Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gayrimenkul

Kapsül Haber Ajansı - Gayrimenkul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gayrimenkul haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Finansal Okuryazarlık Karnesi Açıklandı Haber

Türkiye’nin Finansal Okuryazarlık Karnesi Açıklandı

Odeabank’ın KONDA Araştırma ve Danışmanlık iş birliğiyle, Türkiye’de kent ve metropol alanlarında yaşayan 1425 kişiyle 9-12 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirdiği “Türkiye’nin Finansal Okuryazarlık ve Yatırım Alışkanlıkları Araştırması”, Türkiye’de bireylerin finansal bilgi düzeyleri, yatırım tercihleri ve birikim davranışlarına ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Araştırma, yatırım davranışlarında alışkanlıkların ve birikim reflekslerinin etkisini koruduğunu gösterdi. Finansal başarıda bilgi, zamanlama ve disiplin öne çıkıyor Araştırma, finansal okuryazarlığın yalnızca teorik bilgiden ibaret olmadığını; dijital finans araçlarının kullanımı, deneyim ve sabır ile disiplin gibi kişisel özelliklerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Toplumun yalnızca yüzde 12’si bu alanların tamamında güçlü bir profile sahipken, eğitimli gençlerin bilgiyi pratiğe dönüştürmekte zorlandığı, bazı ileri yaş gruplarının ise sınırlı teknik bilgiye rağmen bütçelerini başarılı şekilde yönettiği görülüyor. Katılımcıların yüzde 27’si finansal başarının temelinde bilgi ve analizin yer aldığını belirtirken, yüzde 25’i doğru zamanlamayı, yüzde 24’ü ise sabır ve disiplini ön plana çıkarıyor. Ekonomik bilgi seviyes arttıkça, başarıyı bilgi ve analiz (yüzde 38) ile doğru zamanlama (yüzde 34) faktörlerine bağlama eğilimi de güçleniyor. Altın güvenli liman olmayı sürdürüyor Araştırma, yatırım algısında da önemli bir kırılmaya dikkat çekiyor. Düzenli yatırım veya birikim yaptığını söyleyenlerin oranı yüzde 34 olurken, yatırım araçlarından en az birine sahip olanların oranı yüzde 52’ye yükseliyor. Bu farkın merkezinde ise altın yer alıyor. Katılımcıların yüzde 35’i altın yatırımı yaptığını belirtmesine rağmen, yalnızca altına yatırım yapan her 5 kişiden 2’si bunu “yatırım” olarak tanımlamıyor. Araştırma sonuçları, altının toplum nezdinde bir yatırım aracından çok “güvende hissetme” ve “kötü gün için birikim yapma” davranışıyla ilişkilendirildiğini ortaya koyuyor. Araştırmada modern yatırım araçlarının kullanım oranlarının ise hâlâ sınırlı olduğu görülüyor. Borsa yatırımı yapanların oranı yüzde 7, yatırım fonu kullananların oranı yüzde 3, kripto varlık sahibi olanların oranı ise yüzde 2 seviyesinde bulunuyor. Araştırma, katılımcıların yatırım tercihlerinde yüksek kazançtan çok güvenilirlik, erişilebilirlik ve düşük risk beklentisinin belirleyici olduğuna dikkat çekiyor. Genel toplum refleksi “önce harcamak, kalanla birikim yapmak” şeklinde ilerliyor. Bu durum, yatırım kültürünün proaktif değil daha çok reaktif biçimde geliştiğine işaret ediyor. Kadınlar ve gençler yatırım ekosisteminde daha görünür hale geliyor Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri de kadınların yatırım ekosistemindeki yükselen rolü oldu. Son üç ay içinde yatırım yapmaya başlayanların yüzde 71’ini kadınlar oluştururken, gençlerin yatırım dünyasına ilgisinin de giderek arttığı görülüyor. Özellikle 18-33 yaş grubunun yeni yatırımcılar arasında önemli bir paya sahip olması, finansal okuryazarlıkta kuşaklar arası davranış değişimine işaret ediyor. Finansal bilgi seviyesi genç ve orta yaş grubunda zirveye ulaşırken, finansal özgüven skorunun erkeklerde çok daha yüksek olduğu gözlemleniyor. Erkekler borsa, fon ve kripto gibi modern yatırım araçlarında daha baskın bir profil çizerken; kadınların sisteme daha çok altın üzerinden dahil olduğu görülüyor. Beyaz yakalı ve üniversite mezunu kesim daha fazla finansal ürün çeşitliliğine yönelirken; işçi, esnaf ve çiftçi gruplarında araba ve gayrimenkul gibi somut yatırımlar öne çıkıyor. Finansal bilinç artıyor, alışkanlıklar aynı hızda değişmiyor Katılımcıların yüzde 48'i yatırım kararında en çok "kendi bilgi ve analizine" güveniyor. Araştırmanın finansal okuryazarlık profillerine ilişkin sonuçları da dikkat çekiyor. Katılımcıların yüzde 40'ı temel finansal sorulara (enflasyon ve faiz hesabı gibi) doğru yanıt verirken bu bilgiye sahip olanların büyük çoğunluğu, finansal davranışlarını buna göre şekillendiremiyor. Katılımcıların yalnızca yüzde 12’si finansal bilgi, davranış ve tutum ekseninde güçlü performans sergileyerek “bütüncül olarak güçlü finansal okuryazarlık” profiline giriyor. Yüzde 15’i güçlüye yakın finansal okuryazarlık profiline dahil olurken, yüzde 14’ü finansal konularda bilgili ancak bu bilgisini yatırım davranışına dönüştüremiyor. Araştırma sonuçlarını değerlendiren Odeabank Genel Müdürü Mert Öncü, şunları söyledi: “Finansal okuryazarlık bugün yalnızca finansal kavramları bilmekle sınırlı olmayan, bireylerin günlük hayatlarını doğrudan etkileyen önemli bir yetkinlik alanı haline geldi. Özellikle kadınların ve gençlerin yatırım ekosistemine artan ilgisini çok değerli buluyoruz. Odeabank olarak, uzun süredir yatırım odaklı bankacılık yaklaşımımızla, toplum genelinde finansal okuryazarlığı geliştirmek ve yaymak amacıyla çalışmalar yürütüyoruz. Odea Radyo’da finansal okuryazarlık odaklı hazırladığımız programlar, Yatırım Odaklı Podcast serimiz ve dijital mecralarımızda oluşturduğumuz içeriklerle bilgi temelli bir yatırım ekosisteminin gelişimini destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde de bireylerin finansal kararlarını daha bilinçli ve sürdürülebilir bir şekilde almasına katkı sağlamayı sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güvenli Yapı Talebi Gayrimenkul Piyasasını Şekillendiriyor  Haber

Güvenli Yapı Talebi Gayrimenkul Piyasasını Şekillendiriyor 

Sektör verileri, deprem sonrası dönemlerde “güvenli yapı” vurgusu yapılan projelere olan talebin yüzde 25 ila yüzde 40 arasında arttığını ortaya koyuyor. Yeni nesil projelerde ise deprem performans analizi, zemin etüdü ve yapı denetim süreçlerinin yatırım kararlarında belirleyici olduğu; bu projelerin aynı segmentteki yapılara göre ortalama yüzde 15–20 daha yüksek değerleme ile piyasaya çıktığı görülüyor. Ayrıca güvenli yapı sertifikalarına sahip projelerde satış sürelerinin de yüzde 30’a kadar daha hızlı gerçekleştiği ifade ediliyor. Artan risk algısı, sigorta sistemlerini de doğrudan etkiliyor. Güçlendirilmiş ve yönetmeliklere tam uyumlu yapıların deprem sigortası primlerinde %10–25 arasında avantaj sağladığı belirtilirken, bu durum yatırımcıların uzun vadeli tercihlerini de şekillendiriyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, sektörün geçirdiği dönüşüme dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Gayrimenkul sektöründe değer algısı artık çok daha bilinçli ve veri odaklı bir noktaya geldi. Türkiye’de yapı stokunun önemli bir kısmının eski olması, güvenli yapı ihtiyacını daha kritik hale getiriyor. Biz Medar İnşaat olarak projelerimizi yalnızca yönetmeliklere uygun şekilde değil, aynı zamanda yüksek mühendislik standartları ve güncel deprem performans kriterleriyle hayata geçiriyoruz. Bu yaklaşım, hem kullanıcı güvenliğini artırıyor hem de yatırımın uzun vadeli değerini koruyor.” Uzmanlar, önümüzdeki dönemde bina kimlik sistemleri, dijital yapı pasaportları ve deprem dayanıklılık skorlarının gayrimenkul fiyatlamasında standart hale gelmesinin beklendiğini belirtiyor. Bu dönüşümün sektörde daha şeffaf, ölçülebilir ve güven odaklı bir yapı oluşturacağı ifade ediliyor. Gayrimenkul piyasasında yaşanan bu değişim, “güvenli konut” kavramını artık bir tercih değil, temel bir yatırım kriteri haline getiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hazır Beton Sektöründe Denge Arayışı Devam Ediyor Haber

Hazır Beton Sektöründe Denge Arayışı Devam Ediyor

2026 yılının ikinci çeyreğinde mayıs ayı verileri, ekonomik beklentilerde sınırlı bir iyileşme olsa da sahadaki gerçek faaliyetlerin yıllık bazda baskı altında kaldığını ortaya koydu. Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) her ay açıkladığı Hazır Beton Endeksi ile Türkiye'de inşaat sektörü ve bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durumu ve beklenen gelişmeleri ortaya koymaktadır. İnşaat sektörünün en temel girdilerinden biri olan ve aynı zamanda üretiminden sonra kısa bir süre içerisinde stoklanmadan inşaatlarda kullanılan hazır betonla ilgili bu Endeks, inşaat sektörünün büyüme hızını ortaya koyan öncü bir göstergedir. Hazır Beton Endeksi 2026 Mayıs Ayı Raporu'na göre tüm endeksler 2025 yılının büyük bölümünde eşik değerin altında dalgalı bir seyir izledikten sonra, yılın son çeyreğinde sınırlı bir toparlanma eğilimi göstermiş, ancak 2026 ocak ayında bu toparlanma yerini yeniden zayıflamaya bırakmıştır. Şubat ayında tekrar toparlanma çabası ve mart ayındaki dalgalı seyrin ardından, nisan ayında gözlenen kısmi iyileşme eğilimi mayıs ayında yerini daha zayıf bir görünüme bırakmıştır. Güven Endeksi, nisan ayındaki sınırlı toparlanmanın ardından mayıs ayında yeniden aşağı yönlü bir hareket sergilemiştir. Endeks, eşik değerin (100,00) altında kalmaya devam etse de son aylardaki iyileşme eğilimini koruyamamış ve sektörde güven algısının henüz kalıcı bir toparlanma aşamasına ulaşmadığını göstermiştir. Bu görünüm, belirsizliklerin hâlen sürdüğüne ve beklentilerin temkinli seyrettiğine işaret etmektedir. Faaliyet Endeksi ise mayıs ayında, Kurban Bayramı tatilinin etkisiyle nisan ayındaki görece güçlü seviyesini koruyamamış ve yeniden zayıflama eğilimi göstermiştir. Endeksin eşik değerinin altında kalması, sektörde faaliyetin henüz bir genişleme ivmesi kazanamadığını ortaya koymaktadır. Mayıs ayındaki resmî tatil yoğunluğu dikkate alındığında, bu gerilemenin bir kısmının takvim etkisinden kaynaklandığı ve sektördeki hareketliliğin sınırlı kaldığı söylenebilir. Beklenti Endeksi, mart ayında başlayan yükseliş eğilimini nisan ayında korumuş olsa da mayıs ayında gerilemiştir. Bu gerileme, sektör oyuncularının önümüzdeki döneme ilişkin iyimserliğinde bir miktar zayıflamaya işaret etmektedir. Bununla birlikte, endeks değerinin negatif ancak diğerlerinden yüksek olması, beklenti de tamamen olumsuz değil ama ihtiyatlı bir görünümün öne çıktığını ortaya koymaktadır. Alt endekslerdeki bu gerilemenin etkisiyle, Hazır Beton Endeksi de mayıs itibarıyla nisan ayına kıyasla daha temkinli bir zemine oturmuştur. Bu nedenle mayıs ayı, kısa süreli bir toparlanma çabasının ardından yeniden denge arayışının öne çıktığı bir dönem olarak değerlendirilebilir. Geçen yılın aynı ayına göre bakıldığında, mayıs ayında yıllık değişimler incelendiğinde, endekslerin genel olarak zayıf bir görünüm sergilediği görülmektedir. Beklenti Endeksi %0,1 oranında sınırlı artış kaydederek pozitif bölgede kalırken, Güven Endeksi %0,2 oranında yükselerek kısmen daha güçlü bir iyileşme göstermiştir. Buna karşılık, Hazır Beton Endeksi %0,6 ve Faaliyet Endeksi %2,1 oranında gerileyerek yıllık bazda negatif ayrışmıştır. Özellikle Faaliyet Endeksi'ndeki düşüş, sektörde reel hareketliliğin, bayramın da etkisiyle geçen yılın aynı dönemine göre belirgin biçimde zayıfladığını ortaya koymaktadır. 2026 yılının ikinci çeyreğinde mayıs ayı verileri, sektörün yıllık bazda karmaşık ama genel olarak zayıf bir görünüm içinde olduğunu göstermektedir. Beklenti ve güven tarafında sınırlı pozitif seyir korunmakla birlikte, Faaliyet ve Hazır Beton Endekslerindeki gerileme, sektördeki canlanmanın henüz yaygın ve kalıcı bir ivme kazanamadığına işaret etmektedir. Bu tablo, ekonomik beklentilerde sınırlı bir iyileşme olsa da sahadaki gerçek faaliyetlerin yıllık bazda baskı altında kaldığını göstermektedir. Raporun sonuçlarını değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, "2026 yılının ikinci çeyreğinde mayıs ayı verileri, sektörün yıllık bazda karmaşık ama genel olarak zayıf bir görünüm içinde olduğunu göstermektedir. Güven ve Beklenti endekslerinde sınırlı iyileşme görülürken, Faaliyet ve Hazır Beton Endekslerindeki gerileme, sektördeki hareketliliğin henüz güçlü ve kalıcı bir toparlanma sürecine girmediğine işaret etti." dedi. İnşaat sektörüyle ilgili değerlendirmelerde bulunan THBB Başkanı Yavuz Işık, "Türk inşaat sektörü açısından yılın geri kalan kısmında performansı etkileyecek en önemli gelişme ABD-İran savaşının sona ermesidir. Muhtemel bir anlaşma, Türkiye inşaat sektörü açısından makroekonomik ve sektörel düzeyde olumlu yansımalar doğurabilecek bir durum olarak değerlendirilmektedir. Jeopolitik risk priminin azalmasıyla birlikte enerji fiyatlarında sağlanabilecek görece istikrar, başta demir-çelik, çimento ve lojistik olmak üzere temel girdi maliyetlerinin daha öngörülebilir bir seyir izlemesine katkı sağlayacaktır. Ayrıca bölgesel normalleşme sürecinin, özellikle Körfez ülkeleri kaynaklı doğrudan yabancı yatırımları teşvik ederek konut, altyapı ve ticari gayrimenkul alanlarında talep artışına yol açması beklenmektedir. Bunun yanı sıra söz konusu olumlu etkilerin büyüklüğü; küresel finans koşulları, Türkiye'nin iç makroekonomik dengeleri ve finansman maliyetlerinin seyri gibi değişkenlere bağlı olarak farklılık gösterebilecektir." dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rönesans Holding’e EMEA Finance’tan Beş Ödül Haber

Rönesans Holding’e EMEA Finance’tan Beş Ödül

Türkiye ve Hollanda başta olmak üzere Avrupa, Orta Asya ve Afrika’daki 40 ülkede faaliyet gösteren Rönesans Holding ve grup şirketleri, uluslararası finans dünyasının saygıorganizasyonlarından EMEA Finance tarafından düzenlenen iki ayrı ödül programından toplam beş ödül alarak, büyük bir başarıya imza attı. EMEA Finance’ın Project Finance Awards 2025 programı kapsamında, Rönesans Gayrimenkul Yatırım’ın İzmir ve Ankara’daki alışveriş merkezi projelerinin satın alımına yönelik işlemi, ‘En iyi Gayrimenkul Anlaşması (Best Real Estate Deal)’ ödülüne layık görüldü. Rönesans Gayrimenkul, yedi şehirde faaliyet gösteren ve 740 bin metrekare kiralanabilir alanda Türkiye’nin en büyük ticari gayrimenkul şirketi olarak yılda 114 milyon ziyaretçiyi ağırlıyor. Rönesans Holding tarafından hayata geçirilen Nakkaş–Başakşehir Otoyolu Projesi de Project Finance Awards 2025 kapsamında ‘En İyi Kamu Özel İş Birliği Anlaşması (Best PPP Deal)’ ödülünün sahibi oldu. Türkiye’nin önemli ulaşım altyapısı yatırımlarından biri olan Nakkaş-Başakşehir Otoyolu, Asya ve Avrupa arasında yeni bir yol alternatifi sağlaması, İstanbul Havalimanı, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi ve sanayi bölgesi gibi kritik bölgelere erişimi kolaylaştırmasıyla dikkat çekiyor. Türkiye’nin en büyük üç yeşil enerji şirketinden biri olma hedefiyle yatırımlarını hız kesmeden sürdüren Rönesans Holding ve TotalEnergies ortaklığındaki Rönesans Enerji de EMEA Finance’tan üç ödül kazandı. Şirket, Project Finance Awards 2025’te Türkiye’de hayata geçirdiği yenilikçi lisanssız yenilenebilir enerji yatırımlarıyla ‘En İyi Yenilenebilir Enerji Anlaşması (Best Renewable Energy Deal)’ ödülünü aldı. Achievement Awards 2025’te ise Gökçedağ Enerji satın alımıyla ‘Avrupa, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi’ndeki En İyi Yenilenebilir Enerji Satın Alma ve Birleşme İşlemi (Best M&A Renewables Deal in EMEA)’ ve Alaçam Enerji’nin refinansmanına yönelik kredi işlemiyle ‘Başarı Ödülü (Achievement Award)’ ödüllerinin sahibi oldu. Türkiye ekonomisine uzun vadeli değer yaratmak için çalışıyor Uluslararası finans kuruluşları, yatırım bankaları, fonlar ve şirketler tarafından gerçekleştirilen işlemlerin değerlendirildiği EMEA Finance, yılın en başarılı yatırım, finansman ve proje geliştirme işlemlerini ödüllendiriyor. Geliştirdiği projeler ve gerçekleştirdiği stratejik işlemlerle Türkiye ekonomisine uzun vadeli değer yaratmayı hedefleyen Rönesans Holding’in farklı sektörlerde elde ettiği beş ödül; grubun enerji, gayrimenkul ve altyapı alanlarındaki yatırım gücünü, proje geliştirme yetkinliğini ve finansmana erişim kapasitesini uluslararası ölçekte teyit ediyor. Rönesans Holding inşaat ve yatırım alanlarında; inşaat, gayrimenkul, sağlık, yenilenebilir enerji ve petrokimya olmak üzere beş iş kolunda çalışmalarına devam ediyor. 2015 yılından bu yana Engineering News Record (ENR) tarafından yayınlanan ‘Dünyanın En Büyük Uluslararası Müteahhitlik Firmaları’ listesinde dünyada ilk 50’de yer alan Rönesans Holding, uluslararası deneyimini ileri mühendislik bilgisi ve finansal gücüyle bir araya getirerek, sektörünün ‘ilk’lerine ve ‘en’lerine imza atıyor. Dünyanın en uzun ve en derin demiryolu tüneli Gotthard Base, Avrupa’nın en yüksek binası Lakhta Center, Hollanda’nın en uzun karayolu tüneli Gaasperdammertunnel, dünyanın en büyük doğalgazdan benzin üretim tesisi olan Türkmenistan GTG, dünyadaki en fazla izolatöre sahip Başakşehir Çam Sakura Hastanesi gibi sayısız projede imzası bulunan Rönesans Holding, Dünya Bankası Grubu kuruluşu IFC, Fransa merkezli Meridiam, Japon Sojitz, Güney Koreli Samsung C&T ve dünya enerji devi Total Energies gibi önemli iş ortaklarıyla birlikte Türkiye’de bugüne kadar 10 milyar dolarlık yatırımı hayata geçirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri Haber

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri

SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, gayrimenkul sektöründe yaşanan dönüşümü değerlendirerek yatırımcı davranışlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söyledi. Artukoğlu, “Geçmişte yatırım kararlarında öncelikli kriter lokasyon ve fiyat olurken, bugün güvenli yapılaşma, sosyal yaşam alanları, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi unsurlar da en az bunlar kadar önem taşıyor. Özellikle deprem gerçeğinin daha fazla hissedildiği bir dönemde yatırımcılar yalnızca bir mülk satın almıyor; güvenli ve uzun vadeli bir yaşam alanına yatırım yapıyor” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir projeler ön plana çıkıyor Küresel ölçekte çevresel farkındalığın artmasıyla birlikte sürdürülebilir yapıların önem kazandığını belirten Artukoğlu, enerji tasarrufu sağlayan sistemlerin ve çevre dostu uygulamaların yeni projelerin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade etti. “Yeşil bina uygulamaları, yenilenebilir enerji çözümleri ve düşük karbon ayak izine sahip projeler artık yatırımcıların tercih sebepleri arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik odaklı projelerin sektördeki payının daha da artacağını öngörüyoruz” diye konuştu. Akıllı teknolojiler yatırım değerini artırıyor Dijitalleşmenin inşaat ve gayrimenkul sektöründe de etkisini gösterdiğine dikkat çeken Artukoğlu, akıllı bina teknolojilerinin yatırım kararlarında giderek daha fazla rol oynadığını belirtti. Artukoğlu, “Enerji tüketimini optimize eden sistemler, uzaktan yönetilebilen yaşam alanları ve güvenlik teknolojileri artık modern projelerin standartları arasında yer alıyor. Akıllı teknolojilere sahip yapılar hem kullanıcı deneyimini artırıyor hem de uzun vadede yatırım değerine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. Ankara ve gelişen şehirler yatırımcıların radarında Türkiye’de yatırımcı ilgisinin yalnızca büyük metropollerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Artukoğlu, gelişen şehirlerin ve yeni yaşam merkezlerinin öne çıkmaya başladığını söyledi. “Ulaşım yatırımları, yeni ticaret alanları ve planlı şehirleşme projeleri sayesinde Ankara başta olmak üzere birçok şehir yatırım açısından önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle yaşam kalitesini yükselten, sosyal donatıları güçlü ve ulaşım avantajı sağlayan projeler yatırımcıların dikkatini çekmeye devam edecek” dedi. ‘Geleceğin projeleri bugünden şekilleniyor’ 2026 yılında sektörün odağında güven, sürdürülebilirlik ve teknoloji ekseninin yer alacağını belirten Artukoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Gayrimenkul sektörü yalnızca yapı üretmekten ibaret değil. İnsanların yaşamlarına değer katan, şehirlerin gelişimine katkı sağlayan ve gelecek nesillere daha yaşanabilir alanlar bırakan projeler geliştirmek gerekiyor. Biz de SOA Holding olarak geleceğin ihtiyaçlarını bugünden analiz ederek, uzun vadeli değer üreten projelere odaklanmayı sürdürüyoruz” ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gayrimenkulde Değer Artışını Belirleyen Yeni Dinamikler Haber

Gayrimenkulde Değer Artışını Belirleyen Yeni Dinamikler

Artık yalnızca lokasyon değil; proje güvenilirliği, mühendislik kalitesi, sosyal donatılar, ulaşım bağlantıları ve yaşam standardı gibi unsurlar da konut değerini doğrudan etkiliyor. Sektörde yapılan değerlendirmelere göre, Türkiye genelinde konut alıcılarının yaklaşık yüzde 68’i satın alma kararında yalnızca fiyat ve lokasyon yerine, projenin güvenilirliği ve yaşam kalitesini de dikkate alıyor. Büyükşehirlerde ise bu oranın yüzde 75 seviyelerine kadar yükseldiği ifade ediliyor. Ayrıca sürdürülebilirlik ve planlı şehirleşme kavramlarının da son yıllarda gayrimenkul değerlemesinde daha belirleyici hale geldiği belirtiliyor… Enerji verimliliği sağlayan, ulaşım ağlarına entegre ve sosyal yaşam alanları güçlü projelerin ikinci el değerlerinde ise ortalamaya göre yüzde 20’ye varan daha hızlı artış görüldüğü değerlendiriliyor. SEKTÖRDE ARSA VE KONUT YATIRIMLARINDA YENİ DÖNEM Medar İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Konuralp Yılmaz, gayrimenkul sektöründeki dönüşümün artık yalnızca teorik bir değişim olmadığını, sahada da karşılık bulduğunu belirterek şirketin Ankara’daki yatırım süreçlerine ilişkin bilgi verdi. Yılmaz, Medar İnşaat’ın Ankara’da farklı bölgelerde yürüttüğü arsa ve proje yatırımlarının bu dönüşümün bir yansıması olduğunu ifade ederek, “Esenboğa bölgesinde gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 3 milyon dolarlık arsa yatırımı kapsamında geliştirdiğimiz Medar Port Projeleri’nde inşaat süreci başlamış durumda. Toplam 380 daireden oluşan projemizi etaplar halinde hem yatırımcılara hem de son kullanıcılara teslim etmeyi planlıyoruz” dedi. Sincan Saraycık ve Yeni Peçenek bölgesinde yürütülen yatırımlara da değinen Yılmaz, “Bu bölgede gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 4,5 milyon dolarlık arsa yatırımı kapsamında Medar Batıpark ve Medar Panorama projelerimiz için proje ve ruhsat çalışmalarımız devam ediyor. Söz konusu projelerin inşaatına 2027 Şubat ayı sonunda başlamayı hedefliyoruz. Toplam 180 ve 105 daireden oluşacak bu iki proje, bölgedeki konut ihtiyacına yönelik olarak planlandı” ifadelerini kullandı. Gayrimenkul sektöründe değer algısının değiştiğine dikkat çeken Yılmaz, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Gayrimenkul sektörü bugün yalnızca yapı üretiminin değil, yaşam üretiminin konuşulduğu bir döneme girmiş durumda. Değer artık tek başına metrekare ya da lokasyonla tanımlanmıyor; bir projenin mühendislik yaklaşımı, güvenlik standartları, sosyal yaşam alanları ve uzun vadeli sürdürülebilirlik vizyonu toplam değeri belirleyen ana unsurlar haline geliyor. Özellikle büyük şehirlerde alıcıların karar süreçlerinde güven, marka itibarı ve yaşam kalitesi daha belirleyici bir konuma yükselmiş durumda. Bu değişim, sektörün daha planlı ve nitelikli projelere yönelmesini zorunlu kılıyor.” Yılmaz ayrıca Medar İnşaat’ın Ankara’daki farklı bölgelerde yatırım çalışmalarını sürdürdüğünü ve bu yatırımların artarak devam edeceğini de vurguladı. Yılmaz ayrıca Medar İnşaat’ın Ankara’daki farklı bölgelerde yatırım çalışmalarını sürdürdüğünü ve bu yatırımların devam edeceğini ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri Haber

2026’da Gayrimenkul ve İnşaat Sektörünü Şekillendirecek Yatırım Trendleri

Deprem güvenliği, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve yaşam kalitesi odaklı projeler yatırımcıların karar süreçlerinde belirleyici unsurlar haline gelirken, sektör temsilcileri de geleceğin ihtiyaçlarına uygun projeler geliştirmeye odaklanıyor… SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, gayrimenkul sektöründe yaşanan dönüşümü değerlendirerek yatırımcı davranışlarının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini söyledi. Artukoğlu, “Geçmişte yatırım kararlarında öncelikli kriter lokasyon ve fiyat olurken, bugün güvenli yapılaşma, sosyal yaşam alanları, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik gibi unsurlar da en az bunlar kadar önem taşıyor. Özellikle deprem gerçeğinin daha fazla hissedildiği bir dönemde yatırımcılar yalnızca bir mülk satın almıyor; güvenli ve uzun vadeli bir yaşam alanına yatırım yapıyor” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir projeler ön plana çıkıyor Küresel ölçekte çevresel farkındalığın artmasıyla birlikte sürdürülebilir yapıların önem kazandığını belirten Artukoğlu, enerji tasarrufu sağlayan sistemlerin ve çevre dostu uygulamaların yeni projelerin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini ifade etti. “Yeşil bina uygulamaları, yenilenebilir enerji çözümleri ve düşük karbon ayak izine sahip projeler artık yatırımcıların tercih sebepleri arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik odaklı projelerin sektördeki payının daha da artacağını öngörüyoruz” diye konuştu. Akıllı teknolojiler yatırım değerini artırıyor Dijitalleşmenin inşaat ve gayrimenkul sektöründe de etkisini gösterdiğine dikkat çeken Artukoğlu, akıllı bina teknolojilerinin yatırım kararlarında giderek daha fazla rol oynadığını belirtti. Artukoğlu, “Enerji tüketimini optimize eden sistemler, uzaktan yönetilebilen yaşam alanları ve güvenlik teknolojileri artık modern projelerin standartları arasında yer alıyor. Akıllı teknolojilere sahip yapılar hem kullanıcı deneyimini artırıyor hem de uzun vadede yatırım değerine katkı sağlıyor” ifadelerini kullandı. Ankara ve gelişen şehirler yatırımcıların radarında Türkiye’de yatırımcı ilgisinin yalnızca büyük metropollerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Artukoğlu, gelişen şehirlerin ve yeni yaşam merkezlerinin öne çıkmaya başladığını söyledi. “Ulaşım yatırımları, yeni ticaret alanları ve planlı şehirleşme projeleri sayesinde Ankara başta olmak üzere birçok şehir yatırım açısından önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle yaşam kalitesini yükselten, sosyal donatıları güçlü ve ulaşım avantajı sağlayan projeler yatırımcıların dikkatini çekmeye devam edecek” dedi. ‘Geleceğin projeleri bugünden şekilleniyor’ 2026 yılında sektörün odağında güven, sürdürülebilirlik ve teknoloji ekseninin yer alacağını belirten Artukoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Gayrimenkul sektörü yalnızca yapı üretmekten ibaret değil. İnsanların yaşamlarına değer katan, şehirlerin gelişimine katkı sağlayan ve gelecek nesillere daha yaşanabilir alanlar bırakan projeler geliştirmek gerekiyor. Biz de SOA Holding olarak geleceğin ihtiyaçlarını bugünden analiz ederek, uzun vadeli değer üreten projelere odaklanmayı sürdürüyoruz” ifadelerinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dubai’den Sonra Yatırımın Yeni Adresi Kıbrıs Olacak Haber

Dubai’den Sonra Yatırımın Yeni Adresi Kıbrıs Olacak

Özellikle gayrimenkul, turizm, enerji ve ticaret alanlarında artan yatırımlar, KKTC’yi uluslararası yatırımcılar açısından dikkat çeken bir merkez haline getiriyor. Medyada yer alan değerlendirmelerde de Dubai’nin ardından yeni yatırım rotasının KKTC olduğuna dikkat çekiliyor… Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan SOA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Artukoğlu, KKTC’nin önümüzdeki dönemde yatırım dünyasının en önemli merkezlerinden biri olacağını ifade etti. Artukoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “KKTC bugün; stratejik konumu, gelişen altyapısı, yatırım dostu yaklaşımı ve yüksek büyüme potansiyeliyle yatırımcıların radarına güçlü şekilde girmiş durumda. Özellikle Türkiye ile olan yakın ekonomik ilişkiler ve bölgedeki yeni ticaret dengeleri, Kuzey Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’in yükselen yatırım merkezi haline getiriyor. Önümüzdeki dönemde turizmden gayrimenkule, enerjiden lojistiğe kadar birçok sektörde çok daha büyük yatırımlar göreceğimize inanıyoruz.” Air Life Projesiyle Sürdürülebilir Yatırım Vizyonu SOA Holding olarak bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Artukoğlu, KKTC’nin yatırımcılar için güven veren ve sürdürülebilir fırsatlar sunan bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. “Yatırımcı artık yalnızca kısa vadeli kazanç değil; güvenli, sürdürülebilir ve stratejik bölgeler arıyor. KKTC bu anlamda önemli avantajlar sunuyor. Özellikle Türkiye merkezli yatırımcıların bölgeye ilgisinin önümüzdeki süreçte daha da artacağını öngörüyoruz. Biz de SOA Holding olarak bölgenin ekonomik gelişimine katkı sağlayacak projeleri desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Artukoğlu ayrıca, bölgenin potansiyeline olan inançlarını yalnızca söylemde bırakmadıklarını belirterek Lefkoşa’da hayata geçirdikleri Air Life projesine dikkat çekti. Kısa amortisman süreleri sunan, enerji verimliliği yüksek ve uluslararası standartlarda tasarlanan projenin; profesyonellerin, öğrencilerin ve kurumsal yaşamın ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde planlandığını ifade eden Artukoğlu, Air Life’ın geleneksel yazlık konut anlayışının ötesinde, yılın 365 günü yaşayan modern bir ekosistem sunduğunu söyledi. SOA Holding’in enerji sektöründeki köklü tecrübesinin projeye de yansıdığını belirten Artukoğlu, çevre dostu altyapısı ve sürdürülebilir yaşam yaklaşımıyla öne çıkan Air Life’ın, yatırımcılara uzun vadeli ekonomik avantaj sağlamayı hedeflediğini kaydetti. Son yıllarda Türkiye ile Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlenmesi ve bölgeye yönelik yeni yatırım hamleleri de KKTC’nin cazibesini artıran önemli faktörler arasında gösteriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.