Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Genetik Test

Kapsül Haber Ajansı - Genetik Test haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Genetik Test haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tüp Bebekte 6 Yenilikçi Yöntem Haber

Tüp Bebekte 6 Yenilikçi Yöntem

Acıbadem Maslak Hastanesi Tüp Bebek ve Üreme Sağlığı Merkezi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Tıraş tüp bebekte yeni dönemin, “daha fazla işlem” değil, doğru embriyoyu ve doğru tedaviyi daha hassas biçimde belirleme üzerine kurulduğunu vurguluyor. Milyonlarca çift için yıllardır önemli bir seçenek olan tüp bebek tedavisinde, günümüzde laboratuvarlarda kullanılan yöntemlerin çok daha ileri bir noktaya ulaştığını belirten Prof. Dr. Tıraş “Artık yumurta ile spermin laboratuvarda buluşturulmasının ötesinde bir dönemden söz ediyoruz. Embriyonun gelişimi saat saat takip edilebiliyor, genetik özellikleri transferden önce değerlendirilebiliyor hatta yapay zekadan hangi embriyonun öncelikli olarak transfer edilebileceği konusunda destek alınabiliyor” diyor. Prof. Dr. Bülent Tıraş, tüp bebek tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmeleri, ileri teknolojiyle birlikte öne çıkan 6 yenilikçi yöntemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. Embriyoyu 24 saat izleyen teknoloji Prof. Dr. Bülent Tıraş, tüp bebek tedavisinin en kritik sorularından birinin ‘hangi embriyonun transfer edilmesi gerektiği’ olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Klasik yöntemde embriyoların gelişimi belirli zamanlarda mikroskop altında değerlendiriliyor. Ancak yeni nesil zaman atlamalı ( time-lapse) görüntüleme sistemleri, embriyoların gelişimini, bulundukları özel cihazdan çıkarılmadan belirli aralıklarla görüntülemeye olanak sağlıyor. Böylece birkaç günlük gelişim süreci adeta bir film gibi izlenebiliyor. Hücre ne zaman bölündü? Bölünmeler düzenli gerçekleşti mi? Embriyo hangi hızda gelişti? Bu bilgiler embriyologlara embriyonun gelişim süreci hakkında çok daha ayrıntılı bir tablo sunabiliyor. Yapay zeka tüp bebek laboratuvarında Tüp bebekte dikkat çeken gelişmelerden biri de; görüntülerin artık yapay zeka tarafından da analiz edilebilmesi. Yapay zeka, embriyoların gelişim sürecine ait görüntüleri inceleyerek gelişim özelliklerini değerlendirmeye ve embriyologların hangi embriyoların öncelikli değerlendirilebileceğine karar vermesine yardımcı oluyor. Prof. Dr. Tıraş “Bu durum kulağa ‘Bebeği yapay zeka seçiyor’ gibi gelebilir. Ancak gerçek bundan daha farklı. Son kararı hala hekim ve embriyolog veriyor. Yapay zeka ise uzmanların karar sürecini destekleyebilecek yeni bir araç olarak araştırılıyor ve bazı merkezlerde kullanılıyor” diyor. Embriyoya transferden önce genetik inceleme Tüp bebek tedavisindeki en önemli gelişmelerden biri de embriyoların genetik olarak değerlendirilebilmesi. Preimplantasyon Genetik Testleri (PGT) sayesinde belirli durumlarda embriyolar rahme transfer edilmeden önce genetik açıdan incelenebiliyor. Örneğin; ailede bilinen belirli bir tek gen hastalığının bulunması durumunda PGT-M kullanılabilirken, PGT-A ile embriyolardaki kromozom sayısı farklılıkları değerlendirilebiliyor. Ancak genetik test yapılması, her hastada gebelik garantisi anlamına gelmiyor. Özellikle PGT-A’nın tüm tüp bebek hastalarına rutin olarak uygulanmasının canlı doğum oranını artırdığı gösterilmiş değil. Bu nedenle genetik testlerin gerekliliği hastanın yaşı, öyküsü ve tedavinin özelliklerine göre değerlendirilmek zorunda. Tüp bebekte kişiye özel tedavi dönemi Günümüzde herkese aynı tedavinin uygulandığı yaklaşımdan giderek uzaklaşılıyor. Anahtar kelime; kişiselleştirme! Tedavinin daha ilk aşamasında kişiselleştirme giderek önem kazanıyor. Çünkü 25 yaşındaki bir hastanın yumurtalık rezervi ve tedaviye vereceği yanıt ile 39 yaşındaki bir hastanınki aynı değil. Yaş, yumurtalık rezervi, hormon değerleri, önceki tedavilerde alınan sonuçlar ve yumurta sayısı gibi faktörler değerlendirilerek yumurtalık uyarımında kullanılan ilaçların dozları ve protokolleri kişiye göre planlanabiliyor. Yumurta ve embriyoların dondurulmasında teknoloji ilerliyor Tüp bebek tedavisini değiştiren en önemli teknolojilerden biri de vitrifikasyon, yani hızlı dondurma yöntemi. Bu teknik sayesinde yumurta ve embriyolar çok hızlı şekilde dondurularak daha sonra kullanılmak üzere saklanabiliyor. Özellikle embriyo dondurma, günümüzde tüp bebek tedavisinin rutin ve önemli parçalarından biri haline gelmiş durumda. Robotik teknolojiler de tüp bebek laboratuvarına giriyor Prof. Dr. Bülent Tıraş “Belki de geleceğin tüp bebek merkezlerinde bugünkünden çok daha farklı laboratuvarlarla karşılaşacağız. Görüntü destekli robotik mikropipet sistemleri, otomatik embriyo değerlendirme teknolojileri, mikroakışkan kültür sistemleri ve yapay zeka destekli analizler araştırmaların odağında. Bu teknolojilerin önemli bir bölümü henüz gelişim ve klinik doğrulama aşamasında olsa da hedef oldukça net: Daha az hata, daha standart laboratuvar koşulları ve daha kişiselleştirilmiş tedavi. Ancak en pahalı veya en teknolojik tedavi, her zaman en başarılı tedavi anlamına gelmiyor. Tüp bebekte başarı, doğru teknolojinin, doğru hastaya, doğru zamanda uygulanmasından geçiyor” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kişiye Özel Risk Analizinde Genetik ve Epigenetik Dönem Başladı Haber

Kişiye Özel Risk Analizinde Genetik ve Epigenetik Dönem Başladı

Son yıllarda bilim dünyasında adını daha sık duymaya başladığımız bir alan var, o da “epigenetik”. Yani yalnızca hangi genlere sahip olduğumuz değil, o genlerin ne zaman ve nasıl çalıştığı da sağlığımızı belirliyor. Acıbadem Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, genetik testlerin sağladığı bilgilerin epigenetik verilerle birlikte değerlendirildiğinde çok daha anlamlı hale geldiğini vurguluyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı “Aslında doğduğumuz anda belirli genetik yatkınlıklarla dünyaya geliyoruz. Ancak bu yatkınlıkların sağlık üzerindeki etkisini belirleyen önemli mekanizmalardan biri epigenetik düzenlemelerdir” diyor. Uzun yaşamın ve sağlıklı yaşlanmanın sırrı yalnızca DNA diziliminde saklı değil. Beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite, stres düzeyi, uyku düzeni ve maruz kalınan çevresel faktörler; genlerin çalışma biçimini etkileyebiliyor. İşte bu noktada epigenetik devreye giriyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, konuyu şöyle açıklıyor: “Genetik yapımız sabit olabilir; ancak epigenetik mekanizmalar genlerimizin açılıp kapanmasını düzenler. Genlerin aktif ya da baskılanmış olması yalnızca DNA dizilimimizle belirlenmez. Epigenetik süreçler, yaşam boyunca genlerin nasıl çalışacağını düzenleyen doğal ve dinamik mekanizmalardır. Bu süreçler, büyüme, gelişim ve hücrelerin kimlik kazanması gibi normal biyolojik olayların ayrılmaz bir parçasıdır”… Kronik hastalıkların büyük bir kısmı multifaktöryel, yani hem genetik hem çevresel faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkıyor. Kanserler, kalp-damar hastalıkları, nörolojik ve nöropsikiyatrik hastalıklar ile bağışıklık sistemiyle ilişkili birçok tablo bu gruba giriyor. “Risk genlerimiz olduğu gibi koruyucu genlerimiz de var” diyen Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, genetik risk skorlarının artık daha ayrıntılı şekilde hesaplanabildiğini, ancak bu riskin hastalığa dönüşmesinde epigenetik düzenlemelerin önemli rol oynadığını vurguluyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, “Bir bireyde riskle ilişkili bir genetik varyantın bulunması, fenotipik sonucun kesinleştiği anlamına gelmez. Gen ekspresyonu ve biyolojik süreçler; epigenetik düzenlemeler ile yaşam tarzı ve çevresel etkileşimler tarafından dinamik biçimde şekillendirilir. Beslenme alışkanlıkları, stres düzeyi, uyku düzeni, sigara kullanımı ve diğer çevresel faktörler genlerin işleyişini etkileyerek biyolojik risklerin ortaya çıkma olasılığını artırabilir ya da azaltabilir” diyor. Hastalık Riskini Bilmek Önemli Günümüzde genetik analizlerle; kalp-damar sağlığına ilişkin yatkınlıklar, bazı kanser türleri için risk profilleri, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklara genetik eğilimler ve bağışıklık sistemiyle ilişkili risk göstergeleri değerlendirilebiliyor. Ancak artık yalnızca “Hangi genetik varyantları taşıyoruz?” sorusu değil, “Bu genler nasıl ve ne düzeyde çalışıyor?” sorusu da önem kazanıyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı epigenetik analizler sayesinde hücre düzeyinde biyolojik yaşlanma göstergeleri, hücresel stres yanıtları ve bazı hastalık süreçlerinin erken izlerinin saptanabildiğine dikkat çekiyor: “Örneğin 10 yıl sonra Parkinson hastalığına yakalanma riskinizin olduğunu bilmek, hastalığı tamamen engelleyeceğiniz anlamına gelmez; fakat zihinsel aktiviteyi artırmak, beslenmeyi düzenlemek, egzersiz yapmak gibi epigenetik etkisi olan yaşam değişiklikleriyle süreci yavaşlatma şansınız olabilir”… Artık Kişiye Özel Tıp Gündemde Geleceğin tıbbı artık tedavi edici olmaktan çok önleyici ve kişiselleştirilmiş bir yapıya evriliyor. Bu süreçte tıp, genetik, moleküler biyoloji, farmakoloji, mühendislik ve bilgisayar bilimleri bir araya gelerek disiplinler arası bir yaklaşım geliştiriliyor. Özellikle kanser tedavisinde kullanılan “akıllı ilaçlar”, tümörün moleküler ve genetik özelliklerine göre belirleniyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, “Kanser hücresinin hangi moleküler yolağı kullandığını analiz ederek, o yolu hedefleyen ilaç seçilebiliyor. Üstelik yalnızca tümörün genetiği değil, hastanın ilaca nasıl yanıt vereceği de genetik ve epigenetik belirteçlerle öngörülebiliyor” diyor. Bu yaklaşım sadece kanserle sınırlı değil. Bazı ağrı kesiciler, antibiyotikler ve psikiyatrik ilaçlar için de farmakogenetik testler sayesinde kişiye en uygun doz ve ilaç seçimi yapılabiliyor. Kimler Genetik Test Yaptırmalı Tek gen hastalıklarında, hastalıkla güçlü şekilde ilişkili bir patojenik varyantın taşınması durumunda klinik tablonun ortaya çıkma olasılığı oldukça yüksek. Bu nedenle ülkemizde ve birçok ülkede bazı tek gen hastalıkları için yenidoğan tarama programları uygulanıyor; ayrıca evlilik öncesi veya gebelik planlaması döneminde taşıyıcılık taramaları (örneğin SMA için) yapılıyor. Buna karşılık kronik ve çok faktörlü hastalıklarda genetik yapı tek başına belirleyici olmadığı için toplum genelinde yaygın tarama programları bulunmuyor. Ancak ailesinde birden fazla kanser olgusu olanlar, erken yaşta kalp-damar hastalığı görülen bireyler ve nörolojik hastalık öyküsü bulunan aileler için genetik danışmanlık ve uygun genetik analizler önerilebiliyor. Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, önümüzdeki yıllarda genetik ve epigenetik analizlerin daha erişilebilir hale geleceğini belirterek şu değerlendirmede bulunuyor: “Önümüzdeki 10 yıl içinde, yalnızca hastalıklar ortaya çıktıktan sonra tedavi etmeye odaklanan bir yaklaşımdan; riskleri daha erken dönemde değerlendirmeyi ve yönetmeyi hedefleyen bir sağlık modeline doğru bir dönüşüm görebiliriz. Genetik ve epigenetik veriler sayesinde özellikle bazı kronik hastalıklarda risklerin daha erken yaşlarda fark edilmesi ve uygun yaşam düzenlemeleriyle sürecin daha yakından izlenmesi mümkün olabilir”… Hedef Sağlıklı Yaşlanmak Yaşam süresi uzuyor; ancak asıl mesele sağlıklı ve bağımsız bir yaşam sürdürebilmek. “Kişi kendi işini yapabiliyor, kimseye muhtaç olmadan yaşamını sürdürebiliyorsa gerçekten sağlıklı yaşlanmadan söz edebiliriz” diyen Prof. Dr. Eda Tahir Turanlı, genetik ve epigenetik analizlerin yalnızca yaşam süresini değil, yaşam kalitesini artırma potansiyeline sahip olduğunu da vurguluyor. Sonuç olarak, geleceğin tıbbında yalnızca DNA haritamız değil; bu bilginin nasıl yorumlandığı, genlerin hangi koşullarda nasıl çalıştığı ve yaşam biçimimizin bu süreci nasıl etkileyebileceği giderek daha fazla önem kazanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.