Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gençler

Kapsül Haber Ajansı - Gençler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gençler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Şiddeti Normalleştiren Tüm Yayınlara Acil Düzenleme Şart Haber

Şiddeti Normalleştiren Tüm Yayınlara Acil Düzenleme Şart

Medya içeriklerinde şiddetin sunum biçimi tartışmaların merkezine taşınırken, dizi, dijital platform ve farklı yayın mecralarına yönelik düzenleme çağrıları da hız kazandı. Şiddetle mücadelenin yalnızca güvenlik önlemleriyle sınırlı kalmaması gerektiği değerlendirilirken, toplumsal bilinç ve farkındalığın artırılmasında medya araçlarının üstleneceği rol kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylar, şiddetin bireysel sınırları aşarak toplumsal ve kültürel etkiler yarattığını gösteriyor. Medya içeriklerinde şiddetin sunum biçimi tartışmaların odağında yer alırken, bu alanda daha güçlü denetim ve düzenleme ihtiyacı giderek daha fazla dile getiriliyor. İletişim dünyasının deneyimli isimlerinden, marka ve iletişim uzmanı Hatice Kumalar ise özellikle son yıllarda televizyon dizileri, dijital içerikler ve tüm yayın mecralarında artan şiddet temsillerinin hem toplumsal algıyı hem de Türkiye’nin uluslararası imajını olumsuz etkilediğini vurgulayarak, “Şiddet konusu sadece güvenlik önlemleriyle değil, toplumsal bilincin ve farkındalığın artmasıyla dizginlenebilir. Bu noktada halkın bilgi edindiği tüm medya araçlarına büyük sorumluluk düşüyor” dedi. Dizileri gerçeği yansıtmıyor Kurgusal içeriklerde şiddetin sunum biçimi, gerçeklik algısı açısından tartışma yaratıyor. Türk dizilerinde yer alan şiddet temsillerinin gerçeği yansıtmadığını ifade eden Hatice Kumalar, “Biz bu kadar şiddetin, silahın ve çatışmanın olduğu bir toplum değiliz. Ancak dizilerde ve diğer yayınlarda silahların havada uçuştuğu, insanların kolayca öldürüldüğü ve ardından hiçbir şey olmamış gibi hayatların devam ettiği sahneler görmek kabul edilemez” dedi. Dizilerde Türkiye yanlış tanıtılıyor Kültürel içeriklerin uluslararası dolaşımı, ülkelerin imajı açısından belirleyici rol oynuyor. Türk dizilerinin dünyanın dört bir yanına ihraç edildiğine dikkat çeken Kumalar, bu durumun Türkiye’nin kültürel temsili açısından büyük bir sorumluluk taşıdığını belirterek, “Bugün Türk dizileri birçok ülkede izleniyor, farklı coğrafyalarda milyonlarca insana ulaşıyor. Bu nedenle bu yapımlar yalnızca birer eğlence unsuru değil, aynı zamanda Türkiye’nin dünyaya açılan vitrini. Ancak bu vitrinde şiddetin, silahın ve çatışmanın bu denli yoğun yer alması, ülkemizi doğru yansıtmıyor.” diye ekledi. Şiddetin sıradanlaşması gençleri etkiliyor Bu tür içeriklerin özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi etkiler yarattığını ve özellikle gelişim çağındaki bireylerin şiddeti normal bir davranış biçimi olarak algılama riski taşıdığına dikkat çeken Kumalar, “Doğan Cüceloğlu’nun çok kıymetli bir şekilde ifade ettiği gibi; ‘Mükemmel değil, merhametli çocuklar yetiştirin. Karıncaları ezmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen…’ İşte tam da bu bilinçle hareket etmek zorundayız. Şiddetin sıradanlaştırıldığı içeriklerle büyüyen bir nesilden, merhamet ve vicdan duygusunun güçlü olmasını bekleyemeyiz.” dedi. Şiddeti normalleştiren her yayın için düzenleme şart Şiddet içeriklerinin özellikle genç kuşaklar üzerindeki etkisi, uzmanların üzerinde durduğu kritik konular arasında yer alıyor. İlgili tüm kurum ve kuruluşlara çağrıda bulunan Kumalar, “Şiddeti normalleştiren, özendiren ve sıradanlaştıran her türlü yayın için gerekli düzenlemeler ivedilikle yapılmalı, denetim mekanizmaları etkin şekilde işletilmelidir. Toplum olarak şiddeti değil; iyiliği, dayanışmayı ve insani değerleri yücelten içeriklere ihtiyacımız var.” dedi. Ailelerin rolü çok önemli Toplumsal farkındalık sürecinde ailelerin rolü de belirleyici unsurlar arasında öne çıkıyor. Ailelerin de bu süreçte önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Kumalar, ebeveynlerin çocukların maruz kaldığı içerikler konusunda daha dikkatli olması gerektiğini belirten Kumalar, “Bir iletişimci olarak bu çağrım okyanusta belki bir damla olabilir… Ama biliyorum ki her şey böyle başlar. Şiddetin karşısında durmak ve bu içeriklere karşı ses yükseltmek hepimizin sorumluluğudur.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sadettin Saran’dan Memleketi Kırıkkale’ye Anlamlı Yatırım Haber

Sadettin Saran’dan Memleketi Kırıkkale’ye Anlamlı Yatırım

Türkiye genelindeki 28. spor salonu, Saran Group Onursal Başkanı ve Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran’ın ev sahipliğinde memleketi Kırıkkale’de açıldı. Kırıkkale Osman Gazi Fen Lisesi bünyesinde inşa edilen ve adını Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten alan Atatürk Spor Salonu’nun açılış törenine, Kırıkkale Vali Yardımcısı Ahmet Sait Kurnaz, Kırıkkale Belediye Başkanı Ahmet Önal, Kırıkkale İl Milli Eğitim Müdürü Rahmi Güney, AK Parti Kırıkkale İl Başkanı Engin Pehlivanlı, FB Kulübü yönetim kurulu üyeleri ve Saran Group yöneticileri katıldı. Saran Group’un uzun yıllardır sürdürdüğü “Gençler Parkede” sosyal sorumluluk projesi kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerinde hayata geçirilen spor salonları, gençlerin sporla buluşmasını ve sağlıklı bireyler olarak yetişmesini hedefliyor. Kırıkkale’de açılan yeni spor salonu ile öğrencilerin modern ve donanımlı bir spor alanına erişimi sağlanarak fiziksel gelişimlerinin yanı sıra disiplin, takım ruhu ve özgüven kazanmalarına katkı sunulması amaçlanıyor. Tesis, öğrencilerin yanı sıra bölgedeki gençlerin de kullanımına açık olacak şekilde planlandı ve projenin tamamlanmasının ardından Milli Eğitim Bakanlığı’na devredildi. Saran Group Onursal Başkanı ve Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran, açılışta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Kırıkkale benim memleketim ve burada gençler için kalıcı bir yatırım yapabilmek benim için her zaman ayrı bir anlam taşıyor. 26 yıldır Türkiye’nin farklı şehirlerinde spor salonları açıyoruz çünkü sporun gençlerin hayatında ne kadar dönüştürücü bir rolü olduğuna inanıyoruz. Spor, sadece fiziksel gelişim değil; disiplin, özgüven ve birlikte başarma kültürü demek. Bu değerler aynı zamanda Fenerbahçe’nin de temelinde var. Biz bu anlayışla sadece spor salonları değil, bugüne kadar 8 okul ve 4 etüt merkezini de hayata geçirdik. Amacımız çok basit: Gençlere fırsat vermek. Onlara iyi imkânlar sunarsanız, gerisini zaten onlar başarıyor. Kırıkkale’de açtığımız bu salonun da birçok gencin hayatına güzel bir şekilde dokunacağına inanıyorum. Saran Group, spor ve eğitim alanında hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projeleriyle gençlerin gelişimine katkı sunmaya ve Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmaya devam etmektedir. “Gençler Parkede” projesi kapsamında açılan spor salonları, Türkiye’nin farklı illerinde binlerce öğrencinin sporla tanışmasına ve daha sağlıklı bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İskeçeli Gençler, Büyükşehir'le Kocaeli'yi Keşfetti Haber

İskeçeli Gençler, Büyükşehir'le Kocaeli'yi Keşfetti

Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesindeki İskeçe Müftülüğü öğrencileri, Büyükşehir’in ev sahipliğinde Kocaeli’de ağırlanarak şehri keşfetme fırsatı buldu. İSKEÇELİ GENÇLER MİSAFİR EDİLDİ Her yıl Balkanlarda iftar organizasyonları gerçekleştiren ve Ramazan ayının birleştirici ortamında bu bölgelerdeki soydaşlarımızla önemli etkileşimler kuran Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bölgeden de misafir ağırlamaya devam ediyor. Bu kapsamda Yunanistan Batı Trakya İskeçe Müftülüğü öğrencileri, Kocaeli’nin birçok yerini gezerek şehri tanıma fırsatı buldu. Kocaeli ziyareti kültürel bağların güçlenmesine, birlik ve beraberliğin pekişmesine ve gençlerin kaynaşmasına vesile oldu. KOCAELİ’YE HAYRAN KALDILAR Kocaeli’ye üç günlük ziyaret programı için getirilen 82 öğrenci ve öğretmenleri, Büyükşehir’in Balyanoz Eğitim Tesisleri’nde konakladı. Kocaeli ziyaretleri kapsamında Avrupa’nın en büyük doğal yaşam alanı Ormanya’yı gezen İskeçeli gençler, doğasına hayran kaldıkları bölgede hayvanları ilgiyle takip etti. Ormanya’da bol bol hatıra fotoğrafı çekilen gençler, daha sonra Kartepe Teleferiği ile Kuzuyayla Tabiat Parkı Mesire alanına çıkarak temiz havanın tadını çıkardı. Ziyaretlerinin devamında ise Cam Terası gezen öğrenciler her yönüyle Kocaeli’ye hayran kaldı. BİLİM VE KÜLTÜR İLE BULUŞTULAR Şehrin birçok noktasını gezerek Kocaeli’yi yakından tanıma fırsatı bulan öğrenciler, ziyaret kapsamında Türkiye’nin sanayi ve kültür tarihinde önemli bir yere sahip olan SEKA Kağıt Müzesi ile bünyesinde yer alan Kocaeli Bilim Merkezi’ni de keşfetti. Bilim Merkezi’nde bulunan bilim sahnesinde gerçekleştirilen deney gösterisine katılan öğrenciler, hem eğlenceli hem de öğretici anlar yaşadı. Farklı deney düzeneklerini de büyük bir ilgiyle inceleyen öğrenciler, bilimle iç içe keyifli bir deneyim edindi. Öğrenciler ayrıca Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği binasında Kocaeli’de yaşayan akrabalarıyla bir araya gelerek hasret giderme imkânı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençler Dayanışma ve Gönüllülük İçin Buluştu Haber

Gençler Dayanışma ve Gönüllülük İçin Buluştu

Nilüfer Belediyesi, gençlerin sosyal farkındalıklarını artırmak ve dayanışma ağlarını güçlendirme amacıyla düzenlenen bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Nilüfer Kent Konseyi ve Bir Bulut Olsam Derneği ortaklığında hayata geçirilen “Gönüllülük ve Dayanışma Kültürü” temalı gençlik buluşması, Nilüfer Arı Evi’nde gerçekleştirildi. Program, gençlerin kaynaşmasını sağlayan tanışma ve ısınma oyunlarıyla başladı. Ardından yapılan takım çalışmalarıyla katılımcılar arasındaki iletişim ve iş birliği becerileri güçlendirildi. Etkinlik kapsamında düzenlenen atölyelerde ise gönüllülük kavramı detaylıca ele alındı ve sahada yürütülen gençlik çalışmaları üzerine karşılıklı deneyimler paylaşıldı. Gençler, gönüllü olmanın hem bireysel gelişime hem de topluma sağladığı katkılar üzerine birlikte tartışma fırsatı buldu. Buluşmaya katılarak gençlerin enerjisine ortak olan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz, yerel yönetimler ile gençlik arasındaki bağın önemine dikkat çekti. Karagöz, “Bir kentin gerçek anlamda gelişmesi, gençlerin o kentin sorunlarına duyarlılık göstermesi ve dayanışmanın bir parçası olmasıyla mümkündür. Bizler Nilüfer Belediyesi olarak, gençlerimizin içindeki bu iyilik ruhunu her zaman desteklemeye ve onlara yeni alanlar açmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Programda, Ercan Tutal’ın anlatımıyla sivil toplum örgütlenmesinin adımları, Alternatif Yaşam Derneği’nin kuruluş süreci ve dayanışma temelli bir yapının sahada nasıl çalıştığı da gençlere aktarıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

15 Milyon Kişiye Ulaşan Seeco Kadın Ve Gençleri Güçlendiriyor Haber

15 Milyon Kişiye Ulaşan Seeco Kadın Ve Gençleri Güçlendiriyor

Gaziantep, Adıyaman, Kilis, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Mersin ve Mardin’de yürütülen proje; İpekyolu, Doğu Akdeniz, Karacadağ, Çukurova ve Dicle Kalkınma Ajansları iş birliğiyle sahada aktif şekilde sürdürülüyor. Yerel yönetimler, valilikler ve kamu kurumlarıyla birlikte gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında eğitim programları, kapasite geliştirme faaliyetleri ve çok paydaşlı buluşmalar hayata geçiriliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan SEECO Proje Yöneticisi Hande Kara, “2021 yılının Nisan ayında başlayan projemizin amacı, misafir ve ev sahibi topluluklardaki kadın ve gençlerin geçim kaynaklarını iyileştirmek, sosyal girişimciliği destekleyerek yerel toplulukların refahına katkı sunmak. Anadolu kültüründen ilham alarak paylaşımı, imeceyi ve dayanışmayı merkeze alıyor, sosyal girişimcilik yoluyla çevresel ve sosyal sorunlara çözümler üretiyoruz. Kadınlar, gençler ve engelliler gibi dezavantajlı grupları desteklemek, onların potansiyellerini açığa çıkararak ekonomik hayata daha güçlü bir şekilde katılmalarını sağlamak, SEECO’nun öncelikli hedeflerinden biri. Anadolu’nun gizli kahramanlarını keşfetmek için çıktığımız bu yolda, kadınların ve gençlerin kendi potansiyellerini görmelerine rehberlik ediyoruz. Henüz kendi gücünü keşfetmemiş girişimcilerin hikayelerine tanıklık ediyor, onların ilham verici adımlarını destekliyoruz” ifadelerini kullandı. Proje kapsamında hayata geçirilen Sosyal Girişimcilik Merkezleri; ortak çalışma alanları, girişimcilik ve iş geliştirme atölyeleri, eğitim salonları, kreş ve sosyal girişimcilik kütüphanesi gibi çok yönlü kullanım alanlarıyla dikkat çekiyor. Bununla birlikte oluşturulan Geçim Kaynağı Tesisleri sayesinde kadınlar ve gençlerin gelir elde edebileceği sürdürülebilir üretim modelleri destekleniyor. Bölgesel ihtiyaçlara göre şekillenen bu tesisler; tekstil, dikiş ve gıda işleme gibi farklı sektörlerde faaliyet göstererek yerel ekonomiye doğrudan katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin İklim Yol Haritası Masaya Yatırıldı Haber

Türkiye’nin İklim Yol Haritası Masaya Yatırıldı

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. Söyleşilerin 2026 yılı ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlendi ve bu yılın ilk söyleşisi, Türkiye’nin katkısıyla Birleşmiş Milletlerce kabul edilen 30 Mart Dünya Sıfır Atık Günü’nde, yoğun bir katılımla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Küresel Gazeteciler Cemiyeti Dış Medya ve Meclis Başkan Vekili Ahmet Coşkunaydın’ın üstlendiği çevrim içi söyleşinin konuşmacıları ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz ve Eskişehir Teknik Üniversitesi İklim Elçisi Saliha Şebnem Şen oldular. Mete İmer: “Uluslararası Enerji Ajansı’na göre, dünyada Sıfır Atık uygulaması yaygınlaşırsa yılda 1,5 gigaton salım önlenebilir” Her yıl bir ülkede yapılmakta olan iklim ile ilgili BM Taraflar Konferansları’nın bu yıl Antalya’da gerçekleşecek 31.’sinde ilk kez Sıfır Atık kavramının gündeme geleceğinin belirtildiğini vurgulayan Mete İmer “Sıfır Atık, aslında, döngüsel ekonominin getirdiği bir hedeftir. Bir başka deyişle, ürünlerin yaşam döngüsünde değerlendirilemeyen en az atığa ulaşma hedefidir. Türkiye’de bir devlet politikası haline gelen Sıfır Atık, Türkiye’nin gayretleriyle Birleşmiş Milletler’ce de tanınmış bir slogan ve kavram haline gelmiştir,” dedi. ÇEVKO Vakfı’nın atık yönetiminde uzmanlaşmış bir vakıf olduğunu hatırlatan İmer bu gözle yaptığı değerlendirmede: “Sıfır Atık özellikle tüketim sonucu oluşan tüm atıkların kaynağında ayrı toplanarak değerlendirilmesi anlamına gelmektedir. Tüketim sonrası oluşan atıkların toplanmasında ülkemizde yasal olarak belediyeler görevlendirilmiştir. Sıfır atığa ulaşmak için, evlerimizden, iş yerlerimizden çıkan atıklar bakımından, “geri dönüştürülebilir” ve “kompostlanabilir” halde ikili biriktirme ve toplama yöntemi, en basit ve pratik çözümdür. Atıkların artık birer hammadde olması nedeniyle sanayi de sorumluluk altına girmiş ve dünyada belediyelerle iş birliği içinde çalışan Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) sistemleri, finansal ve yönetsel bir model olarak ortaya çıkmıştır,” dedikten sonra Sıfır Atık uygulamasında başarı, sürdürülebilirlik ve yüksek verim elde etmek için alt yapının tamamlanması, özellikle Avrupa’da uzun yıllardır uygulanmakta olan ve on beş yıl boyunca ülkemizde de uygulanmış bulunan GÜS modelinin yeniden uygulamaya alınması gerektiğini savundu. ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Sıfır Atık uygulamasının dünyada yaygınlaşması durumunda iklim mücadelesindeki somut karşılığını şu çarpıcı verilerle ortaya koydu: "Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, Sıfır Atık çalışmalarının dünya genelinde aktif hale gelmesi 1,5 gigatonluk bir salım azaltımı sağlayabilir; bu miktar Almanya ve Japonya’nın toplam yıllık salımlarına eşittir ve 2025 verilerine göre dünyadaki yıllık sera gazı salımlarının yaklaşık yüzde 3’üne karşılık gelmektedir." Prof. Dr. Levent Kurnaz: “Artık krizi durdurmayı değil, ayakta kalmayı konuşuyoruz; Türkiye olarak “dirençlilik” kavramına odaklanmalıyız” Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, konuşmasında iklim krizinin ulaştığı noktayı IPCC gibi hükümetler arası yapıların "kontrollü" açıklamalarının ötesine geçen çarpıcı verilerle ortaya koydu. Atmosferdeki karbondioksit seviyesinin sanayi öncesi dönemdeki 280 ppm’den bugün 430 ppm’e yükseldiğini hatırlatan Kurnaz, bu gidişatın dünya genelinde 4-5 C’lik korkunç bir ısınmaya doğru evrildiğini vurguladı. Özellikle 1,5 C eşiğinin aşılmasıyla Bangladeş'te yaklaşık 40 milyon insanın sular altında kalacak yerleşim yerlerinden göç etmek zorunda olacağını belirten Kurnaz, bu hareketliliğin komşu ülkelerle birlikte 60-80 milyon kişilik bir mülteci dalgası olarak Türkiye sınırlarına dayanabileceği uyarısında bulundu. Uluslararası iklim müzakerelerindeki "oy birliği" kuralının ciddi kararlar alınmasını imkansız kıldığını ifade eden Kurnaz, mevcut yapının işlevsizliğini "İklim müzakerelerine dair tüm umutlarımı Bakü’de bıraktım" sözleriyle eleştirdi. Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesindeki tabloyu da değerlendiren Prof. Dr. Levent Kurnaz, Antalya sokaklarındaki vatandaştan iş dünyasına kadar geniş bir kesimde farkındalık eksikliği olduğunu belirten Kurnaz, hazırlıkların sadece lojistik ve konaklama odaklı kalmaması gerektiğini vurguladı. Politika geliştirme süreçlerinin yeterince kapsayıcı ilerlemediğini ifade eden Kurnaz, Türkiye'nin çabasının büyük kısmını "Belalar başımıza gelmeden önce kendimizi nasıl koruruz?" sorusuna, yani “dirençlilik” kavramına ayırması gerektiğini söyledi. Kamu, sivil toplum ve iş dünyasının samimi ve gerçek bir ajanda ile bir araya gelmesi gerektiğini hatırlatan Kurnaz, iklim konusunun sadece zirve dönemlerinde değil, sonrasında da kalıcı bir devlet politikası olarak içselleştirilmesi gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı. Saliha Şebnem Şen: “Gençler sadece farkındalık çalışmalarında değil, karar alma mekanizmalarında da aktif rol almak istiyor” Eskişehir Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği öğrencisi, İklim Elçisi ve İklim Elçileri Koordinatör Yardımcısı olan Saliha Şebnem Şen, Türkiye’deki üniversitelerde 2021 yılından bu yana her kurumun temsilciler belirleyerek iklim farkındalığını artırmaya yönelik kapasite geliştirme eğitimleri aldığını ve politika süreçlerinde aktif rol üstlendiğini belirtti. COP31’in Türkiye ev sahipliğinde gerçekleşecek olmasının genç nesil için büyük bir heyecan ve fırsat olduğunu ifade eden Şen, iklim elçiliğini bir unvan değil, çözüm odaklı somut çıktılar üreten aktif bir sorumluluk olarak gördüklerini vurguladı. COP31 sürecinde gençlerin sesini duyurmak için yürütülen çalışmalara da dikkat çekti. Bu yıl düzenlenecek zirvenin bir ‘Gençlik COP’u’ olması hedeflendiğini ve katılımcıların en az yüzde 10’unun gençlerden oluşmasının planlandığına dair beklentiyi paylaşan İklim Elçileri Koordinatör Yardımcısı Şebnem, Bizler için önemli olan, yaptığımız çalışmaların sadece yerelde kalmayıp COP31 gibi uluslararası süreçlerde doğrudan karşılık bulmasıdır dedi. Gençliğin iklim mücadelesinde sadece bir figür değil, öncü bir aktör olduğu bir toplum vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu kapsamda ailemizden başlayarak yakın çevremize, esnafımıza ve tüm topluma bu bilinci aktarmayı bir görev biliyoruz. Hedefimiz, gençlerin sesini daha görünür kılarak karar alma süreçlerine doğrudan katkı sağlamak ve geleceğimizi şekillendirecek politikalarda bizzat masada yer almaktır diye ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trendyol'un Sosyal Etki Projelerine Uluslararası Alanda İki Ödül Haber

Trendyol'un Sosyal Etki Projelerine Uluslararası Alanda İki Ödül

Trendyol, kurumların toplumsal fayda, sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık alanlarında yarattıkları somut etkiyi odağına alan Communitas Awards’ta iki projesiyle ödül kazandı. “Dijital Usta” projesi “Fark Yaratan”, “Yarının Köyleri” projesi ise “Kurumsal Sosyal Sorumluluk” kategorisinde ödülün sahibi oldu. ABD merkezli Pazarlama ve İletişim Profesyonelleri Derneği (Association of Marketing and Communication Professionals - AMCP) tarafından düzenlenen Communitas Awards; topluma ve çevreye değer katan, sürdürülebilir bir gelecek hedefiyle yürütülen çalışmaları değerlendiriyor. Kurumsal sosyal sorumluluk, etik ve çevresel sorumluluk gibi farklı başlıklarda verilen ödüller, bu alanda fark yaratan projeleri görünür kılmayı amaçlıyor. Dijital Usta ile KOBİ’lere dijitalleşme yolunda güçlü destek Trendyol’un Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Habitat Derneği iş birliğiyle hayata geçirdiği Dijital Usta projesi, gençlerin dijital becerilerini geliştirirken KOBİ’lerin e-ticaret ve e-ihracata katılım süreçlerini destekleyen yenilikçi bir model sunuyor. İlk etapta Balıkesir, Gaziantep, Nevşehir, Ordu ve Denizli olmak üzere 5 pilot ilde hayata geçirilen proje kapsamında gençler çevrimiçi eğitim programlarına katıldı. Temel e-ticaret eğitimlerinin ardından yüzlerce katılımcı sertifikalı uzmanlık eğitimlerini tamamlayarak “Dijital Usta” unvanı almaya hak kazandı. Proje kapsamında yetişen Dijital Ustalar, pilot illerde faaliyet gösteren KOBİ’lerde tohum istihdam modeliyle iş gücüne dahil edilerek e-ticaret ve e-ihracat süreçlerinde aktif rol almaya başladı. Böylece gençler kariyer yolculuklarında önemli bir adım atarken, işletmeler de dijitalleşme süreçlerinde doğrudan destek alarak dönüşümlerini hızlandırma imkânı buldu. Dijital Usta, genç iş gücünü geleceğin yetkinlikleriyle buluştururken, işletmelerin dijital ekonomiye entegrasyonunu hızlandıran çift taraflı bir etki yaratmaya devam ediyor. Yarının Köyleri ile kırsalda kapsayıcı dijital dönüşüm Trendyol’un teknoloji odaklı yerel kalkınma vizyonunun önemli bir parçası olan Yarının Köyleri projesi, kırsalda dijital uçurumu azaltmayı ve kapsayıcı büyümeyi destekliyor. Trendyol’un teknoloji ve e-ticaret alanındaki yetkinlikleri ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın kalkınma perspektifi ve saha tecrübesini bir araya getiren proje; Türkiye’nin farklı kırsal bölgelerinde kurulan dijital merkezler aracılığıyla üreticilerden gençlere, girişimci kadınlardan çiftçilere kadar geniş bir kitleye eğitim ve gelişim imkânı sunuyor. İlk dijital merkezin kurulduğu Aralık 2023‘ten bu yana 10 bin kişiye ulaşan proje, e-ticaret, dijital okuryazarlık, yapay zeka, sürdürülebilir tarım ve ürün geliştirme gibi alanlarda sunduğu eğitimlerle katılımcıların dijital beceriler kazanmasına katkı sağladı. Eğitimlerin yanı sıra dijital tarım uygulamaları, veriye dayalı üretim modelleri ve sürdürülebilir değer zincirleriyle kırsalda uzun vadeli dönüşümü de destekliyor. Proje kapsamında açılan Yarının Köyleri Butiği aracılığıyla eğitimlerini tamamlayan üreticiler, ürünlerini Türkiye’nin yanı sıra yurt dışındaki 30’un üzerinde pazara ulaştırma imkânı buluyor. Bu süreç, yerel üretimi teşvik ederken özellikle kadın ve gençlerin istihdama katılımını güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Demir Çelik Sektörünün Deneyimi, Geleceğin Profesyonelleriyle Buluştu Haber

Demir Çelik Sektörünün Deneyimi, Geleceğin Profesyonelleriyle Buluştu

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği ve SteelRadar iş birliğinde düzenlenen “Deneyimden Geleceğe: Duayenler, Profesyoneller ve Yeni Nesiller Buluşuyor” etkinliği yoğun katılımla gerçekleştirildi. Ege Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, EİB Konferans Salonu’nda fiziki katılımın yanı sıra eş zamanlı webinar yayınıyla hibrit formatta yapıldı. Demir çelik sektöründe bilgi birikiminin yeni nesillere aktarılmasını hedefleyen organizasyon, sektörün deneyimli isimlerini, aktif profesyonellerini ve genç kuşağı aynı platformda buluşturdu. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panel oturumunda, çelik sektörünün önde gelen isimleri mesleki deneyimlerini, sektörde yaşanan dönüşümleri ve geleceğe yönelik değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Organizasyon; sektör profesyonellerinin yanı sıra genç mühendisler, üniversite öğrencileri, akademisyenler ve kurum temsilcilerinin katılımıyla kuşaklar arası etkileşime zemin hazırladı. Açılış konuşmalarını, SteelRadar Yönetim Kurulu Başkanı Cem Öztüre ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan’ın gerçekleştirildiği “Deneyimden Geleceğe” başlıklı panel oturumunda ise Kibar Dış Ticaret A.Ş. Orta Doğu & Kuzey Afrika Ticaret Müdürü Barış Yüce, Çelik Dış Ticaret Derneği Yönetim Kurulu Danışmanı Mete Bülent Adalı, Çelik Dış Ticaret Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, Karabük Demir Çelik (KARDEMİR) Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Dr. S. Tuğrul İmer ve Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü Cem Öztüre üstlendi. Panelin açılış konuşmasını yapan Cem Öztüre, Türk çelik sanayisinin dünyada 7., Avrupa’da ise 1. sırada yer aldığını vurgulayarak; "Bugün 38 milyon ton üretim yapıyorsak, bu noktaya hiç de kolay gelinmedi. Bu başarı, bugün bu salonda bulunan sanayici üstatlarımızın eseridir. Yarın bu koltuklara sizler geçeceksiniz. Türk mühendisleri bugün Orta Doğu’dan Afrika’ya kadar dünyanın her yerindeki tesisleri yönetiyor. Sizler bu tecrübelerle yoğrulup bayrağı daha ileriye taşıyacaksınız," dedi. Ege Demir ve DemirDışı İhracatçılar Birliği Başkanı Yalçın Ertan yaptığı açılış konuşmasında; “Ege Demir ve Demir Dışı İhracatçılar Birliği olarak SteelRadar ile gerçekleştirdiğimiz bu buluşma, tam olarak bilgi birikiminin kuşaktan kuşağa aktarılması ihtiyacına cevap veren çok kıymetli bir adımdır. Demir ve çelik sektörü, ülkemizin üretim gücünü ve ihracat kapasitesini doğrudan yansıtan en stratejik alanlardan biridir. Ege bölgemiz; liman altyapısı, sanayi birikimi, lojistik avantajları ve nitelikli insan kaynağı ile sektörümüzün en önemli buluşma noktasıdır. Rakamlara bakacak olursak; 2025 yılında 2 milyar 591 milyon dolarlık bir ihracatla ülkemize devasa bir katkı sağladık. Türkiye bugün dünyada çok önemli bir çelik üreticisi ve ihracatçısı konumundadır. Özellikle uzun ürünlerde Çin'den sonra dünyanın ikinci büyük ihracatçısıyız. Bugünün öğrencileri yarının sektör temsilcileri olacaktır. Sektörümüzün sürdürülebilir başarısı, sizlerin bu deneyimlerden faydalanmasına ve doğru yönlendirilmesine bağlıdır. Sizlerin sektörü yakından tanıması bizim için bir sosyal sorumluluktur. Hepinize katılımlarınız için teşekkür ediyorum." Yalçın Ertan: "Genç ihracatçılar asla pes etmeyin" Kendi başarı hikayesini anlatan Yalçın Ertan, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik eğitimi ve ABD’deki master sürecinin ardından 1980 ihtilalinden hemen sonra ülkesine dönerek dış ticaretin "alfabesinin" yazıldığı yılları şu sözlerle aktardı; "Aydın Atça’dan çıkıp dünya pazarlarına uzanan 1982’de Metaş grubunda dış ticaret hamlesine başladığımızda alfabenin başındaydık. Diğer ülke temsilcileri bize ikinci sınıf tüccar muamelesi yapıyordu ama biz hiçbir zaman yılmadık ve özgüveni kaybetsek pazara girmek için sefere çıkar gibi gider, işi almadan geri dönmezdik. 15 yıl boyunca yılda 250 gün seyahat ettim. Ağırlıklı olarak inşaat demiri ve profil üretirken bugün ürün yelpazesi çok genişlemiş ve ülke olarak bugün Avrupa’nın bir numaralı üreticisine dönüştük. Gençler, annemin bir sözü vardır: 'Oğlum malına değil, pazarına güven.' Pazarınız kuvvetliyse, satış kanallarınız iyiyse malınızı satma şansınız daha yüksektir. Antenlerinizi dik tutun, iyi ilişkiler içinde olun, taahhütlerinizi yerine getirin, kokuyu iyi alın, çok çalışın, yılmayın ve asla pes etmeyin." "Nane Şekerinden İhracat İmparatorluğuna" Çelik Dış Ticaret Derneği Başkanı Namık Ekinci, çocuk yaşta başlayan ticaret tutkusunu ve sektördeki devrim niteliğindeki adımlarını paylaşarak"11 yaşımda mısırları pişirip satarak ticarete başladım. Karabük’teki haddehanelerde sırtımda demir taşıdım; Türkiye’de ilk 'prim sistemini' ben uyguladım. 80’li yıllarda İran ve Irak savaşırken, her iki ülkeye girebilmek için iki ayrı pasaport taşırdık. Irak'ta rakiplerimizden gizlenerek otel odalarından çıkmadan operasyon yönetirdik. 2000 yılına kadar Türkiye’nin yaptığı toplam çelik ihracatının %65’inin ilk ihracatçısı olma gururunu yaşadım. Dürüstlük ve strateji en büyük sermayenizdir." Muammer Bilgiç: "Türkiye’nin Çelik Başarısı Bir 'Üniversite' Disiplinidir" Sektörün duayen isimlerinden Muammer Bilgiç, Türk çelik sektörünün tarihsel gelişimini ve kurumsallaşma sürecini şu derinlikli analizle aktardı. Bilgiç; "Türkiye bugün dünyanın on yedinci büyük ekonomisidir ama hiçbir sanayi dalında Avrupa'nın bir numarası değildir; bir tek demir çelik hariç! Bu devasa başarı tesadüf değildir. Her şeyin kaynağı Karabük’tür; Karabük aslında bir sektörel 'üniversite'dir. 1956’da kurulan Metaş ise Türkiye’nin özel sektördeki ilk ark ocaklı demir çelik tesisidir ve dünyadaki ikinci sürekli döküm makinesi orada kurulmuştur. Metaş ve Ekinciler gibi kurumlar, sadece çelik değil, insan yetiştirmişlerdir. Filmaşin üretiminden kaynak elektroduna kadar Türkiye’nin bugün dünyayla yarıştığı pek çok katma değerli ürünün tohumları o dönemdeki 'insana yatırım' vizyonuyla atılmıştır. Bu büyüklük kolay elde edilmedi, kıymetini bilmek zorundayız." "ODTÜ Diplomasıyla 3 Ay Hurda Ayıkladım" Çelik Dış Ticaret Derneği Danışmanı Mete Bülent Adalı, kariyerin mutfak kısmına vurgu yaparak; "Metalürji mühendisi olarak işe başladığımda, işin mutfağını öğrenmem için beni hurda sahasına soktular. Üç ay boyunca elimle hurda ayıkladım, bakırı demirden temizledim. İşin tozunu yutmadan masada kazanamazsınız. Haritayı önünüze koyun; hangi milletin neyi sevdiğini, Arapların ve Hintlilerin ticaret kültürünü öğrenin," tavsiyesinde bulundu. "Mülakatta İstek ve Süreklilik Arıyoruz" Kardemir Satış ve Pazarlama GMY Tuğrul İmer, Kardemir’in stratejik önemini ve insan kaynağı kriterlerine değinerek; "Ray ve demir yolu tekerleği gibi kritik ürünlerde Türkiye'nin tek üreticisiyiz. Ancak dünya değişiyor, Avrupa CBAM ile artık kapıları zorlaştırıyor. Yeni pazarlar (Kuzey Afrika, ABD, Ukrayna) arayışındayız. Mülakatlarda adayların üniversitesinden ziyade o 'istek' ışığını ve sürekliliğini görmeye çalışıyoruz. İngilizce ve piyasa analizi yeteneği bizim için olmazsa olmazdır." "Zor Zamanlarda Pozitif Strateji Kazandırır" İzmir Demir Çelik (İDÇ) İhracat Satış Müdürü Eftal Pehlivan, sektördeki zorluklara rağmen iyimserliğini koruduğunu belirterek; "Şartlar kolay değil ama ben her zaman pozitif bakmayı tercih ediyorum. Hürmüz Boğazı'ndaki lojistik sıkıntılar bizim gibi Avrupa’ya yakın ve elektrikli ark ocağına sahip tesisler için fırsatlar yaratıyor. Doğru zamanda doğru yerde olmak ve network’ü güçlü tutmak bizi rakiplerimizin önüne geçirecektir. 'Made in EU' standartları önümüzde yeni kapılar açıyor,"dedi. "Yapay Zekanın Yapamadığını İnsan Tasarımı Yapar" OSP Demir Celik Genel Müdürü Zühtü Özçelik, sanayici bakış açısıyla; "Türkiye'nin en büyük kaybı insanların çok erken emekli olmasıdır. 60-65 yaş, bir insanın en verimli dönemidir. Ben mülakatlarda belgelere değil, azme bakarım. Makine bir şekilde kurulur ama yapay zekada olmayan tek şey insani tasarım gücüdür. Kaizen (sürekli iyileştirme) felsefesini hayatınızın merkezine koyun," dedi. "Merak Sizi Marin Sektörüne Lider Yapar" SAM Mekanik Enerji Taahhüt ve Ticaret Genel Müdürü Levent Bilgili, meraka dayalı inovasyonun gücünü, geliştirdiği elektrikli tekne projesiyle anlattı; "Mühendislik eğitimi bir unvandır; asıl güç araştırmacı ruhtadır. Sırf meraktan yaptığım elektrikli tekne sayesinde bugün Temsa ve Skoda gibi devlerle marin sektörü üzerine çalışıyorum. Katma değer sağladığınız sürece iş hayatında varsınız." İnteraktif Soru-Cevap ve Yoğun Katılım Panelin ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde, genç mühendis adayları ve akademisyenler merak ettikleri konuları duayen isimlere yöneltti. Sektörel daralmadan yeşil dönüşüme, kariyer basamaklarından yeni pazar stratejilerine kadar pek çok konunun detaylandırıldığı bu bölümde, kuşaklar arası dinamik bir diyalog kuruldu. Etkinlik, EİB Konferans Salonu’nu dolduran yüzlerce fiziksel katılımcının yanı sıra webinar üzerinden takip eden izleyicilerle birlikte yoğun bir katılıma sahne oldu. SteelRadar, "Deneyimden Geleceğe" serisiyle Türkiye'nin farklı sanayi bölgelerinde tecrübeyi yeni nesillere taşımaya devam edecek. Etkinlik, panelistlere plaketlerin takdim edilmesinin ardından sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.