Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

# Girişimcilik Ve Start-Up Haberleri

Kapsül Haber Ajansı - Girişimcilik Ve Start-Up Haberleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Girişimcilik Ve Start-Up Haberleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

 Şimşek'ten İslami Finans Çağrısı, Yeni Küresel İş Birliklerine İmza Haber

 Şimşek'ten İslami Finans Çağrısı, Yeni Küresel İş Birliklerine İmza

“İslam Ekonomisinde Sermaye: Sürdürülebilir Kalkınma İçin Servetin Yapılandırılması” temasıyla gerçekleştirilen zirvenin ikinci gününde sermayenin kalkınmadaki rolü, İslami finansın küresel potansiyeli, eğitim ve sosyal kalkınma, uluslararası iş birlikleri ve sürdürülebilir ekonomik modeller ele alındı. İkinci gün üst düzey katılımın olduğu program ile başladı. AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Genel Sekreteri Yusuf Hasan Halavi, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve Türkiye Varlık Fonu İcra Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Salim Arda Ermut açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Programa ayrıca T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Bilal Erdoğan da katılım sağladı. Üst düzey katılım, zirvenin Türkiye ve küresel İslami ekonomi ekosistemi açısından taşıdığı stratejik önemi bir kez daha ortaya koydu. Zirvenin ana konuşmaları kapsamında Kudüs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İmad Ebu Kişk, “Sermaye ve Eğitim ile Sosyal Sektörlerin Gelişimindeki Rolü” başlıklı sunumuyla katılımcılara hitap ederken, Fajr Capital İcra Kurulu Başkanı İkbal Ahmed Han ise “Emanet Olarak Sermaye: Küresel Bir İslam Ekonomisi Vizyonu” başlıklı konuşmasında sermayenin etik kullanımına ve sürdürülebilir kalkınmaya katkısına dikkat çekti. Bakan Şimşek: “İslami Finans Varlıkları Açısından Henüz Kullanılmamış Fırsatlar Var” Zirvenin en dikkat çekici konuşmalarından birini gerçekleştiren T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Sermaye, Kalkınma ve Kapsayıcı Refah” başlıklı konuşmasında küresel sermaye hareketlerinin dönüşümüne dikkat çekti. Son yıllarda küresel doğrudan yatırımların büyük ölçüde finans merkezlerinde yoğunlaştığını ve reel ekonomiye yönelen yatırımların azaldığını belirten Şimşek, gelişmekte olan ülkelerin küresel yatırımlardan aldığı payın gerilediğine işaret etti. Dünyada jeo-ekonomik bir parçalanma yaşandığını ifade eden Şimşek, sermayenin yeniden kalkınma öncelikleriyle buluşturulması gerektiğini belirterek, “Dünyanın, Türkiye’nin ve İslam dünyasının İslami finansa her zamankinden daha fazla ihtiyacı var” dedi. Türkiye’nin İslami finans alanında önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Şimşek, “İslami finans varlıkları açısından Türkiye dahil birçok ülkede henüz kullanılmamış fırsatlar var. Türkiye, İslami finansta piyasa büyüklüğü açısından 9. sırada yer alıyor ancak ilk 5 ülke arasına girme hedefimiz doğrultusunda yapılması gereken çok iş var” ifadelerini kullandı. Şimşek ayrıca, daha fazla yatırımcı çekebilmek için ürün çeşitliliğinin artırılması gerektiğini belirterek, “Daha fazla yatırımcı çekmek için daha çeşitlendirilmiş bir ürün yelpazesine ihtiyacımız var. Geleneksel finansla rekabet edebilmek için daha fazla ürün sunmamız gerekiyor. Bu da kurumlarımızın daha yenilikçi olmasını gerektiriyor” dedi. İstanbul Finans Merkezi’nin küresel İslami finans ekosisteminde daha güçlü bir konuma taşınmasının öncelikli hedefler arasında olduğunu da sözlerine ekledi. Bilal Erdoğan: “Gerçek Refahın Temelinde Adalet ve Amaç Odaklı Ekonomi Yer Alıyor” İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Necmeddin Bilal Erdoğan ise konuşmasında İslam ekonomisinin temelinde yer alan emanet, adalet ve sorumluluk ilkelerinin günümüz ekonomik sistemleri açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Ekonomik büyümenin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Erdoğan, gerçek refahın toplumun tüm kesimlerine yayılan, insan onurunu koruyan ve sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen ekonomik modellerle mümkün olabileceğini ifade etti. Erdoğan, ekonomilerin Makasıdü'ş-Şeria ekseninde yeniden değerlendirilmesinin daha kapsayıcı ve dayanıklı bir küresel ekonomik yapı oluşturulmasına katkı sağlayacağını belirtti. AlBaraka Stratejik Raporu Tanıtıldı Zirve kapsamında AlBaraka Forumu tarafından hazırlanan “İslami Ekonomi Hakkında AlBaraka Stratejik Raporu”nun lansmanı da gerçekleştirildi. Her beş yılda bir yayımlanması planlanan rapor, İslami ekonomiyi yalnızca finans sektörüyle sınırlı olmayan bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. İslami finans kuruluşları, küresel helal endüstrisi, İslami sosyal finans, dini kurumlar ve ibadet ekonomisi ile İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerin makroekonomik görünümünü tek çatı altında değerlendiren rapor, sektörler arasındaki etkileşimleri ortaya koyarak sürdürülebilir kalkınma, sosyal adalet ve ekonomik dayanıklılık alanlarında önemli bir stratejik referans niteliği taşıyor. Uluslararası İş Birlikleri İçin Önemli İmzalar Atıldı Zirve kapsamında gerçekleştirilen üst düzey programda uluslararası iş birliklerini güçlendirecek çeşitli mutabakat zabıtları (MoU) da imzalandı. Bu kapsamda İslam Bankaları ve Finansal Kuruluşlar Genel Konseyi (CIBAFI) ile İslam İşbirliği Teşkilatı Tahkim Merkezi arasında İslami finans ve tahkim alanlarında iş birliğinin geliştirilmesine yönelik bir protokol imzalandı. Ayrıca Saleh Kamel İslam Ekonomisi Ödülü ile İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi arasında İslam ekonomisi alanındaki akademik çalışmaların ve araştırmaların desteklenmesini amaçlayan bir iş birliği anlaşmasına varıldı. AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu ile İslam İşbirliği Teşkilatı Ülkeleri Yayıncılık Birliği (OSBU) arasında ise medya iş birliklerinin geliştirilmesi ve ortak yayın faaliyetlerinin artırılmasını hedefleyen bir mutabakat zaptı imzalandı. Bunun yanı sıra İbn Haldun Üniversitesi ile Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu arasında İslami finans, sermaye piyasaları, eğitim ve araştırma alanlarında ortak çalışmalar yürütülmesini öngören bir iş birliği anlaşması imzalandı. Anlaşma, İbn Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Atilla Arkan ile Malezya Menkul Kıymetler Komisyonu İcra Kurulu Başkanı Dato’ Mohammad Faiz Azmi tarafından, Necmeddin Bilal Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Partner ve Sponsorlara Plaket Takdimi Programın sonunda zirvenin gerçekleştirilmesine katkı sağlayan partnerler ve sponsor kuruluşlara teşekkür amacıyla plaket takdim töreni düzenlendi. Katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleşen tören, günün anısına çekilen toplu fotoğrafla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Yatırımcı Dubai’de Frene Basmadı Haber

Türk Yatırımcı Dubai’de Frene Basmadı

Çimen, Dubai’nin jeopolitik türbülansın doğrudan tarafı olmadığını ifade ederek, “Coğrafi olarak bölgenin ortasında yer almasına rağmen Dubai yönetimi sürece çok hızlı reaksiyon verdi. Hava sahasının derhal kapatılması, yatırımcı güvenliği ve finansal sistemin korunmasına yönelik alınan kararlar piyasadaki güven ortamını destekledi.” dedi. Süreçte geliştirici firmaların yatırımcı lehine yeni uygulamaları devreye aldığını aktaran Çimen, daha önce sunulan ödeme planlarında vade uzatımına gidildiğini, mortgage tarafında ise yabancı yatırımcılar için daha avantajlı finansman imkanlarının oluşturulduğunu kaydetti. Çimen, “28 Şubat haftasındaki şok etkisi çok kısa sürdü. Bu ayrıcalıkları gören Türk yatırımcı yatırımlarına devam etti. Hatta bugün Dubai genelindeki Türk yatırımcı talebi, 28 Şubat öncesi dönemin de üzerine çıkmış durumda.” ifadelerini kullandı. “Türk yatırımcı bu süreci fırsat olarak gördü” Türk yatırımcıların süreç boyunca güvenlik endişesiyle hareket etmediğini belirten Çimen, yatırım kararlarında temel belirleyicinin getiri potansiyeli olduğunu söyledi. Çimen, “Türk yatırımcı bu süreci bir güvenlik endişesi olarak değil, fırsat yatırım süreci olarak değerlendirdi. Özellikle daha önce yönlendirme yaptığımız yatırımcıların önemli bölümü yeni alımlar gerçekleştirdi. Burada en önemli unsur yatırımcının broker’a duyduğu güven oldu.” diye konuştu. Dubai ve Londra piyasalarının yatırım mantığı açısından birbirinden ayrıştığını dile getiren Çimen, Londra’nın daha çok servet korumaya yönelik bir yapı sunduğunu, Dubai’nin ise servet yaratma odaklı büyüyen bir merkez haline geldiğini anlattı. Çimen, Londra’da yatırımın yıllık geri dönüş oranının yüzde 4-6 seviyesinde bulunduğunu, Dubai’de ise bu oranın yüzde 9-11 bandına ulaştığını belirterek, “Dubai hükümeti bu modeli yasalarla destekliyor. Vergisiz kira getirisi ve dolar bazlı yüksek gelir yatırımcı açısından önemli avantaj sağlıyor.” değerlendirmesinde bulundu. Dubai’nin küresel yatırım merkezi olarak farklılaştığını ifade eden Çimen, yatırımın nakde dönüştürülmesi aşamasında alıcı kitlesinin yalnızca yerel pazardan oluşmadığını kaydetti. Çimen, “Dünyanın birçok ülkesinde yatırımınızı satmak istediğinizde alıcı kitleniz o bölgeyle sınırlı olur. Ancak Dubai’de Avrupa’dan Türkiye’ye, Ortadoğu’dan Asya’ya kadar çok geniş bir yatırımcı kitlesi oluşuyor.” dedi. Ticari gayrimenkule yönelim arttı Son dönemde Türk yatırımcıların tercihlerinde de değişim yaşandığını belirten Çimen, daha önce ağırlıklı olarak konut yatırımı yapılırken, son dönemde ticari dükkan ve ofis yatırımlarının öne çıktığını söyledi. Çimen, bu eğilimin Dubai’nin 2040 vizyonu ve ikinci master planı kapsamında yatırımcılara verdiği ekonomik güvenin göstergesi olduğunu ifade etti. Dubai’nin küresel şirketlerin bölgesel merkezlerini taşıdığı yükselen bir ekonomik merkez konumuna geldiğini belirten Çimen, Londra’nın ise daha çok prestij ve güven eksenli yatırım merkezi olarak öne çıktığını kaydetti. Çimen, “Ben Dubai’yi Londra’nın alternatifi olarak değil, yeni nesil global yatırımcının daha hızlı sonuç alabildiği tamamlayıcı bir pazar olarak görüyorum.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yerel Şirketlere Güven Artıyor, Küresel Markalar Geride Kalıyor Haber

Yerel Şirketlere Güven Artıyor, Küresel Markalar Geride Kalıyor

Araştırma, küresel ölçekte güven dinamiklerinin “içe kapanma” eğilimiyle yeniden şekillendiğini ve artan ekonomik, politik ve sosyal belirsizliklerin tüketicileri daha tanıdık, daha yakın ve daha öngörülebilir gördükleri yapılara yönlendirdiğini ortaya koyuyor. Türkiye araştırmalarında da yerli markalara yönelik güvenin belirgin biçimde öne çıktığı dikkat çekiyor. Türkiye İtibar Akademisi’nin 2026 Türkiye İtibar Endeksi sonuçlarına göre, “En İtibarlı Markalar” listesindeki ilk 10 markanın 9’unun yerli olması, tüketici tercihinde yakınlık ve bağ kurabilme kapasitesinin belirleyici hale geldiğine işaret ediyor. Beyaz yakanın, şirketlere yönelik algısı yeniden şekilleniyor Veriler, güvenin marka bilinirliğinden çok, markanın iletişim ve değerleri üzerinden şekillendiğini ortaya koyuyor. Edelman verilerine göre küresel ölçekte bireylerin önemli bir kısmı farklı olan yapılara karşı daha temkinli yaklaşırken, güven giderek daha yerel ve daha “tanıdık” çevrelere kayıyor. Bu eğilim, şirketler açısından önemli bir kırılmaya işaret ediyor. Küresel ölçekli markalar için standartlaşmış iletişim ve tek tip marka dili artık yeterli olmuyor. Yerel bağ kuramayan, bulunduğu pazarda somut bir değer yaratamayan markalar güven üretmekte zorlanıyor. Türkiye verisi bu dönüşümü daha da netleştiriyor. Türkiye İtibar Endeksi sonuçları, farklı sektörlerde itibar sahibi markalar arasında yerli markaların öne çıktığını gösterirken, güvenin giderek daha tanıdık, daha yakın ve daha ilişki temelli bir zeminde kurulduğuna işaret ediyor. Bu eğilim, çalışan tarafında da benzer bir beklenti yaratıyor. Beyaz yaka çalışanlar, yalnızca güçlü markalara değil, yerel dinamiklere uyum sağlayabilen ve çalışan deneyimini bu çerçevede kurgulayan organizasyonlara yöneliyor. Küreselden yerele, çalışma hayatında dönüşüm İnsan kaynakları firması Gilda&Partners Consulting Kurucu Ortağı Jilda Bal, güvenin küreselden yerele kaydığı bu dönüşümün yalnızca marka algısıyla sınırlı kalmadığını, çalışma hayatının dinamiklerini de yeniden şekillendirdiğini vurguluyor. Çalışanlar, kendilerini daha yakın hissettikleri, bulunduğu pazarı ve kültürel dengeleri anlayan organizasyonlara yöneliyor. Kurumdan beklenen değer önerisi, yalnızca sunduğu fırsatlarla değil, çalışanla kurduğu bağın ne kadar gerçek ve bağlama uygun olduğu ile değerlendiriliyor. Bu nedenle kurumlar, insan yönetiminde yerel gerçekliği merkeze alan modellere yöneliyor. Bu noktada hem yönetim hem de insan kaynakları ekipleri için öncelik, küresel politikaları yerel dinamiklerle uyumlu hale getirmek ve çalışan deneyimini daha kişisel, daha temas eden bir yapıya dönüştürmek oluyor. Bu yaklaşımı kurum kültürüne ve karar alma süreçlerine entegre edebilen organizasyonlar, değişen beklentilere daha hızlı uyum sağlayarak hem yetenek çekimi hem de çalışan bağlılığı açısından daha güçlü bir avantaj elde ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Yapay Zeka Girişimi EVA Social AI  Pazarlamadaki 200 Milyar Dolarlık Kaybın   Önüne Geçiyor Haber

Türk Yapay Zeka Girişimi EVA Social AI Pazarlamadaki 200 Milyar Dolarlık Kaybın Önüne Geçiyor

Amsterdam merkezli Türk yapay zeka girişimi EVA Social AI, küresel pazarlama bütçelerinin her yıl yaklaşık yarısının başarısız stratejilerle elenmesi sonucu oluşan 200 milyar dolarlık kaybın önüne geçen 3 katmanlı bir teknoloji ekosistemi sunuyor. Pazarlama dünyasının kronik belirsizlik sorununu ortadan kaldırmayı hedefleyen girişim, markalara özel stratejik kampanya kurgusu ve içerik üretimi gerçekleştiren ana platformu, performans tahminini geleneksel odak gruplarından 85 kat daha hızlı yapan Ruuwe’yi ve otonom kampanya yönetimi sağlayan Maevi’yi uçtan uca bütünleşik bir çözüm olarak pazara sunuyor. NVIDIA Inception programına kabul edilerek teknolojik yetkinliğini tescilleyen girişim, markaların tüm pazarlama yolculuğunu tek bir ekosistem içinde optimize ederek sektöre yeni bir standart getiriyor. Geleneksel Yöntemlere Göre 85 Kat Daha Hızlı ve Erişilebilir EVA Social AI’ın sunduğu ekosistem, bağımsız olarak kullanılabilen ya da birlikte çalıştığında bütüncül bir pazarlama zekâsı platformuna dönüşen 3 ana katmandan oluşuyor. Platform, sosyal medya içerik üretiminin ötesine geçerek markalara aksiyona dönüştürülebilir stratejik öneriler sunuyor. Bu yapının öne çıkan katmanlarından Ruuwe, geleneksel odak gruplarının yapay zeka destekli yeni nesil bir karşılığı olarak konumlanıyor. Psiko-fizyolojik modelleme teknolojisi üzerine inşa edilen sistem, gerçek insan davranışlarını, duygusal tepkileri ve karar alma süreçlerini modelleyerek yapay zeka personaları oluşturuyor. hangi demografinin dikkat gösterdiği, hangi kullanıcı profilinin daha yüksek etkileşim verdiği ve satın alma eğiliminin nasıl şekillendiği gibi veriler analiz edilerek performans tahminine dönüştürülüyor. Geleneksel yöntemlerde 2 ila 4 haftayı bulabilen ve yaklaşık 15 bin dolar seviyesine ulaşabilen kampanya test süreçlerine karşılık Ruuwe, bu analizi 5 dakika içinde, 175 dolara ve %87 doğruluk oranıyla sunuyor. EVA Social AI, video kampanyalar için ısı haritaları ve duygusal tepki storyboard'ları da üreten bu özgün altyapısını koruma altına almak amacıyla 2 ayrı patent başvurusunda bulundu. Ekosistemin bir diğer parçası olan otonom kampanya ajanı Maevi ise Mayıs 2026 lansmanıyla abirlikte sektöre merhaba diyecek. Maevi, Meta, Google ve Reddit gibi platformlarda 7/24 kampanya yönetebilen ve markalarla doğal dilde iletişim kurabilen yapay zeka destekli otonom bir ajan olarak öne çıkıyor. "Bütçenizi Çok Daha Akıllıca Kullanabilirsiniz" EVA Social AI Kurucu ve CEO'su İsmail Bahadır, "Pazarlama profesyonelleri bir kampanyanın başarılı olup olmayacağını ancak bütçenin tamamını tükettikten sonra öğrenebiliyor. EVA Social AI'ı tam da bu belirsizliği ortadan kaldırmak için tasarladık. Pazarlamacılara kampanya kararlarını veriye dayalı, öngörülü bir şekilde alabilecekleri yapay zeka destekli bir ekosistem sunmak istedik. Ruuwe ile bir kampanyanın nasıl performans göstereceğini yayına girmeden önce yüksek doğrulukla öngörebiliyor, Maevi ile o kampanyayı 7/24 otonom olarak yönetebiliyorsunuz. 2026 sonunda 27 milyon dolar gelir hedefimize ulaşmanın yanı sıra 2027'de San Francisco ve Singapur ofisleriyle global büyümemizi hızlandırmayı planlıyoruz. Bugüne kadar tüm platformumuzu dış yatırım almadan kendi kaynaklarımızla geliştirdik. NVIDIA Inception programına kabul edilmemiz de bu teknolojinin bağımsız bir değerlendirmeyle tescillenmesi oldu." dedi. Küresel Büyüme Stratejisini MENA, Avrupa ve ABD Odağında Şekillendiriyor EVA Social AI’ın büyüme stratejisi, ilk aşamada güçlü kültürel ve ticari bağlara sahip olduğu MENA bölgesine, ardından Avrupa ve ABD pazarlarına uzanıyor. Şirket, 2026 yıl sonu için 20 ila 27 milyon dolar arasında bir Yıllık Tekrarlayan Gelir (ARR) hedeflerken, 2027 planları kapsamında San Francisco ve Singapur’da ofis açmayı ve Seri A yatırım turunda 10 ila 15 milyon dolar arasında fon toplamayı hedefliyor. Maevi lansmanı ve yatırım turunun tamamlanmasıyla birlikte büyüme ivmesinin ciddi şekilde artması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayer, İki Yeni Ayçiçeği Tohumu Çeşidini Üreticilerin Kullanımına Sundu Haber

Bayer, İki Yeni Ayçiçeği Tohumu Çeşidini Üreticilerin Kullanımına Sundu

Tarım teknolojileri ve tohum geliştirme alanında öncü olan Bayer, üreticilerin verim ve sürdürülebilirlik beklentilerini merkeze alan yaklaşımı ile DEKALB markası çatısı altında geliştirdiği iki yeni ayçiçeği tohumu çeşidi olan 1018L CLP ve ES Ellenis’i Türkiye pazarındaki üreticilerle buluşturdu. Orta olgunluk grubunda yer alan yeni çeşitler, farklı iklim ve toprak koşullarında kullanılmak üzere geliştirilmiş yapıları ve yüksek yağ oranı potansiyeliyle dikkat çekiyor. Hastalıklara karşı yüksek tolerans ve dayanıklılık sağlıyor Yeni çeşitler, Türkiye ayçiçeği üretiminde sık karşılaşılan verem otu (Orobanche) ve köse hastalığına (Mildiyö) karşı yüksek tolerans sunacak şekilde geliştirildi. Aynı zamanda yüksek sıcaklık ve kuraklık gibi zorlu çevresel koşullarda performansını korumayı hedefleyen bitki yapıları, yatmaya ve gövde kırılmasına karşı dayanıklılık sağlamayı amaçlıyor. Farklı toprak tiplerine uyum yeteneği sayesinde geniş ekim alanlarında güvenle tercih edilebiliyor. Yeni çeşitler, Clearfield® Plus teknolojisine uyumlu olup yabancı ot mücadelesinde üreticilere daha esnek ve etkin çözüm sunan bir üretim sisteminin parçası olarak konumlanıyor. Bunun yanı sıra, çeşitlerin eğik ve dışa açık tabla yapısı, hasat sürecinin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlayarak dane kayıplarının azaltılmasına destek oluyor. “Üreticilere güvenilir, sürdürülebilir ve kârlı bir üretim alternatifi sunuyoruz” Yeni ürünlere ilişkin değerlendirmede bulunan Bayer Türkiye Yağlı Tohumlar Pazarlama Yöneticisi Ceyda Aksu, “Türkiye’nin en stratejik tarım ürünlerinden biri olan ayçiçeği, yıllık yaklaşık 2 milyon tonluk üretim hacmiyle önemli bir pazar. Bu pazara iki yeni ürünle giriş yapmaktan memnuniyet duyuyoruz. Yeni ayçiçeği tohumlarımızla, üreticilere farklı yetiştirme koşullarında güvenilir, sürdürülebilir ve ekonomik açıdan dengeli bir üretim alternatifi sunmayı hedefliyoruz. Amacımız, sahadaki ihtiyaçları doğru okuyarak uzun vadeli çözümler geliştirmek" dedi. Bayer, yeni portföyün performansını tarladaki üretim koşullarında tanıtmak amacıyla önümüzdeki dönemde çiftçi ve bayilere yönelik hasat etkinlikleri ile teknik bilgilendirme toplantıları gerçekleştirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bulutistan’da Üst Düzey Atama Haber

Bulutistan’da Üst Düzey Atama

Son 7 yıldır Bulutistan Türkiye’nin önemli dönüm noktalarında farklı sorumluluklar üstlenen Gençtürk, yeni göreviyle Bulutistan’ın uluslararası büyüme stratejilerine liderlik edecek. Türkiye’deki büyümesinin yanı sıra uluslararası açılımıyla da dikkat çeken Bulutistan, Frankfurt, Azerbaycan ve Özbekistan ofisleri ve Londra’daki varlığı ile global büyüme stratejisini daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda yapılan yeni görevlendirme ile Bulutistan Türkiye operasyonlarında üstlendiği rollerle şirketin büyümesinde aktif rol oynayan Gökhan Gençtürk, bundan sonraki süreçte şirketin Global Büyümeden Sorumlu Genel Müdürü olarak görevine devam edecek. Gökhan Gençtürk Bulutistan Türkiye satış ve pazarlama operasyonlarının yönetimi sorumluluğunu ise Market Development Managing Director Oğuz Kaya’ya devretti. Gökhan Gençtürk’ten ekosisteme çağrı Gökhan Gençtürk, Bulutistan’ın global odaklı yeni dönem hedefleri için “Önceliğimiz; Türkiye’de elde ettiğimiz başarıyı Avrupa ve CIS başta olmak üzere uluslararası pazarlarda ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir büyüme modeline dönüştürmek. Müşterilerimiz için globalde rekabet avantajı yaratan, iş ortaklarımız için ise yeni coğrafyalarda birlikte değer üreten bir yapı kuruyoruz. Amacımız sadece büyümek değil; kalıcı, güçlü ve birlikte kazanan bir ekosistem oluşturmak” dedi. Gençtürk, uluslararası pazarlarda büyümeyi hedefleyen ve global rekabet gücünü artırmayı isteyen ya da yeni pazarlara birlikte açılmayı değerlendiren tüm paydaşlara, ‘birlikte yol alalım’ çağrısında bulundu. Global büyüme yolculuğuna güçlü vurgu Bulutistan ve SabancıDx CEO’su Mehmet Fırat, şirketin global hedefleri doğrultusunda yapılan yeni görevlendirmeye ilişkin şunları söyledi: “Bulutistan’ın son yıllardaki güçlü performansını global ölçekte kalıcı ve sürdürülebilir bir başarıya dönüştürmeyi hedefliyoruz. Gökhan Gençtürk’ün deneyimi ve stratejik bakış açısı bu yolculukta önemli bir kaldıraç olacak. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum. Aynı şekilde, Oğuz Kaya’nın üstlendiği sorumluluklarla Türkiye satış ve pazarlama organizasyonumuzun performansının daha da yukarı taşıyacağına ve büyüme hedeflerimize güçlü bir ivme kazandıracağına inanıyor ve kendisine başarılar diliyorum. Uluslararası pazarlarda daha güçlü bir varlık gösterirken, iş ortaklarımız ve müşterilerimizle birlikte değer üretmeye devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aile Şirketlerini Ekonomik Krizlerden Çok Ortaklar Arasındaki Çatışmalar Yıkıyor Haber

Aile Şirketlerini Ekonomik Krizlerden Çok Ortaklar Arasındaki Çatışmalar Yıkıyor

Türkiye’de ticari hayatın temel yapı taşlarından biri olan aile şirketlerinin, çoğu zaman ekonomik sorunlardan değil; ortaklar arasındaki hukuki ve yönetsel krizlerden dolayı ciddi dağılma süreçleri yaşadığına dikkat çeken Adana Barosu Ticaret Hukuku Komisyon Başkanı Av. Ali Mert Karakılçık, aile şirketlerinde yaşanan sorunların temelinde kurumsallaşma eksikliğinin bulunduğunu söyledi. Karakılçık yaptığı açıklamada, yıllarca emek verilerek büyütülen şirketlerin aile içi iletişim problemleri, kontrol mücadeleleri ve miras kaynaklı uyuşmazlıklar nedeniyle ağır dava süreçleriyle karşı karşıya kalabildiğini bildirdi. Şirketler büyüse bile karar alma mekanizmalarının çoğu zaman profesyonelleşmediğini, aile ilişkilerinin şirket yönetiminin önüne geçtiğini hatırlatan Karakılçık, özellikle ikinci ve üçüncü kuşak sonrasında “şirket içinde kim söz sahibi olacak” tartışmalarının ciddi krizlere dönüştüğünü kaydetti. Yönetim kurulunun oluşumu, şirket temsil yetkisi, kar payı dağıtımı, maaş ve huzur hakkı politikaları, şirket kaynaklarının kullanımı ve şirket içerisindeki güç dengelerinin aile şirketlerinde en sık tartışma konusu olan alanlar arasında yer aldığını kaydeden Karakılçık, bu tür uyuşmazlıkların şirketin sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit ettiğini vurguladı. “Aile anayasası ve hissedarlar sözleşmesi şart” Aile şirketlerinin önemli bir kısmında yazılı ve bağlayıcı bir aile anayasası ya da hissedarlar sözleşmesi bulunmadığını belirten Karakılçık, şirketin geleceğine ilişkin temel ilkelerin önceden belirlenmemesinin, ortakların ilerleyen süreçlerde tamamen farklı pozisyonlar almasına neden olduğunu ifade etti. Özellikle kritik genel kurul toplantılarında, yıllarca birlikte hareket eden ortakların aniden karşı karşıya gelebildiğini belirten Karakılçık, bunun yönetim kurulunun değişmesine ve şirket kontrolünün kaybedilmesine kadar uzanan sonuçlar doğurabildiğini söyledi. “Üçüncü kişilerin şirkete girişi büyük krizlere yol açabiliyor” Şirket esas sözleşmelerinde, ortaklığa yabancı üçüncü kişilerin girişini engelleyen güçlü bağlam hükümlerinin çoğu zaman bulunmadığını kaydeden Karakılçık, özellikle miras intikalleri, boşanma süreçleri veya hisse satışları sonrasında şirket yapısına dışarıdan kişilerin dahil olmasının aile şirketlerinde geri dönüşü zor çatışmalar yarattığını ifade etti. Bir ortağın hissesini diğer ortakların istemediği üçüncü kişilere devretmesinin, yıllarca korunmaya çalışılan şirket dengesini tamamen bozabildiğini dile getiren Karakılçık, esas sözleşmelerinin yalnızca şekli bir metin olarak değil, şirketin geleceğini koruyan stratejik bir güvenlik mekanizması olarak değerlendirilmesi gerektiğini aktardı. “Miras süreçleri şirketleri derinden sarsabiliyor” Miras süreçlerinin aile şirketlerini en fazla sarsan alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Karakılçık, şirket hisselerinin mirasçılar arasında paylaşılması, tereke temsilcisi atanması, genel kurulda oy kullanma yetkileri ve şirket yönetimine müdahale tartışmalarının çoğu zaman şirket faaliyetlerini doğrudan etkileyebildiğini belirtti. Gerekli hukuki planlama yapılmadığında, şirket ortaklarının hiç istemediği kişilerin dolaylı şekilde şirket yönetim süreçlerine dahil olabildiğini ifade eden Karakılçık, bunun aile şirketlerinde yeni krizlerin kapısını araladığını söyledi. En sık açılan davalara dikkat çekti Aile şirketlerinde ortaklar arasında açılan davalar incelendiğinde belirli dava türlerinin sürekli tekrar ettiğini vurgulayan Karakılçık, genel kurul çağrı kayyımı davaları, bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin davalar, özel denetçi atanması davaları, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davaları ile şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine ilişkin davaların en sık karşılaşılan uyuşmazlıklar arasında yer aldığını belirtti. Bu davaların yalnızca hukuki bir uyuşmazlık olmadığını ifade eden Karakılçık, aynı zamanda şirket içerisindeki güven ilişkisinin tamamen ortadan kalktığını gösteren ciddi krizler olduğunu dile getirdi. “Uyuşmazlık çıkmadan önlem alınmalı” Aile şirketlerinde uyuşmazlık çıktıktan sonra çözüm aramak yerine, uyuşmazlık çıkmasını önleyecek hukuki altyapının önceden kurulmasının büyük önem taşıdığını belirten Karakılçık, güçlü bir esas sözleşme, dengeli bir hissedarlar sözleşmesi, miras ve pay devrine ilişkin koruyucu hükümler, profesyonel yönetim anlayışı ve kurumsallaşma adımlarının artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini sözlerine ekledi. Karakılçık, “Aile şirketlerinde en büyük risk çoğu zaman ekonomik krizler değil, önceden öngörülmeyen ortaklık krizleridir.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TARGEV’de Erkan Zandar dönemi Haber

TARGEV’de Erkan Zandar dönemi

TARGEV Olağan Genel Kurulu, Ege İhracatçı Birlikleri’nde yapıldı. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk'ün de katıldığı Genel Kurulda iş programı ve bütçe maddeleri kabul edildikten sonra Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu seçimine gidildi. Ege Deri ve Deri Mamulleri Yönetim Kurulu Üyesi Erkan Zandar tarafından hazırlanan tek listeyle seçime gidildi. Oy birliğiyle seçilen Yönetim Kurulu’nda; “Erkan Zandar, Özge Ertuğrul Parlas, Çağlar Bağcı, Tevfik Aksu, Yasin Akçakaya, Bedri Girit, Nitsa Çukurel Kapancıoğulları, Miray Usta ve Akın Yeşilkaya” yer alırken, Denetim Kurulu’nu; “Rahmi Balsarı, Eşref Yavuz Kaptanoğlu, Turan Yalçın, Şahika Aşkıner ve Deniz Celep” oluşturdu. TARGEV’in 32 yıllık tarihi boyunca tecrübeli ve bilgili nitelikli iş gücü yetiştirmek için eğitimler düzenlediğini dile getiren TARGEV Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Zandar, TARGEV Yönetim Kurulunu genç bir kadroyla devraldıklarını yeni dönemde eğitim ve ARGE faaliyetlerinin artarak süreceğini vurguladı. TARGEV’in özellikle teknoloji bazlı üretim prosesleri konusunda, sektörlerin yurtdışında tanıtımı konusunda faaliyetlerde bulunacağını vurgulayan Zandar; “Şirketler ve sektörler bazında eğitim faaliyetlerinde bulunacağız. Özellikle tekstil, hazır giyim ve deri sektörlerinde eksik olan teknolojik ürün tasarımları konusunda iş birlikleri yapacağız. Katma değerli ürün ihracatımızın artması ve Ege İhracatçı Birlikleri’nin ihracat hedeflerine ulaşması için yeni projeleri hayata geçirecek kuluçka merkezi gibi çalışacağız” diye konuştu. TARGEV Yönetim ve Denetim Kurulu önümüzdeki günlerde bir araya gelerek görev dağılımını yapacak ve yeni projeler için yol haritasını belirleyecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kuşadası Belediyesi Kent Lokantası Kapılarını Tüm Vatandaşlara Açtı Haber

Kuşadası Belediyesi Kent Lokantası Kapılarını Tüm Vatandaşlara Açtı

Törene Kuşadası Belediye Başkan Vekili Tahsin Demirtaş ve eşi, Başkan Ömer Günel’in eşi Duygu Günel ile oğlu Hasan Ada Günel, Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, Germencik Belediye Başkanı Burak Zencirci, belediye meclis üyeleri, Arya A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Turan, CHP Kuşadası İlçe Örgütü Başkanı Mehmet Gürbilek, belediye birim müdürleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. “KENT LOKANTASI BAŞKAN ÖMER GÜNEL’İN HAYALİYDİ” Açılışta ilk konuşmayı yapan Duygu Günel, Başkan Ömer Günel’in selamlarını ileterek sözlerine başladı. Konuşmasında Duygu Günel, “Bugün buruk bir sevinç yaşıyoruz. Ancak Başkanımız Ömer Günel bu proje için büyük bir mutluluk duyuyor. Ekonomik şartların zorlaştığı bu dönemde, vatandaşlarımıza kaliteli ve sağlıklı yemek sunabileceğimiz bir kent lokantası hayali vardı. Onun mutluluğuyla bu açılışı gerçekleştiriyoruz” ifadelerini kullandı. Duygu Günel ayrıca lokantanın işleyişine ilişkin bilgiler de paylaştı. “PROJENİN FİKİR BABASI VE EMEKTARI BAŞKAN ÖMER GÜNEL’DİR” Ardından söz alan Başkan Vekili Tahsin Demirtaş ise Kent Lokantası’nın yalnızca bir yemek hizmeti olmadığını vurgulayarak, “Burası dayanışmanın, sosyal belediyeciliğin somut bir örneğidir. Bu projenin fikir babası ve emektarı, sosyal belediyecilik anlayışından ödün vermeyen Başkanımız Ömer Günel’e aittir. Bizler de bu anlayışla hizmet üretmeye devam edeceğiz” dedi. Ekonomik koşulların her geçen gün daha fazla hissedildiği günümüzde Kent Lokantası, vatandaşların bütçesine nefes aldıran önemli bir sosyal destek noktası olarak öne çıkıyor. Farklı kesimlerden insanları aynı sofrada buluşturan lokanta, uygun fiyatlı ve sağlıklı yemekleriyle kısa sürede yoğun ilgi görmeye başladı. Hafta içi her gün ve cumartesi günleri 11.30 ile 15.00 saatleri arasında hizmet veren lokantada, günlük olarak hazırlanan dört çeşit yemek menüsü vatandaşlara sunuluyor. Doyurucu içeriği ve uygun fiyat politikasıyla dikkat çeken menü, 250 TL’den satışa sunulurken, Adalı Kart sahibi vatandaşlar aynı hizmetten 140 TL gibi avantajlı bir fiyatla yararlanabiliyor. GÜN BOYUNCA 500 KİŞİLİK YEMEK SERVİSİ Aynı anda 120 kişiye hizmet verebilen lokanta, gün boyunca ortalama 500 kişilik yemek servisi gerçekleştiriyor. Ayrıca yemeklerini yanında götürmek isteyenler için de “Gel - Al” konseptinde paket hizmeti sunuluyor. Özellikle çalışanlar, öğrenciler, emekliler ve dar gelirli vatandaşlar için önemli bir buluşma noktası olan Kent Lokantası, sosyal belediyeciliğin sahadaki güçlü örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Öte yandan lokantada sunulan yemeklerin tamamı hijyenik koşullarda, tesis bünyesinde hazırlanıyor. Üretim süreci gıda mühendislerinin denetiminde yürütülürken, her aşama titizlikle kontrol edilerek vatandaşların sofralarına güvenli ve kaliteli yemekler ulaştırılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.