Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güç Aktarma

Kapsül Haber Ajansı - Güç Aktarma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güç Aktarma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Premium Kompakt Sınıfın Öncüsü Audi A3 30 Yaşında Haber

Premium Kompakt Sınıfın Öncüsü Audi A3 30 Yaşında

Audi A3, 1996 Paris Otomobil Fuarı’ndaki dünya prömiyeriyle premium otomobil anlayışını kompakt boyutlarla buluşturdu. Yüksek kaliteli malzemeleri, özenli işçiliği ve sürüş dinamikleriyle segmentinin gelişimine öncülük eden model, otuz yılda üç kapılı hatchback’ten farklı gövde ve güç aktarma seçeneklerine sahip bir aileye dönüştü. İlk iki nesilde genişleyen model ailesi 1996’da tanıtılan ilk nesil A3, üç kapılı hatchback gövdesi ve Audi’nin kalite anlayışını yansıtan iç mekanıyla öne çıktı. 1998’de quattro dört tekerlekten çekiş sisteminin model ailesine katılması, kompakt sınıfta önemli bir yenilik oldu. 1999’da ise beş kapılı A3 ve 210 PS gücündeki S3, farklı kullanım beklentilerine yanıt veren iki yeni seçenek sundu. 2003’te tanıtılan ikinci nesil, daha geniş iç mekanı ve geliştirilen yürüyen aksamıyla konforu ve sürüş dinamizmini artırdı. 2004’te model ailesine katılan A3 Sportback, Singleframe ızgarayı A3 ile buluşturdu. 2008’de A3 Cabriolet ile üstü açık sürüş deneyimi sunulurken, 2011’de tanıtılan RS 3 Sportback, 340 PS gücündeki beş silindirli motoruyla ailenin performansını yeni bir seviyeye taşıdı. Dijitalleşme ve elektrifikasyonla yeni bir dönem 2012’de tanıtılan üçüncü nesil A3, Modüler Enine Platform (MQB) üzerine geliştirilen ilk Audi modeli oldu. Hafif yapı yaklaşımıyla verimliliği destekleyen bu nesilde MMI multimedya sistemi, çevrimiçi hizmetler ve gelişmiş sürüş destek sistemleri, üst sınıflardaki teknolojileri kompakt segmente taşıdı. 2013’te A3 Sedan’ın ürün gamına katılması, model ailesinin farklı pazarlardaki erişimini genişletti. 2014’te tanıtılan A3 Sportback e-tron ise Audi’nin kompakt sınıftaki ilk şarj edilebilir hibrit modeli olarak elektrifikasyon yolculuğunda önemli bir adım oluşturdu. 2016’da RS 3 Sedan, 400 PS gücündeki 2.5 TFSI motoruyla RS logosunu taşıyan ilk kompakt Audi sedan oldu. Dördüncü nesilde artan model ve teknoloji çeşitliliği 2020’de tanıtılan dördüncü nesil A3, daha sportif tasarımı ve dokunmatik kumanda konseptiyle dijitalleşmeyi sürdürdü. Belirli motor seçeneklerinde sunulan 48 voltluk mild hibrit sistem, performansı ve verimliliği destekledi. 2021’de RS 3 ile aileye katılan torque splitter teknolojisi, torku arka tekerlekler arasında değişken biçimde dağıtarak sürüş dinamiklerini geliştirdi. Bu sistem, 2024’te 333 PS güce ulaşan S3’te de sunulmaya başlandı. 2024’te ürün gamına eklenen A3 allstreet, Sportback’e göre üç santimetre daha fazla yerden yüksekliği ve yükseltilmiş oturma konumuyla crossover karakteri sundu. Güncel nesilde panoramik ekranlı kokpit, gelişmiş sürüş destek sistemleri ve dijital hizmetler de öne çıkıyor. Bugün A3’ün küresel ürün gamı; Sportback, Sedan ve allstreet gövde seçeneklerinin yanı sıra benzinli, dizel ve şarj edilebilir hibrit güç aktarma sistemlerini, sportif S3 ve RS 3 modellerini kapsıyor. İlk günden bu yana Ingolstadt’ta üretilen A3, otuz yıllık gelişimi boyunca günlük kullanışlılığı Audi’nin premium karakteriyle bir araya getirmeyi sürdürüyor. Tarihsel kilometre taşları 1996: Audi A3 (8L), Paris Otomobil Fuarı’nda (Salon Mondial de l’Automobile) dünya prömiyerini gerçekleştiriyor. 1998: quattro dört tekerlekten çekiş sistemi, kompakt sınıfta ilk kez sunuluyor. 1999: Audi S3, turbo beslemeli 1,8 litrelik sıralı dört silindirli motoru ve dört tekerlekten çekiş sistemiyle pazara sunuluyor. Audi A3’ün beş kapılı versiyonu model ailesini genişletiyor. 2003: İkinci nesil A3 (8P) tanıtılıyor. Coupé benzeri görünümüne rağmen iç mekan boyutları büyüyor. Çok kollu arka aks, sürüş dinamiklerini ve sürüş konforunu geliştiriyor. 2004: A3 Sportback, daha sonra markanın yüzü haline gelen karakteristik Singleframe ızgarayla tanıtılıyor. Sportback, bugün de A3’ün en yaygın gövde versiyonu olmayı sürdürüyor. 2008: Audi A3 Cabriolet pazara sunuluyor. Model ailesi, üstü açık bir versiyonla genişliyor. 2011: Audi RS 3 Sportback pazara sunuluyor ve efsanevi beş silindirli motoru kompakt segmentle buluşturuyor. 2012: Modüler Enine Platform üzerine geliştirilen üçüncü nesil A3 (8V) tanıtılıyor. Audi, döner/basmalı kumanda düğmesine sahip MMI kumanda sistemini kompakt sınıfa taşıyor. 2013: Audi A3 Sedan satışa sunuluyor ve zarif bir sedan versiyonuyla model ailesini genişletiyor. 2014: Audi, kompakt sınıftaki ilk şarj edilebilir hibrit modeli Audi A3 e-tron’u tanıtıyor. 2016: Audi, RS logosunu taşıyan ilk kompakt Audi sedan olan RS 3 Sedan’ı tanıtıyor. 2020: Dördüncü nesil A3 (8Y), daha sportif bir tasarım ve dokunmatik kullanıma dayalı yeni bir kumanda konseptiyle tanıtılıyor. 2024: Audi A3 allstreet, dikkat çekici bir crossover versiyonu olarak model ailesine katılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OYAK şirketleri TEKNOFEST Güneydoğu’da Teknoloji ve Üretim Gücünü Sergileyecek Haber

OYAK şirketleri TEKNOFEST Güneydoğu’da Teknoloji ve Üretim Gücünü Sergileyecek

TEKNOFEST Güneydoğu, 30 Eylül - 4 Ekim tarihleri arasında Şanlıurfa GAP Havalimanı’nda gerçekleştirilecek. Festivale katılan OYAK şirketleri, farklı alanlardaki çalışmalarını ve stratejik ürünlerini ziyaretçilerle buluşturacak. Festivalde Erdemir, Millî Uçak Gemisi (MUGEM) Projesi’ne yönelik çelikleriyle, Miilux OY denizaltı ve balistik çelikleriyle yer alacak. OYAK HORSE hibrit motor teknolojisini, HEKTAŞ ise tarım teknolojilerini sergileyecek. OMSAN Lojistik de bölgenin gelişen ticaret koridorları ve yeni lojistik fırsatlarına odaklanacak. Millî gemiye Erdemir’den millî çelik Erdemir, Türkiye’nin ilk yerli ve millî uçak gemisi MUGEM’de kullanılacak yüksek performanslı gemi çeliklerini TEKNOFEST Güneydoğu’da tanıtacak. MUGEM’in gövde ve güvertesinde kullanılacak yaklaşık 40 bin ton gemi sacı, Erdemir tarafından üretilecek. Türkiye’nin ilk ve tek levha haddehanesinde üretilen EH460 kalite gemi çeliği; yüksek mukavemet, üstün tokluk, kaynaklanabilirlik ve şekillendirilebilirlik özellikleriyle öne çıkıyor. Festivalde ayrıca Erdemir’in 2. Yüksek Fırını Zübeyde’nin maketi sergilenecek. Ziyaretçilere üretim süreci hakkında bilgi verilecek. F1 numaralı OYAK standında Erdemir, peletin çeliğe dönüşüm yolculuğunu, VR gözlükle izlenebilen üç boyutlu bir video deneyimiyle ziyaretçilere anlatacak. Erdemir, TEKNOFEST kapsamında paydaşı olduğu Multifonksiyonel İleri Malzemeler ve Sistemler Yarışması’nın lansmanını, festivalin ilk gününde gerçekleştirilecek özel bir açılışla yapacak. TEKNOFEST tarihinde ilk kez bir yarışmaya özel olarak kurgulanan lansman ve deneyim alanı, ziyaretçileri malzemenin geçmişten geleceğe uzanan yolculuğuyla buluşturacak. İlk başvuruların 2027 yılında üniversite ve üzeri seviyedeki katılımcılardan alınması planlanan organizasyonda gençler; çelik başta olmak üzere kompozit ve seramik esaslı ileri malzemeler geliştirerek malzemenin geleceğine yön verecek projeler ortaya koyacak. OMSAN yeni lojistik koridorlara odaklanacak OMSAN Lojistik, TEKNOFEST’te Güneydoğu Anadolu’dan Ortadoğu’ya uzanan yeni ticaret koridorlarına ve bu hatlarda oluşan lojistik fırsatlara odaklanacak. Suriye, Irak, İran ve Körfez ülkeleriyle gelişen ticaret; sınır ötesi taşımacılık, depolama ve proje lojistiğinde yeni alanlar oluştururken OMSAN, kara yolu, demir yolu, deniz yolu ve entegre lojistik kabiliyetleriyle bu koridorlarda ortaya çıkan yeni fırsatlara ilişkin ziyaretçilere bilgi sunacak. HEKTAŞ tarım teknolojilerini ziyaretçilerle buluşturacak HEKTAŞ, festivalde dikey tarım uygulamaları ve tarımsal analiz sensörleriyle yer alacak. Geçtiğimiz yıl da festivalde sergilenen bu teknolojilerin yanı sıra, bu yıl tohum teknolojilerine ilişkin içerikler de ziyaretçilere sunulacak. Şirket, tarımsal üretimde teknoloji kullanımına yönelik çalışmalarını ve farklı uygulamalarını özellikle gençler ve teknoloji meraklılarıyla paylaşacak. OYAK HORSE hibrit motor teknolojisini tanıtacak OYAK HORSE, Türkiye’nin binek araçlar için tek motor ve vites kutusu üreticisi olarak, Bursa’daki fabrikasında ürettiği HORSE H18 motorunu hibrit güç aktarma sisteminin ana bileşenleriyle birlikte sergileyecek. 1,8 litrelik HORSE H18 yaklaşık 110 beygir güç ve 172 Nm tork üretirken, hibrit sistemle birlikte yaklaşık 155 beygir toplam sistem gücü sunuyor. OYAK HORSE Ar-Ge mühendisleri festival boyunca motorun ve hibrit sistemin çalışma prensibini ziyaretçilere anlatacak. Miilux OY stratejik çeliklerini sergileyecek Türkiye’nin tek zırh çeliği üreticisi olan OYAK şirketlerinden Miilux OY, denizaltı ve balistik alanlarında kullanılan yüksek mukavemetli çeliklerini TEKNOFEST’te tanıtacak. HY 80 ve HY 100 kalite denizaltı çelikleri ile balistik plakalar ziyaretçilerle buluşacak. Millî Denizaltı (MİLDEN) ve Millî Nükleer Denizaltı (NÜKDEN) projelerine yönelik çelik üretimi gerçekleştiren Miilux OY’un standında bir denizaltı maketi de yer alacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bosch, Bugün ve Yarın Yük Taşımacılığını Nasıl Şekillendiriyor? Haber

Bosch, Bugün ve Yarın Yük Taşımacılığını Nasıl Şekillendiriyor?

Almanya – Bosch, güç aktarma sistemleri, termal kontrol, şasi, otomasyon, bağlantı ve dijital hizmetler için geniş bir teknoloji portföyüyle yazılım tanımlı ticari araçlara geçişi şekillendiriyor. Şirketin en son yenilikleri, araç üreticilerinin ve filo operatörlerinin karbonsuzlaştırma ve trafik güvenliğinden modern ticari araçlardaki yazılım ve sistemlerin artan karmaşıklığına kadar sektörün en acil sorunlarıyla başa çıkmalarına yardımcı oluyor. Bosch, sistem ortağı olarak, yazılım ve yapay zeka aracılığıyla hem araçtaki donanımı hem de dijital kontrol sistemini kapsayan özel çözümler sunuyor. Mayıs 2026'da Bosch, TSF Grubu'nun iki iştiraki olan Brakes India Private Limited (BIPL) ve Wheels India Limited (WIL) ile yıl sonuna kadar yeni bir ortak girişim kurma planlarını açıkladı. Yeni şirketin kurulması için resmi onaylar beklenmektedir. Bosch, bu yeni ortak girişim aracılığıyla portföyünü basınçlı hava üretimi, basınçlı hava arıtma, havalı süspansiyon ve park frenleri için akıllı aktüatörleri içerecek şekilde genişletmeyi hedefliyor. Bosch burada, şirketin ticari araç segmentindeki konumunu güçlendirmeyi ve yazılım tanımlı ticari araçların ve bağlantılı ulaşım çözümlerinin geliştirilmesini ilerletmeyi amaçlıyor. Bosch'un küresel pazarlar için güç aktarma sistemleri teknolojileri Elektrikli güç aktarma sistemi: Bosch, tek komponentlerden komple sistem çözümlerine kadar hem hafif hem de ağır ticari araçları elektrikli hale getiriyor. Yeni rigid e-axle, elektrik motoru ve şanzıman gibi elektrikli güç aktarma sisteminin temel bileşenlerini 18 ila 49 metrik ton ağırlığındaki ticari araçlar için bir çözüme entegre ediyor. Aks, aracın ağırlığını azaltırken aynı zamanda geleneksel elektrikli merkez tahrik sistemine göre daha verimli çalışıyor. %99'a varan verimliliğe sahip silisyum karbür invertörlerle birleştirildiğinde, rigid e-axle yük taşımacılığında işletme maliyetlerini önemli ölçüde düşürüyor. Küresel üretim ve tedarik ağı da tüm ilgili pazarlardaki tesislere güvenilir teslimatı doğrudan sağlıyor. Yüksek voltajlı motor tahrikli fan: Verimli termal kontrol, elektrikli ticari araçların menzili ve performansı için çok önemlidir. Bu amaçla Bosch, özellikle elektrikli ticari araçlar ve arazi uygulamaları için geliştirdiği 800 voltluk mimariler için yeni bir yüksek voltajlı fan modülü sunuyor. Çözüm, önemli araç komponentleri için isteğe bağlı soğutma sağlayarak enerji tüketimini azaltıyor ve böylece menzili ve verimliliği artırmaya yardımcı oluyor. Otobüsler ve kamyonlar için yakıt hücresi sistemleri: Ticari araçlar için yerel olarak sıfır emisyonlu bir güç aktarma sistemi çözümü olan yakıt hücreleri, su ve elektrik üretmek için hidrojen ve oksijen kullanır. Tamamen bataryalı elektrikli bir güç aktarma sistemine kıyasla, bu teknoloji daha düşük sistem ağırlığı, daha uzun menzil ve hızlı yakıt ikmal süreleri gibi avantajlar sunar. Bosch'un kompakt, yüksek entegrasyonlu yakıt hücresi sistemleri portföyü 100 ila 300 kilovat arasında bir güç yelpazesini kapsar. Bu, şehir içi otobüslerin, uzun yol kamyonlarının ve sabit uygulamaların çalışmasını mümkün kılar. Alternatif güç aktarım sistemi olarak hidrojen motorları: Bosch, 2025 yılından bu yana dünya çapında çeşitli test araçlarına ve filolarına, hem doğrudan ve emme manifoldu enjeksiyonu için enjektörler, kontrol üniteleri ve sensörler hem de hidrojen tankı sistemleri için bileşenler tedarik etmektedir. Bu güç aktarım sistemi çözümü, yerleşik mimarilere dayandığı için otomobil üreticileri mevcut geliştirme ve üretim hatlarını kullanmaya devam edebilirler. Ayrıca, hidrojen motoru nadir toprak elementleri veya değerli metaller gibi temin edilmesi zor olan hammaddelere neredeyse hiç ihtiyaç duymadığı için kaynak tasarrufu sağlar. Bosch ayrıca, genellikle belirli bölgeler veya uygulamalar için geliştirilmiş olan doğal gaz/metan, etanol ve metanol gibi diğer alternatif yakıtlar için de çözümler sunmaktadır. Bosch'un dijital karbon sertifikası: Organik ve elektrik bazlı sentetik yakıtlar, elektriklendirilmesi zor olan mevcut filo ve ticari araçlardan kaynaklanan karbon emisyonlarını azaltır. Bosch, hidrojene bitkisel yağ (HVO) gibi yenilenebilir sentetik yakıtlar kullanan filo operatörlerine dijital bir yakıt ikizi sunar. Bu bulut tabanlı yazılım işlevi, alternatif yakıtların kullanımını otomatik olarak izler ve ortaya çıkan emisyon azalmasını belgeler. Kamyonlarda daha fazla güvenlik için sensörler ve bağlantı teknolojisi. Yan aynaya entegre edilmiş uyku hali tespiti: 2026 yılının ortalarından itibaren AB, yeni tescil edilen tüm kamyonların dikkatsizlik veya yorgunluktan kaynaklanan kazaları önlemek için sensör tabanlı sürücü uyarı sistemleriyle donatılmasını zorunlu kılıyor. Bosch, AB yönetmeliğini özellikle verimli bir şekilde uyguluyor: Bosch'un dijital yan aynasının sol ekranına entegre edilmiş bir kamera, sürücünün dikkatini izliyor ve üreticilerin ayrı bir ünite kurma ihtiyacını ortadan kaldırıyor. İki Avrupa kamyon üreticisi araçlarını bu çözümle standart olarak donatıyor. Görüntü verilerini işlemek için ayrı bir kontrol ünitesine hala ihtiyaç duyuluyor, ancak gelecekte bu görevi merkezi bir kontrolcü üstlenecek. Sensör verilerinin doğrudan kamerada birleştirilmesi: Modern kamyonlar, çevrelerini izlemek için zaten çok sayıda video ve radar sensörü kullanıyor. Bosch'un MPC4 çok amaçlı kamerası, kameranın çok sayıda çevresel sensöründen veri birleştirme olanağı sağlayan ilk kamera olma özelliğini taşıyor. Önceki modele kıyasla, Bosch işlem gücünü yirmi kat artırdı ve şerit değiştirme uyarısı ve acil fren desteği gibi yardımcı sistemleri geliştirmek için yapay zeka kullanıyor. Ticari araç ortamı için özel olarak tasarlanan sistem, 2027 yılında üretime geçecek. Kendi çip mimarisine sahip radar teknolojisi: Bosch, kameranın yanı sıra 2027 yılında yedinci nesil yeni radar sensörünü de tanıtacak. Sensör, dalga kılavuzu anten teknolojisini ve şirket içinde üretilen bir işlemci çipini (çip üzerinde sistem, SoC) kullanırken, yapay zeka algoritmaları sinyal kalitesini optimize ediyor. Teknoloji, geleneksel alan kontrol ünitelerinden geleceğin yazılım tanımlı kamyonunu tanımlayacak yüksek performanslı bilgisayarlara kadar çeşitli elektrik elektronik mimarilere esnek bir şekilde uyum sağlıyor. Tahmine dayalı sürüş ve basitleştirilmiş erişim: Ticari araçların buluta bağlanması, yeni güvenlik ve kolaylık fonksiyonları sağlıyor. Örneğin, Bosch'un bağlantılı harita hizmetleri, kazalar, ters yönde giden sürücüler ve suda kayma gibi durumlara ilişkin gerçek zamanlı verileri analiz ederek sürücü destek sistemlerini proaktif olarak kontrol ediyor. Filo yönetiminin genişletilmiş erişim sistemi ise fiziksel bir anahtar ve akıllı telefon uygulaması kullanarak araç erişimini kontrol ediyor. Dijital anahtar filo yöneticileri için filo planlamasını basitleştiriyor. Yüksek performanslı araç bilgisayarları ve yazılım çözümleri Yazılım tanımlı ticari araçlar için araç bilgisayarları: Modern kamyonların artan karmaşıklığını yönetmek için Bosch, güçlü ve ölçeklenebilir araç bilgisayarlarına sahip merkezi elektrik elektronik mimarileri geliştiriyor. Örneğin, kokpit entegrasyon platformu, bilgi-eğlence sisteminin çalıştırılmasından diğer kokpit uygulamalarına kadar sürücü etkileşimi için tüm işlevleri bir araya getiriyor. Alanlar arası işlevler için Bosch, hareket, enerji ve gövde alanlarındaki işlevleri merkezi bir bilgi işlem platformunda birleştiren araç entegrasyon platformu gibi ek çözümler sunuyor. Bu yüksek performanslı bilgisayarlar, hızlı kablosuz yazılım güncellemelerini ve güvenli ağ geçitleri ve diğer isteğe bağlı özellikler gibi gelişmiş özellikleri destekleyerek yazılım tanımlı ticari araçlara geçişi mümkün kılıyor. ETAS yazılım platformu, yazılım tanımlı ticari araçlar için geliştirilmiştir: Bosch'un alt kuruluşu ETAS, ölçeklenebilir araç mimarisinin verimli geliştirilmesi ve yönetimi için istikrarlı ve güvenli bir temel sağlayan bir araç yazılım platformu paketi sunmaktadır. Açık kaynak girişimi Eclipse S-CORE'a dayanan bu paket, klasik kontrol ünitelerinden güçlü bilgisayarlara ve destekli ve otonom sürüş platformlarına kadar tüm modern araç mimarilerini desteklemektedir. Müşteriler, bu paketi kullanarak en son teknolojiye sahip araç platformlarını verimli bir şekilde oluşturabilir ve daha hızlı bir şekilde pazarlayabilirler. ETAS'tan Teşhis Çözümü: Bosch'un bağlı kuruluşu/alt kuruluşu ETAS, ASAM SOVD standardına dayalı, servis odaklı bir teşhis yaklaşımı olan yeni nesil araç sağlığı ve onarımı sunuyor. Bu sistem, yazılım tanımlı ticari araçlardaki karmaşık arızaları hızlı bir şekilde belirlemek için araç verilerini, teşhis fonksiyonlarını ve servis bilgilerini bir araya getiriyor. Bu sayede atölyeler, onarımları daha etkili bir şekilde planlayıp hazırlayabiliyor, arıza sürelerini azaltabiliyor ve ilk seferde onarım oranını artırabiliyor; yani onarımlar müşterinin atölyeye ilk ziyaretinde başarıyla tamamlanabiliyor. Aynı zamanda, toplanan teşhis verileri doğrudan geliştirme ve kalite güvencesine geri beslenerek araçların sürekli iyileştirilmesine katkıda bulunuyor. Ticari araçlar için direksiyon ve yolcu koruma sistemleri ServoE – tamamen elektrikli direksiyon sistemi: Bosch'un ServoE elektromekanik sistemi, ağır ticari araçları yalnızca elektrik gücü kullanarak yönlendirir ve yağ gerektirmez, bu da fabrika kurulumunu basitleştirir. İhtiyaca göre güç sağlama fonksiyonu, aracın çalışma sırasında enerji tüketimini azaltır. Yedekli tasarımı ve siber güvenli yazılım mimarisi sayesinde sistem, otomatik sürüşe kadar uzanan destekli direksiyon fonksiyonlarını mümkün kılar. Ayrıca ServoE , direksiyon ile tekerlekler arasında mekanik bağlantı olmadan gelecekteki kablolu direksiyon teknolojilerinin önünü açmaktadır. Servotwin – elektrohidrolik direksiyon sistemi: Ağır ticari araçlar için geliştirilen Servotwin elektrohidrolik direksiyon sistemi, hidrolik Servocom direksiyon sistemini ölçeklenebilir elektrikli servo üniteleriyle birleştirir. Siber güvenli yazılım mimarisi, SAE Seviye 2 direksiyon desteği ve sürücü destek fonksiyonlarını güvenilir bir şekilde kontrol eder. Bu sayede Bosch, uzun yolculuklarda sürüş konforunu ve güvenliğini önemli ölçüde artırır. Daha küçük dönüş yarıçapı için arka aks yönlendirme sistemi: Bosch'un elektrohidrolik arka aks yönlendirme sistemi, bağımsız bir güç talep sistemi olarak, üç veya daha fazla öndeki veya arkadaki ağır kamyon aksını yönlendirebilir. Ek aks yönlendirmesi, dönüş yarıçapını azaltır ve lastiklerin erken aşınmasını önlemeye yardımcı olur. Kompakt tasarımı sayesinde sistem, tüm standart güç aktarma sistemlerine ve treyler uygulamalarına uyum sağlar. Kompakt, düşük sürtünmeli direksiyon mili: Modüler direksiyon mili, otobüslerde ve orta ve ağır hizmet tipi ticari araçlarda direksiyon mekanizmasını direksiyon kolonuna bağlar. Mekanik bileşen, sürüş sırasında direksiyon davranışını etkilemeden kabin ve şasi arasındaki göreceli hareketleri tamamen telafi eder. Ayrıca, ağırlık optimizasyonlu bu bileşen, son derece kompakt bir tasarıma ve minimum iç sürtünmeye sahiptir. Gelişmiş yolcu güvenliği için hava yastığı kontrol üniteleri: Bosch, bu pazar segmentine özel olarak tasarlanmış bir hava yastığı sistemiyle ağır vasıtaların yolcularını çarpışma anında korur. Elektrikli ticari araçlarda ise 24 voltluk sistem, kaza anında yüksek voltajlı akünün aracın elektrik sisteminden otomatik olarak ayrılmasını sağlar. Bu, yolcuları ve acil müdahale ekiplerini elektrik çarpması veya yangın gibi tehlikelerden korur. Kontrol ünitesi ayrıca kaza verilerini entegre olay veri kaydedicisine kaydeder ve kaza bilgilerini J1939 protokolü aracılığıyla gerçek zamanlı olarak aracın iç ağına iletir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nissan Qashqai e-POWER’den Guinness Dünya Rekoru: Tek Depoyla 1980 km Haber

Nissan Qashqai e-POWER’den Guinness Dünya Rekoru: Tek Depoyla 1980 km

Nissan, kendine özgü hibrit teknolojisi e-POWER için yeni bir dönüm noktasına imza attı. Türkiye pazarındaki güçlü konumuyla dikkat çeken ve ülkemizde yaklaşık 250 bin, Avrupa genelinde ise dört milyon satış başarısına ulaşan Nissan Qashqai, Temmuz ayı rakamlarıyla Türkiye'nin en çok satan ilk 5 SUV aracından biri olma başarısını sürdürürken, şimdi de küresel alanda adını rekora yazdırdı. Yeni nesil e-POWER ile donatılan Nissan Qashqai, harici şarj veya yakıt ikmali yapılmadan, şarj kablosuz menzil artırıcılı elektrikli bir SUV'un kat ettiği en uzun yolculuk için Guinness Dünya Rekorları unvanını kazandı. Tek depoyla 1.980 kilometre kat edilen rekor sürüş, Nissan'ın e-POWER teknolojisinin verimliliğini, menzil güvenini ve gerçek dünya performansını gözler önüne serdi. Rekor yolculuk nerede gerçekleşti? Yolculuk, 14-17 Temmuz 2026 tarihleri arasında Kolombiya'da, Bogotá'dan Karayip kıyılarına uzanan ve çok çeşitli yol, trafik ve sürüş koşullarını kapsayan bir güzergâhta gerçekleştirildi. Denemenin her aşaması Guinness Dünya Rekorları hakemleri tarafından bağımsız olarak izlendi ve detaylı bir inceleme sürecinin ardından onaylandı. Bu başarı Nissan'ın küresel e-POWER hikâyesi için neden önemli? Bu rekor sürüş, Nissan'ın küresel e-POWER yolculuğundaki en son kanıt niteliğinde. Birleşik Krallık ve Tazmanya'daki başarılı uzun mesafe denemelerinin ardından gelen bu Guinness Dünya Rekorları başarısı, e-POWER'ın farklı arazi, iklim ve gerçek dünya sürüş koşullarında tutarlı biçimde verimlilik, uzun menzil kapasitesi ve elektrikli araç benzeri bir sürüş deneyimi sunduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Elektrik motoru odaklı performansı geleneksel yakıt ikmalinin kolaylığıyla birleştiren Nissan'ın e-POWER teknolojisi, sürücülere şarj ihtiyacı olmadan elektrikli sürüşün avantajlarını sunarak elektrifikasyonu günlük kullanım için daha erişilebilir hale getirmeye yardımcı oluyor. Nissan Kurumsal Yöneticisi (Aile, Ürün ve Bileşen Stratejisi) Richard Candler, bu başarının en yeni nesil e-POWER teknolojisinin kapasitesini bir kez daha ortaya koyduğunu ve Qashqai e-POWER'ın gerçek müşteri ihtiyaçları etrafında şekillenen verimlilik, rafine sürüş hissi ve EV benzeri performans sunduğunu belirtti. Candler, bu başarının sürücülerin tam elektrikli bir geleceğe geçişte elektrikli sürüşün faydalarını deneyimlemesine yardımcı olarak Nissan'ın elektrifikasyon yolculuğunda önemli bir rol oynadığını da sözlerine ekledi. e-POWER, şarj olmadan nasıl EV benzeri bir sürüş sunuyor? Geleneksel hibrit sistemlerin aksine, bir e-POWER aracında tekerlekler yalnızca elektrik motoru tarafından tahrik edilir; bu da elektrikli araçlara özgü anlık tepki, rafine sürüş hissi ve pürüzsüz hızlanma sağlar. Yüksek verimli bir benzinli motor ise ihtiyaç duyulduğunda elektrik üreterek, geleneksel bir aracın sunduğu kolaylık ve esnekliği korurken harici şarj ihtiyacını ortadan kaldırır. En yeni nesil e-POWER, Nissan'ın gelişmiş 5'i 1 arada modüler güç aktarma sistemini kullanıyor; bu sistem elektrik motorunu, jeneratörü, invertörü, redüktörü ve artırıcıyı kompakt ve yüksek verimli tek bir pakette birleştiriyor. Rejeneratif fren teknolojisiyle birlikte çalışan sistem, sürüş keyfinden ödün vermeden enerji kullanımını sürekli olarak optimize ediyor. Bugün e-POWER teknolojisi dünya genelinde birçok pazarda sunuluyor ve müşterilerin EV benzeri performansı günlük pratiklikle birleştiren bir çözümle elektrikli sürüşe geçiş yapmasına yardımcı oluyor. Bu son başarı, Nissan'ın elektrifikasyonu daha erişilebilir kılan ve daha sürdürülebilir bir geleceğe geçişi hızlandıran yenilikçi teknolojiler sunma taahhüdünü bir kez daha güçlendiriyor. Not: Guinness Dünya Rekoru’na konu olan sürüş, günlük kullanım koşullarını veya standart test yöntemlerini yansıtmayan özel bir deneme sürüşüdür. Bu nedenle elde edilen sonuçlar, aracın resmi yakıt tüketimi ve menzil değerleri olarak değerlendirilmemelidir. Nissan Qashqai e-POWER’ın resmi WLTP birleşik yakıt tüketimi 4,4 l/100 km, WLTP menzili ise 1.250 km’dir. Gerçek kullanımda yakıt tüketimi ve menzil; sürüş tarzına, yol ve trafik koşullarına, hava durumuna ve araçtaki yüke bağlı olarak değişebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

405 Günde Geliştirilen Süper Otomobil: Audi Nuvolari Haber

405 Günde Geliştirilen Süper Otomobil: Audi Nuvolari

Audi Revolut F1 Takımı pilotları Gabriel Bortoleto ve Nico Hülkenberg de geliştirme sürüşlerine katıldı. Nuvolari’nin Avrupa’nın farklı noktalarında şekillenen sıra dışı gelişim hikayesi, Audi’nin hazırladığı özel bir belgeselle izleyiciyle buluşuyor. Audi Nuvolari, markanın otomobil geliştirme anlayışında yeni bir dönemin kapılarını açıyor. İlk çizgilerin kağıda aktarılmasından sürüşe hazır prototipin ortaya çıkmasına kadar geçen 405 günlük süreç, markanın bir fikri ne kadar hızlı biçimde hayata geçirebildiğini gösteriyor. Audi tarihinin en hızlı ve en güçlü yol otomobili olan Nuvolari, bu yönüyle bir süper otomobilin ötesine geçiyor; markanın gelecekteki modellerine yön verecek teknolojik bir referans noktası niteliği taşıyor. Proje kapsamında edinilen deneyimlerin ve geliştirilen çözümlerin, Audi’nin gelecek teknoloji portföyüne önemli katkılar sağlaması hedefleniyor. 405 günün arkasındaki çalışma modeli Nuvolari’yi farklı kılan yalnızca ulaştığı performans değil, hayata geçirilme biçimi. Tasarım, araç teknolojileri, aerodinamik ve güç-aktarma sistemleri alanlarında görev yapan Audi uzmanları, projenin ilk gününden itibaren aynı hedef etrafında toplandı. Ekibe tanınan hareket alanı, doğrudan iletişim ve hızlı karar alma imkanı, geliştirme sürecinin kalite ve performanstan ödün verilmeden ilerlemesini sağladı. Nuvolari böylece doğru yaklaşımın ve yakın ekip çalışmasının, geliştirme hızını artırırken ürünün teknik ve tasarımsal hedeflerini koruyabileceğini ortaya koydu. Laponya’dan Nardò’ya uzanan test programı Nuvolari’nin geliştirme yolculuğu, Audi’nin Avrupa’daki farklı uzmanlık merkezlerine yayıldı. Ingolstadt’ta başlayan tasarım sürecini, Laponya’da teknoloji demonstrasyon araçlarıyla gerçekleştirilen soğuk hava testleri izledi. Hafif yapı çalışmaları Neckarsulm’da, aerodinamik geliştirmeler Ingolstadt’taki rüzgar tünelinde, süspansiyon ayarları İspanya’nın güneyinde ve yüksek hız testleri İtalya’daki Nardò Teknik Merkezi’nde gerçekleştirildi. Avrupa’nın farklı noktalarında çalışan ekiplerin ortak emeğiyle şekillenen Nuvolari’nin ilk kez kendi tekerlekleri üzerinde hareket etmesi, proje için önemli bir dönüm noktası oldu. Aylar boyunca çizimler, veriler ve prototip parçaları üzerinde çalışan ekip, geliştirdiği otomobille ilk kez bu aşamada karşılaştı. Son ayarlar Formula 1 pilotlarından Sürüşe hazır prototipin tamamlanmasının ardından Nuvolari’nin direksiyonuna Audi Revolut F1 Takımı pilotları geçti. Gabriel Bortoleto, otomobili Nardò Teknik Merkezi’nin yüksek hızlı pistinde test etti. Nuvolari’nin hızlanması, sesi ve sürücüye aktardığı his, Bortoleto’nun değerlendirmelerinde öne çıkan özellikler oldu. Nico Hülkenberg ise Neustadt an der Donau’daki test pistinde Nuvolari’nin performans sınırlarını deneyimledi. 1.000 bg’nin üzerindeki sistem gücü ve bu gücün sunduğu hızlanma, otomobilin karakterini belirleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı. Formula 1 pilotlarının gerçekleştirdiği sürüşler, Nuvolari’nin geliştirme sürecine motor sporlarından gelen farklı bir bakış açısı kazandırdı. Testlerde elde edilen geri bildirimler, otomobilin son ayarlarının tamamlanmasında kullanıldı. İlk durak Antibes, ardından Monako Audi Nuvolari, dünya prömiyerini 4 Haziran 2026’da Fransa’nın güneyindeki Antibes’te gerçekleştirdi. Süper otomobil, kısa süre sonra Formula 1 Monako Grand Prix’sinde ilk kez yola çıktı. Dar caddeleri, keskin virajları ve hata kabul etmeyen yapısıyla motor sporlarının en zorlu pistlerinden biri olan Monako, Nuvolari’nin ilk sürüşü ve yeteneklerini sergilemesi için benzersiz bir sahne oldu. Audi’nin Formula 1 dünyasına adım attığı sezonda gerçekleştirilen bu gösterim, markanın yol otomobilleri ile motor sporları arasındaki teknoloji bağını da görünür hale getirdi. Audi’nin yeni tasarım döneminin habercisi Nuvolari, Audi’nin yeni tasarım dilini taşıyan ilk seri üretim modeli olarak markanın tasarım anlayışında yeni bir dönemi temsil ediyor. Sade yüzeyler, net çizgiler ve ölçülü detaylarla biçimlenen süper otomobil, alışılmış süper otomobil karakterini Audi’ye özgü bir yorumla buluşturuyor. Bu yaklaşım, Nuvolari’ye daha seri üretim yolculuğunun başında uluslararası bir ödül de kazandırdı. Model, Birleşik Krallık’ta düzenlenen CAR Genius Awards’ta “Yılın Tasarımı” seçildi. Jüri, Nuvolari’nin süper otomobil dünyasına getirdiği sadelik ve netliğin yanı sıra yenilikçi ancak Audi olduğu ilk bakışta anlaşılan tasarımını öne çıkardı. Audi Nuvolari’nin ilk çizimden Avrupa’daki geliştirme testlerine, Formula 1 pilotlarıyla gerçekleştirilen sürüşlerden dünya prömiyerine uzanan 405 günlük hikayesi, Audi’nin hazırladığı özel yapım belgeselinde anlatılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MAN, IAA Transportation 2026’da Yeni Nesil Elektrikli ve Dijital Ulaşım Ekosistemini Tanıtacak Haber

MAN, IAA Transportation 2026’da Yeni Nesil Elektrikli ve Dijital Ulaşım Ekosistemini Tanıtacak

Gelecekte 12 ila 50 ton arasındaki eksiksiz bir elektrikli kamyon portföyüne sahip olacak olan MAN; eTGL, eTGM, eTGS ve eTGX modellerinden oluşan eTruck ailesinin tamamını ilk kez IAA Transportation 2026’da sergileyecek. Kentsel dağıtım lojistiğinden belediye uygulamalarına, şantiye trafiğinden uzun mesafeli taşımacılığa kadar neredeyse tüm uygulama alanlarını kapsayan bu portföy, modüler batarya teknolojisiyle her görev için en doğru konfigürasyonu mümkün kılıyor. Özellikle uzun mesafe yarı römork kombinasyonunda MAN eTGX modeli, ara şarj gerektirmeden 570 kilometreye varan menziliyle klasik nakliye operasyonlarının ekonomik olarak yürütülebileceğini kanıtlıyor. Geleneksel tahrik sistemlerinde de maliyet etkinliğini ön planda tutan MAN, yeni D30 PowerLion güç aktarma sistemiyle öne çıkıyor. Bu sistem, bir önceki modele kıyasla yakıt tüketimini yüzde 5’e kadar azaltarak pazardaki en verimli çözümlerden biri olmayı başarıyor. MAN Truck & Bus CEO’su Alexander Vlaskamp fuarda sergileyecekleri yeniliklere ilişkin şunları söyledi: "Driving. People. Partner." (Sürüşte öncü, insan odaklı, güvenilir ortak) sloganı, MAN’ın temsil ettiği değerlerin özünü yansıtıyor. Son derece verimli, güvenilir ve emniyetli araçlarla taşımacılığın dönüşümünü ileriye taşıyoruz. Çalışanlarımız ve servis ağımızla müşterilerimize yakınız ve önümüzdeki birkaç yıl içinde dünya çapında 300 milyon Euro’luk yatırımlarla bu yakınlığı daha da artıracağız. Güvenilir bir iş ortağı olarak, müşterilerimizi ekonomik açıdan başarılı ve sürdürülebilir bir nakliye işine giden yolda bütünsel çözümlerle destekliyoruz." Yeni teknolojiler yakıt ve enerji tüketimini azaltıyor MAN’ın fuarda sergileyeceği bu yılki yeniliklerden bir de PredictiveDrive özelliğine sahip GPS destekli MAN EfficientCruise sisteminin daha da geliştirilmiş versiyonu olacak. Güzergâh profilini, trafik altyapısını ve hız şartlarını akıllı bir şekilde dikkate alan sistem, standart kullanımda araç tipine ve uygulama profiline bağlı olarak yüzde 5,5’e varan, zorlu arazi koşullarında ise yüzde 9’a varan enerji ve yakıt tasarrufu sağlıyor. Bu yeni sistem, sadece işletme maliyetlerinin düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda sürücünün iş yükünün hafifletilmesine de doğrudan katkı sağlıyor. Araçlarının operasyonel kullanılabilirliğini de artıran bu yenilik, ayrıca kablosuz olarak gerçekleştirilen otomatik harita güncellemeleri sayesinde servise gitmeye gerek kalmadan sistemlerin her zaman güncel kalmasını sağlıyor. Önemli bir bileşen olarak güvenlik MAN, IAA Transportation 2026'da verimlilik ve kullanılabilirliğin yanı sıra yol güvenliğine de odaklanıyor. Modern sürücü destek sistemleri, zorlu trafik durumlarında sürücülere destek olup, kazaları önlemeye veya etkilerini azaltmaya yardımcı olurken, aynı zamanda filo işletmecilerinin plan dışı arıza sürelerini en aza indirgemelerine katkı sağlıyor. Böylece güvenlik, filo işletiminin ekonomik bir bileşeni haline geliyor. Fuarda tanıtılacak yeni nesil acil frenleme sistemi MAN Acil Fren Yardımı (EBA Advanced) ise dikkat dağınıklığını ve yorgunluğu algılayan sürücü izleme sistemi ile dönüş noktalarında yayaları, bisikletlileri ve diğer yol kullanıcılarını koruyan genişletilmiş aktif güvenlik sistemlerini bir araya getirerek yollardaki güvenliği en üst seviyeye çıkarıyor. Ayrıca MAN, kör nokta izleme için yeni çözümleri ve MAN OptiView dijital ayna ikame sistemine eklenen yeni ve avantajlı giriş seviyesi versiyonu da fuarda ziyaretçilerle buluşturulacak diğer güvenlik sistemleri arasında yer alıyor. Ekonomik elektromobilite için bütünsel çözümler Elektrikli tahrike geçiş sadece araçla sınırlı görmeyen MAN Transport Solutions, IAA’da şarj altyapısı, akıllı şarj ve enerji yönetimi için akıllı çözümlerle e-mobilite ekosisteminin tamamını kapsayacak ekonomik çözümleri de paylaşacak. MAN’ın geliştirdiği bu yeniliklerin amacı ise şarj sürelerini optimize etmek, enerji maliyetlerini düşürmek ve elektrikli filo kullanımını ekonomik hale getirmek. Buna paralel olarak, MAN Charge&Go’nun hizmet ağı, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan ve Portekiz dahil olmak üzere Avrupa’da 50 yeni şarj istasyonuyla genişletiliyor. Bu şarj hizmeti, filo müşterilerine MAN tarafından elektrikli kamyonlara uygunluğu test edilmiş, sürekli büyüyen ve ülkeler arası kullanılabilen bir şarj ağına erişim imkânı sağlıyor. Ayrıca MAN, çift yönlü şarj gibi yeni uygulamalarının yanı sıra, yüksek performanslı şebeke bağlantısı bulunmayan bölgeler için yeni çözümler geliştiren Smart Charging Cube sistemini de fuarda sergileyecek. MAN, kendi hizmetleri ile enerji ve şarj altyapısı alanındaki iş ortaklarıyla birlikte elektrikli mobiliteye başarılı bir geçiş için kapsamlı bir hizmet ekosistemi oluşturuyor. Yeni ücretsiz "Lifetime Connectivity" özelliğine sahip MAN TGE Bu yılki IAA'da MAN TGE de verimlilik, üretkenlik ve sürücü konforu özellikleriyle yine ön planda olacak. Hannover'deki dünya prömiyerinden on yıl sonra MAN, bu kez MAN Individual'dan yeni kişiselleştirme seçeneklerinin yanı sıra yeni MAN TGE Connect hizmetlerini de tanıtacak. MAN Individual yelpazesi, MAN TGE Individual Lion X donanım serisi ve Individual Black giriş seviyesi paketi ile genişleyecek. MAN ticari araç için geliştirilen dijital hizmetlerin en önemli özelliği ise Eylül ayından itibaren müşteriye ücretsiz olarak verilmeye başlanacak olan yeni "Lifetime Connectivity" olacak. Bu geliştirme sayesinde, çevrimiçi işlevler ve harita güncellemeleri dahil MAN TGE'deki tüm dijital hizmetler ek ücret ödemeden kullanılabilecek. TGE’deki bir diğer yenilik ise sürücülerin günlük işlerini daha konforlu, verimli ve şeffaf hale getirmelerini sağlayan MAN TGE Connect uygulaması olacak. Uygulama, sürücü ile aracı gerçek zamanlı olarak birbirine bağlayarak kontrol ve bilgi için merkezi bir arayüz oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nissan'ın Elektrikli Vizyonu Şanghay'ı Puanla Geçti, Gözler Tokyo'da Haber

Nissan'ın Elektrikli Vizyonu Şanghay'ı Puanla Geçti, Gözler Tokyo'da

Nissan, Formula E'deki mücadelesini yalnızca bir motor sporları yatırımı olarak değil, elektrikli mobilite vizyonunun ve mühendislik yetkinliğinin en üst düzey vitrini olarak konumlandırıyor. Tamamen elektrikli yarış serisinde geliştirilen batarya, enerji yönetimi ve güç aktarma teknolojilerinden elde edilen deneyim, markanın yol otomobillerine aktarılırken; Formula E de Nissan'ın elektrifikasyon stratejisini hızlandıran önemli bir inovasyon platformu olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşım doğrultusunda Japon üretici, Şanghay E-Prix hafta sonunda zorlu koşullara rağmen puanla ayrılarak şampiyonadaki iddiasını sürdürdü.Sıralama turlarında etkisini artıran yağmur nedeniyle performans kaybı yaşayan Rowland, güçlü başladığı yarışı puan dışında tamamladı. Norman Nato ise hafta sonu boyunca aldığı cezalar nedeniyle gerilerden start almak zorunda kaldı ve puan mücadelesi veremedi. Ana yarış öncesi yapılan ayarlamalarla sıralama turlarında daha rekabetçi bir performans sergileyen Nissan, yarışta değişen pist koşullarına uyum sağlamakta zorlandı. Buna rağmen Rowland'ın yarışın son bölümünde uygulanan doğru pit stratejisi sayesinde sekizinciliğe yükselmesi, takıma değerli puanlar kazandırdı. Rowland ayrıca en hızlı turu atarak ekstra puan elde etti. Nissan Formula E Takımı, pilotlar şampiyonasında iddiasını sürdürürken sezonun kalan dört yarışı öncesinde gözünü 24-26 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek ev sahibi Tokyo E-Prix'sine çevirdi. Takım yönetimi, Tokyo'da daha güçlü bir performans hedeflediklerini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rolls-Royce Spectre Series II’yi Sunuyor Haber

Rolls-Royce Spectre Series II’yi Sunuyor

Rolls-Royce Motor Cars, markanın ikonik süper coupé modeli Spectre’nin yenilenen yorumu Spectre Series II’yi tanıttı. Model, teknik ve tasarımsal açıdan hayata geçirilen kapsamlı geliştirmelerle dikkat çekiyor. 2022 yılında tanıtılmasından bu yana Spectre, zamansız tasarımı, dingin performansı ve zahmetsiz sürüş karakteriyle geniş çapta takdir toplayarak modern dönemin en önemli ve en çok övgü alan Rolls-Royce modellerinden biri haline geldi. Spectre Series II, bu başarının üzerine inşa ediliyor. Yapılan yenilikler, modelin karakterini güçlendirirken onu geleceğin klasiği haline getiren özellikleri korumaya devam ediyor. Kusursuz zarafet ile sessiz gücün buluşması Spectre’ın menzili ve performansı halihazırda müşteri beklentilerini aşmış olsa da Goodwood’daki mühendisler Series II için aracın güç aktarma sistemini daha yüksek tepki ve kontrol sunacak şekilde ileri bir seviyeye taşıdı. Bu kapsamlı iyileştirmeler, Black Badge Spectre’ın Rolls-Royce tarihindeki en güçlü model olma konumunu daha da güçlendiriyor. Güç çıkışı artık 442 kW’a ulaşırken, tork değeri 1.015 Nm’ye yükseliyor. Black Badge Spectre Series II’de ise Infinity Mode 500 kW gücü devreye sokarken, Spirited Mode 1.100 Nm’ye kadar tork sunuyor. Yeniden geliştirilen batarya hücre teknolojisi sayesinde Spectre Series II’nin potansiyel sürüş menzili %18 artarak 628 km’ye (WLTP) ulaşıyor ve şarj süreleri %14 oranında kısaltılıyor. Bu durum, markanın hem elektrikli sürüşte dinginlik hem de performanstan taviz vermeyen mühendislik anlayışındaki kararlılığını pekiştiriyor. Spectre: Bespoke zanaatkarlığı için kusursuz bir tuval Spectre, Bespoke özel siparişlere yönelik talepte Phantom’un ardından ikinci sırada yer alarak markanın kişiselleştirme dünyasındaki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koyuyor. Bespoke için neredeyse sınırsız kişiselleştirme olanaklara ek olarak Spectre Series II, müşterilerin daha iddialı ve ifade gücü yüksek özel siparişlere artan talebine yanıt olarak yeni tasarlanmış ve özenle işlenmiş detaylar, malzeme ve kaplama sunuyor. Spectre’nin modern dönemin en zarif otomotiv tasarımlarından biri olarak kabul edildiğini belirten Domagoj Dukec (Director of Design, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti; “Spectre’ın tasarımı, müşteriler tarafından sipariş kararlarını şekillendiren en temel unsurlardan biri olarak öne çıkarken, modelin gelecekte de seçkin otomobil koleksiyonlarının kalıcı parçalarından biri olacak. Spectre Series II için genişletilen malzeme ve zanaatkârlık seçenekleriyle, müşterilerimizin Spectre’ı kendi hikâyelerini anlatabilecekleri bir tuval olarak daha da yaratıcı bir yaklaşımla değerlendirme arzusuna doğrudan yanıt veriyoruz.” Dış tasarımda zarif denge daha da güçlendirildi Süper coupé’nin dikkat çekici fastback profili, sade yüzey tasarımı ve bölünmüş far imzası Spectre Series II’de korunarak markanın bu ilk ve geniş çapta beğeni toplayan tasarıma olan güvenini vurguluyor. Lansmanından bu yana Spectre, dönemin en zarif otomotiv tasarımlarından biri olarak geniş çapta övgü toplamış ve şimdi Phantom Coupé ile birlikte Goodwood döneminin en saygın modelleri arasında yer alarak markanın koleksiyon değerine sahip ikonik otomobilleri arasına katıldı. Spectre’ın kazandığı çok sayıda uluslararası ödül arasında, zamansız tasarımı jüri üyeleri tarafından istikrarlı biçimde övgüyle karşılanırken, müşteriler de modeli modern çağın gerçek bir başyapıtı olarak benimsemiş durumda. Spectre’ın formunu ve yüzey tasarımını vurgulamak için Spectre Series II’ye özel Ethereal Blue adı verilen yeni bir solid dış renk geliştirildi. Yeni 23 inç dövme alaşım jant tasarımı, her açıdan ışığı yakalayıp yansıtan çok yüzeyli (faceted) çok kollu bir yapıya sahip olup, jant 2,5 mm gibi son derece keskin radyüslerle dövülerek üretildi. Bu sayede yüzeyler, parlatma sonrasında bile keskin elmas benzeri netliğini koruyor. Her bir jant, bu hassas yüzey formunu elde etmek için altı saate kadar elle işleniyor ve iki farklı kaplama seçeneğiyle sunuluyor: kısmen parlatılmış ve tamamen parlatılmış. İç tasarımda ifade gücü ve malzemede yenilik Spectre müşterilerinin olağanüstü yaratıcı vizyonuna yanıt olarak Spectre Series II, iç mekân paletini önemli ölçüde genişleterek yeni malzemeler, rafine yüzey uygulamaları ve etkileyici derinlik ve çeşitlilik sunan el işçiliği detaylarla zenginleştiriliyor. Bu yeni materyaller arasında, bambudan elde edilen çağdaş bir iç mekân rayon kumaşı olan Duality Twill öne çıkıyor ve ilk kez Spectre’da sunuluyor. İlhamını Côte d’Azur’daki Le Jardin des Méditerranées’nin etkileyici bambu koruluğundan alan bu özel malzeme, Sir Henry Royce’un bir dönem kış aylarını geçirdiği Villa Mimosa’ya komşu bu benzersiz peyzajın doğal zarafetini iç mekâna taşıyor. Twill kumaş, sanatsal bir “Duality” grafiğiyle işlendi. Markanın kurucularının iç içe geçmiş iki R harfinden soyutlanarak oluşturulan tasarım, yelkenli yatlarda görülen birbirine dolanan halat çizgilerini andıran denizcilik esintileri taşıyor ve Fransız Rivierası’na ince bir gönderme yapıyor. Spectre Series II’de Duality Twill iç mekânı, 2,6 milyon adede kadar dikiş, 10 mil (yaklaşık 16 km) iplik içeriyor ve üretimi toplamda 25 saate kadar sürüyor. Placed Perforation deri, Spectre Series II’de de sunularak hassasiyetle kesilmiş desenler aracılığıyla benzersiz sanat eserlerinin ortaya çıkarılmasını sağlıyor. İlk uygulama için tasarımcılar, ay ışığı altında bulutların oluşturduğu değişken silüetlerden ilham alan bir desen tasarladı. Ön ve arka koltukların omuz ve baş dayanağı bölgelerine yayılan bu özel tasarım, 0,8 mm, 1,0 mm ve 1,2 mm olmak üzere üç farklı boyutta toplam 78.138 hassas delikten oluşuyor. Aydınlatmalı kapı seçeneğine entegre edildiğinde ise desen, ışık kaynaklarına yaklaştıkça zarif bir şekilde çözülerek dağılıyor ve değişen gece gökyüzünde parıldayan yıldızları andıran yumuşak, atmosferik bir ışık etkisi oluşturuyor. Yeni yüksek parlaklığa sahip Brindled Walnut kaplama, markanın malzeme seçiminde ve zanaatkârlık anlayışında benimsediği titiz yaklaşımın zarif bir yansıması olarak öne çıkıyor. Meyve vermeyen ceviz ağaçlarından elde edilen ahşap ile kaliteli kâğıt üretiminden arta kalan okaliptüs liflerini bir araya getiren bu kaplama, katmanlı ve zengin bir “kaplan çizgisi” deseni oluşturuyor. Kaplama, cam parçacıklarından oluşan ince bir tozla zenginleştirilmiş bir lake katmanıyla mühürleniyor ve ardından son bir şeffaf koruyucu kat uygulanıyor. Bu işlem, kaplamaya derinlik ve hareket hissi kazandırıyor. İç Mekân Paneli ve Saat Galerisi artık ön konsol boyunca kesintisiz bir şekilde uzanarak yeni Illuminated Fascia tasarımıyla bütünleşiyor. Yönlü dalga desenine sahip bu tasarım, yüzey boyunca akıyormuş gibi görünen 8.108 adet piksel benzeri aydınlatma unsurundan oluşuyor ve Spectre Series II’nin güçlü yatay karakterini vurguluyor. Tasarım, Rolls-Royce’un Goodwood’daki merkezinin çevresinde yükselen South Downs ormanlarının üzerinde süzülen ve sürekli değişen sis tabakasından ilham alıyor. Yeni bir saat tasarımı da sunuluyor. Tasarım, kusursuz okunabilirliği ön planda tutan hassas havacılık göstergelerinden ilham alıyor. Saat kadranı, döküm metal akreple yelkovana ve aracın modern karakterini yansıtan sadeleştirilmiş bir grafik tasarıma sahip. Yeni saat tasarımını barındıran özel vitrin bölümünde ayrıca, masif paslanmaz çelikten üretilmiş ve alttan aydınlatılan bir Spirit of Ecstasy figürü de sergileniyor. Black Badge için cesur yeni bir renk paleti Black Badge Spectre Series II’ye özel olarak geliştirilen yeni tasarım detayları, markanın asi ve sıra dışı karakterini daha da vurgulayarak güçlü, iddialı ve tavizsiz duruşunu ön plana çıkarıyor. Yeni geliştirilen Iced Black Exterior Detailing seçeneği, aracın parlak dış trim detaylarının neredeyse tamamını mat bir yüzeyle dönüştürüyor. Bu uygulama; ön ızgara çerçevesi, yan çerçeve kaplamaları, tampon detayları, “Double R” ambleminin yan çerçevesi, kapı kolları ve Spirit of Ecstasy üzerinde uygulanıyor. Dikkat çekici bir şekilde, Pantheon Izgarası’nın dikey kanatları ise parlak yüzeylerini koruyor; bu tercih, aracın kimliğini muhafaza etmek amacıyla Rolls-Royce tasarımcıları tarafından alınmış bir karar olarak öne çıkıyor. Black Badge için daha etkileyici bir görsel karakter yaratmak amacıyla yeni bir jant tasarımı da geliştirildi. Açık kollu tasarım, aracın güçlü fren sistemini ön plana çıkarırken; jantın en dış kenarına kadar uzanan parlak dış halka, yedi kollu yapının çapını daha belirgin hale getiriyor. Yüzeye entegre edilen ince cam parçacıkları zarif bir ışıltı etkisi yaratıyor. Bu dikkat çekici tasarım, özel yüksek sıcaklık kürleme süreciyle geliştirilen Iced Matte Black seçeneğiyle de sunuluyor. Böylece Black Badge tarihinde ilk kez bu yüzey kaplaması bir jantta kullanılıyor. Spectre Series II: Güçlendirilmiş bütünlük Spectre Series II ile gerçekleştirilen gelişim, modelin zamana meydan okuyan tasarım anlayışını ve kalıcı mühendislik mükemmeliyetini güçlü bir göstergesi olup bu gelişim, markanın genişleyen küresel Private Office ağı sayesinde daha yakın iş birlikleriyle şekillenen yeni bir özel sipariş döneminde ve her zamankinden daha geniş bir yaratıcı seçenek yelpazesiyle ortaya çıkıyor. Spectre’ın önemini en başından itibaren takdir edenlerin sezgilerine saygı duyan bu yaklaşım, aynı zamanda modeli gelecekte sipariş edecek müşterilere yeni ve daha geniş ifade olanakları sunuyor. Spectre’nin Rolls-Royce için bir dönüm noktası niteliği taşıyan bir otomobil olduğunu belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: “Spectre, mühendisler, tasarımcılar ve zanaatkârlar tarafından şekillendirilmiş, müşterilerimizin içgörüleriyle geliştirilmiş ve dünya genelinde büyük beğeniyle karşılandı. Müşterilerimizin en çok değer verdiği sessizlik, zahmetsiz sürüş ve yüksek güç gibi özellikleri daha da ileri taşıyarak, Rolls-Royce’un elektrifikasyon çağında kusursuz bir uyum sergilediğini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu otomobilin dünya çapında gördüğü olağanüstü ilgi, Spectre’ı güncel ürün portföyümüzde Bespoke için en dikkat çekici “tuval” modellerinden biri olarak konumlandırmış ve müşterileri giderek daha bireysel ve daha iddialı siparişler vermeye teşvik etmiştir. Spectre Series II ile bu olanakları daha da ileri taşıyoruz. Bu modern başyapıtın rafine edilmesi, “Küçük şeyler mükemmelliği yaratır, ancak mükemmellik küçük bir şey değildir.” diyen kurucu ortağımız Sir Henry Royce’un ruhuna uygun olarak gerçekleştirilmiştir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ford Trucks’tan Türkiye’nin En Kapsamlı Ağır Ticari Yeşil Dönüşüm Planı    Haber

Ford Trucks’tan Türkiye’nin En Kapsamlı Ağır Ticari Yeşil Dönüşüm Planı  

Ford Otosan, bugün Türkiye’de ağır ticari araçlar için hem motor hem şanzıman geliştiren ve üreten tek üretici konumunda bulunuyor. Şirket, sahip olduğu bu yetkinliği yeni nesil güç aktarma teknolojileriyle genişleterek, ağır ticari araç üretiminde teknolojik derinliğini bir üst seviyeye taşımayı hedefliyor. Bu yaklaşım, Ford Trucks’ın Avrupa’daki büyümesini desteklerken Türkiye’de ağır ticari araç üretiminde teknoloji ve üretim sofistikasyonu açısından en ileri noktadaki konumunu daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda daha yüksek katma değerli üretim ve daha nitelikli istihdam yaratılması da bu dönüşümün temel hedefleri arasında yer alıyor. Türkiye’nin en kapsamlı ağır ticari yeşil dönüşüm planı Bu kapsamda, Euro-7 emisyon standartlarına uyum, sıfır emisyonlu araç üretimi ve Avrupa Birliği Doğrudan Görüş Regülasyonu’na uygun yeni kabin dönüşümünü içeren projeler için yapılan teşvik başvurusu uygun bulunarak Proje Bazlı Devlet Yardımı kapsamında desteklenmesine karar verildi. Proje Bazlı Devlet Yardımına konu tutar 31.389.000.000 TL olup, onaylanan teşvik çerçevesinde, söz konusu dönüşüm projeleri kapsamında 2031 yılı sonuna kadar ilgili yatırımların yapılması ve yaklaşık 500 kişilik ek istihdam sağlanması öngörülüyor. Yatırımların, pazarın gelişimi, teknolojik dönüşümün seyri ve altyapı hazırlıkları doğrultusunda 2026 ve izleyen yıllarda kademeli olarak gerçekleştirilmesi planlanıyor. Projelerin tamamına ilişkin nihai yatırım kararları ise devam eden fizibilite ve değerlendirme süreçlerine bağlı olarak şekillenecek. Emrah Duman: “Türkiye’deki mühendislik gücümüzü rekabetçi ürünlere dönüştürürken sektörde sürdürülebilirlikte de söz sahibi olmayı hedefliyoruz.” Ford Trucks Lideri Emrah Duman konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: Ford Trucks’ın Avrupa’daki büyümesini uzun vadeli bir teknolojik dönüşüm vizyonuyla ele alıyoruz. Eskişehir’de planladığımız bu yatırım, farklı güç aktarma teknolojilerini aynı üretim ve mühendislik ekosistemi içinde geliştirebilen bir yapı oluşturma hedefimizin önemli bir parçası. Ağır ticari araçlarda dönüşüm aşamalı ilerleyen bir süreç. Elektrikli, hidrojenli ve gelişmiş içten yanmalı motor teknolojilerini birlikte ele alıyor, farklı kullanım ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştiriyoruz. Bu yaklaşım, Ford Trucks’ın geleceğin taşımacılık ihtiyaçlarına hazır olmasını sağlıyor ve küresel rekabet gücünü destekliyor. Türkiye’deki mühendislik gücümüzü rekabetçi ürünlere dönüştürürken sektörde sürdürülebilirlikte de söz sahibi olmayı hedefliyoruz. Bu projeyi ilk aşamasından itibaren sahiplenerek destekleyen T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımıza teşekkür ederiz.” Yeni nesil güç aktarma teknolojileri aynı geliştirme altyapısında ele alınıyor. Ford Otosan Eskişehir Fabrikası’nda planlanan dönüşüm kapsamında; elektrikli kamyonlar, hidrojen bazlı güç sistemleri, Euro-7 uyumlu yeni nesil motorlar ve yeni kabin mimarileri birlikte ele alınıyor. Bu yapı, farklı teknolojilerin tek bir hatta toplanmasından ziyade, aynı üretim ve mühendislik altyapısı içinde esnek şekilde geliştirilebildiği ve ölçeklenebildiği bir model sunuyor. Bu yönüyle proje, Türkiye’de ağır ticari araç segmentinde yeni nesil güç aktarma teknolojilerinin birlikte ele alındığı en kapsamlı dönüşüm çalışmalarından biri olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda Ford Trucks’ın kendi mühendislik gücüyle geliştirdiği teknolojilerin Avrupa pazarına güçlü şekilde sunulmasını destekliyor. Proje ile birlikte Ar-Ge kapasitesinin artırılması, yeni teknoloji alanlarında uzmanlık geliştirilmesi ve yerli tedarik zincirinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu yaklaşım, Türkiye’de daha yüksek katma değerli üretimin yaygınlaşmasına katkı sağlarken Ford Trucks’ın küresel ölçekte daha güçlü bir oyuncu olmasını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.