Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gastronomi

Kapsül Haber Ajansı - Gastronomi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gastronomi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

'Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’  Haber

'Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’ 

Hamzabeyli Köyümüz Atölye ile başlayan gezide Mersin’in coğrafi işaretli ürünü kan portakalı ve mahallede kalkınma başlıkları konuşuldu. Tarsus Eshab-ı Kehf Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nde ise misafirler, Tarsus’un Sarı Ulak Zeytin’ini tatma şansı yakaladı ve üretim aşamasına şahit oldu. ‘Akdeniz’in Mirası, Toprağın Kimliği’ sloganıyla Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) ev sahipliğinde düzenlenen ‘Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’ programı kapsamında Mersin’e gelen birbirinden değerli konuklar Hamzabeyli Evimiz Atölye ile Eshab-ı Kehf Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni ziyaret etti. Mersinden Kadın Kooperatifi iş birliğinde düzenlenen programda; konuklar büyükşehir tarafından hayata geçirilen Hamzabeyli Evimiz Atölye’de coğrafi işaretli ürünlerin kadınlar tarafından nasıl katma değerli ürün haline getirildiğini gördü. Ayrıca kooperatifleşmenin en iyi örneklerinden olan Tarsus Eshab-ı Kehf Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni de ziyaret eden konuklar, Tarsus’un coğrafi işaretli Sarı Ulak Zeytini’ni de görme ve tatma şansı yakaladı. Mersin’in değerlerine dikkat çekilen geziye, Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer ve Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Abdullah Selçuk Şahutoğlu eşlik etti. Gezide; Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜciTA) Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, Akdeniz Üniversitesi Coğrafi İşaretler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Zanbak, Türk Patent ve Marka Kurumu Sınai Mülkiyet Uzmanı Gonca Ilıcalı, Kamu ve STK İlişkileri Direktörü Derya Kılıç, Turuncu Eller Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Gürsel Appa, Hatay Defne Kadın Kooperatifi Başkanı Nesrin Deli, Antre Gourmet Berrin Bal Onur ve Çamlıyayla Dudu Ana Slow Food Üreticisi Muttalip Eker yer aldı. Hamzabeyli Köyümüz Atölye ile başlayan gezide Mersin’in coğrafi işaretli ürünü kan portakalı ve mahallede kalkınma başlıkları konuşuldu. Mahallelinin de yer aldığı toplantıda katılımcılar bilgilerini mahalleli ile paylaştı ve fikir alışverişi yapıldı. Ardından Tarsus Eshab-ı Kehf Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni ziyaret eden konuklar, Tarsus’un Sarı Ulak Zeytin’ini tatma şansı yakaladı ve üretim aşamasına şahit oldu. Şahutoğlu: “Geleceğin coğrafi işaretlerde olduğunu düşünen bir belediye olarak coğrafi işaretlere önem gösteriyoruz” Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Selçuk Şahutoğlu, ‘Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’ programını kentteki coğrafi işaretli ürünlerin hem tanıtılması hem korunması hem de yaygınlaştırmasını sağlamak amacıyla düzenlediklerinden söz ederek, “Biz, coğrafi işaretli ürünlerle bir geleceğin inşa edilebileceğini, geleceğin coğrafi işaretlerde olduğunu düşünen bir belediye olarak coğrafi işaretlere önem gösteriyoruz. Bu kapsamda da Mersin ilinde var olan 24 tane coğrafi işaretli ürüne ek olarak Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak çalışmalar yürütüyoruz. 5 ürünü de başvuru aşamasına getirdik. Şehrin genelinde, iklimin güzel olduğu, toprakların verimli olduğu bir coğrafyada çok daha güzel ürünlerin coğrafi işaretle işaretlenebileceğini ve bunların korunabileceğini biliyoruz. Bu anlamda da çalışmaları yürütüyoruz” dedi. Saha programı hakkında da detaylı bilgiler paylaşan Şahutoğlu, kentin coğrafi işaret potansiyeli açısından çok ciddi bir noktada olduğuna değinerek, “Desteklendiği ve çalışmalar hızlandırıldığı anda da birçok üründe coğrafi işaret alınabilecek pozisyondayız. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak 2024 yılında Gülnar Kişniş Üzümü’ne coğrafi işaret aldık. Yine Mersinden Kadın Kooperatifi’nin başvurusuyla Mersin Kan Portakalı’nın coğrafi işaretine destek veren kurumuz. Bugünlerde de yaptığımız çalışmayla Bozyazı Gölevezi, Kravga Eriği gibi ürünler olmak üzere toplam 5 üründe de coğrafi işaret çalışmalarını yürütüyoruz. Potansiyeli yüksek bir coğrafyadayız ve güçlü bir belediyeyiz. Bunun bilincinde olan bir belediyeyiz. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak da bu çalışmalara hız vererek, var olan bu potansiyeli açığa çıkartacağız” diye belirtti. Prof. Dr. Tekelioğlu: “Türkiye’de bugüne kadar coğrafi işaretlerde gerçekleştirilmiş üretici yoğunluklu ilk etkinlik oldu” YÜciTA Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, ‘Mersinli Üreticiler Coğrafi İşaretleri Konuşuyor’ programının çok etkileyici bir program olduğunun altını çizerek, işin başından itibaren Mersinden Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Meral Seçer ile birlikte kentte yapacakları etkinlikte üreticilerin yoğunlukta olmasını istediklerini kaydetti. Prof. Dr. Tekelioğlu, “Salona ayağımı atar atmaz gördüğüm manzara beni çok etkilendi, gözlerim yaşardı. Çünkü biz yıllardır bu tür etkinlikleri yapıyoruz ama salonda çok az üretici oluyor. Mersin’de salon tamamen doluydu ve mevcutların yüzde 90’ı kadındı. Türkiye’de bugüne kadar coğrafi işaretlerde gerçekleştirilmiş üretici yoğunluklu ilk etkinlik oldu. Bu bakımdan kutluyorum. Gerçekten başarılı oldu ve katılımcılar hep üreticilerdi. Üreticilerden maceralarını, hikâyelerini ve sorunları dinledik, birlikte tartıştık. Gerçekten etkileyiciydi” dedi. Hamzabeyli Köyümüz Atölye Projesi’nden de çok etkilendiğini kaydeden Prof. Dr. Tekelioğlu, “Türkiye’nin bu tür projelere çok ihtiyacı var. Bu Anadolu’da kırsal kesimin kalkınması, kırsalda yaşayan kadınların üretim sürecine, ekonomiye entegre olmaları demek. Bunlar sevindirici işler. Çünkü kadınlara özellikle kırsalda çok önemli roller düşüyor. Çünkü toprağın bereketini, ürünün kalitesini, bölgenin lezzetlerini geleceğe taşıyan kadınlar oluyor. Onlar sayesinde bütün bu işler gerçekleşiyor. Ben bu hareketleri, eylemleri, faaliyetleri ve çalışmaları yerinde görmekten çok mutlu oldum” diye belirtti. Bu çalışmanın örnek olmasını temenni eden Prof. Dr. Tekelioğlu, belediyelere bu bakımdan çok büyük görevler düştüğünü dile getirdi. Kırsalın ayağa kalkması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tekelioğlu, Türkiye’de geri dönüşe ihtiyaç olduğunu sözlerine ekleyerek, “Kırsal boşaldı, şimdi yavaş yavaş özellikle Covid olayından sonra kırsala dönüşler başladı. Bu dönüşler bir anlamda bu tür etkinlikleri de güçlendiriyor. Ben çok sevindim ve mutlu oldum” ifadelerine yer verdi ve Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Mersinden Kadın Kooperatifi’ni çalışmaları adına kutladı. Mersin’in coğrafi işaret potansiyelinin çok yüksek bir kent olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tekelioğlu, Mersin’in şu anda 24 tane coğrafi işaretli ürünü olduğuna değinerek, bu rakamın çok daha yüksek olması gerektiğini dikkat çekti. Prof. Dr. Tekelioğlu, “Bu bilinçlenme son derece önemli. Mersin Kan Portakalı konusunda Mersinden Kadın Kooperatifi çok ilgilendi, biz de YÜciTA olarak çok destekledik. Ürüne tescilli alındı, coğrafi işaretle buluşturuldu. Bu gelişmeler çok olumlu ve şimdi üretim arttı. Mersinden Kadın Kooperatifi’nin çabalarıyla Mersin Kan Portakalı Hamzebeyli’de hayat buldu. Bu köy Mersin Kan Portakalı’nı üretiyor. Bu atölyede portakal işleniyor. Katma değer yaratılıyor” dedi. Coğrafi işaretlerin ülkenin geleceğinde çok önemli rolü olduğunu sözlerine ekleyerek, bunların katma değer, istihdam ve gelir yaratan ürünler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tekelioğlu, coğrafi işaretli ürünlerin çoğaltılması gerektiğini kaydetti ve “Mersinden Kadın Kooperatifi’nin bu bakımdan yaptığı işler çok anlamlı. Diğer ürünlerde de bunu yapmak lazım. En önemlisi Mersin’in coğrafi işaret potansiyelinin bir an önce gün yüzüne çıkartılması için il düzeyinde ayrıntılı coğrafi işaretler envanterinin yapılması gerekli. Bu envanter yapıldıktan sonra coğrafi işaretlerle buluşturulması ve tescil başvurularının yapılması gerekiyor. Umarım ileride tescillenmiş coğrafi işaret sayısı 80’lere, 100’lere ve daha fazlasına ulaşır. O zaman kısal kesimde çok yüksek bir refah artışı olacak. İnsanlar daha müreffeh koşullarda yaşayacaklar. İstihdam artacak. Her şey Mersin için” dedi ve Mersin’de olmaktan duyduğu memnuniyeti aktardı. Zanbak: “Beklentimizin üstünde bir etkinlikti” Akdeniz Üniversitesi Coğrafi İşaretler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mehmet Zanbak, programın dolu dolu geçtiğini ve programın düzenlenme aşamasında yoğun bir çalışma gerçekleştirildiğini aktardı. “Programın konsepti her bir oturumda çok iyi irdelendi. Bir sonraki aşamada üreticilere mikrofon uzatıldı bu açıdan daha önceki katıldığım programlardan bu programı ayıran temel özellik buydu. Beni etkileyen bir diğer konu da özellikle üretici kadınların, kooperatiflerin ve birliklerin baştan sona program da yer alması oldu” dedi. Mersin’in coğrafi işaret profilini değerlendirerek konuşmasını sürdüren Zanbak, Mersin’in gerek iklimi gerekse tarım alanındaki verimliliği açısından tescillenebilecek daha fazla ürünü olduğuna dikkat çekti. İlerleyen süreçlerde yapmış oldukları görüşmelere bağlı olarak, Mersin’de kamu kesimine ve üreticilere coğrafi işaret envanterleri ile ilgili bir eğitim vereceklerini de sözlerine ekleyen Zanbak, hem Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne hem de Mersinden Kadın Kooperatifine teşekkür ederek, “Güzel bir etkinliğin olacağını tahmin ederek geldik fakat beklentimizin üstündeydi. Ben çok etkilendim” sözlerine yer verdi. Appa: “Mersin Büyükşehir ile gurur duydum ve kıskandım” Kente yaptığı 2 günlük ziyaretinde katıldığı toplantılarda Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal belediyecilik adına A’dan Z’ye bir ‘sosyal belediyecilik’ kavramını yüzde 100 yerine getirdiğini gözlemlediğinden söz eden Turuncu Eller Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Gürsel Appa, “Ben bununla gurur duydum ve biraz da kıskandım. Ben de bir coğrafi işaretli ürünün işlendiği kooperatif başkanıyım. Bu bir ayrıcalık. Bunun kıymetini bilmemiz gerekiyor. Kendi bölgemizin özelliklerini taşıyan, kendine has lezzetiyle bu ürünleri sadece biz tüketmemeliyiz. Bunu ürüne erişimi olmayan kesimlere de ulaştırmak için katma değerli ürünler haline getirerek, yılın 12 ayına yayarak, tüm insanlara ulaştırmamız gerektiğini düşünüyorum. Ben kendi kooperatifim adına bu çabayı yıllardır veriyorum” dedi. Mersin’de kadın üreticilere de büyük önem verildiğine dikkat çeken Appa, “Burada gördüğüm kadarıyla üretici kadınlar da belediyenin o sonsuz katkılarıyla bu çaba yoluna girmişler. Mutlaka başaracaklar. Çünkü Mersin Büyükşehir Belediyesi ile halkın arasındaki diyaloğa imrendim. O samimiyete hayran kaldım. 2 gündür haz aldığım en güzel toplantı diyebilirim. Burada olmaktan çok mutluyum. Burada gördüklerim, öğrendiğim bilgileri kendi bölgeme de götürmeyi planlıyorum. Mersin Büyükşehir Belediyesi yetkililerine, Başkanımız Sayın Vahap Seçer’e, eşi Meral Hanım’a ve Yavuz Hoca’ya çok teşekkür ediyorum. Mersin’den İzmir’e çok dolu bilgilerle gidiyorum” diye belirtti. Appa son olarak, “Kadının olduğu yer cennet oluyor. Çünkü ‘Ana’ derler, toprağa da; ‘Toprak Ana’ derler. Bir ana hep üretiyor. Her kadının aile, bölge ve ülke ekonomisine katkısı asla inkar edilemez. Nüfusumuzun yarısı kadın olduğu düşünülünce bu istihdamı ülke ekonomisine kazandırmak gerekiyor. İşte bu yol da buralardan geçiyor” ifadelerini kullandı. Onur: “ Burada etkileşimin içinde olmak gurur verici” Programda çok değerli katılımcıların olduğunu ve seyirci kısmında üreticileri görmenin çok değerli olduğunu söyleyen Antre Gourmet Berrin Bal Onur, “Bu tür etkinliklerde amaç bir değer zincirinin bir araya getirilmesiydi ve burada amacı çok net bir şekilde gördük. Hem sunumlarda hem sahada kooperatiflerin gücünü, kooperatiflerin kurumsal yapılaşma süreçlerinin ne kadar istekle ve aslında bir amaca dönük gerçekleştiğini izledik. Geldiğimden beri çok etkilenerek dolaşıyorum. Belediyenin çok değerli katkıları var. Çok bilinçli ve süreci, zemini iyi oturtulmuş, üzerine de sağlam tuğlalar ekleniyor ve bunların planlı bir şekilde yapılması halinde Mersin'i bir kooperatif merkezi olarak görürüz. Mersin’i kadın gücünün çok etkin olduğu ama kooperatifçiliğin çok gelişeceği bir nokta olarak görmekten çok büyük memnuniyet duydum. Programda üreticiler de çok mutluydular. O etkileşimin içinde olmak da ayrıca gurur vericiydi” ifadelerini kullandı. Mersin’in gastronomi alanında çok iyi bir noktaya geldiğini ve zemininin sağlam olduğunu belirten Onur, kentteki tüm kamu kurum ve kuruluşlarının bir uyum içerisinde çalışması halinde ülkenin çok daha ileri gideceğini ifade etti. Onur, “Etkinlik, hakikaten çok ilham verdi bana, çok etkilendim ve mutlu oldum. Bu davet için çok teşekkür ediyorum. Kentin bütün kaynakları kendini programa entegre etmese biz bu hisleri hissedemeyiz. Hep söylediğimiz bir şey var, kaynaklarımız çok zengin, ülkemizin varlıkları çok zengin. Bir tarım toplumuyuz ama kaybettiğimiz bir kültürel doku var. Muhakkak ortak bir amaca hizmet etmemiz lazım. Mersin’de bunun gelişmiş olduğunu görmek, iyiye gittiğini görmek çok mutluluk verici” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Niğde’de "100 Yılın Projesi" İçin İlk Kazma Vuruldu Haber

Niğde’de "100 Yılın Projesi" İçin İlk Kazma Vuruldu

125 bin metrekarelik alanı kapsayan ve "100 Yılın Projesinde" çalışmalarda ilk kazma vurularak temel atma töreni gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı kararname ile "Yenileme ve Koruma Alanı" ilan edilen ve sıradan bir kentsel dönüşümden ziyade bir "Tarihi İhya" projesi olarak öne çıkan projenin temelleri atıldı. Alaaddin, Balhasan, Kale, Eskisaray, Songur ve Burhan mahallelerini kapsayan 12,5 hektarlık alanda yürütülen proje ile tarihi doku korunuyor ve Niğde dev bir turizm cazibe merkezi haline geliyor. YÜZDE 95 MUTABAKAT Projenin temel atma aşamasına gelene kadar sahada yürütülen çalışmaların detayları da paylaşıldı. Proje kapsamında 3.300 hak sahibinin yaklaşık yüzde 95'i ile uzlaşıldı. Eski TEDAŞ binası gibi silüeti bozan yapılarla birlikte toplam 149 parseldeki 228 yapıda yer alan 339 bağımsız bölümün yıkımı tamamlandı. III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olan bölgede çalışmalar, geçmişte maalesef bir suç merkezine dönüşen bu metruk bölgede, titiz radar taramaları ve kurul onaylarıyla aslına sadık kalınarak Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve Müze Müdürlüğü denetiminde büyük bir hassasiyetle yürütüldü. HEDEF İLK ETAPTA 500 BİN, SONRASINDA MİLYONLARCA TURİST Niğde’yi "Kapadokya'nın giriş kapısı" olarak konumlandıran proje, şehri dev bir turizm merkezine dönüştürecek. Dev turizm hamlesiyle ilk etapta yıllık 500 bin, sonrasındaki süreçte ise milyonlarca turist ağırlanacak ve şehirdeki gençler için büyük bir istihdam kapısı açılacak. BAŞKAN ÖZDEMİR'DEN TEMEL ATMA TÖRENİNDE ÖNEMLİ MESAJLAR Düzenlenen temel atma töreninde konuşan Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, projenin geldiği aşamaya, ortaya atılan iddialara ve projeye dair çok önemli detayları paylaştı: "Niğde için tarihi bir dönüm noktası olan ve 40 yılı aşkın süredir hayali kurulan Kale Koruma ve Yenileme Projesi, altı yıllık yoğun bir hazırlık sürecinin ardından resmen yapım aşamasına geçmiştir. Proje kapsamında 3.300 hak sahibinin yaklaşık yüzde 95'i ile uzlaşılmış, bölgedeki yerel esnafa da yeni projeden ticari alanlar ayrılmıştır. Temeli atılan yapılarla birlikte bölgede altı dükkan, üstü butik otel veya ofis olabilecek çok fonksiyonlu toplam 90 adet tarihi konak inşa edilecektir. Kale projesiyle entegre şekilde yürütülen çalışmalar kapsamında Kent Müzesi iki yıldır hizmet vermekte, eski Yahya Peygamber Kilisesi ikonik bir kütüphaneye, restorasyonu tamamlanan bir diğer konak ise Michelin tescilli Tabal Gastronomi Evi'ne dönüştürülmüş durumdadır. Ayrıca Ak Medrese'nin 270 gün sürecek restorasyon süreci başlatılmış ve eski valilik binasının tapusu belediyeye kazandırılarak altına en az üç katlı otopark, üstüne ise dev bir kent meydanı yapılması için ihale aşamasına gelinmiştir." Tören, konuşmaların ardından protokol üyelerinin butonlara basarak projeye ilk harcı dökmesiyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evde Dondurma Nasıl Yapılır? Yazın Vazgeçilmezi Dondurmanın Lezzet Sırrı Merak Ediliyor Haber

Evde Dondurma Nasıl Yapılır? Yazın Vazgeçilmezi Dondurmanın Lezzet Sırrı Merak Ediliyor

Özellikle katkı maddesi içermeyen, doğal malzemelerle hazırlanan dondurmalar son yıllarda daha fazla tercih ediliyor. "Evde dondurma nasıl yapılır?", "Dondurma yapımında hangi malzemeler kullanılır?", "Kıvamlı dondurma nasıl yapılır?" ve "Dondurma neden buzlanır?" gibi sorular internet kullanıcılarının en çok merak ettiği konular arasında yer alıyor. Geleneksel yöntemlerle hazırlanan dondurmalar, hem içerik kontrolü hem de kişisel damak zevkine göre şekillendirilebilmesi nedeniyle dikkat çekiyor. Özellikle mevsim meyveleriyle hazırlanan tarifler, ev yapımı dondurmaya olan ilgiyi her geçen yıl artırıyor. Dondurma Yapımı Neden Yeniden Popüler Hale Geldi? Son yıllarda sağlıklı beslenme eğiliminin güçlenmesiyle birlikte evde hazırlanan gıdalara olan ilgi önemli ölçüde arttı. Bu değişimden dondurma da nasibini aldı. Tüketiciler, hazır ürünlerde bulunan koruyucu maddeler ve yapay aromalar yerine doğal içeriklerle hazırlanan alternatiflere yönelmeye başladı. Ev yapımı dondurma, kullanılan süt, meyve ve tatlandırıcıların kontrol edilebilmesi açısından önemli avantajlar sunuyor. Özellikle çocuklu aileler, içerik güvenliği nedeniyle kendi dondurmalarını hazırlamayı tercih ediyor. Bunun yanında sosyal medyada paylaşılan tarif videoları ve gastronomi içerikleri de evde dondurma yapımının yaygınlaşmasında etkili oluyor. Farklı aromalarla hazırlanan tarifler, kullanıcıların yeni lezzetler denemesine olanak tanıyor. Kaliteli Dondurmanın Temelinde Doğru Malzeme Seçimi Bulunuyor Lezzetli bir dondurmanın en önemli unsurlarından biri kullanılan hammaddelerin kalitesi olarak gösteriliyor. Özellikle süt ve krema seçimi, dondurmanın kıvamı üzerinde doğrudan etkili oluyor. Yağ oranı dengeli süt ürünleri, daha yoğun ve kremamsı bir yapı elde edilmesini sağlıyor. Bunun yanında kullanılan meyvelerin olgun ve taze olması da aromanın daha belirgin hale gelmesine yardımcı oluyor. Doğal vanilya, kakao, çilek, muz veya farklı mevsim meyveleriyle hazırlanan karışımlar, dondurmanın lezzet profilini zenginleştiriyor. Uzmanlar, yapay aroma yerine gerçek meyve kullanımının daha doğal sonuçlar verdiğini belirtiyor. Dondurma Kıvamını Etkileyen Faktörler Neler? Evde dondurma yapanların karşılaştığı en yaygın sorunlardan biri buz kristallerinin oluşmasıdır. Kıvamlı ve pürüzsüz bir dondurma elde etmek için karışımın doğru hazırlanması büyük önem taşıyor. Karışım içerisindeki yağ, şeker ve sıvı dengesi, dondurmanın dokusunu belirleyen temel unsurlar arasında bulunuyor. Şeker yalnızca tat vermekle kalmıyor, aynı zamanda donma sürecini de etkileyerek daha yumuşak bir yapı oluşmasına katkı sağlıyor. Dondurma karışımının dondurma aşamasında belirli aralıklarla karıştırılması da buzlanmayı azaltan yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor. Bu işlem sayesinde karışım daha homojen hale geliyor ve kremsi yapı korunabiliyor. Meyveli Dondurma Tarifleri Daha Fazla İlgi Görüyor Son dönemde özellikle çilekli, vişneli, muzlu ve mango aromalı dondurmalar ön plana çıkıyor. Meyveli dondurmalar, hem doğal içerikleri hem de ferahlatıcı etkileri nedeniyle yaz aylarında yoğun ilgi görüyor. Şeker tüketimini azaltmak isteyen kullanıcılar ise doğal meyve şekeriyle hazırlanan tariflere yöneliyor. Böylece daha hafif ve doğal bir tat elde edilebiliyor. Ev yapımı meyveli dondurmalar aynı zamanda renkleriyle de dikkat çekiyor. Katkı maddesi kullanılmadan elde edilen canlı tonlar, özellikle sosyal medya paylaşımlarında ilgi görüyor. Dondurma Yapımında Saklama Koşulları Büyük Önem Taşıyor Hazırlanan dondurmanın lezzetini ve kıvamını koruyabilmesi için uygun koşullarda muhafaza edilmesi gerekiyor. Uzmanlar, hava almayan kapların kullanılmasını öneriyor. Bu sayede dondurmanın yüzeyinde buzlanma oluşmasının önüne geçilebiliyor. Dondurmanın uzun süre derin dondurucuda bekletilmesi, aroma kaybına neden olabiliyor. Bu nedenle ev yapımı ürünlerin belirli süre içerisinde tüketilmesi tavsiye ediliyor. Doğru saklama koşulları sağlandığında ev yapımı dondurmalar hem lezzetini hem de dokusunu daha uzun süre koruyabiliyor. Dondurma Kültürü Her Geçen Gün Daha Fazla İlgi Çekiyor Dondurma yalnızca yaz aylarının serinletici tatlarından biri değil, aynı zamanda güçlü bir gastronomi kültürünün de parçası olarak görülüyor. Geleneksel Maraş dondurmasından modern İtalyan gelatolarına kadar farklı çeşitler, dünya genelinde büyük ilgi görüyor. Türkiye’de de dondurma tüketimi her yıl artış gösterirken, tüketiciler yeni lezzetler keşfetmeye devam ediyor. Ev yapımı tariflere yönelenlerin sayısındaki artış ise doğal ve kontrollü beslenme anlayışının güçlendiğini ortaya koyuyor. Kaliteli malzeme, doğru teknik ve uygun saklama koşulları bir araya geldiğinde, evde hazırlanan dondurmalar profesyonel lezzetlerle yarışabilecek sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. Evde Sade Dondurma Nasıl Yapılır? İşte Pratik ve Lezzetli Tarif Evde katkısız ve doğal bir dondurma hazırlamak isteyenler için sade dondurma tarifi oldukça pratik bir seçenek sunuyor. Özellikle yaz aylarında serinletici bir tat arayanlar, birkaç temel malzeme ile yumuşak kıvamlı ve lezzetli bir dondurma hazırlayabiliyor. Bir litre tam yağlı süt, bir su bardağı toz şeker, bir paket vanilin ve iki yüz mililitre sıvı krema sade dondurma yapımı için yeterli oluyor. İlk olarak süt ve şeker orta ateşte karıştırılarak şeker tamamen eriyene kadar ısıtılıyor. Karışım kaynatılmadan ocaktan alınarak soğumaya bırakılıyor. Soğuyan süt karışımına vanilin ve krema eklenerek homojen bir kıvam elde edilene kadar karıştırılıyor. Hazırlanan karışım derin dondurucuya uygun bir kaba aktarılıyor. Dondurma kıvamının daha pürüzsüz olması için ilk birkaç saat boyunca yaklaşık yarım saatte bir çıkarılıp karıştırılması öneriliyor. Yaklaşık altı ila sekiz saatlik bekleme süresinin ardından sade dondurma servise hazır hale geliyor. İsteğe bağlı olarak üzerine çikolata parçaları, mevsim meyveleri, fındık veya Antep fıstığı eklenerek farklı aromalar elde edilebiliyor. Ev yapımı sade dondurma, doğal içeriği ve katkı maddesi içermeyen yapısıyla özellikle çocuklar ve sağlıklı beslenmeye önem veren tüketiciler tarafından tercih ediliyor. Doğru kıvam elde edildiğinde evde hazırlanan sade dondurma, birçok hazır ürüne göre daha yoğun süt aroması ve daha doğal bir lezzet sunabiliyor.

Bulvar 216 1.044 MWh’lik Yeşil Enerji Tüketimini Tescilledi Haber

Bulvar 216 1.044 MWh’lik Yeşil Enerji Tüketimini Tescilledi

Restoranları, kafeleri ve sosyal yaşam alanlarıyla günün her saatinde ziyaretçilerine farklı seçenekler sunan Bulvar 216, sürdürülebilirlik odaklı uygulamalarını operasyonel yapısının önemli bir parçası olarak konumlandırıyor. Bu kapsamda alınan I-REC Redemption Statement belgesi, The International Tracking Standard Foundation tarafından yürütülen I-REC sistemi üzerinden sağlanarak Bulvar 216’nın 2026 yılına ait 1.044 MWh’lik elektrik tüketiminin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla belgelendirildiğini ortaya koyuyor. 350 hanenin yıllık tüketimine denk yenilenebilir enerji Bulvar 216’nın I-REC ile belgelendirdiği 1.044 MWh elektrik tüketimi, 1 milyon 44 bin kWh enerjiye karşılık geliyor. Türkiye’de dört kişilik bir ailenin yıllık ortalama elektrik tüketiminin yaklaşık 3.000 kWh olduğu dikkate alındığında, bu miktar yaklaşık 350 hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacına denk geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Türkiye elektrik tüketimi emisyon faktörü baz alınarak yapılan hesaplamaya göre, 1.044 MWh’lik tüketimin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla belgelendirilmesi 432,4 ton CO₂e ’lik şebeke kaynaklı emisyon karşılığına denk gelmektedir. Bu yaklaşım, Bulvar 216’nın enerji tüketimini daha şeffaf, ölçülebilir ve sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu şekilde yönetme iradesini ortaya koyuyor. Uluslararası standartlarda yenilenebilir enerji belgelendirmesi I-REC sistemi; rüzgâr, güneş ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin kaynağını takip eden ve belgeleyen uluslararası bir sertifikasyon modeli olarak öne çıkıyor. Sistem, kurumların enerji tüketimlerine ilişkin şeffaf raporlama süreçlerini desteklerken, sürdürülebilirlik uygulamalarının ölçülebilir ve izlenebilir hale gelmesine katkı sağlıyor. Bulvar 216, tüketimini I-REC ile belgelendirerek yalnızca bugünün enerji ihtiyacını karşılamakla kalmıyor; temiz bir gelecek ve sürdürülebilir bir ekosistem yaratma hedefini de somut bir adımla destekliyor. Marka, mevcut ve gelecekteki projelerinde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmayı, sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir parçası olarak görüyor. Bulvar 216, gastronomi ve sosyal yaşamın buluşma noktaları arasında yer alıyor İstanbul’un ilk gastronomi merkezi olarak konumlanan Bulvar 216, restoranları, kafeleri ve sosyal yaşam alanlarıyla Anadolu Yakası’nın öne çıkan buluşma noktaları arasında yer alıyor. Gastronomi odaklı yapısını sosyal deneyim ve şehir yaşamıyla bir araya getiren merkez, iş çıkışı buluşmalarından hafta sonu planlarına kadar günün farklı anlarında tercih edilen bir yaşam alanı olarak dikkat çekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emirates'e “Orta Doğu’nun En İyi Havayolu Şirketi” Ödülü Haber

Emirates'e “Orta Doğu’nun En İyi Havayolu Şirketi” Ödülü

Dünyanın en büyük uluslararası havayolu şirketlerinden Emirates, 2026 APEX Best in Airline Awards kapsamında “Orta Doğu’nun En İyi Havayolu Şirketi” seçildi. Doğrulanmış yolcu geri bildirimlerine dayanan değerlendirmelerde Emirates; koltuk konforu, kabin hizmetleri, yiyecek-içecek deneyimi, eğlence sistemi ve bağlantı hizmetleri olmak üzere beş temel kategoride üstün performans sergiledi. İrlanda’nın Dublin kentinde düzenlenen törende açıklanan bu prestijli ödül, Emirates’in dünyanın önde gelen seyahat markalarından biri olarak konumunu daha da güçlendirdi. Emirates, koltuk konforunda yüksek puan aldı Airbus A380, A350 ve Boeing 777 filolarında seyahat eden Emirates yolcuları, havayolunun konfora verdiği önemi düzenli olarak vurguluyor. Geniş kişisel alanlar, ergonomik koltuklar ve özenle tasarlanmış kabinler sayesinde yolcular, dünyanın en uzun uçuşlarında dahi rahatça dinlenebiliyor, çalışabiliyor veya uyuyabiliyor. Emirates’in devam eden filo yenileme programı kapsamında tüm kabinler, yeni nesil koltuklar ve uçak içi özelliklerle geliştirilmeye devam ediyor. Ekim ayından itibaren Ekonomi Sınıfı yolcuları için ayarlanabilir sekiz yönlü baş desteğine sahip yeni hafif yapılı Safran Z400 koltukları da hizmete sunulacak. Ödüllü Premium Ekonomi kabininde krem renkli deri koltuklar, geniş yatış açısı, tam boy ayak destekleri ve uzun yolculuklar için tasarlanmış altı yönlü ayarlanabilir başlıklar bulunuyor. Yolcular ayrıca entegre şarj noktaları, yan kokteyl masaları ve 13,3 inçlik kişisel eğlence ekranlarından yararlanabiliyor. Business Class kabinleri ise halihazırda A350’de bulunan, Safran’ın lüks S Lounge tasarımından ilham alınan koltuklarla yenileniyor. Yatağa dönüşebilen koltuklar; kablosuz şarj, kişiselleştirilebilir ortam aydınlatması, kişisel eşya saklama alanları ve çoklu şarj seçenekleriyle destekleniyor. Emirates First Class ise tamamen kapalı özel süitleriyle lüks hava yolculuğunun standartlarını belirlemeyi sürdürüyor. Yolcular tarafından “gökyüzündeki otel odası” olarak tanımlanan süitlerde elektronik kapılar, kişiselleştirilebilir iklim kontrolü, ortam aydınlatması ve Emirates’in adeta imzası niteliğindeki “sıfır yer çekimi” pozisyonuna dönüşebilen yatak sistemi bulunuyor. Kabin hizmetlerinde fark yaratan deneyim 140’tan fazla milliyete mensup ve 70’in üzerinde dil konuşan Emirates kabin ekibi, şirketin misafirperverlik anlayışını dünya çapında temsil ediyor. Hizmet yaklaşımı; mükemmeliyet, özen, yenilikçilik ve tutku olmak üzere dört temel ilkeye dayanıyor. Dünya standartlarındaki ağırlama uygulamalarından ilham alan kapsamlı eğitim programları sayesinde ekipler, yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda yolcuların ihtiyaçlarını önceden öngörerek kişiselleştirilmiş bir seyahat deneyimi sunma becerisi kazanıyor. Uçuş boyunca yemek servisinden kabin aydınlatmasına kadar tüm hizmet akışı yolcular için kusursuz bir deneyim oluşturacak şekilde planlanıyor. Zengin yiyecek ve içecek seçenekleri Emirates deneyiminin en dikkat çekici unsurlarından biri olan gastronomi hizmetleri, tüm kabin sınıflarında dünya mutfaklarından ilham alınarak hazırlanmış menüler sunuyor. Taze hazırlanan birden fazla seçenekli yemekler; meşrubatlar, meyve suları, çay, kahve ve çeşitli içecek seçenekleriyle tamamlanıyor. Çocuklara özel menülerin yanı sıra bebekler için organik mama ve ek destek ürünleri de ücretsiz olarak sunuluyor. Havayolu, Noel, Ramazan Bayramı, Diwali ve Ay Yeni Yılı gibi özel dönemlere yönelik menüler hazırlarken; vegan, vejetaryen, glütensiz ve düşük sodyumlu seçenekler dahil olmak üzere farklı beslenme ihtiyaçlarına uygun geniş bir yemek yelpazesi de sunuyor. Premium Ekonomi yolcuları yemeklerini Royal Doulton porselenleri üzerinde servis edilen özel sunumlarla deneyimlerken, Business Class’ta bölgesel mutfaklardan ilham alınarak hazırlanmış gurme menüler premium içecek seçenekleriyle eşleştiriliyor. First Class yolcuları ise istedikleri zaman yemek siparişi verebildikleri hizmetin yanı sıra sınırsız havyar ve dünyanın en prestijli içecek markalarından oluşan özel bir koleksiyonun keyfini çıkarabiliyor. Emirates, ice eğlence sistemiyle sektör liderliğini sürdürüyor Emirates’in ödüllü uçak içi eğlence sistemi ice, birçok yolcu için markanın en güçlü simgelerinden biri haline gelmiş durumda. 6.500’den fazla içerik kanalına sahip sistem; film, televizyon, müzik, podcast, canlı spor yayınları ve eğitim içerikleriyle sektörün en kapsamlı eğlence platformlarından biri olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 3.000 film, 3.000 müzik albümü, 600’den fazla televizyon kanalı ve dizi paketi ile yüzlerce belgesel ve çocuk programını kapsayan içerik kütüphanesi; HBO Max, Disney+, Paramount+, Discovery+, BBC, Bloomberg Originals, Shahid ve Spotify gibi platformlarla yapılan iş birlikleri sayesinde sürekli genişliyor. Yeni nesil bağlantı deneyimi Bağlantı hizmetleri günümüz seyahat deneyiminin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelirken Emirates, Starlink iş birliğiyle bu alanda yeni standartlar belirliyor. Kasım 2025’te duyurulan anlaşma kapsamında Starlink teknolojisinin, hizmet veren tüm Emirates filosuna 2027 yılının ortasına kadar entegre edilmesi planlanıyor. Böylece yolcular, uçuş boyunca yüksek hızlı ve düşük gecikmeli internet erişimi sayesinde video izleyebiliyor, çalışabiliyor, oyun oynayabiliyor ve kesintisiz iletişim kurabiliyor. Bugüne kadar 33 adet Boeing 777-300ER uçağı Starlink ile donatılırken, sistemin yer aldığı ilk üç Airbus A380 de hizmete girmeye başladı. Yüz binlerce yolcu, Starlink destekli uçuşlarda kesintisiz bağlantı deneyiminden yararlandı. APEX Best in Airline Awards hakkında APEX, dünyanın en yaygın kullanılan seyahat planlama uygulamalarından biri olan TripIt® from Concur® ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında, yolcuların anonim ve bağımsız değerlendirmelerini analiz ederek ödül sahiplerini belirliyor. 2026 ödülleri için dünya genelinde 600’den fazla havayolunda gerçekleştirilen bir milyondan fazla uçuş, yolcular tarafından beş yıldızlı değerlendirme sistemi üzerinden puanlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emirates, Orta Doğu’nun En İyi Havayolu Şirketi” Seçildi Haber

Emirates, Orta Doğu’nun En İyi Havayolu Şirketi” Seçildi

Dünyanın en büyük uluslararası havayolu şirketlerinden Emirates, 2026 APEX Best in Airline Awards kapsamında “Orta Doğu’nun En İyi Havayolu Şirketi” seçildi. Doğrulanmış yolcu geri bildirimlerine dayanan değerlendirmelerde Emirates; koltuk konforu, kabin hizmetleri, yiyecek-içecek deneyimi, eğlence sistemi ve bağlantı hizmetleri olmak üzere beş temel kategoride üstün performans sergiledi. İrlanda’nın Dublin kentinde düzenlenen törende açıklanan bu prestijli ödül, Emirates’in dünyanın önde gelen seyahat markalarından biri olarak konumunu daha da güçlendirdi. Emirates, koltuk konforunda yüksek puan aldı Airbus A380, A350 ve Boeing 777 filolarında seyahat eden Emirates yolcuları, havayolunun konfora verdiği önemi düzenli olarak vurguluyor. Geniş kişisel alanlar, ergonomik koltuklar ve özenle tasarlanmış kabinler sayesinde yolcular, dünyanın en uzun uçuşlarında dahi rahatça dinlenebiliyor, çalışabiliyor veya uyuyabiliyor. Emirates’in devam eden filo yenileme programı kapsamında tüm kabinler, yeni nesil koltuklar ve uçak içi özelliklerle geliştirilmeye devam ediyor. Ekim ayından itibaren Ekonomi Sınıfı yolcuları için ayarlanabilir sekiz yönlü baş desteğine sahip yeni hafif yapılı Safran Z400 koltukları da hizmete sunulacak. Ödüllü Premium Ekonomi kabininde krem renkli deri koltuklar, geniş yatış açısı, tam boy ayak destekleri ve uzun yolculuklar için tasarlanmış altı yönlü ayarlanabilir başlıklar bulunuyor. Yolcular ayrıca entegre şarj noktaları, yan kokteyl masaları ve 13,3 inçlik kişisel eğlence ekranlarından yararlanabiliyor. Business Class kabinleri ise halihazırda A350’de bulunan, Safran’ın lüks S Lounge tasarımından ilham alınan koltuklarla yenileniyor. Yatağa dönüşebilen koltuklar; kablosuz şarj, kişiselleştirilebilir ortam aydınlatması, kişisel eşya saklama alanları ve çoklu şarj seçenekleriyle destekleniyor. Emirates First Class ise tamamen kapalı özel süitleriyle lüks hava yolculuğunun standartlarını belirlemeyi sürdürüyor. Yolcular tarafından “gökyüzündeki otel odası” olarak tanımlanan süitlerde elektronik kapılar, kişiselleştirilebilir iklim kontrolü, ortam aydınlatması ve Emirates’in adeta imzası niteliğindeki “sıfır yer çekimi” pozisyonuna dönüşebilen yatak sistemi bulunuyor. Kabin hizmetlerinde fark yaratan deneyim 140’tan fazla milliyete mensup ve 70’in üzerinde dil konuşan Emirates kabin ekibi, şirketin misafirperverlik anlayışını dünya çapında temsil ediyor. Hizmet yaklaşımı; mükemmeliyet, özen, yenilikçilik ve tutku olmak üzere dört temel ilkeye dayanıyor. Dünya standartlarındaki ağırlama uygulamalarından ilham alan kapsamlı eğitim programları sayesinde ekipler, yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda yolcuların ihtiyaçlarını önceden öngörerek kişiselleştirilmiş bir seyahat deneyimi sunma becerisi kazanıyor. Uçuş boyunca yemek servisinden kabin aydınlatmasına kadar tüm hizmet akışı yolcular için kusursuz bir deneyim oluşturacak şekilde planlanıyor. Zengin yiyecek ve içecek seçenekleri Emirates deneyiminin en dikkat çekici unsurlarından biri olan gastronomi hizmetleri, tüm kabin sınıflarında dünya mutfaklarından ilham alınarak hazırlanmış menüler sunuyor. Taze hazırlanan birden fazla seçenekli yemekler; meşrubatlar, meyve suları, çay, kahve ve çeşitli içecek seçenekleriyle tamamlanıyor. Çocuklara özel menülerin yanı sıra bebekler için organik mama ve ek destek ürünleri de ücretsiz olarak sunuluyor. Havayolu, Noel, Ramazan Bayramı, Diwali ve Ay Yeni Yılı gibi özel dönemlere yönelik menüler hazırlarken; vegan, vejetaryen, glütensiz ve düşük sodyumlu seçenekler dahil olmak üzere farklı beslenme ihtiyaçlarına uygun geniş bir yemek yelpazesi de sunuyor. Premium Ekonomi yolcuları yemeklerini Royal Doulton porselenleri üzerinde servis edilen özel sunumlarla deneyimlerken, Business Class’ta bölgesel mutfaklardan ilham alınarak hazırlanmış gurme menüler premium içecek seçenekleriyle eşleştiriliyor. First Class yolcuları ise istedikleri zaman yemek siparişi verebildikleri hizmetin yanı sıra sınırsız havyar ve dünyanın en prestijli içecek markalarından oluşan özel bir koleksiyonun keyfini çıkarabiliyor. Emirates, ice eğlence sistemiyle sektör liderliğini sürdürüyor Emirates’in ödüllü uçak içi eğlence sistemi ice, birçok yolcu için markanın en güçlü simgelerinden biri haline gelmiş durumda. 6.500’den fazla içerik kanalına sahip sistem; film, televizyon, müzik, podcast, canlı spor yayınları ve eğitim içerikleriyle sektörün en kapsamlı eğlence platformlarından biri olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 3.000 film, 3.000 müzik albümü, 600’den fazla televizyon kanalı ve dizi paketi ile yüzlerce belgesel ve çocuk programını kapsayan içerik kütüphanesi; HBO Max, Disney+, Paramount+, Discovery+, BBC, Bloomberg Originals, Shahid ve Spotify gibi platformlarla yapılan iş birlikleri sayesinde sürekli genişliyor. Yeni nesil bağlantı deneyimi Bağlantı hizmetleri günümüz seyahat deneyiminin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelirken Emirates, Starlink iş birliğiyle bu alanda yeni standartlar belirliyor. Kasım 2025’te duyurulan anlaşma kapsamında Starlink teknolojisinin, hizmet veren tüm Emirates filosuna 2027 yılının ortasına kadar entegre edilmesi planlanıyor. Böylece yolcular, uçuş boyunca yüksek hızlı ve düşük gecikmeli internet erişimi sayesinde video izleyebiliyor, çalışabiliyor, oyun oynayabiliyor ve kesintisiz iletişim kurabiliyor. Bugüne kadar 33 adet Boeing 777-300ER uçağı Starlink ile donatılırken, sistemin yer aldığı ilk üç Airbus A380 de hizmete girmeye başladı. Yüz binlerce yolcu, Starlink destekli uçuşlarda kesintisiz bağlantı deneyiminden yararlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HuQQabaz 9 Ülkede Faaliyet Göstererek Büyümeye Devam Ediyor Haber

HuQQabaz 9 Ülkede Faaliyet Göstererek Büyümeye Devam Ediyor

2016 yılında İstanbul’da hayata geçen HuQQabaz, 10. yılında 9 ülkede 33 şubeye ulaşarak yerelden globale uzanan güçlü bir büyüme hikayesi ortaya koyuyor. Yılda 8 milyondan fazla misafiri ağırlayan marka, klasik restoran anlayışının ötesine geçen deneyim yaklaşımıyla gastronomi, atmosfer, servis ve misafirperverliği tek bir dilde buluşturuyor. Şehir hayatının değişen ritmine “nefes arası” fikriyle yanıt veren HuQQabaz, günün farklı saatlerine ve farklı kullanım anlarına uyum sağlayan yapısıyla ayrışıyor. Sabah kahvaltısından akşam geç saatlere, yemekten müziğe, eğlenceden ailelere yönelik deneyimlere uzanan konseptiyle HuQQabaz, günün farklı anlarına hitap eden güçlü bir buluşma noktası yaratıyor. HuQQabaz, farklı lokasyonlarda aynı standardı korurken franchise modelini de güçlü marka algısı ve merkezden yönetilen operasyonel sistemle desteklenen sürdürülebilir bir büyüme yapısına dönüştürüyor. Güçlü Marka Algısı, Yüksek Memnuniyet ve Tekrar Ziyaret Potansiyeli HuQQabaz’ın franchise modeli, sahada karşılığı olan güçlü bir marka algısıyla destekleniyor. Barem Araştırma tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, markanın müşteri memnuniyet oranı %94,7, NPS skoru 76 olarak ölçüldü. Restoran sektöründe misafir deneyimi, servis standardı ve marka sadakatinin büyüme performansı açısından giderek daha belirleyici hale geldiği bir dönemde bu oranlar, HuQQabaz’ın sektörde dikkat çeken bir memnuniyet alanı yarattığını gösteriyor. Bu sonuç, markanın yalnızca tercih edilen bir deneyim sunmakla kalmadığını; misafirleri tarafından çevrelerine tavsiye edilen güçlü bir memnuniyet alanı yarattığını gösteriyor. Aynı araştırmaya göre misafirlerin %94,3’ü HuQQabaz’ı “premium” olarak tanımlıyor. Markanın tekrar ziyaret oranı da büyüme potansiyeli açısından önemli bir gösterge sunuyor. Araştırmaya göre HuQQabaz’da tekrar ziyaret etme oranı %89,5 seviyesinde gerçekleşiyor. Bu oran, HuQQabaz deneyiminin misafirler nezdinde güçlü bir yeniden tercih edilme eğilimine sahip olduğuna ve franchise modeli açısından sürdürülebilir talep yaratma gücüne işaret ediyor. Servis tarafındaki sonuçlar da markanın operasyonel gücünü destekliyor. Araştırmada HuQQabaz’ın servis memnuniyeti %88,5 olarak ölçülürken, “güleryüzlü, samimi ve ilgili ekip” başlığında oran %91,9. Karşılama, bekleme süresi, servis hızı ve ekip yaklaşımı gibi temas noktalarındaki yüksek skorlar, markanın deneyim standardını sahada istikrarlı biçimde taşıyabildiğini gösteriyor. Bu tablo, HuQQabaz’ın franchise büyümesini yalnızca şube sayısı üzerinden değil, misafir memnuniyeti ve operasyonel tutarlılık üzerinden de güçlendirdiğini ortaya koyuyor. Atasay Group Gücüyle Desteklenen Yapı HuQQabaz’ın arkasındaki yapı, kökleri 90 yılı aşkın bir geçmişe dayanan Atasay Group’a ait. Grubun ticari disiplini, operasyonel yaklaşımı ve marka yönetimi deneyimi, HuQQabaz’ın büyüme modelini destekleyen kurumsal zemini oluşturuyor. Atasay Group’un yeme-içme alanındaki yapılanması, 2013 yılında HuqqA’nın açılmasıyla birlikte Q Food & Beverage çatısı altında kuruldu. İstanbul ve Dubai’deki iki genel merkezden yönetilen bu yapı, restoran işletmeciliği, farklı yeme-içme markalarının yönetimi ve ilgili hizmet alanlarında faaliyet göstermek üzere hayata geçirildi. Q Food & Beverage bünyesinde başta HuqqA, HuQQabaz, ve The Market olmak üzere 10 farklı marka bulunuyor. Bu yapı içinde HuQQabaz; erişilebilir, ölçeklenebilir ve farklı lokasyon formatlarına uyum sağlayabilen bir marka olarak konumlanıyor. Premium-casual segmentte yer alan marka, daha geniş bir kitleye hitap eden yapısıyla Q Food & Beverage portföyünün büyüme odaklı markalarından biri olarak öne çıkıyor. Yerel Operasyon Gücünden Global Büyümeye HuQQabaz, Türkiye’deki 18 şubesiyle oluşturduğu operasyon deneyimini yurt dışı pazarlara taşıyor. Marka bugün Türkiye’nin yanı sıra Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Suudi Arabistan, Ürdün, Azerbaycan, Irak ve Mısır’da varlık gösteriyor. Türkiye’de 18, globalde toplam 33 şubeye ulaşan HuQQabaz için bu çok pazarlı yapı, uluslararası büyüme hedeflerinin önemli zeminini oluşturuyor. Marka, önümüzdeki 3 yıl içinde faaliyet gösterdiği ülke sayısını 15’e, toplam şube sayısını ise 40’a çıkarmayı hedefliyor. Aynı dönemde uluslararası operasyonlardan elde edilen cironun yaklaşık beş kat artırılması planlanıyor. Standardizasyon, Eğitim ve Operasyonel Kontrol HuQQabaz’ın franchise modelinde temel öncelik, her lokasyonda aynı deneyim kalitesini sunabilmek. Bu nedenle mutfak, servis, hijyen, misafir karşılama, ekip yaklaşımı ve operasyonel işleyiş tek bir sistemin parçaları olarak ele alınıyor. Ürünlerde standart reçeteler ve tazelik önceliği korunurken, servis tarafında aynı deneyim dilini sürdüren net kriterlerle ilerleniyor. Bu yapının önemli taşıyıcılarından biri HuQQabaz Akademi. Yeni açılan şubelerde ekiplerin markanın servis kültürünü, operasyon yaklaşımını, ürün bilgisini ve misafir deneyimi standartlarını aynı çerçevede öğrenmesini sağlıyor. Eğitim süreçleri açılış öncesi hazırlıkla sınırlı kalmıyor; operasyon boyunca devam eden denetim, gelişim ve geri bildirim mekanizmalarıyla destekleniyor. Bu sistem, franchise yatırımcılarına güçlü bir markanın yanı sıra merkezden yönetilen eğitim, operasyon ve denetim altyapısına dahil olma imkânı sunuyor. Böylece HuQQabaz deneyimi kişilere veya tekil lokasyonlara bağlı kalmadan, sistemli biçimde yönetilebiliyor. HuQQabaz Yurt İçi Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Feride Ürgen, operasyonel standardizasyonun franchise modeli için önemini şöyle aktarıyor: “HuQQabaz’da büyümenin en kritik koşulu, misafirin hangi şubeye giderse gitsin aynı deneyim kalitesiyle karşılaşması. Bu nedenle operasyonu servis standardı, ekip yaklaşımı, ürün bilgisi, hijyen, hız ve misafir memnuniyetiyle birlikte ele alıyoruz. Akademi yapımız bu standardın sahaya doğru şekilde aktarılmasını sağlıyor. Franchise modelinde yatırımcıya güven veren en önemli unsur, markanın deneyimini öğretilebilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir sisteme dönüştürebilmiş olması.” HuQQabaz Yurt Dışı Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Akın Soydan ise markanın global büyüme yaklaşımını şöyle değerlendiriyor: “HuQQabaz’ın yurt dışı büyümesinde önceliğimiz markanın deneyim standardını farklı coğrafyalarda tutarlı biçimde sürdürebilmek. Yeni pazarlara girerken sosyal yaşam dinamiklerini, tüketim alışkanlıklarını, lokasyon potansiyelini ve operasyonel sürdürülebilirliği birlikte değerlendiriyoruz. Franchise modeli bu büyümenin ana taşıyıcılarından biri. Bu modeli güçlü kılan ise merkezden yönetilen eğitim, denetim ve operasyon standartları. Türkiye’den çıkan bir markanın farklı pazarlarda aynı deneyim kalitesini sunabilmesi, global marka olma vizyonumuzun en önemli göstergelerinden biri.” Q Food & Beverage Hakkında Q Food & Beverage, kökleri 90 yılı aşkın bir geçmişe dayanan Atasay Group’un yeme-içme alanındaki yapılanmasıdır. 2013 yılında HuqqA’nın açılmasıyla birlikte kurulan Q Food & Beverage; restoran işletmeciliği, farklı yeme-içme markalarının yönetimi ve ilgili hizmet alanlarında faaliyet göstermektedir. Bünyesinde başta HuqqA, HuQQabaz ve The Market olmak üzere 10 farklı marka yer alan Q Food & Beverage, gastronomi, misafir deneyimi, marka yönetimi ve operasyonel standardizasyonu bir arada ele alan bir yapı ile büyümesini sürdürmektedir. HuqqA, premium lounge segmentinde global ölçekte konumlanırken; HuQQabaz premium-casual alanda daha erişilebilir ve ölçeklenebilir bir deneyim markası olarak öne çıkmakta, The Market ise gastronomi odağı yüksek, rafine bir deneyim sunmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kartepe’de Lezzet Şöleni Başladı 2. Gastronomi Festivali Kapılarını Açtı Haber

Kartepe’de Lezzet Şöleni Başladı 2. Gastronomi Festivali Kapılarını Açtı

Festivalin açılış programı, Kartepe Belediye Başkanı Av. M. Mustafa Kocaman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Kent meydanındaki açılış törenine; Kocaeli Milletvekilleri Prof. Dr. Sadettin Hülagü, Radiye Sezer Katırcıoğlu, Veysel Tipioğlu ve Mehmet Akif Yılmaz, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, AK Parti İl Başkanı Şahin Talus, Kartepe Kaymakamı Hasan Öztürk, Kocaeli Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emrah Özkul, AK Parti İlçe Başkanı Murat Yılmaz, MHP İlçe Başkanı Arif Tuncer katıldı. STK temsilcileri, muhtarlar, kurum müdürleri ve vatandaşların da yoğun katılım gösterdiği açılışta, Kartepe’nin zengin mutfak kültürüyle de marka bir kent olma yolunda ilerlediği vurgulandı. Dekan Özkul "Akademik Olarak Destekliyoruz" Açılışta konuşan KOÜ Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emrah Özkul, gastronominin turizmdeki önemine değinerek "Kartepe, eşsiz doğasının yanında mutfak kültürüyle de çok büyük bir potansiyele sahip. Fakülte olarak bu tür vizyoner projelerin akademik ve sektörel anlamda her zaman destekçisiyiz. Festivalin kentimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Başkan Kocaman "Kartepe’yi Gastronominin de Merkezi Yapacağız" Açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıkan Kartepe Belediye Başkanı Av. M. Mustafa Kocaman, festivalin kent kimliği için taşıdığı öneme dikkat çekerek "Kartepe’miz doğası, kış turizmi ve sanayisiyle zaten bir marka. Ancak bizim saklı kalmış, nesilden nesile aktarılan çok zengin bir mutfak kültürümüz var. Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz festivalimizle, Kartepe'yi gastronominin de merkezi yapma yolunda dev bir adım daha atıyoruz. Birlikte üretmenin, paylaşmanın ve kültürümüzü yaşatmanın gururunu paylaşıyoruz. Kent meydanımızı dolduran tüm misafirlerimize hoş geldiniz diyor, lezzet dolu bir festival diliyorum” dedi. Rektör Cantürk "Üniversite Olarak Kent Kültürünün Destekçisiyiz" Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk ise konuşmasında yerel yönetimler ve üniversite iş birliğinin kültürel kalkınmadaki rolüne değinerek “Gastronomi sadece yemek yemek değil; bir tarihin, coğrafyanın ve kimliğin yaşatılmasıdır. Kartepe Belediyesi'nin bu vizyoner çalışmasını yürekten kutluyorum. Kocaeli Üniversitesi olarak, kentimizin turizmini, kültürünü ve bu tür değerli festivallerini her zaman akademik ve sosyal olarak desteklemeye devam edeceğiz. Bu güzel organizasyonun Kocaeli’nin tanıtımına büyük katkı sunacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı. Milletvekili Katırcıoğlu "Kültürel Mirasımızı Geleceğe Taşıyoruz" Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu, yerel değerlerin korunmasının önemine vurgu yaparak "Burada sadece yemekler değil, geçmişimiz, geleneklerimiz ve kadınlarımızın el emeği sergileniyor. Kartepe’nin saklı lezzetlerini gün yüzüne çıkaran ve bu güzel kültürel mirası gelecek nesillere aktaran belediye başkanımızı ve ekibini gönülden tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. Milletvekili Hülagü "Kartepe Turizmde Parlayan Bir Yıldız" Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Sadettin Hülagü ise festivalin kente kattığı değere işaret ederek, "Kocaeli'mizin turizm incisi Kartepe, bu tür organizasyonlarla cazibesini her geçen gün artırıyor. Şehirlerin markalaşması yerel zenginliklerin doğru işlenmesiyle olur. 2. Gastronomi Festivali de bu anlamda kentimize çok yakışan, birlik ve beraberliğimizi pekiştiren harika bir organizasyon olmuştur" dedi. Üç Farklı Kategoride Kıymetli Ödüller İçin Yarışacaklar Festival, sadece bir tadım etkinliği olmakla kalmayıp heyecan dolu yarışmalara da sahne oluyor. Hünerli eller, festival kapsamında düzenlenen yarışmalarda jüriyi etkilemek için kıyasıya bir mücadele içine giriyor. Usta Şeflerden Atölyeler ve Kültürel Paylaşımlar Sadece damaklara değil gönüllere de hitap eden festival kapsamında, gastronomi dünyasının usta şefleri eşliğinde yemek atölyeleri düzenleniyor. Ziyaretçilerin büyük bir ilgiyle takip ettiği bu etkinliklerde, özel tarif sunumları ve mutfak kültürüne dair paylaşımlar yapılıyor. Kent meydanını adeta dev bir mutfak akademisine çeviren bu programlar, gastronomi meraklılarına unutulmaz anlar yaşatıyor. Gün Boyu Süren İkramlar ve Çocuklara Özel Eğlenceler Festival alanında gün boyunca süren pişi, keşkek ve çeşitli yöresel ikramlar, Kent Meydanı'nı dolduran vatandaşlara ücretsiz olarak sunuluyor. Organizasyon kapsamında minik ziyaretçiler de unutulmadı. Çocuklara özel olarak hazırlanan kurabiye süsleme ve el yapımı makarna atölyelerinin yanı sıra eğlenceli "Tadını Bil" yarışmalarıyla minik şefler festivalin tadını doyasıya çıkarıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nde Ödüller Sahiplerini Buldu! Haber

Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nde Ödüller Sahiplerini Buldu!

Çeşme Belediyesi ev sahipliğinde Altın Yunus Hotel’de 5-7 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen Uluslararası Gastronomi Film Festivali kapsamındaki Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması’nda ödül almaya hak kazanan projeler açıklandı. Ödül töreninin sunuculuğunu Merin Sever gerçekleştirdi. Ödül töreninin açılış konuşmasını UGFF Kurucu Direktörü Gülper Ergün gerçekleştirdi. Ayrıca Festival Koordinatörü Yeşim Kaya ve Festival Artistik Direktörü Ferdinando Madaloni de törende teşekkür konuşması yaptı. Ergün: “Hikayeyi Beraber Büyütüyoruz” Ödül töreninde konuşan UGFF Kurucu Direktörü Gülper Ergün, “Bir sofranın insanı birbirine yaklaştırma biçimi her zamanı aslında ilgimi çekti. Çünkü bu coğrafyada bizim sofralarımız hep kalabalık, hep uzundur, hep sofralarda çok kıymetli şeyler konuşulur. Aslında üretim şeklimizde yediğimizde bir hafızayı barındırıyor, bir hikayeyi barındırıyor. Bu bir hikayeyi en iyi ne anlatır dedik? En iyi sinema anlatır dedik. Ve sinemayı da gastronomiyi de bir araya getirince de mükemmel işlerde, mükemmel dostluklarla bugüne kadar geldik. Burada hepinizin payı var, buradaki bütün arkadaşların payı var. O yüzden biz bu hikayeyi beraber büyütüyoruz sizinle. Bizimle ilk günden beri beraber olan dostlarımızdan ayrıca teşekkür ediyorum. Bu yıl Çeşme'deyiz. Rüzgarın, üretimin, denizin ve kültürün, hafızanın iç içe geçtiği çok özel bir coğrafyayız. Bu festival boyunca filmler izleyeceğiz. Söyleşiler yapacağız, birlikte düşüneceğiz, birlikte deneyimleyeceğiz. Ama umarım festival sonunda yanınızda sadece bu filmler, yemekler kalmaz. Tattığınız yemekler kalmaz. Belki yeni bir soru, belki yeni bir dostluk, belki de uzun zamandır unuttuğumuz bir duygunun yeniden hatırlanması olur. Bazen bir toplumun ruhu büyük olaylarla değil, sofrada birbirini bekleyen insanlarla emeğinin nasıl dönüştüğünde saklı oluyor. Biz de o görünmeyen hafızayı görünür kılmaya çalışıyoruz.” dedi. Ergün ayrıca festivalin Kars edisyonunun da 10-12 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirileceğini açıkladı. Konuşmanın ardından festivalin hayata geçmesinde emeği geçen isimlere teşekkür belgeleri takdim edildi. Çeşme Belediyesi adına sahneye çıkan Kültür Sanat Müdürü Nagihan Ağırman, “Böyle anlamlı ve vizyoner bir projeye dahil olmak bizim için çok önemliydi, sizleri Çeşme’de ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk” dedi. Bir diğer teşekkür belgesi ise Altın Yunus Otel adına Genel Müdür Serkan Aslan aldı. Ödüller Sahiplerini Buldu! Festival kapsamında gerçekleştirilen “Senaryo Kategorisi Birincilik Ödülü’nü The Cold Delights of Warm İzmir kazandı. Ödülü Fadik Sevin Atasoy, filmin senaristi Zeynep Gizem Uysal’a takdim etti. Senaryo Kategorisi Jüri Özel Ödülü’nü ise Data Normal kazandı. Filmin senaristi İrem Yurtseven’e ödülünü ise Ezgin Özcan takdim etti. “Klazomenai Belgesel Film Birincilik Ödülü’nün sahibi ise Şenol Çöm'ün yönettiği Journey of Sail yapımı oldu. Çöm’e ödülü ise Eylem Kaftan tarafından verildi. Belgesel Film Jüri Özel Ödülü’nün sahibi ise The Table oldu. “Klazomenai Kurmaca Kısa Film Birincilik Ödülü’nün sahibi: Fabien Ara'nın yönettiği Clac! oldu. Klazomenai Kurmaca Kısa Film Jüri Özel Ödülü’nün sahibi ise Atefeh Nafari ve Samira Mokhtari'nin filmi 3.400 KG oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.