Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gerçek Zamanlı

Kapsül Haber Ajansı - Gerçek Zamanlı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gerçek Zamanlı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Nu Teknoloji ve Gözcü Mobil'den Yapay Zeka Destekli Hijyen Yönetim Platformu Haber

Nu Teknoloji ve Gözcü Mobil'den Yapay Zeka Destekli Hijyen Yönetim Platformu

Nu Teknoloji ile Gözcü Mobil, alışveriş merkezleri, akaryakıt istasyonları, okullar, hastaneler gibi yoğun kullanıma sahip mekanların ortak alanlarındaki hijyen operasyonlarının dijitalleştirilmesi amacıyla iş birliği gerçekleştirdi. İş birliği kapsamında geliştirilen Nu WClean Akıllı Hijyen Yönetim Platformu, tuvaletlerde bulunan sabun, kâğıt havlu ve hijyen poşeti üniteleri, çöp kutuları ve diğer kritik hijyen ekipmanlarına entegre edilen IoT donanımları aracılığıyla sahadan gerçek zamanlı veri topluyor. Platform, ekipmanların doluluk ve tüketim seviyelerini gerçek zamanlı izlerken; yapay zekâ destekli analizlerle geçmiş kullanım verilerini ve tüketim eğilimlerini değerlendirerek yoğunluğu ve sarf malzemesi ihtiyacını öngörebiliyor. Sarf malzemeleri kritik seviyeye ulaşmadan ekiplerin bilgilendirilmesiyle temizlik operasyonlarının belirli zaman aralıklarına göre değil, sahadaki gerçek ihtiyaca göre planlanması sağlanıyor. Bu sayede gereksiz malzeme kullanımının azaltılması, erken ve ihtiyaç dışı dolumların önlenmesi ve manuel kontrollerin azaltılarak temizlik operasyonlarının daha verimli yönetilmesi amaçlanıyor. Platformun, manuel kontrol ihtiyacında yüzde 90'a varan azalma ve hijyen operasyonlarında yüzde 30'a varan maliyet tasarrufu sağlama potansiyeli bulunuyor. İlk pilot uygulama, günün her saatinde yoğun ziyaretçi trafiğinin yaşandığı ve hijyen standartlarının sürekliliğinin önem taşıdığı akaryakıt istasyonlarında hayata geçirildi. Platformun ilerleyen dönemde oteller, hastaneler, okullar, üniversiteler, alışveriş merkezleri, üretim tesisleri, belediyeler ve kamu kurumları gibi yoğun kullanıma sahip ortak alanlarda yaygınlaştırılması hedefleniyor. Ayşe Nur Koroğlu: "Hijyen süreçlerini ihtiyaç oluşmadan önce yönetmek mümkün" Nu Teknoloji İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, platformla ilgili şu değerlendirmede bulundu: "Bugün kullanıcılar, insan yoğunluğunun fazla olduğu mekânlarda yalnızca temiz bir ortam değil, ihtiyaç duydukları anda eksiksiz çalışan bir hizmet bekliyor. Bir sabun ünitesinin boş olması veya kâğıt havlunun tükenmesi yalnızca hijyenle ilgili bir sorun değil, aynı zamanda müşteri deneyimini etkileyen operasyonel bir aksaklık anlamına geliyor. Ortak kullanım alanlarında dijital hijyen yönetimi henüz gelişmekte olan bir teknoloji alanı. Nu WClean'ı yalnızca ekipmanlardan veri toplayan bir sensör sistemi olarak değil, sahadan başlayan ve verinin operasyona dönüştürülmesine kadar uzanan uçtan uca bir dijital hijyen yönetim çözümü olarak tasarladık. Platformun IoT sensörlerini, akıllı donanımlarını ve haberleşme altyapısını geliştirdik. Mevcut bina otomasyonlarından bağımsız çalışan sistem, ilave kablolama ya da karmaşık altyapı yatırımları gerektirmeden kurulabiliyor. Geçmiş kullanım verilerini analiz ederek yoğunluk yaşanabilecek gün ve saatlerin, sarf malzemesi ihtiyacının ve personel planlamasının daha öngörülebilir hale gelmesini sağlıyor. Gözcü Mobil'in yazılım ve sistem entegrasyonu kabiliyetleriyle bir araya gelen bu altyapıyla işletmelerin sorun ortaya çıktıktan sonra değil, ihtiyaç oluşmadan önce harekete geçmesini sağlayan veriye dayalı bir yönetim modeli sunuyoruz.” Yiğit Yanık: "Donanımdan gelen veriyi operasyonel değere dönüştürüyoruz" Gözcü Mobil Kurucu Ortağı Yiğit Yanık ise iş birliğiyle ilgili şunları söyledi: "Nu Teknoloji tarafından geliştirilen sensör, donanım ve haberleşme altyapısını yazılım ve sistem entegrasyonu kabiliyetlerimizle uçtan uca çalışan bir hijyen yönetim platformuna dönüştürüyoruz. Sahadaki cihazlardan elde edilen verilerin merkezi platforma aktarılması, analiz edilmesi ve operasyon ekiplerine anlamlı uyarılar olarak sunulması Gözcü Mobil'in yazılım ve entegrasyon altyapısı üzerinden gerçekleştiriliyor. Amacımız işletmelerin hijyen süreçlerini yalnızca takip etmelerini değil, elde edilen veriler doğrultusunda daha planlı ve verimli şekilde yönetmelerini sağlamak. Nu Teknoloji ile Gözcü Mobil iş birliğinin farklı sektörlerde önemli bir ihtiyaca cevap vereceğine inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Fabrikada Her Şey Yolunda Görünürken Maliyetler Nasıl Büyüyor? Haber

Fabrikada Her Şey Yolunda Görünürken Maliyetler Nasıl Büyüyor?

Kurumsal yazılım pazarının küresel oyuncularından Industrial Application Software (IAS), üretim sahasından gelen verinin ERP süreçleriyle bütünleşmesinin bu kayıpları büyümeden görünür kıldığını ve üretim sürerken müdahale imkânı sağladığını vurguluyor. Üretim şirketleri malzeme, enerji ve işçilik gibi doğrudan maliyetleri yakından izliyor. Kârlılığı aşındıran bazı kayıplar ise kalite, depo, mühendislik, satın alma ve planlama gibi farklı süreçlere dağıldığı için toplam etkileri çoğu zaman sonradan görülebiliyor. Birbirinden bağımsız operasyonel aksaklıklar gibi görünen bu kayıpların ortak noktasında, sahadaki güncel bilginin doğru sürece zamanında ulaşmaması bulunuyor. Bu nedenle üretimde verinin doğruluğu kadar karar anında güncel, erişilebilir ve süreçler arasında tutarlı olması da önem taşıyor. Deloitte’un büyük üretim şirketlerinden 600 yöneticinin katılımıyla gerçekleştirdiği 2025 Akıllı Üretim ve Operasyon Araştırması, akıllı üretim yatırımlarının operasyonel karşılığını ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 92’si akıllı üretimin önümüzdeki üç yılda rekabetçiliğin temel itici güçlerinden biri olacağını düşünüyor. Şirketler, akıllı üretim uygulamalarıyla üretim çıktısında ortalama yüzde 10 ila 20, çalışan verimliliğinde yüzde 7 ila 20 ve kullanılabilir kapasitede yüzde 10 ila 15 arasında iyileşme sağladıklarını bildiriyor. Akıllı üretim yatırımının değeri, sahada oluşan verinin doğru iş bağlamıyla buluşup zamanında karara dönüşmesiyle ortaya çıkıyor. Makine, kalite, depo, mühendislik, satın alma ve planlama birimleri farklı güncellikteki bilgilerle çalıştığında küçük bir sapma, birden fazla sürece yayılan maliyet zincirleri oluşturabiliyor. Bilgi gecikmesi üç noktada maliyete dönüşüyor Kalite sapması üretim sürerken görülemediğinde, aynı koşullarda üretilen her yeni ürün hatanın etkisini genişletebiliyor. İlk fire veya yeniden işleme maliyetine ayıklama, ilave kontrol, üretim planının değişmesi, teslimat gecikmesi, iade ve garanti giderleri ekleniyor. 2025 ASQE Insights on Excellence Kalite Maliyeti Araştırması’na göre, katılımcıların yalnızca yüzde 31’i kalite maliyetlerinin kurumlarının finansal performansı üzerindeki etkisini tam olarak anladığını belirtiyor. Bu bulgu, üretimin farklı aşamalarında oluşan kalite kayıplarının toplam finansal etkisini görünür kılmadaki güçlüğe işaret ediyor. Stok yönetiminde sistemde görünen miktar her zaman üretimde kullanılabilecek miktarı yansıtmıyor. Bir malzeme kayıtlarda mevcut görünse de yanlış depoda bulunabiliyor, uygun lotta olmayabiliyor, kalite onayı tamamlanmamış veya başka bir üretim emri için ayrılmış olabiliyor. Fiziksel hareketler sisteme geç işlendiğinde veya depo ile üretim kayıtları ayrıştığında planlama, gerçekte kullanılamayan bir stoka dayanıyor. Bunun sonucunda üretim hattı bekleyebiliyor; acil satın alma, gereksiz stok birikimi, kapasite kaybı ve teslimat gecikmesi ortaya çıkabiliyor. Mühendislik değişikliklerinde ise bilginin ulaştığı zaman kadar hangi süreçlere ulaştığı da belirleyici oluyor. Malzeme, ürün ağacı, rota veya teknik doküman üzerindeki bir değişiklik satın alma, planlama, kalite ve üretim süreçlerine aynı revizyon bilgisiyle yansımadığında eski tanıma göre malzeme sipariş edilebiliyor veya üretime devam edilebiliyor. Uyumsuzluk ne kadar geç fark edilirse etkilenen sipariş, malzeme ve yarı mamul sayısı da o ölçüde artıyor. Bu durum hurda, yeniden işleme ve termin kaybı riskini büyütüyor. “Doğru veri geç ulaştığında yanlış karara dönüşebilir” IAS IoT Proje Yöneticisi Tolga Küçük, maliyet kontrolünün üretim sürerken başlayan bir yönetim disiplini olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Üretimde maliyet kontrolü, sapmaların hangi süreçte ve hangi kararla oluştuğunu görebilmeyi gerektiriyor. Doğru veri geç ulaştığında yanlış karara dönüşebilir. Ayrıca sahada oluşan bir olayın yalnızca kayıt altına alınması yeterli değil. Bu bilginin doğru üretim emri, doğru malzeme, doğru lot ve doğru süreçle ilişkilendirilmesi gerekiyor. Aksi halde kararlar eksik veya gecikmiş bilgiyle alınıyor ve küçük bir sapma kısa sürede ciddi maliyetlere dönüşebiliyor. Üretim içi veya Kalite sinyallerinin hangi üretim emrini ve lotu, stok hareketinin hangi üretim planını, mühendislik değişikliğinin hangi ürün ağacını, rotayı ve satın alma kararını etkilediği aynı akış içinde görülebilmeli. Tüm birimler aynı güncel bilgiyle hareket ettiğinde kaybın oluşum zinciri görünür hâle geliyor ve maliyet büyümeden müdahale edilebilecek alan genişliyor.” Canias IoT, endüstriyel haberleşme protokollerini kullanarak makineler, kontrol birimleri, sensörler ve akıllı cihazlardan gelen üretim verilerinin gerçek zamanlı izlenmesini ve analiz edilmesini sağlıyor. Önceden tanımlanmış bir olay gerçekleştiğinde ilgili veri ERP çözümüne aktarılıyor. Canias ERP ise sahadaki olayı üretim emri, iş merkezleri, personel, malzeme, stok, lot, kalite süreci, ürün ağacı, rota ve revizyon bilgileriyle ilişkilendiriyor. Bütünleşik iş akışları bu bilgiyi gerekli uyarı, kontrol, onay, plan güncellemesi veya düzeltici faaliyete dönüştürüyor. Kalite, stok ve mühendislik değişikliği süreçlerinin aynı veri altyapısı içinde izlenmesi, kaybın hangi ürünleri, siparişleri, lotları ve üretim adımlarını etkilediğinin belirlenmesini kolaylaştırıyor. Şirketler böylece birden yükselen maliyetlerin nedenini açıklayan kayıtlarla üretim sürerken müdahale etmeyi sağlayan güncel bilgiyi aynı sistemde buluşturabiliyor. ERP ve IoT bütünlüğü, gerçek zamanlı raporlama, verimlilik, maliyet kontrolü ve uçtan uca izlenebilirliği ortak bir yönetim disiplini içinde bir araya getiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akıllı Yol Güvenliği İçin Final Heyecanı Başladı Haber

Akıllı Yol Güvenliği İçin Final Heyecanı Başladı

TURKCELL yürütücülüğünde düzenlenen yarışmada takımlar, 5G şebekesinin sunduğu programlanabilir ağ yeteneklerini yapay zekâ teknolojileriyle bir araya getirerek yol güvenliğine yönelik yenilikçi mobil uygulamalar geliştirecek. 5G ve yapay zekâ yol güvenliği için birleşiyor TEKNOFEST 2026 kapsamında TURKCELL yürütücülüğünde düzenlenen 5G & Yapay Zekâ ile Akıllı Yol Güvenliği Yarışması, yeni nesil iletişim teknolojileri ile yapay zekânın yol güvenliği alanındaki potansiyelini ortaya koymayı hedefliyor. Bu yıl ilk kez bu isimle düzenlenen yarışma, 202 farklı üniversiteden 1.240 takımın başvurusuyla yoğun ilgi gördü. Toplam 2.973 öğrencinin başvurduğu yarışmada değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayan 20 takım, finalde yarışmaya hak kazandı. Yarışma kapsamında öğrenciler, canlı video akışlarını yapay zekâ algoritmalarıyla analiz ederek yol güvenliğini etkileyebilecek unsurları tespit eden mobil uygulamalar geliştirecek. Araç, plaka, araç içerisindeki nesneler ve sürücü davranışları gibi unsurların analiz edilmesine yönelik çözümler geliştirecek takımlar, aynı zamanda 5G teknolojisinin sunduğu yüksek hız ve programlanabilir ağ yeteneklerinden etkin şekilde yararlanacak. En doğru ve hızlı çözüm için yarışacaklar Yarışmada takımlardan yalnızca yapay zekâ tabanlı analizler geliştirmeleri değil, aynı zamanda TURKCELL tarafından sağlanan Number Verification ve Quality on Demand (QoD) API’lerini etkin biçimde kullanmaları bekleniyor. Takımlar, geliştirdikleri uygulamalarla 5G şebekesi üzerinden iletilen canlı kamera görüntülerini analiz ederek yol güvenliğini tehdit eden unsurları gerçek zamanlı olarak tespit etmeye çalışacak. Yarışmacıların geliştirdiği çözümler; yapay zekâ analizlerinin doğruluğu ve hassasiyeti, 5G ağ yeteneklerinin ve ilgili API’lerin etkin kullanımı, çözümün hızı ve ölçeklenebilirliği ile sözlü sunum performansı gibi kriterler üzerinden değerlendirilecek. Böylece yarışmanın sonunda 5G teknolojisini ve yapay zekâyı yol güvenliği için en verimli şekilde bir araya getiren çözümler dereceye girmeye hak kazanacak. Yarışmanın final etabı, 7-9 Ağustos 2026 tarihleri arasında İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Yerleşkesinde gerçekleştirilecek. Final sürecinde takımlar, geliştirdikleri mobil uygulamaları kullanarak belirlenen güzergâhta gerçekleştirilecek canlı görüntü analizleri üzerinden çözümlerini test edecek. Yarışmacılar ayrıca Turgut Özal Kongre Merkezi’nde TURKCELL teknik ekibine geliştirdikleri projeleri 10 dakikalık sözlü sunumlarla aktaracak. Üç gün sürecek final programının ilk gününde takımlar Turkcell Tepebaşı Plaza Genel Müdürlük ofisinde bir araya gelerek yarışma öncesi hazırlık ve teknik test süreçlerini tamamlayacak. İkinci gün İTÜ Ayazağa Yerleşkesinde final yarışması başlayacak ve takımlar gün boyunca sunumlarını gerçekleştirerek geliştirdikleri uygulamalarla yarışacak. Final programının son gününde ise takımlar protokol buluşmasında bir araya gelecek; yarışmanın kapanış programında prestij ödülleri takdim edilecek ve dereceye giren takımların belirlenmesine yönelik süreç tamamlanacak. 5G & Yapay Zekâ ile Akıllı Yol Güvenliği Yarışması’nda dereceye giren takımlar toplamda önemli ödüllerin sahibi olacak. Yarışmanın birincisi 175 bin TL, ikincisi 150 bin TL, üçüncüsü ise 125 bin TL ödül kazanacak. Maddi ödüllerin yanı sıra yarışmada En İyi Uygulama Mimarisi Ödülü, En İyi Sunum Ödülü ve TURKCELL Özel Ödülü olmak üzere üç farklı prestij ödülü de takımlara takdim edilecek. TEKNOFEST 2026 kapsamında düzenlenen yarışma, öğrencilerin yalnızca yeni nesil teknolojiler geliştirmelerine değil, bu teknolojileri günlük yaşamın önemli sorunlarına yönelik somut çözümlere dönüştürmelerine de fırsat sunuyor. 5G altyapısının yüksek hız ve düşük gecikme potansiyelini yapay zekânın analiz gücüyle buluşturan yarışma, geleceğin akıllı ulaşım ve yol güvenliği uygulamalarına yönelik yenilikçi fikirlerin ortaya çıkmasına katkı sağlamayı hedefliyor. 7-9 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilecek final etabında 20 finalist takım, daha güvenli yolların geleceğini teknolojiyle şekillendirmek için mücadele edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin Yeni Siber Güvenlik Riski Görünmeyen "Kör Noktalar" Oldu Haber

Şirketlerin Yeni Siber Güvenlik Riski Görünmeyen "Kör Noktalar" Oldu

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY tarafından dünya genelinde farklı sektörlerden 800’ü aşkın siber güvenlik yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirilen Küresel Siber Güvenlik Araştırması, gelişmiş yapay zekâ (Frontier AI) teknolojilerinin siber tehdit ortamını köklü biçimde değiştirdiğini ortaya koyuyor. Yapay zekâ destekli siber saldırılar, sistemlerdeki zafiyetlerin tespit edilmesi ve bunlara etki edilmesi için gereken süreyi saniyelere indirirken, birçok şirketin mevcut güvenlik yaklaşımları bu hız ve ölçek karşısında yetersiz kalabiliyor. Araştırma sonuçları, siber güvenliğin artık yalnızca bilgi teknolojileri alanının değil; operasyonel dayanıklılığın, iş sürekliliğinin ve kurumsal güvenin temel unsurlarından biri haline geldiğini gösteriyor. Özellikle operasyonel teknoloji (OT) ve fiziksel varlıklar (%57), üçüncü taraf ekosistemleri (%49), yapay zekâ sistemleri ve araçlar (%47) şirketlerin en çok güvenlik açığıyla karşı karşıya kaldığı alanlar olarak öne çıkarken; bu alanlara yönelik gerçek zamanlı görünürlük ve sürekli izleme mekanizmalarının güçlendirilmesi şirketlerin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor. İzleme mekanizmalarının yetersizliği işletmeleri siber risklere daha açık hale getiriyor Araştırmaya göre küresel çapta en fazla zafiyet oranına sahip olan sektör altyapı endüstrisi olarak öne çıkıyor. Demiryolu sistemleri, trafik altyapıları ve yapısal izleme sensörleri gibi kritik varlıklar giderek daha çok ağa bağlanırken, bu sistemlerin kapsamlı bir şekilde izlenmesi önem kazanıyor. Araştırmanın dikkat çektiği bir diğer sektör ise yaşam bilimleri oluyor. Bu sektördeki kritik iş varlıklarının %64’ü güvenlik açığı bölgesinde yer alıyor. Araştırma, klinik operasyonlardan ilaç keşfi süreçlerine, üretimden laboratuvar otomasyonuna kadar yapay zekâ kullanımının hızla yaygınlaştığını gösterirken, buna paralel olarak siber güvenliğin de stratejik öneminin arttığına işaret ediyor. Madencilik ve metal sektöründe zafiyet oranı %67’ye ulaşırken, perakende sektöründe bu oran %43, endüstriyel ürünlerde %46 ve tüketici ürünlerinde %36 olarak ölçülüyor. Bulgular, yapay zekâ destekli dijital dönüşüm hız kazanırken, siber güvenlik uygulamalarının bu dönüşüme aynı hızda eşlik edemediğini ortaya koyuyor. Özellikle enerji ve sanayi gibi operasyonel teknolojilerin yoğun kullanıldığı sektörlerde siber risklerin fiziksel üretim süreçlerine kadar ulaşması, bilgi teknolojileri (BT) ve operasyonel teknoloji (OT) ekipleri arasındaki koordinasyonu her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Araştırmaya göre şirketlerin %59'u ortak risk değerlendirmeleri yürütürken, %56'sı fonksiyonlar arası ekipler oluşturuyor ve %51'i ortak görünürlük sağlayan izleme teknolojilerden yararlanıyor. Buna karşın, kurumsal risklerin tek bir çatı altında izlenmesini sağlayan "ortak risk kayıt envanteri" kullanan işletmelerin oranı yalnızca %27 seviyesinde kalıyor. Bu durum, şirketlerin teknoloji yatırımlarını artırırken entegre risk yönetişimi alanında önemli gelişim fırsatları bulunduğunu ortaya koyuyor. Yapay zekâ ve kuantum teknolojileri siber risk yönetimini yeniden şekillendiriyor Araştırma sonuçları, yapay zekânın yeni fırsatların yanı sıra, yeni siber risk alanları da oluşturduğunu gösteriyor. Teknoloji şirketleri siber güvenlik bütçelerinin ortalama %20'sini yapay zekâ entegrasyonlarına ayırırken, diğer sektörlerde bu oran %14 seviyesinde kalıyor. Aynı zamanda teknoloji yöneticilerinin %83'ü, kuantum bilişim destekli siber tehditlerin önümüzdeki beş yıl içinde iş dünyası üzerinde önemli etkiler oluşturacağını öngörüyor. Araştırmaya göre, şirketlerin siber dayanıklılıklarını artırmak için odaklanması gereken 6 temel alan şu şekilde sıralanıyor: Şirket genelindeki kritik varlıklar için sürekli görünürlük ve gerçek zamanlı izleme sağlanmalıSiber saldırı olasılığındaki temel güvenlik açıkları kapatılmalıKurumsal dayanıklılığı güçlendirmek için kritik iş varlıkları belirlenerek korunmalıModern siber güvenlik teknolojilerine yatırım hızlandırılmalıÜçüncü taraf risk yönetiminde sürekli ve kimlik odaklı bir yaklaşım benimsenmeliDayanıklılık stratejisinde ağ ve ortam güvenliği önceliklendirilmeli EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Şirket Ortağı ve Siber Güvenlik Hizmetleri Lideri Ulvi Cemal Bucak konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Günümüzde siber saldırılar yalnızca daha karmaşık hale gelmekle kalmıyor; aynı zamanda yapay zekânın hızla benimsenmesiyle birlikte, siber olaylar insan ölçeğinin çok ötesinde bir hızda gerçekleşiyor. Bu nedenle şirketlerin karşılaştığı en büyük zorluk, yalnızca mevcut riskler değil, siber tehdit ortamının dönüşüm hızı olarak da öne çıkıyor. Geleneksel güvenlik yaklaşımları belirli siber riskleri engellemeye odaklanırken, günümüzün ihtiyaçları görünmeyen risk alanlarını yönetebilen, sürekli öğrenebilen ve operasyonel dayanıklılığı merkeze alan bir yaklaşımı zorunlu kılıyor. Araştırmamıza göre; siber güvenlik artık bilgi teknolojileri ekiplerinin sorumluluğunun ötesinde; şirketlerin büyümesini, itibarını ve iş sürekliliğini doğrudan etkileyen stratejik bir yönetim konusu haline geliyor. Geleceğin başarılı şirketlerı, yalnızca en güçlü güvenlik teknolojilerine sahip olanlar değil; yapay zekânın hızına uyum sağlayabilen, kritik süreçlerini koruyabilen ve herhangi bir kriz anında operasyonlarını kesintisiz şekilde sürdürebilecek kurumsal dayanıklılığı bugünden inşa edenler olacaktır." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzocam Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi ile Akıllı Üretim Dönemini Başlattı Haber

İzocam Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi ile Akıllı Üretim Dönemini Başlattı

Türkiye yalıtım sektörünün lideri İzocam, üretim süreçlerinde dijital dönüşüm yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Operasyonel mükemmeliyet, sürdürülebilir üretim ve verimlilik hedefleri doğrultusunda dijital altyapısını güçlendiren şirket, Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi’ni Tarsus Tesisinde devreye aldı. Üretim sahasındaki tüm kritik verileri tek merkezde toplay arak gerçek zamanlı analiz imkânı sunan sistem, yapay zekâ destekli altyapısıyla üretim süreçlerini daha akıllı, daha izlenebilir ve daha verimli hale getiriyor. Dijitalleşmeyi yalnızca teknolojik bir yatırım olarak değil, şirketin uzun vadeli büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri olarak gördüklerini belirten İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü, “Dijitalleşmeyi; operasyonel mükemmeliyet, sürdürülebilir üretim ve verimlilik hedeflerimizin en önemli yapı taşlarından biri olarak değerlendiriyoruz. Üretimden kalite yönetimine, enerji kullanımından bakım süreçlerine kadar tüm operasyonlarımızı veri odaklı yönetim anlayışıyla sürekli geliştiriyoruz. Bu kapsamda devreye aldığımız Metriks sistemi, yalnızca mevcut süreçlerimizi dijital ortama taşımıyor; aynı zamanda üretim tesislerimizin geleceğini şekillendirecek akıllı üretim altyapısını da oluşturuyor" dedi. Üretim sahasındaki tüm ver iler tek merkezde toplanıyor Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi, üretim sahasında farklı noktalarda oluşan verileri tek dijital platformda bir araya getirerek tüm operasyonların gerçek zamanlı olarak izlenmesini sağlıyor. Daha önce operatörler tarafından manuel olarak takip edilen sıcaklık, basınç, hareket, enerji tüketimi ve benzeri üretim verileri, artık üretim hatlarına entegre edilen akıllı sensörler aracılığıyla otomatik olarak toplanıyor ve anlık olarak analiz ediliyor. Metriks platformu üzerinde önümüzdeki dönemde devreye alınması planlanan yapay zekâ destekli analiz modülleriyle üretim süreçlerinin daha da akıllı hale getirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, üretim süreçlerinde oluşabilecek olası sapmaların henüz sorun büyümeden tespit edilmesi, operatörlerin anlık olarak uyarılması ve müdahale süreçlerinin hızlandırılması amaçlanıyor. Böylece üretim sürekliliğinin ve operasyonel güveni lirliğin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sağlıyor Metriks sistemi yalnızca üretim süreçlerini daha etkin yönetmeye değil, enerji verimliliğini artırmaya ve sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemeye de katkı sunuyor. Platform bünyesindeki Enerji Yönetim Sistemi (EMS) modülü sayesinde tesislerde enerji tüketimi anlık olarak takip edilirken, enerji kayıplarının kaynağı ve büyüklüğü ayrıntılı biçimde analiz edilebiliyor. Enerji kullanımının optimize edilmesiyle birlikte karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik çalışmalara da önemli katkı sağlanıyor. Dijitalleşmenin sürdürülebilirlik hedeflerini de ileriye taşıdığını belirten İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü, "İzocam olarak dijital dönüşümü yalnızca üretim verimliliğini artıran bir teknoloji yatırımı olarak değil, aynı zamanda sürdürülebilir büyümeyi destekleyen stratejik bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. Veriye dayalı yönetim anlayışı sayesinde hem kaynaklarımızı daha verimli kullanıyor hem de enerji tüketimimizi ve çevresel etkimizi daha etkin şekilde yönetebiliyoruz. Bu yaklaşım, 2050 net sıfır karbon hedefimiz doğrultusunda yürüttüğümüz çalışmalara da güç katıyor" şeklinde konuştu. Kalite yönetiminde gerçek zamanlı kontrol dönemi Sistemin sunduğu ileri analitik ve makine öğrenme altyapısı ise yalnızca mevcut durumu izlemekle sınırlı kalmıyor. Üretim verilerini analiz ederek geleceğe yönelik tahminleme modelleri oluşturan sistem sayesinde ham madde bileşimlerinin ürün kalitesine etkisi önceden öngörülebiliyor, ekipman performansı takip edilerek bakım süreçleri daha etkin planlanabiliyor. Böylece hem üretim verimliliği artırılıyor hem de olası duruşlar ile yüksek bakım maliyetlerinin önüne geçiliyor. İzocam, Metriks pl atformunu önümüzdeki dönemde kalite yönetim süreçlerini daha da güçlendirecek yeni modüllerle geliştirmeyi planlıyor. Bu kapsamda devreye alınması hedeflenen Canlı İstatistiksel Süreç Kontrolü (SPC) altyapısı sayesinde üretim hattından gelen verilerin anlık olarak analiz edilmesi, süreçlerde oluşabilecek sapmaların erken aşamada tespit edilmesi ve hurda ile fire oranlarının azaltılması amaçlanıyor. Yine ilerleyen aşamalarda hayata geçirilmesi planlanan QR kod entegrasyonu ile ürünlerin üretim hattı boyunca izlenebilirliğinin artırılması ve kalite süreçlerinin daha şeffaf, daha kontrol edilebilir bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor. İzocam’da dijital dönüşüm yatırımlarının önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğini belirten Genel Direktör Kerem Kürklü, "Veri odaklı yönetim anlayışımızı güçlendirecek yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Dijital teknolojilerden, yapay zekâ destek li analizlerden ve akıllı üretim sistemlerinden en yüksek verimi alarak üretim süreçlerimizi daha rekabetçi, daha sürdürülebilir ve daha esnek bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyoruz. İzocam olarak geleceğin üretim anlayışını bugünden hayata geçirirken, sektörümüzde dijital dönüşüme öncülük etmeye devam edeceğiz" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ticari Risk Yönetiminde Yeni Nesil Çözüm  Haber

Ticari Risk Yönetiminde Yeni Nesil Çözüm 

Şirketlerin yalnızca finansal tabloları değil; faaliyet gösterdikleri ülkenin ekonomik görünümü, sektör dinamikleri, ödeme alışkanlıkları ve güncel ticari risk göstergeleri de sağlıklı karar süreçlerinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Coface'ın küresel veri ağı ve uzman risk analizlerini bir araya getiren URBA360, işletmelere dünya genelindeki şirketlere ilişkin kapsamlı ve güncel ticari istihbarata tek platform üzerinden erişim sağlayarak risk yönetimini daha sistematik ve öngörülebilir hale getiriyor. "Doğru ticari kararların temelinde güncel veri bulunuyor" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Coface Ticari Grup Direktörü Çimen Özdamar, şunları söyledi: "Küresel ekonomide yaşanan hızlı değişim, şirketlerin risk yönetimine bakışını da dönüştürüyor. Günümüzde doğru ticari karar alabilmek için yalnızca finansal verilere bakmak yeterli olmuyor. İş ortaklarının faaliyet gösterdiği ülkenin ekonomik görünümünden ödeme alışkanlıklarına, sektör dinamiklerinden uzman risk değerlendirmelerine kadar birçok göstergenin birlikte analiz edilmesi gerekiyor. URBA360 ile şirketlere bu bilgilerin tamamını tek platform üzerinden sunuyor; müşteri ve tedarikçi portföylerini sürekli izlemelerine, riskleri erken aşamada tespit etmelerine ve ticari kararlarını daha güçlü verilerle desteklemelerine katkı sağlıyoruz." Küresel ticari risklere 360 derece bakış URBA360, 200'den fazla ülkedeki şirketlere ait temel finansal göstergeleri, ticari risk analizlerini ve Coface'ın uzman değerlendirmelerini tek platformda buluşturuyor. Böylece şirketler mevcut müşterileri, potansiyel iş ortakları ve tedarikçileri hakkında saniyeler içerisinde kapsamlı bilgiye ulaşabiliyor. Platform, kullanıcılarına yalnızca mevcut durumu gösteren bir raporlama aracı olmanın ötesine geçerek ticari ilişkilerin geleceğine yönelik öngörüler de sunuyor. Günlük olarak güncellenen veriler sayesinde işletmeler müşteri ve tedarikçi portföylerini sürekli izleyebiliyor, olası riskleri erken aşamada tespit ederek ticari stratejilerini daha sağlıklı şekilde oluşturabiliyor. Risk değerlendirmesini tek ekranda birleştiriyor URBA360'ın merkezinde yer alan Coface Skoru, şirketlerin önümüzdeki 12 ay içerisinde finansal yükümlülüklerini yerine getirememe olasılığını 0 ile 10 arasında standartlaştırılmış bir ölçekle değerlendiriyor. Bu skor, finansal göstergeler ile Coface'ın ticari alacak sigortasındaki uzun yıllara dayanan uzmanlığını bir araya getirerek şirketlerin risk seviyesini kolay anlaşılır bir yapıda sunuyor. Platform aynı zamanda Coface uzmanlarının oluşturduğu Kredi Görüşü ile şirketler için önerilen maksimum kredi limitine ilişkin değerlendirme sağlarken, Ülke Risk Değerlendirmesi sayesinde şirketlerin faaliyet gösterdiği ülkelerin makroekonomik yapısını ve dış şoklara karşı dayanıklılığını da analiz ediyor. Böylece kullanıcılar yalnızca şirketi değil, şirketin faaliyet gösterdiği ekonomik ortamı da bütüncül şekilde değerlendirebiliyor. Ödeme davranışlarını analiz ederek gelecekteki riskleri öngörüyor URBA360'ın sunduğu önemli göstergelerden biri olan Geç Ödeme Endeksi (Late Payment Index - LPI) ise şirketlerin ödeme alışkanlıklarını analiz ederek finansal risklerin daha doğru değerlendirilmesini sağlıyor. Coface'ın alacak sigortası ekosisteminden elde ettiği verilerle oluşturulan bu gösterge; alacakların yaşı, ödeme sıklığı, gecikmelerin yoğunluğu ve ödeme performansına ilişkin birçok veriyi birlikte değerlendirerek şirketlerin ödeme davranışlarına ilişkin önemli içgörüler sunuyor. Bu sayede işletmeler yalnızca mevcut finansal tabloyu değil, gelecekte oluşabilecek tahsilat risklerini de önceden öngörebiliyor ve ticari ilişkilerini daha güvenli şekilde yönetebiliyor. Gerçek zamanlı takip ve erken uyarı sistemi URBA360, ticari risk analizinin yanında şirketlere sürekli izleme yeteneği de kazandırıyor. Kullanıcılar takip ettikleri şirketlerde meydana gelen önemli değişiklikleri anlık bildirimlerle izleyebiliyor. Finansal göstergelerde yaşanan değişimler, risk seviyesindeki güncellemeler veya ticari yapıyı etkileyebilecek gelişmeler platform üzerinden gerçek zamanlı olarak takip edilebiliyor. Bu yapı sayesinde şirketler yalnızca riskleri analiz etmekle kalmıyor; değişen koşullara hızla uyum sağlayarak müşteri ve tedarikçi portföylerini proaktif biçimde yönetebiliyor. Web platformu üzerinden erişilebilen sistem, ticari bilgi raporlarını günlük olarak güncelleyerek karar alma süreçlerine sürekli destek sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Endüstriyel Ethernette Dijital Dönüşümü Hızlandıran Gelişme Haber

Endüstriyel Ethernette Dijital Dönüşümü Hızlandıran Gelişme

Endüstriyel Ethernet teknolojilerinin gelişiminde kritik rol oynayan Time-Sensitive Networking (TSN) altyapısında önemli bir adım atıldı. CC-Link İş Ortağı Birliği (CLPA), TSN ekosisteminin temel bileşenleri arasında yer alan ağ anahtarlama çiplerinin sertifikasyon kapsamını genişletti. Bu kapsamda Analog Devices (ADI) tarafından geliştirilen ADIN6310 ve ADIN3310 endüstriyel Ethernet TSN uyumlu ağ anahtarlama entegre devreleri, CC-Link IE TSN uyumluluk sertifikasını almaya hak kazandı. Gelişme, üreticilere daha geniş bir çözüm ekosistemi sunarken, akıllı fabrika uygulamalarında ihtiyaç duyulan yüksek hızlı, güvenilir ve senkronize haberleşme altyapılarının yaygınlaşmasına katkı sağlıyor. Üretim ortamlarında altyapı performansı yükseliyor CLPA Türkiye Müdürü Önder Şenol, endüstriyel haberleşme teknolojilerinde yaşanan dönüşümün üretim süreçleri üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Üretim tesislerinde artan otomasyon seviyesi ve veri ihtiyacı, sistemler arasında daha hızlı ve hassas iletişim kurulmasını zorunlu hale getiriyor. Bu noktada TSN teknolojisi, gerçek zamanlı veri akışını destekleyen yapısıyla endüstriyel Ethernet çözümlerinin gelişiminde önemli bir rol üstleniyor. CC-Link IE TSN, zaman senkronizasyonu, trafik yönetimi ve veri önceliklendirme gibi yetenekleriyle üretim ortamlarında yüksek performanslı iletişim altyapıları oluşturulmasına yardımcı oluyor” dedi. TSN tabanlı ağların kullanım alanı genişliyor TSN uyumlu donanım bileşenlerinin artmasının sektör için önemli bir gelişme olduğunu belirten Önder Şenol, “Endüstriyel ağların ölçeklenebilirliği, bu altyapıyı oluşturan temel bileşenlerin çeşitliliğiyle doğrudan ilişkili. ADI’nin ADIN6310 ve ADIN3310 ürünlerinin CC-Link IE TSN sertifikasyonu, sistem geliştiricilere yeni nesil endüstriyel Ethernet çözümleri oluşturma konusunda daha geniş seçenekler sunuyor. Her iki ürünün de 100 Mbps ve 1 Gbps bağlantıları desteklemesi, farklı uygulama ihtiyaçlarına uygun esnek sistem tasarımlarının geliştirilmesini mümkün kılıyor. Bu gelişme, TSN tabanlı ağların daha geniş kullanım alanlarına ulaşması açısından önemli bir adım oluşturuyor” ifadelerini kullandı Entegre haberleşme çözümlerine olan ihtiyaç artıyor TSN ekosisteminin geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Şenol, “Akıllı fabrikaların yaygınlaşmasıyla birlikte üretim altyapılarında güvenilir, hızlı ve entegre haberleşme çözümlerine olan ihtiyaç artmaya devam ediyor. TSN teknolojisinin ağ anahtarı çipleri gibi kritik donanım seviyelerine kadar genişlemesi, endüstriyel Ethernet altyapılarının gelişimini hızlandırıyor. CLPA olarak CC-Link IE TSN teknolojisinin küresel ölçekte benimsenmesini destekleyen çalışmalarımızı sürdürüyor, üreticilerin daha esnek ve yüksek performanslı iletişim altyapılarına ulaşmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. CLPA (CC-Link Partner Association) Hakkında  CLPA (CC-Link Partner Association), CC-Link’in kapsamlı kullanımının desteklenmesi amacıyla 2000 yılında kurulmuş bir açık ağ destekleme kuruluşudur. CLPA’nın temel teknolojisi olan CC-Link IE, otomasyon alanında dünyanın ilk ve tek açık gigabit etherneti olarak, yüksek bant genişliği sayesinde Sanayi 4.0 uygulamaları için uygun bir çözüm sunuyor. CLPA’nın temel faaliyet alanları arasında; CC-Link IE ve CC-Link teknik spesifikasyonlarının oluşturulması ve uyum testlerinin gerçekleştirilmesi, CC-Link kullanılan cihaz ve ekipmanlar için geliştirme desteği, cihaz seçimi için kullanıcı desteği ve CC-Link’in daha geniş kapsamlı bir şekilde benimsenmesine yönelik tanıtım çalışmaları yer alıyor. Kurulduğunda 163 kurumsal üyesi olan CLPA, 4300’ü aşkın üye şirkete ve 300'ü aşkın üreticiden 1.900'ü aşkın uyumlu ürüne sahip. Tüm dünyada ise hâlihazırda 30 milyonu aşkın cihaz CLPA teknolojisini kullanıyor. Asya’nın önde gelen açık endüstriyel otomasyon ağı teknolojisi CC-Link, Avrupa ile Kuzey ve Güney Amerika’da da giderek popülerlik kazanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

HAVELSAN İhracat Başarısına Bir Yenisini Ekledi Haber

HAVELSAN İhracat Başarısına Bir Yenisini Ekledi

Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığının operasyonel ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen HvBS, hava harekâtının planlanması, icrası, izlenmesi ve değerlendirilmesi süreçlerini dijital ortamda bütünleşik olarak yönetebilen gelişmiş bir komuta kontrol altyapısı sunuyor. Azerbaycan Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilen sistem; harekât merkezlerinde görev yapan personelin ortak operasyonel resim üzerinden faaliyet göstermesine, görev ve harekât bilgilerinin gerçek zamanlı olarak yönetilmesine, kritik operasyonel verilerin tek merkezden izlenmesine ve karar alma süreçlerinin hızlandırılmasına imkân sağlıyor. Böylece planlama, koordinasyon ve icra süreçlerinde hız, doğruluk ve etkinlik önemli ölçüde artırılıyor. Operasyonel Hazırlığı Dakikalara İndiriyor Tüm bu bileşenleri tek çatı altında birleştiren dünyanın en kapsamlı hava kuvvetleri bilgi sistemlerinden biri olarak öne çıkan HvBS, operasyonel hazırlık süreçlerini dakikalara indirerek hava harekâtlarında önemli bir manevra kabiliyeti imkânı tanıyor. Modüller, farklı komuta kademeleri arasında güvenli bilgi paylaşımını desteklerken, hava harekâtına ilişkin kritik bilgilerin eş zamanlı olarak görüntülenmesine ve operasyonların anlık gelişmelere göre yönetilebilmesine olanak tanıyor. Açık ve modüler mimarisi sayesinde mevcut komuta kontrol altyapılarıyla entegre çalışabilen sistem, kullanıcı ihtiyaçlarına göre genişletilebilir yapısıyla da öne çıkıyor. HAVELSAN Yerli ve Millî İmkanlarla Geliştirdi Gerçekleştirilen teslimat ile Türkiye ve Azerbaycan arasındaki savunma sanayii iş birliğinin yazılım ve komuta kontrol teknolojileri alanında ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından kritik önem taşıyor. Aynı zamanda HAVELSAN’ın millî imkânlarla geliştirdiği harekât yönetim yazılımlarının uluslararası kullanıcılar tarafından tercih edilmesi, Türkiye’nin savunma bilişimi ve komuta kontrol sistemleri alanındaki mühendislik yetkinliğinin somut bir göstergesi niteliği taşıyor. Türk mühendisliğiyle geliştirilen HvBS’nin uluslararası kullanıcılar tarafından tercih edilmesi, yalnızca bir yazılım ihracatı değil; aynı zamanda Türkiye’nin komuta kontrol sistemleri, görev yönetimi yazılımları ve savunma bilişimi alanındaki mühendislik yetkinliğinin uluslararası ölçekte kabul gördüğünü de ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijitalpark Teknokent'te Akıllı Kampüs Dönüşümü Enerji Yönetimiyle Başladı Haber

Dijitalpark Teknokent'te Akıllı Kampüs Dönüşümü Enerji Yönetimiyle Başladı

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ile Türk-Alman Üniversitesi ortaklığında faaliyet gösteren Dijitalpark Teknokent'te yürütülen Akıllı Kampüs Dönüşüm Projesi kapsamında kampüs yönetimini dijitalleştirecek yeni nesil sistemler devreye alınmaya başladı. İlk fazda Nu Teknoloji tarafından geliştirilen gerçek zamanlı enerji yönetim sistemi uygulamaya alındı. Kurulan dijital altyapı, enerji kullanımının daha verimli yönetilmesini sağlarken, ilerleyen dönemde hayata geçirilecek yapay zekâ destekli uygulamalar ve diğer dijital çözümler için de temel oluşturuyor. Dijitalpark Teknokent'te 435 şirket faaliyet gösteriyor. Kampüsün yıllık enerji tüketimi yaklaşık 4.355 MWh seviyesinde bulunuyor. Sistemin yaygınlaşmasıyla birlikte enerji tüketiminde %27,2 oranında tasarruf sağlanması, yıllık yaklaşık 4.740.000 Türk lirası maliyet avantajı elde edilmesi ve karbon emisyonunun 550 ton azaltılması hedefleniyor. Gerçek zamanlı izleme altyapısı sayesinde enerji tüketimindeki verimsizliklerin tespit edilerek daha etkin kaynak yönetimi sağlanması amaçlanıyor. Dijitalpark Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Tahsin Engin projeyle ilgili şunları söyledi: "Türkiye'nin yüksek katma değerli, yerli ve milli teknolojiler geliştirme hedefi doğrultusunda şekillenen Milli Teknoloji Hamlesi vizyonu, teknoparklar, akademik çevre ve teknoloji şirketleri arasındaki güçlü iş birlikleriyle somut projelere dönüşmeye devam ediyor. Teknoparkların en önemli görevlerinden biri de geliştirilen teknolojilerin gerçek yaşam koşullarında uygulanmasına imkân sağlamak. Akıllı Kampüs Dönüşüm Projemiz de bu anlayışın somut örneklerinden biri. Dijitalpark Teknokent'te başlayan bu dönüşüm aynı zamanda Türk mühendislerinin, üniversitelerin, akademisyenlerin ve teknopark ekosisteminin ortak başarısını temsil eden örnek bir akıllı kampüs modelidir. Burada oluşturulan altyapı hem kampüsün daha verimli yönetilmesini sağlayacak hem de yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve doğrulanması için yaşayan bir laboratuvar işlevi görecek." Nu Teknoloji İş Geliştirmeden Sorumlu Kurucu Ortağı Ayşe Nur Koroğlu, iş birliğine yönelik şu değerlendirmelerde bulundu: "Akıllı kampüs yaklaşımını yalnızca enerji tüketimini izleyen bir sistem olarak görmüyoruz. Dijitalpark Teknokent'te devreye aldığımız sistem sayesinde hücresel olmayan non-cellular 5G (DECT NR+) haberleşme teknolojisini kullanarak enerji tüketimini gerçek zamanlı olarak güvenilir, düşük gecikmeli ve ölçeklenebilir bir iletişim altyapısı üzerinden izleyip analiz edebiliyor, kampüs yönetiminin daha verimli ve öngörülebilir hale gelmesini sağlayacak dijital altyapıyı oluşturuyoruz. Non-cellular 5G (DECT NR+) altyapısının sunduğu yüksek cihaz yoğunluğu desteği ve bağımsız özel ağ mimarisi sayesinde kampüs genelindeki sensörler, sayaçlar ve diğer IoT cihazlarından elde edilen verileri güvenli ve kesintisiz şekilde yönetebileceğiz. Enerji yönetimi, yapay zekâ ve non-cellular 5G (DECT NR+) teknolojilerini bir araya getiren bu yaklaşımın; üniversite kampüslerinden kamu kurumlarına, sanayi tesislerinden akıllı şehir projelerine kadar birçok farklı alanda uygulanabilecek ölçeklenebilir, sürdürülebilir ve geleceğe hazır bir model oluşturacağına inanıyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.