Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Göz Muayenesi

Kapsül Haber Ajansı - Göz Muayenesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Göz Muayenesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Göz Muayenesi İhmal Edilmemeli Haber

Göz Muayenesi İhmal Edilmemeli

Prof. Dr. Şener, “Göz hastalıklarında erken tanı, görmeyi korumanın en önemli adımlarından biridir. Glokom, sarı nokta hastalığı, diyabete bağlı retina hasarı ve katarakt gibi birçok hastalık, erken dönemde fark edildiğinde tedavi süreci daha etkili yönetilebilir. Bu nedenle göz muayenesi yalnızca görme bulanıklığı başladığında değil, düzenli aralıklarla yapılmalıdır” dedi. Göz hastalıkları sinsi ilerleyebilir Görme sağlığı, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkileyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Ancak birçok kişi göz muayenesini yalnızca gözlük ihtiyacı ya da belirgin görme kaybı ortaya çıktığında gündemine alıyor. Oysa bazı göz hastalıkları uzun süre belirti vermeden ilerleyebiliyor ve fark edildiğinde kalıcı hasara yol açabiliyor. Özellikle glokom, diyabete bağlı retina hastalıkları ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi rahatsızlıklar erken dönemde sessiz seyredebiliyor. Ani görme azalması, bulanık görme, ışık çakmaları, göz önünde uçuşmalar, gece görüşünde bozulma, gözde ağrı, kızarıklık veya ışık hassasiyeti gibi belirtiler ise ihmal edilmemesi gereken uyarılar arasında yer alıyor. Prof. Dr. Şener, “Göz hastalıklarının bir kısmı hastanın günlük yaşamında belirgin bir şikâyet oluşturmadan ilerleyebilir. Bu nedenle düzenli muayene, hastalığı henüz tehlikeli evreye gelmeden yakalamak açısından kritik önem taşır. Görme kaybı geliştikten sonra değil, görmeyi koruyacak aşamada harekete geçmek gerekir” diye konuştu. Yapay zekâ destekli muayene erken tanıyı güçlendiriyor Göz sağlığında teknolojik gelişmeler, tanı ve tedavi süreçlerinde önemli bir dönüşüm yaratıyor. Yapay zekâ destekli görüntüleme ve analiz sistemleri; hastanın göz yapısını, retina ve sarı nokta durumunu, kornea özelliklerini ve biyometrik parametrelerini kısa sürede değerlendirerek hekimlere tanı sürecinde önemli veriler sunabiliyor. Prof. Dr. Şener, yapay zekâ destekli teknolojilerin özellikle erken teşhis açısından önemli bir yardımcı rol üstlendiğini belirterek, “Geleneksel muayene yöntemlerinin ötesine geçen yeni nesil teknolojiler, hastanın göz yapısını çok sayıda parametre üzerinden analiz edebiliyor. Retina, sarı nokta, kornea ve glokom açısından risk oluşturan bulgular, ileri evreye gelmeden değerlendirilebiliyor. Tıbbın geleceği veriye dayalı öngörü; ancak bu verilerin doğru yorumlanması hekim tecrübesiyle mümkündür” dedi. Yapay zekâ destekli analizlerin, yalnızca hastalıkların tespitinde değil, aynı zamanda lazer ve premium lens gibi cerrahi uygulamalara uygunluğun değerlendirilmesinde de yol gösterici olabildiğini belirten Prof. Dr. Şener, hastaya en uygun tedavi planının belirlenmesinde teknolojik veriler ile hekim deneyiminin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Düzenli muayene, görme kaybına karşı en güçlü adım Dünya Görme Günü kapsamında toplumun göz sağlığı konusunda daha bilinçli hareket etmesi gerektiğini belirten uzmanlar, çocuklardan yetişkinlere kadar her yaş grubunda düzenli göz muayenesinin önemine dikkat çekiyor. Gerekli durumlarda ileri görüntüleme yöntemleri ve yapay zekâ destekli analizlerden de yararlanılarak hastalıklara erken dönemde müdahale edilebiliyor. Prof. Dr. Şener, Dünya Görme Günü vesilesiyle yaptığı çağrıda, “Göz sağlığı ertelendiğinde sonuçları yaşam kalitesini doğrudan etkileyebilir. Bugün, düzenli göz muayenesini hatırlamak ve görme sağlığını korumak için önemli bir fırsat. Görmeyi korumanın yolu, şikâyet beklemeden muayene olmak ve erken tanının gücünden yararlanmaktır” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Göz Sağlığını Korumanın 10 Yolu   Haber

Göz Sağlığını Korumanın 10 Yolu

Dünya Görme Günü, önlenebilir körlük ve görme kusurlarına dikkat çekmek amacıyla tüm dünyada her yıl Ekim ayının ikinci Perşembe günü kutlanıyor. Bu yıl 08 Ekim 2026 tarihinde kutlanan Dünya Görme Günü, göz sağlığı konusunda farkındalık yaratmak için önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 1 milyar kişinin önlenebilir veya henüz tedavi edilmemiş bir görme bozukluğundan etkilendiğini hatırlatan Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör şunları söyledi: “Göz sağlığı, genel sağlığımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Gözlerimizi ihmal etmeden korumamız gerekiyor. Dünya Görme Günü’nde biz Türk hekimleri de toplumda göz sağlığı bilincini artırmak için çalışmalar yürütüyoruz.” Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Körlüğü Önleme Ajansı iş birliğiyle düzenlenen etkinlikler ve farkındalık çalışmaları kapsamında, göz hekimleri ve uzmanlar her bireyin göz sağlığını koruması için bilinçlendirme faaliyetleri yürütüyor. Türk Oftalmoloji Derneği, Türkiye’de en sık görülen göz hastalıklarının başında katarakt, glokom, makula dejeneresansı (sarı nokta hastalığı), diyabete bağlı göz sorunları ve çocuklarda göz tembelliği, şaşılık ve miyopi geldiğini vurguladı. Bu hastalıkların büyük bölümü, düzenli kontroller ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabiliyor. Prof. Dr. Kıvanç Güngör, “Düzenli göz muayeneleri, görme kayıplarını önlemede en güçlü silahımızdır” diyerek erken teşhisin önemine dikkat çekti. Gözlerimizi korumanın 10 yolu Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, herkesin göz sağlığını korumak için aşağıdaki on kuralı uygulaması ve çevresindekileri bilgilendirmesi gerektiğini vurguladı: 1. Gözlerinizi sevin, göz sağlığınıza önem verin Doktorunuzun önerileri doğrultusunda belirli aralıklarla göz muayenelerinizi yaptırın. Görme yetinizde bir problem olmasa bile, belirli aralıklarla göz kontrolleri yaptırmanız, şikayetleriniz gelişmeden önce hastalığın erken aşamada tespit edilmesi ve önlenmesinde yardımcı olacaktır. Ayrıca göz muayenesi ile sadece göz hastalıkları değil sistemik ve nörolojik hastalıkların tanısı da konabilmektedir. 2. Sağlıklı ve dengeli beslenin. Sağlıklı beslenmek göz sağlığı için de önem taşımaktadır. Göz sağlığını destekleyen vitamin ve mineralleri içeren besinler (A, B, C, D ve E vitaminleri, çinko, omega-3 yağ asitleri) tüketin. 3. Sigara kullanmayın. Sigara kullanımı katarakt ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu riskini artırdığı için sigaradan uzak durun. 4. Gözlerinizi UV Işınlarından Koruyun. Dış mekanlarda güneş gözlüğü kullanarak zararlı ultraviyole ışınlardan korunun, çıplak gözle güneşe direk bakmaktan kaçının. 5. Gözlerinizde kaşınma veya tahriş olduğunda temizliğe dikkat edin. Ellerinizi yıkamadan gözlerinize dokunmayın ve göz hijyenine özen gösterin, makyaj malzemelerinizi başkaları ile paylaşmayın. 6. Ekran karşısında 20/20/20 kuralını uygulayın: Ekrana uzun süre bakmak göz kuruluğu, göz yorgunluğu ve baş ağrısına sebep olur. Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunce gözlerinizi kapatarak gözyaşı dağılımını sağlayın ve 20 saniye boyunca, 6 metre uzaktaki bir noktaya bakarak gözlerinizi dinlendirin. Ayrıca çocuklarda uzun süreli özellikle yakından tablet, telefon kullanımı miyopi gelişmesi ve artması riskini beraberinde getirmektedir. 7. Koruyucu gözlük veya ekipman kullanın: Odun kesme, kaynak gibi tehlikeli işler; sporlar veya kimyasal işler yaparken uygun göz koruyucu ekipman kullanın. 8. Diyabet ve Hipertansiyon gibi hastalıkları kontrol altında tutun. Toplumda sık görülen diyabet ve hipertansiyon gibi sistemik hastalıklar, göz sağlığınızı doğrudan etkileyerek körlüğe kadar gidebilir bu nedenle sistemik hastalıklarda göz kontrolü büyük önem taşımaktadır. 9. Çocuklarda göz sağlığına dikkat edin. Görme duyusunun geliştiği, öğrenildiği çocukluk döneminde düzenli göz muayenelerini ihmal etmeyin. Ailede olan göz problemlerinin kalıtım ile geçebileceğini unutmayın. Çocuklarınızın, günde en az iki saat dış ortamda vakit geçirmesini teşvik edin. Bu miyopi riskini azaltır. 10. Uzun süreli göz makyajından ve eski kozmetik ürünlerden kaçının. Göz makyaj malzemelerinizi zamanında değiştirin, son kullanma tarihlerine dikkat edin ve fırçalarınızı düzenli olarak temizleyin. Bu yaklaşım göz enfeksiyonlarını ve alerjik reaksiyonları önlemeye yardımcı olur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akıllı Lens Sonrası Gece Görüşünde Bu Etkilere Dikkat Haber

Akıllı Lens Sonrası Gece Görüşünde Bu Etkilere Dikkat

Ameliyat sonrası dönemde görülebilen bu görsel etkiler, kullanılan merceğin optik yapısıyla ilişkili olabileceği gibi kişinin göz yapısı ve uyum sürecine bağlı olarak da değişiklik gösterebilir. Batıgöz Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Uğur Ünsal, trifokal mercek uygulamalarının ardından karşılaşılabilen gece görüşü değişiklikleri hakkında bilgi verdi. Işıkların Etrafındaki Halkalar Neden Oluşuyor? Trifokal göz içi mercekler, ışığı uzak, orta ve yakın mesafelerde görmeyi destekleyecek farklı odaklara yönlendiren optik bir tasarıma sahiptir. Bu yapı nedeniyle özellikle karanlık ortamda parlak bir ışık kaynağına bakıldığında halo olarak adlandırılan ışık halkaları, kamaşma veya ışık saçılması gibi görsel etkiler ortaya çıkabilir. Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Trifokal mercek uygulamalarından sonra gece ışıklarının çevresinde halo dediğimiz halkaların görülmesiyle karşılaşılabili. Bazı hastalar araç farlarında veya sokak lambalarında ışık saçılması ve kamaşma da tarif edebiliyor. Bu yakınmalar özellikle ameliyat sonrası erken dönemde daha belirgin hissedilebilir.” dedi. Gece Araç Kullanırken Daha Fazla Hissedilebilir Gündüz yeterince fark edilmeyen ışık etkileri, çevrenin karanlık olduğu ve parlak ışık kaynaklarıyla karşılaşıldığı gece koşullarında daha belirgin hale gelebilir. Bu nedenle ameliyatın ardından kişinin görsel uyumu tamamlanana kadar gece araç kullanımında dikkatli olunması önem taşıyor. Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Özellikle ilk günler ve haftalarda gece araç kullanırken karşıdan gelen farlar kişinin alışık olduğundan farklı algılanabilir. Görme yeterince netleşmeden ve kişi kendisini gece sürüşü konusunda rahat hissetmeden araç kullanılması uygun olmayabilir. Ameliyat sonrası kontrollerde hastanın görme düzeyi ve iyileşme süreci bireysel olarak değerlendirilmelidir.” ifadelerini kullandı. Beynin Yeni Görüntüye Uyum Sağlaması Zaman Alabilir Ameliyat sonrası süreç yalnızca göz dokularının iyileşmesinden ibaret değildir. Beynin yeni optik sisteme uyum sağlaması da görsel deneyimin önemli bir parçasıdır. “Nöroadaptasyon” olarak adlandırılan bu süreçte beyin, göz içi merceğin oluşturduğu farklı görsel uyaranlara zaman içinde adapte olabilir. Bu nedenle halo ve kamaşma gibi yakınmalar bazı kişilerde haftalar veya aylar içinde giderek daha az fark edilir hale gelebilir. Ancak uyum süresi ve yakınmaların düzeyi herkes için aynı değildir. Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Nöroadaptasyon kişiden kişiye değişen bir süreçtir. Beyin zaman içerisinde yeni merceğin oluşturduğu görüntüye uyum sağlamaya başlar. İlk dönemde oldukça belirgin tarif edilen ışık halkaları ve saçılmalar ilerleyen aylarda daha az rahatsız edici hale gelebilir. Ancak her hastada aynı sürede ve aynı düzeyde bir değişim beklemek doğru değildir.” diye konuştu. Her Gece Görüşü Şikâyeti Yalnızca Mercekten Kaynaklanmayabilir Ameliyat sonrasında devam eden ışık saçılması veya görme kalitesindeki değişikliklerin değerlendirilmesinde yalnızca göz içi merceğin yapısına odaklanılmaması gerekiyor. Kornea ve göz yüzeyinin durumu, göz kuruluğu, ameliyat sonrasında kalan kırma kusurları, astigmatizma, göz içi merceğin konumu ve gözün diğer yapıları da görme kalitesini etkileyebilir. Bu nedenle yakınmaların beklenenden uzun sürmesi, belirginleşmesi veya günlük yaşamı etkilemesi halinde göz muayenesiyle nedenin değerlendirilmesi önem taşıyor. Akıllı Lens Uygulamalarında Hasta Seçimi Neden Önemli? Trifokal göz içi mercekler her kişinin göz yapısı ve günlük görme gereksinimleri açısından aynı sonucu vermeyebilir. Bu nedenle uygulama kararı yalnızca kişinin farklı mesafelerdeki görme beklentisine göre değil; kornea, retina, makula, optik sinir, göz yüzeyi, göz bebeği özellikleri ve mevcut kırma kusurları gibi birçok faktör değerlendirilerek verilmelidir. Kişinin yaşam tarzı ve mesleki ihtiyaçları da bu değerlendirmeye dahil edilmelidir. Özellikle gece araç kullanmak zorunda olan veya düşük ışık koşullarında yüksek görsel performans gerektiren mesleklerde çalışan kişilerin beklentilerini ameliyat öncesinde hekimleriyle paylaşmaları önemlidir. Doç. Dr. Uğur Ünsal, ameliyat öncesi değerlendirmenin önemine dikkat çekerek şu bilgileri verdi: “Akıllı lens uygulamalarında yalnızca hangi merceğin kullanılacağına değil, o merceğin kişinin göz yapısı ve günlük yaşamındaki görsel ihtiyaçları için uygun olup olmadığına da bakıyoruz. Kornea yapısından retina ve makulanın durumuna kadar gözün farklı bölümlerini değerlendirmek gerekiyor. Hastanın gece araç kullanma sıklığı ve görme beklentileri de karar sürecinin bir parçası olmalı.” Ameliyat Öncesi Bilgilendirme Sürecin Önemli Bir Parçası Trifokal merceklerle ilgili bilimsel çalışmalar, uzak, orta ve yakın mesafedeki görsel performansın yanı sıra halo ve kamaşma gibi görsel etkilerin de değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bu nedenle ameliyat öncesinde hastanın yalnızca beklenen görme kazanımları konusunda değil, ameliyat sonrasında karşılaşabileceği görsel değişiklikler hakkında da bilgilendirilmesi önem taşıyor. Doç. Dr. Uğur Ünsal, “Ameliyat öncesinde ayrıntılı göz muayenesi yapmak kadar hastanın beklentilerini anlamak ve ameliyat sonrası karşılaşabileceği görsel etkileri anlatmak da önemlidir. Halo veya ışık saçılması bazı kişilerde uyum süreci içerisinde azalabilirken bazı kişilerde daha uzun süre hissedilebilir. Bu nedenle mercek seçimi kişiye özel değerlendirilmelidir. Amacımız, gözün yapısal özellikleri ile kişinin günlük yaşamındaki görme ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek uygun yaklaşımı belirlemektir.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Göz Kaşımak Keratokonus Riskini Artırabilir Haber

Göz Kaşımak Keratokonus Riskini Artırabilir

Pek çok kişi bu şikayetleri hafifletmek için farkında olmadan gözlerini ovuşturmayı alışkanlık haline getiriyor. Ancak uzmanlar, uzun süre devam eden şiddetli göz kaşımanın kornea sağlığını olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor. Batıgöz Sağlık Grubu Çankaya Şubesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Emre Yılmaz, özellikle genç yaş grubunda sık görülen göz kaşıma alışkanlığının, genetik yatkınlığı bulunan bireylerde keratokonus gelişimini tetikleyebileceğini belirtiyor. Göz Kaşıma Kornea Yapısını Zamanla Zayıflatabilir Kornea, ışığın göze girişini sağlayan ve net görmede önemli rol oynayan saydam dokudur. Sağlıklı bir kornea düzgün ve kubbe şeklinde bir yapıya sahiptir. Ancak sürekli ve kuvvetli göz kaşıma hareketi, korneada mekanik strese neden olarak zaman içerisinde bu yapının incelmesine ve öne doğru sivrileşmesine yol açabilir. Keratokonus olarak adlandırılan bu hastalıkta kornea normal şeklini kaybetmeye başlar. Bunun sonucunda düzensiz astigmatizma gelişebilir ve görme kalitesinde belirgin azalma ortaya çıkabilir. Hastalık ilerledikçe gözlüklerle elde edilen görme düzeyi de yetersiz kalabilir. Op. Dr. Emre Yılmaz, "Her gözünü kaşıyan kişide keratokonus gelişeceği söylenemez. Ancak genetik yatkınlığı bulunan bireylerde sürekli göz ovuşturmak, hastalığın ortaya çıkmasını veya ilerlemesini kolaylaştırabilen önemli çevresel faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir." ifadelerini kullanıyor. En Sık Gençlerde Ortaya Çıkıyor Hastalığın özellikle 10 ile 30 yaş arasındaki gelişme çağındaki bireylerde çok daha hızlı ilerlediğini ve bir tehlike oluşturduğu vurgulanmaktadır. Gelişme çağında göz dokuları daha esnek olduğu için, mekanik bir baskı olan kaşıma ve ovalama eylemi korneanın yapısını çok daha kolay bozabiliyor. Sık numara değişikliği, gözlükle yeterli görme sağlanamaması veya düzensiz astigmatizma gibi bulgular, ayrıntılı göz muayenesini gerekli kılabilir. Hastalık erken dönemde belirti vermeyebildiği için yalnızca görme şikayetlerinin ortaya çıkmasını beklemek doğru bir yaklaşım olmayabilir. Alerjik Göz Hastalıkları Riski Artırabiliyor Bahar aylarında polenlerin artmasıyla birlikte gözlerde kaşıntı şikayetleri belirgin şekilde artabiliyor. Alerjik konjonktivit, atopik dermatit, saman nezlesi ve astım gibi alerjik hastalıkları bulunan kişilerde göz kaşıma davranışı daha sık görüldüğü için keratokonus açısından risk de artabiliyor. Çocukların ve gençlerin gözlerini sürekli kaşıması, aileler tarafından önemsenmesi gereken bir durumdur. Göz kaşıntısının nedeni araştırılmalı, yalnızca kaşıntıyı gidermeye yönelik değil, altta yatan alerjik süreç de uygun şekilde değerlendirilmelidir. Keratokonus Erken Dönemde Kornea Topografisi ile Değerlendirilebilir Keratokonusun erken evrelerinde standart göz muayenesi her zaman yeterli olmayabilir. Bu nedenle risk grubundaki bireylerde korneanın eğimini ve yapısını ayrıntılı olarak değerlendiren kornea tomografisi önemli bilgiler sağlayabilir. Ailesinde keratokonus öyküsü bulunan kişilerde, sık göz kaşıyan çocuk ve gençlerde veya numarası kısa sürede değişen bireylerde bu değerlendirmenin uygun görülmesi halinde erken tanıya katkı sağlayabileceği belirtiliyor. Erken dönemde tanı konulması, hastalığın ilerleme hızının takip edilmesini ve gerekli durumlarda uygun tedavi seçeneklerinin zamanında planlanmasını mümkün hale getirebilir. Her Görme Bozukluğu Gözlükle Düzelmeyebilir Keratokonus ilerledikçe korneadaki düzensiz şekil değişikliği nedeniyle görme kalitesi azalabilir. Bu durum yalnızca göz numarasının artmasına bağlı olmayabilir. Bazı hastalarda gözlük değişimine rağmen görme beklendiği kadar düzelmeyebilir. Bu nedenle özellikle sık numara değişikliği yaşayan veya gözlüklerinden yeterli verim alamayan kişilerin ayrıntılı göz değerlendirmesi yaptırmaları önem taşımaktadır. Op. Dr. Emre Yılmaz, "Göz kaşıntısı basit bir alışkanlık gibi görülmemelidir. Özellikle alerjik hastalığı bulunan çocuklarda ve gençlerde bu davranışın önlenmesi, düzenli göz kontrollerinin ihmal edilmemesi ve gerekli durumlarda kornea değerlendirmesinin yapılması, keratokonusun erken dönemde saptanabilmesi açısından önem taşımaktadır." diyerek sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaz Tatilinde Lens Kullananlar Dikkat! Haber

Yaz Tatilinde Lens Kullananlar Dikkat!

Uzmanlar; deniz, havuz ve hatta duş sırasında kontakt lens kullanımının göz enfeksiyonları açısından önemli riskler oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet Taşar, özellikle yaz aylarında artan su teması nedeniyle kontakt lens kullanıcılarının daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Su ve Kontakt Lens Bir Araya Geldiğinde Risk Artabiliyor Kontakt lensler kornea yüzeyine doğrudan temas eden tıbbi ürünlerdir. Bu nedenle kullanım kurallarına uyulmaması durumunda enfeksiyon gelişme riski artabilmektedir. Deniz, havuz veya duş suyunda bulunabilen bazı mikroorganizmalar lens yüzeyine tutunarak göz dokusuna ulaşabilir. Op. Dr. Ahmet Taşar konu hakkında şu açıklamalarda bulunuyor: "Kontakt lensler mutlaka önerilen sürelerde kullanılmalı, gece uyumadan önce çıkarılmalı ve uygun solüsyonlarla saklanmalıdır. Lenslerle denize veya havuza girildiğinde su içerisindeki mikroorganizmalar lens ile kornea arasında kalabilir ve enfeksiyon gelişmesi için uygun bir ortam oluşabilir." Basit Bir Rahatsızlık Gibi Başlayıp Ciddi Sonuçlara Yol Açabilir Lens kullanımına bağlı gelişen enfeksiyonlar başlangıçta hafif belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak gerekli değerlendirme ve tedavi süreci geciktiğinde daha ciddi tablolar ortaya çıkabilmektedir. Gözde kızarıklık, batma, sulanma, bulanık görme ve ışığa karşı hassasiyet gibi şikâyetler enfeksiyonun ilk belirtileri arasında yer alabilir. İlerleyen süreçte kornea dokusunu etkileyen keratit gibi daha ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Bu nedenle özellikle deniz veya havuz sonrasında ortaya çıkan göz şikâyetlerinin ihmal edilmemesi önem taşımaktadır. Deniz ve Havuz Sonrasında Bu Belirtilere Dikkat Deniz veya havuz sonrasında; Gözde belirgin kızarıklık,Ağrı veya batma hissi,Bulanık görme,Yoğun sulanma,Işığa karşı hassasiyet, gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa göz hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmesi önerilmektedir. Yaz Aylarında Lens Kullanıcıları Nelere Dikkat Etmeli? Yaz döneminde kontakt lens kullanan bireylerin hijyen kurallarına daha fazla özen göstermesi gerekir. Enfeksiyon riskinin azaltılmasına yardımcı olabilecek bazı önlemler şunlardır: Lenslerin önerilen kullanım süresi aşılmamalıdır.Lensler düzenli olarak değiştirilmeli ve bakım ürünleri uygun şekilde kullanılmalıdır.Lenslerle duş alınmamalı, mümkünse yüzme sırasında lens kullanılmamalıdır.Gözlerde kuruluk hissi oluşması durumunda göz hekiminin önerdiği ürünler kullanılmalıdır.Lens kapları düzenli aralıklarla yenilenmelidir. Kontakt Lens Kullanımına Alternatif Seçenekler Değerlendirilebilir Kontakt lens kullanımı birçok kişi için güvenli ve etkili bir görme düzeltme yöntemi olsa da bazı bireyler gözlük veya lens kullanımına alternatif seçenekleri merak edebilmektedir. Günümüzde miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının düzeltilmesinde farklı refraktif cerrahi yöntemler kullanılabilmektedir. Yapılan detaylı göz muayenesi sonrasında uygun adaylarda Excimer Lazer veya ReLEx SMILE Pro gibi yöntemler hekim tarafından değerlendirilmektedir. Uygulanabilecek yöntemin belirlenmesinde kornea yapısı, göz numarası, göz sağlığı ve kişinin genel tıbbi durumu birlikte ele alınmalıdır. Op. Dr. Ahmet Taşar, konuyla ilgili şu bilgileri paylaşıyor: "Yaz aylarında göz sağlığını korumanın temel yolu, kontakt lenslerin doğru kullanımı ve hijyen kurallarına uyulmasıdır. Görme kusurlarının düzeltilmesine yönelik güncel teknolojiler farklı seçenekler sunabilse de her yöntem her birey için uygun olmayabilir. Bu nedenle göz sağlığıyla ilgili kararların ayrıntılı göz muayenesi ve tıbbi değerlendirme sonrasında verilmesi önemlidir." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Gücüyle Detaylı Göz Muayenesi Haber

Yapay Zekâ Gücüyle Detaylı Göz Muayenesi

Bu vizyonla Prof. Dr. Bozkurt Şener, Türkiye’de kullanılmaya başlanan yapay zekâ destekli göz muayene cihazları ile göz sağlığındaki bir yeniliği sağlık hizmetine kazandırıldığını anlattı. Göz sağlığında erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dünyagöz Hastaneler Grubu Medikal Direktörü Prof. Dr. Bozkurt Şener, Türkiye’de kullanılmaya başlanan yapay zekâ destekli göz muayene cihazları ile göz muayenesinin daha da detaylı bir şekilde yapılabildiğini söyledi. Prof. Dr. Bozkurt Şener, “Günümüzde göz hastalıklarının büyük bir kısmı, hasta farkına varmadan ilerleyebiliyor. Bu nedenle düzenli ve detaylı göz kontrolleri, görme kayıplarının önlenmesinde en etkili yaklaşım haline geliyor. Yapay zekâ destekli bu yeni nesil muayene cihazları sayesinde artık hastalarımıza çok hızlı ölçümler yaparak çok daha fazla veri sunarak detaylı göz muayenesi yapabiliyoruz. Yapay zeka destekli göz muayene cihazının bu verileri ölçüp sunabilmesi için yaklaşık 6-7 dakikada yeterli olabiliyor. Bu veriler ışığında göz doktorunun kişiye özel tedavi uygulayabilmesi için kapsamlı bir değerlendirme yapmasına imkan doğuyor” dedi. Yapay Zekâ ile Hızlı, Kapsamlı ve Objektif Değerlendirme Yapay zekâ destekli göz muayene cihazının çalışma prensibini anlatan Prof. Dr. Şener, sistemin tek bir platformda çok sayıda ölçümü bir araya getirdiğini belirterek şunları söyledi: “Bu teknoloji, gözün optik ve anatomik yapısına ait 100’ün üzerinde parametreyi birkaç dakika içinde ölçüyor. 120’nin üzerinde göz rahatsızlığını; semptomlar, risk faktörleri, görsel testler ile tespit ediyor. 30 yapay zeka algoritması tarafından elde edilen veriler yapay zekâ algoritmalarıyla analiz edilerek detaylı ve görsel bir rapora dönüştürülüyor. Bu sayede hekimin değerlendirmesi çok daha objektif, hızlı ve güvenilir hale geliyor.” Kişiye Özel Göz Sağlığı Verileri Sunuluyor Yapay zekâ destekli göz muayene cihazının sunduğu kapsamlı veri setine dikkat çeken Prof. Dr. Bozkurt Şener, şu bilgileri paylaştı: Yapay zekâ destekli göz muayenesi ile yaklaşık 6-7 dakika içerisinde; kornea, retina ve göz tansiyonu alanlarında: Kornea topografisi ve kornea kalınlığı,Retinada görme siniri ve sarı nokta değerlendirmesi,Göz tansiyonunun gerçek değeri,Gözün ön ve arka yapısına ilişkin detaylı ölçümler,Gözün refraksiyon kusurlarına dair bilgiler vermektedir. Bu kapsamlı ölçümlerin, göz sağlığının mevcut durumunu net biçimde ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Şener, erken tanının ötesine geçen bir avantaj sağladığını ifade etti: “Aynı zamanda bu veriler, hastanın lazer göz cerrahisine ve premium lens (akıllı lens) cerrahisine uygun olup olmadığı konusunda da bize çok değerli bilgiler sunuyor. Hastanın göz yapısı, kornea kalınlığı ve diğer biyometrik parametreler yapay zekâ ile analiz edilerek, cerrahiye uygunluk objektif şekilde değerlendirilebiliyor. Bu da hem hasta güvenliğini artırıyor hem de doğru hasta doğru tedavi yaklaşımını güçlendiriyor.” Göz hastalıklarının ciddi bir bölümünün belirti vermeden ilerlediğine dikkat çeken Prof. Dr. Bozkurt Şener, erken tanının önemini şu sözlerle vurguladı: “Göz sağlığında erken tanı, tedavi başarısını artırmanın yanı sıra geri dönüşü olmayan görme kayıplarının önüne geçilmesini sağlar. Yapay zekâ destekli muayene ile tespit edilen risklere göre hastalar, tüm göz branşlarındaki uzman hekimlere yönlendirilerek değerlendirilir. Bu bütünleşik yaklaşım sayesinde her hasta, ihtiyacına özel bir tedavi sürecine dahil edilir. Risklerin doğru branşlarda ele alınması hem hasta güvenliği hem de sonuç başarısı açısından son derece büyük önem taşır.” Donanımlı Merkezlerde Muayene Büyük Avantaj Sağlıyor Gelişmiş teknolojinin, uzman hekim kadrosuyla birlikte anlam kazandığını belirten Prof. Dr. Şener sözlerini şöyle tamamladı: “Bu tür ileri teknolojiye sahip muayene sistemlerinin, tam donanımlı merkezlerde kullanılması son derece önemlidir. Yapay zekâ destekli bu teknoloji, hastalara hızlı, güvenilir ve kapsamlı bir göz sağlığı hizmeti sunarken, aynı zamanda dünyadaki ileri teknolojilerin deneyimlenmesine de imkân tanıyor. Yapay zekâ geliştikçe hekimlerin daha fazla bilgiye ulaşması, öğrenmesi ve kendini geliştirmesi mümkün oluyor. Bu bilgiler, doğru değerlendirildiğinde cerrahide ve medikal tedavi planlamalarda başarıyı ve güveni artırıyor.”

Göz Sağlığında Salgın: Diyabet Haber

Göz Sağlığında Salgın: Diyabet

Dünya genelinde diyabetli bireylerin sayısı hızla artarken, bu hastalığın göz sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri de giderek büyüyor. Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Fevzi Akkan, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında yaptığı açıklamada, diyabetin gözde oluşturduğu kalıcı hasarlara karşı erken tanı ve düzenli göz muayenelerinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) verilerine göre, dünya genelinde 2025 itibarıyla 828 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Bu rakamın 2050 yılına kadar 1,3 milyara ulaşması bekleniyor. Her 10 yetişkinden biri diyabetli olmasına rağmen, bu kişilerin önemli bir kısmı hastalığının farkında değil veya yeterli tedavi alamıyor. Diyabetin, kanda glikoz oranının yükselmesiyle ortaya çıkan ciddi bir metabolik hastalık olduğunu vurgulayan Dünyagöz Etiler Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Fevzi Akkan, “Yüksek şeker düzeyi retina damarlarında bozulmaya yol açarak görme kaybına neden olur. Bu nedenle diyabet hastalarının göz muayenelerini düzenli aralıklarla yaptırmaları büyük önem taşır,” dedi. Erken Tanı Görmeyi Kurtarabilir Diyabetin, gözün ağ tabakasında kanamalara ve sarı noktada ödem oluşumuna yol açabileceğini belirten Op. Dr. Fevzi Akkan, bu durumların zamanında fark edilmemesi halinde kalıcı görme kaybı yaşanabileceğini söyledi. “Erken teşhis edilen vakalarda görme kaybını önlemek mümkündür. Ancak birçok hasta, gözde ciddi hasar oluşana kadar muayeneye gitmiyor. Bu da geri dönüşü olmayan sonuçlara neden oluyor,” diye konuştu. Hastalığın Hızını Yavaşlatmak Mümkün Araştırmalara göre Türkiye’de diyabet hastalarının yüzde 82’si bu hastalık nedeniyle günlük yaşamında zorlanıyor, tamamı ise hastalığın ruhsal durumlarını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Op. Dr. Fevzi Akkan, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için alınabilecek önlemleri şu şekilde sıraladı: Hareketli bir yaşam tarzı benimseyin.Kan şekeri dengesini koruyun, açlık-tokluk farklarını azaltın.İşlenmiş gıdalardan uzak durun.Erken evrede teşhis edilen hastalarda, sarı nokta ödemine yönelik göz içi ilaç enjeksiyonları ve kanamalı damarlarda lazer tedavisi ile görme uzun süre korunabilir. Düzenli Kontroller Hayati Önem Taşıyor Diyabetik retinopatinin, 50 yaş altındaki bireylerde körlüğe yol açan en yaygın neden olduğunu hatırlatan Op. Dr. Fevzi Akkan, hastaların özellikle diyabetin 5’inci yılından itibaren yılda en az bir kez göz muayenesi yaptırmaları gerektiğini söyledi. Hastalığı teşhis edilen bireylerde ise 3 ila 4 ayda bir düzenli muayenenin şart olduğunu vurguladı. Göz Sağlığını Korumak Elinizde Diyabetin gözde en sık neden olduğu hastalık olan diyabetik retinopatinin, görme oranında yüzde 90’a varan kayıplara yol açabileceğini belirten Op. Dr. Fevzi Akkan, şu uyarılarda bulundu: “Diyabet, retinadaki kılcal damarların yapısını bozarak hücre kaybına, damar geçirgenliğinin artmasına ve sarı noktada sıvı birikimine neden olur. Zamanla retinada yeni damarlar oluşur, bu damarlar kanayabilir ve göz içinde zar oluşumuna yol açabilir. Sonuç olarak ciddi görme kayıpları ve ağrılı göz tansiyonu artışları meydana gelir.” Göz Muayenesini İhmal Etmeyin Op. Dr. Fevzi Akkan, diyabetin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını, ancak düzenli takip ve uygun tedaviyle gözdeki olumsuz etkilerin yavaşlatılabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Diyabet hastaları, görme yetilerini korumak istiyorlarsa yılda en az bir kez göz muayenesi olmalı. Unutmayın, erken tanı hayat kurtarır, göz sağlığınızı korur.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.