Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Göksu

Kapsül Haber Ajansı - Göksu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Göksu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kuraklık, Toprak Ve Üretim Masada Haber

Kuraklık, Toprak Ve Üretim Masada

İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen yıl daha sert hissedildiği bir dönemde, İzmir’in su, tarım ve üretim geleceği, Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen Sulama Kooperatifleri Toplantısı’nda kapsamlı biçimde değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen toplantıya İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yanı sıra İzmir Bölgesi Sulama Kooperatifleri Birliği Başkanı Hüseyin İlhan Yavuz, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İZPA Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri, tarım komisyonu temsilcileri, ilçe belediyelerinin temsilcileri, muhtarlar, sulama kooperatiflerinin başkan ve yöneticileri, üreticiler ile ziraat odalarının temsilcileri katıldı. İki saati aşkın süren ve yaklaşık 100 üreticinin yer aldığı toplantıda; su yönetimi, tarımsal sulama, yer altı su kaynaklarının durumu, toprak sağlığı ve kalkınma arasındaki ilişki bütüncül bir yaklaşımla ele alındı. Cemil Tugay: Tüketimin yüzde 70’i tarımsal sulamadan kaynaklanıyor Toplantıda su krizinin yalnızca teknik bir başlık değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir mesele olduğuna dikkat çeken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 2025 yılının beklenenden çok daha kurak geçtiğini vurguladı. Tugay, “2025 yılı hiçbirimizin öngöremediği kadar kurak bir yıl oldu. En kurak yıllardan birini yaşadık. Biz hiçbir soruna sırtımızı dönmüyoruz. Konu Devlet Su İşleri’nin sorumluluk alanında olsa da ‘bu başkasının sorunu’ demiyoruz. İzmir’in bugün bir numaralı sorunu sudur” dedi. Yer altı sularının kontrolsüz kullanımının ciddi riskler taşıdığına işaret eden Tugay, kaçak ve ruhsatsız kuyuların her geçen gün arttığını belirtti. Su tüketimindeki dağılıma da değinen Tugay, “Toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 10’u kentlerde içme ve kullanma suyu, yüzde 20’si sanayi, yüzde 70’i ise tarımsal sulama amacıyla kullanılıyor. Bu nedenle yalnızca bireysel tasarruf çağrılarıyla bu sorunu çözemeyiz. Tarımsal sulamada verimliliği artıracak ortak adımlara ve sizlerin desteğine ihtiyacımız var” diye konuştu. “Kayıp-kaçak oranını düşürmek için yoğun çalışıyoruz” Kayıp-kaçak konusundaki yanlış algılara da değinen Başkan Tugay, şebeke sistemlerinde belirli oranda kaybın kaçınılmaz olduğunu belirterek, İzmir’de yüzde 24,8 seviyesinde olan kayıp-kaçak oranını daha da düşürmek için sahada yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Yanlış sulama yöntemleri, bilinçsiz gübreleme ve hatalı ilaçlama nedeniyle toprakların organik yapısının zayıfladığını ifade eden Tugay, tuzlanma ve asitlenme sorunlarının giderek arttığına dikkat çekti. “Kalkınma olmadan ne okul kalır ne hastane” Su ve tarım meselesinin aynı zamanda bir kalkınma meselesi olduğunun altını çizen Başkan Tugay, üretimin sürekliliğinin toplumsal yaşamın tüm alanları için hayati önemde olduğunu vurguladı. Tugay, “Sanayi, tarım ve hayvancılık için söylüyorum; üretmeye devam etmek zorundayız. Çocuklarımızın eğitim alabilmesi, insanların sağlık hizmetlerine erişebilmesi, altyapının ayakta kalması ancak kalkınmış bir ülkenin sağlayabileceği imkânlarla mümkündür. Aksi halde ne okul kalır ne hastane, ne de bu kenti ayakta tutacak başka bir yapı” dedi. Meseleye parçalı değil bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini belirten Tugay, tarım ve hayvancılığın İzmir için vazgeçilmez olduğunu ifade ederek, “Çiftçimiz, hayvancılıkla uğraşan üreticimiz göz bebeğimizdir. Emeklerinin karşılığını almaları gerekir. Ancak bunu yaparken suyu ve toprağı da korumak zorundayız” diye konuştu. “Bu süreci birlikte yöneteceğiz” Başkan Dr. Cemil Tugay, su krizine kalıcı çözümün ancak ortak akıl ve bilimsel yaklaşımla mümkün olabileceğini vurgulayarak, üniversitelerden akademisyenlerin de yer aldığı bilimsel bir Su Kurulu oluşturduklarını açıkladı. Tugay, arıtılmış suların yeniden kullanımı, modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması, sanayide su verimliliğinin artırılması ve yeni su kaynaklarının oluşturulmasına yönelik seçeneklerin birlikte değerlendirileceğini ifade etti. Sürecin çok paydaşlı bir anlayışla yürütülmesi gerektiğine dikkat çeken Tugay, “Bu işi ne belediye tek başına yapabilir ne de devlet. Bu süreç, kentte yaşayan herkesin; üreticinin, sanayicinin ve kooperatiflerin birlikte yöneteceği bir süreçtir” dedi. “Yalnız değilsiniz” Sulama kooperatifleri ile tarımsal kalkınma kooperatiflerinin sürecin en önemli paydaşları olduğuna dikkat çeken Başkan Tugay, yanlış yönetim anlayışlarının yarattığı sorunlara işaret etti. Tugay, “Kötü yönetimlerden, yanlış işlerden yorulduk. Bir kardeşiniz, bir evladınız olarak ricamdır: Bu ülkeye artık kimse kıymasın. Herkes elindekinin kıymetini bilsin. Bu zor değil” dedi. Görevini layıkıyla yerine getirmek için çalıştığını vurgulayan Tugay, sürecin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirterek, “Bundan sonra birlikte yol yürüyelim. Suyun mutlaka verimli kullanılması için akıllı sayaçlar gibi uygulamalardan yararlanalım. Hobi bahçelerinin daha sık denetlenmesi gerekiyor. Bu buluşma ortak bir çalışma zemini olarak devam etmeli. Ulaşabildiğimiz herkese doğru sulama tekniklerini anlatalım” diye konuştu. Su krizinin geçici bir sorun olmadığına da dikkat çeken Başkan Tugay, “Bu yıl su krizi var; önümüzdeki yıl da, sonraki yıllarda da olacak. Kimse mağdur olmamalı. Hepimiz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Eksikler, yanlışlar olabilir ama doğruyu birlikte bulacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sizi hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız” ifadelerini kullandı. “Bu para belediyenin değil, İzmirlinin parası” İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, toplantıda belediye kaynaklarının kullanımına ilişkin net ve açık mesajlar verdi. Kaynakların kişisel değil, tamamen halka ait olduğunu vurgulayan Tugay, desteklerin de bu anlayış doğrultusunda planlandığını ifade etti. Tugay, “Bu para benim cebimden çıkmıyor, bir başkasının cebinden de çıkmıyor. Bu para belediyenin parası ama aslında İzmirlinin, halkın parasıdır. Bizim görevimiz de bu kaynağı doğru, adil ve verimli biçimde kullanmaktır” dedi. Desteklerin rastgele değil, sürdürülebilir üretimi esas alan bir yaklaşımla planlandığını belirten Başkan Tugay, samimiyet ve devamlılık vurgusu yaparak üreticilere şu çağrıda bulundu: “Gerçekten üretim yapmak isteyen, bahçesine sahip çıkan, hayvancılığı ciddiyetle yürüten üreticinin yanında oluruz. Ancak verdiğimiz desteğin karşılığını görmek isteriz. Bugün başlayıp yarın bırakılan işler değil, örnek olacak, sürdürülebilir çalışmalar istiyoruz. Kimin neye ihtiyacı varsa gelsin söylesin. Kendini sıkıntıda hisseden, derdi olan herkes bize ulaşsın. Biz bunun için buradayız ve bunu yapmayı gerçekten istiyoruz. İzmir’in en büyük kurumudur, en büyük gücüdür. Mali yapısı her geçen gün daha sağlam bir noktaya geliyor. Kaynaklarımız var. Önemli olan bu kaynakların heba edilmemesi ve doğru işler için kullanılmasıdır. Belediye sizin, kurum sizin; bu kurumun parası sizin. Gelin, ‘Bu işi samimi biçimde yapacağım’ deyin. Ne gücümüz varsa sizindir. Fidanıyla, desteğiyle, imkânıyla yanınızda oluruz.” Erdoğan: Saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırdık Kent merkezinde günlük içme suyu tüketiminin yaklaşık 648 bin metreküp olduğunu belirten İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, bunun saniyede ortalama 7 bin 500 litre suya karşılık geldiğini söyledi. Erdoğan, bugün bu ihtiyacı karşılayan yüzeysel su kaynaklarının büyük bölümünün ya tamamen tükendiğini ya da kritik seviyelere gerilediğini vurguladı. Barajlardan gelen su miktarının tarihsel olarak en düşük seviyelere indiğine dikkat çeken Erdoğan, “Tahtalı ve Gördes barajlarında ortaya çıkan tablo yalnızca İzmir için değil, ülkemizin birçok büyük kenti için ciddi bir uyarıdır. Bu nedenle suyu artık yalnızca mevcut kaynaklar üzerinden değil, çok yönlü ve bütüncül bir kriz yönetimi anlayışıyla ele almak zorundayız” dedi. İzmir’in içme suyunun yaklaşık yüzde 74’ünün yer altı suyu kaynaklarından karşılandığını ifade eden Erdoğan, bu oranın olağanüstü dönemler için geçici bir çözüm olduğunu belirterek, “Yer altı sularının korunması ve sürdürülebilirliği bizim için hayati önemdedir” diye konuştu. Bu kapsamda Göksu, Sarıkız, Menemen ve Halkapınar başta olmak üzere birçok bölgede kuyu yenileme ve yeni kuyu devreye alma çalışmalarını hızlandırdıklarını aktaran Erdoğan, “Yalnızca bu çalışmalar sayesinde saniyede yaklaşık 2 bin litre ilave suyu sisteme kazandırmış durumdayız” ifadelerini kullandı. “Orta ve uzun vadede alternatif kaynakları konuşmak zorundayız” Suyu artırmanın, yeni kaynak bulmak kadar önemli olduğuna dikkat çeken İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, tasarrufun en önemli ayaklarından birinin kayıp-kaçakla mücadele olduğunu vurguladı. Erdoğan, “Kent merkezinde kayıp-kaçak oranını yüzde 24,8 seviyesine düşürdük. Bu sayede yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyu sistemde tutmayı başardık. Bizim için kayıp-kaçakta sağlanan her yüzde 1’lik düşüş, yeni bir baraj kadar değerlidir” dedi. Kısa vadede su arzını artırmaya yönelik bir diğer başlığın Tahtalı Barajı’nın ölü hacminde bulunan suyun değerlendirilmesi olduğunu belirten Erdoğan, bu konuda teknik hazırlıkların sürdüğünü ifade etti. Erdoğan, “Temmuz 2026’da bu suyun sisteme kazandırılmasına yönelik ihale sürecini başlatmayı planlıyoruz. Bu adım, İzmir’in su güvenliği açısından kritik önemdedir” diye konuştu. Orta ve uzun vadede ise alternatif kaynakların mutlaka gündeme alınması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, deniz suyu arıtma tesislerinin yüksek enerji maliyetlerine rağmen iklim değişikliği gerçeği karşısında kaçınılmaz seçenekler arasında yer aldığını söyledi. Erdoğan, “Bu yatırımları bilimsel veriler ışığında, çevresel etkileri gözeterek ve doğru finansman modelleriyle değerlendirmek zorundayız” dedi. Bulut tohumlama uygulamalarına da değinen Erdoğan, bu konuda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile iletişime geçtiklerini belirterek, “Bu yöntem tek başına bir çözüm değildir; ancak uygun koşullarda destekleyici bir araç olabilir” ifadelerini kullandı. Erdoğan dayanışmanın önemine dikkat çekti İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, su krizinin yönetiminde dayanışmanın hayati önemde olduğunu vurguladı. Devlet Su İşleri (DSİ) ile yürütülen baraj ve altyapı yatırımlarının hızlandırılmasının büyük önem taşıdığını belirten Erdoğan, özellikle Başlamış ve Düvertepe barajları başta olmak üzere İzmir’in uzun vadeli su güvenliği için gerekli yatırımların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu sürecin yalnızca İZSU’nun ya da yerel yönetimlerin tek başına yürütebileceği bir süreç olmadığını dile getiren Erdoğan, “Su krizini yönetmek için tüm kurum ve kuruluşların ortak hareket etmesi gerekiyor. Vatandaşlarımızın su tasarrufu konusundaki duyarlılığının artarak devam etmesi de elimizi güçlendiriyor. Tasarruf, bilinçli kullanım ve dayanışma, bugün İzmir’in su geleceği için en güçlü araçlarımızdır” şeklinde konuştu. Büyükşehir'in destekleri İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Bülent Üngür, İzmir genelindeki kooperatif yapısı ve belediyenin yürüttüğü desteklere ilişkin ayrıntılı bilgiler paylaştı. Üngür, İzmir’de 81 sulama kooperatifi, 45 su ürünleri kooperatifi ve 163 tarımsal kalkınma kooperatifi olmak üzere toplam 289 kooperatifin faaliyet gösterdiğini belirtti. Sulama kooperatiflerine bağlı 13 bin 500 ortağın bulunduğunu ifade eden Üngür, kooperatiflerin özellikle Kemalpaşa, Ödemiş, Menderes, Bergama ve Tire ilçelerinde yoğunlaştığını aktardı. Belediyenin yetki ve sorumluluğunda 18 sulama göleti bulunduğunu kaydeden Üngür, Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak sulama tesisleri, hayvan içme suyu göletleri, sondaj kuyuları, yeni gölet yapımı, bakım-onarım çalışmaları ve eğitim desteklerinin aralıksız sürdürüldüğünü söyledi. Üngür, 2024–2025 döneminde çok sayıda yeni tesisin hayata geçirildiğini, mevcut tesislerde bakım-onarım çalışmalarının yapıldığını, kuyu yapımı ve ekipman desteklerinin üreticilerle buluşturulduğunu vurguladı. Bilimsel veriler paylaşıldı Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, iklim değişikliğinin Ege Bölgesi ve İzmir havzaları üzerindeki etkilerine ilişkin güncel bilimsel verileri paylaştı. Kurucu, yağış miktarı ve sürekliliğinde yaşanan azalmanın geçici bir durum olmadığını, yapısal bir değişime işaret ettiğini vurguladı. Sıcaklık artışlarının İzmir ve çevresinde daha şiddetli biçimde hissedildiğine dikkat çeken Kurucu, önümüzdeki 15–20 yıllık süreçte su kaynakları üzerindeki baskının daha da artacağını ifade etti. Bu nedenle havza bazlı planlama, bilimsel izleme ve uzun vadeli su yönetimi politikalarının artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi. İki saati aşkın süren toplantı, kooperatif temsilcilerinin görüş ve önerilerinin alınmasının ardından sona erdi.

“Bu Festival Bizim” Üç Günde 2000’i Aşkın Katılımcıyı Ağırladı Haber

“Bu Festival Bizim” Üç Günde 2000’i Aşkın Katılımcıyı Ağırladı

Kreşendo tarafından, Paribu Art iş birliği ve Komünite’nin katkıları ile düzenlenen ve müzik festivallerine yeni bir soluk getiren “Bu Festival Bizim”, “Köklenmek” teması etrafında şekillenen programıyla katılımcılara çok yönlü bir müzik ve deneyim alanı sunduğu dördüncü edisyonunu 2000’i aşkın katılımla tamamladı. Katılımcılarına çok yönlü bir müzik ve deneyim alanı sunan “Bu Festival Bizim” göz alıcı müzik performanslarının yanı sıra müzik endüstrisini odağına alan konuşmalar, ilham verici atölyeler ve özel buluşmalarla zenginleşen programıyla bu yıl şehrin kalbine kök saldı. Festivalin çok sesli müzik sahnesi bu sene de dopdoluydu Bu yıl dördüncü edisyonu ile katılımcılarını ağırlayan “Bu Festival Bizim”in üç güne yayılan müzik sahnesinde; farklı zaman ve mekânlarda müzikal ruh hâlleri yaratmaya ve dönüştürmeye yönelik kendine has yaklaşıma sahip olan DJ, müzik küratörü, koleksiyoncu ve radyo programcısı ZOZO, 80’lerin synth-pop standartlarını, standart tanımayan elektro-pop algısıyla modernize eden Yunan şarkıcı ve şarkı yazarı Σtella, ragamuffin tarzındaki soul, dub ve reggae etkili üretimleriyle tanınan Londra’da yerleşik neo-soul müzisyeni ve şarkı yazarı Greentea Selecta, yaptıkları müzik türünü "bilinçaltı popu" olarak tanımlayan ve dinleyicilerine güvenli bir alan yaratarak, onların iç dünyalarıyla baş başa kalabilecekleri bir deneyim sunmayı amaçlayan TurkodiRoma, Türkiye’ye özgü melodileri; 80’ler ve 90’ların ses dünyasından, özellikle synthesizer ve ritim makinelerinden aldığı ilhamla birleştiren electro-pop ikilisi Soft Analog, Türkiye’den çıkıp pop, dans, rock ve elektronik unsurları cesur bir görsel evrenle birleştirerek bölgesel sınırları aşan bir pop kimliği inşa eden ve Diplo, Dua Lipa, Sarah Hudson, King Henry ve Jr. Blender gibi küresel pop üreticilerinin imzasını taşıyan iş birlikleriyle global sahnede de iz bırakan bir müzisyene dönüşen ALEYNA TİLKİ ve bağımsız şarkıcı ve söz yazarları olarak solo kariyerlerine de devam eden Seda Erciyes ve Tuğçe Şenoğul’un birlikte dans etmeyi çok sevdikleri şarkılardan oluşan setlerini dinleyicilerle buluşturdukları 2 MUCH!, çağdaş pop müziğin yükselen isimlerinden biri olarak güçlü vokali ve kendine özgü sahne enerjisiyle dikkat çeken Melis Karaduman, 2011’de Leeds’te kurulan ve üretimlerine Londra’da devam eden virtüöz müzisyenler, yetenekli prodüktörler ve ilham verici bestecilerin eşsiz ve bulaşıcı bir sound yaratmak üzere bir araya geldiği çok yönlü müzik kolektifi Nubiyan Twist ve SWANA bölgesinin müziklerini, Birleşik Krallık ve ötesindeki bas ağırlıklı kulüp türleriyle kusursuz bir şekilde birleştiren özgün kavramsal sound'u ve teknik becerileriyle tanınan, İngiliz-Lübnan kökenli uluslararası üne sahip müzik yapımcısı ve DJ Saliah enerji dolu performanslarını Paribu Art Ana Sahne’de müzik severlerle buluşturdu. Şarkılarında şehrini, ilişkilerini ve sürekli aklında dolaşan soruları işleyen ve alternatif pop ve rock gibi müzik tarzları harmanladığı besteler yapan Göksu ve shoegaze, post-rock, dream pop sularında dolaşan ve kendi duygusal evrenini sakin ama derin izler bırakan bir dille kuran İstanbul’un alternatif müzik sahnesinin öne çıkan gruplarından Sren, müzik üretmeye ve şarkı sözü yazmaya üniversite yıllarında başlayan Eriç, İzlandalı ve İngiliz üç müzisyen tarafından hayat bulan ve politik olanı eğlenceli olanla birleştirmede her zaman usta olan Dream Wife ve yolculuğuna 70'lerin sonlarında Boston sokaklarında başlayan ve sokağın müzik hafızasıyla özdeşleşen, barış ve uyum mesajları veren yaşayan efsane The Space Lady dikkat çeken performansları ile Paribu Art Yan Sahne’de müzik severleri selamlayan isimler oldu. Festivalin bir diğer dikkat çeken durağı olan Komünite ise 70'lerin düşsel pop müziği ile yalın indie müziğinin kesiştiği noktada samimi ses manzaraları yaratan Kazakistan doğumlu, İstanbul merkezli şarkıcı ve söz yazarı MAY, özgün tarzı ve melankolik melodileriyle tanınan Norveç asıllı Amerikalı müzisyen Okay Kaya, aldığı caz eğitiminin ekseninde folk, dream-pop gibi janrları birleştirerek sevdiği tüm renkleri bir arada kullanmayı hedefleyen Ankara çıkışlı singer-songwriter Sıla Argun ve dertli şarkıları house, disco, funk dokunuşlarla şoka sokan eklektik müzik projesi Derdo Disco’ya festival boyunca ev sahipliği yaptı. Katılımcılardan yoğun ilgi gören ilham dolu sohbetler ve etkileşimli atölyeler Üniversitelerin müzik bölümlerinde okuyan, müzik alanında belirli bir deneyim ve kabiliyete sahip genç müzisyenler ile yolu Kreşendo'dan geçmiş müzisyenlere yönelik düzenlenen ve Bir Adım Var Vakfı destekleriyle hayata geçirilen, Ayşe Tütüncü yürütücülüğündeki “Doğaçlama Adımları”, “Paribu İleri Dönüşüm Projesi” kapsamında, daha önce Paribu’nun açık hava mecralarında ve etkinliklerinde kullanılarak işlevini tamamlamış atık brandalar, Onaranlar Kulübü yürütücülüğünde festival katılımcıları tarafından kullanılabilecek pratik telefon askılıklarına dönüştürdükleri “Paribu İleri Dönüşüm Atölyesi - Telefon Askısına Dönüştür”, We Are The Walkers destekleriyle gerçekleşen ve World Class Türkiye 2024 şampiyonu miksolojist Semih Cebecioğlu’nun lezzeti dengeyle buluşturmanın inceliklerini katılımcılarla paylaştığı “Kokteyl Workshop”, müzik yayıncılığında değişen mecralar, üretim ve tüketim biçimlerini merkezine alan, Türkiye’de müzik yayıncılığının geçmişten bugüne uzanan dönüşümünü Murat Beşer ve İpek Atcan’ın müzik yazarı Batıkan Baksı moderatörlüğünde konuştukları “Türkiye'de Müzik Yayıncılığının Serüveni”, “Paribu İleri Dönüşüm Projesi” kapsamında, daha önce Paribu’nun açık hava mecralarında ve etkinliklerinde kullanılarak işlevini tamamlamış atık brandaların Onaranlar Kulübü yürütücülüğünde katılımcılar tarafından rahatça kullanılabilecek işlevsel yelpazelere dönüştürüldüğü “Paribu İleri Dönüşüm Atölyesi - Yelpazeye Dönüştür” Paribu Art Yan Sahne’de festival katılımcıları ile buluştu. Kuşaklar arası müzikal hafızanın nasıl oluştuğu ve nasıl aktarıldığı üzerine gerçekleşecek ve farklı kuşakları, farklı eğitim pratiklerini ve farklı müzikal yelpazeyi temsil eden 4 kadın sanatçı; Sibel Köse, Özge Ürer, Çağıl Kaya ve Maya Perest, Akbank Caz Festivali Direktörü Gözde Sivişoğlu moderatörlüğünde bu hafızanın nasıl ve hangi yollarla korunduğu ve yeniden üretildiği üzerine bireysel anılar, kolektif hafıza, arşiv çalışmaları ve performans pratikleri ekseninde fikirlerini paylaştıkları “Sesler Büyürken: Müzikal Hafızanın İzinde” söyleşisi, Merve Eryürük moderatörlüğünde gerçekleşecek, müzik yazarı Sinem Vural ve Ceren Gündoğdu’nun “Algoritmalar, dijital platformlar ve yeni regülasyonlar, kayıtlı müzik endüstrisini nasıl şekillendiriyor?” sorusu etrafında bugünün müzik ekonomisini, dönüşen üretim biçimlerini ve endüstrinin geleceğini konuştukları “Şimdi ve Burada: Kayıtlı Müzik Endüstrisi” başlıklı söyleşi, Kreşendo’nun Converse desteğiyle hayata geçirdiği Müzikte Eşitlik Fonu hikayesinin devamı niteliğinde olan ve fon kazananı müzisyenler naberkötüdür, Şenceylik, Generate Istanbul, Selût, Nihal Saruhanlı & Danae Palaka, Selin Baycan ve Uğur Sena Penekli bir araya gelerek bu kapsamda gerçekleştirdikleri projeleri ve yakın gelecekte karşımıza çıkacak canlı performanslar, video serileri, albümler ve klipler gibi heyecan verici üretimlerini paylaştıkları “Müzikte Eşitlik Buluşması: Hikâyenin Devamı” söyleşisi ve Kreşendo ve 20'lik bir araya gelerek hazırladıkları interaktif bir merch olan ve Öykü Uralgil'in tasarımı ile hayata geçirilen fanzin aktivite kitabının son sayfasını festival katılımcılarının hem birlikte doldurdukları hem de sohbet ettikleri “Bu Festivali Kendinin Yapanlar: Festival Günlüğü Buluşması” atölyesi festivalin bir diğer dikkat çeken durağı olan Komünite’de gerçekleşti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.