Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Girdi Maliyetleri

Kapsül Haber Ajansı - Girdi Maliyetleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Girdi Maliyetleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Denizli Büyükşehir’den Üreticiye 2 Milyon Kiloluk Gübre Desteği Haber

Denizli Büyükşehir’den Üreticiye 2 Milyon Kiloluk Gübre Desteği

Denizli Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimi desteklemek ve artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin yükünü hafifletmek amacıyla hayata geçirdiği gübre desteği projesini tamamladı. Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun talimatıyla yürütülen proje kapsamında, il genelinde 9 bin 847 üreticiye toplam 2 milyon 46 bin 200 kilogram gübre ulaştırıldı. Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen dağıtımlar, 19 ilçede düzenlenen törenlerle üreticilere teslim edildi. Projenin son etabında Merkezefendi ve Pamukkale ilçelerindeki çiftçilere gübreleri verildi. Bu kapsamda Merkezefendi’de 201 üreticiye 783 çuval, Pamukkale’de ise 414 üreticiye 1.626 çuval gübre dağıtıldı. Toplamda 40 bin 924 çuval gübrenin üreticiyle buluşturulduğu proje, özellikle artan maliyetler karşısında zorlanan çiftçiler için önemli bir destek oldu. Başkan Çavuşoğlu: “Üreticimizin alın terini koruyoruz” Dağıtım törenlerinde üreticilerle bir araya gelen Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, üretimin sürekliliğine vurgu yaptı. Başkan Çavuşoğlu, “Denizli’de tarımsal üretimi güçlendirmek, çiftçimizin alın terinin karşılığını almasını sağlamak en büyük önceliğimiz. Artan maliyetler karşısında üreticimizi yalnız bırakmıyoruz. Bugün burada son bulan dağıtımlarımız aslında yeni projelerimizin de habercisi. Biz her zaman üretenin yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Çavuşoğlu: Betona değil, üretene yatırım yapıyoruz Haber

Başkan Çavuşoğlu: Betona değil, üretene yatırım yapıyoruz

Güney ilçe merkezinde düzenlenen programa Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Güney Belediye Başkanı Mehmet Ali Eraydın, DBB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Yücel Arazsu, üreticiler ve çok sayıda vatandaş katıldı. “Üreten baş tacı olacak dedik” Programda konuşan Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu, tarımın ve üreticinin stratejik önemine dikkat çekerek, yerel yönetim anlayışlarının merkezine üretimi koyduklarını ifade etti. “Tohumla toprağı buluşturanı baş tacı edemezsek şehirde yiyecek ekmek bulamayız” diyen Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, kırsalda üretimin devamlılığının kent yaşamının sürdürülebilirliği açısından hayati olduğunu vurguladı. Göreve geldikleri günden bu yana “betona değil, üretene yatırım” anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Başkan Çavuşoğlu, artan girdi maliyetleri ve düşen alım gücü karşısında üreticinin yalnız bırakılmayacağını söyledi. “Bu kaynaklar sizlerin emeğidir” Desteklerin hiçbir siyasi ayrım gözetmeden, belirlenen kriterler çerçevesinde dağıtıldığını ifade eden Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu, “Bir terazi açtık. Şartlarımızı belirledik. Kim bu şartları taşıyorsa yanında olduk. Hiç kimseyi siyasi görüşüne göre ayırmadık” dedi. Kaynakların emanet bilinciyle yönetildiğini dile getiren Başkan Çavuşoğlu, yapılan yardımların vatandaşın vergisinden karşılandığını belirterek, “Bu kaynaklar sizlerin emeğidir. Bizler sadece emanetçisiyiz” ifadelerini kullandı. Başkan Çavuşoğlu ayrıca Güney’de kreş, sosyal tesis ve çok amaçlı kullanım alanlarını içeren yeni bir yatırımın temelinin bu yıl içinde atılacağını açıkladı. “Üreten çiftçi rekabet edemiyor” CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum ise konuşmasında artan mazot ve gübre fiyatlarına dikkat çekerek, üreticinin ciddi bir maliyet baskısı altında olduğunu söyledi. Geçmişte bir kilogram buğdayla bir litre mazot alınabildiğini hatırlatan Horzum, bugün aynı mazotu alabilmek için yaklaşık beş kilogram buğday verilmesi gerektiğini ifade etti. Komşu ülkelerde mazot ve gübre fiyatlarının daha düşük olduğuna dikkat çeken Horzum, bu şartlarda Türk çiftçisinin rekabet gücünün zayıfladığını belirtti. Horzum, CHP’li yerel yönetimlerin üreticiye yönelik desteklerinin süreceğini vurguladı. “Güney küçük arazilerde büyük emek veriyor” Güney Belediye Başkanı Mehmet Ali Eraydın ise ilçede geniş tarım arazileri yerine daha küçük ve emek yoğun üretim alanlarının bulunduğunu belirterek, üzüm, kekik ve tütün üretiminin bölge için büyük önem taşıdığını ifade etti. Yapılan gübre desteğinin ilçede ciddi bir karşılık bulduğunu söyleyen Güney Belediye Başkanı Eraydın, önümüzdeki aylarda kreş, etüt merkezi ve konferans salonu projelerinin temelinin atılacağını açıkladı. Tüm desteklerin vatandaşın vergileriyle sağlandığını vurgulayan Eraydın, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini dile getirdi. 2026’da da destekler sürecek DBB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Yücel Arazsu ise tarımsal desteklerin sistematik ve planlı biçimde sürdürüldüğünü belirtti. 2024 yılından bu yana düzenli hale getirilen tarımsal destek programlarının 2026 yılında da kararlılıkla devam edeceğini ifade eden Arazsu, yalnızca bu yıl il genelinde 9 bin 847 üreticiye toplam 2 milyon 46 bin kilogram gübre desteği sağlandığını açıkladı. Konuşmaların ardından Başkan Çavuşoğlu ve protokol üyeleri tarafından Güney ilçesindeki 798 üreticiye toplam 3 bin 640 çuval kompoze gübre desteği verildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küçükbaş Hayvancılık Organik Destek Kapsamına Alınmalı Haber

Küçükbaş Hayvancılık Organik Destek Kapsamına Alınmalı

Çelik, küçükbaş hayvancılığın stratejik bir sektör olduğuna dikkat çekerek, organik destekleme kapsamına alınması çağrısında bulundu. Hayvan refahının sürdürülebilir üretimin temel anahtarı olduğunu vurgulayan Çelik, et ve süt verimliliği ile kalitesinin artırılmasının ancak sağlıklı beslenme, hijyenik barınma koşulları ve stresten uzak doğal yetiştirme ortamlarıyla mümkün olacağını ifade etti. Çelik, "Verim ve kaliteyi artırmanın yolu, hayvan refahını merkeze alan üretim modelinden geçmektedir" dedi. Küçükbaş hayvancılıkta özellikle düşük yavru kayıpları ile erken kuzu ve oğlak ölümlerinin sektörde ciddi kayıplara yol açtığını belirten Çelik, bu sorunun çözümü için saha temelli projelerin, üretici eğitim programlarının ve teknik destek mekanizmalarının hızla devreye alınması gerektiğini söyledi. Artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin korunmasının artık stratejik bir zorunluluk haline geldiğini dile getiren Çelik, toplumun sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişim ihtiyacının her geçen gün arttığını kaydetti. Kırmızı et tüketiminde daha sağlıklı bir yönelimin teşvik edilmesi gerektiğini belirten Çelik, koyun ve keçi etinin doğal beslenme koşulları sayesinde yüksek protein değeri ve sağlıklı yapısıyla öne çıktığını ifade etti. Çelik, birçok ürüne organik tarım desteği verildiğini ancak doğada serbest şekilde beslenen, laboratuvar üretimine dayanmayan ve tamamen doğal şartlarda yetişen küçükbaş hayvanların organik destekleme kapsamı dışında bırakılmasının büyük bir eksiklik olduğunu vurguladı. Çelik Küçükbaş hayvancılığın ağır ve caydırıcı şartlara tabi tutulmadan doğrudan organik destekleme kapsamına alınması gerektiğini belirtti. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı'na çağrıda bulunan Çelik, küçükbaş hayvancılığın doğrudan organik destek kapsamına alınmasını, koyun ve keçi etinin besin değeri ve sağlık açısından üstün yönlerinin kamu spotlarıyla topluma anlatılmasını, küçükbaş et tüketimini artırmaya yönelik ulusal bilinçlendirme kampanyalarının başlatılmasını ve üreticiyi koruyacak sürdürülebilir teşvik mekanizmalarının güçlendirilmesini talep etti. Küçükbaş hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını ifade eden Çelik, sektörün kırsal kalkınmanın, gıda güvenliğinin ve sağlıklı nesillerin teminatı olduğunu söyledi. Çelik, "Bugün küçükbaş hayvancılık, ithalata dayalı kırmızı et politikalarına karşı yerli ve milli üretimin en güçlü sigortasıdır. Doğru destek modeliyle Türkiye bu alanda sadece kendi ihtiyacını karşılayan değil, ihracat potansiyelini artıran bir ülke konumuna yükselebilir" değerlendirmesinde bulundu. Toplantıya; Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Aliye Aras, Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan yardımcısı Prof. Dr. Ali Akyıldız, Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Tarım ve Sosyal Projelerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Baş, Denetleme Kurulu Üyesi Süleyman Tanrıverdi ve Genel Başkan Danışmanı Prof. Dr. Halit Kanca katıldı. Çelik, açıklamasını "Üreticimizin emeğini koruyan, halkımızın sağlıklı gıdaya erişimini önceleyen ve ülkemizin küçükbaş hayvancılık potansiyelini en üst seviyeye taşıyacak her adımda birlik içinde hareket etmek zorundayız. Diyerek, sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜRKBESD 2025 Yılı Verilerini Açıkladı: İhracat Hacmi 2017 Seviyelerine Geriledi  Haber

TÜRKBESD 2025 Yılı Verilerini Açıkladı: İhracat Hacmi 2017 Seviyelerine Geriledi 

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2025 yılı sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre 2025 yılında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda %3 oranında daralma yaşandı. 2025 yılı iç piyasa satışları 9,9 milyon adet olarak gerçekleşti. İhracatta ise son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken 2025 yılında ihracat, bir önceki yıla kıyasla 2,2 milyon adet, yani %10 oranında azaldı. İhracatta devam eden düşüş üretim adetlerine de yansırken 2025 yılı üretim miktarı geçen yıla göre %9 oranında geriledi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet olarak kaydedilen ihracat hacminin 2017 seviyelerine geri döndüğünü belirten TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül bu durumun sektör için son 10 yılda elde edilen kazanımların kaybedilme riski anlamına geldiğini vurguladı. “İhracatı destekleyecek politikalara her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyoruz” “Can damarı ihracat olan sektörümüzde, ihracat hacminin on yıl önceki seviyelere geri dönmüş olması sanayimiz adına endişe vericidir. Bu durum, rekabet gücümüzün korunması açısından kritik bir eşiğe gelindiğini göstermektedir” diye konuşan Şengül, üretiminin yaklaşık %70’ini ihraç eden bir sektör olarak, bu kayıpların kalıcı hale gelmemesi için ihracatı destekleyecek politikalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Şengül, artan girdi, enerji ve finansman maliyetleri ile ticaret politikalarındaki belirsizliklerin rekabetçiliği giderek daha kırılganlaştırdığını söyledi. Buna ek olarak, Şengül, dış pazarlarda Uzak Doğulu oyuncuların rekabetçi maliyetlerle elde ettikleri pazar payı kazanımlarının da sektör üzerinde ilave baskı oluşturduğunu belirtti. “Rekabetçiliği etkileyen faktörlerin başında hammaddeye erişim ve girdi maliyetleri geliyor. Son dönemde bazı ürün gruplarına yönelik başlatılan anti-damping soruşturmalarının önlemle sonuçlanması ve devam etmekte olan soruşturmalar, halihazırda yüksek olan girdi maliyetlerimizi daha da artırma riski taşıyor” diyen Şengül, tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, sanayi üretimini, ihracatı ve rekabet gücünü koruyacak dengeli ve öngörülebilir politika adımlarının sektör açısından kritik hale geldiğini ifade etti. "Türkiye, ‘Made in Europe’ sürecinin dışında bırakılmamalı” Avrupa Birliği’nde son dönemde gündeme gelen “Made in Europe” tartışmalarını da sektör olarak hassasiyetle yakından takip ettiklerini belirten Şengül konuyla ilgili şunları söyledi: “Made in Europe” düzenlemesinin gündeme gelmesi halinde, mevcut ekonomik entegrasyon düzeyi, mevzuat uyumu ve iklim hedefleri dikkate alınarak Türkiye’nin bu sürecin dışında bırakılmaması gerektiği kanaatindeyiz”. Şengül, AB sanayisiyle güçlü entegrasyonun önemli bir diğer başlığı olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) etkisinin rekabetçiliği doğrudan etkileyebileceğine de değinerek “SKDM uygulamaları ve “Made in Europe” gibi yaklaşımların, AB ile derin biçimde entegre olmuş sanayimiz açısından rekabetçilik kaybı yaratmaması için, Türkiye’nin tedarik zincirlerindeki konumu dikkate alınarak değerlendirilmesini son derece önemli buluyoruz” dedi. “2026 daha temkinli bir döneme işaret ediyor” İhracattaki daralmayla beraber üretim seviyelerinde gözlenen düşüşün uzun süreli hale gelme riskine dikkat çeken Şengül, “İç pazarın yeniden ve sürdürülebilir biçimde hareketlenmesi her zamankinden daha önemlidir. Özellikle artık günümüzde temel ihtiyaç ürünleri arasında yer alan beyaz eşyada, tüketicilere yönelik taksit olanaklarının güçlendirilmesi ve finansmana erişimi kolaylaştıracak adımların atılması iç pazarın sağlıklı işleyişine katkı sunacaktır” dedi. Şengül sözlerini şöyle tamamladı: “İhracat ve iç pazarda gözlenen zayıf seyir, sektörümüz açısından 2026’da daha temkinli bir döneme işaret ediyor. Bu süreçte, üretim ve ihracat kapasitemizin korunması; istihdamın sürdürülebilirliği ve yurtdışında rekabet gücümüzün devamı açısından belirleyici olacaktır. Bu nedenle girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılması kritik önem taşımaktadır.” “Anti-damping uygulamaları girdi maliyetlerini artırıyor, rekabet gücünü zayıflatıyor” Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde önemli girdi maliyetlerinden olan yassı çelik, emniyet camları ve polistiren malzeme gruplarındaki korumacı politikalar hakkında güncel bilgileri paylaşan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör girdi maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirtti. Son gelişmeleri değerlendiren Yavuz, “Girdi maliyetlerimizin yaklaşık %17’sini oluşturan yassı çelik ürünleri kapsamında yer alan soğuk, galvaniz ve boyalı saclara yönelik devam eden anti-damping soruşturmasının, sektörümüzün ihtiyaçları da dikkate alınarak, ülkemizin bütüncül ekonomik çıkarlarına uygun şekilde yürütülmesi ve önlemsiz olarak sonuçlandırılması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, bu ürünlerin bir bölümü, yerli üretimle karşılanamayacak teknik özellikler taşımakta ve sadece belirli kalite ve ölçülerde ithalat yoluyla temin edilebilmektedir. Sektörümüzün rekabetçiliğini koruyabilmesi, ihracat kapasitesini sürdürebilmesi ve istihdamı muhafaza edebilmesi için girdi maliyetlerinin makul ve öngörülebilir seviyelerde tutulması hayati önemdedir. Aksi halde, mevcut gümrük vergilerine ek olarak soruşturma sonucu yeni bir verginin daha getirilmesi, hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzün zayıflamasına neden olacaktır” dedi. “Rekabet ettiğimiz ülkelerde bulunmayan maliyet kalemleri sektörde yük oluşturuyor” TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Benay Bakışkan, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Bakışkan, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Aralık 2025 itibarıyla %1550- %1666,7 bandında artarken, Aralık 2025 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla %735,5 ve %596,1 gerçekleşmiştir. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon USD seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir” dedi. Bu artışların üretim planlaması ve nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade eden Bakışan, mevcut rekabet kaybının aciliyeti dikkate alınarak GEKAP yükümlülüklerinin sektör açısından geçici süreyle sıfırlanması veya yarıya indirilmesinin sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca, GEKAP’ın ürün ağırlığı üzerinden hesaplanmasının da sektörü ürünlerinin yapısal unsurlarından (çamaşır makinesi denge ağırlığı vb.) dolayı orantılı olmayan hesaplamalara neden olduğunu; bu ürünlerin aynı birim ağırlık esasına tabi tutulmaması gerektiği ve alternatif bir hesaplama yöntemine geçiş yapılmasına ihtiyacı bulunduğunu belirtti. “Enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak her türlü teşvik milli servete katkı” Beyaz eşya sektörünün, üretimden satışa ve satış sonrası hizmetlere kadar geniş bir ekosistemi ifade ettiğini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, iç pazardaki sürekliliğin sektör için taşıdığı öneme dikkat çekti. “İç pazarı destekleyecek ve sürdürülebilir talebi güçlendirecek adımların gecikmeden hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor” diye konuşan Kuseyri, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasına yönelik kapsamlı bir hareket planına duyulan ihtiyacı dile getirdi. Kuseyri şöyle devam etti: “Bilindiği gibi beyaz eşya sektörü olarak gelişen teknolojiler ve inovasyon sayesinde her geçen gün daha yüksek enerji tasarrufu sağlayan ürünleri üretiyor ve piyasaya sunuyoruz. Bu tasarruf, yalnızca doğal kaynakların korunmasına değil, aynı zamanda tüketicilerimizin bütçesine doğrudan katkı sağlıyor. Bu yaklaşımın, ülkemizin, tüketicilerimizin ve sektörümüzün ortak faydasına hizmet eden; çevresel, ekonomik ve endüstriyel sürdürülebilirliğin anahtarı olacağına inanıyoruz.” Yakın zamanda yapılan bir çalışmanın da detaylarını paylaşan Kuseyri, 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda hacimlerin %18 oranında artmış olmasına karşılık enerji tüketiminde %16 tasarrufu sağlandığının altını çizdi. “Bu veriler ışığında, enerji verimli ürünlerin piyasada yaygınlaşması, sadece ülkemizin yıllık enerji tasarrufu miktarını artırmakla kalmayacak; aynı zamanda kaynakların verimli kullanımını sağlayarak üretime güç katacak ve ihracatta kaldıraç rolü oynayacaktır” diyen Kuseyri, bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak her türlü teşvikin, milli servete ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlayacağını vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir Tarımının Yol Haritası Kooperatiflerle Belirleniyor Haber

İzmir Tarımının Yol Haritası Kooperatiflerle Belirleniyor

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, kooperatifleşmede Türkiye’nin önde gelen kenti İzmir’de tarımsal kalkınma kooperatifleriyle bir araya geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kooperatif Toplantıları” kapsamında, su ürünleri ve sulama kooperatiflerinin ardından tarımsal kalkınma kooperatifleriyle ilk toplantı gerçekleştirildi. “Kooperatiflerle Büyüyen Dayanışma, Güçlenen Üretim” sloganıyla düzenlenen toplantının ilk etabında Küçük Menderes Havzası’ndaki kooperatifler buluştu. Tarihi Havagazı Fabrikası’nda yapılan toplantının moderatörlüğünü Prof. Dr. Yusuf Kurucu üstlendi. Kooperatiflerin sorunları masaya yatırıldı Toplantıda Başkan Tugay, kooperatif temsilcilerine tek tek söz vererek ekimden hasada kadar yaşanan sorunları, talepleri ve önerileri dinledi. Kooperatif temsilcileri; iklim krizi, sulama, markalaşma ve pazarlama, artan girdi maliyetleri, tarımsal eğitim eksikliği ve haksız rekabet gibi birçok başlıktaki sorunlarını dile getirdi. Karşılıklı görüş alışverişiyle tarımda izlenecek yol haritası belirlendi. Kısa vadede çözülebilecek konular için anında talimatlar verilirken, orta ve uzun vadeli sorunlar için planlama yapıldı. Su sorununa dikkat çekti Toplantıda kooperatiflere seslenen Başkan Tugay, İzmir’de farklı sektörlerde geçimini sağlayan insanların sorun yaşamadan, hatta koşullarını iyileştirerek hayatlarını sürdürmesini hedeflediklerini söyledi. En önemli sorunun su olduğuna dikkat çeken Tugay, artan hava sıcaklıkları ve orman yangınlarının tesadüf olmadığını, bu sorunların önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceğini vurguladı. Bu noktada “Her şeyi doğru yapıyor muyuz?” sorusunun sorulması gerektiğini belirten Tugay, doğru ürün ve sulama yöntemlerinin seçilip seçilmediğinin, hayvancılığın bilimsel esaslara göre yapılıp yapılmadığının sorgulanmasının önemine işaret etti. Geleneksel yöntemlerin yanı sıra, kısa vadeli beklentilerle ve bilimsel temele dayanmadan yapılan üretim tercihlerinin yaygın olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, tarımda kararların bilgi ve bilime dayalı olarak alınması gerektiğini ifade etti. “Bize düşeni biz yapalım, size düşeni siz yapın” Dünya tarımında bilime dayalı üretim modelini benimseyen Hollanda’yı örnek gösteren Başkan Tugay, “Bizim herkesin bilgisine sonsuz saygımız var. Ama başka ülkelere baktığımız zaman çiftçisinin emeğinin karşılığını aldığını görüyoruz. Biz fidan dağıtıyoruz, fidanların yarısı kuruyor, dikilmiyor. Hayvan dağıtalım diyoruz, bu hayvanları beslemek çoğaltmak yerine satmayı tercih ediyorlar. Bu iş, belediyenin tek taraflı, iyi niyetli adım atmasıyla çözülmüyor. Burada en doğrusu nedir, buna kafa yormamız ve bu kararları birlikte vermemiz gerekiyor. Ondan sonra bize düşeni biz yapalım, size düşeni siz yapın” dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin büyük ve güçlü bir kurum olduğunu ifade eden Başkan Tugay, son yıllarda birçok sorunun giderildiğini ve çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Tugay, “İzmir Büyükşehir Belediyesi, bundan iki sene öncesine göre daha iyi durumda. Problemli olan birçok şeyi düzelttik; düzeltmeye devam ediyoruz. Ama bazı konular var ki bunlar bizim paramızın olup olmamasıyla ilgili değil. İlla ki yanlış ürün seçilirse, fazla su tüketilirse bu sorunları çözemeyiz” diye konuştu. “Doğru olan neyse, birlikte onu yapacağız” İzmir’in tarım arazileri ve havzalarının zenginliğine dikkat çeken Başkan Tugay, tarımın İzmir için özenle ele alınması gereken bir alan olduğunu vurguladı. Bu konuda kapsamlı değerlendirmeler yaptıklarını belirten Tugay, doğru adımların atılması için kooperatiflerin görüşlerinin de büyük önem taşıdığını söyledi. Amaçlarının yalnızca toplantı yapmak değil, doğruyu birlikte bulmak olduğunu ifade eden Başkan Tugay, kooperatifleri güçlü ve önemli yapılar olarak gördüklerini belirtti. Kooperatifçiliği desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Tugay, “Kooperatifler birliktir, birlikten gelen güçtür. Doğru olan neyse, birlikte onu yapacağız” dedi. Üngür: İzmir’deki kooperatiflerde 19 bin ortağımız var Toplantıda İzmir’in kooperatif yapısına ilişkin bilgi veren İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, kent genelinde toplam 289 kooperatif bulunduğunu, bunların 163’ünün tarımsal kalkınma kooperatifi olduğunu söyledi. Kooperatif sayısının fazlalığı nedeniyle toplantıları iki etap halinde planladıklarını belirten Üngür, ilk etapta Küçük Menderes Havzası ve Kemalpaşa’daki kooperatiflerin davet edildiğini ifade etti. Üngür ayrıca İzmir’deki kooperatiflerde yaklaşık 19 bin ortağın yer aldığını, kooperatifleşmenin en yoğun olduğu ilçenin Bergama olduğunu; onu Ödemiş, Tire ve Bayındır’ın izlediğini belirtti. Birinci Derece Tarımsal Kalkınma Örgüt Belgesi sayısının 12’ye ulaştığını aktaran Üngür, İzmir’in bu alanda Türkiye genelinde ikinci sırada yer aldığını söyledi. Prof. Dr. Kurucu: Tedbir almazsak 2079’a kadar hiçbir şey kalmayacak Toplantıda konuşan Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Türkiye’nin kuraklık haritası verilerini yıllara göre karşılaştırmalı olarak anlattı. Yusuf Kurucu, “Bilim yıllardır iklimin değişeceğini söylüyor. O nedenle ayağımızı yorganımıza göre uzatacağız. Bir önceki yıla göre daha şiddetli kuraklık yaşıyoruz. Eğer bugünden tedbirimizi almazsak, 2079 yılına kadar çocuklarımıza, torunlarımıza hiçbir şey kalmayacak. Yaz uzuyor, ilkbahar, sonbahar kısalıyor. Her on yılda bir en az yüzde 12 oranında yeraltı suyu ve yağmur sularında azalma var. Bu da tarımda suyun kullanımında çok dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursalı Çiftçilere Silaj Paketleme Desteği Haber

Bursalı Çiftçilere Silaj Paketleme Desteği

Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Mustafakemalpaşa Tepecik Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi iş birliğiyle ‘Silaj Paketleme Makinesi Desteği Projesi’ hayata geçirilerek, üretenin emeğine değer katacak yeni bir çalışmaya daha imza atıldı. Proje sayesinde üreticilerin silaj materyalleri paketlenirken, kayıp oranı da sıfıra indiriliyor. İşgücü gereksinimini de azaltan proje, çiftçinin gelir düzeyini artırırken alternatif gelir kaynağı da oluşturuyor. Çalışma, üreticiye yüzde 40 oranında gelir avantajı sağlıyor. “Kentlerin geleceğini toprakta görüyoruz” Tesisin açılışında konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, “Çiftçiye yapılan hizmet, katkı ve destek; geleceğimize olan destektir. Bursa’da ilk olan ve Türkiye’de de ilkler arasında yer alan silaj paketleme desteğini önemsiyoruz. Aşı ve yem desteğini de sürdürüyoruz. Küçük aile işletmelerinin büyümesini istiyoruz. Kentlerin geleceğini toprakta görüyoruz. Çevreye verdiğimiz değer, toprağımıza verdiğimiz değerle eşittir. Projeyle, silajın paketlenerek hijyenik bir şekilde korunmasını sağlıyoruz. Ayrıca ürün kaybını önlüyoruz. Her emeğin mutlaka karşılığını alması gerekir. Kazanan elbette Mustafakemalpaşa’daki ve Bursa’daki çiftçilerimiz olacak. Projede emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi. Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Şükrü Erdem, toprağa atılan her tohumun hayvanların sağlıklı ve verimli beslenmelerine büyük bir katkı olduğuna vurgu yaptı. Erdem, “Şimdi bu süreci destekleyecek Silaj Paketleme Tesisimizi açıyoruz. Üreten insan, güçlü insandır. Tesisi ilçemize kazandıran Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum.” diye konuştu. Tepecik Mahalle Muhtarı Mahmut Azar, silaj paketleme desteğiyle üreticilerin gider anlamında rahat bir nefes aldığını belirterek desteklerinden dolayı Başkan Mustafa Bozbey’e ve Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. Artan girdi maliyetleri karşısında Büyükşehir Belediyesi’nin bu hizmeti ile nefes aldıklarını söyleyen çiftçiler de Silaj Paketleme Makinesi Desteği Projesi’nin yanı sıra birçok destek ile kendileri için geleceğe dair umut olan Başkan Bozbey’e teşekkür etti. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından Başkan Bozbey tarafından çiftçilere paketlenmiş silajları teslim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.