Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Göç

Kapsül Haber Ajansı - Göç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Göç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Koç Topluluğu 100 Yaşında Haber

Koç Topluluğu 100 Yaşında

Bu özel yıl için hazırlanan “Unutulmaz Yüzlerle Dolu Bizim 100’ümüz” filminin lansmanının yapıldığı Vehbi Koç Ödül Töreni’nde konuşan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, Topluluğun Cumhuriyet ile şekillenen köklü birikimini, kalkınma ve müşterek refah anlayışını ve ikinci yüzyıla taşınan değerlerini vurguladı. Törende Halit Ergenç ve Alança Oskay, orkestra eşliğinde filmi sahnede canlı seslendirdi. 25. Vehbi Koç Ödülü’nün bu seneki kazananı ise Kültür alanında Canan Tolon oldu. Tolon göç, yıkım ve zaman gibi temalar üzerinden günümüzün toplumsal gerçekliklerine işaret ediyor. 1926 yılında merhum Vehbi Koç tarafından temelleri atılan Koç Topluluğu, 100. yaşını kutluyor. Topluluk, 100. yılına, 25. Vehbi Koç Ödül Töreni kapsamında düzenlenen gecede, bu özel yıl için hazırlanan filmle adım attı. Halit Ergenç ve Alança Oskay’ın sahnede orkestra eşliğinde canlı seslendirdiği “Unutulmaz Yüzlerle Dolu Bizim 100’ümüz” filmi izleyicilerden büyük alkış aldı. Divan Kuruçeşme’de gerçekleştirilen törende, Topluluğun geçmişten bugüne uzanan hikâyesi ve ikinci yüzyıla dair perspektifi aktarıldı. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, sözlerine “Bu yıl 25’incisini düzenlediğimiz Vehbi Koç Ödül Töreni bizim için her zamankinden daha anlamlı ve özel. Zîrâ bu sene kurucumuz merhûm Vehbi Bey’in temellerini attığı Koç Topluluğu’nun 100’üncü yaşını idrâk ediyoruz” diye başladı. “100. yıl filmimizde de vurguladığımız gibi; asırlık tarihimizi sâdece unutulmaz hikâyeler değil, bu hikâyeleri mümkün kılan yüzler de oluşturuyor. İşte bu sebeple bizim yüz yılımız unutulmaz yüzlerle dolu” diye devam eden Koç, sahada, fabrikalarda, ofislerde sorumluluk alan çalışma arkadaşları, bayileri, iş ortaklarının emekleri neticesinde 100. yaşlarını büyük bir gurur ve sevinçle kutladıklarını dile getirdi. Ömer Koç: “Topluluğumuz 100 yıllık hikâyesinde yatırımı ve istihdâmı kalkınmanın ve müşterek refahın en önemli unsurları olarak görmüştür” Topluluğun, Millî Mücâdele’den yeni çıkmış bir memlekette, Cumhuriyet’in ilânı ile şekillenen parlak bir istikbâl tasavvurunun içinde doğduğunu hatırlatan Ömer Koç, “Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, küllerinden doğan bir ulusa istikâmet çizerek bir medeniyet ve aydınlanma projesi inşâ etmiştir. Bu şartlar içerisinde kurulmuş olan Topluluğumuz; Cumhuriyet’in fikir ve ilkelerini samîmiyetle benimsemiş, değerlerini kendisine rehber edinmiştir” dedi. Topluluğun bir asırlık yolculuğunda sanayileşme, kalkınma ve kurumsallaşmanın öncülerinden olduğuna dikkat çeken Koç, bu süreçte pek çok alanda ilkleri gerçekleştirdiklerini belirtti. Kuşaklar boyunca inşâ edilen birikim neticesinde bugün 60’ın üzerinde ülkede 120 binden fazla çalışanla faaliyet gösteren uluslararası bir teşkilât hâline geldiklerini anlatan Koç, Topluluğun büyüme anlayışına dair ise şunları söyledi: “Topluluğumuz eğitime, bilime, kültüre ve sanâta katkıyı sorumluluğunun ayrılmaz bir parçası addetmiştir. Bu anlayışın bir yansıması olarak, 57 yıl önce Vehbi Koç Vakfı kurulmuştur. Vehbi Bey’in ‘insânî ve millî bir vazîfe’ olarak târif ettiği hayır işleri, kurumlara ilâve olarak hayata geçirilen projeler, burs programları ve sivil topluma verilen desteklerle yürütülmeye devam etmektedir.” Ömer Koç: “Kültür ve sanâta katkıyı bir tercih değil, insanımıza ve Cumhuriyetimize borç ve vazgeçilmez bir mesûliyet olarak değerlendiriyoruz” Ömer Koç her sene dönüşümlü olarak eğitim, kültür ve sağlık alanlarında Türkiye’nin ve Türk insanının gelişimine katkı sunan kıymetli isimlere verilen Vehbi Koç Ödülü’nün de bu çerçevede önemli bir rol üstlendiğine değindi. Bu seneki ödülün “kültür” sahasında verildiğine dikkat çeken Koç, “Bu yılki ödüle layık görülen sanatçı da; alışılmış kalıpların ötesine geçen, düşünmeye dâvet eden bir yaklaşımı temsîl ediyor. Sanatın en kıymetli tarafı alışılmışı sorgulatması ve değişimi teşvik etmesidir. Bundan dolayı kültür ve sanâta katkıyı bir tercih değil, insanımıza ve Cumhuriyetimize borç ve vazgeçilmez bir mesûliyet olarak değerlendiriyoruz” diye konuştu. Ömer Koç: “Gelecek 100 yılın eşiğindeyiz. Aynı inanç, aynı vizyon, aynı vatan sevgisiyle, yılmadan yorulmadan yolumuza devam edeceğiz” Ömer Koç, konuşmasına şöyle devam etti: “İkinci yüzyılına adım atmış bir Topluluk olarak; tecrübemizden aldığımız güçle ve değerlerimizin işâret ettiği istikâmete doğru yolumuza devâm edeceğiz. Değişen dünyâyı isâbetle okuyan, bilimi ve aklı rehber edinen, değerlerinden taviz vermeyen bir anlayışla hareket edeceğiz. İlk yüzyılımızda olduğu gibi, gelecekte de yalnız yürümeyeceğimizi biliyoruz. Çalışma arkadaşlarımız, bayilerimiz, iş ortaklarımız; en büyük güvencemiz olmaya devâm edecek. Ortak başarılarla dolu bir 100 yılı geride bıraktık, gelecek 100 yılın eşiğindeyiz. Aynı inanç, aynı vizyon ve aynı vatan sevgisiyle yılmadan yorulmadan yolumuza devam edeceğiz.” Bu yılki Vehbi Koç Ödülü’ne Canan Tolon layık görüldü 25.Vehbi Koç Ödülü’nün sahibi Canan Tolon ise sözlerine “Vehbi Koç Vakfı’nın bugün verdiği bu ödül benim için geleceğe dönük bir destek ve aynı zamanda bir cesaret kaynağı. Beni bu değerli ödüle layık gören Vehbi Koç Vakfı’na ve Seçici Kurul üyelerine çok teşekkür ediyorum” diye başladı. “Çocukken, ‘İstediğin her şey olabilirsin’ mottosu benim için hiç geçerli değildi. Hatta biraz ürkütücü de geliyordu. Bunları erken yaşta bilmek garip bir şekilde benim için bir özgürlük oldu. Ve hayal kurmak için bir engel değildi” diyen Tolon, sanat üretimini ‘yalnız ama zihinsel olarak kalabalık bir süreç’ olarak tanımladı ve şöyle ekledi: “Sanat üretimi çok yalnız bir süreçtir; ama zihinde bir kalabalıkla birlikte yaratılır, üretilir ve oluşur. Size yakın olanlar, henüz tanımadıklarınız, ya da hiçbir zaman tanışmayacaklarınız… Onlarla bir diyalog kurduğunuzu hayal edersiniz. Hayal kurmak bir güçtür.” Tolon göç, yıkım ve zaman gibi temalar üzerinden günümüzün toplumsal gerçekliklerine işaret ediyor Tolon, insan deneyimi, değişim ve hafıza etrafında şekillenen çalışmalarıyla didaktik bir dil kurmak yerine sorular soran, izleyiciyi düşünmeye davet eden bir yaklaşım benimsiyor. Göç, yıkım ve zaman gibi temalar üzerinden günümüzün toplumsal gerçekliklerine işaret ederken, mekânı parçalayarak ve katmanlayarak kurduğu çok boyutlu anlatımıyla dikkat çekiyor. Tolon bu ödüle, Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu’nun yanı sıra Prof. Dr. Zeynep Çelik, Prof. Dr. Ayla Ödekan, Kerem Kabadayı, Murathan Mungan ve Sadık Karamustafa’dan oluşan Seçici Kurul’un önerdiği üç aday arasından seçilerek layık görüldü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer Belediyesi Uluslararası Yeşil Enerji Araştırmasına Ev Sahipliği Yaptı Haber

Nilüfer Belediyesi Uluslararası Yeşil Enerji Araştırmasına Ev Sahipliği Yaptı

Nilüfer Belediyesi, uluslararası ölçekte yürütülen “Yeşil Enerji Dönüşümünün Sahadaki Yansımaları” başlıklı araştırma projesi çerçevesinde önemli bir ziyarete ev sahipliği yaptı. Britanya merkezli King’s College London öncülüğünde yürütülen çalışma kapsamında Nilüfer’e gelen araştırma ekibi, belediyenin sürdürülebilirlik ve yeşil enerji uygulamalarını yerinde inceledi. Nilüfer Belediyesi Alaaddinbey Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen toplantıya Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş de katıldı. Görüşmede, belediyenin yenilenebilir enerji politikaları, yerel düzeyde yürüttüğü sürdürülebilirlik çalışmaları ve toplumsal katılım modelleri hakkında kapsamlı bilgi paylaşımı yapıldı. Toplantıda konuşan Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş şunları söyledi: “Nilüfer Belediyesi olarak bugün 64 elektrikli aracımız ve 8 çatı GES projemiz ile sürdürülebilirlik noktasında başarılı uygulamalarımıza devam ediyoruz. Başta belediye binalarımız olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarımızı her yıl yükseltiyoruz. Sosyoekonomik açıdan Türkiye’nin en gelişmiş ilçelerinden biri olan Nilüfer, sürekli büyüyen bir kent. Her yıl 20 bini aşan, neredeyse bir mahalle kadar göç alıyoruz. Bursa’daki istihdamın büyük bir bölümü Nilüfer’de gerçekleşiyor. Aynı zamanda hastaneleri, özel okulları ve sosyal yaşamıyla Bursa’nın yükünü Nilüfer çekiyor. Dolayısıyla Bursa’nın yaşadığı tüm sorunlar Nilüfer’i doğrudan etkiliyor. Elbette bizler karbon emisyonlarının düşürülmesi noktasında karar mercii değiliz. Fakat hem kendimizi dönüştürmek hem de Nilüferlileri bilinçlendirmek için çalışmaya devam ediyoruz.” SAHADA İNCELEME VE BELGESEL ÇEKİMLERİ Ziyaret kapsamında araştırma ekibi, saha gözlemleri de gerçekleştirdi. Programın ikinci bölümünde Nilüfer Belediyesi Sürdürülebilirlik Parkı’nı gezen ekip, burada yer alan uygulamaları inceleyerek yetkililerden bilgi aldı. Heyet, programın son durağında ise Güngören Mahallesi’nde bulunan Güneş Enerji Santrali’ni (GES) ziyaret ederek, Nilüfer Belediyesi’nin yenilenebilir enerji üretimi alanındaki çalışmalarını gözlemledi. Ziyaretler süresince proje kapsamında hazırlanan belgesel için çekimler gerçekleştirildi. AKDENİZ’DE YEŞİL DÖNÜŞÜM İNCELENİYOR British Academy tarafından desteklenen uluslararası araştırma projesi; Türkiye, Yunanistan ve İtalya’da yürütülerek, yeşil enerji dönüşümünün yerel düzeydeki etkilerini çok boyutlu olarak ele alıyor. Projede Türkiye’den Kadir Has Üniversitesi, İtalya’dan Gran Sasso Üniversitesi ve Yunanistan’dan Dimitris Katsaprakakis ile yerel araştırmacılar yer alıyor. Çalışma; iklim değişikliği, sürdürülebilir ve yeşil enerjiye geçiş ile topluluk katılımı arasındaki ilişkileri inceleyerek, yerel deneyimlere odaklanıyor. Yüz yüze mülakatlar, katılımcı gözlem ve belgesel film yapımı gibi yöntemlerin birlikte kullanıldığı proje, yeşil dönüşüm süreçlerinin sahadaki karşılığını ortaya koymayı hedefliyor. Araştırma kapsamında elde edilecek bulguların, Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat hedefleri doğrultusunda şekillenen enerji politikalarına yerel perspektiften katkı sunması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Stratejik Tercihi Denge Siyaseti! Haber

Türkiye'nin Stratejik Tercihi Denge Siyaseti!

Prof. Dr. Arslan, “Türkiye ne bütünüyle Batı ekseninde eriyebilecek bir ülke, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilecek bir aktördür. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar.” dedi. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, İran’a yönelik saldırılar üzerinden Ortadoğu’daki son gelişmeleri değerlendirdi. Ortadoğu yeniden sert bir kırılma yaşıyor Krizin yalnızca iki ülke arasındaki askeri gerilim olarak okunamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Arslan, “Ortadoğu yeniden sert bir kırılma yaşıyor. İran’a yönelik saldırılar, yalnızca iki ülke arasındaki askeri bir gerilim değil; küresel güç mücadelesinin bölgesel bir aşamasıdır.” dedi. “19. yüzyılda toprak paylaşılırdı; şimdi enerji koridorları, lojistik hatlar ve teknoloji ekosistemleri paylaşılıyor.” diyen Prof. Dr. Arslan, İran’ın da “bu yeni paylaşım savaşının kritik bir cephesi” olduğunu belirtti ve “Asıl soru şu: Bu bir sınırlı operasyonlar dizisi mi, yoksa daha derin bir stratejik hedefin başlangıcı mı?” ifadelerini kullandı. Uluslararası hukukta istisnalar bellidir Saldırıların uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesine ilişkin Prof. Dr. Arslan, “Uluslararası ilişkiler literatüründe devletlerin zayıflatılması, parçalanması veya "fonksiyonel kapasitesinin aşındırılması" yeni bir yöntem değil. Irak, Libya ve Suriye örnekleri hâlâ hafızalarda. İran dosyası da bu çerçevede okunabilir mi? Birleşmiş Milletler Şartı kuvvet kullanımını yasaklar; istisnalar bellidir: Güvenlik Konseyi kararı ya da açık bir silahlı saldırıya karşı meşru müdafaa.” diye konuştu. “Önleyici saldırı doktrini hukuken tartışmalıdır” diyen Prof. Dr. Arslan, diplomatik kanallar tükenmeden başlatılan askeri operasyonların yalnızca hukuki değil, sistemsel bir istikrarsızlık üreteceğini vurguladı ve “Eğer bu yöntem normalleşirse, yarın herhangi bir ülke ‘potansiyel tehdit’ gerekçesiyle hedef alınabilir” ifadelerini kullandı. Türkiye açısından ilkesel çerçevenin net olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, “Toprak bütünlüğüne saygı, kuvvet kullanımının istisnai niteliği ve diplomasiye öncelik temel referanslarımızdır. Ancak mesele yalnızca hukuki değil; asıl mesele stratejik niyettir.” diye konuştu. Ortadoğu’da bloklaşma zaten vardı “Ortadoğu’da bloklaşma zaten vardı. Bu kriz ise mevcut eksenleri derinleştirecek ve netleştirecek.” diyen Prof. Dr. Arslan, “Batı ekseninde ABD, İsrail ve bazı Körfez ülkeleri deniz gücüne dayalı ve finansal araçları öne çıkaran bir politika izlerken; Avrasya ekseninde İran, Rusya ve Çin kara gücüne, enerji koridorlarına öncelik veriyor. Ancak durum bu iki eksene indirgenemez. Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ‘orta kuşak’ ülkeler, iki eksen arasında gidip gelen ve zaman zaman denge unsuru olan aktörler olarak öne çıkıyor.” şeklinde konuştu. İsrail’in İran’ı Haziran 2025’te hedef almasının üzerinden henüz bir yıl geçtiğini kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Yeni dalga operasyonlar tesadüf değil. Amaç, geçici bir baskı değil; İran’ın direnme kapasitesini sistematik biçimde aşındırmak. Zayıf bir aktör, güçlü bir İran’dan daha kontrol edilebilir kabul edilir. Türkiye ise ne tamamen Batı eksenine entegre olabilir, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilir. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar. Bu denge pasif değil, aktif olmalıdır. Enerji, güvenlik ve milli bütünlük parametreleri Ankara’nın stratejisini belirleyecek. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin vurguladığı ‘yeryüzüne Ankara’dan bakmak’, kendi milli çıkarlarını merkeze almak anlamına geliyor.” dedi. Amaç geçici baskı değil, sistematik aşındırma olabilir Haziran 2025’te İsrail’in İran’ı hedef almasının ardından yeni dalga operasyonların gelmesini tesadüf olarak görmediğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, “Mesele geçici bir askeri baskı değil; İran’ın direnme kapasitesini sistematik biçimde aşındırmak olabilir.” dedi. “Eğer çatışmalar bugün dursa bile üçüncü ve dördüncü dalga gelebilir” diyen Prof. Dr. Arslan, bunun klasik güç siyaseti mantığıyla uyumlu olduğunu belirterek, “Güçlü bir İran değil, kontrol edilebilir bir İran tercih edilir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin savunma sanayisi her krizden güçlenerek çıktı Türkiye’nin savunma sanayisinin her krizden güçlenerek çıktığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “1990’larda terörle mücadele, 2010’larda sınır ötesi operasyonlar yerli üretimi hızlandırdı. Bu kriz de benzer bir etki yaratacak. Hava savunma sistemleri, uzun menzilli füzeler, İHA/SİHA’lar ve elektronik harp sistemleri öncelikli alanlar olacak. Siber güvenlik de artık daha kritik; İran örneği, füzeden önce istihbarat sızabileceğini gösterdi. Türkiye, FETÖ tecrübesiyle iç sızmalara karşı dirençli, ama siber savunmayı güçlendirmek zorunda. Dış politikada ‘çok boyutlu’ anlayış pekişecek. Ama bu sadece denge siyaseti değil; kendi teknolojik kapasitesine dayanan bir otonomi demek. Başkasının silahına muhtaç olmayan ülke, başkasının siyasetinin etkisi altında olmaz. Savunma sanayii atılımı, askeri ve diplomatik bağımsızlığın temeli olacak.” diye konuştu. Lider değişimi sistem çöküşü anlamına gelmez İran’da rejimin kırılganlığına ilişkin tartışmalara da değinen Prof. Dr. Arslan, “Bu tür siyasal kültürlerde lider değişimi sistem çöküşü anlamına gelmez. İran’ın kurumsal sürekliliği vardır; dini liderlik makamı boşaldığında yeni isim belirlenir ve yapı devam eder.” şeklinde konuştu. İran’ın Irak’la sekiz yıl süren savaşta ağır kayıplara rağmen teslim olmamasını hatırlatan Prof. Dr. Arslan, “Rejimin bir gecede değişmesi gerçekçi değildir. Aksine, dış müdahale algısı toplumda konsolidasyon yaratabilir.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Arslan, “Tarih gösteriyor ki dış müdahale bazen dağılma değil, toparlanma üretir.” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye ve denge siyaseti Prof. Dr. Arslan, bölgede bloklaşmaların mevcut olduğunu ancak bugün yaşanan gerilimin daha büyük bir küresel rekabetin parçası gibi göründüğünü söyleyerek, “Enerji hatları, lojistik koridorlar ve askeri üsler üzerinden yürüyen bir sistemik mücadele söz konusu.” dedi. Türkiye’nin bu tabloda özgün bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arslan, “Türkiye ne bütünüyle Batı ekseninde eriyebilecek bir ülke, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilecek bir aktördür. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar.” diye konuştu. 500 kilometreyi aşan sınır, olası bir krizden doğrudan etkilenir Olası bir bölgesel savaşın Türkiye’ye etkilerine ilişkin de Prof. Dr. Arslan, İran’ın zayıflaması veya parçalanması senaryosunun Türkiye açısından soyut bir analiz olmadığını belirtti ve “500 kilometreyi aşan sınır, olası bir krizden doğrudan etkilenir.” dedi. Muhtemel sonuçları da sıralayan Prof. Dr. Arslan, “Yeni göç dalgaları, sınır ticaretinin çökmesi, PKK’nın oluşabilecek boşluklardan faydalanması ve İran’daki bazı silahlı Kürt oluşumların hareket alanı kazanması” risklerine dikkat çekti. Prof. Dr. Arslan, “Sınırın öte yanında yangın varsa, bu taraf da ısınır” ifadesini kullandı. Egemenlik vurgusu korunmalı ABD’nin bölgedeki askeri varlığının Türkiye’deki NATO altyapısını gündeme getirdiğini belirten Prof. Dr. Arslan, özellikle İncirlik Hava Üssü ve Kürecik Radar Üssü’nün kamuoyunda tartışıldığını söyledi ve “Türkiye’nin pozisyonu hassas. Egemenlik vurgusu korunmalı, ancak kriz yönetimi rasyonel yürütülmelidir. Ankara’nın doğrudan savaşın tarafı gibi algılanması Türkiye’nin çıkarına değildir”. dedi. Duygusal refleks değil, stratejik akıl Türkiye’nin önünde iki yaklaşım olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, “Duygusal reflekslerle pozisyon almak ya da uzun vadeli stratejik akılla hareket etmek” diye konuştu. “Gerçekçilik içe kapanmak değildir. Denge üretmek zayıflık değildir” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Arslan, İran’ın devlet kapasitesinin aşındırılması senaryosunun Türkiye açısından “uzaktan izlenecek” bir mesele olmadığını vurguladı. Prof. Dr. Arslan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Türkiye'nin jeopolitiği risk üretir; ama aynı jeopolitik doğru yönetildiğinde fırsat da üretir. İran'ın devlet kapasitesinin aşındırılması senaryosu, Türkiye açısından ‘uzaktan izlenecek’ bir mesele değildir. Böyle bir kırılma doğrudan Anadolu'yu etkiler. Bu nedenle Ankara'nın hesabı kısa vadeli siyasi pozisyonlardan ziyade uzun vadeli güvenlik mimarisi üzerinden yapılmalıdır. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin vurguladığı ‘Ankara merkezli jeopolitik’ anlayışı, tam da böyle bir dönemde anlam kazanıyor: Ne emperyal hayaller peşinde koşmak, ne de içe kapanmak; eldeki vatanı korumak ve milli çıkarları merkeze almak. Son söz olarak; krizin yönü belirsiz olabilir. Ancak Türkiye'nin yönü belirsiz olmamalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Seray Şahiner, Son Romanını Doğduğu Şehir Bursa’da Anlattı Haber

Seray Şahiner, Son Romanını Doğduğu Şehir Bursa’da Anlattı

Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Koza Buluşmaları, edebiyat dünyasının önemli isimlerini okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Koza Kütüphane’de gerçekleşen ve Hakan Akdoğan’ın moderatörlüğünü üstlendiği söyleşinin bu ayki konuğu çağdaş Türk edebiyatının sevilen kalemlerinden Seray Şahiner oldu. “Suskunluğun Aile Albümü: Vatan Millet Samatya” başlıklı etkinlikte Şahiner, edebiyata bakış açısını, yazarlık serüvenini ve son romanının ortaya çıkış hikayesini anlattı. Söyleşiyi, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Furkan Yavuz ve çok sayıda edebiyatsever ilgiyle takip etti. “KARAKTERİN YOLCULUĞU BAŞLADIĞI YERE DÖNER” Konuşmasına Bursa ile olan kişisel bağına değinerek başlayan Seray Şahiner, 41 yıl önce Zübeyde Hanım Doğumevi’nde dünyaya geldiğini hatırlattı. Doğduğu kente bir yazar olarak gelmekten mutluluk duyduğunu belirten Şahiner, çocukluğuna dair bir anısını şu sözlerle paylaştı: “Karakterin yolculuğu hep başladığı yere döner. Dönerken de bir şeyler öğrenmiş oluyor. Annem yıllarca bana doğduğum hastanenin ilk çocuğu olduğumu, ayak izimin alınıp duvara asıldığını anlattı. Hatta ‘Bu insanlık için küçük, dünya için büyük bir adım’ denildiğine inandırdı. 13 yaşında bunun, çocuğun kendini önemsemesi için yapılmış bir şaka olduğunu öğrendim. Ancak o yaşa kadar bu his bana iyi gelmişti.” Son kitabı Vatan Millet Samatya üzerinden Türkiye’nin yakın tarihine, göç olgusuna ve değişen toplumsal yapıya değinen Şahiner, romanın 1970’lerden 1993’e uzanan bir İstanbul anlatısı olduğunu ifade etti. Şahiner, kitaptaki karakterlerin yaratım sürecinde dönemin siyasi atmosferinden ve medyasından beslendiğini vurguladı. “MİZAH HEM SİLAH HEM ATEŞKES” Yazım dilindeki mizah unsurlarına da değinen Şahiner, mizahı zorluklarla baş etmede bir savunma mekanizması olarak gördüğünü belirtti. Mutsuzluk propagandasının çok hızlı yayıldığına dikkat çeken Şahiner, “Mizah hem silah hem ateşkes. Kriz anlarında gülmek zorunda kalıyoruz. Çok neşeli olduğumuz için değil, bazen öfkeli olduğumuz için bunu yapıyoruz. O biat edilmiş kasvet hali insanı içten içe örseliyor” değerlendirmesinde bulundu. Gazetecilik geçmişinin romanlarındaki diyalog yapısını güçlendirdiğini belirten Şahiner, insanların doğal konuşma ritmini yakalamak için yaptığı gözlemleri aktardı. Röportajlarında insanların nerede duraksadığını, nerede bağlaç kullandığını analiz ettiğini söyleyen yazar, “Karakter benden ne kadar uzaksa, o kadar iyi bir yazara dönüşüyorum. Onları konuştururken bildiklerimi sadece benim bilmem, karakterlere büyük laflar ettirmemem gerekiyor” ifadelerini kullandı. Söyleşinin sonunda katılımcıların sorularını da yanıtlayan Seray Şahiner’e, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Furkan Yavuz günün anısına hediye verdi. Yazar Şahiner, okurları için kitaplarını da imzaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Şadi Özdemir’den Hasanağa’da “Tarıma Sahip Çıkın” Çağrısı Haber

Başkan Şadi Özdemir’den Hasanağa’da “Tarıma Sahip Çıkın” Çağrısı

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Şadi Başkan Mahallende Söz Sende” buluşmalarını sürdürüyor. Başkan Şadi Özdemir’in son durağı, tarımsal potansiyeli ve sanayi bölgelerine yakınlığı ile bilinen Hasanağa Mahallesi oldu. Program öncesinde Başkan Şadi Özdemir, Hasanağa Mahalle Muhtarı Rüstem Kartoğlu ve Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Korun ile de görüştü. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ve çok sayıda mahalle sakininin katılımıyla gerçekleşen buluşmada Hasanağa’nın altyapı, ulaşım ve imar sorunları masaya yatırıldı. Başkan Şadi Özdemir, mahalle sakinlerine tarım alanlarının korunması ve kırsal kalkınma vurgusu yaptı. “TOPRAKLARINIZI SATMAYIN, GELECEĞİ YOK ETMEYİN” Hasanağa’nın Bursa’nın en kıymetli ve hızlı gelişen bölgelerinden biri olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, bölgedeki tarım arazileri üzerindeki imar ve satış baskısına dikkat çekti. Arazilerin elden çıkarılmasının gelecek kuşakları zor durumda bırakacağını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Ekonomik koşulların zorluğunu biliyoruz. Topraklarınızı satarsanız, 3-4 kuşak sonra çocuklarınız başkalarına hizmet eder hale gelir. Bu topraklar sizi ve bizleri yüzyıllardır besliyor. Hasanağa enginarı gibi tescilli, marka bir ürününüz var. Dünyada gıda krizinin konuşulduğu bir dönemde bu topraklara sahip çıkmak zorundayız” dedi. “SİZ ÜRETİN, PAZARLAMASINI BİZE BIRAKIN” Üreticinin kazanması ve tarımın sürdürülebilir olması için en doğru modelin kooperatifleşme olduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi olarak bu sürece tam destek vereceklerini açıkladı. Çiftçiye “Birlikte hareket edin” çağrısında bulunan Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Kooperatifleşin diyoruz. Siz ürettiğinizi kooperatife verin, biz satışını üstlenelim. Ne üretirseniz alalım; İstanbul ve Eskişehir gibi büyükşehir belediyeleriyle kurduğumuz ağ üzerinden pazarlayalım. Üretici, ‘Malım elimde kalır mı?’ endişesi taşımasın.” “GENÇLERİ KÖYE GERİ DÖNDÜRMELİYİZ” Konuşmasında tersine göç konusuna da değinen Başkan Şadi Özdemir, gençlerin tarımdan uzaklaşarak kent merkezlerinde düşük ücretlerle çalışmak zorunda kaldığını hatırlattı. Tarımın yeniden cazip hale getirilmesi gerektiğini belirten Başkan Özdemir, “Gençlerimiz şehirde asgari ücretle, sigortalı bir iş umuduyla çalışıyor. Ancak buradaki potansiyel doğru değerlendirilirse, toprağından elde edeceği gelir çok daha yüksek olabilir. Sigorta ve gelecek kaygısını kooperatif çatısı altında çözebiliriz. Gençlere, kendi topraklarında kazanabilecekleri bir model sunarsak onları köye, üretime geri döndürebiliriz” diye konuştu. HASANAĞA’YA YENİ YATIRIM MÜJDESİ Toplantıda Nilüfer Belediyesi’nin Hasanağa Mahallesi’nde sürdürdüğü yatırımlar hakkında bilgi veren Başkan Şadi Özdemir, önümüzdeki dönemde kapalı pazar alanı, meydan düzenlemesi, düğün salonu ve sosyal tesis alanını da hayata geçirmek istediklerini söyledi. Başkan Şadi Özdemir buluşmada, mahalle sakinlerinin talep ve önerilerini dinleyerek, çözüm önerileri hakkında fikir alışverişinde bulundu. Advertorial

KIRCAALİSİAD, 1. Güç Birliği Toplantısını Gerçekleştirdi Haber

KIRCAALİSİAD, 1. Güç Birliği Toplantısını Gerçekleştirdi

Derneğin resmi faaliyetlerinin başlamasının ardından düzenlenen ilk büyük buluşma, birlik ve dayanışma ruhuyla gerçekleşti. “Sadece bugünün değil, yarının da derneği olacağız” Toplantının açılış konuşmasını yapan KIRCAALİSİAD Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, KIRCAALİSİAD’ın misyonunu “Sadece bir dayanışma ağı kurmak değil; aynı zamanda katma değerli üretimi, inovasyonu ve sürdürülebilir yatırımları teşvik ederek hem Türkiye hem de Bulgaristan ekonomisine güç katmak” olarak özetleyen Güler, derneğin güçlü bir iş ailesi olduğunu vurguladı. Derneğin, iki ülke arasında sağlam bir ekonomik köprü kurma vizyonunu vurgulayan Başkan Güler, “Bilindiği üzere Bulgaristan, Türk yatırımcılar için Avrupa Birliği pazarına açılan stratejik bir kapı. Türkiye ise Bulgaristan için dinamik bir ticaret ortağı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi her geçen yıl artıyor, ancak potansiyel çok daha büyük” değerlendirmesinde bulundu. Tarihsel ticari ilişkilere de değinen Güler, “Türkiye'nin komşuları arasında yaptığı ilk ticaret anlaşması Bulgaristan ile yapılmış olup, 1924 yılına dayanmaktadır. 2024 yılında 5.151.000.000 $ ihracat ve 2.664.000.000 $ ithalat gerçekleşmiştir. Baktığımızda resmî olmayan verilere göre, son 23 yılda Bulgaristan’dan göç edenlerin sayısı 3,5 milyonu aşmış durumda. Türkiye, 700 bin ile bu göçün en büyük adresi. Bugün Türkiye’de 3,5 milyona yakın Bulgaristan kökenli vatandaşımızın yaşadığı tahmin ediliyor. Hatta dünyada en fazla Bulgaristan vatandaşının yaşadığı şehirler sıralamasında Sofya’dan sonra ikinci sırada Bursa geliyor. Böyle büyük bir iş dünyasını ve potansiyeli doğrudan temsil edecek bir oluşum bulunmuyordu. Bizler, geçmişten bugüne taşıdığımız kültürel mirası, Atalarımızdan bize emanet kalan değerleri, ekonomik, sosyal ve ticari bir sinerjiye dönüştürme hedefiyle bu yola çıktık” ifadelerini kullandı. “Sadece bir dernek değil, aynı zamanda bir aile” KIRCAALİSİAD’ın yalnızca bir dernek değil, aynı zamanda bir aile olduğunu vurgulayan Güler, “KIRCAALİSİAD’ın gerçek gücü, üyelerinin katılımcılığı, sahiplenmesi ve ‘bu dernek benim’ diyerek sorumluluk almasıdır. Çünkü bu yapı, ancak omuz omuza verildiğinde anlam kazanır. Her üyemizin fikri, önerisi ve emeği bu yapıyı daha ileriye taşıyacaktır. Bu yolculukta birlik ve beraberlik içinde hareket ettiğimiz sürece aşamayacağımız engel, ulaşamayacağımız hedef yoktur. bir dayanışma platformu ve ortak geleceğimizi birlikte inşa edeceğimiz güçlü bir yuvadır” diye konuştu. “Her zaman desteğe hazırız” Toplantıda söz alan BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, “Öncelikle böyle anlamlı bir günde sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. KIRCAALİSİAD'ın, Bursa'mızın ve ülkemizin ekonomik çeşitliliğine ve uluslararası bağlarına çok önemli bir katkı sunacağına inanıyorum. Bu değerli sinerjiye her zaman destek olmaya ve projelerde iş birliği yapmaya hazırız" dedi. “Şehrimizin ekonomik dokusunu güçlendiren, yeni köprüler kuran her girişimin yanındayız” Toplantıda konuşan Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı ise “Bursa Ticaret Borsası olarak, şehrimizin ekonomik dokusunu güçlendiren, yeni köprüler kuran her girişimin yanındayız. KIRCAALİSİAD'ın da tam olarak bu misyonla yola çıktığını görmek son derece sevindirici. Bursa, tarihi ticaret yollarının ve canlı bir sanayi kültürünün şehridir. Balkan coğrafyası ile olan derin bağlarımız ise bu kimliğimizin ayrılmaz bir parçası. Bu anlamda KIRCAALİSİAD, Bursa'mızın uluslararası ticaret hacmine de önemli bir katkı sunacaktır” ifadelerini kullandı. “KIRCAALİSİAD’ın stratejik bir köprü olacağına inanıyorum” Toplantıda konuşan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, “Bu anlamlı güç birliğinde, sizlerle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Balkanlardan gelen kültürel ve insani miras, şehrimizin sosyal dokusunun da ayrılmaz bir parçasıdır. Bu anlamda KIRCAALİSİAD’ın stratejik bir köprü olacağına inanıyorum. Yenişehir Belediyesi olarak, derneğinizin çalışmalarını her zaman desteklemeye hazırız” dedi. “Hem Bursa’mız hem de Balkanlar için hayırlı olmasını diliyorum” Toplantıda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Nilüfer Belediyesi olarak, Bursa'mızın sosyal ve ekonomik dokusuna değer katan her oluşumun yanındayız. KIRCAALİSİAD’ın da bu anlamda çok önemli bir misyon üstlendiğine inanıyorum. KIRCAALİSİAD’a Bursa’mıza, ülkemize ve iki dost ülke arasındaki dayanışmaya hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu. “Atalarımızın aziz hatıralarına destek çıkan tüm iş insanlarına teşekkür ediyoruz” Daha sonra söz alan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ise “Atalarımızın aziz hatıralarına destek çıkan tüm iş insanlarına teşekkür ediyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız bu noktada gerçekten çok önemli işlere imza atıyor. Bu anlamda KIRCAALİSİAD'ın tekrardan hem Bursa’mız hem de Balkanlar için hayırlı olmasını diliyor, nice güzel ve faydalı işlere imza atmasını temenni ediyorum” dedi. “Yatırımlara ve karşılıklı büyümeye dönüştürecek güçlü bir platform olacağına inanıyorum” Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın ise “KIRCAALİSİAD’ın kuruluşunu ve bu ilk büyük buluşmasını içtenlikle kutluyorum. KIRCAALİSİAD gibi dinamik bir yapının, ülkemiz ve Balkanlar arasındaki potansiyeli somut iş birliklerine, yatırımlara ve karşılıklı büyümeye dönüştürecek güçlü bir platform olacağına inanıyorum. Emeği geçenleri kutluyor, derneğe ve tüm üyelerine başarılar diliyorum” diye konuştu. “KIRCAALİSİAD’ın çok faydalı projelere imza atacağına inancım tam” Gecede konuşma yapan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de “Öncelikle bu güzel toplantıyı yapan KIRCAALİSİAD'ı gönülden kutluyorum. Bugünkü hem tanıtım hem de birlikte olma buluşması, inanıyorum ki bundan sonra da geleceğe hep birlikte hareket etme duygusuyla daha da güçlenecek. Biz büyük bir aileyiz. Balkanlar, sadece bir geçmiş değil, aynı zamanda ortak bir gelecek vizyonudur. KIRCAALİSİAD beni ilk ziyaret ettiğinde altyapısını hazırlamış yola çıkmıştı, o günden sonra epey faaliyet gösterdiğini görüyoruz. Hem kentimize hem kentimizin ticari hayatına hem de Balkanlarla olan ilişkileri daha da güçlendirecek bir amaçla, çok faydalı projelere imza atacaklarına inancım tam” ifadelerini kullandı. Gecenin konuklarından biri olan Bulgaristan'ın Bursa Konsolosu Momchil Rusinov da yaptığı açıklamada, “Bursa, Bulgaristan için sadece coğrafi olarak yakın bir şehir değil; sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan tarihî ve son derece güçlü bağlara sahip olduğumuz bir kardeş şehirdir. Buradaki canlı Bulgaristan kökenli toplum, iki ülke arasındaki bu köprünün en değerli temsilcileridir. Ekonomik ve ticari ilişkilerimizin potansiyeli her geçen gün artıyor. KIRCAALİSİAD gibi dinamik bir yapının, bu potansiyeli somut iş birliklerine, yatırımlara ve karşılıklı büyümeye dönüştürecek güçlü bir platform olacağına inanıyorum” açıklamalarında bulundu. Öte yandan, birlik ve beraberliğin ön plana çıktığı geceye; Osmangazi Kaymakamı Ali Partal, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Nilüfer Kaymakamı Murat Süzen, Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Olcay Özgön, Bal-Göç Genel Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan, Bursa BUSADER, BALKANTÜRKSİAD, RUMELİSİAD, ERİAD, ARSİAD, BİZSİAD Yönetim Kurulu Başkan ve Yönetim Kurulu Üyelerinin yanı sıra çok sayıda önemli isim katıldı.

Adana’dan İzmir’e Göç Etti, Meslek Fabrikası’yla İş Buldu Haber

Adana’dan İzmir’e Göç Etti, Meslek Fabrikası’yla İş Buldu

İzmir’de iş arayanlar, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası aracılığıyla hayallerine kavuşuyor. Meslek Fabrikası’nda düzenlenen kurslara katılarak istihdam olanaklarını artıran yurttaşlar, herhangi bir kursa katılmadan da Meslek Fabrikası İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimi aracılığıyla farklı sektörlerde işe girme imkânı bulabiliyor. Birime bizzat giderek, https://www.kariyerimiz.com.tr/ adresi üzerinden başvurarak ya da Mobil İstihdam Aracı’nı ziyaret ederek özgeçmişlerini paylaşan yurttaşlar, işverenlerle eşleşip istihdam edilebiliyor. Sadece ekim ayında Meslek Fabrikası İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimi’nin yönlendirmesiyle işe yerleşenlerin sayısı 35’i bulurken, bunlardan biri ise kızının üniversite tahsili nedeniyle İzmir’e göç eden 51 yaşındaki Aynur Dağaşan oldu. Mobil İstihdam Aracı’nı ziyaret ederek özgeçmişini veren Dağaşan, bir firmada ikram personeli olarak işe başladı. “Böyle bir işle karşılaşacağımı tahmin etmezdim” İzmir’e iki yıl önce göç ettiğini belirten Aynur Dağaşan, “Adana’dan İzmir’e kızımın üniversite kazanması nedeniyle iki yıl önce geldim. Onunla ev tuttuk, geçinmeye çalışıyoruz. Bu arada iş aradım. Kızım İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin broşürünü görmüş. ‘Anne, Hasanağa Bahçesi’nde Mobil İstihdam Aracı var’ dedi. İstihdam aracına gittim, oradaki personel çok yardımcı oldu. Benim için işe girmem şaşırtıcı oldu. Böyle bir işle karşılaşacağımı tahmin etmezdim. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ederim. Çok güzel ve insanlara yardımcı olan bir proje. Şu an bir firmada ikram personeli olarak nezih bir ortamda çalışıyorum. Kızım da işe girdiğim için çok mutlu. İhtiyaçlarımızı daha rahat karşılayabiliyoruz” dedi. Üç yöntemle başvurulabiliyor Meslek Fabrikası Şube Müdürü Zeki Kapı ise “Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılında yaptığı araştırmaya göre Türkiye’deki işsizlik oranı yüzde 8,6. İzmir’deki işsizlik oranı ise yüzde 11,2. İzmir’de Türkiye genelinin üzerinde bir işsizlik oranı var. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak yasaların yerel yönetimlere verdiği yetkiler doğrultusunda işsizliğe karşı belli çalışmalar yürütüyoruz. Başkanımız Dr. Cemil Tugay liderliğinde bu alandaki yetki kapasitemizi sonuna kadar kullanıyoruz. Meslek Fabrikası İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimi aracılığıyla iş arayanları sektörlere yönlendirme ve destekleme çalışmaları yürütüyoruz. İş arayanlar Meslek Fabrikası’nı ziyaret ederek özgeçmiş formları ile iş başvurusunda bulunabiliyor. Ayrıca https://www.kariyerimiz.com.tr/ adresi üzerinden iş arayanlar ve işverenleri eşleştiren bir ortam sağlıyoruz. Bu iki yöntemin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yerinde hizmet anlayışı ile bu çalışmalarımızı mobilize ettik. Mobil İstihdam Aracı ile İzmir’in 30 ilçesini ziyaret ederek iş arayan yurttaşlar ile işverenleri buluşturuyoruz. Ekim ayınca 35 kişiyi Meslek Fabrikası aracılığıyla iş sahibi yapmış durumdayız. Bu kişilerden biri de Mobil İstihdam Aracı vasıtasıyla iş bulan Aynur Hanım. Kızının üniversite okuması nedeniyle İzmir’e göç etmiş ve bir firmada ikram personeli olarak işe başlamış durumda. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu destekleyici ve yönlendirici faaliyetlerimize devam edeceğiz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bakan Göktaş, Sierra Leone ve Singapurlu Mevkidaşları ile  İş Birliği Mutabakat Zaptı İmzaladı Haber

Bakan Göktaş, Sierra Leone ve Singapurlu Mevkidaşları ile İş Birliği Mutabakat Zaptı İmzaladı

Bakan Göktaş, 2. Dünya Sosyal Kalkınma Zirvesi kapsamında Sierra Leone, İsveç, Singapur’un aileden sorumlu bakanlarıyla bir araya geldi. Göktaş, Sierra Leone Sosyal Refah Bakanı Melrose Karminty, İsveç Sosyal Hizmetler Bakanı Camilla Waltersson Grönvall ve Singapur Cumhuriyeti Toplumsal ve Aile Gelişim Bakanı Masagos Zulkifli ile kadın, çocuk, aile ve sosyal politikalar konularında görüş alışverişinde bulundu. Bakan Göktaş, Bakan Karminty görüşmesinde Türkiye ve Sierre Leone arasında “Sosyal Hizmetler Alanı’nda İş Birliğine İlişkin Mutabakat Zaptı” imzalandı. Singapur’dan Koruyucu Aile Bakanlar Bildirisi’ne imza Görüşmelerde Bakan Göktaş ve Bakan Zulkifli tarafından ise “Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Singapur Cumhuriyeti Toplumsal ve Aile Gelişim Bakanlığı Arasında İş Birliğine İlişkin Mutabakat Zaptı” imzalandı. Bakan Zulkifli’nin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının aile odaklı çocuk koruma politikalarını geliştirme amacıyla oluşturduğu Koruyucu Aile Bakanlar Bildirisi'ni imzalamasıyla önemli bir iş birliği sağlandı. Bakan Göktaş, anlaşmalarla, aile, kadın ve çocuk refahı ile dezavantajlı kesimlere yönelik sosyal hizmetlerin geliştirilmesi konularında tecrübe ve bilgi paylaşımı yaparak ortak projeler geliştirmeyi hedeflediklerini belirterek, “Ailenin ve nüfusun korunmasına yönelik çalışmalar ile aile birliğini korumak, kadınları hayatın her alanında güçlendirmek, çocuk haklarını gözetmek ve engelli bireylerin sosyal yaşama aktif katılımını desteklemek için iş birliklerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı. UNDP ve IOM temsilcileriyle görüştü Göktaş, ayrıca Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM) temsilcileriyle de görüştü. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkan Yardımcısı ve Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölgesel Bürosu Direktörü Ivana Zivkovic görüşmesinde Göktaş, UNDP ile olan düzeyli stratejik ortaklıklarına büyük değer verdiklerini belirterek, UNDP ile Türkiye’de bakım ekonomisi alanında iş birliklerini daha da geliştirmekten ve kadınların iş gücü piyasasına katılımını kolaylaştırmak amacıyla çalışmalar yürütmekten memnuniyet duyacaklarını ifade etti. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Genel Direktörü Amy Pope ile bir araya gelen Göktaş, uzun süredir devam eden iş birlikleri olduğunu belirterek, deprem sonrasında bakanlığı ile IOM arasındaki iş birliğinin artmasıyla birlikte ortak çalışmaların ivme kazandığını hatırlattı. Göktaş, bakanlık ve IOM Türkiye Ofisi arasında göç veya hareketlilik sürecinde risk altında bulunan kişilere yönelik koruma sistemlerini ve yöntemlerini güçlendirmeyi amaçlayan yeni bir projeyi başlatacaklarını kaydederek, gelecekteki ortak projeler aracılığıyla iş birliklerini güçlendirmeye devam edeceklerini vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.