Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gırtlak

Kapsül Haber Ajansı - Gırtlak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gırtlak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Geçmeyen Ses Kısıklığı Kanser Belirtisi mi? Haber

Geçmeyen Ses Kısıklığı Kanser Belirtisi mi?

Ses kısıklığı, günlük yaşamda sık karşılaşılan ve çoğunlukla geçici nedenlerden kaynaklanan sağlık sorunlarından biri olarak biliniyor. Soğuk algınlığı, grip, sesin aşırı kullanılması veya reflü gibi durumlar ses kalitesinde değişikliklere neden olabiliyor. Ancak ses kısıklığının haftalar boyunca devam etmesi, giderek belirginleşmesi veya başka şikâyetlerle birlikte görülmesi, altta yatan daha ciddi hastalıkların araştırılmasını gerektirebiliyor. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Topdağ'ın çalışma alanlarından biri olan gırtlak ve ses teli hastalıklarında erken teşhis, hem hastalığın doğru şekilde tedavi edilmesi hem de ses fonksiyonunun korunması açısından önemli bir yer tutuyor. Özellikle ses telleri üzerinde gelişen bazı kötü huylu tümörler, henüz erken evredeyken ses değişikliğiyle belirti verebiliyor. Her Ses Kısıklığı Kanser Anlamına Gelmiyor Ses kısıklığı, ses tellerinin normal titreşim düzeninin bozulması sonucunda ortaya çıkıyor. Sesin kalınlaşması, çatallanması, zayıflaması veya konuşma sırasında zorlanma hissedilmesi, ses bozukluklarının yaygın belirtileri arasında bulunuyor. Ses kısıklığının en sık görülen nedenleri arasında viral enfeksiyonlar, akut larenjit, ses tellerinde oluşan nodüller, polipler ve sesin yanlış kullanılması yer alıyor. Bunun yanında reflü, kronik tahriş, ses teli hareket bozuklukları ve bazı nörolojik hastalıklar da ses kalitesini etkileyebiliyor. Bu nedenle yalnızca ses kısıklığının bulunması, kişinin kanser olduğu anlamına gelmiyor. Ancak özellikle belirgin bir enfeksiyon olmadan başlayan, giderek kötüleşen veya uzun süre düzelmeyen ses değişikliklerinin nedeni mutlaka araştırılmalı. Ses kısıklığının süresi, şiddeti ve eşlik eden diğer belirtiler, uzman değerlendirmesinde dikkate alınan önemli faktörler arasında yer alıyor. Üç Haftadan Uzun Süren Ses Kısıklığına Dikkat Üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı ses kısıklığı çoğunlukla birkaç gün içerisinde hafiflemeye başlıyor ve genellikle birkaç hafta içerisinde düzeliyor. Buna karşılık üç haftayı aşan ses değişiklikleri, özellikle risk faktörleri bulunan kişilerde daha ayrıntılı değerlendirmeyi gerektirebiliyor. Klinik kılavuzlar, dört hafta içerisinde düzelmeyen veya belirgin iyileşme göstermeyen ses kısıklığında gırtlağın endoskopik olarak incelenmesini öneriyor. Ciddi bir hastalık şüphesi bulunması halinde ise bu süre beklenmeden değerlendirme yapılması gerekiyor. Özellikle sigara kullanan bireylerde sürekli ses kısıklığının normal kabul edilmesi, olası hastalıkların teşhisinde gecikmeye yol açabiliyor. Sigara kullanımının ses telleri üzerinde kronik tahrişe neden olması, bazı hastaların meydana gelen ses değişikliklerini önemsememesine neden olabiliyor. Uzun süre devam eden ses kısıklığında kulak burun boğaz muayenesi, şikâyetin kaynağının belirlenmesi ve gerekli tanısal incelemelerin planlanması açısından önem taşıyor. Ses Kısıklığı Gırtlak Kanserinin İlk Belirtisi Olabilir Gırtlak kanseri, ses tellerinin bulunduğu gırtlak dokusunda gelişen kötü huylu tümörleri kapsıyor. Özellikle gerçek ses telleri üzerinde ortaya çıkan tümörler, ses tellerinin titreşimini etkileyerek hastalığın erken dönemlerinde ses kısıklığına neden olabiliyor. Bu durum, ses değişikliklerinin gırtlak kanseri açısından önemli bir uyarı belirtisi olarak değerlendirilmesini sağlıyor. Bununla birlikte tümörün gırtlak içerisindeki yerleşimine bağlı olarak hastalığın başlangıcında belirgin ses kısıklığı görülmeyebiliyor. Gırtlak kanserinde ses kısıklığına yutma güçlüğü, boğaz ağrısı, yutkunurken rahatsızlık hissi, açıklanamayan kulak ağrısı ve boyunda şişlik gibi belirtiler eşlik edebiliyor. İleri evrelerde solunum güçlüğü ve açıklanamayan kilo kaybı da görülebiliyor. Bu belirtilerin bir arada bulunması kesin olarak kanser tanısı anlamına gelmese de uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gereken bir tabloya işaret edebiliyor. Sigara Kullananlarda Risk Daha Yüksek Gırtlak kanserinin gelişiminde en önemli risk faktörlerinden biri tütün kullanımı olarak öne çıkıyor. Sigara dumanındaki kanserojen maddeler, gırtlak yüzeyini kaplayan hücrelerde zaman içerisinde hasara neden olabiliyor. Sigara kullanım süresi ve miktarı arttıkça gırtlak kanseri gelişme riski de yükseliyor. Alkol tüketimi ise özellikle tütün kullanımıyla birlikte olduğunda riski daha fazla artırabiliyor. Bununla birlikte gırtlak kanseri yalnızca sigara kullanan kişilerde görülmüyor. Sigara kullanmayan bireylerde de ses tellerini etkileyen ciddi hastalıklar gelişebildiği için kalıcı ses değişikliklerinin yalnızca risk faktörlerine göre değerlendirilmemesi gerekiyor. Tütün kullanımının bırakılması ve alkol tüketiminin azaltılması, gırtlak kanseri riskinin düşürülmesinde önemli koruyucu adımlar arasında bulunuyor. Ses Telleri Endoskopik Muayeneyle İncelenebiliyor Geçmeyen ses kısıklığının değerlendirilmesinde hastanın şikâyetlerinin süresi, mesleki ses kullanımı, sigara alışkanlığı ve eşlik eden sağlık sorunları ayrıntılı şekilde ele alınıyor. Kulak burun boğaz muayenesinde ses tellerini doğrudan görüntülemek amacıyla laringoskopi yönteminden yararlanılabiliyor. Burundan ilerletilen ince ve esnek bir endoskop yardımıyla ses tellerinin yapısı, hareketleri ve yüzey özellikleri değerlendirilebiliyor. Gerekli görülen hastalarda videostroboskopi gibi yöntemlerle ses tellerinin titreşim özellikleri daha ayrıntılı incelenebiliyor. Muayene sırasında şüpheli bir doku değişikliği tespit edilmesi durumunda ise kesin tanıya ulaşmak amacıyla biyopsi yapılması gerekebiliyor. Ses kısıklığının nedeni belirlendikten sonra ilaç tedavisi, ses terapisi, yaşam tarzı değişiklikleri veya cerrahi girişimler gibi farklı tedavi seçenekleri değerlendirilebiliyor. Tedavi yaklaşımı, hastalığın türüne ve kişinin klinik özelliklerine göre planlanıyor. Erken Tanı Sesin Korunması Açısından Önemli Gırtlak kanserinin erken evrede tespit edilmesi, tedavi seçeneklerinin belirlenmesi açısından önemli avantajlar sağlayabiliyor. Özellikle ses telleriyle sınırlı bazı erken evre tümörlerde, uygun hastalar için endoskopik cerrahi veya radyoterapi gibi organ koruyucu yaklaşımlar değerlendirilebiliyor. Daha ileri evre hastalıklarda ise geniş kapsamlı cerrahi işlemler, radyoterapi ve sistemik tedaviler gündeme gelebiliyor. Tedavi planlamasında tümörün yerleşimi, büyüklüğü, yayılım durumu ve hastanın genel sağlık özellikleri dikkate alınıyor. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Murat Topdağ'ın uzmanlık alanına giren baş ve boyun cerrahisinde, tedavinin temel hedefleri arasında hastalığın kontrol altına alınması ve mümkün olan durumlarda konuşma, solunum ve yutma fonksiyonlarının korunması bulunuyor. Erken tanı, uygun hastalarda daha sınırlı tedavi yöntemlerinin uygulanabilmesine olanak tanıyabilse de tedavinin başarısı ve fonksiyonel sonuçlar hastadan hastaya farklılık gösterebiliyor. Geçmeyen Ses Kısıklığını İhmal Etmeyin Ses kısıklığı çoğu zaman iyi huylu nedenlerden kaynaklansa da haftalar boyunca devam eden şikâyetlerin sıradan bir ses yorgunluğu olarak değerlendirilmesi doğru olmayabiliyor. Özellikle üç haftadan uzun süren ses değişikliklerinde kulak burun boğaz uzmanına başvurulması önem taşıyor. Ses kısıklığına boyunda şişlik, yutma güçlüğü, kanlı balgam veya açıklanamayan kilo kaybı eşlik etmesi durumunda değerlendirme geciktirilmemeli. Belirgin nefes darlığı gelişmesi halinde ise acil tıbbi yardım alınmalı. Prof. Dr. Murat Topdağ'ın uzmanlık alanlarından biri olan gırtlak ve ses teli hastalıklarında, belirtilerin erken dönemde fark edilmesi ve doğru tanısal yöntemlerle değerlendirilmesi, uygun tedavinin planlanmasına katkı sağlayabiliyor. Ses sağlığının korunması için sigara kullanımından uzak durulması, sesin aşırı zorlanmaması ve uzun süre devam eden ses değişikliklerinin ihmal edilmemesi önem taşıyor. Erken dönemde gerçekleştirilen uzman değerlendirmesi, olası ciddi hastalıkların zamanında belirlenmesine ve ses fonksiyonunun korunmasına yönelik tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesine yardımcı olabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gırtlak Kanseri Vakalarının Yüzde 95’inden Fazlası Sigara Kaynaklı! Haber

Gırtlak Kanseri Vakalarının Yüzde 95’inden Fazlası Sigara Kaynaklı!

Gırtlak kanseri vakalarının büyük çoğunluğunun sigara ve alkolle ilişkili olduğunun altını çizen Doç. Dr. Boyoğlu, Türkiye’de özellikle 50 yaş altı kişilerde kanser oranlarında artış bildiriliyor. Gençlerde tütün ve tütün ürünleri kullanımın artışı da düşünüldüğünde bu durum gırtlak kanseri vakaları için de bir uyarı olarak görülebilir” diye konuştu. Tüm kanserlerin yaklaşık yüzde birini oluşturan gırtlak kanseri için özellikle 50 yaş ve üzeri erkekler risk altında. Ancak kadınlarda ve gençlerde sigara içme oranlarının artmasına bağlı olarak riskin bu grup için de arttığına işaret eden Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi KBB, Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nihal Seden Boyoğlu, gırtlak kanseri vakalarının yüzde 95’inden fazlasının sigarayla ilişkili olduğunu vurguladı. “Gırtlak, boğazımızın önemli bir parçası; ses tellerini barındıran bu yapı sayesinde konuşabiliyoruz. Ancak boğazdaki bu küçük yapı, hayati bir tehlikenin de başlangıç noktası olabiliyor” diyen Doç. Dr. Boyoğlu, bu kanser türünün genellikle ses tellerinden başladığını ve en erken belirtisinin ses değişiklikleri olduğuna işaret etti. ERKEN TANIYLA TEDAVİ YÜKSEK Gırtlak kanserine ait belirtilerin farklı hastalıklarla benzerlik gösterdiği için erken uyarı işaretlerinin fark edilmesiyle tedavi şansının yüksek olduğunu söyleyen Doç. Dr. Boyoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “İki haftadan uzun süren ses kısıklığı, seste kalınlaşma veya boğukluk varsa mutlaka bir KBB uzmanına başvurulmalı” diyen Doç. Dr. Boyoğlu, şunları anlattı: Gırtlak kanseri en sık ses telleri bölgesinden başlar. Bu nedenle en sık ve en erken belirti ses değişiklikleridir. İki haftadan uzun süren ses kısıklığı, seste kalınlaşma, seste çatallanma veya boğuklaşma varsa mutlaka hekim muayenesi gerekir. Bunun yanında daha az rastlanan belirtiler arasında; geçmeyen boğaz ağrısı veya öksürük, yutkunma sırasında sorun, gıdaların takılması veya ağrı, kulak ağrısı, boyun veya boğazda kitle veya şişlik, nefes darlığı yer alır.” EN YÜKSEK RİSK; SİGARA VE ALKOL KULLANICILARINDA Gırtlak kanserinin başlıca risk faktörlerinin tütün ürünleri ve yoğun alkol kullanımı olduğunu belirten Doç. Dr. Boyoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Bu iki etken birlikte kullanıldığında risk katlanır. Gırtlak kanseri genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkıyor; 50-69 yaş arası erkeklerde görülen kanserlerin yaklaşık yüzde 3’ü bu türden oluşuyor. Erkeklerde daha sık görülmesine rağmen, sigara ve alkol kullanan kadınların da ciddi risk altında olduğu unutulmamalı.” ŞÜPHE VARSA BİYOPSİ ŞART “Muayene sonrası eğer gırtlak kanserinden şüphelenilirse tanı koymak için mutlaka biyopsi alınması gerekir” diyen Doç. Dr. Boyoğlu, tanı süreciyle ilgili şu bilgileri verdi: “Biyopsi genel anestezi altında KBB hekimi tarafından yapılan kısa süren bir prosedürdür. Ağız içinden gırtlak bölgesine ulaşıldığı için dışarıdan görülecek hiçbir kesi ya da yara izine neden olmaz, dikiş gerektirmez. Ek hastalığı yoksa ya da anesteziden ötürü gözlem altında tutulması gerekmiyorsa, hasta aynı gün içerisinde taburcu olabilir. Bu prosedür aynı zamanda hekimin ayrıntılı gırtlak muayenesi yapmasına olanak tanır. Olası bir kanser tanısı durumunda kanserin gırtlak içerisindeki yaygınlığı hakkında bilgi verir. Çünkü tanı sonrası seçilecek tedavi türü kanserin yaygınlığına göre çeşitlilik göstermektedir.” TEDAVİ HER HASTA İÇİN ÖZEL PLANLANIYOR Doç. Dr. Boyoğlunun verdiği bilgiye göre, gırtlak kanseri tedavisinde cerrahi veya radyoterapi, bazı durumlarda da her ikisi birden kullanılabiliyor. Genel tedavi planlaması da; Hastanın genel tıbbi durumu ve diğer hastalıklar, gırtlağın yapısı ve özellikleri, tümörün evresi ve yayılımı, gırtlağın sağlıklı çalışıp çalışmaması ya da daha önce kanser tedavisi alınıp alınmadığı gibi özellikler dikkate alınarak her hasta için baş-boyun kanseri ile ilgilenen hekimler tarafından değerlendirme yapılarak hastayla hastaya özel belirleniyor. Uygulanan tedavi yöntemleriyle ilgili Doç. Dr. Boyoğlu, sözlerine şöyle sürdürdü: “Erken evre kanserlerde lazer gibi teknikler kullanılarak, boyun hiç açılmadan ağız içinden tedavi mümkündür. Açık ameliyata göre kapalı ameliyatların iyileşme süreci her zaman daha hızlıdır. Ancak eğer kanser yayılımı lazer ile ameliyat yapmaya uygun değilse açık ameliyat yapılabilir. Açık ameliyatların da farklı yöntemleri bulunmaktadır. Kanserin gırtlak içerisinde etkilediği yere ve yayılımına göre açık ameliyatlarda da bazen gırtlağın hepsi bazen de bir kısmının alınması söz konusudur.” “SİGARA VE ALKOL KESİNLİKLE BIRAKILMALI” Sigara içmenin, tütün kullanmak ve alkol almanın kanser tedavisinin etkinliğini azaltacağının altını çizen Doç. Dr. Boyoğlu, “Gırtlak kanserinin tedavi edildikten sonra tekrarlayabileceği unutulmamalı. Sigara içmeye ve içki içmeye devam eden gırtlak kanserli hastaların iyileşme olasılığı daha düşüktür ve ikinci bir tümör geliştirme olasılığı daha yüksektir. Bunun yanında kanser tedavisinden sonra sık ve dikkatli takip de çok önemlidir.” Şeklinde konuştu. UNUTMAYIN: ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR KBB ve Boş, Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nihal Seden Boyoğlu, özellikle sesini yoğun kullanan meslek gruplarında (öğretmenler, çağrı merkezi çalışanları, sanatçılar vb.) ses kısıklığının sık görülse de hafife alınmaması gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı; “Uzun süren belirtiler karşısında zaman kaybetmeden bir KBB uzmanına başvurmak, gırtlak kanserinin erken evrede teşhis edilmesini ve tedavi şansının artmasını sağlıyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.