Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

# Girişimcilik Ve Start-Up Haberleri

Kapsül Haber Ajansı - Girişimcilik Ve Start-Up Haberleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Girişimcilik Ve Start-Up Haberleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Birleşme ve Satın Alma Pazarı 2,4 Trilyon Dolar Haber

Küresel Birleşme ve Satın Alma Pazarı 2,4 Trilyon Dolar

Dünyanın önde gelen yönetim danışmanlığı şirketlerinden Bain & Company’nin ‘2026 Yıl Ortası Birleşme ve Satın Alma (M&A) 2026’ raporuna göre şirketlerin stratejik dönüşüm ihtiyacı ve mega satın almalardaki sıçrama, M&A piyasasını tarihinin en güçlü dönemlerinden birine taşıyor. 10 milyar doların üzerindeki işlemlerin sayısı yüzde 52, toplam değeri ise yüzde 53 yükselerek küresel M&A piyasasında yeni bir büyüme dönemine işaret ediyor. Küresel birleşme ve satın alma (M&A) pazarında geçtiğimiz yıl başlayan güçlü toparlanma, kalıcı bir yükseliş trendine dönüşüyor. Rapora göre, 2025’te yüzde 40 artışla 4,9 trilyon dolara ulaşarak tarihindeki en yüksek ikinci seviyeyi gören pazar, 2026’nın ilk beş ayında da ivmesini korudu. İşlem hacmi geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 41 artarak 2,4 trilyon dolara yükseldi. Mevcut hızın sürmesi halinde yıl sonunda toplam hacmin 5,3 trilyon doları aşması ve 2026’nın, 2020 rekorunun ardından tarihin en güçlü ikinci yılı olarak kayda geçmesi bekleniyor. Bain & Company'ye göre bu büyümenin arkasında, farklı sektörlere ve bölgelere yayılan güçlü bir stratejik dönüşüm dalgası bulunuyor. Hızla değişen rekabet ortamında şirketler, büyüme, dayanıklılık ve rekabet güçlerini artırabilmek için birleşme ve satın almaları yeniden temel stratejik araçlardan biri olarak konumlandırıyor. Yapay zekâ odaklı ekonomiye geçişin hız kazanması, ekonomik büyümedeki yavaşlama, enflasyonist baskılar ve küresel ticarette artan jeopolitik belirsizlikler de şirketleri ölçek ekonomisi sağlayacak ve operasyonel verimliliklerini artıracak stratejik satın almalara yönlendiriyor. Ancak Bain, sermaye kullanımında önceliklerin giderek daha fazla rekabet ettiği bu dönemde, şirketlerin gündemine giren her satın alma işleminin ölçülebilir değer yaratması ve iş performansına somut katkı sunması gerektiğine dikkat çekiyor. Öte yandan Bain, özellikle büyük ölçekli satın almalara imza atan şirketlerin yeni bir “kazanan paradoksu” ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor. Şirketler bir yandan daha büyük ölçek ve dayanıklılık kazanmak amacıyla satın almalar gerçekleştirirken, diğer yandan yapay zekâ dönüşümünü de eş zamanlı yürütmek zorunda kalıyor. Bu durum yöneticileri, iki büyük dönüşüm programını aynı anda nasıl yönetecekleri sorusuna yanıt aramaya zorlarken, bu dönüşümleri ertelemenin de artık mümkün olmadığını gösteriyor. Bain & Company Türkiye Yönetici Ortağı Onur Candar, konuyla ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “2025 yılında başlayan güçlü M&A toparlanması geçici bir yükseliş değildi. Bu eğilimi besleyen stratejik gerekçeler bugün daha da güçlenmiş durumda. Şirketler hızla değişen dünyada ihtiyaç duydukları ölçeği ve yetkinlikleri kazanabilmek için cesur satın almalara yöneliyor. Ancak yapay zekâ yatırımlarının hızlanması yeni bir paradoks yaratıyor. Büyük ve karmaşık işlemleri başarıyla tamamlamak hiç olmadığı kadar zorlaştı; buna karşın doğru yönetildiğinde en büyük değer yaratma fırsatını da yine bu işlemler sunuyor.” Sektörler ve bölgeler genelinde güçlü büyüme Rapora göre stratejik birleşme ve satın alma işlemlerinin toplam değeri yılın ilk bölümünde yüzde 36 artarken, şirket değerleme çarpanları medyan bazda 11,6 FAVÖK seviyesinde yatay seyretti. İşlem sayısı ise yalnızca yüzde 2 yükseldi. Enerji ve doğal kaynaklar, sanayi ile sağlık ve yaşam bilimleri sektörleri işlem hacmindeki büyümeye en yüksek katkıyı sağladı. Finansal yatırımcıların gerçekleştirdiği işlemler yüzde 9 gerilerken, girişim sermayesi ve kurumsal girişim sermayesi yatırımlarının toplam değeri yüzde 206 artış gösterdi. Bu artışta OpenAI'ın 122 milyar dolarlık yatırım turu önemli rol oynadı. Mega satın almalar da büyümenin ana itici gücü olmayı sürdürdü. 10 milyar doların üzerindeki işlemlerin sayısı yüzde 52, toplam değeri ise yüzde 53 arttı. İşlemlerde hisse ve nakit kombinasyonunun payı tarihi zirve olan yüzde 35'e yükselirken, tamamen nakit finansmanlı işlemlerin payı döngüsel olarak en düşük seviyelerden biri olan yüzde 55'e geriledi. Bölgesel bazda ise Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesi küresel M&A faaliyetlerinin en hareketli merkezlerinden biri haline geldi. Bölgedeki mega satın almalar sayesinde işlem hacmi mayıs sonu itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 77 arttı. Avrupa şirketleri hem kendi ülkelerinde konsolidasyonu güçlendirecek hem de bölgesel ve küresel ölçekte rekabet avantajı sağlayacak işlemlere imza attı. Yapay zekâ M&A stratejilerini yeniden şekillendiriyor Rapora göre yapay zekânın birleşme ve satın alma süreçlerine etkisi artık teknoloji sektörünün çok ötesine taşınmış durumda. ABD'li enerji şirketleri NextEra Energy ile Dominion Energy arasında planlanan 119 milyar dolarlık birleşme bunun önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Artan veri merkezi yatırımları nedeniyle yükselen enerji talebi, şirketleri daha büyük ölçekli enerji altyapıları oluşturmaya yönlendiriyor. Bain'e göre CFO'lar ve üst düzey yöneticiler için asıl soru, büyük ölçekli entegrasyon süreçlerini yürütürken yapay zekâ dönüşümünü de aynı anda nasıl gerçekleştirecekleri. Raporda, başarılı şirketlerin uzun vadeli sermaye planlarını hem M&A odaklı büyüme stratejilerini hem de yapay zekâ destekli iş süreçleri ve iş gücü dönüşümü yatırımlarını kapsayacak şekilde birlikte planlamaları gerektiği belirtiliyor. Rapor ayrıca beklemenin artık bir seçenek olmadığını vurguluyor. Bain verilerine göre büyük ölçekli birleşmelerde iki şirketin tam entegrasyonu çoğu zaman 36 ayı aşarken, 10 milyar doların üzerindeki işlemlerde anlaşmanın duyurulmasından kapanışına kadar yaklaşık yedi ay, beklenen maliyet sinerjilerinin büyük bölümünün hayata geçirilmesi ise ilave 24-36 ay sürüyor. Bu nedenle entegrasyon süreçlerinin aynı zamanda yapay zekâ dönüşümünü hızlandıracak kritik fırsatlar olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bain'e göre bu yeni “kazanan paradoksu”, aynı zamanda önemli bir değer yaratma fırsatı da sunuyor. Yapay zekâ kullanan entegrasyon ekipleri, maliyet sinerjisi fırsatlarını geleneksel yöntemlere kıyasla iki ila üç kat daha hızlı tespit edebiliyor ve çok daha iddialı hedefler belirleyebiliyor. Raporla ilgili değerlendirmesinde, Bain & Company Türkiye Ortaklarından Armando Guastella ise şöyle konuştu: “Entegrasyon süreçleri her zaman hem risk hem fırsat barındırıyordu. Yapay zekâ ise bu iki unsuru da çok daha kritik hale getiriyor. Başarılı şirketler, satın alma işlemlerini yapay zekâ dönüşümlerini hızlandıracak stratejik bir fırsat olarak değerlendirenler olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL Express Türkiye’den Küresel Pazarlara Açılmak İsteyen İşletmelere Yeni Rehber: DHL Discover Haber

DHL Express Türkiye’den Küresel Pazarlara Açılmak İsteyen İşletmelere Yeni Rehber: DHL Discover

DHL Express Türkiye, lojistik iş ortağı olarak hizmet verdiği müşterilerine sunduğu uluslararası danışmanlık hizmeti ve bilgi birikimiyle bir yandan küresel pazarlardaki fırsatları değerlendirmelerine diğer yandan da işlerini büyütmelerine yardımcı olmaya devam ediyor. Bu kapsamda, geçtiğimiz günlerde kullanıma sunulan DHL Discover Platformu, küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ'lerin) tedarik zincirlerini optimize etmelerine ve uluslararası pazarlardaki erişimlerini genişletmelerine yardımcı olmak amacıyla tasarlanan bir rehber görevi üstleniyor. DHL tarafından Türkçe dilinde hazırlanan, resmi bir çevrimiçi bilgi platformu ve kaynak merkezi olan “Discover” küresel iş dünyası profesyonellerine, e-ticaret işletmelerine ve lojistik sektöründeki paydaşlara uzman görüşleri, sektörel trendler ve uygulamaya yönelik içerikler sunuyor. Pazar içgörüleri, gümrük süreçleri, e-ticaret trendleri, sınır ötesi satış stratejileri ve operasyonel ipuçları barındıran platform; sadece bilgilendirici makalelerle sınırlı kalmayıp işletmelerin hedef pazarlarındaki lokal tüketici davranışlarından ülkelerin yasal mevzuatlarına, lojistik maliyet optimizasyonundan makroekonomik analizlere kadar geniş bir yelpazede pratik çözümler ve büyüme rehberleri sağlıyor. Discover ile KOBİ'ler ve e-ticaret girişimleri, ihracat potansiyellerini güçlendiriyor KOBİ'ler ve e-ticaret girişimleri, Discover sayesinde DHL Express Türkiye’nin küresel lojistik ağından süzülen büyük veri analizlerine ve uzman görüşlerine ücretsiz olarak erişebiliyor. Bu sayede işletmeler ihracat potansiyellerini en üst seviyeye çıkarırken, operasyonel riskleri minimize edebiliyor ve uluslararası arenada dev markalarla rekabet edebilecek stratejik içgörülere sahip oluyor. Aynı zamanda bu platformda bulunan entegre bir form aracılığıyla kullanıcılar kendi bilgilerini girerek doğrudan DHL Express Türkiye’den yeni bir müşteri hesabı talep edebiliyor ve küresel sevkiyatlarında kendilerine sunulan özel avantajlardan faydalanabiliyor. DHL Express müşterilerinin yanı sıra küresel pazarlara açılmak ve ihracat potansiyelini güçlendirmek isteyen tüm kuruluşların ve bireylerin kullanımına açık olan Discover Platformuna, https://www.dhl.com/discover/tr-tr adresi üzerinden veya arama motorlarında DHL Discover araması yapılarak ulaşılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akbank Çalışanlarının Geliştirdiği Revogo’ya  Akbank’tan 300 Bin Dolar Yatırım Haber

Akbank Çalışanlarının Geliştirdiği Revogo’ya Akbank’tan 300 Bin Dolar Yatırım

Bankanın bu yıl 10. senesini kutlayan inovasyon merkezi Akbank LAB çatısı altında yürütülen programda, Revogo girişimine toplamda 300 bin dolar yatırım kararı alındı. Böylece Akbank+ ile ilk 3 dönemde ekosisteme kazandırılan girişim sayısı 5’e yükseldi. Akbank’ın yaptığı toplam yatırım tutarı ise 2 milyon doları aştı. Revogo, anne-bebek ürünlerinin döngüsel ve sürdürülebilir kullanımı için güvenilir, hızlı ve kolay bir platform sunuyor. Akbank, inovasyon merkezi Akbank LAB çatısı altında yürüttüğü Akbank+ programı ile kurum içindeki girişimcilik potansiyelini desteklemeye devam ediyor. Çalışanlarının girişim fikirleri üzerinde tam zamanlı olarak çalışabilmelerine olanak tanıyan ve bu özelliğiyle Türkiye’de bir ilk olan Akbank+, Akbanklılara eğitim, mentorluk, ürün geliştirme ve yatırım süreçlerinde uçtan uca destek sunuyor. Böylece Akbanklılar mevcut görevlerine ara vererek, tam zamanlı olarak girişim fikirlerini geliştirmeye odaklanıyor. Bu süreçte sahip oldukları görevlerinin sağladığı tüm hakları ise almaya devam ediyorlar. Fikirlerine yatırım yapılan Akbanklılar girişimlerini kurarak Akbank’tan ayrılırken, diğer katılımcılar ise İnovasyon Elçisi olarak kurum içi girişimcilik kültürünün gelişimine destek sunuyor. Programın üçüncü döneminde toplamda 300 bin dolar yatırım kararı ile hayat bulan Revogo, anne-çocuk ürünlerini satıcılardan anlık nakit ile alarak yeniden satışa sunuyor. Bu modeliyle girişim, hem ebeveynler için pratik ve ekonomik bir çözüm sunuyor hem de ürünlerin kullanım ömrünü uzatarak sürdürülebilir yaşama katkıda bulunuyor. Revogo ayrıca, farklı alanlarda deneyime sahip Akbanklılar tarafından geliştirilen bir girişim olarak da dikkat çekiyor. Kurucu ortaklar Akbank’ta Genel Müdürlük, Teknoloji ve Şube ekiplerinde görev almış uzmanlardan oluşuyor. Böylece Akbank+ programı, girişimler için farklı uzmanlık ve deneyimlerden beslenmenin potansiyelini görünür kılıyor. Akbank+ programı kapsamında daha önce atık süreçlerini dijitalleştiren Waste Log, elektrikli araç kullanıcı deneyimini tek bir platformda buluşturan Voltla, yapay zekâ tabanlı analitik çözüm sunan Metriqus ve e-ticaret satıcıları için alternatif finansman platformu geliştiren Fundero girişimleri ekosisteme kazandırılmıştı. Program kapsamında Akbank’ın 5 farklı girişime yaptığı toplam yatırım tutarı ise 2 milyon doları aştı. Bülent Oğuz: “Akbank+ ile Akbanklıların girişimcilik potansiyelini görünür kılıyor, ekosisteme yeni değerler kazandırıyoruz” Akbank İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, Akbank+ programının insan, kültür ve inovasyon odağını bir araya getiren güçlü bir yapı sunduğunu belirterek şunları söyledi: “Bugünün iş dünyasında kurumları ileri taşıyan en önemli unsurlardan biri, çalışanların merakını, cesaretini ve üretme isteğini doğru alanlarla buluşturabilmektir. Akbank+ tam da bu bakış açısıyla, Akbanklıların fikirlerini uçtan uca bir girişim yolculuğu ile hayata geçirmelerine olanak tanıyor. Türkiye’nin ilk tam zamanlı kurum içi girişimcilik programı olan Akbank+ sayesinde çalışma arkadaşlarımız girişimlerine odaklanabiliyor, Akbank LAB’in güçlü inovasyon birikiminden ve mentorluk ekosisteminden faydalanarak fikirlerini yatırıma dönüşebilecek seviyeye taşıyabiliyor. Bu yıl 10. yaşını kutlayan Akbank LAB, Bankamızda inovasyon kültürünün gelişmesinde ve girişimcilik kaslarımızın güçlenmesinde çok önemli bir rol üstleniyor. Akbank+ da bu kültürün en somut yansımalarından biri. Revogo yatırımını bu açıdan çok değerli buluyoruz. Çünkü bu girişim, hem döngüsel ekonomiye katkı sunan güncel bir ihtiyaca yanıt veriyor hem de farklı birimlerde görev yapmış Akbanklıların ortak bir girişim vizyonunda buluşmasının güçlü bir örneğini oluşturuyor. Bugüne dek 50 Akbanklı bu programa katılarak inovasyon ve liderlik becerilerini geliştirdi ve kurumumuz içinde bu kültürün gelişimi için birer elçi olarak yolculuklarına devam ediyorlar. Önümüzdeki dönemde de Akbanklıların yenilikçi fikirlerini desteklemeye, onların girişimcilik yolculuklarında yanlarında olmaya ve ülkemizin girişimcilik ekosistemine yeni değerler kazandırmaya devam edeceğiz.” Revogo: Anne-çocuk kategorisinde ikinci el ürünlere güvenli ve pratik çözüm Akbank+ programının üçüncü döneminde Akbanklı Nur Aras, Önder Hakan Topuz ve Melih Aydın tarafından geliştirilen Revogo, anne-çocuk kategorisinde kısa süre kullanılan ürünlerin yeniden kullanıma kazandırılmasını hedefliyor. Platform sayesinde satıcılar ürünlerini uzun süre beklemeden ve alıcı bulmak için zaman harcamadan nakde dönüştürebiliyor. Alıcılar ise temizlik ve bakım süreçlerinden geçirilmiş, yenilenmiş ürünlere daha uygun koşullarla ve güvenli şekilde ulaşabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Onikişubat Belediyesi’nin Kale Gençlik Merkezi Yoğun Katılımla Hizmete Açıldı Haber

Onikişubat Belediyesi’nin Kale Gençlik Merkezi Yoğun Katılımla Hizmete Açıldı

Açılış programına vatandaşlar, gençler ve protokol üyeleri yoğun ilgi gösterirken, bölgenin eğitim altyapısına önemli katkı sağlayacak merkezin açılışı büyük bir coşkuya sahne oldu. Kale, Önsen ve Hartlap bölgelerinde yaşayan gençlerin eğitim, gelişim ve sosyal yaşamlarına destek olmak amacıyla inşa edilen Kale Gençlik Merkezi; kütüphanesi, etüt salonları, eğitim sınıfları ve sosyal alanlarıyla bölgenin önemli ihtiyaçlarından birine cevap verecek. Gençlik Merkezi özellikle üniversite hazırlık sürecindeki öğrenciler için önemli bir eğitim üssü olacak. Gençlerin yalnızca ders çalışacağı değil; araştıracağı, üreteceği, kendini geliştireceği ve yeni dostluklar kuracağı bir yaşam alanı olarak tasarlanan merkezin açılışı, vatandaşların ve gençlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış programına 66. T.C. Hükümeti Kabinesi Tarım ve Orman Bakanı ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişci, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekilleri Ömer Oruç Bilal Debgici, Mehmet Şahin ve İrfan Karatutlu, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, Onikişubat Kaymakamı Salih Çiğdem, AK Parti Kahramanmaraş İl Başkanı M. Burak Gül, AK Parti Onikişubat İlçe Başkanı Durdu Safa Kekeç, meclis üyeleri ve davetlilerin yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı. Hanifi Toptaş: “Eğitimde fırsat eşitliğine inanıyoruz” Projenin açılışında konuşan Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş, merkezin gençlerin eğitim hayatına katkı sunacağını ve bölgeye sosyal anlamda yeni bir vizyon kazandıracağını söyledi. Başkan Toptaş, şu sözleri kullandı; “Her şeyden önce, bu güzel projemizi hayata geçirmenin kıvancı içerisindeyiz. Belediyelerimizin bir asli görevleri var, bir de tali görevleri var. Asli görevlerimizi aksatmadan, çünkü onlar en önemli görevlerimiz, elimizden geldiğince toplumumuzun farklı kesimlerine yönelik sosyal projeleri hayata geçirmeye çalışıyoruz. Kadınlara, gençlerimize, emeklilerimize, dezavantajlı bireylerimize yönelik projeleri elimizden geldiğince hayata geçirmeye gayret ediyoruz. Eğitim ve gençliğe yönelik projelerimize de ayrıca çok önem veriyoruz. Çünkü biz, eğitimde fırsat eşitliğine inanıyoruz ve her bir gencimizin hayallerinin yaşadığı ortamın imkanlarıyla sınırlı kalmaması gerekliliğine inanıyoruz. “Özel kurs merkezlerindeki eğitimin daha iyisini veriyoruz” Göreve başladığımızda ücretsiz üniversiteye hazırlık kurslarımızı başlatmıştık. Türkiye’nin aslında her yerinde Milli Eğitim Bakanlığımız veya belediyelerimiz bu tarz uygulamaları yapıyorlar. Fakat bu projeler sürdürülebilir olmayabiliyor. Biz tabii göreve başladığımızda, özellikle kurs fiyatlarının da çok yüksek olması sebebiyle dedik ki: “Biz ücretsiz dershane kurs hizmetini buradaki öğrencilere verelim.” Çünkü çok yüksek ücretler alınıyordu. Ama şunu da söyledik, dedik ki: “Özelde, o özel okullardaki, özel kurs merkezlerindeki eğitim kalitesi neyse, aynı kaliteyi oluşturacak şekilde öğrencilerimize bu hizmeti verelim.” diye düşündük. Ve hamdolsun, özellikle bu iki yıllık süreç içerisinde toplamda 1100 öğrencimizi üniversiteye hazırlık kurslarımızdan faydalandırdık. %70’lik bir devamlılık oranını sağladık ki bu gerçekten bu tarz çalışmalarda çok yüksek bir orandır, Türkiye ortalamasının çok çok üstünde. Yani yaklaşık olarak 700 öğrencimiz bu kurslara başladığı gibi bitirdiler. Onlara, o özel okullardaki, en iyi özel okullardaki, yüksek ücretlerdeki kurs merkezlerindeki özellikle yardımcı kaynak kitaplarını ayarladık. Milli Eğitim Müdürlüğümüzle birlikte çok iyi bir eğitici kadro oluşturduk ve nihai olarak 460 öğrencimizi üniversite sınavlarında üniversiteye, özellikle dört yıllık fakültelere yerleştirdik. Ve bunların da içerisinde gerçekten tıp fakültesini kazanan öğrencilerimiz oldu, İstanbul Teknik Üniversitesi gibi ve ülkemizin diğer güzide üniversitelerindeki gibi gerçekten çok önemli üniversiteleri ve bölümleri kazanan öğrencilerimiz oldu. Çünkü bizim için bir kişi bile önemli. “Kale Mahallemiz çok merkezi bir konumda” Tabii her yıl sonunda bir durum değerlendirmesi alıyoruz. Kırsal mahallelerimize baktığımızda da gerçekten böyle bir talep olduğunu gördük ve bizim merkezdeki kurslarımıza kırsaldan birçok öğrencimizin katıldığını gördük. Hatta Ferhuş, Karacasu’dan bile birçok öğrencimiz katılmıştı. Ve biz dedik ki: “Kalede bu gençlik merkezimizi oluşturalım.” Çok şükür hamdolsun bu projeyi buraya kazandırdık. Neden Kale mahallemizde? Çünkü batı mahallelerimiz, bu hinterland içerisinde merkezi bir konumda burası ve okuma oranı yüksek bir bölgemiz. Burası gerçekten çok önemli insanlar yetiştirmiş bir bölge. Tabii ki bizim için bir kişi bile önemli. Yani bu bölgeden bir kişiyi bile çıkartabilirsek bunu çok önemsiyoruz. Çünkü biz şunu çok iyi biliyoruz; bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir yiğidi, bir yiğit bir orduyu ve bir ordu bir ülkeyi kurtaracağını çok iyi biliyoruz. Ve özellikle eğitim ve gençlik noktasındaki çalışmalarımızı da bu felsefe doğrultusunda yürütüyoruz. Hem mimarisiyle hem peyzaj projesiyle Kale mahallemize de ayrı bir vizyon getirelim diye düşündük. Gençlik merkezimizin buradaki gençlerimizin ihyasına vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyor, hepinizi sevgi, saygı, muhabbetle selamlıyorum” dedi. Başkan Görgel: “Bölgeye ciddi bir katma değer sağlayacak” Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel de yaptığı selamlama konuşmasında Gençlik Merkezi ve meydan çalışmasının bölgeye katma değer sağlayacağını belirterek, “Bereketli bir gün elhamdülillah. Onikişubat Belediyemiz tarafından Kale Mahallemize, aslında daha doğrusu bölgemize kazandırılan Gençlik Merkezi'nin ve meydan çalışmasının hemşehrilerimize, tüm vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Yerel yöneticiler olarak şehrimizin depremden sonraki sürecinde hem altyapıda hem üstyapıda çok ciddi çaba sarf ediyoruz. Bir taraftan depremin izlerini silmeye çalışırken, bir taraftan da böylesine güzel sosyal tesislerle şehrimizdeki niteliği artırmaya çalışıyoruz. Kale Mahallemiz tabii, bu bölge bizim için çok önemli bir bölge. Bugün gerçekten bölgeye kazandırılan Gençlik Merkezi ve meydan çalışması, bölgeye çok farklı bir katma değer katacağı kanaatindeyim. Ben bu yatırımın hayırlı olmasını diliyorum. Herkesi bir kez daha, tüm hemşehrilerimi saygıyla, hürmetle selamlıyorum” şeklinde konuştu. Vahit Kirişci: “Gençliğe yapılan yatırım geleceğe yapılan yatırımdır” AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişci, gençlere yönelik yatırımların geleceğe yapılan en önemli yatırımlar arasında yer aldığını belirterek Kale Gençlik Merkezi’nin bölge için önemli bir ihtiyacı karşılayacağını söyledi. Kirişci, “Öncelikle Hanifi Toptaş Başkanı yürekten tebrik ediyorum. Hamdolsun Büyükşehir Belediye Başkanımız Fırat Görgel başta olmak üzere, ilçe Belediye Başkanlarımız vatandaşlarımızın kendilerinden olan beklentilerine hakikaten çok güzel, olumlu tepkileri veriyorlar. Bunu da hizmetleriyle gösteriyorlar. Çünkü bizim siyasetimizin özünde hizmet var. Ve burada da hedef alınan kitle kim? Gençlik. Bizim geleceğimiz, istikbalimiz. Hepimizin üniversite sınavına hazırlanırken o yaşadığı zorluklar dün gibi hafızalarımızda. Yani ben, hani kendi yaşımdan dolayı ifade etmiş olmayayım ama Kahramanmaraş’ta bir eğitim alabileceğimiz, okulun dışında bir merkez vesaire bunlar yoktu. Ama bugün Kale mahallemizde, Kahramanmaraş merkeze 25 km mesafedeki batı mahallelerimizden birinde böyle bir gençlik merkezinin çok isabetli olacağı ve önemli ihtiyacı karşılayacağı konusunda bu tesis buraya yapılmadan, burada sadece daha temeli atılmış iken Başkanla beraber geldik, buradaki incelemeleri yaptık. “At ölür kalır semeri diyoruz, insan ölür kalır eseri” O gün için bir konsept oluşturuldu. Bugün de bu oluşturulan konsept artık gerçekleşmiş oldu. At ölür kalır semeri diyoruz, insan ölür kalır eseri. Bunu biz çok önemsiyoruz. Gençliğe yönelik böyle bir merkez inşallah sadece üniversite sınavına hazırlamak için bir etüt çalışmasında değil, her türlü çocuklarımızın aidiyet duygusunun gelişmesi ve bu ülkeye faydalı birer bireyler olması yönünde de çok anlamlı bir proje burası. Tabii söylenecek çok söz var. Yağmur dolayısıyla bunları kürsüden ifade edemedik. O da Rabbimizin bir rahmetiydi, bereketiydi. Ama şuna yürekten inanıyorum; Hanifi Başkan olsun, Fırat Başkan olsun, diğer ilçe belediye başkanlarımız, Allah’ın izniyle daha güzel hizmetleri, birbirlerinden de olumlu manada etkilenerek, daha güzel hizmetleri yapmaya devam edecekler. Ben kendisinin şahsında bütün ekibine kalbi şükranlarımı sunuyorum” dedi. Ömer Oruç Bilal Debgici: “Kırsal mahallelere şehir merkezindeki imkanlar taşınıyor” AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Ömer Oruç Bilal Debgici, Kale Gençlik Merkezi ve Meydan Projesi’nin kırsal mahallelere yönelik hizmet anlayışının önemli bir örneği olduğunu söyledi. Şehir merkezindeki imkanların kırsal bölgelere taşınması hedefi doğrultusunda önemli yatırımlar yapıldığını belirten Debgici, “Öncelikle değerli Belediye Başkanımız, Hanifi Başkanımızı tebrik ediyoruz, teşekkür ediyoruz. En güzel yatırım, insana yapılan yatırımdır. Geleceğimiz olan gençlere ve çocuklarımıza yapılan yatırımdır. Bugün Kale mahallesinde Gençlik Merkezi ve meydan projesini tüm şehir siyaset protokolümüz ile birlikte açmış bulunuyoruz. 2013 yılını hatırlarsanız, Kahramanmaraş büyükşehir olması ilan edilirken şu söylemlerle sahada vatandaşlarımızdan oy istemiştik: “Kırsal mahallelerimizde hizmet adına ne beklentimiz varsa, ne istiyorsak şehir merkezinde olanların hepsi de oralara gelecek” diye. Elhamdülillah, 2013’ten bugüne, yaklaşık 13 yıllık bir zaman zarfında şehir merkezinde olan her şeyi kırsal mahallelerimize taşıyoruz. Gençlik Merkezi de Kale bölgemizde, tam Kale’nin merkezinde; hem Dereboğazı, Hartlap, Önsen, Fatmalı ile birlikte, Kurtlar, Küçüksır ile birlikte bu bölgedeki tüm kırsal mahallelerimize hizmet edecek. Oradaki gençlerimizin geleceğe hazırlanması için hazırlık kurslarının olduğu, sosyal aktivitelerin olduğu, beceri sınıflarının olduğu, beraberinde bu meydanda Kaledeki hemşehrilerimizin gelip işte vakit geçirecekleri, birbiriyle hasbıhal edecekleri bir meydan oldu. Ben tekrardan Başkanımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Mehmet Şahin: “Merkezde ne varsa Kale’de de o var” AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Şahin, Kale Mahallesi’nde hayata geçirilen projenin bölge için önemli bir kazanım olduğunu belirterek, merkezin ve meydan düzenlemesinin şehir merkezindeki imkanları kırsal mahallelere taşıyan örnek bir yatırım olduğunu ifade etti. Şahin, sözlerinin devamında, “Açıkça söylemek gerekirse bugün Kale mahallesinde Belediye Başkanımız Hanifi Toptaş o kadar güzel bir şey yapmış ki… Genelde biliyorsunuz eskiden insanlar hizmete gider, hizmet insanlara gelmiş. Yani içeri girdik görüyorsunuz; o hem Gençlik Merkezi hem meydan… Özellikle bugün 12 Şubat’ta merkezde ne varsa, Kale kasabasına onu getirmiş Başkan. İlginç bir şey daha söylemek istiyorum. Sadece Maraş değil; hem Ankara’da hem İstanbul’da büyükşehirlerde hangi imkan varsa bugün bizim mahallemizde bu var. Siz de bunu gezdiniz. Açıkça söylemek gerekirse kıskandım. İnşallah bu hizmetlerin devamını diliyoruz ve bunları görüyoruz. İlk yılları hatırlıyorsunuz değil mi? Hep kötü şeyler konuşuyorduk. Şimdi hep iyi şeyler konuşuyoruz. Allah bizi kötülerden uzak tutsun, iyi şeylerde bir araya getirsin. Hepinizi saygıyla selamlıyorum” şeklinde konuştu. İrfan Karatutlu: “Kale’ye yakışan bir eser oldu” AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili İrfan Karatutlu ise Kale Mahallesi’ne kazandırılan gençlik merkezinin gençlerin geleceğine yapılan değerli bir yatırım olduğunu belirtti. Merkezde yer alan etüt salonları ve eğitim imkanlarını inceleme fırsatı bulduğunu ifade eden Karatutlu, “Hanifi Toptaş başkan Onikişubat’ta gerçekten çok iyi işler yapıyor. Hani bir laf vardır; “Bu adam daha ne yapsın?”. Arkadaki binayı görüyorsunuz; Kale Mahallesi gibi bir yerde böyle bir gençlik merkezinin olması çok güzel bir şey. Onlar bizim geleceğimiz. İçeriyi de gezdik gördünüz; çok güzel etüt salonları var. Bunların hepsi üniversiteye hazırlık kursları olacak, ücretsiz, çok kaliteli. Çok beğendim. Aynı zamanda bir meydan şeklinde yapılmış; toplanma yeri ve köyün hep birlikte yaşayacağı yaşam alanı, düğünlerin yapılacağı alan. O açıdan Hanifi Toptaş Belediye Başkanımızı kutluyorum. Kale halkına ve çevre köylere de, mahallelere de hayırlı olsun diliyorum” dedi. Protokol konuşmalarının ardından açılış kurdelesi kesilirken, davetliler Gençlik Merkezi’ni gezerek öğrencilerle sohbet etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Şimşek'ten İslami Finans Çağrısı, Yeni Küresel İş Birliklerine İmza Haber

 Şimşek'ten İslami Finans Çağrısı, Yeni Küresel İş Birliklerine İmza

“İslam Ekonomisinde Sermaye: Sürdürülebilir Kalkınma İçin Servetin Yapılandırılması” temasıyla gerçekleştirilen zirvenin ikinci gününde sermayenin kalkınmadaki rolü, İslami finansın küresel potansiyeli, eğitim ve sosyal kalkınma, uluslararası iş birlikleri ve sürdürülebilir ekonomik modeller ele alındı. İkinci gün üst düzey katılımın olduğu program ile başladı. AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Genel Sekreteri Yusuf Hasan Halavi, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve Türkiye Varlık Fonu İcra Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Salim Arda Ermut açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Programa ayrıca T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Bilal Erdoğan da katılım sağladı. Üst düzey katılım, zirvenin Türkiye ve küresel İslami ekonomi ekosistemi açısından taşıdığı stratejik önemi bir kez daha ortaya koydu. Zirvenin ana konuşmaları kapsamında Kudüs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İmad Ebu Kişk, “Sermaye ve Eğitim ile Sosyal Sektörlerin Gelişimindeki Rolü” başlıklı sunumuyla katılımcılara hitap ederken, Fajr Capital İcra Kurulu Başkanı İkbal Ahmed Han ise “Emanet Olarak Sermaye: Küresel Bir İslam Ekonomisi Vizyonu” başlıklı konuşmasında sermayenin etik kullanımına ve sürdürülebilir kalkınmaya katkısına dikkat çekti. Bakan Şimşek: “İslami Finans Varlıkları Açısından Henüz Kullanılmamış Fırsatlar Var” Zirvenin en dikkat çekici konuşmalarından birini gerçekleştiren T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Sermaye, Kalkınma ve Kapsayıcı Refah” başlıklı konuşmasında küresel sermaye hareketlerinin dönüşümüne dikkat çekti. Son yıllarda küresel doğrudan yatırımların büyük ölçüde finans merkezlerinde yoğunlaştığını ve reel ekonomiye yönelen yatırımların azaldığını belirten Şimşek, gelişmekte olan ülkelerin küresel yatırımlardan aldığı payın gerilediğine işaret etti. Dünyada jeo-ekonomik bir parçalanma yaşandığını ifade eden Şimşek, sermayenin yeniden kalkınma öncelikleriyle buluşturulması gerektiğini belirterek, “Dünyanın, Türkiye’nin ve İslam dünyasının İslami finansa her zamankinden daha fazla ihtiyacı var” dedi. Türkiye’nin İslami finans alanında önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Şimşek, “İslami finans varlıkları açısından Türkiye dahil birçok ülkede henüz kullanılmamış fırsatlar var. Türkiye, İslami finansta piyasa büyüklüğü açısından 9. sırada yer alıyor ancak ilk 5 ülke arasına girme hedefimiz doğrultusunda yapılması gereken çok iş var” ifadelerini kullandı. Şimşek ayrıca, daha fazla yatırımcı çekebilmek için ürün çeşitliliğinin artırılması gerektiğini belirterek, “Daha fazla yatırımcı çekmek için daha çeşitlendirilmiş bir ürün yelpazesine ihtiyacımız var. Geleneksel finansla rekabet edebilmek için daha fazla ürün sunmamız gerekiyor. Bu da kurumlarımızın daha yenilikçi olmasını gerektiriyor” dedi. İstanbul Finans Merkezi’nin küresel İslami finans ekosisteminde daha güçlü bir konuma taşınmasının öncelikli hedefler arasında olduğunu da sözlerine ekledi. Bilal Erdoğan: “Gerçek Refahın Temelinde Adalet ve Amaç Odaklı Ekonomi Yer Alıyor” İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Necmeddin Bilal Erdoğan ise konuşmasında İslam ekonomisinin temelinde yer alan emanet, adalet ve sorumluluk ilkelerinin günümüz ekonomik sistemleri açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Ekonomik büyümenin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Erdoğan, gerçek refahın toplumun tüm kesimlerine yayılan, insan onurunu koruyan ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen ekonomik modellerle mümkün olabileceğini ifade etti. Erdoğan, ekonomilerin Makasıdü'ş-Şeria ekseninde yeniden değerlendirilmesinin daha kapsayıcı ve dayanıklı bir küresel ekonomik yapı oluşturulmasına katkı sağlayacağını belirtti. AlBaraka Stratejik Raporu Tanıtıldı Zirve kapsamında AlBaraka Forumu tarafından hazırlanan “İslami Ekonomi Hakkında AlBaraka Stratejik Raporu”nun lansmanı da gerçekleştirildi. Her beş yılda bir yayımlanması planlanan rapor, İslami ekonomiyi yalnızca finans sektörüyle sınırlı olmayan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. İslami finans kuruluşları, küresel helal endüstrisi, İslami sosyal finans, dini kurumlar ve ibadet ekonomisi ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerin makroekonomik görünümünü tek çatı altında değerlendiren rapor, sektörler arasındaki etkileşimleri ortaya koyarak sürdürülebilir kalkınma, sosyal adalet ve ekonomik dayanıklılık alanlarında önemli bir stratejik referans niteliği taşıyor. Uluslararası İş Birlikleri İçin Önemli İmzalar Atıldı Zirve kapsamında gerçekleştirilen üst düzey programda uluslararası iş birliklerini güçlendirecek çeşitli mutabakat zabıtları (MoU) da imzalandı. Bu kapsamda İslam Bankaları ve Finansal Kuruluşlar Genel Konseyi (CIBAFI) ile İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi arasında İslami finans ve tahkim alanlarında iş birliğinin geliştirilmesine yönelik bir protokol imzalandı. Ayrıca Saleh Kamel İslam Ekonomisi Ödülü ile İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi arasında İslam ekonomisi alanındaki akademik çalışmaların ve araştırmaların desteklenmesini amaçlayan bir iş birliği anlaşmasına varıldı. AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu ile İslam İşbirliği Teşkilatı Ülkeleri Yayıncılık Birliği (OSBU) arasında ise medya iş birliklerinin geliştirilmesi ve ortak yayın faaliyetlerinin artırılmasını hedefleyen bir mutabakat zaptı imzalandı. Bunun yanı sıra İbn Haldun Üniversitesi ile Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu arasında İslami finans, sermaye piyasaları, eğitim ve araştırma alanlarında ortak çalışmalar yürütülmesini öngören bir iş birliği anlaşması imzalandı. Anlaşma, İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Atilla Arkan ile Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu İcra Kurulu Başkanı Dato’ Mohammad Faiz Azmi tarafından, Necmeddin Bilal Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Partner ve Sponsorlara Plaket Takdimi Programın sonunda zirvenin gerçekleştirilmesine katkı sağlayan partnerler ve sponsor kuruluşlara teşekkür amacıyla plaket takdim töreni düzenlendi. Katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşen tören, günün anısına çekilen toplu fotoğrafla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Yatırımcı Dubai’de Frene Basmadı Haber

Türk Yatırımcı Dubai’de Frene Basmadı

Çimen, Dubai’nin jeopolitik türbülansın doğrudan tarafı olmadığını ifade ederek, “Coğrafi olarak bölgenin ortasında yer almasına rağmen Dubai yönetimi sürece çok hızlı reaksiyon verdi. Hava sahasının derhal kapatılması, yatırımcı güvenliği ve finansal sistemin korunmasına yönelik alınan kararlar piyasadaki güven ortamını destekledi.” dedi. Süreçte geliştirici firmaların yatırımcı lehine yeni uygulamaları devreye aldığını aktaran Çimen, daha önce sunulan ödeme planlarında vade uzatımına gidildiğini, mortgage tarafında ise yabancı yatırımcılar için daha avantajlı finansman imkanlarının oluşturulduğunu kaydetti. Çimen, “28 Şubat haftasındaki şok etkisi çok kısa sürdü. Bu ayrıcalıkları gören Türk yatırımcı yatırımlarına devam etti. Hatta bugün Dubai genelindeki Türk yatırımcı talebi, 28 Şubat öncesi dönemin de üzerine çıkmış durumda.” ifadelerini kullandı. “Türk yatırımcı bu süreci fırsat olarak gördü” Türk yatırımcıların süreç boyunca güvenlik endişesiyle hareket etmediğini belirten Çimen, yatırım kararlarında temel belirleyicinin getiri potansiyeli olduğunu söyledi. Çimen, “Türk yatırımcı bu süreci bir güvenlik endişesi olarak değil, fırsat yatırım süreci olarak değerlendirdi. Özellikle daha önce yönlendirme yaptığımız yatırımcıların önemli bölümü yeni alımlar gerçekleştirdi. Burada en önemli unsur yatırımcının broker’a duyduğu güven oldu.” diye konuştu. Dubai ve Londra piyasalarının yatırım mantığı açısından birbirinden ayrıştığını dile getiren Çimen, Londra’nın daha çok servet korumaya yönelik bir yapı sunduğunu, Dubai’nin ise servet yaratma odaklı büyüyen bir merkez haline geldiğini anlattı. Çimen, Londra’da yatırımın yıllık geri dönüş oranının yüzde 4-6 seviyesinde bulunduğunu, Dubai’de ise bu oranın yüzde 9-11 bandına ulaştığını belirterek, “Dubai hükümeti bu modeli yasalarla destekliyor. Vergisiz kira getirisi ve dolar bazlı yüksek gelir yatırımcı açısından önemli avantaj sağlıyor.” değerlendirmesinde bulundu. Dubai’nin küresel yatırım merkezi olarak farklılaştığını ifade eden Çimen, yatırımın nakde dönüştürülmesi aşamasında alıcı kitlesinin yalnızca yerel pazardan oluşmadığını kaydetti. Çimen, “Dünyanın birçok ülkesinde yatırımınızı satmak istediğinizde alıcı kitleniz o bölgeyle sınırlı olur. Ancak Dubai’de Avrupa’dan Türkiye’ye, Ortadoğu’dan Asya’ya kadar çok geniş bir yatırımcı kitlesi oluşuyor.” dedi. Ticari gayrimenkule yönelim arttı Son dönemde Türk yatırımcıların tercihlerinde de değişim yaşandığını belirten Çimen, daha önce ağırlıklı olarak konut yatırımı yapılırken, son dönemde ticari dükkan ve ofis yatırımlarının öne çıktığını söyledi. Çimen, bu eğilimin Dubai’nin 2040 vizyonu ve ikinci master planı kapsamında yatırımcılara verdiği ekonomik güvenin göstergesi olduğunu ifade etti. Dubai’nin küresel şirketlerin bölgesel merkezlerini taşıdığı yükselen bir ekonomik merkez konumuna geldiğini belirten Çimen, Londra’nın ise daha çok prestij ve güven eksenli yatırım merkezi olarak öne çıktığını kaydetti. Çimen, “Ben Dubai’yi Londra’nın alternatifi olarak değil, yeni nesil global yatırımcının daha hızlı sonuç alabildiği tamamlayıcı bir pazar olarak görüyorum.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yerel Şirketlere Güven Artıyor, Küresel Markalar Geride Kalıyor Haber

Yerel Şirketlere Güven Artıyor, Küresel Markalar Geride Kalıyor

Araştırma, küresel ölçekte güven dinamiklerinin “içe kapanma” eğilimiyle yeniden şekillendiğini ve artan ekonomik, politik ve sosyal belirsizliklerin tüketicileri daha tanıdık, daha yakın ve daha öngörülebilir gördükleri yapılara yönlendirdiğini ortaya koyuyor. Türkiye araştırmalarında da yerli markalara yönelik güvenin belirgin biçimde öne çıktığı dikkat çekiyor. Türkiye İtibar Akademisi’nin 2026 Türkiye İtibar Endeksi sonuçlarına göre, “En İtibarlı Markalar” listesindeki ilk 10 markanın 9’unun yerli olması, tüketici tercihinde yakınlık ve bağ kurabilme kapasitesinin belirleyici hale geldiğine işaret ediyor. Beyaz yakanın, şirketlere yönelik algısı yeniden şekilleniyor Veriler, güvenin marka bilinirliğinden çok, markanın iletişim ve değerleri üzerinden şekillendiğini ortaya koyuyor. Edelman verilerine göre küresel ölçekte bireylerin önemli bir kısmı farklı olan yapılara karşı daha temkinli yaklaşırken, güven giderek daha yerel ve daha “tanıdık” çevrelere kayıyor. Bu eğilim, şirketler açısından önemli bir kırılmaya işaret ediyor. Küresel ölçekli markalar için standartlaşmış iletişim ve tek tip marka dili artık yeterli olmuyor. Yerel bağ kuramayan, bulunduğu pazarda somut bir değer yaratamayan markalar güven üretmekte zorlanıyor. Türkiye verisi bu dönüşümü daha da netleştiriyor. Türkiye İtibar Endeksi sonuçları, farklı sektörlerde itibar sahibi markalar arasında yerli markaların öne çıktığını gösterirken, güvenin giderek daha tanıdık, daha yakın ve daha ilişki temelli bir zeminde kurulduğuna işaret ediyor. Bu eğilim, çalışan tarafında da benzer bir beklenti yaratıyor. Beyaz yaka çalışanlar, yalnızca güçlü markalara değil, yerel dinamiklere uyum sağlayabilen ve çalışan deneyimini bu çerçevede kurgulayan organizasyonlara yöneliyor. Küreselden yerele, çalışma hayatında dönüşüm İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal, güvenin küreselden yerele kaydığı bu dönüşümün yalnızca marka algısıyla sınırlı kalmadığını, çalışma hayatının dinamiklerini de yeniden şekillendirdiğini vurguluyor. Çalışanlar, kendilerini daha yakın hissettikleri, bulunduğu pazarı ve kültürel dengeleri anlayan organizasyonlara yöneliyor. Kurumdan beklenen değer önerisi, yalnızca sunduğu fırsatlarla değil, çalışanla kurduğu bağın ne kadar gerçek ve bağlama uygun olduğu ile değerlendiriliyor. Bu nedenle kurumlar, insan yönetiminde yerel gerçekliği merkeze alan modellere yöneliyor. Bu noktada hem yönetim hem de insan kaynakları ekipleri için öncelik, küresel politikaları yerel dinamiklerle uyumlu hale getirmek ve çalışan deneyimini daha kişisel, daha temas eden bir yapıya dönüştürmek oluyor. Bu yaklaşımı kurum kültürüne ve karar alma süreçlerine entegre edebilen organizasyonlar, değişen beklentilere daha hızlı uyum sağlayarak hem yetenek çekimi hem de çalışan bağlılığı açısından daha güçlü bir avantaj elde ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Yapay Zeka Girişimi EVA Social AI  Pazarlamadaki 200 Milyar Dolarlık Kaybın   Önüne Geçiyor Haber

Türk Yapay Zeka Girişimi EVA Social AI Pazarlamadaki 200 Milyar Dolarlık Kaybın Önüne Geçiyor

Amsterdam merkezli Türk yapay zeka girişimi EVA Social AI, küresel pazarlama bütçelerinin her yıl yaklaşık yarısının başarısız stratejilerle elenmesi sonucu oluşan 200 milyar dolarlık kaybın önüne geçen 3 katmanlı bir teknoloji ekosistemi sunuyor. Pazarlama dünyasının kronik belirsizlik sorununu ortadan kaldırmayı hedefleyen girişim, markalara özel stratejik kampanya kurgusu ve içerik üretimi gerçekleştiren ana platformu, performans tahminini geleneksel odak gruplarından 85 kat daha hızlı yapan Ruuwe’yi ve otonom kampanya yönetimi sağlayan Maevi’yi uçtan uca bütünleşik bir çözüm olarak pazara sunuyor. NVIDIA Inception programına kabul edilerek teknolojik yetkinliğini tescilleyen girişim, markaların tüm pazarlama yolculuğunu tek bir ekosistem içinde optimize ederek sektöre yeni bir standart getiriyor. Geleneksel Yöntemlere Göre 85 Kat Daha Hızlı ve Erişilebilir EVA Social AI’ın sunduğu ekosistem, bağımsız olarak kullanılabilen ya da birlikte çalıştığında bütüncül bir pazarlama zekâsı platformuna dönüşen 3 ana katmandan oluşuyor. Platform, sosyal medya içerik üretiminin ötesine geçerek markalara aksiyona dönüştürülebilir stratejik öneriler sunuyor. Bu yapının öne çıkan katmanlarından Ruuwe, geleneksel odak gruplarının yapay zeka destekli yeni nesil bir karşılığı olarak konumlanıyor. Psiko-fizyolojik modelleme teknolojisi üzerine inşa edilen sistem, gerçek insan davranışlarını, duygusal tepkileri ve karar alma süreçlerini modelleyerek yapay zeka personaları oluşturuyor. hangi demografinin dikkat gösterdiği, hangi kullanıcı profilinin daha yüksek etkileşim verdiği ve satın alma eğiliminin nasıl şekillendiği gibi veriler analiz edilerek performans tahminine dönüştürülüyor. Geleneksel yöntemlerde 2 ila 4 haftayı bulabilen ve yaklaşık 15 bin dolar seviyesine ulaşabilen kampanya test süreçlerine karşılık Ruuwe, bu analizi 5 dakika içinde, 175 dolara ve %87 doğruluk oranıyla sunuyor. EVA Social AI, video kampanyalar için ısı haritaları ve duygusal tepki storyboard'ları da üreten bu özgün altyapısını koruma altına almak amacıyla 2 ayrı patent başvurusunda bulundu. Ekosistemin bir diğer parçası olan otonom kampanya ajanı Maevi ise Mayıs 2026 lansmanıyla abirlikte sektöre merhaba diyecek. Maevi, Meta, Google ve Reddit gibi platformlarda 7/24 kampanya yönetebilen ve markalarla doğal dilde iletişim kurabilen yapay zeka destekli otonom bir ajan olarak öne çıkıyor. "Bütçenizi Çok Daha Akıllıca Kullanabilirsiniz" EVA Social AI Kurucu ve CEO'su İsmail Bahadır, "Pazarlama profesyonelleri bir kampanyanın başarılı olup olmayacağını ancak bütçenin tamamını tükettikten sonra öğrenebiliyor. EVA Social AI'ı tam da bu belirsizliği ortadan kaldırmak için tasarladık. Pazarlamacılara kampanya kararlarını veriye dayalı, öngörülü bir şekilde alabilecekleri yapay zeka destekli bir ekosistem sunmak istedik. Ruuwe ile bir kampanyanın nasıl performans göstereceğini yayına girmeden önce yüksek doğrulukla öngörebiliyor, Maevi ile o kampanyayı 7/24 otonom olarak yönetebiliyorsunuz. 2026 sonunda 27 milyon dolar gelir hedefimize ulaşmanın yanı sıra 2027'de San Francisco ve Singapur ofisleriyle global büyümemizi hızlandırmayı planlıyoruz. Bugüne kadar tüm platformumuzu dış yatırım almadan kendi kaynaklarımızla geliştirdik. NVIDIA Inception programına kabul edilmemiz de bu teknolojinin bağımsız bir değerlendirmeyle tescillenmesi oldu." dedi. Küresel Büyüme Stratejisini MENA, Avrupa ve ABD Odağında Şekillendiriyor EVA Social AI’ın büyüme stratejisi, ilk aşamada güçlü kültürel ve ticari bağlara sahip olduğu MENA bölgesine, ardından Avrupa ve ABD pazarlarına uzanıyor. Şirket, 2026 yıl sonu için 20 ila 27 milyon dolar arasında bir Yıllık Tekrarlayan Gelir (ARR) hedeflerken, 2027 planları kapsamında San Francisco ve Singapur’da ofis açmayı ve Seri A yatırım turunda 10 ila 15 milyon dolar arasında fon toplamayı hedefliyor. Maevi lansmanı ve yatırım turunun tamamlanmasıyla birlikte büyüme ivmesinin ciddi şekilde artması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayer, İki Yeni Ayçiçeği Tohumu Çeşidini Üreticilerin Kullanımına Sundu Haber

Bayer, İki Yeni Ayçiçeği Tohumu Çeşidini Üreticilerin Kullanımına Sundu

Tarım teknolojileri ve tohum geliştirme alanında öncü olan Bayer, üreticilerin verim ve sürdürülebilirlik beklentilerini merkeze alan yaklaşımı ile DEKALB markası çatısı altında geliştirdiği iki yeni ayçiçeği tohumu çeşidi olan 1018L CLP ve ES Ellenis’i Türkiye pazarındaki üreticilerle buluşturdu. Orta olgunluk grubunda yer alan yeni çeşitler, farklı iklim ve toprak koşullarında kullanılmak üzere geliştirilmiş yapıları ve yüksek yağ oranı potansiyeliyle dikkat çekiyor. Hastalıklara karşı yüksek tolerans ve dayanıklılık sağlıyor Yeni çeşitler, Türkiye ayçiçeği üretiminde sık karşılaşılan verem otu (Orobanche) ve köse hastalığına (Mildiyö) karşı yüksek tolerans sunacak şekilde geliştirildi. Aynı zamanda yüksek sıcaklık ve kuraklık gibi zorlu çevresel koşullarda performansını korumayı hedefleyen bitki yapıları, yatmaya ve gövde kırılmasına karşı dayanıklılık sağlamayı amaçlıyor. Farklı toprak tiplerine uyum yeteneği sayesinde geniş ekim alanlarında güvenle tercih edilebiliyor. Yeni çeşitler, Clearfield® Plus teknolojisine uyumlu olup yabancı ot mücadelesinde üreticilere daha esnek ve etkin çözüm sunan bir üretim sisteminin parçası olarak konumlanıyor. Bunun yanı sıra, çeşitlerin eğik ve dışa açık tabla yapısı, hasat sürecinin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlayarak dane kayıplarının azaltılmasına destek oluyor. “Üreticilere güvenilir, sürdürülebilir ve kârlı bir üretim alternatifi sunuyoruz” Yeni ürünlere ilişkin değerlendirmede bulunan Bayer Türkiye Yağlı Tohumlar Pazarlama Yöneticisi Ceyda Aksu, “Türkiye’nin en stratejik tarım ürünlerinden biri olan ayçiçeği, yıllık yaklaşık 2 milyon tonluk üretim hacmiyle önemli bir pazar. Bu pazara iki yeni ürünle giriş yapmaktan memnuniyet duyuyoruz. Yeni ayçiçeği tohumlarımızla, üreticilere farklı yetiştirme koşullarında güvenilir, sürdürülebilir ve ekonomik açıdan dengeli bir üretim alternatifi sunmayı hedefliyoruz. Amacımız, sahadaki ihtiyaçları doğru okuyarak uzun vadeli çözümler geliştirmek" dedi. Bayer, yeni portföyün performansını tarladaki üretim koşullarında tanıtmak amacıyla önümüzdeki dönemde çiftçi ve bayilere yönelik hasat etkinlikleri ile teknik bilgilendirme toplantıları gerçekleştirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.