Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güç Elektroniği

Kapsül Haber Ajansı - Güç Elektroniği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güç Elektroniği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Menzilin Arkasındaki Mühendislik: Audi e-tron Ailesi Haber

Menzilin Arkasındaki Mühendislik: Audi e-tron Ailesi

Tek şarjla daha uzun mesafeler kat edebilmek, elektrikli otomobillerin günlük kullanıma ve uzun yolculuklara uyumunda belirleyici unsurlardan biri. Ancak menzil performansını geliştirmek, bataryada depolanan enerjinin mümkün olduğunca verimli kullanılmasını gerektiriyor. Aerodinamik yapıdan elektrik motorunun verimliliğine, güç elektroniğinden bataryanın sıcaklık yönetimine ve yavaşlama sırasında enerjinin geri kazanılmasına kadar birçok unsur, aracın tek şarjla kat edebileceği mesafeyi birlikte belirliyor. Audi, e-tron ailesindeki farklı modellerde bu unsurları araçların karakterine ve kullanım amacına göre geliştirerek menzil ile sürüş performansı arasında denge kuruyor. Bu yaklaşımın önemli parçalarından biri, aracın hava direncini azaltan tasarım. Örneğin Audi A6 Sportback e-tron’un 0,21’lik hava sürtünme katsayısı, yüksek hızlarda enerji tüketimini etkileyen aerodinamik verimliliğin önemini ortaya koyuyor. Hava direnci A6 Sportback e-tron’un WLTP çevrimindeki enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor. Verimlilik, sürüş sırasında enerjinin yeniden kullanılmasını sağlayan sistemlerle de destekleniyor. A6 e-tron’un enerji geri kazanım sistemi, günlük sürüşte gerçekleşen frenleme işlemlerinin yaklaşık yüzde 95’ini karşılayabiliyor ve uygun koşullar altında 220 kW’a kadar geri kazanım gücü sunuyor. Böylece yavaşlama sırasında açığa çıkan enerjinin bir bölümü bataryaya aktarılıyor. Audi’nin elektrikli araçlar için geliştirdiği Premium Platform Electric (PPE), A6 e-tron ve Q6 e-tron modellerinde batarya, elektrik motorları ve güç elektroniğinin birlikte çalışmasını sağlayan altyapıyı oluşturuyor. Türkiye’de satışta olan Q6 SUV e-tron quattro ve Q6 Sportback e-tron quattro, 100 kWh brüt kapasiteli bataryalarıyla bu yaklaşımın örnekleri arasında yer alıyor. WLTP standardına göre her iki modelin menzil değerleri sırasıyla 543-644 km ve 570-661 km. PPE’nin yeniden geliştirilen batarya yapısı da verimliliğe katkı sağlıyor. Daha az sayıda modül ve bağlantı elemanıyla oluşturulan kompakt tasarım, bataryanın içinde daha az yer kaplamasına ve ağırlığının azaltılmasına yardımcı oluyor. Yeni fiber kompozit alt kaplama ise batarya ile dış ortam arasındaki ısı yalıtımını iyileştirerek bataryanın daha verimli biçimde ısıtılıp soğutulmasını sağlıyor. Uzun yolculukları destekleyen hızlı şarj teknolojisi Audi e-tron ailesi, menzilin yanı sıra yüksek hızlı şarj kapasitesiyle de elektrikli mobilitenin günlük kullanımına uyumunu güçlendiriyor. Audi’nin 2021 yılında dünya prömiyerini gerçekleştirdiği ve 2022’de Türkiye’de satışa sunduğu e-tron GT ile kullanmaya başladığı 800 volt mimarisi, bugün farklı platformlar üzerindeki modellerinde yer alıyor. Güncel e-tron GT ailesinde 320 kW’a kadar DC hızlı şarj desteği sunulurken, PPE üzerinde geliştirilen A6 ve Q6 e-tron ailelerinde bu değer veriyona bağlı olarak 270 kW’a kadar ulaşıyor. Bu teknoloji, uzun yolculuklarda kısa bir molasını yüzlerce kilometrelik ek menzile dönüştürebiliyor. Uygun yüksek güçlü DC şarj istasyonunda ve ideal koşullarda 10 dakikalık şarjla e-tron GT için WLTP’ye göre 285 kilometreye, A6 Sportback e-tron Performance için 315 kilometreye ve A6 Avant e-tron Performance için 300 kilometreye kadar ek menzil elde edilebiliyor. Aynı sürede Q6 SUV e-tron quattro 260 kilometreye, Q6 Sportback e-tron quattro ise 265 kilometreye kadar ek menzil kazanabiliyor. Q4 e-tron’daki güncellemeler ise verimlilik kazanımının tek bir parçadaki değişiklikle sınırlı olmadığını gösteriyor. Yeni APP350 elektrik motoru, güç elektroniğindeki silikon karbür yarı iletkenler, yazılım iyileştirmeleri ve aktarma organlarındaki sürtünmeyi azaltan düzenlemeler birlikte çalışıyor. Audi, bu geliştirmelerle önceki modele kıyasla yaklaşık yüzde 10 verimlilik artışı sağlandığını belirtiyor. Bu örnekler, Audi’nin elektrikli araç geliştirme yaklaşımında menzil performanısın tek bir teknik değere indirgemediğini; aerodinamiği, güç aktarımını, enerji yönetimini ve geri kazanım sistemlerini birlikte değerlendirdiğini ortaya koyuyor. Bu yaklaşımın farklı modellerdeki karşılığı ise menzil ve verimlilik testlerinde elde edilen sonuçlarda görülüyor. Farklı modellerden menzil ve verimlilik sonuçları A6 Sportback e-tron performance, Miko Marczyk’in Polonya’da gerçekleştirdiği özel sürüşte tek şarjla 1.338 kilometre yol katederek Guinness Dünya Rekoru kırdı. Edmunds’un ABD’de 2027 model yılı Audi Q6 e-tron ile gerçekleştirdiği testte araç, tek şarjla 337 mil, yaklaşık 542 kilometre yol aldı. Bu sonuç, aracın 301 millik EPA menzil tahminini 36 mil aştı. Türkiye’de satışa sunulan modellerin menzil standardı olan WLTP’den farklı bir ölçüm standartı olsa da EPA’nın tahminini yaklaşık yüzde 12 aşan bu sonuç, Q6 e-tron’un menzil ve verimlilik performanısını bağımsız bir testte de ortaya koydu. Q4 Sportback 45 e-tron, 2024 yılında AUTOBEST’in ECOBEST Challenge değerlendirmesinde gerçek kullanım menziliyle WLTP değerine en çok yaklaşan modeller arasında yer aldı. Test edilen araç, EcoC1 endeksinde yüzde 98,95’e ulaştı. Güncellenen Q4 e-tron’da ise motor, güç elektroniği, yazılım ve aktarma organlarında yapılan geliştirmelerle önceki modele kıyasla yaklaşık yüzde 10 verimlilik artışı sağlandı. Q4 Sportback e-tron performance, WLTP standardına göre Türkiye’de satışta olan versiyonunda 525-565 kilometre menzil sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Siemens, Yapay Zekâ Destekli Otonom Fabrikaları Geliştirmek için NVIDIA ile İş Birliği Yapıyor Haber

Siemens, Yapay Zekâ Destekli Otonom Fabrikaları Geliştirmek için NVIDIA ile İş Birliği Yapıyor

Siemens, Almanya’nın Erlangen kentindeki Elektronik Fabrikasında yeni yapay zekâ çözümlerini tanıtarak NVIDIA ile yapay zekâ destekli otonom üretimi geliştirmeye yönelik ortaklığında yeni bir dönüm noktasına ulaştı. Şu anda imalat sektöründe benzeri bulunmayan bu uygulamalar, üretimin devreye alınmasını hızlandırmak ve daha uyarlanabilir üretim planlaması sağlamak için yapay zekâdan ve dijital ikizlerden yararlanıyor. İki şirket, Ocak 2026’da Las Vegas’ta düzenlenen CES’te dünyanın tamamen yapay zekâ destekli ilk üretim tesislerini kuracaklarını duyurmuştu. O tarihten bu yana iki şirket, Erlangen tesisinde devam eden üretim sırasında uygulamaları birlikte geliştiriyor ve test ediyor. Erlangen, endüstriyel yapay zekâ için canlı bir laboratuvar ve bu yeteneklerin farklı sektörlere yaygınlaştırılması için bir model işlevi görüyor. Siemens ve NVIDIA, yapay zekâyı üretimin işletim sistemi hâline getirerek ürünlerin tüm değer zinciri boyunca tasarlanma, üretilme ve teslim edilme biçimini dönüştürmeyi amaçlıyor. Önümüzdeki aylarda başka uygulamaların da hayata geçirilmesi planlanıyor. Siemens AG Yönetim Kurulu Üyesi ve Dijital Endüstriler Başkanı Cedrik Neike konuyla ilgili şunları söyledi: “Almanya ve Avrupa için tarihî fırsat, yapay zekâyı veri merkezlerinden çıkarıp fabrikalara taşımakta ve endüstriyel ölçekte uygulamakta yatıyor. Bugün, NVIDIA ile birlikte Siemens Erlangen’deki Elektronik Fabrikamızda Bunun nasıl yapılabileceğini gösteriyoruz. Yıllık yüzde yedilik verimlilik artışıyla Erlangen, dünyanın en gelişmiş üretim tesislerinden biri. Aynı zamanda, her yıl yaklaşık 3.000 müşteri ziyaretiyle endüstriyel inovasyon için küresel bir buluşma noktası. Burada sanayinin geleceği yalnızca konuşulmuyor; bugün gerçeğe dönüşüyor.” NVIDIA Fiziksel Yapay Zekâ Simülasyonundan Sorumlu Başkan Yardımcısı Rev Lebaredian ise şu yorumda bulundu: “Fabrikaların tekrarlanan işleri yürüttükleri kadar değişime de uyum sağlayabilmeleri gerekiyor. Yapay zekâ ve simülasyon bunu mümkün kılıyor. Erlangen’de Siemens ve NVIDIA, yıllara dayanan iş birliklerini fabrika sahasında uygulamaya geçiriyor: fiziksel prototipler henüz ortada yokken denetim sistemlerini eğitiyor, gerçek dünyada değişiklik yapmadan önce üretim planlarını simülasyonda tasarlayıp test ediyorlar. Birlikte, dünyanın her yerindeki otonom fabrikalar için bir model oluşturuyoruz.” Siemens ve NVIDIA’nın ortak ekibi, NVIDIA’nın yapay zekâ, simülasyon ve hızlandırılmış bilgi işlem teknolojilerini Siemens’in endüstriyel yazılım, otomasyon ve üretim uzmanlığıyla birleştirerek ilk yeni yapay zekâ çözümlerini on aydan kısa sürede geliştirdi. Çözümlerin doğrudan üretim ortamında test edilmesi, ekiplerin gerçek üretim gereksinimlerine uygun çözümler geliştirmesini sağladı. Bu yeni teknolojiler, üretim planlaması ve ürün geliştirme gibi alanlarda benzeri görülmemiş iyileştirmeler sağlayabilir. Erlangen’de üretilen sürücülerin ve frekans konvertörlerinin temelini oluşturan yeni baskılı devre kartı (PCB) montajlarında sanal üretim hazırlığı, mühendislik iş yükünü yüzde 85’e, pazara sunma süresini ise yüzde 40’a kadar azaltabilir. Bu iş akışı kritik bir darboğazı ortadan kaldırıyor: Daha önce kalite kontrol hazırlığı birkaç hafta sürüyordu; çünkü ekiplerin görüntü işleme sistemlerini eğitmek için fiziksel prototipleri beklemesi ve kontrol ekipmanını elle yapılandırması gerekiyordu. Yapay zekâ artık görüntü işleme sistemlerini eğitmek için PCB montajlarının dijital ikizlerinden fotogerçekçi görseller üretiyor; böylece mühendisler, fiziksel prototipler hazır olmadan kalite kontrol hazırlığını yapabiliyor. Tesisin üretim planlamasında yeni yapay zekâ teknolojileri, kapasite, malzeme bulunabilirliği, teslimat tarihleri ve üretim hatları arasındaki dengeyi çok daha hızlı ve verimli biçimde kurmayı da vadediyor. Daha önce planlamacıların, mümkün olan en iyi kararı vermek için çeşitli faktörleri deneyimlerine dayanarak karşılaştırıp değerlendirmeleri gerekiyordu. Erlangen’deki Siemens Elektronik Fabrikasında artık bir yapay zekâ ajanı bu süreci destekliyor. Yeni siparişler geldiğinde otomatik olarak çeşitli üretim senaryoları oluşturuyor ve tanımlanmış temel performans göstergelerine (KPI) göre her seçeneğin etkisini planlamacılara gösteriyor. Bu öneriler, uygulamaya alınmadan önce üretim tesisinin tamamının dijital ikizi kullanılarak doğrulanıyor. Uçtan uca yapay zekâ ajanlarına dayalı bu üretim planlaması, yüzde 20’ye varan maliyet tasarrufu sağlayabilirken üretim operasyonlarının yeni siparişlere, malzeme kıtlığına veya değişen müşteri gereksinimlerine daha esnek yanıt vermesine olanak tanıyor. Bu gelişmeler, Siemens’in endüstriyel yazılım ve üretim uzmanlığını NVIDIA teknolojileriyle birleştiriyor. NVIDIA Cosmos dünya modelleri, kalite kontrol için gerçekçi eğitim verileri üretiyor. NVIDIA Factory Operations Blueprint, üretim planları oluşturan ve fabrikaların değişen üretim ihtiyaçlarına yanıt vermesine yardımcı olan yapay zekâ ajanlarını desteklerken NVIDIA Omniverse kütüphaneleri, ekiplerin bu planları gerçek fabrika verilerini kullanarak sanal ortamda test etmesini sağlıyor. 1971’de kurulan, Güney Almanya’daki Siemens Erlangen tesisi yaklaşık 1.000 kişiyi istihdam ediyor ve takım tezgâhları, batarya üretimi ile proses ve ayrık imalat sektörleri dâhil olmak üzere sanayi ve altyapı için güç elektroniği ve otomasyon teknolojileri üretiyor. On yılı aşkın süredir tesiste yeni dijital üretim teknolojileri, üretim devam ederken test ediliyor, geliştiriliyor ve uygulamaya alınıyor. Şu anda üretim, lojistik, kalite kontrol ve bakım alanlarında 100’den fazla yapay zekâ algoritması aktif olarak kullanılıyor. Siemens’in dönüşüme 500 milyon avro yatırım yapmasıyla tesisin 2030’a kadar daha da genişletilmesi planlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sungrow Avrupa’da 1,32 GWh’lik Enerji Depolama Anlaşmasına İmza Attı Haber

Sungrow Avrupa’da 1,32 GWh’lik Enerji Depolama Anlaşmasına İmza Attı

Yenilenebilir enerji teknolojileri ve enerji depolama sistemlerinin önde gelen üreticilerinden Sungrow, Nuveen Infrastructure ile 1,32 GWh kapasiteli stratejik bir çerçeve anlaşma imzaladı. Nuveen Infrastructure’ın Avrupa’daki yenilenebilir enerji projelerini kapsayan anlaşma kapsamında Sungrow, 302 adet PowerTitan 2.0 enerji depolama sistemi ve 77 adet orta gerilim hücresi sağlayacak. Anlaşma, ekipman tedariğinin yanı sıra yüzde 98 sistem kullanılabilirliği garantisi, uzatılmış komponent garantileri, yıllık önleyici bakım ve 7/24 operasyonel desteği içeren uzun vadeli servis hizmetlerini de kapsıyor. Böylece Sungrow, enerji depolama teknolojisini sistem performansı ve operasyonel süreklilik hizmetleriyle bir araya getirerek Avrupa’daki projelere kapsamlı destek sunacak. Nuveen Infrastructure Clean Energy Küresel Varlık Yönetimi Başkanı Jordi Francesch, iş birliğinin yenilenebilir enerjiyi güvenilir, güvenli ve ihtiyaç halinde devreye alınabilir bir kaynağa dönüştürme hedeflerini desteklediğini belirtti. Nuveen Infrastructure Temiz Enerji Küresel Varlık Yönetimi Başkanı Jordi Francesch, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde, “Portföy şirketlerimizi üst segment depolama teknolojileri ve aktif yönetim araçlarıyla destekleyerek Avrupa’daki enerji varlıklarımızı esnek ve veri odaklı bir sisteme uyarlıyor; yenilenebilir enerjiyi güvenilir, güvenli ve ihtiyaç halinde devreye alınabilir bir kaynağa dönüştürüyoruz.” dedi. Sungrow Avrupa Başkan Yardımcısı ve Güney Avrupa, Birleşik Krallık ve İrlanda Bölge Başkanı Javier Izcue ise “Bu çerçeve anlaşma, Avrupa’da enerji depolama sistemlerinin yaygınlaşmasını hızlandırmak açısından önemli bir adım. PowerTitan çözümümüz ve kapsamlı uzun vadeli hizmet yaklaşımımızla elektrik sistemine daha fazla esneklik, istikrar ve verimlilik kazandıracak projeleri destekleyeceğiz.” açıklamasında bulundu. Bulgaristan’da 150 MW / 600 MWh’lik Proje Devreye Alındı Sungrow, Avrupa’daki enerji depolama çalışmalarının bir diğer adımı olarak Sunotec ile birlikte, Enery tarafından geliştirilen ve işletilen 150 MW / 600 MWh kapasiteli Nova Zagora batarya enerji depolama projesini Bulgaristan’da devreye aldı. Bulgaristan’ın en büyük enerji depolama projelerinden biri olan tesiste Sungrow’un sıvı soğutmalı PowerTitan 2.0 teknolojisi kullanılıyor. Bulgaristan Enerji Bakanlığının RESTORE programı kapsamında finanse edilen proje; şebeke esnekliğini artırmayı, yenilenebilir enerji kaynaklarının sisteme entegrasyonunu desteklemeyi ve ülkenin elektrik altyapısının dayanıklılığını güçlendirmeyi amaçlıyor. Nova Zagora, Sungrow ve Sunotec’in Bulgaristan’daki daha geniş enerji depolama programının ilk önemli aşamalarından birini oluşturuyor. İki şirket, önümüzdeki iki ay içinde toplam 2,2 GWh depolama kapasitesini devreye almayı, 2026 yılı sonuna kadar ise bu kapasiteyi 3 GWh’a ulaştırmayı planlıyor. Sungrow Hakkında Yenilenebilir enerji teknolojilerinde küresel liderlerden biri olan Sungrow, 29 yılı aşkın süredir sürdürülebilir enerji çözümlerine öncülük etmektedir. Aralık 2025 itibarıyla şirketin dünya genelinde kurulu güç elektroniği dönüştürücü kapasitesi 1000 GW’a ulaşmıştır. Sungrow, BloombergNEF tarafından dünyanın en güvenilir (bankable) PV invertör ve enerji depolama şirketi olarak gösterilmektedir. Şirketin yenilikçi çözümleri, dünya genelindeki temiz enerji projelerine güç verirken, 520’nin üzerinde servis noktasıyla desteklenen yaygın hizmet ağı sayesinde yüksek müşteri memnuniyeti sunmaktadır. Sungrow, ileri teknoloji ve güçlü hizmet anlayışıyla sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlamayı hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Afrika’daki Nehirlerde Bile Enerji Üretebilecek Haber

Afrika’daki Nehirlerde Bile Enerji Üretebilecek

Türkiye’nin global enerji oyuncularından YEO Teknoloji, iştiraki Mikrohes ile hidroelektrik enerjisi üretiminde yeni bir dönemin kapısını açıyor. Bugüne kadar büyük ölçüde değerlendirilemeyen hidrokinetik enerji potansiyelinden yararlanmak amacıyla geliştirilen yeni nesil Modüler Yatay Yüzer Arşimet Burgu Türbin Platformu, tasarım ve mühendislik çalışmalarından prototip üretimine, saha testlerinden patent başvurusuna kadar kapsamlı bir Ar-Ge sürecinin ardından başarıyla doğrulandı. EUREKA Network ve TÜBİTAK desteğiyle üç yıl boyunca yürütülen proje kapsamında sistemin tasarımı tamamlandı, Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği analizleri gerçekleştirildi, prototipi üretildi ve gerçek saha koşullarında test edildi. Yapılan çalışmalar sonucunda platformun farklı akış koşullarında güvenilir ve verimli biçimde enerji üretebildiği ortaya kondu. Kot farkına ihtiyaç duymadan enerji üretiyor Geleneksel hidroelektrik santraller suyun belirli bir yükseklikten düşmesiyle oluşan enerjiden yararlanırken Mikrohes’in geliştirdiği yeni sistem, suyun doğal akış hızını doğrudan enerjiye dönüştürüyor. Böylece yüksek kot farkına, büyük baraj yapılarına ya da kapsamlı inşaat yatırımlarına ihtiyaç duyulmadan elektrik üretilebiliyor. Yatay ve yüzer yapıya sahip Arşimet Burgu Türbin Platformu, suyun akış kuvvetiyle dönen burgu kanatları aracılığıyla jeneratörü harekete geçiriyor. Modüler olarak tasarlanan sistem, farklı su kanallarına ve akış koşullarına kolaylıkla uyarlanabiliyor. Platform, 1,5 ila 3 metre/saniye arasındaki su hızlarında enerji üretme kapasitesine sahip. Üretim ve depolama tek platformda Yeni nesil platform, yalnızca elektrik üreten bir türbin olarak değil, bütünleşik bir enerji sistemi olarak geliştirildi. Hidrokinetik enerji üretimi, Batarya Enerji Depolama Sistemi, akıllı güç elektroniği, uzaktan izleme ve enerji yönetimi aynı modüler yapı altında bir araya getirildi. Üretilen enerji ihtiyaca göre doğrudan tüketilebiliyor, şebekeye aktarılabiliyor veya batarya sistemlerinde depolanabiliyor. Uzaktan izleme altyapısı sayesinde üretim performansı, su akış koşulları, batarya durumu ve sistem verimliliği anlık olarak takip edilebiliyor. Nerede kullanılabilecek? Modüler Yatay Yüzer Arşimet Burgu Türbin Platformu; tarımsal sulama kanallarında, hidroelektrik santrallerinin kuyruksularında, açık su iletim kanallarında, çevresel can suyu hatlarında, akarsu ve nehirlerde kullanılabiliyor. Sistem sayesinde bugüne kadar teknik veya ekonomik nedenlerle enerji üretiminde değerlendirilemeyen çok sayıda su akışının temiz enerji kaynağına dönüştürülmesi amaçlanıyor. Modüler yapı, tek bir ünitenin kullanılmasının yanı sıra birden fazla türbinin aynı bölgede birlikte çalışmasına da olanak sağlıyor. Böylece farklı kapasite ihtiyaçlarına göre büyütülebilen hidrokinetik enerji üretim alanları kurulabiliyor. Hedef hidrokinetik enerji tarlaları Mikrohes, geliştirdiği teknolojiyi yalnızca tekil türbin uygulamalarıyla sınırlamayı planlamıyor. Şirket, çok sayıda modüler platformun bir arada çalıştığı Hidrokinetik Enerji Tarlaları kurarak akan su potansiyelini megavat ölçeğinde temiz enerjiye dönüştürmeyi hedefliyor. Bu kapsamda Afrika başta olmak üzere düşük eğimli nehirlerin yaygın olduğu bölgelerde temiz, dağıtık ve ölçeklenebilir enerji projelerinin hayata geçirilmesi planlanıyor. Büyük barajlara ve kapsamlı altyapı yatırımlarına ihtiyaç duymayan sistem; hızlı kurulumu, modüler yapısı ve farklı coğrafyalara uyarlanabilmesi sayesinde kırsal bölgelerin, tarımsal tesislerin ve şebekeye erişimi sınırlı yerleşimlerin enerji ihtiyacına da çözüm sunabilecek. Yeşil ve balık dostu teknoloji Arşimet Burgusu, ağırlık prensibiyle çalışıyor. Her bölümde oluşan su ağırlığı, burgu miline ve kanatlarına bir döndürme kuvveti uyguluyor ve burgunun dolayısıyla jeneratör milini çevirerek enerji üretmesini sağlıyor. Arşimet Burgu Türbini, düşük debili sularda bulunan, bugüne kadar büyük ölçüde değerlendirilemeyen hidroelektrik potansiyelini elektrik enerjisine dönüştüren çevre dostu bir sistem. 2010 yılında kurulan Mikrohes, yenilenebilir enerji alanında mühendislik, tasarım ve uygulama çalışmaları yürütüyor. Ar-Ge ve inovasyon faaliyetleriyle alternatif enerji üretim teknolojileri geliştiren şirketin hisselerinin çoğunluğu 2021 yılında YEO Teknoloji tarafından satın alındı. Mikrohes, YEO Teknoloji’nin mühendislik, enerji depolama ve enerji yönetimi kabiliyetlerinden yararlanarak yeni nesil temiz enerji teknolojileri geliştirmeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CALL Energy ve Inavitas, 120 MWh’lik Depolama Yatırımında Güçlerini Birleştirdi Haber

CALL Energy ve Inavitas, 120 MWh’lik Depolama Yatırımında Güçlerini Birleştirdi

YEO Teknoloji’nin yenilenebilir enerji yatırımları alanında faaliyet gösteren iştiraki CALL Energy ile enerji teknolojileri alanındaki çözüm ortağı Inavitas, Türkiye’nin enerji depolama dönüşümünde yeni bir dönemin kapısını açıyor. CALL Energy ve Inavitas, Saves Enerji’ye ait 120 MWh kapasiteli iki enerji depolama projesini hayata geçirmek üzere sözleşme imzaladı. Yaklaşık 40 milyon dolar yatırım büyüklüğüne sahip projeler, Türkiye’de bataryalı enerji depolama alanında Yap-İşlet-Devret esaslı ESCO (Enerji Hizmet Şirketi) modeliyle hayata geçirilen ilk proje olacak. 2027 yılında devreye alınacak tesisler, 5 yıl işletildikten sonra yatırımcı Saves Enerji’ye devredilecek. Söz konusu proje için CALL Energy’nin yüzde 70, Inavitas’ın ise yüzde 30 oranında pay sahibi olduğu Solesco3 Yenilenebilir Enerji A.Ş. isimli bir şirket kuruldu. Solesco3 ile Saves Enerji bünyesindeki şirketlerin üst düzey yöneticilerinin katılımıyla birlikte imza töreni gerçekleştirildi. 5 yıl işletip devredecekler Sözleşme kapsamında projelerin yatırım finansmanı Solesco3 tarafından sağlanacak. Bataryalı enerji depolama sistemleri, yüksek gerilim trafo merkezleri ve şebeke bağlantı altyapısı anahtar teslim olarak kurulacak. Devreye alınmasının ardından tesislerin işletmesi 5 yıl boyunca Solesco3 tarafından yürütülecek ve işletme süresinin sonunda tesisler Saves Enerji’ye devredilecek. Projelerden biri, Saves Enerji bünyesinde yer alan Çamlıca Hidroelektrik A.Ş.’ye ait Çamlıca Hidroelektrik Santrali’ne entegre edilecek enerji depolama tesisinden oluşacak. İkinci proje ise yine Saves Enerji bünyesindeki Kayseri Müstakil Depolama A.Ş.’ye ait müstakil enerji depolama tesisinde hayata geçirilecek. Projelerin tamamlanmasıyla birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarının şebekeye daha etkin biçimde entegre edilmesi, enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi, şebeke esnekliğinin artırılması ve elektrik piyasasında daha verimli bir enerji yönetimi sağlanması hedeflenecek. Enerji depolama sistemleri İstanbul’da üretilecek Projelerde kullanılacak batarya enerji depolama sistemleri, YEO Teknoloji’nin enerji depolama sistemleri üreticisi iştiraki Reap Battery tarafından İstanbul’daki fabrikasında üretilecek. Inavitas ise enerji depolama tesislerinin kritik bileşenleri arasında bulunan Power Conversion System’ı (PCS), Enerji Yönetim Sistemi’ni (EMS) ve yapay zekâ tabanlı enerji ticareti platformunu sağlayacak. YEO Teknoloji ise mühendislik, ekipman tedariki, yüksek gerilim trafo merkezleri, şebeke bağlantı altyapısı ve sistem entegrasyonu süreçlerindeki yetkinlikleriyle projelerin anahtar teslim kurulumunda görev alacak. Böylece yatırım geliştirme ve finansmandan mühendisliğe, yerli ekipman üretiminden sistem entegrasyonuna, dijital enerji yönetiminden uzun dönem işletmeye kadar tüm süreçler aynı yapı altında bir araya getirilecek. ‘Enerjide yeni bir iş modeli ortaya koyuyoruz’ YEO Teknoloji CEO’su Tolunay Yıldız, anlaşmayla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Enerji depolama sistemleri, yenilenebilir enerji yatırımlarının sürdürülebilir şekilde büyümesi ve enerji sisteminin daha esnek hale gelmesi açısından kritik önem taşıyor. Türkiye’de bataryalı enerji depolama alanında ilk kez uygulanacak Yap-İşlet-Devret esaslı ESCO modeliyle yalnızca iki önemli tesisi hayata geçirmekle kalmıyor, enerji altyapısı yatırımlarında finansman, mühendislik, üretim, dijital enerji yönetimi ve uzun dönem işletmeyi bir araya getiren yeni bir model ortaya koyuyoruz. CALL Energy’nin yatırım geliştirme ve finansman kabiliyetini, YEO Teknoloji’nin mühendislik ve sistem entegrasyonu tecrübesini, Reap Battery’nin yerli üretim gücünü ve Inavitas’ın dijital enerji teknolojilerini aynı platformda buluşturuyoruz. Yaklaşık 40 milyon dolarlık bu yatırımın ülkemizin enerji arz güvenliğine, şebeke esnekliğine ve enerji teknolojilerindeki bölgesel merkez olma hedeflerine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.” ‘Teknoloji ve yatırım gücümüzü ortak bir hedefte birleştirdik’ Saves Enerji CEO’su İbrahim Akgün ise projelerle ilgili şunları söyledi: “Yaklaşık bir yıl önce imzaladığımız mutabakat zaptıyla temellerini attığımız bu iş birliğini, bugün toplam 120 MWh kapasiteye sahip iki önemli enerji depolama yatırımıyla somutlaştırıyoruz. Alanında öncü şirketlerin yatırım, finansman, mühendislik, üretim ve teknoloji kabiliyetlerini ortak bir hedef doğrultusunda bir araya getirmesi, projenin en güçlü yönlerinden birini oluşturuyor. Çamlıca Hidroelektrik Santralimize entegre edilecek enerji depolama tesisi ile Kayseri’de hayata geçirilecek müstakil depolama tesisinin, şirketlerimiz açısından ticari bir yatırım olmanın ötesinde ülkemizin enerji dönüşümüne ve arz güvenliğine katkı sağlayacak örnek projeler olacağına inanıyoruz. İş birliğinin tüm taraflar ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.” Yapay zeka destekli enerji yönetimi Inavitas Yönetim Kurulu Başkanı Alper Terciyanlı da şu değerlendirmede bulundu: “Enerji depolama yatırımlarında başarı, güçlü donanım altyapısının gelişmiş enerji yönetimi, güç elektroniği ve veri odaklı optimizasyon teknolojileriyle birlikte çalışmasına bağlı. Bu projelerde sağlayacağımız PCS, Enerji Yönetim Sistemi ve yapay zeka tabanlı enerji ticareti platformuyla depolama tesislerinin piyasa koşullarına ve şebeke ihtiyaçlarına göre en verimli biçimde işletilmesini destekleyeceğiz. CALL Energy, YEO Teknoloji, Reap Battery ve Saves Enerji ile oluşturduğumuz bu yapı; yatırım finansmanını, yerli üretimi, mühendisliği ve dijital enerji teknolojilerini tek bir model altında birleştiriyor. Türkiye’de bataryalı enerji depolama alanında ilk kez uygulanacak bu modelin sektör açısından önemli bir örnek oluşturacağına inanıyoruz.” Uçtan uca entegre enerji altyapısı platformu YEO Teknoloji; yatırım geliştirme, proje finansmanı, mühendislik, ekipman üretimi, sistem entegrasyonu, dijital enerji yönetimi ve uzun dönem işletme kabiliyetlerini bir araya getiren entegre enerji altyapısı modeliyle global büyümesini sürdürüyor. YEO Teknoloji’nin yenilenebilir enerji proje geliştirme ve yatırım faaliyetleri CALL Energy, batarya enerji depolama sistemleri üretimi ise Reap Battery çatısı altında büyüyor. Grup, Inavitas ile geliştirdiği dijital enerji yönetimi ve güç elektroniği çözümleriyle enerji altyapılarının daha akıllı, verimli ve sürdürülebilir şekilde işletilmesini sağlıyor. Saves Enerji, yenilenebilir enerji projelerinin geliştirilmesi, finansmanı ve yatırım yönetimi alanlarında hayata geçirdiği yenilikçi projelerle Türkiye'nin enerji dönüşümüne katkı sağlayan öncü şirketlerden biri olarak tanınıyor. Güneş enerjisi ve enerji depolama yatırımlarına odaklanan şirket, sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda güçlü iş birlikleriyle yüksek katma değerli projeler geliştirirken, enerji arz güvenliğini destekleyen ve uzun vadeli ekonomik değer üreten yatırımlara öncülük etmeyi hedefliyor. Inavitas, enerji üretiminden şebeke işletmeciliğine, enerji depolama sistemlerinden ticari ve endüstriyel tesislere kadar uzanan geniş bir yelpazede geliştirdiği yazılım, güç elektroniği ve yapay zekâ tabanlı enerji yönetimi çözümleriyle faaliyet gösteren küresel bir enerji teknolojileri şirketi olarak çalışıyor. Şirket; Enerji Yönetim Sistemleri (EMS), SCADA, güç elektroniği, inverter, Power Conversion System (PCS), enerji ticareti ve optimizasyon teknolojilerini tek bir ekosistemde bir araya getirerek enerji sektörünün dijital dönüşümüne liderlik ediyor. Güçlü Ar-Ge altyapısı ve uluslararası büyüme stratejisiyle Inavitas, daha akıllı, daha verimli ve daha sürdürülebilir enerji sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik’ten Orta Doğu ve Kuzey Afrika Hamlesi Haber

Empa Elektronik’ten Orta Doğu ve Kuzey Afrika Hamlesi

Yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer elektronik bileşenlerden oluşan geniş ürün portföyüyle kapsamlı teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, uluslararası büyüme stratejisi kapsamında yeni bir adım daha attı. Dubai merkezli olarak kurulan Empa MENA ile şirket, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) pazarındaki faaliyetlerini tek çatı altında daha etkin şekilde yönetmeyi hedefliyor. Yeni yapılanma sayesinde Empa Elektronik, uzun yıllardır faaliyet gösterdiği bölgede müşterilerine daha yakın olacak; satış, teknik destek ve mühendislik hizmetlerini daha hızlı ve etkin biçimde sunabilecek. Empa MENA; başta Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde uzay, havacılık, savunma, endüstriyel elektronik ve LED aydınlatma başta olmak üzere geniş bir alanda iş geliştirme faaliyetleri yürütecek. Şirket, bölgedeki müşterilerine yarı iletkenler, güç kaynakları, elektromekanik bileşenler ve LED aydınlatma çözümlerinin yanı sıra Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi'nin mühendislik kabiliyetlerini de sunarak, bölgeye daha yakın ve daha etkin hizmet vermeyi hedefliyor. "Bölgesel varlığımızı güçlendiriyoruz" Empa Elektronik CEO'su Murat Sarpel, Empa MENA'nın şirketin yeni coğrafyalarda büyüme stratejisinin önemli adımlarından biri olduğunu belirterek, "Empa MENA ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki müşterilerimize çok daha yakın olacağız. Yerleşik bir yapılanmayla bölgede faaliyet göstermek, müşterilerimizin ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt vermemizi ve iş ortaklarımıza daha etkin destek sunmamızı sağlayacak. Aynı zamanda iş ortaklarımızın bölgedeki büyüme hedeflerine de katkı sağlayacak güçlü bir yapı oluşturuyoruz" dedi. Empa MENA'nın, Empa Elektronik'in küresel büyüme stratejisinde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Sarpel, şunları söyledi: Dijital dönüşüm ve savunma yatırımları bölgeyi öne çıkarıyor "Başta Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan olmak üzere MENA bölgesinde dijital dönüşüm, savunma sanayi ve ileri teknoloji alanlarında son yıllarda çok önemli yatırımlar gerçekleştiriliyor. Bu yatırımların artarak devam etmesi, bölgenin teknoloji ekosistemini her geçen gün daha da güçlendiriyor. Uzay, havacılık, savunma, endüstriyel elektronik ve LED aydınlatma gibi Empa Elektronik'in güçlü olduğu sektörlerde önemli fırsatlar görüyoruz. Empa Electronics MENA ile Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır başta olmak üzere tüm bölgede bu potansiyeli daha etkin değerlendirmeyi hedefliyoruz." Küresel büyüme stratejisinin yeni halkası Empa Elektronik'in uluslararası büyüme hedefleri doğrultusunda bölgesel yapılanmalarını güçlendirmeye devam ettiğini vurgulayan Murat Sarpel, "Coğrafi etki alanımızı genişletmek stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Daha önce Macaristan merkezli Empa Electronics CEE ile Orta ve Doğu Avrupa'da önemli bir yapılanma oluşturduk. Empa MENA ile bu kez Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki varlığımızı güçlendiriyoruz. Bölgesel etki alanımızın genişlemesi sayesinde yeni pazarlardaki fırsatlara daha kolay erişirken, iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü ilişkileri farklı coğrafyalara taşıyor ve küresel ölçekte daha da sağlamlaştırıyoruz" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BeeMagnetics, PCIM Top Innovation 2026 Ödülünü Kazandı Haber

BeeMagnetics, PCIM Top Innovation 2026 Ödülünü Kazandı

Her yıl Almanya’nın Nürnberg kentinde düzenlenen PCIM Expo & Conference, güç elektroniği, akıllı hareket sistemleri, yenilenebilir enerji ve enerji yönetimi alanlarında dünyanın önde gelen uluslararası etkinliklerinden biri olarak kabul ediliyor. Küresel güç elektroniği ekosisteminden uzmanları, teknoloji şirketlerini, araştırmacıları ve karar vericileri bir araya getiren PCIM, yenilikçi teknolojilerin ve geleceğe yönelik mühendislik çözümlerinin sergilendiği önemli bir platform olarak öne çıkıyor. BeeMagnetics, güç elektroniği tasarım süreçlerine getirdiği yenilikçi sistem seviyesi yaklaşımıyla PCIM Top Innovation 2026 ödülünü kazandı. Şirketin ana ürünü BeeMagnetics Engine, güç elektroniği tasarımında PCB yerleşimi ve prototipleme öncesindeki kritik mühendislik adımlarını tek bir yapı içerisinde ele alan yeni nesil bir tasarım karar motoru olarak öne çıkıyor. Güç elektroniği sistemleri; elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji, savunma, veri merkezleri ve endüstriyel uygulamalarla birlikte giderek daha karmaşık hale geliyor. Daha yüksek verimlilik, daha yüksek güç yoğunluğu, daha kısa geliştirme süreleri ve daha düşük maliyet beklentileri, geleneksel ve parçalı tasarım süreçlerini daha zor yönetilebilir hale getiriyor. BeeMagnetics Engine, yalnızca mevcut bir tasarımı doğrulamaya değil, sistem gereksinimlerinden başlayarak daha güçlü, öngörülebilir ve üretilebilir tasarım çıktıları oluşturmaya odaklanıyor. %98’e varan sistem seviyesi doğrulukla, aylar süren erken aşama tasarım çalışmalarını dakikalar seviyesine indirmeyi hedefliyor. Bu yaklaşım, mühendislik ekiplerinin PCB yerleşimi ve prototipleme aşamasına geçmeden önce daha olgun tasarım kararları almasına yardımcı olurken; gereksiz revizyonları, prototip tekrarlarını ve teknik riski azaltmayı da destekliyor. Böylece BeeMagnetics Engine, daha hızlı ve daha optimize tasarım süreçlerinin yanında daha sürdürülebilir mühendislik uygulamalarına da katkı sağlıyor. PCIM Top Innovation 2026 ödülü, BeeMagnetics’in sistem seviyesinde güç elektroniği tasarım teknolojileri alanındaki vizyonunu global ölçekte görünür kılan önemli bir kilometre taşı oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik, Yeni Markası TIREMO® ile SAHA Expo’ya Damga Vurdu Haber

Empa Elektronik, Yeni Markası TIREMO® ile SAHA Expo’ya Damga Vurdu

Elektronik bileşen sektöründe; yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer bileşen çözümlerinden oluşan geniş ürün yelpazesiyle kapsamlı bir teknoloji tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, SAHA Expo Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nın en dikkat çeken katılımcılarından biri oldu. Şirket fuarda AMD tabanlı edge AI, yüksek performanslı hesaplama ve gömülü sistemlere yönelik işlemci ve hızlandırıcı çözümlerinin yanı sıra TE Connectivity’nin yüksek güvenilirlikli konnektör teknolojilerini ve RF/mikrodalga, havacılık arayüzleri, güç çevrim ve uzay kalifiye bileşen çözümlerini tanıttı. SAHA Expo’da savunma sanayindeki güçlü konumunu pekiştirirken yeni çatı markası TIREMO®’yu da ilk kez sektör profesyonelleriyle tanıştıran Empa Elektronik, önemli bir işbirliğinin ilk adımını da fuarda attı. Şirket, yerli çip tasarım firması Yonga Teknoloji Mikroelektronik Araştırma Geliştirme Tic. A.Ş. (Yongatek Microelectronics) ile olası iş birliği alanlarının değerlendirilmesine yönelik bir niyet mektubu imzaladı. Anlaşmanın imza töreni, SAHA Expo’da düzenlendi. Empa 2.0 vizyonunun omurgası Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, SAHA Expo’da bu yıl Empa’nın hem mevcut iş birliklerini güçlendirme hem de yeni projeler için güçlü temaslar kurma fırsatı yakaladıklarını belirterek “Fuarda aynı zamanda Empa Elektronik’in teknoloji ekosistemine yeni bir yön veren TIREMO®’yu da ilk kez tanıttık. Empa 2.0 vizyonumuzun omurgası olarak tanımladığımız TIREMO®, şirketimizin halka arz sonrası döneminin önemli mihenk taşlarından birini temsil ediyor. Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi bünyesinde geliştirilen tüm proje, ürün ve hizmetlerimizi artık TIREMO® kimliği altında, küresel standartlara uyumlu bir ‘teknoloji evi’ disipliniyle yönetmeye başladık” dedi. Amiral gemisi TIREMO®Cortex TIREMO®’nun siber güvenlikten uçta yapay zekâya, uç birim IoT cihaz yönetiminden özel yazılım çözümlerine kadar Empa’nın tüm katma değerli faaliyetlerini tek bir çatı altında toplayarak küresel bir kimlik kazandırdığını kaydeden Sarpel, şunları söyledi: “TIREMO®’nun projeler ayağı, şirket içi verimlilikten pazara sunulacak yüksek teknolojili platformlara kadar yürütülen tüm tasarım projelerini temsil ediyor. Bu kapsamda TIREMO®CRM (Empadigital), TIREMO®AIoT ve TIREMO®Vision olmak üzere üç ana odak noktamız bulunuyor. Empa’nın ticari ürün gamındaki ilk önemli adımı olan TIREMO®Cortex’i TIREMO®’nun yeni amiral gemisi olarak tanımlıyoruz. Hizmetler başlığı altında konumlandırdığımız ‘Accelerator Workshops’ ile ‘Teknik Destek’, ‘PoC (Proof of Concept)’, ‘Prototipleme’ ve ‘Sertifikasyon Desteği’; Empa’nın ‘Hızlandırıcı (Accelerator)’ kültürünün bir yansıması olarak TIREMO® çatısı altında sunuluyor.” Yongatek ile iyi niyet mektubu imzaladı Yongatek Microelectronics ile gerçekleştirilen imza töreninin detaylarına da değinen Murat Sarpel, “Bu iyi niyet mektubu ile Empa Elektronik’in, Yongatek Microelectronics çözümlerine teknik destek ve pazarlama alanlarında katkı sağlaması ve bu çözümlerin TIREMO® platformunun ‘superset’ bileşenleriyle entegre edilmesi öngörülüyor. Bu kapsamda Yongatek’in, TIREMO® platformunun stratejik teknoloji partnerlerinden biri haline gelebileceği değerlendiriliyor” diye konuştu. Türkiye’nin iki önemli teknoloji firması arasında sağlanacak bu işbirliğinin, Türkiye’nin teknoloji ekosistemine katkı sağlayacak stratejik bir adım olduğuna dikkat çeken Sarpel, “Bu sinerjinin, hem savunma sanayinde hem de sivil teknolojilerde yerli çözümlerin tercih edilmesini artıracağına ve Türkiye’nin teknolojide dışa bağımlılığını azaltma hedeflerine somut katkılar sağlayacağına inanıyoruz” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.