Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Genai

Kapsül Haber Ajansı - Genai haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Genai haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 Vergi Denetimi ve Uyuşmazlık Çözümlerinde  Yapay Zekâya Güven Artıyor  Haber

 Vergi Denetimi ve Uyuşmazlık Çözümlerinde  Yapay Zekâya Güven Artıyor 

%70’i, en az bir GenAI aracını vergi uyuşmazlığı yönetiminde hâlihazırda kullandığını belirtiyor. Gelişmiş vergi teknolojilerine ek olarak, vergi liderlerinin %91’i ise şirketlerin kuracakları güçlü vergi politikası ve yönetişim yapısının, vergi riski ve uyuşmazlık yönetiminde kritik bir rol oynayacağını ifade ediyor. İş dünyasının koşulları hızla değişirken, üretken yapay zekâ (GenAI) işletmelerin vergi uyuşmazlıklarını yönetme biçimini yeniden şekillendiriyor. Uluslararası danışmanlık, denetim, güvence, strateji, kurumsal finansman ve vergi hizmetleri şirketi EY’ın Vergi Risk ve Uyuşmazlık Araştırması, vergi liderlerinin ortaya çıkan vergi risklerini yönetmek için GenAI’a yöneldiğini ve yönetişim çerçevelerini yeniden değerlendirdiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan vergi liderlerinin %90’ı önümüzdeki yıllarda daha fazla vergi ihtilafı beklediğini belirtiyor ve kurumlarını başarıya hazırlamak için proaktif olarak yenilikçi çözümler arıyor. Yaklaşık 2000 üst düzey vergi yöneticisinden elde edilen içgörüler, küresel vergi reformu, artan şeffaflık, yeni teknolojiler ve hızla değişen düzenlemelerin vergi alanında oluşturduğu yeni şartları ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 87’si verimlilik ve doğruluk artışı bekliyor Vergi uyuşmazlıkları alanında hem hacim hem de çözüm süreçlerinde yaşanan artış nedeniyle iş yapış şekillerinde değişim yaşanması öngörülüyor. Bu doğrultuda, işletmeler ve vergi otoriteleri, GenAI gibi yeni gelişen teknolojileri hızla benimsemeye yöneliyor. EY araştırması, üretken yapay zekânın vergi riski yönetiminde önemli bir unsur hâline geldiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, katılımcıların %87’si üretken yapay zekânın kullanılmasıyla birlikte vergi incelemeleri ve uyuşmazlıklarının çözüm süreçlerinde verimlilik ve doğruluk artışı bekliyor. Araştırmaya katılan vergi liderlerinin %70’i ise, vergi uyuşmazlıkları yönetimine yönelik en az bir GenAI aracını uygulamaya başladığını veya entegre etme sürecinde olduğunu belirtiyor. Vergi uyuşmazlığı süreçlerinde üretken yapay zekâ araçlarını kullanan katılımcılar, yaklaşımlarından çok daha memnun olduğunu bildiriyor: %46’sı vergi uyuşmazlığı süreçlerinden “çok memnun” olduğunu belirtirken, bu oran yapay zekâ kullanmayanlarda %31 olarak görülüyor. Öte taraftan katılımcıların %39’u vergi riski veya uyuşmazlıklara odaklanan en az bir pilot veya araç geliştirdiğini, %30’unun ise GenAI’ı diğer kritik süreçlere entegre etmeye başladığını söylüyor. GenAI en fazla ‘iç ve dış kaynaklı büyük hacimli vergi bilgisini analiz etmek ve özetlemek ile vergi otoriteleriyle paylaşılan verilerin tutarlılığını artırmak amacıyla kullanılıyor. Ayrıca katılımcıların dörtte birinden biraz fazlası, GenAI kullanmasalar da vergi teknolojilerini öngörüsel analiz için kullandığını belirtiyor. BEPS 2.0 ve dijital vergi reformu ile artan uyuşmazlıklara hazırlık Teknolojinin sunduğu fırsatlarla uyuşmazlıklar konusuna yaklaşım olumlu yönde değişse de vergi ihtilafları potansiyelinin artabileceği düşünülüyor. Araştırmaya katılan yöneticilerin %92’si, OECD’nin Matrah Aşındırma ve Kâr Aktarımı (BEPS) İkinci Sütunundan (Pillar Two) kaynaklı ihtilafların ön planda olacağını öngörüyor. %91’i ise Birinci Sütun (Pillar One) ‘Amount A’ ile ilgili çözülememiş konularda endişesini dile getiriyor. Katılımcıların %90’ı ise ülke bazlı raporlama gibi transfer fiyatlandırması ve şeffaflık yükümlülüklerinden doğan ihtilafların da artmasını bekliyor. Bunlara ek olarak dijital hizmet vergileri, gelecekteki vergi risklerinin önemli bir kaynağı olarak öne çıkıyor. Ancak katılımcıların yalnızca %49’u, beklenen ihtilaf artışını yönetmeye “yüksek düzeyde hazırlıklı” olduğunu düşünüyor. EY Türkiye Şirket Ortağı ve Vergi Uyuşmazlıkları Lideri Av. Ahmet Sağlı konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Yapay zekâ, yalnızca vergi ekiplerinin çalışma şeklini değil, vergi otoriteleriyle karşılıklı güven oluşturma biçimlerini de dönüştürüyor. Bu da daha fazla doğruluk, şeffaflık ve verimlilik sağlıyor. Diğer taraftan yapay zekâ ve verinin çok daha yaygın şekilde kullanılmaya başlanmasıyla hem vergi idaresi tarafından gerçekleştirilen denetim, izleme ve incelemelerin hem de vergi uyuşmazlıklarının yapısı değişiyor; yeni kurallar, yeni raporlama gereklilikleri, artan şeffaflık ve teknoloji kullanımı vergi denetimleri ve vergi uyuşmazlıklarında artış olacağı anlamına geliyor. EY araştırma sonuçlarında da görüldüğü gibi, katılımcıların büyük bir kısmı, GenAI kullanımının gelecekteki vergi inceleme ve uyuşmazlıkları yönetimini farklı boyutlara taşıyacağını ve hem mükellefler hem de vergi idaresi açısından vergi incelemeleri ve uyuşmazlık çözüm süreçlerini daha verimli, daha doğru ve daha hızlı bir hâle getireceğini ortaya koyuyor. Türk Vergi İdaresinin son yıllarda teknolojiyi daha etkin ve yaygın kullanmaya başlaması da vergi inceleme ve ihtilaflarını çok farklı bir boyuta taşıdı. Hatta yürürlükteki vergi mevzuatının bu gelişmeler karşısında eksik kaldığını ve yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulmaya başlandığını söylemek mümkün. Buna karşın şirketler de her alanda olduğu gibi vergisel yükümlülüklerine uyum için teknolojiye ciddi yatırımlar yapmaya başladı. Teknolojiye ve nitelikli iş gücüne erken yatırım yapan şirketler, ileride oluşabilecek vergi risk ve uyuşmazlıklara karşı gerekli önlemleri alarak bu riskleri asgari düzeye indirebilir.” Güçlü vergi yönetişim süreçlerine güven artırıyor Vergi risk ve uyuşmazlıkları arttıkça, güçlü bir vergi uyum ve yönetim yapısının oluşturulması şirketler için büyük önem taşıyor. Katılımcıların %91’i küresel vergi yönetişimine daha fazla odaklanmayı planlarken, yalnızca %31’i mevcut uyuşmazlık yönetiminden “çok memnun” olduğunu söylüyor. Etkin vergi fonksiyonları küresel risk ve uyuşmazlıkların kontrolünü, denetimini ve gözetimini merkezileştiriyor ve vergi yönetişimini güçlendiriyor. Diğer yandan, vergi dünyasındaki söz konusu dönüşümle birlikte şirketler, GenAI ve benzeri araçları tam olarak ve başarıyla entegre etme yolunda hâlâ pek çok engelle karşılaştıklarını belirtiyor. Bu engeller; yetenek ve bütçe bulmaktan, uygun kullanım senaryoları geliştirmeye kadar uzanıyor. Araştırma, bazı alanlarda kaydedilen ilerlemeye rağmen, çoğu şirketin süreçlerini iyileştirmek için hâlâ önemli adımlar atması gerektiğini ortaya koyuyor. Bunlar arasında teknolojiye yatırım yapmaya ve entegrasyonu sürdürmeye devam etmek yer alıyor. Aynı zamanda, uyuşmazlık yönetimine yönelik tüm yaklaşımlarını dönüştürmeleri ve otoritelerle güven ve güç pozisyonundan iletişim kurmaya hazır hâle gelmeleri gerekiyor. EY Türkiye Şirket Ortağı, Uluslararası Vergilendirme Lideri Ateş Konca, konu ile ilgili şu bilgileri paylaştı: “EY araştırmasının ortaya koyduğu gibi, BEPS 2.0 ile küresel vergi mimarisi yeniden şekillenirken ihtilaf potansiyeli hiç olmadığı kadar artıyor. Araştırmaya katılan şirketlerin %92’si Pillar Two kaynaklı uyuşmazlıkların olmasını beklerken; %91’i ise Pillar One ‘Amount A’ konularında çözüm eksikliğinden endişe duyuyor. Bu yeni dönemde başarı, yalnızca kuralları takip etmekle değil; güçlü yönetişim, tutarlı veri yönetimi ve teknoloji destekli bir uyuşmazlık stratejisiyle mümkün olacak. EY raporu, GenAI’ın sağladığı hız ve doğruluğun, işletmelerin BEPS kaynaklı karmaşık riskleri daha öngörülebilir, daha şeffaf ve daha güvenli bir zeminde yönetmesine imkân tanıdığını gösteriyor. Ayrıca dijital hizmet vergileri ve ülke bazlı raporlama gibi düzenlemeler, ihtilafların sınır ötesi boyutunu artırıyor. Bu nedenle şirketler, küresel vergi risklerini yönetebilecek entegre çözümler geliştirmeli ve vergi otoriteleriyle proaktif, veri odaklı bir iletişim kurarak ihtilafların önüne geçecek stratejiler oluşturmalı.

Türkiye'nin Yapay Zeka Nabzı Ölçüldü: Şirketlerin Yüzde 15,2’si Yapay Zekayı İş Süreçlerine Entegre Etti Haber

Türkiye'nin Yapay Zeka Nabzı Ölçüldü: Şirketlerin Yüzde 15,2’si Yapay Zekayı İş Süreçlerine Entegre Etti

126 kurumun katılımıyla hazırlanan rapora göre, yapay zekayı aktif olarak kullanan şirketlerin oranı yüzde 15,2’ye, beş ve üzeri proje yürüten kurumların oranı yüzde 32,8’e ulaştı. Stratejisini yönetim kurulu düzeyinde tanımlayan şirketlerin oranı yüzde 37,6 olurken, kurumların en çok zorlandığı alanlar yetenek (yüzde 58), bütçe (yüzde 57) ve kurum kültürü (yüzde 55) olarak öne çıktı. Üretken yapay zekada en çok kullanılan modeller ise OpenAI (yüzde 80), Microsoft Copilot (yüzde 44) ve Google Gemini (yüzde 42) oldu. Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI), “Zekanın Ötesi” temasıyla düzenlediği Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde, Türkiye’deki kurumların yapay zeka yolculuğunu ortaya koyan Yapay Zeka Araştırması sonuçlarını açıkladı. 126 kurumun katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, Türkiye’de şirketlerin yapay zeka stratejilerini, uygulama alanlarını ve karşılaştıkları zorluklara ışık tuttu. Bulgular, Türkiye’de her 6 şirketten birinin yapay zekayı aktif olarak kullandığını beş ve üzeri proje yürüten kurum oranının ise yüzde 32,8 olduğunu ortaya koydu. Kurumların üçte biri yapay zeka stratejisini tanımladı Araştırmaya göre, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 37,6’sı yapay zekayı yönetim kurulu düzeyinde onaylanmış bir stratejiyle ele alıyor. Ancak kurumların önemli bir kısmı hâlâ “hazırlık” veya “taslak” aşamasında. Raporda, yapay zekanın stratejik olarak en çok “operasyonel verimliliği artırma”, “maliyet düşürme” ve “karar destek sistemlerini güçlendirme” amacıyla konumlandırıldığı vurgulanıyor. Yapay zekayı organizasyonel yapısına entegre eden şirket sayısı artarken, dedike yapay zeka ekibine sahip kurum oranı yüzde 15,2’ye yükseldi. Bu ekiplerin yüzde 42’si 4 ila 10 kişiden oluşuyor ve çoğu veri analitiği birimleriyle entegre biçimde çalışıyor. Bu tablo, şirketlerin yapay zekayı bireysel inisiyatiflerden çıkararak kurumsal bir uzmanlık alanı haline getirmeye başladığını gösteriyor. Üretken yapay zekada farkındalık yükseliyor TRAI raporu, Türkiye’de üretken yapay zeka (GenAI) alanında önemli bir hareketlilik yaşandığını ortaya koyuyor. Şirketlerin büyük bölümü, içerik üretimi, kurumsal eğitim, müşteri iletişimi, kodlama ve raporlama gibi alanlarda üretken yapay zekayı test ediyor. Kurumların yüzde 80’i OpenAI, yüzde 44’ü Microsoft Copilot, yüzde 42’si ise Google Gemini modellerini tercih ediyor. Bununla birlikte, Anthropic Claude, Meta Llama ve Mistral gibi alternatif modellerin de giderek yaygınlaştığı görülüyor. Bu tablo, Türkiye’de kurumların artık “tek kaynaklı” model anlayışından uzaklaştığını, farklı modellerle hibrit yaklaşımlara yöneldiğini gösteriyor. Rapora göre, üretken yapay zekanın en çok kullanıldığı alanlar arasında chatbotlar ve kurumsal asistanlar, copilotlar ve kodlama destekleri, içerik üretimi ve özetleme araçları, RAG tabanlı çözümler ve kurumsal bilgi yönetimi sistemleri yer alıyor. Ajan tabanlı yapay zeka uygulamaları yükseliyorAraştırmada “bir sonraki dalga” olarak nitelendirilen ajan tabanlı yapay zeka sistemleri, Türkiye’de yeni bir dönemin habercisi olarak öne çıkıyor. Henüz erken aşamada olan bu alanda, şirketlerin yarısından fazlası pilot projeler yürütüyor veya kavramsal kanıt (PoC) çalışmaları gerçekleştiriyor. Kurumların en çok tercih ettiği platformlar arasında Microsoft Copilot Studio, LangChain ve Google AI Agent Builderöne çıkıyor. Uygulama alanlarında ise HR Agent, Finance Agent, CRM Agent ve Doküman Asistanı gibi örnekler dikkat çekiyor. Bu bulgular, Türkiye’de şirketlerin üretken yapay zekadan “düşünen ve aksiyon alan sistemler”e geçiş sürecinde olduğunu, ajan mimarilerin giderek stratejik bir dönüşüm aracı haline geldiğini gösteriyor. Yapay zeka yolculuğunda üç temel engel: yetenek, bütçe ve kültür Araştırma, kurumların yapay zeka dönüşümünde en çok zorlandığı üç alanı yetenek (yüzde 58), bütçe (yüzde 57) ve kurum kültürü (yüzde 55) olarak sıralıyor. Katılımcıların en çok desteğe ihtiyaç duyduğu konular ise “doğru kullanım alanlarını belirleme”, “uygulama ve geliştirme süreçlerini yönetme” ve “organizasyonel adaptasyon” oldu. Ayrıca, kurumların önemli bir bölümü hâlâ veri güvenliği, yönetişim ve etik çerçeveler konusunda gelişim ihtiyacı duyduğunu belirtti. Rapora göre, kurumların büyük çoğunluğu yapay zeka projelerinde Microsoft Azure altyapısını kullanıyor; bunu Google Cloud ve AWS izliyor. Hibrit modellerin artması, bulut tabanlı çözümlerle birlikte yerel altyapıların da etkin biçimde değerlendirildiğini ortaya koyuyor. “Türkiye’nin potansiyeli büyük, ama vizyoner liderliğe ihtiyaç var” Araştırma sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan TRAI Kurucusu Halil Aksu, şunları söyledi: “Yapay zeka artık yalnızca bir teknoloji değil, geleceğin dili, ekonomilerin motoru, rekabetin yeni ölçüsü. Türkiye’de kurumlar bu dönüşümün farkında; ancak strateji, yetkinlik ve kültür dönüşümü alanlarında hâlâ gelişim alanlarımız var. Bu rapor, Türkiye’nin yapay zeka yolculuğuna ayna tutarken, aynı zamanda bir çağrı niteliğinde. Potansiyelimiz büyük ama bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek için vizyoner liderliğe, güçlü iş birliklerine ve kararlı adımlara ihtiyaç var.

Yapay zekâ ile büyüyen yeni tehdit: Grokking Haber

Yapay zekâ ile büyüyen yeni tehdit: Grokking

Siber güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, üretken yapay zekâ (GenAI) teknolojilerinin kötüye kullanımıyla artan tehditlere karşı uyarıda bulundu. “Grokking” olarak adlandırılan bu yeni teknik, sosyal medya platformu X’te yapay zekâ sohbet robotu Grok’un manipüle edilerek kimlik avı bağlantılarını yaymasına neden oluyor. Yapay zekâ, farklı yöntemlerle sosyal mühendislik tehdidi oluşturabiliyor. LLM olarak adlandılan büyük dil modelleri büyük ölçekte, son derece ikna edici kimlik avı kampanyaları tasarlamak ve en şüpheci kullanıcıları bile kandırmak için derin sahte ses ve videolar oluşturmak için kullanılabiliyor. Ancak X'in yakın zamanda keşfettiği gibi, bir başka, muhtemelen daha sinsi bir tehdit daha var: Grokking. Bu saldırı kampanyasında, tehdit aktörleri, tıklama tuzağı videolar içeren video kartı gönderileri yayımlayarak, X'in tanıtılan gönderilerdeki bağlantıları yasaklamasını (kötü amaçlı reklamlarla mücadele etmek için tasarlanmış) atlayabiliyor. Videonun altındaki küçük "kaynak" alanına kötü amaçlı bağlantılarını gömebiliyorlar. Kötü niyetli aktörler daha sonra X'in yerleşik GenAI botu Grok'a videonun nereden geldiğini soruyor. Grok gönderiyi okuyor, küçük bağlantıyı fark ederek ve yanıtında onu büyütüyor. Bu durum, Grok’un güvenilirliği sayesinde dolandırıcılık içeriklerinin daha geniş kitlelere ulaşmasına ve arama motorlarında daha yüksek sıralamalara çıkmasına yol açıyor. Grokking neden tehlikeli? Tehdit aktörlerinin güvenlik mekanizmalarını atlatmanın bir yolunu bulmadaki yaratıcılığını ve kullanıcıların yapay zekânın çıktısına güvenirken aldıkları riskleri görmemiz gerekiyor. Bu hile, Grok'u güvenilir hesabında bir kimlik avı bağlantısını yeniden paylaşmaya yönlendirerek onu etkili bir şekilde kötü niyetli bir aktör hâline getiriyor.Ücretli video gönderileri genellikle milyonlarca kez görüntüleniyor; dolandırıcılık ve kötü amaçlı yazılımları geniş bir alana yayma potansiyeline sahiptir.Grok son derece güvenilir bir kaynak olduğu için bağlantılar SEO ve alan adı itibarında da güçleniyor.Bağlantılar, kimlik bilgilerini çalan formlara ve kötü amaçlı yazılım indirmelerine yönlendiriliyor. Bu da kurbanların hesaplarının ele geçirilmesine, kimlik hırsızlığına ve daha fazlasına yol açabiliyor. Prompt Enjeksiyonu: GenAI'nin Yeni Açığı Grokking, prompt enjeksiyonu adı verilen daha geniş bir saldırı türünün parçası. Bu tür saldırılarda tehdit aktörleri, GenAI botlarına kötü amaçlı komutlar vererek onları manipüle ediyor. Bu komutlar doğrudan sohbet arayüzüne yazılabileceği gibi, içerik meta verilerine gizlenerek dolaylı yollarla da uygulanabiliyor. ESET uzmanları, bu tür saldırıların yalnızca X platformuyla sınırlı olmadığını, teorik olarak her türlü GenAI aracına uygulanabileceğini vurguluyor. Bu durum, yapay zekâ teknolojilerinin güvenlik açıklarını ve kullanıcıların bu araçlara körü körüne güvenmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Kullanıcılar için güvenlik önerileri: Gömülü yapay zekâ araçları, kimlik avına karşı uzun süredir devam eden savaşta yeni bir cephe açtı. Bu yeni dolandırıcılık yöntemine karşı dikkatli olmak için her zaman sorgulayıcı olun. Aldığınız cevapların tamamen doğru olduğunu düşünmeyin. Bir GenAI botu tarafından bir bağlantı sunulursa üzerine gelerek gerçek hedef URL'sini kontrol edin. Şüpheli görünüyorsa tıklamayın. Yapay zekâ çıktısına her zaman şüpheyle yaklaşın, özellikle de cevap/öneri uygunsuz görünüyorsa. Kimlik bilgilerinin çalınma riskini azaltmak için güçlü, benzersiz parolalar (parola yöneticisinde saklanan) ve çok faktörlü kimlik doğrulama (MFA) kullanın. Güvenlik açığı istismar riskini en aza indirmek için tüm cihaz/bilgisayar yazılımlarınızın ve işletim sistemlerinizin güncel olduğundan emin olun. Cihazınızdaki kötü amaçlı yazılım indirmelerini, kimlik avı dolandırıcılıklarını ve diğer şüpheli etkinlikleri engellemek için saygın bir güvenlik yazılımı sağlayıcısından çok katmanlı koruma edinin. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.