Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gıda Sektörü

Kapsül Haber Ajansı - Gıda Sektörü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gıda Sektörü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Otomol Stratejik İş Birliklerini Güçlendirmeye Devam Ediyor Haber

Otomol Stratejik İş Birliklerini Güçlendirmeye Devam Ediyor

Tüm Gıda İşletmecileri Derneği ile imzalanan anlaşma kapsamında Otomol, Filo Kurumsal Satış alanındaki uzmanlığını gıda sektörüne taşıyarak dernek üyelerine ayrıcalıklı ve bütüncül mobilite çözümleri sunacak. Otomotiv sektöründe kalite, güven ve profesyonel hizmet anlayışıyla konumlanan Otomol, stratejik iş birlikleriyle farklı sektörlerdeki kurumsal ağını genişletmeye devam ediyor. Bu kapsamda Tüm Gıda İşletmecileri Derneği ile gerçekleştirilen anlaşma doğrultusunda Otomol, derneğin resmi tedarikçisi oldu. Söz konusu iş birliğiyle birlikte Otomol, Filo Kurumsal Satış alanındaki deneyimini gıda sektörünün dinamiklerine entegre ederek üye işletmelere yapılandırılmış ve sürdürülebilir mobilite çözümleri sunacak. Restoran, kafe ve zincir işletmeler başta olmak üzere sektörde faaliyet gösteren firmalar için mobilite; maliyet yönetimi, operasyonel verimlilik ve hizmet sürekliliği açısından kritik önem taşıyor. Otomol’ün çok markalı yapısı, avantajlı satın alma koşulları ve Türkiye genelindeki 11 lokasyona yayılan güçlü hizmet ağı sayesinde üyelerin binek ve ticari araç ihtiyaçlarına yetkili servis güvencesiyle yanıt verilecek. Marka ve model çeşitliliği, rekabetçi fiyatlama, hızlı teslimat süreçleri ve kapsamlı satış sonrası destek iş birliğinin temel avantajları arasında yer alıyor. Otomol yetkilileri, anlaşmaya ilişkin yaptıkları açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Gıda sektörü, Türkiye ekonomisinin en dinamik ve sürdürülebilir alanlarından biri. Tüm Gıda İşletmecileri Derneği ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde, sektör profesyonellerinin mobilite ihtiyaçlarına hızlı, güvenilir ve rekabetçi çözümler sunmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.” Uzman Filo Kurumsal Satış ekibi, her işletmenin operasyonel yapısına özel esnek çözümler geliştirerek süreci uçtan uca yönetecek; böylece üyeler için hem finansal hem operasyonel açıdan sürdürülebilir bir yapı oluşturulacak. Otomol, farklı sektörlerle kurduğu stratejik iş birlikleriyle kurumsal mobilite alanındaki konumunu güçlendirirken, müşterilerine şeffaf, profesyonel ve ayrıcalıklı bir deneyim sunma hedefi doğrultusunda büyümeye devam ediyor. Bir Tutkudan Profesyonelliğe uzanan bu yaklaşım, Otomol’ün Mükemmelliğe Yolculuk vizyonunun güçlü bir yansıması olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gıdada İhracat 30 Milyar Dolara Dayandı Haber

Gıdada İhracat 30 Milyar Dolara Dayandı

Küresel gerilimler ve iklimsel zorluklar sebebiyle dünya gıda fiyatlarının önceki yıla göre yüzde 4,3 yükseldiğini ifade eden Sidar, buna rağmen Türk gıda sanayisinin 160 milyar dolarlık hacmini koruduğunu belirtti. “Toplam yıllık ihracat %4,5 artarak 273,5 milyar dolara yükselirken; tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatı da 29 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti” diyen Sidar, 2025 yılında TÜGİS’in toplam üye sayısının 121’e ulaştığını ve gıda sektöründeki temsil güçlerinin önemli ölçüde arttığını kaydetti. TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kaan Sidar, 2025’e ilişkin değerlendirmesinde tarımsal üretimden tedarik zincirine uzanan başlıklarda gıda sektörünün genel görünümü paylaşırken, TÜGİS’in yıl boyunca yürüttüğü çalışmaları da aktardı. Türkiye’nin geniş ürün yelpazesi ve stratejik konumuyla gıda sektöründeki gücünü koruduğunu belirten Sidar, yerelden globale markalaşma adımlarının da hızlanarak sektörün rekabetçiliğine olumlu yansıdığını dile getirdi. Sidar, “2025 yılında yaklaşık 160 milyar dolarlık hacmini muhafaza eden gıda sektörü, ülke ekonomisindeki ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Toplam yıllık ihracat %4,5 artarak 273,5 milyar dolara yükselirken; tarım, gıda ve içecek sektörünün ihracatı da 29 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti” dedi. Yatırım teşviklerine gıda sektöründe her zaman ihtiyaç olduğunu belirten Sidar, üretimi doğrudan etkileyen kuraklık ve afet gibi risklere karşı da uyardı. Yem hammaddeleri, gübre ve akaryakıt gibi alanlarda dışa bağımlılığın döviz dalgalanmalarıyla gıda üretimini zayıflattığını kaydeden Sidar, “Yine de çiftçiler, devlet destekleri ve kendi çabalarıyla üretimi aksatmamaya gayret etti” dedi. Et fiyatları 2025’te yükseldi Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2025 yılı Gıda Fiyat Endeksi rakamlarına da değinen Sidar, “Dünya gıda emtia fiyatları gösterge endeksinin 2025 yılında ortalama 127,2 puan olarak gerçekleştiğini ve 2024 yılı ortalamasına göre %4,3 daha yüksek kaldığını görüyoruz. Özellikle et fiyat endeksine baktığımızda, küresel ithalat talebi ve hayvan hastalıkları salgınlarıyla bağlantılı artan piyasa belirsizliğiyle 2024 seviyesinin ortalama %5,1 üzerinde gerçekleşti. Dünya genelinde sığır ve koyun eti fiyatları artmaya devam etti” ifadelerini kullandı. “Küresel koşullar yatırım maliyetlerini de yükseltti” Gıda sektörünün geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi ekonomik belirsizlikler ve tarımı etkileyen olumsuz iklim koşulları altında faaliyet gösterdiğine dikkat çeken Sidar, “Küresel ısınma, dünyada ve ülkemizde tarımsal üretimde dalgalanmalara neden olmaya devam ediyor. Diğer yandan, 2024 yılında ivme kazanan tedarik zincirindeki toparlanmanın büyük ölçüde sürdüğünü gözlemledik. Ancak küresel ölçekte yüksek faiz oranları ve jeopolitik gerilimler yatırım maliyetlerini artırarak tarımsal üretim ve gıda sanayisine yönelik yeni yatırımları sınırlandırmayı sürdürüyor” şeklinde konuştu. “121 üyeyle sektörel temsil gücümüzü artırdık” 2025 yılında TÜGİS’in toplam üye sayısının 121’e ulaştığını belirten Kaan Sidar, gıda sektöründeki temsil güçlerinin önemli ölçüde arttığını ifade etti. Toplu iş sözleşmesi süreçlerinde de aktif rol alarak gıda sanayisinde çalışma barışının korunmasına katkı sağladıklarını söyleyen Sidar, TÜGİS üyelerinde örgütlü işçi sendikalarıyla kesintisiz iletişim içerisinde bulunduklarını hatırlattı. Sidar açıklamalarında; “Gıda sanayisinde sürdürülebilirlik ve iş barışının temelinde güçlü sosyal diyalog yer alıyor. Bu anlayışla 2025 yılı içerisinde 14 toplu iş sözleşmesini hayata geçirdik. Bu sözleşmeler, çalışanların haklarını güvence altına alırken sektörümüzde istikrar ve verimliliğin de önemli bir dayanağını oluşturuyor” dedi. Gıda ekosisteminde kalıcı çözümlerin ancak paydaşların birlikte hareket etmesiyle mümkün olduğuna işaret eden Kaan Sidar, yıl boyunca bu zemini güçlendirdiklerini vurguladı. Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle düzenledikleri 11. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nde “Gıdanın Geleceği için Dönüşüm” temasını ele aldıklarını ifade eden Sidar, zirvede akademiden sanayiye, KOBİ’lerden STK’lara kadar geniş bir katılımcı kitlesini buluşturduklarını söyledi. TÜGİS öncülüğünde yürütülen “Küçük Eller İçin Büyük Gelecekler: Çocuk İşçiliğine Hayır” projesine ilişkin de bilgi veren Kaan Sidar, gıda sektöründe çocuk işçiliğine karşı farkındalık oluşturmayı ve bu sorunun önüne geçmeyi amaçladıklarını dile getirdi. Bu sosyal sorumluluk yaklaşımını, kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturan iletişim çalışmalarıyla da desteklediklerini vurgulayan Sidar, yıl içinde gerçekleştirdikleri TV konuklukları ve webinarlarla gıda sektörünün gündemindeki başlıklara ışık tuttuklarının altını çizdi. “Gıda sanayisinin ihtiyaçlarını en üst düzeyde dile getirdik” Gerçekleştirilen çalışmaları karar alıcılarla paylaşarak kalıcı karşılık bulmasını önemsediklerini vurgulayan Kaan Sidar, kamu kurumlarıyla yakın iletişim içinde olduklarını söyledi. 2025 yılında Cumhurbaşkanlığı makamı başta olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na ziyaretler gerçekleştirdiklerini aktaran Sidar, “Yaptığımız görüşmelerde gıda sanayisinin güncel durumunu ve ihtiyaçlarını en üst düzeyde dile getirdik” dedi. Kamu otoriteleriyle kurdukları yapıcı diyalog sayesinde sektörün öncelik ve beklentilerini doğrudan paylaştıklarını ifade eden Sidar, merkezi yönetimin desteğiyle kamu-özel sektör iş birliğini güçlendirme yönündeki çabalarının süreceğini belirtti. “Bilimsel verilerle kamuoyunu aydınlattık” Kaan Sidar, dezenformasyonla mücadeleyi de önemli bir gündem olarak ele aldıklarını belirterek TÜGİS Bilim Kurulu’nun gıda güvenliği konusundaki çalışmalarını aktardı. Salmonella, Aflatoksin gibi gıda kaynaklı riskler, yumurta ve et ürünlerinde hijyen uygulamaları ve ambalajın gıda güvenliğindeki rolü gibi konularda TÜGİS Bilim Kurulu aracılığıyla açıklayıcı içerikler hazırlandığını kaydetti. Sidar, “Gıdaya dair bilimsel gerçekleri doğrudan tüketiciyle paylaşarak, özellikle sosyal medyada yayılan asılsız iddialarla mücadele etmeye devam ediyoruz. Ürün içeriği, üretim süreçleri, ambalajlama ve saklama koşulları gibi konularda tüketicilerin bilgi sahibi olması, alışverişlerinde bilinçli tercihler yapmalarını ve yanıltıcı söylemlere itibar etmemelerini sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

Indomie Türkiye, 2026 Yılında Tüketicinin   Gündeminde Olacak 5 Gıda Trendini Açıkladı Haber

Indomie Türkiye, 2026 Yılında Tüketicinin Gündeminde Olacak 5 Gıda Trendini Açıkladı

Indomie Türkiye, bu dönüşümü sadece takip eden değil, Türkiye’deki üretim gücü ve vizyoner stratejileriyle değişime yön veren bir marka olarak karşılıyor. Markaların ürün geliştirme süreçlerini tüketicinin bu yeni beklentilerine göre şekillendirmesi gerektiğini vurgulayan Indomie Türkiye Pazarlama Müdürü Aslan Birincikişi, 2026 gıda sektörüne yön verecek 5 tüketici trendini paylaştı. Küresel gıda sektörü 2026’ya yaklaşırken tüketicilerin ürün seçimlerinde yalnızca lezzet, hız ve pratiklik arayışına değil, tarladan sofraya uzanan hikâyeye, üretim süreçlerinin şeffaflığına ve üründen aldığı değerin netliğine odaklandığı bir döneme giriliyor. Bu yeni dönemde güvenilirlik, izlenebilirlik ve fiyat-performans dengesi satın alma motivasyonunun temel unsurları haline gelirken, tüketiciler tanıdık, ulaşılabilir ve sürpriz barındırmayan markalara yöneliyor. Indomie Türkiye, şeffaf üretim anlayışıyla ziyaretlere açık hale getirdiği üretim tesisi, yerel tedarik zinciri yapısı ve tutarlı kalite standartlarıyla tüketicinin bu beklentilerine bütüncül bir güven çerçevesi sunuyor. Ürünlerinin lezzetini, erişilebilirliğini ve istikrarlı deneyimini koruyarak modern tüketicinin hem duygusal hem de fonksiyonel ihtiyaçlarına karşılık veren bir marka konumu ortaya koyduklarını dile getiren Indomie Türkiye Pazarlama Müdürü Aslan Birincikişi, bu kapsamda 2026 gıda sektörüne yön verecek tüketici trendlerini sıralıyor. 1. Duyulara Hitap Eden Ürünler Önem Kazanacak: Mintel’in öngörülerine göre, 2026’da tüketiciler yiyecek ve içecek seçimlerinde tat kadar doku, aroma, renk ve sıcaklık gibi duyusal unsurlara da daha fazla önem verecek. Gün içinde kısa rahatlama anları yaratma ihtiyacı güçlendikçe, markaların ürünlerini bu çok duyulu beklentilere yanıt verecek şekilde tasarlaması bekleniyor. Duyu odaklı bu yaklaşım, tüketicinin ürünle kurduğu bağı derinleştirirken aynı zamanda markalara daha akılda kalıcı ve duygusal olarak destekleyici deneyimler sunma fırsatı yaratıyor. 2. Şeffaflık Öne Çıkacak: Innova Market Insights verilerine göre, küresel olarak tüketicilerin %58’i, ürünlerde kullanılan içeriklerin kökenine dair açık ve anlaşılır bilgi görmek istiyor. Satın alma kararlarını etkileyen bu beklenti, markaları daha sade içerik listeleri sunmaya, tedarik zincirini görünür kılmaya ve üretim süreçlerini daha net şekilde paylaşmaya yönlendiriyor. Gıda ve içecek kategorisinde şeffaflık, yalnızca güven duygusunu artırmakla kalmıyor, aynı zamanda tüketicinin markayla kurduğu uzun vadeli ilişkiyi güçlendiren temel bir tercih kriterine dönüşüyor. 3. Değer Odaklı Tüketim Öne Çıkacak: NielsenIQ Tüketici Görünümü: 2026 Rehberi Raporu’na göre, 2026’da tüketiciler, harcadıkları paranın karşılığını net şekilde görmek istiyor. . Ekonomik koşulların etkisiyle satın alma davranışları yalnızca düşük fiyat arayışından uzaklaşıyor, erişilebilir fiyata yüksek kalite, güvenilirlik ve somut fayda sunan ürünler tercih ediliyor. Fiyat-performans dengesi, tüketicinin “değer odaklı” kararlarını şekillendirirken, markaların sunduğu gerçek fayda ve uzun vadeli değer satın alma motivasyonunun temel belirleyicisi haline geliyor. 4. Konfor Arayışı ve Güven Veren Tercihler Öne Çıkacak: Küresel belirsizliklerin yoğunlaştığı dönemlerde tüketiciler, kendilerine güven veren, yıllar içinde alıştıkları ve hayatlarında yer etmiş markalara yöneliyor. Euromonitor International’ın 2026 Küresel Tüketici Trendleri Raporu’na göre “Comfort Zone” olarak tanımlanan bu eğilim, yenilik arayışının tamamen ortadan kalkmadığı, ancak seçimlerin daha risksiz, tanıdık ve ulaşılabilir seçenekler etrafında şekillendiği bir tüketici davranışına işaret ediyor. 5. Dijital Odaklı Rekabet Artacak: Gelişmiş ülkelerde faaliyet gösteren markalar, erişilebilir fiyatlama, inovasyon ve dijital öncelikli deneyimleri bir araya getirerek küresel ölçekte etkilerini hızla artırıyor. Çin’in ihracat değerinin 2026 yılına kadar 4 trilyon ABD dolarına ulaşması öngörülüyor. İşletmelerin rekabetçi kalabilmesi için mobil öncelikli dijital deneyimlerini güçlendirmesi ve içerik ile ticareti birleştiren kesintisiz alışveriş yolculukları tasarlaması gerekiyor. Şeffaflık, 2026’nın Belirleyici Beklentisi Olacak Sektörün geleceği ve markanın 2026 vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Indomie Türkiye Pazarlama Müdürü Aslan Birincikişi, “2026 projeksiyonları, tüketicinin artık yalnızca tat ve hız arayışında olmadığını, markanın hikâyesine, üretim süreçlerindeki şeffaflığa ve kendisine sunulan değerin gerçekliğine odaklandığını gösteriyor. Gıda ve içecek sektöründe güvenin, tercih kadar bağlılığı da belirleyen temel unsurlardan biri haline geldiğini görüyoruz. Bu doğrultuda Çerkezköy’deki üretim tesisimizi ziyaretlere açmamız, tüketicinin şeffaflık beklentisini karşılayan önemli bir adım oldu. Yaklaşık %70 oranındaki yerel hammadde kullanımımız ise güvenilir, sürdürülebilir ve erişilebilir bir ürün deneyimi sunmayı destekliyor. Erişilebilir fiyat politikamızla değer odaklı tüketimi gözetirken, üretim süreçlerimize dair bilgileri paylaşmaya verdiğimiz önem, markayla kurulan bağı güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor. Teknolojik altyapımız ve yerel üretim kapasitemizle 2026’nın öne çıkardığı güven, kalite ve şeffaflık beklentilerine bugünden karşılık vermeyi hedefliyoruz.” açıklamasında bulundu.

Tarım ve Gıda Fuarı Tuttofood 2026, 100 Binden Fazla Ziyaretçiyi Milano’da Ağırlayacak Haber

Tarım ve Gıda Fuarı Tuttofood 2026, 100 Binden Fazla Ziyaretçiyi Milano’da Ağırlayacak

Türkiye’den yoğun ilgi gören fuarda, SIMEXPO’nun da katılımını teyit etmesi bölgesel ticari potansiyelin giderek güçlendiğini ortaya koyuyor. Türk üreticilerin, distribütörlerin ve ihracatçıların Avrupa ve dünya pazarlarıyla buluşması açısından önemli bir fırsat sunan TUTTOFOOD, 2026’da toplam ziyaretçi ve katılımcı sayısını önceki yıllarda düzenlenen fuarlara kıyasla %15–20 oranında artırmayı hedefliyor. TUTTOFOOD’un 2025 yılında düzenlediği fuar, uluslararası ticaret ajansları ve profesyonel ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle Avrupa takvimindeki en önemli buluşmalardan biri haline gelmişti. İspanya, Polonya, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Çin, ABD, Kanada, Hollanda ve Güney Kore’nin de aralarında bulunduğu 100’den fazla ülkeden 95 bin profesyonel ziyaretçi ağırlanmış; yaklaşık 70 ülkeden 4.200 firma katılım göstermişti. Bu güçlü yapı, 3.000 uluslararası üst düzey alıcıyla önceki yıllarda düzenlenen fuarlara kıyasla neredeyse iki katına ulaşan bir ticari hacim yaratmıştı. Bu başar, tarım-gıda ekosistemi için düzenlenen en büyük B2B fuarlardan biri olan TUTTOFOOD’un üreticileri, dağıtım kanallarını ve küresel pazarları bir araya getiren stratejik bir ticaret platformu olarak konumunu daha da pekiştiriyor. Fuarın uluslararası etkisi, organizatör Fiere di Parma’nın Koelnmesse ile kurduğu küresel iş birliği sayesinde daha da güçleniyor. Anuga ile dönüşümlü ilerleyen bu yapı, TUTTOFOOD’un global ticaret ekosistemindeki rolünü genişletirken uluslararası pazarlarla kurulan köprüleri de sağlamlaştırıyor. 2026’daki güçlü büyüme beklentisi, katılımcıların yüzde 80’inin şimdiden yerini almış olmasından ve uluslararası katılımcı oranının yüzde 30’a ulaşmasından besleniyor. Bu tablo, TUTTOFOOD’u yalnızca Avrupa’nın değil, küresel gıda ticaretinin de en stratejik buluşma noktalarından biri haline getiriyor. Fiere di Parma CEO’su Antonio Cellie “TUTTOFOOD’un ikinci kez düzenlenecek yeni döneminde şimdiden ortaya çıkan güçlü sonuçlar, Milano’nun inovasyon ve bağlantı kültürünü yansıtan dinamizmini ve uluslararası çekim gücünü açıkça ortaya koyuyor. Bu başarı, aynı zamanda stratejik ve bütüncül iş birliklerinin fuarcılık dünyasında nasıl çarpan etkisi yarattığının da somut bir göstergesi. ITA – Italian Trade Agency ile yürüttüğümüz ve dünyanın önde gelen alıcılarını Milano’ya çeken iş birliğimiz, TUTTOFOOD’un en kritik yapı taşlarından birini oluşturuyor. Bununla birlikte, TUTTOFOOD ile dönüşümlü bir takvimde ilerleyen Köln’deki Anuga’nın organizatörü Koelnmesse ile kurduğumuz ortaklık da fuarın küresel niteliğini daha da güçlendiriyor. Bu dönüşümlü yapı, çok yakında küresel gıda sektörü liderleri için temel bir referans noktası haline gelerek uluslararası fuarcılığa benzersiz bir model kazandıracak. Milano ve Köln gibi güçlü fuar geleneğine sahip yenilikçi iki Avrupa şehrini birbirine bağlayan bu platform, sektörün geleceğini şekillendiren stratejik bir merkez niteliği taşıyor. Parma’da çift yıllarda düzenlenen ve Coğrafi İşaretli ürünlerin eşsiz değerini kutlayan Cibus’un da bu ekosisteme dahil olmasıyla birlikte, ortaya uluslararası gıda sektöründe adeta kapsamlı bir ‘küresel gıda galaksisi’ çıkıyor.” Türkiye’den Gelen Güçlü İlgi Fuarın açılmasına altı ay kala; Türkiye, İspanya, Polonya, Yunanistan ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu 34 ülkeden gelen erken katılım teyitleri, TUTTOFOOD 2026’nın sunduğu iş fırsatlarının büyüklüğünü şimdiden gözler önüne seriyor. Türkiye’den SIMEXPO’nun katılım kararı ise Türk gıda sektörünün uluslararası görünürlüğünü artırma yönündeki isteğini yansıtıyor. 3.000’in Üzerinde Üst Düzey Alıcı Milano’da Buluşacak ITA – Italian Trade Agency iş birliğiyle yürütülen Alım Heyeti Programı, 2026 fuarıyla bugüne kadarki en kapsamlı yapısına ulaşacak. Program kapsamında ulusal ve uluslararası pazarlardan 3.000’i aşkın üst düzey profesyonel özenle seçilerek bir araya getirilecek; yüksek nitelikli, odaklı ve verimli iş eşleşmeleri sağlanacak. Program, İtalya’nın önde gelen perakende zincirlerini, süpermarketleri, cash & carry işletmelerini, indirim pazarlarını, organize perakende gruplarını ve ticari yemek hizmeti sağlayıcılarını kapsarken; Avrupa, Orta Doğu, Kuzey ve Güney Amerika, ASEAN bölgesi, Çin, Japonya, Tayvan ve Güney Kore’den önemli alıcıların da katılması bekleniyor. Okyanusya, Güney Afrika ve Orta Asya’dan profesyonellerin de sürece dahil olmasıyla uluslararası çeşitlilik daha da genişleyecek. 2026’da özellikle foodservice profesyonelleri ile zincir restoran ve otel gruplarının karar vericilerinin daha güçlü bir şekilde temsil edilmesi öngörülüyor. On-board catering segmentinin geliştirilmesi ise sektörler arası yeni iş bağlantılarını tetikleyerek TUTTOFOOD’un küresel gıda endüstrisindeki konumunu pekiştirecek. Daha Erişilebilir ve Kullanıcı Dostu Fuar Yerleşimi TUTTOFOOD 2026, ziyaretçilerin fuar deneyimini kolaylaştırmak ve ürün keşfini daha akıcı hale getirmek amacıyla yenilenen, kompakt ve kullanıcı dostu bir yerleşim planı sunacak. 2025’e kıyasla yüzde 15 büyüyerek 90.000 m²’ye ulaşan net sergi alanı, 10 pavyona yayılacak. Türk ve uluslararası katılımcıların aynı alanlarda konumlandırılması, pazarlar arası etkileşimin daha güçlü bir şekilde ilerlemesini sağlayacak. Paketli gıda merkezi, iki çok katlı pavyonda süt ürünleri, şarküteri, dondurulmuş gıdalar, deniz ürünleri, protein kategorileri ve geniş market/kuru gıda hattının entegre bir akışla sergileneceği şekilde yapılandırılacak. Fuar aynı zamanda küresel tüketici trendlerini takip eden, çoğu henüz keşfedilmemiş tarım-gıda segmentlerine de alan açarak yenilikçi bir perspektif oluşturacak. Meyve ve sebze kategorisindeki küresel yenilikleri bir araya getiren Tutto Fruit & Veg alanı; dördüncü ve beşinci nesil ürünlerden egzotik çeşitlere, işlenmiş ürünlerden berrylere kadar geniş bir yelpazeyi kapsayacak şekilde yeniden tasarlandı. 2026’nın en önemli yeniliklerinden biri, hızla büyüyen organik pazarına ayrılan “TuttoBio by Natexpo” alanı olacak. Fiere di Parma ile Natexpo’nun organizatörü SPAS iş birliğiyle geliştirilen bu uluslararası organik pavilyon; Avrupa ve diğer bölgelerden sertifikalı üreticileri, yenilikçi girişimleri ve sektör profesyonellerini tek çatı altında buluşturacak. Unlu mamullerden atıştırmalıklara, şekerlemeden kahveye uzanan tematik bölümler ise küresel paketli gıda sektörünün çeşitliliğini ve dinamizmini güçlendiren alanlar olarak deneyimi tamamlayacak. Ziyaretçi yönlendirmesini kolaylaştıran yeni yerleşim planı, ürün keşfini daha verimli ve etkileşimli bir hale getirecek.

Ali Kopuz: “Gıda Güvenliği Toplum Sağlığının Temel Taşıdır” Haber

Ali Kopuz: “Gıda Güvenliği Toplum Sağlığının Temel Taşıdır”

Kamuoyunun gıda konusundaki hassasiyetinin son derece doğal olduğunu belirten İSTİB Başkanı Ali Kopuz, “Güvenli gıda zincirindeki en küçük aksaklığın büyük sorunlar doğurması bilimsel bir gerçek. Bu nedenle güvenilir gıda konusuna Devletimiz de gıda sektörü olarak biz de son derece hassasız. Devletimizin yetkili kurumlarının yaptığı son derece sıkı denetimleri gıda sektörü olarak memnuniyetle karşılıyor ve mükemmelleşme sürecimizin basamakları olarak görüyoruz. Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta, gıda güvenliği konusundaki en büyük tehdidin, hiçbir kaydı bulunmayan, bu nedenle de denetlenmeyen merdiven altı üreticilerden geldiği gerçeğidir” şeklinde konuştu. “Merdiven Altı Toplum Sağlığını Tehdit Ediyor” Gıda sektörünün birçok kurum tarafından kesintisiz olarak denetlendiğine dikkat çeken Başkan Ali Kopuz, “Fırınlardan marketlere, gıda depolarından restoranlara, yemek fabrikalarından her türlü gıda imalathanelerine kadar gıda işi yapan herkes periyodik olarak denetleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve belediyeler bu denetimleri tabiri caizse amansız bir biçimde yapıyorlar. Yapılan denetimler, sektörümüzün gelişmesine, eksiklerini gidermesine kısaca mükemmelleşmesine katkıda bulunuyor. Böylece rekabet gücümüz de artıyor ve gıda sektörü güçleniyor. Ancak gıda üretip de denetlenmeyen yerler de var. Bunlar merdiven altı tabir edilen gayrı resmi işletmelerdir. Toplum sağlığını asıl tehdit eden yerler de buralarıdır” dedi. İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz, ‘görünmez’ olarak tabir ettiği merdiven altı işletmelerin Devlet tarafından fark edilmesi için hem sektöre hem de tüketicilere görev düştüğünü belirterek, “ Devlet bu tip işletmeleri gördüğü anda gereğini yapıyor; hem cezalandırıyor, hem de kapatıyor… Tüketicilerin, kâr hırsıyla sağlıklarını tehdit eden bu işletmeleri ilgili makamlara şikâyet etmeleri gerekiyor. Gıda sektörünün de haksız rekabetin tüm unsurlarıyla kendilerine zarar veren merdiven altı konusunda tereddütsüz tavır koyması gerekiyor” dedi. “Gıda Terörizmiyle Mücadele Timleri Kurulmalı” Merdiven altı gıda işletmelerinin toplum sağlığını tehdit etmesinin yanında Devleti de büyük gelir kaybına uğrattığını hatırlatan İSTİB Başkanı Ali Kopuz şunları söyledi: “ Merdiven altı, gayrı resmi gibi kavramlar, sözkonusu gıda ve toplum sağlığı ise hafif kalıyor. Bunun adı gıda terörizmi, bu işi yapanlar da gıda teröristidir. Asla müsamaha gösterilmemeli, pazar yerlerinden internet sitelerine kadar her nokta dikkatle takip edilerek kaynağı belirsiz ürünleri üretenlere ulaşılıp gereği yapılmalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

4. Gıda İnovasyon Zirvesi’nde Markalaşma Ele Alındı Haber

4. Gıda İnovasyon Zirvesi’nde Markalaşma Ele Alındı

Zirvede konuşan Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, Türkiye’nin hâlihazırda 30 milyar dolara ulaşan gıda ihracatının artması için nitelikli markalaşmaya vurgu yaptı. “Tüketiciyi tanımıyorsanız, ‘inovasyon’ sandığınız şey karşılık bulmaz” diyen Sidar, tüketici alışkanlıklarının belirleyici rolüne ve bilimsel veriye dayalı pazarlama faaliyetlerinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin özgün tarımsal gücünü markalaştırma çağrısı da yapan Kaan Sidar, “Zeytinyağında dökme satışla küresel markalara değer kazandırmak yerine kendi markalarımızı güçlendirmeliyiz. Fındıkta dünya lideriyiz, kayısı ve incirde de üstünlüğümüz var. Bu ürünleri dünya sofralarına taşıyan güçlü pazarlama stratejileri geliştirmeliyiz” ifadelerini kullandı. Gıda sektörü ekosistemini bir araya getiren 4. Gıda İnovasyon Zirvesi, Boğaziçi Üniversitesi’nin tarihi atmosferinde gerçekleşti. Zirve kapsamında gün boyunca düzenlenen panellerle gıda sektöründe inovasyonun, sürdürülebilirliğin ve markalaşmanın geleceği masaya yatırıldı. Katılımcılar, gıda mühendisliğinin sektörün gelişimindeki rolünü, yeni nesil teknolojilerin tedarik zincirinde verimliliği nasıl artırdığını ve dijitalleşmenin üretim süreçlerine kazandırdığı hız ve kaliteyi örneklerle paylaştı. “Marka itibarı korunmalı” “Gıda Sektörünün Ekonomik Dönüşümü ve Küresel Rekabetçilik” başlıklı panelde konuşan Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, “Bu zirveyle birlikte Türkiye’nin gıda sektöründeki inovasyon potansiyelini bir kez daha ortaya koyuyoruz. Sürdürülebilir üretimden markalaşmaya kadar uzanan bu dönüşüm, ülkemizin bölgesinde lider konumunu güçlendiriyor” dedi. Ülkemizde gıda sektörünün gelişmesi ve küresel rekabette yerini alması için daha fazla markanın öne çıkması gerektiğinin altını çizen Sidar, “Bunun için de pazarlama faaliyetlerinin daha hızlı gelişmesi gerekiyor. Marka itibarını korumadan oluşturulan strateji ise sürdürülebilir değildir. Ardından dağıtım operasyonunun ve sahadaki ağın kurulması gerekiyor. Bunu ya kendimiz kurarız ya da ehline teslim ederiz. Ancak bu iki adım sağlam olursa tüketimi sürekli hale getirebilir, alışkanlık yaratabiliriz. Üçüncü adım ise etkili pazarlama; mesajı doğru zamanda ve koordineli biçimde devreye aldığımızda gıda pazarımız daha hızlı gelişim gösterir” ifadelerini kullandı. “İnovasyon tüketicinin işine yaramalı” İnovasyonun da doğru tanımlanması gerektiğini belirten Sidar, “Ambalajda küçük bir makyaj ya da ürün içeriğine rastgele bir ek yapmayı inovasyon gibi sunmak yanıltıcı olur. Tüketiciye pratik bir çözüm, ayırt edici bir lezzet, işlevsellik ya da kullanım kolaylığı gibi gerçek bir fayda sunmak esas hedeftir. Bu da sistematik araştırma, test ve analiz gerektirir. Türkiye’de bu yolda mesafe alan, bölgesel marka konumuna gelmiş çok sayıda gıda şirketimiz var. Ayrıca satın almalar yoluyla küresel markaları bünyesine katıp büyüten başarılı yerli sermaye örnekleri de mevcut” dedi. Türkiye’nin özgün tarımsal gücünü markalaştırma çağrısı da yapan Kaan Sidar, “Zeytinyağında dökme satışla küresel markalara değer kazandırmak yerine kendi markalarımızı güçlendirmeliyiz. Fındıkta dünya lideriyiz, kayısı ve incirde de üstünlüğümüz var. Bu ürünleri dünya sofralarına taşıyan güçlü pazarlama stratejileri geliştirmeliyiz” dedi. Gıda ihracatı 30 milyar dolara ulaştı Türkiye’nin dış ticaret performansını da güncel örneklerle değerlendiren Kaan Sidar, “Hâlihazırda ihracatımız 200 milyar dolar bandında, gıda sektörü ise 30 milyar dolara dayandı ancak bu rakam Avrupa ülkelerinde çok daha yüksek seyrediyor” dedi. İhracat stratejileri kapsamında Çin pazarını ele alarak tüketici alışkanlıklarının belirleyici rolüne dikkat çeken Sidar, marka dilinin kültürel uyumu için de uyarıda bulundu. İsimlendirme hatalarının maliyetine atıfla, pazar testlerinin bilimsel yöntemlerle yapılması gerektiğini vurguladı. “Veriye dayalı inovasyon, küresel rekabetin yeni dili olacak” Sanayi tarafında ise inovasyon ve dijitalleşme gündemini öne çıkaran Sidar, “Endüstri 4.0, otomasyon ve yapay zeka destekli planlama ile lojistik optimizasyonu maliyeti düşürüyor, böylelikle verimliliği artırıyor. Bu yatırımlar için özkaynak yanında uygun teşvikler de sağlanmalı” dedi. Katma değerin, kârlılığı yeniden yatırıma çeviren bir disiplin olduğunun altını çizen Sidar, “Dünya yerinde durmuyor; sadece tüketiciyi derinlemesine anlayan, veriye dayalı inovasyon yapan ve sanayisini teknolojiyle güncelleyen şirketler kalıcı başarıya ulaşabilir” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şenpiliç, Türkiye 15. Gıda Kongresi’nde Gıda Güvenliği Vizyonunu Paylaştı Haber

Şenpiliç, Türkiye 15. Gıda Kongresi’nde Gıda Güvenliği Vizyonunu Paylaştı

Gıda sektöründe kalite, güvenlik ve sürdürülebilirliği temel alan üretim anlayışıyla öne çıkan Şenpiliç, akademi ve sanayi iş birliğini güçlendiren bu önemli organizasyonda yer aldı. Kalite ve Güvence Direktörü Savaş Ceylanlı, kongrede gerçekleştirdiği konuşmada piliç eti üretiminde patojen kontrolü, biyogüvenlik ve gıda güvenliği uygulamalarına ilişkin güncel yaklaşımları paylaşarak, Şenpiliç’in kalite ve güvenlik standartları konusundaki çalışmalarını anlattı. Bilim ve gıda sektörü Sakarya’da buluştu Sakarya Üniversitesi Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 15. Türkiye Gıda Kongresi, gıda biliminin farklı alanlarında çalışan akademisyenleri, kamu temsilcilerini, sektör profesyonellerini ve öğrencileri bir araya getirdi. Kongre, gıdayı yalnızca üretim süreçleriyle değil; bilimsel, teknolojik, kültürel ve toplumsal boyutlarıyla ele alan multidisipliner bir yaklaşımla gerçekleştirildi. Oturumlarda; gıda güvenliği, gıda egemenliği, sürdürülebilir üretim, inovasyon, kalite yönetimi, gıda ve sanat, ayrıca gıdaya ilişkin yanlış bilgilerin yayılımı gibi çok sayıda konu bilimsel bir bakış açısıyla ele alındı. ‘Güvenli, sağlıklı ve yüksek kaliteli ürünler sunuyoruz’ Kongrede konuşmacı olarak yer alan Şenpiliç Kalite ve Güvence Direktörü Savaş Ceylanlı, “Piliç Eti Üretiminde Gıda Patojenleri Kontrolü” konusunda sektördeki güncel yaklaşımları değerlendirerek, Şenpiliç’in üretim süreçlerinde uyguladığı gıda güvenliği standartlarını anlattı: “Şenpiliç olarak, piliç eti üretiminde gıda güvenliğini her zaman en öncelikli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Üretim zincirimizin her aşamasında patojen risklerini kontrol altına almak için titizlikle çalışıyoruz. Çiftliklerden kesim ve işleme tesislerine uzanan süreçte biyogüvenlik ve hijyen uygulamalarını eksiksiz yürütüyor; süreçlerimizi izlenebilirlik sistemleri ve laboratuvarlarımızda düzenli olarak yapılan binlerce test ile sürekli doğruluyoruz. Bu bütüncül yaklaşım, gerektiğinde hızlı aksiyon almamızı sağlayarak tüketicilerimize güvenli, sağlıklı ve yüksek kaliteli ürünler sunmamızın temelini oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.