Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Güçlendirme

Kapsül Haber Ajansı - Güçlendirme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Güçlendirme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dijital Dünyada Çocuklar İçin Yeni Dönem! Haber

Dijital Dünyada Çocuklar İçin Yeni Dönem!

Çocukların dijital ortamlarda karşılaşabilecekleri risklerden korunması gerekliliğine vurgu yapan Çocuk Gelişimi Uzmanı Dr. Demet Gülaldı, “Ancak çözümün yalnızca yasaklama üzerinden kurgulanması, sosyal medyanın eğitim, yaratıcılık, sosyal bağ kurma ve kamusal katılım gibi olumlu yönlerini göz ardı etme riskini taşımaktadır.” dedi. Bu bağlamda daha sürdürülebilir bir yaklaşımın, “yasaklama” yerine “güvenli tasarım” ve “çocuk hakları temelli düzenleme” ilkelerini merkeze alan politikalar geliştirmek olduğunu dile getiren Dr. Gülaldı, “Amaç, gençleri dijital dünyadan izole etmek değil; onları bilinçli, eleştirel düşünebilen ve çevrim içi risklerle başa çıkabilecek dayanıklılığa sahip bireyler olarak güçlendirmektir.” diye konuştu. ABD’de oyun bağımlısı olduğu öne sürülen 11 yaşındaki bir çocuğun babasını öldürmesi ve geçtiğimiz günlerde Trabzon’da 13 yaşındaki Abdulkadir Eymen Bilgin’in ölümü, dijital bağımlılık tartışmalarını yeniden gündeme taşıyarak “yasaklama mı, güçlendirme mi?” sorusunu kamuoyunun merkezine yerleştirdi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, dijital bağımlılık konusunu “yasaklama mı, güçlendirme mi?” bağlamında ele aldı. Dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi hedefleniyor Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, ülkemizde 3 Şubat 2026 tarihli resmî gazete yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile “Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı 2026-2030”nın Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda yürürlüğe girdiğini hatırlatarak, “Bu eylem planının stratejik amaçları; Farkındalık ve Bilinçlendirme, Koruyucu ve Önleyici Mekanizmaların Geliştirilmesi, Dijital Risklere Karşı Müdahale ve Destek Mekanizmalarının Güçlendirilmesi ve Yasal ve Kurumsal Düzenlemelerin Güçlendirilmesi başlıklarında belirlenmiştir. Özellikle hem çocukların hem de ailelerin dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi, dijital platformlarda güvenli davranış biçimlerinin kazandırılması ve eleştirel düşünme, etik sorumluluk ve mahremiyet bilinci gibi becerilerin desteklenmesi hedeflenmektedir. Çocukların bilgiye erişim, çevrim içi öğrenme ve teknolojiyi etkin bir şekilde kullanmaları teşvik edilerek, dijital teknolojilerin yalnızca tüketim aracı değil aynı zamanda üretim ve gelişim alanı olarak görülmesi amaçlanmaktadır.” dedi. Avustralya öncü oldu 10 Aralık 2025 itibarıyla Avustralya’da 16 yaş altındaki çocuk ve ergenlerin TikTok, Instagram, YouTube, Snapchat, X ve Facebook gibi büyük sosyal medya platformlarında hesap açmaları ve mevcut hesaplarını sürdürmelerinin yasaklandığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “28 Kasım 2024’te kabul edilen ‘Online Safety Amendment (Social Media Minimum Age) Bill 2024’ ile sosyal medya kullanımında asgari yaş 16 olarak belirlenmiş; böylece bu kapsamda dünyada öncü bir düzenleme hayata geçirilmiştir. Yasa, yaptırımları çocuklara ya da ebeveynlere değil, doğrudan teknoloji şirketlerine yöneltmektedir. Düzenlemenin temel gerekçesi, çocuk ve ergenlerin ruh sağlığını, güvenliğini ve genel iyilik hâlini korumaktır. Siber zorbalık vakalarındaki artış, zararlı içeriklere maruz kalma, çevrim içi istismar riski, kötü niyetli yetişkinlerle temas olasılığı ve sürekli karşılaştırma kültürünün benlik saygısı üzerindeki olumsuz etkileri, yasanın dayanak noktaları arasında gösterilmektedir.” diye konuştu. Sosyal medya yasaklamaları küresel ölçekte hızlandı Avustralya’daki bu düzenlemenin, benzer tartışmaları küresel ölçekte hızlandırdığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Birleşik Krallık 16 yaş altına yönelik kısıtlamaları değerlendirmekte; Fransa’da 15 yaş altına sosyal medya yasağını öngören tasarı parlamentodan geçmiştir. Çin, ‘minor mode’ uygulamasıyla yaşa bağlı ekran süresi sınırlamaları getirmiştir. İspanya ve Danimarka’da da benzer düzenlemeler gündemdedir. Avrupa Parlamentosu ise bağlayıcı olmamakla birlikte 16 yaş sınırını öneren bir karar üzerinde uzlaşmıştır. Bu gelişmeler, sosyal medyanın çocuk gelişimi üzerindeki etkisinin pedagojik bir tartışmanın ötesine geçerek hukuki ve siyasal bir mesele hâline geldiğini göstermektedir.” ifadesinde bulundu. Yasaklama bir çözüm mü? 12–16 yaş aralığının kimlik gelişiminin hızlandığı, sosyal kabul ihtiyacının arttığı ve duygusal dalgalanmaların yoğunlaştığı kritik bir dönem olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Ergenlikte bireyin fiziksel değişimlere uyum sağlaması, kendilik algısını yapılandırması ve sosyal ilişkiler içinde konumunu belirlemesi beklenir. Ancak nörogelişimsel açıdan dürtü kontrolü ve uzun vadeli sonuçları değerlendirme kapasitesi henüz tam olarak olgunlaşmamıştır. Bu durum, sosyal medya ortamlarında karşılaşılan içeriklere karşı ergenleri daha kırılgan hâle getirebilmektedir.” şeklinde konuştu. Ergenlik kırılgan bir dönem Araştırmalar, sosyal medya platformlarında idealize edilmiş yaşam temsillerinin, mükemmel beden algısı ve popülerlik odaklı görünürlük kültürünün, ergenlerin benlik gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini ortaya koyduğunu da anlatan Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Özellikle sosyal karşılaştırma süreçleri, özsaygı ve beden algısı üzerinde belirleyici olabilmektedir. Bununla birlikte sosyal medya, ergenlerin kendilerini ifade edebildikleri, akran ilişkilerini sürdürebildikleri ve toplumsal meselelere dair farkındalık geliştirebildikleri bir alan olarak da işlev görmektedir. Dolayısıyla sosyal medya hem risk hem de fırsat barındıran çift yönlü bir dijital ekosistem sunmaktadır.” dedi. Gençleri 16 yaşına kadar dijital deneyimden bütünüyle uzak tutmanın da riski var Çocukların dijital ortamlarda karşılaşabilecekleri risklerden korunması gerekliliğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Ancak çözümün yalnızca yasaklama üzerinden kurgulanması, sosyal medyanın eğitim, yaratıcılık, sosyal bağ kurma ve kamusal katılım gibi olumlu yönlerini göz ardı etme riskini taşımaktadır. Ayrıca gençleri 16 yaşına kadar dijital deneyimden bütünüyle uzak tutmak, sonrasında ani ve denetimsiz bir geçişe yol açabilir. Bu durum, dijital okuryazarlık ve öz düzenleme becerilerinin kademeli olarak gelişmesini engelleyebilir.” diye konuştu. Dijital okuryazarlık eğitimleri temel olmalı Bu bağlamda daha sürdürülebilir bir yaklaşımın, “yasaklama” yerine “güvenli tasarım” ve “çocuk hakları temelli düzenleme” ilkelerini merkeze alan politikalar geliştirmek olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, “Algoritmik şeffaflık, yaşa uygun içerik tasarımı, veri koruma önlemleri, etkili denetim mekanizmaları ve dijital okuryazarlık eğitimleri bu yaklaşımın temel bileşenleri olmalıdır. Amaç, gençleri dijital dünyadan izole etmek değil; onları bilinçli, eleştirel düşünebilen ve çevrim içi risklerle başa çıkabilecek dayanıklılığa sahip bireyler olarak güçlendirmektir. 16 yaş altı sosyal medya yasağı yalnızca hukuki bir düzenleme değil; dijital çağda çocukluk ve ergenlik kavramlarının yeniden tanımlandığı bir kırılma noktasına işaret etmektedir. Bu kırılmanın nasıl yönetileceği ise yasaklardan çok, bilimsel veriye dayalı, çok paydaşlı ve çocuk merkezli politikaların geliştirilmesine bağlıdır.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın Önde Gelen Tenisçilerinden Jannik Sinner Allianz’ın Küresel Marka Elçisi Oldu Haber

Dünyanın Önde Gelen Tenisçilerinden Jannik Sinner Allianz’ın Küresel Marka Elçisi Oldu

Dünyanın önde gelen sigorta ve varlık yönetimi şirketlerinden Allianz Grubu, 4 kez Grand Slam Şampiyonu olarak adını tenis tarihine altın harflerle yazdıran Jannik Sinner’ın küresel çapta ortağı ve destekçisi oldu. Yapılan anlaşma kapsamında Allianz, Sinner'ın resmi ortağı olacak ve FC Bayern Münih futbol takımı ve Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları gibi uzun süreli bağları bulunan spor portföyüne, dünya sıralamasında 2. sırada bulunan tenis yıldızını da ekleyecek. Bu küresel iş birliği ile sporun birleştirici gücünü teşvik eden ve sporu dünya çapında bir etkileşim platformu olarak kullanma stratejisini güçlendiren Allianz, Jannik Sinner’ın kurucusu olduğu vakıf aracılığı ile de çocukları ve gençleri eğitim ve spor yoluyla güçlendirmeyi hedefliyor. Ünlü tenisçi Jannik Sinner yaptığı açıklamada, “Allianz ile iş birliğimizden dolayı büyük mutluluk duyuyorum. Tecrübelerim bana şunu öğretti ki, sporda olduğu gibi hayatta da azimli olmak, iyi hazırlık yapmak ve konfor alanınızın biraz dışına çıkmak başarıyı da beraberinde getiriyor. Bunun için de güçlü bir ekibe sahip olmak ve daha iyisini yapmak için hem sahada hem de saha dışında sürekli çalışmak gerekiyor. Allianz'ın da bu vizyonu paylaştığını biliyorum ve özellikle Vakfım aracılığıyla yapacağımız ortak projeler için şimdiden heyecan duyuyorum” dedi. Allianz SE CEO'su Oliver Bäte ise şunları söyledi: “Allianz'da güven, bireyleri, toplumları ve kurumları daha aydınlık bir gelecek için güçlendirme misyonumuzun merkezinde yer alıyor. Özgünlük, dayanıklılık ve mükemmellik gibi değerleri paylaştığımız Jannik Sinner ile güçlerimizi birleştirmekten heyecan duyuyoruz. Bu iş birliği, çocukları ve gençleri güvenle geleceğe hazırlamaya dair misyonumuzun da devamı niteliğinde. Birlikte, güvene ve ortak başarıya dayalı bir gelecek inşa ediyoruz.” Allianz, bu uzun soluklu ortaklık ile çocukların eğitim ve spor yoluyla dünyayı ve kendi potansiyellerini keşfetmelerini sağlamak için Jannik Sinner Vakfı'na da destek olacak. Allianz Türkiye’den ilham veren sporculara tam destek 2021 yılından bu yana Olimpiyat ve Paralimpik Hareketlerinin ana ortağı olan Allianz, bu ortaklığı 2032 yılına kadar sürdürecek. Yaklaşan Milano Cortina 2026 Kış Olimpiyatları ve Paralimpik Oyunları'nın Resmi Sigorta ortağı olan Allianz, 25 yılı aşkın bir süredir FC Bayern Münih takımının yanı sıra yüzlerce yerel spor kulübü ve derneğiyle de iş birliği yapıyor. Sporun sosyal ve kültürel bariyerleri aşma gücüne inanan Allianz Türkiye de Ceren Reyhan Yıldırım, Sümeyye Boyacı, Merve Dinçel ve Mete Gazoz gibi insanlığa ilham veren sporcularla iş birliklerini güçlendirerek, olimpiyat ruhunu tüm Türkiye'ye yaymak ve daha fazla genci spora teşvik etmeyi amaçlıyor. Son olarak Dağ Gibi Arkandayız projesiyle Erzurumlu kız çocuklarını kayak sporuyla tanıştıran Allianz Türkiye, 3 başarılı kız çocuğunu ilk antrenörlük sınavına dek, yaklaşık 10 yıl boyunca destekleyecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Malatya'ya Bölgenin En Büyük Kütüphanesi Geliyor Haber

Malatya'ya Bölgenin En Büyük Kütüphanesi Geliyor

Büyükşehir Belediyesi fuaye alanında inşa edilen ve bölgenin en büyük kütüphanesi olma özelliğini taşıyarak, şehre değer katacak olan kütüphane inşaatında gelinen süreçle ilgili bilgiler veren Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, basın mensuplarıyla birlikte kütüphane inşaatını gezdi. Başkan Sami Er, 815 kişi kapasiteli kütüphanenin sadece Malatya değil bölgenin en büyük kütüphanesi olduğunu ifade etti. “KÜTÜPHANEMİZ 7/24 HİZMET VERECEK” Malatya'nın eğitim, kültür ve sosyal yaşamına yön verecek çok önemli bir projeyi hayata getireceklerini kaydeden Başkan Er, "Göreve geldiğimde 'Malatya kütüphaneler ve spor şehri olacak' dedim. Bu düsturla çalışıyoruz. Şehrin birçok noktasında kütüphane ve spor tesisleri inşa ediyoruz. Büyükşehir Belediyemiz içinde sadece Malatya'nın değil bölgenin en büyük kütüphanesini yapıyoruz. Buranın 6 bin 400 metrekare inşaat alanı var. 3 bin 200 metrekare lojistik desteğin olacağı bodrum ile 3 bin 200 metrekare fuaye alanında amfi ve yatay alanlar yer alıyor. Kütüphanemiz 7/24 hizmet verecek. Gençlerimiz burada ders çalışıp, zaman geçirebilecek. Burada çalışırken kendilerini üniversite amfisinde gibi hissedecekler. Su, çay, kahve ve günün belli saatlerinde çorba ikramlarımız olacak. Ücretsiz internet hizmeti sunacağız Ailelerimiz gönül rahatlığıyla çocuklarını buraya bırakabilecek" diye konuştu. “AYNI ANDA 815 KİŞİNİN DERS ÇALIŞACAĞI BİR ALAN” Başkan Er, 815 kişi kapasiteli kütüphanede bütün detayların en ince ayrıntısına kadar düşünüldüğüne dikkati çekerek, "Kütüphanede mini seminer odaları olacak. Burada uzmanlar tarafından ders verilecek alanlarda bulunuyor. Bunun yanında bilgisayar odası da projede yer alıyor. Öğrencilerin dinlenmeleri ve çalışma aralarında faydalanabilmeleri için 260 metrekare kafe yapıyoruz. Bu anlamda bölgenin en büyük kütüphanesi olacak. Bir anda 815 kişinin ders çalışacağı bir alan olacak. Burası sadece dört duvar arasında masaların olduğu bir kütüphane değil. Her detayı en iyi şekilde düşündük" ilgilerini verdi. Kütüphanenin belediye binasından ayrı bir yapı olarak inşa edildiğini dile getiren Başkan Er, "Kütüphane inşaatı öncesinde bu alan için performans analizine yaptık. Deprem görmüş bir şehirde bu alana fonksiyon yüklemeden önce bu çalışmayı gerçekleştirdik. Binada herhangi bir sıkıntı yok ancak eski bina olduğu için performans analizinde sadece bu alan için güçlendirme gerçeği ortaya çıktı. Kütüphanenin bulunduğu bu alan binadan bağımsız çalışacak. Her sistemi ayrı düşünüldü. Tesisatlarından işleyişine kadar binadan bağımsız olacak. Deprem yönetmeliğine uygun güçlendirdik" diye konuştu. “KÜTÜPHANENİN 60 BİN KİTAP KAPASİTESİ OLACAK” Kütüphanenin malzemelerin hazır olduğunu ifade eden Başkan Er, “Bayram sonrası Kütüphanenin tamamlanıp, hizmete girmesini planlıyoruz. Burası her anlamda çok güvenli bir yer olacak. Güvenliği sarsacak hiçbir öğrenci buraya giremeyecek. Aileler rahatlıkla çocuklarını buraya gönderebilecek. Biz şeffaf, hesap verebilir ve adil olduk, olmaya da devam edeceğiz. Hiçbir şeyi gizlemiyoruz, meclisimizin ve halkımızın bilgisine sunuyoruz. Malatya'nın her kuruşunu sonuna kadar takip ediyorum. Kütüphane 285 milyona mal oldu. Sadece gördüğünüz inşaat değil, mobilyalar başta olmak üzere kaliteli malzeme seçtik. Bilgisayar malzemeleri, turnikesi ve yazılımıyla anahtar teslim olacak. Burada mevcut personelimiz var. İhtiyaç duyulduğunda uzman personeller de burada görevlendirilecek. Kütüphanenin 60 bin kitap kapasitesi olacak. Kütüphaneyi buraya inşa etmemizdeki temel amaç; hem belediye binamızı bir yaşam alanına dönüştürmek hem de merkezi bir lokasyon olması" dedi. KÜTÜPHANENİN FİZİKİ VE TEKNİK BİLGİLERİ Kütüphane amfi, seminer salonları, öğrenci işleri, serbest çalışma alanları, bilgisayarlı çalışma masaları, öğrencilere hizmet verecek kafeterya yer alacak. Kütüphane, özel bir yazılım sistemi ile öğrencilere hizmet verecek. Kütüphane bünyesinde 96 sandalye kapasiteli ve 240 metrekare büyüklüğünde modern bir kafeterya yer alacak. Modern ve çok amaçlı olarak planlanan kütüphanede 460 kişilik serbest çalışma alanı, 95 kişilik bilgisayarlı çalışma alanı, 100 kişilik amfi alanı, 60 kişilik seminer salonu, 96 kişilik kafeterya alanı bulunuyor. Kütüphane, aynı anda 815 kişinin kullanımına imkân sağlayacak şekilde tasarlandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir'de Opera Binası İnşaatı ile İlgili Önemli Açıklama Haber

İzmir'de Opera Binası İnşaatı ile İlgili Önemli Açıklama

Mahkeme kararı ve bakanlık yazışmalarını muhalelefet meclis üyelerine elden ulaştıran ve eleştirilerin doğru olmadığını ifade eden Başkan Tugay, “Çerçeveleterek gönderenler var, ben ise size böyle çerçevesiz gönderiyorum. Kusura bakmayın” ifadelerini kullandı. Başkan Tugay, opera binası için 2026 yılı bütçesinden ödenek ayrıldığını ve bu dönem hizmete almayı planladıklarını söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ocak ayı olağan meclis toplantısının ikinci oturumu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay başkanlığında gerçekleşti. Kültürpark 4 Nolu Hol’deki Meclis Toplantı Salonu'ndaki oturumda, gündem maddelerine geçilmeden önce söz alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, riskli yapı olarak tescil edilmiş olan Çankaya Katlı Otoparkı ve Karşıyaka’daki opera binası inşaatı ile ilgili açıklama yaptı. AK Parti Grubu’ndan yöneltilen iddiaları belgeleriyle tek tek yanıtlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay, ilgili yazışmaları ve kararları muhalafet grubu meclis üyelerine iletti. “Mahkeme kararı var, kafa karıştırılması yanlış” Çankaya Katlı Otoparkı’na ilişkin hukuki süreci aktaran ve iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, 6306 sayılı Kanun’u hatırlatarak şu açıklamalarda bulundu: “Bir yapının 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli olarak tespit edilmesi durumunda, o yapıyla ilgili ister yıkım ister güçlendirme kararı verilsin, tahliye şartı bulunmaktadır. Bu, kanunen zorunlu bir durumdur. Riskli yapı kararı alındığında tapuya şerh düşülür. Şu anda bu otopark yapısının tapusunda da şerh bulunmaktadır. Bu şerh, ancak yapı güçlendirildiğinde ya da yıkıldığında kaldırılabilir. Risk değerlendirmesinin usule uygun yapılmadığı yönünde iddialar var. Ancak bunun doğru olmadığını ortaya koyan mahkeme kararı bulunmaktadır. Bu hususların gözden kaçırıldığını düşünüyorum. Bugüne kadar, bilenlerin zaten bildiğini varsayarak bu konuyu çok fazla gündeme getirmedik. Ancak mahkeme kararıyla riskli olduğu kesinleşmiş bir yapı hakkında, ‘değerlendirme hatalı yapıldı’ gibi iddialarla kamuoyunun kafasını karıştırmaya çalışmak tamamen yanlıştır. Yolu kapatanlar var. Gitsinler tapudan şerhi kaldırsınlar, bu illegal durum ortadan kalksın. Şu an sergilenen tüm tutum ve davranışlar yasaya aykırıdır. Güçlendirme yapılana kadar binanın boşaltılması kanunen zorunludur. Bugüne kadar hem benim dönemimde hem de benden önce gösterilen tolerans, yasal sınırları zorlamış durumdadır. Biz yalnızca esnafımızın mağdur olmamasını istedik ve bu sorunun çözümü için iyi niyetle davrandık. Ancak buranın güçlendirilmesine ilişkin sürecin makul, mantıklı ve uygulanabilir olmadığı görüldüğü için bu kararı zorunlu olarak almak durumunda kaldık. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden daha fazla hissesi bulunan kurumlara, vakıflara ve Ziraat Bankası’na muvafakat verilmediği yönündeki iddialar doğru değildir. Biz muvafakat veriyoruz; ancak herhangi bir sorumluluk üstlenmediğimizi özellikle vurgulayarak bunu yapıyoruz.” “Bakanlığa neden izin vermediğini sorun” Opera binası önünde yapılan paylaşımlara ve ‘İzmir Büyükşehir Belediyesi yarım bıraktı’ söylemlerine değinen Başkan Tugay, şu ifadeleri kullandı: “İnşaata başlayan müteahhitle buranın devam eden hukuki bir süreci vardı. Bu süreçte, bizim ihale yapabileceğimiz aşamaya gelmemiz için hukuki süreç nedeniyle beklememiz on gerekiyordu. Artık önümüz açıldı. Orada bir sorunumuz yok. Biz de Tasarruf Genelgesi nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na başvurduk. Bu tamamlanmamış opera binasının ikmal inşaatının yapılmasıyla ilgili olarak 29 Ağustos 2025 tarihinde başvuruda bulunduk. Beş aydır bu yazıya bakanlıktan herhangi bir cevap gelmedi. Cevap geldiği gün, bu ikmal ihalesini yapacağız ve bitirilmesi gereken opera binasını tamamlayacağız. Biz bunu bir an önce yapmak istiyoruz, ancak bakanlıktan olumlu bir yanıt gelmedi. Orası iki parselden oluşuyor. Hiç olmazsa bir parselini hızlıca yapalım, tamamına izin vermedilerse belki yarısına izin verirler diye iki parsel olarak ayrı ayrı çalışacağımızı belirten ikinci bir yazı daha gönderdik. Buyurun, siz bakanlığa sorun. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin opera binasının tamamlanması için neden olumlu yanıt verilmediğini söyleyin.” “Çerçeveletmedim, kusura bakmayın” Başkan Tugay daha sonra meclisteki görevlilerden ricada bulundu ve bakanlığa iletilen izin belgesini muhatabına verirken, “Özellikle vermek istiyorum. Çerçeveleyerek gönderenler var, ben ise size böyle çerçevesiz gönderiyorum. Kusura bakmayın” ifadelerini kullandı. “2026 bütçesinde ödenek ayrıldı, bu dönem hizmete alacağız” Bu dönem bitmeden binayı hizmete almak istediklerini aktaran Başkan Tugay, “2026 yılı bütçesinde, sermaye giderleri kapsamında 1 milyar 938 milyon lira ödenek ayrılmıştır. Opera binası yapımı işi için daire başkanlığı genel bütçesine gerekli öngörüler yapılmıştır. İhale, bakanlıktan onay geldikten sonra derhal ilgili mimarla revizyon proje konusunda anlaşma imzalanacak. Proje hazırlandıktan sonra iki etap halinde yapılacak. Daha ekonomik bir hale gelmesi için yüksek maliyetli işlerden feragat edeceğiz. Binanın konsepti ve kullanımı değişmeyecek; ancak lüks diyebileceğimiz bazı harcamaları daha ekonomik hale getireceğiz. Amacımız, inşaatı bir an önce tamamlamak ve bu süreçte belediyeye mümkün olduğunca az yük getirmek. Daha sonra ikmal ihalesi yapılacak, şartname hazırlanacak, ihale süreci yürütülecek, yer teslimi yapılacak ve inşaat hızla tamamlanacak. Hepimizin amacı ve hedefi budur. İnşallah, Allah bir aksilik vermezse, bu dönem bitmeden binayı hizmete almış olacağız” dedi.

Kordsa  Lastik Güçlendirme ve Kompozit Teknolojileri İşlerine Odaklanıyor Haber

Kordsa  Lastik Güçlendirme ve Kompozit Teknolojileri İşlerine Odaklanıyor

Sabancı Holding iştiraklerinden, ileri malzeme teknolojilerinde dünyanın önde gelen şirketlerinden Kordsa, küresel ölçekte pazara uyumlanmak ve rekabetçi gücünü korumak için ana iş kolları olan lastik güçlendirme ve kompozit teknolojilerine odaklanma sürecine girdi. Yeni dönemde Kordsa, müşteri ihtiyaçlarını farklılaşan ürün ve hizmetleri ile karşılamaya devam ederken, operasyonel olarak artan verimlilik, nakit ve maliyet yönetimi yaklaşımı ile rekabetçiliğini koruyarak değişen küresel pazar dinamiklerine uyumlu hale getiriyor. Son yıllarda Asyalı oyunculardan gelen fiyat rekabetinin, sektördeki oyuncuları daha odaklı ve verimli bir yapıya geçmeye zorladığını ifade eden Kordsa CEO’su Ergun Hepvar, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Bugün ana iş kolumuz olan lastik güçlendirmede küresel üretimin önemli bir bölümü Asya’ya, özellikle Çin’e kaymış durumda. Bu oyuncuların yüksek kapasiteli yatırımlarını hızla doldurmaya yönelik rekabetçi yaklaşımları, küresel pazar dinamiklerini de tamamen değiştirmiş durumda. Kordsa olarak, küresel etkinliğimizi artırmak için stratejimizi ‘farklılaşarak müşterisine değer yaratan ortak’ ve ‘pazardaki değişimi yöneten taraf olmak’ üzerine kuruyoruz. Bu kapsamda lastik güçlendirme ve kompozit teknolojilerindeki odağımızı artırıyoruz. İnşaat güçlendirme iş kolumuzu ve Kratos markamızı geçtiğimiz ay içerisinde Sabancı Topluluğu şirketlerinden Çimsa’nın bağlı ortaklığı olan Afyon Çimento’ya devretmemiz de bu odaklı büyüme stratejimizin bir parçası.” “OPERASYONEL SÜREÇLERİMİZİ DAHA VERİMLİ HALE GETİRİYORUZ” Kordsa’nın 52 yıldır köklü bir geçmişe sahip olduğunun altını çizen Ergun Hepvar, “Kordsa bu dönemde her zaman müşterileriyle var olan bir şirket oldu. Müşteri odaklılık, yüksek kalite tutkusu, belirsizlikler karşısında hızlı ve çevik olabilme yetkinliği, Kordsa’yı ana iş kolu olan lastik güçlendirmede küresel lider konumuna getirdi. Bugün dünyada tüm müşterilerimizin kendi tedarik zincirlerini ve üretim planlamalarını gözden geçirdiği bir dönemdeyiz. Kordsa olarak, bizim de tıpkı müşterilerimiz gibi operasyonel süreçlerimizi yeniden yapılandırmamız, piyasa gerçeklerine uyumlu olarak daha verimli hale getirmemiz gerekiyor. Amacımız, küresel ölçekte rekabetçiliğini koruyan, teknolojisiyle öne çıkan, bilançosunu ‘finansal sürdürülebilirlik’ odağında güçlendiren ve liderlik vizyonunu sadece satışlarıyla değil iş kültürüyle de ortaya koyan bir Kordsa yaratmak” ifadelerini kullandı. Kordsa’nın dönüşüm sürecinde temel stratejilerinin, katma değerli ürünlerde mükemmeliyet ve müşteri memnuniyetinde süreklilik üzerine kurulu olduğunu da sözlerine ekleyen Ergun Hepvar, “Tüm paydaşlarımıza sürdürülebilir katma değer yaratmak geleceğimizin formülü” dedi. “KORDSA HİKAYESİNDE SABANCI’NIN VİZYONU VE GÜVENİ ÇOK ÖNEMLİ” Kordsa’nın lastik güçlendirme pazarındaki etkin rolünün, Sabancı Holding’in ortaya koyduğu vizyonun ve Kordsa’ya duyduğu güvenin çok önemli olduğunu da ifade eden Ergun Hepvar, “Geçtiğimiz ay içerisinde alınan sermaye artırım kararına, Sabancı Holding’in ana hissedarımız olarak katılmaya karar vermesi, bu güvenin en somut ve en güncel örneklerinden biri. Öte yandan, bu sermaye artışından elde edilecek fon, Kordsa’nın finansal borçlarının azaltılması amacıyla kullanılacak. Söz konusu finansal yapılanma, Kordsa’nın içinde bulunduğu dönüşüm sürecinin de en büyük itici güçlerinden biri olacaktır” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.