Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gelir Modeli

Kapsül Haber Ajansı - Gelir Modeli haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gelir Modeli haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Startup’lara “Birlikte Büyüyelim” Çağrısı Haber

Startup’lara “Birlikte Büyüyelim” Çağrısı

Mobilite ve şehir yaşamı hizmetlerini tek bir SuperApp altında buluşturan Spark Connect, 1 Eylül itibarıyla MiniApp Programı’nı startup ve scale-up’lara açıyor. Programın temelinde girişimlerin en önemli büyüme problemlerinden ikisi bulunuyor: user ve usage. Spark, girişimlerin yalnızca ürünlerini yayınladığı bir platform değil; gerçek kullanıcıya erişebildiği, kullanım yaratabildiği, ekosistemdeki diğer servislerle iş birliği geliştirebildiği ve mevcut ürününü Spark’ın teknolojileriyle büyütebildiği bir dağıtım ve iş geliştirme katmanı olmayı hedefliyor. Spark ekosisteminde bugün 12 MiniApp bulunurken, platform 4 farklı startup ve scale-up ile entegre çalışıyor. Sigorta alanında Tamamliyo, otopark ve oto yıkamada Parkera, uçak, otel ve araç kiralamada AirTurk, araç kiralamada Zeplin ilk iş ortakları arasında yer alıyor. Spark’ın Charging MiniApp’i tarafında ise Zeplin ve Solargize ilk hizmet sağlayıcı şirketler arasında bulunuyor. Kullanıcıya ihtiyaç anında erişim Spark’ın yaklaşımı, girişimleri SuperApp içerisinde yalnızca bir ikon olarak konumlandırmak yerine farklı servisleri birbirine bağlamak üzerine kurulu. Örneğin Spark’ın Charging MiniApp’i üzerinden aracını şarj eden kullanıcıya Parkera’dan oto yıkama hizmeti sunulabiliyor. Sigorta yenileme döneminde sigorta partneri, seyahat senaryosunda ise uçak, otel veya araç kiralama servisi kullanıcının karşısına çıkabiliyor. Böylece startup’lar Spark içerisindeki diğer MiniApp’lerle cross-marketing ve cross-selling senaryoları geliştirebiliyor. Spark da partnerleriyle ortak kampanya ve reklam çalışmaları düzenleyerek ekosistem içerisindeki görünürlüğü desteklemeyi planlıyor. “App Store uygulamayı dağıtıyor. Spark Connect ise uygulamayı doğrudan kullanım anının içine yerleştiriyor.” Spark bu yapıyla girişimlere yalnızca trafik değil, yatırımcıların da görmek istediği gerçek kullanıcı ve gerçek kullanım üretmeyi amaçlıyor. Kullanıcı aynı zamanda startup’ın kullanıcısı Spark’ın MiniApp modelinde kullanıcı ilişkisi partnerden koparılmıyor. Kullanıcı MiniApp’e giriş yaparken MiniApp sahibi adına consent akışı oluşturuluyor. Gerekli izinlerin alınmasının ardından kullanıcı ilgili startup’ın da kullanıcısı haline gelebiliyor. Startup; uygun izinler kapsamında kullanıcılarıyla push notification, broadcast ve mailing üzerinden yeniden iletişim kurabiliyor, kampanyalarını duyurabiliyor ve kullanıcıyı kendi uygulamasına veya diğer dijital kanallarına yönlendirebiliyor. ID, Pay, Chat ve Sign ile ürünü büyütmek Programa dahil olan startup’lar yalnızca mevcut ürünlerini yayınlamıyor; Spark ve KOBIL altyapısındaki teknolojileri kendi use case’lerine ekleyebiliyor. Entegrasyonun merkezinde üç temel servis bulunuyor: ID, Single Sign-On ile kullanıcının her MiniApp için yeniden üyelik oluşturma ihtiyacını azaltıyor. Pay, kullanıcının farklı MiniApp’lerde tek ödeme deneyimiyle işlem yapabilmesini sağlıyor. Chat, startup’ın kullanıcıyla doğrudan iletişim kurmasına; fatura, belge, bilgi ve kampanya göndermesine imkân tanıyor. Bunlara KYC, kimlik doğrulama ve Sign gibi servisler de eklenebiliyor. Örneğin bir sigorta startup’ı kullanıcıyı doğrulayabilir, KYC gerçekleştirebilir, Chat üzerinden poliçeyi gönderebilir, Sign ile imzalatabilir ve ödeme sürecini tamamlayabilir. Bir araç kiralama şirketi ise kullanıcının kimliğini ve ehliyetini doğrulayabilir, ödemesini alabilir ve araç teslim sözleşmesini dijital olarak imzalatabilir. Parkera 5 günde entegre oldu Spark’a katılmak için girişimlerin ürünlerini baştan geliştirmeleri gerekmiyor. Web App, iFrame veya App2App yapısındaki servisler ekosisteme dahil edilebiliyor. Spark’ın hedefi teknik olarak hazır bir startup’ı 3 ila 5 gün içerisinde sisteme almak. Bunun ilk somut örneklerinden biri Parkera oldu; şirketin Spark entegrasyonu 5 günde tamamlandı. Entegrasyon sonrasında da partner yalnız bırakılmıyor. Teknik veya operasyonel bir problem yaşanması halinde Spark ekibi startup’ın sorununu 24 ila 48 saat içerisinde çözmeyi hedefliyor. Programda ayrıca exclusivity bulunmuyor. Startup Spark içerisinde yer alırken kendi uygulamasını büyütmeye, diğer platformlarla çalışmaya ve farklı dağıtım kanallarını kullanmaya devam edebiliyor. Giriş bedeli ve sabit ücret yok Spark, programa katılan startup ve scale-up’lardan giriş bedeli veya sabit platform ücreti almıyor. Gelir modeli gerçekleşen işlemler üzerinden alınan komisyona dayanıyor. Komisyon oranı MiniApp’in faaliyet gösterdiği alan, iş modeli ve sektörün kârlılığına göre değişiyor ve genel olarak yüzde 5 ila yüzde 15 arasında belirleniyor. Dolayısıyla düşük marjlı bir mobilite servisi ile yüksek marjlı başka bir servis aynı komisyon oranıyla çalışmak zorunda değil. Modelin temel prensibi: Startup kazandığında Spark da kazanıyor. Hedef 450 bine yakın elektrikli araç kullanıcısının cebinde olmak Spark’ın ilk güçlü dikeyini elektrikli mobilite oluşturuyor. Şirketin hedefi Türkiye’deki yaklaşık 450 bin elektrikli araç kullanıcısının cebinde olmazsa olmaz uygulamalardan biri haline gelmek. Ancak büyüme stratejisi şarjla sınırlı değil. Mikromobilite, otopark, oto yıkama, sigorta, seyahat, araç kiralama ve şehir içi hareketliliğe yönelik yeni MiniApp’lerle Spark’ın daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşması hedefleniyor. Türkiye’den Avrupa’ya aynı MiniApp Spark’ın ikinci büyüme alanı Avrupa. Gireve entegrasyonu sayesinde Spark, kullanıcılarının Avrupa’da yaklaşık her 10 şarj istasyonundan 8’inde Spark üzerinden şarj edebileceği bir deneyim oluşturmayı hedefliyor. 1 Eylül sonrasında Spark’ın Avrupa faaliyetlerinin başlamasıyla hedef yalnızca Türk kullanıcıların Avrupa’da şarj edebilmesi değil; Türkiye’de Spark’a dahil olan startup’ların da Avrupa kullanıcılarına ulaşabilmesi. Bu stratejinin arkasındaki önemli avantajlardan biri Spark’ın teknoloji partneri KOBIL. KOBIL, Deloitte ile birlikte Avrupa şehirlerinde SuperApp projeleri geliştiriyor ve ilk adımlardan biri KOBIL’in doğduğu şehir Worms’ta atılıyor. Spark da aynı SuperApp teknolojisini kullandığı için Türkiye’de Spark’a teknik olarak entegre olan bir startup’ın, ilerleyen dönemde Worms veya aynı teknolojiyi kullanan başka bir Avrupa şehir SuperApp’inde kullanıcılarla buluşması teknik açıdan çok daha kolay hale gelebiliyor. Spark böylece startup’lar için yalnızca Türkiye’de bir kullanıcı edinme kanalı değil, zaman içerisinde global bir distribution layer olmayı hedefliyor. Sıradaki adım: Prompt ile MiniApp geliştirmek Spark aynı zamanda MiniApp geliştirme sürecini daha da kolaylaştıracak yeni bir altyapı üzerinde çalışıyor. Planlanan çözümle startup’ların MCP üzerinden Spark servislerine bağlanarak, örneğin Claude üzerinden prompt yazar gibi kendi MiniApp’lerini geliştirebilmesi hedefleniyor. Amaç yalnızca developer ekibi bulunan şirketlerin değil, iyi bir hizmeti ve iş modeli bulunan startup’ların da minimum teknik kaynakla Spark dünyasına girebilmesi. “Startup bize ürününü getiriyor; biz ona teknoloji, kullanıcı, kullanım ve dağıtım veriyoruz” Spark Kurucusu Çağan Koyun, programı şöyle özetliyor:“Startup dünyasının en büyük çilelerinden biri user ve usage. İyi bir ürününüz olabilir ama kullanıcıya ulaşamıyor ve gerçek kullanım gösteremiyorsanız büyümek çok zor. Yatırımcılar da bunu görmek istiyor. Biz startup’lara yalnızca MiniApp yayınlama alanı değil; kullanıcı, kullanım, teknoloji, pazarlama, dağıtım ve iş geliştirme altyapısı sunmak istiyoruz.” Koyun programın yaklaşımını şöyle sürdürüyor:“Exclusivity istemiyoruz, giriş bedelimiz ve sabit ücretimiz yok. Komisyonumuz faaliyet alanına ve işin kârlılığına göre yüzde 5 ile yüzde 15 arasında değişiyor. Partnerimizin kullanıcıyla doğrudan ilişki kurabilmesini istiyoruz. Startup para kazandığında biz de kazanıyoruz.” 1 Eylül’de kapılar açılıyor Spark Connect MiniApp Programı 1 Eylül’de açılıyor. Programa katılmak için uzun ve zor bir seçim süreci bulunmuyor. Spark’ın temel kriteri oldukça basit: “Bu servis kullanıcımıza gerçek bir değer katıyor mu?” Cevap evetse Spark’ın mesajı: “Hoş geldin. Gelin birlikte büyüyelim.” Programa katılmak, MiniApp entegrasyonu gerçekleştirmek, ortak kampanya geliştirmek veya Spark’ın Türkiye ve Avrupa büyüme planında yer almak isteyen startup ve scale-up’lar Spark Connect üzerinden başvurabiliyor: https://www.sparkconnect.app/become-partner Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yatırımcıların Takip Ettiği Sektörler Neden Önemli? Haber

Yatırımcıların Takip Ettiği Sektörler Neden Önemli?

Bir şirketin bilançosu güçlü olsa da faaliyet gösterdiği sektördeki maliyet baskısı, düzenleme değişikliği veya talep daralması yatırım kararının yönünü değiştirebilir. Bu nedenle yatırımcıların takip ettiği sektörler, yalnızca kısa vadeli fiyat hareketlerinin değil; şirket değerlemelerinin, sermaye akışının ve yeni iş modellerinin de merkezinde yer alıyor. Profesyonel yatırımcı için mesele, popüler başlıkları sıralamak değil, hangi sektörün hangi koşulda değer üretebileceğini okumaktır. Sektör takibi yatırım kararını nasıl değiştiriyor? Sektör analizi, tekil şirket haberlerini daha doğru bağlama oturtmayı sağlar. Aynı dönemde iki şirketin cirosu artabilir; ancak birinin büyümesi fiyat artışından, diğerinin büyümesi kapasite ve pazar payı kazanımından kaynaklanabilir. Bu ayrım, sürdürülebilirlik açısından belirleyicidir. Yatırımcılar bu nedenle faiz oranları, kur, emtia fiyatları, kamu harcamaları, ihracat pazarları ve regülasyonlar gibi geniş çerçeveyi sektör bazında izler. Örneğin yüksek finansman maliyetleri borçluluğu yüksek gayrimenkul şirketlerini daha fazla etkilerken, nakit üretimi güçlü savunma veya yazılım şirketleri aynı ortamda daha dayanıklı bir görünüm sergileyebilir. Ancak hiçbir sektör tek başına güvenli liman değildir. Değerleme seviyesi, yönetim kalitesi ve bilanço disiplini her zaman ayrı değerlendirilmelidir. Yatırımcıların takip ettiği sektörler arasında öne çıkan alanlar Türkiye ekonomisinin üretim, ihracat ve teknolojik dönüşüm gündemi; enerji, savunma, yapay zeka, lojistik, tarım ve sağlık gibi alanları stratejik olarak öne çıkarıyor. Bu sektörlerdeki hikâyeler birbirinden farklıdır. Kimi kamu politikalarıyla, kimi küresel talep ve maliyet döngüleriyle, kimi ise teknolojik değişimin hızıyla şekillenir. Enerji: Arz güvenliği ve dönüşüm aynı tabloda Enerji sektörü, yatırımcıların hem geleneksel hem de yenilenebilir kaynakları birlikte değerlendirdiği başlıklardan biri. Elektrik talebindeki artış, şebeke yatırımları, depolama çözümleri ve yenilenebilir kapasite, uzun vadeli büyüme beklentisini besliyor. Buna karşılık enerji fiyatlarındaki oynaklık, lisans süreçleri, döviz bazlı borçluluk ve düzenlenmiş tarifeler şirket sonuçları üzerinde güçlü etkiye sahip. Yenilenebilir enerji tarafında yalnızca kurulu güce bakmak yeterli değildir. Santralin üretim verimliliği, bağlantı kapasitesi, elektrik satış sözleşmelerinin yapısı ve yatırımın finansmanı dikkatle incelenmelidir. Depolama, dağıtım altyapısı ve enerji verimliliği yatırımları da değer zincirinin farklı halkalarında fırsat oluşturabilir. Savunma sanayii: Sipariş görünürlüğü belirleyici Savunma sanayii, uzun proje döngüleri ve yüksek teknoloji gereksinimi nedeniyle diğer sektörlerden ayrışır. İhracat sözleşmeleri, teslimat takvimi, yerlilik oranı, Ar-Ge kabiliyeti ve bakım-idame gelirleri yatırımcıların yakından izlediği göstergelerdir. Büyük sipariş hacmi tek başına yeterli bir veri değildir; siparişin kârlılığa hangi dönemde yansıyacağı ve üretim kapasitesinin teslimat takvimine uyumu da önem taşır. Kamu alımları ve jeopolitik gelişmeler bu alanda talebi destekleyebilir. Öte yandan proje ertelemeleri, tedarik zinciri kısıtları ve ihracat izinleri operasyonel risk yaratabilir. Savunma teknolojilerinde sivil kullanıma açılan yazılım, haberleşme, drone ve sensör çözümleri ise daha geniş bir ticari potansiyel sunabilir. Yapay zeka ve yazılım: Büyüme ile gelir kalitesi arasındaki fark Yapay zeka başlığı, sermaye piyasalarında en yüksek beklentiyi yaratan temalardan biri haline geldi. Fakat yapay zeka etiketi taşıyan her girişimin ölçeklenebilir bir gelir modeli olduğu söylenemez. Yatırımcı açısından kritik soru, teknolojinin müşterinin maliyetini düşürüp düşürmediği, verimliliği artırıp artırmadığı ve tekrar eden gelir üretip üretmediğidir. Kurumsal yazılım, siber güvenlik, veri merkezi, bulut altyapısı ve otomasyon çözümleri bu ekosistemin farklı katmanlarını oluşturur. Yazılım şirketlerinde müşteri tutma oranı, abonelik gelirleri, yurtdışı satışların payı ve nitelikli insan kaynağı görünümü dikkat çeker. Yüksek büyüme çoğu zaman yüksek değerlemeyle birlikte gelir. Bu nedenle gelir artışının kâra, nakit akışına ve kalıcı müşteri ilişkilerine dönüşüp dönüşmediği izlenmelidir. Lojistik: Ticaretin hızı, verimliliğin sınırı E-ticaret hacmi, ihracat koridorları ve üretimin coğrafi olarak yeniden konumlanması lojistik sektörünü canlı tutuyor. Liman, depo, kara taşımacılığı, hava kargo ve soğuk zincir yatırımları; farklı müşteri gruplarına ve maliyet yapısına sahip. Bu çeşitlilik, sektörün tek bir göstergeyle okunmasını zorlaştırıyor. Lojistikte doluluk oranları, navlun fiyatları, yakıt maliyetleri, filo yaşı, depo kapasitesi ve teslimat performansı temel izleme alanlarıdır. Türkiye'nin bölgesel üretim ve dağıtım merkezi olma potansiyeli fırsat yaratırken, küresel ticaretteki yavaşlama ve sınır geçişlerindeki aksaklıklar risk oluşturur. Dijital takip sistemleri ile rota optimizasyonu sağlayan teknoloji yatırımları, operasyonel marjları destekleyebilecek unsurlar arasında yer alıyor. Tarım ve gıda: İklim riski artık finansal veri Tarım ve gıda, nüfus artışı ve gıda güvenliği nedeniyle yapısal önem taşıyor. Ancak sektörün yatırım görünümü iklim koşulları, su yönetimi, gübre ve yem fiyatları, ürün rekoltesi ile ihracat düzenlemelerinden doğrudan etkileniyor. Bir sezonun verimi, şirketlerin hammadde maliyetlerini ve fiyatlama gücünü önemli ölçüde değiştirebilir. Katma değerli gıda üretimi, akıllı sulama, tarım teknolojileri, tohumculuk, soğuk zincir ve izlenebilirlik çözümleri yatırımcılar için daha geniş bir perspektif sunuyor. Burada şirketlerin sadece satış hacmine değil, tedarik güvenliğine, sözleşmeli üretim modeline ve marka gücüne de bakmak gerekir. İklim kaynaklı dalgalanmaların kalıcılaştığı bir dönemde, verimlilik yatırımı yapan işletmeler daha dirençli olabilir. Sağlık: Demografi ve inovasyonun kesişimi Yaşlanan nüfus, sağlık hizmetlerine erişim ihtiyacı ve biyoteknolojik gelişmeler sağlık sektörünün uzun vadeli gündemini canlı tutuyor. İlaç, medikal cihaz, hastane işletmeciliği ve dijital sağlık çözümleri farklı ekonomik dinamiklerle çalışır. İlaç üretiminde ruhsat süreçleri ve kur etkisi öne çıkarken, hastane işletmeciliğinde hasta sayısı, hizmet karması ve geri ödeme politikaları daha belirleyici olabilir. Yatırımcılar için bu alandaki en hassas konu düzenleme riskidir. Fiyat politikaları, kamu geri ödemeleri ve ürün onay süreçleri gelir görünümünü kısa sürede değiştirebilir. Buna rağmen yerli üretim, ihracat ve yüksek katma değerli medikal teknoloji yatırımları sağlık sektörünün stratejik niteliğini artırıyor. Haber akışını yatırım teziyle ayırmak gerekiyor Sektörel haber yoğunluğu her zaman yatırım fırsatına işaret etmez. Yeni tesis açılışı, iş birliği duyurusu veya yüksek hedef açıklaması, ancak finansal ve operasyonel verilerle destekleniyorsa anlamlıdır. Yatırımcıların önce haberin şirket gelirine, maliyetine, kapasitesine ya da rekabet gücüne somut etkisini sorması gerekir. Bu noktada üç veri grubunu birlikte okumak faydalıdır: Makro göstergeler sektörün genel yönünü gösterir; şirket finansalları uygulama gücünü ortaya koyar; yönetim açıklamaları ise stratejinin zamanlamasına dair fikir verir. Kapsül Haber Ajansı'nın sektör odaklı haber akışı da bu bağlamı kurmak isteyen profesyoneller için şirket gelişmelerini, kamu politikalarını ve dönüşen pazarları aynı çerçevede takip etme imkânı sunar. Takip listesi oluştururken denge aranmalı Sadece yükseliş potansiyeli görülen alanlara odaklanmak, portföyü aynı ekonomik riske bağımlı hale getirebilir. Enerji ve sanayi yatırımları emtia ile faiz hareketlerine daha duyarlı olabilirken, yazılım ve sağlık farklı büyüme dinamikleri sunabilir. Bununla birlikte çeşitlendirme, rastgele sayıda sektöre dağılmak anlamına gelmez; yatırımcının risk iştahı, vadesi ve likidite ihtiyacıyla uyumlu bir izleme çerçevesi kurması gerekir. Her sektör için birkaç temel gösterge belirlemek, gündemi filtrelemeyi kolaylaştırır. Enerjide üretim kapasitesi ve fiyatlar; lojistikte hacim ve navlunlar; yazılımda müşteri kazanımı ve tekrar eden gelir; tarımda rekolte ve girdi maliyetleri düzenli olarak izlenebilir. Böylece günlük haber akışı, karar sürecini dağıtan bir gürültü olmaktan çıkar ve daha isabetli sorular üretir. Piyasalarda kalıcı avantaj, her yeni temaya en önce yönelmekten çok, sektörün değer yaratma mekanizmasını doğru zamanda ve doğru verilerle anlayabilmekten doğar. Bu nedenle takip edilen her başlık için büyümenin kaynağını, riskin sınırını ve şirketin bu denklemin neresinde durduğunu yeniden sormak, daha sağlıklı kararların başlangıcıdır.

Arçelik’ten Voleybol Milli Takımlarına Sürdürülebilir Destek Haber

Arçelik’ten Voleybol Milli Takımlarına Sürdürülebilir Destek

2026 Milli Takımlar sezonundan itibaren dört yıl boyunca devam edecek sponsorluk kapsamında Arçelik, tedarik edeceği yenilenebilir enerji çözümleriyle federasyonun sürdürülebilir bir gelir modeli oluşturmasına katkı sağlayarak Türk voleyboluna destek verecek. Arçelik, ayrıca, Mutfak Küçük Ev Aletleri Sponsoru olarak da Milli Takımların yanında yer alacak. 71 yıldır Türkiye için değer yaratan Arçelik, teknoloji ve üretim gücünü toplumsal fayda alanındaki uzun soluklu katkılarıyla birleştirmeye devam ediyor. Sporu bu yaklaşımın önemli bir parçası olarak konumlandıran marka, Türkiye Voleybol Federasyonu ile önemli bir iş birliğine imza attı. İş birliği kapsamında Arçelik, Sürdürülebilir Enerji Sistemleri ve Mutfak Küçük Ev Aletleri kategorilerinde Voleybol Milli Takımlarının Resmi Sponsoru olarak ay yıldızlıların yanında yer alacak. Sponsorluk anlaşmasının imza töreni İstanbul’da düzenlendi. Törene Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, Arçelik CEO’su Can Dinçer, Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural, voleybol milli takım sporcuları Aylin Uysalcan, Marko Mert Matic ve Ahmet Tümer ile TVF ve Arçelik’ten yetkililer katıldı. 2026 Milli Takımlar sezonunda başlayıp 2029 sezonunun sonuna kadar devam edecek iş birliği kapsamında Arçelik, “Teknolojimiz Hayatın, Desteğimiz Voleybolun Kalbinde” yaklaşımıyla federasyonun yenilenebilir enerji dönüşümüne katkı sunacak. Sponsorluk kapsamında Arçelik Enerji Çözümleri’nin güneş panelleri ve inverter sistemleri, TVF’nin Gümüşhane’deki arazilerinde kurulacak güneş enerjisi sistemlerinde kullanılacak. Bu sistemlerden elde edilecek yenilenebilir enerji ise Voleybol Milli Takımları için sürdürülebilir gelir yaratılmasına katkı sağlayacak. Arçelik, ayrıca Mutfak Küçük Ev Aletleri Sponsoru olarak da Milli Takımların yanında yer alacak. Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ: “Birlikteliğimizin Türk voleyboluna katkı sunacağına inanıyoruz” Törende konuşan Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, “Türk voleybolunun bugün ulaştığı başarıda sponsorlarımızın desteğinin ve paydaşlarımızla kurduğumuz güçlü birlikteliğin çok önemli bir payı bulunuyor. Arçelik ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, uzun süredir hayalini kurduğumuz enerji projemiz açısından da büyük önem taşıyor. Voleybola duydukları güven ve ilk günden bu yana verdiği kıymetli destekler için Koç ailesine ve Arçelik camiasına teşekkürlerimi sunuyorum. Arçelik bizim için çok değerli bir yol arkadaşı. Bu birlikteliğin Türk voleyboluna katkı sunacağına inanıyor, her iki taraf için de hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen: “Voleybolun ilham verici başarı hikayesinin bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” Koç Holding Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı Polat Şen, “Koç Topluluğu olarak sporu; dostluk, dayanışma, saygı ve ortak başarı kültürünü güçlendiren birleştirici bir güç olarak görüyoruz. Kurucumuz merhum Vehbi Koç’un ‘Ülkem varsa ben de varım’ anlayışıyla spora yaptığımız yatırımları, ülkemizin ekonomik ve toplumsal kalkınmasının yanı sıra genç nesillere yapılan uzun vadeli bir yatırım olarak değerlendiriyoruz. Çünkü biliyoruz ki milli takımlarımızın elde ettiği her başarı, yalnızca kupalarla değil, çocuklara ve gençlere verdiği ilhamla da büyüyor. Filenin Sultanları ve Filenin Efeleri'nin ortaya koyduğu mücadele, azim ve takım ruhu, geleceğin sporcularına ve milyonlarca gencimize cesaret veriyor. Topluluğumuzun 100. yılında ülkemizin voleybolda yazdığı bu ilham verici başarı hikâyesinin bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. İkinci yüzyılımıza girerken de Topluluk şirketlerimizle birlikte, ülkemize değer katan, gençlere ilham veren ve sürdürülebilir başarıyı destekleyen projelerin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Arçelik CEO’su Can Dinçer: “Teknoloji birikimimizi Türk voleybolunun geleceğiyle buluşturuyoruz” Arçelik CEO’su Can Dinçer ise, “Bu topraklardan doğan ve 71 yıldır geliştirdiği teknolojilerle ülkemizi dünyanın dört bir yanında başarıyla temsil eden bir şirket olarak, ay yıldızlı bayrağımızı uluslararası arenada gururla dalgalandıran Voleybol Milli Takımlarımızın yanında olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. 1970’lerin sonundan bu yana voleybolla kurduğumuz bağ, Türkiye Voleybol Federasyonu ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliğini bizim için daha da anlamlı kılıyor. Sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin merkezine koyan bir şirket olarak, sağlayacağımız güneş enerjisi çözümleriyle Voleybol Milli Takımlarımız için yenilenebilir enerjiye dayalı sürdürülebilir bir gelir modelinin oluşmasına katkı sunacağız. Böylece teknoloji ve sürdürülebilirlik alanındaki birikimimizi Türk voleybolunun geleceği için kalıcı değer üreten bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bunun yanı sıra Mutfak Küçük Ev Aletleri kategorisindeki ürünlerimizle de milli takımlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Türk voleybolunun geleceğine katkı sağlayacak bu iş birliğinin bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyoruz” dedi. Arçelik’ten spora uzun soluklu destek “Teknolojiyle Hayatın Kalbinde" yaklaşımıyla uzun yıllardır tüketicilerin kalbinde yer alan Arçelik, şimdi de voleybol severlerin kalbinde daha güçlü bir yer edinmeyi hedefliyor. Arçelik, sporu; toplumsal kalkınmayı destekleyen, farklı kuşakları ortak bir heyecan etrafında buluşturan stratejik bir alan olarak konumlandırıyor. Markanın voleybolla bağı, 1979 yılında kurulan Arçelik Spor Kulübü’ne uzanıyor. Uzun yıllar voleybola destek veren Arçelik, erkek voleybol takımıyla Türkiye Şampiyonluğu ve A1 Ligi şampiyonluğu gibi önemli başarılara imza attı. 2017 yılından bu yana Milli Futbol Takımları Ana Sponsoru olarak ay yıldızlı formanın yanında yer alan marka, Sürdürülebilir Enerji Sistemleri ve Mutfak Küçük Ev Aletleri kategorilerinde Voleybol Milli Takımları’nın Resmi Sponsoru olarak milli takımlar düzeyindeki desteğini voleybola da genişletiyor. Türkiye Voleybol Federasyonu ile hayata geçirilen iş birliği, Arçelik’in “Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonu doğrultusunda sürdürülebilirliği merkeze alan yaklaşımının ve Türkiye için değer yaratma hedefinin somut adımlarından da biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Halkbank, Yenilikçi Fikirleri Geleceğe Taşıyor Haber

Halkbank, Yenilikçi Fikirleri Geleceğe Taşıyor

Halkbank’ın, İTÜ ARI Teknokent iş birliği ile ülkemizin girişimcilik ekosistemini geliştirmek ve güçlendirmek amacıyla 14 Mayıs’ta başlattığı HUBrica Hızlandırma Programı’nın Demo Day’25 buluşması; girişimcilerden melek yatırımcılara, girişim sermayesi temsilcilerinden teknopark yöneticilerine ve akademi çevrelerine geniş bir katılımla, İstanbul Finans Merkezi’ndeki Halkbank Kuleleri’nde gerçekleşti. Halkbank, programa dahil olan girişimlerin her birine, inovatif fikirlerini hayata geçirmelerine ve büyümelerine katkı sağlamak amacıyla nakdi ödül verdi. Girişimcilik ekosistemine kapsayıcı destek Bankanın; 2021 yılından bu yana farklı meslek gruplarından 259 bin kadın girişimciye 111 milyar TL, her yaş düzeyinden 222 bin girişimciye 37 milyar TL finansal destek sunduğuna ve Üreten Kadınlar Buluşmaları, BİGE, Jet Luck gibi farklı projelerle girişimcilik ekosistemini güçlü bir vizyonla desteklediğine dikkat çeken Halkbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Murat Yıldırım şunları söyledi: “Cesur ve kararlı girişimcilerin hayata geçirdiği projeler, yalnızca bugünün ekonomisini değil, yarının dünyasını da şekillendiriyor; bugün burada bu vizyoner fikirleri dinlemek için bir aradayız. HUBrica programımız; girişimcilere güçlü bir mentörlük ağı ve kapsamlı eğitimlerin yanı sıra, uluslararası iş birliği yapma ve yatırım alma fırsatları da sunuyor.” İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş ise; “HUBrica Programı, teknoloji ve girişimcilik ekosistemimizin geleceğine yapılan stratejik bir yatırımdır. Halkbank ile hayata geçirdiğimiz bu güçlü iş birliğiyle; fintek, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik alanlarında faaliyet gösteren girişimcilerimizin küresel ölçekte rekabet gücünü artırmayı hedefliyoruz. İTÜ ARI Teknokent olarak vizyonumuz, girişimcilerimizin geliştirdikleri teknolojileri ticarileştirerek uluslararası pazarlarda konumlanmalarını sağlamaktır. HUBrica Programı ise bu vizyonun en güçlü örneklerinden biri olarak; yenilikçi teknolojileri yatırım, mentörlük ve iş birliğiyle buluşturarak Türkiye’nin teknoloji odaklı dönüşümüne yön veriyor.” değerlendirmesinde bulundu. Eğitimden mentörlüğe, iş birliğinden yatırıma HUBrica’25 kapsamında programı tamamlayan 9 girişime; değer önerisi, gelir modeli, finansman yönetimi gibi alanlarda aldıkları eğitimlerin yanı sıra, finansa erişim, hukuki süreçler, satış ve pazarlama gibi kritik alanlarda mentörlük desteği sağlandı. Ayrıca girişimciler, Demo Day’de projelerini yatırımcılara sunma şansını da elde etti. Yenilikçi çözümler, güçlü ekosistem HUBrica Hızlandırma Programı; fintek, sürdürülebilirlik ve yapay zekâ tabanlı teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren girişimleri destekleyerek hem ülkemizin girişimcilik kültürünü güçlendirmeyi hem de genç girişimcilerin küresel ölçekte rekabet edebilmelerine katkı sunmayı hedefliyor. HUBrica Demo Day 25’te sunum yapan girişimler 1. DRING AI: Ses ve yazı tabanlı yapay zekâ çözümleriyle, kurumlar adına telefon görüşmeleri yapabilen, yazışabilen ve raporlayabilen entegre sanal müşteri temsilcileri üretmektedir. 2. ALSE DATA: Teknik ekibe ihtiyaç duymadan veriyi analiz eden ve pazarlama-satış ekiplerine anlamlı öngörüler sunan yeni nesil veri analiz platformudur. 3. CORPOWID: İnternet sitelerini engelli bireyler ve özel ihtiyaç sahibi kullanıcılar için erişilebilir hale getiren yapay zekâ destekli çözümler sunmaktadır. 4. EXAR: AR/VR/XR teknolojileriyle sanal turlar, uzaktan operasyonlar, CAD senkron ürün deneyimi ve 3D konfigüratör gibi çözümler sunarak dijital dönüşüm sağlamaktadır. 5. KOBİ PRATİK: KOBİ’lerin finansal başvuru sürecini kısaltan, kredi evraklarını dijital cüzdanda güvenle saklamalarını sağlayan bir platformdur. 6. ICARBON: Patentli “Hidrotermal Depolimerizasyon” teknolojisini kullanarak, polimer endüstrisi atıklarını yüzde 90'a varan oranda ileri dönüştürmekte ve üretim süreçlerine yeniden dahil etmektedir. 7. CARBON SMART: Bankaların ve müşterilerinin karbon emisyonlarını yapay zekâ ile analiz eden, sürdürülebilirlik odaklı, PCAF ve kapsam standartlarına uyumlu dijital karbon ayak izi yönetim platformudur. 8. SYNAPS AI: İşe alım, çalışan deneyimi ve işten çıkış süreçlerini entegre bir şekilde yönetmeyi amaçlayan yapay zekâ temelli insan kaynakları platformudur. 9. BILLY: İşletmelerin kâğıt kullanımını ortadan kaldırarak maliyetleri azaltmayı, çevresel sürdürülebilirliği artırmayı, müşteri deneyimini dijitalleştirmeyi amaçlamaktadır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.