Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Girişim

Kapsül Haber Ajansı - Girişim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Girişim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Driventure’dan Avrupa’da Dijital Yol Hizmetleri Sunan Mobilite Platformu Vignetim’e Yatırım Haber

Driventure’dan Avrupa’da Dijital Yol Hizmetleri Sunan Mobilite Platformu Vignetim’e Yatırım

Driventure, inovasyon ekosistemini güçlendirme yolundaki stratejik yatırımlarına Avrupa’da dijital yol hizmetleri sunan mobilite platformu Vignetim ile bir yenisini ekledi Şevki Kocadağ, Dicle Temiz Mercan ve Hasan Eren Keskin tarafından kurulan Vignetim, araçla seyahat eden kullanıcılar için dijital yol hizmetlerini tek bir platformda bir araya getirerek sınır ötesi yolculuk deneyimini sadeleştirmeyi hedefliyor. Platform; dijital vignette, otoyol ve köprü geçişleri, eSIM, seyahat sigortası ve çeşitli mobilite hizmetlerini tek noktadan sunarak kullanıcıların yolculuk öncesi ve yolculuk sırasında ihtiyaç duyduğu tüm hizmetlere kolay erişim sağlıyor Avrupa’da mobilite deneyimini sadeleştiren çözüm Vignetim, özellikle Avrupa’da ülkelere göre değişen otoyol ücretlendirme sistemlerinin yarattığı karmaşıklığı ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Kullanıcılar platform üzerinden farklı ülkeler için gerekli dijital vignette işlemlerini gerçekleştirebilirken, mobil internet erişimi için eSIM satın alabiliyor ve seyahatleri boyunca ihtiyaç duyabilecekleri mobilite servislerine tek noktadan ulaşabiliyor. Bugüne kadar 500 binden fazla kullanıcıya ulaşan Vignetim, Avrupa mobilite ekosisteminde hem bireysel kullanıcılar hem de filo yönetimi tarafında büyümeyi hedefliyor. Driventure ile büyüme ivmesi hızlanacak Vignetim, daha önce Driventure tarafından yürütülen “Future of Mobility Hızlandırma Programı”na katılan girişimler arasında yer alıyordu. Program kapsamında mobilite ekosistemindeki şirketlerle iş birlikleri geliştiren girişim, ürün ve iş modeli tarafında önemli kazanımlar elde etti. Driventure, bu yatırımda tek stratejik yatırımcı olarak yer alarak Vignetim’in mobilite alanındaki büyüme yolculuğuna güçlü bir katkı sağlamayı hedefliyor. Bu yatırımla birlikte Vignetim’in Avrupa’daki büyümesini hızlandırması ve mobilite-as-a-service (MaaS) yaklaşımıyla geliştirdiği yeni servisleri platformuna entegre etmesi planlanıyor. Driventure, gerçekleştirdiği bu yatırım ile mobilite alanındaki yenilikçi çözümleri ekosistemine dahil ederek küresel ölçekteki etkinliğini artırmayı ve mobilitenin geleceğini şekillendiren girişimlerle değer yaratmayı sürdürüyor. Ford Otosan’ın inovasyon ve dönüşüm vizyonu doğrultusunda 2019 yılında hayata geçirdiği kurumsal girişim sermayesi şirketi Driventure, mobilite teknolojileri başta olmak üzere sürdürülebilirlik, yapay zekâ, bağlantılı sistemler ve akıllı üretim gibi alanlarda erken aşama girişimleri destekliyor. Driventure, finansal destek sağlayan bir yatırımcı olmasının yanında, girişimlerin büyüme ve kurumsal iş birliği potansiyelini geliştiren, aynı zamanda Ford Otosan ve mobilite ekosistemiyle entegre olmasını da amaçlayan bir stratejik yatırımcı olarak konumlanıyor. Driventure’ın yatırımlarıarasında Optiyol, Bluedot, Delivers.AI, Deepenai, Saha Robotics, Evreka, Robolaunch, Büyütech, AilBuild, YedT ve Vignetim yer alıyor.

StartupCentrum Kitle Fonlama Platformu İlk Kampanyasını Başlattı Haber

StartupCentrum Kitle Fonlama Platformu İlk Kampanyasını Başlattı

StartupCentrum; Veri Platformu, Melek Yatırım Ağı, Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) ve Kitle Fonlama Platformu ile güçlü bir ekosistem sunuyor. Platformun oluşturduğu bu yapı; güçlü girişimleri doğru yatırımcılarla bir araya getiren, veri temelli ve sürdürülebilir bir yatırım ekosistemi oluşturmayı amaçlıyor. Enerji teknolojileri alanında faaliyet gösteren WorkyBe, enerji üretim ve operasyon süreçlerini yapay zeka ile analiz ederek sistemlerin daha verimli, sürdürülebilir ve otonom şekilde yönetilmesini sağlayan yazılım çözümleri geliştiriyor. Türkiye'de geliştirilen platform bugün 12 farklı ülkede kullanılmakta ve 2 GW'ın üzerinde yenilenebilir enerji kapasitesinin yönetiminde aktif rol oynamaktadır. Enerji üretimi, tüketimi ve operasyonel süreçlerden elde edilen verileri analiz eden WorkyBe teknolojisi, enerji varlıklarının performansını artırmayı ve karbon ayak izini azaltmayı hedeflerken enerji sektöründe dijital dönüşümü hızlandıran çözümler arasında konumlanıyor. Sürdürülebilirlik ve enerji dönüşümü odaklı birçok ulusal ve uluslararası hızlandırma ve mentorluk programında yer alan WorkyBe; Eksim Enerji - Eksim Pulse Acceleration Programı ve İş Bankası Workup4Future kapsamında çeşitli destekler aldı. Ayrıca Vienna Sustainable Tech & Finance programı ile Avrupa merkezli sürdürülebilir teknoloji ekosistemine dahil olan girişim; Facebook Habitat ve Standard Chartered Foundation programlarında sosyal etki ve ölçeklenme odaklı mentorluk süreçlerinden geçti. Uluslararası iş birlikleri kapsamında Raiffeisen Landesbank Steiermark (Hummelnest – Avusturya) ve Interreg OASIS (Hollanda) projelerinde yer alan WorkyBe, Avrupa'daki sürdürülebilir teknoloji ekosistemleriyle bağlantılar geliştirdi; bunun yanında Migros Up ve Turkish Airlines Terminal programlarında kurumsal pilot ve iş birliği süreçleri yürüttü. Bugüne kadar iki yatırım turu tamamlayan ve Türkiye'nin önde gelen yatırımcılarından yatırım alan girişim, son beş yıl içerisinde Avrupa Birliği, TÜBİTAK ve KOSGEB destekli toplam 7 Ar-Ge hibesi kazanarak teknoloji geliştirme kapasitesini güçlendirdi. 2024 yılında Hollanda'da resmi şubesini kurarak Avrupa pazarına açılan WorkyBe, enerji teknolojilerinde veri ve yapay zekâ odaklı çözümleriyle global ölçekte büyümeyi hedefliyor. 5 milyon dolar değerleme üzerinden açılan yatırım turu, StartupCentrum Kitle Fonlama platformu aracılığıyla yatırımcılarla buluşuyor. Platform üzerinden yatırım yapan katılımcılar, enerji sektöründe dönüşümü hızlandırmayı hedefleyen bu teknoloji girişiminin büyüme yolculuğuna ortak olma fırsatı yakalıyor. StartupCentrum Kitle Fonlama platformu ile başlatılan bu kampanya, Türkiye'den çıkan teknoloji girişimlerinin global ölçekte büyümesine katkı sağlayacak yeni nesil bir yatırım modelini temsil ediyor. Platform; güçlü girişimleri daha geniş bir yatırımcı kitlesiyle buluştururken, yatırımcıların da geleceğin teknolojilerine erken aşamada ortak olmasına imkan tanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’den Çıkan Sağlık Teknolojisi Girişimi Haber

Türkiye’den Çıkan Sağlık Teknolojisi Girişimi

Sağlık teknolojileri alanında faaliyet gösteren Ledbim, venture stüdyo modeliyle geliştirdiği yazılım ürünlerini uluslararası pazarlara taşıyor. İngiltere’de özel kliniklere geliştirilen CRM çözümleriyle başlayan yazılım ihracatı bugün, Avrupa pazarında aktif kullanılan ürünlerle büyümeye devam ediyor. Ledbim Kurucusu Taha Öz, şirketin küresel büyüme stratejisini ve venture stüdyo modelinin sunduğu avantajları değerlendirdi. Teknoloji ihracatının kuruluş vizyonlarının merkezinde yer aldığını vurgulayan Öz, müşteri bazlı hizmetten ürün ihracatına geçişle birlikte küresel pazarlara odaklandıklarını ifade etti. “Venture stüdyo modeline geçmeden önce İngiltere’deki özel kliniklere CRM sistemleri geliştirip ihraç ettik. Bu deneyim, farklı sağlık sistemi dinamiklerinde ürün geliştirebileceğimizi bize erken gösterdi. Bugün ise kendi ürünlerimizi küresel pazarlara taşıyoruz” diyen Öz, Hollanda, Almanya ve Fransa’da aktif varlığı bulunan Menta ürününün bu dönüşümün somut örneği olduğunu belirtti. Öz, Avrupa’nın komşu ülkeleri ve MENA bölgesine yönelik girişimlerin de sürdüğünü aktararak, “Venture stüdyo modeli bize coğrafyayı; ürünün büyüme ekseni olarak tasarlama imkânı sağladı” dedi. Sağlık teknolojilerinde küresel ölçekte büyüme vizyonu Ledbim’in geliştirdiği WISE ERP/CRM sisteminin, Lokman Ecza Deposu’nda operasyonların yönetildiği merkezi yazılım altyapısı haline geldiğini vurgulayan Öz, “Sistem sayesinde depo operasyonlarında yılda ortalama 5-10 milyon TL arasında operasyonel açık tespit edilerek kâra dönüştürülebiliyor” dedi. Öz, “WISE yazılımımız ile Lokman Ecza Deposu, Türkiye’nin ilk tek merkezden ve en kolaylaştırılmış şartlar ile tüm ülkeye çevrimiçi satış yapan ecza deposu konumuna yükseldi. Toplamda 30 bini aşkın ürünü ileri ERP, İntralojistik ve otomasyon sistemleriyle yönettiğimiz altyapı, 2025 yılında ulusal ölçekte devreye alındı. E-ticaret sistemiyle sektörde yeni bir dönemin kapısı aralanmış oldu” diye ekledi. Ledbim’in spinoff bir şirket olduğunu sözlerine ekleyen Öz, “Başlangıçta Lokman Ecza Deposu’nun yazılım departmanı olarak faaliyet gösteriyorduk. WISE, tam da bu geçiş döneminde, Lokman için yazılmaya başlanan ve Ledbim bağımsızlaştıktan sonra ilk büyük projemiz haline gelen entegre bir ERP/CRM çözümü. Lokman’ın tüm deposu bu yazılım üzerinden yönetiliyor. Bizim için anlamı ise rakamın çok daha ötesinde: WISE, Lokman’ın kurumsallaşma sürecinde belirleyici rol oynadı. Süreçleri kişiye bağımlı olmaktan çıkarıp sürdürülebilir ve denetlenebilir bir sistem altyapısına bizzat dönüştürdük. Daha önce parçası olduğumuz bir kurumda bu dönüşümü yaşatmış olmak, taşıdığımız sorumluluğun ve yapabileceğimizin en somut kanıtı” ifadelerini kullandı. Ledbim ’de tüm kararlar veriye dayanıyor Venture stüdyo modeliyle ürün geliştiren Ledbim ‘de ürün geliştirme süreçlerinin merkezinde veri ve ölçüm metrikleri yer alıyor. Tüm kararların veriye dayalı olduğunu belirten Taha Öz, “Bu tercih aynı zamanda çalışma şeklimizin temeli. Geliştirdiğimiz her ürünün içine baştan kapsamlı ölçüm metrikleri yerleştiriyoruz. Bu metrikler hem MVP sürecinde hem de olağan akışta düzenli olarak değerlendiriliyor. Bir sonraki adımda alınması gereken kararları doğrudan şekillendiriyor. Ürün tarafında olduğu kadar ekip tarafında da aynı anlayışı uyguluyoruz. Ekip, çıktıları sürekli ölçümleyerek olası sorunları henüz etki yaratmadan tespit ediyor ve ilgili ekip arkadaşlarımızla birlikte çözüme ulaştırıyoruz. Veri, bizim için hem ürünü geliştiren hem de organizasyonu sağlıklı tutan ortak dil.” Türkiye’nin ilk eczane teknisyeni AI asistanını geliştiriyoruz Önümüzdeki dönemde sağlık sektöründe en büyük dönüşümün yapay zekâ ile yaşanacağını belirten Taha Öz, Ledbim’in bu dönüşümde aktif rol almayı hedeflediğini ifade etti. Öz, “Sağlıkta önümüzdeki dönemin belirleyici gücü yapay zekâ olacak. Müşteri ilişkilerinden tanıya, ürün tüketim alışkanlıklarından günlük sağlık verilerinin işlenmesine kadar AI hayatın her noktasına dokunacak. Bu dönüşümde en kritik mesele veri gizliliği, sağlık verileri son derece hassas ve bu konuyu her zaman önceliğimizin merkezine koyuyoruz. Ledbim olarak buna somut bir cevap üretiyoruz: Türkiye’nin ilk eczane teknisyeni AI asistanını geliştiriyoruz. Ayrıca dijital dönüşüm süreçlerini istedikleri hızda ilerletemeyen paydaşlarımız için bu geçişi kolaylaştıracak AI ürünleri üzerinde çalışıyoruz. Kendimizi bu dönüşümün sahada uygulayıcısı olarak konumlandırıyoruz” diye konuştu. Ledbim hakkında Venture stüdyo modeliyle faaliyet gösteren Ledbim, 15 yazılım mühendisinden oluşan ekibiyle sağlık ve teknoloji odaklı dijital çözümler geliştiriyor. Şirketin 10’dan fazla yazılım ürünü aktif olarak kullanılırken, startup portföyünde 4 girişim bulunuyor. Ledbim tarafından geliştirilen girişimler toplamda 25 binden fazla indirme ve yaklaşık 30 bin aktif kullanıcıya ulaşmış durumda. Ledbim tarafından üretilen geliştirdiği çözümler arasında; eczanelere özel Dropshipping entegrasyonu Pazartane, B2B araç-transfer eşleşme platformu Ördek, kapsamlı depo yönetim sistemi WISE-ERP, 10 binden fazla eczacının aktif olarak kullandığı B2B pazaryeri FarmaB ve çevrimiçi psikolojik destek uygulaması Terazipone yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Driventure'dan Elektrikli Araçlar İçin Hızlı Şarj Çözümleri Geliştiren YED Teknoloji’ye Stratejik Yatırım  Haber

Driventure'dan Elektrikli Araçlar İçin Hızlı Şarj Çözümleri Geliştiren YED Teknoloji’ye Stratejik Yatırım 

Türkiye’nin lider otomotiv şirketi Ford Otosan’ın kurumsal girişim sermayesi şirketi Driventure, inovasyon ekosistemini güçlendirme yolundaki yatırımlarına YedT ile bir yenisini ekledi. Türkiye’de ve dünyada elektrikli araç dönüşümünü hızlandırmayı hedefleyen YedT bu alanda on yıldan fazla alanında tecrübeli kurucu ekibi olan bir mühendislik şirketi olarak batarya entegreli DC hızlı mobil şarj çözümleri ve elektrikli araç teknolojilerine odaklanıyor. Otomotiv sektöründe tecrübeli Mustafa Özgür, İhsan Çaybaşı ve Güven Çömezoğlu tarafından kurulan şirket, bu hedefi doğrultusundaki çalışmalarıyla şebekeden bağımsız veya düşük şebeke bağlantısıyla çalışabilen hızlı şarj çözümlerini ölçekleyerek her yerde erişilebilir kılmayı amaçlıyor. YedT’nin öne çıkan ürün ve yetkinlikleri, batarya destekli DC hızlı şarj istasyonları, otomotiv standartlarında güç dağıtım ve enerji yönetim üniteleri (PDCU)ve mobil bataryalı hızlı mobil şarj çözümleri olarak sıralanıyor. Bu ürün gamı içerisindeki hızlı mobil şarj üniteleri Ford Otosan ve YedT iş birliğiyle geliştirilip piyasaya sunulacak. Ürün geliştirme faaliyetlerini yurt içi ve yurt dışında endüstriyel ortaklarıyla yürüttüğü saha uygulamaları ile sürdüren şirket, elektrikli araç şarj teknolojilerine yönelik çözümlerini yurt dışı pazarlarda ihracatını yaparken, Ford Otosan yatırımıyla birlikte bu çözümlerin seri üretimine geçmeyi hedefliyor. Başarısı kanıtlanmış çözümler YedT, Driventure’ın mobilite, sürdürülebilirlik, akıllı üretim ve lojistik alanlarında yenilikçi erken aşama girişimleri desteklediği "Future of Mobility Hızlandırma Programı"na dahil olan girişimler arasında yer alıyordu. YedT tarafından geliştirilen şebekeden bağımsız mobil şarj üniteleri, 2025 yılından bu yana Ford Otosan’ın tesislerinde ve otoparklarında kullanılıyor. Ayrıca Ford Otosan’ın İstanbul Sancaktepe’deki otoparklarındaki elektrik altyapısı, YedT ile geliştirilen çözüm ile 6 kat güçlendirilerek elektrikli araçlara hızlı şarj servisi verilmesi sağlandı. Driventure , gerçekleştirdiği bu stratejik yatırım ile YedT'nin teknolojik çözümlerini ekosistemine dahil ederek küresel ölçekteki ayak izini ve etkinliğini daha da artıracak. Yatırım ile YedT’in bataryalı şarj cihazları ile elektrikli araç teknolojilerinde uzun vadeli teknoloji sağlayıcısı olarak konumlanma hedefinin desteklenmesi hedefleniyor. Ford Otosan’ın inovasyon ve dönüşüm vizyonu doğrultusunda 2019 yılında hayata geçirdiği kurumsal girişim sermayesi şirketi Driventure, mobilite teknolojileri başta olmak üzere sürdürülebilirlik, yapay zekâ, bağlantılı sistemler ve akıllı üretim gibi alanlarda erken aşama girişimleri destekliyor. Driventure, finansal destek sağlayan bir yatırımcı olmasının yanında, girişimlerin büyüme ve kurumsal iş birliği potansiyelini geliştiren, aynı zamanda Ford Otosan ve mobilite ekosistemiyle entegre olmasını da amaçlayan bir stratejik ortak olarak konumlanıyor. Driventure’ın yatırımla desteklediği şirketler arasında Optiyol, Bluedot, Delivers.AI, Deepenai, Saha Robotics ,Evreka, Robolaunch, Büyütech, AilBuild ve YedT yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayer, G4A Programı’na Seçilen Girişimleri Açıkladı Haber

Bayer, G4A Programı’na Seçilen Girişimleri Açıkladı

Bayer’in Tenity iş birliğiyle 2018’den bu yana Türkiye’de girişimcilik ekosistemine katkı sağlamak amacıyla yürüttüğü G4A Girişim Hızlandırma Programı’na seçilen girişimler açıklandı. Bayer’in İlaç, Tüketici Sağlığı ve Tarım Ürünleri iş bölümlerine yönelik G4A 2026 programı kapsamında değerlendirilen 310 girişim arasından seçilen Pearly Menopoz Platformu, RaporinAI, Vinter (Vindy), NeoOne Teknoloji, Tekno Kurgu ve MOVE ON isimli 6 girişim, program çerçevesinde sunulan birçok destekten yararlanabilecek. Girişimciler 100 gün boyunca eğitimler alacak Sağlık ve tarım alanlarında yenilikçi dijital çözümler sunan, fikir aşamasını geçmiş, ölçeklenebilir iş modeline, yalın bir ürüne veya prototipe sahip ya da satış aşamasına ulaşmış 6 yeni girişim; program boyunca kapsamlı bir gelişim sürecinden geçecek. Bayer mentorları, yöneticileri ve Tenity uzmanlarından oluşan jüri tarafından yapılan değerlendirme sonucunda seçilen girişimler; 100 gün boyunca finansal planlama, yatırım süreçleri, satış stratejileri ve hukuki konular gibi kritik alanlarda online eğitimler alacak. Bunun yanı sıra, Bayer ile iş birliği yapabilme fırsatına sahip olacak, ürün geliştirme sürecine mentorluk desteği alarak devam edecek, ücretsiz yazılım destek paketlerine erişebilecek ve geniş bir profesyonel ağın parçası olma avantajını elde edecek. Seçilenler arasından Pearly Menopoz Platformu, Vinter (Vindy) ve Tekno Kurgu ise 500’er bin TL hibe desteği alacak. “G4A 2026 Girişim Hızlandırma Programı”na seçilen girişimler: Pearly Menopoz Platformu Kadınların perimenopoz ve menopoz dönemindeki yolculuğunu bütüncül bir yaklaşımla desteklemeyi amaçlayan kapsamlı bir dijital platformdur. Platform; başta diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist olmak üzere alanında uzman profesyoneller tarafından hazırlanan etkinlik ve programları, güvenilir bir bilgi kütüphanesini ve deneyim paylaşımına imkân tanıyan bir topluluk alanını tek çatı altında bir araya getirir. Böylece kadınlara, bu süreçte günlük yaşamda uygulanabilir öneriler sunarken medikal tedavilere tamamlayıcı ve rehber niteliğinde bir destek sağlar. RaporinAI Eczacıların sisteme yüklediği hasta reçete ve rapoları yapay zekâ ile analiz ederek SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) uygunluğunu otomatik, hızlı ve standart bir şekilde değerlendirir; eczanelere karar destek sunar ve süreçlerin dijitalleşmesini destekler. Böylece, operasyonel verimliliği de artırarak geri ödeme süreçlerinde daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı oluşmasına katkı sağlar. Vinter (Vindy) İnsansı konuşma yeteneği ve düşük gecikme mimarisiyle doğal telefon görüşmeleri gerçekleştiren otonom bir dijital iş gücüdür. Tüketicilere temsilciye yakın bir deneyim sunarak tanıtım, bilgilendirme ve anket süreçlerini uçtan uca yönetir; sipariş alma, kayıt oluşturma ve ilgili birimlere aktarım gibi aksiyonları talebe bağlı olarak sorunsuz yürütür. Tamamen ölçeklenebilir altyapısıyla eş zamanlı yüzlerce, binlerce görüşmeyi kesintisiz karşılarken her konuşmayı anlık, yapılandırılmış ve analiz edilebilir çıktılara dönüştürerek ölçülebilir içgörü, kalite takibi ve operasyonel verimlilik sağlar. NeoOne Teknoloji Saha operasyonlarının uçtan uca dijital olarak yönetilmesini sağlayan bir saha yönetim platformudur. Saha ekiplerinin rota planlamasını, ziyaret takibini, sipariş yönetimini, tahsilat süreçlerini, raf analizini, planogram uyumunu ve performans raporlamasını tek bir sistem üzerinden yönetmelerini sağlar. Yapay zekâ destekli analizlerle raf verimliliğini ve satış performansını artırmayı hedefler. Tekno Kurgu ROTA Akıllı Tarım Platformu, tarla koşulları ve verim potansiyeline göre değişken oranlı ekim, gübreleme ve ilaçlama yapılmasına imkân tanıyan dijital bir hassas tarım sistemidir. Mevcut traktör ve ekipmanlara uyumlu yapısı sayesinde ek yatırım ihtiyacını sınırlayarak çiftçilere sahada kolayca uygulanabilir ve maliyet açısından erişilebilir bir değişken oranlı uygulama çözümü sunar. MOVE ON MOVE ON tarafından geliştirilen AigleTech, tohumluk üretiminde tarlaların dijital olarak izlenmesini sağlayan yapay zekâ destekli tarım teknolojisidir. Dronlarla entegre çalışan mobil uygulama sayesinde tarladan alınan görüntüler gerçek zamanlı olarak analiz edilerek mısırda tepe püskülü tespiti ve ayçiçekte izolasyon alan kontrolü otomatik olarak yapılır. Elde edilen sonuçlar konum ve zaman bilgisiyle birlikte web platforma aktarılır. Böylece, tohumluk üretiminde veriye dayalı karar almayı kolaylaştırırken saha ekiplerinin sezon boyunca daha hızlı ve planlı hareket etmesine yardımcı olur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İlham Veren Kadınlar “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” İçin Buluştu Haber

İlham Veren Kadınlar “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” İçin Buluştu

Türkiye İş Bankası tarafından düzenlenen “Daha Eşitlikçi Bir Dünya” paneli, farklı alanlarda önemli başarılar elde etmiş kadınların deneyimlerini aktarmalarına, bireysel gelişim ile toplumsal dönüşüm arasındaki ilişkinin farklı bir boyutta ele alınmasına vesile olmak amacıyla dört yıldır düzenleniyor. Bu yılki etkinliğin Beslenme uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu, The Godwild Kurucu Ortağı Dilara Koçak’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Dönüşüm: Topraktan Geleceğe” başlıklı ilk oturumunda sürdürülebilir yaşama yaptıkları katkılarla dikkat çeken konuşmacılar yer aldı. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur ABD’deki akademik kariyerini bırakarak annesinin kuraklıkla mücadele eden köyünde başlattığı susuz tarım dönüşümünü anlatırken; Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın sürdürülebilir yaşama geçiş için küçük adımların önemine değindi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise gıda israfının önlenmesine yönelik çalışmaları hakkında bilgi verdi. Gazeteci Gülay Afşar moderatörlüğündeki “Kendi Hikâyesini Yazanlar” oturumunda Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler kadın şef olarak bazı zorluklar yaşamış olsa da emek ve istikrarın iyi bir yere gelmek için büyük önem taşıdığını anlattı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney kadınların teknolojide ve yaşamın her alanında daha etkin roller üstlenmesinin önemine dikkat çekti. Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de kadınlara yönelik bir alanda başladığı girişim yolculuğunda karşılaştığı önyargılara değindi. SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Sınırların Ötesinde” oturumunda Ödüllü Oyuncu Fadik Sevin Atasoy Türkiye’nin ilk kadın samurayı olma sürecinde yaşadığı değişim ve dönüşümleri anlatırken; Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli başarılarındansa yenilgilerinin kendisi için daha öğretici olduğunu söyledi. Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse de dijital sanat alanında Japonya’ya uzanan başarılı kariyer yolculuğunu aktardı. Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda ise Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula beyaz yakalı kadınlar arasında yaptıkları araştırmanın Türkiye’de kadınlar için bir potansiyel sorununa değil bir sistem sorununa işaret ettiğini belirtti. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem kız çocuklarının doğru rol modellerle yönlendirilmesinin önemine işaret etti. PANEL KONUŞMALARI Dönüşüm: Topraktan Geleceğe Panelin “Dönüşüm: Topraktan Geleceğe” oturumu Beslenme Uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu ve The Good Wild Kurucu Ortağı Dilara Koçak moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Toprağın, suyun, havanın hasta olduğu bir ortamda insanların iyi olmasının mümkün olmadığını söyleyen Koçak, “Karnımızı doyuramadığımız, gıdaya erişemediğimiz bir ortamda barış, istihdam, eşitlik, eğitim de olmaz. Hem kendimizi hem geleceği iyi beslemek konusunda dönüşüm yaratmış kadınların hikayeleri bu açıdan çok ilham verici” diye konuştu. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur, ABD’de akademik kariyerini sürdürürken dedesinin vefatının ardından annesinin doğduğu köye döndüğünde, köyün adeta savaşa maruz kalmış gibi bir yıkıntıya uğradığını gördüğünü belirterek, şöyle konuştu: “Burada birileri bir şeyler yapmalı, biz yapmazsak kim yapar diye düşündüm. Kullanılabilir suyun yüzde 80’inin tarımda kullanıldığını, bu suyun neredeyse yarısının da israf edildiğini öğrenince su kullanmadan üretim yapabilir miyiz diye yola çıktık. Önce kuraklık canavarıyla savaşmaya çalıştım ama fark ettim ki kuraklıkla savaşamam. Doğayla barışırsam savaşmama da gerek kalmayacak. Akademik araştırmalarımı Anadolu kadınlarının kadim bilgisiyle birleştirince dönüşüm başladı. Bugün köyde Toprağın Melekleri kolektifiyle 42 çeşit tıbbi aromatik bitki, 6-7 çeşit baharat ve çay üretimini zehirsiz ve sulama olmadan yapıyoruz. Bugün gençlerin susuz tarıma ilgi duyduğunu görmek; köyde tekrar istihdam yaratmak, gençlerin, çocukların cıvıltılarını duymak çok güzel.” Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın, sadeleşme yolculuğunda öncelikle kişinin kendisinden ve evinden başlaması gerektiğini belirterek, “Sürdürülebilirlik sadece bireyle ilgili bir süreç değil ama devletler ve kurumların yanında bireylerin de yapabilecekleri var. Akıllara bir fikir düşürmek ve yüzde 5-10 değişim bile değerli. Eşyaları azaltınca evlerimizdeki alan artıyor. Evi derleyip toplamak, hayatla ilgili işleri yönetmek pratiklik gerektiriyor, eşyaları azaltmak bu pratikliği getiriyor ve zaman kazandırıyor. Gereksiz alışverişlerin daha fazla farkına vardığınızda eşya değil deneyimi önceliklendiriyorsunuz böylece para kazanıyorsunuz. O yüzden sadeleşmek aslında zenginleştiriyor” dedi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise, gıda kaybına dikkat çektiği konuşmasında “100 birim üretim yapıyorsak 25’ini yiyoruz, geri kalanı israf oluyor. Ancak burada değişim kesinlikle mümkün. Bunun için doğru satın alma ve saklama, bozulan ürünleri anlama, bozulduysa dönüştürme ve değerlendirme yollarını da içeren 9 adımdan oluşan bir rehber oluşturduk” dedi. Kurtuluşun topraktan olduğuna inandığını söyleyen Birgül, “Youtube kanalımızın adı Yemek Okuluydu; hedefim onu yavaş yavaş Tarım Okuluna çevirmek, toprağa dönmek ve bu yolculuğu daha iyi anlayarak matematikselleştirip, başkalarına da anlatabilmek” diye konuştu. Kendi Hikayesini Yazanlar Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler, yeme-içme sektörüne yönetici olarak başladığını ve hayatın evrilmesiyle restoranda şef olduğunu anlatarak, şunları söyledi: “Aslında yemek yapmakla ilgili bir eğitim almadım. Öğrendiklerim annemin evde öğrettiklerinden ibaretti. Bir nevi okyanusta çırpınarak yüzmeyi öğrendim. İlk zamanlar elbette kadın şefe pek alışkın olunmadığı için meraklı gözleri, ataerkil yaklaşımı hissettim. Halbuki mutfakta cinsiyetin değil emeğin ve istikrarın yarışması gerekiyor.” Kadınların görünür olmasının, tabuları yıkmalarının kendi ellerinde olduğunu ifade eden Özler, kadınların hayallerini gerçekleştirdiği süreçte emek ve istikrarın yanı sıra hiç vazgeçmemenin çok büyük önem taşıdığını, ancak bu yaklaşımla kadınların toplumda iyi bir yerlere gelebileceğini vurguladı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney de bir insanın en büyük gücünün anlık değişim, dönüşümle uyum sağlayabilmesi olduğuna dikkat çekerek, “Ben 12 yıl kadar turizm alanında çalıştıktan sonra bir GSM şirketinde çalışmaya başladım. Sürekli öğrenip gelişmek, hiçbir riskten ve sorundan korkmamak sayesinde bambaşka bir sektöre geçiş yapabildim” dedi. Öney, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Biz artık bir teknoloji servisi ya da ürün çağının içinde değil yepyeni bir sistemin içindeyiz. Bunu öğrenmek yetmeyecek, içini dizayn etmemiz gerekecek. Kadınlar da sadece teknolojik değil toplumsal, psikolojik, felsefi bütün unsurların bir araya toplandığı etik dizaynın yaratıcıları olmalı. ‘Ben bunu öğreneyim’ yaklaşımı yerine tavır değiştirip, “yardım etmeyelim, biz kadınlar olarak kolları sıvayalım, bu konuyu gerçek bir konu olarak üstlenelim” demeliyiz. Binlerce yapay zekâ aracına verdiğimiz bilgiler yarın insanlar açısından etik sorunlar yaratabilir. O yüzden sadece öğrenmekle kalmayalım yapay zeka dünyasında etik kısmın dizaynında da çalışalım.” Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de özellikle bir erkek olarak kadınlara yönelik bir alanda girişim yolculuğuna başladığında etrafında birçok kişinin bu durumu anlamlandıramadığını, garipsediğini söyledi. İyi bir ekiple ürünü ortaya çıkarıp hangi noktalarda farklı oldukları bilinir hale geldikçe olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Akpek, “Şirketimizde çalışanların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Zaten cinsiyetten bağımsız bir iş ortamı söz konusu olduğunda, insana ‘kadın’ veya ‘erkek’ değil de ‘insan’ olarak yaklaştığınızda sorunlar da azalıyor” diye konuştu. Sınırların Ötesinde “Sınırların Ötesinde” oturumunun moderatörlüğünü üstlenen SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin, “Sınırları aşmak derken hem uluslararası düzeyde başarılara imza atmak hem de kadınların önüne konulan sınırların ötesine geçmekten bahsediyoruz. Sınır dediğimiz şey bazen kendi içimizde başlıyor ama bunları aşmak da kadınların süper güçlerinden biri. Bunu çoğu zaman normalleştiriyor olsak da günlük hayattan kariyere kadar bu süper güç hepimizin omuzlarında” dedi. Ödüllü Oyuncu ve Türkiye’nin ilk kadın samurayı Fadik Sevin Atasoy, kendisini bir arketip olarak tanımladığı konuşmasında, “Ben farklı coğrafya ve zaman dilimlerinde birbirlerinden habersiz olmasına rağmen aynı onurlu duruşu paylaşan kadınların bir arketipiyim. Tarihin bir döneminde feodal bir coğrafyada savaşa giden kadınlar varken, başka bir zamanda Anadolu’da sırtında bebeğiyle cephane taşıyan kadınlar vardı. Bu kadınlar ortak bir duruş sergilediler” dedi. İçindeki bu arketiple tanışmasının vücudunda yayılmaya hazır bir tümör bulunduğunu haber almasının ardından gerçekleştiğini söyleyen Atasoy, samuray eğitimi ve sonrasındaki dönüşümünü şöyle anlattı: “16 onurlu duruşu olan kadın ile eğitim alırken 4,5 yıllık kanser mücadelemi kimseyle paylaşmamıştım. Son gün zihnim ve bedenim arasında bir mücadele başladı. Sınırları aşmak uğruna kendi sınırlarımı ihlal mi edecektim? Gerçeğimi reddetmedim, daha fazla devam edemeyeceğimi söyleyip bir ağaç gölgesinin altına oturdum. Ne kadar kırılgan, zaafları olan, yardıma muhtaç biri olduğumu o ağacın altında anladım. Gerçek gücüm kırılganlığımda, onu reddetmekte değil kabullenmekte saklıydı.” Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli ise, acının insanın hayatındaki yol gösterici rolüne işaret eden konuşmasında, “Doktora omuzum ağrıyor dediğimde, ‘Sınırını bilmemişsin, çok zorlamışsın’ demişti. Sonrasında yine çok zorladım. Üç ameliyat geçirdim. Şimdi sınırımı biliyorum. Bence hem psikolojik hem fiziksel anlamda acı hepimiz için bir yol arkadaşı. Nerede durmamız nerede harekete geçmemiz gerektiğini söylüyor” diye konuştu. Öte yandan acısız başarının da mümkün olmadığını; en büyük madalyalarını en kötü yenilgilerine borçlu olduğunu söyleyen Sürmeneli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ringe çıkıyorsun ve tek başınasın. Gününde olmayabilirsin, yenilebilirsin. Sonuçta hepimiz insanız, duygularımız var ama anda kalmak önemli. Kazandıklarımın değil kaybettiklerimin bana çok şey öğrettiğini düşünüyorum. Tokyo’da olimpiyat şampiyonu oldum. O zaman bu yolun güzelliğini anlayamamıştım. 2024 Paris Olimpiyatları’nda yenildim. Soyunma odasına gittim, ağladım, dışarıda ekibim bekliyordu. 17 senelik hocama sarıldım ve ‘Şu an ağlıyorum ama bu yenilgiden çok şey kazandığımı biliyorum’ dedim. 4 ay sonra da dünya şampiyonu oldum. Önemli olan düşmek değil tekrar tekrar kalkmayı bilebilmektir.” Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse, sanat dünyasını “sanatçı arkadaşlarıyla yarışmadığı, sadece herkesin farklı olduğu bir ortam” şeklinde gördüğünü belirterek, “Bizim kariyerimizde bir sergiyle kendinizden vazgeçersiniz, diğer serginizde yeniden inşa edersiniz. Yakın zamanda bir sergi yaptım. Orada bir Ecem’i bitirdim, bir Ecem’i gösterdim, bir sonrakinde yeniden bir Ecem kuracağım. Ben, daha iyi bir dünya olabileceğine inanıyorum. Teknolojinin yanında ve karşısında insanın nereye gideceğini düşündüğüm genel bir bakışla eserlerimi üretiyorum. Daha iyi bir insan topluluğu için daha iyi bir dünya kurulabilir gibi bir niyetle kendi sanatımı yapıyorum” diye konuştu. Son kişisel sergisini Japonya’da gerçekleştirdiğini ve burada teknoloji ile samimiyet arasındaki ilişkiyi sorguladığını aktaran Köse, Samimiyeti Japonya’da aradığım bir sergi yaptım. Kültürlerinde bunu saklamak var. O yüzden termal kameralarla çektiğim günlük hayat fotoğraflarını sergiledim. En sonunda bilgisayarımı da çekmeye başladım çünkü o da ısınıyordu. Böylece insan ve teknoloji arasında birbirine dönen, birbirini sorgulayan bir sergi oldu” dedi. Kız çocukları için doğru rol modellerin önemi Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula da Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, beyaz yakalı kadınlar arasında bir araştırma yaptıklarını belirterek, araştırmaya ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Araştırmaya katılan beyaz yakalı kadınların %73’ü ‘cinsiyet eşitliği yok’, %75’i ‘şirketimin sistemi erkeklere göre kurulmuş’, %72’si ‘hayatımın en az bir mülakatında cinsiyetçi sorularla karşı karşıya kaldım’, %40’ı çocuk sahibi olmam kariyerimi ciddi şekilde etkiledi’ dedi. İstifa edenlerin %25’i ‘erkek sisteminden dolayı istifa ettiğim için ‘istifa ettim’ gibi değil ‘istifa ettirildim’ gibi hissettim’ düşüncesinde. Ayrıca yükselen kadınların önemli bir kısmında sistemin cam tavanlarını yıkmak için erkek mentöre destek duyulmuş.” Abdula, bu sonuçlara bile bakıldığında Türkiye’de çok net bir şekilde kız çocukları ve kadınlarla ilgili bir potansiyel sorunu değil sistem sorunu olduğunun görüldüğünü, bu konuda daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Türkiye’deki doğurganlık oranlarıyla ekonominin erkek işgücü üzerine oturtulamayacağını, sitemin sürdürülebilirliği için çok hızlı bir şekilde kadın istihdamının %50’lere çıkarılması gerektiğini ifade eden Abdula, şirketlerden önce evlerde özellikle iş yükü, çocuk bakımı gibi konularda sosyolojik bir dönüşümün şart olduğunu söyledi. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem de kız erkek fark etmeksizin her çocuğun hayal kurma potansiyeliyle doğduğunu, ancak bu potansiyelin sürdürülebilirliğinin büyük ölçüde çevre etkenlerine bağlı olduğunu söyleyerek şöyle konuştu: “Süreç içerisinde kız çocukları okula başladığında bir yerde sistematik olarak başarı/başarısızlıklar, doğru/yanlışlar derken yavaş yavaş geriye çekilme oluyor. Doğal öğrenme sürecinde aslında ‘yapabilirim’ diye başlıyor, ‘ama’larla kitleniyor, öz yeterlilik dediğimiz duygu yavaş yavaş yok oluyor. Bu nedenle doğru rol modellerin mutlaka kız çocuklarını yönlendirmesi çok önemli. Sıkıştığında kendini güvenli alanlara kaydırıyor, kendi sınırlarını koyuyor. Böylelikle ‘ben ancak bu kadarını yapabilirim’ gibi yaklaşımla toplumsal algı kodlamaları oluyor. Sistem eşit bir güven zemini oluşturmuyorsa bireysel cesaret yavaş yavaş yorgunlaşıyor, kırılıyor.” Hiçbir zaman umutsuz olmadıklarını dile getiren Erdem, “Özellikle eşit koşullar, destek mekanizmaları sağlandığında kadınların yapamayacağı hiçbir şey olmadığına inanıyoruz. Yeter ki eşitlik politikalarını içselleştirelim. Sorunumuz kültürel kodlamalarda ve bunlar için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı Haber

Liseli ve Üniversiteli Girişimciler Yatırımcı Karşısına Çıktı

Etkinlikte sunum yapan isimlerden İSTEK Okulları 11. sınıf öğrencisi Defne Topaloğlu, hava kirliliğinden en çok etkilenen kişilerin günlük hayatta ne yapacaklarını bilmediklerini fark ettiklerini söyledi. Bu durumun özellikle astım hastaları ve solunum rahatsızlığı yaşayan bireyler için ciddi bir risk oluşturduğunu belirten Defne, bu sorundan yola çıkarak geliştirdikleri AirBuddy adlı telefon uygulamasını anlattı. Şehir içi otobüslere yerleştirilen sensörler aracılığıyla hava kirliliği verilerinin toplandığını belirten Defne, “Uygulama sayesinde kullanıcılar bulundukları bölgedeki hava kalitesini görebiliyor. Günlük hayatta hangi saatlerde dışarı çıkmaları gerektiği ya da hangi önlemleri almaları gerektiği konusunda bilgi sahibi oluyorlar” diye konuştu. Bu sürecin kendileri için önemli bir deneyim olduğunu vurgulayan Defne, “Bu çalışma bize yalnızca bir proje geliştirmeyi değil, kendimizi ifade etmeyi ve topluluk önünde konuşmayı da öğretti. Geçen yıla göre çok daha özgüvenliyim” ifadelerini kullandı. Etkinlik Arayan Öğrenci, Sponsor Arayan Kulüp Projesini sunan bir diğer isim olan Yeditepe Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri 2. sınıf öğrencisi Doruk Kadir Sezer, üniversite hayatında hemen herkesin yaşadığı ancak çoğu zaman fark edilmeyen bir eşleşme sorununa odaklandıklarını söyledi. Doruk, öğrencilerin ilgi alanlarına uygun etkinliklere ulaşmakta zorlandığını, öğrenci kulüplerinin ise etkinliklerini hayata geçirmek için sponsor bulmakta sıkıntı yaşadığını belirtti. Bu iki ihtiyacın aslında aynı noktada kesiştiğini vurgulayan Doruk, “Bir yanda etkinlik arayan öğrenciler, diğer yanda sponsor bulmakta zorlanan kulüpler var. Biz bu iki tarafı ve şirketleri aynı yapı içinde buluşturarak, herkes için daha verimli bir sistem geliştirdik. Bu soruna çözüm olarak, öğrencilerle kulüpleri ve sponsorları aynı çatı altında buluşturan bir yapı tasarladık” dedi. 61 Ekip Başvurdu, 11 Girişim Sahneye Çıktı Yeditepe Üniversitesi tarafından yürütülen Yeditepe Yeni Fikir programına bu yıl lise ve üniversite öğrencilerinden oluşan 61 ekip başvurdu. Ön değerlendirme sürecinin ardından seçilen 25 ekip, eğitim ve mentörlük desteği alarak projelerini geliştirdi. Süreci başarıyla tamamlayan 6 üniversite ve 5 lise ekibi olmak üzere toplam 11 girişim, Demo Day kapsamında projelerini yatırımcıların karşısına çıkardı. Genç girişimciler; yapay zeka, dijital altyapı, savunma, derin teknoloji, akıllı şehirler, sürdürülebilirlik, tüketici elektroniği, sağlık ve gıda gibi alanlarda geliştirdikleri projeleri sundu. Sunumların ardından girişimcilere katılım sertifikaları verildi. “Bilgiyi Üretmek Yetmiyor, Çözüm Üretmek Gerekiyor” Yeditepe Yeni Fikir Demo Day etkinliğinde değerlendirmelerde bulunan Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oğuz Bayat, önümüzdeki yıllarda teknoloji alanında çok hızlı bir dönüşüm yaşanacağına dikkat çekti. Bayat, bu dönüşüme erken uyum sağlayan kurumların ve ülkelerin önemli avantajlar elde edeceğini belirterek, değişime direnmenin hem maliyetleri artıracağını hem de üniversitelerle sektörler arasında ciddi farklar oluşturacağını söyledi. Bilgi üretim süreçlerinin yapay zeka destekli sistemlerle hızlandığını belirten Bayat, “Artık bilginin yalnızca üretilmiş olması yeterli değil. Önemli olan, bu bilginin gerçek bir probleme çözüm getirip getirmediği. Üniversiteler ve sektör, üretilen bilginin doğruluğunu ve uygulamaya dönüşüp dönüşmediğini daha fazla sorgulamak zorunda” ifadelerini kullandı. Üniversite olarak girişimcilik odaklı bir eğitim modeli benimsediklerini vurgulayan Bayat, Teknoloji Transfer Ofisi, araştırma merkezleri, ön kuluçka ve kuluçka yapılarının bütüncül bir anlayışla çalıştığını söyledi. Bayat, “Öğrenciler yalnızca akademik bilgiyle değil, girişimcilik kültürüyle de yetiştirilmeli” dedi. “Gençlerin Fikirlerinin Sahaya Çıkması Çok Önemli ve Değerli” Etkinlikte konuşan Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol ise genç yaşta geliştirilen fikirlerin gerçek ekosistemle buluşmasının önemine dikkat çekti. Akyol, “Teknoparklar yalnızca teknoloji üretilen alanlar değil, aynı zamanda fikirlerin olgunlaştığı, test edildiği ve yatırımcıyla buluştuğu yapılardır. Liseli ve üniversiteli öğrencilerin bu yaşta projelerini sahaya çıkarması son derece önemli ve değerli” dedi. Üniversite–sanayi iş birliklerinin girişimcilik ekosisteminin temel taşı olduğunu vurgulayan Akyol, “Bu tür programlar, gençlerin yalnızca fikir üretmesini değil, aynı zamanda iş dünyasının beklentilerini erken aşamada tanımasını sağlıyor. Teknopark İstanbul olarak bu temasın güçlenmesine büyük önem veriyoruz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EDSİS Üyeleri DEİK Enerji İş Konseyi Yönetimine Dâhil Oldu Haber

EDSİS Üyeleri DEİK Enerji İş Konseyi Yönetimine Dâhil Oldu

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) İş Konseyleri 2025 Yılı Seçimli Olağan Genel Kurulu kapsamında belirlenen yeni yönetim yapısıyla birlikte DEİK Enerji İş Konseyi’nde yeni bir dönem başladı. Başkanlık görevini devralan Sarper Cengiz öncülüğünde şekillenen yönetim listesi; enerji sektörünün üretim, yenilenebilir enerji, enerji teknolojileri, sürdürülebilirlik ve yatırım alanlarında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların üst düzey temsilcilerini bir araya getirdi. Limak, Kalyon, OYAK, SOCAR, Aksa, Sıfır Atık Vakfı, CCT Enerji, Girişim, EGESA, Naturel, Win Solar, YEO ve IC Enterra gibi enerji ekosisteminin farklı alanlarında faaliyet gösteren önemli paydaşların yer aldığı bu yapı, kamu ve özel sektör iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan kapsayıcı bir perspektif sunuyor. Yeni dönemde DEİK Enerji İş Konseyi’nin; Türkiye’nin enerji vizyonunu uluslararası platformlarda daha etkin biçimde temsil etmesi, yatırım ve ticaret kanallarını güçlendirmesi ve küresel enerji dönüşümü sürecinde daha görünür bir rol üstlenmesi hedeflenmektedir. Yapılan seçimler ile birlikte DEİK Enerji Konseyi olarak Türkiye’nin enerji vizyonuna ve uluslararası iş birliklerine güçlü katkılar sunmayı hedeflediklerini vurgulayan EDSİS Yönetim Kurulu Başkanı, DEİK Enerji İş Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve CCT Enerji & SolPEG Turkiye Kurucusu C. Can Tutaşı, yeni döneme ilişkin değerlendirmesinde şu noktalara değindi: “Sarper Cengiz Başkanlığında oldukça güçlü bir kadro oluşturduk. Yönetim Kurulumuz enerji sektöründe globalde önemli güce sahip isimlerden oluşuyor. Bu güç birliğini ülkemizin enerji potansiyeli kapsamında uluslararası arenada söz sahibi olması için kullanacağız. DEİK Enerji İş Konseyi yönetiminde yer almak, enerji depolama alanında faaliyet gösteren paydaşların ihtiyaç ve önceliklerinin daha geniş bir perspektifle ele alınmasına katkı sunmak açısından önemli bir sorumluluk. Bu süreçte, kamu ve özel sektör arasındaki iş birliğini güçlendiren, yatırım ortamını destekleyen ve sektörün uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmaya katkı sağlayacak çalışmalara yapıcı bir yaklaşımla katkı sunmayı amaçlıyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.