Sorumlu Başkan Yardımcısı Tolga Tunç, bu yeni döneme adaptasyonun kritik önem taşıdığını belirtti: “İş ortaklarımızın bu yeni döneme hızla adapte olabilmesi için agentic AI çözümlerimizle müşteri davranışlarını anlık olarak analiz ediyor, kişiselleştirilmiş ürün ve hizmet içerikleri sunuyor ve GEO’ya tam uyumlu ürün katalogları geliştiriyoruz. Vizyonumuz, markaların yalnızca bugünün değil, geleceğin dijital ticaret ekosisteminde de birbirinden güçlü ve görünür hale gelmelerini sağlamak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

E-Ticarette Yapay Zekâ Dönemi Haber

E-Ticarette Yapay Zekâ Dönemi

"Agentic commerce" olarak tanımlanan bu yeni dönem, alışverişte keşiften satın almaya, teslimattan iadeye kadar tüm süreçleri yeniden tanımlıyor. Türkiye, yapay zekâ ve e-ticaret alanında hızla büyüyen bir pazar konumunda. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de e-ticaret hacmi 2024 yılında bir önceki yıla göre %61,7 artarak 3 trilyon 162 milyar TL'ye ulaştı. Bu süreçte yapay zekâ da e-ticaretin temel taşlarından biri haline gelerek, müşteri memnuniyetini artırma, operasyonel verimliliği optimize etme ve satışları artırma konularında şirketlere eşi benzeri görülmemiş fırsatlar sunuyor. Yapay zekâ algoritmaları, büyük veri setlerini analiz ederek müşteri davranışlarını anlıyor, kişiye özel ürün önerileri sunuyor ve satın alma süreçlerini daha akıcı hale getiriyor. Bu durum, online alışverişi sadece bir işlem olmaktan çıkarıp, her bir kullanıcı için özelleştirilmiş, akıllı ve otonom bir deneyime dönüştürüyor. Yeni Bir Döneme Giriliyor E-ticaret hacmindeki büyüme ve kullanıcı deneyimindeki değişim Agentic Commerce gibi yenilikçi yaklaşımlarla daha da ivme kazanmaya hazırlanıyor. Geleneksel alışveriş süreçlerinde kullanıcılar birçok site ve platform arasında bölünmüş, zaman alıcı bir yolculuk yaşarken; Agentic Commerce ile bu süreç, amaca ve niyete odaklı, akıllı AI agentlar tarafından baştan sona entegre edilmiş, akışkan ve kişiselleştirilmiş bir deneyime dönüşüyor. Bu agentlar, kullanıcı ihtiyaçlarını önceden algılıyor, pazarlık yapıyor, seçenekler arasında geziniyor ve işlemleri otonom bir biçimde gerçekleştiriyor. McKinsey’in projeksiyonuna göre, yalnızca ABD’de 2030'a kadar agentic commerce ile yönetilen B2C pazarında yıllık 1 trilyon dolara yakın yeni gelir oluşturulması, küresel çapta ise bu rakamın 3-5 trilyon dolar seviyelerine ulaşması bekleniyor. "Yapay zekâ, online alışverişin DNA'sını yeniden yazıyor" Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Cerebrum Tech İş Geliştirme ve Üründen Sorumlu Başkan Yardımcısı Tolga Tunç, yapay zekânın sadece bir teknoloji trendi olmadığını, aynı zamanda bir iş yapış biçimi devrimi olduğunu vurguladı. Tunç, şunları söyledi: "Yapay zekâ, online alışverişin DNA'sını yeniden yazıyor. Artık müşterilere sadece ürün satmıyoruz; onlara akıllı, kişiselleştirilmiş ve sorunsuz bir deneyim sunuyoruz. Cerebrum Tech olarak, geliştirdiğimiz yenilikçi yapay zekâ çözümleriyle hem işletmelerin bu dönüşüme adapte olmalarını sağlıyor hem de son kullanıcıların hayatını kolaylaştırıyoruz. Geleceğin perakendesi, veriyi anlayan, yorumlayan ve bu veriden değer üreten yapay zekâ sistemleri üzerine kurulacak." SEO'dan GEO'ya: Görünürlüğün yeni kuralları Agentic Commerce'in yükselişi, markaların dijital pazarlama stratejilerini de temelden değiştiriyor. Klasik SEO’nun etkisi zayıflarken, GEO (Generative Engine Optimization) öne çıkıyor. Markaların artık kataloglarını ve içeriklerini üretken yapay zekâ platformları tarafından kolayca okunup işlenebilecek şekilde hazırlaması gerekiyor. Gartner’ın verilerine göre, 2026’ya kadar geleneksel arama motoru kullanımı %25 azalacak; çünkü kullanıcılar ürün araştırması ve satın alma için giderek daha fazla yapay zekâ tabanlı çözümleri tercih ediyor. Araştırmalara göre, kullanıcıların yüzde 44’ü yapay zekâ destekli aramaları ana kaynağı olarak görüyor; klasik arama motorlarını tercih edenlerin oranı ise yüzde 31’de kalıyor. Bu ortamda Ayakta kalmak isteyen e-ticaret firmalarının; dijital stratejilerini dönüştürerek SEO’dan GEO’ya bütçe ve öncelik kaydırması; yapay zekâ sohbetlerini ve platformlarını yakından takip etmesi; tüm satış ve destek süreçlerini yapay zekâ sohbetine entegre etmesi kaçınılmaz bir hal alıyor. Cerebrum Tech İş Geliştirme ve Üründen Sorumlu Başkan Yardımcısı Tolga Tunç, bu yeni döneme adaptasyonun kritik önem taşıdığını belirtti: “İş ortaklarımızın bu yeni döneme hızla adapte olabilmesi için agentic AI çözümlerimizle müşteri davranışlarını anlık olarak analiz ediyor, kişiselleştirilmiş ürün ve hizmet içerikleri sunuyor ve GEO’ya tam uyumlu ürün katalogları geliştiriyoruz. Vizyonumuz, markaların yalnızca bugünün değil, geleceğin dijital ticaret ekosisteminde de birbirinden güçlü ve görünür hale gelmelerini sağlamak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.