Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Göz Hastalıkları

Kapsül Haber Ajansı - Göz Hastalıkları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Göz Hastalıkları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Göz Muayenesi İhmal Edilmemeli Haber

Göz Muayenesi İhmal Edilmemeli

Prof. Dr. Şener, “Göz hastalıklarında erken tanı, görmeyi korumanın en önemli adımlarından biridir. Glokom, sarı nokta hastalığı, diyabete bağlı retina hasarı ve katarakt gibi birçok hastalık, erken dönemde fark edildiğinde tedavi süreci daha etkili yönetilebilir. Bu nedenle göz muayenesi yalnızca görme bulanıklığı başladığında değil, düzenli aralıklarla yapılmalıdır” dedi. Göz hastalıkları sinsi ilerleyebilir Görme sağlığı, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkileyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Ancak birçok kişi göz muayenesini yalnızca gözlük ihtiyacı ya da belirgin görme kaybı ortaya çıktığında gündemine alıyor. Oysa bazı göz hastalıkları uzun süre belirti vermeden ilerleyebiliyor ve fark edildiğinde kalıcı hasara yol açabiliyor. Özellikle glokom, diyabete bağlı retina hastalıkları ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi rahatsızlıklar erken dönemde sessiz seyredebiliyor. Ani görme azalması, bulanık görme, ışık çakmaları, göz önünde uçuşmalar, gece görüşünde bozulma, gözde ağrı, kızarıklık veya ışık hassasiyeti gibi belirtiler ise ihmal edilmemesi gereken uyarılar arasında yer alıyor. Prof. Dr. Şener, “Göz hastalıklarının bir kısmı hastanın günlük yaşamında belirgin bir şikâyet oluşturmadan ilerleyebilir. Bu nedenle düzenli muayene, hastalığı henüz tehlikeli evreye gelmeden yakalamak açısından kritik önem taşır. Görme kaybı geliştikten sonra değil, görmeyi koruyacak aşamada harekete geçmek gerekir” diye konuştu. Yapay zekâ destekli muayene erken tanıyı güçlendiriyor Göz sağlığında teknolojik gelişmeler, tanı ve tedavi süreçlerinde önemli bir dönüşüm yaratıyor. Yapay zekâ destekli görüntüleme ve analiz sistemleri; hastanın göz yapısını, retina ve sarı nokta durumunu, kornea özelliklerini ve biyometrik parametrelerini kısa sürede değerlendirerek hekimlere tanı sürecinde önemli veriler sunabiliyor. Prof. Dr. Şener, yapay zekâ destekli teknolojilerin özellikle erken teşhis açısından önemli bir yardımcı rol üstlendiğini belirterek, “Geleneksel muayene yöntemlerinin ötesine geçen yeni nesil teknolojiler, hastanın göz yapısını çok sayıda parametre üzerinden analiz edebiliyor. Retina, sarı nokta, kornea ve glokom açısından risk oluşturan bulgular, ileri evreye gelmeden değerlendirilebiliyor. Tıbbın geleceği veriye dayalı öngörü; ancak bu verilerin doğru yorumlanması hekim tecrübesiyle mümkündür” dedi. Yapay zekâ destekli analizlerin, yalnızca hastalıkların tespitinde değil, aynı zamanda lazer ve premium lens gibi cerrahi uygulamalara uygunluğun değerlendirilmesinde de yol gösterici olabildiğini belirten Prof. Dr. Şener, hastaya en uygun tedavi planının belirlenmesinde teknolojik veriler ile hekim deneyiminin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Düzenli muayene, görme kaybına karşı en güçlü adım Dünya Görme Günü kapsamında toplumun göz sağlığı konusunda daha bilinçli hareket etmesi gerektiğini belirten uzmanlar, çocuklardan yetişkinlere kadar her yaş grubunda düzenli göz muayenesinin önemine dikkat çekiyor. Gerekli durumlarda ileri görüntüleme yöntemleri ve yapay zekâ destekli analizlerden de yararlanılarak hastalıklara erken dönemde müdahale edilebiliyor. Prof. Dr. Şener, Dünya Görme Günü vesilesiyle yaptığı çağrıda, “Göz sağlığı ertelendiğinde sonuçları yaşam kalitesini doğrudan etkileyebilir. Bugün, düzenli göz muayenesini hatırlamak ve görme sağlığını korumak için önemli bir fırsat. Görmeyi korumanın yolu, şikâyet beklemeden muayene olmak ve erken tanının gücünden yararlanmaktır” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Göz Kaşımak Keratokonus Riskini Artırabilir Haber

Göz Kaşımak Keratokonus Riskini Artırabilir

Pek çok kişi bu şikayetleri hafifletmek için farkında olmadan gözlerini ovuşturmayı alışkanlık haline getiriyor. Ancak uzmanlar, uzun süre devam eden şiddetli göz kaşımanın kornea sağlığını olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor. Batıgöz Sağlık Grubu Çankaya Şubesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Emre Yılmaz, özellikle genç yaş grubunda sık görülen göz kaşıma alışkanlığının, genetik yatkınlığı bulunan bireylerde keratokonus gelişimini tetikleyebileceğini belirtiyor. Göz Kaşıma Kornea Yapısını Zamanla Zayıflatabilir Kornea, ışığın göze girişini sağlayan ve net görmede önemli rol oynayan saydam dokudur. Sağlıklı bir kornea düzgün ve kubbe şeklinde bir yapıya sahiptir. Ancak sürekli ve kuvvetli göz kaşıma hareketi, korneada mekanik strese neden olarak zaman içerisinde bu yapının incelmesine ve öne doğru sivrileşmesine yol açabilir. Keratokonus olarak adlandırılan bu hastalıkta kornea normal şeklini kaybetmeye başlar. Bunun sonucunda düzensiz astigmatizma gelişebilir ve görme kalitesinde belirgin azalma ortaya çıkabilir. Hastalık ilerledikçe gözlüklerle elde edilen görme düzeyi de yetersiz kalabilir. Op. Dr. Emre Yılmaz, "Her gözünü kaşıyan kişide keratokonus gelişeceği söylenemez. Ancak genetik yatkınlığı bulunan bireylerde sürekli göz ovuşturmak, hastalığın ortaya çıkmasını veya ilerlemesini kolaylaştırabilen önemli çevresel faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir." ifadelerini kullanıyor. En Sık Gençlerde Ortaya Çıkıyor Hastalığın özellikle 10 ile 30 yaş arasındaki gelişme çağındaki bireylerde çok daha hızlı ilerlediğini ve bir tehlike oluşturduğu vurgulanmaktadır. Gelişme çağında göz dokuları daha esnek olduğu için, mekanik bir baskı olan kaşıma ve ovalama eylemi korneanın yapısını çok daha kolay bozabiliyor. Sık numara değişikliği, gözlükle yeterli görme sağlanamaması veya düzensiz astigmatizma gibi bulgular, ayrıntılı göz muayenesini gerekli kılabilir. Hastalık erken dönemde belirti vermeyebildiği için yalnızca görme şikayetlerinin ortaya çıkmasını beklemek doğru bir yaklaşım olmayabilir. Alerjik Göz Hastalıkları Riski Artırabiliyor Bahar aylarında polenlerin artmasıyla birlikte gözlerde kaşıntı şikayetleri belirgin şekilde artabiliyor. Alerjik konjonktivit, atopik dermatit, saman nezlesi ve astım gibi alerjik hastalıkları bulunan kişilerde göz kaşıma davranışı daha sık görüldüğü için keratokonus açısından risk de artabiliyor. Çocukların ve gençlerin gözlerini sürekli kaşıması, aileler tarafından önemsenmesi gereken bir durumdur. Göz kaşıntısının nedeni araştırılmalı, yalnızca kaşıntıyı gidermeye yönelik değil, altta yatan alerjik süreç de uygun şekilde değerlendirilmelidir. Keratokonus Erken Dönemde Kornea Topografisi ile Değerlendirilebilir Keratokonusun erken evrelerinde standart göz muayenesi her zaman yeterli olmayabilir. Bu nedenle risk grubundaki bireylerde korneanın eğimini ve yapısını ayrıntılı olarak değerlendiren kornea tomografisi önemli bilgiler sağlayabilir. Ailesinde keratokonus öyküsü bulunan kişilerde, sık göz kaşıyan çocuk ve gençlerde veya numarası kısa sürede değişen bireylerde bu değerlendirmenin uygun görülmesi halinde erken tanıya katkı sağlayabileceği belirtiliyor. Erken dönemde tanı konulması, hastalığın ilerleme hızının takip edilmesini ve gerekli durumlarda uygun tedavi seçeneklerinin zamanında planlanmasını mümkün hale getirebilir. Her Görme Bozukluğu Gözlükle Düzelmeyebilir Keratokonus ilerledikçe korneadaki düzensiz şekil değişikliği nedeniyle görme kalitesi azalabilir. Bu durum yalnızca göz numarasının artmasına bağlı olmayabilir. Bazı hastalarda gözlük değişimine rağmen görme beklendiği kadar düzelmeyebilir. Bu nedenle özellikle sık numara değişikliği yaşayan veya gözlüklerinden yeterli verim alamayan kişilerin ayrıntılı göz değerlendirmesi yaptırmaları önem taşımaktadır. Op. Dr. Emre Yılmaz, "Göz kaşıntısı basit bir alışkanlık gibi görülmemelidir. Özellikle alerjik hastalığı bulunan çocuklarda ve gençlerde bu davranışın önlenmesi, düzenli göz kontrollerinin ihmal edilmemesi ve gerekli durumlarda kornea değerlendirmesinin yapılması, keratokonusun erken dönemde saptanabilmesi açısından önem taşımaktadır." diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Tatilinde Lens Kullananlar Dikkat! Haber

Yaz Tatilinde Lens Kullananlar Dikkat!

Uzmanlar; deniz, havuz ve hatta duş sırasında kontakt lens kullanımının göz enfeksiyonları açısından önemli riskler oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Taşar, özellikle yaz aylarında artan su teması nedeniyle kontakt lens kullanıcılarının daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Su ve Kontakt Lens Bir Araya Geldiğinde Risk Artabiliyor Kontakt lensler kornea yüzeyine doğrudan temas eden tıbbi ürünlerdir. Bu nedenle kullanım kurallarına uyulmaması durumunda enfeksiyon gelişme riski artabilmektedir. Deniz, havuz veya duş suyunda bulunabilen bazı mikroorganizmalar lens yüzeyine tutunarak göz dokusuna ulaşabilir. Op. Dr. Ahmet Taşar konu hakkında şu açıklamalarda bulunuyor: "Kontakt lensler mutlaka önerilen sürelerde kullanılmalı, gece uyumadan önce çıkarılmalı ve uygun solüsyonlarla saklanmalıdır. Lenslerle denize veya havuza girildiğinde su içerisindeki mikroorganizmalar lens ile kornea arasında kalabilir ve enfeksiyon gelişmesi için uygun bir ortam oluşabilir." Basit Bir Rahatsızlık Gibi Başlayıp Ciddi Sonuçlara Yol Açabilir Lens kullanımına bağlı gelişen enfeksiyonlar başlangıçta hafif belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak gerekli değerlendirme ve tedavi süreci geciktiğinde daha ciddi tablolar ortaya çıkabilmektedir. Gözde kızarıklık, batma, sulanma, bulanık görme ve ışığa karşı hassasiyet gibi şikâyetler enfeksiyonun ilk belirtileri arasında yer alabilir. İlerleyen süreçte kornea dokusunu etkileyen keratit gibi daha ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Bu nedenle özellikle deniz veya havuz sonrasında ortaya çıkan göz şikâyetlerinin ihmal edilmemesi önem taşımaktadır. Deniz ve Havuz Sonrasında Bu Belirtilere Dikkat Deniz veya havuz sonrasında; Gözde belirgin kızarıklık,Ağrı veya batma hissi,Bulanık görme,Yoğun sulanma,Işığa karşı hassasiyet, gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa göz hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi önerilmektedir. Yaz Aylarında Lens Kullanıcıları Nelere Dikkat Etmeli? Yaz döneminde kontakt lens kullanan bireylerin hijyen kurallarına daha fazla özen göstermesi gerekir. Enfeksiyon riskinin azaltılmasına yardımcı olabilecek bazı önlemler şunlardır: Lenslerin önerilen kullanım süresi aşılmamalıdır.Lensler düzenli olarak değiştirilmeli ve bakım ürünleri uygun şekilde kullanılmalıdır.Lenslerle duş alınmamalı, mümkünse yüzme sırasında lens kullanılmamalıdır.Gözlerde kuruluk hissi oluşması durumunda göz hekiminin önerdiği ürünler kullanılmalıdır.Lens kapları düzenli aralıklarla yenilenmelidir. Kontakt Lens Kullanımına Alternatif Seçenekler Değerlendirilebilir Kontakt lens kullanımı birçok kişi için güvenli ve etkili bir görme düzeltme yöntemi olsa da bazı bireyler gözlük veya lens kullanımına alternatif seçenekleri merak edebilmektedir. Günümüzde miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının düzeltilmesinde farklı refraktif cerrahi yöntemler kullanılabilmektedir. Yapılan detaylı göz muayenesi sonrasında uygun adaylarda Excimer Lazer veya ReLEx SMILE Pro gibi yöntemler hekim tarafından değerlendirilmektedir. Uygulanabilecek yöntemin belirlenmesinde kornea yapısı, göz numarası, göz sağlığı ve kişinin genel tıbbi durumu birlikte ele alınmalıdır. Op. Dr. Ahmet Taşar, konuyla ilgili şu bilgileri paylaşıyor: "Yaz aylarında göz sağlığını korumanın temel yolu, kontakt lenslerin doğru kullanımı ve hijyen kurallarına uyulmasıdır. Görme kusurlarının düzeltilmesine yönelik güncel teknolojiler farklı seçenekler sunabilse de her yöntem her birey için uygun olmayabilir. Bu nedenle göz sağlığıyla ilgili kararların ayrıntılı göz muayenesi ve tıbbi değerlendirme sonrasında verilmesi önemlidir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Göz Hekimleri Canlı Yayında  4 Günde 70 Ameliyat Yapacak Haber

Göz Hekimleri Canlı Yayında  4 Günde 70 Ameliyat Yapacak

Sempozyum kapsamında göz hekimlerinin T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde 4 gün boyunca yapacağı ameliyatlar canlı yayınla diğer göz doktorlarının bulunduğu konferans salonuna ve çevrimiçi olarak yurtdışından katılan hekimlere aktarılıyor. Türkiye’deki göz doktorlarını temsil eden tek dernek olan Türk Oftalmoloji Derneği, Türkiye’deki göz hekimlerinin mesleki gelişimlerini sağlamak amacıyla dünya standartları kalitesinde etkinlik ve eğitim organizasyonları düzenlemeyi sürdürüyor. Göz doktorlarının bilgi birikimi ve tecrübelerini paylaşmalarına imkan sağlayan sempozyum kapsamında 70 farklı göz ameliyatı yapılacak. Ameliyatlar yüksek çözünürlükte canlı yayınla konferans salonundaki dev ekrana yansıtılıyor ve salondaki hekimlerin izlemesi sağlanıyor. Türk Oftalmoloji Derneği’nden dünya çapında canlı cerrahi organizasyonu Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, “Bu yıl 10’uncusunu düzenlediğimiz ve taşıdığı özellikler nedeniyle dünya çapında tek olan TOD Canlı Cerrahi Sempozyumu 11-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleştiriyoruz. Farklı dallarda 4 gün süren bir Canlı Cerrahi Sempozyumu göz hastalıkları alanında başka bir ülkede yok. Glokom, Katarakt ve Refraksiyon, Kornea ve Oküler Yüzey, Okülofasiyal Plastik Cerrahi, Pediyatrik Oftalmoloji ve Şaşılık, Vitreoretinal cerrahi birimlerinin katkılarıyla T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ameliyathanelerinde gerçekleştirilen canlı cerrahi uygulamaları internet üzerinden JW Marriott Otel ve Kongre Merkezi toplantı salonuna aktarılıyor. Aynı zamanda çevrimiçi olarak yurtdışından katılan göz hekimleri tarafından izleniyor. Bu yıl canlı cerrahi sempozyumu kapsamında ilk kez uygulanacak olan programın 1. gününde, tek bir gün içerisinde üç ayrı birimin eş zamanlı olarak ameliyat gerçekleştireceği akışın katılımcılara farklı cerrahi yaklaşımları karşılaştırmalı olarak izleme ve değerlendirme fırsatı sunuyoruz” dedi. Sempozyumu dünyanın dört bir yanından göz hekimleri takip ediyor Prof. Dr. Kıvanç Güngör, sempozyuma 4 gün boyunca ülkemizden ve dünyanın dört bir yanından fiziksel ve çevrimiçi olarak 2000’den fazla göz hekiminin takip edeceğini belirterek şöyle devam etti. “Deneyimli ve alanında uzman cerrahlar tarafından gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları, katılımcılara farklı tekniklerin ve güncel yaklaşımların doğrudan izlenebileceği nitelikli bir eğitim ortamı sağlayacak. Bu süreçte eş zamanlı olarak oteldeki sempozyum salonunda düzenlenecek tartışma oturumlarında, deneyimli meslektaşlarımızın katkılarıyla olgular kapsamlı şekilde değerlendirilecek; katılımcılar da aktif katılım göstererek soru, yorum ve deneyimlerini paylaşma fırsatı elde edecekler. Bilimsel programın bir diğer önemli bileşeni olarak, endüstri destekli cerrahiler ve uydu sempozyumlarda güncel teknolojiler, yenilikçi uygulamalar ve klinik pratiğe yansıyan gelişmeler ele alınacak; böylece katılımcılara hem teorik hem de uygulamaya dönük bütüncül bir bakış açısı sunulacak. Geçtiğimiz yılda yine Ankara’da düzenlediğimiz sempozyum büyük ilgi gördü. Sempozyumda 4 gün boyunca 70 göz cerrahı canlı ameliyat gerçekleştirdi. Yurt içinden bin, yurtdışında 42 ülkeden binin üzerinde yabancı göz hekimi tarafından takip edilen ameliyatlarda 250 sağlık personeli görev aldı. Bu ameliyatların içinde oldukça zor ve nadir yapılan ameliyatlar vardı ve hastalarımız sağlıklarına kavuştular.” diye konuştu. Dünyaya örnek oluyoruz Prof. Dr. Kıvanç Güngör hem teknik özellikleri, hem canlı yayın kalitesi, hem de yapılan ameliyatların zorluk ve çeşitlilik derecesi gibi pek çok öne çıkan özellikleriyle dünya standartlarında bir Canlı Cerrahi Sempozyumu düzenlediklerini sözlerine ekleyerek şöyle konuştu: “TOD Canlı Cerrahi Sempozyumu yoğun emek harcayarak düzenlediğimiz bir etkinlik. Canlı cerrahi uygulamaları için hastanelerini tahsis eden başta T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof.Dr. Levent Öztürk olmak üzere Genel Hastane Başhekimi Doç. Dr. Osman İnan, Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Özlem Evren Kemer ve İdari Sorumlu Prof. Dr. Yasin Toklu’ya; yöneticilerimiz ve çalışanlarına, hemşire, teknisyen ve personeline, TOD birimleri aktif üyesi olarak cerrahi yapan ve katılan tüm göz hekimi meslektaşlarımın her birine teşekkür ediyorum. Baştan sona dünya standartlarında bir sempozyum olması için çalışıyoruz. Etkinliğimiz hem yurtiçinden hem de yurtdışından her yıl büyük ilgi görüyor. Her geçen yıl yurtdışı katılımı artıyor. ” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Göz Hekimleri Canlı Cerrahide Dünyaya Öncülük Ediyor Haber

Türk Göz Hekimleri Canlı Cerrahide Dünyaya Öncülük Ediyor

Türkiye’deki göz doktorlarını temsil eden tek dernek olan Türk Oftalmoloji Derneği, Türkiye’deki göz hekimlerinin mesleki gelişimlerini sağlamak amacıyla dünya standartları kalitesinde etkinlik ve eğitim organizasyonları düzenlemeyi sürdürüyor. Canlı Cerrahi Sempozyumu, Türk Oftalmoloji Derneği’nin her yıl düzenlediği Ulusal Kongre’den sonra en önemli ve en çok ilgi gören toplantısı haline geldi. Göz doktorlarının bilgi birikimi ve tecrübelerini paylaşmalarına imkan sağlayan sempozyum kapsamında 70 farklı göz ameliyatı yapılacak ve ameliyatlar yüksek çözünürlükte canlı yayınla konferans salonundaki dev ekrana yansıtılarak salondaki hekimlerin izlemesi sağlanacak. Türk Oftalmoloji Derneği’nden dünya çapında canlı cerrahi organizasyonu Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, “Bu yıl 10’uncusunu düzenlediğimiz ve taşıdığı özellikler nedeniyle dünya çapında tek olan TOD Canlı Cerrahi Sempoyumu 11-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek. Farklı dallarda 4 gün süren bir Canlı Cerrahi Sempozyumu göz hastalıkları alanında başka bir ülkede yok. Glokom, Katarakt ve Refraksiyon, Kornea ve Oküler Yüzey, Okülofasyal, Pediyatrik Oftalmoloji ve Şaşılık, Vitreoretinal cerrahi birimlerinin katkılarıyla T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ameliyathanelerinde gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları internet üzerinden JW Marriott Otel ve Kongre Merkezi toplantı salonuna aktarılacak. Bu yıl canlı cerrahi sempozyumu kapsamında ilk kez uygulanacak olan programın 1. gününde, tek bir gün içerisinde üç ayrı birimin eş zamanlı olarak ameliyat gerçekleştireceği akışın katılımcılara farklı cerrahi yaklaşımları karşılaştırmalı olarak izleme ve değerlendirme fırsatı sunacak” dedi. Sempozyumu dünyanın dört bir yanından göz hekimi takip ediyor Prof. Dr. Kıvanç Güngör , sempozyuma 4 gün boyunca ülkemizden ve dünyanın dört bir yanından fiziksel ve çevrimiçi olarak 2000’den fazla göz hekiminin takip edeceğini belirterek şöyle devam etti. “Deneyimli ve alanında uzman cerrahlar tarafından gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları, katılımcılara farklı tekniklerin ve güncel yaklaşımların doğrudan izlenebileceği nitelikli bir eğitim ortamı sağlayacak. Bu süreçte eş zamanlı olarak oteldeki sempozyum salonunda düzenlenecek tartışma oturumlarında, deneyimli meslektaşlarımızın katkılarıyla olgular kapsamlı şekilde değerlendirilecek; katılımcılar da aktif katılım göstererek soru, yorum ve deneyimlerini paylaşma fırsatı elde edeceklerdir. Bilimsel programın bir diğer önemli bileşeni olarak, endüstri destekli cerrahiler ve uydu sempozyumlarda güncel teknolojiler, yenilikçi uygulamalar ve klinik pratiğe yansıyan gelişmeler ele alınacak; böylece katılımcılara hem teorik hem de uygulamaya dönük bütüncül bir bakış açısı sunulacak. Geçtiğimiz yılda yine Ankara’da düzenlediğimiz sempozyum büyük ilgi gördü. Sempozyumda 4 gün boyunca 70 göz cerrah canlı ameliyat gerçekleştirdi. Yurt içinden bin, yurtdışında 42 ülkeden binin üzerinde yabancı göz hekimi tarafından takip edilen ameliyatlarda 250 sağlık personeli görev aldı. Bu ameliyatların içinde oldukça zor ve nadir yapılan ameliyatlar vardı ve hastalarımız sağlıklarına kavuştular. Bu yıl yine TC. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde yaklaşık 70 hastamızı ameliyat etmeyi planlıyoruz. Ameliyatlarla ilgili planlamalarımız ve hasta seçimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor.” diye konuştu. Dünyaya örnek oluyoruz Prof. Dr. Kıvanç Güngör hem teknik özellikleri, hem canlı yayın kalitesi, hem de yapılan ameliyatların zorluk ve çeşitlilik derecesi gibi pek çok öne çıkan özellikleriyle dünya standartlarında bir Canlı Cerrahi Sempozyumu düzenlemeyi planladıklarını sözlerine ekleyerek şöyle konuştu: “TOD Canlı Cerrahi Sempozyumu yoğun emek harcayarak düzenlediğimiz bir etkinlik. Canlı cerrahi uygulamaları için hastanelerini tahsis eden T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi idarecilerine, hocalarımıza, meslektaşlarımıza, hemşire, teknisyen ve personeline; TOD birimleri aktif üyesi olarak cerrahi yapan ve katılan tüm göz hekimi meslektaşlarımın her birine teşekkür ediyorum. Baştan sona dünya standartlarında bir sempozyum olması için çalışıyoruz. Etkinliğimiz hem yurtiçinden hem de yurtdışından her yıl büyük ilgi görüyor. Her geçen yıl yurtdışı katılımın arttığı sempozyumumuzda simültane tercümede yer alıyor. Katılımcılar sadece cerrahi seyretmekle kalmayıp alanında uzman hocaların katıldığı tartışmaları da izleyip sorularına yanıt alabiliyorlar." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de 500 Binden Fazla Glokom Hastası Tehlikede Haber

Türkiye’de 500 Binden Fazla Glokom Hastası Tehlikede

Dünyagöz Hastaneler Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ümit Aykan ile bir araya gelerek glokom hastalığının tehlikesini ve modern tedavi yöntemlerini konuştuk. Prof. Dr. Aykan glokom tedavisi için Türkiye’de yakında uygulanmaya başlanacak olan FLIGHT teknolojisinin müjdesini verdi. Çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ve halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokomla ilgili araştırmalara göre dünya genelinde 80 milyonun üzerinde insan bu hastalıktan muzdarip. Türkiye’de ise yaklaşık 500 bin kişi glokomlu hasta var ancak belirti vermemesinden kaynaklı bu sayının yaklaşık 4 katı hasta olduğu tahmin ediliyor. Dünya genelinde kalıcı görme kaybı nedenleri arasında ikinci sırada yer alan glokom hastalığı hakkında, geç tanı konulduğunda geri dönüşün olamayacağını belirten Prof. Dr. Aykan, hastalığın belirtileri konusunda toplumun dikkat etmesi gerekenleri şu şekilde sıralıyor: “Sabahları belirginleşen baş ağrıları, ışıkların etrafında halkalar görme ve ani bulanık görme gibi belirtiler yaşanabilir. 40 yaş üstü bireyler, ailesinde glokom öyküsü olanlar ve diyabet hastaları glokom açısından riskli gruptadır. Bu gruptakilerin çok daha dikkatli olması, rutin muayeneleri ihmal etmemesi gerekiyor.” FLIGHT Teknolojisi Yakında Türkiye’de Mevcut tedavilerde kullanılan damlaların uyum sorunları ve geleneksel cerrahilerin taşıdığı riskler, bilim dünyasını daha az invaziv (minimal müdahaleli) yöntemlere yöneltti. 2025 yılında Avrupa Katarakt ve Refraktif Cerrahi Derneği’nin düzenlediği kongrede ilk kez dünyaya tanıtılan ve büyük heyecan uyandıran FLIGHT (Görüntü Kılavuzlu Trabekülotomi Tekniği) tekniği, bu arayışın en gelişmiş sonucu olarak kabul ediliyor. Prof. Dr. Aykan, bu yeni teknolojinin dünya ile eş zamanlı olarak yakın bir tarihte ülkemizde de uygulanacağının müjdesini vererek, Türkiye’nin oftalmoloji alanındaki gelişmiş rolüne vurgu yaptı. Yüksek hasta konforu “FLIGHT yönteminin klinik sonuçları son derece umut vericidir. Geleneksel yöntemlere göre en büyük farkı herhangi bir implant kullanmadan göz içi basıncını düşürebilmemizdir. Aynı şekilde kesi gerektirmemesi ve cerrahi travmanın minimumda tutulması, komplikasyon risklerini ciddi oranda düşürmektedir. Tedavinin, diğer bir avantajı ise sunduğu yüksek hasta konforudur. İşlem sonrası hastalar, günlük aktivitelerine hızla dönebilmektedir. Bu teknolojiyle glokom tedavisinde kesisiz, ağrısız ve yüksek hassasiyetli yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz." 10 Saniyede Hızlı ve Güvenli İşlem FLIGHT teknolojisinin oldukça hızlı ve güvenli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aykan, “Damla anestezi altında yapılan işlem süresi sadece 10-15 saniye sürmektedir. Görüntüleme sisteminin yüksek çözünürlüğü sayesinde tedavi edilecek alan mikron düzeyde hassasiyet ile belirlenebiliyor. Bu ileri teknolojik altyapı, müdahalenin hem güvenliğini hem de başarısını en üst seviyeye taşıyor” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Güncelleme sonrası MHRS Şikayetleri 1 Haftada Yüzde 545 Arttı Haber

Güncelleme sonrası MHRS Şikayetleri 1 Haftada Yüzde 545 Arttı

Bu değişiklik erişim ve yönlendirme sorunlarını artırırken, MHRS şikayetlerinde de sert bir yükselişe yol açtı. Şikayetvar verilerine göre MHRS şikayetleri 1 haftada yüzde 545 oranında artış gösterdi. Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nde (MHRS) son güncelleme sonrası yaşanan teknik aksaklıklar, kimlik doğrulama adımlarının uzaması ve uygulama içi yönlendirme problemleri kullanıcı deneyimini doğrudan etkiledi. Veriler, randevu bulma güçlüğüne ek olarak sisteme erişim sürecinin zorlaşmasının da şikayet artışında belirleyici olduğunu gösteriyor. Böylece erişim sorunları ve kontenjan yetersizliği yeniden gündemin üst sıralarına taşındı. Çözüm platformu Şikayetvar verilerine göre. 2025 yılı boyunca haftalık ortalama 15–35 bandında seyreden şikayet sayısı, 2026 Şubat ayının ilk haftasında 245’e çıkarak bir önceki haftaya kıyasla yüzde 545 yükseldi. Aylık bazda incelendiğinde yükselişin geçici olmadığı görülüyor. Ocak ayında 153 olan MHRS şikayet sayısı Şubat ayının ilk haftasında 321’e ulaşarak yüzde 110’luk artış gösterdi. Bu tablo, güncelleme sonrası ortaya çıkan kullanıcı deneyimi sorunlarının yaygınlaştığına işaret ediyor. Platformda yer alan MHRS şikayetlerinden bazılarıysa şöyle: MHRS sistemine yapılan son güncellemeden sonra randevu alma süreci benim için çok zorlaştı. Özellikle e-Devlet üzerinden iki aşamalı giriş ve e-Nabız zorunluluğu getirilmesi, hem benim hem de dijital işlemlere hâkim olmayan yakınlarım için ciddi mağduriyet oluşturuyor. MHRS üzerinden randevu alırken e-Devlet ve e-Nabız zorunluluğunun kaldırılmasını, eskiye benzer daha pratik ve herkesin kullanabileceği bir sistemin yeniden düzenlenmesini talep ediyorum. MHRS Android uygulaması üzerinden hastane randevusu almaya çalışırken, sistem sürekli olarak beni e-Nabız ve e-Devlet’e yönlendiriyor ve bu yönlendirmelerden sonra bir türlü tekrar MHRS ekranına dönüp randevu oluşturamıyorum. Bu nedenle şu an hiçbir şekilde randevu alamıyorum. Geçen hafta aynı cihaz ve uygulama üzerinden sorunsuz şekilde randevu alabiliyordum, sorun sanıyorum bu hafta yapılan güncellemeden sonra başladı. Önceden gayet iyi işleyen bir sistemi, e-Devlet ve e-Nabız zorunluluğu ekleyerek kullanılamaz hale getirmiş olmanızdan dolayı ciddi anlamda mağdur oldum. Kasım 2025’ten beri Tekirdağ Çorlu Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları için MHRS üzerinden defalarca randevu almaya çalışıyorum ancak sistem yalnızca talep oluşturuyor, hiç uygun saat göstermiyor. Aylarca denememe rağmen randevu alamadım ve bu süreçte gözümdeki bulanıklık artarak görme kaybına dönüşmeye başladı. MHRS sisteminin son güncellemesiyle birlikte e-Devlet girişlerinde getirilen iki aşamalı doğrulama sebebiyle ciddi mağduriyet yaşıyorum. Anneme kardiyoloji randevusu almaya çalıştığımda, annemin e-Devlet hesabına bağlı telefon numarasına SMS onayı gidiyor. Annem benden uzakta oturduğu ve telefon da onda olduğu için bu onayı veremiyor, dolayısıyla ben de onun adına sisteme giriş yapamıyor ve randevu alamıyorum. Yaklaşık iki haftadır bu durum devam ediyor ve bu sebeple annemin randevu işlemlerini takip edemiyorum. Özellikle yaşlı, dijital okuryazarlığı sınırlı olan veya çocukları tarafından işlemleri takip edilen hastalar için bu yeni sistem işleri kolaylaştırmak yerine ciddi biçimde zorlaştırıyor. MHRS’deki iki aşamalı doğrulama nedeniyle hem kendi telefonumdan hem de 70 yaş üzerindeki annem ve babamın telefonlarından giriş yapmak zorlaştı. Daha önce sorunsuz alınan randevular yaklaşık bir haftadır aksıyor. Yeni sistem özellikle yaşlı ve teknolojiye hâkim olmayan kişiler için ciddi engel oluşturdu. Randevu alma sürecinin sadeleştirilmesi veya daha kolay bir giriş yöntemi sunulmasını talep ediyorum. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir Haber

Çocuklarda Göz Ovalama Masum Olmayabilir

Çocuklarda hastalığın çoğu zaman fark edilmeden ilerleyebildiğini belirten Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Sık gözlük numarası değişimi, tek gözde daha belirgin görme azalması, ışıkların dağınık görülmesi ve gözleri sürekli ovalama alışkanlığı, çocuklarda keratokonusun erken belirtileri arasında yer alır” diyerek ebeveynleri uyardı. Çocuklarda 7 yaşından itibaren başlayabilmesine rağmen çoğu zaman 20’li yaşlara kadar fark edilmeyen ve 40’lı yaşlara kadar ilerlemeye devam edebilen keratokonusun belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, şunları söyledi: “Gözlerde sürekli alerji ya da kaşıntı olması, ilerleyici miyopi veya astigmatizma, gözlüğe rağmen net görememe, ışığa hassasiyet ve göz kamaşmaları keratokonusun en belirgin belirtileridir. Bu şikâyetlerin görülmesi hâlinde vakit kaybetmeden uzman bir göz hekimine başvurulmalıdır. Çünkü keratokonus, erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde ilerleyen dönemlerde ciddi görme sorunlarına yol açabilir.” Ebeveynlerde Varsa Çocukta da Risk Artıyor Keratokonusun, gözün saydam tabakası olan korneanın incelmesi ve sivrileşmesi sonucu görme kaybı ile karakterize bir hastalık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Genetik yatkınlık hastalığın gelişiminde önemli rol oynar. Ebeveynlerinde keratokonus bulunan çocuklarda, yaklaşık %7 oranında aynı hastalığa yakalanma riski vardır. Keratokonusta kornea yapısı bozulup düzensiz bir yüzey hâline geldiği için çocuklar çoğu zaman gözlükle dahi net göremediklerinden şikâyet ederler. Tanıda keratometrik ölçümlerde artış, kornea kalınlığında azalma ve düzensiz astigmatizma gibi bulgular saptanır. Kesin tanı ise kornea topografisi ile konur. Topografi sayesinde hastalığın evresi belirlenir ve buna uygun tedavi planı oluşturulur” dedi. Akademik Başarının Anahtarı: Sağlıklı Gözler Eğitim hayatında ilerledikçe kitaplarda yazıların küçülmesi ve okuma yoğunluğunun artmasının gözler üzerindeki yükü her geçen yıl artırdığını belirten Doç. Dr. Ocak, “Öğrenmenin yaklaşık %80’i görsel yollarla gerçekleşir. Bu nedenle özellikle gözlük kullanan çocuklarda numara değişimlerinin düzenli olarak takip edilmesi son derece önemlidir. Yanlış ya da yetersiz gözlük numarası, göz yorgunluğunu artırarak dikkat dağınıklığına yol açabilir” dedi. Okul çağında en sık karşılaşılan görme problemlerini ise şöyle sıraladı: Keratokonus: Çocukluk çağında erişkinlere kıyasla daha hızlı ilerleyebilir. Erken teşhis edilmezse ciddi görme kaybına neden olabilir.Göz Tembelliği (Ambliyopi): Erken yaşta tespit edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilir.Kırma Kusurları: Miyopi, hipermetropi ve astigmatizma akademik başarıyı olumsuz etkileyebilir.Gizli Şaşılık: Odaklanma güçlüğü ve baş ağrısına neden olarak çocuğun okuma isteğini azaltabilir. Ebeveynler Bu Belirtilere Dikkat! Çocukların hal ve hareketlerini izleyerek gözünde bir sorun olup olmadığının anlaşılabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Ocak’a göre aşağıdaki belirtiler görüldüğünde uzman doktora başvurması gerekiyor; Televizyonu yakından izlemek veya kitap okurken çok yaklaştırmakTahtadaki yazıları görebilmek için gözlerini kısmakOkuma yaparken satır atlamak veya okuduğunu anlamada güçlük çekmek Sık sık gözlerini ovuşturmak, alerji, kaşıntı, sulanma veya kızarıklıkIşığa karşı aşırı hassasiyet ve odaklanma anında baş ağrısı şikayetiDevamlı ilerleyen miyopi ve astigmatGözlüklerinizden bir türlü memnun olamamaGözlüğe rağmen net görüş elde edememe CCL Tedavisi ile Keratokonusu Durdurmak Mümkün Keratokonus tedavisinde çapraz bağlantı yöntemi olan CCL (Corneal Cross Linking) tedavisinin kullanıldığını belirten Doç. Dr. Osman Bulut Ocak, “Hastalara CCL uygulanabilmesi için, kornea kalınlığının en az 400 mikron olması gerekli. Hastanın tedaviye uygunluğunu, tedavi öncesinde yapılan kornea kalınlığı ve topografi ölçümleri sayesinde belirleyebiliyoruz. Tedavinin başarısında kritik nokta, hastalığın erken teşhis edilerek hastanın hızlıca tedaviye yönlendirilmesidir. Kornea nakline kadar varacak ciddi sonuçlar doğurabilen bu rahatsızlığın erken teşhisi, hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından büyük önem taşıyor” diyor.

45 Yaş Sonrası Görmede Yeni Dönem: Akıllı Lens Teknolojisi Haber

45 Yaş Sonrası Görmede Yeni Dönem: Akıllı Lens Teknolojisi

Nev Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Ahmet Eroğlu, refraktif lens cerrahisinin dünyada ve Türkiye’de uzun yıllardır başarıyla uygulanan bir yöntem olduğunu belirterek, bu cerrahinin temel amacının gözlükten bağımsız bir yaşam sunmak olduğunu söyledi. Miyopi, hipermetropi, astigmatizma ve özellikle 40 yaş sonrası ortaya çıkan presbiyopi gibi kırma kusurlarının refraktif lens teknolojisiyle düzeltilebildiğini ifade eden Dr. Eroğlu, bu yöntemin lazer tedavilerinden farklı olduğuna dikkat çekti. Refraktif lazer uygulamalarının genellikle 18–40 yaş arası, uygun kornea yapısına sahip hastalarda uygulandığını belirten Eroğlu, refraktif lens cerrahisinin ise farklı bir hasta grubuna hitap ettiğini vurguladı. “45 Yaş Sonrası Yakın Görme Sorunlarında Etkili” Gözün odaklama gücünün yaklaşık yüzde 70’inin korneadan, yüzde 30’unun ise göz merceğinden sağlandığını aktaran Op. Dr. Eroğlu, yaş ilerledikçe merceğin odaklama yeteneğinin azaldığını ve bunun özellikle 45 yaş civarında yakın görme problemlerine yol açtığını söyledi. Son yıllarda “akıllı lens”, “premium lens”, “multifokal”, “trifokal”, “EDOF” veya “ömürlük lens” gibi farklı isimlerle anılan bu göz içi merceklerin, temelde aynı teknolojiye dayandığını ifade eden Eroğlu, uygulamada “akıllı lens” terimini tercih ettiğini belirtti. Akıllı lenslerin genellikle 45 yaş sonrası, daha önce uzak gözlüğü kullanan ve buna ek olarak yakın gözlük ihtiyacı başlayan bireylerde tercih edildiğini söyleyen Eroğlu, bu ameliyatın yapılabilmesi için kornea, göz merceği ve retina tabakalarının sağlıklı olması gerektiğini vurguladı. “Lens Seçimi Kişiye Özel Yapılmalı” Hangi akıllı lensin uygulanacağının hastanın yaşı, mesleği ve ameliyat sonrası beklentilerine göre hekim ve hasta tarafından birlikte belirlenmesi gerektiğini ifade eden Op. Dr. Ahmet Eroğlu, akıllı lensleri teknolojilerine göre dört ana grupta değerlendirdiklerini söyledi. Monofokal Plus Lensler: Tek odaklı lenslerin uzağı net gösterdiğini, yakının ise gözlükle görülebildiğini belirten Eroğlu, güçlendirilmiş tek odaklı (monofokal plus) lenslerin ise içine eklenen sınırlı yakın gücü sayesinde yakın gözlük ihtiyacını azalttığını ifade etti. Bu lenslerle büyük yazıların gözlüksüz okunabildiğini ancak kitap ve telefon gibi yakın mesafede gözlüğün tamamen ortadan kalkmadığını söyledi. EDOF (Uzatılmış Odaklı) Lensler: Uzatılmış odak mesafeli lenslerin uzak ve orta mesafede gözlüksüz görüş sağlamayı hedeflediğini belirten Eroğlu, bu lenslerin gece ışık dağılması ve kamaşma riskinin trifokal lenslere göre daha az olduğunu ifade etti. Yeni geliştirilen modellerin yakın görüşü de güçlendirdiğini söyleyen Eroğlu, bu lenslerin özellikle gece çalışanlar, uzun yol şoförleri ve yoğun yakın okuma ihtiyacı olmayan kişiler için uygun olduğunu vurguladı. Ayrıca lazer ameliyatı geçirmiş, glokomu veya diyabeti olan hastalarda da güvenle kullanılabildiğini ekledi. Trifokal Lensler: Trifokal ya da multifokal olarak adlandırılan akıllı lenslerin uzak, orta ve yakın mesafede gözlüksüz görüş sunduğunu belirten Eroğlu, bu lenslerin kalıcı ve ömürlük olduğunu ifade etti. Ancak yapıları gereği gece ışıklarında bir miktar dağılma ve harelenmenin kaçınılmaz olabileceğini dile getirdi. Spiral Akıllı Lensler (Yeni Nesil Teknoloji): 2025 yılı başında kullanıma giren spiral yapılı yeni nesil akıllı lenslerin, hibrit bir teknoloji sunduğunu belirten Op. Dr. Eroğlu, bu lenslerin trifokal mercekler kadar güçlü yakın görüş sağlarken, EDOF lensler gibi kamaşmasız ve kaliteli bir gece görüşü sunduğunu söyledi. “Doğru Hasta – Doğru Lens Eşleşmesi Şart” Akıllı lenslerin gelişen teknolojiyle birlikte gözlükten bağımsız bir yaşam sunduğunu ifade eden Op. Dr. Ahmet Eroğlu, ancak bu işlemin bir göz içi cerrahisi olduğunu ve lenslerin ömür boyu göz içinde kaldığını hatırlattı. Bazı hastalarda ışık saçılması, haleler, kontrast kaybı veya optik memnuniyetsizlik yaşanabileceğini belirten Eroğlu, bu nedenle hasta seçimi ve lens tercihlerinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Son olarak, akıllı lenslerin herkes için uygun olmayabileceğini belirten Eroğlu, retina, kornea ve genel göz yapısının detaylı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.