Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Görme Kaybı

Kapsül Haber Ajansı - Görme Kaybı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Görme Kaybı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gaziantep'te Görme Engelli Bireylerin Hayatına Dokunacak Yeni Merkez Haber

Gaziantep'te Görme Engelli Bireylerin Hayatına Dokunacak Yeni Merkez

Gaziantep Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi iş birliğiyle kurulan Atlas Az Görme Rehabilitasyon Merkezi, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Merkez, görme kaybı yaşayan bireylerin mevcut görme yetilerini en verimli şekilde kullanmalarını sağlayarak bağımsız yaşam becerilerini geliştirmeyi ve toplumsal hayata katılımlarını güçlendirmeyi hedefliyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, engelli bireylere yönelik hizmetlerine bir yenisini daha ekledi. Gaziantep Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi ile imzalanan iş birliği protokolü kapsamında Engelsiz Yaşam Merkezi bünyesinde kurulan Atlas Az Görme Rehabilitasyon Merkezi, görme keskinliği ve görme alanında azalma yaşayan bireylere yönelik rehabilitasyon hizmeti sunacak. Medikal ve cerrahi tedavilere rağmen görme fonksiyonlarında kayıp yaşayan bireylerin mevcut görme kapasitelerini en iyi şekilde değerlendirmelerine yardımcı olacak merkezde, özellikle çocukların erken dönemde rehabilitasyona erişmesi ve günlük yaşamda daha bağımsız hale gelmesi amaçlanıyor. Açılış programında Engelsiz Yaşam Merkezi tarafından hazırlanan Gaziantep kutnu kumaşından tasarlanan kıyafetlerin sergilendiği defile gerçekleştirildi. Öğretmen ve öğrencilerin dans gösterileri ile türkü dinletilerinin ardından Engelsiz Yaşam Merkezi ve Atlas Az Görme Rehabilitasyon Birimi'nin tanıtım filmi gösterildi. ŞAHİN: “ENGEL ELDE AYAKTA, GÖZDE KULAKTA DEĞİL” Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, açılışta yaptığı konuşmada engelli bireylerin önündeki engellerin kaldırılmasının önemine dikkati çekerek, kendi ailesinin yaşadığı zorluklardan örnekler verdi. Projeye katkı sunan akademisyenlere ve kurum temsilcilerine teşekkür eden Şahin, “Biz bütün hocalarımızın elini öpüyoruz. Çok teşekkür ediyorum. Ben hem yetim hem öksüz bir annenin evladıyım. Babam gözüm açtığımda engelliydi. Eğer dedem kucağında götürmeseydi babam liseyi de bitiremeyecekti. Ama önündeki engeller kaldırılmış olsaydı çocuk doktoru olacaktı” diye konuştu. ŞAHİN: “GÖNÜL GÖZÜ DİYE BİR ŞEY VAR” Atlas Az Görme Rehabilitasyon Merkezi'nin kuruluş sürecini anlatan Şahin, özellikle çocuklarda erken müdahalenin ve ailelerin bilinçlendirilmesinin önemine işaret etti. Merkezin bölgedeki önemli bir ihtiyaca cevap vereceğini belirten Şahin, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “On ay, altın ay. Burada zamanla yarışılıyor. Bir annenin babanın bilinci bugün iyi bir hocanın dokunuşuyla bu çocuklar çok hızlı normalleşiyor. İşte biz bu görme engelli açma hikayemizle buradan başladık. Bütün ekiple biz bunu başardık. Allah muhafaza etsin. Yüce Peygamber Medine'den çıkınca bir görme engelliye vekalet veriyor. Böyle bir peygamberin ümmetiyiz. Bir mümin diyor, kendi kalbi, kendisi için istediğini, kendi kardeşi için de istemezse gerçekten iman etmiş olmaz. O yüzden gönül gözü diye bir şey var. Göz burada görmüyor. Biz engellinin tanımını değiştirdik. Engel elde ayakta, gözde kulakta değil.” ŞEN: “ÖNEMLİ OLAN RUHEN, ZİHNEN, KALBEN, YÜREK OLARAK DİNÇ OLMAK” Gaziantep Vali Yardımcısı Abdullah Şen, Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen hizmetin önemine değinerek, “Önemli olan bedende sağlıklı bir birey olmak değil. Ruhen, zihnen, kalben, yürek olarak dinç olmak. Selam olsun her türlü dezavantajına rağmen hayata sımsıkı sarılanlara” ifadelerini kullandı. BOZATLI: “BAŞKAN FATMA ŞAHİN GAZİANTEP’TE YENİLİKLERE İMZA ATIYOR” AK Parti Gaziantep Milletvekili Mesut Bozatlı, Engelsiz Yaşam Merkezi'nin yeni projelerle güçlenmeye devam ettiğini belirterek, “Başkan Fatma Şahin Gaziantep’te yeniliklere imza atıyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ilk Engelsiz Yaşam Merkezini yaptığında çok onurlanmıştı. Allah emek verenlerden razı olsun. Çok teşekkür ederim” dedi. ATEŞ: “ÇOK KIYMETLİ BİR HİZMET” TBMM Sağlık Komisyonu Başkan Vekili ve AK Parti Bayburt Milletvekili Prof. Dr. Orhan Ateş, göz hastalıkları alanındaki mesleki deneyimlerinden hareketle görme kaybı yaşayan bireylerin karşılaştığı güçlüklere dikkati çekti. Merkezin önemli bir ihtiyacı karşılayacağını vurgulayan Ateş, “Antep'imizin ablası, annesi, her şeyi olan Fatma Şahin’e çok teşekkürlerimi sunuyorum. Çok kıymetli bir hizmet. Özellikle göz doktoru olarak bu sorunlar yaşayan insanların neler yaşadıklarına bizzat hayatımızda şahit olan insanlar merkez hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu. DOĞAN: “NE KADAR GÜZEL BİR ŞEHİRDE YAŞADIĞIMIZI GÖRÜYORUM” Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Mesut Doğan, Engelsiz Yaşam Merkezi'nin dezavantajlı bireylere sunduğu hizmetlerin örnek niteliğinde olduğunu ifade ederek, “Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin Engelsiz Yaşam Merkezine her geldiğimde ne kadar güzel bir şehirde yaşadığımızı görüyorum. Dezavantajlı gruplara ne kadar güzel bakıldığını, o dezavantajlarının bazı avantajlarıyla gönderildiğini de görüyoruz” dedi. ÜNÜVAR: “DEVLETİN İMKANLARIYLA MİLLETİN İHTİYAÇLARI BULUŞMALI” Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Engelsiz Yaşam Merkezi'ne daha önce gerçekleştirdiği ziyarette sunulan hizmetlerden etkilendiğini belirterek, kamu kurumlarının vatandaşların ihtiyaçlarına çözüm üretmesinin önemine vurgu yaptı. Ünüvar, “Siyaset, bürokrasi ya da hizmet etmenin hangi noktası olursa olsun en temel görevimiz devletin imkanlarıyla milletin ihtiyaçları buluşmalı. Emek veren herkese çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. ŞAHLI: “BÖYLE BİR MERKEZİN OLMASI ÇOK BÜYÜK BİR KAZANÇ” Ankara Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Şahlı, az görme rehabilitasyonunun özellikle çocukların gelişimi ve fırsat eşitliği açısından taşıdığı önemi anlattı. Görme kaybı yaşayan bireylerin önemli bir bölümünde rehabilitasyonla değerlendirilebilecek görme kapasitesi bulunduğunu belirten Şahlı, “Görme engellilerinin aslında 5'te 4'ü az gören. Yani aslında görmelerini değiştirebileceğimiz bir görmeleri var. Ancak 5'te 1'lik bir grup yasal olarak kör sınıfına giriyor. Tabi ki öyle yapacağımız şeyler var. Ama az gören rehabilitasyon çok daha fazla. Özellikle çocuklarımızı fırsat eşitliğe sağlamak. Böyle bir merkezin olması çok büyük bir kazanç” diye konuştu. ÇELEBİ: “BAŞKAN FATMA ŞAHİN TÜRKİYE’DEKİ ENGELLİ KARDEŞLERİN AKIL REHBERİ VE ABLASI OLDU” Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Engelli, Yaşlı ve Sağlık Hizmetleri Dairesi Başkanı Yusuf Çelebi, Engelsiz Yaşam Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi vererek, engelli bireylere yönelik hizmetlere verdiği destek dolayısıyla Başkan Fatma Şahin'e teşekkür etti. Çelebi, “Fatma Şahin böyle düşünüyor. Böyle gördü, böyle sahiplendi, böyle bir yer kurdu, bu şekliyle de Türkiye’deki engelli kardeşlerin akıl rehberi ve ablası oldu” dedi. SALİHU: “ENGELLİ BİREYLERİN TOPLUMA DAHİL EDİLMESİ AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ” Prof. Dr. Naser Salihu, merkezin engelli bireylerin toplumsal yaşama katılımına sağlayacağı katkıya dikkati çekerek, kurumlar arasındaki dayanışma ve iş birliğinin önemini vurguladı. Salihu, “Bu noktada göstermiş olduğumuz, bizim de onlarla beraber bir kardeşlik, bir dayanışma çok önemli arz etmektedir. Bugün burada olmaktan dolayı yine arkadaşlarımızın ve ortaklıklarımızın daha ileri etkinlikler için, projeler için sürdürülmesini umut ediyorum. Ve daha belirli iş birlikleri ortaya çıkacağından şüphem yok” ifadelerini kullandı. GÜNGÖR: “TÜM GÜCÜMÜZLE KATKILARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ” Merkezin hayata geçirilmesinde görev alan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, az gören bireylerin yaşam deneyimlerine ve karşılaştıkları güçlüklere değinerek, rehabilitasyon hizmetlerinin geliştirilmesi için çalışmaya devam edeceklerini söyledi. Başkan Fatma Şahin ve projeye katkı sunanlara teşekkür eden Güngör, “Bundan sonra biz de tüm gücümüzle bu verilen emeklerin devamına katkılarımızı sürdüreceğiz. Cennetin anahtarlarını ellerine alan bu insanlar gibi biz de cennete aday olmaya çalışacağız” dedi. Prof. Dr. Fatih Mehmet Mutlu da merkezin kurulmasında emeği geçenleri tebrik ederek, projeye öncülük eden Başkan Fatma Şahin'e teşekkür etti. BİR ANNENİN UMUDU, DİĞER ÇOCUKLAR İÇİN DE IŞIK OLMAYA DEVAM EDER Merkezde rehabilitasyon hizmeti alan 6 yaşındaki Taymin Erdoğan'ın annesi Nida Erdoğan, çocuğunun önceki tedavi sürecinde yaşadıkları zorlukları anlattı. Merkezin aileler için taşıdığı öneme değinen Erdoğan, “Atlas Az Görme Rehabilitasyon Merkezi inşallah diğer çocuklar içinde ışık olmaya devam eder. Emek veren herkese çok teşekkür ediyorum” sözleriyle duygularını dile getirdi. AZ GÖREN BİREYLERE BAĞIMSIZ YAŞAM DESTEĞİ Atlas Az Görme Rehabilitasyon Merkezi, medikal ve cerrahi müdahalelere rağmen görme fonksiyonlarında azalma yaşayan bireylerin mevcut görme kapasitelerini daha etkin kullanmalarına yönelik hizmet sunacak. Merkezde, yakın görmede güçlük, ışığa karşı hassasiyet, kontrast algısında azalma ve renk görme sorunları yaşayan bireylerin ihtiyaçlarına uygun rehabilitasyon uygulamaları gerçekleştirilecek. Özellikle çocukların erken yaşta desteklenmesine önem verilen merkezde, bireylerin günlük yaşam aktivitelerine daha bağımsız katılmaları, eğitim ve sosyal hayatlarında karşılaştıkları güçlüklerin azaltılması ve yaşam kalitelerinin yükseltilmesi hedefleniyor. İnsan hakları ve fırsat eşitliği ilkeleri doğrultusunda faaliyet gösterecek merkez, görme kaybı yaşayan bireylerin sosyal ve ekonomik yaşamda daha aktif rol almalarına da katkı sunacak. Açılış programı, protokol üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen kurdele kesimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği ve Boehringer Ingelheim Türkiye, İnmede Erken Müdahalenin Önemine Dikkat Çekiyor Haber

Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği ve Boehringer Ingelheim Türkiye, İnmede Erken Müdahalenin Önemine Dikkat Çekiyor

Dünya genelinde ölüm ve kalıcı engellilik nedenleri arasında ilk sıralarda yer alan inme, erken müdahalenin hayati önem taşıdığı ciddi bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Dünya İnme Örgütü verilerine göre, 25 yaş üzerindeki her dört kişiden biri yaşamı boyunca inme geçirme riskiyle karşı karşıya kalırken, dünyada her yıl yaklaşık 12 milyon yeni inme vakası meydana geliyor.[1] Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği, “İnmede Çare Erken Müdahale” mesajıyla, 29 Ekim Dünya İnme Günü’nde inme belirtilerinin zamanında fark edilmesi ve hızlı müdahalenin önemi konusunda toplumsal bilinci artırmayı amaçlıyor. İnmede Her Dakika Hayati Önem Taşıyor Halk arasında beyin felci olarak da bilinen inme, beyne giden kan akışının bir damar tıkanıklığı veya kanama nedeniyle bozulması sonucu meydana geliyor. Beynin yeterli oksijen ve besine ulaşamaması, kısa sürede beyin dokusunda hasara yol açabiliyor. Yüzde ani kayma, kol veya bacakta güçsüzlük, konuşmada bozulma, ani görme kaybı ve denge sorunları inmenin başlıca belirtileri arasında yer alıyor. Bu belirtilerin aniden ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması, hastanın doğru tedaviye zamanında ulaşabilmesi açısından kritik önem taşıyor. İnme belirtilerini bilmenin yanı sıra bu belirtiler karşısında hızlı hareket etmenin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Semih Giray, “İnme söz konusu olduğunda zaman, tedavinin başarısını belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Beyne giden kan akışının bozulduğu her dakika, beyin dokusunda geri dönüşü olmayan hasarlar meydana gelebilir. Ancak uygun hastalarda zamanında gerçekleştirilen tıbbi müdahaleler sayesinde kalıcı hasar riskini azaltmak mümkün olabiliyor. Bu nedenle toplumda yalnızca inme belirtilerinin bilinmesini değil, bu belirtiler karşısında nasıl hareket edilmesi gerektiğinin de öğrenilmesini önemsiyoruz. Yüzde kayma, kol veya bacakta güç kaybı ya da konuşmada ani bozulma gibi belirtiler fark edildiğinde geçmesini beklemeden 112 aranmalı. Çünkü inmede kaybedilen zaman, sağlıklı bir geleceği de etkileyebilir” dedi. İnme Her Yaşta Görülebiliyor Toplumda sıklıkla ileri yaşlarla ilişkilendirilen inme, genç ve orta yaş grubundaki bireyleri de etkileyebiliyor. Dünya İnme Örgütü verilerine göre, her yıl meydana gelen inmelerin yaklaşık %63’ü 70 yaşın altındaki kişilerde görülüyor.[2] Türkiye'de yapılan epidemiyolojik çalışmalar da inmenin yalnızca ileri yaş gruplarıyla sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. 2019 yılı verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 125 bin yeni inme vakası meydana gelirken, inme geçiren kişilerin %17,4’ünü 50 yaşın altındaki bireyler oluşturuyor.[3] Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, kalp ritim bozuklukları, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme ve fiziksel hareketsizlik, inme riskini artıran başlıca faktörler arasında bulunuyor. Düzenli sağlık kontrolleri, mevcut hastalıkların kontrol altında tutulması, dengeli beslenme ve fiziksel aktivite gibi sağlıklı yaşam alışkanlıkları ise inme riskinin azaltılmasında önemli rol oynuyor. İnme riskinin azaltılmasında sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Semih Giray, “İnme riskini artıran faktörlerin önemli bir bölümü, yaşam tarzında yapılacak değişiklikler ve düzenli sağlık kontrolleriyle kontrol altına alınabilir. Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve kalp ritim bozuklukları inme riskini artıran başlıca sağlık sorunları arasında yer alırken; sigara kullanımı, sağlıksız beslenme ve fiziksel hareketsizlik de bu riski artırabiliyor. Bu nedenle dengeli beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, sigaradan uzak durmak ve mevcut hastalıkları hekim kontrolünde takip etmek büyük önem taşıyor. İnme konusunda farkındalığın yalnızca belirtileri tanımakla sınırlı kalmaması, hastalık ortaya çıkmadan önce alınabilecek önlemleri de kapsaması gerektiğine inanıyoruz. Unutmamalıyız ki inme riskini azaltmak için bugün atacağımız adımlar, gelecekte sağlığımızı korumamızda önemli bir fark yaratabilir” dedi. İnme Farkındalığını Güçlendirmek İçin Anlamlı İş Birliği İnmenin yalnızca bireylerin sağlığını değil, ailelerini ve sosyal yaşamlarını da derinden etkileyebilen bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği ve Boehringer Ingelheim Türkiye, “İnmede Çare Erken Müdahale” kampanyasıyla erken müdahale bilincinin toplumun her kesimine yayılmasını hedefliyor. Boehringer Ingelheim Türkiye Genel Müdürü & İnsan Sağlığı Direktörü Okan Güner, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Boehringer Ingelheim Türkiye olarak, insanların yaşamlarını olumlu yönde değiştirme hedefimiz doğrultusunda, yenilikçi tedavilerin geliştirilmesine katkı sunmanın yanı sıra toplumsal sağlık bilincinin güçlendirilmesini de önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. İnme gibi erken müdahalenin hayati önem taşıdığı sağlık sorunlarında, doğru bilginin insanlara ulaşmasının büyük bir fark yaratabileceğine inanıyoruz. Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği ile yürüttüğümüz bu değerli iş birliği kapsamında, inme belirtilerine yönelik farkındalığı artırmayı ve toplumda hızlı müdahale bilincini güçlendirmeyi amaçlıyoruz. ‘İnmede Çare Erken Müdahale’ mesajımızla, herkesin hem kendisi hem de sevdikleri için belirtileri tanımasının ve doğru zamanda harekete geçmesinin önemini vurguluyoruz. Toplum sağlığına katkı sunan farkındalık çalışmalarını desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. İnmede Çare Erken Müdahale İnme konusunda doğru bilginin yaygınlaştırılması ve erken müdahale bilincinin güçlendirilmesi amacıyla sürdürülen “İnmede Çare Erken Müdahale” kampanyası, Dünya İnme Günü kapsamında farkındalık mesajlarını daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyor. Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği, Boehringer Ingelheim Türkiye’nin koşulsuz desteğiyle inme belirtilerinin tanınması, risk faktörlerine yönelik bilinç oluşturulması ve erken müdahalenin öneminin anlatılması için çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Göz Muayenesi İhmal Edilmemeli Haber

Göz Muayenesi İhmal Edilmemeli

Prof. Dr. Şener, “Göz hastalıklarında erken tanı, görmeyi korumanın en önemli adımlarından biridir. Glokom, sarı nokta hastalığı, diyabete bağlı retina hasarı ve katarakt gibi birçok hastalık, erken dönemde fark edildiğinde tedavi süreci daha etkili yönetilebilir. Bu nedenle göz muayenesi yalnızca görme bulanıklığı başladığında değil, düzenli aralıklarla yapılmalıdır” dedi. Göz hastalıkları sinsi ilerleyebilir Görme sağlığı, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkileyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Ancak birçok kişi göz muayenesini yalnızca gözlük ihtiyacı ya da belirgin görme kaybı ortaya çıktığında gündemine alıyor. Oysa bazı göz hastalıkları uzun süre belirti vermeden ilerleyebiliyor ve fark edildiğinde kalıcı hasara yol açabiliyor. Özellikle glokom, diyabete bağlı retina hastalıkları ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi rahatsızlıklar erken dönemde sessiz seyredebiliyor. Ani görme azalması, bulanık görme, ışık çakmaları, göz önünde uçuşmalar, gece görüşünde bozulma, gözde ağrı, kızarıklık veya ışık hassasiyeti gibi belirtiler ise ihmal edilmemesi gereken uyarılar arasında yer alıyor. Prof. Dr. Şener, “Göz hastalıklarının bir kısmı hastanın günlük yaşamında belirgin bir şikâyet oluşturmadan ilerleyebilir. Bu nedenle düzenli muayene, hastalığı henüz tehlikeli evreye gelmeden yakalamak açısından kritik önem taşır. Görme kaybı geliştikten sonra değil, görmeyi koruyacak aşamada harekete geçmek gerekir” diye konuştu. Yapay zekâ destekli muayene erken tanıyı güçlendiriyor Göz sağlığında teknolojik gelişmeler, tanı ve tedavi süreçlerinde önemli bir dönüşüm yaratıyor. Yapay zekâ destekli görüntüleme ve analiz sistemleri; hastanın göz yapısını, retina ve sarı nokta durumunu, kornea özelliklerini ve biyometrik parametrelerini kısa sürede değerlendirerek hekimlere tanı sürecinde önemli veriler sunabiliyor. Prof. Dr. Şener, yapay zekâ destekli teknolojilerin özellikle erken teşhis açısından önemli bir yardımcı rol üstlendiğini belirterek, “Geleneksel muayene yöntemlerinin ötesine geçen yeni nesil teknolojiler, hastanın göz yapısını çok sayıda parametre üzerinden analiz edebiliyor. Retina, sarı nokta, kornea ve glokom açısından risk oluşturan bulgular, ileri evreye gelmeden değerlendirilebiliyor. Tıbbın geleceği veriye dayalı öngörü; ancak bu verilerin doğru yorumlanması hekim tecrübesiyle mümkündür” dedi. Yapay zekâ destekli analizlerin, yalnızca hastalıkların tespitinde değil, aynı zamanda lazer ve premium lens gibi cerrahi uygulamalara uygunluğun değerlendirilmesinde de yol gösterici olabildiğini belirten Prof. Dr. Şener, hastaya en uygun tedavi planının belirlenmesinde teknolojik veriler ile hekim deneyiminin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Düzenli muayene, görme kaybına karşı en güçlü adım Dünya Görme Günü kapsamında toplumun göz sağlığı konusunda daha bilinçli hareket etmesi gerektiğini belirten uzmanlar, çocuklardan yetişkinlere kadar her yaş grubunda düzenli göz muayenesinin önemine dikkat çekiyor. Gerekli durumlarda ileri görüntüleme yöntemleri ve yapay zekâ destekli analizlerden de yararlanılarak hastalıklara erken dönemde müdahale edilebiliyor. Prof. Dr. Şener, Dünya Görme Günü vesilesiyle yaptığı çağrıda, “Göz sağlığı ertelendiğinde sonuçları yaşam kalitesini doğrudan etkileyebilir. Bugün, düzenli göz muayenesini hatırlamak ve görme sağlığını korumak için önemli bir fırsat. Görmeyi korumanın yolu, şikâyet beklemeden muayene olmak ve erken tanının gücünden yararlanmaktır” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanat Eserleri TEGV Çocukları İçin Umuda Dönüşüyor Haber

Sanat Eserleri TEGV Çocukları İçin Umuda Dönüşüyor

2019 yılında hayata veda eden ressam, şair ve çevirmen Nurseren Bedirgil Yurtman’ın eserlerinden oluşan özel sergi sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçının hayattayken dile getirdiği “Resimlerimle öğrencilerin eğitimine katkı sağlayalım” arzusu doğrultusunda hayata geçirilen sergiden elde edilecek tüm gelir Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) çocukları için nitelikli eğitim desteğine dönüşecek. Farklı tekniklerle üretilmiş ve yaşamın izlerini taşıyan eserler, 10–13 Haziran tarihleri arasında Kalamış 39 Marin’de ziyaret edilebilecek. 10 Haziran Çarşamba günü saat 17.30’da açılışı gerçekleştirilecek sergide ziyaretçiler, sanatçının yaşamı, üretim tutkusu ve eğitim odaklı vasiyetine yakından tanıklık etme imkânı bulacak. Karşılaştığı tüm zorlukları yaratıcı üretime dönüştürmeyi başardı Hayatı boyunca sanat, edebiyat ve öğrenme tutkusunu üretimlerinin merkezinde tutan Nurseren Bedirgil Yurtman, gözlerinde ortaya çıkan ve ilerleyici görme kaybına neden olan makula dejenerasyonu hastalığına rağmen resim yapmayı bırakmadı. Bu dönemde eserlerini zaman zaman “Makulaya Karşı Nur” imzasıyla üreten sanatçı, karşılaştığı tüm zorluklara rağmen üretmekten vazgeçmedi. Yurtman’ın yüzlerce eserden oluşan üretim serüveni; resim, kolaj ve farklı tekniklerdeki çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Paris’te kişisel sergi açan sanatçı; Ankara, İstanbul, Bodrum, Adana ve Çanakkale’de çok sayıda sergi ve karma etkinlikte yer aldı. Eserlerinde yaşamın izlerini, doğayı, insanı ve umudu özgün bir anlatımla yansıttı. Sanatçının kızı Deniz Meriç Yurtman duygu ve düşüncelerini şöyle dile getirdi: “Annem çevresini iyi algılayan ve ifade edebilen bir insandı. Muzip ve oyuncuydu; bu özelliği resimlerinin bir kısmına da yansımıştır. Son derecede olumlu ve yapıcı bir yaklaşımı vardı; bu nedenle görme kaybı dahi onu engelleyemedi. Kendisi hayatı boyunca eğitime önem verdi. Köylere kitap ve kütüphane desteği verirdi. Vefatından kısa süre önce "resimlerimi satıp öğrencilere eğitim desteği vermek istiyorum" deyince bu yola çıktım. Bütün Çocuklar Bizim Derneği (BÇBD) ile üniversite öğrencilerine burs oluştu. Şimdi de annemizin üretme ve paylaşma tutkusunun TEGV ile çocukların eğitimine katkıda bulunarak yeni kuşaklara ulaşacak olmasından gurur duyuyoruz.” Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Genel Müdürü Sait Tosyalı sergi ile ilgili olarak “Değerli sanatçı Nurseren Bedirgil Yurtman’ın sanatının çocukların eğitim yolculuğuna katkı sunacak olmasını son derece değerli görüyor, ailesine bu değerli bağışları için teşekkür ediyoruz.” dedi. TEGV için gerçekleştirilecek sergide eser satışıyla elde edilecek gelir, TEGV çocuklarının nitelikli eğitimle buluşmasına katkı sağlayarak hayallerine erişmelerine destek olacak. Nurseren Bedirgil Yurtman’ın sanat mirasını gelecek kuşaklarla buluşturan bu anlamlı sergi, sanatın yalnızca estetik bir ifade alanı değil, aynı zamanda toplumsal fayda yaratmanın güçlü bir yolu olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Sergide sanatçının yağlıboya, sulu boya, pastel boya ve kolaj gibi farklı tekniklerle üretilmiş eserler satışa sunulacak. Kalamış Marin 39’da 10 Haziran Çarşamba saat 17.30’da açılışı yapılacak sergi 10-13 Haziran tarihlerinde 11.00-17.00 saatleri arasında gezilebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de 500 Binden Fazla Glokom Hastası Tehlikede Haber

Türkiye’de 500 Binden Fazla Glokom Hastası Tehlikede

Dünyagöz Hastaneler Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ümit Aykan ile bir araya gelerek glokom hastalığının tehlikesini ve modern tedavi yöntemlerini konuştuk. Prof. Dr. Aykan glokom tedavisi için Türkiye’de yakında uygulanmaya başlanacak olan FLIGHT teknolojisinin müjdesini verdi. Çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ve halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokomla ilgili araştırmalara göre dünya genelinde 80 milyonun üzerinde insan bu hastalıktan muzdarip. Türkiye’de ise yaklaşık 500 bin kişi glokomlu hasta var ancak belirti vermemesinden kaynaklı bu sayının yaklaşık 4 katı hasta olduğu tahmin ediliyor. Dünya genelinde kalıcı görme kaybı nedenleri arasında ikinci sırada yer alan glokom hastalığı hakkında, geç tanı konulduğunda geri dönüşün olamayacağını belirten Prof. Dr. Aykan, hastalığın belirtileri konusunda toplumun dikkat etmesi gerekenleri şu şekilde sıralıyor: “Sabahları belirginleşen baş ağrıları, ışıkların etrafında halkalar görme ve ani bulanık görme gibi belirtiler yaşanabilir. 40 yaş üstü bireyler, ailesinde glokom öyküsü olanlar ve diyabet hastaları glokom açısından riskli gruptadır. Bu gruptakilerin çok daha dikkatli olması, rutin muayeneleri ihmal etmemesi gerekiyor.” FLIGHT Teknolojisi Yakında Türkiye’de Mevcut tedavilerde kullanılan damlaların uyum sorunları ve geleneksel cerrahilerin taşıdığı riskler, bilim dünyasını daha az invaziv (minimal müdahaleli) yöntemlere yöneltti. 2025 yılında Avrupa Katarakt ve Refraktif Cerrahi Derneği’nin düzenlediği kongrede ilk kez dünyaya tanıtılan ve büyük heyecan uyandıran FLIGHT (Görüntü Kılavuzlu Trabekülotomi Tekniği) tekniği, bu arayışın en gelişmiş sonucu olarak kabul ediliyor. Prof. Dr. Aykan, bu yeni teknolojinin dünya ile eş zamanlı olarak yakın bir tarihte ülkemizde de uygulanacağının müjdesini vererek, Türkiye’nin oftalmoloji alanındaki gelişmiş rolüne vurgu yaptı. Yüksek hasta konforu “FLIGHT yönteminin klinik sonuçları son derece umut vericidir. Geleneksel yöntemlere göre en büyük farkı herhangi bir implant kullanmadan göz içi basıncını düşürebilmemizdir. Aynı şekilde kesi gerektirmemesi ve cerrahi travmanın minimumda tutulması, komplikasyon risklerini ciddi oranda düşürmektedir. Tedavinin, diğer bir avantajı ise sunduğu yüksek hasta konforudur. İşlem sonrası hastalar, günlük aktivitelerine hızla dönebilmektedir. Bu teknolojiyle glokom tedavisinde kesisiz, ağrısız ve yüksek hassasiyetli yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz." 10 Saniyede Hızlı ve Güvenli İşlem FLIGHT teknolojisinin oldukça hızlı ve güvenli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aykan, “Damla anestezi altında yapılan işlem süresi sadece 10-15 saniye sürmektedir. Görüntüleme sisteminin yüksek çözünürlüğü sayesinde tedavi edilecek alan mikron düzeyde hassasiyet ile belirlenebiliyor. Bu ileri teknolojik altyapı, müdahalenin hem güvenliğini hem de başarısını en üst seviyeye taşıyor” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir Haber

Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir

Çocuklarda hastalığın çoğu zaman fark edilmeden ilerleyebildiğini belirten Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Sık gözlük numarası değişimi, tek gözde daha belirgin görme azalması, ışıkların dağınık görülmesi ve gözleri sürekli ovalama alışkanlığı, çocuklarda keratokonusun erken belirtileri arasında yer alır” diyerek ebeveynleri uyardı. Çocuklarda 7 yaşından itibaren başlayabilmesine rağmen çoğu zaman 20’li yaşlara kadar fark edilmeyen ve 40’lı yaşlara kadar ilerlemeye devam edebilen keratokonusun belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, şunları söyledi: “Gözlerde sürekli alerji ya da kaşıntı olması, ilerleyici miyopi veya astigmatizma, gözlüğe rağmen net görememe, ışığa hassasiyet ve göz kamaşmaları keratokonusun en belirgin belirtileridir. Bu şikâyetlerin görülmesi hâlinde vakit kaybetmeden uzman bir göz hekimine başvurulmalıdır. Çünkü keratokonus, erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde ilerleyen dönemlerde ciddi görme sorunlarına yol açabilir.” Ebeveynlerde Varsa Çocukta da Risk Artıyor Keratokonusun, gözün saydam tabakası olan korneanın incelmesi ve sivrileşmesi sonucu görme kaybı ile karakterize bir hastalık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Genetik yatkınlık hastalığın gelişiminde önemli rol oynar. Ebeveynlerinde keratokonus bulunan çocuklarda, yaklaşık %7 oranında aynı hastalığa yakalanma riski vardır. Keratokonusta kornea yapısı bozulup düzensiz bir yüzey hâline geldiği için çocuklar çoğu zaman gözlükle dahi net göremediklerinden şikâyet ederler. Tanıda keratometrik ölçümlerde artış, kornea kalınlığında azalma ve düzensiz astigmatizma gibi bulgular saptanır. Kesin tanı ise kornea topografisi ile konur. Topografi sayesinde hastalığın evresi belirlenir ve buna uygun tedavi planı oluşturulur” dedi. Akademik Başarının Anahtarı: Sağlıklı Gözler Eğitim hayatında ilerledikçe kitaplarda yazıların küçülmesi ve okuma yoğunluğunun artmasının gözler üzerindeki yükü her geçen yıl artırdığını belirten Doç. Dr. Ocak, “Öğrenmenin yaklaşık %80’i görsel yollarla gerçekleşir. Bu nedenle özellikle gözlük kullanan çocuklarda numara değişimlerinin düzenli olarak takip edilmesi son derece önemlidir. Yanlış ya da yetersiz gözlük numarası, göz yorgunluğunu artırarak dikkat dağınıklığına yol açabilir” dedi. Okul çağında en sık karşılaşılan görme problemlerini ise şöyle sıraladı: Keratokonus: Çocukluk çağında erişkinlere kıyasla daha hızlı ilerleyebilir. Erken teşhis edilmezse ciddi görme kaybına neden olabilir.Göz Tembelliği (Ambliyopi): Erken yaşta tespit edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilir.Kırma Kusurları: Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma akademik başarıyı olumsuz etkileyebilir.Gizli Şaşılık: Odaklanma güçlüğü ve baş ağrısına neden olarak çocuğun okuma isteğini azaltabilir. Ebeveynler Bu Belirtilere Dikkat! Çocukların hal ve hareketlerini izleyerek gözünde bir sorun olup olmadığının anlaşılabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Ocak’a göre aşağıdaki belirtiler görüldüğünde uzman doktora başvurması gerekiyor; Televizyonu yakından izlemek veya kitap okurken çok yaklaştırmakTahtadaki yazıları görebilmek için gözlerini kısmakOkuma yaparken satır atlamak veya okuduğunu anlamada güçlük çekmek Sık sık gözlerini ovuşturmak, alerji, kaşıntı, sulanma veya kızarıklıkIşığa karşı aşırı hassasiyet ve odaklanma anında baş ağrısı şikayetiDevamlı ilerleyen miyopi ve astigmatGözlüklerinizden bir türlü memnun olamamaGözlüğe rağmen net görüş elde edememe CCL Tedavisi ile Keratokonusu Durdurmak Mümkün Keratokonus tedavisinde çapraz bağlantı yöntemi olan CCL (Corneal Cross Linking) tedavisinin kullanıldığını belirten Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Hastalara CCL uygulanabilmesi için, kornea kalınlığının en az 400 mikron olması gerekli. Hastanın tedaviye uygunluğunu, tedavi öncesinde yapılan kornea kalınlığı ve topografi ölçümleri sayesinde belirleyebiliyoruz. Tedavinin başarısında kritik nokta, hastalığın erken teşhis edilerek hastanın hızlıca tedaviye yönlendirilmesidir. Kornea nakline kadar varacak ciddi sonuçlar doğurabilen bu rahatsızlığın erken teşhisi, hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından büyük önem taşıyor” diyor.

Göz Sağlığında Salgın: Diyabet Haber

Göz Sağlığında Salgın: Diyabet

Dünya genelinde diyabetli bireylerin sayısı hızla artarken, bu hastalığın göz sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri de giderek büyüyor. Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Fevzi Akkan, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında yaptığı açıklamada, diyabetin gözde oluşturduğu kalıcı hasarlara karşı erken tanı ve düzenli göz muayenelerinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre, dünya genelinde 2025 itibarıyla 828 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Bu rakamın 2050 yılına kadar 1,3 milyara ulaşması bekleniyor. Her 10 yetişkinden biri diyabetli olmasına rağmen, bu kişilerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil veya yeterli tedavi alamıyor. Diyabetin, kanda glikoz oranının yükselmesiyle ortaya çıkan ciddi bir metabolik hastalık olduğunu vurgulayan Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Fevzi Akkan, “Yüksek şeker düzeyi retina damarlarında bozulmaya yol açarak görme kaybına neden olur. Bu nedenle diyabet hastalarının göz muayenelerini düzenli aralıklarla yaptırmaları büyük önem taşır,” dedi. Erken Tanı Görmeyi Kurtarabilir Diyabetin, gözün ağ tabakasında kanamalara ve sarı noktada ödem oluşumuna yol açabileceğini belirten Op. Dr. Fevzi Akkan, bu durumların zamanında fark edilmemesi halinde kalıcı görme kaybı yaşanabileceğini söyledi. “Erken teşhis edilen vakalarda görme kaybını önlemek mümkündür. Ancak birçok hasta, gözde ciddi hasar oluşana kadar muayeneye gitmiyor. Bu da geri dönüşü olmayan sonuçlara neden oluyor,” diye konuştu. Hastalığın Hızını Yavaşlatmak Mümkün Araştırmalara göre Türkiye’de diyabet hastalarının yüzde 82’si bu hastalık nedeniyle günlük yaşamında zorlanıyor, tamamı ise hastalığın ruhsal durumlarını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Op. Dr. Fevzi Akkan, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için alınabilecek önlemleri şu şekilde sıraladı: Hareketli bir yaşam tarzı benimseyin.Kan şekeri dengesini koruyun, açlık-tokluk farklarını azaltın.İşlenmiş gıdalardan uzak durun.Erken evrede teşhis edilen hastalarda, sarı nokta ödemine yönelik göz içi ilaç enjeksiyonları ve kanamalı damarlarda lazer tedavisi ile görme uzun süre korunabilir. Düzenli Kontroller Hayati Önem Taşıyor Diyabetik retinopatinin, 50 yaş altındaki bireylerde körlüğe yol açan en yaygın neden olduğunu hatırlatan Op. Dr. Fevzi Akkan, hastaların özellikle diyabetin 5’inci yılından itibaren yılda en az bir kez göz muayenesi yaptırmaları gerektiğini söyledi. Hastalığı teşhis edilen bireylerde ise 3 ila 4 ayda bir düzenli muayenenin şart olduğunu vurguladı. Göz Sağlığını Korumak Elinizde Diyabetin gözde en sık neden olduğu hastalık olan diyabetik retinopatinin, görme oranında yüzde 90’a varan kayıplara yol açabileceğini belirten Op. Dr. Fevzi Akkan, şu uyarılarda bulundu: “Diyabet, retinadaki kılcal damarların yapısını bozarak hücre kaybına, damar geçirgenliğinin artmasına ve sarı noktada sıvı birikimine neden olur. Zamanla retinada yeni damarlar oluşur, bu damarlar kanayabilir ve göz içinde zar oluşumuna yol açabilir. Sonuç olarak ciddi görme kayıpları ve ağrılı göz tansiyonu artışları meydana gelir.” Göz Muayenesini İhmal Etmeyin Op. Dr. Fevzi Akkan, diyabetin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını, ancak düzenli takip ve uygun tedaviyle gözdeki olumsuz etkilerin yavaşlatılabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Diyabet hastaları, görme yetilerini korumak istiyorlarsa yılda en az bir kez göz muayenesi olmalı. Unutmayın, erken tanı hayat kurtarır, göz sağlığınızı korur.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.