Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Görev Bilgisayarı

Kapsül Haber Ajansı - Görev Bilgisayarı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Görev Bilgisayarı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Savunma Elektroniğinin Görünmeyen Riski Nedir? Haber

Savunma Elektroniğinin Görünmeyen Riski Nedir?

Savunma teknolojilerinde yapay zekâ, otonom sistemler ve yeni nesil elektronikler konuşulurken, geliştirilen sistemlerin sahaya çıkmadan önce geçtiği test ve doğrulama süreçleri çoğu zaman görünür olmuyor. Oysa bir görev bilgisayarı, kontrol sistemi veya kritik elektronik birim; laboratuvar ortamından çıktığı anda çok farklı fiziksel koşullarla karşı karşıya kalabiliyor. Ani sıcaklık değişimleri, sürekli titreşim, darbe, kum, toz, nem veya yüksek irtifa gibi etkiler, sistemin elektronik ve mekanik yapısını doğrudan etkileyebiliyor. STG Mühendislik Program Direktörü Nazlı Ebru Muslu, bu nedenle savunma sanayiinde "çalışan ürün" ile "sahaya hazır ürün" arasında önemli bir fark bulunduğunu söylüyor. "Bir sistemin ilk kez çalışması mühendislik sürecinin sonu değil. Tam tersine asıl sorular bundan sonra başlıyor. Hangi sıcaklıkta çalışacak? Ne kadar titreşime maruz kalacak? Ani bir darbede görevini sürdürebilecek mi? Aynı performansı uzun süre koruyabilecek mi? Kritik sistemlerde bu soruların cevabının varsayıma değil, ölçülebilir sonuçlara dayanması gerekiyor." Sahadaki hata tasarım masasında başlıyor Test süreçlerinin yalnızca tamamlanmış ürünlere uygulanan son bir kontrol olarak görülmesinin önemli bir hata olduğunu belirten Muslu, test sonuçlarının doğrudan tasarım sürecini yönlendirmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bir elektronik kartın titreşim altında bağlantı problemi yaşaması, yüksek sıcaklıkta soğutma performansının düşmesi veya bir muhafazanın toz ve suya karşı beklenen korumayı sağlayamaması; yalnızca üretim problemi olarak değerlendirilmiyor. Bu sonuçlar, sistemin yeniden tasarlanmasını gerektirebiliyor. Muslu, "Testin asıl değeri ürünü geçer ya da kalır diye sınıflandırmak değildir. Eğer doğru uygulanıyorsa test size tasarımınızın zayıf noktasını gösterir. Sorunu sahada gördüğünüzde artık maliyet çok daha büyüktür. Mühendisliğin amacı o problemi kullanıcıyla karşılaşmadan önce ortaya çıkarmaktır" değerlendirmesinde bulundu. Bu nedenle savunma ve havacılık sektöründe çevresel testler, ürün geliştirme sürecinin ayrı bir aşaması olmaktan çıkarak tasarımın sürekli geri bildirim aldığı bir doğrulama mekanizmasına dönüşüyor. Aynı cihaz, farklı koşullarda farklı davranıyor Sahadaki çevresel koşulların her biri sistem üzerinde farklı bir etki yaratıyor. Titreşim ve mekanik şok özellikle elektronik kartlar, bağlantılar ve mekanik bileşenler üzerinde risk oluştururken; sıcaklık değişimleri elektronik bileşenlerin performansını ve kullanım ömrünü etkileyebiliyor. Toz ve nem sızdırmazlık açısından, elektromanyetik etkiler ise sistemlerin birbirini etkilemeden çalışabilmesi açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle kritik görev sistemlerinde tek bir dayanıklılık testinden söz etmek mümkün değil. Ürünün kullanılacağı platform, görev profili ve çevresel şartlara göre farklı senaryoların oluşturulması gerekiyor. Muslu'ya göre burada belirleyici olan bir başka unsur da test sonuçlarının izlenebilir ve tekrar edilebilir olması. "Bir sistemin dayanıklı olduğunu söylemek kolay. Mühendislik açısından önemli olan bunu hangi şartlarda, hangi ölçümle ve hangi sonuçla gösterdiğinizdir. Aynı test tekrarlandığında karşılaştırılabilir bir sonuç üretemiyorsanız güvenilirlikten söz etmek zorlaşır." Savunma teknolojilerinde yeni rekabet: Güvenilirlik Savunma teknolojileri geliştikçe elektronik sistemlerin platformlardaki ağırlığı da artıyor. Görev bilgisayarları, ekranlar, haberleşme altyapıları ve veri ağlarının daha karmaşık hale gelmesi, tek bir bileşendeki sorunun sistemin tamamına etkisini de büyütüyor. Bu durum, teknoloji geliştiren şirketler açısından test ve doğrulama kabiliyetini yalnızca kalite kontrol meselesi olmaktan çıkararak doğrudan mühendislik yetkinliğinin bir parçası haline getiriyor. Muslu, önümüzdeki dönemde teknolojik rekabetin yalnızca daha gelişmiş fonksiyonlar geliştirmek üzerinden ilerlemeyeceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: "Bir sisteme çok fazla kabiliyet kazandırabilirsiniz. Fakat ihtiyaç duyulduğu anda bunları kullanamıyorsanız o teknolojinin değeri ciddi biçimde azalır. Savunma teknolojilerinde başarıyı belirleyen temel konulardan biri, sistemin vaat ettiği performansı gerçek görev koşullarında da sürdürebilmesidir." Giderek daha fazla elektronik ve yazılım barındıran yeni nesil savunma sistemlerinde bu nedenle soru artık yalnızca "Ne yapabiliyor?" değil. Asıl soru giderek daha fazla şu oluyor: "Bunu en zor koşullarda da yapabiliyor mu?" Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ALPAGU Sahada Göreve Hazır Haber

ALPAGU Sahada Göreve Hazır

Türk savunma sanayiinde milli ve modern sistemler geliştiren STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş., Türkiye’de öncüsü olduğu taktik İHA alanında yeni teslimatlara devam ediyor. STM tarafından tamamen yerli ve milli imkanlarla geliştirilen ve kamuoyunda, “Kamikaze İHA” olarak da bilinen, sabit kanatlı milli vurucu İHA sistemi ALPAGU’nun yurt içi teslimatları yapıldı. ALPAGU ilk ihracatını 2023 yılında yapmıştı. Güleryüz: ALPAGU, Operasyonel Sahada Etkinliği Artıracak STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, “Ülkemizin ihtiyaçları için milli mühendislik gücümüzle geliştirdiğimiz taktik İHA ailemiz, güvenlik güçlerimizin elini sahada güçlendiriyor. Gözcü, vurucu ve mühimmat bırakan İHA’larımızın ardından teslimatlara sabit kanatlı vurucu İHA sistemimiz ALPAGU ile devem ediyoruz. ALPAGU’nun operasyonel sahada etkinliğimizi artıracağını değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı. Kendisi Hafif, Etkisi Ağır Eski Türkçe’de “düşmana tek başına saldıran yiğit” anlamı taşıyan ALPAGU, hafif yapısı, dalış hızı, düşük radar kesit alanı ve sürati ile önemli hedeflere noktasal tahribat yaratabilmesiyle öne çıkıyor. Terörle mücadele operasyonlarında, sınır ötesi harekatlarda ve meskun mahal çatışmalarında aktif görev alabilen ALPAGU, 8 kilometre menzile sahip. Sabit Kanatlı Vurucu İHA Sistemi, Fırlatıcı Lançer ve Yer Kontrol İstasyonu olarak üç bileşenden oluşan ALPAGU, sahip olduğu elektro optik ve kızılötesi kameralar ile gece ve gündüz etkin görev yapabiliyor. Lançerden fırlatıldıktan sonra, yaklaşık 15 dakika boyunca uçuş gerçekleştiren ALPAGU, yapay zeka destekli son teknoloji görüntü işleme yazılımı vasıtasıyla hedef takibini başarıyla yapıyor. Düşük radar kesit alanı ve küçük boyutu ile hedef tarafından son ana kadar tespit edilemeyen ALPAGU, üzerindeki mühimmat ile hedefini noktasal hassasiyetle imha ediyor. MIL-STD-331 uyumlu Elektronik yaklaşma tapası, görevi değiştirme veya kendini imha kabiliyetleri bulunan ALPAGU, görüntü işleme tabanlı atış kontrol sistemi ile hassas vuruş yeteneğine sahip. Tek bir personel tarafından kolayca taşınıp görev alanında 1 dakika içinde kurularak kullanılan sistem, üzerindeki yapay zeka ve görüntü işleme kabiliyetleri, sessizliği, taşıdığı patlayıcıyı hedefe tam ulaştırma yetenekleriyle önemli bir güç çarpanı ve operasyonel üstünlük sağlıyor. ALPAGU’dan Çoklu Görev Kabiliyeti ALPAGU, sahip olduğu üstün kabiliyetler yanında, farklı platformlara (kara-deniz-hava araçlarına) entegre olabilmesi gibi özelliklerle rakiplerinden ayrışıyor. ALPAGU ağ tabanlı haberleşme sistemi (mesh network link yapısı) sayesinde birden fazla platformun tek bir kumanda (yer kontrol istasyonu) üzerinden kontrol edilerek çoklu görev yapılmasına imkan sağlıyor. Ağırlığı 2 kilogramın altında olan ALPAGU’ya benzer, dünyada yalnızca 2 platform bulunuyor. STM mühendisleri tarafından geliştirilen görev bilgisayarı ve uçuş kontrol sistemi ile tamamen otonom şekilde seyrüsefer icra eden ALPAGU, hedeflerin tespiti ve imhasını “Man-in-the-Loop” prensibi ile tamamen operatör kontrolünde gerçekleştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.