Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gıda

Kapsül Haber Ajansı - Gıda haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'nın dev markasından 'son model' fabrika atağı! 4,6 milyar TL'lik projeye onay çıktı... Haber

Bursa'nın dev markasından 'son model' fabrika atağı! 4,6 milyar TL'lik projeye onay çıktı...

Türkiye gıda sektörünün öncülerinden olan ve 31 Mart 1955 tarihinde Bursa'da kurulan Tamek Sagra Grup Gıda, Karacabey ilçesi Tavşanlı Mahallesi'ndeki tesislerinde tarihi dönüşüm için geri sayıma geçti. Şirketin kapasite artışı, deprem güvenliği ve modernizasyon için hazırladığı dev proje, Bursa Valiliği'nden gelen 'ÇED Olumlu' kararıyla resmiyet kazandı. 70 BİN METREKARELİK DEV KOMPLEKS Toplam 170 bin metrekarelik alan üzerinde kurulu olan tesiste kapsamlı bir inşaat süreci başlayacak. Mevcut üretim binalarının 36 bin metrekarelik bölümü depreme dayanıklı hale getirilecek. 33 bin metrekarelik ilave üretim ve depo binaları inşa edilecek. Çalışmalar bittiğinde tesisin toplam kapalı alanı 70 bin metrekareye ulaşacak. 4,6 MİLYAR TL'LİK BÜTÇE: ASLAN PAYI MAKİNEYE Projenin toplam yatırım bedeli 4 milyar 605 milyon 240 bin TL olarak açıklandı. Yatırımın 4,1 milyar liralık en büyük kısmı, tesisin teknolojik altyapısını modernize edecek olan makine ve ekipman alımına ayrıldı. İnşaat maliyetleri ise 488 milyon TL olarak hesaplandı. ÜRETİM 12 AYA YAYILIYOR, 'DICED' DOMATES GELİYOR Yatırımla birlikte fabrikada ürün yelpazesi de genişleyecek. Yeni eklenecek olan 'Diced' (doğranmış domates) üretim hattıyla çeşitlilik artarken, sadece hasat sezonunda yoğunlaşan üretim faaliyetleri artık yılın 12 ayına yayılacak. 280 personelin istihdam edileceği dev tesiste üretim, 3 vardiya sistemiyle aralıksız sürecek. NELER ÜRETİLECEK? Kapasite artışıyla birlikte tesiste; alkolsüz içecekler, salça, konserve, ketçap-mayonez-sos, reçel, hazır yemek ve dondurulmuş gıda gibi geniş bir yelpazede üretim yapılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yan Haklar, Çalışanla Şirket Arasında  Güven Duygusunu Pekiştiriyor Haber

Yan Haklar, Çalışanla Şirket Arasında Güven Duygusunu Pekiştiriyor

Araştırma sonuçları, çalışanların yan hakları kendilerine verilen değerin bir yansıması olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Tek tip paketler yerine, kuşaklar arasındaki farklılıkları dikkate alan yan hak uygulamalarına ihtiyaç olduğuna işaret ediyor. Migros’un fintek iştiraki MoneyPay, Future Bright araştırma şirketi iş birliğiyle X, Y ve Z kuşaklarının yan haklar hakkındaki beklentilerini inceleyen bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmanın sonuçlarının paylaşıldığı ve sektör profesyonellerinin katıldığı “Yan Haklar Yeniden Tanımlanıyor: Kuşaklar Konuşuyor” başlıklı etkinlikte; yan hakların, artık tek tip paketlerle yönetilemeyecek kadar çok katmanlı bir alana dönüştüğüne dikkat çekildi. Çalışan beklentilerinin çeşitlendiği, esnekliğin temel bir ihtiyaç haline geldiği bu dönemde, kuşaklar arasındaki beklenti farklılıkları dikkate alınarak yan hakların yeniden tanımlanması gerektiği vurgulandı. Yan haklar tedarik değil, deneyim alanı Etkinlikte konuşan MoneyPay Genel Müdürü Mehmet Müstehlik, “MoneyPay olarak kendimizi işverenlerin ve çalışanların yanında duran, onlarla birlikte değişen, gelişen ve dönüşen bir iş ortağı olarak konumlandırıyoruz. Büyük ölçekli kurumsal yapılardan KOBİ’lere kadar her ölçekteki şirketin ihtiyaçlarına özel çözümler geliştiriyoruz. Kullanıcı dostu dijital platformumuz aracılığıyla çalışanlara gıda, giyim, ulaşım, yemek gibi çeşitli yan haklar sunuyoruz. ProFlex Kurumsal Hediye Kartı ve Yeni Nesil Yemek Kartımız Money Yemek ile ürün portföyümüz daha da genişledi. Ürün ve hizmet sunan finansal bir iş ortağı olarak yan hak ekosisteminin merkezinde yer alıyoruz” dedi. Z kuşağının yüzde 61’i yan hakların kişiselleştirilmesini istiyor Araştırmanın bulgularını paylaşan Akan Abdula, şu bilgileri verdi: “Araştırma sonuçlarına göre yan haklar, çalışanla şirket arasında güven duygusunu pekiştiren bir unsur olarak görülüyor. Çalışanlar; kendilerine uyumlanan, kişisel tercihlere alan açan ve günlük hayatı gerçekten kolaylaştıran yan hak deneyimleri bekliyor. Çalışanlar, verilen yan haklarla değer gördüklerini, takdir edildiklerini hissettiklerini belirtiyor. Ancak kuşaklar arasında beklentiler açısından bir farklılık söz konusu. Bu sebeple, yan haklar artık standart çözümlerle karşılanamıyor. Z kuşağı iş hayatına daha farklı bakıyor; bu kuşağı kendisine değer verildiğine ikna etmek, X ve Y kuşağına göre zor. Z kuşağının yüzde 61’i yan hakların kişiselleştirilmesini istiyor.” Yan haklarda sezgi dönemi bitti, önemli olan veri MoneyPay Chief Sales Leader Övgü Bayram, “Bugün iş hayatında üç farklı kuşağın bir arada olması, yan hakları köklü bir dönüşüme zorluyor. Sezgilerle değil, ancak verilerle doğru çözümü sunabiliriz. Bu amaçla hayata geçirdiğimiz araştırmamızın, kurumların yan hak strate

Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar İhracatçıları   Güney Kore Yolcusu Haber

Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar İhracatçıları  Güney Kore Yolcusu

8-11 Ocak 2026 tarihlerinde PET İZMİR 2026 Fuarı’nda 5 kıtadan alıcıları ağırlayan ve kedi-köpek maması ihracatındaki artışın sürmesi için çaba gösteren Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 11-16 Ocak 2026 tarihlerinde de Güney Kore’ye yönelik Sektörel Ticaret Heyeti gerçekleştiriyor. Türkiye ile Güney Kore arasındaki tarihi güçlü bağlar dış ticaretimizi destekliyor Kore Menşei Bilgi Kurumu yetkililerini 2025 yılı ağustos ayında İzmir’de ağırladıklarını paylaşan Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, o görüşme sonrasında Güney Kore’ye Sektörel Ticaret Heyeti düzenleme fikrinin güç kazandığını dile getirdi. Öztürk, Türkiye ile Güney Kore arasındaki tarihi güçlü bağların karşılıklı dış ticareti destekler konumda olduğunun da altını çizdi. Güney Koreli 40 ithalatçıyla 200 ikili iş görüşmesi yapılacak Türkiye’nin Güney Kore’ye gıda ihracatının 2023 yılında 108 milyon dolar seviyesindeyken, 2024 yılında yüzde 34’lük artışla 145 milyon dolara çıktığı bilgisini veren Öztürk, “Güney Kore’ye gıda ihracatımızdaki artış 2025 yılında da devam etti. 2025 yılı sonunda Güney Kore’ye gıda ihracatımız 172 milyon dolara ulaştı. Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürüttüğümüz Aegean Cereal, Pulses, Oilseeds and Products UR-GE Projesi kapsamında, Güney Kore’ye 9 gıda ihracatçısı firmamız heyette yer alacak. 13 Ocak 2026 tarihinde Novotel Ambassador Seoul Gangnam’da, Güney Kore tarafından 40 ithalatçı firmayla ikili iş görüşmeleri yapacağız. Market, pazaryeri ziyaretlerimiz olacak. İkili iş görüşmeleri programımıza T.C. Seul Büyükelçimiz Murat Tamer ve Güney Kore Ticaret Müşavirimiz Özlem Üntez katılarak bize güç verecekler. Güney Kore’de” şeklinde konuştu. Güney Kore’de bazı gıda ürünlerinin belli dönemlerde trend olduğuna dikkati çeken Öztürk, şöyle devam etti: “Kore pazarını yakından takip etmek, trend ürünlerle pazara girmek büyük avantajlar sağlayabilir. Hurma ve Dubai çikolatasının çok trend olduğu zamanlar oldu. Sonrasında bal-kaymak trend oldu. Gıda ihracatçılarımız Güney Kore pazarıyla temaslarını sıklaştırdıkları takdirde trend ürünlere göre pozisyon alabilirler. Türkiye’nin Avrupa’ya gıda ihracatının yüksek olması Güney Kore tarafına güven veriyor.” Heyete katılan firmaların; yağlı tohumlar, helva, baharatlar ve çeşniler, buğday unu, kuruyemişler, işlenmiş gıdalar, tıbbi aromatik bitkiler, sebzeler ve şekerleme sektörlerinde faaliyet gösterdiklerini aktaran Başkan Öztürk, Türkiye’nin Güney Kore’ye gıda ihracatının 5 yıllık vadede 500 milyon dolara çıkması için sektörel ticaret heyeti ve fuar organizasyonlarına ağırlık vereceklerini sözlerine ekledi. Güney Kore’ye en çok şeker mamulleri ihraç edildi Türkiye, 2025 yılında Güney Kore’ye 172 milyon dolarlık gıda ürünleri ihraç ederken en çok ihraç edilen ürünler 40 milyon dolarla ton balığı, 25 milyon dolarla şeker mamulleri, 11 milyon dolarlık meyveler, 9,6 milyon dolarla makarna, 7 milyon dolarla meyve suları, 6,7 milyon dolarla ayçiçek yağı oldu. Güney Kore Sektörel Ticaret Heyetine; “ALTERNATİF TARIM VE ORMAN ÜRÜNLERİ SAN. TİC. LTD. ŞTİ., BELMAR DIŞ TİCARET A.Ş., BOZTOPRAK GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş., BUĞDAYCI UN GIDA NAKLİYE İNŞAAT PAZARLAMA VE TİCARET A.Ş., CHEF SEASONS GIDA SAN. TİC. A.Ş., HEMSİ TARIM ÜRÜNLERİ TİCARET VE SANAYİ A.Ş., SEYRAN GIDA SAN. VE TİC. A.Ş., TAREGE TİCARET EVİ TAR.ÜR.SAN. VE TİC. A.Ş. ve YÜKSEL TEZCAN GIDA SAN. VE TİC.” Firmaları katılıyor.

Uygunluk Değerlendirme Sektöründe Yetkinlik Eşiği Yükseliyor Haber

Uygunluk Değerlendirme Sektöründe Yetkinlik Eşiği Yükseliyor

Enerji, sanayi, turizm ve stratejik altyapı projelerinde uygunluk değerlendirme faaliyetlerinin rolü giderek artarken, bu alandaki denetim ve muayeneler in teknik doğruluğu ve bağımsızlığı kritik önem taşıyor. Uygunluk değerlendirme süreçleri sonunda belge veya raporlar alınması gereken bir doküman değil; yatırım kararlarını, operasyonel sürekliliği ve kurumsal itibarı doğrudan etkileyen bir yönetim aracı olarak değerlendiriliyor. TSE Global'in ulusal ve uluslararası projelerde edindiği deneyim, muayene, gözetim, sörvey ve tüm 2. ve 3. Taraf hizmetleri ile; endüstriyel projeler, enerji, gıda ve tarım, inşaat, otomotiv, tüketici ürünleri ve tedarikçilere dair uygunluk değerlendirme faaliyetleri yalnızca mevzuata uyum değil, aynı zamanda uzun vadeli güven ve istikrar sa lamasına katkı sunuyor. Sürdürülebilirlik alanında ölçüm ve doğrulama süreçleri belirleyici hale gelmiş durumda. Karbon ve su ayak izi hesaplamaları, sürdürülebilirlik raporlaması ve uluslararası geçerliliğe sahip denetimler; iletişim diliyle değil, teknik altyapı ve saha uygulamalarıyla anlam kazanıyor. Denetim ve teknik güvenlik faaliyetlerinde sahaya hakimiyet ise muayene ve belgelendirmenin güvenilirliğini belirleyen temel unsur olarak öne çıkıyor. Tedarikçi ve şube denetimleri, mekanik ve elektrik ekipmanların periyodik muayeneleri, yükleme ve tahliye gözetimleri ile asansör denetimleri; kamu güvenliği ve operasyonel süreklilik açısından kritik rol oynuyor. Bu alanlardaki uzmanlık, TSE Global'i yalnızca belge veren değil, sahada güveni doğrulayan bir teknik otorite konumuna taşıyor. Bağımsız ve tarafsız raporlama kabiliyetini en öde tutarak yürütülen endüstriyel muayene ve gözetim projelerine liderlik ederek, eğitimden personel belgelendirmeye, test ve analizden sürdürülebilir raporlamaya kadar anahtar teslim uygunluk değerlendirme çalışmaları sunan TSE Global örneği, kalite, güven, mevzuata uyum ve rekabet şartlarının günümüzde kamu yararı ve kurumsal sorumluluk ekseninde yeniden tanımlandığını ortaya koyuyor.

Toksinler Saatler İçinde Solunum Kaslarını Felç Edebilir Haber

Toksinler Saatler İçinde Solunum Kaslarını Felç Edebilir

İstinye Üniversitesi’nden Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, bu kadar hızlı seyreden vakaların çoğunlukla toksin kaynaklı olduğuna dikkat çekerek midyenin güçlü bir ihtimal olduğunu belirtiyor. Erdoğan, toksinlerin pişirmeyle yok olmadığını ve kabuklu deniz ürünlerinde ölümcül sonuçlara yol açabileceğini vurguluyor. Gıda zehirlenmeleri bazı durumlarda ölümcül olabilecek sonuçlara varabiliyor. Geçtiğimiz günlerde Fatih'te bir otelde konaklayan Servet ve Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet ve Masal, mide bulantısı ve kusma şikayetleri üzerine hastaneye kaldırıldı. Çocuklar ve anne hayatını kaybetti. Babanın ise tedavisi devam ediyor. Ailenin midye ve kumpir tükettiği belirtilirken kesin ölüm nedenleri için laboratuvar sonuçları bekleniyor. İstinye Üniversitesi Gastroenteroloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, laboratuvar sonuçlarını görmeden kesin bir yargıya varılamayacağını belirterek olası bir zehirlenmenin midyeden kaynaklanabileceğini belirtiyor. Erdoğan’a göre, hızlı ilerleyen ve ölümcül olabilen gıda zehirlenmeleri genellikle toksin kaynaklı oluyor. Bu nedenle de bu olayda gıda zehirlenmesi varsa bunun midyeden kaynaklı olma ihtimalinin daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor. “Toksinler ısıya karşı dayanıklıdır” Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, olayla ilgili şunları söylüyor: “Öncelikle şunu vurgulamak gerekir: Bu tür olaylarda kesin neden ancak laboratuvar sonuçlarıyla ortaya çıkar. Bir hekim olarak sonuçlar çıkmadan ‘kesin budur’ dememiz mümkün değil. Ancak tablonun çok hızlı gelişmiş olması, bazı ihtimalleri diğerlerinden daha ön plana çıkarıyor. Genel olarak gıda zehirlenmelerinin büyük bölümü hafif seyreder; bulantı, kusma gibi belirtilerle kendiliğinden düzelir. Fakat hızlı ilerleyen ve ölümcül olabilen gıda zehirlenmeleri de vardır. Bunlar genellikle toksin kaynaklıdır. Yani gıdanın içinde daha önceden oluşmuş bir zehirden söz ediyoruz, bu nedenle pişirmek veya kaynatmak çoğu zaman koruyucu olmaz. Toksinler ısıya dayanıklıdır.” “Toksinler saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir” Kabuklu deniz ürünlerinde biriken toksinlerin dakikalarla, saatler içinde solunum kaslarını felç edebileceğinden bahseden Doç. Dr. Erdoğan, şöyle devam ediyor: “Botulinum toksini (botoks zehirlenmesi) en bilinen örneklerden biridir; özellikle ev yapımı konservelerde görülür. Daha çok görme bozukluğu, çift görme, yutma güçlüğü gibi belirtilerle başlar ve solunum kaslarını etkileyebilir. Ancak bu toksinin belirtilerinin başlaması genellikle birkaç saat ile üç gün arasında değiştiği için, çok ani seyreden tablolarda ilk sırada düşündüğümüz etken değildir. Buna karşılık özellikle kabuklu deniz ürünlerinde, yani midye gibi filtrasyon yoluyla beslenen canlılarda biriken ciddi nörotoksinler vardır. Bu toksinler dakikalarla saatler içinde solunum kaslarını felç edebilir ve bu durum ani hayati kayıplara yol açabilir. En önemli özellikleri, ne kadar pişirilirse pişirilsin yok olmamalarıdır. Dolayısıyla ‘piştiği için güvenlidir’ düşüncesi doğru değildir.” “Salmonella, böyle hızlı bir tabloya sebep olmaz” Geçtiğimiz aylarda İzmir’de bir vatandaşın kumpir yedikten sonra hayatını kaybetmesi Salmonella bakterisini gündeme getirmişti. Doç. Dr. Erdoğan bu bakterinin bu kadar hızlı ölüme götürmediğini belirterek şu açıklamayı yapıyor: “Enfeksiyon kaynaklı bir gıda zehirlenmesi, örneğin salmonella, böyle hızlı bir tabloya sebep olmaz. Salmonellada belirtiler daha yavaş gelişir; kanlı ishal ve ateş gibi bulgular olur. Bu nedenle enfeksiyon ihtimali bu olayda öncelikli görünmüyor.” “Toksinin vücuda dağılmasında kilo önemli bir belirleyicidir” Toksinlerin herkeste farklı şekilde etki edebileceğini belirten Erdoğan, “Ailenin farklı bireylerinin farklı hızlarda etkilenmesi de açıklanabilir bir durum. Çünkü her midye aynı miktarda toksin içermez. Ayrıca toksinin vücuda dağılmasında kilo önemli bir belirleyicidir; çocukların ve annenin daha hızlı etkilenmesi bu nedenle olağandır. Tabii çok düşük bir ihtimal de olsa yiyeceğe karışmış kimyasal bir madde—örneğin bir temizlik ürünü—de benzer şekilde hızlı etki yaratabilir. Fakat toksin ihtimali daha güçlü bir olasılık olarak duruyor” diyor. “Zamanında hastaneye ulaşıldığında iyileşme ihtimali var” Bu tür vakalarda erken müdahalenin hayati önem taşıdığını belirten Erdoğan, şöyle devam ediyor: “Eğer toksin solunum kaslarını felç ettiyse, hastanın solunumu durabilir. Böyle bir durumda tek tedavi, solunum cihazıyla hastayı yaşatıp toksinin etkisi geçene kadar destek sağlamak. Yani zamanında hastaneye ulaşıldığında iyileşme ihtimali var.” “Bulantı ve kusma başlarsa zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalı” “Vatandaşlar açısından bakarsak, böyle bir tehlikeyi gıdanın tadından, kokusundan veya görünüşünden anlamak mümkün değil. Bu yüzden özellikle kabuklu deniz ürünlerinin mutlaka denetimli ve güvenilir kaynaklardan alınması gerekir. Sokakta satılan ürünler her zaman daha risklidir. Kumpir gibi mayonez, sosis, sucuk gibi kolay bozulan malzemeler içeren ve uzun süre açıkta bekleyebilen yiyeceklerde de risk artar. Aynı gıdayı yiyen birden fazla kişide kısa sürede bulantı ve kusma başlarsa, özellikle çocuklarda zaman kaybetmeden acil servise başvurulmalı. Son olarak tekrar söylemek lazım: Kesin neden laboratuvar sonuçlarıyla belirlenecek. Ancak mevcut bilgiler ışığında bu kadar hızlı gelişen bir tabloda nörotoksinler daha olası görünüyor.”

Tarımın Kalbi Manisa’da Atıyor Haber

Tarımın Kalbi Manisa’da Atıyor

Manisa’nın tarım konusunda çok önemli bir şehir olduğunu belirten Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Şu anda Büyükşehir Belediyemizin tarıma desteği 180 milyon liraya ulaştı. Bu desteği arttırarak devam ettireceğiz” dedi. Konuşmasında suyun önemine ve bu alanda yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçmek için iş birliğine vurgu yapan Başkan Dutlulu, “Suyla ilgili uzun vadeli sorunlar artarak çoğalacak. Bununla ilgili Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak tüm kurumlarımızla ortak çözümler üretmek istiyoruz” dedi. Tarım şehri Manisa’nın marka değerini pekiştiren ve bölge ekonomisine önemli katkı sağlayan Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, bu yıl 19’uncu kez kapılarını açtı. Manisa Büyükşehir Belediyesi Fuar Merkezi’nde düzenlenen açılış törenine, Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Yunusemre Kaymakamı Celalettin Cantürk, Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Daire Başkanı Sürur Kır, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Genel Sekreter Yardımcıları Ali Kılıç, Ata Temiz, Ulaş Aydın ve Pınar Mine Hacıalibeyoğlu, Şehzadeler Belediye Başkan Yardımcısı Onur Ceylan, Şehzadeler Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Altındağ, Manisa Ticaret Borsası Başkanı Sadık Özkasap, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile Manisalı üreticiler katıldı. Açılış töreninde konuşan Manisa Ticaret Borsası Başkanı Sadık Özkasap ve Şehzadeler Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Altındağ, fuarın Manisa tarımı için hayırlı olması temennisinde bulunarak, düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. “Tarımsal Verimliliğin Çok İyi Olduğu Bir Şehirde Yaşıyoruz” Manisa Valisi Vahdettin Özkan, “Bereketli topraklarıyla tarımsal verimliliğin çok iyi olduğu bir şehirde yaşıyoruz. Tarımsal faaliyet aynı zamanda kültürümüzü de şekillendirmiştir. Tarım sadece ekonomik bir aktivite değil, toplumsal dayanışmamızı, birliğimizi, bütünlüğümüzü ve geleneğin nesilden nesile aktarılmasının en önemli mecrasıdır. Fuarın tarımsal potansiyelimizin daha iyi anlaşılması, Türkiye’nin tarımsal pozisyonu ve şehrimizin bu anlamdaki misyonu ne olmalı sorusuna çok hizmet ettiğini düşünüyorum. Fuarın hayır ve bereket getirmesini diliyorum” ifadelerini kullandı. Başkan Dutlulu’dan Su Vurgusu Fuarın başta çiftçiler olmak üzere tüm Manisa’ya hayırlı olmasını temenni eden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, “Manisa gerçekten tarım konusunda çok önemli bir şehir. Çok da doğru işler yapan, yıllar boyunca da iyi yönetildiğini düşündüğüm bir şehir ama şunu da söylemeden edemeyeceğim. Bir hikayenin sonuna doğru yaklaşıyoruz. Bu hikaye tarım hikayesi değil ama su hikayesi. Suyla ilgili uzun vadeli sorunlar artarak çoğalacak. Bununla ilgili Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak tüm kurumlarımızla ortak çözümler üretmek istiyoruz. Tabi ki Tarım ve Orman Bakanlığı değiliz. Bakanlık nezdinde çözümler üretemeyiz. Ama kısa vadeli, orta vadeli, uzun vadeli planlar yapmamız, Devlet Su İşleri ile çalışmalar yapmamız, tarımsal sulama ile ilgili çalışmalar yapmamız gerekli. Biz bu konuda çalışmalar yapıyoruz. Ama her türlü projeye de destek vermeye hazırız” dedi. “Yapılan Her Doğru İşi Desteklemeye Devam Edeceğiz” Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak 2026 yılında tarıma yapılan desteklerin önemli bir kısmını kapalı sulama sistemlerine ayıracaklarını kaydeden Başkan Besim Dutlulu, “Damlama sulama sistemlerine destek olacağız. Tarımsal sulama ile ilgili, yağmur suyu hasadı ile ilgili projeler yapacağız. Ciddi anlamda maliyetler yükselmeye başladığı için de Manisa Büyükşehir Belediyesi enerji şirketi üzerinden de çiftçilerimize güneş enerjisiyle ilgili destekler sağlayacağız. Özellikle İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Tarım Bakanlığına teşekkür ediyorum. Güzel projeler yapılıyor. Tabi ki eksiklikler olabilir, yanlışlıklar ve doğrular olabilir. Bu konuda yapılan her doğru işi desteklemeye devam edeceğiz. Valimiz ve Bakanlık yetkilileri buradayken şunları da söylemek istiyorum. Çiftçilerimize desteklerimiz konusunda, sizlerle işbirliği içinde çalışmak istiyoruz. Çünkü doğru projeler yaparak çiftçilerimize destek olmak istiyoruz. Lütfen iş birliği talebimize karşılık verin. Bu projelerde hep birlikte çiftçimizin yanında olalım” şeklinde konuştu. Büyükşehir Belediyesi’nin Desteklemelerini Sıraladı Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin üreticilere sağladıkları destekleri de anlatan Başkan Besim Dutlulu, “Geçtiğimiz yıl yaklaşık 22 milyon liralık boru destekleme yatırımı yaptık. Tarımsal sulama kapasitesinde bin 500 üreticiye 10 bin 500 dekar alanda sulama tesisi çalışması yaptık. 48 adet taral doldurma tesisini hizmete açtık. 61 adet HİS göleti yaptık. 9 adet sulama amaçlı havuz ve su deposu yapımının ihale sürecine başladık. 7 mahalle ve 6 sulama kooperatifini kapsayan 14 adet sondaj açılması için ihale sürecini başlattık. 39 milyon 641 bin liralık tohum ve gübre desteğinde bulunduk. Bin 906 kişiye 524 bin 725 kilogram muhtelif tohum desteği sağladık. 2 bin 99 meyve üreticisine toplam 25 bin 590 litre sıvı gübre ve 3 bin 60 litre aminoasit desteği sağladık. 143 mahallede 2 bin 722 üreticiye kanadı noktalı sirke sineğine karşı 165 bin şişe elma sirkesi teslim ettik. 6 ilçede 262 üreticiye 3 fidan desteği sağladık. Arıcılık sektörüne toplamda yaklaşık 7 milyon 200 bin lira değerinde kovan ve ana arı desteği sağlandı. 10 süt kooperatifine toplam 10 adet süt tankı alımı için ihale süreci başlatıldı. Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda dış parazitlere karşı korunma amacıyla 210 adet antiparaziter preparat desteği verildi” diye konuştu. “Büyükşehir Belediyesinin Tarıma Desteği 180 Milyon Liraya Ulaştı” Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin tarım ve çiftçiye yönelik hizmetlerinin, görev ve yetki alanları dışında olmasına rağmen, zor günler geçiren üreticilere destek amacıyla hayata geçirildiğini belirten Başkan Dutlulu, şunları söyledi: “Büyükşehir Belediyesi olarak Manisa’nın bir tarım kenti olduğunun bilincindeyiz. Her kurum, üzerine düşen sorumluluğu fazlasıyla yerine getirmelidir. Ferdi Başkanımız göreve gelmeden önce bu destekler bu seviyede değildi. Onunla birlikte yeni bir başlangıç yapıldı ve biz de bu süreci kararlılıkla sürdürüyoruz. Bugün itibarıyla Büyükşehir Belediyemizin tarıma desteği 180 milyon liraya ulaşmış durumda. Bu desteği artırarak devam ettirmeyi hedefliyoruz. İstediğiniz kadar ağır sanayiye sahip olun, nihayetinde her şey tarımda bitiyor. Gıda üretemeyen toplumların varlıklarını sürdürme şansı yok. Bu gerçeğin farkında olarak tüm kurumlarımızla el ele verip tarıma destek olmak zorundayız. Bu fuar da bu anlayışın en güzel örneklerinden biri.” “Geniş Çaplı Emeğin Göstergesi” Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Daire Başkanı Sürur Kır ise, “Bir fuarın 19’uncusunun düzenlenmesi oldukça geniş çaplı bir emeğin göstergesidir. Manisa tarımının, Manisa tarım sektörünün tüm bileşenlerinin ne kadar verimli çalıştığının en önemli göstergelerinden bir tanesidir. Manisa tarımının bugünlere gelmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Manisa, ürünleriyle Türkiye’de birçok alanda birinciliği üstlenmiş durumda” dedi. Konuşmaların ardından fuarın açılış kurdelesi, protokol üyeleri tarafından kesildi. Açılış töreninin ardından Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ve beraberindekiler fuarı gezdi.

Türkiye & Ortadoğu İş Kadınları İhracat Buluşması Başlıyor Haber

Türkiye & Ortadoğu İş Kadınları İhracat Buluşması Başlıyor

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (KOİDER) ile birlikte önemli bir etkinliğe imza atıyor. Bu kapsamda 6. KOİDER BAZAAR Türkiye & Ortadoğu İş Kadınları İhracat Buluşması 7-8 Kasım 2025 tarihlerinde Kartepe Dedeman Otel’de gerçekleştirilecek. Programın açılışı 7 Kasım Cuma günü saat 09.00’da yapılacak. “On Bin Kadın Gücü” mottosuyla yola çıkan forum, 30’dan fazla ülkeden 10.000’in üzerinde iş kadını, devlet yetkilisi ve alanında uzman ismi bir araya getirecek. Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Bahreyn ve Ürdün başta olmak üzere Ortadoğu ülkelerinden iş kadınlarını Türkiye’nin girişimci kadınları ve devlet yetkilileriyle buluşturacak zirvede ticaret ve yatırımın yanı sıra dijitalleşme, inovasyon, enerji, sürdürülebilir kalkınma, turizm, sağlık ve gıda gibi pek çok kritik başlıkta B2B görüşmeler gerçekleştirilecek. KADINLARA TİCARETTE AKTİF ROL Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle düzenlenen zirve, üç panel oturumu ve bir keynote konuşması şeklinde planlandı. Her oturumda farklı sektörlerden uluslararası seviyede üst düzey yetkili ve liderler, kendi deneyim ve bakış açılarını paylaşarak Türkiye & Ortadoğu konularını derinlemesine ele alacak. Bu buluşmayla Ortadoğu ülkeleriyle Türkiye arasındaki iş birliği daha da güçlenirken kadınların ticarette alacakları rollerle ilgili bilgilendirmeler yapılacak. İTHALAT VE İHRACAT ALANINDA BİR GELENEK Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle KOİDER, Türkiye’de bir ilke imza atarak Uluslararası İş Kadınları İhracat Buluşmaları düzenleyen öncü bir sivil toplum kuruluşu olma unvanını sürdürüyor. 2018 yılında başlayan KOİDER BAZAAR organizasyonları, yıllar içinde ulusal ve uluslararası alanda büyük ilgi gördü. 2023’te Türk Dünyası, 2024’te ise Avrupa ülkelerinden çok sayıda katılımcının yer aldığı buluşmalarda yüzlerce iş kadını, Devlet yetkilisi, yatırımcı ve sivil toplum temsilcisi bir araya geldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Biyoteknoloji ile 122 Yaşına Kadar Yaşamak Mümkün Haber

Biyoteknoloji ile 122 Yaşına Kadar Yaşamak Mümkün

Yaklaşık 2,7 milyon metrekare alanda ve 4,5 milyar dolar yatırımla kurulan Biyoteknoloji Vadisi, Türkiye’nin bilim ve teknoloji odaklı kalkınma hedeflerinde stratejik bir rol üstleniyor. Araştırma, üretim, girişimcilik ve sanayi iş birliğini aynı yapıda bir araya getiren vadi; ulusal biyoteknoloji kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyor. Biyoteknoloji Sanayicileri Derneği (BİYOSAD) ve Biyoteknoloji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (BİOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ercan Varlıbaş, Türkiye’nin ekonomik büyüklükte 22., biyoteknolojide ise 48. sırada olduğuna dikkat çekerek, “Bu tabloyu değiştirmek için Türkiye’yi 10 yıl içinde biyoteknolojide ilk 10 ülke arasına taşımayı hedefliyoruz” dedi. Varlıbaş, vadinin yalnızca üretim ve Ar-Ge alanı değil, ulusal inovasyon politikalarının hayata geçirileceği bütünleşik bir ekosistem olduğunu vurguladı. “Biyoteknoloji Vadisi, Türkiye’nin bilim temelli büyüme sürecine yön verecek. Yerli ve yabancı yatırımcılarla ekosistemi güçlendirerek bilimi toplumsal yaşamın ana damarına taşımayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı. Projenin hedefleri arasında 20 bin istihdam, 15 milyar dolarlık ihracat ve 300 start-up’ın desteklenmesi bulunuyor. “BİYOTEKNOLOJİ ZENGİNLİK, SAĞLIK VE UZUN ÖMÜR DEMEK” Türkiye ve dünyadan bilim insanlarının katıldığı 2. Uluslararası Sürdürülebilirlik için Biyoteknoloji Çözümleri Kongresi (Biotech4SUS), Gebze Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Kongrede konuşan Dr. Ercan Varlıbaş, biyoteknolojiyi “zenginlik, sağlık ve uzun ömür” kavramlarıyla tanımladı. Varlıbaş, biyoteknolojinin yalnızca bir bilim alanı değil, aynı zamanda ekonomik kalkınmanın lokomotifi olduğunu belirterek, “Dünyada resmi kayıtlara göre 122 yaşına kadar yaşayan insanlar var. Biyoteknoloji, sağlıklı ve stressiz yaşam süresini uzatmayı mümkün kılıyor” dedi. Biyoteknolojinin tarım, sağlık, gıda ve hayvancılık gibi stratejik sektörlerde dönüştürücü etki yaratacağını vurgulayan Varlıbaş, “Bu alan, Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme stratejisinde kilit rol üstlenecek” ifadelerini kullandı. “BİYOTEKNOLOJİ, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİN KALBİDİR” Dr. Ercan Varlıbaş, Türkiye’nin biyoteknoloji alanındaki atılımının artık yalnızca sanayi ölçeğinde değil, bir bilim politikası ekseninde ilerlediğini vurgulayarak, “Biyoteknoloji doğayı kopyalayan değil, doğayla iş birliği yapan bir bilimdir. Bugün iklim değişikliği, gıda güvenliği, sağlık ve enerji verimliliği gibi konuların tümünde çözümün adresi biyoteknolojidir. BİYOSAD olarak kamu, sanayi ve üniversiteleri aynı masada buluşturuyoruz. Amacımız yalnızca üretmek değil; bilimin etik, çevreci ve sürdürülebilir bir zeminde büyümesini sağlamak. Türkiye’yi yalnızca biyoteknolojik ürünlerde değil, bilimsel kalite ve sürdürülebilirlikte de bir referans ülke haline getirmeye kararlıyız.” İfadelerini kullandı. Dr. Ercan Varlıbaş konuşmasında ayrıca Biyoteknoloji Vadisi’nin yalnızca ulusal değil, uluslararası ölçekte de etki yaratmayı hedeflediğine dikkat çekti. Dr. Varlıbaş, “Türkiye artık bu alanda aktif rol alıyor. Kore ve Tayvan’da temaslarımız oldu, Boston’da iki kongreye katıldık. Gelecek yıl San Diego’da Türkiye Pavilyonu’nu kuruyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, Sağlık ve Ticaret Bakanlıkları da bizimle olacak” dedi. “YERLİ İLAÇ TÜRKİYE’NİN BİLİMSEL BAĞIMSIZLIĞI AÇISINDAN KRİTİK BİR DÖNÜM NOKTASI” Yerli biyoteknolojik ilaç üretiminde Türkiye’nin geldiği noktanın önemine dikkat çeken Dr. Ercan Varlıbaş,” 5 yıl önce İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi ile başlatılan, VSY Biotechnology tarafından fonlanan yeni biyoteknolojik ilaç molekülü projesinin laboratuvar aşamalarında başarılı sonuçlara ulaştı. Molekülümüz izole edildi, tanımlandı ve ön klinik testlerde güvenilirlik ve etkinlik açısından son derece umut verici sonuçlar verdi. İnsan fazı klinik çalışmalar da olumlu sonuçlanırsa, üretimi Biyoteknoloji Vadisi’nde gerçekleştireceğiz. Kendi molekülünü geliştiren bir ülke yalnızca sağlıkta değil, bilimde de bağımsız olur. Bizim hedefimiz, Türkiye’yi ilacını geliştiren, teknolojisini üreten ve bilgisini ihraç eden bir ülke haline getirmek. Bu süreç Türkiye’nin bilimsel bağımsızlığı açısından kritik bir dönüm noktası olacaktır” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.