Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Google Workspace

Kapsül Haber Ajansı - Google Workspace haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Google Workspace haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gölge Yapay Zeka Kaynaklı Veri İhlallerinin Ortalama Maliyeti 5,39 Milyon Dolara Ulaşıyor Haber

Gölge Yapay Zeka Kaynaklı Veri İhlallerinin Ortalama Maliyeti 5,39 Milyon Dolara Ulaşıyor

Bütünleşik siber güvenlik alanında dünya lideri olan WatchGuard Technologies, gölge BT’nin uzun süre bir politika ve kontrol sorunu olarak ele alındığını hatırlatıyor. Onaylanmamış yazılımlar geçmişte bir kurulum ya da ağdaki bir cihaz gibi tarama araçlarının yakalayabileceği izler bırakıyordu. SaaS ve yapay zeka ise bu tabloyu değiştirdi. Çalışanlar artık kurumsal kimliklerini bu araçlara bağlayabiliyor ve hassas verileri güvenlik ekipleri araçların varlığından haberdar olmadan yükleyebiliyor. WatchGuard 2026 Siber Güvenlik Hijyeni Raporu’na göre çalışanların yüzde 64'ü iş için onaylanmamış yapay zeka araçları kullandığını belirtiyor. IBM 2026 Veri İhlali Maliyeti Raporu ise gölge yapay zekanın dahil olduğu ihlallerin ortalama maliyetinin 5,39 milyon dolara ulaştığını, bu rakamın 4,99 milyon dolarlık küresel ortalamanın üzerinde seyrettiğini ortaya koyuyor. Gölge Yapay Zeka Kuruma Üç Farklı Yoldan Giriyor İlk giriş noktası, çalışanların Microsoft veya Google ile oturum açma istemlerini onaylayarak bir yapay zeka ya da üretkenlik uygulamasına e-posta, takvim ve dosya gibi kurumsal kaynaklara erişim izni vermesi. Bu izinler iş ihtiyacı sona erdikten sonra da devam edebiliyor ve saldırganlar parola çalmak yerine kullanıcıları erişim izni vermeye ikna eden onay kimlik avı (consent phishing) yöntemiyle bu boşluğu istismar ediyor. İkinci giriş noktası, çalışanların tarayıcı üzerinden kişisel hesaplarıyla yapay zeka servislerine giriş yapması. Kurumsal kimlik kullanılmadığı için bu faaliyet Microsoft 365 veya Google Workspace kayıtlarında görünmüyor ve hangi verilerin yüklendiği bilinemiyor. Üçüncü giriş noktasında ise tek kanıt ağ trafiği oluyor. Kurum cihazlarından doğrudan erişilen ve herhangi bir uygulama izni ya da kimlik doğrulaması gerektirmeyen servisler yalnızca ağ veya güvenlik duvarı kayıtlarında iz bırakıyor ve sıradan web trafiğinin arasında gözden kaçabiliyor. Görünürlük Açığını Kapatmak İçin Sinyallerin Birleştirilmesi Gerekiyor WatchGuard’a göre tek bir kontrol bu üç giriş noktasının tamamını yakalayamıyor. Şirket, MSP’lerin bu açığı kapatabilmesi için üç çözümü bir arada sunuyor. CloudDR, Microsoft 365, Google Workspace ve desteklenen diğer SaaS platformlarında OAuth ile bağlanan uygulamaları tespit ediyor, onay kimlik avı girişimleri dahil şüpheli erişimleri işaretliyor ve bir olay yaşanmadan izinleri iptal edebiliyor. FireCloud Total Access, yönetilen cihazlardan ağ telemetrisi toplayarak kullanıcıların hangi platform üzerinden kimlik doğruladığından bağımsız olarak bulut ve yapay zeka servislerini tespit ediyor. Firebox ise bilinen yapay zeka hedeflerine yapılan bağlantıları belirleyerek inceleme için görünür hale getiriyor. Bu yetenekler HIPAA, PCI DSS, ISO 27001, GDPR ve SOC 2 gereksinimleriyle de eşleşiyor ve bulgular denetime hazır kanıtlara dönüştürülebiliyor. “Göremediğiniz Şeyi Yönetemezsiniz” Birçok olayın bir uygulamaya erişim izni vermek ya da iş cihazında kişisel bir yapay zeka hesabı kullanmak gibi sıradan davranışlarla başladığını belirten WatchGuard Türkiye ve Yunanistan Ülke Müdürü Yusuf Evmez, “Kurumların yapay zekanın benimsenmesini durdurmaya çalışması gerekmiyor. Asıl ihtiyaç, çalışanların hangi uygulamaları kullandığını, bu uygulamaların kuruma nasıl girdiğini ve hangi verilere erişebildiğini sürekli olarak görebilmek. Kimlik, kullanıcı faaliyeti ve ağ trafiğinden gelen sinyalleri birleştiren kurumlar, meşru kullanımı gereksiz risklerden ayırabiliyor ve riske orantılı biçimde hızla müdahale edebiliyor. Göremediğiniz şeyi yönetemezsiniz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Acer EMEA, Avrupa’daki Okullarda Yapay Zekanın Sorumlu Bir Şekilde Benimsenmesine Öncülük Ediyor Haber

Acer EMEA, Avrupa’daki Okullarda Yapay Zekanın Sorumlu Bir Şekilde Benimsenmesine Öncülük Ediyor

Acer for Education, 2026/2027 eğitim-öğretim yılında da Birleşik Krallık, Danimarka, İtalya ve Bulgaristan’da hayata geçirilen pilot projelerden edinilen deneyimi temel alarak Avrupa’daki okullarda yapay zekanın sorumlu biçimde benimsenmesine yön vermeyi sürdürüyor. Acer, aynı zamanda eğitime yönelik ChromeOS tabanlı dizüstü bilgisayar pazarında Avrupa’da birinci sırada yer alıyor. Context’in 2026 yılının ikinci çeyreğine ait verilerine göre Acer, 66 binden fazla cihaz satarak yüzde 33,8 pazar payına ulaştı. ChromeOS, öğrencilerin, öğretmenlerin ve eğitim kurumlarının günlük ihtiyaçlarını karşılayan yönetim kolaylığı, güvenlik, dayanıklılık ve pil ömrü gibi cihaz özellikleri sayesinde okullarda özellikle ilgi görüyor. Edinilen deneyim ve elde edilen sonuçlar, yapay zekanın öğretmenler için materyallerin hazırlanması ve kişiselleştirilmesinden öğrencilerin desteklenmesine kadar eğitime verimli bir şekilde entegre edilebileceğini doğruluyor. Bu deneyimler, önümüzdeki yıllarda da sürecek bir büyüme yolculuğunun parçası olarak yeni projelerin geliştirilmesine ve giderek daha fazla okulda ve Avrupa ülkesinde yaygınlaştırılmasına somut bir zemin oluşturuyor. Acer EMEA Ticari Pazarlama ve Pazara Giriş Direktörü Cristina Pez konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Yapay zeka, öğrencilerin farklı öğrenme seviyelerine uygun dersler ve içerikler hazırlamalarında öğretmenlere destek olarak ve pek çok idari görevi otomatikleştirerek öğretmenlerin işini dönüştürebilir. Bu da öğretmenlerin, gençlerin gelecekte ihtiyaç duyacakları beceri ve yetenekleri geliştirirken onlara destek olmak gibi gerçekten önemli olan şeylere daha fazla odaklanmasını sağlıyor. Acer for Education; eğitimi, güvenliği ve sorumlu kullanımı inovasyonla buluşturan yaklaşımını bir kez daha ortaya koyuyor." Bu kararlılık, halihazırda devam eden bir dönüşümün parçasını oluşturuyor. Avrupa Okul Eğitimi Platformu’nun 2026’da yayımladığı araştırmaya göre ankete katılan eğitim profesyonellerinin yüzde 81’i işinde yapay zekayı kullanıyor, yüzde 73’ü ise yapay zekayı en azından kısmen ders ve öğretim materyali hazırlamak için kullanıyor. Birleşik Krallık’ta Acer, Brighton Hill Community School’da Intel Core Ultra işlemcilerden güç alan ve Microsoft Copilot ile donatılan yeni bir TravelMate cihaz filosunu kullanıma sunarak öğretmenlere sunum, ders planı ve yaratıcı yazarlık materyalleri hazırlamanın yanı sıra içerikleri özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin gereksinimlerine göre uyarlayabilecekleri araçlar sağladı. Bu deneyim, kaynak hazırlamaya ve tekrarlayan işlere harcanan zamanı azaltırken öğretimin daha fazla kişiselleştirilmesine de olanak tanıdı. İtalya’da Acer for Education, International School of Bologna’da Google for Education, Intel ve C2 Group ile birlikte Acer Chromebook Plus Spin 714, Google Workspace for Education ve Gemini for Education’a dayanan bir pilot proje yürüttü. Girişim, okulun yapay zekayı içerik kişiselleştirmeden öğretmenler arası iş birliğine ve verimliliğe kadar öğretimi destekleyen bir araç olarak test etmesini sağlarken öğrenmeyi her öğrencinin bireysel ihtiyaçlarına uyarlamanın yeni yollarını keşfetmesine de olanak tanıdı. Okulun idari süreçlerini de kapsayan proje, Google ekosisteminin kullanımını öğretimin ötesine taşıdı ve idari işlerin sadeleşmesine katkı sağladı. Danimarka’da şirket, sınıfta doğrudan uygulanabilecek pratik yapay zeka kullanım senaryoları geliştirmeyi amaçlayan ve öğretmenlerle birlikte yürütülen iş birliğine dayalı atölye çalışmalarını destekledi. Bu yaklaşım, öğretmenleri yalnızca eğitimin değil, yeni öğretim metodolojilerinin birlikte oluşturulmasının da merkezine yerleştiriyor. Bulgaristan’da Acer, Center for Creative Training ve Intel ile iş birliği içinde Sofya’daki Second English High School’da açılan ülkenin ilk yapay zeka laboratuvarının kurulmasına katkıda bulundu. Acer Chromebook Plus Spin 714 cihazları ve Intel Skills for Innovation programı sayesinde öğrenciler ve öğretmenler, yenilikçi bir öğrenme ortamında yapay zekayı deneyimleyebiliyor ve geleceğe yönelik beceriler geliştirebiliyor. Bu tür deneyimler, Avrupa’daki eğitim sistemlerini etkileyen daha geniş çaplı bir dönüşümün parçasını oluşturuyor. European Schoolnet’in Aralık 2025’te yayımlanan “Okul Eğitiminde Yapay Zeka” (Artificial Intelligence in School Education) raporuna göre 23 eğitim sisteminden 13’ü yapay zekayı yüksek öncelikli görürken 7’si orta düzeyde öncelikli olarak değerlendiriyor. 20 eğitim sisteminde ise eğitimde yapay zekaya ilişkin politikalar, stratejiler, programlar veya ulusal yönergeler halihazırda uygulanıyor ya da geliştirilme aşamasında bulunuyor. Öğretmen becerilerinin güçlendirilmesi, analiz edilen 23 sistemin 22’si için kısa ve orta vadeli bir öncelik olarak öne çıkıyor. Şeffaflık da kritik bir rol oynuyor. Yapay zeka sistemlerinin nasıl çalıştığını anlamak, pasif kullanımdan kaçınmak ve bunun yerine eleştirel bir yaklaşım geliştirmek için temel bir gereklilik oluşturuyor. Risk yalnızca teknolojik değil, bilişsel bir boyut da taşıyor. Rehberlikten yoksun bir kullanım, düşünmede özerkliğin kaybolmasına yol açabilir. Bu nedenle yapay zeka eğitimi, yalnızca araçların kullanımını değil, bu araçların sınırlarını ve temelindeki mantığı anlamayı da kapsamalı. Cristina Pez sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün asıl risk, yapay zekayı benimsemekte değil, beklemekte yatıyor. Öğrenciler, çoğu zaman herhangi bir rehberlik olmadan yapay zekayı zaten kullanıyor. Bu nedenle öğretmen eğitimine öncelik vererek ve gelişmekte olan bu teknolojiyle deneyim kazanılabilecek güvenli ortamlar oluşturarak hemen başlamak büyük önem taşıyor. Asıl zorluk, okullara öğretmenleri işlerinde destekleyen ve aynı zamanda öğrencileri iş dünyasının geleceğinin gerektirdiği dijital ve çok yönlü becerileri geliştirmeye hazırlayan somut çözümler ve etkili araçlar sağlamaktan geçiyor. Ancak bu şekilde değişime gerçekten eşlik edebilen bir eğitim modeli inşa edebiliriz.” AB’nin yapay zekaya yaklaşımı da bugün tam olarak inovasyon ile sorumluluk arasındaki bu dengeyle şekilleniyor. Avrupa Yapay Zeka Yasası (AI Act), risk temelli bir düzenleyici çerçeve oluşturuyor ve yapay zekanın temel haklara, güvenliğe ve şeffaflığa uygun şekilde geliştirilip kullanılmasını sağlamaya yönelik gereklilikler ile sorumluluklar belirliyor. Okullar için bu, veri korumaya ve siber güvenliğe olduğu kadar bu teknolojileri kullanan kişilerin eğitimine de özen göstermek anlamına geliyor. Bu yolculuğun bir parçası olarak Acer for Education, eğitim sektörüne yönelik cihazlarını aralarında Microsoft ve Google’ın da bulunduğu dijital ekosistemin önde gelen iş ortakları tarafından geliştirilen yapay zeka platformlarıyla entegre ediyor. Windows işletim sistemli TravelMate dizüstü bilgisayarlar Copilot ve Microsoft Learning Zone eğitim araçları gibi çözümleri entegre ederken Acer Chromebook Plus cihazları, ChromeOS ve Google Workspace ortamında Gemini özelliklerinden yararlanacak şekilde tasarlandı. Bu yaklaşımla, okullara hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin ihtiyaçlarını merkezde tutan ve donanım, işletim sistemi, uygulama ve yapay zeka araçlarının birlikte çalışabildiği bir teknoloji ortamı sunulması hedefleniyor. Öğrencileri ve öğretmenleri bu dönüşüme hazırlamanın önemi, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 İşlerin Geleceği Raporu ile de teyit ediliyor. Rapora göre mevcut becerilerin yaklaşık yüzde 39’u 2030 yılına kadar dönüşüme uğrayacak. Bu bağlamda okullardan, dijital becerileri, eleştirel düşünmeyi ve yapay zekayı bilinçli ve sorumlu bir şekilde kullanma yetkinliğini geliştirmeleri bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

FlowX Summit 2026 İş Dünyasını ‘Agentic AI’ Çağına Hazırlıyor Haber

FlowX Summit 2026 İş Dünyasını ‘Agentic AI’ Çağına Hazırlıyor

Global IT International ve Weoll ev sahipliğinde düzenlenen FlowX Summit 2026, teknoloji ve iş dünyasının dönüşüm liderlerini Four Seasons Hotel Bosphorus’ta bir araya getirdi. Yoğun ilgi gören zirvede Agentic AI (Ajan Yapay Zeka), dijital dönüşüm, geleceğin iş gücü modelleri ve yeni nesil liderlik yaklaşımları kapsamlı şekilde ele alındı. Zirvede, yapay zekanın yalnızca operasyonları hızlandıran bir araç olmanın ötesine geçerek kurumların çalışma biçimlerini, karar alma mekanizmalarını ve organizasyon yapılarını nasıl dönüştürdüğü farklı perspektiflerle değerlendirildi. Etkinlikte; Fütürist, Ekonomist ve Yazar Ufuk Tarhan, Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI) Kurucusu Halil Aksu, Teknoloji ve Sürdürülebilirlik İletişimcisi Dr. Sertaç Doğanay, Global IT Genel Müdür Yardımcısı Burak Akusta ve Global IT International CEO’su Nuri Selçuk gibi sektörün öncü isimleri konuşmacı olarak yer alarak yapay zeka çağında yeni iş gücü modellerini ve rekabet stratejilerini tartıştı. “Yeni dönem: Üretken yapay zekadan Agentic AI’a geçiş” FlowX Summit 2026’nın açılış konuşmasını gerçekleştiren Global IT International Genel Müdür Yardımcısı Burak Akusta, yapay zekada yeni dönemin üretken yapay zekadan (Generative AI) Agentic AI’a geçişle başladığını belirtti. Akusta, kurumların artık yalnızca teknolojiyi kullanan değil, insan ve yapay zeka ajanlarının birlikte çalıştığı organizasyonlara dönüşeceğini ifade etti. Akusta, Agentic AI’ın temel farkını şu sözlerle anlattı: “Artık yapay zekaya tek tek komut veren değil, hedef tanımlayan bir döneme giriyoruz. Agentic AI; hedefi anlayan, planlayan, görevleri dağıtan ve süreci uçtan uca yönetebilen bir yapıya sahip. Bu dönüşüm iş yapışbiçimlerini yeniden tanımlıyor.” “Yeni iş gücü modeli: İnsan ve yapay zeka birlikte” Akusta, Agentic AI’ın yalnızca otomasyon değil, aynı zamanda organizasyon yapılarında köklü bir dönüşüm anlamına geldiğini vurguladı. Gelecekte çalışanların yalnızca iş yapan kişiler değil, yapay zeka ajanlarını yöneten ve denetleyen profesyonellere dönüşeceğini ifade eden Akusta, “Gelecekte yöneticilerin başarısı ekiplerindeki kişi sayısıyla değil, insan ve yapay zeka ekiplerini birlikte ne kadar etkin yönettikleriyle ölçülecek” dedi. Yapay zeka yatırımlarında en yaygın hatanın yalnızca araçlara odaklanmak olduğunu belirten Akusta, asıl rekabet avantajının veri altyapısı, yeniden tasarlanmış süreçler ve kurumsal kültürden geldiğini söyledi. Ayrıca Google Workspace ve Gemini’ın sunduğu yapay zeka yeteneklerinin Weoll’un süreç orkestrasyonu yaklaşımıyla birleşmesinin kurumlara uçtan uca önemli avantajlar sağladığını vurguladı. “Verimlilik tuzağına dikkat” Şirketlerin önemli bir bölümünün yapay zekayı yalnızca mevcut süreçleri hızlandırmak için kullandığını belirten Akusta, bunun uzun vadeli bir rekabet avantajı yaratmadığına dikkat çekti. Akusta, “Yapay zeka çağında kazanan, en çok ajanı kuran değil; ajanlarını en iyi yöneten ve bunu gerçek bir değer dönüşümüne bağlayan kurum olacak” dedi. Akusta ayrıca şirketlerin yalnızca “neyi otomatikleştirebiliriz?” sorusuna değil, “işimizi yapay zeka etrafında yeniden tasarlasaydık nasıl olurdu?” sorusuna da odaklanması gerektiğini vurguladı. FlowX Summit 2026, gün boyu süren oturumların ardından gerçekleştirilen networking buluşmalarıyla tamamlandı. Zirve, Agentic AI odağında şekillenen içerikleriyle yapay zeka çağında iş dünyasının dönüşümüne yönelik yeni iş birliklerinin ve stratejik fikir alışverişlerinin gelişmesine zemin hazırladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard Perimeters.io Şirketini Satın Aldı Haber

WatchGuard Perimeters.io Şirketini Satın Aldı

WatchGuard, yönetilen hizmet sağlayıcılarının siber güvenlik yeteneklerini bulut ortamlarına taşımak amacıyla Perimeters.io şirketini bünyesine kattı. Anlaşmanın mali şartları açıklanmazken, Perimeters'ın benzersiz güvenlik teknolojisiyle güçlendirilen yeni WatchGuard Cloud Detection and Response (CloudDR) çözümü de eş zamanlı olarak kullanıma sunuldu. Bu çözüm, özellikle MSP operasyonları için tasarlanmış tek ve çok kullanıcılı bir platform üzerinden bulut uygulamaları genelinde sürekli görünürlük, yerleşik tespit ve otomatik müdahale imkanı sağlıyor. Tasarım gereği yapay zeka odaklı olan WatchGuard CloudDR, modern Kimlik Tehdidi Tespiti ve Müdahalesi (ITDR) ile bulut ve kimlik tehditlerini anında ortaya çıkarıyor. İhlallere yol açan bulut güvenlik yanlış yapılandırmalarını ifşa eden platform, manuel olarak tespit edilmesi son derece zor ve büyük ölçekte yönetilmesi imkansıza yakın olan shadow AI ve gölge BT risklerini aydınlatıyor. Pazarında her üç riski aynı anda tek bir platformda ele alan ilk ve tek çözüm olan sistem, gelişmiş bulut uygulama güvenliğini her ölçekteki hizmet sağlayıcı için operasyonel, ölçeklenebilir ve ticari olarak uygulanabilir kılıyor. Satın alma aşamasında Microsoft 365, OpenAI, HubSpot, ConnectWise, Salesforce, Google Workspace ve Jira dahil olmak üzere 40'tan fazla uygulamayı destekleyen hizmet, sürekli değişen tehdit ortamına yanıt vermek için yeni uygulamaları pazarda eşi benzeri görülmemiş bir hızla entegre etmeye devam ediyor. Desteklenen uygulamaların tam listesi WatchGuard web sitesinde yer alıyor. Bulut Güvenliği İş Modellerine Kusursuz Uyum Sağlıyor WatchGuard CloudDR, MSP'lerin operasyonel yük eklemeden veya kurumsal düzeyde maliyetlere katlanmadan her müşteri ortamındaki bulut uygulama riskini azaltmalarına olanak tanıyor. Hizmet, iş ortaklarının tutarlı bulut korumasını genişletmelerine, güvenliğin somut değerini kanıtlamalarına ve bulut güvenliğini yönettikleri hizmetlerin standart, tekrarlanabilir bir parçası haline getirmelerine yardımcı oluyor. MSP'lerin bulut güvenliğine bir yıl sonra veya iş modellerine uymayan kurumsal araçlara yamanmış bir şekilde sahip olmak istemediklerini, bu korumaya tam şu an ihtiyaç duyduklarını belirten WatchGuard Technologies CEO'su Joe Smolarski, “Perimeters.io'yu satın alarak tamamen MSP'ler için oluşturulmuş, tasarım gereği ölçeklenebilir, uygun maliyetli ve MSP'lerin gerçek çalışma şekliyle birebir uyumlu bir bulut tespiti ve müdahalesi çözümü sunuyoruz.” dedi. Bulut güvenlik sorununun yalnızca belirli kısımlarını çözen parçalı araçların MSP'leri operasyonel olarak çok zorladığını aktaran WatchGuard İş Ortağı Impact Business Technology Kurucusu ve CEO'su Neil Holme, "Görünürlüğü ve müdahaleyi tek bir yerde bir araya getiren bir çözüme sektörde çok büyük bir ihtiyaç var. WatchGuard CloudDR tam olarak bu ihtiyacı karşılıyor." ifadelerini kullandı. Siber Güvenlikte Etkiyi Hızlandıran Stratejik Birleşme Perimeters, kısa sürede pazardaki erken erişimini aşan çok gelişmiş bulut güvenlik yetenekleri geliştirdi. Bu inovasyon, satın alma işlemiyle birlikte WatchGuard bünyesine katılarak doğrudan küresel MSP topluluğunun kullanımına sunuluyor. Böylece benimseme süreçleri hızlanıyor, koruma alanı genişliyor ve hem iş ortakları hem de müşteriler için yaratılan değer artıyor. Perimeters'ın bulut güvenliğindeki en zorlu problemlerden bazılarını çözmek için kurulduğunu vurgulayan Perimeters Kurucu Ortağı ve CEO'su Yaniv Hen, "WatchGuard, bu inovasyonu gerçek dünyada bir etkiye dönüştürmek için gereken MSP odağını, platform derinliğini ve ölçeği beraberinde getiriyor." şeklinde konuştu. Bu stratejik satın alma, WatchGuard'ın MSP'ler için özel olarak tasarlanmış pratik ve ölçeklenebilir bütünleşik siber güvenlik sunma kararlılığını pekiştiriyor. Şirket, WatchGuard CloudDR ile bulut güvenliğinin sunulma biçimini yeniden tanımlayarak bu alanı geniş ölçekte çok daha etkili ve erişilebilir bir konuma taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone Business, Google Workspace İş Birliğiyle KOBİ’lerin İş Maliyetlerini Düşürüyor  Haber

Vodafone Business, Google Workspace İş Birliğiyle KOBİ’lerin İş Maliyetlerini Düşürüyor 

Ofis ortamındaki tüm belgeleri tek bir ekosistemde birleştiren Google Workspace; bulut tabanlı, güvenli ve üretkenliği artıran bir çalışma ortamı sunuyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, Google ile gerçekleştirdikleri bu iş birliğiyle KOBİ’lere maliyet avantajlı, hızlı ve güvenli bir çalışma fırsatı sağladıklarını söyledi. Şirketlerin dijitalleşmesi için teknoloji ürün ve çözümleriyle, özellikle KOBİ’lerin dijital yolculuklarına rehberlik eden Vodafone Business, bu kapsamda dijital iş ortaklıklarını güçlendirmeye devam ediyor. Vodafone Business, Google ile yaptığı iş birliği kapsamında Google Workspace (GWS) paketini portföyüne ekleyerek satışa sundu. Böylece küçük ve orta ölçekli işletmeler, masaüstü uygulaması indirmeye gerek kalmadan tarayıcı üzerinden erişilebilen, bulut tabanlı ve iş birliğini kolaylaştıran bir çalışma deneyimine kavuşuyor. Günümüzde çalışanların yüzde 64’ü yetersiz iş birliği araçları nedeniyle haftada en az üç saat kaybettiklerini belirtiyor, yüzde 75’i ‘üretkenlik mi yaratıcılık mı’ ikileminde kaldıklarını ve yüzde 47’si de yaratıcı potansiyellerini zaman eksikliği nedeniyle kullanamadıklarını belirtiyor. Bu da küresel ölçekte 1.9 trilyon dolarlık verimlilik kaybına yol açıyor. Google Workspace, tüm bu kayıpları azaltarak işletmelere zaman, verimlilik ve güvenlik avantajı sağlıyor. GWS’te; belgeler, toplantılar, e-postalar ve sohbetler tek bir ekosistemde birleştiği için zamandan tasarruf ediliyor. Herhangi ek bir maliyet getirmeyen Gemini AI entegrasyonu sayesinde tekrarlayan işler otomatikleştiriyor ve çalışanlar yaratıcı, stratejik görevlere daha fazla odaklanabiliyor. Kullanıcı verileri, reklam ve diğer başka araçlar için kullanılmadığı için sistem, yüzde 99.9 güvenlik garantisi sağlıyor. Dolayısıyla Vodafone Business üzerinden güvenlik, üretkenlik ve maliyet avantajı birlikte sunuluyor. “KOBİ’lere güvenli ve düşük maliyetli bir iş ortamı sunuyoruz” Küçük ve orta ölçekli işletmelerin dijital dönüşümünde en önemli ihtiyaçlardan birinin güvenli, kolay erişilebilir ve üretkenliği artıran çözümler olduğunu belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, iş birliğiyle ilgili “Google Workspace’i Vodafone Business portföyüne ekleyerek işletmelere tek bir noktadan güvenilir bir dijital çalışma ortamı ve maliyet avantajını bir arada sunuyoruz. Amacımız, müşterimiz olan KOBİ’lerin zaman kaybını azaltmak, işlerini kolaylaştırmak ve dijitalleşme yolculuklarında onlara en yakın iş ortağı olmak. Google Workspace, kullanıcı dostu arayüzü, mobil ve masaüstü cihazlardan kolay erişim imkânı ve reklam amaçlı veri kullanılmayan güvenli altyapısıyla yeni nesil çalışma alışkanlıklarına uygun bir çözüm sunuyor. Vodafone Business müşterileri, bu yeni platformu kullanarak hem verimliliklerini artırabilecek hem de çalışan memnuniyetini güçlendirebilecek.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.