Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Girişimciler

Kapsül Haber Ajansı - Girişimciler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Girişimciler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Finansman Tercihlerinde Toplam Maliyet, Erişilebilirlik ve Öngörülebilirlik Öne Çıkıyor Haber

Finansman Tercihlerinde Toplam Maliyet, Erişilebilirlik ve Öngörülebilirlik Öne Çıkıyor

. Tasarruf finansman sektörünün 34 yıllık köklü kuruluşu Fuzul’ün verilerine göre, katılımcıların yarısından fazlası karar vermeden önce farklı finansman türlerinin toplam maliyetlerini kıyasladıktan sonra tasarruf finansmanını tercih ediyor. Türkiye’de son yıllarda artan finansal okuryazarlık, konut ve araç sahibi olmak isteyen tüketicilerin karar alma süreçlerini daha analitik hale getiriyor. Bununla birlikte yüksek faiz ortamı ve krediye erişimde yaşanan zorluklar tüketicilerin alternatif finansman modellerine yönelmesine sebep oluyor. Tasarruf finansmanı; toplam maliyet, erişilebilirlik, öngörülebilirlik ve ödeme planı esnekliğini birlikte sunan yapısıyla rasyonel bir seçenek olarak daha görünür hale geliyor. Tasarruf finansmanına gösterilen talebin artması, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) denetiminde faaliyet gösteren sektörün büyümesine önemli bir hız kazandırdı. Finansal Kurumlar Birliği (FKB) 2025 yılı verilerine göre, tasarruf finansman sektörünün işlem hacmi yıllık yüzde 261,8 artışla 1,21 trilyon TL’ye, aktif büyüklüğü ise yüzde 251 artışla 323 milyar TL’ye ulaştı. Aktif katılımcılarının sayısı 1 milyonu aşan tasarruf finansmanı, Türkiye’de finansal sistem içerisindeki ağırlığını güçlendirdi. Karar sürecinde toplam maliyet, erişilebilirlik ve esneklik birlikte öne çıkıyor Tasarruf finansman sektörünün 34 yıllık köklü kuruluşu Fuzul tarafından paylaşılan verilere göre, tasarruf finansman modelini tercih eden müşteri profilinde son iki yılda önemli bir değişim yaşandı. Beyaz yakalı çalışanlar, girişimciler, ilk evini almak isteyen genç aileler ve büyükşehirler çevresindeki Anadolu illerinden gelen yeni katılımcılar belirgin biçimde artış gösterdi. Bu kitlenin karar sürecinde toplam maliyet hesabı önemli bir yer tutarken; erişilebilirlik, ödeme planı esnekliği ve öngörülebilirlik de tercih motivasyonunu güçlendiren unsurlar arasında öne çıkıyor. 2023-2025 döneminde Fuzul’e başvuran müşterilerin yüzde 60’ı banka kredisi ve diğer finansman seçeneklerinin toplam maliyetlerini kıyaslayarak görüşmeye geldi. Önceki döneme göre yaklaşık yüzde 25 artışa işaret eden bu oran, finansal okuryazarlığın karar sürecindeki etkisinin güçlendiğini gösteriyor. Öngörülebilir ve esnek ödeme planı karar kriteri oldu Tasarruf finansman modelini tercih eden tasarruf sahipleri teslimat hızından önce ödeme planı esnekliğini soruyor. Tasarruf finansman modelinin tercih edilmesinde, sabit taksitlerin sağladığı güven duygusu kadar, müşterilerin kendi bütçelerine en uygun ödeme planını oluşturabilme esnekliği de öne çıkıyor. Modelin planlı birikim disiplini sağlaması ve ödeme sürecini öngörülebilir hale getirmesi de tüketicilerin tercih motivasyonunu güçlendiriyor. Dijital kanallar üzerinden sunulan şeffaf takip imkânı, taksitlerin ve teslim planının anlık görüntülenebilmesini sağlayarak müşterilerin karar sürecini kolaylaştırıyor. Tüm bu unsurları bir araya getiren tasarruf finansmanı, katılımcılar için sürdürülebilir ve öngörülebilir bir finansman modeli sunuyor. Finansal okuryazarlığın artmasıyla birlikte tasarruf finansman modeline yönelik farkındalığın ve güvenin güçlenmesi, müşteri görüşmelerine de yansıyor. Fuzul’ün ortalama müşteri görüşme süreleri kısalırken, bu görüşmelerin sonucunda alınan katılım kararlarının oranları da önceki yıllara kıyasla yükseldi. Fuzul Tasarruf Finansman AŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Furkan Akbal, finansal okuryazarlığın sektörün büyümesindeki en önemli itici güçlerden olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Eskiden müşterilerin ilk sorusu çoğunlukla aylık taksit tutarı olurdu. Bugün ise bilinçli tasarruf sahipleri ‘toplam maliyetim ne olacak?’ sorusunu daha fazla gündeme getiriyor. Bu çok önemli bir değişim. Artan finansal okuryazarlık, müşterilerin finansman seçeneklerini yalnızca aylık ödeme üzerinden değil; toplam maliyet, erişilebilirlik, öngörülebilirlik ve ödeme planı esnekliğiyle birlikte değerlendirmesini sağlıyor. Mevcut piyasa koşullarında tasarruf finansmanı, krediye erişimin zorlaştığı ve finansman maliyetlerinin yükseldiği bir ortamda daha görünür bir seçenek haline geliyor. Özellikle beyaz yakalılar, girişimciler ve genç ailelerin artan ilgisi, tasarruf finansmanının daha bilinçli ve planlı bir finansman tercihine dönüştüğünü gösteriyor.” Fuzul’ün finansal okuryazarlığı destekleyen dijital dönüşüm ve teknoloji yatırımlarını hız kesmeden sürdürdüğünü belirten Akbal, “Müşterilerimizin şeffaflık, anlık takip ve kişiselleştirilmiş finansal rehberlik beklentilerini teknoloji yatırımlarımızın merkezine aldık. Yapay zekâ destekli tasarruf planlama önerileri, ödeme davranışı analitiği ve mobil teslim simülasyonları gibi gelişmiş araçlar üzerinde çalışıyoruz. Sunduğumuz finansman çözümleriyle müşterilerimizi gelecek planlarına ulaştırırken, aynı zamanda onları güçlü bir eğitim ve farkındalık ekosistemiyle desteklemeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COLIN’S Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ahmet Eroğlu, Fast Company Sürdürülebilirlik Liderleri 2026 Listesinde Haber

COLIN’S Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ahmet Eroğlu, Fast Company Sürdürülebilirlik Liderleri 2026 Listesinde

Fast Company Türkiye’nin Sürdürülebilirlik Liderleri 2026 Araştırması’nda şirket sahipleri, CEO’lar, sürdürülebilirlik liderleri, girişimciler ve sivil toplum temsilcileri değerlendirmeye alındı. Alanında uluslararası ve yerel ölçekte önemli isimlerden oluşan Büyük Jüri’nin değerlendirmesi sonucunda belirlenen liste, iş dünyasında sürdürülebilirlik odaklı dönüşümü yönlendiren liderleri bir araya getirdi. Üç temel odakta bütüncül ve ölçülebilir dönüşüm Enerji dönüşümü, döngüsel tasarım ve sorumlu tedarik olmak üzere üç temel odak alanı üzerine inşa edilen model kapsamında COLIN’S, yenilenebilir enerji yatırımlarını genişletirken mağazalarda enerji verimliliğini artıran uygulamaları hayata geçiriyor. Enerji yönetim sistemine entegre edilen mağaza oranını yüzde 80’e ulaştıran marka, bu alanda 650.000 kWh enerji tasarrufu sağladı. COLIN’S, üretim tarafında da daha az su ve kimyasal kullanımını mümkün kılan uygulamaları devreye alıyor. Ürün tasarımındaki sadeleşmeyle kaynak kullanımını azaltan bir üretim yapısı benimseyen marka, atık yönetiminde ise yeniden kullanım oranlarını artırarak doğal kaynak tüketimini azaltan uygulamaları operasyonun geneline yayıyor. Tedarik zincirinde şeffaflık ve izlenebilirliği güçlendiren sistemleri devreye alan COLIN’S, FSC sertifikalı kâğıt ve geri dönüştürülmüş materyal kullanımını standart hale getirdi. Döngüsel tasarım yaklaşımı doğrultusunda geri dönüştürülmüş malzeme kullanımını artıran marka, yeni mağazalarında yüzde 100 geri dönüştürülmüş askı kullanımına geçti. İnsan kaynağı tarafında çeşitlilik ve kapsayıcılık odağında ilerleyen COLIN’S, kadın yönetici oranını yüzde 33’e yükseltirken, 2030 yılı için belirlediği yüzde 50 hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. COLIN’S, 2030 karbon nötr hedefi doğrultusunda enerji dönüşümü, döngüsel tasarım ve sorumlu tedarik alanlarında yürüttüğü çalışmaları planlı adımlarla sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hakan Bucak, Cornell Üniversitesi Executive MBA heyetiyle İstanbul’da Buluştu Haber

Hakan Bucak, Cornell Üniversitesi Executive MBA heyetiyle İstanbul’da Buluştu

Cornell University SC Johnson College of Business Executive MBA programında yer alan iş insanları, girişimciler ve profesyonellerden oluşan uluslararası heyet, İstanbul ziyaretleri kapsamında Hakan Bucak Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Bucak ile buluştu. Gerçekleşen buluşmada, HAKAN BUCAK ve MARS markalarının vizyonu ile Türkiye gayrimenkul sektörünün mevcut dinamikleri ele alındı. Bucak, buluşmada gerçekleştirdiği konuşmada Türkiye’de proje geliştirme sisteminden talep ve arz dengesinin veri odaklı nasıl analiz edildiğine, gayrimenkulün uluslararası pazardaki konumundan sektörün dönüşüm alanları ve gelecek perspektifine kadar farklı başlıkları değerlendirdi. Gayrimenkul sektöründe veriyle düşünmenin, pazarı doğru okumanın ve güven temelli iletişim kurmanın giderek daha belirleyici hale geldiğine dikkat çekildi. Özellikle uluslararası yatırımcıların karar süreçlerinde şeffaflık, ölçülebilirlik ve doğru konumlandırmanın öne çıktığına işaret edilen buluşmada, Türkiye’de gayrimenkul pazarlamasının klasik satış yaklaşımının ötesine geçmesi gerektiği vurgulandı. Bucak, bu kapsamda daha analitik, stratejik ve uluslararası bakış açısına dayalı bir yaklaşımın önem kazandığını da ifade etti. Farklı coğrafyalardan gelen katılımcılarla gerçekleştirilen buluşma, Türkiye’nin gayrimenkul alanındaki potansiyelinin küresel bir perspektifle ele alınmasına imkân sağladı. Oturum, karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımı açısından verimli bir zemin sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TEKNOFEST Girişim Programı 2026 Başvuruları Başladı Haber

TEKNOFEST Girişim Programı 2026 Başvuruları Başladı

Türkiye’nin tam bağımsızlık vizyonu ve Milli Teknoloji Hamlesi doğrultusunda 2022 yılında hayata geçirilen program, TEKNOFEST teknoloji yarışmalarına başvuran takım ve üyelerine özel olarak kurgulandı. Program; yüksek potansiyel taşıyan projelerin sürdürülebilir girişimlere dönüşmesini, küresel pazarda rekabet gücü elde etmesini ve hızlı bir şekilde ölçeklenmesini hedefliyor. Girişimlerin Büyümesini Hızlandıran Kapsamlı Destek Ekosistemi 2022 yılından bu yana 50 mezun girişime toplamda 13 milyon TL maddi destek sağlayan TEKNOFEST Girişim Programı, bu yıl da girişimcilerin operasyonel ve stratejik ihtiyaçlarını kapsayan 11 farklı destek paketi sunuyor. Program kapsamında; iş modeli geliştirme, finansal planlama ve pazar analizi gibi alanlarda kapsamlı eğitimlerin yanı sıra uzmanlardan birebir mentorluk, İstanbul’un her iki yakasında konumlanan T3 Girişim Merkezlerinde ofis kullanımı, yatırımcı görüşmeleri ve iş birliği toplantıları, Take Off Girişim Zirvesi’ne katılım imkânı ile güçlü bir ağ ve görünürlük desteği sağlanıyor. Ayrıca girişimler, yatırımcılar ve sektör profesyonelleri karşısına çıkabilecekleri TEKNOFEST Girişim Gösteri Günü’nde projelerini sunma fırsatı elde ediyor. Girişim Aşamalarına Özel Güçlü Finansman Desteği Programın yeni döneminde ise girişimlerin aşamalarına göre özelleştirilmiş finansal destekler dikkat çekiyor; Ön Kuluçka kapsamında programı başarıyla tamamlayan ekiplere 100 bin TL’ye kadar malzeme desteği sağlanırken, Ön Kuluçka sürecinde veya sonrasında şirketleşen girişimlere 500 bin TL yatırım imkanı sunuluyor. Hızlandırma aşamasını başarıyla tamamlayan girişimler ise 1 milyon TL yatırım desteğinden faydalanabiliyor. Teknoloji dünyasında yerini almak ve projesini geleceğe taşımak isteyen girişimciler için başvuru tarihi 27 Nisan’da sona erecek. Adaylar, başvurularını ise https://mth.tc/TGP2026 adresi üzerinden gerçekleştirebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Expomed Eurasia, Sağlık Sektörünü  İstanbul’da 33. Kez Buluşturacak Haber

Expomed Eurasia, Sağlık Sektörünü İstanbul’da 33. Kez Buluşturacak

16–18 Nisan 2026 tarihleri arasında İstanbul’daki Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek fuar, medikal teknolojilerden gıda takviyelerine kadar sağlık sektörünün geniş ürün ve hizmet yelpazesini aynı çatı altında bir araya getiriyor. Medikal alanda kullanılan sarf malzemeler, orta ve ileri düzey teknolojik cihazlar ile ortopedik ürün alanında güçlenen yerli üretim ekosisteminin geliştirilmesi açısından fuar önemli bir merkez konumunda bulunuyor. Bu yıl Expomed Eurasia’da “Üreten Sağlık”, “Sağlıkta Dijitalleşme” ve “Yerli ve Milli Üretim” temaları ön planda yer alıyor. Sağlıkta dijital dönüşümün hız kazandığı bir dönemde düzenlenen fuar, sağlık teknolojilerindeki yenilikleri ve yeni nesil çözümleri sektör temsilcilerinin ilgisine sunmak için gün sayıyor. 30 Yılı Aşkın Tecrübe ile Bölgenin En Büyük Medikal Fuarı T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından desteklenen ve prestijli fuar statüsüne sahip olan Expomed Eurasia, 30 yılı aşkın geçmişiyle Türkiye’nin medikal alandaki tek ve bölgenin ise en büyük ihtisas fuarı olarak ön plana çıkıyor. Reed Tüyap Fuarcılık A.Ş. organizasyonuyla gerçekleştirilen fuar; sektörün çatı kuruluşları arasında yer alan Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçileri Dernekleri Federasyonu (TÜMDEF) ve bağlı dernekleri ile Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası (SEİS) ve Sağlık Gereçleri Üreticileri ve Temsilcileri Derneği (SADER)’in katkılarıyla düzenleniyor. Fuar, sağlık sektöründeki yenilikçi çözümleri sergilerken, aynı zamanda uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. İnovasyon Alanı’nda Geleceğin Sağlık Girişimleri Sahne Alacak Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ve İstanbul Sağlık Endüstrisi Kümelenmesi Derneği (İSEK) iş birliği ile hayata geçen İnovasyon Alanı’nda; genç girişimciler, kamu kuruluşları ve üniversitelerin start-up birimleri projelerini uluslararası bir platformda sergileme imkânına sahip olacak. Bu özel alanda sağlık teknolojileri ve medikal cihaz sektörlerinde değer yaratan girişimler, potansiyel iş ortakları ve yatırımcılarla buluşacak. Fuar süresince girişimciler, fikir ve projelerini Expomed Eurasia çatısı altında fuarın ziyaretçi ve katılımcılarıyla paylaşacak. Uluslararası Sağlık Profesyonelleri İstanbul’da Buluşacak Expomed Eurasia, bu yıl 15 ülkeden 500’ün üzerinde firma ve firma temsilciliğine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Fuarda hastane yapı ve tıbbi tesis yönetimi çözümlerinden elektro-medikal ekipmanlara, sarf malzemelerden gıda takviyelerine kadar uzanan birçok farklı ürün ve teknoloji fuar ziyaretçileriyle buluşacak. Fuar, dünya genelindeki Sağlık Bakanlıklarındaki üst düzey yetkililerin, kamu ve özel hastane, fizik tedavi ve rehabilitasyon ile güzellik merkezi yöneticilerinin, biyomedikal mühendislerin, ecza depolarının ve medikal ekipman ticareti yapan firmaların tedarik, yatırım ve gelişim merkezi olarak her yıl tercih ediliyor. Fuar, bu yönüyle yatırımcıların, akademik çevrelerin ve kamu temsilcilerinin bir araya geldiği uluslararası bir platform niteliğine sahip. Ziyaretçiler fuar kapsamında sektörün lider firmalarıyla doğrudan temas kurarak yeni iş birlikleri geliştirme ve güncel teknolojileri yakından inceleme fırsatını Expomed Eurasia Fuarı sayesinde elde edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

VakıfBank’tan 1,5 Milyar Euro Tutarında Yeni Yurt Dışı Kaynak  Haber

VakıfBank’tan 1,5 Milyar Euro Tutarında Yeni Yurt Dışı Kaynak 

VakıfBank, uluslararası kuruluşlarla yaptığı iş birliklerine bir yenisini daha ekledi. Dünya Bankası İcra Kurulu tarafından Aralık 2025’te onaylanan “Türkiye İstihdam ve Büyüme için Finansmana Erişim Projesi” kapsamında, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın karşı-garantisi ve Dünya Bankası Grubu üyesi Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası’nın (IBRD) kısmi garantisi altında uluslararası finans kuruluşlarıyla kredi sözleşmesine imza attı. 10 yıl vadeli finansman işlemi, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Dünya Bankası, kreditörler ve VakıfBank arasındaki iş birliği kapsamında; Türkiye genelinde mikro, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin, özellikle kadınlar ve genç girişimcilerin finansmana erişiminin ve istihdamlarının artırılmasını ve depremden etkilenen bölgelerde ekonomik toparlanmanın desteklenmesini amaçlıyor. “Türk bankacılık sektöründe uluslararası kalkınma kuruluşlarıyla gerçekleştirilen en yüksek tutarlı fonlama işlemi” İşlemle ilgili açıklamada bulunan VakıfBank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih şunları söyledi: “Dünya Bankası İcra Kurulu tarafından onaylanan ‘Türkiye İstihdam ve Büyüme için Finansmana Erişim Projesi’ kapsamında, Hazine ve Maliye Bakanlığı karşı-garantisi ile IBRD kısmi garantisi altında uluslararası finans kuruluşlarıyla imzaladığımız 1,5 milyar Euro tutarındaki 10 yıl vadeli bu anlaşmayı, Türkiye ekonomisine uzun vadeli kaynak kazandıran stratejik bir adım olarak değerlendiriyoruz. Bu proje, yalnızca finansman sağlamakla sınırlı kalmayıp kadınlar ve genç girişimciler odağında istihdamı da doğrudan destekleyen bir etki çerçevesi sunuyor.” Sağlanan kaynağı, mikro, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin yatırım ve büyüme ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde reel sektöre yönlendirirken, depremden etkilenen bölgelerde de ekonomik toparlanmayı desteklemeyi hedeflediklerini belirten Üstünsalih, “Dünya Bankası ile 2010 yılında başlayan ve yıllar içinde farklı projelerle genişleyen iş birliğimiz bugün itibarıyla Bankamızı, Dünya Bankası’nın Türkiye’deki en büyük finansal kuruluş iş ortağı konumuna taşıdı. Orta ve uzun vadede, çok uluslu kalkınma bankaları ve uluslararası finans kuruluşlarıyla ilişkilerimizi daha da derinleştirerek ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlayan projelerde en büyük ve en etkin iş ortaklarından biri olma stratejimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu önemli adımda emeği geçen Hazine ve Maliye Bakanlığı’na, Dünya Bankası Grubu’na ve kredi anlaşmasını birlikte imzaladığımız Santander, BNP Paribas, Standard Chartered ve ING’ye teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı. Projeye garanti sağlayan Dünya Bankası adına açıklamalarda bulunan Türkiye Cumhuriyeti ülke direktörü Humberto López ise şunları ifade etti. “Bu işlem, Dünya Bankası’nın bugüne kadar tek bir proje kapsamında sağladığı en büyük garanti olup, özel sektörün finansmana erişimini kolaylaştırarak ülkemizin istihdam hedeflerinin desteklenmesine önemli katkı sağlayacaktır. Aynı zamanda işgücü piyasasındaki cinsiyet ve yaş farkının kapatılmasına odaklanmaktadır. Projenin, 15.000'i kadınlar ve 1.000'i gençler tarafından yönetilen firmalar da dahil olmak üzere yaklaşık 30.000 mikro, küçük ve orta ölçekli işletmenin finansmana erişimini genişletmesi ve 800.000'e kadar yeni veya daha kaliteli istihdam yaratılmasına yardımcı olması beklenmektedir.” Projede kredi veren bankalardan Santander Bank adına Global Export & Agency Finance Başkanı Guillermo Hombravella ise şunları belirtti: “Bu önemli işlemde Global Koordinatör olarak yer almaktan gurur duyuyoruz. Uluslararası kalkınma kuruluşlarının katılımıyla bir Türk bankası tarafından sağlanan en büyük finansman olması, bu işlemin Dünya Bankası ile önde gelen ticari bankalar arasındaki güçlü iş birliğini ortaya koyduğunu göstermektedir. Çok taraflı garanti yapılarındaki işlemlerde güvenilir bir ortak olarak Santander, Türkiye’de mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmana erişimini genişleten, istihdamı destekleyen ve son depremlerden etkilenen bölgelerin toparlanmasına katkı sağlayan karmaşık finansman çözümlerini hayata geçirmek için gerekli yapılandırma uzmanlığı ve koordinasyon kapasitesini sunmaktadır.” Projede kredi veren bankalardan BNP Paribas adına BNP Paribas Global Export Finance Başkanı Yasser Henda ise şunları söyledi: “BNP Paribas olarak, IBRD tarafından kısmen garanti edilen ve finansal kapsayıcılığı güçlendirmeyi hedefleyen bu 1,5 milyar avroluk işlem kapsamında VakıfBank’ı desteklemekten gurur duyuyoruz. Özellikle kadın ve genç girişimciler olmak üzere yeterince temsil edilmeyen gruplar ile KOBİ’lerin finansmana erişimini artırmayı amaçlayan bu işlemde yer almamız, BNP Paribas’nın Türkiye’de ve ötesinde sosyal ve ekonomik kalkınmayı destekleyen finansman çözümlerinin geliştirilmesine yönelik kararlılığını bir kez daha ortaya koymaktadır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk-İspanyol Dayanışması Vize Talebini Artırdı Haber

Türk-İspanyol Dayanışması Vize Talebini Artırdı

Son dönemde sosyal medyada Türk ve İspanyol kullanıcılar arasında gelişen samimi etkileşimler iki ülke arasındaki ilişkileri farklı bir boyuta taşıdı. Özellikle X platformunda başlayan esprili ve dostane paylaşımlar kısa sürede geniş bir kitleye yayıldı. İspanya’nın uluslararası krizler karşısında sergilediği savaş karşıtı tutumun da etkisiyle oluşan bu atmosfer, bazı İspanyol vatandaşların Türk vatandaşlarına yönelik vize kolaylığı sağlanması için imza kampanyası başlatmasına kadar uzandı. Bu gelişmeler, İspanya’da yaşamak veya Avrupa’da daha uzun süre bulunmak isteyen Türk vatandaşlarının alternatif oturum seçeneklerine olan ilgiyi de artırdı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Level Immigration& Properties Danışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, İspanya’da yaşamak isteyen Türk vatandaşları için yatırım gerektirmeyen bir oturum programının zaten mevcut olduğunu belirtti. “Yatırım gerektirmeden İspanya’da yaşamak mümkün” Alamarioğlu, İspanya’da yaşamak isteyen Türk vatandaşları için en erişilebilir yollardan birinin Dijital Göçebe Vizesi olduğunu ifade ederek, “İspanya Dijital Göçebe Vizesi yatırım gerektirmeyen, uzun bürokratik süreçler içermeyen modern bir oturum programıdır. Uzaktan çalışan profesyonellerin İspanya’da yasal olarak yaşamasına imkân tanıyor,” dedi. Uzaktan çalışanlar için tasarlanmış program Programın temel amacının, İspanya dışında faaliyet gösteren şirket veya müşteriler için çalışan profesyonellerin ülkede ikamet edebilmesini sağlamak olduğunu belirten Alamarioğlu, “Serbest çalışanlar, girişimciler ve kendi işini yöneten profesyoneller de bu program kapsamında başvuru yapabiliyor,” diye konuştu. Aylık gelir şartı 2.800 euro Programa başvurabilmek için bazı kriterler bulunduğunu aktaran Alamarioğlu, şu bilgileri paylaştı: “Başvuru sahibinin 18 yaşını doldurmuş olması, sabıka kaydının bulunmaması ve üniversite diplomasına ya da en az üç yıllık mesleki deneyime sahip olması gerekiyor. Ayrıca aylık net gelirin en az 2 bin 800 euro olması şartı aranıyor.” Aile bireyleri de oturum alabiliyor Programın aileler açısından da avantaj sunduğunu vurgulayan Alamarioğlu, ana başvuru sahibinin yakınlarının da oturum izni alabileceğini belirterek şunları söyledi: “Eş, 18 yaş altı çocuklar ve maddi bağımlılığı kanıtlanabilen 18-24 yaş arası çocuklar ana başvuru sahibinin dosyasına dahil edilebiliyor. Böylece aileler birlikte İspanya’da yaşam kurabiliyor.” Schengen içinde serbest dolaşım İspanya’da alınan oturum izninin Avrupa içinde hareket özgürlüğü sağladığını ifade eden Alamarioğlu, “İspanya oturum izni sayesinde 26 Schengen ülkesine vizesiz seyahat etmek mümkün. Bu da iş ve yaşam planlaması açısından önemli bir avantaj sunuyor,” dedi. Eğitim, sağlık ve yaşam kalitesi avantajı İspanya’da yaşamın sosyal avantajlarına da değinen Alamarioğlu, “Çocuklar devlet okullarında ücretsiz eğitim alabiliyor. Avrupa bankacılık sistemine erişim kolaylaşıyor ve dünyanın en güçlü kamu sağlık sistemlerinden birinden yararlanma imkânı doğuyor,” diye konuştu. Alamarioğlu, İspanya’da beş yıl kesintisiz ikamet eden kişilerin kalıcı oturum iznine başvurma hakkı elde ettiğini de sözlerine ekledi. Süreç yaklaşık üç ayda tamamlanabiliyor Başvuru sürecinin diğer birçok oturum programına kıyasla hızlı ilerlediğini belirten Alamarioğlu, “Belge hazırlığı yaklaşık üç hafta sürüyor. Şirket kuruluşu ortalama 20 gün içinde tamamlanıyor. Oturma izni kartının verilmesi ise yaklaşık 30-35 gün sürüyor. Doğru danışmanlıkla tüm süreç 2,5-3 ay içinde tamamlanabiliyor,” ifadelerini kullandı. Türkiye’den başvuru mümkün Türk vatandaşlarının Türkiye’den başvuru yapabildiğini belirten Alamarioğlu, en sık yaşanan zorlukların belge hazırlığı aşamasında ortaya çıktığını söyledi. “Belgelerin apostil ve noter onaylarının doğru hazırlanması ve gelir belgelerinin uygun formatta sunulması önemli. Bu adımlar yanlış atıldığında süreç uzayabiliyor,” dedi. Level Immigration süreci baştan sona yönetiyor Level Immigration & Properties’in başvuru sürecinin tüm aşamalarında danışmanlık sunduğunu belirten Alamarioğlu, “İlk danışmanlıktan oturma izni kartının teslim alınmasına kadar tüm süreci yönetiyoruz. Belgelerin hazırlanması, başvuru takibi ve resmi kurumlarla iletişim dahil kapsamlı bir destek sağlıyoruz,” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası ve FAO Ortaklığıyla Çiftçi Kadınlara Destek Haber

İş Bankası ve FAO Ortaklığıyla Çiftçi Kadınlara Destek

Tarım ve gıda sektöründeki üretici kadınlar hem kırsal kalkınmada ve ülkemizin gelişiminde hem de gıda güvenliğinin sağlanmasında etkin rol oynuyor. İş Bankası ve FAO, BM tarafından “Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı” ilan edilen 2026’da toprağı emekle yoğuran, üretime yön veren çiftçi kadınları desteklemek amacıyla bir iş birliği başlattı. İş birliğinin tanıtımı, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftasında İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık, çiftçi kadınlar, kooperatif ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve akademisyenlerin katılımıyla gerçekleştirildi. İş birliği ile “Güçlü Kadınlar, Dönüşen Tarım-Gıda Sistemleri” başlığıyla ülkemizin dört bir yanında “Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları” düzenlenerek, üretici kadınlara eğitim ve dijital satış desteği sunulacak. Bursa ile başlayan buluşmalar ülkemizin diğer bölgelerinde de devam edecek. Kadınların güçlenmesi, yalnızca bir eşitlik meselesi değil; aynı zamanda kalkınmanın da anahtarı… İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz konuya ilişkin değerlendirmesinde, BM tarafından 2025’in “Kooperatifler Yılı”, 2026’nın ise “Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı” ilan edilmesinin kadınların tarımdaki rolünün artık görünür kılınması, güçlendirilmesi ve sürdürülebilir biçimde desteklenmesi ihtiyacını açık bir şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. Ülkemizde tarım sektöründe emek veren yaklaşık 5 milyon kişinin 2 milyonunu kadınların oluşturmasına rağmen, çiftçi kayıt sisteminde kadınların oranının yalnızca yüzde 15 seviyesinde bulunduğunu belirten Sezgin Yılmaz, “Kadınların üretimdeki bu güçlü varlığının finansmana, pazara ve bilgiye erişimle desteklenmesi; hem kırsal kalkınmanın güçlenmesi hem de sürdürülebilir tarımsal üretimin gelişmesi açısından büyük önem taşıyor” dedi. Bu anlayışla stratejik öncelik verdikleri sektörlerden olan tarımda ihtisas şubeleri, çiftçi buluşmaları, finansal, zirai ve ekolojik okur-yazarlık eğitimleri; Pazarama ve İmeceMobil gibi iştiraklerle sunulan pazarlama ve teknolojik destekler ile üreticilerin yanında yer aldıklarını söyleyen Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugüne kadar yürüttüğümüz Yeni Nesil Çiftçi Kadın Buluşmaları’nı FAO’nun ülkemizde yürüttüğü Kooperatif Destek Programı ile iş birliği yaparak yeni bir konseptle hayata geçiriyoruz. Böylece kadın liderliğindeki kooperatiflerin dijital pazarlara erişimini güçlendirmeyi, teknik ve yönetim kapasitelerini artırmayı ve başarı hikâyelerini daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedefleyen yeni bir sürece adım atıyoruz. Kadınların öncülük ettiği kooperatifler büyüdükçe, sadece üretim değil; köyler, yerel ekonomiler ve toplumsal dayanışma da güçleniyor. Gençler yeniden tarıma yöneliyor, yerel markalar doğuyor, kırsal yaşam yeniden ayağa kalkıyor. Kadınların toprağa kattığı değerin, ülkemizin geleceğine yapılan yatırım olduğuna inanıyoruz. Bu yolculukta kadınların yanında yürümekten, onların hikâyelerine ortak olmaktan ve bu dönüşümün bir parçası olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Kadınların güçlenmesi, yalnızca bir eşitlik meselesi değil; aynı zamanda kalkınmanın da anahtarı.” Kadınlar sadece üretim yapan değil, markasını yöneten, dijital pazarda aktif girişimciler… FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ise, bu iş birliğiyle kadınların üretip, işleyip, paketleyip, satıp yönettiği ama en az kazanan ve en geç görünür olduğu dengeyi değiştirmeyi amaçladıklarını belirterek, “Tarım-gıda sistemini dönüştürmek istiyorsak kadınları merkeze koymak zorundayız. İş Bankası ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’na giden süreçte somut bir adım. Birçok ülkede tarım, kadınlar için erkeklere kıyasla daha kritik bir geçim kaynağı. Üstelik aynı büyüklükteki arazileri yönettiklerinde dahi çiftçi kadınlarda verimlilik farkı ortalama yüzde 24 oluyor. Aşırı sıcak geçen her gün, çiftçi kadınların ürettiği mahsullerin toplam değerini erkeklere kıyasla yüzde 3 oranında daha fazla düşürüyor. İstihdam, eğitim ve gelirdeki cinsiyet farklarının azaltılması ise gıda güvensizliği farkının yüzde 52’sini ortadan kaldırabilir. Bu rakamlar bize kadınların üretim kapasitesinin, pazara erişiminin ve gelir imkanlarının güçlendirilmesinin yalnızca sosyal bir gereklilik değil, ekonomik ve yapısal bir zorunluluk olduğunu gösteriyor” diye konuştu. Bu süreçte kadın kooperatiflerinin önemine işaret eden Selışık, “Kadın kooperatifleri yalnızca üretim yapmıyor. Yerel ekonomiyi ayakta tutuyor, geleneksel bilgiyi koruyor, ailelerin geçimini sağlıyor ve aslında kırsalın sosyal dokusunu güçlendiriyor” dedi. Kadınların pazar erişimi ve toplu pazarlık kapasitesini güçlendiren çözümlerin, kırsaldaki kadınların ekonomik haklarından daha adil şekilde faydalanmasına katkıda bulunacağını söyleyen Selışık, sözlerini şöyle sürdürdü: “FAO’nun desteklediği kooperatif programı tam da bu amaca hizmet ediyor. FAO olarak bizler kadınların teknik kapasitesini güçlendiriyoruz. İş Bankası da kadın kooperatiflerine güçlü bir dijital satış ağı ve görünürlük penceresi açıyor. Kadın üreticiler artık sadece üretim yapan değil, markasını yöneten, hikayesini anlatan, dijital pazarda aktif rol alan girişimciler haline geliyor.” Eğitimden dijital pazara her aşamada üretici kadınların yanında Program ile kooperatifler yalnızca üretim aşamasında değil; ürün geliştirmeden satışa uzanan tüm süreçlerde desteklenecek. Kadın kooperatiflerine; gıda güvenliği, mevzuata uyum ve izlenebilirlik, markalaşma ve ürün tasarımı, ambalaj ve lojistik yönetimi, dijital, zirai ve finansal okuryazarlık, sosyal medya yönetimi konularında eğitimler verilecek. Eğitim sürecini tamamlayan kooperatifler, ilk etapta FAO’nun Kooperatif Destek Programı için geliştirilen Hepyerinden Dijital Platformu’na entegre edilecek. Platforma dahil edilen kooperatiflerin ürünleri, İş Bankası’nın iştiraki olan e-ticaret platformu Pazarama aracılığıyla ülke çapında satışa sunulacak; üreticilerin kalite ve gıda güvenliği standartları güçlendirilecek ve Pazarama’nın kampanya ve görünürlük desteği sayesinde ürünler daha geniş tüketici kitlelerine ulaşabilecek. Süreçte “Çiftçi Kadın Hikâyeleri” başlığı altında kısa video ve dijital içerikler hazırlanacak. Eğitim sürecine katılan ve dijital pazara entegre edilen kooperatiflerin dönüşüm hikâyelerinin yer verileceği bu içerikler, kadın üreticilerin marka bilinirliğinin artmasına katkı sağlayacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.