Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güç Dağıtımı

Kapsül Haber Ajansı - Güç Dağıtımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güç Dağıtımı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABB Ve Ferrari Hypersail, Yenilenebilir Enerji Teknolojileri İçin İş Birliği Yapıyor Haber

ABB Ve Ferrari Hypersail, Yenilenebilir Enerji Teknolojileri İçin İş Birliği Yapıyor

ABB bugün, ABB’nin elektrifikasyon uzmanlığını dünyanın en iddialı açık deniz performans mücadelesiyle buluşturan Ferrari Hypersail ile teknoloji ortaklığını duyurdu. Elektrifikasyon Ortağı olarak ABB, denizcilik güç sistemleri, doğru akım (DC) teknolojisi ve gelişmiş elektrik sistemleri alanlarındaki uzmanlığıyla bu mücadeleyi destekleyecek. Ferrari Hypersail, yenilenebilir enerjiyle çalışan çığır açan 100 fitlik bir monohull hidrofoil teknesidir. Tekne, sürdürülebilir denizcilik performansının sınırlarını zorlamak üzere tasarlanmış olup hızı, gemi üzerinde enerji üretimini ve güç yönetimini teknik açıdan en zorlu ortamlardan birinde bir araya getiriyor. ABB, bu ortaklığa doğru akım teknolojisinde 25 yılı aşkın deneyimini ve bu alanda 700’den fazla patentten oluşan portföyünü taşıyor. Elektrifikasyon Ortağı olarak ABB, enerji yönetimi, denizcilik elektrik sistemleri, enerji depolama ve akıllı izleme alanlarındaki uzmanlığıyla Ferrari Hypersail’i destekleyecek. Ferrari Hypersail, ABB’ye gelişmiş elektrifikasyon, doğru akım mimarileri ve akıllı enerji yönetiminin zorlu açık deniz koşullarında dayanıklılığı ve verimliliği nasıl artırabileceğini göstermek için yüksek performanslı bir ortam sunuyor. Yenilenebilir enerji üretimini, depolamayı, izlemeyi ve güç dağıtımını gerçek zamanlı olarak dengelemeyi gerektiren bu koşullar, yeni nesil endüstriyel mikroşebekelerin geliştirilmesi açısından kritik önem taşıyor. ABB Elektrifikasyon İş Kolu Başkanı Giampiero Frisio, “Ferrari Hypersail, ABB’ye doğru akım teknolojisinin sınırlarını zorlamak için iş ortaklarımızla nasıl iş birliği yaptığımızı gösterebileceğimiz benzersiz bir platform sunuyor,” dedi. “Ferrari Hypersail, sistemlerimizin endüstride karşılaştığı en zorlu koşullarla kıyaslanabilecek şartlarda çalışmak üzere tasarlandı. ABB’nin rolü, elektrifikasyon ve otomasyon teknolojilerinin endüstrilerin sınırları aşmasına ve rekor kıran performansa ulaşmasına nasıl yardımcı olduğunu ortaya koyuyor. Bu gibi bir mücadeleden elde edilen deneyimler, denizcilik ve yenilenebilir enerjiden veri merkezlerine ve endüstriyel mikroşebekelere kadar farklı sektörlerde müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu dayanıklı ve verimli güç sistemlerini geliştirmemize katkı sağlayabilir. ” Ferrari Hypersail Proje Lideri Enrico Voltolini’ye göre ortaklık, görevin hayata geçirilmesi için gereken teknik temeli sağlıyor. Voltolini, “Hypersail tamamen yenilenebilir enerjiyle çalışıyor,” dedi. “Dünyanın en zorlu okyanus ortamlarında haftalar boyunca kendi kendine yeterli olmak zorunda. ABB’nin elektrifikasyon uzmanlığının projeye dahil olması değerli bir operasyonel avantaj sağlıyor.” Ferrari Hypersail’in doğru akım mimarisi, 48V ve 800 VDC’de çalışan sistemleriyle yüksek performanslı, kendi kendine yeterli bir mikroşebeke işlevi görecek. Aşırı soğuk, tuz serpintisi, basınç ve hareket koşullarında çalışırken kritik navigasyon, foil kontrolleri, güvenlik sistemleri ve tahrik için güç üretecek, depolayacak ve yönetecek. ABB ekibi, doğru akım sistem entegrasyonu, gerçek zamanlı izleme, akıllı güç dağıtımı ve denizde dayanıklılık alanlarındaki uzmanlığıyla Ferrari Hypersail’i destekleyecek. Projeden elde edilecek içgörüler, deniz taşımacılığı, veri merkezleri ve yenilenebilir enerji altyapısı dahil olmak üzere çeşitli endüstriler için gelişmiş güç sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak. ABB daha sürdürülebilir ve kaynaklar açısından verimli bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri sunan global bir teknoloji lideridir. ABB, mühendislik ve dijitalleşme alanlarındaki uzmanlığını birleştirerek endüstrilerin yüksek performansta çalışırken daha verimli, üretken ve sürdürülebilir hale gelmesine katkıda bulunmaktadır. ABB’de biz buna ‘Engineered to Outrun’ diyoruz. ABB, 140 yılı aşkın geçmişe ve dünya çapında 110.000’den fazla çalışana sahiptir. Şirketin hisseleri SIX İsviçre Borsası (ABBN) ve Nasdaq Stockholm’de (ABB) işlem görmektedir. www.abb.com Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Schneider Electric’ten 800 VDC Veri Merkezlerinde Ark Parlaması Risk Araştırması Haber

Schneider Electric’ten 800 VDC Veri Merkezlerinde Ark Parlaması Risk Araştırması

Küresel enerji teknolojisi lideri Schneider Electric, 800 VDC güç mimarilerinde ark parlaması riskinin nasıl değerlendirilebileceği ve yönetilebileceğine ilişkin pratik bir yol haritası sunan, alanında ilk niteliğindeki analizini yayımladı. Hiper ölçekli veri merkezi işletmecilerinin tasarım yaklaşımlarından hareketle oluşturulan kullanım senaryolarına dayanan çalışma, farklı konfigürasyonlara sahip, gelişmekte olan iki 800 VDC mimarisini karşılaştırıyor. Bulgular, ark parlamasının etkilerinin mimariye, kapasitörlerin yerleşimine ve arıza giderme davranışına önemli ölçüde bağlı olduğunu gösteriyor. Araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri, kapasitör etkisinin baskın olduğu en zorlu varsayımlarda dahi 800 VDC sistemlerde ark parlaması riskinin yönetilebilir olması. Çalışmaya göre risk seviyesi birçok durumda tipik AC sistemlerle karşılaştırılabilir düzeyde kalıyor. Gelişmiş yazılım ve dijital ikizlerden yararlanan daha kapsamlı modelleme yöntemleri de ark parlaması riskinin daha doğru biçimde ortaya konmasına yardımcı oluyor. Bulgular, yapay zekâ veri merkezlerinde daha yüksek güç yoğunluğuna sahip kabinleri desteklemek amacıyla 800 VDC mimarilerinin benimsenmeye başladığı kritik bir dönemde geliyor. NVIDIA’nın öncülüğünde, Schneider Electric gibi enerji teknolojileri şirketlerinin katkısıyla 800 VDC veri merkezi güç altyapısına geçiş, büyük ölçekli veri merkezleri ve AI Factory’lerin 400 kW ve üzerindeki IT kabinlerini desteklemesine olanak sağlayacak. Sektör daha yüksek güç yoğunluklarına doğru ilerlerken 800 VDC dağıtım, megawatt ölçeğindeki kabinlerin verimli biçimde enerjiyle beslenmesinde uygulanabilir bir çözüm olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte daha yüksek çalışma gerilimleri, arıza davranışının, koruma koordinasyonunun ve güvenli çalışma uygulamalarının daha iyi anlaşılmasını gerektiriyor. Schneider Electric Güvenli Güç ve Veri Merkezlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Manish Kumar, konuyla ilgili şunları söyledi: “800 VDC güç dağıtımı veri merkezi tasarımında önemli bir değişimi temsil ediyor ancak aynı zamanda kapsamlı biçimde incelenmesi gereken yeni güvenlik konularını da beraberinde getiriyor. Dünyanın önde gelen hiper ölçekli veri merkezi işletmecilerinden bazılarıyla yürüttüğümüz çalışmalar, mühendislere ve güvenlik profesyonellerine ark parlaması risklerini değerlendirmek için ilk pratik çerçevelerden birini sunuyor. Bu yaklaşım arıza davranışını anlamak, güvenli çalışma uygulamalarını oluşturmak ve etkili koruma sistemleri tasarlamak için yapılandırılmış bir yöntem sağlıyor. Amacımız, sektörün daha yüksek gerilimli mimarilere güvenli ve emin adımlarla geçmesine yardımcı olmak.” Ark flaşı analizi AC veri merkezlerinde halihazırda standart bir uygulama olsa da dönüştürücü beslemeli 800 VDC sistemlerde çalışan personelin karşılaşabileceği elektriksel tehlikelerin yönetimine ilişkin sektör genelinde kabul edilmiş bir standart veya kılavuz henüz bulunmuyor. Bu nedenle yeni araştırma yalnızca ark parlaması tehlikelerinin değerlendirilmesi ve yönetilmesi açısından değil, 800 VDC sistemlerin mevcut güç sistemleriyle karşılaştırılabilir güvenlik seviyelerine ulaşmasını sağlamak açısından da önem taşıyor. Çalışma, mevcut standartların ark parlaması riskini olduğundan yüksek tahmin edebildiğini, Schneider Electric’in simülasyon analizlerinin ise gelişmiş yazılım ve dijital ikizlerin riski daha doğru modellediğini gösteriyor. İki farklı 800 VDC mimarisi değerlendirildi Schneider Electric’in çalışması, sektörde ortaya çıkan başlıca uygulama yaklaşımlarını temel alarak hem kabin hem de tesis seviyesindeki 800 VDC mimarilerine yönelik ilk pratik ark parlaması analizlerinden birini ortaya koyuyor. Analiz kapsamında standartlara dayalı yöntemler, geçici durum simülasyonları ve sistem seviyesinde modelleme değerlendirildi. Bulgular, mevcut ark parlaması analiz çerçevelerinin mimariyi ve zamana bağlı değişkenleri dikkate alacak şekilde kullanıldığında 800 VDC sistemlere uygulanabileceğini ve tasarım tercihlerinin sonuçlar üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor. Kabin seviyesindeki 800 VDC mimarileri: Muhafazakâr yöntem ve varsayımlarla gerçekleştirilen sidecar, diğer adıyla güç kabini, vaka çalışmasında, herhangi bir koruma cihazı bulunmadığı durumda dahi maruz kalınan enerji seviyesinin referans alınan 1,2 cal/cm² kişisel koruyucu ekipman eşiğinin oldukça altında kaldığı görüldü. Merkezi 800 VDC mimarileri: Tesis seviyesindeki vaka çalışması, yine muhafazakâr ve gerçek uygulamaları daha az yansıtan, aşırı akım korumasının bulunmadığı bir mimari ele alındığında maruz kalınan enerji seviyesinin kabin seviyesindeki tasarımlara kıyasla bir miktar daha yüksek olabileceğini gösteriyor. Analiz ayrıca sistem topolojisinin etkisini değerlendirerek ters akımı engelleyen diyotların hem yukarısında hem de aşağısında meydana gelen arızaların geri beslemeyi, tepe akımını ve ark parlaması sonuçlarını nasıl etkilediğini ortaya koyuyor. Arıza katkısının standart koruma cihazlarıyla zaman açısından sınırlandırılması durumunda ark parlaması enerjisi, çalışma ortamları için uygun seviyelere düşüyor ve genel olarak yaygın AC mimarilerindeki seviyelerle uyumlu hale geliyor. 800 VDC mimarilerinde ark parlaması riskinin azaltılmasında tasarım ve koruma stratejileri önemli rol oynuyor. Araştırma, genel riskin düşük kaldığını ve birçok durumda tipik AC dağıtım sistemleriyle karşılaştırılabilir olduğunu gösteriyor. Standart koruma cihazları kullanıldığında da maruz kalınan enerji önemli eşiklerin altında tutulabiliyor. Araştırmada ayrıca şu sonuçlara ulaşıldı: Geçici durum davranışı önem taşıyor: 800 VDC sistemlerde ark parlaması etkisini zamana bağlı arıza akımları belirliyor. Bir olayın ilk milisaniyelerinde kapasitör deşarjı baskın rol oynuyor. Simülasyon doğruluğu artırıyor: Geçici durum simülasyonu ve güç sistemi analiz araçları gibi yazılımlar, DC sistemlerde kullanılan basitleştirilmiş ark parlaması analiz yöntemlerinin kapasitör etkisinin baskın olduğu sistemlerde riski çoğu zaman olduğundan yüksek tahmin ettiğini gösteriyor. İşletmeciler, ETAP gibi gelişmiş yazılım ve dijital ikizlerden yararlanarak koruma stratejilerini daha doğru veriler üzerine kurabiliyor ve ark parlaması riskini önemli ölçüde azaltabiliyor. Tasarım tercihleri riski azaltıyor: Ark parlaması sonuçlarını yalnızca DC dağıtım kullanılması değil, mimari ve sistem konfigürasyonu da belirliyor. Kapasitörlerin yerleşimi, ters akımı engelleyen bileşenler ve milisaniye ölçeğinde devreye giren koruma sistemleri, 800 VDC altyapılarının güvenli biçimde uygulanmasında kritik rol oynuyor. ETAP CEO’su Tanuj Khandelwal ise şunları söyledi: “Endüstri standartları ark parlaması ve elektrik güvenliği açısından vazgeçilmez olmaya devam ediyor. Ancak geleneksel yöntemler, karmaşık DC sistemlerin çalışma biçimini tam olarak yansıtmadıkları için gereğinden fazla muhafazakâr sonuçlar verebiliyor. Gerçek riski anlayabilmek için mühendislerin sistem topolojisini, arıza davranışını, koruma koordinasyonunu, dönüştürücü tepkilerini, anahtarlama mantığını ve aktif koruma sistemlerini birlikte değerlendirmesi gerekiyor. ETAP, ekiplerin 800 VDC sistemleri gerçek çalışma koşullarına uygun biçimde modellemesini ve doğrulamasını sağlayarak muhafazakâr varsayımlardan daha doğru, yapay zekâ destekli ve fizik temelli güvenlik ve operasyon kararlarına geçişi destekliyor.” Bu çalışma, Schneider Electric’in ark parlaması güvenlik testleri alanındaki onlarca yıllık deneyimini temel alırken şirketin, yapay zekâ veri merkezlerinde kullanılan yeni nesil yüksek yoğunluklu kabin sistemleri açısından kritik öneme sahip 800 VDC güç mimarilerine geçişi destekleme taahhüdünü de güçlendiriyor. Schneider Electric ayrıca 800 VDC sistemlerde bakım çalışmalarının güvenli biçimde gerçekleştirilebilmesine yönelik, sistem çalışırken güç bileşenlerinin değiştirilebilmesini sağlayan “live swap” teknolojileri üzerinde kapsamlı testler gerçekleştirdi. Araştırmanın bulguları, “DC Arc Flash Analysis: A Practical Study on 800 VDC in Data Centers” başlıklı teknik dokümanda yayımlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.