Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gıda Sanayi

Kapsül Haber Ajansı - Gıda Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarım Ekonomisi Haberleri Neden Kritik? Haber

Tarım Ekonomisi Haberleri Neden Kritik?

Bir ürünün tarladaki fiyatı ile market rafındaki etiketi arasındaki fark büyüdüğünde, mesele yalnızca gıda enflasyonu değildir. O anda konuşulan şey, üreticinin finansmana erişiminden sulama altyapısına, lojistik maliyetlerinden ihracat pazarlarına kadar uzanan geniş bir ekonomik zincirdir. Bu nedenle tarım ekonomisi haberleri, sadece çiftçinin değil; yatırımcının, sanayicinin, perakendecinin, ihracatçının ve kamu kurumlarının aynı anda takip etmesi gereken stratejik bir veri alanına dönüşmüş durumda. Tarım, uzun süre kamuoyunda mevsimsel gelişmeler veya rekolte haberleriyle sınırlı görüldü. Oysa bugün tablo çok daha karmaşık. Girdi fiyatlarındaki değişim, kur hareketleri, enerji maliyetleri, iklim kaynaklı verim dalgalanmaları ve dış ticaret kararları, tarımı doğrudan bir makroekonomi başlığı haline getiriyor. Bu yüzden sektöre ilişkin haber akışını okumak, yalnızca “ne oldu” sorusuna değil, “hangi etkiler zinciri oluşacak” sorusuna da yanıt aramayı gerektiriyor. Tarım ekonomisi haberleri neyi gerçekten anlatır? Tarım ekonomisi haberleri denildiğinde çoğu zaman akla ilk olarak hal fiyatları, destekleme ödemeleri veya hasat dönemleri gelir. Ancak profesyonel okur için esas değer, bu başlıkların arkasındaki ekonomik sinyallerdedir. Bir gübre fiyat artışı haberi, bir sonraki sezonda ekim deseninin değişebileceğini gösterir. Bir sulama yatırımı haberi, belirli bölgelerde üretim kapasitesinin yeniden şekillenebileceğine işaret eder. İhracat kısıtlaması ya da teşvik kararı ise yalnızca dış satımı değil, iç piyasa fiyat dengesini ve sanayi tedarikini de etkiler. Bu nedenle iyi bir haber akışı, tarımı yalnızca üretim faaliyeti olarak değil; finans, ticaret, enerji, lojistik ve kamu politikası ile birlikte ele almalıdır. Kurumsal karar vericiler açısından asıl fark burada ortaya çıkar. Çünkü tarımda görünen gelişme ile iş dünyasına yansıyan sonuç her zaman aynı anda ortaya çıkmaz. Bazen bir düzenlemenin etkisi aylar sonra hissedilir, bazen de iklim kaynaklı bir risk fiyatlamaya günler içinde yansır. Fiyat, maliyet ve marj üçgeni Sektörün haber değerini belirleyen en temel eksenlerden biri fiyat, maliyet ve marj ilişkisidir. Üretici fiyatları yükselirken tüketici fiyatları daha hızlı artıyorsa, aradaki zincirde ayrı bir verimsizlik veya maliyet baskısı aranır. Tersine, tüketici fiyatları görece durağan kalırken üretici gelirleri geriliyorsa, bu kez üretim sürdürülebilirliği tartışması öne çıkar. Tarım ekonomisinde tek başına fiyat artışı ya da düşüşü çoğu zaman yeterli bir gösterge değildir. Mazot, yem, gübre, elektrik, işçilik ve finansman maliyetleri birlikte okunmadığında haber eksik kalır. Özellikle sözleşmeli üretim, tarımsal sanayi entegrasyonu ve büyük alım zincirleri söz konusu olduğunda, marjın hangi halkada sıkıştığını görmek stratejik önem taşır. İş dünyası için bu alanın önemi daha da büyüktür. Gıda üreticileri, perakende şirketleri, lojistik firmaları ve tarım teknolojisi girişimleri için maliyet baskısının yönü, yatırım planlarını doğrudan etkiler. Bu yüzden sektörel haberlerde yüzeysel fiyat bilgisi yerine, maliyet yapısının bileşenlerini ve beklenti etkisini görmek gerekir. Politika kararları neden piyasadan daha hızlı okunmalı? Tarım sektörü, serbest piyasa dinamikleri kadar kamu politikalarıyla da şekillenir. Destekleme modelleri, ithalat vergileri, ihracat izinleri, kredi koşulları, sigorta düzenlemeleri ve su kullanımıyla ilgili kararlar, çoğu zaman fiyat hareketlerinden daha belirleyici olabilir. Bu nedenle tarım ekonomisi haberleri içinde mevzuat ve kamu açıklamaları ayrı bir ağırlık taşır. Buradaki kritik nokta, haberin sadece karar metnini aktarması değil, kararın olası etkilerini sınıflandırabilmesidir. Örneğin kısa vadede tüketici fiyatlarını dengelemek için alınan bir ithalat kararı, orta vadede yerli üretim motivasyonunu zayıflatabilir. Benzer şekilde yüksek destek açıklamaları ilk bakışta pozitif görünse de, ödeme takvimi ve erişim koşulları sorunluysa sahadaki etkisi sınırlı kalabilir. Profesyonel okur açısından değerli olan haber, bu tür trade-off'ları görünür kılan haberdir. Çünkü tarımda her politika hamlesi aynı anda tüm paydaşlar için kazanç yaratmaz. Bir kesim için rahatlatıcı olan gelişme, başka bir kesim için yeni baskı unsuru üretebilir. İklim, su ve verimlilik artık ekonomi haberi Kuraklık, ani don, sel, sıcak hava dalgaları veya su stresi uzun süredir çevre başlığı altında ele alınıyordu. Bugün ise bunlar doğrudan ekonomik göstergelere dönüşmüş durumda. Verim kaybı, ürün deseninde değişim, sigorta hasarları, fiyat dalgalanması ve ithalat ihtiyacı gibi sonuçlar, iklim olaylarını finansal etki başlığına taşıyor. Özellikle su yönetimiyle ilgili haberler artık daha dikkatli okunmalı. Baraj doluluk oranları, yeraltı suyu kullanımı, modern sulama yatırımları ve bölgesel su tahsis kararları, gelecek dönem üretiminin erken sinyalleri arasında yer alıyor. Tarımsal üretimde su verimliliği düşük kalırsa, maliyet artışı yalnızca çiftçiyi değil, işleme sanayisini ve ihracat performansını da baskılar. Burada teknoloji haberleri de devreye giriyor. Hassas tarım uygulamaları, veri tabanlı sulama, uydu takibi, yapay zeka destekli verim tahmini ve tarımsal otomasyon çözümleri artık yan başlık değil. Bunlar, tarım ekonomisinin gelecekteki rekabet gücünü belirleyen unsurlar arasında. Tarım ekonomisi haberleri kimler için karar desteği üretir? Bu haber akışının hedef kitlesi yalnızca sahadaki üretici değildir. Gıda sanayi şirketleri hammadde riskini, bankalar kredi geri dönüş kapasitesini, yatırımcılar şirket değerlemelerini, kamu kurumları ise arz güvenliğini bu başlıklar üzerinden okur. Dijital yayıncılar ve sektör medyası açısından da tarım ekonomisi haberleri, yüksek tekrar kullanılabilirlik taşıyan, veri temelli ve geniş etkili bir içerik kategorisidir. Kurumsal iletişim ekipleri için de bu alan kritik hale gelmiştir. Çünkü şirketlerin sürdürülebilirlik, tedarik güvenliği, yerli üretim, su verimliliği ve karbon ayak izi gibi başlıklardaki konumlanması, tarım ekonomisine temas eden haberlerle birlikte daha görünür olur. Bu nedenle sektörel haber akışı, itibarı ve piyasa algısını etkileyen bir araç haline gelir. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odaklı yayın yaklaşımına sahip platformlar açısından bu alanın değeri açıktır. Tarım başlığını yalnızca dönemsel fiyat haberi olarak değil, ekonomi, sanayi, lojistik ve sürdürülebilirlik eksenleriyle birlikte ele almak; haberin hem kurumsal hem editoryal değerini yükseltir. İyi bir tarım haberiyle zayıf bir tarım haberini ayıran çizgi Tarım haberlerinde en sık görülen sorunlardan biri, tek bir veriyi bağlamından kopararak sunmaktır. Örneğin sadece “fiyat arttı” demek, okura eksik bilgi verir. Hangi bölgede arttı, hangi ürün grubunda etkili oldu, maliyet kaynaklı mı yoksa arz daralmasından mı doğdu, sanayiye ve perakendeye etkisi ne olacak - bu sorular yanıtlanmadığında haber, stratejik değer üretmez. Güçlü haber ise veriyi bağlama oturtur. Bölgesel farkları gösterir, sezon etkisini ayırır, politika bağlantısını kurar ve mümkünse ileriye dönük riskleri işaret eder. Ayrıca sadece üretici ya da tüketici bakışına sıkışmaz; zincirin tamamını görür. Bu yaklaşım özellikle B2B medya kullanıcıları için belirleyicidir. Çünkü yeniden yayınlanabilir ve karar destekli içerik ihtiyacı, yüzeysel haberlerle karşılanamaz. Bir başka kritik fark da hız ile doğruluk arasındaki dengedir. Tarım piyasaları söylentiye açıktır. Rekolte, ithalat izni, destekleme miktarı veya alım fiyatı gibi başlıklarda teyitsiz bilgi hızla yayılabilir. Bu nedenle güvenilir tarım haberciliği, hızlı olmanın yanında kurum açıklamalarını, saha verisini ve sektör temsilcilerinin beyanlarını dikkatle karşılaştırmak zorundadır. Önümüzdeki dönemde hangi başlıklar öne çıkacak? Yakın dönemde tarım ekonomisini belirleyecek haber başlıkları daha çok verimlilik, su, finansman ve ihracat rekabeti etrafında yoğunlaşacak görünüyor. Özellikle iklim baskısının arttığı bir dönemde, sadece üretim miktarı değil, üretimin hangi maliyetle ve hangi teknoloji seviyesiyle sürdürüleceği daha fazla tartışılacak. Ayrıca tarımın enerji ile ilişkisi de güçleniyor. Sera üretiminde enerji maliyetleri, sulamada elektrik kullanımı, biyogaz ve yenilenebilir enerji yatırımları gibi alanlar, haber dilinde daha görünür hale gelecek. Bunun yanında tarım sigortaları, erken uyarı sistemleri, veri bazlı kredi modelleri ve sözleşmeli üretim yapıları da finans piyasalarıyla tarım arasındaki bağı daha net ortaya koyacak. İhracat tarafında ise kalite standardı, izlenebilirlik ve pestisit uyumu gibi başlıklar öne çıkacak. Bu alanlarda gelen her haber, yalnızca dış ticaret performansını değil, iç üretim modelinin dönüşüm ihtiyacını da gösterecek. Dolayısıyla tarım ekonomisi haberleri artık sadece günlük bilgi ihtiyacını karşılayan bir kategori değil; kurumların risk yönetimi, yatırım planlaması ve stratejik konumlanması için temel bir izleme alanıdır. Tarımda haber akışını doğru okuyan kurumlar, yalnızca bugünün fiyatını değil yarının dengelerini de daha erken görür. Böyle bir dönemde asıl avantaj, daha çok haber tüketmekten değil, doğru haberi doğru bağlamla ayırt edebilmekten geçiyor.

TÜGİS 36. Dönem Genel Kurulu Gerçekleşti Haber

TÜGİS 36. Dönem Genel Kurulu Gerçekleşti

Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası (TÜGİS), 36. Dönem Olağan Genel Kurulu’nu sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirdi. 35. dönem faaliyetlerinin ibra edildiği 36. TÜGİS Olağan Genel Kurulu’nda İsmail Kaan Sidar oy birliğiyle 2. kez Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Yönetim Kurulu ise Necdet Buzbaş (YK Başkan Vekili), Aydın Acun (YK Başkan Vekili), Mehmet Tütüncü, Ahmet İnce, Melis Yasa, Nazmi Civil, İsmail Başaran ve Osman Yeşiltaş’tan oluştu. “Hep birlikte büyüdük” Genel Kurul’da konuşan TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, “TÜGİS çatısı altında bir araya gelmemizi sağlayan ortak değerler, bugün bizi daha güçlü, daha dayanıklı ve daha kararlı bir noktaya taşıyor. Şahsıma ve Yönetim Kurulumuza bir kez daha güven göstermiş olmanız büyük bir onurdur” ifadelerini kullandı. “Çalışma dönemimizde üye sayımız 55’ten 110’a yükseldi” diyen Sidar konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Yeni dönemde de tüm üyelerimizle yakın iletişim, güçlü iş birliği ve ortak akıl temelinde çalışmayı sürdürmeyi hedefliyoruz. Katılımınız, desteğiniz ve ortaya koyduğunuz emek için hepinize gönülden teşekkür ediyorum. Hep birlikte hem sektörümüz hem de ülkemiz için değer üretmeye devam edeceğiz.” “Küresel rekabette daha kararlı duracağız” Toplantıda sektörel hedeflere de değinen Kaan Sidar; “Gıda sanayimiz, küresel rekabetin, yeni regülasyonların, sürdürülebilirlik gerekliliklerinin ve teknolojik dönüşümün yoğun olarak hissedildiği bir dönemden geçiyor. TÜGİS olarak yalnızca bu sürece uyum sağlayan değil, aynı zamanda dönüşüme yön veren bir yapı olmayı hedefliyoruz” dedi. Sidar, sendikanın son dönemde gıda güvenliği, istihdam politikaları, sürdürülebilir üretim ve verimlilik gibi alanlarda önemli çalışmalar yürüttüğünü belirterek şunları ekledi: “Önümüzdeki dönemde kamu–özel sektör iş birliğini daha da güçlendirip, mevzuat geliştirme süreçlerine aktif katkı sunmaya devam edeceğiz. Dijitalleşme, karbon ayak izi yönetimi ve iş gücü niteliğinin artırılması ve sosyal sorumluluk projeleri gibi konular, yeni dönem çalışmalarımızın odak noktaları arasında yer alacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Süt Endüstrisi, Ulusal Süt Zirvesi’nde Buluştu Haber

Süt Endüstrisi, Ulusal Süt Zirvesi’nde Buluştu

500’den fazla katılımcı, 40 konuşmacı ve 100’ün üzerinde firmanın yer aldığı zirve, yoğun katılım ile başladı. Yerel Güç, Küresel Vizyon temasıyla sektörün en büyük buluşma noktası olan Ulusal Süt Zirvesi’nde; T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar, T.C. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gümen ve Ulusal Süt Konseyi Başkanı Hamit Can açılış konuşmalarında sektöre dair önemli açıklamalarda bulundu… MAL VE HİZMET İHRACATIMIZ 391,8 MİLYAR DOLAR OLDU T.C. Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar: Süt sektörü; kırsal kalkınmanın omurgası, çocuklarımızın sağlıklı beslenmesinin teminatı ve gıda arz güvenliğimizin en kritik unsurlarından biridir. Bu zirve, sadece bir toplantı değil; farklı başlıklardaki uzman panelleriyle, Sektörel Alım Heyetiyle ve Türkiye–Rusya Süt Ürünleri Ticaret Forumuyla, son derece dolu, kapsamlı ve hedef odaklı bir program sunuyor. Üreticiden ihracatçıya, akademiden kamuya kadar geniş bir katılımın sağlanacağı zirvede oluşacak bilgi paylaşımı ve iş birliklerinin, sektörümüze somut ve kalıcı katkılar getireceğine inanıyorum. Mal ve hizmet ihracatında hedefimiz olan 390 milyar doları aşarak, 391,8 milyar dolarlık bir ihracat hacmini yakaladık. Bu performans sayesinde Mayıs 2023’te 55,9 milyar dolar olan yıllık cari açık, Eylül 2025’te 20 milyar dolara kadar gerilemiş durumda. Bu güçlü tablo içinde tarım ürünleri ihracatımız da stratejik bir yer tutuyor. 2002 yılında 3,7 milyar dolar olan ihracatımız, 2024 yılında yaklaşık 8 kat artarak 32,6 milyar dolara yükseldi. 10,8 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıyla ekonomimize önemli bir değer sağlayan sektörümüz, küresel pazardan aldığı payı istikrarlı biçimde artırarak, 2024 itibarıyla %1,5 pay ile 21’inci sıraya yükseldi. 2025 Ocak–Ekim döneminde ise tarım ve gıda sanayi ihracatımız 26,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti (%1 düşüş). SÜT ÜRÜNLERİ İHRACATIMIZ 2025 YILINDA 334 MİLYON DOLARA ULAŞTI Ülke olarak, Ortadoğu bölgesinin en büyük 3’üncü, Avrupa Birliği’nin en büyük 6’ncı tarımsal ürün tedarikçisi konumunda olduğumuzu dile getiren Ağar: “Bu büyük resmin içinde, süt ve süt ürünleri ihracatımız ise ayrı bir başarı hikâyesi yazıyor. 2023 yılında yaklaşık 266 milyon dolar (102 bin ton) olan sektör ihracatımız, 2024’te (%36’lık artışla) 363 milyon dolar (175 bin ton) seviyesine yükselmiş; 2025 yılının Ocak–Ekim döneminde ise (%19 artışla) 334 milyon dolara (158 bin ton) ulaşmıştır. Hem miktar hem değer bazında, üst üste iki yıldır güçlü ve çift haneli artışlar yakalayan bir sektörden söz ediyoruz. Süt tozu, tereyağı, peynir, yoğurt ve diğer işlenmiş süt ürünlerinde son iki yılda adeta bir “sıçrama dönemi” yaşıyoruz. 2024 yılı ihracat değerlerine baktığımızda, bir önceki yıla kıyasla süt tozunda %358, peynir altı suyunda %127, tereyağı ve süt bazlı yağlarda %97, yoğurtta ise %12 oranlarında artışlar göze çarpıyor. Süt ve süt mamullerini, basit bir emtia ihracatı gibi değil; teknoloji, hijyen altyapısı, soğuk zincir, Ar-Ge ve markalaşma gerektiren ürünler olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Bugüne kadar, süt ve süt ürünleri sektöründe 5 UR-GE projesini başarıyla tamamlamış durumdayız. Yine sektörümüz özelinde, 2024 yılında 3, 2025 yılında ise 6 adet ticaret ve alım heyeti gerçekleştirdik. Zirve kapsamında, sadece süt sektörü özelinde kurgulanan ve Bakanlığımızca da desteklenen alım heyetiyle, Türk süt ürünlerini dünya alıcılarıyla doğrudan buluşturuyor, “marka Türkiye” hedefimiz doğrultusunda bir adım daha atıyoruz” dedi. KIRSALIN GELECEĞİ KADINLER VE GENÇLERLE ŞEKİLLENECEK T.C. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Gümen: Bizim için süt sadece bir gıda ürünü değildir, bu ülkenin köklü hayvancılık kültürünün, aile işletmelerimizin kırsaldaki hayatın devamının sembolüdür. Devlet olarak görevimiz bu geleneği koruyarak geleceğe taşımak, tüketicimizin alın terini, tüketicimizin sofrasını, ülkenin gıda güvenliğini aynı anda gözeten dengeli bir yapı kurmaktır. Ulusal Süt Zirvesi vesilesiyle hem bugünümüzü hem de yarınlarımızı yakından ilgilendiren hayvancılık ve süt politikalarımızı sizlerle paylaşmaktan büyük büyük memnuniyet duyuyorum. Değerli katılımcılar sayın bakanımızın geçtiğimiz yıl açıkladığı 2024-2028 hayvancılık yol haritasının uzun yıllardır konuşulan üretim planlanması sözleşmeli üretim ve destekleme modelini eşzamanlı olarak hayata geçirdik. O günden beri olan tüm adımlar bir planın parçası olarak uygulanmaktadır. Tüm bu unsurlar ve özellikle ilk defa üç yıllık olarak açıklanan yeni hayvancılık destekleme modeli ile öngörülebilirliği sağladık. Ayrıca “kırsalda bereket hayvancılığa destek” projesi ve “güçlü üretim projesi” gibi çok önemli iki projeyi ve hastalıkta işletme eylem planını hayata geçirerek üretim planlamamızı bölgenin kaba yem potansiyelini, su kaynaklarını, iklim özelliklerini, pazar erişimini dikkate alarak kurguladık. Bu sayede hem kaynaklarımızı daha etkin kullandık hem de üretimimizi geleceğin piyasa koşullarına hazırlamaya çalıştık. Planlı yönetimle birlikte hayvancılık destekleri ile bu planlamayı güçlendirecek şekilde yönlendirdik. Tarımsal destekleri sadece para veren anlayışla değil yön veren şekilde kurguladık. Hayvancılık desteklerimizi kayıtlı üretimi teşvik eden, verimliliği artıran, kaliteyi inceleyen ve üretimi ödüllendiren bir yapıya dönüştürdük. Kırsalın geleceği gençlerle ve kadınlarla birlikte şekillenecek. Bu nedenle hayvancılık desteklerinde kadın ve genç çiftçilerimizi özellikle öne çıkardık. Hibe oranlarında ilave puanla bazı çağrılarda kadın ve genç üreticilerimize özel başvuru imkanları tanıyarak kırsalda yeni bir dinamizm kazandırmayı hedefliyoruz. Amacımız; gençlerin ve kadınların görünmeyen emeğini görünür kılmak ve yönetici, girişimci ve işletme sahibi olarak öne çıkmalarını teşvik etmek. Bu nedenle kadın ve genç girişimciler ile aile işletmelerini destekleme politikalarında pozitif ayrımcılık uyguladık” açıklamasında bulundu. ÜRETİMDEN TÜKETİME KADAR BİLİMSEL YAKLAŞIMLR BENİMSENMELİ Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Can: “Bu zirveyi düzenlemekteki temel amacımız üreticiden tüketiciye kadar uzanan değer zincirinin tüm halkalarının daha dinamik daha verimli ve uyumlu çalışması için gerekenleri ortaya çıkarmak, sorunların giderilmesini sağlamak. Hedefimiz “YEREK GÜÇ KÜRESEL VİZYON” mottosu ile hayata geçirdiğimiz bu zirvenin 2 yılda bir yapılıp uluslararası bir statüye getirebilmek. Süt sektörü, Türkiye’nin en geniş ve en köklü alanlarından birisi. Üretimden tüketime kadar her aşamada bilimsel yaklaşım, izlenebilirlik ve kalite odaklı çalışma artık tartışmasız bir zorunluluk. Sektör olarak elbette zorluklarımız var. Artan üretim maliyetleri, iklim değişikliğinin etkileri, yem ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, uluslararası rekabet… Ama şunu çok iyi biliyoruz: Bu ülkenin süt sektörü, her dönem koşullara uyum sağlayarak ayakta kalmayı başardı. Bugün de yeni çözümler üretme zamanı. Verimliliği artıran teknolojiler, kayıpları azaltan yöntemler, üreticiyi güçlendiren modeller, gıda güvenliği ilkeleri çerçevesinde tüketicilerin süt ürünlerine erişimini temin edecek uygulamalar… Ulusal Süt Zirvesi bu nedenle büyük önem taşıyor; Buradan çıkacak her fikir, üreticinin cebine, sanayicinin fabrikasına, tüketicinin sofrasına dokunacak kadar gerçek bir etkiye sahip olacak” dedi. Zirve kapsamında interaktif paneller, fuar alanı, sosyal etkinlikler ve medya görünürlüğü gibi pek çok fırsat sunuluyor. Türkiye’nin dört bir yanından gelecek olan sektör temsilcileri ve uluslararası katılımcılar, sektördeki yenilikleri paylaşarak süt endüstrisinin geleceğini şekillendirecek. Yerel Güç, Küresel Vizyon temasıyla düzenlenecek zirve, sektöre yön veren önemli bir platform olarak öne çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.