Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Göçmenlik

Kapsül Haber Ajansı - Göçmenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Göçmenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Yatırımcıların ABD’ye İlgisi Artıyor: EB-5’te 2027 Öncesi Kritik Dönem Haber

Türk Yatırımcıların ABD’ye İlgisi Artıyor: EB-5’te 2027 Öncesi Kritik Dönem

ABD’de yatırım yoluyla Green Card imkânı sunan EB-5 Green Card (kalıcı oturum izni) Programı, son yıllarda hızlı bir büyüme gösteriyor. IIUSA (Invest in the USA) tarafından paylaşılan USCIS (U.S. Citizenship and Immigration Services) verilerine göre dünya genelinde EB-5 başvurusu yapan yatırımcı sayısı 2022 mali yılında 378 iken 2023’te 2.617’ye, 2024’te 4.902’ye ve 2025’te 6.658’e ulaştı. 2026’nın yalnızca ilk iki çeyreğinde ise 3.537 yatırımcı başvuruda bulundu. Türkiye’den EB-5’e ilgi yükseliyor Türkiye verileri de dikkat çekici bir yükselişe işaret ediyor. IIUSA’nın ABD Dışişleri Bakanlığı verilerine dayanan çalışmasına göre Türkiye’den EB-5 kapsamında Green Card alanların sayısı 2023’te 23 iken 2024’te 44’e yükseldi. Bu, bir yılda yaklaşık %91 artış anlamına geliyor. EB-5 nedir, ne sağlar? EB-5, belirlenen şartlarda ABD ekonomisine yatırım yapan yabancı yatırımcılara Green Card, yani kalıcı oturum yolu sunan bir göçmen yatırımcı programı. Program kapsamında yatırımcının sermayesinin, en az 10 kişiye tam zamanlı iş yaratması gerekiyor. Buradaki “10 tam zamanlı istihdam”, genel olarak uygun nitelikteki çalışanların haftada en az 35 saat çalıştığı 10 ayrı iş pozisyonunun yaratılması anlamına geliyor. Bölgesel merkez üzerinden yapılan EB-5 yatırımlarında ise yatırımın yarattığı dolaylı istihdam da belirli şartlarda bu hesaplamaya dahil edilebiliyor. Programın önemli avantajlarından biri, yalnızca yatırımcıyı değil eşini ve 21 yaşın altındaki bekar çocuklarını da kapsaması. Aile böylece ABD’de yaşama, eğitim alma ve çalışma imkânı sağlayan kalıcı oturum statüsüne ulaşabiliyor. Doğumla vatandaşlık tartışmaları EB-5’i yeniden gündeme taşıdı Başkan Donald Trump’ın ABD’de doğumla vatandaşlık hakkını sınırlandırmaya yönelik girişimleri de özellikle çocuklarının geleceğini ABD’de planlayan uluslararası ailelerin gündeminde. Söz konusu girişimler yargı sürecine taşındı ve bugün itibarıyla ABD’de doğumla vatandaşlığın kaldırıldığını söylemek mümkün değil. Ancak yaşanan hukuki ve siyasi tartışmalar, ailelerin çocuklarının geleceğini yalnızca doğum yerine kalıcı ve hukuki bir göçmenlik statüsüne dayandırma arayışını güçlendiriyor. Harvey Law Group Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, bu değişimi şöyle değerlendiriyor: “EB-5’e yönelik ilgide artık yalnızca yatırım motivasyonu görmüyoruz. Çocuklarının eğitimini ABD’de planlayan ve aileleri için uzun vadeli bir yaşam alternatifi oluşturmak isteyen yatırımcılar kalıcı oturumu daha fazla önemsiyor. Bir yıl içinde 23’ten 44’e çıkan Green Card sayısı, EB-5’in Türk yatırımcılar arasında giderek daha fazla tercih edildiğini ortaya koyuyor.” 2027 öncesi neden önemli? EB-5 kapsamında bugün minimum yatırım tutarı, belirlenen kırsal veya yüksek işsizlik bölgelerindeki uygun yatırımlarda 800.000 ABD doları, diğer yatırımlarda ise 1.050.000 ABD doları seviyesinde. Mevzuat gereği bu tutarlar 1 Ocak 2027 itibarıyla enflasyona göre yeniden düzenlenecek. Dolayısıyla mevcut yatırım eşiklerinin yükselmesi gündemde; ancak yeni rakamlar henüz resmi olarak açıklanmış değil. Çiğdem Sarıoğlu Ergut, “EB-5’i değerlendiren yatırımcılar açısından 2026 önemli bir planlama yılı. Yatırım tutarlarının 2027’de yeniden düzenlenecek olması nedeniyle başvuruyu düşünen ailelerin fon kaynağı, uygun proje ve başvuru zamanlamasını bugünden değerlendirmeleri önemli” diyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vize Başvurularında eVize Dönemi Haber

Vize Başvurularında eVize Dönemi

UK Visas and Immigration (UKVI), eVizelerin kademeli olarak devreye alınmasıyla vize başvuru sürecinde önemli bir dönüşüm başlattı. Birleşik Krallık vizesine başvuranlar, bu dijital dönüşümden 25 Şubat 2026 itibarıyla faydalanabilecek. Birleşik Krallık için vize başvurularında uygulamaya alınan eVize sistemi, pasaportlara basılan geleneksel vize etiketlerinin (vinyet) yerini alarak başvuru sahiplerinin, başvurularına ilişkin karar süreci devam ederken pasaportlarını teslim etme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Ayrıca, başvuru sahiplerinin kimlik doğrulama ve gerekli belgelerin sunumu için vize başvuru merkezini yalnızca bir kez ziyaret etmesinin yeterli olacağı yeni uygulama ile uluslararası seyahat planlarında daha fazla esneklik sağlanacak. İkamet edilen ülkeden başvuru yaparak alınabilen eVize ile başvuru sahipleri, dünyanın herhangi bir yerinden Birleşik Krallık’a seyahat edebilme olanağı elde edecek. Yapılan bu teknolojik yatırım, yurt içi veya yurt dışı kurye ile belge teslimi bekleme süresini de ortadan kaldırıyor. Yeni uygulamayla ilgili UK Visas and Immigration yetkililerinin verdiği bilgiye göre; halihazırda 10 milyondan fazla kişi, biyometrik oturum kartları (BRP) ve pasaportlardaki vize etiketleri gibi fiziksel göçmenlik belgelerinin yerini alan güvenli ve pratik eVizeleri kullanıyor. Yapılan açıklamada, aynı zamanda uygulamanın son aşamalarına gelindiği ve eVizelerin, Birleşik Krallık'a giden çoğu göçmenlik yolunda varsayılan statü belgesi haline geleceği belirtildi. VFS Global Global Operasyonlardan Sorumlu COO’su Srinarayan Sankaran ise “eVizelere geçiş, başvuru sahipleri için süreci önemli ölçüde iyileştirerek pasaportlarını yanlarında tutabilme kolaylığı ve bu süre zarfında diğer ülkeler için de başvuru yapabilme esnekliği sağlayacak. VFS Global olarak, Birleşik Krallık’ın küresel vize hizmet sağlayıcısı olarak, operasyon ağımız genelinde vize süreçlerinin dijitalleşmesine yönelik bu önemli adımda kendilerine destek vermekten memnuniyet duyuyoruz” dedi. eVize süreci nasıl işleyecek? 1.Adım: gov.uk üzerinden başvurunuzu başlatın ve çevrimiçi formu doldurun. 2 Adım: VFS Global üzerinden randevu oluşturun. 3 Adım: Belgelerinizi teslim etmek ve biyometrik verilerinizi kaydettirmek için VFS Global Vize Başvuru Merkezi’ni ziyaret edin. 4 Adım: Pasaportunuzu yanınıza alarak merkezden ayrılın ve karar sürecini bekleyin. Başvurunuz olumlu sonuçlanırsa, eVizenize nasıl erişeceğinize dair talimatlar kayıtlı e-posta adresinize gönderilecektir. *Başvuru sahiplerinin, Birleşik Krallık’a seyahat etmeden önce UKVI hesaplarını oluşturmaları, eVizelerine erişmeleri ve bilgilerin doğruluğunu kontrol etmeleri gerekmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Trump Altın Kart (Gold Card) Başvuruları 18 Aralık’ta Açılıyor Haber

Trump Altın Kart (Gold Card) Başvuruları 18 Aralık’ta Açılıyor

Program; ABD oturum izni ve Green Card sahibi olmak isteyen yüksek gelir gruplarına, 1 milyon USD tutarında geri ödemesiz katkı karşılığında şimdiye kadarki en hızlı ve en öngörülebilir süreçlerden birini sunuyor. Uzmanlara göre bu yeni sistem, ABD’nin “yabancı yatırımcıya altın kapı” açtığı yeni bir göçmenlik dönemini başlatıyor. Trump Altın Kart (Gold Card) Programının Öne Çıkan Avantajları 1 — Yatırım yapma veya iş kurma zorunluluğu yok Trump Altın Kart (Gold Card), geleneksel EB-5 yatırım programlarından farklı olarak iş kurma, istihdam yaratma veya ticari risk üstlenme şartı içermiyor. 1 milyon USD’lik katkı yalnızca kalıcı oturum hakkına erişim sağlayan resmi bir finansal yükümlülük niteliğinde. 2 — Tüm aile tek başvuruda sürece dahil olabiliyor. Eş ve 21 yaş altı çocuklar aynı başvuru dosyasında yer alabiliyor. Bu da ABD’ye ailece taşınmak isteyenler için programı güçlü bir alternatif hâline getiriyor. 3 — Federal kurumlar tarafından yapılandırılmış hızlı ve güvenilir süreç ABD Göçmenlik Dairesi (USCIS) ve ABD Ticaret Bakanlığı, programın altyapısını tamamladı. Bu koordinasyon, başvuru sahiplerine daha şeffaf, daha hızlı ve daha öngörülebilir bir işlem akışı sunuyor. 4 — Erken başvuranlar avantaj elde ediyor Belgelerini 18 Aralık öncesinde hazırlayan adaylar, başvuru sıralamasında öne geçme fırsatına sahip olacak. Harvey Law Group Türkiye Direktörü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, sürecin önemini şöyle açıklıyor: “Trump Altın Kart (Gold Card), ABD’de yeni bir yaşam kurmak isteyenler için güçlü bir fırsat sunuyor. Ancak sürecin temeli eksiksiz belge hazırlığıdır. 18 Aralık’a çok az kaldı; erken hazırlananlar bu avantajdan en iyi şekilde yararlanacaktır.” Başvurunun En Kritik Aşaması: Fon Kaynağının Belgelenmesi Trump Altın Kart (Gold Card) başvurusu için beklenen temel belgeler: Son 5 yıl banka hareketleriSon 7 yıl vergi beyannameleriGelir, varlık ve yatırım kayıtlarıGayrimenkul veya şirket satış belgeleriMiras dokümanları20 yıllık çalışma geçmişiAile bireylerine ait kimlik ve eğitim kayıtları Finansal yapıya göre bu hazırlık 2–6 ay sürebildiği için uzmanlar başvuruculara vakit kaybetmeden sürece başlamalarını öneriyor. Harvey Law Group, global deneyimi ve uzman ekibiyle adaylara başvuru süreci boyunca profesyonel rehberlik sağlıyor.

Prof. Dr. Osman Can Ünver :"Trump Amerikan Halkını Huzursuzluğa İtiyor" Haber

Prof. Dr. Osman Can Ünver :"Trump Amerikan Halkını Huzursuzluğa İtiyor"

ABD hükümetinin göçmenlere yönelik baskılarına karşı isyanın başladığı Los Angeles'ta patlak veren protestolar, diğer ABD kentlerine de yayıldı. Los Angeles'ta sokağa çıkma yasağı devam ederken, protestolar New York ve Washington dahil çok sayıda ABD kentine de sıçradı. ABD’de yaşanan bu olayları değerlendiren İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Can Ünver, “Mevcut gelişmeler ışığında Amerikan halkının huzursuzluğa sevk edildiği görülüyor” diyor. “Trump’ın politikası yeniden ve çok daha sert biçimde ortaya çıktı” ABD’de yaşanan olayları değerlendiren Prof. Dr. Osman Can Ünver, şunları söylüyor: “ABD geleneksel bir göçmen ülkesi. 1492’deki keşiften sonra Amerika çeşitli halkların erime potası haline gelmiş, göçmenler sayesinde büyük ve güçlü bir ülke olmuştur. Her yıl farklı ülkelerden elli bin kişiye ‘Yeşil Kart’ veren, kökenlerine bakılmaksızın gelen göçmenlerin ortak ‘Amerikalılık’ ruhu ile bir ulus inşasını hedefleyen ABD son yıllarda Batı dünyasını sarmalayan popülist akımların da etkisiyle göçmenlere karşı bir tutum izlemeye başladı. Özellikle Trump’ın ilk başkanlığı döneminde başlayan ve belli etnik kökenlerden yabancılara karşı önlemler alma politikası bu başkanlık döneminde de yeniden ve çok daha sert biçimde ortaya çıktı. Bunda Latin Amerika kökenli düzensiz göçmenlerin sayısının giderek artması, Biden yönetiminin bu konuda ‘yetersiz’ kaldığı iddiaları ve ABD’deki ekonomik sıkıntıların kamçılayıcı etkisi olduğu düşünülüyor. Ancak uluslararası göç ve göçmen hukukunda düzensiz göçmenliğin bir suç olarak kabul edilmediği düşünüldüğünde ABD merkezi hükümet otoritesinin göçmenlere ve onlara destek olan gruplara karşı zor kullanımının uygun görülmesi mümkün değil. Göç ve göçmen politikalarını devletlerin bir hükümranlık meselesi olarak görmeleri ve uluslararası hukuk üzerinden herhangi bir düzenleyici dış müdahaleye rıza göstermemeleri bu türden sorunların çözümünü imkânsız hale sokuyor.” “Amerikan halkının huzursuzluğa sevk edildiği görülüyor” Bu politikanın ABD için ekonomik ve sosyolojik sonuçları olacağına dikkat çeken Ünver, şöyle konuşuyor: “Mevcut gelişmeler ışığında Amerikan halkının huzursuzluğa sevk edildiği görülüyor. Geçmişte de toplumsal hareketlere sahne olan bu ülkenin büyük kentlerinde asayişi tehdit eden gösteriler, şayet devlet otoritesi farklı sert uygulamalara başvurmaya devam eder ve ICE isimli göçmenleri takibatla görevlendirilen kuruma verdiği geniş yetkilerle sert tutumunu sürdürürse asayişi tesis etmek güçleşebilir. Göçmen politikası insan hakları temelli ve göçmenlerin çıkarlarını ve güvenliklerini de gözetecek şekilde inşa edilmezse toplumsal huzursuzlukların tüm Amerikan halkı açısından olumsuz sonuçlar doğurabilmesi mümkün. Devletin güvenliği ve çıkarları kuşkusuz çok önemli. Ancak keyfi gözaltılar, tutuklamalar, sınır dışı kararları gibi sert uygulamalar göçmenlerin de insan hakları olduğu gerçeğini unutturmamalı.” “Bağımsız yargı organlarının varlığı bir güvence teşkil ediyor” Bağımsız yargı organlarının varlığının güvence teşkil ettiğini belirten Ünver, şunları söylüyor: “Göçmen kabul eden her ülkenin güvenlik gerekçesiyle çoğunlukla da haklı olabilecek sıkı uygulamaları vardır. Ancak hukukun üstün kılındığı ülkelerde bu türden uygulamalara fren olabilecek yargı organlarının varlığı bir güvence teşkil eder. Nitekim son gelişmelere bakıldığında ABD’de bazı sınır dışı kararlarına karşı münferit mahkemelerin verdiği kararlar bu ülkede de bağımsız yargının işler olduğunu gösteriyor. ABD’de yerleşik Amerikan halkının göçmenleri destekler tutumunun başka ülkelerde de yansımaları olabilir. Bu da ülkelerin coğrafi konumlarına bağlı. Avrupa ülkelerinde ‘göstericilere askerle müdahale’ şeklindeki uygulamalar söz konusu olmasa bile, küresel güneyin göçmenlerle sürekli sorunları olan ülkelerindeki uygulamaları etkilemesi mümkün. Zira bu ülkelerdeki olumsuz durumlar dünya genelinde büyük etki uyandırmıyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.